DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
MERYEM SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid2154.ss19.as.saMERYEM.ns44.ny.cs16.syf304.sure.19.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
19. MERYEM / 1
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kaf. Ha. Ya. Ayn. Sad.
.mid2155.ss19.as1.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كهيعص
Kâf, hâ, yâ, ayn, sâd.
Diyanet Meali:
Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd.
19. MERYEM / 2
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbinin, kendisine abd olan Zekeriya'ya Rahmetini zikirdir.
Hz. Zekeriya Kıssası ZéKR RHM RBB A:BD ZKR .mid2156.ss19.as2.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#a:bd-abd#||#zékr-zikir#||#zkr-hz. zekeriyya#x#ZéKR#||#RHM#||#RBB#||#A:BD#||#ZKR#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#a:bd-abd#||#zékr-zikir#||#zkr-hz. zekeriyya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ذِكْرُ رَحْمَةِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا
Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyyâ.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Hz. Zekeriyya
ز ك رZKR
Dolmak, doldurmak ve bunun sonucunda kabını genişletmek; / Bir yerde toplanarak genişlemek, büyümek.
Aynı kökten:Hz. Zekeriyya xoxox
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.
19. MERYEM / 3
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
O, hafi nida ile Rabbine nida etmişti.
Hz. Zekeriya Kıssası NDV RBB NDV H:FY .mid2157.ss19.as3.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#rbb-rabb#||#ndv-nida#||#h:fy-hafi#x#NDV#||#RBB#||#NDV#||#H:FY#||#rbb-rabb#||#ndv-nida#||#h:fy-hafi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ نَادَى رَبَّهُ نِدَاء خَفِيًّا
İz nâdâ rabbehu nidâen hafiyyâ(hafiyyen).
Hafî
خ ف يH:FY
Gizli. Açıkta olmayan. Saklı. Sır. Fık: Sigasından dolayı değil, bir ârızadan dolayı mânası kapalı kalan lafız.
Çğl.HafayaÇğl.Hafiyyat
Aynı kökten:Hafî Hafaya Hafiyyat Hafiye hâfiyye Havâfi Hafiye Hafiyyen Hafiyyeten Hafy Hıfâ Ahfiye Hufye İhfa ihtifa İstihfa' Mahfî Mahfiyyen
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
19. MERYEM / 4
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Demişti ki…
"Rabbim!
Muhakkak ben… benim azmim vehn oldu. Reisim şeyb ile iştial etti.
SEN'in davan ile şaki olmadım Rabbim!"
Hz. Zekeriya Kıssası K:VL RBB VHéN A:Z:M ŞA:L ReS ŞYB KVN DA:V RBB ŞK:V .mid2158.ss19.as4.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#da:v-duae#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#şk:v-şaki#||#vhén-vehn#||#res-reis#||#şyb-şeyb#||#şa:l-iştial#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#VHéN#||#A:Z:M#||#ŞA:L#||#ReS#||#ŞYB#||#KVN#||#DA:V#||#RBB#||#ŞK:V#||#da:v-duae#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#şk:v-şaki#||#vhén-vehn#||#res-reis#||#şyb-şeyb#||#şa:l-iştial#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا
Kâle rabbî innî ve henel azmu minnî veştealer re’su şeyben ve lem ekun bi duâike rabbî şakıyyâ(şakıyyen).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Re's
Reis
ر ا سReS
Baş, kafa. Tepe. Uç. Başlangıç. Reis. Başkan. Sermaye.
Çğl.Rüesa
Aynı kökten:Re's Reis Rüesa
Vehn
و ه نVHéN
Gevşeklik, kuvvetsizlik. Zayıf. Gövdesi kalın ve kısa adam. Gece yarısı. Gece yarısından bir saat sonraki zaman.
Dşl.Vehnane
Aynı kökten:İhan Muhin Tevehhün Tevhin Vahin Vehn Vehnane
İştial
ش ع لŞA:L
Tutuşma. Parlama. Alevlenme. Mc: Şiddetlenme.
Aynı kökten:İş'al İştial Meş'ale Şu'le Şual Teşa'ul
Şaki
ش ق وŞK:V
Sıkıntı çekmek. Memnuniyetsiz olmak. Başkaldırmak. Yol kesen. Asi. Allah'a veya kanunlara isyan edip kötülük yapan. Haydut, anarşist. Hak ve kanunlara baş kaldıran.
Çğl.Eşkıya
Aynı kökten:Eşka Şaki Eşkıya Şeka' Şekaya Şekavet Şıkve şekâve
Şeyb
ش ي بŞYB
İhtiyarlık. Yaşlılık. Saç, sakal ağarması.
Aynı kökten:Eşyeb Şeyb Şeyyebet Şeyyebetnî Şib
Diyanet Meali:
O, şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım.”
19. MERYEM / 5
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak ben, veramdan mevlalardan korkuya düştüm. Kadınım kısır oldu.
Artık bana SEN'in VARLIĞINDAN veliy vehb eyle!"
Hz. Zekeriya Kıssası H:VF VLY VRY KVN MRe A:K:R VHéB LDN VLY .mid2159.ss19.as5.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#mre-imree#||#ldn-ledun#||#vly-mevla#||#vly-veliy#||#vry-vera#||#vhéb-vehb#||#a:k:r-akır#x#H:VF#||#VLY#||#VRY#||#KVN#||#MRe#||#A:K:R#||#VHéB#||#LDN#||#VLY#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#mre-imree#||#ldn-ledun#||#vly-mevla#||#vly-veliy#||#vry-vera#||#vhéb-vehb#||#a:k:r-akır#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِن وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا
Ve innî hıftul mevâliye min verâî ve kânetimreetî âkıran feheb lî min ledunke veliyyâ(veliyyen).
Âkır
ع ق رA:K:R
Kısır, verimsiz, kumlu toprak. Çocuksuz kadın. Oğlu veya kızı olmayan erkek. Yaralayan, yaralayıcı.
Dşl.Âkıre
Aynı kökten:Akar A'kar Akaret Âkır Âkıre Ukr Ukre
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
kontrol-giriş
Aynı kökten:
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
mevla
و ل يVLY
Sahib. Efendi. Köleyi âzad eden. Şanlı. Şerefli. Mâlik. Yardımcı, muavenet eden. Dost ve komşu. Azâd olan.
Çğl.Mevalî
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Vera
Very
و ر يVRY
Arkadan gelen. / Öte. / Başka taraf. / Arka, geri. / Torun. / Çakmaktan ateş çıkması. // Ateş yakmak. / Müphem olarak, müphem bir şekilde, bir şeyin başka bir şeymiş gibi yapılması. / Gizlemek, örtmek, bir şeyin arkasına örtmek, gizlemek. / Yardımcı, takipçi. / Hz. Musaya inzal olan Kanun Kitabı. // Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar. Halk. Mahluk. // Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Aynı kökten:ira Mütevari Tevari Vera Very
Diyanet Meali:
“Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!”
19. MERYEM / 6
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Bana varis olsun ve Yakub aline varis olsun.
Onu razı olduklarından kıl Rabbim!"
Hz. Zekeriya Kıssası VRSé VRSé eVL A:K:B CA:L RBB RD:V .mid2160.ss19.as6.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#evl-ali#||#rbb-rabb#||#vrsé-varis#||#rd:v-rıza#||#a:k:b-hz. yakub#||#ca:l-xxoxx#x#VRSé#||#VRSé#||#eVL#||#A:K:B#||#CA:L#||#RBB#||#RD:V#||#evl-ali#||#rbb-rabb#||#vrsé-varis#||#rd:v-rıza#||#a:k:b-hz. yakub#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنْ آلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا
Yerisunî ve yerisu min âli ya’kûbe vec’alhu rabbî radıyyâ(radıyyen).
Hz. Yakub
ع ق بA:K:B
Yakub ismi, ikab sahibi, akab sahibi olarak iki kelimeden oluşur. İbraniler, doğumunda, ikizi olan “Esau” nun topuğunu tutar halde doğmasına dayandırır. Ardından gidilen, takip edilen; nesiller boyu torun sahibi; büyük musibetlerin, büyük acıların nedeni anlamları vardır. 
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
19. MERYEM / 7
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Zekeriyya!
Muhakkak ki BİZ, seni gılme ile ibşar ediyoruz.
Onun ismi Yahya'dır. Önceden ona adaş kılmadık."
Hz. Zekeriya Kıssası ZKR BŞR G:LM SMV HYY CA:L K:BL SMV .mid2161.ss19.as7.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#k:bl-kabl#||#smv-isim#||#bşr-ibşar#||#g:lm-gılme#||#zkr-hz. zekeriyya#||#hyy-hz. yahya#||#ca:l-xxoxx#x#ZKR#||#BŞR#||#G:LM#||#SMV#||#HYY#||#CA:L#||#K:BL#||#SMV#||#k:bl-kabl#||#smv-isim#||#bşr-ibşar#||#g:lm-gılme#||#zkr-hz. zekeriyya#||#hyy-hz. yahya#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا زَكَرِيَّا إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ اسْمُهُ يَحْيَى لَمْ نَجْعَل لَّهُ مِن قَبْلُ سَمِيًّا
Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semiyyâ(semiyyen).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
Hz. Yahya
ح ي يHYY
Hayat sahibi.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
isim
س م وSMV
Bir şeyin zihinde doğmasını sağlayan işaret ve alamet. Tek başına anlaşılır bir manaya delalet eden kelime.
Çğl.esmaÇğl.esami
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Hz. Zekeriyya
ز ك رZKR
Dolmak, doldurmak ve bunun sonucunda kabını genişletmek; / Bir yerde toplanarak genişlemek, büyümek.
Aynı kökten:Hz. Zekeriyya xoxox
Diyanet Meali:
(Allah, şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.”
19. MERYEM / 8
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Rabbim!
Nasıl olur benim gılmem?
Kadınım kısır oldu. Ben kiberin atiyesine baliğ olmuşum..." dedi.
Hz. Zekeriya Kıssası K:VL RBB eNY KVN G:LM KVN MRe A:K:R BLG: KBR A:TV .mid2162.ss19.as8.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıx#kvn-kane#||#eny-ani#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#blg:-baliğ#||#kbr-kiber#||#a:tv-atiye#||#g:lm-gılme#||#a:k:r-akır#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#eNY#||#KVN#||#G:LM#||#KVN#||#MRe#||#A:K:R#||#BLG:#||#KBR#||#A:TV#||#kvn-kane#||#eny-ani#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#blg:-baliğ#||#kbr-kiber#||#a:tv-atiye#||#g:lm-gılme#||#a:k:r-akır#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا
Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
Âkır
ع ق رA:K:R
Kısır, verimsiz, kumlu toprak. Çocuksuz kadın. Oğlu veya kızı olmayan erkek. Yaralayan, yaralayıcı.
Dşl.Âkıre
Aynı kökten:Akar A'kar Akaret Âkır Âkıre Ukr Ukre
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
Kiber
ك ب رKBR
Ululuk. Büyüklük. Yaşlılık.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi.
19. MERYEM / 9
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Böyledir!..." dedi.
Rabbin diyor ki:
"O, BANA heyyindir.
Daha önce seni de bir şey değilken halk etmiştim."
Hz. Zekeriya KıssasıDoğa/Yaşam K:VL K:VL RBB HéVN H:LK: K:BL KVN ŞYe .mid2163.ss19.as9.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya KıssasıxDoğa/Yaşamxxalakxx#k:bl-kabl#||#şye-şey#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halk#||#hévn-heyyin#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#K:VL#||#RBB#||#HéVN#||#H:LK:#||#K:BL#||#KVN#||#ŞYe#||#k:bl-kabl#||#şye-şey#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halk#||#hévn-heyyin#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ كَذَلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْئًا
Kâle kezâlik(kezâlike), kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â(şey’en).
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
heyyin
ه و نHéVN
Kolay, sühuletli.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
(Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”
19. MERYEM / 10
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Rabbim! Bana bir ayet kıl" dedi.
Dedi ki:
"Senin ayetin, nasa, üç gece, seviyye olarak kelime etmemendir."
Hz. Zekeriya Kıssası K:VL RBB CA:L eYY K:VL eYY KLM NVS SéLSé LYL SVY .mid2164.ss19.as10.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıxxsayıxx#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#sélsé-selase#||#rbb-rabb#||#svy-seviyye#||#klm-kelime#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#CA:L#||#eYY#||#K:VL#||#eYY#||#KLM#||#NVS#||#SéLSé#||#LYL#||#SVY#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#sélsé-selase#||#rbb-rabb#||#svy-seviyye#||#klm-kelime#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ اجْعَل لِّي آيَةً قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَ لَيَالٍ سَوِيًّا
Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ(seviyyen).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Seviyye
س و يSVY
Müsavilik, birlik, beraberlik. Düzlük, doğruluk.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Selase
ث ل ثSéLSé
Üç.
Aynı kökten:Mesles Mesâlis Selase Selasin Sulasa Teslis
Diyanet Meali:
Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi. Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.
19. MERYEM / 11
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 304
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından mihrabtan kavminin karşısına ihrac oldu... ve ardından onlara, "Bükre ve aşiyy O'nu sebbih edin" diye vahy etti.
Hz. Zekeriya Kıssası H:RC K:VM HRB VHY SBH BKR A:ŞV .mid2165.ss19.as11.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxxxkissa-zekeriya-1xHz. Zekeriya Kıssasıxxxemirxxyasakxxx#k:vm-kavim#||#vhy-vahy#||#hrb-mihrab#||#sbh-sebbih#||#bkr-bükre#||#a:şv-aşiyy#||#h:rc-ihrac#x#H:RC#||#K:VM#||#HRB#||#VHY#||#SBH#||#BKR#||#A:ŞV#||#k:vm-kavim#||#vhy-vahy#||#hrb-mihrab#||#sbh-sebbih#||#bkr-bükre#||#a:şv-aşiyy#||#h:rc-ihrac#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَخَرَجَ عَلَى قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَأَوْحَى إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Fe harece alâ kavmihî minel mihrâbi fe evhâ ileyhim en sebbihû bukreten ve aşiyyâ(aşiyyen).
Aşiyy
ع ش وA:ŞV
Akşam üzeri. İkindi sonu. Güneşe çıplak gözle bakılabildiği zamanın başlangıcı.
Aynı kökten:Aşevî Aşi Aşiyy Aşu Aşva' Aşve Aşy Aşa A'şiye Aşyan Işâ Işâ' Işaya Işaeyn Işâân İsti'şa İş'a' İ'şa' İşaa İşaat İ'tişa' Mu'teşî Salât-ül İşâ Ta'şiye Uşve
Bükre
ب ك رBKR
Erken. Sabah vakti.
Aynı kökten:Bekâr Bekâret Bekûrî Bekûriyyet Bikr Bâkir Bâkire Ebkâr Bekrî Bukre Bükre İbkar Mübakere Bakûre Bekre Bukkarî Ebkâr-ı Efkâr Tebakkur Tebkir
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Mihrab
ح ر بHRB
Şiddetli harbeden cengâver. Bahadır. Harb aletleri, silah. Evin şerefli yüksek yeri, çardak. Camide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu yer. Meclisin sadrı ve ekrem mevzii. Melikin hususi makamı. Mc: Şeytan ve hevâ ile muharebe edecek yer. Ümit bağlanan yer.
Çğl.Maharib
Aynı kökten:Ahreb Harb Hurub Harbî Harbiye İstihrab Mahrab Mehârib Mahrub Mihrab Maharib Muhârebe Muharebat Muharib Muhterib Muhteribin Müteharib Müteharibe
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
vahy
vahiy
و ح يVHY
Emrin, bir fikrin veya bir hakikatın, Allah tarafından, Rasul noktasından İnsan'a inzal olması.
Aynı kökten:vahy vahiy
Diyanet Meali:
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.
19. MERYEM / 12-13
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Yahya!
Kitabı kuvvetle ahz et."
