Boya Hasarları

Boya ve Boya Hasarları

Boya ve Kaplama Endüstrisi

Dekoratif veya koruma amaçlı kaplama olarak kullanılan boya, ilk defa 30,000 yıl önce ortaya çıkmıştır. Mağara adamları ham boya kullanarak yaşamlarını anlatan tasvirler yapmışlardır. Bu tasvirler bugün hala o kaya duvarlarını süslemektedir.

Buna rağmen boya ve kaplama endüstrisi, Amerikan ulusal ekonomisinin bir üyesi olarak tanınabilmek için endüstri devrimini beklemek zorunda kalmıştır.

Kayıtlara geçen ilk boya tesisi, 1700 yılında Thomas Child tarafından Boston’da kurulmuştur. Bundan 150 yıl sonra, 1867’de, Ohio’dan D.R. Averill Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk “hazırlanmış” veya “hazır-karışım” boyaların patentini almıştır.

1880’lerin ortalarında boya fabrikaları nüfus ve endüstri merkezlerinde yayılmaya başlamıştır. Mekanizasyon, boya üretimini daha geniş ve uzman olmayan bir girişimci grubu tarafından da yapılabilir hale getirmiştir. Önceden hazırlanan boyanın ağır olması taşımayı pahalı hale getirmiş, bu sebepten dolayı 1900’lerin ortalarına kadar bölgesel pazarlar, küçük üreticilerin oluşturduğu merkezi olmayan bir yapının hakimiyetinde kalmıştır. Bu yapı günümüzde halen küçük ve orta ölçekli üretim firmalarının kısıtlı bölgesel pazarlara hizmet verdiği bir seviyeye ulaşmıştır.

Bunun yanında boya endüstrisindeki mekanizasyon ve profesyonelleşme, endüstri devrimiyle beraber boya ve kaplama için yeni pazarlar oluşturmuştur. Teorik olarak üretim hattından geçen her türlü üründe, – T model Ford’dan en son model televizyona kadar- güzel bir görünüm vermek, dış etkilere karşı koruma sağlamak veya ürünün ömrünü uzatmak için boya ve kaplamadan çok fazla miktarda yararlanılmaktadır.

Günümüzde bu boya ve kaplamalar, son kullanıcı tarafından fark edilmeye bilir ancak; yiyecek maddesi, dayanıklı tüketim malları, ev eşyası, mobilya gibi ve benzeri binlerce ürünün yüksek kaliteli olarak pazarlara ulaşmasını boya ve kaplamalar temin eder.

Modern boya ve kaplamalar, binlerce uygulama alanında ortaya çıkabilecek değişik isteklere cevap verecek şekilde sayısız miktarda bileşenlerin formülasyonundan oluşmaktadır.

“Boya”; çoğu kullanıcının evini güzelleştirmek ve korumak için kullandığı çevre dostu boyalardan, yiyecek kaplarının içinde kullanılan yarısaydam kaplamalara, oradan da otomobil üreticilerinin üretim hattında kullandığı kompleks kimyasal yapıları olan çok bileşenli bitim kimyasallarına kadar çok geniş bir yelpazeye sahiptir.

Nereden bakarsanız bakın, boya ve kaplamalar mağara duvarlarındaki basit ilk insan renkleriyken, evrim geçirerek eşyalarımız ve çevremiz arasındaki öncelikli koruma duvarı haline gelmiştir.

 

Boya Nedir

Bir yüzey üzerinde tatbik edildiğinde, dekoratif ve koruyucu bir tabaka (film) oluşturan, pigmentlerin sıvı içinde çözündüğü emülsiyondan oluşan kimyasal bir malzeme olarak tanımlanabilir. Bu malzeme belli prensipler dahilinde, formüle edilen ve bünyesinde dört esas unsur bulunan kimyevi bir karışımdır. Bunlar;

Bağlayıcılar

Solvent uçması ve reaksiyon sonucu sıvı halden katı hale dönüşen, boya filmini meydana getiren likitlerdir. Boyaya katkısı, sertlik, sağlamlık, ve parlaklık, yapışma, hava koşullarına ve kimyasallara dirençtir. Bağlayıcı, boyanın temel direği olup, tipine göre, boyaya ismini verir.

Pigmentler

Doğadan saflaştırılarak veya sentetik yollarla elde edilen, bağlayıcı ve çözücüler içinde çözülmeyen toz halindeki katı taneciklerdir. Boyaya sağladığı özellikler: Renk vermesi, örtücülük, parlaklık, fiziki ve kimyasal dayanıklılıktır.

Kimyasal katkılar

Bu grupta yer alan maddeler çok değişik özelliklerde olan ve boyaya çok az miktarda giren kimyasallardır. Katkı maddeleri boyanın özelliklerini iyileştirmek, istenmeyen, olumsuz değişimleri engellemek için kullanılır. Islatıcılar, Kurutucular, Matlaştırıcılar, Kaymak kesici, Çökme engelleyici, Köpük kesiciler, Antibakteriyeller, vb.

Çözücüler

Boyanın uçucu kısmını oluşturan kimyasal maddelerdir. Boyanın imalatı ve tatbikatı safhasında, kullanılan boyanın özelliklerinde değişiklik yapmadan incelten sıvılardır. Toluen, Ksilen, White sprit, Aseton, Su, vb…

 

Boyadan Beklentiler

  • Örtücülük
  • Beyazlık
  • Su kaldırma gücü
  • Rahat uygulama
  • Ekonomi
  • Düşük sarfiyat

 

Astarın Önemi

Boya yapılacak yüzey yeni ise, çimento reaksiyonun tamamlanması için en az dört hafta beklenir. Sonra astar uygulaması yapılır ve boyaya geçilir. Daha önce uygulanırsa boyada dökülmeler oluşur. Boyama işleminden önce en önemli konu yüzey hazırlığıdır. Boya öncesi kullanılması gereken astar, mutlaka üzerine uygulanacak boyaya uygun olarak seçilmelidir.

Astarın, başlıca görevleri aşağıdaki gibidir:

  • Difüzyon kabiliyeti fazla olduğu için boya ile yüzey arasında aderansı (yapışmayı) arttırır.
  • İnce yapısında dolayı yüzeye derinlemesine nüfus eder.
  • Boya filminin örtücülüğüne yardımcı olur.
  • Astar genellikle beyazdır, boya altına astarın sürüldüğünü gösterir. Koyu rengi bir miktar kırar.
  • Altyapıda homojenlik sağlar, boyanın dalga dalga olmasını önler.
  • Yüzey emiciliğini azalttığı için boya sarfiyatını azaltır.

 

Genel Uygulama İlkeleri

Öncelikle uygulaması yapılacak olan boyaya ilişkin gerekli alet ve cihazların eksiksiz mevcut olması gereklidir. Boya uygulamasında en önemli kural daima aynı sistemde aynı markaya ait ürünler kullanılmasıdır. Seçimine karar verilen malzemenin uygulama talimatlarına mutlaka uyulmalıdır. Hiç bir boya kirli ve nemli yüzeylere uygulanmamalıdır. Uygulama yapılacak boya cinsine göre yüzey hazırlanmalıdır. Varsa alt yapıdaki hatalar giderilmelidir.

İlk defa boyanacak yeni çimento sıvalı veya brüt beton yüzeyler için en erken uygulama 3-4 hafta sonra yapılmalıdır. Bütün boyalar uygulamadan önce ambalajında iyice uygun bir karıştırıcı ile karıştırılmalıdır. Ahşap koruyucu, selülozik dolgu verniği ile ve epoksi grubu ürünleri ambalajında karıştırıldıktan sonra başka bir kaba alınarak tekrar karıştırılmalıdır.

Boyalar çok sıcak ve çok soğuk ortamlarda uygulanmamalıdır. Boyama işlemi ince katlar halinde yapılmalıdır. Boyaya toz veya sıvı katkı yapılmamalıdır ve ambalaj üzerinde belirtilen inceltme oranından daha fazla inceltilmemelidir. İyi yapışma sağlamak için parlak yüzey mutlaka matlaştırılmalıdır.

Artan boyayı tekrar kullanabilmek için boyaya yüzeyini örtecek kadar kendi incelticisinden ilave edilmeli ve karıştırılmadan ağzı kapatılarak serin bir yerde saklanmalıdır.

İşlemlerden geçirilerek boyanmaya hazır hale getirilen yüzeylerin kirlenmemesi için ilk kat astar uygulanır. Bu, boyanacak zemin ile yüzey boya sistemi arasında aderans köprüsü oluşturur. Ahşap ve metallerde özel astarlar kullanılır. Anti-korozif nitelikteki metal astarlarının yanında mineral bağlayıcı türlerinde kullanılması alkali dirençlerinin yüksek olmasını sağlar.

Boya uygulamalarında dikkat edilmesi gereken ilkeler şöyle sıralanmaktadır.

  1. Bir boyama işleminde, daima aynı sisteme, aynı markaya ait ürünler kullanılmalıdır. Uygulamadan önce iyice karıştırılmalı uygun koşullarda saklanmalıdır. Malzeme seçildikten sonra ona en uyumlu uygulama sistemi seçilmeli ve tatbik edilmelidir.
  2. Boyalar hiç bir şekilde kirli ve nemli yüzeylere uygulanmamalı, yüzey öngörülen tavsiye edilen biçime göre temizlenmelidir. Ön kontrol yapılmadan boya işlemine başlanmamalıdır. Uygulamada boya ve verniklerin fırça ile tatbikinde iz kalmamasına özen gösterilmelidir. Uygulama genel kural gereğince 5 derece (c) sıcaklığın altında ve yüzde 80 nisbi nem oranının üzerinde yapılmamalıdır. Yüzey yağ, küf, toz, is gibi kirlerden arındırılmalı, boyanacak yeni sıva ve beton yüzeylerin prizini tamamlanmış olmasına özen gösterilmelidir.
  3. Ahşap elemanların, özellikle dış doğramalarının tüm yüzeylerine montajdan önce ilk kat astar uygulanmalıdır. Diğer malzemelerde macun uygulama sırasına benzer olarak iki kat astardan sonra olmalıdır. Üst üste boya yapılabilmesi için alt tabakanın dokunma kuruluğuna gelmesi beklenmelidir.

