Anadolu'da Kast Sitemi

Anadolu Kast Sistemi

5 Mayıs 1789 Devrimi ile Küresel Sömürgeci Güçler, dünya üzerinde ki hakimiyetlerini resmen ilan etmiştir.

Bu tarihten sonra, Türk Devleti açısından,

• 1792 Yaş Antlaşması,
• 1838 Balta Limanı Antlaşması,
• 1839 Tanzimat Fermanı,
• 1856 Islahat Fermanı,
• 1876 Meşrutiyet İlanı,

öne çıkan olayları ile, Anadolu Toplum Yapısına, resmi yollardan, doğrudan müdahaleler başlamış, bu coğrafya insanları üzerinde adım adım GİZLİ bir KAST SİSTEMİ inşa edilmiştir.

1865’de kurulan ve fiilen 1908’de resmi olarak 1909 Darbesi ile Anadolu Coğrafyasında yönetimi eline alan İttihat ve Terakkiciler, dünya üzerinde ki bütün hedef toplumlarda hakim olan ve Anadolu’da da zemini hazırlanmış KAST SİSTEMİNİ, Anadolu TÜRK Devletinde hakim kılmışlardır.

 

ANADOLU COĞRAFYASININ İŞGALİ PLANI

Aynı dönemde, Osmanlı Devleti üzerinde iki aşamalı bir İŞGAL PLANI’da uygulamaya alınmıştır.

Birinci aşamada; Osmanlı Devleti’nin, Anadolu Coğrafyası dışında ki, farklı kökenden toplumların yaşadığı topraklarına el konulmuştur.
İkinci aşamada; Türk toplumunun yerleşik olduğu Anadolu Coğrafyasında ki Türk Egemenliği tamamen bitirilmek ve coğrafya tümüyle istila edilmek istenmiştir.

1918 Mondros Antlaşması, birinci aşamanın hayata geçirilmesini sağlamış,
1920 Sevr Dayatması ise, ikinci aşama için planlanmıştır.

1920 Sevr Dayatmasının, Türk Milli Kurtuluş Hareketinin direnişine takılması ile, Küresel Sömürgeci yapılar, o günün şartlarında, 1800’lerin başından beri adım adım oluşturdukları KAST SİSTEMİNİN yerleşik kalması şartı ile Anadolu Türk Devletinin varlığına razı olmuşlardır. Ancak SEVR emellerinden hiçbir zaman vaz geçmemişlerdir. Oluşturulmuş olan GİZLİ KAST SİSTEMİ, Tehcir ve Mübadele hadiseleri ile güçlendirilmiştir.

 

KAST SİSTEMİ

Anadolu Türk Devletinde hayata geçirilen KAST SİSTEMİNDE, Beyaz Türklerin hakimiyeti söz konusudur. İsminde “Türk” ifadesi bulunan pek çok kurumun Türklükle alakası olmadığı gibi, “Beyaz Türkler”in yada başka ifade ile “Genç Türkler”in de, Türklük ile alakası yoktur.

Bu kesim, Türk toplumuna uyum sağlamak üzere özel olarak yetiştirilmiş, özünde Küresel Sömürgeci Sisteme kan bağı ile bağlı olan hususi ailelerden müteşekkildir.

Anadolu KAST SİSTEMİ’nde en üst yapıda yer almaktadırlar. İnanç yönünden Yahudi ırkına yakın olan bu kesim, Devlet Yönetiminin tüm kademelerinde ve Anadolu’da faal “İMALAT SEKTÖRÜ”nde önemli yer tutmuştur. Özellikle Boğazlar bölgesinde yerleşiktirler.

 

ANADOLU KAST SİSTEMİNDE İKİNCİ TABAKA

Üst yapıya, hem destek sağlamak hem de alternatif oluşturmak için, KAST SİSTEMİNİN ikinci kademesine Ermeni/Rum kesimler yerleştirilmiştir. Bu kesime, özellikle “TİCARET SEKTÖRÜ” tahsis edilmiştir. Liman kentlerinde ve tarım bölgelerinde yoğun olarak yerleşmişlerdir. Bu tabaka, genellikle Yahudi ırkına ve siyonizme destek olmayı amaçlamış hıristiyanlardan (Evangelistler) oluşmaktadır.

 

ANADOLU KAST SİSTEMİNDE ÜÇÜNCÜ TABAKA

KAST SİSTEMİNDE üçüncü kademe, Anadolu Alevilerine verilmiştir. Özellikle “SANAT SEKTÖRÜ” üzerinde hakimiyet kurmalarına izin verilmiş, Basın ve Medya da etkin olmuşlardır. Büyük arazilerde tarımla uğraşmışlar, kritik ürünlerin kontrollerinde tutmuşlardır.

