DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
DUHAN SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4114.ss44.as.saDUHAN.ns64.ny.cs25.syf495.sure.44.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
44. DUHAN / 1
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Ha. Mim.
.mid4115.ss44.as1.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حم
Hâ mîm.
Diyanet Meali:
Hâ Mîm.
44. DUHAN / 2
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Yemin olsun, mübin kitaba!
Yemin KTB BYN .mid4116.ss44.as2.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxYeminxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#byn-mübin#x#KTB#||#BYN#||#ktb-kitab#||#byn-mübin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ
Vel kitâbil mubîn(mubîni).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
44. DUHAN / 3
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak onu mübarek gecede inzal ettik. Muhakkak ki BİZ inzar edenler olduk.
NZL LYL BRK KVN NZéR .mid4117.ss44.as3.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#lyl-leyl#||#nzl-inzal#||#nzér-inzar#||#brk-mübarek#||#kvn-xxoxx#x#NZL#||#LYL#||#BRK#||#KVN#||#NZéR#||#lyl-leyl#||#nzl-inzal#||#nzér-inzar#||#brk-mübarek#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne).
mübarek
mubarek
ب ر كBRK
İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
inzar
ن ذ رNZéR
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
44. DUHAN / 4
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Bütün hakim emirler, onda fark edilir.
FRK: KLL eMR HKM .mid4118.ss44.as4.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#kll-külli#||#emr-emir#||#hkm-hakim#||#frk:-fark#x#FRK:#||#KLL#||#eMR#||#HKM#||#kll-külli#||#emr-emir#||#hkm-hakim#||#frk:-fark#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ
Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
fark
ف ر قFRK:
Ayrılık, başkalık. Ayırma, ayrılma, seçilme. Ayırma vasfı, alameti. Bölüm. / Başın tepesi, baştaki saçın ikiye ayrıldığı yer.
Çğl.füruk
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Diyanet Meali:
4,5,6,7. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
44. DUHAN / 5
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
İndimizden emirdir.
Muhakkak irsal eden, Biz olduk.
eMR A:ND KVN RSL .mid4119.ss44.as5.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#emr-emir#||#a:nd-ind#||#rsl-irsal#||#kvn-xxoxx#x#eMR#||#A:ND#||#KVN#||#RSL#||#emr-emir#||#a:nd-ind#||#rsl-irsal#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْرًا مِّنْ عِندِنَا إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ
Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
44. DUHAN / 6
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbinden rahmet olarak...
Muhakkak O, semidir, alimdir.
Esma-ül Hüsna RHM RBB SMA: A:LM .mid4120.ss44.as6.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxEsma-ül Hüsnax#sma:-semi#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#x#RHM#||#RBB#||#SMA:#||#A:LM#||#sma:-semi#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Rahmeten min rabbik(rabbike), innehu huves semîul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
44. DUHAN / 7
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Semaların ve arzın ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir. Eğer siz yakin olanlarsanız…
RBB SMV eRD: BYN KVN YK:N .mid4121.ss44.as7.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#byn-beyn#||#yk:n-yakin#||#kvn-xxoxx#x#RBB#||#SMV#||#eRD:#||#BYN#||#KVN#||#YK:N#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#byn-beyn#||#yk:n-yakin#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn(mûkinîne).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
44. DUHAN / 8
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Ondan başka ilah yoktur. Hayy eder ve mevt eder ve sizin Rabbinizdir. Evvelde ki sizin ata-babalarınızın da Rabbidir.
eLHé HYY MVT RBB RBB eBV eVL .mid4122.ss44.as8.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#evl-evvel#||#elhé-ilah#||#ebv-eb#||#rbb-rabb#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#x#eLHé#||#HYY#||#MVT#||#RBB#||#RBB#||#eBV#||#eVL#||#evl-evvel#||#elhé-ilah#||#ebv-eb#||#rbb-rabb#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ
Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît(yumîtu), rabbukumve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
44. DUHAN / 9
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
Onlar şekk içinde ilab ediyorlar.
ŞKK LA:B .mid4123.ss44.as9.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#şkk-şekk#||#la:b-ilab#x#ŞKK#||#LA:B#||#şkk-şekk#||#la:b-ilab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ يَلْعَبُونَ
Bel hum fî şekkin yel’abûn(yel’abûne).
