DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
FURKAN SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid2661.ss25.as.saFURKAN.ns42.ny.cs18.syf358.sure.25.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
25. FURKAN / 1
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 358
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Alemlere nezir olması için kendisine abd olana furkanı inzal eden, bereketlidir.
BRK NZL FRK: A:BD KVN A:LM NZéR .mid2662.ss25.as1.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf358.sure.25.xxxxxxkitabxxx#kvn-kane#||#a:lm-alem#||#a:bd-abd#||#nzl-inzal#||#nzér-nezir#||#frk:-furkan#||#brk-bereket#x#BRK#||#NZL#||#FRK:#||#A:BD#||#KVN#||#A:LM#||#NZéR#||#kvn-kane#||#a:lm-alem#||#a:bd-abd#||#nzl-inzal#||#nzér-nezir#||#frk:-furkan#||#brk-bereket#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا
Tebârekellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ(nezîren).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
bereket
ب ر كBRK
Bolluk. Çokluk. Feyiz. Lütuf. İhsan. Uğurluluk. Meymenet, saadet.
Çğl.Berekât
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Furkan
ف ر قFRK:
Hak ile batılı birbirinden ayıran. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı farkedip ayıran. Ayırmak, ayırd etmek. Fârık veya Mefruk.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
kontrol-giriş
Aynı kökten:
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
1. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.
25. FURKAN / 2
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 358
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
O, semaların ve arzın mülkü kendisine ait olandır.
Evlad ittihaz etmemiştir. O'nun, mülkünde şeriki yoktur. Herşeyi halk etmiş ve ardından bir takdir üzere kaderlemiştir.
Doğa/Yaşam MLK SMV eRD: eH:Zé VLD KVN ŞRK MLK H:LK: KLL ŞYe K:DR K:DR .mid2663.ss25.as2.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf358.sure.25.xxxDoğa/Yaşamx#kvn-yekün#||#şye-şey#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#vld-xoxox#||#h:lk:-halk#||#k:dr-takdir#||#k:dr-kader#||#mlk-mülk#||#eh:zé-ittihaz#||#şrk-şerik#x#MLK#||#SMV#||#eRD:#||#eH:Zé#||#VLD#||#KVN#||#ŞRK#||#MLK#||#H:LK:#||#KLL#||#ŞYe#||#K:DR#||#K:DR#||#kvn-yekün#||#şye-şey#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#vld-xoxox#||#h:lk:-halk#||#k:dr-takdir#||#k:dr-kader#||#mlk-mülk#||#eh:zé-ittihaz#||#şrk-şerik#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيرًا
Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîrâ(takdîren).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
takdir
ق د رK:DR
Kıymet tesbiti. Değerini, kıymetini, lüzumunu anlamak. Kader. Düşünmek. Öyle saymak.
Çğl.Tekadir
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
mülk
milk
م ل كMLK
Mal. Yer. Bina. Hüküm ile bir şeyin zabt ve tasarrufu. İzzet, azamet, şevket. Bir şeyin dış yüzü. İnsanın sahip ve malik olduğu şey. Akıl sahiplerini tasarruf etmek.
Çğl.Emlak
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
kontrol-giriş
Aynı kökten:
şerik
ش ر كŞRK
Ortak. Arkadaş.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
2. O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
25. FURKAN / 3
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
O'nun gayrısından,
• Hiçbir şey halk etmeyen
• ve zaten kendileri halk edilmiş olan
• ve nefslerine menfaat
• ve de darr vermeye melik olmayan
• ve mevt etmeye melik olmayan
• ve hayatı olmayan
• ve neşr edemeyen, ilahlar ittihaz ettiler.
eH:Zé DVN eLHé H:LK: ŞYe H:LK: MLK NFS D:RR NFA: MLK MVT HYY NŞR .mid2664.ss25.as3.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxx#şye-şey#||#elhé-ilah#||#dvn-dun#||#nfs-enfüs#||#d:rr-darr#||#nfa:-nafia#||#h:lk:-halk#||#eh:zé-ittihaz#||#mlk-malik#||#nşr-neşr#||#hyy-hayat#||#mvt-mevt#x#eH:Zé#||#DVN#||#eLHé#||#H:LK:#||#ŞYe#||#H:LK:#||#MLK#||#NFS#||#D:RR#||#NFA:#||#MLK#||#MVT#||#HYY#||#NŞR#||#şye-şey#||#elhé-ilah#||#dvn-dun#||#nfs-enfüs#||#d:rr-darr#||#nfa:-nafia#||#h:lk:-halk#||#eh:zé-ittihaz#||#mlk-malik#||#nşr-neşr#||#hyy-hayat#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاتَّخَذُوا مِن دُونِهِ آلِهَةً لَّا يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيَاةً وَلَا نُشُورًا
Vettehazû min dûnihî âliheten lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûne ve lâ yemlikûne li enfusihim darran ve lâ nef’an ve lâ yemlikûne mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûrâ(nuşûren).
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
nafia
ن ف عNFA:
Faydalı işler. Menfaatli olanlar. İnşaat işleri.
Aynı kökten:enfa' menfaat Menafi' nafi nafia Nef'î Nifa'
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
3. (İnkâr edenler), Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler.
25. FURKAN / 4
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Kafirler, "Eğer bu onun iftirası olan ifkten başka bir şey değilse... başka bir kavim kendisine avn etmiş olmalı." dediler. Böylece zulüm ve zur etmiş oldular.
eFK FRY A:VN K:VM eH:R CYe Z:LM ZVR .mid2665.ss25.as4.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxx#k:vm-kavim#||#eh:r-ahar#||#z:lm-zulüm#||#zvr-zur#||#a:vn-avn#||#efk-ifk#||#fry-iftira#||#cye-xxoxx#x#eFK#||#FRY#||#A:VN#||#K:VM#||#eH:R#||#CYe#||#Z:LM#||#ZVR#||#k:vm-kavim#||#eh:r-ahar#||#z:lm-zulüm#||#zvr-zur#||#a:vn-avn#||#efk-ifk#||#fry-iftira#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا إِفْكٌ افْتَرَاهُ وَأَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ آخَرُونَ فَقَدْ جَاؤُوا ظُلْمًا وَزُورًا
Ve kâlellezîne keferû in hâzâ illâ ifkunifterâhu ve eânehu aleyhi kavmun âharûn(âharûne), fe kad câû zulmen ve zûrâ(zûran).
avn
ع و نA:VN
Yardım. İmdad. Yardım eden. Yardımcı. Zahir.
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
İfk
ا ف كeFK
Bühtan. Bir suçu birisine yüklemek. İftira.
Aynı kökten:Effak efk üfuk İfk Mü'tefik Mü'tefike Mü'tefikat Te'fik Te'fikât Üfkuhe
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
İftira
ف ر يFRY
Birinin üzerine suç atmak. İfk. Yalan yere birisini suçlu göstermek. Asılsız isnat.
Çğl.İftiraat
Aynı kökten:Fery Firye İftira İftiraat Müftera-aleyh Müftereyat Müfterî Müfterun
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
zur
ز و رZVR
Ziyaret. Yalan. Asılsız. Uydurma. İftira.
Aynı kökten:mezar mütezavir Mütezavirîn tezavür Tezâvürat tezvir ziyaret zur
Diyanet Meali:
4. İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
25. FURKAN / 5
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Dediler ki:
"Evvelkilerin esatiridir. Kendisi ketb etmiş... artık bükre ve asile kendisine imla ediliyor."
K:VL ST:R eVL KTB MLV BKR eS:L .mid2666.ss25.as5.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxx#evl-evvel#||#ktb-ketb#||#st:r-esatir#||#mlv-imla#||#bkr-bükre#||#es:l-asile#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#ST:R#||#eVL#||#KTB#||#MLV#||#BKR#||#eS:L#||#evl-evvel#||#ktb-ketb#||#st:r-esatir#||#mlv-imla#||#bkr-bükre#||#es:l-asile#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلَى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Ve kâlû esâtîrul evvelînektetebehâ fe hiye tumlâ aleyhi bukreten ve asîlâ(asîlen).
Bükre
ب ك رBKR
Erken. Sabah vakti.
Aynı kökten:Bekâr Bekâret Bekûrî Bekûriyyet Bikr Bâkir Bâkire Ebkâr Bekrî Bukre Bükre İbkar Mübakere Bakûre Bekre Bukkarî Ebkâr-ı Efkâr Tebakkur Tebkir
Asile
ا ص لeS:L
Bir şeyin tamamı, bütünü. Öğleden sonranın son kısmı, akşam üzeri. Ölüm, mevt.
Çğl.Asâil
Aynı kökten:Asil Asile Asâil Asl Asıl Asla
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
İmla
م ل وMLV
Doldurma, doldurulma. Yazı yazma. (Dikte) Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi. Müddeti mühlet vererek uzatma.
Aynı kökten:İmla İstimla meliyy mella
Esatir
س ط رST:R
İlk zamanlara ait uydurma hikâyeler. Masallar. Mitoloji. Saflar. Sıralar. Satırlar.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
Diyanet Meali:
5. “(Bu Kur’an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler.
25. FURKAN / 6
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Semalardaki ve arzdaki sırrlara alim olan, onu inzal etti.
Muhakkak ki O, gafur, rahim olandır."
Esma-ül Hüsna K:VL NZL A:LM SRR SMV eRD: KVN G:FR RHM .mid2667.ss25.as6.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxEsma-ül Hüsnax#kvn-kane#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#g:fr-gafur#||#srr-sırr#||#nzl-inzal#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NZL#||#A:LM#||#SRR#||#SMV#||#eRD:#||#KVN#||#G:FR#||#RHM#||#kvn-kane#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#g:fr-gafur#||#srr-sırr#||#nzl-inzal#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ أَنزَلَهُ الَّذِي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Kul enzelehullezî ya’lemus sırre fîs semâvâti vel ard(ardı), innehu kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
kontrol-giriş
Aynı kökten:
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Sırr
Sır
س ر رSRR
Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey. Müşâhedetullah'ın mahalli bulunan kalbdeki lâtife. İnsanın aklının ermediği şey. Allah'ın hikmeti.
Çğl.Serair
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Diyanet Meali:
6. (Ey Muhammed!) De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
25. FURKAN / 7
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Dediler ki:
"Bu ne biçim Rasul! Taam yiyor… suklarda (çarşı-pazar) meşy ediyor... Ona bir melek inzal edileydi de onunla beraber nezir olaydı ya!"
K:VL RSL eKL T:A:M MŞY SVK: NZL MLK KVN NZéR .mid2668.ss25.as7.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxxxrasulxx#kvn-yekün#||#ekl-ekl#||#rsl-rasul#||#nzér-nezir#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#mşy-meşy#||#t:a:m-taam#||#svk:-suk#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RSL#||#eKL#||#T:A:M#||#MŞY#||#SVK:#||#NZL#||#MLK#||#KVN#||#NZéR#||#kvn-yekün#||#ekl-ekl#||#rsl-rasul#||#nzér-nezir#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#mşy-meşy#||#t:a:m-taam#||#svk:-suk#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا
Ve kâlû mâli hâzer resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâk(esvâkı), lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ(nezîren).
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
meşy
م ش يMŞY
Yürüme.
Aynı kökten:maşi maşiyye müşşat memişhane memşa meşşai meşy meşyen mütemeşşi temeşşi temşiye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
suk
س و قSVK:
Çarşı, Pazar. Alım-satım yeri.
Çğl.esvak
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
Diyanet Meali:
7. Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!”
25. FURKAN / 8
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
"Yahut kendisine bir kenz ilka edilseydi veya ürününden yiyeceği bir cenneti olsaydı ya!"
Zalimler dediler ki:
"Siz ancak meshur erkek kimseye tâbi oluyorsunuz."
LK:Y KNZ KVN CNN eKL K:VL Z:LM TBA: RCL SHR .mid2669.ss25.as8.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxx#kvn-tekun#||#z:lm-zalim#||#tba:-tabi#||#rcl-recül#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#lk:y-ilka#||#shr-meshur#||#knz-kenz#||#k:vl-xxoxx#x#LK:Y#||#KNZ#||#KVN#||#CNN#||#eKL#||#K:VL#||#Z:LM#||#TBA:#||#RCL#||#SHR#||#kvn-tekun#||#z:lm-zalim#||#tba:-tabi#||#rcl-recül#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#lk:y-ilka#||#shr-meshur#||#knz-kenz#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوْ يُلْقَى إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا وَقَالَ الظَّالِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا
Ev yulkâ ileyhi kenzun ev tekûnu lehu cennetunye’kulu minhâ, ve kâlez zâlimûne in tettebiûne illâ raculen meshûrâ(meshûran).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Kenz
ك ن زKNZ
Define, hazine. Yer altında saklı kalmış kıymetli eşya, para veya altın gibi şeyler. Şiddet, zorluk, meşakkat.
Çğl.Künuz
Aynı kökten:Kenz Künuz
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
Meshur
س ح رSHR
Büyülenmiş, kendine sihir yapılmış. Büyülü gibi tutkun.
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
8. “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.
25. FURKAN / 9
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Nazar et!... Senin hakkında nasıl meseller darb ettiler ve böylece dalalete düştüler. Artık sebile istitaat etmezler.
