DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
YAS��N SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid3513.ss36.as.saYASİN.ns41.ny.cs22.syf439.sure.36.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
36. YASİN / 1
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 439
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Ya. Sin.
.mid3514.ss36.as1.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf439.sure.36.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يس
Yâ sîn.
Diyanet Meali:
Yâ Sîn.
36. YASİN / 2-3-4
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 439
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Yemin olsun hakim Kur'an'a!
Muhakkak sen, elbette sırat-ı mustakim üzre mürsellerdensin.
Yemin K:Re HKM RSL S:RT: K:VM .mid3515.ss36.as2.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf439.sure.36.xxxYeminxxkuranxxxrasulxxxsırat-ı mustakimxx.ss36.as3.ss36.as4.xxxkitabxxx#k:vm-mustakim#||#s:rt:-sırat#||#k:re-kuran#||#hkm-hakim#||#rsl-mürsel#x#K:Re#||#HKM#||#RSL#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#s:rt:-sırat#||#k:re-kuran#||#hkm-hakim#||#rsl-mürsel#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ * إِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ * عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Vel kur’ânil hakîm(hakîmi). * İnneke leminel murselîn(murselîne). * Alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
36. YASİN / 5-6
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 439
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Aziz, Rahim; ata-babaları nezr edilmemiş ve ardından kendileri de gafillerden olmuş kavmi nezr etmen için tenzil etmektedir.
Esma-ül Hüsna NZL A:ZZ RHM NZéR K:VM NZéR eBV G:FL .mid3516.ss36.as5.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf439.sure.36.xxxEsma-ül Hüsnax.ss36.as6.x#k:vm-kavim#||#ebv-eb#||#rhm-rahim#||#nzl-tenzil#||#a:zz-aziz#||#nzér-nezr#||#g:fl-gafil#x#NZL#||#A:ZZ#||#RHM#||#NZéR#||#K:VM#||#NZéR#||#eBV#||#G:FL#||#k:vm-kavim#||#ebv-eb#||#rhm-rahim#||#nzl-tenzil#||#a:zz-aziz#||#nzér-nezr#||#g:fl-gafil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَنزِيلَ الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ * لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّا أُنذِرَ آبَاؤُهُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ
Tenzîlel azîzir rahîm(rahîmi). * Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
gafil
غ ف لG:FL
Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Aldanan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
tenzil
ن ز لNZL
Bir şeyin bir miktarını çıkarmak. / İndirmek, indirilmek, indirilen. / Aşağı indirmek. / Kur'an-ı Kerim'in vahiy vasıtası ile Rasulullaha indirilmesi. / Tedricen indirme. (Birden indirmeye inzal, parça parça indirmeye de tenzil denir.) / Fiat indirme. İskonto.
Çğl.Tenzilat
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
36. YASİN / 7-8-9-10
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 439
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Kavil, onların pek çoğuna hakk olmuştur.
Artık, onlar iman etmezler.

Muhakkak onların unklarına, zaknlarına kadar guller kıldık.
Artık onlar, mukmahtırlar.

Ellerinin arasından sedd ve halflerinden sedd kıldık, onları gışa ettik.
Artık onlar basar edemezler.

Onları nezr etmen yada nezr etmemen onlara sevadır.
İman etmezler!
HK:K: K:VL KSéR eMN CA:L A:NK: G:LL ZéK:N K:MH CA:L BYN YDY SDD H:LF SDD G:ŞV BS:R SVY NZéR NZéR eMN .mid3517.ss36.as7.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf439.sure.36.xxxxximanxxximanxx.ss36.as8.ss36.as9.ss36.as10.x#h:lf-half#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#ksér-ekser#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#zék:n-zakn#||#k:mh-mukmah#||#g:ll-gull#||#a:nk:-unk#||#bs:r-basar#||#sdd-sedd#||#g:şv-gışa#||#nzér-nezr#||#svy-seva#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#HK:K:#||#K:VL#||#KSéR#||#eMN#||#CA:L#||#A:NK:#||#G:LL#||#ZéK:N#||#K:MH#||#CA:L#||#BYN#||#YDY#||#SDD#||#H:LF#||#SDD#||#G:ŞV#||#BS:R#||#SVY#||#NZéR#||#NZéR#||#eMN#||#h:lf-half#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#ksér-ekser#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#zék:n-zakn#||#k:mh-mukmah#||#g:ll-gull#||#a:nk:-unk#||#bs:r-basar#||#sdd-sedd#||#g:şv-gışa#||#nzér-nezr#||#svy-seva#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلَى أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ * إِنَّا جَعَلْنَا فِي أَعْنَاقِهِمْ أَغْلاَلاً فَهِيَ إِلَى الأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ * وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لاَ يُبْصِرُونَ * وَسَوَاء عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
Lekad hakkal kavlu alâ ekserihim fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne). * İnnâ cealnâ fî a’nâkıhim aglâlen fe hiye ilel ezkâni fe hum mukmehûn(mukmehûne). * Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn(yubsırûne). * Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Unk
ع ن قA:NK:
Boyun, gerdanlık, gerdan.
Çğl.A'nâk
Aynı kökten:İ'tinak Muanik Ta'nik Unk A'nâk
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Gull
غ ل لG:LL
Kelepçe. Suçlunun boynuna veya ayaklarına takılan zincir, pranga.
Çğl.AglalÇğl.Eglal
Aynı kökten:Galel Eğlâl Galil Gılâl Gall Galle Galal Gılâl Gallat Gılale Galâyil Gıll Gull Aglal Eglal Gulul İstiglal Maglul Meglul
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Mukmah
ق م حK:MH
Başını kaldırıp gözünü bir yere dikip duran kişi. Elleri boyunlarına bağlı veya boyunlarından zincir takılı olarak azab çeken. Etrafa bakamayan somurtmuş kimse.
Çğl.Mukmehun
Aynı kökten:İkmah Ikmah Kamh Kamıh Mukmah Mukmehun
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Sedd
س د دSDD
Tıkamak, kapamak, mani olmak. Baraj. Perde, Mania. Rıhtım. Set, tümsek.
Aynı kökten:Esedd İnsidad Münsedd Müseddid Sedd Seddad Sedid Tesdid
Seva
س و يSVY
Beraber olma. Beraberlik. Denk, müsavi.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Zakn
ذ ق نZéK:N
Çene.
Çğl.Ezkan
Aynı kökten:Zakn Ezkan
Diyanet Meali:
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
36. YASİN / 11
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 439
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak sen, ancak,
• zikre tabi olanı
• ve Rahmana gayb ile haşy edeni inzar edebilirsin.
Artık onu, mağfiret ve kerim ecir ile ibşar et.
NZéR TBA: ZéKR H:ŞY RHM G:YB BŞR G:FR eCR KRM .mid3518.ss36.as11.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf439.sure.36.xxxx#tba:-tabi#||#rhm-rahman#||#ecr-ecir#||#nzér-inzar#||#g:yb-gayb#||#bşr-ibşar#||#g:fr-mağfiret#||#krm-kerim#||#zékr-zikir#||#h:şy-haşy#x#NZéR#||#TBA:#||#ZéKR#||#H:ŞY#||#RHM#||#G:YB#||#BŞR#||#G:FR#||#eCR#||#KRM#||#tba:-tabi#||#rhm-rahman#||#ecr-ecir#||#nzér-inzar#||#g:yb-gayb#||#bşr-ibşar#||#g:fr-mağfiret#||#krm-kerim#||#zékr-zikir#||#h:şy-haşy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمَن بِالْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ
İnnemâ tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmâne bil gayb(gaybi), fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerîm(kerîmin).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
inzar
ن ذ رNZéR
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
36. YASİN / 12
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 439
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ,
• mevt olanları BİZ hayy ederiz!
• Takdim ettiklerini ve eserlerini BİZ ketb ederiz!
• "İmam-ı mübin"de herşeyi BİZ ihsa ederiz!
HYY MVT KTB K:DM eSéR KLL ŞYe HS:Y eMM BYN .mid3519.ss36.as12.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf439.sure.36.xxxx#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-ketb#||#byn-mübin#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#k:dm-takdim#||#emm-imam#||#esér-eser#||#hs:y-ihsa#x#HYY#||#MVT#||#KTB#||#K:DM#||#eSéR#||#KLL#||#ŞYe#||#HS:Y#||#eMM#||#BYN#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-ketb#||#byn-mübin#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#k:dm-takdim#||#emm-imam#||#esér-eser#||#hs:y-ihsa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي الْمَوْتَى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ وَكُلَّ شَيْءٍ أحْصَيْنَاهُ فِي إِمَامٍ مُبِينٍ
İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
imam
ا م مeMM
Güven duyulan, emniyet edilen öncü. / Allah ile Muhammedin manen intikal yeri. / Rabbine tamamen rücu eden. / Öne geçmek. Önde ve ileride olan. / Delil ve rehber. / Cemaate namaz kıldıran. / Mezheb sahibi olan. / Sultan. Hâkim. Reis. Ümmetin reisi. İslâm hükümetlerinde Devlet Reisi. / Dershanede günlük talim ve dersler için talebelerin önlerine konan tahtalar. / Kıble tarafı.
Çğl.Eimme
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
eser
ا ث رeSéR
Ayak izi. İşaret. İz. Nişan. Abide. Yapı. Birinin meydana getirdiği şey. Bir şeyin varlığına delâlet eden te'sir. Meydana getirilen kitap. Kitap te'lifi. Öç alma, intikam. Âdet.
Çğl.Âsâr
Aynı kökten:eser Âsâr İsr Me'sere Meâsir Müessir Müessire Müteessir Teessür Teessürât Te'sir
İhsa
ح ص يHS:Y
Saymak. Sayılmak. İstatistik, sayım. Kandırmak, aldatmak. Zaptetmek. Ezber etmek. Fehmetmek. İdrâk eylemek.
Aynı kökten:İhsa İhsaî İhsaiyat Lâtuhsa Muhsî
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.
36. YASİN / 13
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara karye ashabını mesel darb et!
Onlara da mürseller gelmişti.
Bu şehrin Antakya, elçilerin de İsa(as)'ın havarilerinden gönderilenler olduğu, anılan kavmin de Romalı bir grub olduğu rivayet edilmektedir.
