DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
ANKEBUT SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid3146.ss29.as.saANKEBUT.ns85.ny.cs20.syf395.sure.29.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
29. ANKEBUT / 1
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 395
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Elif. Lam. Mim.
.mid3147.ss29.as1.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf395.sure.29.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الم
Elif lâm mîm.
Diyanet Meali:
1. Elif Lâm Mîm.
29. ANKEBUT / 2
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 395
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Nas, "İman ettik!" demekle, fitneye tabi olmadan terk edileceğini mi hesab eder?
HSB NVS TRK K:VL eMN FTN .mid3148.ss29.as2.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf395.sure.29.xx*1xxximanxx#nvs-nas#||#emn-iman#||#trk-terk#||#hsb-hesab#||#ftn-fitne#||#k:vl-xxoxx#x#HSB#||#NVS#||#TRK#||#K:VL#||#eMN#||#FTN#||#nvs-nas#||#emn-iman#||#trk-terk#||#hsb-hesab#||#ftn-fitne#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
E hasiben nâsu en yutrekû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn(yuftenûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Diyanet Meali:
2. İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.
29. ANKEBUT / 3
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 395
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ onlardan öncekileri de fitneye tabi tutmuştuk.
ALLAH, elbette sadakat gösterenlere de alimdir ve elbette kazib olanlara da alimdir.
FTN K:BL A:LM S:DK: A:LM KZéB .mid3149.ss29.as3.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf395.sure.29.xxxx#k:bl-kabl#||#a:lm-alim#||#kzéb-kazib#||#ftn-fitne#||#s:dk:-sadakat#x#FTN#||#K:BL#||#A:LM#||#S:DK:#||#A:LM#||#KZéB#||#k:bl-kabl#||#a:lm-alim#||#kzéb-kazib#||#ftn-fitne#||#s:dk:-sadakat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللَّهُ الَّذِينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبِينَ
Ve lekad fetennellezîne min kablihim fe le ya’lemennellâhullezîne sadakû ve le ya’lemenel kâzibîn(kâzibîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kâzib
ك ذ بKZéB
Yalancı. Yalan söyleyen.
Dşl.Kâzibe
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
sadaka
ص د قS:DK:
Dostluk. Doğruluk. Bir kimseye kalbden bağlılık. Dostlukta sebat, vefadarlık. Allah için, elde olandan ihtiyacı olana dostluk etmek. Herkese karşı doğru olmak.
Çğl.Sadakat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
3. Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
29. ANKEBUT / 4
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 395
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa seyyie amel işleyenler, BİZ'i sebk edeceklerini mi hesab ederler?
Ne kötü hüküm ediyorlar!
HSB A:ML SVe SBK: SVe HKM .mid3150.ss29.as4.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf395.sure.29.xxxx#sve-seyyie#||#a:ml-amel#||#hkm-hüküm#||#sbk:-sebk#||#hsb-hesab#x#HSB#||#A:ML#||#SVe#||#SBK:#||#SVe#||#HKM#||#sve-seyyie#||#a:ml-amel#||#hkm-hüküm#||#sbk:-sebk#||#hsb-hesab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ أَن يَسْبِقُونَا سَاء مَا يَحْكُمُونَ
Em hasibellezîne ya’melûnes seyyiâti en yesbikûnâ, sâe mâ yahkumûn(yahkumûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
sebk
س ب قSBK:
İleri geçme. Birisini geçme. Yarışma hali. İlerleme. Vaki olma. Birşeyin önceki hali, ilk durumu. Birşeyin kalıplanarak bir şeye benzetilmesi. Koşuda kazanan hayvan.
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
4. Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
29. ANKEBUT / 5
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 395
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'a lika olmaya rica etmiş olan kimse… artık muhakkak ki ALLAH, eceli elbette vermektedir.
O, semidir, alimdir.
Esma-ül Hüsna KVN RCV LK:Y eCL eTY SMA: A:LM .mid3151.ss29.as5.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf395.sure.29.xxxEsma-ül Hüsnaxxxemirxxyasakxxx#kvn-kane#||#sma:-semi#||#a:lm-alim#||#ecl-ecel#||#lk:y-mülaki#||#rcv-rica#||#ety-xxoxx#x#KVN#||#RCV#||#LK:Y#||#eCL#||#eTY#||#SMA:#||#A:LM#||#kvn-kane#||#sma:-semi#||#a:lm-alim#||#ecl-ecel#||#lk:y-mülaki#||#rcv-rica#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء اللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ اللَّهِ لَآتٍ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Diyanet Meali:
5. Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
29. ANKEBUT / 6
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 395
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Cihad eden kimse... artık muhakkak... ancak, kendi nefsine cihad etmektedir.
Muhakkak ki ALLAH, elbette alemlerden ganiydir.
Esma-ül Hüsna CHéD CHéD NFS G:NY A:LM .mid3152.ss29.as6.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf395.sure.29.xx*3xEsma-ül Hüsnaxxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#a:lm-alem#||#nfs-nefs#||#g:ny-ganiy#||#chéd-cihad#x#CHéD#||#CHéD#||#NFS#||#G:NY#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#nfs-nefs#||#g:ny-ganiy#||#chéd-cihad#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَن جَاهَدَ فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ
Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsih(nefsihî), innallâhe le ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
cihad
ج ه دCHéD
Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah yolunda muharebe. Din için çalışmak.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Diyanet Meali:
6. Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir.
29. ANKEBUT / 7
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
İman edenler ve salih ameller işleyenlere… elbette onların seyyielerine kafir olacağız. Elbette onları amel etmiş oldukları şeylerin ahsen olanıyla cezalandıracağız.
eMN A:ML S:LH KFR SVe CZY HSN KVN A:ML .mid3153.ss29.as7.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xx*1xxximanxx#czy-ceza#||#sve-seyyie#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#kfr-keffir#||#hsn-ahsen#||#kvn-xxoxx#x#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#KFR#||#SVe#||#CZY#||#HSN#||#KVN#||#A:ML#||#czy-ceza#||#sve-seyyie#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#kfr-keffir#||#hsn-ahsen#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nukeffiranne anhum seyyiâtihim ve le necziyennehum ahsenellezî kânû ya’melûn(ya’melûne).
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kontrol-giriş
Aynı kökten:
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
7. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.
29. ANKEBUT / 8
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, İnsana, ana-babası ile hüsna olmasını vasiyet ettirdik.
Eğer onlar, hakkında ilmin olmayan şeyi BANA şirk koşman için, sana cehd ederlerse, itaat etme!
Rücu edeceğiniz yer BANA'dır. Artık amel etmiş olduğunuz şeyleri size haber vereceğim.
Kadın ve Aile Hukuku VS:Y eNS VLD HSN CHéD ŞRK LYS A:LM T:VA: RCA: NBe KVN A:ML .mid3154.ss29.as8.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxKadın ve Aile Hukukuxxinsanxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#lys-leyse#||#t:va:-itaat#||#a:lm-ilim#||#a:ml-amel#||#vld-xoxox#||#nbe-nebe#||#hsn-hüsna#||#rca:-merci#||#chéd-cehd#||#ens-insan#||#şrk-şirk#||#vs:y-vasiyet#||#kvn-xxoxx#x#VS:Y#||#eNS#||#VLD#||#HSN#||#CHéD#||#ŞRK#||#LYS#||#A:LM#||#T:VA:#||#RCA:#||#NBe#||#KVN#||#A:ML#||#lys-leyse#||#t:va:-itaat#||#a:lm-ilim#||#a:ml-amel#||#vld-xoxox#||#nbe-nebe#||#hsn-hüsna#||#rca:-merci#||#chéd-cehd#||#ens-insan#||#şrk-şirk#||#vs:y-vasiyet#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا وَإِن جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ve vassaynel insâne bi vâlideyhi husnâ(husnen), ve in câhedâke li tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ, ileyye merciukum fe unebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Cehd
ج ه دCHéD
Fazla çalışma. Güç ve kuvvetini sarfetme. İnsanın nefsine hâkim olması. Azim, gayret, fedakârlık. Takat. / Stres. Basınç.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Merci'
ر ج عRCA:
Merkez. Kaynak. Baş vurulacak yer. Müracaat edilecek yer. Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Söylenen sözün kendine fayda verdiği kimse.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
8. Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.
29. ANKEBUT / 9
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
İman eden ve salih ameller işleyenler…
BİZ onları elbette salihlerin içine dahil edeceğiz.
eMN A:ML S:LH DH:L S:LH .mid3155.ss29.as9.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxxximanxx#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#dh:l-dahil#x#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#DH:L#||#S:LH#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#dh:l-dahil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِحِينَ
Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nudhılennehum fîs sâlihîn(sâlihîne).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Diyanet Meali:
9. İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.
29. ANKEBUT / 10
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Nasdan, "ALLAH'a iman ettik" diyen kimseler, ardından ALLAH uğrunda eza edilince, nasın fitnesini, ALLAH'ın azabı gibi kılar. Rabbinden nasr gelse, elbette "Muhakkak sizinle beraberdik" derler.
ALLAH, alemlerin sadrlarında olana alim değil midir!?
NVS K:VL eMN eZéY CA:L FTN NVS A:ZéB CYe NS:R RBB K:VL KVN LYS A:LM S:DR A:LM .mid3156.ss29.as10.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxxximanxx#lys-leys#||#nvs-nas#||#emn-iman#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#ftn-fitne#||#s:dr-sadr#||#ns:r-nasr#||#ezéy-eza#||#ca:l-xxoxx#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#NVS#||#K:VL#||#eMN#||#eZéY#||#CA:L#||#FTN#||#NVS#||#A:ZéB#||#CYe#||#NS:R#||#RBB#||#K:VL#||#KVN#||#LYS#||#A:LM#||#S:DR#||#A:LM#||#lys-leys#||#nvs-nas#||#emn-iman#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#ftn-fitne#||#s:dr-sadr#||#ns:r-nasr#||#ezéy-eza#||#ca:l-xxoxx#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ آمَنَّا بِاللَّهِ فَإِذَا أُوذِيَ فِي اللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللَّهِ وَلَئِن جَاء نَصْرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ أَوَلَيْسَ اللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِي صُدُورِ الْعَالَمِينَ
Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi fe izâ ûziye fîllâhi ceale fitneten nâsi ke azâbillâh(azâbillâhî), ve le in câe nasrun min rabbike le yekûlunne innâ kunnâ meakum, e ve leysallâhu bi a’leme bi mâ fî sudûril âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
eza
ا ذ يeZéY
Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. / İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. / Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. / Tetavül etmek. / Ticarette kaybetme, zarar etme. / Kibir ve gururunu bıraktırma.
Aynı kökten:eza Eziyet İza Mu'zî Mu'ziyat Müezzi Müteezzi Mü'zi Te'ziye
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
leys
layese
ل ي سLYS
Yokluk. Mevcut olmayan. Adem. / Olmadı, değildir anlamında harf. (Bunun aslı "lâyese" idi. Yâ'yı tahfif için "leyse" oldu.) Gaflet. / Bahâdırlık, kahramanlık. / Yük çekici olmak
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
Diyanet Meali:
10. İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Allah’a inandık” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
29. ANKEBUT / 11
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH, elbette iman edenlere de alimdir ve elbette münafıklara da alimdir.
A:LM eMN A:LM NFK: .mid3157.ss29.as11.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxxximanxx#emn-iman#||#a:lm-alim#||#nfk:-münafık#x#A:LM#||#eMN#||#A:LM#||#NFK:#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#nfk:-münafık#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَيَعْلَمَنَّ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِقِينَ
Ve le ya’lemennallâhullezîne âmenû ve le ya’lemennel munâfikîn(munâfikîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
münafık
ن ف قNFK:
İki yüzlü, araya nifak sokan. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan.
Çğl.Münafıkîn
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
Diyanet Meali:
11. Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
29. ANKEBUT / 12
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Kafirler, iman edenlere, "Bizim sebilimize tâbi olun. Sizin hatalarınıza hamil olalım" derler. Onlar, sizin hatalarınızdan hiçbir şeye hamil olacak değillerdir. Muhakkak onlar kazibdirler.
