DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
H��CR SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid1738.ss15.as.saHİCR.ns54.ny.cs14.syf261.sure.15.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
15. HİCR / 1
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Elif. Lam. Ra.
İşte bunlar kitabın ve mübin Kur'an'ın ayetleridir.
eYY KTB K:Re BYN .mid1739.ss15.as1.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#k:re-kuran#x#eYY#||#KTB#||#K:Re#||#BYN#||#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#k:re-kuran#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَرَ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ
Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbi ve kur’ânin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Elif Lâm Râ. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir.
15. HİCR / 2
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Öyle olacak ki, kafirler, "Keşke Müslüman olsaydık" diye vedd edecekler.
VDD KFR KVN SLM .mid1740.ss15.as2.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselxxmüslümanxx#vdd-vedd#||#kfr-kafir#||#slm-müslim#||#kvn-xxoxx#x#VDD#||#KFR#||#KVN#||#SLM#||#vdd-vedd#||#kfr-kafir#||#slm-müslim#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ كَانُواْ مُسْلِمِينَ
Rubemâ yeveddullezîne keferû lev kânû muslimîn(muslimîne).
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
Diyanet Meali:
İnkâr edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir.
15. HİCR / 3
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Vezr et onları… yesinler ve metalansınlar ve emellerini lehv etsinler. Ardından alim olacaklar!
VZéR eKL MTA: LHéV eML A:LM .mid1741.ss15.as3.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx#mta:-temettu#||#a:lm-alim#||#ekl-ekl#||#vzér-vezr#||#lhév-lehv#||#vzér-vezr#||#eml-emel#x#VZéR#||#eKL#||#MTA:#||#LHéV#||#eML#||#A:LM#||#mta:-temettu#||#a:lm-alim#||#ekl-ekl#||#vzér-vezr#||#lhév-lehv#||#vzér-vezr#||#eml-emel#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ذَرْهُمْ يَأْكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلْهِهِمُ الأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimul emelu fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Emel
ا م لeML
Ricâ, ümid, şiddetli istek. Ummak. Gaye.
Çğl.Âmâl
Aynı kökten:Emel Âmâl
lehv
ل ه وLHéV
Oyun. Oyuncak. Çalgı. Eğlence. Günahlı, şehevi, nefsâni meşguliyet. Kadınla yabancı erkeğin oynaması.
Çğl.Lehviyyat
Aynı kökten:lehv Lehviyyat Mütelahi Mütelehhi
Temettu'
م ت عMTA:
Kazanma, kâr etme. Kâr, fayda, menfaat. Toplamak, cem'etmek. Mühlet vermek. Yoldaş olmak.
Çğl.Temettuât
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.
15. HİCR / 4
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Alim olunan kitabı olanlar dışında, karyelerden helak etmedik.
HéLK K:RY KTB A:LM .mid1742.ss15.as4.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#a:lm-malum#||#k:ry-karye#||#hélk-helak#x#HéLK#||#K:RY#||#KTB#||#A:LM#||#ktb-kitab#||#a:lm-malum#||#k:ry-karye#||#hélk-helak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلاَّ وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ
Ve mâ ehleknâ min karyetin illâ ve lehâ kitâbun ma’lûm(ma’lûmun).
Ma'lum
ع ل مA:LM
İlm edinilmiş mevzu. / Bilinen, belli olan. / Resul-i Ekrem'in bir nâmıdır.
Çğl.Ma'lumat
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
15. HİCR / 5
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ümmetlerden ecelini sebk eden ve de tehir eden yoktur.
SBK: eMM eCL eH:R .mid1743.ss15.as5.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx#eh:r-istehir#||#ecl-ecel#||#emm-ümmet#||#sbk:-sebk#x#SBK:#||#eMM#||#eCL#||#eH:R#||#eh:r-istehir#||#ecl-ecel#||#emm-ümmet#||#sbk:-sebk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ
Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırune).
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
sebk
س ب قSBK:
İleri geçme. Birisini geçme. Yarışma hali. İlerleme. Vaki olma. Birşeyin önceki hali, ilk durumu. Birşeyin kalıplanarak bir şeye benzetilmesi. Koşuda kazanan hayvan.
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
Diyanet Meali:
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
15. HİCR / 6-7
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dediler ki:
"Ey kendisine zikir inzal edilen!
Muhakkak sen, elbette mecnunsun! Eğer sadıklardansan, bize melekleri getirsene!"
K:VL NZL ZéKR CNN eTY MLK KVN S:DK: .mid1744.ss15.as6.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx.ss15.as7.x#kvn-kunte#||#cnn-mecnun#||#nzl-inzal#||#zékr-zikir#||#mlk-melek#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NZL#||#ZéKR#||#CNN#||#eTY#||#MLK#||#KVN#||#S:DK:#||#kvn-kunte#||#cnn-mecnun#||#nzl-inzal#||#zékr-zikir#||#mlk-melek#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُواْ يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ * لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلائِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
Ve kâlû yâ eyyuhellezî nuzzile aleyhiz zikru inneke le mecnûn(mecnûnun). * Lev mâ te’tînâ bil melâiketi in kunte minas sâdıkîn(sâdıkîne).
Mecnun
ج ن نCNN
Deli. Çılgın. / İnsanlara çok hususta uymayan. / Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. / Kendine bilgi öğreten cinin çömezi.
Çğl.Mecanin
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!”
15. HİCR / 8
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
BİZ, melekleri sadece, hakk ile inzal ederiz. O zaman onlar, nazar edilmişlerden olmazlar!
NZL MLK HK:K: KVN NZ:R .mid1745.ss15.as8.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx#hk:k:-hakk#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#nz:r-nazar#||#kvn-xxoxx#x#NZL#||#MLK#||#HK:K:#||#KVN#||#NZ:R#||#hk:k:-hakk#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#nz:r-nazar#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا نُنَزِّلُ الْمَلائِكَةَ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَا كَانُواْ إِذًا مُّنظَرِينَ
Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn(munzarîne).
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Diyanet Meali:
Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.
15. HİCR / 9
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak ki BİZ... zikri BİZ inzal ettik BİZ!
Muhakkak ona hafız olan elbette BİZ'iz!
NZL ZéKR HFZ: .mid1746.ss15.as9.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselxxxvaadxxhaberxxx#nzl-inzal#||#zékr-zikir#||#hfz:-hafız#x#NZL#||#ZéKR#||#HFZ:#||#nzl-inzal#||#zékr-zikir#||#hfz:-hafız#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
İnnâ nahnu nezzelnez zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
15. HİCR / 10
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Senden önce, evvelki şialarda da irsal etmiştik!
RSL K:BL ŞYA: eVL .mid1747.ss15.as10.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx#k:bl-kabl#||#evl-evvel#||#şya:-şia#||#rsl-irsal#x#RSL#||#K:BL#||#ŞYA:#||#eVL#||#k:bl-kabl#||#evl-evvel#||#şya:-şia#||#rsl-irsal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الأَوَّلِينَ
Ve le kad erselnâ min kablike fî şiyaıl evvelîn(evvelîne).
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Şia
ش ي عŞYA:
Birisine taraftar olmak, ardına düşmek. Bölük, bölüm, kısım, nevi, tabaka, cins, çeşit. Bölünmek. Cemaat, cemiyet, topluluk. Yardımcı. Alevilik, Şiilik. ?yaymak, çoğaltmak
Çğl.Eşyâ'
Aynı kökten:Şia Eşyâ' Şiî Teşeyyu' Veşia
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.
15. HİCR / 11
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onlara Rasulden verilmedi ki... istihza etmiş olmasınlar.
eTY RSL KVN HéZe .mid1748.ss15.as11.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselxxrasulxx#héze-istihza#||#rsl-rasul#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eTY#||#RSL#||#KVN#||#HéZe#||#héze-istihza#||#rsl-rasul#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ
Ve mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
istihza
ه ز اHéZe
Alay etmek, birisi ile eğlenmek. Birisini gülünç duruma düşürmek, maskara etmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
15. HİCR / 12
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Mücrimlerin kalblerine onu böyle islak ederiz.
SLK K:LB CRM .mid1749.ss15.as12.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx#k:lb-kalb#||#slk-islak#||#crm-mücrim#x#SLK#||#K:LB#||#CRM#||#k:lb-kalb#||#slk-islak#||#crm-mücrim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
Kezâlike neslukuhu fî kulûbil mucrimîn(mucrimîne).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
İslak
س ل كSLK
Düzenleme, sıraya koyma. Yola getirme. Diziye geçirme. Mesleğe sokma, sokulma.
Aynı kökten:İnsilak İslak Meslek Mesalik Münselik Sâlik Sâlikûn Selk Silk Süluk
Diyanet Meali:
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
15. HİCR / 13
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onlar buna iman etmezler. Evvelkilerin sünneti hilv olmuştur.
eMN H:LV SNN eVL .mid1750.ss15.as13.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselxximanxx#evl-evvel#||#emn-iman#||#h:lv-hilv#||#snn-sünnet#x#eMN#||#H:LV#||#SNN#||#eVL#||#evl-evvel#||#emn-iman#||#h:lv-hilv#||#snn-sünnet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لاَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الأَوَّلِينَ
Lâ yu’minûne bihî ve kad halet sunnetul evvelîn(evvelîne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Hilv
Hulüv
خ ل وH:LV
Boş oluş. Boşluk. Gelip geçmiş olma. Boşa çıkmış olma. Devri geçmiş olma.
Aynı kökten:Halâ' Halevat Hali Ahliya Haliyen Haliyye Halle halvet Hilv Hulüv Hulu Ihla' İhla Tahalli Tahliye Tehi
Sünnet
س ن نSNN
Kanun, yol, âdet. Rasulullahın sözü, emri, hal ve takriri.
Çğl.Sünen
Aynı kökten:İsnan Mesnun Müsinn Mesünn Müstesinn Sinn Esnân Sünnet Sünen Sünnî Tesennün
Diyanet Meali:
Önceki milletlerin (helâkine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar.
15. HİCR / 14-15
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 261
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Şayet onlara semadan bablar feth etsek, ardından orada uruc ederek zıll etseler... elbette, "Muhakkak basarlarımız sekr oldu. Bilakis biz, meshur kavmiz." derlerdi.