Ona, sabi iken
• hüküm
• ve BİZ'im VARLIĞIMIZDAN hanan
• ve zekat verdik.
O, takıyye oldu.
Hz. Yahya Kıssası HYY eH:Zé KTB K:VY eTY HKM S:BV HNN LDN ZKV KVN VK:Y .mid2166.ss19.as12.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-yahyaxHz. Yahya Kıssasıxxzekatxx.ss19.as13.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#k:vy-kuvve#||#eh:zé-ahz#||#s:bv-sabi#||#hkm-hikmet#||#hyy-hz. yahya#||#ldn-ledun#||#vk:y-takıyye#||#zkv-zekat#||#hnn-hanan#||#ety-xxoxx#||#kvn-kane#x#HYY#||#eH:Zé#||#KTB#||#K:VY#||#eTY#||#HKM#||#S:BV#||#HNN#||#LDN#||#ZKV#||#KVN#||#VK:Y#||#ktb-kitab#||#k:vy-kuvve#||#eh:zé-ahz#||#s:bv-sabi#||#hkm-hikmet#||#hyy-hz. yahya#||#ldn-ledun#||#vk:y-takıyye#||#zkv-zekat#||#hnn-hanan#||#ety-xxoxx#||#kvn-kane#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا يَحْيَى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا * وَحَنَانًا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَاةً وَكَانَ تَقِيًّا
Yâ yahyâ huzil kitâbe bi kuvveh(kuvvetin), ve âteynâhul hukme sabiyyâ(sabiyyen). * Ve hanânen min ledunnâ ve zekâh(zekâten), ve kâne tekıyyâ(tekıyyen).
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
hikmet
ح ك مHKM
İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakimlik. Eşyanın ahvalinden, harici ve batini keyfiyetlerinden bahseden ilim (İlm-i Hikmet). Herkesin bilmediği gizli sebeb. Kainattaki ve yaradılıştaki İlahi gaye. Sır. Akıl, söz ve hareketteki uygunluk.
Çğl.hikem
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hanan
ح ن نHNN
Merhamet, şefkat, acıma.
Aynı kökten:Hanan Hanen Hann Hannan Tahannün Tehannün Ahann Ehann Hanin Mehanne
Hz. Yahya
ح ي يHYY
Hayat sahibi.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kuvve
Kuvvet
ق و يK:VY
Kuvvet. Güç. Salâhiyyet. İktidar. Fikir. Niyet. Hasse. His. Duygu. Meleke. Kabiliyyet. Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb.
Çğl.Kuvâ
Aynı kökten:Evked kavi kaviy Kaviyyen Kuvvad Kuvve Kuvvet Kuvâ mukavemet Mukavim Mukavimîn Mukavva Mukavvî Takavvi Mukvin
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Sabi
Sabiyy
ص ب وS:BV
Henüz süt emen çocuk. / Büluğ çağına gelmemiş olan çocuk. / Üç yaşını tamamlamayan çocuk. / Erkek çocuk / Meyl ve muhabbet eden kimse. / Aşık, tutkun.
Dşl.SabiyyeÇğl.SabyeÇğl.SıbyeÇğl.Sıbyan
Aynı kökten:Asb Sabi Sabiyy Sabiyye Sabye Sıbye Sıbyan Tasabbi Tasabi
Takıyye
Takke
و ق يVK:Y
Korunan, sakınan. / Kendini sakınmak. Kendini koruyup çekinmek. / Birinin mensub olduğu mezhebi gizlemesi. / Mümâşât.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
12,13,14. (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
19. MERYEM / 14
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
O, ana-babası için berr idi… cebbar ve asi olmadı.
Hz. Yahya Kıssası BRR VLD KVN CBR A:S:Y .mid2167.ss19.as14.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-yahyaxHz. Yahya Kıssasıx#kvn-yekün#||#a:s:y-asi#||#vld-xoxox#||#cbr-cebbar#||#brr-berr#x#BRR#||#VLD#||#KVN#||#CBR#||#A:S:Y#||#kvn-yekün#||#a:s:y-asi#||#vld-xoxox#||#cbr-cebbar#||#brr-berr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن جَبَّارًا عَصِيًّا
Ve berren bi vâlideyhi ve lem yekun cebbâren asıyyâ(asıyyen).
Asi
ع ص يA:S:Y
Çok isyan eden, çok isyancı.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
Berr
barr
ب ر رBRR
İyilik ve ihsan edici, muhsin. Sözünde duran. Takvâ ehli olan, her çeşit günahlardan sakınan. Çok hayır sahibi. Özü sözü doğru olan, hamiyetli. Dindar ve temiz kimse. Susuz, kuru yerler. Toprak. Yeryüzü, yer. El Berr : Mütemadiyyen beraberlik fiili.
Çğl.EbrârÇğl.Berere
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Cebbar
ج ب رCBR
Zalim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Koz: Gökyüzünün cenubunda bulunan bir yıldız kümesi. El Cebbar : ALLAH'ın her fiilinde, her tecellisinde bir cebir seyredilir.
Aynı kökten:Câbir Cebbar Cebire cebr cebir Cebrail Cibril Cebren Cibr İcbar İsticbar Mecbur Mecburiyet Mücber Mücbir Mücebbir Mütecebbir Tecbir Tecebbür Tecebbürat
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
kontrol-giriş
Aynı kökten:
19. MERYEM / 15
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Doğum yevminde, mevt yevminde, hayy olarak baas olacağı yevmde, ona selam olsun!
Hz. Yahya Kıssası SLM YVM VLD YVM MVT YVM BA:Sé HYY .mid2168.ss19.as15.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-yahyaxHz. Yahya Kıssasıxxyevmxx#yvm-yevm#||#vld-xoxox#||#slm-selam#||#ba:sé-baas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#x#SLM#||#YVM#||#VLD#||#YVM#||#MVT#||#YVM#||#BA:Sé#||#HYY#||#yvm-yevm#||#vld-xoxox#||#slm-selam#||#ba:sé-baas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا
Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub’asu hayyâ(hayyen).
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun!
19. MERYEM / 16
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitab'ta Meryem'i zikir et.
O, şark yönünde bir mekana, ehliden nebz olmuştu.
Hz. Meryem Kıssası -2- ZéKR KTB MRY NBZé eHéL KVN ŞRK: .mid2169.ss19.as16.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xxxkitabxxx#kvn-mekan#||#ktb-kitab#||#ehél-ehil#||#zékr-zikir#||#nbzé-nebz#||#şrk:-şark#||#mry-hz. meryem#x#ZéKR#||#KTB#||#MRY#||#NBZé#||#eHéL#||#KVN#||#ŞRK:#||#kvn-mekan#||#ktb-kitab#||#ehél-ehil#||#zékr-zikir#||#nbzé-nebz#||#şrk:-şark#||#mry-hz. meryem#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ إِذِ انتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا
Vezkur fil kitâbı meryem(meryeme), izintebezet min ehlihâ mekânen şarkıyyâ(şarkıyyen).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Hz. Meryem
م ر يMRY
xoxox
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Nebz
ن ب ذNBZé
Bırakmak. Atmak. Antlaşmayı feshetmek, tek taraflı çekilmek. Yürürlükten kaldırmak. Az miktar, cüz'i.
Aynı kökten:Müntebiz Nebz Nebze
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
19. MERYEM / 17
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların gayrısından hicab ittihaz etmişti. Ona Ruhumuzu irsal ettik... ona seviyye olarak beşer halinde mesel oldu.
Hz. Meryem Kıssası -2-Ruh eH:Zé DVN HCB RSL RVH MSéL BŞR SVY .mid2170.ss19.as17.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xRuhx#dvn-dun#||#eh:zé-ittihaz#||#msél-mesel#||#svy-seviyye#||#bşr-beşer#||#rsl-irsal#||#rvh-ruh#||#hcb-hicab#x#eH:Zé#||#DVN#||#HCB#||#RSL#||#RVH#||#MSéL#||#BŞR#||#SVY#||#dvn-dun#||#eh:zé-ittihaz#||#msél-mesel#||#svy-seviyye#||#bşr-beşer#||#rsl-irsal#||#rvh-ruh#||#hcb-hicab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا
Fettehazet min dûnihim hicâben fe erselnâ ileyhâ rûhanâ fe temessele lehâ beşeren seviyyâ(seviyyen).
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
hicab
ح ج بHCB
Perde. Örtü. / Hâil. / Utanma. / Kendini kusurlu bilip insanlar arasından çekilmek. / Men'etmek. / Setretmek. Gizlemek. / Tılsım.
Çğl.HicabatÇğl.Hucub
Aynı kökten:Hacb Hacebe Hâcib Hacebe Hüccab hicab Hicabat Hucub mahcub Mahcube Mahcubiyet
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Ruh
ر و حRVH
Allah'ın hayatının her canlıdan tezahürü, can. / Rüzgar. Koku. / Öğleden akşama kadar olan vakit. / Bir şeyin tahsil edilmesinden duyulan neşe. / Bir amaca, davaya adanmışlığın ortaya çıkardığı gayret. / Dava edinilen amaca ulaşma hasretinini verdiği heyecan.
Çğl.Ervah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
Seviyye
س و يSVY
Müsavilik, birlik, beraberlik. Düzlük, doğruluk.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
19. MERYEM / 18
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Muhakkak senden Rahman'a uvz ederim!… Muhakkak O'ndan takıyye etmelisin!..."
Hz. Meryem Kıssası -2-Dua K:VL A:VZé RHM KVN VK:Y .mid2171.ss19.as18.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xDuax#kvn-kunte#||#rhm-rahman#||#a:vzé-uvz#||#vk:y-takıyye#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:VZé#||#RHM#||#KVN#||#VK:Y#||#kvn-kunte#||#rhm-rahman#||#a:vzé-uvz#||#vk:y-takıyye#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَتْ إِنِّي أَعُوذُ بِالرَّحْمَن مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا
Kâlet innî eûzu bir rahmâni minke in kunte tekıyyâ(tekıyyen).
Uvz
ع و ذA:VZé
Bir kimseye sığınmak.
Aynı kökten:euzü İstiaze Maaz Maazallah Uvz
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Takıyye
Takke
و ق يVK:Y
Korunan, sakınan. / Kendini sakınmak. Kendini koruyup çekinmek. / Birinin mensub olduğu mezhebi gizlemesi. / Mümâşât.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
19. MERYEM / 19
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Sana zekiy olan bir gılme vehb etmek için, ben ancak Rabbinin Rasulüyüm."
Hz. Meryem Kıssası -2- K:VL RSL RBB VHéB G:LM ZKV .mid2172.ss19.as19.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#rbb-rabb#||#zkv-zeki#||#rsl-rasul#||#vhéb-vehb#||#g:lm-gılme#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RSL#||#RBB#||#VHéB#||#G:LM#||#ZKV#||#rbb-rabb#||#zkv-zeki#||#rsl-rasul#||#vhéb-vehb#||#g:lm-gılme#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا
Kâle innemâ ene resûlu rabbiki li ehebe leki gulâmen zekiyyâ(zekiyyen).
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
Zeki
Zekiyy
ز ك وZKV
Zekâ sahibi olan kimse. Zekatlı kimse. / (Amacından gayrı zihni unsurlardan) Hâlis. Temiz. Arınmış.
Dşl.ZekiyeÇğl.Ezkiya
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.
19. MERYEM / 20
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Benim nasıl gılmem olur!
Ben bagi değilim. Bana beşer de mess etmedi!"
Hz. Meryem Kıssası -2- K:VL eNY KVN G:LM MSS BŞR KVN BG:Y .mid2173.ss19.as20.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#kvn-yekün#||#eny-ani#||#mss-mess#||#bşr-beşer#||#bg:y-bagi#||#g:lm-gılme#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eNY#||#KVN#||#G:LM#||#MSS#||#BŞR#||#KVN#||#BG:Y#||#kvn-yekün#||#eny-ani#||#mss-mess#||#bşr-beşer#||#bg:y-bagi#||#g:lm-gılme#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَتْ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا
Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ(bagıyyen).
bagi
ب غ يBG:Y
İsteyen. Zalim. İsyan etmiş. Asi. Yoldan sapmış. Haksızlık eden.
Çğl.bugat
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Diyanet Meali:
Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
19. MERYEM / 21
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Böyledir!..."
Rabbin diyor ki:
"O, BANA heyyindir.
Onu, nas için ayet ve BİZ'den rahmet kılmak için, emir kaza olmuştur."
Hz. Meryem Kıssası -2- K:VL K:VL RBB HéVN CA:L eYY NVS RHM KVN eMR K:D:Y .mid2174.ss19.as21.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#kvn-kane#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#k:d:y-kaza#||#hévn-heyyin#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:VL#||#RBB#||#HéVN#||#CA:L#||#eYY#||#NVS#||#RHM#||#KVN#||#eMR#||#K:D:Y#||#kvn-kane#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#k:d:y-kaza#||#hévn-heyyin#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ كَذَلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَلِنَجْعَلَهُ آيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِّنَّا وَكَانَ أَمْرًا مَّقْضِيًّا
Kâle kezâlik(kezâliki), kâle rabbuki huve aleyye heyyin(heyyinun), ve li nec’alehû âyeten lin nâsi ve rahmeten minnâ, ve kâne emren makdıyyâ(makdıyyen).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
heyyin
ه و نHéVN
Kolay, sühuletli.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi.
19. MERYEM / 22
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona hamile oldu. Onunla, kasiye mekana nebz oldu.
Hz. Meryem Kıssası -2- HML NBZé KVN K:S:V .mid2175.ss19.as22.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#kvn-mekan#||#hml-haml#||#nbzé-nebz#||#k:s:v-kasiye#x#HML#||#NBZé#||#KVN#||#K:S:V#||#kvn-mekan#||#hml-haml#||#nbzé-nebz#||#k:s:v-kasiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَحَمَلَتْهُ فَانتَبَذَتْ بِهِ مَكَانًا قَصِيًّا
Fe hamelethu fentebezet bihî mekânen kasıyyâ(kasıyyen).
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Nebz
ن ب ذNBZé
Bırakmak. Atmak. Antlaşmayı feshetmek, tek taraflı çekilmek. Yürürlükten kaldırmak. Az miktar, cüz'i.
Aynı kökten:Müntebiz Nebz Nebze
Diyanet Meali:
Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
19. MERYEM / 23
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu mehaz, onu bir hurma cizine getirdi. "Keşke bundan önce mevt olsaydım ve unutulup unutulmuş olsaydım" dedi.
Hz. Meryem Kıssası -2- CYe MH:D: CZéA: NH:L K:VL MVT K:BL KVN NSY NSY .mid2176.ss19.as23.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#k:bl-kabl#||#nsy-nisyan#||#mvt-mevt#||#nh:l-nahl#||#czéa:-ciz#||#mh:d:-mehaz#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CYe#||#MH:D:#||#CZéA:#||#NH:L#||#K:VL#||#MVT#||#K:BL#||#KVN#||#NSY#||#NSY#||#k:bl-kabl#||#nsy-nisyan#||#mvt-mevt#||#nh:l-nahl#||#czéa:-ciz#||#mh:d:-mehaz#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَجَاءهَا الْمَخَاضُ إِلَى جِذْعِ النَّخْلَةِ قَالَتْ يَا لَيْتَنِي مِتُّ قَبْلَ هَذَا وَكُنتُ نَسْيًا مَّنسِيًّا
Fe ecâe hel mehâdû ilâ ciz’ın nahleh(nahleti), kâlet yâ leytenî mittu kable hâzâ ve kuntu nesyen mensiyyâ(mensiyyen).
Ciz'
ج ذ عCZéA:
Ağaç kütüğü. Ağaç kökü. Kuru direk. Hurma ağacının kökü. Hurma ağacı. Çatı örtüsünde kullanılan ağaçlar. Derenin dar ve kısık yeri.