K:VL KFR eMN TBA: SBL HML H:T:e HML H:T:e ŞYe KZéB .mid3158.ss29.as12.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxxximanxx#şye-şey#||#h:t:e-hata#||#sbl-sebil#||#hml-haml#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#kzéb-kazib#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#KFR#||#eMN#||#TBA:#||#SBL#||#HML#||#H:T:e#||#HML#||#H:T:e#||#ŞYe#||#KZéB#||#şye-şey#||#h:t:e-hata#||#sbl-sebil#||#hml-haml#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#kzéb-kazib#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا اتَّبِعُوا سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ وَمَا هُم بِحَامِلِينَ مِنْ خَطَايَاهُم مِّن شَيْءٍ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Ve kâlellezîne keferû lillezîne âmenûttebiû sebîlenâ velnahmil hatâyâkum, ve mâ hum bi hâmilîne min hatâyâhum min şey’(şey’in), innehum le kâzibûn(kâzibûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Kâzib
ك ذ بKZéB
Yalancı. Yalan söyleyen.
Dşl.Kâzibe
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
12. İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
29. ANKEBUT / 13
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar elbette kendi sekallerine ve kendi sekalleri ile birlikte sekallere hamil olacaklar.
Kıyamet yevminde, iftira ettikleri şeylerden elbette sual edileceklerdir.
HML SéK:L SéK:L SéK:L SeL YVM K:VM KVN FRY .mid3159.ss29.as13.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxxxyevmxx#k:vm-kıyamet#||#hml-haml#||#yvm-yevm#||#sel-sual#||#sék:l-sekal#||#fry-iftira#||#kvn-xxoxx#x#HML#||#SéK:L#||#SéK:L#||#SéK:L#||#SeL#||#YVM#||#K:VM#||#KVN#||#FRY#||#k:vm-kıyamet#||#hml-haml#||#yvm-yevm#||#sel-sual#||#sék:l-sekal#||#fry-iftira#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَّعَ أَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْأَلُنَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Ve le yahmilunne eskâlehum ve eskâlen mea eskâlihim ve le yus’elunne yevmel kıyâmeti ammâ kânû yefterûn(yefterûne).
İftira
ف ر يFRY
Birinin üzerine suç atmak. İfk. Yalan yere birisini suçlu göstermek. Asılsız isnat.
Çğl.İftiraat
Aynı kökten:Fery Firye İftira İftiraat Müftera-aleyh Müftereyat Müfterî Müfterun
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Sekal
ث ق لSéK:L
Ağır yük. Kalabalık ağırlık. Mal, mülk, meta. Ev eşyası. Misafir. İns ve cinnin bir ünvanı.
Çğl.Eskâl
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
13. Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.
29. ANKEBUT / 14
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 396
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Nuh'u kavmine irsal etmiştik.
Ardından onların arasında, elli yıl hariç bin sene lebs oldu ve ardından... tufan onları ahz etti. Onlar zalimdiler.
Hz. Nuh Kıssası - 7 RSL NVH K:VM LBSé eLF SNV H:MS A:VM eH:Zé T:VF Z:LM .mid3160.ss29.as14.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf396.sure.29.xxxxxkissa-nuh-07xHz. Nuh Kıssası - 7xxsayıxx#k:vm-kavim#||#h:ms-hamsin#||#z:lm-zalim#||#elf-elf#||#eh:zé-ahz#||#a:vm-avm#||#rsl-irsal#||#lbsé-lebs#||#t:vf-tufan#||#nvh-hz. nuh#x#RSL#||#NVH#||#K:VM#||#LBSé#||#eLF#||#SNV#||#H:MS#||#A:VM#||#eH:Zé#||#T:VF#||#Z:LM#||#k:vm-kavim#||#h:ms-hamsin#||#z:lm-zalim#||#elf-elf#||#eh:zé-ahz#||#a:vm-avm#||#rsl-irsal#||#lbsé-lebs#||#t:vf-tufan#||#nvh-hz. nuh#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ
Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî, fe lebise fîhim elfe senetin illâ hamsîne âmâ(âmen), fe ehazehumut tûfânu ve hum zâlimûn(zâlimûne).
avm
ع و مA:VM
Yıl. Sene.
Çğl.A'vamÇğl.E'vam
Aynı kökten:avm A'vam E'vam
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Elf
ا ل فeLF
1000 Bin sayısının ismi. Bin adet şey vermek. Ünsiyet eylemek.
Çğl.AlafÇğl.Uluf
Aynı kökten:Elf Alaf Uluf Elif ilaf Me'lufiyet Mulif Müellef Müellefe Müellefe Müellif Müellifîn Müteehhil Müteellif Mü'telif Teehhi Teehhül Te'lif Uluf Ülfet
Hamsîn
Hamsun
خ م سH:MS
Elli sayısı. Erbaîn denen kırk günlük kara kıştan sonra gelen elli günlük kış.
Aynı kökten:Hamis Hamse Hamsîn Hamsun
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Lebs
ل ب ثLBSé
Bir yerde eğlenip durma. Vakit geçirme. Kalma.
Aynı kökten:İlbas İstilbas Lebs
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Tufan
ط و فT:VF
Çok şiddetli ve her tarafı kaplayan yağmur. Hz.Nuh zamanındaki büyük su baskını hâdisesi.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
14. Andolsun, biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.
29. ANKEBUT / 15
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu ve sefine ashabını necat ettik. Bunu alemler için ayet kıldık.
Hz. Nuh Kıssası - 7 NCV S:HB SFN CA:L eYY A:LM .mid3161.ss29.as15.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-nuh-07xHz. Nuh Kıssası - 7x#eyy-ayet#||#a:lm-alem#||#ncv-necat#||#s:hb-sahib#||#sfn-sefine#||#ca:l-xxoxx#x#NCV#||#S:HB#||#SFN#||#CA:L#||#eYY#||#A:LM#||#eyy-ayet#||#a:lm-alem#||#ncv-necat#||#s:hb-sahib#||#sfn-sefine#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَنجَيْنَاهُ وَأَصْحَابَ السَّفِينَةِ وَجَعَلْنَاهَا آيَةً لِّلْعَالَمِينَ
Fe enceynâhu ve ashâbes sefîneti ve cealnâ hââyeten lil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Sefine
س ف نSFN
Gemi. Çeşitli mevzulara dair kitap. Göğün güney yarım küresinde bir burç adı.
Çğl.SefainÇğl.Süfun
Aynı kökten:Safen Esfan Sefine Sefain Süfun Sefn Sefne Sifne Sifen Sifnât Süfn
Diyanet Meali:
15. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.
29. ANKEBUT / 16
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
İbrahim… o, kavmine şöyle demişti:
"ALLAH'a abd olun ve ittika edin.
Eğer alim olanlardan olursanız, işte bu sizin için hayrlıdır."
Hz. İbrahim Kıssası -10 BRHéM K:VL K:VM A:BD VK:Y H:YR KVN A:LM .mid3162.ss29.as16.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10x#k:vm-kavim#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#h:yr-hayr#||#a:bd-abd#||#vk:y-ittika#||#brhém-hz. ibrahim#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#BRHéM#||#K:VL#||#K:VM#||#A:BD#||#VK:Y#||#H:YR#||#KVN#||#A:LM#||#k:vm-kavim#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#h:yr-hayr#||#a:bd-abd#||#vk:y-ittika#||#brhém-hz. ibrahim#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ve ibrâhîme iz kâle li kavmihî’budûllâhe vettekûh(vettekûhu), zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
16. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.”
29. ANKEBUT / 17
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak siz, ancak, ALLAH'ın gayrısından vesenlere abd oluyorsunuz ve ifkler halk ediyorsunuz. Muhakkak, ALLAH'ın gayrısından abd olduklarınız, sizi rızıklandırmaya malik olamazlar. Artık rızkı ALLAH'ın indinde ibtiga edin.
O'na abd olun ve O'na şükür edin!
Siz, O'na rücu edeceksiniz!"
Hz. İbrahim Kıssası -10 A:BD DVN VSéN H:LK: eFK A:BD DVN MLK RZK: BG:Y A:ND RZK: A:BD ŞKR RCA: .mid3163.ss29.as17.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xxxemirxxyasakxxx#şkr-şükür#||#dvn-dun#||#a:nd-ind#||#h:lk:-halk#||#rzk:-rızk#||#a:bd-abd#||#mlk-malik#||#efk-ifk#||#rca:-rücu#||#bg:y-ibtiga#||#vsén-vesen#x#A:BD#||#DVN#||#VSéN#||#H:LK:#||#eFK#||#A:BD#||#DVN#||#MLK#||#RZK:#||#BG:Y#||#A:ND#||#RZK:#||#A:BD#||#ŞKR#||#RCA:#||#şkr-şükür#||#dvn-dun#||#a:nd-ind#||#h:lk:-halk#||#rzk:-rızk#||#a:bd-abd#||#mlk-malik#||#efk-ifk#||#rca:-rücu#||#bg:y-ibtiga#||#vsén-vesen#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِندَ اللَّهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
İnnemâ ta’budûne min dûnillâhi evsânen ve tahlukûne ifkâ(ifken), innellezîne ta’budûne min dûnillâhi lâ yemlikûne lekum rızkân, febtegû indallâhir rızka va’budûhu veşkurû leh(lehu), ileyhi turceûn(turceûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
İfk
ا ف كeFK
Bühtan. Bir suçu birisine yüklemek. İftira.
Aynı kökten:Effak efk üfuk İfk Mü'tefik Mü'tefike Mü'tefikat Te'fik Te'fikât Üfkuhe
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Vesen
و ث نVSéN
Put, Sanem.
Çğl.EvsanÇğl.Veseniyyun
Aynı kökten:Vesen Evsan Veseniyyun
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
17. “Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.”
29. ANKEBUT / 18
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer siz kizb ederseniz… sizden önce ki ümmetler de kizb etmişti. Rasulün üzerine olan, sadece mübin belağdır."
Hz. İbrahim Kıssası -10 KZéB KZéB eMM K:BL RSL BLG: BYN .mid3164.ss29.as18.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xxrasulxx#k:bl-kabl#||#byn-mübin#||#blg:-belağ#||#rsl-rasul#||#kzéb-kizb#||#emm-ümmet#x#KZéB#||#KZéB#||#eMM#||#K:BL#||#RSL#||#BLG:#||#BYN#||#k:bl-kabl#||#byn-mübin#||#blg:-belağ#||#rsl-rasul#||#kzéb-kizb#||#emm-ümmet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
Ve in tukezzibû fe kad kezzebe umemun min kablikum, ve mâ aler resûli illel belâgul mubîn(mubînu).
Belâg
belağ
ب ل غBLG:
Eriştirme, yetiştirme. Maksada uyan güzel ifâde. Kâfi gelme, kifâyet.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
18. “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”
29. ANKEBUT / 19
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, ALLAH'ın halk etmeyi nasıl ibda ettiğini görmüyorlar mı?
Sonra onu ida ediyor.
Muhakkak bu, ALLAH'a yesirdir.
Hz. İbrahim Kıssası -10 ReY KYF BDe H:LK: A:VD YSR .mid3165.ss29.as19.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10x#kyf-keyfe#||#a:vd-ida#||#h:lk:-halka#||#bde-ibda#||#ysr-yesir#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#KYF#||#BDe#||#H:LK:#||#A:VD#||#YSR#||#kyf-keyfe#||#a:vd-ida#||#h:lk:-halka#||#bde-ibda#||#ysr-yesir#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللَّهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
E ve lem yerev keyfe yubdiullâhul halka, summe yuîduh (yuîduhu), inne zâlike alallâhi yesîr(yesîrun).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
İbda'
ب د اBDe
Benzersiz olanı yaratmak. Nümunesiz şey yapmak. Misli gelmemiş bir eser meydana koymak, icâd. Allah'ın aletsiz, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması, icadı. Edb: Geçmişte benzeri olmayan şiiri söylemek.
Aynı kökten:Bed' Ebdâ Büdü' bidayet İbda' Mübdi'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Diyanet Meali:
19. Onlar, Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.
29. ANKEBUT / 20
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Arzda seyir edin.
Nazar edin!... Halk etmeyi nasıl bed etti!
Sonra ALLAH, ahiret neşetini inşa edecektir.
Muhakkak ki ALLAH, herşeye kadirdir."