FTH BVB SMV Z:LL A:RC K:VL SKR BS:R K:VM SHR .mid1751.ss15.as14.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf261.sure.15.xxxxxkissa-meselx.ss15.as15.x#k:vm-kavim#||#smv-sema#||#a:rc-uruc#||#z:ll-zıll#||#fth-feth#||#bvb-bab#||#bs:r-basar#||#skr-sekr#||#shr-meshur#||#k:vl-xxoxx#x#FTH#||#BVB#||#SMV#||#Z:LL#||#A:RC#||#K:VL#||#SKR#||#BS:R#||#K:VM#||#SHR#||#k:vm-kavim#||#smv-sema#||#a:rc-uruc#||#z:ll-zıll#||#fth-feth#||#bvb-bab#||#bs:r-basar#||#skr-sekr#||#shr-meshur#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ السَّمَاء فَظَلُّواْ فِيهِ يَعْرُجُونَ * لَقَالُواْ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ
Ve lev fetahnâ aleyhim bâben mines semâi fe zallû fîhi ya’rucûn(ya’rucûne). * Le kâlû innemâ sukkiret ebsârunâ bel nahnu kavmun meshûrûn(meshûrûne).
uruc
ع ر جA:RC
Yükselmek, yukarı çıkmak.
Aynı kökten:Âric Ma'ric Mi'rac Mearic Maarîc Ta'ric uruc
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
bab
ب و بBVB
Kapı. Kısım. Bölüm.
Aynı kökten:bab
feth
fetih
ف ت حFTH
Açma, başlama. Zaptetme. Ele geçirme. Zafer. Nusret. Faydalı şeyleri elde etmek için yolları açmak. Muğlak şeyleri açmak.
Çğl.FütuhÇğl.Fütuhât
Aynı kökten:Fâtih Fâtiha feth fetih Fütuh Fütuhât fettah İftah iftitah infitah Meftuh Miftah Mefatih Müfettah Müfettih münfetih Müsteftih Teftih Teftihât
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Meshur
س ح رSHR
Büyülenmiş, kendine sihir yapılmış. Büyülü gibi tutkun.
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Sekr
Sekir
س ك رSKR
Sarhoş. Sarhoşluk.
Çğl.Sükara
Aynı kökten:İskar Müskir Mütesekkir Seker Sekerat Sekkare Sekr Sekir Sükara Sekre Sikkîr Sükker Teskir
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Zıll
ظ ل لZ:LL
Gölge. Perde. Mc: Sahip çıkma, koruma, himaye etme.
Çğl.AzlalÇğl.ZululÇğl.Zılal
Aynı kökten:İstizlal İzlal Mazalle Mazâil Mustazill Mutazallil Muzallel Müstazıll Tazallül Tazlil Zalil Zıll Azlal Zulul Zılal Zılliyet Zulle Zulel
Diyanet Meali:
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi.
15. HİCR / 16
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Semada burclar kılmışızdır.
Nazar edenler için onu ziynetlendirdik.
Doğa/Yaşam CA:L SMV BRC ZYN NZ:R .mid1752.ss15.as16.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamx#smv-sema#||#zyn-zeyn#||#brc-burc#||#nz:r-nazar#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#SMV#||#BRC#||#ZYN#||#NZ:R#||#smv-sema#||#zyn-zeyn#||#brc-burc#||#nz:r-nazar#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاء بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ
Ve le kad cealnâ fis semâi burûcen ve zeyyennâhâ lin nâzırîn(nâzırîne).
Burc
burç
ب ر جBRC
Burç. Aşikar şey. Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek. Kale, hisar. Güzelliğini gösteren kadın. Açılıp saçılma. Semâdaki bir kısım yıldızlar. Bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekiller ve farazi suretler. Altısı kuzey altısı güney cihetinde olarak oniki burç kabul edilmiştir. Bu burçların bulundukları sahaya da mıntıkat-ül burûc denir. Burçların isimleri Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretan, Esed, Sünbüle, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delv ve Hut'tur.
Çğl.Büruc
Aynı kökten:Burc burç Büruc Teberrüc
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
15. HİCR / 17
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onu recm edilmiş bütün şeytanlardan muhafaza ettik.
Doğa/YaşamŞeytan HFZ: KLL ŞT:N RCM .mid1753.ss15.as17.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/YaşamxŞeytanxxŞeytanxx#kll-külli#||#recm-recm#||#hfz:-muhafaza#x#HFZ:#||#KLL#||#ŞT:N#||#RCM#||#kll-külli#||#recm-recm#||#hfz:-muhafaza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَحَفِظْنَاهَا مِن كُلِّ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ
Ve hafıznâhâ min kulli şeytânin recîm(recîmin).
Muhafaza
ح ف ظHFZ:
Zarar ve ziyandan sakınıp korumak. Himâye ve hıfzetmek. Gözetlemek. Bir şeye devamlı olmak.
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.
15. HİCR / 18
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
İşiterek istirak eden kimse müstesna.
Artık ona, mübin şihab tâbi olur.
Doğa/Yaşam SRK: SMA: TBA: ŞHéB BYN .mid1754.ss15.as18.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamx#tba:-tabi#||#byn-mübin#||#srk:-istirak#||#şhéb-şihab#||#sma:-xxoxx#x#SRK:#||#SMA:#||#TBA:#||#ŞHéB#||#BYN#||#tba:-tabi#||#byn-mübin#||#srk:-istirak#||#şhéb-şihab#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلاَّ مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُّبِينٌ
İllâ menisterakas sem’a fe etbeahu şihâbun mubîn(mubînun).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
İstirak
س ر قSRK:
Sirkat etmek. Çalmak. Hırsızlık etmek.
Aynı kökten:İstirak Mesruk Müsaraka Müsarakat Müsterak Müsteraka Sârık Sarik Sârıka Sürrak Serak Serık Sirkat Serkat Tesrik Tesrikat
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Şihab
ش ه بŞHéB
Kıvılcım. / Işın. Işınım. Nüfuz eden alev. / Parlak yıldız. / Yıldız kayması. / Savaşta keskin ve enerjik nüfuz eden korkusuz savaşçı.
Çğl.ŞihbanÇğl.Şühüb
Aynı kökten:Eşheb İnşihab Şihab Şihban Şühüb Şühbe Teşahhub Üşhub
Diyanet Meali:
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
15. HİCR / 19
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Arzı medd ettik. Orada rasiyeler ilka ettik. Orada bütün şeylerden veznli olarak nebat ettik.
Doğa/Yaşam eRD: MDD LK:Y RSV NBT KLL ŞYe VZN .mid1755.ss15.as19.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamx#şye-şey#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#lk:y-ilka#||#vzn-vezn#||#mdd-medd#||#rsv-rasiye#||#nbt-nebat#x#eRD:#||#MDD#||#LK:Y#||#RSV#||#NBT#||#KLL#||#ŞYe#||#VZN#||#şye-şey#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#lk:y-ilka#||#vzn-vezn#||#mdd-medd#||#rsv-rasiye#||#nbt-nebat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيْءٍ مَّوْزُونٍ
Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli şey’in mevzûn(mevzûnin).
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Râsiye
ر س وRSV
Büyük dağ.
Çğl.Revasi
Aynı kökten:İrsa' Mersa Merâsi Mürsa Mürsat Mürsiye Râsiye Revasi Revs Tersane
Vezn
Vezin
و ز نVZN
Tartma. Ölçme. Hesaplama. Tartacak şey. Tartı. Ağırlık.
Çğl.Evzan
Aynı kökten:Mizan Mevazin Muvazin Vezn Vezin Evzan Vezne Vezniyyât Vezzan
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
15. HİCR / 20
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Orada sizin için ve kendilerini rızıklandıramadıklarınız için maişeler kıldık.
Doğa/Yaşam CA:L A:YŞ LYS RZK: .mid1756.ss15.as20.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamx#lys-lest#||#rzk:-rızk#||#a:yş-ayş#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#A:YŞ#||#LYS#||#RZK:#||#lys-lest#||#rzk:-rızk#||#a:yş-ayş#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ
Ve cealnâ lekum fîhâ meâyişe ve men lestum lehu bi râzıkîn(râzıkîne).
ayş
ayşe
ع ي شA:YŞ
Yaşayış, yaşama. Yiyip içme. Zevk u safa. Dirilik. Hayat. Ömür. Yaşamaya lüzumlu bulunan madde.
Çğl.maişeÇğl.maişet
Aynı kökten:ayş ayşe maişe maişet ayyaş İaşe müteayyiş taayyüş
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Diyanet Meali:
Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
15. HİCR / 21
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Hazineleri indimizde olmayan bir şey yoktur. BİZ, sadece, malum kader ile inzal ederiz.
Doğa/Yaşam ŞYe A:ND H:ZN NZL K:DR A:LM .mid1757.ss15.as21.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamx#şye-şey#||#a:nd-ind#||#a:lm-malum#||#nzl-inzal#||#h:zn-hazine#||#k:dr-kader#x#ŞYe#||#A:ND#||#H:ZN#||#NZL#||#K:DR#||#A:LM#||#şye-şey#||#a:nd-ind#||#a:lm-malum#||#nzl-inzal#||#h:zn-hazine#||#k:dr-kader#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ عِندَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلاَّ بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ
Ve in min şey’in illâ indenâ hazâinuhu ve mâ nunezziluhû illâ bi kaderin ma’lûm(ma’lûmin).
Ma'lum
ع ل مA:LM
İlm edinilmiş mevzu. / Bilinen, belli olan. / Resul-i Ekrem'in bir nâmıdır.
Çğl.Ma'lumat
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
hazine
خ ز نH:ZN
Define. Kıymetli şeyleri saklayacak sağlam yer.
Çğl.Hazain
Aynı kökten:Hazen Hızân Hazin Huzzân hazine Hazain Hazn Hazne Hızane Hıdane Hizane Hizânet mahzen Mehazin
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
15. HİCR / 22
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
İlkah edici rihleri irsal ettik... ve ardından semadan su inzal etttik... ve ardından onunla sizi iska ettik. Ona hazin olanlar siz değilsiniz.
Doğa/Yaşam RSL RVH LK:H NZL SMV MVHé SK:Y H:ZN .mid1758.ss15.as22.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamx#smv-sema#||#sk:y-iska#||#h:zn-hazin#||#nzl-inzal#||#rsl-irsal#||#lk:h-ilkah#||#lk:h-lakıh#||#rvh-rih#||#mvhé-main#x#RSL#||#RVH#||#LK:H#||#NZL#||#SMV#||#MVHé#||#SK:Y#||#H:ZN#||#smv-sema#||#sk:y-iska#||#h:zn-hazin#||#nzl-inzal#||#rsl-irsal#||#lk:h-ilkah#||#lk:h-lakıh#||#rvh-rih#||#mvhé-main#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ
Ve erselner riyâha levâkıha fe enzelnâ mines semâi mâen fe eskaynâkumûh(eskaynâkumûhu), ve mâ entum lehu bi hâzinîn(hâzinîne).