Karye Ashabı Kıssası D:RB MSéL S:HB K:RY CYe RSL .mid3520.ss36.as13.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıxxrasulxx#k:ry-karye#||#d:rb-darb#||#s:hb-sahib#||#rsl-mürsel#||#msél-mesel#||#cye-xxoxx#x#D:RB#||#MSéL#||#S:HB#||#K:RY#||#CYe#||#RSL#||#k:ry-karye#||#d:rb-darb#||#s:hb-sahib#||#rsl-mürsel#||#msél-mesel#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاضْرِبْ لَهُم مَّثَلاً أَصْحَابَ الْقَرْيَةِ إِذْ جَاءهَا الْمُرْسَلُونَ
Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne).
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
36. YASİN / 14
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ onlara o ikisini irsal etmiştik ve onlar kizb etmişlerdi. Ardından üçüncü ile onları aziz kılmıştık.
Dediler ki:
"Muhakkak biz sizin üzerinize mürselleriz."
Gönderilen ikinin Yuhanna ile Pavlus, üçüncüsünün de Şem'unussafâ (Simun Petrus) olduğu rivayet edilmektedir. Aynı bu noktada "Teslis" tanımına da bir atıf vardır.
Karye Ashabı Kıssası RSL SéNY KZéB A:ZZ SéLSé K:VL RSL .mid3521.ss36.as14.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıxxsayıxrasulxx#sélsé-salise#||#sény-isnan#||#kzéb-kizb#||#a:zz-aziz#||#rsl-mürsel#||#rsl-irsal#||#k:vl-xxoxx#x#RSL#||#SéNY#||#KZéB#||#A:ZZ#||#SéLSé#||#K:VL#||#RSL#||#sélsé-salise#||#sény-isnan#||#kzéb-kizb#||#a:zz-aziz#||#rsl-mürsel#||#rsl-irsal#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ أَرْسَلْنَا إِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوا إِنَّا إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ
İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İsnan
ث ن يSéNY
İki
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Diyanet Meali:
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
36. YASİN / 15
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
"Siz bizim mislimizde beşerden başka bir şey değilsiniz. Rahman bir şey inzal etmedi. Siz sadece tekzib ediyorsunuz." dediler.
Karye Ashabı Kıssası K:VL BŞR MSéL NZL RHM ŞYe KZéB .mid3522.ss36.as15.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıx#şye-şey#||#rhm-rahman#||#kzéb-tekzib#||#msél-misl#||#nzl-inzal#||#bşr-beşer#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BŞR#||#MSéL#||#NZL#||#RHM#||#ŞYe#||#KZéB#||#şye-şey#||#rhm-rahman#||#kzéb-tekzib#||#msél-misl#||#nzl-inzal#||#bşr-beşer#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا مَا أَنتُمْ إِلاَّ بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَمَا أَنزَلَ الرَّحْمن مِن شَيْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلاَّ تَكْذِبُونَ
Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne).
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
tekzib
ك ذ بKZéB
Yalanlamak. Bir işe inanmayıp inkar etmek. Yalan olduğunu söylemek.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
36. YASİN / 16-17
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Dediler ki: "Rabbimiz alimdir ki; biz gerçekten sizin üzerinize mürselleriz. Bize düşen, sadece, mübin belağdır."
Karye Ashabı Kıssası K:VL RBB A:LM RSL BLG: BYN .mid3523.ss36.as16.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıxxrasulxx.ss36.as17.x#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#byn-mübin#||#rsl-mürsel#||#blg:-belağ#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#A:LM#||#RSL#||#BLG:#||#BYN#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#byn-mübin#||#rsl-mürsel#||#blg:-belağ#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّا إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ * وَمَا عَلَيْنَا إِلاَّ الْبَلاَغُ الْمُبِينُ
Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne). * Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Belâg
belağ
ب ل غBLG:
Eriştirme, yetiştirme. Maksada uyan güzel ifâde. Kâfi gelme, kifâyet.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
(Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.” “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.”
36. YASİN / 18
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak sizi uğursuz sayarız. Eğer siz gerçekten nehy etmezseniz, sizi recm edeceğiz ve bizden size elim azab mess olacak." dediler.
Karye Ashabı Kıssası K:VL T:YR NHéY RCM MSS A:ZéB eLM .mid3524.ss36.as18.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıx#elm-elim#||#nhéy-nehy#||#mss-mess#||#t:yr-tatayyur#||#a:zéb-azab#||#rcm-recm#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#T:YR#||#NHéY#||#RCM#||#MSS#||#A:ZéB#||#eLM#||#elm-elim#||#nhéy-nehy#||#mss-mess#||#t:yr-tatayyur#||#a:zéb-azab#||#rcm-recm#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
recm
ر ج مRCM
Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek. Atılan taş. Kabre taştan nişan dikmek. Şeytan üzerine atılan nücum. Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
Aynı kökten:mercum recim rücum recm tercim
Tatayyur
ط ي رT:YR
Teşe'üm addetmek. Uğursuzluk saymak. Uçmak.
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”
36. YASİN / 19
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Dediler ki:
"Uğursuzluk bilmeniz, size zikir edilmesinden mi?
Bilakis!
Siz müsrif bir kavimsiniz."
Karye Ashabı Kıssası K:VL T:YR ZéKR K:VM SRF .mid3525.ss36.as19.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıx#k:vm-kavim#||#t:yr-tayyar#||#zékr-zikir#||#srf-müsrif#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#T:YR#||#ZéKR#||#K:VM#||#SRF#||#k:vm-kavim#||#t:yr-tayyar#||#zékr-zikir#||#srf-müsrif#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ
Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
müsrif
س ر فSRF
Boş yere malını harcayan, tutumsuz. Allah'ın razı olmayacağı şeylere parasını, malını ve zamanını harcayan.
Aynı kökten:israf İsrafat israfil müsrif
tayyar
tair
ط ي رT:YR
Uçan. Uçucu. Uçma kabiliyeti olan. Kuş. / Havaya kalbolup gaib olan. / Dalga, deniz dalgası.
Dşl.tayyare
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Elçiler de, “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler.
36. YASİN / 20
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Medinenin aksasından bir erkek kimse say ederek geldi. Dedi ki:
"Ey kavmim!
Mürsellere tâbi olun!"
Gelen bu kişinin Neccar ismin de bir neccar (dülger) olduğu ifade edilmektedir. Cennetle müjdelenen bu kişi daha sonra karye halkı tarafından kafası kesilerek öldürülmüştür. Rivayete göre kafasını eline alıp yürüyerek karyeyi terk etmiştir.
Karye Ashabı Kıssası CYe K:S:V MDN RCL SA:Y K:VL K:VM TBA: RSL .mid3526.ss36.as20.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıxxrasulxx#k:vm-kavim#||#tba:-tabi#||#rcl-recül#||#sa:y-say#||#rsl-mürsel#||#mdn-medine#||#k:s:v-aksa#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#K:S:V#||#MDN#||#RCL#||#SA:Y#||#K:VL#||#K:VM#||#TBA:#||#RSL#||#k:vm-kavim#||#tba:-tabi#||#rcl-recül#||#sa:y-say#||#rsl-mürsel#||#mdn-medine#||#k:s:v-aksa#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَاء مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ
Ve câe min aksal medîneti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne).
Aksa
ق ص وK:S:V
En uzak. En son. Kusvâ. Nihayet. Irak.
Çğl.Akasi
Aynı kökten:Aksa Akasi Aksay Kasiyy Kusva Muksa
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
medine
م د نMDN
Şehir. Hususi olarak Arab yarımadasında bir şehir. (İslâmiyyet öncesi ismi "Yesrib")
Çğl.MüdnÇğl.MüdünÇğl.Medain
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sa'y
س ع يSA:Y
Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma. Hızlı yürüme. Cür'et etme. Ziyaret etme. Gammazlık yapma. Ist: Hac veya Umre'de Safâ ile Merve arasında usulüne göre yedi defa gelip gitmektir.
Aynı kökten:Mes'a Mesâi Mesai Sa'y
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.”
36. YASİN / 21-22-23-24
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sizden ecir sual etmeyenlere tabi olun! Onlar mühtedilerdir.
Beni fatr edene, neden abd olmayayım?
Siz de O'na rücu olacaksınız.
O'nun gayrısından ilahlar ittihaz eder miyim!?
Eğer Rahman bana darr etmeyi irade ederse... onların şefaati bana bir şey ganiy etmez ve beni enkaz edemezler. Muhakkak ben, o zaman, elbette mübin dalalet içinde olurum."
Karye Ashabı Kıssası TBA: SeL eCR HéDY A:BD FT:R RCA: eH:Zé DVN eLHé RVD RHM D:RR G:NY ŞFA: ŞYe NK:Zé D:LL BYN .mid3527.ss36.as21.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıx.ss36.as22.ss36.as23.ss36.as24.x#şye-şey#||#rvd-irade#||#elhé-ilah#||#tba:-tabi#||#dvn-dun#||#rhm-rahman#||#şfa:-şefaat#||#d:rr-darr#||#g:ny-ganiy#||#byn-mübin#||#ecr-ecir#||#a:bd-abd#||#hédy-mühtedi#||#sel-sual#||#rca:-rücu#||#ft:r-fatr#||#eh:zé-ittihaz#||#nk:zé-enkaz#||#d:ll-dalalet#x#TBA:#||#SeL#||#eCR#||#HéDY#||#A:BD#||#FT:R#||#RCA:#||#eH:Zé#||#DVN#||#eLHé#||#RVD#||#RHM#||#D:RR#||#G:NY#||#ŞFA:#||#ŞYe#||#NK:Zé#||#D:LL#||#BYN#||#şye-şey#||#rvd-irade#||#elhé-ilah#||#tba:-tabi#||#dvn-dun#||#rhm-rahman#||#şfa:-şefaat#||#d:rr-darr#||#g:ny-ganiy#||#byn-mübin#||#ecr-ecir#||#a:bd-abd#||#hédy-mühtedi#||#sel-sual#||#rca:-rücu#||#ft:r-fatr#||#eh:zé-ittihaz#||#nk:zé-enkaz#||#d:ll-dalalet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اتَّبِعُوا مَن لاَّ يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ * وَمَا لِي لاَ أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ * أَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِ آلِهَةً إِن يُرِدْنِ الرَّحْمَن بِضُرٍّ لاَّ تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا وَلاَ يُنقِذُونِ * إِنِّي إِذًا لَّفِي ضَلاَلٍ مُّبِينٍ
İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne). * Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn(turceûne). * E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûn(yunkızûni). * İnnî izen le fî dalâlin mubîn(mubînin).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Fatr
ف ط رFT:R
Bir şeye başlamak. / İcab eylemek. / Yarık, çatlak. Yarmak. / Yaratmak. / Oruç tutanın orucunu açması.