Hz. İbrahim Kıssası -10Doğa/YaşamEsma-ül Hüsna K:VL SYR eRD: NZ:R KYF BDe H:LK: NŞe NŞe eH:R KLL ŞYe K:DR .mid3166.ss29.as20.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xDoğa/YaşamxEsma-ül Hüsnax#şye-şey#||#kll-külli#||#kyf-keyfe#||#eh:r-ahiret#||#erd:-arz#||#syr-seyr#||#h:lk:-halka#||#nz:r-nazar#||#nşe-inşa#||#k:dr-kadir#||#bde-bed#||#nşe-neşet#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#SYR#||#eRD:#||#NZ:R#||#KYF#||#BDe#||#H:LK:#||#NŞe#||#NŞe#||#eH:R#||#KLL#||#ŞYe#||#K:DR#||#şye-şey#||#kll-külli#||#kyf-keyfe#||#eh:r-ahiret#||#erd:-arz#||#syr-seyr#||#h:lk:-halka#||#nz:r-nazar#||#nşe-inşa#||#k:dr-kadir#||#bde-bed#||#nşe-neşet#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللَّهُ يُنشِئُ النَّشْأَةَ الْآخِرَةَ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Kul sîrû fîl ardı fânzurû keyfe bedeel halka, summallâhu yunşîun neş’etel âhıreh(âhırete), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Bed'
ب د اBDe
Evvel, ibtidâ, başlangıç. Hisse, nasip. Başlama, başlayış, ilk. İslâm içinde kazılan kuyu.
Çğl.EbdâÇğl.Büdü'
Aynı kökten:Bed' Ebdâ Büdü' bidayet İbda' Mübdi'
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
İnşa
ن ش اNŞe
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
Neş'et
ن ش اNŞe
Meydana gelmek, vücuda gelmek. Büyüyüp kat ve kamet sahibi olmak. Yetişmek, ileri gelmek. Çıkmak. Kaynak olmak.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
Seyr
س ي رSYR
Yürüyüş. Eğlenme ve ibret için bakma. Gezip görme. Görülecek şey ve yer. Uzaktan bakıp karışmama. Yolculuk.
Aynı kökten:Müsayere Sair Seyr Seyruret Seyyar Seyyare Seyyarat Siret Siyer Tesyir Tesyirât
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
20. De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”
29. ANKEBUT / 21
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Dilediğine azab eder ve dilediğine rahmet eder. O'na inkılab edeceksiniz."
Hz. İbrahim Kıssası -10 A:ZéB ŞYe RHM ŞYe K:LB .mid3167.ss29.as21.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10x#şye-şae#||#rhm-erham#||#a:zéb-azab#||#k:lb-inkılab#x#A:ZéB#||#ŞYe#||#RHM#||#ŞYe#||#K:LB#||#şye-şae#||#rhm-erham#||#a:zéb-azab#||#k:lb-inkılab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يُعَذِّبُُ مَن يَشَاء وَيَرْحَمُ مَن يَشَاء وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ
Yuazzibu men yeşâu ve yerhamu men yeşâ’(yeşâu), ve ileyhi tuklebûn(tuklebûne).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
İnkılâb
ق ل بK:LB
Başka tarza değişme. Bir hâlden diğer hâle geçme. Başka türlü olma. Altüst olma.
Çğl.İnkılâbât
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Erham
ر ح مRHM
En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
21. O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
29. ANKEBUT / 22
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Arzda ve de semada, siz aciz bırakamazsınız! ALLAH'ın gayrısında, size veliy ve de nasır yoktur!"
Hz. İbrahim Kıssası -10 A:CZ eRD: SMV DVN VLY NS:R .mid3168.ss29.as22.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10x#dvn-dun#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#a:cz-aciz#||#vly-veliy#||#ns:r-nasır#x#A:CZ#||#eRD:#||#SMV#||#DVN#||#VLY#||#NS:R#||#dvn-dun#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#a:cz-aciz#||#vly-veliy#||#ns:r-nasır#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاء وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللَّهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Ve mâ entum bi mu’cizîne fîl ardı ve lâ fîs semâi ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Âciz
ع ج زA:CZ
Beceriksiz. Eli ermez. Kabiliyetsiz. Gücü yetmez olan. Düşkün. Zayıf.
Çğl.aceze
Aynı kökten:Âciz aceze Âciziyyet acz acziyet İ'caz Ma'cez Mu'ciz Mu'cize Mu'cizat Ta'ciz Ta'cizât
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
22. Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
29. ANKEBUT / 23
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 397
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'ın ayetlerine ve O'na mülaki olmaya kafir olanlar… işte onlar rahmetimden yeistedirler. İşte onlar… onlara elim azab vardır.
Hz. İbrahim Kıssası -10 KFR eYY LK:Y YeS RHM A:ZéB eLM .mid3169.ss29.as23.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf397.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10x#eyy-ayet#||#elm-elim#||#rhm-rahmet#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#yes-yeis#||#lk:y-mülaki#x#KFR#||#eYY#||#LK:Y#||#YeS#||#RHM#||#A:ZéB#||#eLM#||#eyy-ayet#||#elm-elim#||#rhm-rahmet#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#yes-yeis#||#lk:y-mülaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَلِقَائِهِ أُوْلَئِكَ يَئِسُوا مِن رَّحْمَتِي وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Vellezîne keferû bi âyâtillâhi ve likâihî ulâike yeisû min rahmetî ve ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Yeis
Ye's
ي ا سYeS
Ümitsizlik. Emelinden kesilmek.
Aynı kökten:İyas Muvayese Müeyyis Yeis Ye's
Diyanet Meali:
23. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
29. ANKEBUT / 24
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, kavminin cevabı, sadece, "Onu katl edin veya hark edin" demek oldu!
ALLAH, onu nardan necat etti. Muhakkak bunda, iman eden kavim için elbette ayetler vardır.
Hz. İbrahim Kıssası -10 KVN CVB K:VM K:VL K:TL HRK: NCV NVR eYY K:VM eMN .mid3170.ss29.as24.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xximanxx#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#k:tl-katl#||#eyy-ayet#||#emn-iman#||#hrk:-hark#||#ncv-necat#||#nvr-nar#||#cvb-cevab#||#k:vl-xxoxx#x#KVN#||#CVB#||#K:VM#||#K:VL#||#K:TL#||#HRK:#||#NCV#||#NVR#||#eYY#||#K:VM#||#eMN#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#k:tl-katl#||#eyy-ayet#||#emn-iman#||#hrk:-hark#||#ncv-necat#||#nvr-nar#||#cvb-cevab#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا اقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنجَاهُ اللَّهُ مِنَ النَّارِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlûktulûhu ev harrýkûhu fe encâhullâhu minen nâr(nâri), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
cevab
ج و بCVB
Sorulan şeye söz veya yazıyla verilen karşılık. Kabul etmemek. Reddetmek. // Havuz.
Çğl.cevabatÇğl.ecvibe
Aynı kökten:cevab cevabat ecvibe icabet İcabe İsticabe İsticâbet isticvab Mucib Mücavebe Mücavebet müstecvib Cevb Micveb
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Hark
ح ر قHRK:
Yakmak. Yanmak. Yangın.
Aynı kökten:Harık Hark Harraka Hırkat Hurka Hurkat Mahruk Muharrak Muharrik
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Diyanet Meali:
24. (İbrahim’in) kavminin cevabı, “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
29. ANKEBUT / 25
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki:
"Muhakkak, dünya hayatında birbirinizi meveddet için, ALLAH'ın gayrısından vesenler ittihaz ettiniz.
Sonra, kıyamet yevminde, bazınız bazınıza kafir olur ve bazınız bazınızı (birbirinizi) lanetler. Mevanız nardır. Size nasırdan da yoktur."
Hz. İbrahim Kıssası -10 K:VL eH:Zé DVN VSéN VDD BYN HYY DNV YVM K:VM KFR BA:D: BA:D: LA:N BA:D: BA:D: eVY NVR NS:R .mid3171.ss29.as25.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xxyevmxcehennemxx#k:vm-kıyamet#||#la:n-lanet#||#dnv-dünya#||#dvn-dun#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#vdd-meveddet#||#kfr-küfr#||#byn-beyn#||#evy-meva#||#eh:zé-ittihaz#||#vsén-vesen#||#nvr-nar#||#hyy-hayat#||#ns:r-nasır#||#evy-meva#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eH:Zé#||#DVN#||#VSéN#||#VDD#||#BYN#||#HYY#||#DNV#||#YVM#||#K:VM#||#KFR#||#BA:D:#||#BA:D:#||#LA:N#||#BA:D:#||#BA:D:#||#eVY#||#NVR#||#NS:R#||#k:vm-kıyamet#||#la:n-lanet#||#dnv-dünya#||#dvn-dun#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#vdd-meveddet#||#kfr-küfr#||#byn-beyn#||#evy-meva#||#eh:zé-ittihaz#||#vsén-vesen#||#nvr-nar#||#hyy-hayat#||#ns:r-nasır#||#evy-meva#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ
Ve kâle innemettehaztum min dûnillâhi evsânen meveddete beynikum fîl hayâtid dunyâ, summe yevmel kıyâmeti yekfuru ba’dukum bi ba’dın ve yel’anu ba’dukum ba’dan ve me’vâkumun nâru ve mâ lekum min nâsırîn(nâsırîne).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
meveddet
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet. Muhabbet etmek. Sevmek.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
Vesen
و ث نVSéN
Put, Sanem.
Çğl.EvsanÇğl.Veseniyyun
Aynı kökten:Vesen Evsan Veseniyyun
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
25. İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.”
29. ANKEBUT / 26
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından Lut, ona iman etti.
"Muhakkak ben, Rabbime muhacir olacağım.
Muhakkak ki O, azizdir, hakimdir." dedi.
Hz. İbrahim Kıssası -10Esma-ül Hüsna eMN LVT: K:VL HéCR RBB A:ZZ HKM .mid3172.ss29.as26.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xEsma-ül Hüsnaxximanxxxxemirxxyasakxxx#emn-iman#||#rbb-rabb#||#a:zz-aziz#||#hécr-muhacir#||#hkm-hakim#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#eMN#||#LVT:#||#K:VL#||#HéCR#||#RBB#||#A:ZZ#||#HKM#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#a:zz-aziz#||#hécr-muhacir#||#hkm-hakim#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَآمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
muhacir
ه ج رHéCR
Göç eden, bir memleketten kalkıp, başka bir yere yerleşen. Mc: Allah'ın yasak ettiğinden uzaklaşan.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
26. Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
29. ANKEBUT / 27
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona, İshak'ı ve Yakub'u vehb ettik. Onun zürriyetine nübüvvet ve kitab kıldık. Ona, dünyada ecrini verdik. Muhakkak o, ahirette de elbette salihlerdendir.
Hz. İbrahim Kıssası -10Ahiret VHéB SHK: A:K:B CA:L ZéRR NBe KTB eTY eCR DNV eH:R S:LH .mid3173.ss29.as27.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-ibrahim-10xHz. İbrahim Kıssası -10xAhiretxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#zérr-zürriyet#||#nbe-nübüvvet#||#ecr-ecir#||#vhéb-vehb#||#s:lh-salih#||#shk:-hz. ishak#||#a:k:b-hz. yakub#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#VHéB#||#SHK:#||#A:K:B#||#CA:L#||#ZéRR#||#NBe#||#KTB#||#eTY#||#eCR#||#DNV#||#eH:R#||#S:LH#||#ktb-kitab#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#zérr-zürriyet#||#nbe-nübüvvet#||#ecr-ecir#||#vhéb-vehb#||#s:lh-salih#||#shk:-hz. ishak#||#a:k:b-hz. yakub#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَآتَيْنَاهُ أَجْرَهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
Ve vehebnâ lehû ishâka ve ya’kûbe ve cealnâ fî zurriyyetihin nubuvvete vel kitâbe, ve âteynâhu ecrehu fîd dunyâ, ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihîn(sâlihîne).
Hz. Yakub
ع ق بA:K:B
Yakub ismi, ikab sahibi, akab sahibi olarak iki kelimeden oluşur. İbraniler, doğumunda, ikizi olan “Esau” nun topuğunu tutar halde doğmasına dayandırır. Ardından gidilen, takip edilen; nesiller boyu torun sahibi; büyük musibetlerin, büyük acıların nedeni anlamları vardır. 
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
nübüvvet
ن ب اNBe
Habercilik. Nebi olmak, nebilik. Allah'ın emriyle vazifeli olarak, insanları yeni bir düzene, doğru yola çağırmak. Allah'tan gelen YENİ düzeni haber vermek.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Hz. İshak
س ح قSHK:
İbranicede “gülen gülümseyen” anlamına gelmektedir. Arapça olarak; kendini uzaklaştırmak, uzaklaşmak, / mahrumiyet içine girmek, / belirsiz olmak.
