DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
NEML SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid2964.ss27.as.saNEML.ns48.ny.cs19.syf376.sure.27.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
27. NEML / 1
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Ta. Sin.
Bunlar Kur'an'ın ve mübin kitabın ayetleridir.
eYY K:Re KTB BYN .mid2965.ss27.as1.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#k:re-kuran#x#eYY#||#K:Re#||#KTB#||#BYN#||#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#k:re-kuran#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ
Tâ sîn, tilke âyâtul kur’âni ve kitâbin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Tâ-Sîn. Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir.
27. NEML / 2
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Mü'minler için hüda ve büşradır.
HéDY BŞR eMN .mid2966.ss27.as2.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxximanxx#emn-mümin#||#emn-iman#||#bşr-büşra#||#hédy-huda#x#HéDY#||#BŞR#||#eMN#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#bşr-büşra#||#hédy-huda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
هُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ
Huden ve buşrâ lil mu’minîn(mu’minîne).
Büşra
ب ش رBŞR
Müjde. Sevinçli, hayırlı haber. İncil'in bir ismi.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Diyanet Meali:
Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
27. NEML / 3
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar,
• salat ikame ederler
• ve zekatı verirler
• ve onlar, ahiretlerine yakindirler.
Ahiret K:VM S:LV eTY ZKV eH:R YK:N .mid2967.ss27.as3.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxAhiretxxsalatxzekatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#eh:r-ahiret#||#zkv-zekat#||#yk:n-yakin#||#ety-xxoxx#x#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#eH:R#||#YK:N#||#k:vm-ikame-i salat#||#eh:r-ahiret#||#zkv-zekat#||#yk:n-yakin#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhıreti hum yûkınûn(yûkınûne).
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
27. NEML / 4
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine ziynetlendirdik. Artık onlar amih olurlar.
Ahiret eMN eH:R ZYN A:ML A:MHé .mid2968.ss27.as4.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxAhiretxximanxx#eh:r-ahiret#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#a:mhé-amih#x#eMN#||#eH:R#||#ZYN#||#A:ML#||#A:MHé#||#eh:r-ahiret#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#a:mhé-amih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ
İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti zeyyennâ lehum a’mâlehum fe hum ya’mehûn(ya’mehûne).
amih
ع م هA:MHé
Bocalamak, Şaşkın dolaşmak. Bocalayıp durmak.
Aynı kökten:amih
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
27. NEML / 5
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte onlar, en sui azab kendilerine olanlardır. Onlar ahirette en hasar alanlardır.
Ahiret SVe A:ZéB eH:R H:SR .mid2969.ss27.as5.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxAhiretx#sve-sui#||#eh:r-ahiret#||#h:sr-ahser#||#a:zéb-azab#x#SVe#||#A:ZéB#||#eH:R#||#H:SR#||#sve-sui#||#eh:r-ahiret#||#h:sr-ahser#||#a:zéb-azab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَهُمْ سُوءُ الْعَذَابِ وَهُمْ فِي الْآخِرَةِ هُمُ الْأَخْسَرُونَ
Ulâikellezîne lehum sûul azâbi ve hum fîl âhıreti humul ahserûn(ahserûne).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
kontrol-giriş
Aynı kökten:
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
27. NEML / 6
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak sen... elbette hakim, alim LEDUNDAN Kur'an'a mülakisin.
LK:Y K:Re LDN HKM A:LM .mid2970.ss27.as6.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#a:lm-alim#||#ldn-ledun#||#hkm-hakim#||#k:re-kuran#||#lk:y-mülaki#x#LK:Y#||#K:Re#||#LDN#||#HKM#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#ldn-ledun#||#hkm-hakim#||#k:re-kuran#||#lk:y-mülaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ
Ve inneke le tulekkal kur’âne minledun hakîmin alîm(alîmin).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Diyanet Meali:
Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
27. NEML / 7
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Musa, ehline,
"Muhakkak benim nara ünsiyetim oldu. Size ondan haber vereceğim veya şihab ile kabes getireyim.
Umulur ki siz saly olursunuz." demişti.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 K:VL MVS eHéL eNS NVR eTY H:BR eTY ŞHéB K:BS S:LY .mid2971.ss27.as7.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20x#h:br-haber#||#ehél-ehil#||#ens-ünsiyet#||#nvr-nar#||#şhéb-şihab#||#s:ly-saly#||#k:bs-kabes#||#mvs-hz. musa#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MVS#||#eHéL#||#eNS#||#NVR#||#eTY#||#H:BR#||#eTY#||#ŞHéB#||#K:BS#||#S:LY#||#h:br-haber#||#ehél-ehil#||#ens-ünsiyet#||#nvr-nar#||#şhéb-şihab#||#s:ly-saly#||#k:bs-kabes#||#mvs-hz. musa#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ قَالَ مُوسَى لِأَهْلِهِ إِنِّي آنَسْتُ نَارًا سَآتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ آتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
İz kâle mûsâ li ehlihî innî ânestu nârâ(nâren), se âtîkum minhâ bi haberin ev âtîkum bi şihâbin kabesin leallekum tastalûn(tastalûne).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
ünsiyet
ا ن سeNS
Alışkanlık, dostluk. / Birlikte düşüp kalkmak. Ahbablık. / Bir hale, bir olgunluğa ulaşma. / Çömezliğin, ürkekliğin kalkması.
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
haber
خ ب رH:BR
Bilgi. Kaynağından edinilen bilgi. Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. Duyurmak maksadıyla yayımlanan bilgi. Hâriçten insanın fikrine intikal eden ilim. Yeni havadis. Ağızdan ağıza nakledilen söz.
Çğl.Ahbar
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
Kabes
ق ب سK:BS
Öğretmek. Öğrenmek. Ateş parçası. Ateş şulesi.
Aynı kökten:İktibas İktibasat Kabas Kabes Kabs Kabus Kıbs Kibs Mıkbes mıkbâs Mekâbis Muktebes Muktebesat Muktebis Muktebisîn Mükâbese
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Şihab
ش ه بŞHéB
Kıvılcım. / Işın. Işınım. Nüfuz eden alev. / Parlak yıldız. / Yıldız kayması. / Savaşta keskin ve enerjik nüfuz eden korkusuz savaşçı.
Çğl.ŞihbanÇğl.Şühüb
Aynı kökten:Eşheb İnşihab Şihab Şihban Şühüb Şühbe Teşahhub Üşhub
Diyanet Meali:
Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.
27. NEML / 8
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Oraya vardığında nida edildi:
"Narın içindeki kimse ve onun havlindeki kimseler bereketli olsun. Rabb-il alemin ALLAH, subhandır!"
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20Esma-ül Hüsna CYe NDV BRK NVR HVL SBH RBB A:LM .mid2972.ss27.as8.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20xEsma-ül Hüsnax#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#sbh-subhan#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#hvl-havl#||#brk-bereket#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#NDV#||#BRK#||#NVR#||#HVL#||#SBH#||#RBB#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#sbh-subhan#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#hvl-havl#||#brk-bereket#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا جَاءهَا نُودِيَ أَن بُورِكَ مَن فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Fe lemmâ câehâ nûdiye en bûrike men fîn nâri ve men havlehâ, ve subhânallâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
bereket
ب ر كBRK
Bolluk. Çokluk. Feyiz. Lütuf. İhsan. Uğurluluk. Meymenet, saadet.
Çğl.Berekât
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Diyanet Meali:
(Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.”
27. NEML / 9
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ey Musa!
Muhakkak ki O'yum! BEN, aziz, hakim ALLAH'ım."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 MVS A:ZZ HKM .mid2973.ss27.as9.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20x#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#||#mvs-hz. musa#x#MVS#||#A:ZZ#||#HKM#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#||#mvs-hz. musa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا مُوسَى إِنَّهُ أَنَا اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Yâ mûsâ innehû enallâhul azîzul hakîm(hakîmu).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
Diyanet Meali:
“Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.”
27. NEML / 10
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Asanı ilka et!"
Ardından onun, canlıymış gibi hezz ettiğini görünce, müdbir olarak tevella etti ancak takib edemedi.
"Ey Musa!
Korkma!
Muhakkak ki BEN'im VARLIĞIMDA mürseller havf etmezler."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 LK:Y A:S:V ReY HéZZ CNN VLY DBR A:K:B MVS H:VF H:VF LDN RSL .mid2974.ss27.as10.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20xxrasulxx#h:vf-havf#||#a:s:v-asa#||#cnn-cann#||#a:k:b-takib#||#rsl-mürsel#||#lk:y-ilka#||#dbr-müdbir#||#vly-tevella#||#hézz-hezz#||#mvs-hz. musa#||#ldn-leda#||#rey-xxoxx#x#LK:Y#||#A:S:V#||#ReY#||#HéZZ#||#CNN#||#VLY#||#DBR#||#A:K:B#||#MVS#||#H:VF#||#H:VF#||#LDN#||#RSL#||#h:vf-havf#||#a:s:v-asa#||#cnn-cann#||#a:k:b-takib#||#rsl-mürsel#||#lk:y-ilka#||#dbr-müdbir#||#vly-tevella#||#hézz-hezz#||#mvs-hz. musa#||#ldn-leda#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانٌّ وَلَّى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَا مُوسَى لَا تَخَفْ إِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَ
Ve elkı asâk(asâke), fe lemmâ reâhâ tehtezzu ke ennehâ cânnun vellâ mudbiren ve lem yuakkıb, yâ mûsâ lâ tehaf innî lâ yehâfu ledeyyel murselûn(murselûne).
Ta'kib
ع ق بA:K:B
Gözlemek. Yolunda gitmek. Peşinden yürümek. Suçlunun suçunu araştırmak. Bir kimsenin aynı senede yine gazaya gitmesi. Bir şeyi ciddiyetle istemek.
Çğl.Ta'kibât
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
Asa
ع ص وA:S:V
Değnek. Baston, sopa.
Çğl.A'sa
Aynı kökten:Asa A'sa
Cann
ج ن نCNN
Ateşten mahlûk cinlerin babası olan. Bir beyaz yılan cinsi. Cin taifesi. İnsanlardan evvel yaratılan bir nevi mahlûklar, cinler.
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Müdbir
د ب رDBR
Tâlihsiz, düşkün.
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hezz
ه ز زHéZZ
Hareket ettirmek. / Depreşmek. Titremek. / Tahrik. / Silkelemek. Vurmak, dövmek. / Isırmak. / Hızlı okumak. / Süratli kesmek.
Aynı kökten:hezz Hizze İhtizaz İhzaz Mühtezz Mütehezziz Tehezzüz Tehziz Tehzizât
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
“Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
27. NEML / 11
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Zalimler müstesna!
Sui olanın ardından hüsn olarak bedellendirdikten sonra... artık muhakkak BEN, gafurum, rahimim."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 Z:LM BDL HSN BA:D SVe G:FR RHM .mid2975.ss27.as11.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20x#ba:d-bad#||#sve-sui#||#z:lm-zalim#||#rhm-rahim#||#bdl-bedel#||#g:fr-gafur#||#hsn-hüsn#x#Z:LM#||#BDL#||#HSN#||#BA:D#||#SVe#||#G:FR#||#RHM#||#ba:d-bad#||#sve-sui#||#z:lm-zalim#||#rhm-rahim#||#bdl-bedel#||#g:fr-gafur#||#hsn-hüsn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُوءٍ فَإِنِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ
İllâ men zaleme summe beddele husnen ba’de sûin fe innî gafûrun rahîm(rahîmun).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hüsn
Hüsün
ح س نHSN
Güzellik. İyilik. Eksiksizlik.
Çğl.Hüsniyyat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
“Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
27. NEML / 12
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Elini cebine dahil et... sui gayrısından beyaz olarak ihrac olsun... Firavuna ve kavmine dokuz ayet içinde…
Muhakkak onlar, fasık kavim oldular."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 DH:L YDY CYB H:RC BYD: G:YR SVe TSA: eYY K:VM KVN K:VM FSK: .mid2976.ss27.as12.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20xxsayıxx#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#dh:l-dahil#||#tsa:-tisa#||#ydy-yed#||#fsk:-fasık#||#cyb-ceyb#||#h:rc-ihrac#||#byd:-beyaz#||#kvn-xxoxx#x#DH:L#||#YDY#||#CYB#||#H:RC#||#BYD:#||#G:YR#||#SVe#||#TSA:#||#eYY#||#K:VM#||#KVN#||#K:VM#||#FSK:#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#dh:l-dahil#||#tsa:-tisa#||#ydy-yed#||#fsk:-fasık#||#cyb-ceyb#||#h:rc-ihrac#||#byd:-beyaz#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاء مِنْ غَيْرِ سُوءٍ فِي تِسْعِ آيَاتٍ إِلَى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ
Ve edhıl yedeke fî ceybike tahruc beydâe min gayri sûin fî tis’ı âyâtin ilâ fir’avne ve kavmih(kavmihî), innehum kânû kavmen fâsikîn(fâsikîne).
beyaz
Ebyaz
ب ي ضBYD:
Beyaz. / Aklık, beyazlık. Aydınlık. / Ağarmak. / Yumurta akı. / Müsveddenin temize çekilmesi.
Dşl.Beyzâ
Aynı kökten:Bayız beyaz Ebyaz Beyzâ
Ceyb
ج ي بCYB
Cep. Mc:Kalb. Geo: Sinüs. (Eskiden cepler elbise yakasının iç kısmında olduğundan, yaka yada elbisenin göğüs yırtmacı gibi de algınlanır. Doğru değildir.)
Çğl.Cüyûb
Aynı kökten:Ceyb Cüyûb
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Fâsık
ف س قFSK:
Fısk içinde olan. Hata, sürekli olarak ısrar eden. Allah'ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Küçük günahlarda ısrar eden.
Çğl.Feseka
Aynı kökten:Efsak Fâsık Feseka fısk Fisk Füsuk Mefsaka tefsik
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Tis'a
ت س عTSA:
Dokuz. 9.
Aynı kökten:Tis'a Tis'in
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
“Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”
27. NEML / 13
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 376
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardınan mubsır ayetlerimiz onlara geldiğinde, "Bu mübin sihirdir." dediler.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 CYe eYY BS:R K:VL SHR BYN .mid2977.ss27.as13.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-201xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20x#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#bs:r-mubsır#||#shr-sihr#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#eYY#||#BS:R#||#K:VL#||#SHR#||#BYN#||#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#bs:r-mubsır#||#shr-sihr#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا جَاءتْهُمْ آيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Fe lemmâ câethum âyâtunâ mubsıraten kâlû hâzâ sihrun mubîn(mubînun).
Mubsır
ب ص رBS:R
Görücü, gösterici, görünen, bilici, bildirici, vazıh ve âşikâr. Mantık. Kelâm ve seyrin mutediline denir.
Çğl.Mubsırât
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Sihr
س ح رSHR
Büyü, gözbağıcılık, büyücülük, hilekârlık. Aldatmak. Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek. Lâtif ve dakik olan şey. Büyü kadar te'siri olan şey. Şiir ve güzel söz söyleme gibi, insanı meftun eden hüner. Sebebi gizli olan ince şey.
Dşl.Sihir
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Diyanet Meali:
Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
27. NEML / 14
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Nefslerinde, zulüm ve ulüvv olarak ona yakin olmayı istediler ve onlarla cahd ettiler.
Artık nazar et!... müfsidlerin akibetlerinin nasıl olduğuna!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20 CHD YK:N NFS Z:LM A:LV NZ:R KYF KVN A:K:B FSD .mid2978.ss27.as14.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-musa-201xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20x#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#z:lm-zulüm#||#nfs-enfüs#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#chd-cahd#||#fsd-müfsid#||#a:lv-ulüvv#||#yk:n-yakin#x#CHD#||#YK:N#||#NFS#||#Z:LM#||#A:LV#||#NZ:R#||#KYF#||#KVN#||#A:K:B#||#FSD#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#z:lm-zulüm#||#nfs-enfüs#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#chd-cahd#||#fsd-müfsid#||#a:lv-ulüvv#||#yk:n-yakin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ
Ve cehadû bihâ vesteykanethâ enfusuhum zulmen ve uluvvâ(uluvven), fenzur keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).