İl'ab
ل ع بLA:B
Oynatma, oynatılma
Aynı kökten:İl'ab İltiab La'be Lu'b Laib Lu'bî Ma'leb Meâlib Mel'ab Mel'abe Melaib Mülaib Mütelaib Tel'abe Til'abe Ül'ube
Şekk
ش ك كŞKK
Şüphe, zan. / Bir önermede, doğru yada yanlış olma ihtimallerinin eşitliği. / Bir şeyin varlığı ile yokluğu arasında tereddüt etmek. / Lüzum. / Yarmak. / Yapışmak.
Çğl.Şükuk
Aynı kökten:Eşekk Lâşek Meşkuk Müşekkek Müteşekkik Şakk Şekk Şükuk Teşekkük
Diyanet Meali:
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
44. DUHAN / 10
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, semanın mübin duhan ile geleceği yevme irtikab et.
RK:B YVM eTY SMV DH:N BYN .mid4124.ss44.as10.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxxxyevmxx#yvm-yevm#||#smv-sema#||#byn-mübin#||#dh:n-duhan#||#rk:b-irtikab#||#ety-xxoxx#x#RK:B#||#YVM#||#eTY#||#SMV#||#DH:N#||#BYN#||#yvm-yevm#||#smv-sema#||#byn-mübin#||#dh:n-duhan#||#rk:b-irtikab#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاء بِدُخَانٍ مُّبِينٍ
Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Duhan
د خ نDH:N
Duman. Sis. Tütün. Kıtlık ve kuraklık. Galib olan şerr. Mc: Hakikatin görülmesine mani olan Gaflet ve dalâlet dumanı.
Çğl.Edhine
Aynı kökten:Duhan Edhine İdhan Midhane Müdahhan Tedhin
İrtikab
ر ق بRK:B
Bekleme, gözleme. Ümit etme, umma.
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.
44. DUHAN / 11
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Nası gışa eder. Bu elim azabtır.
G:ŞV NVS A:ZéB eLM .mid4125.ss44.as11.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#nvs-nas#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#g:şv-gışa#x#G:ŞV#||#NVS#||#A:ZéB#||#eLM#||#nvs-nas#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#g:şv-gışa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَغْشَى النَّاسَ هَذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Diyanet Meali:
(O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.
44. DUHAN / 12
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbimiz! Bizden azabı keşfet! Muhakkak biz mü'minleriz.
Dua RBB KŞF A:ZéB eMN .mid4126.ss44.as12.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxDuaxximanxx#emn-mümin#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#kşf-keşf#x#RBB#||#KŞF#||#A:ZéB#||#eMN#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#kşf-keşf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.
44. DUHAN / 13
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar için zikir nasıl olur!
(Oysa) Mübin Rasul de gelmişti.
eNY ZéKR CYe RSL BYN .mid4127.ss44.as13.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxxxrasulxx#eny-ani#||#byn-mübin#||#rsl-rasul#||#zékr-zikir#||#cye-xxoxx#x#eNY#||#ZéKR#||#CYe#||#RSL#||#BYN#||#eny-ani#||#byn-mübin#||#rsl-rasul#||#zékr-zikir#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَنَّى لَهُمُ الذِّكْرَى وَقَدْ جَاءهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ
Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
44. DUHAN / 14
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra ondan tevella ettiler ve "öğretilmiş mecnun" dediler.
VLY K:VL A:LM CNN .mid4128.ss44.as14.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#a:lm-alim#||#cnn-mecnun#||#vly-tevella#||#k:vl-xxoxx#x#VLY#||#K:VL#||#A:LM#||#CNN#||#a:lm-alim#||#cnn-mecnun#||#vly-tevella#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ
Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Mecnun
ج ن نCNN
Deli. Çılgın. / İnsanlara çok hususta uymayan. / Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. / Kendine bilgi öğreten cinin çömezi.
Çğl.Mecanin
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.
44. DUHAN / 15
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ azabı biraz keşf etsek, muhakkak siz ida edersiniz.
KŞF A:ZéB K:LL A:VD .mid4129.ss44.as15.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#k:ll-kalil#||#a:vd-ida#||#a:zéb-azab#||#kşf-keşf#x#KŞF#||#A:ZéB#||#K:LL#||#A:VD#||#k:ll-kalil#||#a:vd-ida#||#a:zéb-azab#||#kşf-keşf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا كَاشِفُو الْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَائِدُونَ
İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
Diyanet Meali:
Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz.