Aynı kökten:Fatır Futur Fâtır Fatr Fatur Fetur Fıtr Fıtra Fitre fıtrat Fıtrî İd-i Fıtr iftar İftariyye infitar Mefatır Muftır Munfatır Münfatır
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Mühtedî
ه د يHéDY
Hidayete ermiş olan. Doğru yolu seçen. Hak dinine girmiş olan.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Enkaz
ن ق ذNK:Zé
özgürleştirmek, kurtarmak. / teslim etmek.
Aynı kökten:Enkaz İnkaz
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Şefaat
ش ف عŞFA:
Birinin bağışlanmasına aracılık etmek. Af için vesile olmak.
Aynı kökten:Eşfa' şafi Şefi' Şef' Şefa Şefaat
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
“Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.” “Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz.” “O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.” “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.”
36. YASİN / 25
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak ben sizin Rabbinize iman ettim. Artık beni işitin."
Karye Ashabı Kıssası eMN RBB SMA: .mid3528.ss36.as25.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıxximanxx#emn-iman#||#rbb-rabb#||#sma:-xxoxx#x#eMN#||#RBB#||#SMA:#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنِّي آمَنتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِ
İnnî âmentu bi rabbikum fesmeûn(fesmeûni).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
“Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!”
36. YASİN / 26-27
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 440
Cüz: 22
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona, "Cennete dahil ol!" denildi.
Dedi ki:
"Keşke kavmim de... Rabbim için gafur olduğu şeye ve beni ikram edilenlerden kıldığına alim olsaydı."
Karye Ashabı Kıssası K:VL DH:L CNN K:VL K:VM A:LM G:FR RBB CA:L KRM .mid3529.ss36.as26.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs22.syf440.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıx.ss36.as27.x#k:vm-kavim#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#dh:l-dahil#||#cnn-cennet#||#g:fr-gafur#||#krm-ikram#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#DH:L#||#CNN#||#K:VL#||#K:VM#||#A:LM#||#G:FR#||#RBB#||#CA:L#||#KRM#||#k:vm-kavim#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#dh:l-dahil#||#cnn-cennet#||#g:fr-gafur#||#krm-ikram#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قِيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْمِي يَعْلَمُونَ * بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُكْرَمِينَ
Kîled hulil cenneh(cennete), kâle yâ leyte kavmî ya’lemûn(ya’lemûne). * Bimâ gafere lî rabbî ve cealenî minel mukremîn(mukremîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
ikram
ك ر مKRM
Sunulacak şey, armağan. Ağırlamak. Hürmet etmek. Saygı göstermek.
Çğl.İkramat
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
(Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi.
36. YASİN / 28-29
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Ondan sonra, semadan, onun kavmi üzerine ordu inzal etmedik. BİZ, inzal ettiriciler olmadık.
Sadece, vahid sayha oldu. Artık onlar, hamid olmuşlardı.
Bu ayette belirtilen mahvoluş, Antakya şehir halkına nisbet edildiği gibi, Roma Medeniyetinin yok oluşuna da nisbet edilmektedir.
Karye Ashabı Kıssası NZL K:VM BA:D CND SMV KVN NZL KVN S:YH VHD H:MD .mid3530.ss36.as28.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxxxkissa-karyeashabıxKarye Ashabı Kıssasıx.ss36.as29.x#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#ba:d-bad#||#cnd-cünd#||#smv-sema#||#vhd-vahid#||#nzl-inzal#||#s:yh-sayha#||#h:md-hamid#x#NZL#||#K:VM#||#BA:D#||#CND#||#SMV#||#KVN#||#NZL#||#KVN#||#S:YH#||#VHD#||#H:MD#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#ba:d-bad#||#cnd-cünd#||#smv-sema#||#vhd-vahid#||#nzl-inzal#||#s:yh-sayha#||#h:md-hamid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَنزَلْنَا عَلَى قَوْمِهِ مِن بَعْدِهِ مِنْ جُندٍ مِّنَ السَّمَاء وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ * إِن كَانَتْ إِلاَّ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَامِدُونَ
Ve mâ enzelnâ alâ kavmihî min ba’dihî min cundin mines semâi ve mâ kunnâ munzilîn(munzilîne). * İn kânet illâ sayhaten vâhıdetenfe izâ hum hâmidûn(hâmidûne).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
hamid
خ م دH:MD
Alevi sönen ateş. / Ölü, ölmüş. / Sönmüş. / İdraksiz. / Sakit ve sessiz. / Ölü gibi halsiz olan.
Aynı kökten:hamid Ihmad İhmad Muhmid
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Diyanet Meali:
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
36. YASİN / 30
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
(Ya hasret!) Yazık oldu o abdlara!
Onlara bir Rasul gelmedi ki kendisiyle istihza etmiş olmasınlar.
Karye Ashabı Kıssası HSR A:BD eTY RSL KVN HéZe .mid3531.ss36.as30.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxKarye Ashabı Kıssasıxxrasulxx#a:bd-abd#||#héze-istihza#||#rsl-rasul#||#hsr-hasret#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#HSR#||#A:BD#||#eTY#||#RSL#||#KVN#||#HéZe#||#a:bd-abd#||#héze-istihza#||#rsl-rasul#||#hsr-hasret#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون
Yâ hasreten alel ıbâd(ıbâdi), mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
hasret
ح س رHSR
Özleyiş. İç çekme. Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü. Pişmanlık vesilesi.
Çğl.Haserat
Aynı kökten:Hasîr hasr hasret Haserat İstihsar Mahsur Muhasser mütehassir tahassür Tahassürât tahsir
istihza
ه ز اHéZe
Alay etmek, birisi ile eğlenmek. Birisini gülünç duruma düşürmek, maskara etmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
36. YASİN / 31-32
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Görmediler mi...
Önceki karin olanlardan nicelerini BİZ nasıl helak ettik!
Muhakkak onlar kendilerine rücu edemezler!
Hepsi cemian, ancak, BİZ'im VARLIĞIMIZDA muhdardır!
ReY HéLK K:BL K:RN RCA: KLL CMA: LDN HD:R .mid3532.ss36.as31.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxx.ss36.as32.x#k:bl-kabl#||#kll-külli#||#cma:-cem#||#hd:r-muhdar#||#k:rn-karin#||#rca:-rücu#||#hélk-helak#||#ldn-leda#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#HéLK#||#K:BL#||#K:RN#||#RCA:#||#KLL#||#CMA:#||#LDN#||#HD:R#||#k:bl-kabl#||#kll-külli#||#cma:-cem#||#hd:r-muhdar#||#k:rn-karin#||#rca:-rücu#||#hélk-helak#||#ldn-leda#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ يَرَوْا كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنْ الْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لاَ يَرْجِعُونَ * وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ
E lem yerev kem ehleknâ kablehum minel kurûni ennehum ileyhim lâ yerciûn(yerciûne). * Ve in kullun lemmâ cemîun ledeynâ muhdarûn(muhdarûne).
Cem'
ج م عCMA:
Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Farklı şeyleri bir yere getirmek. Az cemaat. Yığma. Hurmanın iyi olmayanı.
Çğl.Cümu
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Muhdar
Muhzar
ح ض رHD:R
İhzar edilmiş. / Hazır olmaya zorlanmış. / Rızasıyla gelmeyipte, zorla huzura getirilen. / Amellerinin sâhifelerini müşâhede etmiş olarak.
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Diyanet Meali:
Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
36. YASİN / 33
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar için mevt durumdaki arz bir ayettir.
BİZ onu hayy ettik ve ondan habbeler ihrac ettik. Artık ondan yerler.
Doğa/Yaşam eYY eRD: MVT HYY H:RC HBB eKL .mid3533.ss36.as33.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#eyy-ayet#||#erd:-arz#||#ekl-ekl#||#hbb-habbe#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#h:rc-ihrac#x#eYY#||#eRD:#||#MVT#||#HYY#||#H:RC#||#HBB#||#eKL#||#eyy-ayet#||#erd:-arz#||#ekl-ekl#||#hbb-habbe#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#h:rc-ihrac#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَآيَةٌ لَّهُمُ الْأَرْضُ الْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَاهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
Ve âyetun lehumul ardul meyteh(meytetu), ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhu ye’kulûn(ye’kulûne).
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Habb
Habbe
ح ب بHBB
Tane, çekirdek. Tohum. / Yuvarlak olarak hazırlanmış ilaç, hap. / Buğday tanesi veya buna benzer tohum. / Sivilce. / İhtiyaç. Parça. Dirhemin 1/48 kadarı.
Çğl.habbatÇğl.hububÇğl.hububat
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Diyanet Meali:
Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
36. YASİN / 34-35
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, orada, semerelerinden ve elleriyle amil olduklarından yemeleri için, hurmadan ve ineblerden (üzüm) cennetler kıldık ve orada aynlardan fecr ettik.
Hala şükür etmezler mi!
Doğa/Yaşam CA:L CNN NH:L A:NB FCR A:YN eKL SéMR A:ML YDY ŞKR .mid3534.ss36.as34.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx.ss36.as35.x#şkr-şükür#||#a:nb-ineb#||#a:ml-amil#||#ekl-ekl#||#ydy-yed#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#nh:l-nahl#||#a:yn-ayn#||#sémr-semere#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#CNN#||#NH:L#||#A:NB#||#FCR#||#A:YN#||#eKL#||#SéMR#||#A:ML#||#YDY#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#a:nb-ineb#||#a:ml-amil#||#ekl-ekl#||#ydy-yed#||#cnn-cennet#||#fcr-fecr#||#nh:l-nahl#||#a:yn-ayn#||#sémr-semere#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنْ الْعُيُونِ * لِيَأْكُلُوا مِن ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ
Ve cealnâ fîhâ cennâtin min nahîlin ve a’nâbin ve feccernâ fîhâ minel uyûn(uyûni). * Li ye’kulû min semerihî ve mâ âmilethu eydîhim, e fe lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ineb
ع ن بA:NB
Üzüm.