Hazin
خ ز نH:ZN
Hazine nâzırı. Bekçi.
Çğl.Huzzân
Aynı kökten:Hazen Hızân Hazin Huzzân hazine Hazain Hazn Hazne Hızane Hıdane Hizane Hizânet mahzen Mehazin
İlkah
ل ق حLK:H
Döllenmek. Döllemek. Gebe bırakmak. Aşılamak. Tıb: İki ayrı cins hücrenin birleşmesi.
Çğl.İlkahat
Aynı kökten:İlkah İlkahat Lakh lakâh Lâkıh Levâkıh Levk Levka Melkuha Melakih Mülakaha
Lâkıh
ل ق حLK:H
Ağaca su yürüten rüzgâr. / Yağmur yağdıran rüzgâr. / Karnında yavrusu olan hamile deve.
Çğl.Levâkıh
Aynı kökten:İlkah İlkahat Lakh lakâh Lâkıh Levâkıh Levk Levka Melkuha Melakih Mülakaha
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
İska
س ق يSK:Y
Su vermek, sulamak. İçilecek şey sunmak.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
15. HİCR / 23
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak ki BİZBİZ hayy ederiz ve mevt ederiz. BİZ varisiz!
HYY MVT VRSé .mid1759.ss15.as23.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxx#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#vrsé-varis#x#HYY#||#MVT#||#VRSé#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#vrsé-varis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ
Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne).
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Diyanet Meali:
Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz
15. HİCR / 24
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Elbette sizden istikdam edenlere BİZ alimiz!
Elbette tehir edenlere de BİZ alimiz!
A:LM K:DM A:LM eH:R .mid1760.ss15.as24.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxx#eh:r-istehir#||#a:lm-alim#||#k:dm-istikdam#x#A:LM#||#K:DM#||#A:LM#||#eH:R#||#eh:r-istehir#||#a:lm-alim#||#k:dm-istikdam#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ
Ve le kad alimnel mustakdimîne minkum ve le kad alimnel muste’hırîn(muste’hırîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İstikdam
ق د مK:DM
Önde bulunma, öne geçme. Çok ayaklı olma. Ayaklarının adedi fazla olma.
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
Diyanet Meali:
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
15. HİCR / 25
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak ki Rabbin… O, onları haşr edecek. Muhakkak ki O, hakimdir, alimdir.
Esma-ül Hüsna RBB HŞR HKM A:LM .mid1761.ss15.as25.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxEsma-ül Hüsnax#hşr-haşr#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#hkm-hakim#x#RBB#||#HŞR#||#HKM#||#A:LM#||#hşr-haşr#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#hkm-hakim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
Ve inne rabbeke huve yahşuruhum, innehu hakîmun alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
15. HİCR / 26
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Elbette BİZ, İnsanı, salsalden, mesnun hameden halk ettik.
Doğa/Yaşam H:LK: eNS S:LS:L HMe SNN .mid1762.ss15.as26.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamxxalakxinsanxx#h:lk:-halk#||#hme-hame#||#ens-insan#||#s:ls:l-salsal#||#snn-mesnun#x#H:LK:#||#eNS#||#S:LS:L#||#HMe#||#SNN#||#h:lk:-halk#||#hme-hame#||#ens-insan#||#s:ls:l-salsal#||#snn-mesnun#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hame'
ح م اHMe
Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.
Aynı kökten:Hama' Hame' Hamie
Salsal
ص ل ص لS:LS:L
Tıngır tıngır ses veren kuru çamur. Kuru balçık. Kumla karışıp kurumuş olan balçık. / Bir aksamın, düzenin… bozuk sesler çıkaran, dağılmış kırıntıları. / Çok anırgan eşek.
Aynı kökten:Salsal Salsale
Mesnun
س ن نSNN
Sünnet olan. Sünnet olmuş olan. Âdet edilen şey. Bilenmiş bıçak. Üzerinden ömürler geçmiş olan. Şekillendirilmiş. Kalıba dökülmüş. Kokusu değişmiş.
Aynı kökten:İsnan Mesnun Müsinn Mesünn Müstesinn Sinn Esnân Sünnet Sünen Sünnî Tesennün
Diyanet Meali:
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
15. HİCR / 27
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Cinnleri, önceden, semum nardan halk ettik.
Doğa/Yaşam CNN H:LK: K:BL NVR SMM .mid1763.ss15.as27.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxDoğa/Yaşamxxalakxx#k:bl-kabl#||#h:lk:-halk#||#cnn-cann#||#smm-semum#||#nvr-nar#x#CNN#||#H:LK:#||#K:BL#||#NVR#||#SMM#||#k:bl-kabl#||#h:lk:-halk#||#cnn-cann#||#smm-semum#||#nvr-nar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْجَآنَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ
Vel cânne halaknâhu min kablu min nâris semûm(semûmi).
Cann
ج ن نCNN
Ateşten mahlûk cinlerin babası olan. Bir beyaz yılan cinsi. Cin taifesi. İnsanlardan evvel yaratılan bir nevi mahlûklar, cinler.
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Semum
س م مSMM
Zehirli şey. Sam yeli. Gündüz vakti sıcak çölde esen pek sıcak rüzgar olup, bitki ve hayvanları mahveder. Nüfuz eden, iliklerine kadar işleyen.
Aynı kökten:Müsemmem Semm Semum Simm Semm Simâm Sümum Tesemmüm Tesemmümât
Diyanet Meali:
Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.
15. HİCR / 28-29
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Rabbin meleklere demişti ki:
"Muhakkak ki BEN... mesnun hameden bir salsalden beşer halk edenim. Ardından onu sevva ederim ve ona KENDİ Ruhumdan nefh ederim.
Artık ona, sacidler olarak vaki olun!"
Hz. Adem Kıssası -4-Ruh K:VL RBB MLK H:LK: BŞR S:LS:L HMe SNN SVY NFH: RVH VK:A: SCD .mid1764.ss15.as28.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xx**xxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xRuhxxalakxxxalakxx.ss15.as29.x#rbb-rabb#||#h:lk:-halık#||#hme-hame#||#bşr-beşer#||#mlk-melek#||#s:ls:l-salsal#||#snn-mesnun#||#scd-sacid#||#nfh:-nefh#||#svy-sevva#||#rvh-ruh#||#vk:a:-vaki#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#MLK#||#H:LK:#||#BŞR#||#S:LS:L#||#HMe#||#SNN#||#SVY#||#NFH:#||#RVH#||#VK:A:#||#SCD#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halık#||#hme-hame#||#bşr-beşer#||#mlk-melek#||#s:ls:l-salsal#||#snn-mesnun#||#scd-sacid#||#nfh:-nefh#||#svy-sevva#||#rvh-ruh#||#vk:a:-vaki#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ * فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُ سَاجِدِينَ
Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). * Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fekaû lehu sâcidîn(sâcidîne).
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Halık
خ ل قH:LK:
Yoktan yaratan. Yaratıcı. El Halık : Halkediciliği. var olmaya başlamak, var olma niyeti gibi... Her varlığın ALLAH'ın tecellisi ile bir halik tarafı vardır; ana karnında, insan gönlünde, toprakta ALLAH'ın halik fiili tezahür eder.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hame'
ح م اHMe
Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.
Aynı kökten:Hama' Hame' Hamie
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Nefh
ن ف خNFH:
Üflemek, şişmek, üfürük. Kaba kuşluk vaktine varmak.
Aynı kökten:Müntefih Nafih Nefh Nefha Teneffuh Tenfih Tenfihât
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Ruh
ر و حRVH
Allah'ın hayatının her canlıdan tezahürü, can. / Rüzgar. Koku. / Öğleden akşama kadar olan vakit. / Bir şeyin tahsil edilmesinden duyulan neşe. / Bir amaca, davaya adanmışlığın ortaya çıkardığı gayret. / Dava edinilen amaca ulaşma hasretinini verdiği heyecan.
Çğl.Ervah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
Salsal
ص ل ص لS:LS:L
Tıngır tıngır ses veren kuru çamur. Kuru balçık. Kumla karışıp kurumuş olan balçık. / Bir aksamın, düzenin… bozuk sesler çıkaran, dağılmış kırıntıları. / Çok anırgan eşek.
Aynı kökten:Salsal Salsale
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Mesnun
س ن نSNN
Sünnet olan. Sünnet olmuş olan. Âdet edilen şey. Bilenmiş bıçak. Üzerinden ömürler geçmiş olan. Şekillendirilmiş. Kalıba dökülmüş. Kokusu değişmiş.
Aynı kökten:İsnan Mesnun Müsinn Mesünn Müstesinn Sinn Esnân Sünnet Sünen Sünnî Tesennün
sevva
س و يSVY
Seviye. Seviyeleme. Seviyelendiren, düzelten. Doğruya götüren.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Vâki'
و ق عVK:A:
Olan, düşen, konan. Mevcud ve var olan. Geçmiş olan, geçen.
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
Diyanet Meali:
Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.
15. HİCR / 30-31
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 262
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ardından melekler… onların hepsi… cemian secde ettiler…
İblis müstesna!... O sacidlerle beraber olmaktan imtina etti.
Hz. Adem Kıssası -4-İblis SCD MLK KLL CMA: BLS eBY KVN SCD .mid1765.ss15.as30.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf262.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xİblisxxşeytanxİblisxx.ss15.as31.x#kvn-yekün#||#kll-külli#||#eby-eby#||#cma:-ecmain#||#mlk-melek#||#scd-secde#||#scd-sacid#||#bls-iblis#x#SCD#||#MLK#||#KLL#||#CMA:#||#BLS#||#eBY#||#KVN#||#SCD#||#kvn-yekün#||#kll-külli#||#eby-eby#||#cma:-ecmain#||#mlk-melek#||#scd-secde#||#scd-sacid#||#bls-iblis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ * إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى أَن يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne). * İllâ iblîs(iblîse), ebâ en yekûne meas sâcidîn(sâcidîne).
İblis
ب ل سBLS
İnsanları Allah yolundan çıkarmağa çalışan. Şeytan.
Çğl.Ebalis
Aynı kökten:İblas İblis Ebalis Müblis
kontrol-giriş
Aynı kökten:
eby
ا ب يeBY
Kaçındı.
Aynı kökten:eby
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Diyanet Meali:
Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.
15. HİCR / 32
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Ey İblis!
Ne oldu sana ki... sacidlerle beraber olmadın?"
Hz. Adem Kıssası -4-İblis K:VL BLS KVN SCD .mid1766.ss15.as32.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xİblisxxİblisxx#kvn-tekun#||#scd-sacid#||#bls-iblis#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BLS#||#KVN#||#SCD#||#kvn-tekun#||#scd-sacid#||#bls-iblis#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلاَّ تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne meas sâcidîn(sâcidîne).