Öncelikle uygulaması yapılacak olan boyaya ilişkin boya tatbikatlarından en iyi neticeyi alabilmek için uygulama yapılacak yüzey çok iyi bilinmelidir.

Ahşap yüzeyler, rutubetli, reçineli, budaklı, küflü ve eski boyalı olabilir. Duvar yüzeyler, rutubetli, tozlu, yağlı, kirli, ve eski boyalı olabilir. Metal yüzeyler, Paslı, yağlı, kirli, ve eski boyalı olabilir. Bu durumu içeren yüzeylerde iyi bir temizlik sonrası boyamaya geçilmelidir.

İdeal boyama sistemi şu kademelerden oluşmalıdır:

  • Yüzey hazırlama
  • Birinci kat astar
  • Macunlama
  • İkinci kat astar
  • Son kat tatbikatları

 

Önemli Uyarılar

İç ve dış cephelerin onarımı ve boyanmasında, öncelikle, yüzeyin yeterli sertliğe ulaşabilmesi için, gevşek tabakaları zımpara, spatula, tel fırça vb. aletlerle raspalayarak temizlenmesine önem verilmelidir. Yüzeyde, boya ve onarım yapılmayacak bölümler varsa, üzerlerini bantla kapatarak korumaya alın. Yüzeyin doygun, temiz ve sert olması için, boya işleminden önce uygun bir astar kullanın.

Dış cephelerin astarlama ve boyama işlemlerini, direk güneş altında, sert rüzgarda, yoğun yağışta, yüksek nem oranında ve 5 derecenin altında yapmayın. Gerekirse koruyucu brandalar kullanın. Brüt betonlarda yüzeyden kopma ve ayrılmaların önemli nedenlerinden biri, betonun yüzeyine yakın demirin paslanarak hacimsel olarak genleşmesidir. Bu sorunla karşılaşmanız durumunda, temiz metal bölüm görününceye kadar demir yüzeyi zımparalayın ve antipas ile astarlayın.

Mineral yüzeylerde yaptığınız onarımlardan kalıcı sonuçlar almak için, yüzeyde temizlenmiş kalıp yağı bırakmayın. Yüzeydeki tozlanmayı, uygun bir astar kullanarak giderin. Astar, ortamdaki tozu yüzeye bağlamalı, yüzeyde camsı bir tabaka oluşturmamalıdır. Kullandığınız tamir harcının dolgu performansının üzerine çıkarak, harcı aşırı kalınlıkta uygulamayın, dolgu yapacağınız yüzeye uygun tamir harcı seçin. Farklı çalışan iki yüzey arasında derz çatlakları oluşmaması için, elastik derz dolguları kullanın ve üzerlerini boyamayın.

 

BOYA VE YAPI HASARLARI

1 – GİRİŞ

İçinde bulunduğumuz çağdaş koşullar binalarda koruma ve yalıtımın önemi artmıştır. Koruma ve yalıtımın gün geçtikçe önem kazanmasında en önemli nedenlerden birisi doğadaki enerji ve malzeme kaynaklarının azalması olarak gösterilebilir. Nitekim, 19. yüzyıl dünyasında makine gücünün üretime geçmesi ile değişen ekonomik, sosyal ve kültürel koşullar, yapılarda da koruma ve yalıtım açısından önemli değişikliklerin olmasına neden olmuştur denilebilir. Diğer yandan 10. yüzyıldan 20. yüzyıla geçişte yapı sistemlerindeki sıçrama niteliğindeki büyük gelişimin sonucunda o güne kadar yapıları oluşturan düşey taşıyıcı elemanların yani duvarların kalınlıkları azalmak zorunda kalmıştır. Betonarme karkas sistemi yapılarda uygulanması ile, kalın yığma duvarlar, yerlerini daha ince ve hafif duvarlara terk etmişlerdir. Kalın duvarların kapladığı alanın azalması, binalarda faydalı alanın artmasına neden olmuş, böylece, arsalar daha verimli kullanılmaya başlanmıştır. Şehirlere göçün, miktarını azalttığı, buna karşın fiyatını yükselttiği arsaların daha iyi bir şekilde kullanılması sonucunda duvarların taşıyıcı nitelikleri önemini kaybetmiş, buna karşın duvarın, bölücü ve koruyucu işlevleri ağırlık kazanmıştır.

Halbuki duvarların incelmesi, kalın duvarların kendiliğinden, fazla bir ek önlem alınmaksızın, çözdüğü yapı fiziğine ilişkin önemli sorunların ( ısı, nem, gürültü, su vb. gibi ) su yüzüne çıkmasına neden olmuştur. Nitekim duvar inceldikçe, bütün sorunlar, iyice belirginleşmekte , hatta çözümleri oranında güçleşmektedir.

İşte bütün bu nedenlerle günümüz koşullarında yapılarımızın duvarlarını kalın yapamayacağımıza göre söz konusu sorunların çözümü, yalıtım ve koruma malzemeleri ile gerçekleştirilmek zorundadır.  Bu nedenle, koruma ve yalıtım malzemelerinin nitelikleri ile, uygulama şekli ve koşullarının tasarımcıları ve uygulamacılar tarafından iyice bilinmesinde büyük yarar vardır.

Yapılar, gerek insan gereksiniminin vazgeçilmez bir parçası olması, gerekse büyük yüzeylere sahip olmaları nedeniyle büyük oranda bu maddelere gereksinme gösterirler. Yapılarımız, bütünü ile dışa açık cepheleri ile bizleri korurken kendileri de korunmaya muhtaçtırlar. Boyalar ve sıva kaplamalar yapıyı koruma görevi yüklenirken, zaman etkisi ile kendileri eskirler ve bozulurlar. Bu nedenle yapıyı koruyucu gereçler adı altında da toplanan bu malzemeler, belirli aralıklarla uygulanarak yapı bünyesinde hasarların oluşmasını önlerler, yapının ömrünü biraz uzatırlar, yapının daha sağlıklı olmasını ve yeni durumun devamını sağlarlar.

Boya ve sıva kaplamalar, uygulandığı yüzeyi korurken bu yüzeyde oluşmuş veya oluşacak bozulmaları kalınlığı ölçüsünde bir miktar gizlerlerse de sonunda ortaya çıkarırlar. Çoğu kere kusur, nedenlerde değil sonuçta aranarak, koruyucu madde olay boya veya sıva kaplamalarda aranır.  Bu yanlış bir gözlem, yanlış bir teşhis olduğundan, tekrar tekrar yapılacak olan uygulamalar bir sonuç vermez.

Uygulamaların başarılı olması için, uygulama yapılan yüzeylerin bu yüzeyleri taşıyan yapı elemanlarının, yapı ve fen kurallarına uygun olması gerekir. Bu kurallara uymayan yapılar, çok kısa süre içinde bozulmalara uğrarlar. Hatalı koruma yolları önlemek şöyle dursun, bozulmaların hızlanmasına bile neden olur. Yapılarda görülen bozulmalar genel olarak hasar diye adlandırılırlar.

Yapının herhangi bir yerinde meydana gelebilecek bir hasar, çeşitli iç ve dış etkilerle oluşabilecek bozulmalar, çoğu kere, yapıdan yararlanmayı azaltır veya hiç kullanılmayacak duruma getirebilir. Bu durumda yapıyı koruyucuların bir etkisi olmaz. Yapı büyük onarıma muhtaçtır.

Yapıyı koruyan boya ve sıva kaplamaların başarısı, uygulandığı yüzeye bağlı olduğuna göre, yüzeyin ve yüzeyi taşıyan yapı elmanın yapısını incelemek, iç ve dış etkenlerden en az etkilenir hale getirmek, yüzeyin yapısı ile uyuşan boyayı seçmek, uygulamanın ve yapının uzun ömürlü olmasını sağlar.

2 – YAPIDA HASARLARIN OLUŞMASININ TEMEL NEDENLERİ :

Temeli atılıp yükselen bir bina, inşaatı sırasında başlayarak, ömrünü tamamlayıncaya kadar, bir çok etken tarafından eskitilmeye çalışılır. Zaman bazılarını hızlandırır bazıları ise yapı koruyucuları tarafından karşılanır. Bu etkenlerin karşılanma derecesine göre yapı uzun ömürlü olur.

Eskimeyi oluşturan dış güçler zaman içinde etkilerini belirler ve arttırırlar. (Resim 1) Bunlar; Yüzeysel ıslanma ve su emme olayı, Basınçlı kapiler su emme olayı, Terleme ve yoğuşma olayı, havalandırma, ısıtma,  malzeme seçimi ve malzeme özellikleri, buhar diferansiyel direnci ve buhar tutucular.

Resim 1 :   a) Yüzeysel ıslanma ve su emme olayı, b) Basınçlı kapiler su emme olayı, c) Terleme ve yoğuşma olayı

2.1 – Dış Etkenler:

Güneşin ısıtması, kış mevsiminin soğutması, sıcaklık etkisini; yağmurlar ıslanma etkisini oluştururlar .

2.1.1 – Yağış, Su, Kar ve Buz:

Bir çok yerlerde bol yağmur alan cephelerin, yağmur suyunu iç hacime kadar ilettikleri görülmüştür. Rüzgarla iletilen yağmur suyu cepheyi ıslatır, akmasına zaman bulamadan duvar kaplamasında bulunan delik ve boşluklardan itilerek duvar gövdesini ıslatır. Bu ıslaklık bazen iç yüzeye kadar ulaşır. Duvar gövdesine ve derzlere giren su buradaki çözünebilen tuzları çözerek tuzlu bir su haline gelir.