Aynı kökten:Hz. İshak Meshuk Sahik Sahik Sahk Suhk Teshik
vehb
و ه بVHéB
Hibe. Bağış. Vergi. Karşılıksız vermek.
Aynı kökten:heb Hibe Mevhibe mevhub Mevâhib vehb vehbi vehhab vahhab vehub
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Diyanet Meali:
27. Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
29. ANKEBUT / 28
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Lut…
O, kavmine demişti ki:
"Muhakkak siz, alemlerden tekinin sabık olmadığı, fahiş olanı işliyorsunuz."
Hz. Lut Kıssası LVT: K:VL K:VM eTY FHŞ SBK: eHD A:LM .mid3174.ss29.as28.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#k:vm-kavim#||#ehd-ehad#||#a:lm-alem#||#sbk:-sabık#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#LVT:#||#K:VL#||#K:VM#||#eTY#||#FHŞ#||#SBK:#||#eHD#||#A:LM#||#k:vm-kavim#||#ehd-ehad#||#a:lm-alem#||#sbk:-sabık#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ الْعَالَمِينَ
Ve lûtan iz kâle li kavmihî innekum le te’tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Sabık
sabıka
س ب قSBK:
Geçmiş. Önceki. / Zamanca veya rütbece ileride olan. / Eskiden işlenmiş suç.
Çğl.SâbıkûnÇğl.Sevabık
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
Diyanet Meali:
28. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.”
29. ANKEBUT / 29
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak siz erkek kimselere yanaşıyorsunuz ve sebili kata ediyorsunuz ve münkere nadi oluyorsunuz.
Devam edecek misiniz?"
Kaviminin cevabı, sadece,
"Eğer sadıklardan isen, haydi ALLAH'ın azabını ver bakalım" demek oldu.
Hz. Lut Kıssası eTY RCL K:T:A: SBL eTY NDV NKR KVN CVB K:VM K:VL eTY A:ZéB KVN S:DK: .mid3175.ss29.as29.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#k:vm-kavim#||#kvn-kunte#||#sbl-sebil#||#rcl-recül#||#a:zéb-azab#||#nkr-münker#||#ndv-nadi#||#k:t:a:-kata#||#s:dk:-sadık#||#cvb-cevab#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#RCL#||#K:T:A:#||#SBL#||#eTY#||#NDV#||#NKR#||#KVN#||#CVB#||#K:VM#||#K:VL#||#eTY#||#A:ZéB#||#KVN#||#S:DK:#||#k:vm-kavim#||#kvn-kunte#||#sbl-sebil#||#rcl-recül#||#a:zéb-azab#||#nkr-münker#||#ndv-nadi#||#k:t:a:-kata#||#s:dk:-sadık#||#cvb-cevab#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
E innekum le te’tûner ricâle ve taktaûnes sebîle ve te’tûne fî nâdîkumulmunker(munkere), fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlû’tinâ bi azâbillâhi in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
cevab
ج و بCVB
Sorulan şeye söz veya yazıyla verilen karşılık. Kabul etmemek. Reddetmek. // Havuz.
Çğl.cevabatÇğl.ecvibe
Aynı kökten:cevab cevabat ecvibe icabet İcabe İsticabe İsticâbet isticvab Mucib Mücavebe Mücavebet müstecvib Cevb Micveb
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nadi
ن د وNDV
Nidâ eden, haykıran, çağıran. Halkın, meşveret gibi, birşey konuşmak üzere bir yere toplanmaları. Nitekim İslâmdan evvel Mekke'de Kureyş'in toplandığı meclis binasına "Darünnedve" denilirdi.
Çğl.Nevadi
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
münker
ن ك رNKR
İnkâr edilmiş olan. Şeriatın kabâhat ve haram diye bildirdiği şey. Makbul ve müstehab olmayıp, günah ve kabahat olan. Mezardaki suâl meleklerinden birisinin ismi. Diğerinin ise "Nekir" dir.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
29. “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı, “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu.
29. ANKEBUT / 30
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 398
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki: "Rabbim!
Müfsid kavme karşı bana nasr et!"
Hz. Lut Kıssası K:VL RBB NS:R K:VM FSD .mid3176.ss29.as30.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#k:vm-kavim#||#rbb-rabb#||#fsd-müfsid#||#ns:r-nasr#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#NS:R#||#K:VM#||#FSD#||#k:vm-kavim#||#rbb-rabb#||#fsd-müfsid#||#ns:r-nasr#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
Kâle rabbinsurnî alel kavmil mufsidîn(mufsidîne).
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
30. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi.
29. ANKEBUT / 31
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Rasullerimiz, İbrahim'e büşra ile geldiklerinde,
"Muhakkak biz, bu karye ehlini helak edeceğiz. Muhakkak oranın ehli zalimlerdir." dediler.
Hz. Lut Kıssası CYe RSL BRHéM BŞR K:VL HéLK eHéL K:RY eHéL KVN Z:LM .mid3177.ss29.as31.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#z:lm-zalim#||#ehél-ehil#||#rhm-rahim#||#k:ry-karye#||#rsl-rasul#||#bşr-büşra#||#hélk-helak#||#brhém-hz. ibrahim#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CYe#||#RSL#||#BRHéM#||#BŞR#||#K:VL#||#HéLK#||#eHéL#||#K:RY#||#eHéL#||#KVN#||#Z:LM#||#z:lm-zalim#||#ehél-ehil#||#rhm-rahim#||#k:ry-karye#||#rsl-rasul#||#bşr-büşra#||#hélk-helak#||#brhém-hz. ibrahim#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَمَّا جَاءتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُوا إِنَّا مُهْلِكُو أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمِينَ
Ve lemmâ câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ, kâlû innâ muhlikû ehli hâzihil karyeh(karyeti), inne ehlehâ kânû zâlimîn(zâlimîne).
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Büşra
ب ش رBŞR
Müjde. Sevinçli, hayırlı haber. İncil'in bir ismi.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
31. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde, “Biz, bu memleket halkını helâk edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler.
29. ANKEBUT / 32
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ama orada Lut var" dedi.
Dediler ki:
"Biz, orada kim olduğuna alimiz. Elbette ona ve ehline necat edeceğiz. Karısı müstesna... o gabir olanlardan olacak."
Hz. Lut Kıssası K:VL LVT: K:VL A:LM NCV eHéL MRe KVN G:BR .mid3178.ss29.as32.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#kvn-kane#||#ehél-ehil#||#a:lm-alim#||#mre-imree#||#g:br-gabir#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#LVT:#||#K:VL#||#A:LM#||#NCV#||#eHéL#||#MRe#||#KVN#||#G:BR#||#kvn-kane#||#ehél-ehil#||#a:lm-alim#||#mre-imree#||#g:br-gabir#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Kâle inne fîhâ lûtâ(lûten), kâlû nahnu a’lemu bi men fîhâ le nunecciyennehu ve ehlehû illemreetehu kânet minel gâbirîn(gâbirîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Gabir
غ ب رG:BR
İstikbal. / Kalan. Geleceğe kalan. / Geride kalan. Bırakılan. / Geride kalıp eskiyen, çürüyen, tozlanan. / Gr: Gelecek zaman.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Diyanet Meali:
32. İbrahim, “Ama orada Lût var” dedi. Onlar, “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
29. ANKEBUT / 33
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Rasullerimiz geldiğinde... Lut, onlardan sui oldu ve onlara zira ederek dıyk oldu.
Dediler ki:
"Korkma, hüzünlenme!
Muhakkak biz, seni ve ehlini necat edeceğiz.
Karın müstesna… o, gabir olanlardan olacak."
Hz. Lut Kıssası CYe RSL LVT: SVe D:YK: ZéRA: K:VL H:VF HZN NCV eHéL MRe KVN G:BR .mid3179.ss29.as33.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası xxrasulxx#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#sve-sui#||#ehél-ehil#||#mre-imree#||#hzn-hüzün#||#zéra:-zira#||#ncv-necat#||#g:br-gabir#||#rsl-rasul#||#d:yk:-dıyk#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#RSL#||#LVT:#||#SVe#||#D:YK:#||#ZéRA:#||#K:VL#||#H:VF#||#HZN#||#NCV#||#eHéL#||#MRe#||#KVN#||#G:BR#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#sve-sui#||#ehél-ehil#||#mre-imree#||#hzn-hüzün#||#zéra:-zira#||#ncv-necat#||#g:br-gabir#||#rsl-rasul#||#d:yk:-dıyk#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَمَّا أَن جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا امْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Ve lemmâ en câet rusulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’ân, ve kâlû lâ tehaf ve lâ tahzen, innâ muneccûke ve ehleke illemreeteke kânet minel gâbirîn(gâbirîne).
Dıyk
Zıyk
ض ي قD:YK:
(Dıyyık) Dar. Sıkıntılı.
Aynı kökten:Dıyk Zıyk Dik Diyeke Edyak Dîk Muzîk Mudîk Zîk
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Gabir
غ ب رG:BR
İstikbal. / Kalan. Geleceğe kalan. / Geride kalan. Bırakılan. / Geride kalıp eskiyen, çürüyen, tozlanan. / Gr: Gelecek zaman.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Zira'
ذ ر عZéRA:
Arşın. Arşınlamak. Ölçmek. / Bir kolun dirseğinden orta parmak ucuna kadar uzunluk ölçüsü. (75-90 cm. kadar) / Gökte ayın menzillerinden birisi. / Tulum. İçine peynir veya su, yağ gibi şeyler konan deriden kap. / ön ayakları yürüyüşte germek. / ata, deveye binmek için alçaltmak. / alt etmek, arkadan boğmak. / yüzerken kolu kaldırmak ve germek. / elden öne doğru germek. / genişçe yaymak. / kuvvet, güç.
Aynı kökten:Mezru' Mezruât Müzaraa Zeraa Zira'
Diyanet Meali:
33. Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
29. ANKEBUT / 34
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak ki BİZ, bu karyenin ehli üzre, fasık olmuş oldukları şeyler ile, semadan ricz inzal edeceğiz."
Hz. Lut Kıssası NZL eHéL K:RY RCZ SMV KVN FSK: .mid3180.ss29.as34.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#ehél-ehil#||#smv-sema#||#k:ry-karye#||#nzl-inzal#||#rcz-ricz#||#fsk:-fasık#||#kvn-xxoxx#x#NZL#||#eHéL#||#K:RY#||#RCZ#||#SMV#||#KVN#||#FSK:#||#ehél-ehil#||#smv-sema#||#k:ry-karye#||#nzl-inzal#||#rcz-ricz#||#fsk:-fasık#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَى أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ السَّمَاء بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
İnnâ munzilûne alâ ehli hâzihil karyeti riczen mines semâi bimâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Fâsık
ف س قFSK:
Fısk içinde olan. Hata, sürekli olarak ısrar eden. Allah'ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Küçük günahlarda ısrar eden.
Çğl.Feseka
Aynı kökten:Efsak Fâsık Feseka fısk Fisk Füsuk Mefsaka tefsik
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
ricz
ر ج زRCZ
Azab. Vesvese. Maddi, manevi pislik.
Aynı kökten:ricz
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
34. Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
29. ANKEBUT / 35
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Akıl eden kavim için, beyan edilmiş ayetlerden terk etmiştik.
Hz. Lut Kıssası TRK eYY BYN K:VM A:K:L .mid3181.ss29.as35.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-lut-8xHz. Lut Kıssası x#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#a:k:l-akıl#||#trk-terk#||#byn-beyan#x#TRK#||#eYY#||#BYN#||#K:VM#||#A:K:L#||#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#a:k:l-akıl#||#trk-terk#||#byn-beyan#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَا آيَةً بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Ve lekad tereknâ minhâ âyeten beyyineten li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Diyanet Meali:
35. Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
29. ANKEBUT / 36
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb… dedi ki:
"Ey kavmim!
ALLAH'a abd olun!
Ahir yevme rica edin.
Arzda müfsid olarak asev etmeyin!"