Âkibe
Âkibet
ع ق بA:K:B
Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
Ulüvv
ع ل وA:LV
Büyüklük, yükseklik. Bir şeyin yukarısına çıkma. Şan, şeref ve kadr sahibi olma.
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Cahd
ج ح دCHD
Bile bile inkâr etme.
Aynı kökten:Cahd Cahid Cahûd Cehûd Cühud Mütecahid Tecahüd Cahdel Cehad Cehadet
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
27. NEML / 15
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Davud'a ve Süleyman'a ilim vermiştik.
Onlar dediler ki:
"Hamd etmek, kendisine ibadet eden mü'minlerin çoğuna bizi fazl eden ALLAH'ındır."
Hz. Süleyman Kıssası -3 eTY DVD SLM A:LM K:VL HMD FD:L KSéR A:BD eMN .mid2979.ss27.as15.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xximanxx#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-ilim#||#fd:l-fazl#||#ksér-kesir#||#slm-hz. süleyman#||#a:bd-abd#||#hmd-hamd#||dvd-hz. davud#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#DVD#||#SLM#||#A:LM#||#K:VL#||#HMD#||#FD:L#||#KSéR#||#A:BD#||#eMN#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-ilim#||#fd:l-fazl#||#ksér-kesir#||#slm-hz. süleyman#||#a:bd-abd#||#hmd-hamd#||dvd-hz. davud#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ عِلْمًا وَقَالَا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي فَضَّلَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِّنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنِينَ
Ve lekad âteynâ dâvûde ve suleymâne ilmâ(ilmen), ve kâlal hamdu lillâhillezî faddalenâ alâ kesîrin min ibâdihil mu’minîn(mu’minîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Hz. Davud
د و دDVD
Gerektiğinde hunhar ve zalim olabilen yavuz kimse; / Yavuz (şiddetle yanan) ateş.
Aynı kökten:Adid Adud Davda' Dud Hz. Davud Müdevved Müteadid
Diyanet Meali:
Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
27. NEML / 16
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Süleyman, Davud'a varis oldu. Dedi ki:
"Ey nas!
Biz, uçuculara intak etmeye alim edildik. Bize her şeyden verildi. Muhakkak bu, elbette mübin fazldır."
Hz. Süleyman Kıssası -3 VRSé DVD SLM K:VL NVS A:LM NT:K: T:YR eTY KLL ŞYe FD:L BYN .mid2980.ss27.as16.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#şye-şey#||#kll-külli#||#nvs-nas#||#a:lm-alim#||#fd:l-fazl#||#nt:k:-intak#||#t:yr-tayr#||#byn-mübin#||#slm-hz. süleyman#||#vrsé-varis#||dvd-hz. davud#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#VRSé#||#DVD#||#SLM#||#K:VL#||#NVS#||#A:LM#||#NT:K:#||#T:YR#||#eTY#||#KLL#||#ŞYe#||#FD:L#||#BYN#||#şye-şey#||#kll-külli#||#nvs-nas#||#a:lm-alim#||#fd:l-fazl#||#nt:k:-intak#||#t:yr-tayr#||#byn-mübin#||#slm-hz. süleyman#||#vrsé-varis#||dvd-hz. davud#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيْءٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ
Ve varise suleymânu dâvûde ve kâle yâ eyyuhen nâsu ullimnâ mentıkat tayrı, ve ûtînâ min kulli şey’(şey’in), inne hâzâ le huvel fadlul mubîn(mubînu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
İntak
ن ط قNT:K:
Söylemeğe kabiliyeti olmayanı söyletmek. Onun nâmına konuşmak. Nutka getirmek, söyletilmek. Dile getirmek
Aynı kökten:Entak İntak İstintak Mantık Mantıkî Mantıkiyyun Mantuk Natıka Natuk Nutk Nutuk
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Tayr
Tayir
ط ي رT:YR
Kuş. / Uçmak. / Çabuk yürümek. / Uğursuz saymak.
Çğl.AtyârÇğl.Tuyur
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Hz. Davud
د و دDVD
Gerektiğinde hunhar ve zalim olabilen yavuz kimse; / Yavuz (şiddetle yanan) ateş.
Aynı kökten:Adid Adud Davda' Dud Hz. Davud Müdevved Müteadid
Diyanet Meali:
Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
27. NEML / 17
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Süleyman için, cinnlerden ve inslerden ve uçuculardan orduları haşr edildi… ve ardından onlara vaa'z edildi.
Hz. Süleyman Kıssası -3 HŞR SLM CND CNN eNS T:YR VZA: .mid2981.ss27.as17.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxinsxx#hşr-haşr#||#cnd-cünd#||#t:yr-tayr#||#cnn-cinn#||#slm-hz. süleyman#||#ens-ins#||#vza:-vaaz#x#HŞR#||#SLM#||#CND#||#CNN#||#eNS#||#T:YR#||#VZA:#||#hşr-haşr#||#cnd-cünd#||#t:yr-tayr#||#cnn-cinn#||#slm-hz. süleyman#||#ens-ins#||#vza:-vaaz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
Ve huşire li suleymâne cunûduhu minel cinni vel insi vet tayrı fe hum yûzeûn(yûzeûne).
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
Cinnî
ج ن نCNN
Gece karanlığı. / Gizleme, saklama, örtme. / Gizli varlık. Duyulardan gizlenmiş, saklanmış olan rûhânî varlıklardır (melekler şeytanlar dahil). / Bir şeyi hisseden. / Bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın insandan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pekçok şer ve isyan yapabildikleri gibi "Peygamberlerin ve semâvî kitabların irşadlarıyla" insana yetişememekle beraber terakki edip yüksek kemâlatlara çıkabilen mahluktur. Cinlerin, kötülüğe sevkedenlerine şeytan-ı cinnî de denilir.
Çğl.CinnÇğl.Cinnet
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Tayr
Tayir
ط ي رT:YR
Kuş. / Uçmak. / Çabuk yürümek. / Uğursuz saymak.
Çğl.AtyârÇğl.Tuyur
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
Va'z
Vaaz
و ز عVZA:
Dinî mes'eleler üzerinde konuşup nasihat etmek.
Aynı kökten:Iza Va'z Vaaz
Diyanet Meali:
Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
27. NEML / 18
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Hatta… Karınca vadisine geldiklerinde... bir karınca dedi ki:
"Ey karıncalar!
Meskenlerinize dahil olun! Süleyman ve ordusu, şuurunda olmadan, sizi hutam etmesin!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 eTY VDY NML K:VL NML NML DH:L SKN HT:M SLM CND ŞA:R .mid2982.ss27.as18.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#cnd-cünd#||#dh:l-dahil#||#slm-hz. süleyman#||#şa:r-şuur#||#ht:m-hutam#||#nml-neml#||#skn-mesken#||#vdy-vadi#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#VDY#||#NML#||#K:VL#||#NML#||#NML#||#DH:L#||#SKN#||#HT:M#||#SLM#||#CND#||#ŞA:R#||#cnd-cünd#||#dh:l-dahil#||#slm-hz. süleyman#||#şa:r-şuur#||#ht:m-hutam#||#nml-neml#||#skn-mesken#||#vdy-vadi#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِي النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Hattâ izâ etev alâ vâdin nemli kâlet nemletun yâ eyyuhen nemludhulû mesâkinekum, lâ yahtımennekum suleymânu ve cunûduhu ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Hutâm
ح ط مHT:M
Kuru cisim kırıntısı. Yumurta kabuğu. Çerçöp.
Aynı kökten:Hatem Hatm Hutâm Hutame İnhitam Tahat Tahattum Tahattüm
neml
ن م لNML
Karınca.
Çğl.Nimal
Aynı kökten:Enmele Enâmil Menmul Mütenemmil neml Nimal Nemle Tenemmül
mesken
س ك نSKN
Oturacak yer. Sâkin olunacak yer. Ev. Hâne.
Çğl.Mesakin
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
vadi
و د يVDY
İki dağ arasındaki uzun çukur. Dere. Bir nehrin aktığı yer. Nehir yatağı. Yol, tarz, usül. Saha.
Çğl.Evdiye
Aynı kökten:Diyet Diyat İyalet vadi Evdiye
şuur
ش ع رŞA:R
Bir şeyi tanıma. İncelikleri idrak etme. Belirti, işaret (üstünlük içerir). Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Kendi varlığından haberi olma. Bir şeyi hoşça tanıma. İnceliklerini iyice idrak etme.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
27. NEML / 19
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından onun sözünden dıhk ederek tebessüm etti... ve dedi ki:
"Rabbim!
Beni ve ana-babamı nimetlendirdiğin nimetine şükür edeyim diye ve SEN'in razı olacağın salih ameller işleyeyim diye bana vaa'z et.
Beni Rahmetinle, salih olarak SANA ibadet edenlerin içine dahil et."
Hz. Süleyman Kıssası -3 BSM D:HK K:VL K:VL RBB VZA: ŞKR NA:M NA:M VLD A:ML S:LH RD:V DH:L RHM A:BD S:LH .mid2983.ss27.as19.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#şkr-şükür#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#a:ml-amel#||#vld-xoxox#||#dh:l-dahil#||#a:bd-ibadet#||#na:m-nimet#||#s:lh-salih amel#||#d:hk-dıhk#||#vza:-vaaz#||#rd:v-rıza#||#bsm-tebessüm#||#k:vl-xxoxx#x#BSM#||#D:HK#||#K:VL#||#K:VL#||#RBB#||#VZA:#||#ŞKR#||#NA:M#||#NA:M#||#VLD#||#A:ML#||#S:LH#||#RD:V#||#DH:L#||#RHM#||#A:BD#||#S:LH#||#şkr-şükür#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#a:ml-amel#||#vld-xoxox#||#dh:l-dahil#||#a:bd-ibadet#||#na:m-nimet#||#s:lh-salih amel#||#d:hk-dıhk#||#vza:-vaaz#||#rd:v-rıza#||#bsm-tebessüm#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ
Fe tebesseme dâhıken min kavlihâ ve kâle rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele salihan terdâhu ve edhılnî bi rahmetike fî ibâdikes sâlihîn(sâlihîne).
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Tebessüm
ب س مBSM
Gülümseme. Nazikâne ve dişlerini göstermeyerek gülme.
Çğl.Tebessümat
Aynı kökten:Besim Basim Besm Bessam Mebsem Mebâsim Mütebessim Tebessüm Tebessümat
Dıhk
ض ح كD:HK
Gülme.
Aynı kökten:Dahhak Dahık Dahıke Davâhık Dıhk Idhak İstidhak Madhek Mudhak Mudhike Müdhike Mudhikât Tadhik Udhuke
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Va'z
Vaaz
و ز عVZA:
Dinî mes'eleler üzerinde konuşup nasihat etmek.
Aynı kökten:Iza Va'z Vaaz
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
27. NEML / 20
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Uçuculara tefakkud etti ve ardından dedi ki:
"Neden Hüdhüd'ü göremiyorum... yoksa gayblardan mı oldu?"
Hz. Süleyman Kıssası -3 FK:D T:YR K:VL ReY HéDHéD KVN G:YB .mid2984.ss27.as20.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#kvn-kane#||#t:yr-tayr#||#g:yb-gayb#||#fk:d-tefakkud#||#hédhéd-hüdhüd#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#FK:D#||#T:YR#||#K:VL#||#ReY#||#HéDHéD#||#KVN#||#G:YB#||#kvn-kane#||#t:yr-tayr#||#g:yb-gayb#||#fk:d-tefakkud#||#hédhéd-hüdhüd#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ
Ve tefekkadat tayra fe kâle mâliye lâ eral hudhude em kâne minel gâibîn(gâibîne).
Tefakkud
ف ق دFK:D
Arayıp sorma. Sorup soruşturma.
Çğl.Tefakkudât
Aynı kökten:Fakd Fakıd Fakid Fıkdan İfkad İstifkad Mefkad Mefkud Mefkudiyet Mütefakkid Tefakkud Tefakkudât
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Hüdhüd
ه د ه دHéDHéD
Bir kuş ismi. Çavuş Kuşu veya ibibik denilir.
Çğl.Hedahîd
Aynı kökten:Hüdhüd Hedahîd
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Tayr
Tayir
ط ي رT:YR
Kuş. / Uçmak. / Çabuk yürümek. / Uğursuz saymak.
Çğl.AtyârÇğl.Tuyur
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
Diyanet Meali:
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
27. NEML / 21
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Şedid azabla elbette ona azab edeceğim veya elbette onu zebh edeceğim veya mübin sultan ile bana verecek!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 A:ZéB A:ZéB ŞDD ZéBH eTY SLT: BYN .mid2985.ss27.as21.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#şdd-şedid#||#a:zéb-azab#||#byn-mübin#||#zébh-zebh#||#slt:-sultan#||#ety-xxoxx#x#A:ZéB#||#A:ZéB#||#ŞDD#||#ZéBH#||#eTY#||#SLT:#||#BYN#||#şdd-şedid#||#a:zéb-azab#||#byn-mübin#||#zébh-zebh#||#slt:-sultan#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
Le uazzibennehu azâben şedîden ev le ezbehannehû ev le ye’tiyennî bi sultânin mubîn(mubînin).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
zebh
ذ ب حZéBH
Kesmek. Boğazlamak
Aynı kökten:Mezbaha Mezabih Mezbuh Mizbah Tezbih Zâbih zebh zebih zebiha Zibh
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
“Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”
27. NEML / 22
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 377
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Baid gayrısında meks oldu… ve ardından dedi ki:
"Senin ihata edemediğin şeye ihata oldum. Sebe'den sana yakin haber ile geldim."
Hz. Süleyman Kıssası -3 MKSé G:YR BA:D K:VL HVT: HVT: CYe NBe YK:N .mid2986.ss27.as22.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf377.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#g:yr-gayr#||#ba:d-baid#||#nbe-nebe#||#ba:d-baid#||#yk:n-yakin#||#hvt:-ihata#||#mksé-meks#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#MKSé#||#G:YR#||#BA:D#||#K:VL#||#HVT:#||#HVT:#||#CYe#||#NBe#||#YK:N#||#g:yr-gayr#||#ba:d-baid#||#nbe-nebe#||#ba:d-baid#||#yk:n-yakin#||#hvt:-ihata#||#mksé-meks#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍ بِنَبَإٍ يَقِينٍ
Fe mekese gayre baîdin fe kâle ehattu bi mâ lem tuhıt bihî ve ci’tuke min sebein bi nebein yakîn(yakînin).
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
İhata
ح و طHVT:
Kuşatmak. Sarmak. Etrafından çevirmek, kuşatmak, içine almak. Kuşatılmak, sarılmak. Geniş bilgi ile anlamak, tam kavramak.
Aynı kökten:İhata Muhat Muhit Muhitat
Meks
م ك ثMKSé
Durma, eğlenme, bekleme.
Aynı kökten:Makis Mâkise Meks Müks
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Diyanet Meali:
Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”
27. NEML / 23
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak ben, onlara malik olan bir kadına vecd oldum.
Ona herşeyden verilmişti. Orada azim arş vardı."
Hz. Süleyman Kıssası -3 VCD MRe MLK eTY KLL ŞYe A:RŞ A:Z:M .mid2987.ss27.as23.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#şye-şey#||#kll-külli#||#mre-imree#||#vcd-vecd#||#a:z:m-azim#||#mlk-malik#||#a:rş-arş#||#ety-xxoxx#x#VCD#||#MRe#||#MLK#||#eTY#||#KLL#||#ŞYe#||#A:RŞ#||#A:Z:M#||#şye-şey#||#kll-külli#||#mre-imree#||#vcd-vecd#||#a:z:m-azim#||#mlk-malik#||#a:rş-arş#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنِّي وَجَدتُّ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ
İnnî vecedtumreeten temlikuhum ve ûtiyet min kulli şey’in ve lehâ arşun azîm(azîmun).
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
“Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
27. NEML / 24
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ona ve kavmine, ALLAH'ın gayrısında, güneş için secde ederlerken vecd oldum.
Şeytan, onlara amellerini ziynetlendirmiş... ve ardından onları, sebilden sadd ettirmiş. Artık onlar ihtida olamıyor."