Aynı kökten:Ciz'
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Mehaz
م خ ضMH:D:
Su akacak yer, su mecrası. Gebe kadının ağrısının tutması. Gebe deve.
Aynı kökten:Mehaz
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
Diyanet Meali:
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
19. MERYEM / 24
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onun altından ona nida etti:
"Hüzünlenme. Rabbin senin altında seriyye kılmıştı."
Hz. Meryem Kıssası -2- NDV THT HZN CA:L RBB THT SRY .mid2177.ss19.as24.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#rbb-rabb#||#tht-taht#||#hzn-hüzün#||#ndv-nida#||#sry-seriyye#||#ca:l-xxoxx#x#NDV#||#THT#||#HZN#||#CA:L#||#RBB#||#THT#||#SRY#||#rbb-rabb#||#tht-taht#||#hzn-hüzün#||#ndv-nida#||#sry-seriyye#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَنَادَاهَا مِن تَحْتِهَا أَلَّا تَحْزَنِي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا
Fe nâdâhâ min tahtihâ ellâ tahzenî kad ceale rabbuki tahteki seriyyâ(seriyyen).
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Seriyye
س ر يSRY
Düşman üzerine gönderilen süvari müfrezesi.
Çğl.Seraya
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Taht
Tahte
ت ح تTHT
Alt. Aşağı. Altı. Aşağısı. Gr: Gelecek olan zamir.
Aynı kökten:Taht Tahte
Diyanet Meali:
Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
19. MERYEM / 25
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 305
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Hurma cizini kendine doğru hezz et… ceni rutab üzerine ıskat olsun."
Hz. Meryem Kıssası -2- HéZZ CZéA: NH:L SK:T: RT:B CNY .mid2178.ss19.as25.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf305.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#nh:l-nahl#||#hézz-hezz#||#czéa:-ciz#||#sk:t:-ıskat#||#rt:b-rutab#||#cny-ceni#x#HéZZ#||#CZéA:#||#NH:L#||#SK:T:#||#RT:B#||#CNY#||#nh:l-nahl#||#hézz-hezz#||#czéa:-ciz#||#sk:t:-ıskat#||#rt:b-rutab#||#cny-ceni#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُزِّي إِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا
Ve huzzî ileyki bi ciz’ın nahleti tusâkıt aleyki rutaben ceniyyâ(ceniyyen).
Ceni
ج ن يCNY
Devşirilmiş, koparılmış olan. Meyve toplanması ve alınması.
Aynı kökten:Cani Cena Ceni Cinayet
Ciz'
ج ذ عCZéA:
Ağaç kütüğü. Ağaç kökü. Kuru direk. Hurma ağacının kökü. Hurma ağacı. Çatı örtüsünde kullanılan ağaçlar. Derenin dar ve kısık yeri.
Aynı kökten:Ciz'
hezz
ه ز زHéZZ
Hareket ettirmek. / Depreşmek. Titremek. / Tahrik. / Silkelemek. Vurmak, dövmek. / Isırmak. / Hızlı okumak. / Süratli kesmek.
Aynı kökten:hezz Hizze İhtizaz İhzaz Mühtezz Mütehezziz Tehezzüz Tehziz Tehzizât
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
Ratb
Rutab
ر ط بRT:B
Rutubet, nemlilik yaşlık. Rutubetli, yaş. Yaş hurma. Mülâyim, yumuşak.
Aynı kökten:Mertub Mürettıb Ratabet Ratb Rutab Ratbe Ritâb Rutubet
Iskat
س ق طSK:T:
Düşürmek. Düşürülmek. Aşağı atmak. Hükümsüz bırakmak. Silmek. Ölünün azaptan kurtulması ümidi ile ölen kimse nâmına dağıtılan sadaka.
Aynı kökten:Iskat Maskat Maskıt Mesakıt Muskıt Muskıtât Mütesakıt Sakıt Sukut Sukutiye
Diyanet Meali:
“Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.”
19. MERYEM / 26
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ye, şürb et. Aynın karar olsun... beşerden birisini görürsen, "Muhakkak ben Rahman için oruç nezr ettim. Bu yevm, inslere kelime etmeyeceğim." de.
Hz. Meryem Kıssası -2- eKL ŞRB K:RR A:YN ReY BŞR eHD K:VL NZéR RHM S:VM KLM YVM eNS .mid2179.ss19.as26.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xxyevmxinsxx#s:vm-savm#||#ehd-ehad#||#yvm-yevm#||#rhm-rahman#||#ekl-ekl#||#nzér-nezr#||#ens-ins#||#bşr-beşer#||#klm-kelime#||#şrb-şürb#||#a:yn-ayn#||#k:rr-karar#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#eKL#||#ŞRB#||#K:RR#||#A:YN#||#ReY#||#BŞR#||#eHD#||#K:VL#||#NZéR#||#RHM#||#S:VM#||#KLM#||#YVM#||#eNS#||#s:vm-savm#||#ehd-ehad#||#yvm-yevm#||#rhm-rahman#||#ekl-ekl#||#nzér-nezr#||#ens-ins#||#bşr-beşer#||#klm-kelime#||#şrb-şürb#||#a:yn-ayn#||#k:rr-karar#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكُلِي وَاشْرَبِي وَقَرِّي عَيْنًا فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِي إِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمَنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ الْيَوْمَ إِنسِيًّا
Fe kulî veşrabî ve karrî aynâ(aynen), fe immâ terayinne minel beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni savmen fe len ukellimel yevme insiyyâ(insiyyen).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
karar
ق ر رK:RR
Değişmez hale gelmek. Sabit ve sakin olmak. Ne az ne çok olan tam ölçü. Ölçülülük. Gitmeyip kalmak. Oturaklı yer. Sakin olacak yer. Anlaşılan ve sabit hale gelen son karar sözü. Mahkemece verilen son söz ve neticeye bağlama. Dolanmak. Ayakları kısa ve çirkin yüzlü bir cins koyun.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
savm
ص و مS:VM
Oruç. / Sakınmak, korunmak, uzak durmak, el çekmek, hareket etmemek, terk etmek, / Men etmek. / Suyun akışı, akması.
Çğl.Sıyam
Aynı kökten:Saim Saimîn Suvvam savm Sıyam Savmaa Savmea Savâmi'
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
“Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.
19. MERYEM / 27
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Hamil olarak, onu kavmine getirdi.
"Ey Meryem!
Fery bir şey yapmışsın" dediler.
Hz. Meryem Kıssası -2- eTY K:VM HML K:VL MRY CYe ŞYe FRY .mid2180.ss19.as27.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#k:vm-kavim#||#şye-şey#||#hml-haml#||#fry-fery#||#mry-hz. meryem#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#K:VM#||#HML#||#K:VL#||#MRY#||#CYe#||#ŞYe#||#FRY#||#k:vm-kavim#||#şye-şey#||#hml-haml#||#fry-fery#||#mry-hz. meryem#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا
Fe etet bihî kavmehâ tahmiluh(tahmiluhu), kâlû yâ meryemu lekad ci’ti şey’en feriyyâ(feriyyen).
Fery
ف ر يFRY
Yaramaz iş. Bir nesneyi ıslah için kesmek, budamak. Meşin dikmek.
Aynı kökten:Fery Firye İftira İftiraat Müftera-aleyh Müftereyat Müfterî Müfterun
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Meryem
م ر يMRY
xoxox
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
19. MERYEM / 28
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Harun'un kız kardeşi!
Senin baban sui değildir. Annen de bagi değildir."
Hz. Meryem Kıssası -2- eH:V HRN KVN eBV MRe SVe KVN eMM BG:Y .mid2181.ss19.as28.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#kvn-kane#||#eh:v-ahi#||#sve-sui#||#ebv-eb#||#mre-imree#||#emm-ümm#||#bg:y-bagi#||#hrn-hz. harun#x#eH:V#||#HRN#||#KVN#||#eBV#||#MRe#||#SVe#||#KVN#||#eMM#||#BG:Y#||#kvn-kane#||#eh:v-ahi#||#sve-sui#||#ebv-eb#||#mre-imree#||#emm-ümm#||#bg:y-bagi#||#hrn-hz. harun#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا
Yâ uhte hârûne mâ kâne ebûkimrae sev’in ve mâ kânet ummuki begıyyâ(begıyyen).
bagi
ب غ يBG:Y
İsteyen. Zalim. İsyan etmiş. Asi. Yoldan sapmış. Haksızlık eden.
Çğl.bugat
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
Hz. Harun
HRN
İlerlemeyi reddeden, geri geri giden, / itaatten beri duran.
Aynı kökten:Harun Harunî Hiran Hz. Harun
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
19. MERYEM / 29
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından ona işaret etti.
"Mehdde olan sabi birisi ile nasıl kelime edebiliriz?" dediler.
Hz. Meryem Kıssası -2- ŞVR K:VL KYF KLM KVN MHéD S:BV .mid2182.ss19.as29.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#mhéd-mehd#||#klm-kelime#||#şvr-işaret#||#s:bv-sabi#||#k:vl-xxoxx#x#ŞVR#||#K:VL#||#KYF#||#KLM#||#KVN#||#MHéD#||#S:BV#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#mhéd-mehd#||#klm-kelime#||#şvr-işaret#||#s:bv-sabi#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا
Fe eşâret ileyh(ileyhi), kâlû keyfe nukellimu men kâne fîl mehdi sabiyyâ(sabiyyen).
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Mehd
Mihad
م ه دMHéD
Beşik. Döşeme, döşek. Beslenilecek, büyüyecek yer. Yeryüzü. Yayıp döşemek. Kâr kazanmak. Hazırlanmak.
Çğl.Mühud
Aynı kökten:Mahid Mehd Mihad Mühud Mihadde Mümehhed Mümehhid Mütemehhid Temehhüd Temhid
Sabi
Sabiyy
ص ب وS:BV
Henüz süt emen çocuk. / Büluğ çağına gelmemiş olan çocuk. / Üç yaşını tamamlamayan çocuk. / Erkek çocuk / Meyl ve muhabbet eden kimse. / Aşık, tutkun.
Dşl.SabiyyeÇğl.SabyeÇğl.SıbyeÇğl.Sıbyan
Aynı kökten:Asb Sabi Sabiyy Sabiyye Sabye Sıbye Sıbyan Tasabbi Tasabi
İşaret
ش و رŞVR
Bir şeyi bir vasıta ile (el, göz, kaş veya parmakla) göstererek bildirmek. Nişan, alâmet, belli bir iz. Ist: Doğrudan doğruya olmadan, hatırlatma suretiyle verilen emir.
Çğl.İşarat
Aynı kökten:İstiş'ar İstiş'arat İstişare İstişarat İşar İş'ar İş'arat İşaret İşarat Meşveret Müşar Müşavere Müşavir Müşavirîn Müşir Müteşavir Şevr Şura Şure Teşavür
Diyanet Meali:
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
19. MERYEM / 30
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki: "Muhakkak ben, bana kitab veren ve beni Nebi kılan ALLAH'ın abdıyım."
Hz. Meryem Kıssası -2- K:VL A:BD eTY KTB CA:L NBe .mid2183.ss19.as30.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xxnebixxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#nbe-nebi#||#a:bd-abd#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:BD#||#eTY#||#KTB#||#CA:L#||#NBe#||#ktb-kitab#||#nbe-nebi#||#a:bd-abd#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا
Kâle innî abdullâh(abdullâhi), âtâniyel kitâbe ve cealenî nebiyyâ(nebiyyen).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Diyanet Meali:
Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
19. MERYEM / 31
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı.
Beni hayy olmaya daim olduğum sürece salata ve zekata vasi etti."
Hz. Meryem Kıssası -2- CA:L BRK KVN VS:Y S:LV ZKV DVM HYY .mid2184.ss19.as31.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xxsalatxzekatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#zkv-zekat#||#s:lv-salat#||#hyy-hayy#||#brk-mübarek#||#vs:y-vasi#||#dvm-daim#||#ca:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CA:L#||#BRK#||#KVN#||#VS:Y#||#S:LV#||#ZKV#||#DVM#||#HYY#||#zkv-zekat#||#s:lv-salat#||#hyy-hayy#||#brk-mübarek#||#vs:y-vasi#||#dvm-daim#||#ca:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
Ve cealenî mubâreken eyne mâ kuntu ve evsânî bis salâti vez zekâti mâ dumtu hayyâ(hayyen).
mübarek
mubarek
ب ر كBRK
İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Daim
د و مDVM
Devam eden.
Aynı kökten:Daim Daima Daimî Devam Deymumet Deymumî İdame İdman İstidame Müdam Müdavemet Müdavim Müdavimîn Müdmin Müstedam Müstedîm
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
vasi
و ص يVS:Y
Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye me'mur edilen kimse. Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta olan bir kimsenin malını idare eden kimse.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
“Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.”
19. MERYEM / 32
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Beni anneme berran kıldı. Beni cebbar, şaki kılmadı."
Hz. Meryem Kıssası -2- BRR VLD CA:L CBR ŞK:V .mid2185.ss19.as32.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#vld-xoxox#||#cbr-cebbar#||#şk:v-şaki#||#brr-berr#||#ca:l-xxoxx#x#BRR#||#VLD#||#CA:L#||#CBR#||#ŞK:V#||#vld-xoxox#||#cbr-cebbar#||#şk:v-şaki#||#brr-berr#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا
Ve berren bi vâlidetî ve lem yec’alnî cebbâren şakıyyâ(şakıyyen).
Berr
barr
ب ر رBRR
İyilik ve ihsan edici, muhsin. Sözünde duran. Takvâ ehli olan, her çeşit günahlardan sakınan. Çok hayır sahibi. Özü sözü doğru olan, hamiyetli. Dindar ve temiz kimse. Susuz, kuru yerler. Toprak. Yeryüzü, yer. El Berr : Mütemadiyyen beraberlik fiili.
Çğl.EbrârÇğl.Berere
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Cebbar
ج ب رCBR
Zalim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Koz: Gökyüzünün cenubunda bulunan bir yıldız kümesi. El Cebbar : ALLAH'ın her fiilinde, her tecellisinde bir cebir seyredilir.
Aynı kökten:Câbir Cebbar Cebire cebr cebir Cebrail Cibril Cebren Cibr İcbar İsticbar Mecbur Mecburiyet Mücber Mücbir Mücebbir Mütecebbir Tecbir Tecebbür Tecebbürat
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Şaki
ش ق وŞK:V
Sıkıntı çekmek. Memnuniyetsiz olmak. Başkaldırmak. Yol kesen. Asi. Allah'a veya kanunlara isyan edip kötülük yapan. Haydut, anarşist. Hak ve kanunlara baş kaldıran.
Çğl.Eşkıya
Aynı kökten:Eşka Şaki Eşkıya Şeka' Şekaya Şekavet Şıkve şekâve
Diyanet Meali:
“Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”
19. MERYEM / 33
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Doğum yevmimde, mevt yevmimde, hayy olarak baas olacağım yevmde, bana selam olsun."
Hz. Meryem Kıssası -2- SLM YVM VLD YVM MVT YVM BA:Sé HYY .mid2186.ss19.as33.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xxyevmxx#yvm-yevm#||#vld-xoxox#||#slm-selam#||#ba:sé-baas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#x#SLM#||#YVM#||#VLD#||#YVM#||#MVT#||#YVM#||#BA:Sé#||#HYY#||#yvm-yevm#||#vld-xoxox#||#slm-selam#||#ba:sé-baas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا
Ves selâmu aleyye yevme vulidtu ve yevme emûtu ve yevme ub’asu hayyâ(hayyen).
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”
19. MERYEM / 34
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte bu, Meryem oğlu İsa'dır.
Onda imtira ettikleri hakk söz budur.