NZ:R KYF D:RB MSéL D:LL T:VA: SBL .mid2670.ss25.as9.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxx#kyf-keyfe#||#t:va:-istitaat#||#sbl-sebil#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#||#nz:r-unzur#||#d:ll-dalalet#x#NZ:R#||#KYF#||#D:RB#||#MSéL#||#D:LL#||#T:VA:#||#SBL#||#kyf-keyfe#||#t:va:-istitaat#||#sbl-sebil#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#||#nz:r-unzur#||#d:ll-dalalet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
انظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْأَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا
Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
unzur
ن ظ رNZ:R
"Bak, gör" … meâlinde
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Diyanet Meali:
9. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
25. FURKAN / 10
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer dilerse altından nehirler cereyan eden bu cennetlerden sana hayr kılan ve sana kasrlar kılan, bereketlidir.
BRK ŞYe CA:L H:YR CNN CRY THT NHéR CA:L K:S:R .mid2671.ss25.as10.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxxxcennetxx#şye-şae#||#nhér-nehir#||#tht-taht#||#h:yr-hayr#||#cnn-cennet#||#cry-cereyan#||#brk-bereket#||#k:s:r-kasr#||#ca:l-xxoxx#x#BRK#||#ŞYe#||#CA:L#||#H:YR#||#CNN#||#CRY#||#THT#||#NHéR#||#CA:L#||#K:S:R#||#şye-şae#||#nhér-nehir#||#tht-taht#||#h:yr-hayr#||#cnn-cennet#||#cry-cereyan#||#brk-bereket#||#k:s:r-kasr#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَبَارَكَ الَّذِي إِن شَاء جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِّن ذَلِكَ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَيَجْعَل لَّكَ قُصُورًا
Tebârekellezî in şâe ceale leke hayren min zâlike cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve yec’al leke kusûrâ(kusûran).
bereket
ب ر كBRK
Bolluk. Çokluk. Feyiz. Lütuf. İhsan. Uğurluluk. Meymenet, saadet.
Çğl.Berekât
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Cereyan
ج ر يCRY
Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürur. Vuku, vaki olma. Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket.
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Kasr
ق ص رK:S:R
Kısa olmak. Kısa kesmek. Birisini bir hususa, bir işe tahsis etmek. Bir işte tembellik etmek. Akşamlamak. Hapseylemek. Yekpare taş. Beyazlatmak. Gevşetmek. Noksanlaştırmak. Köşk. Yüksek ve ferah bina. Taştan veya kârgir küçük saray.
Çğl.Kusur
Aynı kökten:İktisar İstıksar Kasır Kasîr Kısar Kasr Kusur Kusur Kusure Maksur Maksur Mukassır Mütekasır Mütekasirîn Takasur Taksir Taksirat
Nehr
nehir
ن ه رNHéR
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Taht
Tahte
ت ح تTHT
Alt. Aşağı. Altı. Aşağısı. Gr: Gelecek olan zamir.
Aynı kökten:Taht Tahte
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
10. Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir.
25. FURKAN / 11
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 359
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
Onlar saati kizb etti. Biz saati kizb edenler için seir atid ettik.
KZéB SVA: A:TD KZéB SVA: SA:R .mid2672.ss25.as11.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxxxsaatxcehennemxx#sva:-saat#||#kzéb-kizb#||#sa:r-seir#||#a:td-atid#x#KZéB#||#SVA:#||#A:TD#||#KZéB#||#SVA:#||#SA:R#||#sva:-saat#||#kzéb-kizb#||#sa:r-seir#||#a:td-atid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَأَعْتَدْنَا لِمَن كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعِيرًا
Bel kezzebû bis sâati ve a’tednâ li men kezzebe bis sâati saîrâ(saîren).
atid
ع ت دA:TD
Tedarik olunmuş. Hazır ve müheyya.
Aynı kökten:atid
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
se'ir
س ع رSA:R
Tutuşmuş, alevli ateş.
Aynı kökten:Mütese'ir Sa'r Saur se'ir
Saat
Sı'va'
س و عSVA:
Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman. Kıyâmet.
Çğl.Saat
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
Diyanet Meali:
11. Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.
25. FURKAN / 12
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Baid mekandan onu görünce, ona tegayyüzü ve zefiri işitirler.
Ahiret ReY KVN BA:D SMA: G:YZ: ZFR .mid2673.ss25.as12.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxAhiretx#kvn-mekan#||#sma:-semi#||#ba:d-baid#||#ba:d-baid#||#zfr-zefir#||#g:yz:-tegayyüz#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#KVN#||#BA:D#||#SMA:#||#G:YZ:#||#ZFR#||#kvn-mekan#||#sma:-semi#||#ba:d-baid#||#ba:d-baid#||#zfr-zefir#||#g:yz:-tegayyüz#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍ بَعِيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا
İzâ raethum min mekânin baîdin semiû lehâ tegayyuzan ve zefîrâ(zefîran).
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Tegayyüz
Tagayyüz
غ ي ظG:YZ:
Hiddetlenme, kızma.
Çğl.Tegayyüzât
Aynı kökten:Gaiz Gayz Mütegayyiz Tagyiz Tegayyüz Tagayyüz Tegayyüzât
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
zefir
ز ف رZFR
Çok şiddetli ses. Hıçkırıkla nefes vermek. Göğüs geçirmek. Ağlatmak. İnlemek. Ateş gürültüsü. Eşek anırtısının evveli. Bela.
Aynı kökten:zefir
Diyanet Meali:
12. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
25. FURKAN / 13
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Dıyk bir mekanda mukarren olarak mülaki olduklarında "Nerdesin Sübur!" diye davet ederler.
LK:Y KVN D:YK: K:RN DA:V SéBR .mid2674.ss25.as13.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxxxcehennemxx#da:v-duae#||#kvn-mekan#||#k:rn-mukarren#||#lk:y-mülaki#||#d:yk:-dıyk#||#sébr-sübur#x#LK:Y#||#KVN#||#D:YK:#||#K:RN#||#DA:V#||#SéBR#||#da:v-duae#||#kvn-mekan#||#k:rn-mukarren#||#lk:y-mülaki#||#d:yk:-dıyk#||#sébr-sübur#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا أُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا
Ve izâ ulkû minhâ mekânen dayyıkan mukarrenîne deav hunâlike subûrâ(subûran).
Dıyk
Zıyk
ض ي قD:YK:
(Dıyyık) Dar. Sıkıntılı.
Aynı kökten:Dıyk Zıyk Dik Diyeke Edyak Dîk Muzîk Mudîk Zîk
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Mukarren
ق ر نK:RN
Bağlanmış nesne.
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
sübur
ث ب رSéBR
Helak, helaket. Mahvolmak. / Men olmak, kovulup sürülmek.
Aynı kökten:sübur
Diyanet Meali:
13. Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
25. FURKAN / 14
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
"Yevmde vahid süburu davet etmeyin, çok süburu davet edin!"
Ahiret DA:V YVM SéBR VHD DA:V SéBR KSéR .mid2675.ss25.as14.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxAhiretxxyevmxx#da:v-davet#||#yvm-yevm#||#ksér-kesir#||#vhd-vahid#||#sébr-sübur#x#DA:V#||#YVM#||#SéBR#||#VHD#||#DA:V#||#SéBR#||#KSéR#||#da:v-davet#||#yvm-yevm#||#ksér-kesir#||#vhd-vahid#||#sébr-sübur#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا
Lâ ted’ûl yevme subûran vâhıden ved’û subûran kesîrâ(kesîren).
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
sübur
ث ب رSéBR
Helak, helaket. Mahvolmak. / Men olmak, kovulup sürülmek.
Aynı kökten:sübur
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
14. (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!” (denir.)
25. FURKAN / 15
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Hayr olan bu mudur ebedi cennet mi?
Ki o; muttakilere vaad edilendir, ceza ve masir olandır."
K:VL H:YR CNN H:LD VA:D VK:Y KVN CZY S:YR .mid2676.ss25.as15.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxxxcennetxx#kvn-kane#||#czy-ceza#||#va:d-vaad#||#h:yr-hayr#||#h:ld-huld#||#cnn-cennet#||#s:yr-masir#||#vk:y-muttaki#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#H:YR#||#CNN#||#H:LD#||#VA:D#||#VK:Y#||#KVN#||#CZY#||#S:YR#||#kvn-kane#||#czy-ceza#||#va:d-vaad#||#h:yr-hayr#||#h:ld-huld#||#cnn-cennet#||#s:yr-masir#||#vk:y-muttaki#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ أَذَلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاء وَمَصِيرًا
Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttekûn(muttekûne), kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
Huld
خ ل دH:LD
Ebedilik. Sonu olmayan. Sonu olmamak.
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Masîr
ص ي رS:YR
Sürüp giden. Karargâh. Suyun aktığı yer. Rücu etmek, dönüp gitmek. Dönüp varılacak yer.
Çğl.Masâyi
Aynı kökten:Masîr Masâyi Sare Sayruret Sayr
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
15. De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dedilen ebedîlik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir.
25. FURKAN / 16
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Elbette orada onlara diledikleri herşey vardır. Orada ebedidirler. Bu, Rabbinin mesul olduğu vaad olmuştur.
Ahiret ŞYe H:LD KVN RBB VA:D SeL .mid2677.ss25.as16.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxAhiretx#kvn-kane#||#şye-şae#||#rbb-rabb#||#va:d-vaad#||#h:ld-halid#||#sel-mesul#x#ŞYe#||#H:LD#||#KVN#||#RBB#||#VA:D#||#SeL#||#kvn-kane#||#şye-şae#||#rbb-rabb#||#va:d-vaad#||#h:ld-halid#||#sel-mesul#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَاؤُونَ خَالِدِينَ كَانَ عَلَى رَبِّكَ وَعْدًا مَسْؤُولًا
Lehum fîhâ mâ yeşâûne hâlidîn(hâlidîne), kâne alâ rabbike va’den mes’ûlâ(mes’ûlen).
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Mes'ul
س ا لSeL
Yaptığı iş ve hareketlerden hesap vermeğe mecbur olan. Mes'uliyetli. Bir işin idâresi kendisine âit olan. Ceza verilmiş olan.
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
16. Ebedî olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir.
25. FURKAN / 17
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Haşr olacakları yevmde, ALLAH'ın gayrısından abd olduklarına der ki: "BANA ibadet edenleri siz mi dalalet ettirdiniz yoksa kendileri mi sebilden dalalet etiler?"
Ahiret YVM HŞR A:BD DVN K:VL D:LL A:BD D:LL SBL .mid2678.ss25.as17.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxAhiretxxyevmxx#hşr-haşr#||#sbl-sebil#||#dvn-dun#||#yvm-yevm#||#a:bd-abd#||#d:ll-dalalet#||#k:vl-xxoxx#x#YVM#||#HŞR#||#A:BD#||#DVN#||#K:VL#||#D:LL#||#A:BD#||#D:LL#||#SBL#||#hşr-haşr#||#sbl-sebil#||#dvn-dun#||#yvm-yevm#||#a:bd-abd#||#d:ll-dalalet#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ فَيَقُولُ أَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِي هَؤُلَاء أَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبِيلَ
Ve yevme yahşuruhum ve mâ ya’budûne min dûnillâhi fe yekûlu e entum adleltum ibâdî hâulâi em hum dallûs sebîl(sebîle).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
17. Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla.
25. FURKAN / 18
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Derler ki: "SEN subhansın!
Biz SANA yenbagi olmadık. SEN'in gayrından veliler ittihaz etmedik. Fakat SEN, onları ve ata-babalarını, zikir etmeyi unutuncaya kadar metalandırdın. Onlar da bevar bir kavim oldular."
Esma-ül Hüsna K:VL SBH KVN BG:Y eH:Zé DVN VLY MTA: eBV NSY ZéKR KVN K:VM BVR .mid2679.ss25.as18.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxEsma-ül Hüsnax#k:vm-kavim#||#mta:-meta#||#ebv-eb#||#nsy-nisyan#||#dvn-dun#||#eh:zé-ittihaz#||#sbh-subhan#||#zékr-zikir#||#vly-veliy#||#bg:y-yenbagi#||#bvr-bevar#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#SBH#||#KVN#||#BG:Y#||#eH:Zé#||#DVN#||#VLY#||#MTA:#||#eBV#||#NSY#||#ZéKR#||#KVN#||#K:VM#||#BVR#||#k:vm-kavim#||#mta:-meta#||#ebv-eb#||#nsy-nisyan#||#dvn-dun#||#eh:zé-ittihaz#||#sbh-subhan#||#zékr-zikir#||#vly-veliy#||#bg:y-yenbagi#||#bvr-bevar#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنبَغِي لَنَا أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَاء وَلَكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَآبَاءهُمْ حَتَّى نَسُوا الذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا
Kâlû subhâneke mâ kâne yenbegî lenâ en nettehıze min dûnike min evliyâe ve lâkin metta’tehum ve âbâehum hattâ nesûz zikre, ve kânû kavmen bûra(bûren).
yenbagi
ب غ يBG:Y
Münasib, uygun, şayan. Lazımgelir, icab eder, gerekir.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
bevar
ب و رBVR
Mahvolma, çürüme, yok olma. Kadının kocaya varmayıp evde kalması.
Aynı kökten:bevar Bevr Bura
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
18. Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler.
25. FURKAN / 19
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Söylediğiniz şeyler artık sizi kizb etmiştir! Artık sarf etmeye istitaat edemezsiniz. Nasr da bulamazsınız. İçinizden zulüm eden kimse... ona kebir azabı taddırız.