Daha sonra bu tuzlu sular, kuruma devresinde, iç ve dış tarafa hareket eder. Kuruma sonunda içerde ince tüy şeklinde tuz artıkları oluşur. Bunlara çiçeklenme denir. Dışarıda ise bu tuzlar beyaz lekeler halinde görülür. Buharlaşmanın hızlı olmadığı yerlerde veya dış duvar kaplamasının suyu geçirmediği durumlarda, suda bulunan tuzlar duvar içinde dış kabuğa yakın yerlerde çöker ve şişer, kaplamanın altında duvarla bağlantısız kabukların oluşmasına ve dökülmesine neden olur. Böyle oluşan hasarlara benzer sonuçlar, donma ve kirli hava etkilerinde de görülür.

Yağmur suyu bünyesine sadece cephenin düşey dış kısmından girmekle kalmaz, suyun duvara girmesi;

  1. Duvar üzerinde akıntı verilmemiş yatak çıkıntılarından (kornişlerden )
  2. Pencere damlalıklarının usulüne uygun olmamasından
  3. Pencere duvar bağlantılarının yanlış düzenlenmesinden de olur . (Resim 2)

Resim 2: Hatalı kornişler duvar içine suyun girmesini ve buna bağlı olarak çeşitli bozulmalara neden olur. Korniş yapmak gerekirse kornişin akıntısı verilmiş ve damlalığı yapılmış olmalıdır.

Bazı duvarlarda sıva sırasında bırakılan derzler (fugalar) da suyun gireceği yerler olur. (Resim 3)

Resim 3: Derzlerden veya çatlaklardan rüzgarla itilen yağmur suyu, duvar örgüsü içine girer. Burada çeşitli harçları eriten su, içerde ve dışarıda çiçeklenmelere yol açar.

Duvar gövdesi, yani duvarın taşıyıcı kısmı olan çekirdek malzemesi, hazır yapı taşlarından ise (tuğla , briket vb) bu durumda su, derz harçlarından nüfuz eder, daha sonra içerde ve dışarıda tuzların derz harçlarının bulunduğu yerlere belirmesiyle sıva üzerinde tuğla ve harç örgüsü belli olur.

Pencere boşlukları da duvarın yüzeyi üzerinde bulunan duvarın rijitliği yani dayanıklılığı üzerinde olumsuz etki yaparlar. Genellikle yığma inşaatlarda örgü kurallarına uyulmamış veya lento boyu iyi ayarlanmamış duvarlarda, dolu kısım, boşluklu tarafa göre daha fazla döşemeye yük verir. (Resim 4)  Bu yük farkı pencere köşesinde tuğla örgüsü derzlerinden geçen kademeli çatlakların oluşmasına yol açar.

Resim 4 : Kısa yapılmış (pencere örtüsü ) lentosu nedeniyle, duvar örgüsündeki çatlamalara bu da sıvadaki çatlaklara neden olur. Bu oturmalar baştan görülmeyen, pencere köşesine rastlayan çapraz çatlaklar oluşturur. Taşıyıcı olan gövde malzemesinde devam eden bu çatlakları sıva örtmez.

Aynı çatlak durum farklı nedenlerden dolayı iskelet yapılarında da görülür. Pencere yüzünü yıkayan yağmur suyu, duvar yüzüne göre iyi ayarlanmamış dış denizlik aracılığı ile, denizlik kenarını ıslatır. Farklı ıslanma sıvada farklı şişmelere neden olur ve pencere köşesinde sıvada çatlaklar belirir. Duvar bünyesinde bozulmaların (Resim 5-6)  içerde ve dışarıda ıslanmaların bir nedeni de pencere kasasının (çerçevesinin) iç ve dış denizliklerinin tam ortasına oturtmaktır. Özellikle ahşap çalışan bir malzemedir ve hiçbir zaman harç ile birlikte ortak davranış göstermez, arada mutlaka çatlaklar olur. Bu çatlaklardan giren su ahşabı çürütür. Duvarın dış tarafındaki sıva altında toplanarak çiçeklenme, tozuma ve dökülmelere, içeride ise duvar dibinde ıslanmalara döşeme tahtalarının ve halılarının çürümesine neden olur. (Resim 7)

Resim 5  : Pencere çerçevesinin dış denizliğe yanlış oturması hem duvarda hem ahşap pencere çerçevesinde ( kasasında ) çürümeler yapar.

 

Suyun Buza Dönüşümü

İçeriden gelen sularla gevşemiş olan sıva yağmur suları ile doygun bir hale gelir, bu durumda su soğuk havalarda donarsa, suyun hacminin artması sonucu sıva plakaları halinde ayrılır ve düşer. Bu da büyük hasarların oluşmasına sebep olur.

2.1.2 – Sıcaklık Etkisi:

Sıcaklığın yükselmesi malzemelerde genleşme etkisi yapar. Farklı karakterde olan malzemelerin yan yana kullanılması, ek yerlerinden ayrılmalara ek yerleri kapatan sıva ve boyalarda çatlama ve dökülmelere neden olur.  Sıcaklığın artması, kaplama ve koruma malzemelerini olduğu kadar, duvar malzemeleri ve taşıyıcı sistemi de etkiler ve bunların boyutlarının değişmesine neden olur. Bu sebeple taşıyıcı sistemde 25 – 30 m’de bir genleşme (dilatasyon ) derzi yapmak gerekir. Bu derzlerin özel derz malzemesi ile örtülmeleri zorunludur. Betonarme kolon kiriş ve duvarlar arasında oluşacak genleşme çatlaklarının önlenmesi için bu tür yerlerde fuga yapılması ve elastik malzemelerle doldurulması uygundur.

Resim 6 : Hatalı denizlikler , cephenin farklı şekilde yıkanmasına bu da renk bozukluğu yanında sıvada eğik çatlamalara yol açar.

   

2.1.3.- UV , IR ETKİLERİ:

Güneşten gelen ışınlar içerisinde ısıtıcı ve renk değiştirici gözle görünmeyen ışınlarda vardır. Bu ışınlar içinde ısı enerjisi taşıyanlara kızıl berisi veya enfraruj ışınlar denir. Bu ışınlar çarptığı cisimleri onların rengine bağlı olarak ısıtır, sıcaklığını yükseltir ve genişlemesine neden olur.

Renk giderici ışınlara ise mor ötesi ışınlar veya ultraviyole ışınlar denir. Kısa dalga boylu bu ışınlar cisimleri derinliğine etkileyebilir ve bileşimlerini bozabilir. Kumaş perdelerin sararması, solması ve çürümesi bu etkiyi açıkça gösteren örneklerdir.

2.1.4. Kimyasal Ajanlar ( hava kirliliği )

Uygarlığın gelişmesine paralele olarak, her türlü üretimin gereği olarak, fabrikaların artması, motorlu araçların çoğalması, ısınma için çeşitli yakıtların kullanılması zorunluluğu,  giderek atmosferin karbondioksit, korbonmonoksit ve kükürtdioksit gibi kirletici kimyasal maddelerin havaya karışıp onu kirletmesine neden olmuştur. Yağışlarla asitlere dönüşen bu kirletici ve zararlı maddelerin, yapı malzemeleri, sıvalar ve boyalar üzerinde önemli bozucu etkileri vardır. Bu ajanların binayı koyucu malzemeleri daha kısa sürede yıpratacağı göz önüne alınarak, koruma amacı ile yapılacak bakım işlemlerinin (boya, temizlik vb.) daha sık aralıklarla yapılması gereklidir.

2.1.5 Temel Veya Zeminden Kılcal Yolla Gelen Su :

Zemin altyapıları, zemin üstüne geçişte iyi bir su yalıtımı ile ayrılmalıdır. Zemin altı (su basman) elemanlar da su emmez nitelikte olmalıdır. Tersi durumlarda zeminden gelen su duvar bünyesine girerek dışarıda çiçeklenme ve yosunlaşmaya neden olur. İç hacimlerde ise çiçeklenme, küflenme ve sıva dökülmeleri görülür.(Resim 7)

Resim 7 : Zemine bağlanan yapı elemanında zeminden emilen su, duvar yüzünde çiçeklenmeler oluşturur.

 

2.2. İç Etkenler:

Yapılarımızı dıştan etkileyen etkenlerin yanı sıra içten etkileyen su buharı ve ısı akımı ile tesisat kaçakları yıkama suları ve kullanım nedeni ile oluşan mekanik etkenler de vardır.

2.2.1 – İçerden Gelen Buhar Etkisi :

İnsanlar, nefesleriyle, insan faaliyetleri sonunda kullanılan suyun buharlaşması ile ortama buhar verirler. Buhar suyun gaz haline gelmiş şeklidir. Buhar, aynen hava gibi suyun geçemediği yerlerden geçer.

Resim 9 :  Dış yüzü geçirimsiz bir son kat kaplama ile kaplanmış duvarda gelen su buharının kaplama altında birikmesi, soğuma sonunda yoğuşması.

Buhar geçtiği yerlerde soğumaya uğrarsa yoğuşur. Kışın soğuk günlerde pencere camı üzerinde görmüş olduğumuz yoğuşma, genelde, duvar içinde herhangi bir yerde de olabilir ki bu, duvar için oldukça tehlikelidir. Bu nedenle duvarları oluşturan maddelerden buharın kolay geçmesi yani duvarın teneffüs etmesi istenir. Çoğu kere dışarıdan gelen yağmur suyunun duvar bünyesine girmemesi için ince sıvanın çok sert yapılması veya su geçirmez bir boya ile kaplanması öğütlenebilir. Fakat içerden gelen su buharı dışarıya atılmaz ise bu geçirimsiz tabaka altında yoğuşarak birikir, çok soğuk havalara donar ve kabuklar, parçalar halinde düşer. Buhar yoğuşmadan geçirimsiz boya altında toplanırsa, boyayı kabartır ve sonra patlatarak dışarı çıkar. (Resim 9)

Buhar akımları oldukça karışık fiziksel formül ve kavramlarla açıklanır. Burada daha fazla bir şey söylemeden şu kuralı hatırlamalıyız.