Hz. Meryem Kıssası -2- A:YS BNY MRY K:VL HK:K: MRY .mid2187.ss19.as34.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-x#bny-beni#||#hk:k:-hakk#||#mry-imtira#||#a:ys-hz. isa#||#mry-hz. meryem#||#k:vl-xxoxx#x#A:YS#||#BNY#||#MRY#||#K:VL#||#HK:K:#||#MRY#||#bny-beni#||#hk:k:-hakk#||#mry-imtira#||#a:ys-hz. isa#||#mry-hz. meryem#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ذَلِكَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذِي فِيهِ يَمْتَرُونَ
Zâlike îsebnu meryem(meryeme), kavlel hakkıllezî fîhi yemterûn(yemterûne).
Hz. İsa
ع ي سA:YS
xoxox
Aynı kökten:A'yes İys Ays Hz. İsa Us İsâs
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Hz. Meryem
م ر يMRY
xoxox
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Diyanet Meali:
Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.
19. MERYEM / 35
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH için evlad ittihaz etmek olamaz.
O subhandır. Emri kaza ettiğinde ona sadece "OL!" der… ardından hemen olur.
Hz. Meryem Kıssası -2-Esma-ül Hüsna KVN eH:Zé VLD SBH K:D:Y eMR K:VL KVN KVN .mid2188.ss19.as35.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxkissa-isa-meryem-02xHz. Meryem Kıssası -2-xEsma-ül Hüsnax#kvn-kane#||#emr-emir#||#vld-xoxox#||#eh:zé-ittihaz#||#sbh-subhan#||#k:d:y-kaza#||#k:vl-xxoxx#x#KVN#||#eH:Zé#||#VLD#||#SBH#||#K:D:Y#||#eMR#||#K:VL#||#KVN#||#KVN#||#kvn-kane#||#emr-emir#||#vld-xoxox#||#eh:zé-ittihaz#||#sbh-subhan#||#k:d:y-kaza#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا كَانَ لِلَّهِ أَن يَتَّخِذَ مِن وَلَدٍ سُبْحَانَهُ إِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Mâ kâne lillâhi en yettehıze min veledin subhâneh(subhânehu), izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir.
19. MERYEM / 36
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki ALLAH, benim Rabbim ve sizin Rabbinizdir. Artık, O'na abd olun.
Bu, sırat-ı mustakimdir.
Sırat-ı Mustakim RBB RBB A:BD S:RT: K:VM .mid2189.ss19.as36.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxSırat-ı Mustakimxxsırat-ı mustakimxx#k:vm-mustakim#||#rbb-rabb#||#s:rt:-sırat#||#a:bd-abd#x#RBB#||#RBB#||#A:BD#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#rbb-rabb#||#s:rt:-sırat#||#a:bd-abd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ اللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
Ve innallâhe rabbî ve rabbukum fa’budûh(fa’budûhu), hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Diyanet Meali:
Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.
19. MERYEM / 37
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Hizbler, aralarından ihtilafa düştüler. Artık, azim yevmin meşhedinden, kafirlerin vay haline!
H:LF HZB BYN KFR ŞHéD YVM A:Z:M .mid2190.ss19.as37.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxyevmxx#h:lf-ihtilaf#||#yvm-yevm#||#kfr-kafir#||#byn-beyn#||#a:z:m-azim#||#şhéd-meşhed#||#hzb-hizb#x#H:LF#||#HZB#||#BYN#||#KFR#||#ŞHéD#||#YVM#||#A:Z:M#||#h:lf-ihtilaf#||#yvm-yevm#||#kfr-kafir#||#byn-beyn#||#a:z:m-azim#||#şhéd-meşhed#||#hzb-hizb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاخْتَلَفَ الْأَحْزَابُ مِن بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Fahtelefel ahzâbu min beynihim, fe veylun lillezîne keferû min meşhedi yevmin azîm(azîmin).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
hizb
hizib
ح ز بHZB
Bölük. Kısım. Grup. Cemaat. Takım. Fırka. Taraftar. Toprağı katı yer. Kur'ânın kısımları.
Çğl.Ahzab
Aynı kökten:hizb hizib Ahzab Tahazzüb Tahzib
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
meşhed
ش ه دŞHéD
Bir kimsenin şehid düştüğü yer. Şehidlerin mezarlığı olan yer. İnsanların cemaat olarak hazır olacakları yer. Şehâdet yeri. Hz. Hüseyinin Kerbelâdaki şehid düştüğü yer. İranda bir şehir adı.
Çğl.Meşahid
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline!
19. MERYEM / 38
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 306
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Bize verilen yevmde, onların işitmeleri ve basarları vardı. Lakin, bu yevmde, zalimler mübin dalaletteler.
SMA: BS:R YVM eTY Z:LM YVM D:LL BYN .mid2191.ss19.as38.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf306.sure.19.xxxxxyevmxx#z:lm-zalim#||#yvm-yevm#||#byn-mübin#||#d:ll-dalalet#||#bs:r-basar#||#ety-xxoxx#||#sma:-xxoxx#x#SMA:#||#BS:R#||#YVM#||#eTY#||#Z:LM#||#YVM#||#D:LL#||#BYN#||#z:lm-zalim#||#yvm-yevm#||#byn-mübin#||#d:ll-dalalet#||#bs:r-basar#||#ety-xxoxx#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا لَكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
Esmi’ bihim ve ebsır yevme ye’tûnenâ lâkiniz zâlimûnel yevme fî dalâlin mubîn(mubînin).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
19. MERYEM / 39
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onları, emrin kaza edileceği, hasret yevmine nezr et. Onlar gaflet içindeler ve onlar iman etmiyorlar.
NZéR YVM HSR K:D:Y eMR G:FL eMN .mid2192.ss19.as39.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxyevmximanxx#emr-emir#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#g:fl-gaflet#||#nzér-nezr#||#hsr-hasret#||#k:d:y-kaza#x#NZéR#||#YVM#||#HSR#||#K:D:Y#||#eMR#||#G:FL#||#eMN#||#emr-emir#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#g:fl-gaflet#||#nzér-nezr#||#hsr-hasret#||#k:d:y-kaza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ إِذْ قُضِيَ الْأَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Ve enzirhum yevmel hasreti iz kudıyel emr(emru), ve hum fî gafletin ve hum lâ yu’minûn(yu’minûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
gaflet
غ ف لG:FL
Dikkatsizlik, endişesizlik, vurdumduymazlık. En mühim vazifeyi düşünmeyip, Cenab-ı Hakk'a itaat gibi işleri bilmeyip, başka kıymetsiz şeylerle uğraşmak. Nefsine ve hevesatına tabi olarak Allahı ve emirlerini unutmak.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
hasret
ح س رHSR
Özleyiş. İç çekme. Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü. Pişmanlık vesilesi.
Çğl.Haserat
Aynı kökten:Hasîr hasr hasret Haserat İstihsar Mahsur Muhasser mütehassir tahassür Tahassürât tahsir
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
19. MERYEM / 40
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak, arza ve onun üzerinde ki kimselere, BİZ varis oluruz. BİZ'e rücu edecekler!
VRSé eRD: RCA: .mid2193.ss19.as40.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxx#erd:-arz#||#rca:-rücu#||#vrsé-varis#x#VRSé#||#eRD:#||#RCA:#||#erd:-arz#||#rca:-rücu#||#vrsé-varis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ الْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
İnnâ nahnu nerisul arda ve men aleyhâ ve ileynâ yurceûn(yurceûne).
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Diyanet Meali:
Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
19. MERYEM / 41
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitab'ta İbrahim'i zikir et.
Muhakkak o, sıddık Nebi idi.
Hz. İbrahim Kıssası -7 ZéKR KTB BRHéM KVN S:DK: NBe .mid2194.ss19.as41.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7xxnebixxxxkitabxxx#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#rhm-rahim#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#s:dk:-sıddık#||#brhém-hz. ibrahim#x#ZéKR#||#KTB#||#BRHéM#||#KVN#||#S:DK:#||#NBe#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#rhm-rahim#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#s:dk:-sıddık#||#brhém-hz. ibrahim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا
Vezkur fîl kitâbi ibrâhîm(ibrâhîme), innehu kâne sıddîkan nebiyyâ(nebiyyen).
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sıddık
ص د قS:DK:
Sadakatli. Çok samimi. Daima doğruluk üzere ve Allah'a ve Peygamberine çok sâdık olan erkek. Sözü ile işi bir olan.
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.
19. MERYEM / 42
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Babasına demişti ki:
"Ey Babacığım!
İşitmeyen ve de basir olmayan ve de seni bir şeye gani etmeyen şeylere neden abd oluyorsun?"
Hz. İbrahim Kıssası -7 K:VL eBV eBV A:BD SMA: BS:R G:NY ŞYe .mid2195.ss19.as42.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7x#şye-şey#||#sma:-semi#||#ebv-eb#||#g:ny-ganiy#||#a:bd-abd#||#bs:r-basir#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eBV#||#eBV#||#A:BD#||#SMA:#||#BS:R#||#G:NY#||#ŞYe#||#şye-şey#||#sma:-semi#||#ebv-eb#||#g:ny-ganiy#||#a:bd-abd#||#bs:r-basir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ يَا أَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِي عَنكَ شَيْئًا
İz kâle li ebîhi, yâ ebeti lime ta’budu mâ lâ yesmau ve lâ yubsıru ve lâ yugnî anke şey’â(şey’en).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?”
19. MERYEM / 43
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Babacığım!
Sana verilmeyen ilimden bana geldi.
Artık bana tabi ol. Seni seviyye sırata ihda edeyim."
Hz. İbrahim Kıssası -7 eBV CYe A:LM eTY TBA: HéDY S:RT: SVY .mid2196.ss19.as43.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7xxsırat-ı mustakimxx#ebv-eb#||#tba:-tabi#||#a:lm-ilim#||#s:rt:-sırat#||#svy-seviyye#||#hédy-ihda#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#eBV#||#CYe#||#A:LM#||#eTY#||#TBA:#||#HéDY#||#S:RT:#||#SVY#||#ebv-eb#||#tba:-tabi#||#a:lm-ilim#||#s:rt:-sırat#||#svy-seviyye#||#hédy-ihda#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَبَتِ إِنِّي قَدْ جَاءنِي مِنَ الْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَاتَّبِعْنِي أَهْدِكَ صِرَاطًا سَوِيًّا
Yâ ebeti innî kad câenî minel ilmi mâ lem ye’tike fettebi’nî ehdike sırâtan seviyyâ(seviyyen).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Seviyye
س و يSVY
Müsavilik, birlik, beraberlik. Düzlük, doğruluk.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
“Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.”
19. MERYEM / 44
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Babacığım!
Şeytana abd olma! Muhakkak şeytan, Rahman için asi oldu."
Hz. İbrahim Kıssası -7Şeytan eBV A:BD ŞT:N ŞT:N KVN RHM A:S:Y .mid2197.ss19.as44.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7xŞeytanxxŞeytanxx#kvn-kane#||#ebv-eb#||#a:s:y-asi#||#rhm-rahman#||#a:bd-abd#x#eBV#||#A:BD#||#ŞT:N#||#ŞT:N#||#KVN#||#RHM#||#A:S:Y#||#kvn-kane#||#ebv-eb#||#a:s:y-asi#||#rhm-rahman#||#a:bd-abd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَ إِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمَنِ عَصِيًّا
Yâ ebeti lâ ta’budiş şeytân(şeytâne), inneş şeytâne kâne lir rahmâni asıyyâ(asıyyen).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Asi
ع ص يA:S:Y
Çok isyan eden, çok isyancı.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
“Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur.”
19. MERYEM / 45
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Babacığım!
Muhakkak ben, Rahmandan sana azab mess olmasından ve şeytan için veliy olmandan korkuyorum."
Hz. İbrahim Kıssası -7Şeytan eBV H:VF MSS A:ZéB RHM KVN ŞT:N VLY .mid2198.ss19.as45.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7xŞeytanxxŞeytanxx#kvn-tekun#||#h:vf-havf#||#ebv-eb#||#rhm-rahman#||#mss-mess#||#a:zéb-azab#||#vly-veliy#x#eBV#||#H:VF#||#MSS#||#A:ZéB#||#RHM#||#KVN#||#ŞT:N#||#VLY#||#kvn-tekun#||#h:vf-havf#||#ebv-eb#||#rhm-rahman#||#mss-mess#||#a:zéb-azab#||#vly-veliy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَبَتِ إِنِّي أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِّنَ الرَّحْمَن فَتَكُونَ لِلشَّيْطَانِ وَلِيًّا
Yâ ebeti innî ehâfu en yemesseke azâbun miner rahmâni fe tekûne liş şeytâni veliyyâ(veliyyen).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
“Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.”
19. MERYEM / 46
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sen benim ilahlarıma rağbet ediyor musun, ey İbrahim?
Eğer bunu nehy etmezsen, elbette seni recm ederim. Benden meliyyen hicr ol!" dedi.
Hz. İbrahim Kıssası -7 K:VL RG:B eLHé BRHéM NHéY RCM HéCR MLV .mid2199.ss19.as46.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7x#elhé-ilah#||#rhm-rahim#||#nhéy-nehy#||#rcm-recm#||#mlv-meliyy#||#hécr-hicr#||#rg:b-ragbet#||#brhém-hz. ibrahim#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RG:B#||#eLHé#||#BRHéM#||#NHéY#||#RCM#||#HéCR#||#MLV#||#elhé-ilah#||#rhm-rahim#||#nhéy-nehy#||#rcm-recm#||#mlv-meliyy#||#hécr-hicr#||#rg:b-ragbet#||#brhém-hz. ibrahim#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنْ آلِهَتِي يَا إِبْراهِيمُ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ لَأَرْجُمَنَّكَ وَاهْجُرْنِي مَلِيًّا
Kâle e râgıbun ente an âlihetî yâ ibrâhîm(ibrâhîmu), lein lem tentehi le ercumenneke vehcurnî meliyyâ(meliyyen).
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Hicr
ه ج رHéCR
Ayrılık. Başkalarından ayrı fâzıl ve üstün kimse. Sayıklama.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
meliyy
mella
م ل وMLV
Uzun zaman. Zengin. Varlıklı. Gani. Eşraf.
Aynı kökten:İmla İstimla meliyy mella
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
recm
ر ج مRCM
Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek. Atılan taş. Kabre taştan nişan dikmek. Şeytan üzerine atılan nücum. Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
Aynı kökten:mercum recim rücum recm tercim
Rağbet
Ragbet
ر غ بRG:B
İstek, arzu. İyi sayılmak. Bir şeyi çok iştiyakla istemek. İhlasla dua etmek, teveccüh etmek.
Çğl.Ragabat
Aynı kökten:İrgab İrtigab Mergub Mergube Muragabet Muragıb Mürtagib Ragba' Ragıb Râgıbe Ragib Ragibe Regaib Rağbet Ragbet Ragabat Rugba' Tergib
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.
19. MERYEM / 47
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Sana selam olsun.
Senin için Rabbimden istiğfar edeceğim.
Muhakkak ki O, hafiy ile olandır."
Hz. İbrahim Kıssası -7 K:VL SLM G:FR RBB KVN HFV .mid2200.ss19.as47.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7x#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#slm-selam#||#hfv-hafiy#||#g:fr-istiğfar#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#SLM#||#G:FR#||#RBB#||#KVN#||#HFV#||#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#slm-selam#||#hfv-hafiy#||#g:fr-istiğfar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّي إِنَّهُ كَانَ بِي حَفِيًّا
Kâle selâmun aleyk(aleyke), se estagfiru leke rabbî, innehu kâne bî hafiyyâ(hafiyyen).
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hafiy
ح ف وHFV
Her şeyi arayıp bilmiş olan âlim. Bir şeyi mübâlağa ile arayıp bilen kimse.
Aynı kökten:Hafiy Tuhfî
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.”
19. MERYEM / 48
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sizi ve ALLAH'ın gayrısında dava edindiklerinizi azil ediyorum! Ben, Rabbimi dava ediniyorum. Umuyorum ki Rabbimin davasına şaki olmam.