İblis
ب ل سBLS
İnsanları Allah yolundan çıkarmağa çalışan. Şeytan.
Çğl.Ebalis
Aynı kökten:İblas İblis Ebalis Müblis
kontrol-giriş
Aynı kökten:
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Diyanet Meali:
Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi.
15. HİCR / 33
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Ben, mesnun hameden bir salsalden halk ettiğin beşere secde etmek için değilim!"
Hz. Adem Kıssası -4- K:VL KVN SCD BŞR H:LK: S:LS:L HMe SNN .mid1767.ss15.as33.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xxalakxşeytanxx#h:lk:-halk#||#hme-hame#||#bşr-beşer#||#scd-secde#||#s:ls:l-salsal#||#snn-mesnun#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#KVN#||#SCD#||#BŞR#||#H:LK:#||#S:LS:L#||#HMe#||#SNN#||#h:lk:-halk#||#hme-hame#||#bşr-beşer#||#scd-secde#||#s:ls:l-salsal#||#snn-mesnun#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Kâle lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hame'
ح م اHMe
Uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş cıvık ve kokar çamur. Balçık.
Aynı kökten:Hama' Hame' Hamie
Salsal
ص ل ص لS:LS:L
Tıngır tıngır ses veren kuru çamur. Kuru balçık. Kumla karışıp kurumuş olan balçık. / Bir aksamın, düzenin… bozuk sesler çıkaran, dağılmış kırıntıları. / Çok anırgan eşek.
Aynı kökten:Salsal Salsale
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Mesnun
س ن نSNN
Sünnet olan. Sünnet olmuş olan. Âdet edilen şey. Bilenmiş bıçak. Üzerinden ömürler geçmiş olan. Şekillendirilmiş. Kalıba dökülmüş. Kokusu değişmiş.
Aynı kökten:İsnan Mesnun Müsinn Mesünn Müstesinn Sinn Esnân Sünnet Sünen Sünnî Tesennün
Diyanet Meali:
İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.”
15. HİCR / 34-35
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Derhal, oradan ihrac ol!
Artık muhakkak sen recm edilensin!
Muhakkak, din yevmine kadar, lanet senin üzerinedir."
Hz. Adem Kıssası -4- K:VL H:RC RCM LA:N YVM DYN .mid1768.ss15.as34.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xxşeytanxxxyevmxşeytanxx.ss15.as35.x#rcm-recm#||#h:rc-ihrac#||#la:n-lanet#||#yvm-yevm#||#dyn-din#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#H:RC#||#RCM#||#LA:N#||#YVM#||#DYN#||#rcm-recm#||#h:rc-ihrac#||#la:n-lanet#||#yvm-yevm#||#dyn-din#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ * وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ
Kâle fahruc minhâ fe inneke recîm(recîmun). * Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid dîn(dîni).
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
recm
ر ج مRCM
Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek. Atılan taş. Kabre taştan nişan dikmek. Şeytan üzerine atılan nücum. Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
Aynı kökten:mercum recim rücum recm tercim
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
15. HİCR / 36
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Rabbim!
Baas edilecekleri yevme kadar, bana nazar et."
Hz. Adem Kıssası -4- K:VL RBB NZ:R YVM BA:Sé .mid1769.ss15.as36.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xxyevmxşeytanxx#yvm-yevm#||#rbb-rabb#||#nz:r-nazar#||#ba:sé-baas#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#NZ:R#||#YVM#||#BA:Sé#||#yvm-yevm#||#rbb-rabb#||#nz:r-nazar#||#ba:sé-baas#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi.
15. HİCR / 37-38
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Artık muhakkak sen, vakti malum yevme kadar nazar edilenlerdensin."
Hz. Adem Kıssası -4- K:VL NZ:R YVM VK:T A:LM .mid1770.ss15.as37.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xxşeytanxyevmxşeytanxx.ss15.as38.x#yvm-yevm#||#a:lm-malum#||#nz:r-nazar#||#vk:t-vakit#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NZ:R#||#YVM#||#VK:T#||#A:LM#||#yvm-yevm#||#a:lm-malum#||#nz:r-nazar#||#vk:t-vakit#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ * إِلَى يَومِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
Kâle fe inneke minel munzarîn(munzarîne). * İlâ yevmil vaktil ma’lûm(ma’lûmi).
Ma'lum
ع ل مA:LM
İlm edinilmiş mevzu. / Bilinen, belli olan. / Resul-i Ekrem'in bir nâmıdır.
Çğl.Ma'lumat
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Vakt
Vakit
و ق تVK:T
Zaman. Saat. Çağ. Mevsim. Boş zaman. Geçim. Fırsat. Muayyen, belli bir zaman.
Çğl.Evkat
Aynı kökten:Mevkut Mevkute Mikat mevakit Tevkit Vakt Vakit Evkat
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Allah da, "O hâlde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.
15. HİCR / 39-40
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Rabbim!
Bana gavayet ettiğin şey ile onları arzda elbette ziynetlendireceğim. Onlardan muhles olarak SANA abd olanlar dışında… cemian onlara elbette gavayet edeceğim."
Hz. Adem Kıssası -4- K:VL RBB G:VY ZYN eRD: G:VY CMA: A:BD H:LS: .mid1771.ss15.as39.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xxşeytanxşeytanxx.ss15.as40.x#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#cma:-ecmain#||#zyn-zeyn#||#a:bd-abd#||#g:vy-gavi#||#h:ls:-muhles#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#G:VY#||#ZYN#||#eRD:#||#G:VY#||#CMA:#||#A:BD#||#H:LS:#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#cma:-ecmain#||#zyn-zeyn#||#a:bd-abd#||#g:vy-gavi#||#h:ls:-muhles#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَلأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ * إِلاَّ عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ
Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne). * İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
kontrol-giriş
Aynı kökten:
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Gavî
غ و يG:VY
Çok azgın. Çok sapkın. Yoldan şaşıp azıtan zâlim.
Çğl.GavunÇğl.Guvat
Aynı kökten:Gavayet Gavî Gavun Guvat Gaviyy Gaviyye Gavaya Gayy Gayya
Muhles
خ ل صH:LS:
İhlâsı dâimi olan. Devâmlı hâlis olan.
Aynı kökten:halas Hâlis Hâlise Halesa Hulus Hulusi Hulusiyyet İhlas İstihlas mahlas Muhaleset Muhallis Muhles muhlis Müstahlas Müstahlis Mütehallis Tahallüs Tahlis
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.
15. HİCR / 41-42
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki:
"Bu sırat, BANA mustakimdir!
Muhakkak ki BANA abd olanlar… senin için, onlara sultan olmak yoktur!
Gavi olanlardan sana tabi olanlar müstesna..."
Hz. Adem Kıssası -4-Ahiret K:VL S:RT: K:VM A:BD LYS SLT: TBA: G:VY .mid1772.ss15.as41.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xAhiretxxşeytanxsırat-ı mustakimxxxşeytanxx.ss15.as42.x#k:vm-mustakim#||#s:rt:-sırat#||#lys-leyse#||#tba:-tabi#||#a:bd-abd#||#g:vy-gavi#||#slt:-sultan#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#S:RT:#||#K:VM#||#A:BD#||#LYS#||#SLT:#||#TBA:#||#G:VY#||#k:vm-mustakim#||#s:rt:-sırat#||#lys-leyse#||#tba:-tabi#||#a:bd-abd#||#g:vy-gavi#||#slt:-sultan#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ هَذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ * إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîmun). * İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn(gâvîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Gavî
غ و يG:VY
Çok azgın. Çok sapkın. Yoldan şaşıp azıtan zâlim.
Çğl.GavunÇğl.Guvat
Aynı kökten:Gavayet Gavî Gavun Guvat Gaviyy Gaviyye Gavaya Gayy Gayya
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi.
15. HİCR / 43-44
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak cehennem, elbette onlara cemian vaad edilen yerdir.
Ona yedi bab vardır.
Bütün bablar için, onlardan cüzler taksim edilmiştir.
Hz. Adem Kıssası -4-Ahiret VA:D CMA: SBA: BVB KLL BVB CZe K:SM .mid1773.ss15.as43.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-adem-04xHz. Adem Kıssası -4-xAhiretxxşeytanxcehennemxxxsayıxşeytanxx.ss15.as44.x#cma:-ecmain#||#va:d-vaad#||#chm-cehennem#||#kll-külli#||#sba:-seba#||#cze-cüz#||#k:sm-taksim#||#bvb-bab#x#VA:D#||#CMA:#||#SBA:#||#BVB#||#KLL#||#BVB#||#CZe#||#K:SM#||#cma:-ecmain#||#va:d-vaad#||#chm-cehennem#||#kll-külli#||#sba:-seba#||#cze-cüz#||#k:sm-taksim#||#bvb-bab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ * لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
Ve inne cehenneme le mev’ıduhum ecmaîn(ecmeîne). * Lehâ seb’atu ebvâb(ebvâbin), likulli bâbin minhum cuz’un maksûm(maksûmun).
bab
ب و بBVB
Kapı. Kısım. Bölüm.
Aynı kökten:bab
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Cüz
ج ز اCZe
Kısım, parça. Bir şeyin bir parçası. Kitab forması. Küllün mukabili. Kur'ân-ı Kerim'in otuzda bir parçası. Kanaat. İktifâ eylemek. Düğümü sağlam yapmak. Bir şeyi pekiştirip muhkem kılmak. Kız evlâdı. ? bir bütünün küçük parçası, birim, ünite, kitap forması, fasikül
Aynı kökten:Cüz
Taksim
ق س مK:SM
Bölme. Parçalara ayırma.
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
15. HİCR / 45
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak muttakiler, cennetler ve aynlar içindedir.
Ahiret VK:Y CNN A:YN .mid1774.ss15.as45.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxAhiretxxcennetxx#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#||#a:yn-ayn#x#VK:Y#||#CNN#||#A:YN#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#||#a:yn-ayn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
15. HİCR / 46
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Emin selam ile oraya dahil olun!
Ahiret DH:L SLM eMN .mid1775.ss15.as46.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxAhiretxximanxx#emn-emin#||#dh:l-dahil#||#slm-selam#x#DH:L#||#SLM#||#eMN#||#emn-emin#||#dh:l-dahil#||#slm-selam#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ادْخُلُوهَا بِسَلاَمٍ آمِنِينَ
Udhulûhâ bi selâmin âminîn(âminîne).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir.
15. HİCR / 47
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Gıllden, sadrlarındakileri nez ettik. Onlar, kardeşler olarak, mütekabil sürur üzredirler.