Hz. Süleyman Kıssası -3Şeytan VCD K:VM SCD ŞMS DVN ZYN ŞT:N A:ML S:DD SBL HéDY .mid2988.ss27.as24.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xŞeytanxxŞeytanxx#k:vm-kavim#||#sbl-sebil#||#dvn-dun#||#şms-şems#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#vcd-vecd#||#hédy-ihtida#||#scd-secde#||#s:dd-sadd#x#VCD#||#K:VM#||#SCD#||#ŞMS#||#DVN#||#ZYN#||#ŞT:N#||#A:ML#||#S:DD#||#SBL#||#HéDY#||#k:vm-kavim#||#sbl-sebil#||#dvn-dun#||#şms-şems#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#vcd-vecd#||#hédy-ihtida#||#scd-secde#||#s:dd-sadd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ اللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ
Vecedtuhâ ve kavmehâ yescudûne liş şemsi min dûnillâhi ve zeyyene lehümuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli fe hum lâ yehtedûn(yehtedûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
İhtida
ه د يHéDY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
“Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.”
27. NEML / 25
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
SECDE AYETİ
"Semalarda ve arzda hab olanı ihrac eden ve hafy ettiklerine ve ilan ettiklerine alim olan ALLAH'a secde edilmez mi!"
Secde AyetiHz. Süleyman Kıssası -3 SCD H:RC H:Be SMV eRD: A:LM H:FY A:LN .mid2989.ss27.as25.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xSecde AyetixHz. Süleyman Kıssası -3x#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#a:ln-ilan#||#scd-secde#||#h:rc-ihrac#||#h:fy-hafy#||#h:be-hab#x#SCD#||#H:RC#||#H:Be#||#SMV#||#eRD:#||#A:LM#||#H:FY#||#A:LN#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#a:ln-ilan#||#scd-secde#||#h:rc-ihrac#||#h:fy-hafy#||#h:be-hab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
Ellâ yescudû lillâhillezî yuhriculhab’e fîs semâvâti vel ardı ve ya’lemu mâ tuhfûne ve mâ tu’linûn(tu’linûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İ'lan
ilân
ع ل نA:LN
Belli etmek. Yaymak. Herkese duyurmak. Gazetelerde veya sokaklarda duvarlara kâğıt yapıştırarak ticari bir iş, bir adres veya başka bir şeyi herkese bildirme. Açığa vurma, yayma, meydana çıkarma.
Çğl.İ'lanat
Aynı kökten:Alen Alenen Aleni Aleniyye Aleniyyet Alîn İ'lan ilân İ'lanat İsti'lan İ'tilan Mu'lin Müteallin Taallün Ta'lin
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hab'
خ ب اH:Be
Gizli, saklı, hafi. / Gizlemek, örtmek, setretmek.
Aynı kökten:Hab'
Hafy
خ ف يH:FY
Gizlemek. Setretmek, örtmek.
Aynı kökten:Hafî Hafaya Hafiyyat Hafiye hâfiyye Havâfi Hafiye Hafiyyen Hafiyyeten Hafy Hıfâ Ahfiye Hufye İhfa ihtifa İstihfa' Mahfî Mahfiyyen
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
“Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
27. NEML / 26
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH, kendisinden başka ilah olmayandır. Azim Arş'ın Rabbidir."
Hz. Süleyman Kıssası -3 eLHé RBB A:RŞ A:Z:M .mid2990.ss27.as26.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#elhé-ilah#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#a:rş-arş#x#eLHé#||#RBB#||#A:RŞ#||#A:Z:M#||#elhé-ilah#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#a:rş-arş#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ*
Allâhu lâ ilâhe illâ huve rabbul arşil azîm(azîmi).
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir.
27. NEML / 27
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Nazar edeceğiz… sadakat gösteriyor musun yoksa kaziblerden mi oldun!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL NZ:R S:DK: KVN KZéB .mid2991.ss27.as27.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#kvn-kunte#||#nz:r-nazar#||#kzéb-kazib#||#s:dk:-sadakat#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NZ:R#||#S:DK:#||#KVN#||#KZéB#||#kvn-kunte#||#nz:r-nazar#||#kzéb-kazib#||#s:dk:-sadakat#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ الْكَاذِبِينَ
Kâle se nenzuru e sadakte em kunte minel kâzibîn(kâzibîne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Kâzib
ك ذ بKZéB
Yalancı. Yalan söyleyen.
Dşl.Kâzibe
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
sadaka
ص د قS:DK:
Dostluk. Doğruluk. Bir kimseye kalbden bağlılık. Dostlukta sebat, vefadarlık. Allah için, elde olandan ihtiyacı olana dostluk etmek. Herkese karşı doğru olmak.
Çğl.Sadakat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”
27. NEML / 28
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu kitabımı zehab et... ve ardından onlara ilka et. Sonra onlara tevella et... ve neye rücu edeceklerine nazar et!
Hz. Süleyman Kıssası -3 ZéHéB KTB LK:Y VLY NZ:R RCA: .mid2992.ss27.as28.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxxkitabxxx#ktb-kitab#||#lk:y-ilka#||#vly-tevella#||#rca:-rücu#||#zéhéb-zehab#||#nz:r-nazar#x#ZéHéB#||#KTB#||#LK:Y#||#VLY#||#NZ:R#||#RCA:#||#ktb-kitab#||#lk:y-ilka#||#vly-tevella#||#rca:-rücu#||#zéhéb-zehab#||#nz:r-nazar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اذْهَب بِّكِتَابِي هَذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ
İzheb bi kitâbî hâzâ fe elkıh ileyhim summe tevelle anhum fenzur mâzâ yerciûn(yerciûne).
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zehab
ذ ه بZéHéB
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
Diyanet Meali:
“Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.”
27. NEML / 29
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Ey meleler!
Muhakkak bana kerim kitab ilka edildi."
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL MLe LK:Y KTB KRM .mid2993.ss27.as29.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxxkitabxxx#ktb-kitab#||#lk:y-ilka#||#krm-kerim#||#mle-mele#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MLe#||#LK:Y#||#KTB#||#KRM#||#ktb-kitab#||#lk:y-ilka#||#krm-kerim#||#mle-mele#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَتْ يَا أَيُّهَا المَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ
Kâlet yâ eyyuhel meleu innî ulkıye ileyye kitâbun kerîm(kerîmun).
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Mele'
م ل اMLe
Bir cemâatin ileri gelenleri. Hırs, tamah. Zan. Güzellik. Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir. Dolu mekân. Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.
Çğl.Emlâ
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
Diyanet Meali:
Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.”
27. NEML / 30
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak o, Süleyman'dandır.
Muhakkak o, Rahman, Rahim ALLAH adınadır."
Hz. Süleyman Kıssası -3 SLM SMV RHM RHM .mid2994.ss27.as30.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#smv-isim#||#rhm-rahman#||#rhm-rahim#||#slm-hz. süleyman#x#SLM#||#SMV#||#RHM#||#RHM#||#smv-isim#||#rhm-rahman#||#rhm-rahim#||#slm-hz. süleyman#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّهُ مِن سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
İnnehu min suleymâne ve innehu bismillâhir rahmânir rahîm(rahîmi).
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
isim
س م وSMV
Bir şeyin zihinde doğmasını sağlayan işaret ve alamet. Tek başına anlaşılır bir manaya delalet eden kelime.
Çğl.esmaÇğl.esami
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
“Mektup, Süleyman’dan gelmiştir. O, ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir.”
27. NEML / 31
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"BANA karşı ulvi olmaya kalkışmayın!
Müslüman olarak bana gelin!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 A:LV eTY SLM .mid2995.ss27.as31.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxmüslümanxxxxemirxxyasakxxx#slm-müslim#||#a:lv-ulvi#||#ety-xxoxx#x#A:LV#||#eTY#||#SLM#||#slm-müslim#||#a:lv-ulvi#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُونِي مُسْلِمِينَ
Ellâ ta’lû aleyye ve’tûnî muslimîn(muslimîne).
Ulvi
ع ل وA:LV
Yüksek, yüce. Manevî ve göğe mensub.
Dşl.Ulviye
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
27. NEML / 32
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Ey meleler!
Emrim hakkınd fetva verin.
Ben, siz şahid oluncaya kadar emirleri kata eden olmam."
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL MLe FTY eMR KVN K:T:A: eMR ŞHéD .mid2996.ss27.as32.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#emr-emir#||#şhéd-şahid#||#k:t:a:-kata#||#fty-fetva#||#mle-mele#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#MLe#||#FTY#||#eMR#||#KVN#||#K:T:A:#||#eMR#||#ŞHéD#||#emr-emir#||#şhéd-şahid#||#k:t:a:-kata#||#fty-fetva#||#mle-mele#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَتْ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَفْتُونِي فِي أَمْرِي مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّى تَشْهَدُونِ
Kâlet yâ eyyuhel meleu eftûnî fî emrî, mâ kuntu kâtıaten emren hattâ teşhedûn(teşhedûni).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
fetva
ف ت يFTY
Bir hadise, bir muamele hakkındaki hükm-ü şer'îyi ehli olanın haber vermesi ve o hükme dair verilen malumat, bilgi.
Çğl.feteva
Aynı kökten:feta fitye fityan fetva feteva ifta efta istifta müfti müstefti
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Mele'
م ل اMLe
Bir cemâatin ileri gelenleri. Hırs, tamah. Zan. Güzellik. Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir. Dolu mekân. Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.
Çğl.Emlâ
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
“Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem.”
27. NEML / 33
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dediler ki:
"Biz, ulü-l kuvvetiz... ve şedid olarak ulü-l beisiz.
Emir senindir… Artık ne emreceğine nazar et!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL eVL K:VY eVL BeS ŞDD eMR NZ:R eMR .mid2997.ss27.as33.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#evl-uli#||#şdd-şedid#||#emr-emir#||#k:vy-kuvve#||#nz:r-nazar#||#bes-beis#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eVL#||#K:VY#||#eVL#||#BeS#||#ŞDD#||#eMR#||#NZ:R#||#eMR#||#evl-uli#||#şdd-şedid#||#emr-emir#||#k:vy-kuvve#||#nz:r-nazar#||#bes-beis#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا نَحْنُ أُوْلُوا قُوَّةٍ وَأُولُوا بَأْسٍ شَدِيدٍ وَالْأَمْرُ إِلَيْكِ فَانظُرِي مَاذَا تَأْمُرِينَ
Kâlû nahnu ûlû kuvvetin ve ûlû be’sin şedîdin vel emru ileyki fenzurî mâzâ te’murîn(te’murîne).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Kuvve
Kuvvet
ق و يK:VY
Kuvvet. Güç. Salâhiyyet. İktidar. Fikir. Niyet. Hasse. His. Duygu. Meleke. Kabiliyyet. Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb.
Çğl.Kuvâ
Aynı kökten:Evked kavi kaviy Kaviyyen Kuvvad Kuvve Kuvvet Kuvâ mukavemet Mukavim Mukavimîn Mukavva Mukavvî Takavvi Mukvin
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün.”
27. NEML / 34
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Muhakkak melikler, bir karyeye dahil olduklarında, orayı ifsad ederler. Ehlinin daha izzetli olanlarını daha zelil kılarlar. Fail olmaları böyledir!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL MLK DH:L K:RY FSD CA:L A:ZZ eHéL ZéLL FA:L .mid2998.ss27.as34.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#ehél-ehil#||#dh:l-dahil#||#k:ry-karye#||#a:zz-izzet#||#mlk-melik#||#fsd-ifsad#||#zéll-zelil#||#ca:l-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MLK#||#DH:L#||#K:RY#||#FSD#||#CA:L#||#A:ZZ#||#eHéL#||#ZéLL#||#FA:L#||#ehél-ehil#||#dh:l-dahil#||#k:ry-karye#||#a:zz-izzet#||#mlk-melik#||#fsd-ifsad#||#zéll-zelil#||#ca:l-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَتْ إِنَّ الْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوا أَعِزَّةَ أَهْلِهَا أَذِلَّةً وَكَذَلِكَ يَفْعَلُونَ
Kâlet innel mulûke izâ dehalû karyeten efsedûhâ ve cealû eizzete ehlihâ ezilleh(ezilleten), ve kezâlike yef’alûn(yef’alûne).
izzet
ع ز زA:ZZ
Bir kimse zelil iken kavi ve kudret sahibi olmak. Ziyadelik ve üstünlük. Değer, kıymet. Kuvvet. Muhterem ve mu'teber olmak. Bulunmaz derecede az olan şey.
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
ifsad
ف س دFSD
Bozmak. Azdırmak. Fesada uğratmak. Fitne salmak. Karıştırmak.
Çğl.İfsadat
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
melik
م ل كMLK
Mülk ve melekut sâhibi. Padişah. Mutasarrıf. El Melik : ALLAH'ın bütün varlığı, melekiyetiyle birlikte.
Dşl.melikeÇğl.Mülûk
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
zelil
ذ ل لZéLL
Hor, hakir, alçak. Aşağı tutulan.
Çğl.ZilalÇğl.ZullânÇğl.Ezille
Aynı kökten:Ezell İstizlal İzlal Mezellet Muzill Müstezill Mütezellil Müzellil Müzill Tezellül Tezellülât Tezlil Zelalet zelil Zilal Zullân Ezille Zelul Zülül Zelulî Zill zillet Züll
Diyanet Meali:
(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
27. NEML / 35
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 378
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak ben, onlara hediyeler ile irsal edeceğim... ve ardından mürsellerin ne ile rücu edeceklerine nazar edeceğim."
Hz. Süleyman Kıssası -3 RSL HéDY NZ:R RCA: RSL .mid2999.ss27.as35.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf378.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxrasulxx#rsl-irsal#||#hédy-hediye#||#rca:-rücu#||#nz:r-nazar#||#rsl-mürsel#x#RSL#||#HéDY#||#NZ:R#||#RCA:#||#RSL#||#rsl-irsal#||#hédy-hediye#||#rca:-rücu#||#nz:r-nazar#||#rsl-mürsel#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنِّي مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ
Ve innî mursiletun ileyhim bi hediyyetin fe nâzıratun bime yerciul murselûn(murselûne).
hediye
ه د يHéDY
Karşılık beklemeksizin verilen, armağan. Kurban edilebilecek hayvan, kurbanlık.
Çğl.Hedaya
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
“Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
27. NEML / 36
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Geldiklerinde, Süleyman dedi ki:
"Mal ile siz kendinize meded mi ettiriyorsunuz bana!?
ALLAH'ın bana verdikleri... size verdiklerinden hayrdır!
Bilakis!...
Hediye ettiğinizle (ancak) siz ifrah olursunuz."
Hz. Süleyman Kıssası -3 CYe SLM K:VL MDD MVL eTY H:YR eTY HéDY FRH .mid3000.ss27.as36.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#mvl-mal#||#h:yr-hayr#||#slm-hz. süleyman#||#mdd-meded#||#hédy-hediye#||#frh-ifrah#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#SLM#||#K:VL#||#MDD#||#MVL#||#eTY#||#H:YR#||#eTY#||#HéDY#||#FRH#||#mvl-mal#||#h:yr-hayr#||#slm-hz. süleyman#||#mdd-meded#||#hédy-hediye#||#frh-ifrah#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا جَاء سُلَيْمَانَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَا آتَانِيَ اللَّهُ خَيْرٌ مِّمَّا آتَاكُم بَلْ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ
Fe lemmâ câe suleymâne kâle e tumiddûneni bi mâlin fe mâ âtâniyallâhu hayrun mimmâ âtâkum, bel entum bi hediyyetikum tefrahûn(tefrahûne).
İfrah
ف ر حFRH
Ferahlandırmak. Memnun etmek. Belirsiz bir şeyi belirtme. Şübhe ve tereddütü giderme. (Kuş) yavrulama. (Tohum) yeşerme.
Aynı kökten:Efran Ferah Ferhan Ferâhî Ferih Ferihan Fârihan İfrah Müfterih Müteferrih Teferruh
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
hediye
ه د يHéDY
Karşılık beklemeksizin verilen, armağan. Kurban edilebilecek hayvan, kurbanlık.
Çğl.Hedaya
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Meded
medet
م د دMDD
İnayet, yardım, imdad, eman. Eyvah. Bol bol vermek, sunmak, ikram etmek.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.”
27. NEML / 37
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sen onlara rücu et.
Artık elbette onlara, ona yönelmeyecek ordular ile gelirim. Zelil ederek onları oradan elbette ihrac ederim. Onlar sagir olurlar."