  • Su buharı akımı, ısıtılan mekanlarda ortaya çıkar.
  • Su buharı, ısı akımı ile aynı yöndedir.
  • Su buharından dolayı bir yerde ıslanma ve bozulma varsa bu o hacmi çevreleyen dış duvarda iyi olmayan bir ısı yalıtımı, havalanmayan ve nefes almayan bir duvarın varlığını gösterir.

Su buharının yanı sıra,  su buharı ile birlikte yapılarımızı etkileyen önemli bir akım da ısı akımıdır. Isı bir enerji olarak, yüksek sıcaklıktan düşük sıcaklık tarafına hareket eder. Genellikle kışın binaların içi ısıtıldığından bir dış duvarda ısı akımı, iç hacimden dışa doğru olur. Isıtmak için sarf edilen enerjinin ziyan olamaması için binalarımızda dış duvarların ısı yalıtım malzemeleri ile yalıtılması gerekmektedir. Nitekim bu amaçla ülkemizde de ısı yönetmeliklerinin uygulanması zorunlu hale getirilmiştir.

Bir dış duvarda ısı yalıtımı uygulanmadığı takdirde duvar fazla ısı kaybedecek ve sonuçta duvar iç yüz sıcaklığı da düşeceği için, duvarın iç yüzünde su buharının yoğuşması sonucu ıslanmalar giderek küflenmeler ve kabarmalar görülecektir. Bütün olayları önlemek için duvarı yapı fiziği bilimi kurallarına göre öncelikle doğru tasarlanması ve doğru uygulanması gereklidir. Bunlar yapılmadığı takdirde koruyucu olarak kullanılan malzemelerin etkisi yetersiz kalacaktır.

2.2.2 – Yıkama Suları Veya Tesisattan Sızan Sular :

Banyo, tuvalet ve mutfak gibi suyun bol kullanıldığı yerlerde döşeme üzerine gelen sular, sıva dibi veya süpürgelik denen geçiş malzemesi olmaması, süpürgeliğin döşemeye iyi bağlanmaması nedeni ile duvar içine nüfus eder. Bundan başka döşeme veya duvar içinden geçen pis ve temiz su tesisatından, kalorifer ve sıcak su borularından kaçan sular da döşemeden, duvar içinden, duvar yüzeyine ulaşır. Tuvalet ve banyo benzeri hacimlerin dış duvarlarında döşeme hizalarına karşılık gelen yüzeylerinde merdiven boşluğu duvarlarında, sıva bozukluğu, çiçeklenme ve sıva dökülmeleri gibi hasarlar görülür. (Resim 8)

Resim 8 : Döşemesine yalıtım yapılmamış veya süpürgeliği döşemeye iyi bağlanmamış banyo, Wc, mutfak gibi sulu hacimlerde su duvara girerek dış sıvada bozulmalara neden olur.

 

2.2.3 – Kullanım – Mekanik Etkenler :

Diğer yapı malzemeleri gibi boyaları ve koruyucu malzemelerde kullanım nedeniyle çeşitli mekanik etkilerle karşılaşabilirler. Bu etkiler sürtünme, darbe gibi doğrudan boya ve kaplamayı aşındıran ve ezen,  böylece bu malzemelerin dökülmesine, kalkınmasına, ya da kabarmasına neden olurlar.

2.3 – Tasarım ve Uygulama Hatalarından Kaynaklanan Hasarlar :

Yapıyı olumsuz yönde etkileyerek hasar oluşumuna neden olan başlıca etkenler şunlardır.

2.3.1 – Yapının Oturduğu Zemin İle İlgili Etkenler: (Resim 1)

Yapı zemininin çürük veya karmaşık olması, farklı amaç ve büyüklükte yapıların yan ana, derzsiz yapılarak farklı çökmeler oluşması, yapıda önüne geçilmeyecek çatlaklar oluşmasına, yapının yakılmasına kadar gidecek hasarların ortaya çıkmasına neden olur.

2.3.2 – Taşıyıcı Elemanların Hatalı Düzenlenmesi :

Yapının taşıyıcı sisteminde yanlış düzenleme yapılmışsa, hatalı ve yanlış kabuller ile taşıyıcı sistemin boyutlandırılması ve teçhizatı yeterli düzeyde yapılmamış ise; yapının taşıyıcı sistemi, gelen düşey yükleri taşıyamaz, yatay kuvvetleri karşılayamaz ve sonuçta yıkama olayı kaçınılmaz olur.

2.3.3 – Kalitesiz Malzeme Kullanımı :

Kullanılan yapı malzemeleri öngörülen standartların altında olması halinde, beklenen dayanım süresinden önce eskimeye uğrarlar.

2.3.4 – Yapı malzemesi hakkında yetersiz bilgiden kaynaklanan yanlış malzeme seçimi ve yanlış uygulama nedeni ile, malzemeden beklenen hizmet süresi gerçekleşmez.

2.3.5 – Sorumluluk eksikliğinden ileri gelen hatalı uygulama malzeme ve iş gücü israfını doğurur, bu elemanların temini ve malzemelerin tekrar uygulanması zorunluluğu ortaya çıkar.

2.3.6 – Kötü kullanımdan ileri gelen erken bozulmalar :

Kötü ve işlev dışı kullanımlar, malzemenin eskime ve bozulmalara neden olarak yapının bakımsız kalmasına ve hasara neden olabilir.

Yapıda bir kere oluşan bozulmaların giderilmesi, hemen her zaman masraflı bir iştir ve çoğu kere de tam olarak sağlanmaz.

Yapının başlangıcından bilinçli olarak alınacak önlemler, bize hem sağlıklı bir yapı kazandırır hem de zamanında veya sırasında yapılacak koruma için harcanacak emek ve malzeme, sonradan yapılacak büyük onarım giderleri yanında çok küçük kalacaktır.

Görülüyor ki yapının korunması, yapı bünyesinin sağlıklı olarak meydana getirilmesini ve geçerli tüm etkin faktörlerden yapının kullanım süresince zarar görmemesini sağlamakta ve bu amaçla alınacak tüm önlemleri kapsamaktadır.

Taşıyıcılık prensipleri doğru olan doğru seçilmiş malzemelerin yapılmış bir binanın zaman içinde eskimeye uğraması doğaldır. Bu eskimenin önüne geçilmez. Koruyucu malzemenin kendisi bu eskimeye karşı koyar, koruyucu malzeme eskidikçe sadece kendisi yenilenir ve bu suretle bina korunmuş olur.

3 – DUVARIN YAPISI

Boya ve kaplamaların başarısı, iyi bir altlığın varlığıyla gerçekleşir. Boya yapılacak yüzeylerde altlık, duvar sıvası ve duvar kaplamaları ahşap ve metal yüzeylerdir. Ancak duvar yüzeyleri diğerlerine göre çok fazladır. Bu nedenle boya yapılacak elemanların tanınmasında yarar vardır.

Bir duvar başlıca 4 tabakadan oluşur : (Resim 10)

Bu tabakalar dıştan içe doğru :

  1. Dış duvar kaplaması
  2. Kaplama altlığı
  3. Taşıyıcı kısım
  4. İç duvar kaplaması

Duvar gövdesinin niteliklerine göre bu tabakaların sayısı değişebilir. örneğin sadece kesme taştan yapılmış bir duvarda iç ve dış kaplama yapılmayabilir.

  1. Dış duvar kaplamaları, malzeme tür ve biçimine göre çok etkilidir. (Burada sıva ve sıva kaplaması üzerinde duracağız )
  2. Kaplama altlığı, gövdenin sıvayı taşıyamadığı durumlarda veya çok özel duvar kesitlerinde söz konusu olabilen tabakadır.
  3. Taşıyıcı kısım, duvarın kendisini veya yığma inşaatta hatıl ve döşemeleri taşıyan tabakadır.

Resim 10 : Bir dış duvar 4 tabakadan oluşur.

4 – İç duvar kaplamaları, o hacmin gerekliliğini sağlayan, sıva, lambri v.b. kaplamalardır.

Konu gereği burada sadece dış cephe kaplamalarına değinilecektir. Hazır sıva, boya ve sıva kaplamalar, sıva üzerine yapılmadığından başarı sıvanın sağlamlığına, doğru uygulanmasına bağlıdır.

3.1 – Dış Duvardaki Fiziksel Olaylar :

Duvardaki fiziksel olayların kaynağı ısı ve buhar akımlarından, su ve buhar akımlarının doğması ise yapı elemanlarının ayırdıkları mekanlar arasında farklı sıcaklık ve buhar basınçlarının bulunmasına bağlıdır. Su akımı, yüksek sıcaklık seviyesinden, düşük sıcaklık seviyesine doğru buhar akımı da ısı akımı gibi yüksek buhar basıncından düşük buhar basıncı bulunan yere doğru hareket eder. Gerek ısının, gerek buharın hareketi sırasında, aradaki yapı elemanları, buhar ve ısının etkilerine maruz kalır. Özellikle kış mevsiminde, iç hacimlerle dışarısı arasındaki sıcaklık farkları ve değişik buhar basınçları, özellikle dış duvarların yapısı önemli ölçüde etkiler. İç ve dış mekanlar arasında sıcaklık farklarının artması ile, dış duvarlarda bu olaylara ilişkin önemli değişiklikler olur. Özellikle duvarın yetersiz ısı tutuculukta olması, veya çok ince ve iletken malzeme ile yapılmış duvarlarda, içten gelen su buharının, duvar yüzlerinde, meydana getirdiği yoğuşma, bozulmaların ve hasarların en önemli kaynağıdır.