Şuayb KıssasıAhiret MDN eH:V ŞA:B K:VL K:VM A:BD RCV YVM eH:R A:SéV eRD: FSD .mid3182.ss29.as36.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-suayb-4-medyenxŞuayb KıssasıxAhiretxxyevmxxxxemirxxyasakxxx#k:vm-kavim#||#eh:v-ahi#||#eh:r-ahir#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#a:bd-abd#||#fsd-müfsid#||#a:sév-asev#||#rcv-rica#||#şa:b-hz. şuayb#||#mdn-medyen#||#k:vl-xxoxx#x#MDN#||#eH:V#||#ŞA:B#||#K:VL#||#K:VM#||#A:BD#||#RCV#||#YVM#||#eH:R#||#A:SéV#||#eRD:#||#FSD#||#k:vm-kavim#||#eh:v-ahi#||#eh:r-ahir#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#a:bd-abd#||#fsd-müfsid#||#a:sév-asev#||#rcv-rica#||#şa:b-hz. şuayb#||#mdn-medyen#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِلَى مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَارْجُوا الْيَوْمَ الْآخِرَ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
Ve ilâ medyene ehâhum şuayben fe kâle yâ kavmi’budûllâhe vercûl yevmel âhıre ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Asev
Asven
ع ث وA:SéV
Kalkışma. Saldırı. Bozma, zarar verme. Serkeşlik. Taşkınlık, serserilik. ?Kötülük yapma.
Aynı kökten:Asev Asven
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Medyen
MDN
dyn kökünden geldiği de söylenir.
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Hz. Şuayb
ŞA:B
önce birleştirip, sonra ayırmak; / ıslah etmek ve düzenlemek için parçalara kollara ayırmak; / düzene sokmak, verimli hale getirmek için dağıtmak; / tümden gelim
Aynı kökten:Hz. Şuayb İnşiab İş'ab İşabe Meş'ab Müteşa'ab Şa'b şuub Şa'ban Şi'b Şiab Şu'be Şuab Şuabat Şiab Uşabe Üşabe Eşâyib xoxox
Diyanet Meali:
36. Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Şu’ayb, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi.
29. ANKEBUT / 37
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu kizb ettiler. Ardından onları recf ahz etti. Artık darlarında, cesmler oluverdiler.
Şuayb Kıssası KZéB eH:Zé RCF S:BH DVR CSéM .mid3183.ss29.as37.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-suayb-4-medyenxŞuayb Kıssasıx#s:bh-ısbah#||#kzéb-kizb#||#eh:zé-ahz#||#rcf-recf#||#csém-cesm#||#dvr-dar#x#KZéB#||#eH:Zé#||#RCF#||#S:BH#||#DVR#||#CSéM#||#s:bh-ısbah#||#kzéb-kizb#||#eh:zé-ahz#||#rcf-recf#||#csém-cesm#||#dvr-dar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ
Fe kezzebûhu fe ehazethumur recfetu fe asbehû fî dârihim câsimîn(câsimîne).
Cesm
ج ث مCSéM
Yere dalmak. Göğsüne düşmek. yere secde etmek, hareketsiz olmak, ölmek veya soyu tükenmek. Devam etmek, devamlı bir işle meşguliyet, gidip gelme.
Aynı kökten:Cesm Cessame Cüsam Tecsim
Dâr
د و رDVR
Yer, mekan, konak. Memleket.
Çğl.DiyarÇğl.Diran
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Recf
ر ج فRCF
Şiddetle sarsmak veya sarsılmak. Sarsıcı fitne çıkarmak.
Aynı kökten:Ercaf Eracif Ürcufe ircaf mürcif Racife Recefan Recf Recfe Recefe Recefât Recif
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Diyanet Meali:
37. Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
29. ANKEBUT / 38
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 399
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ad... Semud... Onların meskenlerinden size beyan olmuştur. Şeytan, onlara amellerini ziynetlendirmiş ve ardından onları sebilden sadd etmişti. Onlar basiret sahibi olmayı isteyenler idi.
Hz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -3-Şeytan A:VD SéMD BYN SKN ZYN ŞT:N A:ML S:DD SBL KVN BS:R .mid3184.ss29.as38.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxxxkissa-hud-03xHz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -3-xŞeytanxxŞeytanxx#sbl-sebil#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#a:vd-ad kavmi#||#byn-beyan#||#s:dd-sadd#||#bs:r-basiret#||#bs:r-müstebsir#||#skn-mesken#||#sémd-semud kavmi#||#kvn-xxoxx#x#A:VD#||#SéMD#||#BYN#||#SKN#||#ZYN#||#ŞT:N#||#A:ML#||#S:DD#||#SBL#||#KVN#||#BS:R#||#sbl-sebil#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#a:vd-ad kavmi#||#byn-beyan#||#s:dd-sadd#||#bs:r-basiret#||#bs:r-müstebsir#||#skn-mesken#||#sémd-semud kavmi#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَعَادًا وَثَمُودَ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَاكِنِهِمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَكَانُوا مُسْتَبْصِرِينَ
Ve âden ve semûde ve kad tebeyyene lekum min mesâkinihim, ve zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli ve kânû mustebsırîn(mustebsırîne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
basiret
ب ص رBS:R
Hakikatı kalbiyle hissedip anlama. Kalbde eşyanın hakikatlarını bilen kuvve-i kudsiyye. Feraset. İman-ı dikkat. İbret alınacak hidayet sebepleri. Beyyine. Hüccet. Bir evin iki tarafının arası. Yer üstündeki kan.
Çğl.Basair
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
mesken
س ك نSKN
Oturacak yer. Sâkin olunacak yer. Ev. Hâne.
Çğl.Mesakin
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
38. Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi.
29. ANKEBUT / 39
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Karun… Firavun… Haman… Musa, beyyineler getirmişti. Ancak onlar, arzda istikbar etmişlerdi ve sabık olmadılar.
Karun, Firavun ve Haman Kıssası CYe MVS BYN KBR eRD: KVN SBK: .mid3185.ss29.as39.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxxxkissa-musa-karun-02xKarun, Firavun ve Haman Kıssasıx#erd:-arz#||#byn-beyyine#||#sbk:-sabık#||#kbr-istikbar#||#mvs-hz. musa#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#CYe#||#MVS#||#BYN#||#KBR#||#eRD:#||#KVN#||#SBK:#||#erd:-arz#||#byn-beyyine#||#sbk:-sabık#||#kbr-istikbar#||#mvs-hz. musa#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَارُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَلَقَدْ جَاءهُم مُّوسَى بِالْبَيِّنَاتِ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْأَرْضِ وَمَا كَانُوا سَابِقِينَ
Ve kârûne ve fir’avne ve hâmâne ve lekad câehum mûsâ bil beyyinâti festekberû fîl ardı ve mâ kânû sâbikîn(sâbikîne).
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
Sabık
sabıka
س ب قSBK:
Geçmiş. Önceki. / Zamanca veya rütbece ileride olan. / Eskiden işlenmiş suç.
Çğl.SâbıkûnÇğl.Sevabık
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
Diyanet Meali:
39. Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.
29. ANKEBUT / 40
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından külliyyen zenbleri ile ahz ettik. Artık onlardan üzerine hasıb irsal ettiğimiz kimse ve onlardan sayha ahz eden kimse ve onlardan onunla hasf ettiklerimiz ve onlardan gark ettiklerimiz oldu.
Onlara zulüm eden, ALLAH değildi. Fakat onlar, kendi nefsleri için zulmediyorlardı.
Karun, Firavun ve Haman Kıssası KLL eH:Zé ZéNB RSL HS:B eH:Zé S:YH H:SF eRD: G:RK: KVN Z:LM KVN NFS Z:LM .mid3186.ss29.as40.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxxxkissa-musa-karun-02xKarun, Firavun ve Haman Kıssasıx#kll-külli#||#z:lm-zulüm#||#erd:-arz#||#nfs-enfüs#||#zénb-zenb#||#rsl-irsal#||#eh:zé-ahz#||#s:yh-sayha#||#g:rk:-gark#||#h:sf-hasf#||#hs:b-hasıb#||#kvn-xxoxx#x#KLL#||#eH:Zé#||#ZéNB#||#RSL#||#HS:B#||#eH:Zé#||#S:YH#||#H:SF#||#eRD:#||#G:RK:#||#KVN#||#Z:LM#||#KVN#||#NFS#||#Z:LM#||#kll-külli#||#z:lm-zulüm#||#erd:-arz#||#nfs-enfüs#||#zénb-zenb#||#rsl-irsal#||#eh:zé-ahz#||#s:yh-sayha#||#g:rk:-gark#||#h:sf-hasf#||#hs:b-hasıb#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنبِهِ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ الْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Fe kullen ehaznâ bi zenbih(zenbihi), fe minhum men erselnâ aleyhi hâsıbâ(hâsıben), ve minhum men ehazethussayhah(sayhatu), ve minhum men hasefnâbihil ard(arda), ve minhum men agraknâ, ve mâ kânâllâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
Hasf
Husuf
خ س فH:SF
Ay tutulması. Dünya gölgesinin ay üzerine gelmesi. / Işığı sönmek. Perdelenmek. Parlaklığı gitmek. Bir şeyin nuru ve ışığı gitmesi. / Birbirine yapıştırmak. / Ayakkabı dikmek. / Tasmalı nâlin. / Ağacın yaprağının dökülmesi. / Gömmek, yere geçirmek, yerin dibine geçirmek.
Aynı kökten:Hasafet Hasf Husuf Hâsif İnhisaf Mahsuf Münhasif
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zenb
ذ ن بZéNB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
Diyanet Meali:
40. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
29. ANKEBUT / 41
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'ın gayrısından veliyler ittihaz edenlerin meseli, ev ittihaz eden örümceğin meseli gibidir.
Muhakkak evlerin en vehn olanı elbette örümceğin evidir.
Keşke alim olanlar olsalardı.
Örümcek Meseli MSéL eH:Zé DVN VLY MSéL A:NKB eH:Zé BYT VHéN BYT BYT A:NKB KVN A:LM .mid3187.ss29.as41.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxxxkissa-zzz-örümcekxÖrümcek Meselix#dvn-dun#||#a:lm-alim#||#byt-beyt#||#eh:zé-ittihaz#||#msél-mesel#||#vhén-vehn#||#vly-veliy#||#a:nkb-ankebut#||#kvn-xxoxx#x#MSéL#||#eH:Zé#||#DVN#||#VLY#||#MSéL#||#A:NKB#||#eH:Zé#||#BYT#||#VHéN#||#BYT#||#BYT#||#A:NKB#||#KVN#||#A:LM#||#dvn-dun#||#a:lm-alim#||#byt-beyt#||#eh:zé-ittihaz#||#msél-mesel#||#vhén-vehn#||#vly-veliy#||#a:nkb-ankebut#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاء كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Meselullezînettehazû min dûnillâhi evliyâe ke meselil ankebût(ankebûti), ittehazet beytâ(beyten) ve inne evhenel buyûti le beytul ankebût(ankebûti), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ankebut
ع ن ك بA:NKB
Örümcek.
Aynı kökten:ankebut
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Vehn
و ه نVHéN
Gevşeklik, kuvvetsizlik. Zayıf. Gövdesi kalın ve kısa adam. Gece yarısı. Gece yarısından bir saat sonraki zaman.
Dşl.Vehnane
Aynı kökten:İhan Muhin Tevehhün Tevhin Vahin Vehn Vehnane
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
41. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!
29. ANKEBUT / 42
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki ALLAH, şeyden, O'nun gayrısından, onların davet ettiklerine alimdir.
O, azizdir, hakimdir.
Esma-ül Hüsna A:LM DA:V DVN ŞYe A:ZZ HKM .mid3188.ss29.as42.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxEsma-ül Hüsnax#da:v-davet#||#şye-şey#||#dvn-dun#||#a:lm-alim#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#x#A:LM#||#DA:V#||#DVN#||#ŞYe#||#A:ZZ#||#HKM#||#da:v-davet#||#şye-şey#||#dvn-dun#||#a:lm-alim#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ مِن شَيْءٍ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
İnnallâhe ya’lemu mâ yed’ûne min dûnihî min şey’(şey’in), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
42. Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
29. ANKEBUT / 43
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte bu meselleri, nas için darb ediyoruz.
İlim edenlerden başkası, buna akıl etmezler.
MSéL D:RB NVS A:K:L A:LM .mid3189.ss29.as43.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxx#nvs-nas#||#a:lm-alim#||#a:k:l-akıl#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#x#MSéL#||#D:RB#||#NVS#||#A:K:L#||#A:LM#||#nvs-nas#||#a:lm-alim#||#a:k:l-akıl#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ
Ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâs(nâsi) ve mâ ya’kıluhâ illel âlimûn(âlimûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Diyanet Meali:
43. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.