Hz. İbrahim Kıssası -7 A:ZL DA:V DVN DA:V RBB A:SY KVN DA:V RBB ŞK:V .mid2201.ss19.as48.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7x#da:v-dava#||#da:v-duae#||#a:sy-asa#||#dvn-dun#||#rbb-rabb#||#şk:v-şaki#||#a:zl-azil#||#kvn-xxoxx#x#A:ZL#||#DA:V#||#DVN#||#DA:V#||#RBB#||#A:SY#||#KVN#||#DA:V#||#RBB#||#ŞK:V#||#da:v-dava#||#da:v-duae#||#a:sy-asa#||#dvn-dun#||#rbb-rabb#||#şk:v-şaki#||#a:zl-azil#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَى أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاء رَبِّي شَقِيًّا
Ve a’tezilukum ve mâ ted’ûne min dûnillâhi ve ed’û rabbî, asâ ellâ ekûne bi duâi rabbî şakıyyâ(şakıyyen).
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
Azl
azil
ع ز لA:ZL
Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.
Aynı kökten:Azl azil Ma'zil Ma'zul Mün'azilen Müteazzil
Da'vâ
د ع وDA:V
Takib edilen fikir, iddia. / Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye müracaat etmesi. / Hakkı olanın iddia etmesi. Kendini haklı görüp veya zannedip üstün fikirlilik iddia etmek. / Mes'ele. / İnat. Ayak diremek. / Bir kimseyi bir şeye sevketmek. / Birisinin hâkimin huzurunda başka birisinden hak istemesi.
Çğl.Deavi
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Şaki
ش ق وŞK:V
Sıkıntı çekmek. Memnuniyetsiz olmak. Başkaldırmak. Yol kesen. Asi. Allah'a veya kanunlara isyan edip kötülük yapan. Haydut, anarşist. Hak ve kanunlara baş kaldıran.
Çğl.Eşkıya
Aynı kökten:Eşka Şaki Eşkıya Şeka' Şekaya Şekavet Şıkve şekâve
Diyanet Meali:
“Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.”
19. MERYEM / 49
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onları ve onların ALLAH'ın gayrısında abd olduklarını azil edince, ona İshak'ı ve Yakub'u vehb ettik.
Hepsini Nebilerden kıldık.
Hz. İbrahim Kıssası -7 A:ZL A:BD DVN VHéB SHK: A:K:B KLL CA:L NBe .mid2202.ss19.as49.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7xxnebixx#kll-külli#||#dvn-dun#||#nbe-nebi#||#a:bd-abd#||#vhéb-vehb#||#a:zl-azil#||#shk:-hz. ishak#||#a:k:b-hz. yakub#||#ca:l-xxoxx#x#A:ZL#||#A:BD#||#DVN#||#VHéB#||#SHK:#||#A:K:B#||#KLL#||#CA:L#||#NBe#||#kll-külli#||#dvn-dun#||#nbe-nebi#||#a:bd-abd#||#vhéb-vehb#||#a:zl-azil#||#shk:-hz. ishak#||#a:k:b-hz. yakub#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَهَبْنَا لَهُ إِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَكُلًّا جَعَلْنَا نَبِيًّا
Fe lemmâ’tezelehum ve mâ ya’budûne min dûnillâhi vehebnâ lehû ishâka ve ya’kûb(ya’kûbe) ve kullen cealnâ nebiyyâ(nebiyyen).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Hz. Yakub
ع ق بA:K:B
Yakub ismi, ikab sahibi, akab sahibi olarak iki kelimeden oluşur. İbraniler, doğumunda, ikizi olan “Esau” nun topuğunu tutar halde doğmasına dayandırır. Ardından gidilen, takip edilen; nesiller boyu torun sahibi; büyük musibetlerin, büyük acıların nedeni anlamları vardır. 
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
Azl
azil
ع ز لA:ZL
Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.
Aynı kökten:Azl azil Ma'zil Ma'zul Mün'azilen Müteazzil
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Hz. İshak
س ح قSHK:
İbranicede “gülen gülümseyen” anlamına gelmektedir. Arapça olarak; kendini uzaklaştırmak, uzaklaşmak, / mahrumiyet içine girmek, / belirsiz olmak.
Aynı kökten:Hz. İshak Meshuk Sahik Sahik Sahk Suhk Teshik
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
Diyanet Meali:
İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
19. MERYEM / 50
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara Rahmetimizden vehb ettik. Onlar için, aliyy sıdk lisan kıldık.
Hz. İbrahim Kıssası -7 VHéB RHM CA:L LSN S:DK: A:LV .mid2203.ss19.as50.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-ibrahim-07xHz. İbrahim Kıssası -7x#rhm-rahmet#||#vhéb-vehb#||#lsn-lisan#||#s:dk:-sıdk#||#a:lv-aliyy#||#ca:l-xxoxx#x#VHéB#||#RHM#||#CA:L#||#LSN#||#S:DK:#||#A:LV#||#rhm-rahmet#||#vhéb-vehb#||#lsn-lisan#||#s:dk:-sıdk#||#a:lv-aliyy#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَوَهَبْنَا لَهُم مِّن رَّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا
Ve vehebnâ lehum min rahmetinâ ve cealnâ lehum lisâne sıdkın aliyyâ(aliyyen).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Lisan
ل س نLSN
Dil. Konuşma dili. Lehçe.
Çğl.ElsineÇğl.LüsnÇğl.Lüsün
Aynı kökten:Lisan Elsine Lüsn Lüsün
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sıdk
ص د قS:DK:
Doğru söz. Hakikata muvâfık olan. Bir şeyin her hususu tam ve kâmil olması. Ahdinde sâbit olmak. Peygamberlere mahsus en mühim beş hasletten birisi. Kalb temizliği.
Çğl.Asdak
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
Diyanet Meali:
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
19. MERYEM / 51
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 307
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitab'ta, Musa'yı zikir et. Muhakkak o, muhles idi. Nebi, Rasul idi.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -16 ZéKR KTB MVS KVN H:LS: KVN RSL NBe .mid2204.ss19.as51.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf307.sure.19.xxxxxkissa-musa-160xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -16xxrasulxnebixxxxkitabxxx#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#rsl-rasul#||#h:ls:-muhles#||#mvs-hz. musa#x#ZéKR#||#KTB#||#MVS#||#KVN#||#H:LS:#||#KVN#||#RSL#||#NBe#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#rsl-rasul#||#h:ls:-muhles#||#mvs-hz. musa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسَى إِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا
Vezkur fîl kitâbi mûsâ, innehu kâne muhlesan ve kâne resûlen nebiyyâ(nebiyyen).
Muhles
خ ل صH:LS:
İhlâsı dâimi olan. Devâmlı hâlis olan.
Aynı kökten:halas Hâlis Hâlise Halesa Hulus Hulusi Hulusiyyet İhlas İstihlas mahlas Muhaleset Muhallis Muhles muhlis Müstahlas Müstahlis Mütehallis Tahallüs Tahlis
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Kitap’ta, Mûsâ’yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resûl, bir nebî idi.
19. MERYEM / 52
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona, Tur'un eymen cenbinden nida ettik. Necv etmek üzere onu karib ettirdik.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -16 NDV CNB T:VR YMN K:RB NCV .mid2205.ss19.as52.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxkissa-musa-160xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -16x#k:rb-karib#||#ymn-eymen#||#cnb-cenb#||#ncv-necv#||#ndv-nida#||#t:vr-tur#||#snv-tur-u sina#x#NDV#||#CNB#||#T:VR#||#YMN#||#K:RB#||#NCV#||#k:rb-karib#||#ymn-eymen#||#cnb-cenb#||#ncv-necv#||#ndv-nida#||#t:vr-tur#||#snv-tur-u sina#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَادَيْنَاهُ مِن جَانِبِ الطُّورِ الْأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا
Ve nâdeynâhu min cânibit tûril eymeni ve karrebnâhu neciyyâ(neciyyen).
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Necv
Necva
ن ج وNCV
İki kişi arasında olan sır. Gizli fısıltı. İki kişi arasında fısıldamak. Ağız koklamak. Karından çıkan necis. Yüzmek.
Çğl.Nicâ
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
Tur-u Sina
Sinin
س ن وSNV
Sina Dağı. / Sinenin tavrı, sureti. / İnsanda, düşünce ve benlik kısımlarını da içeren sine varlığına teşbih edilir.
Aynı kökten:Sena sene Sünun Sinin Senevat seneteyn Sina Tur-u Sina Sinin
Tur
ط و رT:VR
Dağ. / Had ve mikdar.
Aynı kökten:Tavır tavr Etvar Tur
Eymen
ي م نYMN
En meymenetli. En uğurlu. Sağ taraf.
Çğl.Eyamin
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Diyanet Meali:
Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
19. MERYEM / 53
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kardeşi Harun'u Nebi olarak ona Rahmetimizden vehb ettik.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -16 VHéB RHM eH:V HRN NBe .mid2206.ss19.as53.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxkissa-musa-160xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -16xxnebixx#eh:v-ahi#||#rhm-rahmet#||#nbe-nebi#||#vhéb-vehb#||#hrn-hz. harun#x#VHéB#||#RHM#||#eH:V#||#HRN#||#NBe#||#eh:v-ahi#||#rhm-rahmet#||#nbe-nebi#||#vhéb-vehb#||#hrn-hz. harun#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَوَهَبْنَا لَهُ مِن رَّحْمَتِنَا أَخَاهُ هَارُونَ نَبِيًّا
Ve vehebnâ lehu min rahmetinâ ehâhu hârûne nebiyyâ(nebiyyen).
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Hz. Harun
HRN
İlerlemeyi reddeden, geri geri giden, / itaatten beri duran.
Aynı kökten:Harun Harunî Hiran Hz. Harun
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
Diyanet Meali:
Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebî olarak kendisine bahşettik.
19. MERYEM / 54
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitab'ta İsmail'i zikir et. Muhakkak o, vaadine sadık oldu. Nebi olan Rasul idi.
Hz. İsmail Kıssası ZéKR KTB SMA: KVN S:DK: VA:D KVN RSL NBe .mid2207.ss19.as54.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxkissa-ismailxHz. İsmail Kıssasıxxrasulxnebixxxxkitabxxx#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#va:d-vaad#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#rsl-rasul#||#s:dk:-sadık#||#sma:-hz. ismail#x#ZéKR#||#KTB#||#SMA:#||#KVN#||#S:DK:#||#VA:D#||#KVN#||#RSL#||#NBe#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#va:d-vaad#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#rsl-rasul#||#s:dk:-sadık#||#sma:-hz. ismail#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِسْمَاعِيلَ إِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا
Vezkur fîl kitâbi ismâîle innehu kâne sâdıkal va’di ve kâne resûlen nebiyyâ(nebiyyen).
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Hz. İsmail
SMA:
xoxox
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi.
19. MERYEM / 55
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ehline salat ve zekat ile emir eden olmuştu. Rabbinin indinde marziye idi.
Hz. İsmail Kıssası KVN eMR eHéL S:LV ZKV KVN A:ND RBB RD:V .mid2208.ss19.as55.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxkissa-ismailxHz. İsmail Kıssasıxxsalatxzekatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#ehél-ehil#||#emr-emir#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#zkv-zekat#||#s:lv-salat#||#rd:v-marziye#x#KVN#||#eMR#||#eHéL#||#S:LV#||#ZKV#||#KVN#||#A:ND#||#RBB#||#RD:V#||#kvn-kane#||#ehél-ehil#||#emr-emir#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#zkv-zekat#||#s:lv-salat#||#rd:v-marziye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُ بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا
Ve kâne ye’muru ehlehu bis salâti vez zekâti ve kâne inde rabbihî mardıyyâ(mardıyyen).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Marziye
ر ض وRD:V
Razı olma, hoşnud olma, memnuniyet.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Ailesine namaz ve zekâtı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
19. MERYEM / 56
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitab'ta İdris'i zikir et.
Muhakkak o, sıddık Nebi idi.
Hz. İdris Kıssası ZéKR KTB DRS KVN S:DK: NBe .mid2209.ss19.as56.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxkissa-idrisxHz. İdris Kıssasıxxnebixxxxkitabxxx#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#s:dk:-sıddık#||#drs-hz. idris#x#ZéKR#||#KTB#||#DRS#||#KVN#||#S:DK:#||#NBe#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#nbe-nebi#||#zékr-zikir#||#s:dk:-sıddık#||#drs-hz. idris#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِدْرِيسَ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا
Vezkur fîl kitâbi idrîse innehu kâne sıddîkan nebiyyâ(nebiyyen).
Hz. İdris
د ر سDRS
Süryanicede “AḥnūḥḤānūḥ-Uḥnūḥ” olarak ifade edilir ve "suda ıslatılmış, yumuşatılmış ve uzman" manalarına gelmektedir. Arapça olarak, en iyi ders, içeriği en kuvvetli ders, alınması mecburi olan ders manasındadır. 
Aynı kökten:Ders Dürus Hz. İdris medrese Medaris Medrus Müdarese Müderris Mütedaris Mütederris tedarüs tederrüs Tederrüsât tedris Tedrisât
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
sıddık
ص د قS:DK:
Sadakatli. Çok samimi. Daima doğruluk üzere ve Allah'a ve Peygamberine çok sâdık olan erkek. Sözü ile işi bir olan.
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebî idi.
19. MERYEM / 57
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu aliyy mekana ref ettik.
Hz. İdris Kıssası RFA: KVN A:LV .mid2210.ss19.as57.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxkissa-idrisxHz. İdris Kıssasıx#kvn-mekan#||#rfa:-ref#||#a:lv-aliyy#x#RFA:#||#KVN#||#A:LV#||#kvn-mekan#||#rfa:-ref#||#a:lv-aliyy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِيًّا
Ve refa’nâhu mekânen aliyyâ(aliyyen).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Ref'
ر ف عRFA:
Kaldırma, yüceltme, yukarı kaldırma. Lağvetme, hükümsüz bırakma. Gr: Arapça bir kelimenin sonunu merfu' (ötreli) okumak.
Aynı kökten:İstirfa' Merfu' Murafaa Mürafaa Murafi' Mürtefi' Mütereffi' raf Reff Rafi' rafia Rafidan rafide Ref' Refi' Terafu' Tereffu' Tereffuât Terfi' Terfiât
Diyanet Meali:
Onu yüce bir makama yükselttik.
19. MERYEM / 58
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEDİNE??
SECDE AYETİ
ALLAH'ın kendilerini nimetlendirdiği işte bunlar...
• Adem'in zürriyetinden...
• ve Nuh ile beraber hamil olduklarımızdan...
• ve İbrahim'in ve İsrail'in zürriyetinden...
• ve hidayet verdiğimiz ve içtiba ettiğimiz kimselerden...
Nebilerdendir.
Onlara Rahmanın ayetleri tilavet edildiğinde büka ederek sacidler olarak harra ederlerdi.