Çğl.A'nâb
Aynı kökten:ineb A'nâb
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
Semer
ث م رSéMR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
36. YASİN / 36
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
• Arzın nebatından
• ve kendi nefslerinden
• ve alim olmadıkları şeylerden bütün zevcleri halk eden subhandır.
Doğa/YaşamEsma-ül Hüsna SBH H:LK: ZVC KLL NBT eRD: NFS A:LM .mid3535.ss36.as36.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/YaşamxEsma-ül Hüsnaxxalakxx#kll-külli#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#h:lk:-halk#||#sbh-subhan#||#nbt-nebat#||#zvc-zevc#x#SBH#||#H:LK:#||#ZVC#||#KLL#||#NBT#||#eRD:#||#NFS#||#A:LM#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#h:lk:-halk#||#sbh-subhan#||#nbt-nebat#||#zvc-zevc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ
Subhânellezî halakal ezvâce kullehâ mimmâ tunbitulardu ve min enfusihim ve mimmâ lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
36. YASİN / 37
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Gece onlar için ayettir.
Ondan gündüzü selh ederiz ve ardından onlar muzlim oluverirler.
Doğa/Yaşam eYY LYL SLH: NHéR Z:LM .mid3536.ss36.as37.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#lyl-leyl#||#eyy-ayet#||#z:lm-muzlim#||#nhér-nehar#||#slh:-selh#x#eYY#||#LYL#||#SLH:#||#NHéR#||#Z:LM#||#lyl-leyl#||#eyy-ayet#||#z:lm-muzlim#||#nhér-nehar#||#slh:-selh#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَآيَةٌ لَّهُمْ اللَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ
Ve âyetun lehumul leyl(leylu), neslehu minhun nehâre fe izâ hum muzlimûn(muzlimûne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Selh
س ل خSLH:
Soyma, deri soymak. Her ayın son günü. Bir yerden bir şeyi çıkarmak.
Aynı kökten:İnsilah Münselih Selh Selha Sellah Teslih
Muzlim
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Zulmetli. Dehşetli. Siyahlık. Siyah. Bilinmeyen. Meçhul.
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
36. YASİN / 38
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Güneş, kendisine müstekar olan için cereyan eder.
Bu... aziz, alim takdirdir.
Doğa/Yaşam ŞMS CRY K:RR K:DR A:ZZ A:LM .mid3537.ss36.as38.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#şms-şems#||#a:lm-alim#||#k:dr-takdir#||#a:zz-aziz#||#cry-cereyan#||#k:rr-müstekarr#x#ŞMS#||#CRY#||#K:RR#||#K:DR#||#A:ZZ#||#A:LM#||#şms-şems#||#a:lm-alim#||#k:dr-takdir#||#a:zz-aziz#||#cry-cereyan#||#k:rr-müstekarr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
Veş şemsu tecrî li mustekarrin lehâ, zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Cereyan
ج ر يCRY
Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürur. Vuku, vaki olma. Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket.
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
takdir
ق د رK:DR
Kıymet tesbiti. Değerini, kıymetini, lüzumunu anlamak. Kader. Düşünmek. Öyle saymak.
Çğl.Tekadir
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
müstekarr
ق ر رK:RR
Karar bulan, bir yerde sabit ve sakin olan. Kararlı. Karargah. Durulan yer.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir.
36. YASİN / 39
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Kamer... kadim urcun gibi ida edinceye kadar, menzillere BİZ'im tarafımızdan kaderlendi.
Doğa/Yaşam K:MR K:DR NZL A:VD A:RCN K:DM .mid3538.ss36.as39.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#k:mr-kamer#||#a:vd-ida#||#k:dr-kader#||#a:rcn-urcun#||#nzl-mezil#||#k:dm-kadim#x#K:MR#||#K:DR#||#NZL#||#A:VD#||#A:RCN#||#K:DM#||#k:mr-kamer#||#a:vd-ida#||#k:dr-kader#||#a:rcn-urcun#||#nzl-mezil#||#k:dm-kadim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتَّى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ
Vel kamere kaddernâhu menâzile hattâ âdekel urcûnil kadîm(kadîmi).
Urcun
ع ر ج نA:RCN
Kurumuş hurma dalı. Ay gibi eğilen dal. Hurma salkımının dalı.
Aynı kökten:Urcun
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
kadim
ق د مK:DM
Eski. Eski zaman. Başlangıcı olmayan. Uzun zamandan beri var olan. Evveli bilinmeyen hal ve keyfiyet. Eski büyük, İleri gelen. Eski zamanda gelmiş olan.
Çğl.kudema
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
36. YASİN / 40
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 441
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Güneş, kameri idrak ederken, ona bagy olamaz. Gece, gündüzü sebk edemez.
Hepsi, bir felekte sebh olmuştur.
Doğa/Yaşam ŞMS BG:Y DRK K:MR LYL SBK: NHéR KLL FLK SBH .mid3539.ss36.as40.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf441.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#kll-külli#||#lyl-leyl#||#k:mr-kamer#||#nhér-nehar#||#şms-şems#||#flk-felek#||#sbk:-sebk#||#sbh-sebh#||#drk-idrak#||#bg:y-bagy#x#ŞMS#||#BG:Y#||#DRK#||#K:MR#||#LYL#||#SBK:#||#NHéR#||#KLL#||#FLK#||#SBH#||#kll-külli#||#lyl-leyl#||#k:mr-kamer#||#nhér-nehar#||#şms-şems#||#flk-felek#||#sbk:-sebk#||#sbh-sebh#||#drk-idrak#||#bg:y-bagy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا الشَّمْسُ يَنبَغِي لَهَا أَن تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا اللَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Leş şemsu yenbegî lehâ en tudrikel kamere ve lel leylu sâbikun nehâr(nehâri), ve kullun fî felekin yesbehûn(yesbehûne).
bagy
ب غ يBG:Y
Azgınlık. Zulüm. İsyan. Hakkı tecavüz. İstemek, talep etmek. Yaranın şişmesi. (Yağmur) şiddetle yağmak. / Kendi önceliğini isteyerek veya kendi tercihlerini önceleyerek ve isyan ederek zulüm etme.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
İdrak
د ر كDRK
Anlayış. Kavrayış. Akıl erdirmek. Fehim. Yetiştirmek.
Çğl.İdrakat
Aynı kökten:Derk Dereke Derketmek Derrak İddirak İdrak İdrakat İstidrak Lâmüdrik Medruk Müdrik Müdrikat Müdrike Müstedrek Müstedrik Mütedarik Tedarik
felek
ف ل كFLK
Büyük ve dâirevi olan şey. Dünyâ, âlem. Gök, gök katı, devir. Her gök seyyaresinin gezdiği âlem. Bir zilli âlet. Yuvarlak kütük, kızak. Tâlih, baht.
Çğl.Eflâk
Aynı kökten:felaket felek Eflâk fülk
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Sebh
س ب حSBH
Yerindelik. Noksansızlık. Olması gerektiği gibi olmaklık. / Genişlik. Hafiflik. / Uğraşı içinde kalmak, meşguliyet.
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
sebk
س ب قSBK:
İleri geçme. Birisini geçme. Yarışma hali. İlerleme. Vaki olma. Birşeyin önceki hali, ilk durumu. Birşeyin kalıplanarak bir şeye benzetilmesi. Koşuda kazanan hayvan.
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
36. YASİN / 41-42
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Meşhun gemide zürriyetlerine hamil olmamız da onlar için ayettir. Onlar için onun mislinden irkab olunacak (nice) şeyler de halk ettik.
eYY HML ZéRR FLK ŞHN H:LK: MSéL RKB .mid3540.ss36.as41.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xxxx.ss36.as42.x#eyy-ayet#||#zérr-zürriyet#||#hml-haml#||#flk-fulk#||#h:lk:-halk#||#şhn-meşhun#||#msél-misl#||#rkb-irkab#x#eYY#||#HML#||#ZéRR#||#FLK#||#ŞHN#||#H:LK:#||#MSéL#||#RKB#||#eyy-ayet#||#zérr-zürriyet#||#hml-haml#||#flk-fulk#||#h:lk:-halk#||#şhn-meşhun#||#msél-misl#||#rkb-irkab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَآيَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ * وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِ مَا يَرْكَبُونَ
Ve âyetun lehum ennâ hamelnâ zurriyyetehum fîl fulkil meşhûn(meşhûni). * Ve halaknâ lehum min mislihî mâ yerkebûn(yerkebûne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kontrol-giriş
Aynı kökten:
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
İrkâb
ر ك بRKB
Bindirme. Binilecek hayvan verme. Araba veya gemi gibi bir vasıtaya bindirme.
Aynı kökten:İrkâb İrkâben Merkeb Merakib Merkub Müterakib Rakib Rükban Rükkab Rakiben Rekb Rekub Rikâb Rüküb Rikâbî Rükub Mürekkeb Mürekkebât Mürekkib Müterekkib Terekküb Terkib Terkibat Terakib
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Meşhun
ش ح نŞHN
Doldurulmuş. Dolu. Dopdolu.
Aynı kökten:Meşhun Şahn
Diyanet Meali:
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
36. YASİN / 43-44
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer onları gark etmeyi dilersek, o zaman, onlara sarih olunmaz ve de onlar enkaz edilmez. Ancak, bir hiyne kadar BİZ'den rahmet ve metalanmaları vardır.
ŞYe G:RK: S:RH: NK:Zé RHM MTA: HYN .mid3541.ss36.as43.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xxxx.ss36.as44x#şye-şae#||#mta:-meta#||#rhm-rahmet#||#g:rk:-gark#||#s:rh:-sarih#||#nk:zé-enkaz#||#hyn-hine#x#ŞYe#||#G:RK:#||#S:RH:#||#NK:Zé#||#RHM#||#MTA:#||#HYN#||#şye-şae#||#mta:-meta#||#rhm-rahmet#||#g:rk:-gark#||#s:rh:-sarih#||#nk:zé-enkaz#||#hyn-hine#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ * إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَاعًا إِلَى حِينٍ
Ve in neşe’ nugrıkhum fe lâ sarîha lehum ve lâ hum yunkazûn(yunkazûne). * İllâ rahmeten minnâ ve metâan ilâ hîn(hînin).
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Enkaz
ن ق ذNK:Zé
özgürleştirmek, kurtarmak. / teslim etmek.