Hz. Süleyman Kıssası -3 RCA: eTY CND K:BL H:RC ZéLL S:G:R .mid3001.ss27.as37.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#k:bl-xoxox#||#cnd-cünd#||#rca:-rücu#||#h:rc-ihrac#||#zéll-zelil#||#s:g:r-sagir#||#ety-xxoxx#x#RCA:#||#eTY#||#CND#||#K:BL#||#H:RC#||#ZéLL#||#S:G:R#||#k:bl-xoxox#||#cnd-cünd#||#rca:-rücu#||#h:rc-ihrac#||#zéll-zelil#||#s:g:r-sagir#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ارْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَا أَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ
İrcı’ ileyhim fe le ne’tiyennehum bi cunûdin lâ kıbele lehum bihâ ve le nuhricennehum minhâ ezilleten ve hum sâgırûn(sâgırûne).
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Sagir
Sagar
ص غ رS:G:R
Küçük, ufak. Büluğa ermemiş çocuk. / Şeref ve itibar bakımından küçük olan. / Zelil edilmiş, alçaltılmış. / Küçük olmak. Zelillik, alçaklık, âdilik. / Küçük günah.
Dşl.SagireÇğl.Sagair
Aynı kökten:Asgar Asagir Isgar İstisgar Musaggar Musaggara Müstasgir Sagir Sagar Sagire Sagair Tasgir Tasgirât
zelil
ذ ل لZéLL
Hor, hakir, alçak. Aşağı tutulan.
Çğl.ZilalÇğl.ZullânÇğl.Ezille
Aynı kökten:Ezell İstizlal İzlal Mezellet Muzill Müstezill Mütezellil Müzellil Müzill Tezellül Tezellülât Tezlil Zelalet zelil Zilal Zullân Ezille Zelul Zülül Zelulî Zill zillet Züll
Diyanet Meali:
“Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız.”
27. NEML / 38
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Ey meleler!
Onlar Müslüman olarak bana gelmeden önce, hanginiz onun arşını bana getirebilir?"
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL MLe eTY A:RŞ K:BL eTY SLM .mid3002.ss27.as38.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxmüslümanxx#k:bl-kabl#||#slm-müslim#||#a:rş-arş#||#mle-mele#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MLe#||#eTY#||#A:RŞ#||#K:BL#||#eTY#||#SLM#||#k:bl-kabl#||#slm-müslim#||#a:rş-arş#||#mle-mele#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ
Kâle yâ eyyuhel meleu eyyekum ye’tînî bi arşihâ kable en ye’tûnî muslimîn(muslimîne).
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Mele'
م ل اMLe
Bir cemâatin ileri gelenleri. Hırs, tamah. Zan. Güzellik. Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir. Dolu mekân. Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.
Çğl.Emlâ
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”
27. NEML / 39
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Cinnlerden bir ifrit dedi ki:
"Sen makamından inmeden önce onu sana getirim. Muhakkak ben buna elbette kaviy şekilde eminim."
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL A:FR CNN eTY K:BL K:VM K:VM K:VY eMN .mid3003.ss27.as39.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xximanxx#k:vm-makam#||#k:vm-kum#||#k:vm-kaviy#||#k:bl-kabl#||#emn-emin#||#k:vy-kaviy#||#cnn-cinn#||#a:fr-ifrit#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:FR#||#CNN#||#eTY#||#K:BL#||#K:VM#||#K:VM#||#K:VY#||#eMN#||#k:vm-makam#||#k:vm-kum#||#k:vm-kaviy#||#k:bl-kabl#||#emn-emin#||#k:vy-kaviy#||#cnn-cinn#||#a:fr-ifrit#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ
Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmik(makâmike) ve innî aleyhi le kaviyyun emîn(emînun).
İfrit
ع ف رA:FR
Cin taifesinden çok muzır, şerir ve korkunç bir cins. Mc: Korkunç, kızgın ve öfkeli insan. İfrite benzer adamlar. Hilekârlar, kurnazlar, cüretliler.
Çğl.AfaritÇğl.Efarit
Aynı kökten:İfrit Afarit Efarit
Cinnî
ج ن نCNN
Gece karanlığı. / Gizleme, saklama, örtme. / Gizli varlık. Duyulardan gizlenmiş, saklanmış olan rûhânî varlıklardır (melekler şeytanlar dahil). / Bir şeyi hisseden. / Bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın insandan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pekçok şer ve isyan yapabildikleri gibi "Peygamberlerin ve semâvî kitabların irşadlarıyla" insana yetişememekle beraber terakki edip yüksek kemâlatlara çıkabilen mahluktur. Cinlerin, kötülüğe sevkedenlerine şeytan-ı cinnî de denilir.
Çğl.CinnÇğl.Cinnet
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kontrol-giriş
Aynı kökten:
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kavi
kaviy
ق و يK:VY
Sağlam, metin, zorlu, kuvvetli, güçlü. Varlıklı, zengin, sâlih, emin, mutemed. El Kavi : Mukavemetli. Güçlü, kuvvetli fiili.
Aynı kökten:Evked kavi kaviy Kaviyyen Kuvvad Kuvve Kuvvet Kuvâ mukavemet Mukavim Mukavimîn Mukavva Mukavvî Takavvi Mukvin
Diyanet Meali:
Cinlerden bir ifrit, ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.
27. NEML / 40
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
İndinde kitabtan ilim olan birisi dedi ki:
"Ben onu, tarfını irtadd etmeden önce sana veririm."

Onu indinde müstakır olarak görünce dedi ki:
"Bu, Rabbimin fazlındandır... şükür mü edeceğim yoksa küfür mü edeceğim belv etmesi içindir.
Şükür eden kimse... artık muhakkak kendi nefsi için şükür etmiştir.
Küfür eden kimse ise... artık Rabbim ganiydir, kerimdir."
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL A:ND A:LM KTB eTY K:BL RDD T:RF ReY K:RR A:ND K:VL FD:L RBB BLV ŞKR KFR ŞKR ŞKR NFS KFR RBB G:NY KRM .mid3004.ss27.as40.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxxkitabxxx#k:bl-kabl#||#şkr-şükür#||#ktb-kitab#||#rdd-redd#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#fd:l-fazl#||#g:ny-ganiy#||#kfr-kafir#||#krm-kerim#||#t:rf-tarf#||#k:rr-müstakırr#||#blv-belv#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#A:ND#||#A:LM#||#KTB#||#eTY#||#K:BL#||#RDD#||#T:RF#||#ReY#||#K:RR#||#A:ND#||#K:VL#||#FD:L#||#RBB#||#BLV#||#ŞKR#||#KFR#||#ŞKR#||#ŞKR#||#NFS#||#KFR#||#RBB#||#G:NY#||#KRM#||#k:bl-kabl#||#şkr-şükür#||#ktb-kitab#||#rdd-redd#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#fd:l-fazl#||#g:ny-ganiy#||#kfr-kafir#||#krm-kerim#||#t:rf-tarf#||#k:rr-müstakırr#||#blv-belv#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ
Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuk(tarfuke), fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur(ekfuru), ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsih(nefsihî) ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm(kerîmun).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Belv
Belva
ب ل وBLV
Dert, çile. Musibet. Zahmet. İmtihan, tecrübe.
Aynı kökten:Belâ Belâyâ Belv Belva Belve Bilv Mübtelâ
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
müstakırr
ق ر رK:RR
İstikrar bulmuş, yerleşmiş, sabit.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
Tarf
ط ر فT:RF
Göz, bakış, nazar. Göz ucu. Göz kapaklarını yummak veya oynatmak. Göze bir şey dokundurmakla yaşartmak. Soyu temiz kimse. Her şeyin nihayeti, sonu.
Çğl.Atraf
Aynı kökten:Taraf Atraf Etraf Tarf Atraf Tarfe Tatarruf
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”
27. NEML / 41
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Ona arşını tenkir edin!
Nazar edelim... ihtida olacak mı... yoksa ihtida olmayanlardan mı olacak!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL NKR A:RŞ NZ:R HéDY KVN HéDY .mid3005.ss27.as41.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#kvn-tekun#||#nz:r-nazar#||#hédy-ihtida#||#nkr-tenkir#||#a:rş-arş#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NKR#||#A:RŞ#||#NZ:R#||#HéDY#||#KVN#||#HéDY#||#kvn-tekun#||#nz:r-nazar#||#hédy-ihtida#||#nkr-tenkir#||#a:rş-arş#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنظُرْ أَتَهْتَدِي أَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ
Kâle nekkirû lehâ arşehâ nenzur e tehtedî em tekûnu minellezîne lâ yehtedûn(yehtedûne).
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
İhtida
ه د يHéDY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Tenkir
ن ك رNKR
Tanınmayacak bir hale koymak.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Diyanet Meali:
Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi.
27. NEML / 42
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Geldiğinde ona denildi ki:
"Arşın böyle miydi?"
Dedi ki:
"O, bunun gibiydi.
Bize önceden ilim verilmişti ve biz Müslüman olmuştuk!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 CYe K:VL A:RŞ K:VL eTY A:LM K:BL KVN SLM .mid3006.ss27.as42.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxmüslümanxx#k:bl-kabl#||#a:lm-ilim#||#slm-müslim#||#a:rş-arş#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CYe#||#K:VL#||#A:RŞ#||#K:VL#||#eTY#||#A:LM#||#K:BL#||#KVN#||#SLM#||#k:bl-kabl#||#a:lm-ilim#||#slm-müslim#||#a:rş-arş#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا جَاءتْ قِيلَ أَهَكَذَا عَرْشُكِ قَالَتْ كَأَنَّهُ هُوَ وَأُوتِينَا الْعِلْمَ مِن قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ
Fe lemmâ câet kîle e hâkezâ arşuk(arşuki), kâlet ke ennehu huve ve ûtînel ilme min kablihâ ve kunnâ muslimîn(muslimîne).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Belkıs gelince, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi.
27. NEML / 43
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'ın gayrısında abd olduğu şeyler onu sadd etmişti. Muhakkak o, kafir kavimden idi.
Hz. Süleyman Kıssası -3 S:DD KVN A:BD DVN KVN K:VM KFR .mid3007.ss27.as43.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3x#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#dvn-dun#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#s:dd-sadd#x#S:DD#||#KVN#||#A:BD#||#DVN#||#KVN#||#K:VM#||#KFR#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#dvn-dun#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#s:dd-sadd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعْبُدُ مِن دُونِ اللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ مِن قَوْمٍ كَافِرِينَ
Ve saddehâ mâ kânet ta’budu min dûnillâh(dûnillâhi), innehâ kânet min kavmin kâfirîn(kâfirîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
Diyanet Meali:
Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi.
27. NEML / 44
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 379
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona denildi ki:
"Sarha dahil ol!"
Onu gördüğünde, onu lücc su hasib oldu. Sevkini keşf etti.
Dedi ki:
"Muhakkak o, karurelerden, mümerred sarhtır."
Dedi ki:
"Rabbim!
Muhakkak ben nefsime zalim olmuşum. Süleyman ile birlikte Rabb-il alemin ALLAH'a silm oldum!"
Hz. Süleyman Kıssası -3 K:VL DH:L S:RH ReY HSB LCC KŞF SVK: K:VL S:RH MRD K:RR K:VL RBB Z:LM NFS SLM SLM RBB A:LM .mid3008.ss27.as44.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf379.sure.27.xxxxxkissa-suleyman-03xHz. Süleyman Kıssası -3xxislamxx#z:lm-zalim#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#dh:l-dahil#||#slm-silm#||#slm-hz. süleyman#||#lcc-lücc#||#mrd-mümerred#||#hsb-hasib#||#kşf-keşf#||#k:rr-karure#||#s:rh-sarh#||#svk:-sevk#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#DH:L#||#S:RH#||#ReY#||#HSB#||#LCC#||#KŞF#||#SVK:#||#K:VL#||#S:RH#||#MRD#||#K:RR#||#K:VL#||#RBB#||#Z:LM#||#NFS#||#SLM#||#SLM#||#RBB#||#A:LM#||#z:lm-zalim#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#dh:l-dahil#||#slm-silm#||#slm-hz. süleyman#||#lcc-lücc#||#mrd-mümerred#||#hsb-hasib#||#kşf-keşf#||#k:rr-karure#||#s:rh-sarh#||#svk:-sevk#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قِيلَ لَهَا ادْخُلِي الصَّرْحَ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا قَالَ إِنَّهُ صَرْحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَ قَالَتْ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَانَ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Kîle lehadhulîs sarh(sarha), fe lemmâ raethu hasibethu lucceten ve keşefet an sâkayhâ, kâle innehu sarhun mumerradun min kavârîr(kavârîra), kâlet rabbi innî zalemtu nefsî ve eslemtu mea suleymâne lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Hasib
ح س بHSB
Hesab eden, hesab edici. El Hasib : Hesab edici fiili. Hesaba çeken.
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Karure
ق ر رK:RR
Göz bebeği. Gözün siyah kısmı. Şişe.
Çğl.Kavârir
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
Lücc
Lücce
ل ج جLCC
Engin sular. Gümüş. Ayna. Kalabalık cemaat.
Çğl.Lücec
Aynı kökten:Lecac Lecâcet Lecc Leccac Licac Lücc Lücce Lücec Lüccî Teleccüc
Mümerred
م ر دMRD
Yüksek, mürtefi. Duvarları yalçın kaya gibi olan düz bina.
Aynı kökten:merid Mümerred Mütemerrid Mütemerridîn
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sarh
ص ر حS:RH
Büyük köşk. / Yüksek yapı, kule.
Çğl.Suruh
Aynı kökten:Sarh Suruh
Hz. Süleyman
س ل مSLM
Herkes tarafından kabul edilen, / emniyet ve itimad edilen, / tasdik edilip inkâr edilmeyen.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Silm
Selm
س ل مSLM
Barış, sulh, barışıklık. Barışmak. // Huzur ve sükuneti bozacak hallerden kaçınarak, barışın tesisinden yana olma. Ortaya, tartışma yaratacak mevzular çıkarmama. İçinden olunan duruma razı olma ve sorun yaratmama. (Bunun ilerisinde "her olanın hakk olduğu" bilinci doğar.) / (selm:) Tek kulplu kova.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
sevk
س و قSVK:
Sevk etmek. Sürmek. Yollamak, göndermek. Neticeye bağlamak.
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Ona “köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Belkıs, “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
27. NEML / 45
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'a abd olsunlar diye, Semud'a, kardeşleri Salih'i irsal etmiştik. Ardından onlar, ıhtisam eden iki ferik olmuşlardı.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 RSL SéMD eH:V S:LH A:BD FRK: H:S:M .mid3009.ss27.as45.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4xxsayıxx#eh:v-ahi#||#a:bd-abd#||#rsl-irsal#||#frk:-ferik#||#h:s:m-ıhtisam#||#s:lh-hz. salih#||#sémd-semud kavmi#x#RSL#||#SéMD#||#eH:V#||#S:LH#||#A:BD#||#FRK:#||#H:S:M#||#eh:v-ahi#||#a:bd-abd#||#rsl-irsal#||#frk:-ferik#||#h:s:m-ıhtisam#||#s:lh-hz. salih#||#sémd-semud kavmi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا إِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ
Ve lekad erselnâ ilâ semûde ehâhum sâlihan eni’budûllâhe fe izâhum ferîkâni yahtesımûn(yahtesımûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
Ihtisam
خ ص مH:S:M
Hasım olmak. Husumet etmek.
Aynı kökten:Hasîm hasm hasım Husema' Husum Hisam Hısam Husumet Ihtisam Muhasama Muhasamet Muhâsamât Muhasım Muhasımeyn Muhtasım Mütehasım Mütehasımîn Tahasüm
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Hz. Salih
ص ل حS:LH
Disiplin vermek, düzenlemek, en iyi haline getirmek; / Sahipliğini kullanmak, makamında bulunmak, yetkiyi eline almak, görevini yapmak; / Barış halinde olmak, güvenilir durumda olmak.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Diyanet Meali:
Andolsun biz, “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
27. NEML / 46
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki: "Ey kavmim!
Neden haseneden önce seyyieye acele ediyorsunuz? ALLAH'a istiğfar etseniz olmaz mı!
Umulur ki rahmet edilirsiniz."