Secde AyetiAhiret NA:M NBe ZéRR eDM HML NVH ZéRR BRHéM SRY HéDY CBY TLV eYY RHM H:RR SCD BKY .mid2211.ss19.as58.saMERYEM.ns44.nyMEDİNE??.cs16.syf308.sure.19.xxxSecde AyetixAhiretxxnebixx#eyy-ayet#||#zérr-zürriyet#||#hml-haml#||#rhm-rahman#||#rhm-rahim#||#nbe-nebi#||#hédy-hidayet#||#scd-sacid#||#tlv-tilavet#||#na:m-nimet#||#bky-büka#||#h:rr-harra#||#cby-ictiba#||#edm-hz. adem#||#nvh-hz. nuh#||#brhém-hz. ibrahim#||#sry-israil#x#NA:M#||#NBe#||#ZéRR#||#eDM#||#HML#||#NVH#||#ZéRR#||#BRHéM#||#SRY#||#HéDY#||#CBY#||#TLV#||#eYY#||#RHM#||#H:RR#||#SCD#||#BKY#||#eyy-ayet#||#zérr-zürriyet#||#hml-haml#||#rhm-rahman#||#rhm-rahim#||#nbe-nebi#||#hédy-hidayet#||#scd-sacid#||#tlv-tilavet#||#na:m-nimet#||#bky-büka#||#h:rr-harra#||#cby-ictiba#||#edm-hz. adem#||#nvh-hz. nuh#||#brhém-hz. ibrahim#||#sry-israil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ مِن ذُرِّيَّةِ آدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُ الرَّحْمَن خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا*
Ulâikellezîne en’amallâhu aleyhim minen nebiyyîne min zurriyyeti âdeme ve mimmen hamelnâ mea nûhin ve min zurriyyeti ibrâhîme ve isrâîle ve mimmen hedeynâ vectebeynâ, izâ tutlâ aleyhim âyâtur rahmâni harrû succeden ve bukiyyâ(bukiyyen).
Bükâ
ب ك يBKY
Ağlama.
Aynı kökten:Bekkâîn Bükât Bükâ Ebka İbka İbtika' İnbika İstibkâ Tebaki Tebkiye
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
İctiba
ج ب يCBY
Seçmek. İhtiyar ve intihâb etmek. Seçkin bir şeyi almak. Tahsildarın para ve vergi toplaması.
Aynı kökten:Cabiye Cevâbi İctiba Mücteba xoxox
Hz. Adem
ا د مeDM
• İbranice "toz-kızıl toprak”, • Süryanice “sessiz-sakin”, • Asurca “döllenmek, üretmek, ekilebilir arazi” manalarına gelmektedir. Arapçada; • yokluk, bedeni veya bedeni varlığı yok etmek; • karışarak birleşmek; • tecrübeli olmak; • model olmak, taklit edilmeye değer bir örnek olmak; • satıh, yüzey; • ıslah edilmiş, terbiye edilmiş, uygun hale getirilmiş, bozulması engellenmiş, (mesele deri için tabaklanmış); • ünsiyet tutan, insal olan anlamlarına gelir. Ayrıca, bu kelimenin, devam kökünden, idame eden, daim olan, devam eden anlamlarına gelme ihtimali de vardır.
Aynı kökten:Adam Adem Âdemiyât Ademoğulları Benî Âdem Adîm Edim Edm Hz. Adem İdam İ'dam Mu'dim Mün'adim Ma'dum xoxox
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
harra
خ ر رH:RR
Yere kapanmak, düşmek. Yüksekten aşağı düşmek.
Aynı kökten:harra hurur
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
Hidayet
ه د يHéDY
Yakışan şeyi hediye etmek. Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
israil
إِسْرَائِيلَSRY
Hz.İshak(as)'ın oğlu Hz.Yakub'un lâkabı. / Gizli gizli ve hızlı hızlı kaçan, tüyen; / İmkan bulduğunda ezici ve yıkıcı olan, doğru yoldan çeviren; / Her yere sari olan, bulaşan, yayılan. / Süryanicede, Tanrı(!)nın Savaşçısı anlamı vardır.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Diyanet Meali:
İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
19. MERYEM / 59
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların ardından half olan halefler, salatı zayi ettiler ve şehvetlerine tâbi oldular. Artık yakında onlar, gayya mülaki olacaklar.
Ahiret H:LF BA:D H:LF D:YA: S:LV TBA: ŞHéV LK:Y G:VY .mid2212.ss19.as59.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxAhiretxxsalatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#ba:d-bad#||#h:lf-half#||#h:lf-halef#||#tba:-tabi#||#lk:y-mülaki#||#s:lv-salat#||#şhév-şehvet#||#g:vy-gayy#||#d:ya:-zayi#x#H:LF#||#BA:D#||#H:LF#||#D:YA:#||#S:LV#||#TBA:#||#ŞHéV#||#LK:Y#||#G:VY#||#ba:d-bad#||#h:lf-half#||#h:lf-halef#||#tba:-tabi#||#lk:y-mülaki#||#s:lv-salat#||#şhév-şehvet#||#g:vy-gayy#||#d:ya:-zayi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَخَلَفَ مِن بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
Fe halefe min ba’dihim halfun edâus salâte vettebeûş şehevâti fe sevfe yelkavne gayyâ(gayyen).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Zayi'
ض ي عD:YA:
Elden çıkan. Kaybolan. Yitik. Zarar, ziyan.
Çğl.Zayiât
Aynı kökten:Izaa Muzî' tazyi' Tazyiât Zaya' Zay'a Zıya' Zayi' Zayiât Ziya' Ziyan
Gayy
غ و يG:VY
Aklın istikametini, yolun doğrusunu kaybetmek. Rüşdün zıddı.
Aynı kökten:Gavayet Gavî Gavun Guvat Gaviyy Gaviyye Gavaya Gayy Gayya
halef
خ ل فH:LF
Birinin yerine sonradan geçen kimse. Babadan sonra kalan oğul.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
şehvet
ش ه وŞHéV
İnsana göre, İnsan ile Allah'ın birleştiği nokta. Nefsin meyli ve arzusu. Bir şeyi fazla istemek. Cinsî istek.
Çğl.Şehevat
Aynı kökten:iştah Müşteha Müşteheyat şehiy Şehiye şehvet Şehevat
Diyanet Meali:
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
19. MERYEM / 60
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Tevbe edenler ve iman edenler ve salih ameller işleyenler müstesna.
İşte onlar cennete dahil olacaklar. Onlara en küçük zulüm edilmeyecek.
TVB eMN A:ML S:LH DH:L CNN Z:LM ŞYe .mid2213.ss19.as60.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxcennetximanxxximan-duruxxxxibadetxxx#şye-şey#||#z:lm-zulüm#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#dh:l-dahil#||#cnn-cennet#||#tvb-tevbe#x#TVB#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#DH:L#||#CNN#||#Z:LM#||#ŞYe#||#şye-şey#||#z:lm-zulüm#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#dh:l-dahil#||#cnn-cennet#||#tvb-tevbe#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلَّا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَأُوْلَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْئًا
İllâ men tâbe ve âmene ve amile sâlihan fe ulâike yedhulûnel cennete ve lâ yuzlemûne şey’â(şey’en).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir.
19. MERYEM / 61
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Rahmanın kendisine gayb ile abd olanlara vaad ettiği Adn Cennetleri… muhakkak o... O'nun vaadi, gelecek olandır.
Ahiret CNN VA:D RHM A:BD G:YB KVN VA:D eTY .mid2214.ss19.as61.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxAhiretxxcennetxadnxx#kvn-kane#||#rhm-rahman#||#va:d-vaad#||#cnn-cennet#||#a:bd-ibad#||#g:yb-gayb#||#ety-xxoxx#x#CNN#||#VA:D#||#RHM#||#A:BD#||#G:YB#||#KVN#||#VA:D#||#eTY#||#kvn-kane#||#rhm-rahman#||#va:d-vaad#||#cnn-cennet#||#a:bd-ibad#||#g:yb-gayb#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدَ الرَّحْمَنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِ إِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا
Cennâti adninilletî vaader rahmânu ibâdehu bil gayb(gaybi), innehu kâne va’duhu me’tiyyâ(me’tiyyen).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
19. MERYEM / 62
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada, lagv işitmezler.
Sadece "Selam!"
Onların orada, bükre ve aşiyy rızıkları vardır.
Ahiret SMA: LG:V SLM RZK: BKR A:ŞV .mid2215.ss19.as62.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxAhiretx#rzk:-rızk#||#slm-selam#||#lg:v-lagv#||#bkr-bükre#||#a:şv-aşiyy#||#sma:-xxoxx#x#SMA:#||#LG:V#||#SLM#||#RZK:#||#BKR#||#A:ŞV#||#rzk:-rızk#||#slm-selam#||#lg:v-lagv#||#bkr-bükre#||#a:şv-aşiyy#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَامًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Lâ yesmeûne fîhâ lagven illâ selâmâ(selâmen), ve lehum rızkuhum fîhâ bukreten ve aşiyyâ(aşiyyen).
Aşiyy
ع ش وA:ŞV
Akşam üzeri. İkindi sonu. Güneşe çıplak gözle bakılabildiği zamanın başlangıcı.
Aynı kökten:Aşevî Aşi Aşiyy Aşu Aşva' Aşve Aşy Aşa A'şiye Aşyan Işâ Işâ' Işaya Işaeyn Işâân İsti'şa İş'a' İ'şa' İşaa İşaat İ'tişa' Mu'teşî Salât-ül İşâ Ta'şiye Uşve
Bükre
ب ك رBKR
Erken. Sabah vakti.
Aynı kökten:Bekâr Bekâret Bekûrî Bekûriyyet Bikr Bâkir Bâkire Ebkâr Bekrî Bukre Bükre İbkar Mübakere Bakûre Bekre Bukkarî Ebkâr-ı Efkâr Tebakkur Tebkir
lagv
ل غ وLG:V
Faydasız çirkin söz. Köpeğin ürkmesi. Deve avazı. Rağbet olunmayan nesne. Hükümsüz. Kaldırmak. Hata etmek. İbtal etmek.
Çğl.lagviyyat
Aynı kökten:ilga lagiye lagv lagviyyat mülga
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
19. MERYEM / 63
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte bu, BİZ'e ibadet edenlerden takıyye eden kimselere iras edeceğimiz cennettir.
CNN VRSé A:BD KVN VK:Y .mid2216.ss19.as63.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxxxcennetxx#kvn-kane#||#cnn-cennet#||#a:bd-ibadet#||#vk:y-takıyye#||#vrséiras#x#CNN#||#VRSé#||#A:BD#||#KVN#||#VK:Y#||#kvn-kane#||#cnn-cennet#||#a:bd-ibadet#||#vk:y-takıyye#||#vrséiras#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيًّا
Tilkel cennetulletî nûrisu min ibâdinâ men kâne takıyyâ(takıyyen).
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Takıyye
Takke
و ق يVK:Y
Korunan, sakınan. / Kendini sakınmak. Kendini koruyup çekinmek. / Birinin mensub olduğu mezhebi gizlemesi. / Mümâşât.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.
19. MERYEM / 64
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 308
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
"Biz, Rabbinin emri ile olmadan tenezzül etmeyiz. Ellerimizin arasında olanlar ve halfimizde olanlar ve bunların arasındakiler O'nundur. Rabbin unutkan değildir."
NZL eMR RBB BYN YDY H:LF BYN KVN RBB NSY .mid2217.ss19.as64.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf308.sure.19.xxxx#kvn-kane#||#h:lf-half#||#nsy-nisyan#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzl-tenezzül#x#NZL#||#eMR#||#RBB#||#BYN#||#YDY#||#H:LF#||#BYN#||#KVN#||#RBB#||#NSY#||#kvn-kane#||#h:lf-half#||#nsy-nisyan#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzl-tenezzül#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ لَهُ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَلِكَ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا
Ve mâ netenezzelu illâ bi emri rabbik(rabbike), lehu mâ beyne eydînâ ve mâ halfenâ ve mâ beyne zâlik(zâlike), ve mâ kâne rabbuke nesiyyâ(nesiyyen).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
tenezzül
ن ز لNZL
İnme, düşme. / Aşağılama. / Gönül alçaklığı. / Karşısındakinin seviyesine göre tevâzu ile konuşmak. / Yavaş yavaş inmek. / Mekanını yukarıdan aşağıya nakletmek.
Çğl.Tenezzülât
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
(Cebrail, şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Rabbin unutkan değildir.”
19. MERYEM / 65
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Semaların ve arzın ve onların arasında olanların Rabbi… Artık O'na abd olun ve O'na ibadet için sabır edin. O'na semiyy olana alim misin?
RBB SMV eRD: BYN A:BD S:BR A:BD A:LM SMV .mid2218.ss19.as65.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxx#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#byn-beyn#||#a:bd-abd#||#a:bd-ibadet#x#RBB#||#SMV#||#eRD:#||#BYN#||#A:BD#||#S:BR#||#A:BD#||#A:LM#||#SMV#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#byn-beyn#||#a:bd-abd#||#a:bd-ibadet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهِ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ fa’budhu vastabir li ibâdetih(ibâdetihî), hel ta’lemu lehu semiyyâ(semiyyen).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
(Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu hâlde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?
19. MERYEM / 66
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
İnsan der ki: "Ben mevt olduğum zaman, ileride gerçekten hayy olarak ihrac mı olacağım?"
Ahiret K:VL eNS MVT H:RC HYY .mid2219.ss19.as66.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretxxinsanxx#ens-insan#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#h:rc-ihrac#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eNS#||#MVT#||#H:RC#||#HYY#||#ens-insan#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#h:rc-ihrac#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَقُولُ الْإِنسَانُ أَئِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ أُخْرَجُ حَيًّا
Ve yekûlul insânu e izâ mâ mittu le sevfe uhracu hayyâ(hayyen).
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Diyanet Meali:
İnsan, “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der.
19. MERYEM / 67
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
İnsan, önceden, bir şey değilken kendisini halk ettiğimizi zikir etmez mi?
Doğa/YaşamAhiret ZéKR eNS H:LK: K:BL KVN ŞYe .mid2220.ss19.as67.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxDoğa/YaşamxAhiretxxalakxinsanxx#k:bl-kabl#||#şye-şey#||#h:lk:-halk#||#zékr-zikir#||#ens-insan#||#kvn-xxoxx#x#ZéKR#||#eNS#||#H:LK:#||#K:BL#||#KVN#||#ŞYe#||#k:bl-kabl#||#şye-şey#||#h:lk:-halk#||#zékr-zikir#||#ens-insan#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَا يَذْكُرُ الْإِنسَانُ أَنَّا خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْئًا
E ve lâ yezkurul insânu ennâ halaknâhu min kablu ve lem yeku şey’â(şey’en).
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?
19. MERYEM / 68
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Yemin olsun Rabbine!
Onları ve şeytanları haşr edeceğiz. Sonra elbette onları cehennemin havlinde diz çökmüş olarak hazır edeceğiz.
YeminŞeytan RBB HŞR ŞT:N HVL CSéV .mid2221.ss19.as68.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxYeminxŞeytanxxŞeytanxcehennemxx#hşr-haşr#||#rbb-rabb#||#hd:r-hazır#||#chm-cehennem#||#hvl-havl#||#csév-casiye#x#RBB#||#HŞR#||#ŞT:N#||#HVL#||#CSéV#||#hşr-haşr#||#rbb-rabb#||#hd:r-hazır#||#chm-cehennem#||#hvl-havl#||#csév-casiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا
Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyâtîne summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyyâ(cisiyyen).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Casiye
ج ث وCSéV
Diz çökmüş. Topluluk, cemaat. Yığın, taş yığını.
Aynı kökten:Casiye İcsa'
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.
19. MERYEM / 69
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra bütün şiadan, Rahmana atiyede daha şedid olanları, elbette nez edeceğiz.
Ahiret NZA: KLL ŞYA: ŞDD RHM A:TV .mid2222.ss19.as69.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretx#kll-külli#||#şdd-şedid#||#rhm-rahman#||#şya:-şia#||#nza:-nez#||#a:tv-atiye#x#NZA:#||#KLL#||#ŞYA:#||#ŞDD#||#RHM#||#A:TV#||#kll-külli#||#şdd-şedid#||#rhm-rahman#||#şya:-şia#||#nza:-nez#||#a:tv-atiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى الرَّحْمَنِ عِتِيًّا
Summe le nenzianne min kulli şîatin eyyuhum eşeddu aler rahmâni ıtiyyâ(ıtiyyen).
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nez'
ن ز عNZA:
Çekip koparan. Şiddet ve acı ile can vermek. Çekip koparmak, ayırmak. Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak. Saymak. Kaldırmak, yok etmek.