Ahiret NZA: S:DR G:LL eH:V SRR K:BL .mid1776.ss15.as47.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxAhiretx#k:bl-mütekabil#||#eh:v-ihvan#||#nza:-nez#||#srr-sürur#||#g:ll-gıll#||#s:dr-sadr#||#s:dr-sadr#x#NZA:#||#S:DR#||#G:LL#||#eH:V#||#SRR#||#K:BL#||#k:bl-mütekabil#||#eh:v-ihvan#||#nza:-nez#||#srr-sürur#||#g:ll-gıll#||#s:dr-sadr#||#s:dr-sadr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ
Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin ıhvânen alâ sururin mutekâbilîn(mutekâbilîne).
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Gıll
غ ل لG:LL
Düşmanlık, garaz ve adavet, gizli kin ve haset.
Aynı kökten:Galel Eğlâl Galil Gılâl Gall Galle Galal Gılâl Gallat Gılale Galâyil Gıll Gull Aglal Eglal Gulul İstiglal Maglul Meglul
mütekabil
ق ب لK:BL
Karşılıklı olarak birbirini kabul etme. / Birbirine denk olma, denkliği kabul etme. / Karşılıklı, biri diğerinin karşısında.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Nez'
ن ز عNZA:
Çekip koparan. Şiddet ve acı ile can vermek. Çekip koparmak, ayırmak. Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak. Saymak. Kaldırmak, yok etmek.
Çğl.Naziat
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
Sürur
س ر رSRR
Sevinç. Neş'eli olmak.
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Diyanet Meali:
Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
15. HİCR / 48
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Orada onlara nasb mess etmez. Onlar, oradan ihrac olunmuş değillerdir.
Ahiret MSS NS:B H:RC .mid1777.ss15.as48.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxAhiretx#mss-mess#||#ns:b-nasb#||#h:rc-ihrac#||#ns:b-nasb#x#MSS#||#NS:B#||#H:RC#||#mss-mess#||#ns:b-nasb#||#h:rc-ihrac#||#ns:b-nasb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لاَ يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
Lâ yemessuhum fîhâ nasabun ve mâ hum minhâ bi muhrecîn(muhrecîne).
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Nasb
ن ص بNS:B
Dikme. Bir rütbe alma. Bir memurluğa tayin edilme. Dikili taş, put.
Çğl.Ensab
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
Nasb
ن ص بNS:B
Dikme. Bir rütbe alma. Bir memurluğa tayin edilme. Dikili taş, put.
Çğl.Ensab
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
Diyanet Meali:
Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
15. HİCR / 49
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
BANA abd olanlara haber ver!...
BEN, gafurum, rahimim …
NBe A:BD G:FR RHM .mid1778.ss15.as49.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxx#rhm-rahim#||#nbe-nebe#||#a:bd-abd#||#g:fr-gafur#x#NBe#||#A:BD#||#G:FR#||#RHM#||#rhm-rahim#||#nbe-nebe#||#a:bd-abd#||#g:fr-gafur#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Nebbî’ ibâdî ennî enel gafûrur rahîm(rahîmu).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
15. HİCR / 50
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
… ve benim azabım… o, elim azabtır!
A:ZéB A:ZéB eLM .mid1779.ss15.as50.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxx#elm-elim#||#a:zéb-azab#x#A:ZéB#||#A:ZéB#||#eLM#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَ أَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الأَلِيمَ
Ve enne azâbî huvel azâbul elîm(elîmu).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
15. HİCR / 51
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 263
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onlara İbrahim'in zayfından da haber ver.
Hz. İbrahim Kıssası -5 NBe D:YF BRHéM .mid1780.ss15.as51.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf263.sure.15.xxxxxkissa-ibrahim-05xHz. İbrahim Kıssası -5x#rhm-rahim#||#nbe-nebe#||#d:yf-zayf#||#brhém-hz. ibrahim#x#NBe#||#D:YF#||#BRHéM#||#rhm-rahim#||#nbe-nebe#||#d:yf-zayf#||#brhém-hz. ibrahim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِ بْراَهِيمَ
Ve nebbi’hum an dayfi ibrâhîm(ibrâhîme).
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Zayf
ض ي فD:YF
Misafir. Geçici olarak duran. Gelip geçen.
Çğl.ZifanÇğl.ZuyufÇğl.Ezyaf
Aynı kökten:Muzaf Mazufe Muzafat Tazayyüf Zayf Zifan Zuyuf Ezyaf Müzeyyif Tezyif
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver.
15. HİCR / 52
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onun yanına dahil olduklarında "Selam" dediler.
Dedi ki:
"Muhakkak biz, sizden vecel ediyoruz."
Hz. İbrahim Kıssası -5 DH:L K:VL SLM K:VL VCL .mid1781.ss15.as52.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-ibrahim-05xHz. İbrahim Kıssası -5x#dh:l-dahil#||#slm-selam#||#vcl-vecel#||#k:vl-xxoxx#x#DH:L#||#K:VL#||#SLM#||#K:VL#||#VCL#||#dh:l-dahil#||#slm-selam#||#vcl-vecel#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ دَخَلُواْ عَلَيْهِ فَقَالُواْ سَلامًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ
İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle innâ minkum vecilûn(vecilûne).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
vecel
و ج لVCL
Ürkmek, korkmak.
Aynı kökten:vecel
Diyanet Meali:
Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti.
15. HİCR / 53
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"Vecel etme! Muhakkak biz sana, alim gılme ibşar ediyoruz." dediler.
Hz. İbrahim Kıssası -5 K:VL VCL BŞR G:LM A:LM .mid1782.ss15.as53.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-ibrahim-05xHz. İbrahim Kıssası -5x#a:lm-alim#||#vcl-vecel#||#bşr-ibşar#||#g:lm-gılme#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#VCL#||#BŞR#||#G:LM#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#vcl-vecel#||#bşr-ibşar#||#g:lm-gılme#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُواْ لاَ تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلامٍ عَلِيمٍ
Kâlû lâ tevcel innâ nubeşşiruke bi gulâmin alîm(alîmin).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
vecel
و ج لVCL
Ürkmek, korkmak.
Aynı kökten:vecel
Diyanet Meali:
Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler.
15. HİCR / 54
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki: "Kiber bana mess olmuşken mi beni ibşar ediyorsunuz? Bana neyi ibşar ediyorsunuz?"
Hz. İbrahim Kıssası -5 K:VL BŞR MSS KBR BŞR .mid1783.ss15.as54.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-ibrahim-05xHz. İbrahim Kıssası -5x#mss-mess#||#bşr-ibşar#||#kbr-kiber#||#kbr-kiber#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BŞR#||#MSS#||#KBR#||#BŞR#||#mss-mess#||#bşr-ibşar#||#kbr-kiber#||#kbr-kiber#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَى أَن مَّسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
Kâle e beşşertumûnî alâ en messeniyel kiberu fe bime tubeşşirûn(tubeşşirûne).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Kiber
ك ب رKBR
Ululuk. Büyüklük. Yaşlılık.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Kiber
ك ب رKBR
Ululuk. Büyüklük. Yaşlılık.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Diyanet Meali:
İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.
15. HİCR / 55
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"Biz sana hakk ile ibşar ettik. Sakın kanıtlardan olma" dediler.
Hz. İbrahim Kıssası -5 K:VL BŞR HK:K: KVN K:NT: .mid1784.ss15.as55.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-ibrahim-05xHz. İbrahim Kıssası -5x#kvn-tekun#||#hk:k:-hakk#||#bşr-ibşar#||#k:nt:-kanıt#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BŞR#||#HK:K:#||#KVN#||#K:NT:#||#kvn-tekun#||#hk:k:-hakk#||#bşr-ibşar#||#k:nt:-kanıt#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُواْ بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُن مِّنَ الْقَانِطِينَ
Kâlû beşşernâke bil hakkı fe lâ tekun minel kânıtîn(kânıtîne).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Kanıt
ق ن طK:NT:
Ümidi tamamen sönmüş. Ye'se düşmüş, ümitsiz, kederli, hüzünlü.
Aynı kökten:Kanıt Kunut
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
“Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler.
15. HİCR / 56
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, dalalette olanlardan başka, kim kanıt olur!"
Hz. İbrahim Kıssası -5 K:VL K:NT: RHM RBB D:LL .mid1785.ss15.as56.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-ibrahim-05xHz. İbrahim Kıssası -5x#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#k:nt:-kanıt#||#d:ll-dalalet#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:NT:#||#RHM#||#RBB#||#D:LL#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#k:nt:-kanıt#||#d:ll-dalalet#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلاَّ الضَّآلُّونَ
Kâle ve men yaknetu min rahmeti rabbihî illad dâllûn(dâllûne).
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Kanıt
ق ن طK:NT:
Ümidi tamamen sönmüş. Ye'se düşmüş, ümitsiz, kederli, hüzünlü.
Aynı kökten:Kanıt Kunut
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?”
15. HİCR / 57
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"Artık hatbınız nedir… Ey mürseller?" dedi.
Hz. Lut Kıssası K:VL H:T:B RSL .mid1786.ss15.as57.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıxxrasulxx#rsl-mürsel#||#h:t:b-hatb#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#H:T:B#||#RSL#||#rsl-mürsel#||#h:t:b-hatb#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
Kâle fe mâ hatbukum eyyuhel murselûn(murselûne).
hatb
خ ط بH:T:B
Mühim iş. İstemek. Konuşmak. Nida.
Çğl.hatub
Aynı kökten:hatb hatub hatib hıtbe hitab hutbe muhatab
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi.
15. HİCR / 58
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dediler ki: "Muhakkak biz, mücrimlerin kavmine irsal edildik."
Hz. Lut Kıssası K:VL RSL K:VM CRM .mid1787.ss15.as58.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#k:vm-kavim#||#crm-mücrim#||#rsl-irsal#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RSL#||#K:VM#||#CRM#||#k:vm-kavim#||#crm-mücrim#||#rsl-irsal#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُواْ إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîn(mucrimîne).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.
15. HİCR / 59
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Lut'un ali müstesna.
Muhakkak ki BİZ, onların hepsini necat ettireceğiz.
Hz. Lut Kıssası eVL LVT: NCV CMA: .mid1788.ss15.as59.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#evl-ali#||#cma:-ecmain#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#x#eVL#||#LVT:#||#NCV#||#CMA:#||#evl-ali#||#cma:-ecmain#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلاَّ آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
İllâ âle lût(lûtın), innâ le muneccûhum ecma’în(ecma’îne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Diyanet Meali:
Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
15. HİCR / 60
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onun BİZ'im tarafımızdan kaderlenen kadını müstesna.