29. ANKEBUT / 44
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
O, semaları ve arzı, bi-hakkın halk edendir. Muhakkak onlarda, mü'minler için elbette ayetler vardır.
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: HK:K: eYY eMN .mid3190.ss29.as44.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxDoğa/Yaşamxximanxx#eyy-ayet#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#h:lk:-halk#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#HK:K:#||#eYY#||#eMN#||#eyy-ayet#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#h:lk:-halk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
Halakallâhus semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), inne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn(mu’minîne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
44. Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır.
29. ANKEBUT / 45
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 400
Cüz: 20
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitabtan sana vahy edileni tilavet et.
Salat ikame et.
Muhakkak salat, fahiş olandan ve münkerden nehy eder.
Elbette ALLAH'ı zikir etmek ekberdir.
ALLAH, sanat ettiklerinize alimdir.
TLV VHY KTB K:VM S:LV S:LV NHéY FHŞ NKR ZéKR KBR A:LM S:NA: .mid3191.ss29.as45.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xx*1xxxsalatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-ikame-i salat#||#ktb-kitab#||#vhy-vahy#||#a:lm-alim#||#nhéy-nehy#||#tlv-tilavet#||#zékr-zikir#||#s:na:-sanat#||#kbr-ekber#||#nkr-münker#||#fhş-fahiş#x#TLV#||#VHY#||#KTB#||#K:VM#||#S:LV#||#S:LV#||#NHéY#||#FHŞ#||#NKR#||#ZéKR#||#KBR#||#A:LM#||#S:NA:#||#k:vm-ikame-i salat#||#ktb-kitab#||#vhy-vahy#||#a:lm-alim#||#nhéy-nehy#||#tlv-tilavet#||#zékr-zikir#||#s:na:-sanat#||#kbr-ekber#||#nkr-münker#||#fhş-fahiş#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
münker
ن ك رNKR
İnkâr edilmiş olan. Şeriatın kabâhat ve haram diye bildirdiği şey. Makbul ve müstehab olmayıp, günah ve kabahat olan. Mezardaki suâl meleklerinden birisinin ismi. Diğerinin ise "Nekir" dir.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
San'at
ص ن عS:NA:
Ustalık, hüner, mârifet. Sanat. Ustalıkla yapılan iş, fiil. Bilgi ile yardım etme.
Çğl.Sanayi
Aynı kökten:Isna' İstısna' San'at Sanayi Sania Sanai' Sani'iyyet
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
vahy
vahiy
و ح يVHY
Emrin, bir fikrin veya bir hakikatın, Allah tarafından, Rasul noktasından İnsan'a inzal olması.
Aynı kökten:vahy vahiy
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
45. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.
29. ANKEBUT / 46
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitab ehli ile, sadece, ahsen şekilde cedel edin!
Onlardan zalim olanlar müstesna!
Deyin ki:
"Biz, bize inzal edilene ve size inzal edilene iman ettik.
İlahımız ve ilahınız vahiddir. Biz, O'na Müslümanız!"
CDL eHéL KTB HSN Z:LM K:VL eMN NZL NZL eLHé eLHé VHD SLM .mid3192.ss29.as46.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xxxxxmüslümanximanxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#elhé-ilah#||#z:lm-zalim#||#ehél-ehil#||#emn-iman#||#slm-müslim#||#vhd-vahid#||#nzl-inzal#||#hsn-ahsen#||#cdl-cedel#||#k:vl-xxoxx#x#CDL#||#eHéL#||#KTB#||#HSN#||#Z:LM#||#K:VL#||#eMN#||#NZL#||#NZL#||#eLHé#||#eLHé#||#VHD#||#SLM#||#ktb-kitab#||#elhé-ilah#||#z:lm-zalim#||#ehél-ehil#||#emn-iman#||#slm-müslim#||#vhd-vahid#||#nzl-inzal#||#hsn-ahsen#||#cdl-cedel#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا تُجَادِلُوا أَهْلَ الْكِتَابِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِلَّا الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ وَقُولُوا آمَنَّا بِالَّذِي أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَهُنَا وَإِلَهُكُمْ وَاحِدٌ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Ve lâ tucâdilû ehlel kitâbi illâ billetî hiye ahsenu illellezîne zalemû minhum ve kûlû âmennâ billezî unzile ileynâ ve unzile ileykum ve ilâhunâ ve ilâhukum vâhıdun ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
cedel
ج د لCDL
Konuşmada kavga etme. Niza. Hakkı bulmak için olmayıp, galib görünmek için çekişme.
Aynı kökten:cedel Cedelî Cedl Cidal mücadele Mücadelat Mücadil Mütecadil
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
46. İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.”
29. ANKEBUT / 47
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, kitabı sana böyle inzal ettik.
Kendilerine kitab verilenler, ona iman ederler ve ona iman edenler işte onlardandır.
Ayetlerimize kafirlerden başkası cahd edemez.
NZL KTB eTY KTB eMN eMN CHD eYY KFR .mid3193.ss29.as47.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xx*1xxximanxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#chd-cahd#||#nzl-inzal#||#ety-xxoxx#x#NZL#||#KTB#||#eTY#||#KTB#||#eMN#||#eMN#||#CHD#||#eYY#||#KFR#||#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#chd-cahd#||#nzl-inzal#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَذَلِكَ أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ فَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمِنْ هَؤُلَاء مَن يُؤْمِنُ بِهِ وَمَا يَجْحَدُ بِآيَاتِنَا إِلَّا الْكَافِرُونَ
Ve kezâlike enzelnâ ileykel kitâb(kitâbe), fellezîne âteynâ humul kitâbe yu’minûne bih(bihî), ve min hâulâi men yu’minu bih(bihî), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illel kâfirûn(kâfirûne).
Cahd
ج ح دCHD
Bile bile inkâr etme.
Aynı kökten:Cahd Cahid Cahûd Cehûd Cühud Mütecahid Tecahüd Cahdel Cehad Cehadet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Diyanet Meali:
47. İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.
29. ANKEBUT / 48
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitabtan, öncenden tilavet etmedin. Yemininle onu hatt etmedin. Öyle olsa, batılda olanlar, elbette rayb ederlerdi.
KVN TLV K:BL KTB H:T:T: YMN RYB BT:L .mid3194.ss29.as48.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xxxxxxkitabxxx#kvn-kunte#||#k:bl-kabl#||#ktb-kitab#||#tlv-tilavet#||#h:t:t:-hatt#||#ymn-yemin#||#ryb-rayb#||#bt:l-batıl#x#KVN#||#TLV#||#K:BL#||#KTB#||#H:T:T:#||#YMN#||#RYB#||#BT:L#||#kvn-kunte#||#k:bl-kabl#||#ktb-kitab#||#tlv-tilavet#||#h:t:t:-hatt#||#ymn-yemin#||#ryb-rayb#||#bt:l-batıl#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا كُنتَ تَتْلُو مِن قَبْلِهِ مِن كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ إِذًا لَّارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ
Ve mâ kunte tetlû min kablihî min kitâbin ve lâ tehuttuhu bi yemînike izen lertâbel mubtılûn(mubtılûne).
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
Hatt
خ ط طH:T:T:
Yazmak. Yazı. El yazısı. Nâme. Mektup. Sınır. Çizgi. Hudud. Gençlerde yeni çıkan bıyık veya sakal. Çizgi gibi uzanan belirsiz hafif yol. Deniz yalısı. Gemilerin hareketteki istikameti. Parmağın onikide biri olan bir ölçü. Ferman, buyruk. Padişah emri. Geo: Sadece uzunluğu olan.
Aynı kökten:Hatt Hattat Muhattat Muhattıt Tahtit
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Diyanet Meali:
48. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
29. ANKEBUT / 49
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
O, kendilerine ilim verilenlerin sadrlarında beyan edilmiş âyetlerdir.
BİZ'im ayetlerimizi zalimlerden başkası cahd etmez.
eYY BYN S:DR eTY A:LM CHD eYY Z:LM .mid3195.ss29.as49.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xxxx#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#a:lm-ilim#||#byn-beyyine#||#chd-cahd#||#s:dr-sadr#||#ety-xxoxx#x#eYY#||#BYN#||#S:DR#||#eTY#||#A:LM#||#CHD#||#eYY#||#Z:LM#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#a:lm-ilim#||#byn-beyyine#||#chd-cahd#||#s:dr-sadr#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلْ هُوَ آيَاتٌ بَيِّنَاتٌ فِي صُدُورِ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ وَمَا يَجْحَدُ بِآيَاتِنَا إِلَّا الظَّالِمُونَ
Bel huve âyâtun beyyinâtun fî sudûrillezîne ûtûl ilm(ilme), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illez zâlimûn(zâlimûne).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cahd
ج ح دCHD
Bile bile inkâr etme.
Aynı kökten:Cahd Cahid Cahûd Cehûd Cühud Mütecahid Tecahüd Cahdel Cehad Cehadet
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
49. Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.
29. ANKEBUT / 50
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ona Rabbinden bir ayet inzal olaydı ya!" diyorlar!
De ki:
"Muhakkak ayetler ALLAH'ın indindedir. Muhakkak ben… ancak mübin nezirim."
K:VL NZL eYY RBB K:VL eYY A:ND NZéR BYN .mid3196.ss29.as50.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xxxx#eyy-ayet#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#byn-mübin#||#nzl-inzal#||#nzér-nezir#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NZL#||#eYY#||#RBB#||#K:VL#||#eYY#||#A:ND#||#NZéR#||#BYN#||#eyy-ayet#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#byn-mübin#||#nzl-inzal#||#nzér-nezir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُوا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَاتٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِندَ اللَّهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Ve kâlû lev lâ unzile aleyhi âyâtun min rabbih(rabbihî), kul innemel âyâtu indallâh(indallâhi), ve innemâ ene nezîrun mubîn(mubînun).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
50. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
29. ANKEBUT / 51
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendilerine tilavet edilen kitabı sana inzal etmemiz onlara kafi değil mi?
Muhakkak işte bunda, iman eden kavim için, elbette rahmet ve zikir vardır.
KFY NZL KTB TLV RHM ZéKR K:VM eMN .mid3197.ss29.as51.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xxxxximanxxxxkitabxxx#k:vm-kavim#||#ktb-kitab#||#emn-iman#||#rhm-rahmet#||#kfy-kafi#||#zékr-zikir#||#tlv-tilavet#||#nzl-inzal#x#KFY#||#NZL#||#KTB#||#TLV#||#RHM#||#ZéKR#||#K:VM#||#eMN#||#k:vm-kavim#||#ktb-kitab#||#emn-iman#||#rhm-rahmet#||#kfy-kafi#||#zékr-zikir#||#tlv-tilavet#||#nzl-inzal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَى عَلَيْهِمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
E ve lem yekfihim ennâ enzelnâ aleykel kitâbe yutlâ aleyhim, inne fî zâlike le rahmeten ve zikrâ li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfi
ك ف يKFY
Kifayet eden. Vâfi, başka şeye ihtiyaç bırakmayan. Yeten, yetişen, elveren.
Aynı kökten:Adem-i Kifâyet İstikfa Kâfi kifayet Maal-kifaye Mükâfat Mükâfî Müktefî Mütekâfi Mütekâfiyye Tekâfi Tekâfü' Vâfi Ve Kâfi
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
51. Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
29. ANKEBUT / 52
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 401
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
De ki:
"Benim ve sizin aranızda şahid olarak ALLAH kafidir. O, semalarda ve arzda olanlara alimdir. Batıl ile iman edenler ve ALLAH'a kafir olanlar... işte onlar hasar alanlardır."
K:VL KFY BYN BYN ŞHéD A:LM SMV eRD: eMN BT:L KFR H:SR .mid3198.ss29.as52.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf401.sure.29.xxxxximanxx#erd:-arz#||#smv-semavat#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#kfy-kafi#||#h:sr-hasir#||#kfr-kafir#||#byn-beyn#||#şhéd-şahid#||#bt:l-batıl#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#KFY#||#BYN#||#BYN#||#ŞHéD#||#A:LM#||#SMV#||#eRD:#||#eMN#||#BT:L#||#KFR#||#H:SR#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#kfy-kafi#||#h:sr-hasir#||#kfr-kafir#||#byn-beyn#||#şhéd-şahid#||#bt:l-batıl#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ كَفَى بِاللَّهِ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالَّذِينَ آمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Kul kefâ billâhi beynî ve beynekum şehîdâ(şehîden), ya’lemu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), vellezîne âmenû bil bâtılı ve keferû billâhi ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hasîr
خ س رH:SR
Hüsranda olan. Sapıtan, dalâlete giden. Azgın. / Eli boş. Müdafaasız. Çaresiz.