Çğl.Naziat
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Şia
ش ي عŞYA:
Birisine taraftar olmak, ardına düşmek. Bölük, bölüm, kısım, nevi, tabaka, cins, çeşit. Bölünmek. Cemaat, cemiyet, topluluk. Yardımcı. Alevilik, Şiilik. ?yaymak, çoğaltmak
Çğl.Eşyâ'
Aynı kökten:Şia Eşyâ' Şiî Teşeyyu' Veşia
Diyanet Meali:
Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız.
19. MERYEM / 70
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra, saly olmaya… oraya evla olanlara, elbette Biz alimiz.
Ahiret A:LM VLY S:LY .mid2223.ss19.as70.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretx#a:lm-alim#||#s:ly-saly#||#vly-evla#x#A:LM#||#VLY#||#S:LY#||#a:lm-alim#||#s:ly-saly#||#vly-evla#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ لَنَحْنُ أَعْلَمُ بِالَّذِينَ هُمْ أَوْلَى بِهَا صِلِيًّا
Summe le nahnu a’lemu billezîne hum evlâ bihâ sıliyyâ(sıliyyen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
evla
و ل يVLY
Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
Çğl.Evali
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
Sonra, oraya girmeye en lâyık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.
19. MERYEM / 71
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEDİNE??
İçinizden oraya varid olmayacak kimse yoktur. Rabbin üzre kaza olmuş hatm olmuştur.
VRD KVN RBB HTM K:D:Y .mid2224.ss19.as71.saMERYEM.ns44.nyMEDİNE??.cs16.syf309.sure.19.xxxxxcehennemxx#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#k:d:y-kaza#||#vrd-varid#||#htm-hatm#x#VRD#||#KVN#||#RBB#||#HTM#||#K:D:Y#||#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#k:d:y-kaza#||#vrd-varid#||#htm-hatm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا
Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).
Hatm
ح ت مHTM
Hâlis, saf. Sağlamlaştırma, muhkemleştirme. Hüküm ve kazâ icabettirme.
Aynı kökten:Hatim Hatîm Hatm Mütehattim Tahattüm Tehattüm
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Vârid
Vâride
و ر دVRD
Ulaşan, yetişen, gelen, erişen. Akla gelen. Hatıra gelen, içe doğan. Olan. Bir şey hakkında söylenip tatbik edilen. Hazır, nazır. Bahadır. Kâr, gelir. Bir kimseye veya hazineye ait gelir ve paralar.
Çğl.VâridînÇğl.Vâridât
Aynı kökten:Mevarid Mevrud Mevrudât Muvârede Muvaredat Mütevarid Tevarüd Vârid Vâride Vâridîn Vâridât Vürud Verd Vürd Virad Verde Vürde Verdi Verid Evride Vürud Vird
Diyanet Meali:
(Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.
19. MERYEM / 72
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra ittika edenleri necat ettiririz. Zalimleri orada diz çökmüş olarak vezr ederiz.
Ahiret NCV VK:Y VZéR Z:LM CSéV .mid2225.ss19.as72.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretx#z:lm-zalim#||#ncv-necat#||#vk:y-ittika#||#vzér-vezr#||#csév-casiye#x#NCV#||#VK:Y#||#VZéR#||#Z:LM#||#CSéV#||#z:lm-zalim#||#ncv-necat#||#vk:y-ittika#||#vzér-vezr#||#csév-casiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ نُنَجِّي الَّذِينَ اتَّقَوا وَّنَذَرُ الظَّالِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا
Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen).
Casiye
ج ث وCSéV
Diz çökmüş. Topluluk, cemaat. Yığın, taş yığını.
Aynı kökten:Casiye İcsa'
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız.
19. MERYEM / 73
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ayetlerimiz kendilerine beyan edilerek tilavet edildiğinde, kafirler iman edenlere, "İki ferikten hangisi makam olarak hayrlıdır ve nida olarak ahsendir?" derler.
Ahiret TLV eYY BYN K:VL KFR eMN FRK: H:YR K:VM HSN NDV .mid2226.ss19.as73.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretxximanxx#k:vm-makam#||#eyy-ayet#||#emn-iman#||#h:yr-hayr#||#kfr-kafir#||#byn-beyyine#||#hsn-ahsen#||#tlv-tilavet#||#frk:-ferik#||#ndv-nida#||#k:vl-xxoxx#x#TLV#||#eYY#||#BYN#||#K:VL#||#KFR#||#eMN#||#FRK:#||#H:YR#||#K:VM#||#HSN#||#NDV#||#k:vm-makam#||#eyy-ayet#||#emn-iman#||#h:yr-hayr#||#kfr-kafir#||#byn-beyyine#||#hsn-ahsen#||#tlv-tilavet#||#frk:-ferik#||#ndv-nida#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا أَيُّ الْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ مَّقَامًا وَأَحْسَنُ نَدِيًّا
Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlellezîne keferû lillezîne âmenû eyyul ferîkayni hayrun makâmen ve ahsenu nediyyâ(nediyyen).
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
Diyanet Meali:
Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.
19. MERYEM / 74
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Biz onlardan önce, karin olanlardan, esas olarak ve gösteriş olarak ahsen olan nicelerini helak ettik.
Ahiret HéLK K:BL K:RN HSN eSéSé ReY .mid2227.ss19.as74.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretx#k:bl-kabl#||#k:rn-karin#||#hsn-ahsen#||#hélk-helak#||#esésé-esas#||#rey-xxoxx#x#HéLK#||#K:BL#||#K:RN#||#HSN#||#eSéSé#||#ReY#||#k:bl-kabl#||#k:rn-karin#||#hsn-ahsen#||#hélk-helak#||#esésé-esas#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَاثًا وَرِئْيًا
Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum ahsenu esâsen ve ri’yâ(ri’yen).
Esas
ا ث ثeSéSé
Ev eşyası. Eve âit lüzumlu şeyler. Mal. Rızık.
Aynı kökten:Esas
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Diyanet Meali:
Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.
19. MERYEM / 75
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Dalalet içinde olan kimselere… Rahman onlara, medd ederek müdded versin. Hatta; vaad edilen azabı ve saati gördüklerinde, mekanı şerr ve ordusu izaf edilene artık alim olacaklar.
K:VL KVN D:LL MDD RHM MDD ReY VA:D A:ZéB SVA: A:LM ŞRR KVN D:A:F CND .mid2228.ss19.as75.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxxxsaatxx#kvn-mekan#||#sva:-saat#||#cnd-cünd#||#a:lm-alim#||#rhm-rahman#||#va:d-vaad#||#a:zéb-azab#||#mdd-medd#||#d:ll-dalalet#||#şrr-şerr#||#mdd-müdded#||#d:a:f-izaf#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#KVN#||#D:LL#||#MDD#||#RHM#||#MDD#||#ReY#||#VA:D#||#A:ZéB#||#SVA:#||#A:LM#||#ŞRR#||#KVN#||#D:A:F#||#CND#||#kvn-mekan#||#sva:-saat#||#cnd-cünd#||#a:lm-alim#||#rhm-rahman#||#va:d-vaad#||#a:zéb-azab#||#mdd-medd#||#d:ll-dalalet#||#şrr-şerr#||#mdd-müdded#||#d:a:f-izaf#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ مَن كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمَنُ مَدًّا حَتَّى إِذَا رَأَوْا مَا يُوعَدُونَ إِمَّا الْعَذَابَ وَإِمَّا السَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضْعَفُ جُندًا
Kul men kâne fîd dalâleti fel yemdud lehur rahmânu meddâ(medden), hattâ izâ raev mâ yûadûne immel azâbe ve immes sâah(sâate), fe se ya’lemûne men huve şerrun mekânen ve ad’afu cundâ(cunden).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
iz'af
ض ع فD:A:F
Zayıflatmak, kuvvetsiz hale getirmek. İki kat etmek. İki misline çıkarmak.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
Müdded
م د دMDD
Belli ve muayyen vakit. Müddet.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Saat
Sı'va'
س و عSVA:
Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman. Kıyâmet.
Çğl.Saat
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
şerr
ش ر رŞRR
Allah'ın emirlerine uymama, muhalif hareket etme. Fena adam, fenalık yapan adam, kötü adam. Daha kötü, en kötü. Kötü iş, kötülük. Fenalık. Kavga.
Çğl.şürur
Aynı kökten:eşerr Şerar Şerare Şeraret şerir şerire şerr şürur Şirret şirrir Eşrâr Eşirrâ
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
19. MERYEM / 76
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 309
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
İhtida eden ALLAH... hüdayı ziyade eder!
Salih bakiyeler, Rabbinin indinde...
• hem sevab olarak hayrdır...
• ve hem de redd olunacak yer olarak hayrdır.
ZYD HéDY HéDY BK:Y S:LH H:YR A:ND RBB SéVB H:YR RDD .mid2229.ss19.as76.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxx#rdd-redd#||#zyd-ziyade#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#hédy-ihtida#||#s:lh-salih#||#hédy-huda#||#bk:y-bakiye#||#sévb-sevab#x#ZYD#||#HéDY#||#HéDY#||#BK:Y#||#S:LH#||#H:YR#||#A:ND#||#RBB#||#SéVB#||#H:YR#||#RDD#||#rdd-redd#||#zyd-ziyade#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#hédy-ihtida#||#s:lh-salih#||#hédy-huda#||#bk:y-bakiye#||#sévb-sevab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَزِيدُ اللَّهُ الَّذِينَ اهْتَدَوْا هُدًى وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ مَّرَدًّا
Ve yezîdullâhullezînehtedev hudâ(huden), vel bâkıyâtus sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun mereddâ(meredden).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
bakiye
Bakiyye
ب ق يBK:Y
Artık. Geri kalan. Artan.
Çğl.Bevaki
Aynı kökten:Baki Bâkiyât Bevaki bakiye Bakiyye Bevaki beka İbka İstibka Mabaki mütebaki
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
İhtida
ه د يHéDY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Sevab
ث و بSéVB
Hayr. Hayrlı iş. Gönül ferahlığı. Allah tarafından mükâfatlandırılacak doğruluk ve iyilik karşılığı. Allah'ın rızasını kazanmağa mahsus iyi amel.
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de.
19. MERYEM / 77
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Ayetlerimize kafir olan ve "Bana elbette mal ve evlad verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?
ReY KFR eYY K:VL eTY MVL VLD .mid2230.ss19.as77.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#mvl-mal#||#eyy-ayet#||#vld-xoxox#||#kfr-kafir#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#KFR#||#eYY#||#K:VL#||#eTY#||#MVL#||#VLD#||#mvl-mal#||#eyy-ayet#||#vld-xoxox#||#kfr-kafir#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَرَأَيْتَ الَّذِي كَفَرَ بِآيَاتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًا
E fe raeytellezî kefere bi âyâtinâ ve kâle le ûteyenne mâlen ve veledâ(veleden).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Âyetlerimizi inkâr edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?
19. MERYEM / 78
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Gayb mı tulu oldu ona, yoksa Rahman'ın indinden ahd mi ittihaz etti?
T:LA: G:YB eH:Zé A:ND RHM A:HéD .mid2231.ss19.as78.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#a:héd-ahd#||#a:nd-ind#||#rhm-rahman#||#eh:zé-ittihaz#||#t:la:-tulu#||#g:yb-gayb#x#T:LA:#||#G:YB#||#eH:Zé#||#A:ND#||#RHM#||#A:HéD#||#a:héd-ahd#||#a:nd-ind#||#rhm-rahman#||#eh:zé-ittihaz#||#t:la:-tulu#||#g:yb-gayb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَاطَّلَعَ الْغَيْبَ أَمِ اتَّخَذَ عِندَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا
Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
tulu'
ط ل عT:LA:
Doğma, doğuş. Birden zuhur etme. Hücum etme. Bir şeye vakıf olup bilme. Hazırlıksız olarak birden kalbe gelen mana, ilham.
Çğl.tuluat
Aynı kökten:ıstıtla' İstıtlâât ıtla' ıttıla' matla meteali Muttali' müteala Tal' tali' talia talih tulu' tuluat
Diyanet Meali:
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış?
19. MERYEM / 79
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Hayır!
Biz, onun söylediklerini ketb edeceğiz.
Azabı, ona, medd ederek müddetleyeceğiz.
KTB K:VL MDD A:ZéB MDD .mid2232.ss19.as79.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#ktb-ketb#||#a:zéb-azab#||#mdd-medd#||#k:vl-xxoxx#x#KTB#||#K:VL#||#MDD#||#A:ZéB#||#MDD#||#ktb-ketb#||#a:zéb-azab#||#mdd-medd#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَلَّا سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّا
Kellâ, se nektubu mâ yekûlu ve nemuddu lehu minel azâbi meddâ(medden).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
Diyanet Meali:
Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız!
19. MERYEM / 80
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Söylediği şeye, BİZ varis olacağız. O, ferd olarak gelecek.
VRSé K:VL eTY FRD .mid2233.ss19.as80.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#vrsé-varis#||#frd-ferd#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#VRSé#||#K:VL#||#eTY#||#FRD#||#vrsé-varis#||#frd-ferd#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا
Ve nerisuhu mâ yekûlu ve ye’tînâ ferdâ(ferden).Ve onun söylediği şeylere, Biz varis olacağız. Ve o, Bize fert olarak (tek başına, mal ve evlâdı olmaksızın) gelecek.
Ferd
ف ر دFRD
Tek, bir. Eşi, benzeri olmayan. Asker.
Çğl.EfradÇğl.Firad
Aynı kökten:Ferd Efrad Firad Ferid Feride Müfred Müfret Müfredat Müfrid Münferid Münferit Münferiden Müteferrid Müteferridîn Teferrüd
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Diyanet Meali:
Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek.
19. MERYEM / 81
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendilerini aziz etmek için, ALLAH'ın gayrısında ilahlar ittihaz ettiler.
eH:Zé DVN eLHé KVN A:ZZ .mid2234.ss19.as81.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#kvn-yekün#||#elhé-ilah#||#dvn-dun#||#eh:zé-ittihaz#||#a:zz-aziz#x#eH:Zé#||#DVN#||#eLHé#||#KVN#||#A:ZZ#||#kvn-yekün#||#elhé-ilah#||#dvn-dun#||#eh:zé-ittihaz#||#a:zz-aziz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لِّيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا
Vettehazû min dûnillâhi âliheten li yekûnû lehum ızzâ(ızzen).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Diyanet Meali:
Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başka ilâhlar edindiler.
19. MERYEM / 82
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Hayır!
Onlar, onların ibadetlerine kafir olacaklar. Kendilerine zıdd olacaklar.
KFR A:BD KVN D:DD .mid2235.ss19.as82.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#kvn-yekün#||#kfr-küfr#||#a:bd-ibadet#||#d:dd-zıd#x#KFR#||#A:BD#||#KVN#||#D:DD#||#kvn-yekün#||#kfr-küfr#||#a:bd-ibadet#||#d:dd-zıd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَلَّا سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا
Kellâ, se yekfurûne bi ibâdetihim ve yekûnûne aleyhim dıddâ(dıdden).
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Dıdd
Zıd
ض د دD:DD
Mugâyir, aykırı. Düşman. Nazir, misil, benzer. Aksi, ters.
Çğl.Ezdad
Aynı kökten:Dıdd Zıd Ezdad
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Diyanet Meali:
Hayır! İlâhları, onların ibadetlerini inkâr edecekler ve kendilerine düşman olacaklar.
19. MERYEM / 83
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kafirlere şeytanları irsal ettiğimizi görmedin mi? Kışkırtarak kışkırtırlar.
Şeytan ReY RSL ŞT:N KFR eZZ eZZ .mid2236.ss19.as83.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxŞeytanxxŞeytanxx#kfr-kafir#||#rsl-irsal#||#ezz-ezz#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#RSL#||#ŞT:N#||#KFR#||#eZZ#||#eZZ#||#kfr-kafir#||#rsl-irsal#||#ezz-ezz#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ تَرَ أَنَّا أَرْسَلْنَا الشَّيَاطِينَ عَلَى الْكَافِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا
E lem tere ennâ erselneş şeyâtîne alel kâfirîne teuzzuhum ezzâ(ezzen).