Aynı kökten:Enkaz İnkaz
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sarih
ص ر خS:RH:
Kurtaran, meded veren. İmdad eden. Çağırılan, kendisinden meded beklenen. Meded isteyen.
Aynı kökten:Israh Musrih Mustasrih Sarha Sarih
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
36. YASİN / 45-46
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara, "Ellerinizin arasında olana ve halfinizde olana muttaki olun.
Umulur ki rahmet edilirsiniz." denilmiştir. Ama onlar, Rabblerinin ayetlerinden gelen bütün ayetlerden, sadece, muriz oldular.
K:VL VK:Y BYN YDY H:LF RHM eTY eYY eYY RBB KVN A:RD: .mid3542.ss36.as45.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xxxx.ss36.as46.x#eyy-ayet#||#h:lf-half#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#vk:y-muttaki#||#a:rd:-muriz#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#VK:Y#||#BYN#||#YDY#||#H:LF#||#RHM#||#eTY#||#eYY#||#eYY#||#RBB#||#KVN#||#A:RD:#||#eyy-ayet#||#h:lf-half#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#vk:y-muttaki#||#a:rd:-muriz#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ * وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ آيَةٍ مِّنْ آيَاتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Ve izâ kîle lehumuttekû mâ beyne eydîkum ve mâ halfekum leallekum turhamûn(turhamûne). * Ve mâ te’tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ mu’ridîn(mu’ridîne).
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
Onlara, “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
36. YASİN / 47
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara, "ALLAH'ın sizi rızıklandırdıklarından infak edin." denildiğinde,
kafirler, iman edenlere,
"Dileseydi kendilerine ALLAH'ın taam vereceği kimselere, biz mi taam vereceğiz. Siz ancak mübin dalalet içindesiniz" derler.
İnfak K:VL NFK: RZK: K:VL KFR eMN T:A:M ŞYe T:A:M D:LL BYN .mid3543.ss36.as47.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xxxİnfakxxinfakximanxxxxibadetxxx#şye-şae#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#byn-mübin#||#rzk:-rızk#||#d:ll-dalalet#||#nfk:-infak#||#t:a:m-taam#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NFK:#||#RZK:#||#K:VL#||#KFR#||#eMN#||#T:A:M#||#ŞYe#||#T:A:M#||#D:LL#||#BYN#||#şye-şae#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#byn-mübin#||#rzk:-rızk#||#d:ll-dalalet#||#nfk:-infak#||#t:a:m-taam#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمْ اللَّهُ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَاء اللَّهُ أَطْعَمَهُ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
Ve izâ kîle lehum enfikû mimmâ rezakakumullâhu kâlellezîne keferû lillezîne âmenû e nut’imu men lev yeşâullâhu at’ameh(at’amehu), in entum illâ fî dalâlin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
36. YASİN / 48
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer sadıksanız, bu vaad ne zamandır?" diyorlar.
Ahiret K:VL VA:D KVN S:DK: .mid3544.ss36.as48.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xxxAhiretx#va:d-vaad#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#VA:D#||#KVN#||#S:DK:#||#va:d-vaad#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
“Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.
36. YASİN / 49-50
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, sadece, kendilerini ahz edecek vahid bir sayha nazar etmekteler!
Birbirlerine hasım olmuşlardır… artık, tavsiyelere itaat etmenin gereklerini de yerine getiremezler… kendi ehillerine de rücu edemezler.
Ahiret NZ:R S:YH VHD eH:Zé H:S:M T:VA: VS:Y eHéL RCA: .mid3545.ss36.as49.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xx**xAhiretx.ss36.as50.x#t:va:-istitaat#||#ehél-ehil#||#vhd-vahid#||#eh:zé-ahz#||#s:yh-sayha#||#nz:r-nazar#||#h:s:m-hasm#||#rca:-rücu#||#vs:y-tavsiye#x#NZ:R#||#S:YH#||#VHD#||#eH:Zé#||#H:S:M#||#T:VA:#||#VS:Y#||#eHéL#||#RCA:#||#t:va:-istitaat#||#ehél-ehil#||#vhd-vahid#||#eh:zé-ahz#||#s:yh-sayha#||#nz:r-nazar#||#h:s:m-hasm#||#rca:-rücu#||#vs:y-tavsiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ * فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَا إِلَى أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ
Mâ yenzurûne illâ sayhaten vâhıdeten te’huzuhum ve hum yahıssımûn(yahıssımûne). * Fe lâ yestetîûne tavsiyeten ve lâ ilâ ehlihim yerciûn(yerciûne).
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
hasm
hasım
خ ص مH:S:M
Muhâlif. Karşı taraf. Düşman. / Dinleyicinin savunmasından, iddiasından kaçınmasına, vazgeçmesine, bir münakaşada birinin üstesinden gelmesine, düşmanlık etmesine, üzerine bir şey koymasına neden olabilecek bir şey söylemek. / Sağlam veya geçerli bir şekilde tartışmak. / Anlaşmazlık, dava açmak. / Bir şeyin kenarı veya köşesi.
Çğl.Husema'Çğl.HusumÇğl.Hisam
Aynı kökten:Hasîm hasm hasım Husema' Husum Hisam Hısam Husumet Ihtisam Muhasama Muhasamet Muhâsamât Muhasım Muhasımeyn Muhtasım Mütehasım Mütehasımîn Tahasüm
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
tavsiye
و ص يVS:Y
Vasiyet bırakma. Ismarlama, sipâriş etme. Birini iyi tanıtma. Öğütleme.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
Diyanet Meali:
Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
36. YASİN / 51
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
(Nihayet) Sur’a nefh edilir!... ve ardından, cedeslerinden Rabblerine insal olurlar!
Ahiret NFH: S:VR CDSé RBB NSL .mid3546.ss36.as51.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xx**xAhiretx#rbb-rabb#||#nfh:-nefh#||#nsl-insal#||#s:vr-sur#||#cdsé-cedes#x#NFH:#||#S:VR#||#CDSé#||#RBB#||#NSL#||#rbb-rabb#||#nfh:-nefh#||#nsl-insal#||#s:vr-sur#||#cdsé-cedes#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ الْأَجْدَاثِ إِلَى رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ
Ve nufiha fîs sûri fe izâ hum minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn(yensilûne).
cedes
ج د ثCDSé
Kum içindeki kuluçka yuvası. / Yeniden başlama noktası. / Kabir, mezar.
Çğl.Ecdas
Aynı kökten:cedes Ecdas
Nefh
ن ف خNFH:
Üflemek, şişmek, üfürük. Kaba kuşluk vaktine varmak.
Aynı kökten:Müntefih Nafih Nefh Nefha Teneffuh Tenfih Tenfihât
İnsal
ن س لNSL
Nesil çoğaltma. Döl peyda etme, döllenme.
Aynı kökten:İnsal Mütenasil nesl nesil Ensal Tenasül
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Suret
ص و رS:VR
Biçim, görünüş. Kılık. Tarz. Yol. Gidiş. Hal. Tasvir. Dıştan görünen şekil. Çare. Kıyamet günü İsrafil Aleyhisselâm'ın çalacağı boru. Boynuzdan yapılan av düdüğü.
Çğl.SurÇğl.Suver
Aynı kökten:Musavver Musavvir Musavvire Mutasavver Mutasavvir Suret Sur Suver Surî Tasavvur Tasavvurat Tasvir Tasvirat Tesavir
Diyanet Meali:
Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
36. YASİN / 52
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Derler ki:
"Vay bize vay!
Rakd olduğumuz yerden bizi baas eden kimdir!?
Rahman'ın vaad ettiği şey(mi)dir bu!... mürseller sadıklarmış!"
Ahiret K:VL BA:Sé RK:D VA:D RHM S:DK: RSL .mid3547.ss36.as52.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xx**xAhiretxxrasulxx#rhm-rahman#||#va:d-vaad#||#ba:sé-baas#||#rsl-mürsel#||#s:dk:-sadık#||#rk:d-merkad#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BA:Sé#||#RK:D#||#VA:D#||#RHM#||#S:DK:#||#RSL#||#rhm-rahman#||#va:d-vaad#||#ba:sé-baas#||#rsl-mürsel#||#s:dk:-sadık#||#rk:d-merkad#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَن بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا هَذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمَنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ
Kâlû yâ veylenâ men beasenâ min merkadinâ, hâzâ mâ vaader rahmânuve sadakal murselûn(murselûne).
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Merkad
ر ق دRK:D
Uyku yeri. Yatacak yer. / Mezar, kabir.
Çğl.Merakid
Aynı kökten:İrkad Merkad Merakid Mürakade Rakd Rekud Rukde Rakde Rukud Rükud
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”
36. YASİN / 53-54
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 442
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Olan vahid bir sayhadan başka değildir!
Artık o zaman… onlar cemian, BİZ'im VARLIĞIMIZDA muhdardır.
Ardından yevmde... Nefs, hiç bir şeye zulüm etmez.
Siz, sadece, amel etmiş olduğunuz şeyler ile cezalandırılırsınız.
Ahiret KVN S:YH VHD CMA: LDN HD:R YVM Z:LM NFS ŞYe CZY KVN A:ML .mid3548.ss36.as53.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf442.sure.36.xx**xAhiretxxyevmxx.ss36.as54.x#kvn-kane#||#cma:-cem#||#hd:r-muhdar#||#vhd-vahid#||#s:yh-sayha#||#şye-şey#||#czy-ceza#||#z:lm-zulüm#||#yvm-yevm#||#a:ml-amel#||#nfs-nefs#||#ldn-leda#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#S:YH#||#VHD#||#CMA:#||#LDN#||#HD:R#||#YVM#||#Z:LM#||#NFS#||#ŞYe#||#CZY#||#KVN#||#A:ML#||#kvn-kane#||#cma:-cem#||#hd:r-muhdar#||#vhd-vahid#||#s:yh-sayha#||#şye-şey#||#czy-ceza#||#z:lm-zulüm#||#yvm-yevm#||#a:ml-amel#||#nfs-nefs#||#ldn-leda#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ * فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
İn kânet illâ sayhaten vâhıdeten fe izâ hum cemîun ledeynâ muhdarûn(muhdarûne). * Fel yevme lâ tuzlemu nefsun şey’en ve lâ tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Cem'
ج م عCMA:
Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Farklı şeyleri bir yere getirmek. Az cemaat. Yığma. Hurmanın iyi olmayanı.