KZéB K:VL T:VA: S:RF NS:R Z:LM ZéVK: A:ZéB KBR .mid2680.ss25.as19.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxx#t:va:-istitaat#||#zévk:-zaika#||#z:lm-zulüm#||#a:zéb-azab#||#kzéb-kizb#||#kbr-kebir#||#ns:r-nasr#||#s:rf-sarf#||#k:vl-xxoxx#x#KZéB#||#K:VL#||#T:VA:#||#S:RF#||#NS:R#||#Z:LM#||#ZéVK:#||#A:ZéB#||#KBR#||#t:va:-istitaat#||#zévk:-zaika#||#z:lm-zulüm#||#a:zéb-azab#||#kzéb-kizb#||#kbr-kebir#||#ns:r-nasr#||#s:rf-sarf#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا
Fe kad kezzebûkum bimâ tekûlûne fe mâ testetîûne sarfan ve lâ nasrâ(nasran), ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ(kebîren).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
sarf
ص ر فS:RF
Harcama, masraf, gider. Fazl. Hile. Men etme. Bir kimseyi yolundan ve işinden ayırıp başka tarafa yöneltme. Gr: Bir lisanı meydana getiren kelimelerin değişmesinden, birbirinden türemesinden bahseden ilim şubesi. Kelime bilgisi. Kelime şekli bilgisi. Morfoloji. Tasrif çeşitlerini, isim ve fiil nevilerini öğreten ilim. Para bozma.
Çğl.AsrafÇğl.SürufÇğl.Sarfiyyat
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
19. (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
25. FURKAN / 20
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 360
Cüz: 18
Nüzul Yeri: MEKKE
Mürsellerden senden önce irsal ettiklerimiz de muhakkak taam yerler, suklarda (çarşı-pazar) meşy ederlerdi. Bazınızı bazınız için fitne kıldık.
Sabır ediyor musunuz?
Rabbin, basir olandır.
RSL K:BL RSL eKL T:A:M MŞY SVK: CA:L BA:D: BA:D: FTN S:BR KVN RBB BS:R .mid2681.ss25.as20.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf360.sure.25.xxxxxrasulxx#kvn-kane#||#k:bl-kabl#||#ba:d:-bazı#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#ekl-ekl#||#bs:r-basir#||#ftn-fitne#||#rsl-mürsel#||#rsl-irsal#||#mşy-meşy#||#t:a:m-taam#||#svk:-suk#||#ca:l-xxoxx#x#RSL#||#K:BL#||#RSL#||#eKL#||#T:A:M#||#MŞY#||#SVK:#||#CA:L#||#BA:D:#||#BA:D:#||#FTN#||#S:BR#||#KVN#||#RBB#||#BS:R#||#kvn-kane#||#k:bl-kabl#||#ba:d:-bazı#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#ekl-ekl#||#bs:r-basir#||#ftn-fitne#||#rsl-mürsel#||#rsl-irsal#||#mşy-meşy#||#t:a:m-taam#||#svk:-suk#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَما أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا
Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten(fitneten), e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ(basîren).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
meşy
م ش يMŞY
Yürüme.
Aynı kökten:maşi maşiyye müşşat memişhane memşa meşşai meşy meşyen mütemeşşi temeşşi temşiye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
suk
س و قSVK:
Çarşı, Pazar. Alım-satım yeri.
Çğl.esvak
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
Diyanet Meali:
20. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
25. FURKAN / 21
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ'e lika olmaya rica etmeyenler, "Melekler bize inzal edileydi ya!" veya "Rabbimizi göreydik" dediler. Onlar kendi nefslerinde istikbar etmişlerdi ve kebir atiye ile atiy etmişlerdi.
Dua K:VL RCV LK:Y NZL MLK ReY RBB KBR NFS A:TV A:TV KBR .mid2682.ss25.as21.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxDuax#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#lk:y-mülaki#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#kbr-kebir#||#kbr-istikbar#||#a:tv-atiy#||#a:tv-atiye#||#rcv-rica#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#RCV#||#LK:Y#||#NZL#||#MLK#||#ReY#||#RBB#||#KBR#||#NFS#||#A:TV#||#A:TV#||#KBR#||#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#lk:y-mülaki#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#kbr-kebir#||#kbr-istikbar#||#a:tv-atiy#||#a:tv-atiye#||#rcv-rica#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءنَا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْنَا الْمَلَائِكَةُ أَوْ نَرَى رَبَّنَا لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فِي أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا
Ve kâlellezîne lâ yercûne likâenâ lev lâ unzile aleynel melâiketu ev nerâ rabbenâ, lekad istekberû fî enfusihim ve atev utuvven kebîrâ(kebîren).
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Diyanet Meali:
21. Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
25. FURKAN / 22
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Melekleri görecekleri yevmde… izin yevminde mücrimlere büşra yoktur. Onlar "Hicr edilmiş olan hicr edilmiştir!" derler.
YVM ReY MLK BŞR CRM K:VL HCR HCR .mid2683.ss25.as22.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxxxyevmxx#yvm-yevm#||#crm-mücrim#||#bşr-büşra#||#hcr-hicr#||#mlk-melek#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#YVM#||#ReY#||#MLK#||#BŞR#||#CRM#||#K:VL#||#HCR#||#HCR#||#yvm-yevm#||#crm-mücrim#||#bşr-büşra#||#hcr-hicr#||#mlk-melek#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلَائِكَةَ لَا بُشْرَى يَوْمَئِذٍ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَّحْجُورًا
Yevme yerevnel melâikete lâ buşrâ yevme izin lil mucrimîne ve yekûlûne hicran mahcûrâ(mahcûren).
Büşra
ب ش رBŞR
Müjde. Sevinçli, hayırlı haber. İncil'in bir ismi.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Hicr
Hacr
ح ج رHCR
Hicir. Men'etmek. Birisine bir şeyi yasak etmek. Malını kullanmaktan men'etmek. Şer'an haram olan şey. Kucak. Ağuş. Semud Kavmi'nin bulundukları vadinin ismi. ? Mahrum bırakmak, sertleştirmek, saklanmak, direnmek, yasaklamak, engellemek, engellemek, erişimi yasaklamak (bir yere). Bir kişiyi veya bir şeyi önlemek / engellemek / alıkoymak, sınırlamak veya bir şeyi çevrelemek, bir deve veya canavarın gözünün etrafına bir işaret yakmak, kuşatmak, bir şey yapmak bir kimsenin boğazını keserek kesime cesaretlendirilmesi veya cesaretlendirilmesi için kanuna aykırı veya izin verilemez.
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
22. Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız” diyecekler.
25. FURKAN / 23
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Amil oldukları amelleri BİZ takdim etik!
Ardından onları mensur heba kıldık.
Ahiret K:DM A:ML A:ML CA:L HéBV NSéR .mid2684.ss25.as23.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxAhiretx#a:ml-amil#||#k:dm-takdim#||#hébv-heba#||#nsér-mensur#||#ca:l-xxoxx#x#K:DM#||#A:ML#||#A:ML#||#CA:L#||#HéBV#||#NSéR#||#a:ml-amil#||#k:dm-takdim#||#hébv-heba#||#nsér-mensur#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَدِمْنَا إِلَى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاء مَّنثُورًا
Ve kadimnâ ilâ mâ amilû min amelin fe cealnâhu hebâen mensûrâ(mensûran).
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
heba
ه ب وHéBV
İnce toz. Havada yüzecek şekilde yükselmek. Közün küle dönüşmesi. / Boş. Beyhude. Nafile. Faydasız. / İsraf. Ziyan. / Aklı az olan.
Aynı kökten:heba hebve
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
mensur
ن ث رNSéR
Dağılmış. Saçılmış. Gece vaktinde güzel kokan bir çiçek.
Aynı kökten:İntisar mensur müntesir mütenasir nesr nesir nüsur nüsur
Diyanet Meali:
23. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.
25. FURKAN / 24
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
İzin yevminde cennet ashabına, hayr müstekarr ve ahsen kayl yeri vardır.
S:HB CNN H:YR K:RR HSN K:YL .mid2685.ss25.as24.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxxxyevmxcennetxx#h:yr-hayr#||#cnn-cennet#||#hsn-ahsen#||#s:hb-sahib#||#k:rr-müstekarr#||#k:yl-kayl#x#S:HB#||#CNN#||#H:YR#||#K:RR#||#HSN#||#K:YL#||#h:yr-hayr#||#cnn-cennet#||#hsn-ahsen#||#s:hb-sahib#||#k:rr-müstekarr#||#k:yl-kayl#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا
Ashâbul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makîlâ(makîlen).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
müstekarr
ق ر رK:RR
Karar bulan, bir yerde sabit ve sakin olan. Kararlı. Karargah. Durulan yer.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
kayl
ق ي لK:YL
Ulu şerif kimse. / Öğle vakti şarap içmek. / Kerahet vakti olmayan kuşluk vakti uykusu, öğle uykusu.
Çğl.Akyal
Aynı kökten:kayl Akyal Kaylule Makîl
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
24. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.
25. FURKAN / 25
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde sema gamam ile şakk olur ve melekler tenzilen inzal edilir.
Ahiret YVM ŞK:K: SMV G:MM NZL MLK NZL .mid2686.ss25.as25.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-yevm#||#smv-sema#||#nzl-inzal#||#mlk-melek#||#nzl-tenzil#||#şk:k:-şakk#||#g:mm-gamame#x#YVM#||#ŞK:K:#||#SMV#||#G:MM#||#NZL#||#MLK#||#NZL#||#yvm-yevm#||#smv-sema#||#nzl-inzal#||#mlk-melek#||#nzl-tenzil#||#şk:k:-şakk#||#g:mm-gamame#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاء بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلَائِكَةُ تَنزِيلًا
Ve yevme teşakkakus semâu bil gamâmi ve nuzzilel melâiketu tenzîlâ(tenzîlen).
gamam
gamame
غ م مG:MM
Bulut. Beyaz bulut. Örtmek, örtülü. Gizli. Müstehcen. Gam. Tasa, dert.
Aynı kökten:gamam gamame gamem igame
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
tenzil
ن ز لNZL
Bir şeyin bir miktarını çıkarmak. / İndirmek, indirilmek, indirilen. / Aşağı indirmek. / Kur'an-ı Kerim'in vahiy vasıtası ile Rasulullaha indirilmesi. / Tedricen indirme. (Birden indirmeye inzal, parça parça indirmeye de tenzil denir.) / Fiat indirme. İskonto.
Çğl.Tenzilat
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
25. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
25. FURKAN / 26
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
İzin yevminde mülk el-hakk Rahmanındır. Yevm kafirlere asir olacaktır.
Ahiret MLK HK:K: RHM KVN YVM KFR A:SR .mid2687.ss25.as26.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxAhiretxxyevmxx#kvn-kane#||#yvm-yevm#||#rhm-rahman#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#mlk-mülk#||#a:sr-asir#x#MLK#||#HK:K:#||#RHM#||#KVN#||#YVM#||#KFR#||#A:SR#||#kvn-kane#||#yvm-yevm#||#rhm-rahman#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#mlk-mülk#||#a:sr-asir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمَنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرِينَ عَسِيرًا
El mulku yevmeizinil hakku lir rahmân(rahmâni), ve kâne yevmen alel kâfirîne asîrâ(asîran).
Asir
ع س رA:SR
Ağır. Zor. Güç. Müşkül. Düşvâr.
Aynı kökten:Asir müteasir ta'sir Ta'sirât teasür usr usra usret
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mülk
milk
م ل كMLK
Mal. Yer. Bina. Hüküm ile bir şeyin zabt ve tasarrufu. İzzet, azamet, şevket. Bir şeyin dış yüzü. İnsanın sahip ve malik olduğu şey. Akıl sahiplerini tasarruf etmek.
Çğl.Emlak
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
26. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır.
25. FURKAN / 27
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde zalim kimse, elini azz ederek şöyle diyecektir:
"Ne olurdu ben de Rasul ile beraber sebil ittihaz etseydim!"
Ahiret YVM A:D:D: Z:LM YDY K:VL eH:Zé RSL SBL .mid2688.ss25.as27.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxAhiretxxyevmxrasulxx#z:lm-zalim#||#sbl-sebil#||#yvm-yevm#||#ydy-yed#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ittihaz#||#a:d:d:-azz#||#k:vl-xxoxx#x#YVM#||#A:D:D:#||#Z:LM#||#YDY#||#K:VL#||#eH:Zé#||#RSL#||#SBL#||#z:lm-zalim#||#sbl-sebil#||#yvm-yevm#||#ydy-yed#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ittihaz#||#a:d:d:-azz#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلًا
Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).
azz
add
ع ض ضA:D:D:
Isırmak. Dişlemek.
Aynı kökten:azz add
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
27. O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!”
25. FURKAN / 28
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eyvahlar olsun bana!
Keşke falancayı halil ittihaz etmeseydim!"
Ahiret eH:Zé FLN H:LL .mid2689.ss25.as28.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxAhiretx#eh:zé-ittihaz#||#h:ll-halil#||#fln-falan#x#eH:Zé#||#FLN#||#H:LL#||#eh:zé-ittihaz#||#h:ll-halil#||#fln-falan#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا وَيْلَتَى لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا
Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Halil
خ ل لH:LL
Samimi dost. Sâdık dost.
Çğl.Hullan
Aynı kökten:Halil Hullan Hilal Hilalet Hillet Hillel Hilâl
Diyanet Meali:
28. “Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!”
25. FURKAN / 29
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Bana geldikten sonra beni zikirden dalalet ettirmişti."
Şeytan, İnsanı hazul edendir.