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 K:VL K:VM A:CL SVe K:BL HSN G:FR RHM .mid3010.ss27.as46.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4x#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#sve-seyyie#||#a:cl-acele#||#rhm-rahmet#||#g:fr-istiğfar#||#hsn-hasene#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:VM#||#A:CL#||#SVe#||#K:BL#||#HSN#||#G:FR#||#RHM#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#sve-seyyie#||#a:cl-acele#||#rhm-rahmet#||#g:fr-istiğfar#||#hsn-hasene#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ يَا قَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Kâle yâ kavmi lime testa’cilûne bîs seyyieti kablel haseneh(haseneti), lev lâ testagfirûnallâhe leallekum turhamûn(turhamûne).
Acele
ع ج لA:CL
Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik.
Aynı kökten:A'cel Acele Âcil Acul İ'cal İcalet icle İclet Ucul İsti'cal Muaccel Müsta'cel Müsta'celen Müsta'cil Müteaccil Taaccül Taaccülat Ta'cil Ta'cilât
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hasen
hasene
ح س نHSN
İyi. Güzel. Hüsünlü. Güzellik. Güzel olmak. Güzel amel.
Çğl.Hasenat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
Salih, onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”
27. NEML / 47
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Seni ve seninle beraber olanları uğursuzluk sayıyoruz" dediler.
Dedi ki: "Sizin uçucularınız ALLAH indindedir. Bilakis siz, fitne olunan kavimsiniz."
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 K:VL T:YR K:VL T:YR A:ND K:VM FTN .mid3011.ss27.as47.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4x#k:vm-kavim#||#a:nd-ind#||#t:yr-tatayyur#||#ftn-fitne#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#T:YR#||#K:VL#||#T:YR#||#A:ND#||#K:VM#||#FTN#||#k:vm-kavim#||#a:nd-ind#||#t:yr-tatayyur#||#ftn-fitne#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا اطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ قَالَ طَائِرُكُمْ عِندَ اللَّهِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ
Kâlût tayyernâ bike ve bi men meak(meake), kâle tâirukum indallâhi bel entum kavmun tuftenûn(tuftenûne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Tatayyur
ط ي رT:YR
Teşe'üm addetmek. Uğursuzluk saymak. Uçmak.
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
Diyanet Meali:
Onlar, “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. Salih, “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi.
27. NEML / 48
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Medinede dokuz reht kalabalık vardı. Arzda fesad çıkarıyorlardı ve ıslah olmuyorlardı.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 KVN MDN TSA: RHéT: FSD eRD: S:LH .mid3012.ss27.as48.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4xxsayıxx#kvn-kane#||#erd:-arz#||#tsa:-tisa#||#fsd-fesad#||#s:lh-ıslah#||#mdn-medine#||#rhét:-reht#x#KVN#||#MDN#||#TSA:#||#RHéT:#||#FSD#||#eRD:#||#S:LH#||#kvn-kane#||#erd:-arz#||#tsa:-tisa#||#fsd-fesad#||#s:lh-ıslah#||#mdn-medine#||#rhét:-reht#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَانَ فِي الْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
Ve kâne fîl medîneti tis’atu rahtın yufsidûne fîl ardı ve lâ yuslihûn(yuslihûne).
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fesad
ف س دFSD
Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek.
Çğl.Fesadat
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
kontrol-giriş
Aynı kökten:
medine
م د نMDN
Şehir. Hususi olarak Arab yarımadasında bir şehir. (İslâmiyyet öncesi ismi "Yesrib")
Çğl.MüdnÇğl.MüdünÇğl.Medain
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
Reht
ر ه طRHéT:
Cemaat, parti, kalabalık. Kavim, kabile. Ondan az olan adamlar. Üç ile on arası nefer. Göbekle diz arası miktarı deri.
Çğl.ErhütÇğl.ErhâtÇğl.Erâhit
Aynı kökten:Reht Erhüt Erhât Erâhit
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Tis'a
ت س عTSA:
Dokuz. 9.
Aynı kökten:Tis'a Tis'in
Diyanet Meali:
Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
27. NEML / 49
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'a kasem ederek;
""Ona ve ehline beyat edelim.
Sonra onun veliysine, "Muhakkak biz, onun ve ehlinin helak edilmesine elbette şahid olmadık. Biz sadıklardanız." deriz."" dediler.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 K:VL K:SM BYT eHéL K:VL VLY ŞHéD HéLK eHéL S:DK: .mid3013.ss27.as49.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4x#ehél-ehil#||#byt-beyat#||#şhéd-şahid#||#k:sm-kasem#||#vly-veliy#||#hélk-helak#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:SM#||#BYT#||#eHéL#||#K:VL#||#VLY#||#ŞHéD#||#HéLK#||#eHéL#||#S:DK:#||#ehél-ehil#||#byt-beyat#||#şhéd-şahid#||#k:sm-kasem#||#vly-veliy#||#hélk-helak#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَأَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Kâlû tekâsemû billâhi le nubeyyitennehu ve ehlehu summe le nekûlenne li veliyyihî mâ şehidnâ mehlike ehlihî ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).
Beyat
ب ي تBYT
Geceleyin çalışma, geceyi işle geçirme.
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz.”
27. NEML / 50
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar mekr ederek mekr etti.
BİZ de mekr ederek mekr ettik… ama onlar onların şuurunda değildi.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 MKR MKR MKR MKR ŞA:R .mid3014.ss27.as50.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4x#şa:r-şuur#||#mkr-mekr#x#MKR#||#MKR#||#MKR#||#MKR#||#ŞA:R#||#şa:r-şuur#||#mkr-mekr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَكَرُوا مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Ve mekerû mekran ve mekernâ mekran ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Mekr
Mekir
م ك رMKR
Hile. Aldatma. Oyun. Düzen. (Birisinin kötü veya iyi hâllerini öğrenmek veya kötülüğe sevketmek ya da gayesinden alıkoymak için yapılır.)
Çğl.Mükur
Aynı kökten:İmtikâr Makir Mekkâr Mekkârî Mekr Mekir Mükur Mümakere
şuur
ش ع رŞA:R
Bir şeyi tanıma. İncelikleri idrak etme. Belirti, işaret (üstünlük içerir). Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Kendi varlığından haberi olma. Bir şeyi hoşça tanıma. İnceliklerini iyice idrak etme.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
27. NEML / 51
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Nazar et!... mekrlerinin akibeti nasıl oldu!
BİZ, onları ve kavimlerini… hepsini demar ettik.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 NZ:R KYF KVN A:K:B MKR DMR K:VM CMA: .mid3015.ss27.as51.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4x#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#cma:-ecmain#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#mkr-mekr#||#dmr-demar#x#NZ:R#||#KYF#||#KVN#||#A:K:B#||#MKR#||#DMR#||#K:VM#||#CMA:#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#cma:-ecmain#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#mkr-mekr#||#dmr-demar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ
Fenzur keyfe kâne âkıbetu mekrihim ennâ demmernâhum ve kavmehum ecmeîn(ecmeîne).
Âkibe
Âkibet
ع ق بA:K:B
Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
kontrol-giriş
Aynı kökten:
demar
د م رDMR
Tamamen yok olmak. Yok etmek. Helak, mahv, telef, ölüm, mevt.
Aynı kökten:demar Dumr Dumur müdemmir tedmir
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Mekr
Mekir
م ك رMKR
Hile. Aldatma. Oyun. Düzen. (Birisinin kötü veya iyi hâllerini öğrenmek veya kötülüğe sevketmek ya da gayesinden alıkoymak için yapılır.)
Çğl.Mükur
Aynı kökten:İmtikâr Makir Mekkâr Mekkârî Mekr Mekir Mükur Mümakere
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Diyanet Meali:
Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik.
27. NEML / 52
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık işte şunlar, zalim oldukları şey ile onların haviye olmuş evleridir.
Muhakkak bunda, alim kavim için elbette ayet vardır.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 BYT H:VY Z:LM eYY K:VM A:LM .mid3016.ss27.as52.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4x#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#a:lm-alim#||#byt-beyt#||#h:vy-haviye#x#BYT#||#H:VY#||#Z:LM#||#eYY#||#K:VM#||#A:LM#||#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#a:lm-alim#||#byt-beyt#||#h:vy-haviye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُوا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Fe tilke buyûtuhum hâviyeten bimâ zalemû, inne fî zâlike le âyeten li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Haviye
خ و يH:VY
Şenliksiz olan yer. / Harabe. / Göçük, çökük. / Issız, boş yer. / Sâkıt. / boş, içinde bulunanlardan yoksun olmak / yere düşmek, yıkılmak / yiyeceksiz aç kalmak / çağırmak / ağlamak / zorla almak taşımak / gözlerini indirmek, yere doğru bakmak / sessiz kalmak istemek / çukur veya oyuk kazmak / aklı kaybetmek / başkasının malını elinden almak
Aynı kökten:Haviye Haviyye Havâyâ Tahavvu' Tehevvu' Tahviye
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
27. NEML / 53
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
İman edenleri ve ittika olanları ise necat ettik.
Semud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4 NCV eMN KVN VK:Y .mid3017.ss27.as53.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-salih-semud-04xSemud Kavmi ve Hz. Salih Kıssası -4xximanxx#emn-iman#||#ncv-necat#||#vk:y-ittika#||#kvn-xxoxx#x#NCV#||#eMN#||#KVN#||#VK:Y#||#emn-iman#||#ncv-necat#||#vk:y-ittika#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنجَيْنَا الَّذِينَ آمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ
Ve enceynellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.
27. NEML / 54
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
Lut… Kavmine demişti ki:
"Fahiş olanı mı işliyorsunuz!? Siz basir olanlarsınız!"
Lut Kavmi ve Hz. Lut Kıssası LVT: K:VL K:VM eTY FHŞ BS:R .mid3018.ss27.as54.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-lut-5xLut Kavmi ve Hz. Lut Kıssasıx#k:vm-kavim#||#bs:r-basir#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#LVT:#||#K:VL#||#K:VM#||#eTY#||#FHŞ#||#BS:R#||#k:vm-kavim#||#bs:r-basir#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ
Ve lûtan iz kâle li kavmihî ete’tûnel fâhışete ve entum tubsırûn(tubsırûne).
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Diyanet Meali:
Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
27. NEML / 55
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 380
Cüz: 19
Nüzul Yeri: MEKKE
"Siz kadınların gayrısından, şehvetle erkek kimselere mi yanaşıyorsunuz!
Bilakis!
Siz cahil kavimsiniz."
Lut Kavmi ve Hz. Lut Kıssası eTY RCL ŞHéV DVN NSV K:VM CHéL .mid3019.ss27.as55.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxxxkissa-lut-5xLut Kavmi ve Hz. Lut Kıssasıx#k:vm-kavim#||#nsv-nisa#||#dvn-dun#||#rcl-recül#||#şhév-şehvet#||#chél-cahil#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#RCL#||#ŞHéV#||#DVN#||#NSV#||#K:VM#||#CHéL#||#k:vm-kavim#||#nsv-nisa#||#dvn-dun#||#rcl-recül#||#şhév-şehvet#||#chél-cahil#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ النِّسَاء بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
E innekum le te’tûner ricâle şehveten min dûnin nisâi, bel entum kavmun techelûn(techelûne).
cahil
ج ه لCHéL
Tecrübesiz. Bilgisiz. Genç. Toy.
Çğl.CeheleÇğl.CühhalÇğl.Cühela
Aynı kökten:cahil Cehele Cühhal Cühela cehalet Cehl Cehûl Echel Ecahil Echeliyyet İstichal Mücehhel Müstechil Mütecahil Tecahül Techil
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
şehvet
ش ه وŞHéV
İnsana göre, İnsan ile Allah'ın birleştiği nokta. Nefsin meyli ve arzusu. Bir şeyi fazla istemek. Cinsî istek.
Çğl.Şehevat
Aynı kökten:iştah Müşteha Müşteheyat şehiy Şehiye şehvet Şehevat
Diyanet Meali:
“Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.”
27. NEML / 56
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Kavminin cevabı, sadece, "Lut'un alini karyenizden ihrac edin" demek oldu. Muhakkak onlar tetahhur ünasmış!
Lut Kavmi ve Hz. Lut Kıssası KVN CVB K:VM K:VL H:RC eVL LVT: K:RY eNS T:HéR .mid3020.ss27.as56.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxxxkissa-lut-5xLut Kavmi ve Hz. Lut Kıssasıxxtaharetxx#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#evl-ali#||#k:ry-karye#||#ens-ünas#||#h:rc-ihrac#||#t:hér-tetahhur#||#cvb-cevab#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#KVN#||#CVB#||#K:VM#||#K:VL#||#H:RC#||#eVL#||#LVT:#||#K:RY#||#eNS#||#T:HéR#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#evl-ali#||#k:ry-karye#||#ens-ünas#||#h:rc-ihrac#||#t:hér-tetahhur#||#cvb-cevab#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا أَخْرِجُوا آلَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlû ahricû âle lûtın min karyetikum innehum unâsun yetetahherûn(yetetahherûne).
cevab
ج و بCVB
Sorulan şeye söz veya yazıyla verilen karşılık. Kabul etmemek. Reddetmek. // Havuz.
Çğl.cevabatÇğl.ecvibe
Aynı kökten:cevab cevabat ecvibe icabet İcabe İsticabe İsticâbet isticvab Mucib Mücavebe Mücavebet müstecvib Cevb Micveb
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Tetahhur
ط ه رT:HéR
Temizlenme. Günah işlemekten uzaklaşma.
Çğl.Tetahhurât
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
Diyanet Meali:
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)”
27. NEML / 57
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından BİZ, onu ve ehlini necat ettik.
Onun kaderlenen karısı müstesna... o, gabir olanlardandır.
Lut Kavmi ve Hz. Lut Kıssası NCV eHéL MRe K:DR G:BR .mid3021.ss27.as57.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxxxkissa-lut-5xLut Kavmi ve Hz. Lut Kıssasıx#ehél-ehil#||#mre-imree#||#ncv-necat#||#k:dr-kader#||#g:br-gabir#x#NCV#||#eHéL#||#MRe#||#K:DR#||#G:BR#||#ehél-ehil#||#mre-imree#||#ncv-necat#||#k:dr-kader#||#g:br-gabir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَنجَيْنَاهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرِينَ
Fe enceynâhu ve ehlehû illemreetehu kaddernâhâ minel gâbirîn(gâbirîne).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Gabir
غ ب رG:BR
İstikbal. / Kalan. Geleceğe kalan. / Geride kalan. Bırakılan. / Geride kalıp eskiyen, çürüyen, tozlanan. / Gr: Gelecek zaman.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Diyanet Meali:
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik.
27. NEML / 58
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların üzerine matar imtar ettik. Artık inzar edilenlerin matarı ne sui oldu!
Lut Kavmi ve Hz. Lut Kıssası MT:R MT:R SVe MT:R NZéR .mid3022.ss27.as58.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxxxkissa-lut-5xLut Kavmi ve Hz. Lut Kıssasıx#sve-sui#||#nzér-inzar#||#mt:r-matar#||#mt:r-imtar#x#MT:R#||#MT:R#||#SVe#||#MT:R#||#NZéR#||#sve-sui#||#nzér-inzar#||#mt:r-matar#||#mt:r-imtar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَاء مَطَرُ الْمُنذَرِينَ
Ve emtarnâ aleyhim matarâ(metaran), fe sâe matarul munzerîn(munzerîne).
İmtar
م ط رMT:R
Yağdırma veya yağdırılma.
Aynı kökten:İmtar İstimtar Matar Emtar Matara Matare Matır Mimtar Mümtır Temattur
Matar
م ط رMT:R
Yağmur. Duş.
Çğl.Emtar
Aynı kökten:İmtar İstimtar Matar Emtar Matara Matare Matır Mimtar Mümtır Temattur
inzar
ن ذ رNZéR
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
27. NEML / 59
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Hamd etmek ALLAH'ındır.
Selam, O'na ibadet eden ıstıfa olmuşlaradır."
ALLAH mı hayrdır!… yoksa onların şirk koştukları mı!