Muhakkak o, elbette gabir olanlardandır.
Hz. Lut Kıssası MRe K:DR G:BR .mid1789.ss15.as60.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#mre-imree#||#g:br-gabir#||#k:dr-kader#x#MRe#||#K:DR#||#G:BR#||#mre-imree#||#g:br-gabir#||#k:dr-kader#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلاَّ امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ
İllemre’etehu kaddernâ innehâ le minel gâbirîn(gâbirîne).
Gabir
غ ب رG:BR
İstikbal. / Kalan. Geleceğe kalan. / Geride kalan. Bırakılan. / Geride kalıp eskiyen, çürüyen, tozlanan. / Gr: Gelecek zaman.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
15. HİCR / 61
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ardından, mürseller, Lut'un aline gelince …
Hz. Lut Kıssası CYe eVL LVT: RSL .mid1790.ss15.as61.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıxxrasulxx#evl-ali#||#rsl-mürsel#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#eVL#||#LVT:#||#RSL#||#evl-ali#||#rsl-mürsel#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا جَاء آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ
Fe lemmâ câe âle lûtınil murselûn(murselûne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.
15. HİCR / 62
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki: "Muhakkak siz inkar etmiş kavimsiniz."
Hz. Lut Kıssası K:VL K:VM NKR .mid1791.ss15.as62.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#k:vm-kavim#||#nkr-inkar#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:VM#||#NKR#||#k:vm-kavim#||#nkr-inkar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
Kâle innekum kavmun munkerûn(munkerûne).
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
İnkâr
ن ك رNKR
Bilmeme, tanımama. Yaptığını ve söylediğini gizleme. Yapmadım deme ve ayak direme. Reddetme.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
15. HİCR / 63
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dediler ki: "Bilakis!
Biz, hakkında imtira ettiğin şeyler ile sana geldik."
Hz. Lut Kıssası K:VL CYe KVN MRY .mid1792.ss15.as63.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#mry-imtira#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#CYe#||#KVN#||#MRY#||#mry-imtira#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُواْ بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمْتَرُونَ
Kâlû bel ci’nâke bi mâ kânû fîhi yemterûn(yemterûne).
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”
15. HİCR / 64
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"Sana bi-hakkın verdik. Muhakkak biz, elbette sadıklarız."
Hz. Lut Kıssası eTY HK:K: S:DK: .mid1793.ss15.as64.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıxxsadakaxx#hk:k:-hakk#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#HK:K:#||#S:DK:#||#hk:k:-hakk#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَتَيْنَاكَ بَالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Ve eteynâke bil hakkı ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
“Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
15. HİCR / 65
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"Artık, ehlin ile, geceden kata ile isra et ve dübürlerine tâbi ol. Sizden kimse left etmesin. Emir olunduğunuz yere mütemadi olun!"
Hz. Lut Kıssası SRY eHéL K:T:A: LYL TBA: DBR LFT eHD MD:Y HYSé eMR .mid1794.ss15.as65.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#lyl-leyl#||#hysé-haysü#||#ehd-ehad#||#ehél-ehil#||#tba:-tabi#||#emr-emir#||#dbr-dübür#||#lft-iltifat#||#md:y-mütemadi#||#sry-isra#||#k:t:a:-kata#x#SRY#||#eHéL#||#K:T:A:#||#LYL#||#TBA:#||#DBR#||#LFT#||#eHD#||#MD:Y#||#HYSé#||#eMR#||#lyl-leyl#||#hysé-haysü#||#ehd-ehad#||#ehél-ehil#||#tba:-tabi#||#emr-emir#||#dbr-dübür#||#lft-iltifat#||#md:y-mütemadi#||#sry-isra#||#k:t:a:-kata#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَامْضُواْ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
Fe esri bi ehlike bi kıt’ın minel leyli vettebı’ edbârehum ve lâ yeltefit minkum ehadun vamdû haysu tu’merûn(tu’merûne).
Dübr
Dübür
د ب رDBR
Kıç, mak'ad, süfre. Bir işin nihayeti, sonu, akıbeti. Bir şeyin arkası, gerisi. Ard ve arka taraf.
Çğl.Edbar
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
haysü
ح ي ثHYSé
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Mütemadi
م ض يMD:Y
Devamlı, kesiksiz, sürekli, daima.
Aynı kökten:Mameza Mazi Meza Midyan Medâyin Mudiyyen Mütemadi Mütemadiyen Mütemadiyet Temadi
İsrâ
س ر يSRY
Yürütmek. Göndermek. Gece yürüyüşü. (sürat ve serilik içerir.)
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
“Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.”
15. HİCR / 66
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Şu emri ona kaza etmiştik: "Sabah vaktinde onların dübürleri kata edilmiş olacak."
Hz. Lut Kıssası K:D:Y eMR DBR K:T:A: S:BH .mid1795.ss15.as66.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#emr-emir#||#k:t:a:-kata#||#k:d:y-kaza#||#s:bh-sabah#||#dbr-dübür#x#K:D:Y#||#eMR#||#DBR#||#K:T:A:#||#S:BH#||#emr-emir#||#k:t:a:-kata#||#k:d:y-kaza#||#s:bh-sabah#||#dbr-dübür#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَلِكَ الأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَؤُلاء مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
Ve kadaynâ ileyhi zâlikel emre enne dâbire hâulâi maktûun musbihîn(musbihîne).
Dübr
Dübür
د ب رDBR
Kıç, mak'ad, süfre. Bir işin nihayeti, sonu, akıbeti. Bir şeyin arkası, gerisi. Ard ve arka taraf.
Çğl.Edbar
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Sabah
ص ب حS:BH
Gün doğmasına yakın vakitten, öğle vaktine kadar olan zaman.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Diyanet Meali:
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.”
15. HİCR / 67
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Medine ehli, istibşar ederek geldiler.
Hz. Lut Kıssası CYe eHéL MDN BŞR .mid1796.ss15.as67.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#ehél-ehil#||#mdn-medine#||#bşr-istibşar#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#eHéL#||#MDN#||#BŞR#||#ehél-ehil#||#mdn-medine#||#bşr-istibşar#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَاء أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Ve câe ehlul medîneti yestebşirûn(yestebşirûne).
İstibşar
ب ش رBŞR
Müjde almak. Hayırlı, iyi haber iyi sevinmek.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
medine
م د نMDN
Şehir. Hususi olarak Arab yarımadasında bir şehir. (İslâmiyyet öncesi ismi "Yesrib")
Çğl.MüdnÇğl.MüdünÇğl.Medain
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
Diyanet Meali:
Şehir halkı sevinerek geldiler.
15. HİCR / 68
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki: "Muhakkak bunlar benim zayfımdır. Artık sakın, beni fazih etmeyin."
Hz. Lut Kıssası K:VL D:YF FD:H .mid1797.ss15.as68.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#d:yf-zayf#||#fd:h-fazih#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#D:YF#||#FD:H#||#d:yf-zayf#||#fd:h-fazih#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ إِنَّ هَؤُلاء ضَيْفِي فَلاَ تَفْضَحُونِ
Kâle inne hâulâi dayfî fe lâ tefdahûn(tefdahûni).
Zayf
ض ي فD:YF
Misafir. Geçici olarak duran. Gelip geçen.
Çğl.ZifanÇğl.ZuyufÇğl.Ezyaf
Aynı kökten:Muzaf Mazufe Muzafat Tazayyüf Zayf Zifan Zuyuf Ezyaf Müzeyyif Tezyif
Fazîh
ف ض حFD:H
Çirkin, fena. Utanmaz, rezil. Ayıp, rezalet. Sır kabilinden olan kötü hasletlerin açılıp fâş edilmesi. / Hurma koruğundan yapılan şarap. / Alçaklığı, edebsizliği gerektiren iş veya şey.
Dşl.FazîhaÇğl.Fazayih
Aynı kökten:Fazh Faziha Fazîh Fazîha Fazayih İfzah Mefzaha Munfazih
Diyanet Meali:
Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”
15. HİCR / 69
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"ALLAH'a ittika edin. Beni hızy etmeyin."
Hz. Lut Kıssası VK:Y H:ZY .mid1798.ss15.as69.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#h:zy-hızy#||#vk:y-ittika#x#VK:Y#||#H:ZY#||#h:zy-hızy#||#vk:y-ittika#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاتَّقُوا اللّهَ وَلاَ تُخْزُونِ
Vettekullâhe ve lâ tuhzûn(tuhzûni).
Hızy
Hizy
خ ز يH:ZY
Rezil, rüsva. Kepaze. Hor ve zelil olmak. Rüsva olmak.
Aynı kökten:Hazî Hızy Hizy İhza' İrtihaz Mahazi Mahzî Mahzul Mahazil Tahazül Hazl Hızlan
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
“Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi.
15. HİCR / 70
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 264
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
"Biz seni alemlerden nehy etmemiş miydik?" dediler.
Hz. Lut Kıssası K:VL NHéY A:LM .mid1799.ss15.as70.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#a:lm-alem#||#nhéy-nehy#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NHéY#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#nhéy-nehy#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ
Kâlû e ve lem nenheke anil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
Diyanet Meali:
Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler.
15. HİCR / 71
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Dedi ki: "İşte kızlarım... eğer fail olacaksanız!"
Hz. Lut Kıssası K:VL BNY KVN FA:L .mid1800.ss15.as71.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#bny-beni#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#BNY#||#KVN#||#FA:L#||#bny-beni#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ هَؤُلاء بَنَاتِي إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ
Kâle hâulâi benâtî in kuntum fâilîn(fâilîne).
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Diyanet Meali:
Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.
15. HİCR / 72
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Yemin olsun ömrüne!
Muhakkak onlar elbette, sekr içinde amih olurlar.
Hz. Lut KıssasıYemin A:MR SKR A:MHé .mid1801.ss15.as72.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut KıssasıxYeminx#a:mhé-amih#||#sekr-sekr#||#a:mr-ömür#x#A:MR#||#SKR#||#A:MHé#||#a:mhé-amih#||#sekr-sekr#||#a:mr-ömür#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
Le amruke innehum le fî sekretihim ya’mehûn(ya’mehûne).
amih
ع م هA:MHé
Bocalamak, Şaşkın dolaşmak. Bocalayıp durmak.
Aynı kökten:amih
ömür
Ömr
ع م رA:MR
Yaşam. Yaşayış.
Aynı kökten:amer Amir İ'mar imaret İmarat İmran Ma'mur Ma'mure Mi'mar muammer Mu'temir ömür Ömr Ta'mir Ta'mirât umre Umurat ümran
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
(Melekler, Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.