AhiretŞeytan D:LL ZéKR BA:D CYe KVN ŞT:N eNS H:ZéL .mid2690.ss25.as29.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxAhiretxŞeytanxxŞeytanxinsanxx#kvn-kane#||#ba:d-bad#||#d:ll-dalalet#||#zékr-zikir#||#ens-insan#||#h:zél-hazul#||#cye-xxoxx#x#D:LL#||#ZéKR#||#BA:D#||#CYe#||#KVN#||#ŞT:N#||#eNS#||#H:ZéL#||#kvn-kane#||#ba:d-bad#||#d:ll-dalalet#||#zékr-zikir#||#ens-insan#||#h:zél-hazul#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ أَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَاءنِي وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْإِنسَانِ خَذُولًا
Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
hazul
خ ذ لH:ZéL
Kimsesiz. Yardımsız olarak her şeyden mahrum sürünmek. Yüzüstü bırakmak, yardım etmemek.
Aynı kökten:hazul mahzul
kontrol-giriş
Aynı kökten:
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
29. “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.”
25. FURKAN / 30
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Rasul dedi ki:
"Ey Rabbim!
Muhakkak kavmim şu Kur'an'ı mehcur halde ittihaz etti."
K:VL RSL RBB K:VM eH:Zé K:Re HéCR .mid2691.ss25.as30.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxxxkuranxrasulxxxxkitabxxx#k:vm-kavim#||#rbb-rabb#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ittihaz#||#k:re-kuran#||#hécr-mehcur#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RSL#||#RBB#||#K:VM#||#eH:Zé#||#K:Re#||#HéCR#||#k:vm-kavim#||#rbb-rabb#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ittihaz#||#k:re-kuran#||#hécr-mehcur#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Mehcur
ه ج رHéCR
Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstamel. Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış.
Dşl.Mehcure
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
30. Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.
25. FURKAN / 31
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Böyledir!...
BİZ, bütün Nebiler için mücrimlerden düşmanlar kıldık.
Hadiy ve nasır olarak Rabbin kafidir.
CA:L KLL NBe A:DV CRM KFY RBB HéDY NS:R .mid2692.ss25.as31.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxxxnebixx#kll-külli#||#a:dv-adüvv#||#rbb-rabb#||#kfy-kafi#||#nbe-nebi#||#hédy-hadi#||#crm-mücrim#||#ns:r-nasır#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#KLL#||#NBe#||#A:DV#||#CRM#||#KFY#||#RBB#||#HéDY#||#NS:R#||#kll-külli#||#a:dv-adüvv#||#rbb-rabb#||#kfy-kafi#||#nbe-nebi#||#hédy-hadi#||#crm-mücrim#||#ns:r-nasır#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِّنَ الْمُجْرِمِينَ وَكَفَى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا
Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven minel mucrimîn(mucrimîne), ve kefâ bi rabbike hâdiyen ve nasîrâ(nasîran).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Hâdî
Hadiy
ه د يHéDY
Hidayete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidayet yolunu gösteren. Hidayete, doğruluğa eriştiren. Önde giden. El Hadi : Hayatın teşekkül etmesi. Bomboş bir hayatın teşekkül etmiş hali. Hidayete erdiren
Çğl.HüdatÇğl.HevadîÇğl.Hidat
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kâfi
ك ف يKFY
Kifayet eden. Vâfi, başka şeye ihtiyaç bırakmayan. Yeten, yetişen, elveren.
Aynı kökten:Adem-i Kifâyet İstikfa Kâfi kifayet Maal-kifaye Mükâfat Mükâfî Müktefî Mütekâfi Mütekâfiyye Tekâfi Tekâfü' Vâfi Ve Kâfi
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
31. Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
25. FURKAN / 32
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 361
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Kafirler, "Kur'an ona vahid olarak cümleten inzal olsaydı ya!" dediler.
Senin fuadını onunla sabitlememiz ve onu tertil ile retel etmemiz için böyledir.
K:VL KFR NZL K:Re CML VHD SéBT FeD RTL RTL .mid2693.ss25.as32.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#kfr-kafir#||#vhd-vahid#||#nzl-inzal#||#k:re-kuran#||#fed-fuad#||#cml-cümle#||#sébt-sabit#||#rtl-tertil#||#rtl-retel#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#KFR#||#NZL#||#K:Re#||#CML#||#VHD#||#SéBT#||#FeD#||#RTL#||#RTL#||#kfr-kafir#||#vhd-vahid#||#nzl-inzal#||#k:re-kuran#||#fed-fuad#||#cml-cümle#||#sébt-sabit#||#rtl-tertil#||#rtl-retel#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا
Ve kâlellezîne keferû lev lâ nuzzile aleyhil kur’ânu, cumleten vâhideh(vâhideten), kezâlike li nusebbite bihî fuâdeke ve rettelnâhu tertîlâ(tertîlen).
Cümle
ج م لCML
Hep, bütün, tam. Gr: Tam mânâyı ifade eden, kaideye uygun söz.
Çğl.Cümel
Aynı kökten:Cemal Cemel Cimal Ecmal Cemil cemile Ecmel Mücemmil Mütecemmil Mütecemmilîn Tecemmül Tecemmülât Tecmil Tecmilât Cümle Cümel Cümleten Filcümle Ezcümle İcmal Mücmel Cümmel Cümel
Fuad
ف ا دFeD
Kalb, gönül, yürek.
Çğl.Ef'ide
Aynı kökten:Fuad Ef'ide
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
retel
ر ت لRTL
Muntazam, hoş. / Gönül çeken.
Aynı kökten:retel retl ritl tertil
tertil
ر ت لRTL
Muvafık ve yerli yerinde, güzel, uygun ve latif konuşmak. / Düşüne düşüne, yavaş yavaş, anlayarak okumak. / Beyan eylemek ve aşikar kılmak. / Kur'an-ı Kerim'i usul ve kaidesine göre, acele etmeksizin dura dura anlaya anlaya okumak.
Aynı kökten:retel retl ritl tertil
sabit
ث ب تSéBT
Duran, yerinde durup hareket etmeyen. Doğruluğu isbat edilmiş olan.
Aynı kökten:isbat müsbet müsbit müsebbet müsebbit sabit sebat sebit sübut tesbit
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Diyanet Meali:
32. İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
25. FURKAN / 33
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Sana bi-hakkın verdiğimiz ahsen tefsir dışında, onlar sana mesel veremezler.
eTY MSéL CYe HK:K: HSN FSR .mid2694.ss25.as33.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxx#hk:k:-hakk#||#hsn-ahsen#||#msél-mesel#||#fsr-tefsir#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#MSéL#||#CYe#||#HK:K:#||#HSN#||#FSR#||#hk:k:-hakk#||#hsn-ahsen#||#msél-mesel#||#fsr-tefsir#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا
Ve lâ ye’tûneke bi meselin illâ ci’nâke bil hakkı ve ahsene tefsîrâ(tefsîren).
tefsir
ف س رFSR
Gizli bir şeyi aşikar etmek. Manayı izhar etmek. Anladığını anlatmak. Bildiği kadar açıklamak.
Aynı kökten:fesr müfsir müstefsir Müstefsirîn tefsir
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Diyanet Meali:
33. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
25. FURKAN / 34
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Vechleri üzere cehenneme haşr olanlar… işte onların mekanları şerrdir ve sebil olarak daha dalalettedirler.
HŞR VCHé ŞRR KVN D:LL SBL .mid2695.ss25.as34.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxxxcehennemxx#kvn-mekan#||#hşr-haşr#||#sbl-sebil#||#vché-vücuh#||#d:ll-dalalet#||#chm-cehennem#||#şrr-şerr#x#HŞR#||#VCHé#||#ŞRR#||#KVN#||#D:LL#||#SBL#||#kvn-mekan#||#hşr-haşr#||#sbl-sebil#||#vché-vücuh#||#d:ll-dalalet#||#chm-cehennem#||#şrr-şerr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَى وُجُوهِهِمْ إِلَى جَهَنَّمَ أُوْلَئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا
Ellezîne yuhşerûne alâ vucûhihim ilâ cehenneme ulâike şerrun mekânen ve edallu sebîlâ(sebîlen).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
şerr
ش ر رŞRR
Allah'ın emirlerine uymama, muhalif hareket etme. Fena adam, fenalık yapan adam, kötü adam. Daha kötü, en kötü. Kötü iş, kötülük. Fenalık. Kavga.
Çğl.şürur
Aynı kökten:eşerr Şerar Şerare Şeraret şerir şerire şerr şürur Şirret şirrir Eşrâr Eşirrâ
Diyanet Meali:
34. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
25. FURKAN / 35
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, Musa'ya Kitab'ı vermiştik ve beraberinde kardeşi Harun'u ona vezir kılmıştık.
eTY MVS KTB CA:L eH:V HRN VZR .mid2696.ss25.as35.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxxxxkitabxxx#eh:v-ahi#||#ktb-kitab#||#vzr-vezir#||#mvs-hz. musa#||#hrn-hz. harun#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#MVS#||#KTB#||#CA:L#||#eH:V#||#HRN#||#VZR#||#eh:v-ahi#||#ktb-kitab#||#vzr-vezir#||#mvs-hz. musa#||#hrn-hz. harun#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُ أَخَاهُ هَارُونَ وَزِيرًا
Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe ve cealnâ meahû ehâhu hârûne vezîrâ(vezîren).
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Hz. Harun
HRN
İlerlemeyi reddeden, geri geri giden, / itaatten beri duran.
Aynı kökten:Harun Harunî Hiran Hz. Harun
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
Vezir
و ز رVZR
Yüksek rütbeli paşa. Hükümdar vekili. Muavin. Muin.
Çğl.Vüzera
Aynı kökten:Vâzir Vâzire Vezer Evzar Vezir Vüzera Vezr Vizr Evzar Vüzur
Diyanet Meali:
35. Andolsun, Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık.
25. FURKAN / 36
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara, "Ayetlerimizi kizb eden kavme zehab edin!" dedik. Ardından o kavmi, tedmir ederek demara ettik.
K:VL ZéHéB K:VM KZéB eYY DMR DMR .mid2697.ss25.as36.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxx#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#zéhéb-zehab#||#kzéb-kizb#||#dmr-demar#||#dmr-tedmir#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#ZéHéB#||#K:VM#||#KZéB#||#eYY#||#DMR#||#DMR#||#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#zéhéb-zehab#||#kzéb-kizb#||#dmr-demar#||#dmr-tedmir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَقُلْنَا اذْهَبَا إِلَى الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْمِيرًا
Fe kulnazhebâ ilel kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, fe demmernâhum tedmîrâ(tedmîren).
demar
د م رDMR
Tamamen yok olmak. Yok etmek. Helak, mahv, telef, ölüm, mevt.
Aynı kökten:demar Dumr Dumur müdemmir tedmir
tedmir
د م رDMR
Yok etmek. Mahvetmek. Tepelemek. Perişan etmek.
Aynı kökten:demar Dumr Dumur müdemmir tedmir
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
zehab
ذ ه بZéHéB
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
Diyanet Meali:
36. Onlara, “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
25. FURKAN / 37
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Nuh kavmi Rasullerini kizb ettiklerinde, onları gark ettik. Onları nasa bir ayet kıldık.
Zalimlere elim azab atid ettik.
K:VM NVH KZéB RSL G:RK: CA:L NVS eYY A:TD Z:LM A:ZéB eLM .mid2698.ss25.as37.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxxxrasulxx#k:vm-kavim#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#kzéb-kizb#||#g:rk:-gark#||#rsl-rasul#||#a:td-atid#||#nvh-hz. nuh#||#ca:l-xxoxx#x#K:VM#||#NVH#||#KZéB#||#RSL#||#G:RK:#||#CA:L#||#NVS#||#eYY#||#A:TD#||#Z:LM#||#A:ZéB#||#eLM#||#k:vm-kavim#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#kzéb-kizb#||#g:rk:-gark#||#rsl-rasul#||#a:td-atid#||#nvh-hz. nuh#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَوْمَ نُوحٍ لَّمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ أَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ آيَةً وَأَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
Ve kavme nûhın lemmâ kezzebûr rusule agraknâhum ve cealnâhum lin nâsi âyeh(âyeten), ve a’tednâ liz zâlimîne azâben elîmâ(elîmen).
atid
ع ت دA:TD
Tedarik olunmuş. Hazır ve müheyya.
Aynı kökten:atid
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
37. Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
25. FURKAN / 38
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Ad ve Semud ve Ress ashabını ve bunların arasında bir çok karinleri de …
A:VD SéMD S:HB RSS K:RN BYN KSéR .mid2699.ss25.as38.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxx#a:vd-ad kavmi#||#ksér-kesir#||#byn-beyn#||#k:rn-karin#||#s:hb-sahib#||#sémd-semud kavmi#||#rss-ress kavmi#x#A:VD#||#SéMD#||#S:HB#||#RSS#||#K:RN#||#BYN#||#KSéR#||#a:vd-ad kavmi#||#ksér-kesir#||#byn-beyn#||#k:rn-karin#||#s:hb-sahib#||#sémd-semud kavmi#||#rss-ress kavmi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَعَادًا وَثَمُودَ وَأَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُونًا بَيْنَ ذَلِكَ كَثِيرًا
Ve âden ve semûdâ ve ashâber ressi ve kurûnen beyne zâlike kesîrâ(kesîren).
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Ress Kavmi
RSS
xoxox
Aynı kökten:ress Ress Kavmi Resse Rises Risâs
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Diyanet Meali:
38. Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik.