K:VL HMD SLM A:BD S:FV H:YR ŞRK .mid3023.ss27.as59.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxx#h:yr-hayr#||#slm-selam#||#a:bd-abd#||#s:fv-ıstıfa#||#şrk-şirk#||#hmd-hamd#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#HMD#||#SLM#||#A:BD#||#S:FV#||#H:YR#||#ŞRK#||#h:yr-hayr#||#slm-selam#||#a:bd-abd#||#s:fv-ıstıfa#||#şrk-şirk#||#hmd-hamd#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَسَلَامٌ عَلَى عِبَادِهِ الَّذِينَ اصْطَفَى آللَّهُ خَيْرٌ أَمَّا يُشْرِكُونَ
Kulil hamdu lillâhi ve selâmun alâ ibâdihillezînastafâ, âllâhu hayrun emmâ yuşrikûn(yuşrikûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
ıstıfa
ص ف وS:FV
Bir şeyin iyisini seçip ayıklamak. Bir şeyi ıslah edip safileştirmek. Seçmek. Ayıklamak.
Aynı kökten:esfa ıstıfa Musafat Musaffa mustafa saf safa safi safiyy Safiye Safiyet Safvâ Safvan safve safvet
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selâm onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?
27. NEML / 60
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Yahut semaları ve arzı halk eden mi?
Sizin için semadan su inzal etti.
Ardından onunla, bir şeceresini bile sizin nebat etmenizin mümkün olmadığı, hadika sahibi behcetler nebat ettik.
ALLAH'la beraber ilah mı var!?
Bilakis!
Onlar adil olan kavimdir.
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: NZL SMV MVHé NBT HDK: BHéC KVN NBT ŞCR eLHé K:VM A:DL .mid3024.ss27.as60.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxDoğa/Yaşamx#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#elhé-ilah#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#a:dl-adil#||#şcr-şecere#||#nzl-inzal#||#nbt-nebat#||#mvhé-main#||#hdk:-hadika#||#bhéc-behcet#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#NZL#||#SMV#||#MVHé#||#NBT#||#HDK:#||#BHéC#||#KVN#||#NBT#||#ŞCR#||#eLHé#||#K:VM#||#A:DL#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#elhé-ilah#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#a:dl-adil#||#şcr-şecere#||#nzl-inzal#||#nbt-nebat#||#mvhé-main#||#hdk:-hadika#||#bhéc-behcet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ السَّمَاء مَاء فَأَنبَتْنَا بِهِ حَدَائِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ مَّا كَانَ لَكُمْ أَن تُنبِتُوا شَجَرَهَا أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَ
Emmen halakas semâvâti vel arda ve enzele lekum mines semâi mâ’(mâen), fe enbetnâ bihî hadâika zâte behceh(behcetin), mâ kâne lekum en tunbitû şecerehâ, e ilâhun meallâh(meallâhi), bel hum kavmun ya’dilûn(ya’dilûne).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
Behcet
ب ه جBHéC
Sevinç. Güleryüzlülük. Güzellik, şirinlik.
Aynı kökten:Behacet Behc Behcet Behic Behice İstibhac Mübehhic Mübtehic Mütebehhic
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hadîka
ح د قHDK:
Bahçe. Etrafı duvarla çevrilmiş bahçe. Sulu, ağaçlı bahçe. / Gözün siyahlığı, gözbebeği. / Bir şeye bakmak, zorlukla ya da dikkatle bakmak. / Bir kişiye ya da şeye göz atmak. / Bir kişiyi ya da şeyi kuşatmak.
Çğl.Hadaik
Aynı kökten:Hadeka Ahdak Hidak Hadîka Hadaik Tahdik
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Şecer
Şecere
ش ج رŞCR
Ağaç. Kütük. Saplı nebat. Soy. Sülale. Bir soyun bütün fertlerini gösterir cetvel. Dallı budaklı şey. Çetrefilli işler.
Çğl.ŞecerâtÇğl.Eşcar
Aynı kökten:İşcar Meşcer Meşcere Müşeccer Şecer Şecere Şecerât Eşcar Şecir Şecr Şücur Teşacür teşcir teşeccür
Diyanet Meali:
Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Hayır, onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir.
27. NEML / 61
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Yada, arzı karar kılan ve onun hilaline nehirler kılan ve ona rasiyeler kılan ve iki bahrın arasına hacz kılan mı!?
ALLAH ile beraber ilah mı var!?
Bilakis!
Pek çoğu alim değiller.
CA:L eRD: K:RR CA:L H:LL NHéR CA:L RSV CA:L BYN BHR HCZ eLHé KSéR A:LM .mid3025.ss27.as61.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxxxsayıxx#elhé-ilah#||#nhér-nehir#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#ksér-ekser#||#byn-beyn#||#bhr-bahr#||#hcz-hacz#||#rsv-rasiye#||#h:ll-hilal#||#k:rr-karar#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#eRD:#||#K:RR#||#CA:L#||#H:LL#||#NHéR#||#CA:L#||#RSV#||#CA:L#||#BYN#||#BHR#||#HCZ#||#eLHé#||#KSéR#||#A:LM#||#elhé-ilah#||#nhér-nehir#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#ksér-ekser#||#byn-beyn#||#bhr-bahr#||#hcz-hacz#||#rsv-rasiye#||#h:ll-hilal#||#k:rr-karar#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمَّن جَعَلَ الْأَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَالَهَا أَنْهَارًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَاسِيَ وَجَعَلَ بَيْنَ الْبَحْرَيْنِ حَاجِزًا أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Emmen cealel arda karâren ve ceale hılâlehâ enhâren ve ceale lehâ revâsiye ve ceale beynel bahreyni hâcizâ(hâcizen), e ilâhun meallâh(meallâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hilal
خ ل لH:LL
Sâfi ve halis. Sıdk ile dostluk etmek. Ara. Aralık. Zaman ve vakit. İki şey arasına sokulmuş olan. Buluttan yağmurun çıktığı yer. Kulak ve diş karıştırmak gibi şeylerde kullanılan ucu sivri nesne. Gr: Bir kelimenin aslını ve ondan türeyenleri gösteren tertip.
Aynı kökten:Halil Hullan Hilal Hilalet Hillet Hillel Hilâl
Hacz
ح ج زHCZ
Men'etmek. Mâni olmak. / İki şeyin arasını ayırmak. / Alacaklı, borçludan alacağını alabilmesi için borçlunun malına el konulmak. / Tutmak için bir deveyi yere yatırma, durdurma, dizginleme, önleme. / Bir kişiyi veya bir şeyi önlemek, engellemek, kısıtlamak / gizlemek / müdahale etmek / ayırma, bölme, çit, bariyer oluşturmak / iki kişi arasında bir engel oluşturmak / birinin beline bir şey sarma veya bağlama / bir şeyle kendini savunma.
Aynı kökten:Haciz Hacz Mahcuz
karar
ق ر رK:RR
Değişmez hale gelmek. Sabit ve sakin olmak. Ne az ne çok olan tam ölçü. Ölçülülük. Gitmeyip kalmak. Oturaklı yer. Sakin olacak yer. Anlaşılan ve sabit hale gelen son karar sözü. Mahkemece verilen son söz ve neticeye bağlama. Dolanmak. Ayakları kısa ve çirkin yüzlü bir cins koyun.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Nehr
nehir
ن ه رNHéR
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Râsiye
ر س وRSV
Büyük dağ.
Çğl.Revasi
Aynı kökten:İrsa' Mersa Merâsi Mürsa Mürsat Mürsiye Râsiye Revasi Revs Tersane
Diyanet Meali:
Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor!
27. NEML / 62
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Yada, davet ettiğinde muztar olana icab eden ve sui olanı keşf eden ve sizi arzın halifeleri kılan mı!?
ALLAH ile birlikte ilah mı var!?
Tezekkür ettiğiniz şeyler ne kadar da az!
VCB D:RR DA:V KŞF SVe CA:L H:LF eRD: eLHé K:LL ZéKR .mid3026.ss27.as62.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxx#da:v-duae#||#elhé-ilah#||#sve-sui#||#h:lf-halife#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#d:rr-muztar#||#zékr-tezekkür#||#kşf-keşf#||#vcb-icab#||#ca:l-xxoxx#x#VCB#||#D:RR#||#DA:V#||#KŞF#||#SVe#||#CA:L#||#H:LF#||#eRD:#||#eLHé#||#K:LL#||#ZéKR#||#da:v-duae#||#elhé-ilah#||#sve-sui#||#h:lf-halife#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#d:rr-muztar#||#zékr-tezekkür#||#kşf-keşf#||#vcb-icab#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
Emmen yucîbul mudtarra izâ deâhu ve yekşifus sûe ve yec’alukum hulefâel ard(ardı), e ilâhun meallâh(meallâhi), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Muztar
Müztar
ض ر رD:RR
Çaresiz kalmış, zorlanmış. Cebr olunmuş. Mecbur kalış. Çaresiz kalıp başı sıkılan.
Çğl.Muztarrîn
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halife
خ ل فH:LF
Öncekinin yerine geçen.
Çğl.HalaifÇğl.Hulefâ
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
icab
و ج بVCB
Lâzım. Gerekli. / Sebeb olmak. / Davete katılmak.
Çğl.İcabat
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!
27. NEML / 63
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 381
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Yada, berrin ve bahrın zulmetlerinde size ihda eden ve rahmet elinin arasında, büşra olarak rihleri irsal eden mi?
ALLAH ile birlikte ilah mı var!?
ALLAH, onların şirk koştuklarından tealidir.
HéDY Z:LM BRR BHR RSL RVH BŞR BYN YDY RHM eLHé A:LV ŞRK .mid3027.ss27.as63.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxx#elhé-ilah#||#z:lm-zulmet#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#hédy-ihda#||#bşr-büşra#||#rsl-irsal#||#şrk-şirk#||#brr-berr#||#bhr-bahr#||#a:lv-teali#||#rvh-rih#x#HéDY#||#Z:LM#||#BRR#||#BHR#||#RSL#||#RVH#||#BŞR#||#BYN#||#YDY#||#RHM#||#eLHé#||#A:LV#||#ŞRK#||#elhé-ilah#||#z:lm-zulmet#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#hédy-ihda#||#bşr-büşra#||#rsl-irsal#||#şrk-şirk#||#brr-berr#||#bhr-bahr#||#a:lv-teali#||#rvh-rih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمَّن يَهْدِيكُمْ فِي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَن يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ تَعَالَى اللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Emmen yehdîkum fî zulumâtil berri vel bahri ve men yursilur riyâha buşren beyne yedey rahmetih(rahmetihî), e ilâhun meallâh(meallâhi), teâlallâhu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Teali
ع ل وA:LV
Yükselme. Yüceltme. Çok yüce olma.
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
Berr
barr
ب ر رBRR
İyilik ve ihsan edici, muhsin. Sözünde duran. Takvâ ehli olan, her çeşit günahlardan sakınan. Çok hayır sahibi. Özü sözü doğru olan, hamiyetli. Dindar ve temiz kimse. Susuz, kuru yerler. Toprak. Yeryüzü, yer. El Berr : Mütemadiyyen beraberlik fiili.
Çğl.EbrârÇğl.Berere
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Büşra
ب ش رBŞR
Müjde. Sevinçli, hayırlı haber. İncil'in bir ismi.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgârları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.
27. NEML / 64
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Yada, halk etmeyi ibda eden sonra onu ida eden mi!?
Semadan ve arzdan sizi rızıklandıran mı!?
ALLAH ile birlikte ilah mı var!?
De ki:
"Eğer sadıksanız, burhanınızı getirin."
Doğa/Yaşam BDe H:LK: A:VD RZK: SMV eRD: eLHé K:VL HéeT BRHéN KVN S:DK: .mid3028.ss27.as64.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxDoğa/Yaşamx#elhé-ilah#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#a:vd-ida#||#h:lk:-halka#||#rzk:-rızk#||#s:dk:-sadık#||#bde-ibda#||#héet-hetü#||#brhén-burhan#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#BDe#||#H:LK:#||#A:VD#||#RZK:#||#SMV#||#eRD:#||#eLHé#||#K:VL#||#HéeT#||#BRHéN#||#KVN#||#S:DK:#||#elhé-ilah#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#a:vd-ida#||#h:lk:-halka#||#rzk:-rızk#||#s:dk:-sadık#||#bde-ibda#||#héet-hetü#||#brhén-burhan#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمَّن يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ وَمَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاء وَالْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Emmen yebdeul halka summe yuîduhu ve men yerzukukum mines semâi vel ard(ardı), e ilâhun meallâh(meallâhi), kul hâtû burhânekum in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
İbda'
ب د اBDe
Benzersiz olanı yaratmak. Nümunesiz şey yapmak. Misli gelmemiş bir eser meydana koymak, icâd. Allah'ın aletsiz, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması, icadı. Edb: Geçmişte benzeri olmayan şiiri söylemek.
Aynı kökten:Bed' Ebdâ Büdü' bidayet İbda' Mübdi'
Bürhan
Burhan
ب ر ه نBRHéN
Delil. İsbat. İsbat vasıtası. Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.
Çğl.Berahin
Aynı kökten:Bürhan Burhan Berahin Müberhen
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
hetü
ه ا تHéeT
?Getirmek.
Aynı kökten:hetü
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? De ki, “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.”
27. NEML / 65
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"ALLAH'tan başka, semalarda ve arzda olan kimseler gayba alim olamazlar. Ne zaman baas olacakları da... onların şuurunda değil!"
K:VL A:LM SMV eRD: G:YB ŞA:R BA:Sé .mid3029.ss27.as65.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#şa:r-şuur#||#g:yb-gayb#||#ba:sé-baas#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:LM#||#SMV#||#eRD:#||#G:YB#||#ŞA:R#||#BA:Sé#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#şa:r-şuur#||#g:yb-gayb#||#ba:sé-baas#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
Kul lâ ya’lemu men fîs semâvâti vel ardıl gaybe illallâh(illallâhu) ve mâ yeş’urûne eyyâne yub’asûn(yub’asûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
şuur
ش ع رŞA:R
Bir şeyi tanıma. İncelikleri idrak etme. Belirti, işaret (üstünlük içerir). Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Kendi varlığından haberi olma. Bir şeyi hoşça tanıma. İnceliklerini iyice idrak etme.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
27. NEML / 66
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
Ahiret hakkında ilmi idrak ettiler.
Bilakis!
Onlar, ondan şekk içindedir.
Bilakis!
Onlar, bundan kördürler.
Ahiret DRK A:LM eH:R ŞKK A:MY .mid3030.ss27.as66.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxAhiretx#eh:r-ahiret#||#a:my-ama#||#a:lm-ilim#||#drk-idrak#||#şkk-şekk#x#DRK#||#A:LM#||#eH:R#||#ŞKK#||#A:MY#||#eh:r-ahiret#||#a:my-ama#||#a:lm-ilim#||#drk-idrak#||#şkk-şekk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلِ ادَّارَكَ عِلْمُهُمْ فِي الْآخِرَةِ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِّنْهَا بَلْ هُم مِّنْهَا عَمِونَ
Beliddâreke ilmuhum fîl âhıreh(âhıreti), bel hum fî şekkin minhâ, bel hum minhâ amûn(amûne).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
A'ma
ع م يA:MY
Kör. Gözü görmeyen. Manevi körlük, cahillik, bilgisizlik. Yağmur bulutları.
Dşl.AmyâÇğl.Umyan
Aynı kökten:A'ma Amyâ Umyan Imya ımiyyâ İ'ma Müteamî Müteammi Ta'miye
İdrak
د ر كDRK
Anlayış. Kavrayış. Akıl erdirmek. Fehim. Yetiştirmek.
Çğl.İdrakat
Aynı kökten:Derk Dereke Derketmek Derrak İddirak İdrak İdrakat İstidrak Lâmüdrik Medruk Müdrik Müdrikat Müdrike Müstedrek Müstedrik Mütedarik Tedarik
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Şekk
ش ك كŞKK
Şüphe, zan. / Bir önermede, doğru yada yanlış olma ihtimallerinin eşitliği. / Bir şeyin varlığı ile yokluğu arasında tereddüt etmek. / Lüzum. / Yarmak. / Yapışmak.
Çğl.Şükuk
Aynı kökten:Eşekk Lâşek Meşkuk Müşekkek Müteşekkik Şakk Şekk Şükuk Teşekkük
Diyanet Meali:
Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.