Çğl.Cümu
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
Muhdar
Muhzar
ح ض رHD:R
İhzar edilmiş. / Hazır olmaya zorlanmış. / Rızasıyla gelmeyipte, zorla huzura getirilen. / Amellerinin sâhifelerini müşâhede etmiş olarak.
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
36. YASİN / 55-56-57
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Fakih şügul içinde olunan yevmde, cennet ashabı… onlar ve zevceleri, zıllar içinde, erikeler üzre itka edenlerdir. Fakihler, orada onlar içindir… ve davet ettikleri şeyler de onlar içindir.
Ahiret S:HB CNN YVM ŞG:L FKHé ZVC Z:LL eRK VKe FKHé DA:V .mid3549.ss36.as55.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretxxyevmxcennetxxxcennetxx.ss36.as56.ss36.as57.x#da:v-duae#||#yvm-yevm#||#cnn-cennet#||#s:hb-sahib#||#fkhé-fakih#||#şg:l-şugl#||#erk-erike#||#z:ll-zıll#||#zvc-zevc#||#vke-itka#||#fkhé-fakih#x#S:HB#||#CNN#||#YVM#||#ŞG:L#||#FKHé#||#ZVC#||#Z:LL#||#eRK#||#VKe#||#FKHé#||#DA:V#||#da:v-duae#||#yvm-yevm#||#cnn-cennet#||#s:hb-sahib#||#fkhé-fakih#||#şg:l-şugl#||#erk-erike#||#z:ll-zıll#||#zvc-zevc#||#vke-itka#||#fkhé-fakih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ أَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فِي شُغُلٍ فَاكِهُونَ * هُمْ وَأَزْوَاجُهُمْ فِي ظِلَالٍ عَلَى الْأَرَائِكِ مُتَّكِؤُونَ * لَهُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ
İnne ashâbel cennetil yevme fî şugulin fâkihûn(fâkihûne). * Hum ve ezvâcuhum fî zılâlin alel erâiki muttekiûn(muttekiûne). * Lehum fîhâ fâkihetun ve lehum mâ yeddeûn(yeddeûne).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Erike
ا ر كeRK
Taht. Padişahın tahtı. Oturulacak yer. Koltuk. Yeni gelin odasına konulan süslü koltuk.
Çğl.Eraik
Aynı kökten:Erike Eraik
Fakih
ف ك هFKHé
Yaş meyve, yemiş, yaş hurma ağacı. Şenlendiren, sevindiren.
Dşl.FâkiheÇğl.Fevakih
Aynı kökten:Fakih Fâkihe Fevakih Fakihiyy fâkihanî Tefekküh
Fakih
ف ك هFKHé
Yaş meyve, yemiş, yaş hurma ağacı. Şenlendiren, sevindiren.
Dşl.FâkiheÇğl.Fevakih
Aynı kökten:Fakih Fâkihe Fevakih Fakihiyy fâkihanî Tefekküh
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
İtkâ'
و ك اVKe
Bir dayanağa, desteğe yönelme. / Dayanacak bir şey kullanma. Yaslanma. Destek edinme. / Otururken koltuk altına yastık veya destek koyma.
Aynı kökten:İkâ' İtkâ' Mütteki Müttekiûn Tevekkü' Vika'
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zıll
ظ ل لZ:LL
Gölge. Perde. Mc: Sahip çıkma, koruma, himaye etme.
Çğl.AzlalÇğl.ZululÇğl.Zılal
Aynı kökten:İstizlal İzlal Mazalle Mazâil Mustazill Mutazallil Muzallel Müstazıll Tazallül Tazlil Zalil Zıll Azlal Zulul Zılal Zılliyet Zulle Zulel
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Şugl
Şügul
ش غ لŞG:L
İş, meşgul olunacak şey, gaile. / Meşgul ve gafil olmak. Gaflette bulunmak.
Çğl.EşgalÇğl.Şugul
Aynı kökten:İşgal İştigal Meşgale Meşgul Meşguliyet Müştagil Şagil Şugl Şügul Eşgal Şugul Üşgule
Diyanet Meali:
Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
36. YASİN / 58
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Selam, Rahim Rabbden kavildir.
AhiretEsma-ül Hüsna SLM K:VL RBB RHM .mid3550.ss36.as58.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretxEsma-ül Hüsnax#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#slm-selam#||#k:vl-xxoxx#x#SLM#||#K:VL#||#RBB#||#RHM#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#slm-selam#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَلَامٌ قَوْلًا مِن رَّبٍّ رَّحِيمٍ
Selâmun kavlen min rabbin rahîm(rahîmin).
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).
36. YASİN / 59
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde meyz olun…ey mücrimler!
Ahiret MYZ YVM CRM .mid3551.ss36.as59.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-yevm#||#crm-mücrim#||#myz-meyz#x#MYZ#||#YVM#||#CRM#||#yvm-yevm#||#crm-mücrim#||#myz-meyz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ أَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ
Vemtâzûl yevme eyyuhel mucrimûn(mucrimûne).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Meyz
م ي زMYZ
Ayırmak, birşeyi denklerinden üstün tutmak. Bir yerden daha üst bir yere geçmek.
Aynı kökten:Meyz Mümeyyez Temayüz Temayüzat Temeyyüz Temyiz
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
(Allah, şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!”
36. YASİN / 60-61-62
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
BEN size ahd etmemiş miydim, ey Ademoğuları!...
• Şeytana abd olmamanızı;
• muhakkak onun sizin için mübin düşman olduğunu;
• ve BANA abd olmanızı;
• sırat-ı mustakimin bu olduğunu!
Sizin cibilliyetinizin çoğunu dalalette bırakmıştı. Siz, akıl eden olmuyor musunuz!?
AhiretŞeytan A:HéD BNY eDM A:BD ŞT:N A:DV BYN A:BD S:RT: K:VM D:LL CBL KSéR KVN A:K:L .mid3552.ss36.as60.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretxŞeytanxxŞeytanxsırat-ı mustakimxx.ss36.as61.ss36.as62.xxxemirxxyasakxxx#k:vm-mustakim#||#kvn-tekun#||#bny-beni#||#a:héd-ahd#||#cbl-cibilli#||#a:dv-adüvv#||#a:k:l-akıl#||#ksér-kesir#||#s:rt:-sırat#||#byn-mübin#||#a:bd-abd#||#edm-ademoğulları#||#d:ll-dalalet#x#A:HéD#||#BNY#||#eDM#||#A:BD#||#ŞT:N#||#A:DV#||#BYN#||#A:BD#||#S:RT:#||#K:VM#||#D:LL#||#CBL#||#KSéR#||#KVN#||#A:K:L#||#k:vm-mustakim#||#kvn-tekun#||#bny-beni#||#a:héd-ahd#||#cbl-cibilli#||#a:dv-adüvv#||#a:k:l-akıl#||#ksér-kesir#||#s:rt:-sırat#||#byn-mübin#||#a:bd-abd#||#edm-ademoğulları#||#d:ll-dalalet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ * وَأَنْ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ * وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun). * Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun). * Ve lekad edalle minkum cibillen kesîrâ(kesîran), e fe lem tekûnû ta’kılûn(ta’kılûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cibillî
ج ب لCBL
Cibilliyet. Yaratılıştan olan. Asıl maya, huy, tabiat, tıynet.
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Ademoğulları
Benî Âdem
ا د مeDM
Âdem oğlu. İnsan. Âdem oğulları. Ebnâ-i Âdem.
Aynı kökten:Adam Adem Âdemiyât Ademoğulları Benî Âdem Adîm Edim Edm Hz. Adem İdam İ'dam Mu'dim Mün'adim Ma'dum xoxox
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Diyanet Meali:
“Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?” “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
36. YASİN / 63-64
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu, size vaad edilmiş olan cehennemdir...
Küfür etmiş olduğunuz şeyler ile ona saly olun yevmde!
Ahiret KVN VA:D S:LY YVM KVN KFR .mid3553.ss36.as63.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretxxcehennemxxxyevmxx.ss36.as64.x#yvm-yevm#||#va:d-vaad#||#kfr-küfr#||#chm-cehennem#||#s:ly-saly#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#VA:D#||#S:LY#||#YVM#||#KVN#||#KFR#||#yvm-yevm#||#va:d-vaad#||#kfr-küfr#||#chm-cehennem#||#s:ly-saly#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
هَذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ * اصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Hâzihî cehennemulletî kuntum tûadûn(tûadûne). * Islevhel yevme bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
“İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.” “İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”
36. YASİN / 65
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, onların ağızlarına hatm ederiz de... kesb etmiş oldukları şeyler ile... ellerine kelime ettiririz ve ayakları da şahidlik eder.
Ahiret YVM H:TM FVHé KLM YDY ŞHéD RCL KVN KSB .mid3554.ss36.as65.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-yevm#||#ksb-kesb#||#rcl-ricl#||#ydy-yed#||#şhéd-şahid#||#klm-kelime#||#h:tm-hatm#||#fvhé-feveh#||#kvn-xxoxx#x#YVM#||#H:TM#||#FVHé#||#KLM#||#YDY#||#ŞHéD#||#RCL#||#KVN#||#KSB#||#yvm-yevm#||#ksb-kesb#||#rcl-ricl#||#ydy-yed#||#şhéd-şahid#||#klm-kelime#||#h:tm-hatm#||#fvhé-feveh#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَى أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
El yevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Feveh
ف و هFVHé
Menfezler, ağızlar, delikler. Mc: Yemeğe lezzet için konan baharat.
Çğl.Efvah
Aynı kökten:Feveh Efvah Fevh Fevehan Fevha Fevehât Füvh Efvâh Tefevvüh Tefevvühât
Hatm
خ ت مH:TM
Hitâma erdirmek, bitirmek. Mühürleme. Mühürlenme. Sonuna kadar okuyup bitirmek.
Aynı kökten:Hâtem Hateme Hatemi hatim Hatime Hatm Hatme Hatemat Hitam İhtitam Mahtum Mahatim Tahattüm Tahtim Hatem
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
ricl
ر ج لRCL
Ayak, kadem.
Çğl.ercül
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
36. YASİN / 66
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Şayet dilersek (bir de), onların aynlarına elbette tams ederiz!.. ve ardından, basar olacakları sırat istibak ederler!