25. FURKAN / 39
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Bunların hepsine meseller darb ettik. Hepsini tetbir ederek tebar ettik.
KLL D:RB MSéL KLL TBR TBR .mid2700.ss25.as39.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxx#kll-külli#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#||#tbr-tetbir#||#tbr-tebar#x#KLL#||#D:RB#||#MSéL#||#KLL#||#TBR#||#TBR#||#kll-külli#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#||#tbr-tetbir#||#tbr-tebar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْأَمْثَالَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا
Ve kullen darabnâ lehul emsâle ve kullen tebbernâ tetbîrâ(tetbîren).
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Tebar
ت ب رTBR
Kırmak, yok etmek, yıkmak, yok olmak, kaybetmek, parçalamak. Helâk, bitme, yok olma.
Aynı kökten:Tebar Tebari tetbir
tetbir
ت ب رTBR
Helak etmek, mahvetmek.
Aynı kökten:Tebar Tebari tetbir
Diyanet Meali:
39. Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
25. FURKAN / 40
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Sui matarına imtar edilen karyeye uğramışlardı. Onu görmüş değiller mi?
Bilakis!
Neşr olmaya rica etmeyen oldular.
eTY K:RY MT:R MT:R SVe KVN ReY KVN RCV NŞR .mid2701.ss25.as40.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxx#sve-sui#||#k:ry-karye#||#nşr-neşr#||#rcv-rica#||#mt:r-matar#||#mt:r-imtar#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#eTY#||#K:RY#||#MT:R#||#MT:R#||#SVe#||#KVN#||#ReY#||#KVN#||#RCV#||#NŞR#||#sve-sui#||#k:ry-karye#||#nşr-neşr#||#rcv-rica#||#mt:r-matar#||#mt:r-imtar#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّتِي أُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِ أَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَا بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا
Ve lekad atev alel karyetilletî umtırat mataras sev’(sev’ı), e fe lem yekûnû yerevnehâ, bel kânû lâ yercûne nuşûrâ(nuşûren).
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
İmtar
م ط رMT:R
Yağdırma veya yağdırılma.
Aynı kökten:İmtar İstimtar Matar Emtar Matara Matare Matır Mimtar Mümtır Temattur
Matar
م ط رMT:R
Yağmur. Duş.
Çğl.Emtar
Aynı kökten:İmtar İstimtar Matar Emtar Matara Matare Matır Mimtar Mümtır Temattur
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
40. Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
25. FURKAN / 41
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Seni gördüklerinde hüzüv dışında sana ittihaz etmezler: "Rasul olarak ALLAH bunu mu baas etmiş?"
ReY eH:Zé HéZe BA:Sé RSL .mid2702.ss25.as41.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxxxrasulxx#rsl-rasul#||#eh:zé-ittihaz#||#ba:sé-baas#||#héze-hüzüv#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#eH:Zé#||#HéZe#||#BA:Sé#||#RSL#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ittihaz#||#ba:sé-baas#||#héze-hüzüv#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا رَأَوْكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَذَا الَّذِي بَعَثَ اللَّهُ رَسُولًا
Ve iza reavke in yettehızûneke illâ huzuvâ(huzuven), e hâzellezî beasallâhu resûlâ(resûlen).
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
hüzüv
ه ز اHéZe
Maskaralık. Alay, alay etmek, alaya almak. Eğlenmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
25. FURKAN / 42
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer sabır etmeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan dalalet ettirecekti."
Onlar yakında azabı gördükleri hiynde, sebil olarak kimin daha dalalette olduğuna alim olacaklar.
KVD D:LL eLHé S:BR A:LM HYN ReY A:ZéB D:LL SBL .mid2703.ss25.as42.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxxxrasulxx#elhé-ilah#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#s:br-sabr#||#kvd-kade#||#a:zéb-azab#||#d:ll-dalalet#||#hyn-hine#||#rey-xxoxx#x#KVD#||#D:LL#||#eLHé#||#S:BR#||#A:LM#||#HYN#||#ReY#||#A:ZéB#||#D:LL#||#SBL#||#elhé-ilah#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#s:br-sabr#||#kvd-kade#||#a:zéb-azab#||#d:ll-dalalet#||#hyn-hine#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ آلِهَتِنَا لَوْلَا أَن صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا
İn kâde le yudıllunâ an âlihetinâ lev lâ en sabernâ aleyhâ, ve sevfe ya’lemûne hîne yerevnel azâbe men edallu sebîlâ(sebîlen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
kade
ك و دKVD
Neredeyse. Gr: Yardımcı fiillerdendir. Cümlede ifade edilen hükmün yaklaştığını bildirmek için söylenir. Mübtedâ ile haberin başına gelerek, birincisini isim adı ile merfu' kılar, haberini de mansub eder. Bu gibi fiillerin haberi muzâri olur.
Aynı kökten:kade
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
25. FURKAN / 43
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 362
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Hevasını ilahına ittihaz edeni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
ReY eH:Zé eLHé HéVY KVN VKL .mid2704.ss25.as43.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf362.sure.25.xxxxxkissa-zzz-02x#kvn-tekun#||#elhé-ilah#||#vkl-vekil#||#eh:zé-ittihaz#||#hévy-heva#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#eH:Zé#||#eLHé#||#HéVY#||#KVN#||#VKL#||#kvn-tekun#||#elhé-ilah#||#vkl-vekil#||#eh:zé-ittihaz#||#hévy-heva#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
E raeyte menittehaze ilâhehu hevâh(hevâhu), e fe ente tekûnu aleyhi vekîlâ(vekîlen).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
vekil
و ك لVKL
Başkasının işini gören. Bir adamın yerine hareket etme selâhiyeti olan. Nazır. Bakan. El Vekil : Her mahluk ALLAH'ın vekilidir. İnsan ayrı, mahluk ayrı, halik ayrı olarak akla gelirse esmaül hüsnadan hiç bir şey anlaşılmaz.
Çğl.Vükelâ
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Diyanet Meali:
Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
25. FURKAN / 44
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa sen onların pek çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceklerini mi hesab ediyorsun?
Onlar enam (hayvan) gibidir.
Bilakis!
Sebilde dalalettedirler.
HSB KSéR SMA: A:K:L NA:M D:LL SBL .mid2705.ss25.as44.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxxxkissa-zzz-02x#sbl-sebil#||#a:k:l-akıl#||#ksér-ekser#||#d:ll-dalalet#||#na:m-enam#||#hsb-hesab#||#sma:-xxoxx#x#HSB#||#KSéR#||#SMA:#||#A:K:L#||#NA:M#||#D:LL#||#SBL#||#sbl-sebil#||#a:k:l-akıl#||#ksér-ekser#||#d:ll-dalalet#||#na:m-enam#||#hsb-hesab#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا
Em tahsebu enne ekserehum yesmeûne ev ya’kılûn(ya’kılûne), in hum illâ kel en’âmi bel hum edallu sebîlâ(sebîlen).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
En'am
ن ع مNA:M
Nimet. / At, deve, sığır, koyun gibi dört ayaklı hayvanlar. / Davar, mal, sahipli hayvanlar. / Bütün mahlukat. (mecaz) / Develere mahsus "neam" isminin çoğulu "en'am" şeklindedir. Bu şekilde adlandırılmasının mantığı, devenin onların yanında en büyük nimet olarak kabul edilmiş olmasındandır. Bununla beraber, bu sözcük deve, sığır ve koyun cinsi karışık olduğunda da söylenebilir. Ama içinde deve yoksa onlara en'am denmez.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
25. FURKAN / 45
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbinin, zıllı nasıl medd ettiğini görmez misin? Dileseydi onu sakin kılardı. Sonra biz güneşi ona delil kıldık.
ReY RBB KYF MDD Z:LL ŞYe CA:L SKN CA:L ŞMS DLL .mid2706.ss25.as45.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxx#şye-şae#||#kyf-keyfe#||#şms-şems#||#rbb-rabb#||#mdd-medd#||#dll-delil#||#skn-sakin#||#z:ll-zıll#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#RBB#||#KYF#||#MDD#||#Z:LL#||#ŞYe#||#CA:L#||#SKN#||#CA:L#||#ŞMS#||#DLL#||#şye-şae#||#kyf-keyfe#||#şms-şems#||#rbb-rabb#||#mdd-medd#||#dll-delil#||#skn-sakin#||#z:ll-zıll#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ تَرَ إِلَى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّ وَلَوْ شَاء لَجَعَلَهُ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا
E lem tere ilâ rabbike keyfe meddez zıll(zılle), ve lev şâe le cealehu sâkinâ(sâkinen), summe cealneş şemse aleyhi delîlâ(delîlen).
Delil
د ل لDLL
Kılavuz. Doğru yolu gösteren. Meçhûlü keşfetmekte ve malumun sıhhatını isbat etmekte vasıta, husus. Beyyine. Bürhan.
Çğl.DelailÇğl.Edille
Aynı kökten:Dall Dalliyet Delalet Delalat Delil Delail Edille Dellal Tellal İdla' İstidlal Medlul Medluliyyet Müdellel Müdellelen Müdlî Müstedell Müstedill Tedliye
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sakin
س ك نSKN
Hareketsiz, kendi hâlinde. Bir yerde oturan. Kararlı.
Çğl.SakinanÇğl.SevakinÇğl.Sükkân
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Zıll
ظ ل لZ:LL
Gölge. Perde. Mc: Sahip çıkma, koruma, himaye etme.
Çğl.AzlalÇğl.ZululÇğl.Zılal
Aynı kökten:İstizlal İzlal Mazalle Mazâil Mustazill Mutazallil Muzallel Müstazıll Tazallül Tazlil Zalil Zıll Azlal Zulul Zılal Zılliyet Zulle Zulel
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
25. FURKAN / 46
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra onu, yesir olarak kabz ederek kendimize kabz ettik.
K:BD: K:BD: YSR .mid2707.ss25.as46.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxx#ysr-yesir#||#k:bd:-kabz#x#K:BD:#||#K:BD:#||#YSR#||#ysr-yesir#||#k:bd:-kabz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ قَبَضْنَاهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا
Summe kabadnâhu ileynâ kabdan yesîrâ(yesîren).
Kabz
ق ب ضK:BD:
Tutmak. Ele almak. Kavramak. Almak. Tahsil etmek. Teslim almak. Amelde zorluk çekmek. Kuşun süratle uçması. Mülk.
Aynı kökten:Kabız Kabz Kabza Kabzımal kabz-ı mal Kubza kabza Kubzât Makbız Makbuz Makbuzat Mukabbız Munkabız Münkabız Mütekabbız Takabbuz Takabbuzât Takabuz Takbiz
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Diyanet Meali:
Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.
25. FURKAN / 47
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Geceyi sizin için libas ve nevmi sübat kılan O'dur. Gündüzü de neşr oluş kılmıştır.
CA:L LYL LBS NVM SBT CA:L NHéR NŞR .mid2708.ss25.as47.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxx#lyl-leyl#||#nhér-nehar#||#nşr-neşr#||#sbt-subat#||#lbs-libas#||#nvm-nevm#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#LYL#||#LBS#||#NVM#||#SBT#||#CA:L#||#NHéR#||#NŞR#||#lyl-leyl#||#nhér-nehar#||#nşr-neşr#||#sbt-subat#||#lbs-libas#||#nvm-nevm#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اللَّيْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا
Ve huvellezî ceale lekumul leyle libâsen ven nevme subâten ve cealen nehâre nuşûrâ(nuşûren).
Libas
ل ب سLBS
Giyilecek şey. Elbise. Karı ve koca. Şübhe kabul eden söz.
Çğl.Lübus
Aynı kökten:İlbas Lebs Libas Lübus Libs Libse Lübs Lübse Melbus Melbusât Mülabeset Mülabis Mülebbes Mütelebbis Telbis Telbisât Telebbüs
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Nevm
ن و مNVM
Uyku. Uyumak. / Rüya. / Sönmek. / Sükun.
Aynı kökten:İstiname Menam Mename Menamen Münaveme Münevvem Münevvim Müstenîm Mütenavim Mütenavimîn Mütenevvim Naim Naimîn Niyam Nevm Tenevvüm Tenvim Tenvimât
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
Subat
Sübat
س ب تSBT
Dalgınlık. / İstirahat zamanı. Uzun dinlenme. / Uzun uyku şeklinde olan baygınlık. Koma. / Dehir, zaman.
Aynı kökten:İstisbat Mesbut Sebet Sebete Sebât Sebit Sebt Esbât Sübut Esbüt Subat Sübat Sübbet Sübt Tesebbüt
Diyanet Meali:
O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
25. FURKAN / 48
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
O, rahmet elinin arasında, beşir olarak rihleri irsal edendir. Semadan tahur su inzal ettik …
Doğa/Yaşam RSL RVH BŞR BYN YDY RHM NZL SMV MVHé T:HéR .mid2709.ss25.as48.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxDoğa/Yaşamxxtaharetxx#smv-sema#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#rsl-irsal#||#nzl-inzal#||#bşr-beşir#||#rvh-rih#||#t:hér-tahur#||#mvhé-main#x#RSL#||#RVH#||#BŞR#||#BYN#||#YDY#||#RHM#||#NZL#||#SMV#||#MVHé#||#T:HéR#||#smv-sema#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#rsl-irsal#||#nzl-inzal#||#bşr-beşir#||#rvh-rih#||#t:hér-tahur#||#mvhé-main#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ وَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء طَهُورًا
Ve huvellezî erseler riyâha buşren beyne yedey rahmetih(rahmetihî), ve enzelnâ mines semâi mâen tahûrâ(tahûran).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
beşir
ب ش رBŞR
Müjdelemek. Müjdeler vererek ikaz etmek. Müjde getiren. Güler yüzlü. Hub. Cemil. Hz.Muhammed'in bir vasfı.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
tahur
ط ه رT:HéR
Tâhir. Hem temiz hem temizleyici. Çok temiz.