3.2 – Etkenler Karşısında Duvarın Davranışı – İdeal Duvar :

Bölüm (3.1) de açıklanan şekilde oluşacak fiziksel olayları denetim altına almak ve duvarı sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için, bu olayların analizine dayalı bir tasarım sonucu duvarın oluşturulması gerekir. Öncelikle duvarın yeterli ısı tutuculuğa sahip olması başta gelen hususlardır. Bu amaçla duvara yeterli bir ısı tutuculuk kazandırmak için gerekli hallerde ek bir katman halinde, ısı tutucu malzeme, duvar bünyesine dahil edilmelidir.

Isı tutucunun duvar bünyesindeki yeri, elden geldiğince duvarın dış yüzünde olmalıdır. Bu amaçla, ısı tutucu malzemenin seçimi ve gerekli tespit konstrüksiyonu araştırılmalıdır. Buhar akımına imkan veren ısı tutucu malzeme tercih edilmeli, ancak duvarın dışardan su almayacak biçimde fakat içerden gelen su buharını dışarı atacak şekilde malzemelerden oluşturulmalıdır.

Bol yağış alan kuzey cephelerinde duvarın dıştan su geçirmez hale getirilmesi hava yastıklı duvar konstrüksiyonu ile güvenle çözünebilir. Bu durumda içten gelen su buharı, hava yastığı aracılığı ile dışarı atılacağından ideal duvar kesiti sağlanmış olur.

4 – SIVALAR

4.1 – Sıvaların Duvardaki Yer ve Görevleri

Sıvalar içte ve dışta olmak üzere iki türde yapılabilir: İçte uygulanan sıvalar, koruyuculuk amacı yanında ve daha fazla düzgün, duvar gövdesini gizleyen, toz ve kir tutmayan dekoratif bir yüzey elde etmek amacı ile yapılır.

Duvarın dış tarafına yapılan sıvalar ise, atmosfer etkilerine maruz duvar elemanlarının bu etkenlerden korunması, yapının bünyesine suyun girmesinin önlenmesi ve yapının karakterine uygun bir dış görünüm verilmesi amacı ile yapılır. Yapının taşıyıcı ve ayırıcı elemanı olarak tanınan duvar gövdesinin yani çekirdeğin korunması amacı ile değişik kaynaklı bir çok malzeme kullanılır. Taş kaplamalar, yapay taş plaketler, seramik plaket ve karolar v.b. malzemeler yapıyı korumak amacı ile duvara kaplanır. Bunlar arasında yapıyı dıştan saran sıvalar büyük bir yer tutar. Sıvaların koruyuculuk özelliği olması dış sıvalar konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmamızı gerektirir. Yapıda hasarların ve bozulmaların çoğu sıvada başladığı gibi, duvarın içinde oluşan hasarlar da sıvada kendini gösterir. Bazen hatalı sıva bileşimleri nedeni ile bölgesel olarak sıvanın uzun sürede kurumaması sonucunda farklı özellikte sıva bölgeleri görülür, çatlama ve renk farklılıkları nedeni ile kullanılmaya daha henüz başlanmamış bir yapının eskiyip döküldüğü, görüntüsünün bozulduğu, onarıma ihtiyaç duyulduğu görülür. Bu nedenle sıvaya çok dikkat edilmeli, üstüne gelecek boya ve sıva kaplamaların sıva hatalarını kapatacağına güvenmemelidir.

Sıvalarda geçerli olan başlıca birkaç prensip vardır:

  1. Sıva tabakalarının özelliklerinin ne olacağı önceden iyi bilinmeli,
  2. İnce sıva altlığı ve kaba sıva denilen tabakanın, duvar çekirdeği ile bağlantısının iyi olmasına dikkat edilmeli,

uygulamada çoğu kere kaba sıva düşük dozajlı, yani daha gevşek yapılı, üstüne gelen ince sıva ise daha önce değinilen atmosfer etkilerini karşılamak, yağmur suyunu emmemek için daha yüksek dozajlı, daha sert karakterli yapılmaktadır. Dış atmosfer şartları göz önüne alınarak yapılan bu uygulama bir bakıma doğru olmakla beraber, sonuç hiç iyi olmamakta, yüksek dozajlı ince sıva büzülmelerden dolayı çatlamakta, kaba sıva ince sıvayı taşıyamamakta çatlaklardan giren su, bozulmalara ve kabuk kabuk dökülmelere neden olmaktadır. Bundan dolayı hem dış etkilere dayanıklı, hem de kaba sıvaya iyi bağlanabilmesi için, duvar gövdesi malzemenin karakterine bağlı sıva katlarının bileşimleri iyi tayin edilmelidir.

4.2 – Sıva Katmanları :

Sıva yapımında birinci ilke; zayıf bir alt tabaka üzerine asla daha kuvvetli bir tabaka getirilmemesidir. Bu prensibe göre; her sıva tabakası, çekirdeğinden itibaren gittikçe daha zayıflayacak yani çimento dozajı azalacak şekilde ayarlanmalı fakat bitirici son kat sıva aynı zamanda dış güçlere dayanacak kuvvette olmalıdır.

4.3 – Sıva Bileşenleri :

Bir sıva başlıca; dolgu malzemesi, bağlayıcı ve sudan oluşur. İstenir ise renk verici madensel boyalar da katılır. Sıvaları boyalardan ayıran özellik dolgu olarak kullanılan agreganın iri olması, bağlayıcı olarak çoğu kere kireç ve çimento kullanılmasıdır. Bu nedenle duvar yüzüne mala ile uygulanır. Bağlayıcı plastik olan sıvalar bu nedenle boya değil, sıva adını alır. Sıva malzemeleri, amaca uygun oranda karıştırılır. Buna sıva harcı denir. Bu harç, katılan maddelerin cins ve miktarına göre,

  • Kaba sıva
  • Altlık
  • İnce sıva

Yapımında kullanılır. Harç yapımında karışıma giren malzemelerin miktarı, pratik hacim ölçüleri ile ölçülür.

  • 50 kg. lık bir torba çimento, 2 tane 17 litrelik yağ tenekesini doldurur. (1 teneke 25 kg. çimento alır.)

Kum, m3 olarak hesaplara girer. Kumun nemli olup olmaması hacmi etkiler, nemli kum daha fazla hacim kaplar. 1 m3 kum 2 ambar olarak tanımlanır. Yüksekliği 50 cm, eni ve boyu 1’er metre olan bir sandığın aldığı kum miktarı ambardır. Son yıllarda bu ölçü değiştirilerek daha küçük hacimlere 1 ambar denilmiştir.

4.4 – İnce Sıva Harcı Karışımına Giren Malzemeler :

4.4.1- Kireç :

Kirecin, harç yapımından bir ay önce söndürülmesinde fayda vardır. Kireç çukurunda su altında bekleyen kireç, yoğurt kıvamında ve yağlı tabir edilen, sıvaya işleme kolaylığı veren bir malzeme olur. Kireç, kireç veya kireç çimento sıvalarda bağlayıcılık sağlar. Zayıf bir bağlayıcı olduğu ve uzun süre nemli kaldığı için dış sıvalarda tek başına kullanılmaz. Çimento harca katılan kireç, harcın katılığını azaltır. Bu harca melez harç da denir. Çok kireç katılan melez harç, kum miktarının azalması durumunda çatlama gösterir. Büzülmelerde gelişen bu çatlaklara rötre çatlakları denir.

4.4.2 – Çimento :

Çimentonun taze olması, nemli yerlerde veya yağmur altında bekletilmemesi gerekir. 1 m3 karışıma giren çimento ağırlığına harcın dozajı denir. Yüksek dozajlı harçlar daha mukavim olmasına karşılık, kum miktarı uygun olmaz ise sıvada rötre çatlakları oluşur. Kaba sıvada portland çimentosu, ince sıva ise renk ve doku verilecekse beyaz çimento kullanılır.

4.4.3 – Boyalar :

Sıva harcına katılacak boyalar, madensel olmalı, kireç ve çimentoyu bozmamalı, kendisi de bozulmamalıdır. Renkler ayrıca güneş etkisi ile solmamalı, yağmurla yıkanıp gitmemelidir.

4.4.4 – Çakıl, Kum ve Kırma Taş :

Bazı sıvalarda desen ve renk vermek amacı ile kum yanında renkli çakıl ve kırma taş kullanılır. Bunlar karışımın gereği olan elekten elenerek kullanılmalı, dolgun olan türleri seçilmelidir. İnce sıvada deniz kabukları olmamalıdır.

Agreganın yeterli sertlikte olması, uygulama sırasında ufalanıp parçalanmaması gerekir.

4.5 – Sıva Yapım Kuralları :

Bir dış sıvanın uzun süre dayanması için harcın karışımına dikkat edildiği ölçüde sıvanın uygulanmasında da o kadar dikkatli olması gerekir. İyi bir sıva için karışım özelliklerine ve tabakalar arasındaki ilişkiye dikkat edilmesinden başka sıva işlemin sırasında aşağıdaki noktalara da dikkat edilmelidir.