15. HİCR / 73
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ardından onları, müşrik vaktinde sayha ahz etti.
Hz. Lut Kıssası eH:Zé S:YH ŞRK: .mid1802.ss15.as73.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#eh:zé-ahz#||#şrk:-müşrik#||#s:yh-sayha#||#şrk:-müşrik#x#eH:Zé#||#S:YH#||#ŞRK:#||#eh:zé-ahz#||#şrk:-müşrik#||#s:yh-sayha#||#şrk:-müşrik#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Fe ehazethumus sayhatu muşrikîn(muşrikîne).
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
müşrik
ش ر قŞRK:
Parlak, parlayan. / Doğan / Duygu merkezine ulaşan (öz-duyumlar).
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
müşrik
ش ر قŞRK:
Parlak, parlayan. / Doğan / Duygu merkezine ulaşan (öz-duyumlar).
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
15. HİCR / 74
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Artık, aliyy olanı sefil olan kıldık!
Üzerlerine siccilden hacerler imtar ettik.
Hz. Lut Kıssası CA:L A:LV SFL MT:R HCR SCL .mid1803.ss15.as74.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#mt:r-imtar#||#scl-siccil#||#hcr-hacer#||#a:lv-aliyy#||#sfl-sefil#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#A:LV#||#SFL#||#MT:R#||#HCR#||#SCL#||#mt:r-imtar#||#scl-siccil#||#hcr-hacer#||#a:lv-aliyy#||#sfl-sefil#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
Fe cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emternâ aleyhim hıcâreten min siccîl(siccîlin).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
İmtar
م ط رMT:R
Yağdırma veya yağdırılma.
Aynı kökten:İmtar İstimtar Matar Emtar Matara Matare Matır Mimtar Mümtır Temattur
siccil
س ج لSCL
Taşlaşmış çamur. Pişmiş tuğla. Kumlu çamurun taşlaşmış hâli. Ateşte pişerek taş gibi olmuş tuğla.
Aynı kökten:Münsecil Müseccel Müseccil Secl Sicâl Sical Sücul siccil sicil tescil Tescilât
Sefil
س ف لSFL
Sefalet çeken, muhtaçlık içinde olan. Çok sıkıntıda bulunan. Uslu huy sahibi. Aşağı kesim, bir bölgenin aşağı kısmı.
Çğl.Süfela
Aynı kökten:Esfel Müteseffil Müteseffilîn Safil Sefil Süfela Sifle Süfla Süflî Süfliyyet Teseffül Tesfil Tesfilât
Diyanet Meali:
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
15. HİCR / 75
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak bunda, mütevessim için elbette ayetler vardır.
Hz. Lut Kıssası eYY VSM .mid1804.ss15.as75.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#eyy-ayet#||#vsm-mütevessim#x#eYY#||#VSM#||#eyy-ayet#||#vsm-mütevessim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَاتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
İnne fî zâlike le âyâtin lil mutevessimîn (mutevessimîne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Mütevessim
و س مVSM
Bir şeyi çözmeğe çalışan. İşaretli anlatımları çözebilen. Nişanlı, alâmetli ve bezenmiş kişi.
Aynı kökten:Mütevessim Müttesim Vesim Vesime Vüsemâ Visâm Vesm Vesme
Diyanet Meali:
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
15. HİCR / 76
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak o, elbette mukim sebil iledir.
Hz. Lut Kıssası SBL K:VM .mid1805.ss15.as76.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıx#k:vm-mukim#||#sbl-sebil#x#SBL#||#K:VM#||#k:vm-mukim#||#sbl-sebil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقيمٍ
Ve innehâ le bi sebîlin mukîm(mukîmîn).
mukim
ق و مK:VM
Sürekli, devamlı. İkamet eden. Ayakta duran. Okuyan. Bir memlekette devamlı duran. Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene "Misâfir" denir.) El Mukim : Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alakasız olmayan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
15. HİCR / 77
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak bunda, mü'minler için elbette ayetler vardır.
Hz. Lut Kıssası eYY eMN .mid1806.ss15.as77.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-lut-3xHz. Lut Kıssasıxximanxx#eyy-ayet#||#emn-mümin#||#emn-iman#x#eYY#||#eMN#||#eyy-ayet#||#emn-mümin#||#emn-iman#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّلْمُؤمِنِينَ
İnne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn(mu’minîne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Diyanet Meali:
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
15. HİCR / 78
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak, Eyke ashabı da elbette zalimlerdendiler.
Eyke Ahsabı Kıssası KVN S:HB eYK Z:LM .mid1807.ss15.as78.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-suayb-5-eykexEyke Ahsabı Kıssasıx#kvn-kane#||#z:lm-zalim#||#s:hb-sahib#||#eyk-eyke kavmi#x#KVN#||#S:HB#||#eYK#||#Z:LM#||#kvn-kane#||#z:lm-zalim#||#s:hb-sahib#||#eyk-eyke kavmi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن كَانَ أَصْحَابُ الأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ
Ve in kâne ashâbul eyketi le zâlimîn (zâlimîne).
Eyke Kavmi
eYK
xoxox
Aynı kökten:Eyke Kavmi
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
“Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.
15. HİCR / 79
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ardından onlardan intikam aldık. Muhakkak bu ikisi, elbette mübin imamdır.
Eyke Ahsabı Kıssası NK:M eMM BYN .mid1808.ss15.as79.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-suayb-5-eykexEyke Ahsabı Kıssasıx#byn-mübin#||#emm-imam#||#nk:m-intikam#x#NK:M#||#eMM#||#BYN#||#byn-mübin#||#emm-imam#||#nk:m-intikam#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَانتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
Fentekamnâ minhum, ve innehumâ le bi imâmin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
imam
ا م مeMM
Güven duyulan, emniyet edilen öncü. / Allah ile Muhammedin manen intikal yeri. / Rabbine tamamen rücu eden. / Öne geçmek. Önde ve ileride olan. / Delil ve rehber. / Cemaate namaz kıldıran. / Mezheb sahibi olan. / Sultan. Hâkim. Reis. Ümmetin reisi. İslâm hükümetlerinde Devlet Reisi. / Dershanede günlük talim ve dersler için talebelerin önlerine konan tahtalar. / Kıble tarafı.
Çğl.Eimme
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
İntikam
ن ق مNK:M
Öç almak. Hınç ve acı çıkarmak.
Çğl.İntikamat
Aynı kökten:İntikam İntikamat Müntakim Nakm Nakmet Nekam
Diyanet Meali:
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
15. HİCR / 80
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Hicr ashabı da mürselleri elbette kizb etmişti.
Hicr Asabı Kıssası KZéB S:HB HCR RSL .mid1809.ss15.as80.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-hicrxHicr Asabı Kıssasıxxrasulxx#kzéb-kizb#||#s:hb-sahib#||#hcr-hicr kavmi#||#rsl-mürsel#x#KZéB#||#S:HB#||#HCR#||#RSL#||#kzéb-kizb#||#s:hb-sahib#||#hcr-hicr kavmi#||#rsl-mürsel#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ
Ve le kad kezzebe ashâbul hıcril murselîn(murselîne).
Hicr Kavmi
ح ج رHCR
xoxox
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
15. HİCR / 81
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onlara ayetlerimizi verdik. Ardından onlar, muriz olanlar oldular.
Hicr Asabı Kıssası eTY eYY KVN A:RD: .mid1810.ss15.as81.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-hicrxHicr Asabı Kıssasıx#eyy-ayet#||#a:rd:-muriz#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eTY#||#eYY#||#KVN#||#A:RD:#||#eyy-ayet#||#a:rd:-muriz#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُواْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Ve âteynâhum âyâtinâ fe kânû anhâ mu’rıdîn(mu’rıdîne).
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Diyanet Meali:
Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.
15. HİCR / 82
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Onlar, dağlardan emin evler naht ediyorlardı.
Hicr Asabı Kıssası KVN NHT CBL BYT eMN .mid1811.ss15.as82.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-hicrxHicr Asabı Kıssasıxximanxx#cbl-cebel#||#emn-emin#||#byt-beyt#||#nht-naht#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#NHT#||#CBL#||#BYT#||#eMN#||#cbl-cebel#||#emn-emin#||#byt-beyt#||#nht-naht#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَانُواْ يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ
Ve kânû yanhıtûne minel cibâli buyûten âminîn(âminîne).
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Naht
Neht
ن ح تNHT
Ağacı yontmak suretiyle kabartma şekiller yapma san'atı. Yontma, oyma. Yontmak. Oymak.
Aynı kökten:Menhut Nahhat Nahhat Naht Neht
Diyanet Meali:
Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.
15. HİCR / 83
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ardından, sabah vaktinde onları sayha ahz etti.
Hicr Asabı Kıssası eH:Zé S:YH S:BH .mid1812.ss15.as83.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-hicrxHicr Asabı Kıssasıx#eh:zé-ahz#||#s:bh-sabah#||#s:yh-sayha#x#eH:Zé#||#S:YH#||#S:BH#||#eh:zé-ahz#||#s:bh-sabah#||#s:yh-sayha#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
Fe ehazethumus sayhatu musbıhîn(musbıhîne).
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Sabah
ص ب حS:BH
Gün doğmasına yakın vakitten, öğle vaktine kadar olan zaman.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
Diyanet Meali:
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
15. HİCR / 84
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Artık, kesb etmiş oldukları şeyler onları ganiy etmedi.
Hicr Asabı Kıssası G:NY KVN KSB .mid1813.ss15.as84.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkissa-hicrxHicr Asabı Kıssasıx#ksb-kesb#||#g:ny-ganiy#||#kvn-xxoxx#x#G:NY#||#KVN#||#KSB#||#ksb-kesb#||#g:ny-ganiy#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَا أَغْنَى عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
Fe mâ agnâ anhum mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
Diyanet Meali:
Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
15. HİCR / 85
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
BİZ, semaları ve arzı ve ikisi arasındakileri sadece hakk ile halk ettik. Muhakkak saat elbette verilecek. Artık sen cemil safh ile safh et.
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: BYN HK:K: SVA: eTY S:FH S:FH CML .mid1814.ss15.as85.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxDoğa/Yaşamxxsaatxx#sva:-saat#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#hk:k:-hakk#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#s:fh-safh#||#cml-cemil#||#ety-xxoxx#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#BYN#||#HK:K:#||#SVA:#||#eTY#||#S:FH#||#S:FH#||#CML#||#sva:-saat#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#hk:k:-hakk#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#s:fh-safh#||#cml-cemil#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلاَّ بِالْحَقِّ وَإِنَّ السَّاعَةَ لآتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakk(hakkı), ve innes sâate le âtiyetun fasfehıs safhal cemîl(cemîle).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cemil
ج م لCML
Güzel. Hoşa gitmek için yapılan hareket.