Ahiret ŞYe T:MS A:YN SBK: S:RT: eNY BS:R .mid3555.ss36.as66.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretx#şye-şae#||#eny-ani#||#s:rt:-sırat#||#bs:r-basar#||#sbk:-istibak#||#t:ms-tams#||#a:yn-ayn#x#ŞYe#||#T:MS#||#A:YN#||#SBK:#||#S:RT:#||#eNY#||#BS:R#||#şye-şae#||#eny-ani#||#s:rt:-sırat#||#bs:r-basar#||#sbk:-istibak#||#t:ms-tams#||#a:yn-ayn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ نَشَاء لَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَأَنَّى يُبْصِرُونَ
Ve lev neşâu le tamesnâ alâ a’yunihim festebekûs sırâta fe ennâ yubsırûn(yubsırûne).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
İstibak
س ب قSBK:
Yarış etmenin, yarışmanın gereklerini yerine getirme.
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
Tams
ط م سT:MS
Yok etme, belirsiz kılma. Eskimek. Mahvolmak.
Aynı kökten:Tams Tumus
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
36. YASİN / 67
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Şayet dilersek, (bir de), onların mekanetlerine elbette mesh ederiz!... ve ardından mudiyyen istitaat edemezler ve de rücu edemezler.
Ahiret ŞYe MSH: KVN T:VA: MD:Y RCA: .mid3556.ss36.as67.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxAhiretx#kvn-mekanet#||#şye-şae#||#t:va:-istitaat#||#msh:-mesh#||#rca:-rücu#||#md:y-mudiyyen#x#ŞYe#||#MSH:#||#KVN#||#T:VA:#||#MD:Y#||#RCA:#||#kvn-mekanet#||#şye-şae#||#t:va:-istitaat#||#msh:-mesh#||#rca:-rücu#||#md:y-mudiyyen#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ نَشَاء لَمَسَخْنَاهُمْ عَلَى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ
Ve lev neşâu le mesahnâhum alâ mekânetihim fe mâstetâû mudiyyen ve lâ yerciûn(yerciûne).
Mekânet
ك و نKVN
Yol, amaç, niyet. Koşul, şart. Yetenek, beceri, yapabilirlik. Bulunulan yada var olunan yer.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Mudiyyen
م ض يMD:Y
Giderek, geçerek.
Aynı kökten:Mameza Mazi Meza Midyan Medâyin Mudiyyen Mütemadi Mütemadiyen Mütemadiyet Temadi
Mesh
م س خMSH:
Bir şeyin suretini çirkin ve kötü hale çevirmek. Hayvanı kovarak koşturup onu sıkıştırmakla yormak, bitâb hale getirmek.
Aynı kökten:Mesh Mesih Mesihî Mesihiyye Mesihiyyun Mütemessih Temessuh
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
36. YASİN / 68
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Ömürlendirdiğimiz kimseyi, halkiyette neks ederiz.
Hala akıl etmezleri mi!?
Doğa/Yaşam A:MR NKS H:LK: A:K:L .mid3557.ss36.as68.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#a:k:l-akıl#||#h:lk:-halk#||#a:mr-mamur#||#nks-neks#x#A:MR#||#NKS#||#H:LK:#||#A:K:L#||#a:k:l-akıl#||#h:lk:-halk#||#a:mr-mamur#||#nks-neks#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ
Ve men nuammirhu nunekkishu fîl halk(halkı), e fe lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
Ma'mur
ع م رA:MR
İmar edilmiş. İmar edilen. Tamir edilmiş.
Aynı kökten:amer Amir İ'mar imaret İmarat İmran Ma'mur Ma'mure Mi'mar muammer Mu'temir ömür Ömr Ta'mir Ta'mirât umre Umurat ümran
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Nüks
Neks
ن ك سNKS
Başaşağı etmek, ters döndürmek. Aynı hastalığın geri gelmesi.
Aynı kökten:İntikâs Menkus Münekkes Mütenekkis Nüks Neks Tenekküs Tenkis
Diyanet Meali:
Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
36. YASİN / 69-70
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 443
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ ona şiir öğretmedik. Ona yenbagi olmaz!
Muhakkak o, ancak, hayy olan kimseyi nezr etmek ve kafirlerin üzerine sözün hakk olması için zikir ve mübin Kur'an'dır.
A:LM ŞA:R BG:Y ZéKR K:Re BYN NZéR KVN HYY HK:K: K:VL KFR .mid3558.ss36.as69.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf443.sure.36.xxxxxkuranxx.ss36.as70.xxxkitabxxx#kvn-kane#||#a:lm-alim#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#byn-mübin#||#şa:r-şiir#||#zékr-zikir#||#k:re-kuran#||#bg:y-yenbagi#||#nzér-nezr#||#hyy-hayy#||#k:vl-xxoxx#x#A:LM#||#ŞA:R#||#BG:Y#||#ZéKR#||#K:Re#||#BYN#||#NZéR#||#KVN#||#HYY#||#HK:K:#||#K:VL#||#KFR#||#kvn-kane#||#a:lm-alim#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#byn-mübin#||#şa:r-şiir#||#zékr-zikir#||#k:re-kuran#||#bg:y-yenbagi#||#nzér-nezr#||#hyy-hayy#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ * لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ
Ve mâ allemnâhuş şi’re ve mâ yenbagî leh(lehu), in huve illâ zikrun ve kur’ânun mubîn(mubînun). * Li yunzire men kâne hayyen ve yehıkkal kavlu alel kâfirîn(kâfirîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
yenbagi
ب غ يBG:Y
Münasib, uygun, şayan. Lazımgelir, icab eder, gerekir.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şiir
ش ع رŞA:R
Anlama, idrak.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.
36. YASİN / 71
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Ellerimizin amil olduğu şeylerden kendileri için en'amı nasıl halk ettiğimizi ve onlara malik olduklarını da mı görmezler!
Doğa/Yaşam ReY H:LK: A:ML YDY NA:M MLK .mid3559.ss36.as71.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxDoğa/Yaşamx#a:ml-amil#||#h:lk:-halk#||#ydy-yed#||#mlk-malik#||#na:m-enam#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#H:LK:#||#A:ML#||#YDY#||#NA:M#||#MLK#||#a:ml-amil#||#h:lk:-halk#||#ydy-yed#||#mlk-malik#||#na:m-enam#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَا أَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ
E ve lem yerev ennâ halaknâ lehum mimmâ amilet eydînâ en’âmen fe hum lehâ mâlikûn(mâlikûne).
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
En'am
ن ع مNA:M
Nimet. / At, deve, sığır, koyun gibi dört ayaklı hayvanlar. / Davar, mal, sahipli hayvanlar. / Bütün mahlukat. (mecaz) / Develere mahsus "neam" isminin çoğulu "en'am" şeklindedir. Bu şekilde adlandırılmasının mantığı, devenin onların yanında en büyük nimet olarak kabul edilmiş olmasındandır. Bununla beraber, bu sözcük deve, sığır ve koyun cinsi karışık olduğunda da söylenebilir. Ama içinde deve yoksa onlara en'am denmez.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
36. YASİN / 72
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ onları, onlar için zelil ettirdik.
Artık kimisi onların rekublarıdır ve kimisinden yerler.
ZéLL RKB eKL .mid3560.ss36.as72.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxx#ekl-ekl#||#zéll-zelil#||#rkb-rekub#x#ZéLL#||#RKB#||#eKL#||#ekl-ekl#||#zéll-zelil#||#rkb-rekub#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ
Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakûbuhum ve minhâ ye’kulûn(ye’kulûne).
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Rekub
ر ك بRKB
Binek hayvanı, binilecek şey.
Aynı kökten:İrkâb İrkâben Merkeb Merakib Merkub Müterakib Rakib Rükban Rükkab Rakiben Rekb Rekub Rikâb Rüküb Rikâbî Rükub Mürekkeb Mürekkebât Mürekkib Müterekkib Terekküb Terkib Terkibat Terakib
zelil
ذ ل لZéLL
Hor, hakir, alçak. Aşağı tutulan.
Çğl.ZilalÇğl.ZullânÇğl.Ezille
Aynı kökten:Ezell İstizlal İzlal Mezellet Muzill Müstezill Mütezellil Müzellil Müzill Tezellül Tezellülât Tezlil Zelalet zelil Zilal Zullân Ezille Zelul Zülül Zelulî Zill zillet Züll
Diyanet Meali:
Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
36. YASİN / 73
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendileri için, onlarda menfaatler ve meşrebler…
Hala şükür etmezler mi!?
NFA: ŞRB ŞKR .mid3561.ss36.as73.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxx#şkr-şükür#||#nfa:-nafia#||#şrb-meşreb#x#NFA:#||#ŞRB#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#nfa:-nafia#||#şrb-meşreb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَهُمْ فِيهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُ أَفَلَا يَشْكُرُونَ
Ve lehum fîhâ menâfiu ve meşârib(meşâribu), e fe lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
nafia
ن ف عNFA:
Faydalı işler. Menfaatli olanlar. İnşaat işleri.
Aynı kökten:enfa' menfaat Menafi' nafi nafia Nef'î Nifa'
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Meşreb
ش ر بŞRB
Huy. Yaradılış. Adet. Ahlâk. Gidiş. İçmek. İçilecek yer. Fehmetmek. Mânevi haz ve feyz alınan yer ve yol.
Çğl.Meşarib
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
36. YASİN / 74-75
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendilerine ALLAH'ın gayrısından ilahlar ittihaz ettiler.
Umuyorlar ki kendilerine nasr etsinler!
Onların nasr etmeye istitaati yoktur. Ama kendileri onlar için muhdar olan ordudur.
eH:Zé DVN eLHé NS:R T:VA: NS:R CND HD:R .mid3562.ss36.as74.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxx.ss36.as75.x#elhé-ilah#||#t:va:-istitaat#||#cnd-cünd#||#dvn-dun#||#hd:r-muhdar#||#eh:zé-ittihaz#||#ns:r-nasr#||#ns:r-nasr#x#eH:Zé#||#DVN#||#eLHé#||#NS:R#||#T:VA:#||#NS:R#||#CND#||#HD:R#||#elhé-ilah#||#t:va:-istitaat#||#cnd-cünd#||#dvn-dun#||#hd:r-muhdar#||#eh:zé-ittihaz#||#ns:r-nasr#||#ns:r-nasr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ * لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌ مُّحْضَرُونَ
Vettehazû min dûnillâhi âliheten leallehum yunsarûn(yunsarûne). * Lâ yestetîûne nasrahum ve hum lehum cundun muhdarûn(muhdarûne).