Ezz
ا ز زeZZ
Depretmek ve koparmak. Kandırmak, aldatmak. Tahrik etmek, oynatmak. Kışkırtmak.
Aynı kökten:Ezz
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
19. MERYEM / 84
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar hakkında acele etme!
Elbette BİZ, onları adedleyerek add ediyoruz.
Ahiret A:CL A:DD A:DD .mid2237.ss19.as84.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxAhiretx#a:cl-acele#||#a:dd-aded#||#a:dd-add#x#A:CL#||#A:DD#||#A:DD#||#a:cl-acele#||#a:dd-aded#||#a:dd-add#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا
Fe lâ ta’cel aleyhim, innemâ neuddu lehum addâ(adden).
Acele
ع ج لA:CL
Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik.
Aynı kökten:A'cel Acele Âcil Acul İ'cal İcalet icle İclet Ucul İsti'cal Muaccel Müsta'cel Müsta'celen Müsta'cil Müteaccil Taaccül Taaccülat Ta'cil Ta'cilât
Add
ع د دA:DD
Hesablamak. Saymak. Sayılmak. İtibar etmek.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
Aded
Adet
ع د دA:DD
Sayı. Tane. Rakam. Miktar.
Çğl.A'dadÇğl.Âd
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Şu hâlde, onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız.
19. MERYEM / 85-86
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde...
• Muttakileri vefd olarak Rahmana haşr edeceğiz.
• Mücrimleri ise vird olarak cehenemme sevk edeceğiz.
YVM HŞR VK:Y RHM VFD SVK: CRM VRD .mid2238.ss19.as85.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxxxyevmxcehennemxxxcehennemxx.ss19.as86.x#hşr-haşr#||#yvm-yevm#||#rhm-rahman#||#vk:y-muttaki#||#vfd-vefd#||#chm-cehennem#||#crm-mücrim#||#vrd-vird#||#svk:-sevk#x#YVM#||#HŞR#||#VK:Y#||#RHM#||#VFD#||#SVK:#||#CRM#||#VRD#||#hşr-haşr#||#yvm-yevm#||#rhm-rahman#||#vk:y-muttaki#||#vfd-vefd#||#chm-cehennem#||#crm-mücrim#||#vrd-vird#||#svk:-sevk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقِينَ إِلَى الرَّحْمَنِ وَفْدًا * وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَى جَهَنَّمَ وِرْدًا
Yevme nahşurul muttekîne iler rahmâni vefdâ(vefden). * Ve nesûkul mucrimîne ilâ cehenneme virdâ(virden).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sevk
س و قSVK:
Sevk etmek. Sürmek. Yollamak, göndermek. Neticeye bağlamak.
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
Vefd
و ف دVFD
Çokluk. Cemaat. Bir iş için giden heyet. Elçilik. Dağ başı. Gelme, ulaşma, erişme, varma, davet.
Aynı kökten:Evfad Vafid Vüffed Evfâd Vüfud Vefd
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Vird
و ر دVRD
Hergün düzenli yapılan şey. Yalvarma, yakarma. Sık sık ve devamlı okunan dua. Kur'an-ı Kerim'den her gün okunması vazife bilinen kısım, bir cüz.
Aynı kökten:Mevarid Mevrud Mevrudât Muvârede Muvaredat Mütevarid Tevarüd Vârid Vâride Vâridîn Vâridât Vürud Verd Vürd Virad Verde Vürde Verdi Verid Evride Vürud Vird
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!
19. MERYEM / 87
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Rahman indinde... ahd ittihaz eden kimseden başkası, şefaata malik olmayacak.
Ahiret MLK ŞFA: eH:Zé A:ND RHM A:HéD .mid2239.ss19.as87.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxAhiretx#a:héd-ahd#||#a:nd-ind#||#rhm-rahman#||#şfa:-şefaat#||#mlk-malik#||#eh:zé-ittihaz#x#MLK#||#ŞFA:#||#eH:Zé#||#A:ND#||#RHM#||#A:HéD#||#a:héd-ahd#||#a:nd-ind#||#rhm-rahman#||#şfa:-şefaat#||#mlk-malik#||#eh:zé-ittihaz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِندَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا
Lâ yemlikûneş şefâate illâ menittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Şefaat
ش ف عŞFA:
Birinin bağışlanmasına aracılık etmek. Af için vesile olmak.
Aynı kökten:Eşfa' şafi Şefi' Şef' Şefa Şefaat
Diyanet Meali:
Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
19. MERYEM / 88
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar dediler ki:
"Rahman evlad ittihaz etti."
K:VL eH:Zé RHM VLD .mid2240.ss19.as88.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#rhm-rahman#||#vld-xoxox#||#eh:zé-ittihaz#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eH:Zé#||#RHM#||#VLD#||#rhm-rahman#||#vld-xoxox#||#eh:zé-ittihaz#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَنُ وَلَدًا
Ve kâluttehazer rahmânu veledâ(veleden).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Onlar, “Rahmân, bir çocuk edindi” dediler.
19. MERYEM / 89
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Elbette siz, idd bir şey yaptınız!
CYe ŞYe eDD .mid2241.ss19.as89.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#şye-şey#||#edd-idd#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#ŞYe#||#eDD#||#şye-şey#||#edd-idd#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا
Lekad ci’tum şey’en iddâ(idden).
İdd
ا د دeDD
Büyük, acib şey. / Belâ, dâhiye. / Yalan.
Aynı kökten:Edd Üdüd İdd
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
19. MERYEM / 90-91
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Rahmana evlad davalarından...
• semalar fatr olacaktır...
• ve arz şakk olacaktır…
• ve dağlar hedd olarak harra edecektir!
KVD SMV FT:R ŞK:K: eRD: H:RR CBL HéDD DA:V RHM VLD .mid2242.ss19.as90.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx.ss19.as91.x#cbl-cebel#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#kvd-kade#||#h:rr-harra#||#şk:k:-şakk#||#ft:r-fatr#||#hédd-hedd#||#da:v-duae#||#rhm-rahman#||#vld-xoxox#x#KVD#||#SMV#||#FT:R#||#ŞK:K:#||#eRD:#||#H:RR#||#CBL#||#HéDD#||#DA:V#||#RHM#||#VLD#||#cbl-cebel#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#kvd-kade#||#h:rr-harra#||#şk:k:-şakk#||#ft:r-fatr#||#hédd-hedd#||#da:v-duae#||#rhm-rahman#||#vld-xoxox#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنشَقُّ الْأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا * أَن دَعَوْا لِلرَّحْمَنِ وَلَدًا
Tekâdus semâvâtu yetefattarne minhu ve tenşakkul ardu ve tehırrul cibâlu heddâ(hedden). * En deav lir rahmâni veledâ(veleden).
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Fatr
ف ط رFT:R
Bir şeye başlamak. / İcab eylemek. / Yarık, çatlak. Yarmak. / Yaratmak. / Oruç tutanın orucunu açması.
Aynı kökten:Fatır Futur Fâtır Fatr Fatur Fetur Fıtr Fıtra Fitre fıtrat Fıtrî İd-i Fıtr iftar İftariyye infitar Mefatır Muftır Munfatır Münfatır
harra
خ ر رH:RR
Yere kapanmak, düşmek. Yüksekten aşağı düşmek.
Aynı kökten:harra hurur
Hedd
ه د دHéDD
Binayı gürültüyle yıkıp göçürmek. Çok ihtiyarlayıp düşkün hâle gelmek. Zayıf ve korkak.
Aynı kökten:Hedd Hedde
kade
ك و دKVD
Neredeyse. Gr: Yardımcı fiillerdendir. Cümlede ifade edilen hükmün yaklaştığını bildirmek için söylenir. Mübtedâ ile haberin başına gelerek, birincisini isim adı ile merfu' kılar, haberini de mansub eder. Bu gibi fiillerin haberi muzâri olur.
Aynı kökten:kade
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
kontrol-giriş
Aynı kökten:
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir!
19. MERYEM / 92
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Evlad ittihaz etmek, Rahman için yenbagi değildir.
BG:Y RHM eH:Zé VLD .mid2243.ss19.as92.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#rhm-rahman#||#vld-xoxox#||#eh:zé-ittihaz#||#bg:y-yenbagi#x#BG:Y#||#RHM#||#eH:Zé#||#VLD#||#rhm-rahman#||#vld-xoxox#||#eh:zé-ittihaz#||#bg:y-yenbagi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا يَنبَغِي لِلرَّحْمَنِ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا
Ve mâ yenbagî lir rahmâni en yettehıze veledâ(veleden).
yenbagi
ب غ يBG:Y
Münasib, uygun, şayan. Lazımgelir, icab eder, gerekir.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Hâlbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz.
19. MERYEM / 93
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Semalarda ve arzdaki herkes, ancak, abd olarak gelir Rahman'a!
KLL SMV eRD: eTY RHM A:BD .mid2244.ss19.as93.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#kll-külli#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rhm-rahman#||#a:bd-abd#||#ety-xxoxx#x#KLL#||#SMV#||#eRD:#||#eTY#||#RHM#||#A:BD#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rhm-rahman#||#a:bd-abd#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِن كُلُّ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِلَّا آتِي الرَّحْمَنِ عَبْدًا
İn kullu men fîs semâvâti vel ardı illâ âtir rahmâni abdâ(abden).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.
19. MERYEM / 94
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar ihsa edilmiştir... ve adedlenerek adedlenmiştir!
HS:Y A:DD A:DD .mid2245.ss19.as94.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxx#a:dd-aded#||#hs:y-ihsa#x#HS:Y#||#A:DD#||#A:DD#||#a:dd-aded#||#hs:y-ihsa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ أَحْصَاهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا
Lekad ahsâhum ve addehum addâ(adden).
Aded
Adet
ع د دA:DD
Sayı. Tane. Rakam. Miktar.
Çğl.A'dadÇğl.Âd
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
İhsa
ح ص يHS:Y
Saymak. Sayılmak. İstatistik, sayım. Kandırmak, aldatmak. Zaptetmek. Ezber etmek. Fehmetmek. İdrâk eylemek.
Aynı kökten:İhsa İhsaî İhsaiyat Lâtuhsa Muhsî
Diyanet Meali:
Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.
19. MERYEM / 95
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 310
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Kıyamet yevminde, onların hepsi ferd olarak gelir!
KLL eTY YVM K:VM FRD .mid2246.ss19.as95.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf310.sure.19.xxxxxyevmxx#k:vm-kıyamet#||#kll-külli#||#yvm-yevm#||#frd-ferd#||#ety-xxoxx#x#KLL#||#eTY#||#YVM#||#K:VM#||#FRD#||#k:vm-kıyamet#||#kll-külli#||#yvm-yevm#||#frd-ferd#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكُلُّهُمْ آتِيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَرْدًا
Ve kulluhum âtîhi yevmel kıyâmeti ferdâ(ferden).
Ferd
ف ر دFRD
Tek, bir. Eşi, benzeri olmayan. Asker.
Çğl.EfradÇğl.Firad
Aynı kökten:Ferd Efrad Firad Ferid Feride Müfred Müfret Müfredat Müfrid Münferid Münferit Münferiden Müteferrid Müteferridîn Teferrüd
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir.
19. MERYEM / 96
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 311
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak iman edenler ve salih ameller işleyenler… Rahman elbette onlara vedd kılacaktır.
eMN A:ML S:LH CA:L RHM VDD .mid2247.ss19.as96.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf311.sure.19.xxxxximanxxximan-duruxxxxibadetxxx#emn-iman#||#rhm-rahman#||#s:lh-salih amel#||#vdd-vedd#||#ca:l-xxoxx#x#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#CA:L#||#RHM#||#VDD#||#emn-iman#||#rhm-rahman#||#s:lh-salih amel#||#vdd-vedd#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَنُ وُدًّا
İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti se yec’alu lehumur rahmânu vuddâ(vudden).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
Diyanet Meali:
İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.
19. MERYEM / 97
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 311
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık… muhakkak ki BİZ, ancak,
• muttakileri onunla ibşar ettirmen için...
• ve ledüd kavmi onunla nezr ettirmen için...
lisanın ile onu yesir ettik.
YSR LSN BŞR VK:Y NZéR K:VM LDD .mid2248.ss19.as97.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf311.sure.19.xxxx#k:vm-kavim#||#nzér-nezr#||#vk:y-muttaki#||#lsn-lisan#||#bşr-ibşar#||#ysr-yesir#||#ldd-ledüd#x#YSR#||#LSN#||#BŞR#||#VK:Y#||#NZéR#||#K:VM#||#LDD#||#k:vm-kavim#||#nzér-nezr#||#vk:y-muttaki#||#lsn-lisan#||#bşr-ibşar#||#ysr-yesir#||#ldd-ledüd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقِينَ وَتُنذِرَ بِهِ قَوْمًا لُّدًّا
Fe innemâ yessernâhu bi lisânike li tubeşşire bihil muttekîne ve tunzire bihî kavmen luddâ(ludden).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Ledüd
ل د دLDD
Çok husumet, şiddetli düşmanlık. / Hastanın ağzına dökülen ilâç.
Çğl.Elidde
Aynı kökten:Eledd Ledd Leded Ledüd Elidde Lidad Lüdd
Lisan
ل س نLSN
Dil. Konuşma dili. Lehçe.
Çğl.ElsineÇğl.LüsnÇğl.Lüsün
Aynı kökten:Lisan Elsine Lüsn Lüsün
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.
19. MERYEM / 98
Surede Toplam Ayet: 98
Kitap Sırası: 19
Nüzul Sırası: 44
Sayfa: 311
Cüz: 16
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, karin olanlardan onlardan önce nicelerini helak ettik!
Onlardan kimseyi hissediyor... veya onların rikzini işitiyor musun?
HéLK K:BL K:RN HSS eHD SMA: RKZ .mid2249.ss19.as98.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf311.sure.19.xxxx#k:bl-kabl#||#ehd-ehad#||#k:rn-karin#||#hélk-helak#||#hss-hiss#||#rkz-rikz#||#sma:-xxoxx#x#HéLK#||#K:BL#||#K:RN#||#HSS#||#eHD#||#SMA:#||#RKZ#||#k:bl-kabl#||#ehd-ehad#||#k:rn-karin#||#hélk-helak#||#hss-hiss#||#rkz-rikz#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُم مِّنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا
Ve kem ehleknâ kablehum min karn(karnin), hel tuhıssu minhum min ehadin ev tesmeu lehum rikzâ(rikzen).
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
Hiss
ح س سHSS
Duymak. Farkına varmak. Duygu. Bir kimsenin haline acıyıp rikkat ve şefkat eylemek. Bir şeyi idrak edip şuur hâsıl eylemek. Bedendeki his uzuvlarından birisini müteessir eden bir şeyin mevcudiyetini idrak eylemek.
Çğl.Ehsâs Çğl.Hissiyat
Aynı kökten:Ehass Hass Hassas Hassase his Hassasiyet Hâsse Hiss Ehsâs Hissiyat Hissen Hissî Hissiyet İhsas İhsasî Mahsus Muhiss Mütehassis Tahassüs Tehassüs Zî-hasse Hasis Hass Hess Hess Hess Huss Tehessüm Ehass Hasas Hasâs Hasasa Hasaset Hassa Huss Husas Huss
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Rikz
ر ك زRKZ
Gizli söz. fısıldamak, gömmek, zayıf veya düşük ses.
Aynı kökten:İrtikaz Merkez Merkuz Merkuziyet Mürekkez Mürtekiz Mütemerkiz Rekiz Rekz Rikaz Rikz Temerküz Terkiz
Diyanet Meali:
Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?