Dşl.cemile
Aynı kökten:Cemal Cemel Cimal Ecmal Cemil cemile Ecmel Mücemmil Mütecemmil Mütecemmilîn Tecemmül Tecemmülât Tecmil Tecmilât Cümle Cümel Cümleten Filcümle Ezcümle İcmal Mücmel Cümmel Cümel
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Safh
ص ف حS:FH
Suç bağışlama, dostluk etme. Günah ve cürmü afveyleme. Bir şeyin bir tarafı. Bir şey içirme. Yüz çevirme.
Aynı kökten:musafaha musafih mütesafih Safh Tasfih Tasfihât tesafüh Musfah Safha Safahat Tasaffuh Tesaffuh
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Saat
Sı'va'
س و عSVA:
Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman. Kıyâmet.
Çğl.Saat
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
Diyanet Meali:
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
15. HİCR / 86
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak ki Rabbin… O, hallaktır, alimdir.
Esma-ül Hüsna RBB H:LK: A:LM .mid1815.ss15.as86.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxEsma-ül Hüsnax#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#h:lk:-hallak#x#RBB#||#H:LK:#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#h:lk:-hallak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلاَّقُ الْعَلِيمُ
İnne rabbeke huvel hallâkul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Hallak
خ ل قH:LK:
Yaratan, her şeyi halkeden.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir.
15. HİCR / 87
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEDİNE
BİZ sana, mesna yediliyi ve azim Kur'an'ı vermiştik.
eTY SBA: SéNY K:Re A:Z:M .mid1816.ss15.as87.saHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxsayıxkuranxxxxkitabxxx#sény-mesna#||#sba:-seba#||#a:z:m-azim#||#k:re-kuran#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#SBA:#||#SéNY#||#K:Re#||#A:Z:M#||#sény-mesna#||#sba:-seba#||#a:z:m-azim#||#k:re-kuran#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِّنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ
Ve le kad âteynâke seb’an minel mesânî vel kur’ânel azîm(azîme).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
Mesnâ
ث ن يSéNY
Bir şeyin tekrarı. İki. Çift. Mükerrer.
Çğl.Mesanî
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Diyanet Meali:
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve büyük Kur’an’ı verdik.
15. HİCR / 88
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlardan zevceler halinde onunla metalandırdığımız şeylere aynını medd ettirme!
Onlara hüzünlenme!... Mü'minler için cenahını hafz et!
MDD A:YN MTA: ZVC HZN H:FD: CNH eMN .mid1817.ss15.as88.saHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf265.sure.15.xxxxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#mta:-meta#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#hzn-hüzün#||#h:fd:-hafz#||#mdd-medd#||#cnh-cenah#||#a:yn-ayn#||#zvc-zevc#x#MDD#||#A:YN#||#MTA:#||#ZVC#||#HZN#||#H:FD:#||#CNH#||#eMN#||#mta:-meta#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#hzn-hüzün#||#h:fd:-hafz#||#mdd-medd#||#cnh-cenah#||#a:yn-ayn#||#zvc-zevc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لاَ تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَى مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hafz
خ ف ضH:FD:
Aşırı olmama hali. / Refah ve ferahlık. Huzur ve rahat. / Yavaş yavaş mülayim yürüyüş, itidal. / Alçak. / Bir şeyi eğmek veya elden bırakmak. / Kelimenin son harfini esre, yâni "i" diye okumak. / Sözü boğaz içinden söylemek. // Taşımak için hazırlanmış ev eşyası. Ev eşyası taşıtılan deve.
Aynı kökten:Ahfaz Ahfad Ahfaz Ahfad Hafıd Hâfız Hâfız Hafîz Hafz Hafz Hıfaz Hıfze Hafâyiz İnhifaz İnhifaz Mahfuz Mahfuz Münhafız Münhafız Münhafıza Münhafıza Münhafıza Müstehiff Tahfiz Tehafüt
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir.
15. HİCR / 89-90-91
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 265
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Muhakkak ben, Kur'an'ı ize kılan muktesimlerin üzerine inzal ettiğimiz şey gibi mübin nezirim."
K:VL NZéR BYN NZL K:SM CA:L K:Re A:D:V .mid1818.ss15.as89.saHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf265.sure.15.xxxxxkuranxx.ss15.as90.ss15.as91.xxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#byn-mübin#||#nzér-nezir#||#k:sm-iktisam#||#nzl-inzal#||#k:re-kuran#||#a:d:v-ize#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NZéR#||#BYN#||#NZL#||#K:SM#||#CA:L#||#K:Re#||#A:D:V#||#byn-mübin#||#nzér-nezir#||#k:sm-iktisam#||#nzl-inzal#||#k:re-kuran#||#a:d:v-ize#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ * كَمَا أَنزَلْنَا عَلَى المُقْتَسِمِينَ * الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ
Ve kul innî enen nezîrul mubîn(mubînu). * Ke mâ enzelnâ alel muktesimîn(muktesimîne). * Ellezîne cealûl kur’âne ıdîn(ıdîne).
ize
ع ض وA:D:V
Her biri bir fırkaya mensub. Parça parça, fırka fırka. Müteferrik halde.
Çğl.izin
Aynı kökten:azv azviyat ize izin
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
İktisam
ق س مK:SM
Bölüşmek, paylaşmak.
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir.
15. HİCR / 92-93
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 266
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık yemin olsun Rabbine!... Elbette onların hepsine, amel etmiş oldukları şeyleri sual edeceğiz!
Yemin RBB SeL CMA: KVN A:ML .mid1819.ss15.as92.saHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf266.sure.15.xxxYeminx.ss15.as93.xxxvaadxxhaberxxx#rbb-rabb#||#a:ml-amel#||#cma:-ecmain#||#sel-sual#||#kvn-xxoxx#x#RBB#||#SeL#||#CMA:#||#KVN#||#A:ML#||#rbb-rabb#||#a:ml-amel#||#cma:-ecmain#||#sel-sual#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِيْنَ * عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Fe ve rabbike le nes’elennehum ecmaîn(ecmaîne). * Ammâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Diyanet Meali:
Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.
15. HİCR / 94
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 266
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, sana emir olunanı sada et ve şirk koşanlardan iraz et.
S:DA: eMR A:RD: ŞRK .mid1820.ss15.as94.saHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf266.sure.15.xxxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#emr-emir#||#s:da:-sada#||#a:rd:-iraz#||#şrk-müşrik#x#S:DA:#||#eMR#||#A:RD:#||#ŞRK#||#emr-emir#||#s:da:-sada#||#a:rd:-iraz#||#şrk-müşrik#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ
Fasda’ bi mâ tu’meru ve a’rıd anil muşrikîn(muşrikîne).
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Sada'
ص د عS:DA:
Kasd ve teveccüh eyleme. Bir şeyi âşikâre söylemek. Mevkiine tevcih ve isabet ettirmek. Kat'etmek. İzhar ve beyan etmek. Yarık ve çatlak. Bir şeyi ikiye yarmak.
Aynı kökten:Mutasaddı' Sada' Tasaddu'
müşrik
ش ر كŞRK
Allah'a ortak kabul eden, şirk işleyen. Allah'tan başkasına ibadet eden.
Çğl.Müşrikîn
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.
15. HİCR / 95-96
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 266
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, ALLAH'la beraber başka ilah kılanlara, istihza eden olarak kafiyiz.
Artık alim olacaklar!
KFY HéZe CA:L eLHé eH:R A:LM .mid1821.ss15.as95.saHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf266.sure.15.xxxx.ss15.as96.x#elhé-ilah#||#eh:r-ahar#||#a:lm-alim#||#kfy-kafi#||#héze-istihza#||#ca:l-xxoxx#x#KFY#||#HéZe#||#CA:L#||#eLHé#||#eH:R#||#A:LM#||#elhé-ilah#||#eh:r-ahar#||#a:lm-alim#||#kfy-kafi#||#héze-istihza#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ * الَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّهِ إِلهًا آخَرَ فَسَوْفَ يَعْمَلُونَ
İnnâ kefeynâkel mustehziîn(mustehziîne). * Ellezîne yec’alûne meallâhi ilâhen âhar(âhare), fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
istihza
ه ز اHéZe
Alay etmek, birisi ile eğlenmek. Birisini gülünç duruma düşürmek, maskara etmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Kâfi
ك ف يKFY
Kifayet eden. Vâfi, başka şeye ihtiyaç bırakmayan. Yeten, yetişen, elveren.
Aynı kökten:Adem-i Kifâyet İstikfa Kâfi kifayet Maal-kifaye Mükâfat Mükâfî Müktefî Mütekâfi Mütekâfiyye Tekâfi Tekâfü' Vâfi Ve Kâfi
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.
15. HİCR / 97-98-99
Surede Toplam Ayet: 99
Kitap Sırası: 15
Nüzul Sırası: 54
Sayfa: 266
Cüz: 14
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların kavil ettikleri şeyler ile sadrının dıyk olduğuna alimiz!
Artık, Rabbini hamd etmesi ile sebbih et ve sacidlerden ol ve yakin oluncaya kadar Rabbine abd ol!
A:LM D:YK: S:DR K:VL SBH HMD RBB KVN SCD A:BD RBB eTY YK:N .mid1822.ss15.as97.saHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf266.sure.15.xxxx.ss15.as98.ss15.as99.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#a:bd-abd#||#d:yk:-dıyk#||#s:dr-sadr#||#s:dr-sadr#||#sbh-sebbih#||#scd-sacid#||#hmd-hamd#||#yk:n-yakin#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#A:LM#||#D:YK:#||#S:DR#||#K:VL#||#SBH#||#HMD#||#RBB#||#KVN#||#SCD#||#A:BD#||#RBB#||#eTY#||#YK:N#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#a:bd-abd#||#d:yk:-dıyk#||#s:dr-sadr#||#s:dr-sadr#||#sbh-sebbih#||#scd-sacid#||#hmd-hamd#||#yk:n-yakin#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ * فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ السَّاجِدِينَ * وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
Ve le kad na’lemu enneke yadîku sadruke bi mâ yekûlûn(yekûlûne). * Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sâcidîn(sâcidîne). * Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn(yakînu).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Dıyk
Zıyk
ض ي قD:YK:
(Dıyyık) Dar. Sıkıntılı.
Aynı kökten:Dıyk Zıyk Dik Diyeke Edyak Dîk Muzîk Mudîk Zîk
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Diyanet Meali:
Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. O hâlde, Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.