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Muhdar
Muhzar
ح ض رHD:R
İhzar edilmiş. / Hazır olmaya zorlanmış. / Rızasıyla gelmeyipte, zorla huzura getirilen. / Amellerinin sâhifelerini müşâhede etmiş olarak.
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Diyanet Meali:
Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler. Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.
36. YASİN / 76
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık onların sözleri seni hüzünlendirmesin.
Sırr ettiklerine ve de ilan ettiklerine muhakkak ki BİZ alimiz.
HZN K:VL A:LM SRR A:LN .mid3563.ss36.as76.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxx#a:lm-alim#||#a:ln-ilan#||#hzn-hüzün#||#srr-sırr#||#k:vl-xxoxx#x#HZN#||#K:VL#||#A:LM#||#SRR#||#A:LN#||#a:lm-alim#||#a:ln-ilan#||#hzn-hüzün#||#srr-sırr#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ
Fe lâ yahzunke kavluhum, innâ na’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İ'lan
ilân
ع ل نA:LN
Belli etmek. Yaymak. Herkese duyurmak. Gazetelerde veya sokaklarda duvarlara kâğıt yapıştırarak ticari bir iş, bir adres veya başka bir şeyi herkese bildirme. Açığa vurma, yayma, meydana çıkarma.
Çğl.İ'lanat
Aynı kökten:Alen Alenen Aleni Aleniyye Aleniyyet Alîn İ'lan ilân İ'lanat İsti'lan İ'tilan Mu'lin Müteallin Taallün Ta'lin
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
Sırr
Sır
س ر رSRR
Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey. Müşâhedetullah'ın mahalli bulunan kalbdeki lâtife. İnsanın aklının ermediği şey. Allah'ın hikmeti.
Çğl.Serair
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
36. YASİN / 77-78-79
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
İnsan, kendisini nutfeden nasıl halk ettiğimizi görmez mi!
(Kalkmışta) Mübin hasım olmuş şimdi!
Kendi halkıyetini unutmuş… BİZ'im VARLIĞIMIZA mesel darb ediyor!
"Rimme olan o kemikleri kim ihya edecek?" diyor.
De ki:
"Evvel merrede onu inşa eden, ihya edecek! O, bütün halkıyete alimdir."
Rivayete göre; Ubey b. Halef, Allah Rasulünün huzuruna bir çürümüş kemikle gelir ve onu eliyle ufalayarak "Allah bunu böyle çürüdükten sonra diriltir dermisin?" der. Allah Rasulü ona "Evet, seni de diriltir ve ateşe kor." buyurur. Ayet, bu sebeple inmiştir.
Doğa/Yaşam ReY eNS H:LK: NT:F H:S:M BYN D:RB MSéL NSY H:LK: K:VL HYY A:Z:M RMM K:VL HYY NŞe eVL MRR KLL H:LK: A:LM .mid3564.ss36.as77.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxDoğa/Yaşamxxalakxinsanxx.ss36.as78.ss36.as79.x#evl-evvel#||#kll-külli#||#nsy-nisyan#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#||#byn-mübin#||#a:z:m-azm#||#ens-insan#||#nt:f-nutfe#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#||#hyy-ihya#||#rmm-rimme#||#nşe-inşa#||#hyy-ihya#||#mrr-merre#||#h:s:m-hasm#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#eNS#||#H:LK:#||#NT:F#||#H:S:M#||#BYN#||#D:RB#||#MSéL#||#NSY#||#H:LK:#||#K:VL#||#HYY#||#A:Z:M#||#RMM#||#K:VL#||#HYY#||#NŞe#||#eVL#||#MRR#||#KLL#||#H:LK:#||#A:LM#||#evl-evvel#||#kll-külli#||#nsy-nisyan#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#||#byn-mübin#||#a:z:m-azm#||#ens-insan#||#nt:f-nutfe#||#msél-mesel#||#d:rb-darb#||#hyy-ihya#||#rmm-rimme#||#nşe-inşa#||#hyy-ihya#||#mrr-merre#||#h:s:m-hasm#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَرَ الْإِنسَانُ أَنَّا خَلَقْنَاهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ * وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ قَالَ مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ * قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
E ve lem yerel insânu ennâ halaknâhu min nutfetin fe iza huve hasîmun mubîn(mubînun). * Ve darebe lenâ meselen ve nesiye halkah(halkahu), kâle men yuhyil izâme ve hiye remîm(remîmun). * Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merreh(merretin), ve huve bi kulli halkın alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azm
ع ظ مA:Z:M
Kemik.
Çğl.izamÇğl.izamen
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hasm
hasım
خ ص مH:S:M
Muhâlif. Karşı taraf. Düşman. / Dinleyicinin savunmasından, iddiasından kaçınmasına, vazgeçmesine, bir münakaşada birinin üstesinden gelmesine, düşmanlık etmesine, üzerine bir şey koymasına neden olabilecek bir şey söylemek. / Sağlam veya geçerli bir şekilde tartışmak. / Anlaşmazlık, dava açmak. / Bir şeyin kenarı veya köşesi.
Çğl.Husema'Çğl.HusumÇğl.Hisam
Aynı kökten:Hasîm hasm hasım Husema' Husum Hisam Hısam Husumet Ihtisam Muhasama Muhasamet Muhâsamât Muhasım Muhasımeyn Muhtasım Mütehasım Mütehasımîn Tahasüm
ihya
ح ي يHYY
Diriltmek. Yeniden hayata kavuşturmak. Canlandırmak. Şenlendirmek. Uyandırmak. Gece de uyumayıp çalışmak veya ibâdetle vakit geçirmek.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
ihya
ح ي يHYY
Diriltmek. Yeniden hayata kavuşturmak. Canlandırmak. Şenlendirmek. Uyandırmak. Gece de uyumayıp çalışmak veya ibâdetle vakit geçirmek.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
nutfe
ن ط فNT:F
Duru ve saf su. Meni. Rahimde iki yarım ve ayrı cinsten hücrelerin birleşmişi. Taşmış, dökülmüş su. Deniz.
Çğl.NitafÇğl.Nutuf
Aynı kökten:nutfe Nitaf Nutuf
İnşa
ن ش اNŞe
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
rimme
ر م مRMM
Çürük. Kemiğin çürümesi. Çürük kemik.
Çğl.ermam
Aynı kökten:rimme ermam
Diyanet Meali:
İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.”
36. YASİN / 80
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Sizin için ahdar şecereden nar kılandır… siz ondan vakd ettiğinizde!
CA:L ŞCR H:D:R NVR VK:D .mid3565.ss36.as80.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxx#şcr-şecere#||#vk:d-vakd#||#nvr-nar#||#h:d:r-ahdar#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#ŞCR#||#H:D:R#||#NVR#||#VK:D#||#şcr-şecere#||#vk:d-vakd#||#nvr-nar#||#h:d:r-ahdar#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَا أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ
Ellezî ceale lekum mineş şeceril ahdarinâren fe izâ entum minhu tûkıdûn(tûkıdûne).
Ahdar
Ahzar
خ ض رH:D:R
Yeşil, yemyeşil, pek yeşil.
Aynı kökten:Ahdar Ahzar Hadra Hudra Hadravat Hazrevat Hudr Hudret Hadra Muhdar
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Vakd
Vakdân
و ق دVK:D
Ateşin yanması, tutuşması.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
Şecer
Şecere
ش ج رŞCR
Ağaç. Kütük. Saplı nebat. Soy. Sülale. Bir soyun bütün fertlerini gösterir cetvel. Dallı budaklı şey. Çetrefilli işler.
Çğl.ŞecerâtÇğl.Eşcar
Aynı kökten:İşcar Meşcer Meşcere Müşeccer Şecer Şecere Şecerât Eşcar Şecir Şecr Şücur Teşacür teşcir teşeccür
Diyanet Meali:
O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
36. YASİN / 81
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Semaları ve arzı halk eden, onların mislini halk etmeye kadir değil midir!?
Bilakis!
O, hallaktır, alimdir.
Esma-ül Hüsna LYS H:LK: SMV eRD: K:DR H:LK: MSéL H:LK: A:LM .mid3566.ss36.as81.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxEsma-ül Hüsnax#lys-leyse#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#||#msél-misl#||#k:dr-kadir#x#LYS#||#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#K:DR#||#H:LK:#||#MSéL#||#H:LK:#||#A:LM#||#lys-leyse#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#||#msél-misl#||#k:dr-kadir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ
E ve leysellezî halakas semâvâti vel arda bi kâdirin alâ en yahluka mislehum, belâ ve huvel hallâkul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
36. YASİN / 82
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Bir şey irade ettiği zaman, sadece ona "OL!" demesi, onun emridir. Hemen oluverir!
eMR RVD ŞYe K:VL KVN KVN .mid3567.ss36.as82.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxx#kvn-yekün#||#şye-şey#||#rvd-irade#||#emr-emir#||#k:vl-xxoxx#x#eMR#||#RVD#||#ŞYe#||#K:VL#||#KVN#||#KVN#||#kvn-yekün#||#şye-şey#||#rvd-irade#||#emr-emir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.
36. YASİN / 83
Surede Toplam Ayet: 83
Kitap Sırası: 36
Nüzul Sırası: 41
Sayfa: 444
Cüz: 23
Nüzul Yeri: MEKKE
Herşeyin melekutu elinde olan, subhandır.
Siz de O'na rücu edeceksiniz!
Esma-ül Hüsna SBH YDY MLK KLL ŞYe RCA: .mid3568.ss36.as83.saYASİN.ns41.nyMEKKE.cs23.syf444.sure.36.xxxEsma-ül Hüsnax#şye-şey#||#kll-külli#||#ydy-yed#||#sbh-subhan#||#mlk-melekut#||#rca:-rücu#x#SBH#||#YDY#||#MLK#||#KLL#||#ŞYe#||#RCA:#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ydy-yed#||#sbh-subhan#||#mlk-melekut#||#rca:-rücu#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn(turceûne).
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
melekut
م ل كMLK
Tam bir hâkimiyyetle, Saltanat-ı İlâhiyyenin müessiriyyet ve idâresinin esrarı. Her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsib ruhu, canı, hakikatı. Bir şeyin iç yüzü, iç ciheti. Hükümdarlık. Saltanat. Ruhlar âlemi.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.