Alevi deyince; 

“Eşhedü en la ilaha illallah, ve Eşhedü en ne Muhammeden abduhu ve Rasuluhu, vahdehu la şerike leh, lehul mülkü ve lehul hamdu ve hüve ala külli şey’in kadir.” itikadı prensibi üzerine yaşayan herkes kardeşimizdir. 

Burada ki kasdımız, İslam’ı bölmek, kutsal birlik ve beraberliği bozmak üzere, bilerek yada bilmeyerek oyuna gelen ve cephelenenlerdir. 

Bu kesim zaman zaman, SİSTEM içinde üst tabakaya atlamak çabasına girmiş, ancak bu girişimleri oldukça kanlı şekillerde bastırılmıştır. Buna mukabil, içlerinden bazı seçilmiş kişiler için, ikinci tabakada yer edinme ayrıcalığını elde etmişlerdir.

 

ANADOLU KAST SİSTEMİNDE DÖRDÜNCÜ TABAKA

KAST SİSTEMİNİN dördüncü kademesinde, yerli Anadolu halkı içinden devşirilen LÜMPEN KESİM yer tutmuştur. Bu devşirmeler, üst kademelerde ki etkinlerin hizmetinde kullanılmıştır. Sanat camiasında figüranlar, dublörler, yardımcı elemanlar; Ticaret hayatında, düşük karlılık seviyesinde çalışan esnaf üstü bayiler, satıcılar; Devlet dairelerinde alt kademe memur ve hademeler, yetki sahibi olmayan zabitler gibi iş yapmışlardır. Bulundukları her görevde, görevlerini aşan üst düzeyde etkileri olmuştur.

 

ANADOLU KAST SİSTEMİNDE BEŞİNCİ TABAKA

Anadolu KAST SİSTEMİNİN en alt kademesinde, mütedeyyin ve milliyetçi halk tabası bulunmaktadır. Küçük esnaf, küçük çiftçi, zanaatkar olarak, zor geçim şartlarında yaşam sürmüşlerdir. Genellikle, sıkı kontrol ve baskı altında tutulmuşlar, ileri derece eğitim almalarına müsaade edilmemiştir. Yaşadıkları bölgelere mecburiyet fazlası hizmet götürülmemiştir.

 

KAST SİSTEMİNİN HAKİMİYETİ

Genel olarak, birinci ve ikinci tabakalar dışında, yeni neslin önemli aşamada okumasına, öğrenim görmesine, aile kariyerleri dışında kariyer sahibi olmasına izin verilmemiştir. SİSTEMİN hakim olduğu dönemlerde, yeni nesil genellikle, baba mesleğine atanmıştır.

KAST SİSTEMİ içinde değerlendirilebilecek, ancak özel durum sahibi olan iki önemli meslek gurubu vardır.

• ÖĞRETMENLİK ve
• HEKİMLİK.

Bu iki meslek grubu üyeleri her dönemde özel olarak yetiştirilmiştir. İlk öğretimde görevlendirilecek öğretmenler ve uzmanlaşmayacak hekimler, genellikle devşirilmiş yerli halktan, yani, ya dördüncü tabakadan yada beşinci tabaka içinden yeni devşirilenlerden seçilmiştir.

Akademik olarak görev yapacak öğretmen ve hekimler ise daha üst tabakalardan temin edilmiştir.

 

 

KÜRESEL SÖMÜRGECİ ODAKLARIN TÜRKİYE EYLEMLERİ

KÜRESEL SİSTEM, Anadolu Türk Devletinde ve Anadolu Coğrafyasında, iki hususa önemle eğilmiştir.

Bunlardan Birincisi, Anadolu Devlet yapısının kendi kontrollerinden kesinlikle çıkmaması,
İkincisi ise, Coğrafya üzerinde yaşayan toplumun, dini ve milli değerlerden uzaklaştırılmasıdır.

Dördüncü tabakaya yükselmenin şartı, dini ve milli değerlerden arınmış olmaktır. Bu Kutsal değerlerden uzaklaştırılmış herkes dördüncü tabaka içinde yer bulmuştur.

Her dönemde, ya gerçek başarılarından ötürü tesadüfi olarak yada gizlenerek ve hedeflenerek, hak etmedikleri(!) tabakalarda yerleşmiş olan alt tabaka mensupları, belirli aralıklarla gerçekleştirilmiş DARBE görüntüsü altında ki temizleme operasyonları ile işgal(!) ettikleri mevkilerden uzaklaştırılmışlardır.

Aynı operasyonlarda, DEVLET YAPISININ elde ettiği kazanımlar da birinci tabakaya peşkeş çekilmiş, DEVLET YAPISI aşırı borç altına alınmıştır.