Aynı kökten:hasar hasaret Hasarat Hasaret Hasîr husr hüsr husran hüsran Muhassir Muhassirîn Tahsir ya hasret
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Kâfi
ك ف يKFY
Kifayet eden. Vâfi, başka şeye ihtiyaç bırakmayan. Yeten, yetişen, elveren.
Aynı kökten:Adem-i Kifâyet İstikfa Kâfi kifayet Maal-kifaye Mükâfat Mükâfî Müktefî Mütekâfi Mütekâfiyye Tekâfi Tekâfü' Vâfi Ve Kâfi
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
52. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.”
29. ANKEBUT / 53
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Azabta sana acele ediyorlar.
Müsemma ecel olmasaydı, elbette onların azabını kılardık. Elbette onlara ansızın verilecektir… ama onlar onların şuurunda değil!
Ahiret A:CL A:ZéB eCL SMV CYe A:ZéB eTY BG:T ŞA:R .mid3199.ss29.as53.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxAhiretx#a:cl-acele#||#smv-müsemma#||#ecl-ecel#||#a:zéb-azab#||#şa:r-şuur#||#bg:t-bagt#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#A:CL#||#A:ZéB#||#eCL#||#SMV#||#CYe#||#A:ZéB#||#eTY#||#BG:T#||#ŞA:R#||#a:cl-acele#||#smv-müsemma#||#ecl-ecel#||#a:zéb-azab#||#şa:r-şuur#||#bg:t-bagt#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَوْلَا أَجَلٌ مُّسَمًّى لَجَاءهُمُ الْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Ve yesta’cilûneke bil azâb(azâbi), ve lev lâ ecelun musemmen le câehumul azâb(azâbu), ve le ye’tiyennehum bagteten ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Acele
ع ج لA:CL
Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik.
Aynı kökten:A'cel Acele Âcil Acul İ'cal İcalet icle İclet Ucul İsti'cal Muaccel Müsta'cel Müsta'celen Müsta'cil Müteaccil Taaccül Taaccülat Ta'cil Ta'cilât
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Bagt
ب غ تBG:T
Ansızın. Ansızlık. Ansızdan gafil iken gelmek.
Aynı kökten:Bagt Bagteten
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
müsemma
س م وSMV
İsimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan. Muayyen zaman. Belirli vakit.
Çğl.Müsemmeyat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
şuur
ش ع رŞA:R
Bir şeyi tanıma. İncelikleri idrak etme. Belirti, işaret (üstünlük içerir). Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Kendi varlığından haberi olma. Bir şeyi hoşça tanıma. İnceliklerini iyice idrak etme.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
53. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.
29. ANKEBUT / 54
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Azabta sana acele ediyorlar. Muhakkak cehennem, kafirler için elbette muhittir.
A:CL A:ZéB HVT: KFR .mid3200.ss29.as54.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxxxcehennemxx#a:cl-acele#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#chm-cehennem#||#hvt:-muhit#x#A:CL#||#A:ZéB#||#HVT:#||#KFR#||#a:cl-acele#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#chm-cehennem#||#hvt:-muhit#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌ بِالْكَافِرِينَ
Yesta’cilûneke bil azâb(azâbi), ve inne cehenneme le muhîtatun bil kâfirîn(kâfirîne).
Acele
ع ج لA:CL
Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik.
Aynı kökten:A'cel Acele Âcil Acul İ'cal İcalet icle İclet Ucul İsti'cal Muaccel Müsta'cel Müsta'celen Müsta'cil Müteaccil Taaccül Taaccülat Ta'cil Ta'cilât
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Muhit
ح و طHVT:
İhata eden. Etrafını kuşatan, çeviren. Etraf. Çevre. Büyük deniz. Okyanus. Mc: Büyük âlim.
Çğl.Muhitat
Aynı kökten:İhata Muhat Muhit Muhitat
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Diyanet Meali:
Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir.
29. ANKEBUT / 55
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde azab, onları, onların fevkinden ve ayaklarının altlarından gışa eder.
Der ki: "Amel etmiş olduklarınızı tadın!"
YVM G:ŞV A:ZéB FVK: THT RCL K:VL ZéVK: KVN A:ML .mid3201.ss29.as55.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxxxyevmxcehennemxx#zévk:-zaika#||#yvm-yevm#||#a:ml-amel#||#tht-taht#||#rcl-ricl#||#a:zéb-azab#||#g:şv-gışa#||#fvk:-fevk#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#YVM#||#G:ŞV#||#A:ZéB#||#FVK:#||#THT#||#RCL#||#K:VL#||#ZéVK:#||#KVN#||#A:ML#||#zévk:-zaika#||#yvm-yevm#||#a:ml-amel#||#tht-taht#||#rcl-ricl#||#a:zéb-azab#||#g:şv-gışa#||#fvk:-fevk#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يَغْشَاهُمُ الْعَذَابُ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Yevme yagşâhumul azâbu min fevkıhim ve min tahti erculihim ve yekûlu zûkû mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
ricl
ر ج لRCL
Ayak, kadem.
Çğl.ercül
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
Taht
Tahte
ت ح تTHT
Alt. Aşağı. Altı. Aşağısı. Gr: Gelecek olan zamir.
Aynı kökten:Taht Tahte
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
29. ANKEBUT / 56
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Ey iman eden, BANA ibadet edenler!
Muhakkak ki BEN'im arzım vasidir. Artık, yalnızca BANA abd olun!
Ahiret A:BD eMN eRD: VSA: EYY A:BD .mid3202.ss29.as56.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxAhiretxximanxxxxemirxxyasakxxx#erd:-arz#||#emn-iman#||#a:bd-abd#||#vsa:-vasi#||#eyy-iyya#x#A:BD#||#eMN#||#eRD:#||#VSA:#||#EYY#||#A:BD#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#a:bd-abd#||#vsa:-vasi#||#eyy-iyya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ أَرْضِي وَاسِعَةٌ فَإِيَّايَ فَاعْبُدُونِ
Yâ ıbâdıyellezîne âmenû inne ardî vâsiatun fe iyyâye fa’budûn(a’budûni).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vâsi'
Vasia
و س عVSA:
Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana kafi ve bol bol ihsan eden. El Vasi : Geniş, genişlik fiili.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Diyanet Meali:
Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O hâlde, ancak bana kulluk edin.
29. ANKEBUT / 57
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Bütün nefs mevti tadacaktır. Sonra BİZ'e rücu edeceksiniz.
Ahiret KLL NFS ZéVK: MVT RCA: .mid3203.ss29.as57.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxAhiretx#kll-külli#||#zévk:-zaika#||#nfs-nefs#||#rca:-rücu#||#mvt-mevt#x#KLL#||#NFS#||#ZéVK:#||#MVT#||#RCA:#||#kll-külli#||#zévk:-zaika#||#nfs-nefs#||#rca:-rücu#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn(turceûne).
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.
29. ANKEBUT / 58
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
İman edenler ve salih ameller işleyenler… elbette onları, içinde ebedi olacakları, altından nehirler cereyan eden cennet gurfelerinden beva ederiz.
Amel edenlerin ecirleri ne de naimdir!
eMN A:ML S:LH BVe CNN G:RF CRY THT NHéR H:LD NA:M eCR A:ML .mid3204.ss29.as58.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxxxcennetximanxx#nhér-nehir#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#tht-taht#||#h:ld-halid#||#cnn-cennet#||#ecr-ecir#||#bve-beva#||#g:rf-gurfe#||#cry-cereyan#x#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#BVe#||#CNN#||#G:RF#||#CRY#||#THT#||#NHéR#||#H:LD#||#NA:M#||#eCR#||#A:ML#||#nhér-nehir#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#tht-taht#||#h:ld-halid#||#cnn-cennet#||#ecr-ecir#||#bve-beva#||#g:rf-gurfe#||#cry-cereyan#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nubevviennehum minel cenneti gurafan tecrîmin tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, ni’me ecrul âmilîn(âmilîne).
beva
ب و اBVe
Yerleşmek. Makam edinmek. Gizli şeyin, sırrın açığa çıkması. Musibete, belaya uğrama. Felaket gelmesi. Kederlenme. Uğramak, maruz kalmak
Aynı kökten:beva Beve' Bevve Bevvee Bu' Mübevve Tebevvü'
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Cereyan
ج ر يCRY
Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürur. Vuku, vaki olma. Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket.
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
gurfe
غ ر فG:RF
Yüksek, âli bina. Yüksek derece. Cennet köşkü. Köşk, kasır.
Çğl.guref
Aynı kökten:garf guref agraf gurf gurfe guref
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
Nehr
nehir
ن ه رNHéR
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Taht
Tahte
ت ح تTHT
Alt. Aşağı. Altı. Aşağısı. Gr: Gelecek olan zamir.
Aynı kökten:Taht Tahte
Diyanet Meali:
İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir!
29. ANKEBUT / 59
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, sabır eden ve Rabblerine tevekkül edenlerdir.
Ahiret S:BR RBB VKL .mid3205.ss29.as59.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxAhiretx#vkl-tevekkül#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#x#S:BR#||#RBB#||#VKL#||#vkl-tevekkül#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِينَ صَبَرُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Ellezîne saberû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
tevekkül
و ك لVKL
Kendine vekil edinmek. / İşi başkasına ısmarlamak. / Sebeblere tevessül ettikten sonra neticesini Allah'a bırakmak. Allah'tan gelene razı olmak. / Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek. / Kadere razı olmak. Hakka güvenmek. / Yeis ve kederden uzak olmak.
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Diyanet Meali:
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
29. ANKEBUT / 60
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Dabbeden neleri var ki; rızıklarına hamil olamazlar.
ALLAH, onları ve yalnızca sizi rızıklandırıyor.
O, semidir, alimdir.
Esma-ül Hüsna DBB HML RZK: RZK: EYY SMA: A:LM .mid3206.ss29.as60.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxEsma-ül Hüsnax#sma:-semi#||#hml-haml#||#a:lm-alim#||#dbb-dabbe#||#rzk:-rızk#||#eyy-iyya#x#DBB#||#HML#||#RZK:#||#RZK:#||#EYY#||#SMA:#||#A:LM#||#sma:-semi#||#hml-haml#||#a:lm-alim#||#dbb-dabbe#||#rzk:-rızk#||#eyy-iyya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَأَيِّن مِن دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Ve keeyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ allâhu yerzukuhâ ve iyyâkum ve huves semîul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
dabbe
د ب بDBB
Debelenen. Hareket eden canlıların tümüni ifade etmek için kullanılır.
Çğl.Devabb
Aynı kökten:dabbe Devabb
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Diyanet Meali:
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
29. ANKEBUT / 61
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer onlara sual etsen: "Semaları ve arzı halk eden kimdir?
Güneşi ve kameri kim teshir etti?",
elbette "ALLAH" diyeceklerdir.
Artık nasıl da ifk ediyorsunuz!
Doğa/Yaşam SeL H:LK: SMV eRD: SH:R ŞMS K:MR K:VL eNY eFK .mid3207.ss29.as61.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxDoğa/Yaşamx#eny-ani#||#k:mr-kamer#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#şms-şems#||#h:lk:-halk#||#sel-sual#||#sh:r-teshir#||#efk-ifk#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#SH:R#||#ŞMS#||#K:MR#||#K:VL#||#eNY#||#eFK#||#eny-ani#||#k:mr-kamer#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#şms-şems#||#h:lk:-halk#||#sel-sual#||#sh:r-teshir#||#efk-ifk#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ
Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehhareş şemse vel kamere le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), fe ennâ yu’fekûn(yu’fekûne).
İfk
ا ف كeFK
Bühtan. Bir suçu birisine yüklemek. İftira.
Aynı kökten:Effak efk üfuk İfk Mü'tefik Mü'tefike Mü'tefikat Te'fik Te'fikât Üfkuhe
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Teshir
س خ رSH:R
Zaptetme, hâkim olma, zorla ele geçirme. İtaat ettirme. Hakir ve zelil etmek.