44. DUHAN / 16
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, kübra batşla batş edeceğiz.
Muhakkak ki BİZ, intikam alacak olanız.
YVM BT:Ş BT:Ş KBR NK:M .mid4130.ss44.as16.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxxxyevmxx#yvm-yevm#||#kbr-ekber#||#bt:ş-batş#||#nk:m-intikam#x#YVM#||#BT:Ş#||#BT:Ş#||#KBR#||#NK:M#||#yvm-yevm#||#kbr-ekber#||#bt:ş-batş#||#nk:m-intikam#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَى إِنَّا مُنتَقِمُونَ
Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn(muntekimûne).
batş
ب ط شBT:Ş
Şiddetli ve çok kaba şekilde tutmak. Şiddetle tutup kapma. Kuvvet. Şiddet. Hastalık geçtikten sonraki zayıflık.
Aynı kökten:batiş batş
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
İntikam
ن ق مNK:M
Öç almak. Hınç ve acı çıkarmak.
Çğl.İntikamat
Aynı kökten:İntikam İntikamat Müntakim Nakm Nakmet Nekam
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
44. DUHAN / 17
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlardan önce firavun kavmine de fitne etmiştik. Onlara da kerim Rasul gelmişti.
Hz. Musa Kıssası FTN K:BL K:VM CYe RSL KRM .mid4131.ss44.as17.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıxxrasulxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#ftn-fitne#||#rsl-rasul#||#krm-kerim#||#cye-xxoxx#x#FTN#||#K:BL#||#K:VM#||#CYe#||#RSL#||#KRM#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#ftn-fitne#||#rsl-rasul#||#krm-kerim#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَاءهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ
Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum resûlun kerîm(kerîmun).
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.
44. DUHAN / 18
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 495
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH'a abd olanları bana eda edin!
Muhakkak ben sizin için emin Rasulüm."
Hz. Musa Kıssası eDY A:BD RSL eMN .mid4132.ss44.as18.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıxxrasulximanxx#emn-emin#||#a:bd-ibad#||#rsl-rasul#||#edy-eda#x#eDY#||#A:BD#||#RSL#||#eMN#||#emn-emin#||#a:bd-ibad#||#rsl-rasul#||#edy-eda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَنْ أَدُّوا إِلَيَّ عِبَادَ اللَّهِ إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
En eddû ileyye ibâdallâh(ibâdallâhi), innî lekum resûlun emîn(emînun).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Edâ'
ا د يeDY
Yerine getirmek. / Ödemek. Borcunu vermek. / Vazifesini yapmak. / Tarz. Üslub. / Şive.
Aynı kökten:Edâ'
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
O, şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim.”
44. DUHAN / 19
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH'a ulvilik taslamayın!
Muhakkak ben size mübin sultan ile geliyorum."
Hz. Musa Kıssası A:LV eTY SLT: BYN .mid4133.ss44.as19.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıxxxemirxxyasakxxx#byn-mübin#||#slt:-sultan#||#a:lv-ulvi#||#ety-xxoxx#x#A:LV#||#eTY#||#SLT:#||#BYN#||#byn-mübin#||#slt:-sultan#||#a:lv-ulvi#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنْ لَّا تَعْلُوا عَلَى اللَّهِ إِنِّي آتِيكُم بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
Ve en lâ ta’lû alâllâh(alâllâhi), innîâtîkum bi sultânin mubîn(mubînin).
Ulvi
ع ل وA:LV
Yüksek, yüce. Manevî ve göğe mensub.
Dşl.Ulviye
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
Diyanet Meali:
“Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.”
44. DUHAN / 20
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak ben, sizin beni recm etmenizden Rabbime uvz ettim."
Hz. Musa Kıssası A:VZé RBB RBB RCM .mid4134.ss44.as20.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#rbb-rabb#||#a:vzé-uvz#||#rcm-recm#x#A:VZé#||#RBB#||#RBB#||#RCM#||#rbb-rabb#||#a:vzé-uvz#||#rcm-recm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ
Ve innî uztu bi rabbî ve rabbikumen tercumûni.