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
25. FURKAN / 49
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
… mevt beldeyi onunla hayy etmek ve halk ettiğimiz çoğu enam ve ünası onunla iska etmek için.
Doğa/Yaşam HYY BLD MVT SK:Y H:LK: NA:M eNS KSéR .mid2710.ss25.as49.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxDoğa/Yaşamx#bld-belde#||#ksér-kesir#||#h:lk:-halk#||#na:m-enam#||#sk:y-iska#||#ens-ünas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#x#HYY#||#BLD#||#MVT#||#SK:Y#||#H:LK:#||#NA:M#||#eNS#||#KSéR#||#bld-belde#||#ksér-kesir#||#h:lk:-halk#||#na:m-enam#||#sk:y-iska#||#ens-ünas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِنُحْيِيَ بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَا أَنْعَامًا وَأَنَاسِيَّ كَثِيرًا
Li nuhyiye bihî beldeten meyten ve nuskıyehu mimmâ halaknâ en’âmen ve enâsiyye kesîrâ(kesîren).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
En'am
ن ع مNA:M
Nimet. / At, deve, sığır, koyun gibi dört ayaklı hayvanlar. / Davar, mal, sahipli hayvanlar. / Bütün mahlukat. (mecaz) / Develere mahsus "neam" isminin çoğulu "en'am" şeklindedir. Bu şekilde adlandırılmasının mantığı, devenin onların yanında en büyük nimet olarak kabul edilmiş olmasındandır. Bununla beraber, bu sözcük deve, sığır ve koyun cinsi karışık olduğunda da söylenebilir. Ama içinde deve yoksa onlara en'am denmez.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
İska
س ق يSK:Y
Su vermek, sulamak. İçilecek şey sunmak.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
25. FURKAN / 50
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, aralarında tezekkür etmeleri için sarf etmiştik.
Nasın pek çoğu imtina etti… ve sadece… küfür etti.
S:RF BYN ZéKR eBY KSéR NVS KFR .mid2711.ss25.as50.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxx#nvs-nas#||#eby-eby#||#ksér-ekser#||#kfr-xoxox#||#byn-beyn#||#zékr-tezekkür#||#s:rf-sarf#x#S:RF#||#BYN#||#ZéKR#||#eBY#||#KSéR#||#NVS#||#KFR#||#nvs-nas#||#eby-eby#||#ksér-ekser#||#kfr-xoxox#||#byn-beyn#||#zékr-tezekkür#||#s:rf-sarf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَأَبَى أَكْثَرُ النَّاسِ إِلَّا كُفُورًا
Ve lekad sarrafnâhu beynehum li yezzekkerû fe ebâ ekserun nâsi illâ kufûrâ(kufûran).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
eby
ا ب يeBY
Kaçındı.
Aynı kökten:eby
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
sarf
ص ر فS:RF
Harcama, masraf, gider. Fazl. Hile. Men etme. Bir kimseyi yolundan ve işinden ayırıp başka tarafa yöneltme. Gr: Bir lisanı meydana getiren kelimelerin değişmesinden, birbirinden türemesinden bahseden ilim şubesi. Kelime bilgisi. Kelime şekli bilgisi. Morfoloji. Tasrif çeşitlerini, isim ve fiil nevilerini öğreten ilim. Para bozma.
Çğl.AsrafÇğl.SürufÇğl.Sarfiyyat
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
25. FURKAN / 51
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Şayet dilersek bütün karyelere nezir inzal ederiz.
ŞYe BA:Sé KLL K:RY NZéR .mid2712.ss25.as51.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxx#şye-şae#||#kll-külli#||#k:ry-karye#||#ba:sé-baas#||#nzér-nezir#x#ŞYe#||#BA:Sé#||#KLL#||#K:RY#||#NZéR#||#şye-şae#||#kll-külli#||#k:ry-karye#||#ba:sé-baas#||#nzér-nezir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فِي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذِيرًا
Ve lev şi’nâ le beasnâ fî kulli karyetin nezîrâ(nezîren).
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
25. FURKAN / 52
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık kafirlere itaat etme!
Kebir cihad ile... onlara cihad et!
T:VA: KFR CHéD CHéD KBR .mid2713.ss25.as52.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxxxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#t:va:-itaat#||#kfr-kafir#||#chéd-cihad#||#kbr-kebir#x#T:VA:#||#KFR#||#CHéD#||#CHéD#||#KBR#||#t:va:-itaat#||#kfr-kafir#||#chéd-cihad#||#kbr-kebir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَجَاهِدْهُم بِهِ جِهَادًا كَبِيرًا
Fe lâ tutııl kâfirîne ve câhidhum bihî cihâden kebîrâ(kebîren).
cihad
ج ه دCHéD
Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah yolunda muharebe. Din için çalışmak.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Diyanet Meali:
Öyle ise kâfirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver.
25. FURKAN / 53
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
O; biri azb, fürat olan, diğeri, tuzlu, acı olan merc edilmiş iki bahr... ikisinin arasına berzah ve hicr edici hicr kılandır.
MRC BHR A:ZéB FRT MLH eCC CA:L BYN HCR HCR BRZH: .mid2714.ss25.as53.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxxxsayıxx#a:zéb-azb#||#byn-beyn#||#hcr-hicr#||#brzh:-berzah#||#bhr-bahr#||#frt-fürat#||#mlh-milh#||#ecc-ücac#||#mrc-merc#||#ca:l-xxoxx#x#MRC#||#BHR#||#A:ZéB#||#FRT#||#MLH#||#eCC#||#CA:L#||#BYN#||#HCR#||#HCR#||#BRZH:#||#a:zéb-azb#||#byn-beyn#||#hcr-hicr#||#brzh:-berzah#||#bhr-bahr#||#frt-fürat#||#mlh-milh#||#ecc-ücac#||#mrc-merc#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا
Ve huvellezî meracel bahreyni hâzâ azbun furâtun ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve ceale beynehumâ, berzehan ve hıcran mahcûrâ(mahcûran).
Azb
ع ذ بA:ZéB
Kesme. Isırma. Azarlama. Hastalıktan hırpalanma.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
berzah
BRZH:
Ana unsurların karışmadığı ancak içlerinde ki varlıkların geçiş yapabildiği bir koridor, yol. / İki yer arasındaki ince geçit. / Perde. Mani'a, engel. / Dünya ile ahiret arası. / Sıkıntılı yer, bölge. / Bir adayı anakaraya bağlayan iki tarafıda deniz olan ince yol.
Aynı kökten:berzah
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Ücac
ا ج جeCC
Tuzlu, acı su.
Aynı kökten:Ecce İcâc Ecic Ecuc Mecc Ücac
Fürat
ف ر تFRT
Tatlı su. Fırat Nehri. Susuzluğu gidermek.
Aynı kökten:Fürat
Hicr
Hacr
ح ج رHCR
Hicir. Men'etmek. Birisine bir şeyi yasak etmek. Malını kullanmaktan men'etmek. Şer'an haram olan şey. Kucak. Ağuş. Semud Kavmi'nin bulundukları vadinin ismi. ? Mahrum bırakmak, sertleştirmek, saklanmak, direnmek, yasaklamak, engellemek, engellemek, erişimi yasaklamak (bir yere). Bir kişiyi veya bir şeyi önlemek / engellemek / alıkoymak, sınırlamak veya bir şeyi çevrelemek, bir deve veya canavarın gözünün etrafına bir işaret yakmak, kuşatmak, bir şey yapmak bir kimsenin boğazını keserek kesime cesaretlendirilmesi veya cesaretlendirilmesi için kanuna aykırı veya izin verilemez.
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Milh
م ل حMLH
Tuz.
Çğl.EmlâhÇğl.MilhaÇğl.Milah
Aynı kökten:Emlah Malih Melaha müluha Melahat Melh Melh Melîh Milâh Emlâh Mellaha Mellahe Memlaha Memluh Memluhat Milh Emlâh Milha Milah Milhî Milhiye Mimleha Miyah-ı Malihe Mülha Mülâh Temlih
Merc
Merec
م ر جMRC
Katıştırmak. Kararsızlık. Iztırab. Bozulmak. Boşa gitmek. Serbest bırakmak, salıvermek. Hayvanların salındığı otlak.
Aynı kökten:maric Merc Merec mercan mercane Meric
Diyanet Meali:
O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
25. FURKAN / 54
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
O, sudan beşer halk edip, ardından ondan neseb ve sıhr (eş yönünden akrabalık) kılandır.
Rabbin, kadir olandır.
Doğa/YaşamEsma-ül Hüsna H:LK: MVHé BŞR CA:L NSB S:HéR KVN RBB K:DR .mid2715.ss25.as54.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxDoğa/YaşamxEsma-ül Hüsnaxxalakxx#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halk#||#bşr-beşer#||#k:dr-kadir#||#mvhé-ma#||#s:hér-sıhr#||#nsb-neseb#||#ca:l-xxoxx#x#H:LK:#||#MVHé#||#BŞR#||#CA:L#||#NSB#||#S:HéR#||#KVN#||#RBB#||#K:DR#||#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halk#||#bşr-beşer#||#k:dr-kadir#||#mvhé-ma#||#s:hér-sıhr#||#nsb-neseb#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ مِنَ الْمَاء بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًا وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا
Ve huvellezî halaka minel mâi beşeren fe cealehû neseben ve sıhrâ(sıhran), ve kâne rabbuke kadîrâ(kadîren).
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
Neseb
ن س بNSB
Sülâle, hısımlık, karabet, soy. Baba soyu, atalar zinciri. / Vuslat. / soyağacını vermek veya sormak, akrabalık, ilişkinin soyağacını veya soyağacını sormak.
Çğl.Ensab
Aynı kökten:İstinsab Mensub Münasib Müsned Mesânid Mütenasib Neseb Ensab Nisbet Tenasüb Tensib
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sıhr
ص ه رS:HéR
Karı-kocadan birinin, diğerinin kan hısımları arasındaki akrabalık. Damat yahut enişte.
Çğl.Ashar
Aynı kökten:Ishar sıhr Ashar sıhre sıhriyet
Diyanet Meali:
O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
25. FURKAN / 55
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 363
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, ALLAH'ın gayrısından kendilerine menfaat ve de darr vermeyen şeylere abd oluyorlar.
Kafir, Rabbinin karşısında zahir olandır.
A:BD DVN NFA: D:RR KVN KFR RBB Z:HéR .mid2716.ss25.as55.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxx#kvn-kane#||#dvn-dun#||#rbb-rabb#||#d:rr-darr#||#nfa:-nafia#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#z:hér-zahir#x#A:BD#||#DVN#||#NFA:#||#D:RR#||#KVN#||#KFR#||#RBB#||#Z:HéR#||#kvn-kane#||#dvn-dun#||#rbb-rabb#||#d:rr-darr#||#nfa:-nafia#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#z:hér-zahir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلَى رَبِّهِ ظَهِيرًا
Ve ya’budûne min dûnillâhi mâ lâ yenfeuhum ve lâ yadurruhum, ve kânel kâfiru alâ rabbihî zahîrâ(zahîran).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nafia
ن ف عNFA:
Faydalı işler. Menfaatli olanlar. İnşaat işleri.
Aynı kökten:enfa' menfaat Menafi' nafi nafia Nef'î Nifa'
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Zahir
ظ ه رZ:HéR
Görünen, aşikar olan. Açık, belli, meydanda olan. Görünüşe göre. Şüphesiz. Suret. Dış yüz. Görünüş. Anlaşılan. Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette. Arka çıkmak. Destek vermek. Ez Zahir : Görünen zuhurat fiili.
Çğl.zevahir
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
Diyanet Meali:
Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
25. FURKAN / 56
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Biz, seni ibşar eden ve nezir olman dışında irsal etmedik.
RSL BŞR NZéR .mid2717.ss25.as56.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxx#nzér-nezir#||#bşr-ibşar#||#rsl-irsal#x#RSL#||#BŞR#||#NZéR#||#nzér-nezir#||#bşr-ibşar#||#rsl-irsal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Ve mâ erselnâke illâ mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
25. FURKAN / 57
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Ben buna karşılık, Rabbinin sebilini ittihaz etmeyi dilemeniz dışında ecir sual etmiyorum."
K:VL SeL eCR ŞYe eH:Zé RBB SBL .mid2718.ss25.as57.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxx#şye-şae#||#sbl-sebil#||#rbb-rabb#||#ecr-ecir#||#eh:zé-ittihaz#||#sel-sual#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#SeL#||#eCR#||#ŞYe#||#eH:Zé#||#RBB#||#SBL#||#şye-şae#||#sbl-sebil#||#rbb-rabb#||#ecr-ecir#||#eh:zé-ittihaz#||#sel-sual#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِلَّا مَن شَاء أَن يَتَّخِذَ إِلَى رَبِّهِ سَبِيلًا
Kul mâ es’elukum aleyhi min ecrin illâ men şâe en yettehıze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.”
25. FURKAN / 58
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Mevt olmamış hayy üzre tevekkül et.
O'nun hamd etmesi ile O'na sebbih et.
O, kendisine abd olanların zenblerine habir olmaya kafidir.