  • Yapının bütün işleri bittikten sonra sıvaya sıra gelmeli, sıva yapıldıktan sonra malzeme çekmek için duvar yıkılmamalı, içte yapılacak sulu harç, döşeme tavsiyesi gibi işlemlerle malzemenin içinden duvar ıslatması önlenmelidir.
  • Sıva işine başlamadan önce, sıvanacak yüzey, artıklardan, fazla harçlardan iyice temizlenmelidir.
  • Harç teknelerinde harç artıkları bırakılmamalı, tekneler iyice temizlenmeli,
  • Sıva iskelesinin sıvanacak yüzey ile ilişkisi olmamalı,
  • Bir cepheye yetecek harç, bir kerede harman halinde hazırlanmalıdır. Sıvalar yağmur altında veya yağmur tehlikesi olduğu günlerde yapılmamalı. Sıva yapılan yerde çevre sıcaklığı 5 0C nin altına düşmemeli, 35 0C nin üstüne çıkmamalı,
  • Sıvanmaya başlanan cephenin bir gün içinde mutlaka bitirilmesi gerekir. Eğer cephe bitirilmeyecek kadar büyükse, dilatasyon derzlerinin bulunduğu yerlerde veya girintisi – çıkıntısı çok olan yerlerde veya pencere boşluklarının fazla olduğu yerlerde, sıva kalınlığında çıta çakılarak sıva yüzeyi sınırlandırılır. Ertesi gün çıta sökülerek sıva işine devam edilir. Yalnız eski sıvanın bulunduğu yerde harç sıçratmamalı bu amaçla bu bölgeler kaplanmalıdır. Yani “ maskeleme “ yapılmalıdır.
  • Dış sıvaların yapımından sonra ıslatılmaya devam edilmelidir. Özellikle yapay taş niteliğindeki mozaik sıvalar, bir hafta süre ile ıslatılarak çimentonun su ihtiyacı karşılanmalı ve çatlamalar önlenmelidir.
  • Dış sıvaya taraklanarak bir doku verilecekse (Sistre) taraklama işleminin sıvanın kıvamında yapılması gerekir. Taraklama işi yapılırken, kenar, söve ve kornişlerde 1,5 veya 2 cm kadar bir su bırakır.
  • Dış sıvalar tamir kabul etmeyeceğinden sıva yukarıdan aşağıya doğru yapılmalı, yapı iskelesi de yukarıdan aşağıya dikkatlice sökülmelidir. Sökülen iskelenin sıva yüzeyine veya köşelere çarpmamasına dikkat edilmelidir.
  • Saçak, kapı ve pencere kenarlarında beyaz şerit yapılması isteniyorsa, buralara badana veya boya yapılırken kenarların düzgün olmasına ve sıvaya boya sıçratılmamasına dikkat edilmelidir.

4.6 – Sıva Katları :

4.6.1 – Kaba Sıvalar :

İnce sıvanın taşıyıcı duvar elemanı olan duvar gövdesine bağlantısını sağlayan tabakadır. Kaba sıvaların sertliği duvar gövdesi kadar ve daha az, fakat ince sıvadan daha fazla olmalıdır. Dozaj ortalama 200 – 300 kg / m3 dür. Kaba sıva harcına rijit olmayan gövde olması halinde 0,2 veya 0,3 m3 miktarında kireç katılabilir. Rijit duvar gövdesi halinde ve mozaik sıva yapılması planlandığında, kaba sıva karışımına kireç katılmamalı, dozaj daha yüksek yapılmalıdır.

4.6.2 – İnce Sıvalar :

İnce sıvalar elenmiş ince kum ve sıva cinsine göre hazırlanan karışımlar ile yapılır. İnce sıvanın üzerine hazır plastik bağlayıcı sıva gelecek ise düz yapılır ve hazır sıva altlığı olur. Hazır sıvalar çoğu kez geleneksel kireç – çimento ince sıvaların deseninde olur ve benzer isimler alır.

4.7 – Sıva Türleri :

4.7.1 – Püskürtme Sıvalar :

Özel püskürtme makinesi ile takviyeli kaba sıva üzerine uygulanır. Oldukça sert, takviyeli bir sıvadır. İçinde kireç, çimento, kum, iri ve ince agrega vardır. Renkli hazırlanan harç, cephenin her yerinde sıvanın aynı kalınlıkta olması için kat kat vurulur.

4.7.2 – Çarpma Sıva :

Püskürtme sıvaya benzer fakat daha takviyelidir. Yapıların genellikle su basman kısımlarında uygulanır. Burada kaba sıva 500 – 600 dozajlı, çarpma sıva kireçsiz ve 550 – 660 dozajlıdır.

5 – HAZIR SIVALAR VE SIVI KAPLAMALAR (BOYALAR)

Düzgün kaba sıva veya desensiz, tahta mala ile düzeltilmiş, ince sıva üzerine 2 mm den 4 mm kalınlığına kadar değişen incelikte hazır sıvalar uygulanmaktadır. Bağlayıcısının cinsine ve dokusuna göre bir çok türleri vardır.

Başarılı hazır sıva uygulamaları için dikkat edilecek hususlar, dış sıva yapım kurallarına benzer. Hazır sıvalar suyu geçirmediği ve emmediği halde buhar akımını geçirirler. Hazır sıvalar yanında duvarı korumak amacı ile kullanılan diğer sıvı kaplamalar da bu grupta incelenmektedir.

Hazır sıvalar, agreasının boyutuna bağlı olarak boyalarla karıştırılabilir. Gerçekte boya ve sıvaların karışımına giren maddelerin cinsleri aşağı yukarı birbirine benzer. Bu nedenle de bu malzemeleri veya yapı koruyucu malzemelerde denir ve uygulaması plastik sünger merdane (rulo) ve püskürterek yapılananlara da boya denilmektedir. Bu ayrımda her zaman yetersizdir. Şantiyede hazırlanan ve püskürtme makinesi ile uygulanan “ püskürtme sıva “ ya boya dememiz gerekir ki bu da hatalı olur.

Bir hazır sıva kaplama malzemesi başlıca 5 ana unsurdan oluşur:

  • Bağlayıcı madde, taneleri birbirine bağlayan, yüzeye sıkı bir şekilde tutunarak dökülmesini önleyen ve bir tabaka oluşturan ana maddedir.
  • Boyar madde (pigment) renk verici maddedir. İstenilen renkleri vermeye yarayan metal oksitleri, kompleks metal bileşikleri v.b. ‘dir.
  • Dolgu ve armatür maddeleri, çok ince öğütülmüş tabii maddelerdir. Bunlardan aynı zamanda ucuz boyar madde olarak da yararlanılır. Kaplamanın örtücülüğüne katkıda bulunurlar. Dolgu maddelerinin yüklendiği fonksiyonlarının biri de, yüzeye sürülen maddeye bir cisim özelliği kazandırmaktır. Bu özellikleri yanında kaplamanın fiziksel niteliklerine de etkili olur. Kaplamanın su emmesi, su ve buhar geçirimsizliği sertlik, genleşme gibi özellikler, büyük ölçüde dolgu maddelerine bağlıdır.
  • İncelticiler ve Çözücüler; bağlayıcı maddeyi çözen, incelten diğer maddeleri içinde taşıyan sıvıdır. İnceltici türü, bağlayıcı cinsine ve yapısına bağlıdır. Tiner, neft, benzin ve su önemli incelticiler.
  • Yardımcı maddeler, kaplama malzemesinin kalitesini yükseltmeye yarayan ek malzemelerdir. Kuruma süresinin ayarlanması, sürme işleminin ve yayılma özelliğinin geliştirilmesi, kabuklanma ve çözmenin, küf, mantar ve bakteri üremesinin önlenmesi ve kaplamadan beklenen özel istekleri karşılamak gibi amaçlarla değişik maddeler katılır.

5.1 – HAZIR SIVA VE SIVA KAPLAMA MALZEMELERİNİN SINIFLANDIRILMASI

Sınıflandırma bağlayıcı türüne, uygulama şekline ve görünüşüne göre yapılmaktadır.

Bağlayıcı türüne göre… Bağlayıcılar genel olarak,

5.1.1 – Kireç – Çimento gibi mineral esaslı olan sıvalar

Genellikle şantiyelerde hazırlanan ve başta anlatılan son kat sıvalardır. Bu sıvalar, bir fabrika ürünü olarak hazır torbalar halinde satıldığında, renk, doku ve diğer istenilen özellikleri geliştirmek amacı ile çeşitli plastik esaslı katkılar ile geliştirilmiştir. Mala ve püskürtme ile uygulanabilir.

5.1.2 – Plastik dispersiyonlu, su ile inceltilen dolgu, agrega ve renk vericiler katılmış sıvalar

Bağlayıcısı, sisteme bağlı olarak ya polivinilasetat ya akrilik veya kopolimerleri olabilir. Sıvanın yüzeye yapışma yada tutunma özelliği değiştirilmiştir. Güneş ışınlarıyla ayrışmasını, renk atmasını, küf, mantar ve bakteri üremesini önleyen özel katkılar ile  ince ve kaba agrega katılmıştır. Ancak kendi sistemine dayalı astarlarla beraber kullanılabilir. Dispersiyon olması, buhar geçirmesine neden olur. Fakat suyu geçirmez. Çelik mala ve özel plastik mala ile veya püskürterek uygulanırlar. Hazır sıvaların büyük grubu bu bölüme girer.

5.1.3 – Plastik reçineli, dolgusuz ve pigmentsiz kaplamalar

Plastik reçinenin özel çözücüsü içindeki çözeltisidir. Güneş ışınlarına veya mantarlaşmaya karşı katkılı olmakla birlikte, dolgu ve renk verici maddeler bulunmaz. Su geçirmez, su buharını az geçirir. Bu nedenle mat iç kaplamaların parlak hale getirilmesi yanında renkli taş kırıklarından oluşan sıvaların bağlanmasında da kullanılır. Plastik reçinesine göre akrilik, polivenilasetat, poliüretan gibi türleri vardır.

5.1.4 – Çift bileşenli kaplamalar

Tamamen su geçirimsiz yüzey elde etmek için kullanılan kaplama malzemeleridir. Buhar geçirgenlikleri çok azdır. Bu nedenle buhar geçirimsiz kabul edilir. Epoksi, poliüreten vb. kaplamalar bu gruba girerler. Renk verici pigmentler katılarak renkli, boya görünüşünde kaplamalar oluştururlar. Su geçmesi istenmeyen özel amaçlı yüzeylerde ve döşemelerde kullanılır.