Uvz
ع و ذA:VZé
Bir kimseye sığınmak.
Aynı kökten:euzü İstiaze Maaz Maazallah Uvz
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
recm
ر ج مRCM
Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek. Atılan taş. Kabre taştan nişan dikmek. Şeytan üzerine atılan nücum. Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
Aynı kökten:mercum recim rücum recm tercim
Diyanet Meali:
“Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.”
44. DUHAN / 21
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer siz bana iman etmiyorsanız, artık benden azil olun!"
Hz. Musa Kıssası eMN A:ZL .mid4135.ss44.as21.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıxximanxx#emn-iman#||#a:zl-azil#x#eMN#||#A:ZL#||#emn-iman#||#a:zl-azil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنْ لَّمْ تُؤْمِنُوا لِي فَاعْتَزِلُونِ
Ve in lem tû’minû lî fa’tezilûni.
Azl
azil
ع ز لA:ZL
Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.
Aynı kökten:Azl azil Ma'zil Ma'zul Mün'azilen Müteazzil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Diyanet Meali:
“Bana inanmadınızsa benden uzak durun.”
44. DUHAN / 22
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından Rabbine;
"Bunlar mücrimlerin kavmidir" diye davet etti.
Hz. Musa Kıssası DA:V RBB K:VM CRM .mid4136.ss44.as22.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#da:v-duae#||#k:vm-kavim#||#rbb-rabb#||#crm-mücrim#x#DA:V#||#RBB#||#K:VM#||#CRM#||#da:v-duae#||#k:vm-kavim#||#rbb-rabb#||#crm-mücrim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَدَعَا رَبَّهُ أَنَّ هَؤُلَاء قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
Fe deâ rabbehû enne hâulâi kavmun mucrimûn(mucrimûne).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Sonra Mûsâ, Rabbine, “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi.
44. DUHAN / 23
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
"BANA abd olanlarla, leylde, isra yap!
Muhakkak siz, tâbi olunacaksınız."
Hz. Musa Kıssası SRY A:BD LYL TBA: .mid4137.ss44.as23.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#lyl-leyl#||#tba:-tabi#||#a:bd-abd#||#sry-isra#x#SRY#||#A:BD#||#LYL#||#TBA:#||#lyl-leyl#||#tba:-tabi#||#a:bd-abd#||#sry-isra#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَسْرِ بِعِبَادِي لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
Fe esri bi ibâdî leylen innekum muttebeûn(muttebeûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
İsrâ
س ر يSRY
Yürütmek. Göndermek. Gece yürüyüşü. (sürat ve serilik içerir.)
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
Allah da şöyle dedi: “O hâlde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.”
44. DUHAN / 24
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Bahrı rehve terk et!
Muhakkak onlar orada gark olacak ordudur.
Hz. Musa Kıssası TRK BHR RHéV CND G:RK: .mid4138.ss44.as24.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#cnd-cünd#||#trk-terk#||#g:rk:-gark#||#bhr-bahr#||#rhév-rehve#x#TRK#||#BHR#||#RHéV#||#CND#||#G:RK:#||#cnd-cünd#||#trk-terk#||#g:rk:-gark#||#bhr-bahr#||#rhév-rehve#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاتْرُكْ الْبَحْرَ رَهْوًا إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ
Vetrukil bahre rehvâ(rehven), innehum cundun mugrekûn(mugrekûne).
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
Rehv
ر ه وRHéV
Yüksek mekân, yüksek yer. / Alçak, çukur yer, (içinde su toplanır) / Mahalle içinde, yağmur suyu ve çeşme suyu akan ark. / Üveyik kuşu. / Arası açılmış ve ayrılmış.
Dşl.RehveÇğl.Rahâ
Aynı kökten:Rehv Rehve Rahâ
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Diyanet Meali:
“Denizi açık hâlde bırak.” Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
44. DUHAN / 25
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Nice cennetler ve aynlar terk ettiler …
Hz. Musa Kıssası TRK CNN A:YN .mid4139.ss44.as25.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#trk-terk#||#cnn-cennet#||#a:yn-ayn#x#TRK#||#CNN#||#A:YN#||#trk-terk#||#cnn-cennet#||#a:yn-ayn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَمْ تَرَكُوا مِن جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Kem terekû min cennâtin ve uyûn(uyûnin).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Diyanet Meali:
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
44. DUHAN / 26
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
… ve ekinler ve kerim makamlar …
Hz. Musa Kıssası ZRA: K:VM KRM .mid4140.ss44.as26.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#k:vm-makam#||#zra:-zer#||#krm-kerim#x#ZRA:#||#K:VM#||#KRM#||#k:vm-makam#||#zra:-zer#||#krm-kerim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
Ve zurûin ve makâmin kerîm(kerîmin).