VKL HYY MVT SBH HMD KFY ZéNB A:BD H:BR .mid2719.ss25.as58.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxxxxemirxxyasakxxx#vkl-tevekkül#||#h:br-habir#||#kfy-kafi#||#a:bd-abd#||#zénb-zenb#||#sbh-sebbih#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#hmd-hamd#x#VKL#||#HYY#||#MVT#||#SBH#||#HMD#||#KFY#||#ZéNB#||#A:BD#||#H:BR#||#vkl-tevekkül#||#h:br-habir#||#kfy-kafi#||#a:bd-abd#||#zénb-zenb#||#sbh-sebbih#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#hmd-hamd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا
Ve tevekkel alel hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdih(hamdihî), ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ(habîren).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kâfi
ك ف يKFY
Kifayet eden. Vâfi, başka şeye ihtiyaç bırakmayan. Yeten, yetişen, elveren.
Aynı kökten:Adem-i Kifâyet İstikfa Kâfi kifayet Maal-kifaye Mükâfat Mükâfî Müktefî Mütekâfi Mütekâfiyye Tekâfi Tekâfü' Vâfi Ve Kâfi
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
tevekkül
و ك لVKL
Kendine vekil edinmek. / İşi başkasına ısmarlamak. / Sebeblere tevessül ettikten sonra neticesini Allah'a bırakmak. Allah'tan gelene razı olmak. / Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek. / Kadere razı olmak. Hakka güvenmek. / Yeis ve kederden uzak olmak.
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Zenb
ذ ن بZéNB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
Diyanet Meali:
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
25. FURKAN / 59
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
O, semaları ve arzı ve ikisinin arasında olanları altı yevmde halk edendir. Sonra arşa istiva etti. O, Rahmandır... artık bunu haberi olandan sual et.
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: BYN STT YVM SVY A:RŞ RHM SeL H:BR .mid2720.ss25.as59.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxDoğa/Yaşamxxyevmxsayıxx#h:br-habir#||#yvm-eyyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rhm-rahman#||#stt-sitte#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#sel-sual#||#svy-istiva#||#a:rş-arş#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#BYN#||#STT#||#YVM#||#SVY#||#A:RŞ#||#RHM#||#SeL#||#H:BR#||#h:br-habir#||#yvm-eyyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rhm-rahman#||#stt-sitte#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#sel-sual#||#svy-istiva#||#a:rş-arş#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ الرَّحْمَنُ فَاسْأَلْ بِهِ خَبِيرًا
Ellezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşir rahmânu fes’el bihî habîrâ(habîren).
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Sitte
س ت تSTT
Altı
Aynı kökten:Sitte Sittin
istiva
س و يSVY
Müsavi oluş. Temasül. İ'tidal, istikamet ve karar. Kemalin sâbit olması. Kaba kuşluk zamanı. Yükselmek, yüksek olmak. Üstün olmak. İstila eylemek.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!
25. FURKAN / 60
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
SECDE AYETİ
Onlara, "Rahman'a secde edin" denildiğinde, "Rahman da nedir? Senin bize emir ettiğine mi secde edeceğiz?" dediler. Onların nefreti ziyade oldu.
Secde Ayeti K:VL SCD RHM K:VL RHM SCD eMR ZYD NFR .mid2721.ss25.as60.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxSecde Ayetix#zyd-ziyade#||#emr-emir#||#rhm-rahman#||#nfr-nefret#||#scd-secde#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#SCD#||#RHM#||#K:VL#||#RHM#||#SCD#||#eMR#||#ZYD#||#NFR#||#zyd-ziyade#||#emr-emir#||#rhm-rahman#||#nfr-nefret#||#scd-secde#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمَنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمَنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا*
Ve izâ kîle lehumuscudû lir rahmâni kâlû ve mer rahmânu e nescudu li mâ te’murunâ ve zâdehum nufûrâ(nufûren).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Nefret
ن ف رNFR
Tiksinmek, ürküp kaçmak. Birisinin yakını ve akrabası.
Aynı kökten:İstinfar Müstenfir Nefer Nefir Enfar Nefr Nefret Nefrin Nüfur Tenfir
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
Onlara, “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır.
25. FURKAN / 61
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Semada burclar kılan ve orada sirac ve nurlanmış bir kamer kılan, bereketlidir.
BRK CA:L SMV BRC CA:L SRC K:MR NVR .mid2722.ss25.as61.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxx#k:mr-kamer#||#smv-sema#||#nvr-münir#||#brk-bereket#||#brc-burc#||#src-sirac#||#ca:l-xxoxx#x#BRK#||#CA:L#||#SMV#||#BRC#||#CA:L#||#SRC#||#K:MR#||#NVR#||#k:mr-kamer#||#smv-sema#||#nvr-münir#||#brk-bereket#||#brc-burc#||#src-sirac#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَبَارَكَ الَّذِي جَعَلَ فِي السَّمَاء بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
Tebârekellezî ceale fîs semâi burûcen ve ceale fîhâ sirâcen ve kameren munîrâ(munîren).
Burc
burç
ب ر جBRC
Burç. Aşikar şey. Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek. Kale, hisar. Güzelliğini gösteren kadın. Açılıp saçılma. Semâdaki bir kısım yıldızlar. Bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekiller ve farazi suretler. Altısı kuzey altısı güney cihetinde olarak oniki burç kabul edilmiştir. Bu burçların bulundukları sahaya da mıntıkat-ül burûc denir. Burçların isimleri Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretan, Esed, Sünbüle, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delv ve Hut'tur.
Çğl.Büruc
Aynı kökten:Burc burç Büruc Teberrüc
bereket
ب ر كBRK
Bolluk. Çokluk. Feyiz. Lütuf. İhsan. Uğurluluk. Meymenet, saadet.
Çğl.Berekât
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
münir
ن و رNVR
Nurlandıran, nur veren, ziya veren, ışık veren, parlak.
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Sirac
س ر جSRC
Işık. Lâmba. Fener. Mum. Kandil. Şevk veren şey. Güneş ve ay mânâsına
Aynı kökten:İsrac Mesrece Müserrec Serc Süruc Sirac Tesric
Diyanet Meali:
Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
25. FURKAN / 62
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
O, tezekkür irade edenler için ve şükür irade edenler için, geceyi ve gündüzü birbirine halife kılar.
CA:L LYL NHéR H:LF RVD ZéKR RVD ŞKR .mid2723.ss25.as62.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxx#şkr-şükür#||#rvd-irade#||#lyl-leyl#||#h:lf-halife#||#nhér-nehar#||#zékr-tezekkür#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#LYL#||#NHéR#||#H:LF#||#RVD#||#ZéKR#||#RVD#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#rvd-irade#||#lyl-leyl#||#h:lf-halife#||#nhér-nehar#||#zékr-tezekkür#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِّمَنْ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا
Ve huvellezî cealel leyle ven nehâre hılfeten li men erâde en yezzekkere ev erâde şukûrâ(şukûren).
halife
خ ل فH:LF
Öncekinin yerine geçen.
Çğl.HalaifÇğl.Hulefâ
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
25. FURKAN / 63
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Rahman'a abd olanlar… onlar arz üzerinde hevn olarak meşy ederler.
Cahiller kendilerine hatb ettiklerinde, "Selam!" derler.
A:BD RHM MŞY eRD: HéVN H:T:B CHéL K:VL SLM .mid2724.ss25.as63.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxxxxemirxxyasakxxx#erd:-arz#||#rhm-rahman#||#slm-selam#||#a:bd-abd#||#mşy-meşy#||#hévn-hevn#||#chél-cahil#||#h:t:b-hatb#||#k:vl-xxoxx#x#A:BD#||#RHM#||#MŞY#||#eRD:#||#HéVN#||#H:T:B#||#CHéL#||#K:VL#||#SLM#||#erd:-arz#||#rhm-rahman#||#slm-selam#||#a:bd-abd#||#mşy-meşy#||#hévn-hevn#||#chél-cahil#||#h:t:b-hatb#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Ve ibâdur rahmânillezîne yemşûne alel ardı hevnen ve izâ hâtabehumul câhilûne kâlû selâmâ(selâmen).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
cahil
ج ه لCHéL
Tecrübesiz. Bilgisiz. Genç. Toy.
Çğl.CeheleÇğl.CühhalÇğl.Cühela
Aynı kökten:cahil Cehele Cühhal Cühela cehalet Cehl Cehûl Echel Ecahil Echeliyyet İstichal Mücehhel Müstechil Mütecahil Tecahül Techil
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
hatb
خ ط بH:T:B
Mühim iş. İstemek. Konuşmak. Nida.
Çğl.hatub
Aynı kökten:hatb hatub hatib hıtbe hitab hutbe muhatab
hevn
ه و نHéVN
Kolaylık, sühulet. Vakar. Teenni. Sükunet. Sekine. Rıfk. Ufak şey. Hor ve zelil olmak.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
meşy
م ش يMŞY
Yürüme.
Aynı kökten:maşi maşiyye müşşat memişhane memşa meşşai meşy meşyen mütemeşşi temeşşi temşiye
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.
25. FURKAN / 64
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, Rabbleri için sacidler olarak ve kıyamda beyat ederler.
BYT RBB SCD K:VM .mid2725.ss25.as64.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxxxxemirxxyasakxxx#k:vm-kıyam#||#rbb-rabb#||#byt-beyat#||#scd-sacid#x#BYT#||#RBB#||#SCD#||#K:VM#||#k:vm-kıyam#||#rbb-rabb#||#byt-beyat#||#scd-sacid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا
Vellezîne yebîtûne li rabbihim succeden ve kıyâmâ(kıyâmen).
Beyat
ب ي تBYT
Geceleyin çalışma, geceyi işle geçirme.
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Diyanet Meali:
Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
25. FURKAN / 65
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar derler ki: "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını sarf et. Muhakkak onun azabı garam edendir!"
Dua K:VL RBB S:RF A:ZéB A:ZéB KVN G:RM .mid2726.ss25.as65.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxDuaxxcehennemxx#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#chm-cehennem#||#s:rf-sarf#||#g:rm-garam#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#S:RF#||#A:ZéB#||#A:ZéB#||#KVN#||#G:RM#||#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#chm-cehennem#||#s:rf-sarf#||#g:rm-garam#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
Vellezîne yekûlûne rabbenasrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne garâmâ(garâmen).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
garam
غ ر مG:RM
Helak. Mahv. Aşk. Sevda. şiddetli arzu. Hedef. Borç.
Aynı kökten:garam garamet garamat garameten garim igram magrem magarim tagrim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sarf
ص ر فS:RF
Harcama, masraf, gider. Fazl. Hile. Men etme. Bir kimseyi yolundan ve işinden ayırıp başka tarafa yöneltme. Gr: Bir lisanı meydana getiren kelimelerin değişmesinden, birbirinden türemesinden bahseden ilim şubesi. Kelime bilgisi. Kelime şekli bilgisi. Morfoloji. Tasrif çeşitlerini, isim ve fiil nevilerini öğreten ilim. Para bozma.
Çğl.AsrafÇğl.SürufÇğl.Sarfiyyat
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
Diyanet Meali:
Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!”
25. FURKAN / 66
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak orası, ne sui müstekarr ve makamdır."
SVe K:RR K:VM .mid2727.ss25.as66.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxx#k:vm-makam#||#sve-sui#||#k:rr-müstekarr#x#SVe#||#K:RR#||#K:VM#||#k:vm-makam#||#sve-sui#||#k:rr-müstekarr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّهَا سَاءتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
İnnehâ sâet mustekarren ve mukâmâ(mukâmen).
müstekarr
ق ر رK:RR
Karar bulan, bir yerde sabit ve sakin olan. Kararlı. Karargah. Durulan yer.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
“Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.”
25. FURKAN / 67
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 364
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, infak ettiklerinde israf etmezler ve de katura olmazlar... bu ikisinin arasında kıvamda olurlar.
İnfak NFK: SRF K:TR KVN BYN K:VM .mid2728.ss25.as67.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf364.sure.25.xxxİnfakxxinfakxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kıvam#||#kvn-kane#||#byn-beyn#||#nfk:-infak#||#srf-israf#||#k:tr-katura#x#NFK:#||#SRF#||#K:TR#||#KVN#||#BYN#||#K:VM#||#k:vm-kıvam#||#kvn-kane#||#byn-beyn#||#nfk:-infak#||#srf-israf#||#k:tr-katura#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ إِذَا أَنفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا
Vellezîne izâ enfekû lem yusrifû ve lem yakturû ve kâne beyne zâlike kavâmâ(kavâmen).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Katura
ق ت رK:TR
Çok cimri.
Aynı kökten:Katere Katr Katura Maktur Muktir Taktir
kıvam
ق و مK:VM
Bir şeyin kendisiyle ayakta durduğu, sabitleştiği, sağlamlaştığı sütun ve dayanak gibi şeylere işaret eder.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
israf
س ر فSRF
Lüzumsuz yere harcamak. Malı ve parayı lüzumsuz yere sarf etmek. İhtiyacından fazla harcamak.
Çğl.İsrafat
Aynı kökten:israf İsrafat israfil müsrif
Diyanet Meali:
Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
25. FURKAN / 68
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEDİNE??
Onlar, ALLAH ile beraber, başka bir ilah davet etmezler. ALLAH'ın haram kıldığı nefsi, hakk dışında katl etmezler. Onlar zina etmezler. İşte bunların failleri esama mülaki olur.