27. NEML / 67
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Kafirler dediler ki:
"Biz ve ata-babalarımız turab olmuş iken mi... muhakkak biz, elbette ihrac edilen mi olacağız!?"
Ahiret K:VL KFR KVN TRB eBV H:RC .mid3031.ss27.as67.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxAhiretx#ebv-eb#||#kfr-kafir#||#h:rc-ihrac#||#trb-turab#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#KFR#||#KVN#||#TRB#||#eBV#||#H:RC#||#ebv-eb#||#kfr-kafir#||#h:rc-ihrac#||#trb-turab#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَئِذَا كُنَّا تُرَابًا وَآبَاؤُنَا أَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ
Ve kâlellezîne keferû e izâ kunnâ turâben ve âbâunâ e innâ le muhracûn(muhracûne).
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Türâb
Turab
ت ر بTRB
Toprak. Toz.
Çğl.TirbanÇğl.EtribeÇğl.Türban
Aynı kökten:İtrab Terb Terba Terbab Teribe Teraib Teribe Teterrüb Tetrib Tırbal Tarâbil Tirb Tırb Tirâb Etrâb Türâb Turab Tirban Etribe Türban Türbe Atrab Itrab İstıtrab İstitrab İstitrabî Mıtrab Mutatarrib Mutatarribin Mutrib Müstatrib Tarab Tatarrub Tatrib Metrebe
Diyanet Meali:
İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?”
27. NEML / 68
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Bu bize ve ata-babalarımıza önceden de vaad edilmişti. Bu, sadece, evvelkilerin esatiridir."
VA:D eBV K:BL ST:R eVL .mid3032.ss27.as68.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#k:bl-kabl#||#evl-evvel#||#ebv-eb#||#va:d-vaad#||#st:r-esatir#x#VA:D#||#eBV#||#K:BL#||#ST:R#||#eVL#||#k:bl-kabl#||#evl-evvel#||#ebv-eb#||#va:d-vaad#||#st:r-esatir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ وُعِدْنَا هَذَا نَحْنُ وَآبَاؤُنَا مِن قَبْلُ إِنْ هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
Lekad vuıdnâ hâzâ nahnu ve âbâunâ min kablu in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Esatir
س ط رST:R
İlk zamanlara ait uydurma hikâyeler. Masallar. Mitoloji. Saflar. Sıralar. Satırlar.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
“Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
27. NEML / 69
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Arzda seyir yapın… ve ardından, mücrimlerin akibetinin nasıl olduğuna nazar edin!"
K:VL SYR eRD: NZ:R KYF KVN A:K:B CRM .mid3033.ss27.as69.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#erd:-arz#||#syr-seyr#||#a:k:b-akibet#||#crm-mücrim#||#nz:r-nazar#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#SYR#||#eRD:#||#NZ:R#||#KYF#||#KVN#||#A:K:B#||#CRM#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#erd:-arz#||#syr-seyr#||#a:k:b-akibet#||#crm-mücrim#||#nz:r-nazar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمِينَ
Kul sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkibetul mucrimîn(mucrimîne).
Âkibe
Âkibet
ع ق بA:K:B
Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Seyr
س ي رSYR
Yürüyüş. Eğlenme ve ibret için bakma. Gezip görme. Görülecek şey ve yer. Uzaktan bakıp karışmama. Yolculuk.
Aynı kökten:Müsayere Sair Seyr Seyruret Seyyar Seyyare Seyyarat Siret Siyer Tesyir Tesyirât
Diyanet Meali:
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
27. NEML / 70
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara hüzünlenme. Onların mekrlerinden dıyk içinde olma.
HZN KVN D:YK: MKR .mid3034.ss27.as70.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#kvn-tekun#||#hzn-hüzün#||#d:yk:-dıyk#||#mkr-mekr#x#HZN#||#KVN#||#D:YK:#||#MKR#||#kvn-tekun#||#hzn-hüzün#||#d:yk:-dıyk#||#mkr-mekr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُن فِي ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ
Ve lâ tahzen aleyhim ve lâ tekun fî daykın mimmâ yemkurûn(yemkurûne).
Dıyk
Zıyk
ض ي قD:YK:
(Dıyyık) Dar. Sıkıntılı.
Aynı kökten:Dıyk Zıyk Dik Diyeke Edyak Dîk Muzîk Mudîk Zîk
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mekr
Mekir
م ك رMKR
Hile. Aldatma. Oyun. Düzen. (Birisinin kötü veya iyi hâllerini öğrenmek veya kötülüğe sevketmek ya da gayesinden alıkoymak için yapılır.)
Çğl.Mükur
Aynı kökten:İmtikâr Makir Mekkâr Mekkârî Mekr Mekir Mükur Mümakere
Diyanet Meali:
Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
27. NEML / 71
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer sadıksanız, bu vaad ne zamandır?" diyorlar.
K:VL VA:D KVN S:DK: .mid3035.ss27.as71.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#va:d-vaad#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#VA:D#||#KVN#||#S:DK:#||#va:d-vaad#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
27. NEML / 72
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Belki de acele ettiklerinizin bazısı size redif olmuştur."
K:VL A:SY KVN RDF BA:D: A:CL .mid3036.ss27.as72.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#kvn-yekün#||#a:cl-acele#||#a:sy-asa#||#ba:d:-bazı#||#rdf-redif#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:SY#||#KVN#||#RDF#||#BA:D:#||#A:CL#||#kvn-yekün#||#a:cl-acele#||#a:sy-asa#||#ba:d:-bazı#||#rdf-redif#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ عَسَى أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ الَّذِي تَسْتَعْجِلُونَ
Kul asâ en yekûne radife lekum ba’dullezî testa’cilûn(testa’cilûne).
Acele
ع ج لA:CL
Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik.
Aynı kökten:A'cel Acele Âcil Acul İ'cal İcalet icle İclet Ucul İsti'cal Muaccel Müsta'cel Müsta'celen Müsta'cil Müteaccil Taaccül Taaccülat Ta'cil Ta'cilât
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Redif
ر د فRDF
Arkadan gelen, birisinin ardından giden. Birbiri ardınca zuhur etmek. Terhis olup ihtiyata geçen asker. Edb: Beytin sonunda kafiyeden sonra tekrarlanan kelime.
Aynı kökten:İrtidaf Müradif Müteradif Radif Radife Redf Redif Terdif Terdifât Terdifen
Diyanet Meali:
De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
27. NEML / 73
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki Rabbin, nasa karşı elbette fazl sahibidir. Lakin, onların pek çoğu şükür etmezler.
RBB FD:L NVS KSéR ŞKR .mid3037.ss27.as73.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#şkr-şükür#||#nvs-nas#||#rbb-rabb#||#fd:l-fazl#||#ksér-ekser#x#RBB#||#FD:L#||#NVS#||#KSéR#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#nvs-nas#||#rbb-rabb#||#fd:l-fazl#||#ksér-ekser#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ
Ve inne rabbeke le zû fadlın alen nâsi ve lâkinne ekserehum lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
27. NEML / 74
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki Rabbin, sadrlarının kenn ettiği şeylere ve de ilan ettiklerine elbette alimdir …
RBB A:LM KNN S:DR A:LN .mid3038.ss27.as74.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxx#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#a:ln-ilan#||#knn-kenn#||#s:dr-sadr#x#RBB#||#A:LM#||#KNN#||#S:DR#||#A:LN#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#a:ln-ilan#||#knn-kenn#||#s:dr-sadr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ
Ve inne rabbeke le ya’lemu mâ tukinnu sudûruhum ve mâ yu’linûn(yu’linûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İ'lan
ilân
ع ل نA:LN
Belli etmek. Yaymak. Herkese duyurmak. Gazetelerde veya sokaklarda duvarlara kâğıt yapıştırarak ticari bir iş, bir adres veya başka bir şeyi herkese bildirme. Açığa vurma, yayma, meydana çıkarma.
Çğl.İ'lanat
Aynı kökten:Alen Alenen Aleni Aleniyye Aleniyyet Alîn İ'lan ilân İ'lanat İsti'lan İ'tilan Mu'lin Müteallin Taallün Ta'lin
Kenn
ك ن نKNN
Örtülüp gizlenme.
Aynı kökten:İknan İstiknan Kânun Kanunulevvel Kanunussani Kenane kinâne Kenâyin Kenâin Kenin Kenn Kinan Eknan Ekinne Kinn Meknun Müstekinn Müstekinne Tekennüs
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
Diyanet Meali:
Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
27. NEML / 75
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
… ve semada ve arzdaki, mübin kitabta olmayan gaybdan olanlara da.
G:YB SMV eRD: KTB BYN .mid3039.ss27.as75.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#byn-mübin#||#g:yb-gayb#x#G:YB#||#SMV#||#eRD:#||#KTB#||#BYN#||#ktb-kitab#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#byn-mübin#||#g:yb-gayb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا مِنْ غَائِبَةٍ فِي السَّمَاء وَالْأَرْضِ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ
Ve mâ min gâibetin fîs semâi vel ardı illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın.
27. NEML / 76
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 382
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak bu Kur'an, ihtilafa düştükleri şeylerin pek çoğunu israiloğullarına kıssa ediyor.
K:Re K:S:S: BNY SRY KSéR H:LF .mid3040.ss27.as76.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf382.sure.27.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#bny-beni#||#h:lf-ihtilaf#||#ksér-ekser#||#k:re-kuran#||#k:s:s:-kıssa#||#sry-israiloğulları#x#K:Re#||#K:S:S:#||#BNY#||#SRY#||#KSéR#||#H:LF#||#bny-beni#||#h:lf-ihtilaf#||#ksér-ekser#||#k:re-kuran#||#k:s:s:-kıssa#||#sry-israiloğulları#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَقُصُّ عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَكْثَرَ الَّذِي هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
İnne hâzel kur’âne yakussu alâ benî isrâîle ekserellezî hum fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
kıssa
ق ص صK:S:S:
Kıssa, hikaye. Kısa anlatım.
Çğl.kısas
Aynı kökten:iktisas kasas kısas kıssa kısas mukassa takas
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Diyanet Meali:
Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
27. NEML / 77
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o, elbette mü'minler için hüda ve rahmettir.
HéDY RHM eMN .mid3041.ss27.as77.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxxximanxx#emn-mümin#||#emn-iman#||#rhm-rahmet#||#hédy-huda#x#HéDY#||#RHM#||#eMN#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#rhm-rahmet#||#hédy-huda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّهُ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
Ve innehu le huden ve rahmetun lil mu’minîn(mu’minîne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Şüphesiz o, elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
27. NEML / 78
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki Rabbin, onların arasında hükmü ile kaza edecektir.
O, azizdir, alimdir.
Esma-ül Hüsna RBB K:D:Y BYN HKM A:ZZ A:LM .mid3042.ss27.as78.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxEsma-ül Hüsnax#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#a:zz-aziz#||#k:d:y-kaza#x#RBB#||#K:D:Y#||#BYN#||#HKM#||#A:ZZ#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#a:zz-aziz#||#k:d:y-kaza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِي بَيْنَهُم بِحُكْمِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ
İnne rabbeke yakdî beynehum bi hukmihî, ve huvel azîzul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.
27. NEML / 79
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık ALLAH'a tevekkül et.
Muhakkak sen, mübin hakk üzeresin.
VKL HK:K: BYN .mid3043.ss27.as79.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxx#vkl-tevekkül#||#hk:k:-hakk#||#byn-mübin#x#VKL#||#HK:K:#||#BYN#||#vkl-tevekkül#||#hk:k:-hakk#||#byn-mübin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّكَ عَلَى الْحَقِّ الْمُبِينِ
Fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), inneke alel hakkıl mubîn(mubîni).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
tevekkül
و ك لVKL
Kendine vekil edinmek. / İşi başkasına ısmarlamak. / Sebeblere tevessül ettikten sonra neticesini Allah'a bırakmak. Allah'tan gelene razı olmak. / Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek. / Kadere razı olmak. Hakka güvenmek. / Yeis ve kederden uzak olmak.
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Diyanet Meali:
Öyle ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.
27. NEML / 80
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak sen, mevt olmuşlara işittiremezsin.
Dübürlerine tevella ettiklerinde, davaya sağır olanlara da işittiremezsin!
SMA: MVT SMA: S:MM DA:V VLY DBR .mid3044.ss27.as80.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xx*1xx#da:v-duae#||#s:mm-samm#||#dbr-dübür#||#vly-tevella#||#mvt-mevt#||#sma:-xxoxx#x#SMA:#||#MVT#||#SMA:#||#S:MM#||#DA:V#||#VLY#||#DBR#||#da:v-duae#||#s:mm-samm#||#dbr-dübür#||#vly-tevella#||#mvt-mevt#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاء إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ
İnneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Dübr
Dübür
د ب رDBR
Kıç, mak'ad, süfre. Bir işin nihayeti, sonu, akıbeti. Bir şeyin arkası, gerisi. Ard ve arka taraf.
Çğl.Edbar
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
samm
ص م مS:MM
Sağır. Sağır olmak. Şişenin ağzını tıkamak. Katı, sağlam ve sert madde. Vurmak.
Çğl.summ
Aynı kökten:Asamm Esamm Summun Ismam samm summ Samma Tasamm Musammim müsammem Mütesammim tasmim
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
27. NEML / 81
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Sen, körlere hadiy değilsin, dalaletlerinden!
Sen, sadece, ayetlerimize iman eden ve ardından Müslüman olan kimselere işittirebilirsin!
HéDY A:MY D:LL SMA: eMN eYY SLM .mid3045.ss27.as81.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xx*2xxxmüslümanximanxx#eyy-ayet#||#a:my-umyun#||#emn-iman#||#slm-müslim#||#d:ll-dalalet#||#hédy-hadi#||#sma:-xxoxx#x#HéDY#||#A:MY#||#D:LL#||#SMA:#||#eMN#||#eYY#||#SLM#||#eyy-ayet#||#a:my-umyun#||#emn-iman#||#slm-müslim#||#d:ll-dalalet#||#hédy-hadi#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَنتَ بِهَادِي الْعُمْيِ عَن ضَلَالَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ
Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Hâdî
Hadiy
ه د يHéDY
Hidayete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidayet yolunu gösteren. Hidayete, doğruluğa eriştiren. Önde giden. El Hadi : Hayatın teşekkül etmesi. Bomboş bir hayatın teşekkül etmiş hali. Hidayete erdiren
Çğl.HüdatÇğl.HevadîÇğl.Hidat
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
27. NEML / 82
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Söz onlara vuku bulduğunda, onlara arzdan dabbe ihrac ederiz. O, nasın ayetlerimize yakin olmayanlar olduğunu, kendilerine kelime eder.
VK:A: K:VL H:RC DBB eRD: KLM NVS KVN eYY YK:N .mid3046.ss27.as82.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxx#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#erd:-arz#||#dbb-dabbe#||#klm-kelime#||#h:rc-ihrac#||#yk:n-yakin#||#vk:a:-vuku#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#VK:A:#||#K:VL#||#H:RC#||#DBB#||#eRD:#||#KLM#||#NVS#||#KVN#||#eYY#||#YK:N#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#erd:-arz#||#dbb-dabbe#||#klm-kelime#||#h:rc-ihrac#||#yk:n-yakin#||#vk:a:-vuku#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِّنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ
Ve izâ vakaal kavlu aleyhim ahracnâ lehum dâbbeten minel ardı tukellimuhum ennen nâse kânû bi âyâtinâ lâ yûkınûn(yûkınûne).
dabbe
د ب بDBB
Debelenen. Hareket eden canlıların tümüni ifade etmek için kullanılır.
Çğl.Devabb
Aynı kökten:dabbe Devabb
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Vuku'
و ق عVK:A:
Düşme, rastlama. Olma, oluş. Gidip çatma. Bir hadisenin çıkış şekli, cereyânı.
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Diyanet Meali:
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
27. NEML / 83
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ümmetlerin hepsini haşr edeceğimiz yevmde, ayetlerimizi kizb edenlerden oluşan fevc… artık onlara vaa'z edilir.