5.1.5– Yağlı boyalar

Bu gruba gerçek yağlı boya ile alkid reçineli sentetik boyalar ve selülozik boyalar girer. Çözücüleri de sentetik tiner ve selülozik tiner olarak ayrılır. Katkı maddeleri olarak; renk pigmentleri, dolgu pigmentleri yanında, kuruma süresini ayarlayan, köpük önleyen, akışkanlık sağlayan katkılarda katılır. Yüzeyde, parlak, mat veya yarı mat geçirimsiz bir tabaka oluşturur. Sıva yüzeyleri yanında daha çok ahşap ve metal yüzeylerin korunması amacı ile kullanılır.

5.1.6 – Vernikler

Dolgu ve renk verici pigmentler katılmayan boyalardır.

5.1.7 – Lateksli boyalar

Yapay kauçuk bağlayıcı süspansiyon boyalardır. Elastikiyeti fazla olan bir kaplama türüdür.

5.1.8 – Silikonlar

Özel bir plastik çeşididir. Yüzeyin silikonla muamelesi, o yüzeyin su ile ıslanmasını önler. Boşluklar silikon tarafından tamamen kapatılmadığı için buhar akımını tamamen geçirir. Renksiz olduğu için, duvar yüzeyinin doğal halini korur.

5.2 – Hazır sıva ve sıva kaplama yapılacak yüzeylerin hazırlanması

Herhangi bir yeni yapıda, başta anlatılan sıva tekniğini uygun yapılmış ince sıva, hazır plastik dispersiyonlu sıva uygulaması için yeterlidir. Bu sıvanın özellikleri kısaca tekrar edilirse :

  1. Sıvalarda büzülme – kuruma çatlaklarına meydan vermemek için, sıva katlarının homojen yoğunluklu ve kaba sıva yüksek dozajlı olmalıdır.
  2. Kaba sıva katılaşmadan ve kurumadan, ince sıvaya geçilmemelidir.
  3. Kaba sıva 2,5 ‘dan ince, ince sıva 1 cm.’den daha kalın olmamalıdır.
  4. İnce sıva yapıldıktan sonra, ahşap mala ile iyice perdahlanıp süngerlenmelidir.
  5. Dış sıva tamirlerinde asla alçı ve yağlı boya macunu kullanılmamalıdır.
  6. Sıva uygulamasına geçilmeden önce doğramalar takılmış olmalı iskele ayakları sıvadan ayrılmış ve sıvalar iyice kurumuş olmalıdır.
  7. Denizlikler doğru yapılmalı, pencere doğramasından su girmemeli, aralarına elastik macun doldurmalı, denizlikler tek parça olmalı veya iki parça olacaksa iyice yapıştırılmış olmalı.
  8. İç hacimlerde şap dökülecekse, bu şapın suyunun duvar tarafından emilmesi önlenmelidir.

Eski sıvalar üzerine hazır sıva uygulaması yapılacak ise ,

  1. Kabarmış, dökülmüş, ayrılmış sıvalar iyice temizlenmeli, tel veya sert fırça ile oynayan parçalar dökülmelidir.
  2. Sıvanın çoğu dökülmüş ise, geri kalanlar da sökülmeli ve sıvalar kaba ve ince sıva tekniğine uygun yapılmalı,
  3. Büyük çatlaklar ve boşluklar özel tamir harcı ile veya önce kaba sıva dozajında, sonra ince sıva dozajında harç ile doldurulup düzeltilmeli,
  4. Yüzeyin su emiciliği ve dozajı homojen olmalı,
  5. Önceden sıva yapılmış ve boyanmış duvarların boyalarının kalkıp kalkmayacağı denenmelidir.
  6. Uygulanacak sistemden farklı sistemde boya yapılmışsa, yeni sistemi uygulayabilmek için tabaka bütünüyle sökülmelidir.

5.3 – Hazır sıva uygulama esasları

Sıva türüne göre yeni veya eski sıvalar iyice temizlenmeli, gerekirse ıslatılmalı ve astar çekilmelidir.

Püskürtme sıva, özel makinesi ile yapılır. Desen kendiliğinden oluşur veya istenilen desenler oluşturur.

Mala ile uygulanan sıvalarda ise : (Resim 11-12)

  1. Uygulamada ustalar ikişer kişilik ekipler halinde çalışmalı, alan büyüdükçe ekip adedi arttırılmalı.
  2. Hangi sistem kullanılacaksa astar, son kat ve tamir harçları aynı sistemde olmalıdır.
  3. Yüzey düzeltildikten sonra sistemin gerektirdiği astar sürülmelidir.
  4. Astar kuruduktan sonra (1 gün) uygulamaya başlanır.
  5. Uygulamaya en üst kattan başlanmalıdır. Bir etapta yapılacak olan, bantla ayrılmalı ve sıvama işlemi bittikten sonra, bant çıkarılmalıdır. İkinci etap sıvama işlemine başlamadan sıvanın üzeri bantlanarak ek göstermemesi sağlanmalıdır. Bantlamanın sıva desen çizgilerine paralel olmasına dikkat edilmelidir.
  6. Uygulamaya başlarken kovadaki malzeme plastik bir leğene boşaltılarak iyice karıştırılmalıdır.
  7. Sıcak havalarda su ayarına dikkat edilmelidir.
  8. Perdahlamada, desen çizgilerinin homojen olmasına dikkat etmelidir.
  9. Sıva duvara sürüldükten sonra perdahlamaya geçmeden önce fazlasını alınması gerekir. Mala üzerinde toplanan bu fazlalıkların içinde iri taneler olmadığından, duvara sürülürse desen vermeyeceğinden, leğene döküp iyice karıştırılmalıdır.
  10. Yağmur mevsiminde, yağmurlu günlerde veya uygulamadan sonra yağmur yağması halinde sıva korunmalı veya uygulama yapılmalı
  11. Bina eteklerinde ve su basman seviyesinde sıva uygulaması, çevre tanziminden sonra yapılmalıdır.

Sıvanın temiz kalabilmesi için uygulamadan sonra şu hususlara dikkat edilir:

  1. Desen dağılımının görünüşü homojen olmalı, gereğinden fazla malzeme kullanılmışsa yani fazla sıyrılmışsa pürüzlü bir yüzey elde edilmiş olur.
  2. Köşe dönüşlerinin düzgün, doğrama – sıva birleşimlerinin kusursuz olmasına dikkat edilmeli.
  3. Büyük yüzeylerde ek yeri görülmemeli
  4. İki renk uygulanmış ise, renk birleşimleri düzgün olmalı
  5. Silinecek mozaiklerin kirli suları, sıva üzerine akmamalı
  6. Bina temizlenirken sıvalar korunmalı
  7. Yağmur ve diğer suların bina cephesine sıçraması engellemeli ve homojen olmayan yüzey yıkanması önlenmelidir.

 

 

Resim 11 : Badana yapılmamış, henüz sertleşmiş yeni sıva yüzeyine kaplama yapılmadan yüzey inşaat sırasında kirlenmiş ise tel fırça, mal v.b. ile temizlenir. Brüt beton üzerine uygulama yapılacaksa kalıp yağlarının sabun, deterjan ile yıkanması gerekir.

 

Resim 12 : Büyük çatlaklar, hareketleri durmuş ise dolgu macunu veya harç ile doldurulur. 

 

Resim 13 : Gevşemiş kireçli sıvalar uygun değildir. Tamamen sökülmelidir.

 

Resim 14 : Derzdeki harçların yüksekliği 2 cm kadar ise kaba sıva ile kapatılır. Fazla olursa düzeltilmelidir. Eski duvarlarda, harçtaki ve tuğladaki tozlanmalar ve kumlanmalar tel veya çalı fırçası ile dökülmelidir. 

Resim 15 : Yüzeyi engebeli duvarlarda yüzey farklılıkları kaba sıva ile düzeltilir. 

Resim 16 : Önceden boyanmış duvarlarda aderans kontrol edilmelidir. Test boyanın yeni kaplamı veya sıvayı taşıyıp taşımayacağı şekildeki gibi yapılır. 1 test: çizme metodu, aradaki kareler dökülüyorsa yetersizdir. Boya tamamen sökülmelidir. 2 test: yapışkan bant metodu, bandı üzerinde kalıyorsa, boya sökülmelidir. 

 

Resim 17: Parlak yüzeyli boyalar zımparalanır, yağlı boya kazınır. (Kabuklaşmış boya)

 

Resim 18 : Geniş yüzeyler zımpara taşı ile de temizlenir.

BOYA KONUSUNDA SIK SORULAN SORULAR

SU BAZLI BOYA NEDİR?
Su ile inceltilen boyalar su bazlı boyalardır.

SOLVENT BAZLI BOYA NEDİR?
Solvent ile inceltilen boyalar solvent bazlı boyalardır.

SU BAZLI BOYA İLE SOLVENT BAZLI BOYA ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Solvent bazlı boya kalın bir film oluşturarak, duvarın nefes almasını asgariye indirir. Su bazlı boyada bu tam tersidir. Solvent bazlı boya daha parlak bir görünümde olup, boya sonrası kısa bir süre için, kullanılan yerde boya kokusu bırakır. Su bazlı boya kokusuzdur.

BOYA SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Boyanın uygulanacağı yüzeyin durumuna ve istenen dekoratif amaca göre metrekareye sarf edilen boyanın miktarını da hesaplayarak karar vermeliyiz.

BOYAYI KULLANMADAN ÖNCE NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Uygulama yapılacak yüzeyi iyice temizlemeli, gerekli tamiratlar yapılmalı, tozdan arındırılmalı ve boyayı kullanmadan önce karıştırmalı ve gerekli oranda inceltilmelidir.

İSTEDİĞİM DESENİ VE GÖRÜNTÜYÜ NASIL ELDE EDEBİLİRİM?
Kullanılacak boyanın cinsi kadar, uygulama aleti ve ustanın becerisine bağlıdır.

ARTAN BOYALARI NASIL SAKLAYABİLİRİM?
Elimizde kalan boyaların cinsine göre su bazlı ise suyu, solvent bazlı ise solventi az miktarda, kabın içindeki boyanın havayla temasını kesecek şekilde, ilave ederek uzun süre saklayabiliriz.