DA:V eLHé eH:R K:TL NFS HRM HK:K: ZNY FA:L LK:Y eSéM .mid2729.ss25.as68.saFURKAN.ns42.nyMEDİNE??.cs19.syf365.sure.25.xxxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxx#da:v-davet#||#k:tl-katl#||#elhé-ilah#||#eh:r-ahar#||#nfs-nefs#||#hk:k:-hakk#||#lk:y-mülaki#||#hrm-haram#||#esém-esam#||#zny-zina#||#fa:l-xxoxx#x#DA:V#||#eLHé#||#eH:R#||#K:TL#||#NFS#||#HRM#||#HK:K:#||#ZNY#||#FA:L#||#LK:Y#||#eSéM#||#da:v-davet#||#k:tl-katl#||#elhé-ilah#||#eh:r-ahar#||#nfs-nefs#||#hk:k:-hakk#||#lk:y-mülaki#||#hrm-haram#||#esém-esam#||#zny-zina#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ يَلْقَ أَثَامًا
Vellezîne lâ yed’ûne meallâhi ilâhen âhara ve lâ yaktulûnen nefselletî harremallâhu illâ bil hakkı ve lâ yeznûn(yeznûne), ve men yef’al zâlike yelka esâmâ(esâmen).
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Esam
İsam
ا ث مeSéM
Günahın karşılığı olan ceza. Bir suçun gerektirdiği netice, karşılık.
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
zina
ز ن يZNY
Haram ve büyük günah olan ve nikahsız olarak yapılan cinsi münasebet.
Aynı kökten:münazat zani zaniye zevani zina
Diyanet Meali:
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
25. FURKAN / 69
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEDİNE??
Kıyamet yevminde azab ona zıf edilir. Orada muhin olarak ebedi olur.
D:A:F A:ZéB YVM K:VM H:LD HéVN .mid2730.ss25.as69.saFURKAN.ns42.nyMEDİNE??.cs19.syf365.sure.25.xxxxxyevmxx#k:vm-kıyamet#||#yvm-yevm#||#a:zéb-azab#||#h:ld-halid#||#hévn-muhin#||#d:a:f-zıf#x#D:A:F#||#A:ZéB#||#YVM#||#K:VM#||#H:LD#||#HéVN#||#k:vm-kıyamet#||#yvm-yevm#||#a:zéb-azab#||#h:ld-halid#||#hévn-muhin#||#d:a:f-zıf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِ مُهَانًا
Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
zı'f
ض ع فD:A:F
İki kat. Bir şeyin miktarca iki katı.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
Muhîn
ه و نHéVN
Hafif, aşağılık, borçlu, aşağılık, sessiz, zayıf, nazik, aşağılayıcı olmak.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.
25. FURKAN / 70
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEDİNE??
Ancak tevbe edenler ve iman edenler ve salih ameller işleyenler müstesna.
Artık işte onlar… ALLAH, onların seyyielerini haseneler ile bedellendirir.
ALLAH, gafur, rahim olandır.
Esma-ül Hüsna TVB eMN A:ML A:ML S:LH BDL SVe HSN KVN G:FR RHM .mid2731.ss25.as70.saFURKAN.ns42.nyMEDİNE??.cs19.syf365.sure.25.xxxEsma-ül Hüsnaxximanxx#sve-seyyie#||#emn-iman#||#rhm-rahim#||#s:lh-salih amel#||#bdl-bedel#||#tvb-tevbe#||#hsn-hasene#||#g:fr-gafur#||#kvn-xxoxx#x#TVB#||#eMN#||#A:ML#||#A:ML#||#S:LH#||#BDL#||#SVe#||#HSN#||#KVN#||#G:FR#||#RHM#||#sve-seyyie#||#emn-iman#||#rhm-rahim#||#s:lh-salih amel#||#bdl-bedel#||#tvb-tevbe#||#hsn-hasene#||#g:fr-gafur#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلَّا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُوْلَئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hasen
hasene
ح س نHSN
İyi. Güzel. Hüsünlü. Güzellik. Güzel olmak. Güzel amel.
Çğl.Hasenat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Diyanet Meali:
Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
25. FURKAN / 71
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Tevbe eden ve salih amel işleyen kimse… artık muhakkak o, metab olarak ALLAH'a tevbe eder.
Ahiret TVB A:ML S:LH TVB TVB .mid2732.ss25.as71.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xxxAhiretxxxemirxxyasakxxx#s:lh-salih amel#||#tvb-metab#x#TVB#||#A:ML#||#S:LH#||#TVB#||#TVB#||#s:lh-salih amel#||#tvb-metab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَإِنَّهُ يَتُوبُ إِلَى اللَّهِ مَتَابًا
Ve men tâbe ve amile sâlihan fe innehu yetûbu ilallâhi metâbâ(metâben).
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Metab
ت و بTVB
Tevbe edilecek makam. / Rücu edilecek, geri dönülecek yer.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Diyanet Meali:
Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
25. FURKAN / 72
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, zura şahidlik etmeyenlerdir. Lagv ile merr olduklarında, kerimler olarak merr olurlar.
Ahiret ŞHéD ZVR MRR LG:V MRR KRM .mid2733.ss25.as72.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xxxAhiretxxxemirxxyasakxxx#şhéd-şahid#||#zvr-zur#||#krm-kerim#||#mrr-merr#||#lg:v-lagv#x#ŞHéD#||#ZVR#||#MRR#||#LG:V#||#MRR#||#KRM#||#şhéd-şahid#||#zvr-zur#||#krm-kerim#||#mrr-merr#||#lg:v-lagv#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
Vellezîne lâ yeşhedûnez zûra ve izâ merrû bil lagvi merrû kirâmâ(kirâmen).
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
lagv
ل غ وLG:V
Faydasız çirkin söz. Köpeğin ürkmesi. Deve avazı. Rağbet olunmayan nesne. Hükümsüz. Kaldırmak. Hata etmek. İbtal etmek.
Çğl.lagviyyat
Aynı kökten:ilga lagiye lagv lagviyyat mülga
Merr
م ر رMRR
Geçmek. Mürur etmek. İp. Bel dedikleri âlet. Demir külünk. Bir hareketin bir defa olması.
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
zur
ز و رZVR
Ziyaret. Yalan. Asılsız. Uydurma. İftira.
Aynı kökten:mezar mütezavir Mütezavirîn tezavür Tezâvürat tezvir ziyaret zur
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
25. FURKAN / 73
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendilerine Rabblerinin ayetleri zikir edildiğinde, kör ve sağır olarak harra etmezler (kesilmezler).
Ahiret ZéKR eYY RBB H:RR S:MM A:MY .mid2734.ss25.as73.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xxxAhiretxxxemirxxyasakxxx#eyy-ayet#||#a:my-umyun#||#rbb-rabb#||#s:mm-samm#||#zékr-zikir#||#h:rr-harra#x#ZéKR#||#eYY#||#RBB#||#H:RR#||#S:MM#||#A:MY#||#eyy-ayet#||#a:my-umyun#||#rbb-rabb#||#s:mm-samm#||#zékr-zikir#||#h:rr-harra#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
Vellezîne izâ zukkirû bi âyâti rabbihim lem yahırrû aleyhâ summen ve umyânen(umyânen).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
harra
خ ر رH:RR
Yere kapanmak, düşmek. Yüksekten aşağı düşmek.
Aynı kökten:harra hurur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
samm
ص م مS:MM
Sağır. Sağır olmak. Şişenin ağzını tıkamak. Katı, sağlam ve sert madde. Vurmak.
Çğl.summ
Aynı kökten:Asamm Esamm Summun Ismam samm summ Samma Tasamm Musammim müsammem Mütesammim tasmim
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
25. FURKAN / 74
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Rabbimiz!
Bize, zevcelerimizden ve zürriyetimizden ayn kararı vehb eyle. Bizi muttakiler için imam kıl!" diyenlerdir.
AhiretDua K:VL RBB VHéB ZVC ZéRR K:RR A:YN CA:L VK:Y eMM .mid2735.ss25.as74.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xxxAhiretxDuaxxxemirxxyasakxxx#zérr-zürriyet#||#rbb-rabb#||#vk:y-muttaki#||#zvc-zevc#||#a:yn-ayn#||#emm-imam#||#k:rr-karar#||#vhéb-vehb#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#VHéB#||#ZVC#||#ZéRR#||#K:RR#||#A:YN#||#CA:L#||#VK:Y#||#eMM#||#zérr-zürriyet#||#rbb-rabb#||#vk:y-muttaki#||#zvc-zevc#||#a:yn-ayn#||#emm-imam#||#k:rr-karar#||#vhéb-vehb#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
Vellezîne yekûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zurriyyâtinâ kurrete a’yunin vec’alnâ lil muttekîne imâmâ(imâmen).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
imam
ا م مeMM
Güven duyulan, emniyet edilen öncü. / Allah ile Muhammedin manen intikal yeri. / Rabbine tamamen rücu eden. / Öne geçmek. Önde ve ileride olan. / Delil ve rehber. / Cemaate namaz kıldıran. / Mezheb sahibi olan. / Sultan. Hâkim. Reis. Ümmetin reisi. İslâm hükümetlerinde Devlet Reisi. / Dershanede günlük talim ve dersler için talebelerin önlerine konan tahtalar. / Kıble tarafı.
Çğl.Eimme
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
karar
ق ر رK:RR
Değişmez hale gelmek. Sabit ve sakin olmak. Ne az ne çok olan tam ölçü. Ölçülülük. Gitmeyip kalmak. Oturaklı yer. Sakin olacak yer. Anlaşılan ve sabit hale gelen son karar sözü. Mahkemece verilen son söz ve neticeye bağlama. Dolanmak. Ayakları kısa ve çirkin yüzlü bir cins koyun.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Diyanet Meali:
Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.
25. FURKAN / 75
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte onlar, sabır ettikleri şeyler ile gurfelere cezalandırılır… ve orada onlara, tahiyye olarak selam ilka ettirilir.
CZY G:RF S:BR LK:Y HYY SLM .mid2736.ss25.as75.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xxxxxcennetxx#czy-ceza#||#s:br-sabr#||#slm-selam#||#g:rf-gurfe#||#lk:y-ilka#||#hyy-tahiyye#x#CZY#||#G:RF#||#S:BR#||#LK:Y#||#HYY#||#SLM#||#czy-ceza#||#s:br-sabr#||#slm-selam#||#g:rf-gurfe#||#lk:y-ilka#||#hyy-tahiyye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أُوْلَئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا
Ulâike yuczevnel gurfete bi mâ saberû ve yulekkavne fîhâ tahiyyeten ve selâmâ(selâmen).
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
gurfe
غ ر فG:RF
Yüksek, âli bina. Yüksek derece. Cennet köşkü. Köşk, kasır.
Çğl.guref
Aynı kökten:garf guref agraf gurf gurfe guref
Tahiyye
Tehiyye
ح ي يHYY
Hayatın tezahürü. Bütün mahlukatın hayatları, kal ve hâl dilleri ile yaptıkları hamdler, şükürler. Mânevi hayat hediyeleri. Selâm. Hayr. Mülk, beka, devamlılık, malikiyet. Hazır ve amade kılmak. Namazın iki ve dört rek'atı sonunda okunan Ettahiyyat duası. Selâm verme ve hayır dua etme.
Çğl.Tahiyyat
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.
25. FURKAN / 76
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada ebedidirler... müstekarr ve makam olarak ne de hüsndür.
Ahiret H:LD HSN K:RR K:VM .mid2737.ss25.as76.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xxxAhiretx#k:vm-makam#||#h:ld-halid#||#hsn-hüsn#||#k:rr-müstekarr#x#H:LD#||#HSN#||#K:RR#||#K:VM#||#k:vm-makam#||#h:ld-halid#||#hsn-hüsn#||#k:rr-müstekarr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خَالِدِينَ فِيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
Hâlidîne fîhâ, hasunet mustekarren ve mukâmâ(mukâmen).
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
Hüsn
Hüsün
ح س نHSN
Güzellik. İyilik. Eksiksizlik.
Çğl.Hüsniyyat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
müstekarr
ق ر رK:RR
Karar bulan, bir yerde sabit ve sakin olan. Kararlı. Karargah. Durulan yer.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Diyanet Meali:
Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
25. FURKAN / 77
Surede Toplam Ayet: 77
Kitap Sırası: 25
Nüzul Sırası: 42
Sayfa: 365
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Şayet sizin davanız yok ise... Rabbim size ne diye kıymet versin ki!
Siz kendinize kizb ettirdiniz!... ve artık lüzum eden olacak!"
Ahiret K:VL A:Be RBB DA:V KZéB KVN LZM .mid2738.ss25.as77.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf365.sure.25.xx**xAhiretx#da:v-duae#||#kvn-yekün#||#rbb-rabb#||#a:be-abe#||#kzéb-kizb#||#lzm-lüzum#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:Be#||#RBB#||#DA:V#||#KZéB#||#KVN#||#LZM#||#da:v-duae#||#kvn-yekün#||#rbb-rabb#||#a:be-abe#||#kzéb-kizb#||#lzm-lüzum#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen).
abe'
ع ب اA:Be
Değer vermek. Kıymet. Ehemmiyet.
Aynı kökten:abe'
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
lüzum
ل ز مLZM
Lazım olmak. Bir şey bir şeyden asla ayrı olmayıp onunla sabit ve daim olmak. Gereklilik.
Aynı kökten:elzem İltizam İltizamiye İlzam İstilzam lazım Lezam Lizam Lezm lüzum Malezim Malzeme Mâlezime melzum mülazım Mülzem Mülzim Mülzime müstelzim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”