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
Zer'
ز ر عZRA:
Ekilmiş. Ekme. Tohum ekme. Yetişmiş ekin.
Aynı kökten:İzdira' Mezraa Mezru Mezari' Müzaraa Müzerri' Müzerri' Zari' Zer' Zerare Zer'iyyat Zerra' Ziraat Ziraî
Diyanet Meali:
Nice ekinler, nice güzel konaklar!
44. DUHAN / 27
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
… ve içinde fakih oldukları nimetler.
Hz. Musa Kıssası NA:M KVN FKHé .mid4141.ss44.as27.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#na:m-nimet#||#fkhé-fakih#||#kvn-xxoxx#x#NA:M#||#KVN#||#FKHé#||#na:m-nimet#||#fkhé-fakih#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهَا فَاكِهِينَ
Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(fâkihîne).
Fakih
ف ك هFKHé
Yaş meyve, yemiş, yaş hurma ağacı. Şenlendiren, sevindiren.
Dşl.FâkiheÇğl.Fevakih
Aynı kökten:Fakih Fâkihe Fevakih Fakihiyy fâkihanî Tefekküh
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Diyanet Meali:
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
44. DUHAN / 28
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu böyledir.
Onu başka bir kavme iras ettirdik.
Hz. Musa Kıssası VRSé K:VM eH:R .mid4142.ss44.as28.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#k:vm-kavim#||#eh:r-ahar#||#vrséiras#x#VRSé#||#K:VM#||#eH:R#||#k:vm-kavim#||#eh:r-ahar#||#vrséiras#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَلِكَ وَأَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا آخَرِينَ
Kezâlik(kezâlike), ve evresnâhâ kavmen âharîn(âharîne).
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
44. DUHAN / 29
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Sema ve arz onlara büka etmedi ve nazar edilenlerden olmadılar.
Hz. Musa Kıssası BKY SMV eRD: KVN NZ:R .mid4143.ss44.as29.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxxxkissa-zzz-05xHz. Musa Kıssasıx#erd:-arz#||#smv-sema#||#nz:r-nazar#||#bky-büka#||#kvn-xxoxx#x#BKY#||#SMV#||#eRD:#||#KVN#||#NZ:R#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#nz:r-nazar#||#bky-büka#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاء وَالْأَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنظَرِينَ
Fe mâ beket aleyhimus semâu vel ardu ve mâ kânû munzarîn(munzarîne).
Bükâ
ب ك يBKY
Ağlama.
Aynı kökten:Bekkâîn Bükât Bükâ Ebka İbka İbtika' İnbika İstibkâ Tebaki Tebkiye
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
44. DUHAN / 30
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
İsrailoğullarına muhin azabtan BİZ necat etmiştik.
NCV BNY SRY A:ZéB HéVN .mid4144.ss44.as30.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#bny-beni#||#a:zéb-azab#||#ncv-necat#||#hévn-muhin#||#sry-israiloğulları#x#NCV#||#BNY#||#SRY#||#A:ZéB#||#HéVN#||#bny-beni#||#a:zéb-azab#||#ncv-necat#||#hévn-muhin#||#sry-israiloğulları#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهِينِ
Ve lekad necceynâ benî isrâîle minel azâbil muhîn(muhîni).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Muhîn
ه و نHéVN
Hafif, aşağılık, borçlu, aşağılık, sessiz, zayıf, nazik, aşağılayıcı olmak.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Diyanet Meali:
Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
44. DUHAN / 31
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Firavundan… Muhakkak o, müsriflerden aliyy oldu.