Aynı kökten:İstishar mashara Meshara Mesâhir Müsteshir Mütemeshir Mütemeshirîn Sahir Sahr suhre Suhriyen Sıhriyya Suhriyye Temeshur Temeshurât Tesahhur Tesahhurât Musahhar Musahhir Müsahhir Müsahhar Sihriyy Teshir
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?
29. ANKEBUT / 62
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH, kendisine ibadet edenlerden dilediği kimse için rızkı bast eder ve ikdar eder.
Muhakkak ki ALLAH herşeye alimdir.
Esma-ül Hüsna BST: RZK: ŞYe A:BD K:DR KLL ŞYe A:LM .mid3208.ss29.as62.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxEsma-ül Hüsnax#şye-şey#||#kll-külli#||#a:lm-alim#||#rzk:-rızk#||#a:bd-ibadet#||#bst:-bast#||#k:dr-ikdar#x#BST:#||#RZK:#||#ŞYe#||#A:BD#||#K:DR#||#KLL#||#ŞYe#||#A:LM#||#şye-şey#||#kll-külli#||#a:lm-alim#||#rzk:-rızk#||#a:bd-ibadet#||#bst:-bast#||#k:dr-ikdar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اللَّهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَهُ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Allâhu yebsutur rızka li men yeşâu min ibâdihî ve yakdiru leh(lehu), innallâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Bast
ب س طBST:
Genişlemek, açmak, yaymak. Bir şeye el uzatmak. Sevindirmek. Bir mecliste haya sebebiyle olan sıkılmanın gitmesiyle açılmak. Özür kabul etmek. Kaplamak.
Aynı kökten:Bâsıt Basit Besait Bast Best Bisat Büsüt Bist İnbisat Mebsut Münbasit Mütebassıt
İkdar
ق د رK:DR
Kudret verme, kuvvetleştirme, güç kazandırma. Geçimini sağlama. Birini kayırma.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
29. ANKEBUT / 63
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 402
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer onlara sual etsen: "Semadan suyu inzal eden ve ardından mevt olduktan sonra arzı hayy eden kimdir?",
elbette "ALLAH" diyeceklerdir.
De ki:
"Hamd etmek ALLAH'ındır."
Bilakis!
Onların pek çoğu akıl etmezler.
SeL NZL SMV MVHé HYY eRD: BA:D MVT K:VL K:VL HMD KSéR A:K:L .mid3209.ss29.as63.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf402.sure.29.xxxx#ba:d-bad#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#a:k:l-akıl#||#ksér-ekser#||#nzl-inzal#||#sel-sual#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#hmd-hamd#||#mvhé-main#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#NZL#||#SMV#||#MVHé#||#HYY#||#eRD:#||#BA:D#||#MVT#||#K:VL#||#K:VL#||#HMD#||#KSéR#||#A:K:L#||#ba:d-bad#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#a:k:l-akıl#||#ksér-ekser#||#nzl-inzal#||#sel-sual#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#hmd-hamd#||#mvhé-main#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ مِن بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
Ve le in seeltehum men nezzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda min ba’di mevtihâ le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kulil hamdu lillâh(lillâhi), bel ekseruhum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
29. ANKEBUT / 64
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 403
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu dünya hayatı, lehv ve laibden başka değildir. Muhakkak dar-ul ahiret… elbette o, hayevandır.
Keşke alim olsalardı.
Ahiret HYY DNV LHéV LA:B DVR eH:R HYY KVN A:LM .mid3210.ss29.as64.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xx**xAhiretx#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#a:lm-alim#||#hyy-hayevan#||#lhév-lehv#||#la:b-laib#||#hyy-hayat#||#dvr-dar#||#kvn-xxoxx#x#HYY#||#DNV#||#LHéV#||#LA:B#||#DVR#||#eH:R#||#HYY#||#KVN#||#A:LM#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#a:lm-alim#||#hyy-hayevan#||#lhév-lehv#||#la:b-laib#||#hyy-hayat#||#dvr-dar#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Ve mâ hâzihil hayâtud dunyâ illâ lehvun ve laib(laibun), ve inned dârel âhırete le hiyel hayevân(hayevânu), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Dâr
د و رDVR
Yer, mekan, konak. Memleket.
Çğl.DiyarÇğl.Diran
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
hayvan
Hayevan
ح ي يHYY
Canlı şey, insanla beraber her canlı. / İnsan olmayan idraksiz canlı yaratık. / Yük kaldıran, araba çeken ve binilen hayvan, beygir, katır v.s.
Çğl.Hayvanat
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Lu'b
Laib
ل ع بLA:B
Oyun. Eğlence.
Aynı kökten:İl'ab İltiab La'be Lu'b Laib Lu'bî Ma'leb Meâlib Mel'ab Mel'abe Melaib Mülaib Mütelaib Tel'abe Til'abe Ül'ube
lehv
ل ه وLHéV
Oyun. Oyuncak. Çalgı. Eğlence. Günahlı, şehevi, nefsâni meşguliyet. Kadınla yabancı erkeğin oynaması.
Çğl.Lehviyyat
Aynı kökten:lehv Lehviyyat Mütelahi Mütelehhi
Diyanet Meali:
Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
29. ANKEBUT / 65
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 403
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Gemiye irkab olduklarında, O'nun dinine ihlaslı olarak ALLAH'ı davet ederler. Onları, berre necat ettiğinde, şirk koşuverirler …
RKB FLK DA:V H:LS: DYN NCV BRR ŞRK .mid3211.ss29.as65.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xxxx#da:v-duae#||#flk-fulk#||#dyn-din#||#brr-berr#||#ncv-necat#||#şrk-şirk#||#h:ls:-muhlis#||#rkb-irkab#x#RKB#||#FLK#||#DA:V#||#H:LS:#||#DYN#||#NCV#||#BRR#||#ŞRK#||#da:v-duae#||#flk-fulk#||#dyn-din#||#brr-berr#||#ncv-necat#||#şrk-şirk#||#h:ls:-muhlis#||#rkb-irkab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَإِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ
Fe izâ rakibû fîl fulki deavûllâhe muhlisîne lehud dîn(dîne), fe lemmâ neccâhum ilel berri izâ hum yuşrikûn(yuşrikûne).
Berr
barr
ب ر رBRR
İyilik ve ihsan edici, muhsin. Sözünde duran. Takvâ ehli olan, her çeşit günahlardan sakınan. Çok hayır sahibi. Özü sözü doğru olan, hamiyetli. Dindar ve temiz kimse. Susuz, kuru yerler. Toprak. Yeryüzü, yer. El Berr : Mütemadiyyen beraberlik fiili.
Çğl.EbrârÇğl.Berere
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
kontrol-giriş
Aynı kökten:
muhlis
خ ل صH:LS:
Hâlis olan. İhlâsı kazanmak için gayret gösteren, samimi ve itikadı doğru olan. Her hâli içten ve riyâsız olan. Katıksız.
Aynı kökten:halas Hâlis Hâlise Halesa Hulus Hulusi Hulusiyyet İhlas İstihlas mahlas Muhaleset Muhallis Muhles muhlis Müstahlas Müstahlis Mütehallis Tahallüs Tahlis
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
İrkâb
ر ك بRKB
Bindirme. Binilecek hayvan verme. Araba veya gemi gibi bir vasıtaya bindirme.
Aynı kökten:İrkâb İrkâben Merkeb Merakib Merkub Müterakib Rakib Rükban Rükkab Rakiben Rekb Rekub Rikâb Rüküb Rikâbî Rükub Mürekkeb Mürekkebât Mürekkib Müterekkib Terekküb Terkib Terkibat Terakib
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.
29. ANKEBUT / 66
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 403
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
… kendilerine verdiğimiz şeylere kafir olmak için ve metalanmak için… ve ardından yakında alim olacaklar.
KFR eTY MTA: A:LM .mid3212.ss29.as66.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xxxx#mta:-temettu#||#a:lm-alim#||#kfr-küfr#||#ety-xxoxx#x#KFR#||#eTY#||#MTA:#||#A:LM#||#mta:-temettu#||#a:lm-alim#||#kfr-küfr#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِيَكْفُرُوا بِمَا آتَيْنَاهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Li yekfurû bimâ âteynâhum ve li yetemettaû, fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Temettu'
م ت عMTA:
Kazanma, kâr etme. Kâr, fayda, menfaat. Toplamak, cem'etmek. Mühlet vermek. Yoldaş olmak.
Çğl.Temettuât
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Diyanet Meali:
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
29. ANKEBUT / 67
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 403
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
Görmediler mi!?
Muhakkak ki BİZ, emin haram kıldık.
Nas, havllerinden hatf ediliyordu. Onlar hala, batıla iman edip, ALLAH'ın nimetine kafir mi oluyorlar?
ReY CA:L HRM eMN H:T:F NVS HVL BT:L eMN NA:M KFR .mid3213.ss29.as67.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xxxxximanxx#nvs-nas#||#emn-iman#||#kfr-küfr#||#hrm-haram#||#h:t:f-hatf#||#na:m-nimet#||#hvl-havl#||#bt:l-batıl#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#CA:L#||#HRM#||#eMN#||#H:T:F#||#NVS#||#HVL#||#BT:L#||#eMN#||#NA:M#||#KFR#||#nvs-nas#||#emn-iman#||#kfr-küfr#||#hrm-haram#||#h:t:f-hatf#||#na:m-nimet#||#hvl-havl#||#bt:l-batıl#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا آمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ أَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللَّهِ يَكْفُرُونَ
E ve lem yerev ennâ cealnâ haramen âminen ve yutehattafun nâsu min havlihim, e fe bil bâtılı yu’minûne ve bi ni’metillâhi yekfurûn(yekfurûne).
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
hatf
خ ط فH:T:F
Kapmak. Şimşek gibi göz kamaştırmak. Sür'atli olmak.
Aynı kökten:hatf Hatıf Hattaf ihtitaf Tehattuf
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Diyanet Meali:
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
29. ANKEBUT / 68
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 403
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'a karşı kizb ederek iftira atandan veya kendisine gelen hakkı kizb edenden daha zalim kimdir?
Kafirler için mesva cehennemde değil mi!?
Z:LM FRY KZéB KZéB HK:K: CYe LYS SéVY KFR .mid3214.ss29.as68.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xxxxxcehennemxx#lys-leyse#||#z:lm-zalim#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#chm-cehennem#||#kzéb-kizb#||#fry-iftira#||#sévy-mesva#||#cye-xxoxx#x#Z:LM#||#FRY#||#KZéB#||#KZéB#||#HK:K:#||#CYe#||#LYS#||#SéVY#||#KFR#||#lys-leyse#||#z:lm-zalim#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#chm-cehennem#||#kzéb-kizb#||#fry-iftira#||#sévy-mesva#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءهُ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَافِرِينَ
Ve men azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe bil hakkı lemmâ câeh(câehu), e leyse fî cehenneme mesven lil kâfirîn(kâfirîne).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
İftira
ف ر يFRY
Birinin üzerine suç atmak. İfk. Yalan yere birisini suçlu göstermek. Asılsız isnat.
Çğl.İftiraat
Aynı kökten:Fery Firye İftira İftiraat Müftera-aleyh Müftereyat Müfterî Müfterun
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Mesva
ث و يSéVY
Mesken, hane, ev, me'va. Yurt.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:Mesva Mesavi seviy
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok?
29. ANKEBUT / 69
Surede Toplam Ayet: 69
Kitap Sırası: 29
Nüzul Sırası: 85
Sayfa: 403
Cüz: 21
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ'im MEVCUDİYETİMİZDE cihad edenleri, elbette sebillerimize ihda edeceğiz.
Muhakkak ki ALLAH, elbette muhsinlerle beraberdir.
CHéD HéDY SBL HSN .mid3215.ss29.as69.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xx*3xxxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#sbl-sebil#||#hsn-muhsin#||#chéd-cihad#||#hédy-ihda#x#CHéD#||#HéDY#||#SBL#||#HSN#||#sbl-sebil#||#hsn-muhsin#||#chéd-cihad#||#hédy-ihda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللَّهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ
Vellezîne câhedû fînâ le nehdiyennehum subulenâ ve innallâhe le meal muhsinîn(muhsinîne).
cihad
ج ه دCHéD
Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah yolunda muharebe. Din için çalışmak.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.