UYGULAMA ALETLERİNİ TEKRAR KULLANABİLMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?
Su bazlı boyalar için kullandığımız aletleri su ile temizleyerek, solvent bazlı boyalar için solvent ile temizleyerek doğal olarak kurumasını sağlamalıyız. Eğer herhangi bir ısıtıcı ile bu işlemleri yaparsak, aletleri kullanma şansımız kalmayacaktır.

UYGULAMA YAPMAK İÇİN HAVA ŞARTLARI ÖNEMLİ MİDİR?
Özellikle açık alanlarda (dış cepheler vs.) yapılan uygulamalarda havanın +5ºC’den yükdek, yağışsız ve rüzgarsız olması gerekmektedir. Kapalı alanlarda ise ortamın durumu boyanın daha geç veya erken kurumasına neden olabilir.

BOYANIN YETERLİ OLUP OLMAYACAĞINI NASIL ANLAYABİLİRİM?
Ambalajlarda sarfiyat ile ilgili bilgiler mevcuttur. Ama sarfiyat yüzeyin durumuna göre değişebileceği için belli bir alan seçilerek kullanılan boya miktarı hesaplanır ve toplam sarfiyat miktarı bulunur.

ALDIĞIMIZ BOYALARIN ÜZERİNDE AYNI DOLUM (LİTRE) MİKTARLARI YAZMASINA RAĞMEN TARTTIĞIMIZDA FARKLI ÇIKIYOR. BU DA BİZİ YANILTIYOR. NEDEN?
Boya akışkan ve sıvı bir malzeme olduğu için ölçüm birimi litredir. Boyalarda önemli olan 1 litre boya ile boyanan alan miktarıdır. Ağırlık üzerinden yapılan hesaplamalar aynı cins boyanın farklı renklerinde de olmak üzere yanlış hesaplama yapmamıza, yanılgıya düşmemize sebep olur. Bunu sebebi de; her boya cinsinin ve renginin özgül ağırlığı farklıdır.

ISO 9000 BELGESİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?
ISO 9000 Belgesi, firmanın ürettiği ürünler için verdiği kalite ve hizmet standartlarının doğru olduğunu ve bunun sürekli asgari aynı standartlarda kalacağının garantisini vermektedir.

TSE BELGESİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?
TSE Belgesi, üretilen malın Türk Standartları Enstitüsü’nün belirlediği kalite standartlarına uygun olduğunun ve asgari bu standartları taşıdığının garantisini veren belgedir.

TSEK BELGESİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?
Firmanın belirlediği kalite standartlarına sürekli uyulacağı garantisinin Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen belgesidir.

BOYAYI VERİLEN ORANLARDAN FAZLA İNCELTİRSEK NE OLUR?
Boyanın örtücülüğü ve uygulandığı yüzeye yapışma kabiliyeti azalır. Bu da boyanın yapması gereken koruma ve dekoratif işlevlerinin etkisini azaltır.

BOYALARI HANGİ ORANDA İNCELTMELİYİZ?
Ambalajları üzerinde ve teknik bültenlerinde yazılı oranlara muhakkak uyulmalıdır. Her boyanın farklı inceltme oranları bulunmaktadır. İnceltme oranı kullanılacak uygulama aletinin özelliklerine göre de değişmektedir.

BOYALAR YANICIMIDIR?
Su bazlı boyalar yanıcı değildir. Solvent bazlı boyalar yanıcı ve parlayıcıdır.

BOYALARI NASIL KORUMALI VE DEPOLAMALIYIZ?
Kullanılmış boyaları tamamen kapalı kaplarda, ambalajı açılmamış boyaları rutubetsiz, oda sıcaklığında ve paletler (zeminle temasını kesmek için) üzerinde bulundurmalıyız.

KABARMA SORUNU NEDİR VE NASIL ÖNLENİR?
Boyaların kabarması genellikle; yüzey temizliğinin iyi yapılmadığı hallerde, rutubet ve nemli yüzeylerin üzerine uygulama yapıldığında veya uygun astarlar kullanılmadığında meydana gelir.
Önleyebilmek için uygulama öncesinde yüzeyin her türlü kir, toz, yağ ve kabarmış eski boyalardan iyice temizlenerek uygulama yapılması sağlanmalıdır. Ayrıca rutubet ve nemli yüzeylere boya uygulamadan önce yüzeyin rutubet ve nem probleminin çözülmesi gerekir. Bu sorun çözülmeden boya uygulamasının iyi sonuç vermesi beklenemez.

BOYA YAPMAK İÇİN NE ZAMAN FIRÇA, NE ZAMAN RULO KULLANMALIYIM?
Genelde geniş yüzeylerde (duvarlarda), rulo ile çalışmak daha hızlı ve kolaydır. Ancak arzu ediyorsanız fırça kullanmamanız için de bir sebep yoktur. Duvarların kesişimlerinde, kapı, pencere v.b. ahşapların boyanmasında fırçaya her zaman ihtiyaç vardır. Uygulama araç seçiminde şu önerilerimizi dikkate alabilirsiniz; su bazlı boyalar için sentetik fırçalar, yağlı boyalar için doğal kıllı fırçalar, pürüzlü ve dekoratif yüzeyler oluşturmak için uzun tüylü rulolar, düz yüzeyler için çok kısa tüylü rulolar kullanılabilir.

FIRÇALARIN UZUN ÖMÜRLÜ OLMASINI NASIL SAĞLAYABİLİRİM?
Mekanınızın boyanması birkaç farklı boyutta fırça gerektirebilir. Her şeyden önce kaliteye önem verin. Kaliteli fırça boyama işleminin sonuçları için de önemlidir. Kıl uçlarının aynı seviyede, yumuşak ve esnek olmasına dikkat etmelisiniz. Yeni fırçaları kullanmadın önce deterjanlı su ile yıkayıp dökülmeye meyilli kılların dökülmesini sağlamalısınız. Boyama işleminden sonra kullandığınız boyanın çözücüsü ile fırçayı temizleyiniz ve ardından deterjanlı su ile yıkayıp kurulayınız. Şimdi kağıda sararak tekrar kullanım için saklayabilirsiniz.

DUVARDA FARKLI RENKLERDE FARKLI ALANLAR BOYADIM VE ŞİMDİ ESKİSİNDEN DAHA ÇOK AKLIM KARIŞTI. DOĞRU OLANI NASIL SEÇERİM?
Boyanacak odanın rengine daha kolay karar verebilmek için en az 1 m²’lik alanlara uygulama yapın. Odanın ışık durumunu göz önünde bulundurun. Günün hangi saatinde hangi ortam koşullarında odada bulunacağınızı da düşünerek ona göre değerlendirme yapın. Bazı renkler doğal ışık ve elektrik ışığı altında tamamen farklı görünür. Seçtiğiniz rengin odadaki eşyalara uyum sağlaması için boyalı alanın etrafına özellikle tercih ettiğiniz eşyayı koyup tekrar düşünün. Eğer seçtiğiniz renk yeni moda bir renk ise ve kararınızda tedirginseniz bunu tüm evde kullanmak yerine bir odada kullanmanız daha doğru olacaktır.

ODAMI BEYAZA BOYAMAK İSTİYORUM, AMA ACABA SOĞUK GÖRÜNÜR MÜ?
Beyaz rengin pek çok özelliği vardır, ışığı yansıtır, ortama genişlik, ferahlık kazandırır. Parlak ve enerji verici de olabilir. Serinlik yaratabileceği gibi sıcak ve keyif verici ortamlar da sağlayabilir. Beyazın tonları ile istediğiniz havayı yakalayabilirsiniz. Mekanınızdaki doğal ışık seçeceğiniz beyazın tonunu etkiler. Kuzeye bakan bir odada krem tonlu, güneşli bir odada gri tonlu beyaz kullanabilirsiniz.

DUVARLARI BOYAMAYA NASIL HAZIRLAMALIYIM?
Uygulamanın iyi sonuç vermesinde ön yüzey hazırlığı dediğimiz işlemler çok önemlidir. Kolay ve dayanıklı bir boyama için yüzeydeki eski boya ve kağıt kalıntıları çıkartılmalı, yüzey zımparalanıp oluşan tozlar silinmelidir. Kir ve lekeler deterjanlı su ile temizlenip bu kısımlar kurutulmalıdır. Küçük çatlak ve delikler uygun bir macun ile doldurulmalı ve ardından tüm yüzeye astar uygulaması yapılmalıdır. Astar kuruduktan sonra boya uygulamasına geçebilirsiniz.

DUVARIN ANA KISMINI MI YOKSA KENARLARINI MI ÖNCE BOYAMALIYIM?
Tüm halı ahşap ve mobilyaların üzerini koruyucu ile kapatın. Duvarların birleşim yerleri ve kenarları parmak rulo ya da amaca uygun fırça ile boyanmalı, daha sonra büyük rulo ile geniş yüzeylere geçilmelidir. Eğer kenarlarda kestirme fırça kullandıysanız oluşan izleri geniş rulo ile hafifçe tarayarak yok edebilirsiniz. Uygulamaların aynı yönde olması görüntüyü daha da güzelleştirecektir.

BİR ODA İÇİN NE KADAR BOYA GEREKTİĞİNİ NASIL BELİRLERİM?
Duvarın genişliğini ve yüksekliğini ölçüp birbiri ile çarparak duvarın alanını bulunuz. (örneğin yükseklik 3m. genişlik 2 m. ise alan 3×2=6 m² olur) Kullanacağınız boyanın üzerinde 1 m² için tüketim miktarı mevcuttur. Alan hesabınızdan ve etiket bilgisinden yararlanarak ne kadar boyaya ihtiyacınız olduğunu hesaplayabilirsiniz. Etiket üzerindeki değerlerin yüzeyin gözenek ve dokusuna göre değişebileceğini unutmayın.