YVM HŞR KLL eMM FVC KZéB eYY VZA: .mid3047.ss27.as83.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxxxyevmxx#kll-külli#||#eyy-ayet#||#hşr-haşr#||#yvm-yevm#||#kzéb-kizb#||#vza:-vaaz#||#emm-ümmet#||#fvc-fevc#x#YVM#||#HŞR#||#KLL#||#eMM#||#FVC#||#KZéB#||#eYY#||#VZA:#||#kll-külli#||#eyy-ayet#||#hşr-haşr#||#yvm-yevm#||#kzéb-kizb#||#vza:-vaaz#||#emm-ümmet#||#fvc-fevc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوْجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِآيَاتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ
Ve yevme nahşuru min kulli ummetin fevcen mimmen yukezzibu bi âyâtinâ fe hum yûzeûn(yûzeûne).
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Fevc
ف و جFVC
Dalga. Bölük. İnsan kalabalığı. Cemaat. Takım. (hareket halinde olmak içerir). Koşmak. Sür'at etmek. İyi kokunun dağılıp yayılması. Akın akın.
Çğl.Efvac
Aynı kökten:Fevc Efvac Fevc Fevc
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Va'z
Vaaz
و ز عVZA:
Dinî mes'eleler üzerinde konuşup nasihat etmek.
Aynı kökten:Iza Va'z Vaaz
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.
27. NEML / 84
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Hatta… geldiklerinde der ki:
"İlmen ihata etmediğiniz halde, ayetlerimi kizb ettiniz, öyle mi? Yoksa, amel etmiş olduklarınız neydi?"
CYe K:VL KZéB eYY HVT: A:LM KVN A:ML .mid3048.ss27.as84.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxx#eyy-ayet#||#a:lm-ilim#||#a:ml-amel#||#kzéb-kizb#||#hvt:-ihata#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CYe#||#K:VL#||#KZéB#||#eYY#||#HVT:#||#A:LM#||#KVN#||#A:ML#||#eyy-ayet#||#a:lm-ilim#||#a:ml-amel#||#kzéb-kizb#||#hvt:-ihata#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حَتَّى إِذَا جَاؤُوا قَالَ أَكَذَّبْتُم بِآيَاتِي وَلَمْ تُحِيطُوا بِهَا عِلْمًا أَمَّاذَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Hattâ izâ câû kâle e kezzebtum bi âyâtî ve lem tuhîtû bihâ ılmen em mâzâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
İhata
ح و طHVT:
Kuşatmak. Sarmak. Etrafından çevirmek, kuşatmak, içine almak. Kuşatılmak, sarılmak. Geniş bilgi ile anlamak, tam kavramak.
Aynı kökten:İhata Muhat Muhit Muhitat
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Diyanet Meali:
Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!”
27. NEML / 85
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara, zalim oldukları şey ile, kavil vuku bulmuştur. Artık onlar intak edemezler.
VK:A: K:VL Z:LM NT:K: .mid3049.ss27.as85.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxx#z:lm-zalim#||#nt:k:-intak#||#vk:a:-vuku#||#k:vl-xxoxx#x#VK:A:#||#K:VL#||#Z:LM#||#NT:K:#||#z:lm-zalim#||#nt:k:-intak#||#vk:a:-vuku#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِم بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنطِقُونَ
Ve vakaal kavlu aleyhim bimâ zalemû fe hum lâ yentıkûn(yentıkûne).
İntak
ن ط قNT:K:
Söylemeğe kabiliyeti olmayanı söyletmek. Onun nâmına konuşmak. Nutka getirmek, söyletilmek. Dile getirmek
Aynı kökten:Entak İntak İstintak Mantık Mantıkî Mantıkiyyun Mantuk Natıka Natuk Nutk Nutuk
Vuku'
و ق عVK:A:
Düşme, rastlama. Olma, oluş. Gidip çatma. Bir hadisenin çıkış şekli, cereyânı.
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.
27. NEML / 86
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
İçinde sükun bulmaları için geceyi kıldığımızı görmüyorlar mı?
Gündüz mubsırdır.
Muhakkak işte bunda, iman eden kavim için, elbette ayet vardır.
ReY CA:L LYL SKN NHéR BS:R eYY K:VM eMN .mid3050.ss27.as86.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxxximanxx#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#eyy-ayet#||#nhér-nehar#||#emn-iman#||#bs:r-mubsır#||#skn-sükun#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#CA:L#||#LYL#||#SKN#||#NHéR#||#BS:R#||#eYY#||#K:VM#||#eMN#||#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#eyy-ayet#||#nhér-nehar#||#emn-iman#||#bs:r-mubsır#||#skn-sükun#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ يَرَوْا أَنَّا جَعَلْنَا اللَّيْلَ لِيَسْكُنُوا فِيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
E lem yerev ennâ cealnel leyle li yeskunû fîhî ven nehâra mubsırâ(mubsıran), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
Mubsır
ب ص رBS:R
Görücü, gösterici, görünen, bilici, bildirici, vazıh ve âşikâr. Mantık. Kelâm ve seyrin mutediline denir.
Çğl.Mubsırât
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Sükûn
س ك نSKN
Durgunluk. Sâkin olmak. Hareketsizlik. Dinmek, kesilmek. Gr: Bir harfin (a, e, i, o) okunmayıp yalnız ses vermesi, harfin harekesiz olarak kendi sesi ile okunması.
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Diyanet Meali:
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
27. NEML / 87
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Sur'a nefh edildiği yevmde, ALLAH'ın dilediği kimseler dışında, semalarda olan kimseler ve arzda olan kimseler efza ederler.
Hepsi dahr olarak O'na gider.
YVM NFH: S:VR FZA: SMV eRD: ŞYe KLL eTY DH:R .mid3051.ss27.as87.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxxxyevmxx#şye-şae#||#kll-külli#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#nfh:-nefh#||#s:vr-sur#||#fza:-efza#||#dh:r-dahr#||#ety-xxoxx#x#YVM#||#NFH:#||#S:VR#||#FZA:#||#SMV#||#eRD:#||#ŞYe#||#KLL#||#eTY#||#DH:R#||#şye-şae#||#kll-külli#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#nfh:-nefh#||#s:vr-sur#||#fza:-efza#||#dh:r-dahr#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَن شَاء اللَّهُ وَكُلٌّ أَتَوْهُ دَاخِرِينَ
Ve yevme yunfehu fîs sûri fe fezia men fis semâvâti ve men fîl ardı illâ men şâallâh(şâallâhu), ve kullun etevhu dâhırîn(dâhırîne).
Dahr
د خ رDH:R
Alçalma. Küçülme. Hor ve hakir olma.
Aynı kökten:Dahr İdhar Müdhar Müdhir
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Efza'
ف ز عFZA:
Korku ile bağırıp çağırmalar.
Aynı kökten:Efza' Fazî' Feza' Efza' Mefza'
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nefh
ن ف خNFH:
Üflemek, şişmek, üfürük. Kaba kuşluk vaktine varmak.
Aynı kökten:Müntefih Nafih Nefh Nefha Teneffuh Tenfih Tenfihât
Suret
ص و رS:VR
Biçim, görünüş. Kılık. Tarz. Yol. Gidiş. Hal. Tasvir. Dıştan görünen şekil. Çare. Kıyamet günü İsrafil Aleyhisselâm'ın çalacağı boru. Boynuzdan yapılan av düdüğü.
Çğl.SurÇğl.Suver
Aynı kökten:Musavver Musavvir Musavvire Mutasavver Mutasavvir Suret Sur Suver Surî Tasavvur Tasavvurat Tasvir Tasvirat Tesavir
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.
27. NEML / 88
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 383
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Cemd olmuş hesab ettiğin dağları görürsün. O, sehabın merr olması gibi merr olmaktadır.
Herşeyi itkan eden ALLAH'ın sanatıdır.
Muhakkak ki O, fail olduğunuz şeylere habirdir.
Doğa/Yaşam ReY CBL HSB CMD MRR MRR SHB S:NA: TK:N KLL ŞYe H:BR FA:L .mid3052.ss27.as88.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf383.sure.27.xxxDoğa/Yaşamx#şye-şey#||#kll-külli#||#h:br-habir#||#cbl-cebel#||#s:na:-sanat#||#hsb-hesab#||#mrr-merr#||#shb-sehab#||#cmd-cemd#||#tk:n-itkan#||#fa:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#CBL#||#HSB#||#CMD#||#MRR#||#MRR#||#SHB#||#S:NA:#||#TK:N#||#KLL#||#ŞYe#||#H:BR#||#FA:L#||#şye-şey#||#kll-külli#||#h:br-habir#||#cbl-cebel#||#s:na:-sanat#||#hsb-hesab#||#mrr-merr#||#shb-sehab#||#cmd-cemd#||#tk:n-itkan#||#fa:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِ صُنْعَ اللَّهِ الَّذِي أَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍ إِنَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ
Ve terel cibâle tahsebuhâ câmideten ve hiye temurru merres sehâb(sehâbi), sun’allâhillezî etkane kulle şey’(şey’in), innehu habîrun bimâ tef’alûn(tef’alûne).
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
Cemd
ج م دCMD
Donmak. Donuk halde olmak. Cansız gibi kalmak. Hareketsiz olmak. Dur olmak. Sabitlenmek.
Aynı kökten:Camid Câmide Cevamid Cemd Cumadel ahira Cumadel üla Cümd Cümâd Ecmâd İcmad Mecmede Mücemmed Müncemid Mütecemmid Mütecemmide Tecemmüd Tecemmüdât Tecmid
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Merr
م ر رMRR
Geçmek. Mürur etmek. İp. Bel dedikleri âlet. Demir külünk. Bir hareketin bir defa olması.
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
San'at
ص ن عS:NA:
Ustalık, hüner, mârifet. Sanat. Ustalıkla yapılan iş, fiil. Bilgi ile yardım etme.
Çğl.Sanayi
Aynı kökten:Isna' İstısna' San'at Sanayi Sania Sanai' Sani'iyyet
sehab
Sehabe
س ح بSHB
Bulut. Karanlık. Bulut gibi uçuşan böcekler. Cazibeye kapılanlar, sürüklenenler. Etki altında kalanlar.
Çğl.SehâibÇğl.Suhub
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
İtkan
Itkan
ت ق نTK:N
Pürüzsüz yapmak veya yapılmak. Sağlamlaştırmak. Hakikata yakından vakıf olmak, delileriyle bilmek, inanmak. Bilerek emin olmak. Muhkem kılmak, muhkem yapmak. Sâbit kılmak
Aynı kökten:İtkan Itkan
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
27. NEML / 89
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 384
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Hasene ile gelen kimse… artık ona ondan hayrlısı vardır. İzin yevminde onlar, faziden emindirler.
CYe HSN H:YR FZA: eMN .mid3053.ss27.as89.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf384.sure.27.xxxxxyevmximanxx#emn-iman#||#h:yr-hayr#||#hsn-hasene#||#fza:-fazi#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#HSN#||#H:YR#||#FZA:#||#eMN#||#emn-iman#||#h:yr-hayr#||#hsn-hasene#||#fza:-fazi#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَن جَاء بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِّنْهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ آمِنُونَ
Men câe bil haseneti fe lehu hayrun minhâ, ve hum min fezein yevmeizin âminûn(âminûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Fazî'
ف ز عFZA:
Korkulu nesne.
Aynı kökten:Efza' Fazî' Feza' Efza' Mefza'
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Hasen
hasene
ح س نHSN
İyi. Güzel. Hüsünlü. Güzellik. Güzel olmak. Güzel amel.
Çğl.Hasenat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Diyanet Meali:
Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
27. NEML / 90
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 384
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Seyyieler ile gelen kimse… artık onların vechleri nar içinde kebb olur.
Amel etmiş olduklarınızın dışında mı cezalandırılacaksınız!?
CYe SVe KBB VCHé NVR CZY KVN A:ML .mid3054.ss27.as90.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf384.sure.27.xxxx#czy-ceza#||#sve-seyyie#||#a:ml-amel#||#vché-vücuh#||#nvr-nar#||#kbb-kebb#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CYe#||#SVe#||#KBB#||#VCHé#||#NVR#||#CZY#||#KVN#||#A:ML#||#czy-ceza#||#sve-seyyie#||#a:ml-amel#||#vché-vücuh#||#nvr-nar#||#kbb-kebb#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَن جَاء بِالسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ve men câe bis seyyieti fe kubbet vucûhuhum fîn nâr(nâri), hel tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
Kebb
ك ب بKBB
Hor ve zelil etmek, yüzü üstüne bırakmak, helâk etmek.
Aynı kökten:İkbab Kebb Kebbe Kubb Mukibb Mükibb xoxox
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
Diyanet Meali:
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
27. NEML / 91-92
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 384
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
• Bana, ancak, herşeyin haram (değerli) kılındığı bu beldenin Rabbine abd olmam emir olundu.
• Bana, Müslümanlardan olmam...
• ve Kur'an tilavet etmem emir olundu!
İhtida olan kimse... artık muhakkak, ancak, kendi nefsi için ihtida olur! Dall olan kimse... artık ona de ki:
"Muhakkak ben, ancak, inzar edicilerdenim!"
eMR A:BD RBB BLD HRM KLL ŞYe eMR KVN SLM TLV K:Re HéDY HéDY NFS D:LL K:VL NZéR .mid3055.ss27.as91.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf384.sure.27.xxxxxmüslümanxxxkuranxx.ss27.as92.xxxharamxxhelalxxxxkitabxxx#şye-şey#||#kll-külli#||#bld-belde#||#emr-umur#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#slm-müslim#||#a:bd-abd#||#hrm-haram#||#nzér-inzar#||#d:ll-dalalet#||#hédy-ihtida#||#k:re-kuran#||#tlv-tilavet#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eMR#||#A:BD#||#RBB#||#BLD#||#HRM#||#KLL#||#ŞYe#||#eMR#||#KVN#||#SLM#||#TLV#||#K:Re#||#HéDY#||#HéDY#||#NFS#||#D:LL#||#K:VL#||#NZéR#||#şye-şey#||#kll-külli#||#bld-belde#||#emr-umur#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#slm-müslim#||#a:bd-abd#||#hrm-haram#||#nzér-inzar#||#d:ll-dalalet#||#hédy-ihtida#||#k:re-kuran#||#tlv-tilavet#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ * وَأَنْ أَتْلُوَ الْقُرْآنَ فَمَنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَا أَنَا مِنَ الْمُنذِرِينَ
İnnemâ umirtu en a’bude rabbe hâzihil beldetillezî harremehâ ve lehu kullu şey’in ve umırtu en ekûne minel muslimîn(muslimîne). * Ve en etluvel kur’ân(kur’âne), fe menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe kul innemâ ene minel munzirîn(munzirîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
emr
emir
ا م رeMR
İş buyurma. Buyurulan şey. Madde, husus, hadise.
Çğl.EvamirÇğl.Umur
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
İhtida
ه د يHéDY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
inzar
ن ذ رNZéR
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
27. NEML / 93
Surede Toplam Ayet: 93
Kitap Sırası: 27
Nüzul Sırası: 48
Sayfa: 384
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Hamd etmek, ayetlerini size gösterecek ALLAH'ındır. Artık onlara arif olacaksınız!
Rabbin amel ettiklerinize gafil değildir!"
K:VL HMD ReY eYY A:RF RBB G:FL A:ML .mid3056.ss27.as93.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf384.sure.27.xx*1xx#eyy-ayet#||#rbb-rabb#||#a:ml-amel#||#g:fl-gafil#||#hmd-hamd#||#a:rf-arif#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#HMD#||#ReY#||#eYY#||#A:RF#||#RBB#||#G:FL#||#A:ML#||#eyy-ayet#||#rbb-rabb#||#a:ml-amel#||#g:fl-gafil#||#hmd-hamd#||#a:rf-arif#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ آيَاتِهِ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Ve kulil hamdu lillâhi seyurîkum âyâtihî fe ta’rifûnehâ, ve mâ rabbuke bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Arif
ع ر فA:RF
İrfan sahibi. / Aşina, vakıf. / Hakkaniyetli. / Sabırlı ve mütehammil. / Çok düşünmeğe ihtiyaç kalmaksızın, tekellüfsüz gördüğünü bilen ve anlayan. / Çok irfanlı, çok tanınmış, meşhur alim. / Bir işten iyi anlayan.
Çğl.Urefa
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
gafil
غ ف لG:FL
Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Aldanan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”