KVN A:LV SRF .mid4145.ss44.as31.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#kvn-kane#||#a:lv-aliyy#||#srf-müsrif#x#KVN#||#A:LV#||#SRF#||#kvn-kane#||#a:lv-aliyy#||#srf-müsrif#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مِن فِرْعَوْنَ إِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِّنَ الْمُسْرِفِينَ
Min fir’avn(fir’avne), innehu kâne âliyen minel musrifîn(musrifîne).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
kontrol-giriş
Aynı kökten:
müsrif
س ر فSRF
Boş yere malını harcayan, tutumsuz. Allah'ın razı olmayacağı şeylere parasını, malını ve zamanını harcayan.
Aynı kökten:israf İsrafat israfil müsrif
44. DUHAN / 32
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Alemler üzre, ilim üzre, onları ihtiyar etmiştik.
H:YR A:LM A:LM .mid4146.ss44.as32.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#a:lm-alem#||#h:yr-ihtiyar#x#H:YR#||#A:LM#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#h:yr-ihtiyar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلَى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمِينَ
Ve lekadihternâhum alâ ilmin alel âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ihtiyar
خ ي رH:YR
Hayr ve şerr olanı ayırd edebilecek olgunluktaki kimse. Daha iyi olanı, hayır görülen şeyi tercih etmek, seçmek. Seçmek, seçme yetisine sahib olmak.
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Diyanet Meali:
Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
44. DUHAN / 33
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
İçinde mübin bela olan ayetlerden onlara verdik.
eTY eYY BLV BYN .mid4147.ss44.as33.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#blv-bela#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#eYY#||#BLV#||#BYN#||#eyy-ayet#||#byn-mübin#||#blv-bela#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَآتَيْنَاهُم مِّنَ الْآيَاتِ مَا فِيهِ بَلَاء مُّبِينٌ
Ve âteynâhum minel âyâti mâ fîhi belâun mubîn(mubînun).
Belâ
ب ل وBLV
Afet. Sıkıntı. Tasa, kaygı. Dert. Musibet. Mücazat. İmtihan. Dâhiye. Yaramaz nesne.
Çğl.Belâyâ
Aynı kökten:Belâ Belâyâ Belv Belva Belve Bilv Mübtelâ
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Diyanet Meali:
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.
44. DUHAN / 34
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak bunlar, elbette derler ki …
K:VL .mid4148.ss44.as34.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ هَؤُلَاء لَيَقُولُونَ
İnne hâulâi le yekûlûn(yekûlûne).
Diyanet Meali:
Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”
44. DUHAN / 35
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
… "o sadece bizim ilk mevt oluşumuzdur ve neşr olunacaklar biz değiliz." …
MVT eVL NŞR .mid4149.ss44.as35.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#evl-ula#||#nşr-neşr#||#mvt-mevt#x#MVT#||#eVL#||#NŞR#||#evl-ula#||#nşr-neşr#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنْ هِيَ إِلَّا مَوْتَتُنَا الْأُولَى وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ
İn hiye illâ mevtetunel ûlâve mâ nahnu bi munşerîn(munşerîne).
Ula
ا و لeVL
Birinci, ilk, evvel. Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. Şanlı, şerefli kimse.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
44. DUHAN / 36
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
… "öyleyse getirin ata-babalarınızı eğer sadıksanız."
eTY eBV KVN S:DK: .mid4150.ss44.as36.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#ebv-eb#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eTY#||#eBV#||#KVN#||#S:DK:#||#ebv-eb#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأْتُوا بِآبَائِنَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Fe’tû bi âbâinâ in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
“Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin.”
44. DUHAN / 37
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar mı hayrlı yoksa Tubba kavmi mi? Onlardan önce helak ettiklerimiz... muhakkak onlar da mücrimler olmuşlardı.
H:YR K:VM K:BL HéLK KVN CRM .mid4151.ss44.as37.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#h:yr-hayr#||#crm-mücrim#||#hélk-helak#||#kvn-xxoxx#x#H:YR#||#K:VM#||#K:BL#||#HéLK#||#KVN#||#CRM#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#h:yr-hayr#||#crm-mücrim#||#hélk-helak#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَاهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ
E hum hayrun em kavmu tubbein vellezîne min kablihim, ehleknâhum innehum kânû mucrimîn(mucrimîne).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Diyanet Meali:
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.
44. DUHAN / 38
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Semaları ve arzı ve ikisinin arasındakileri laib olarak halk etmedik.
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: BYN LA:B .mid4152.ss44.as38.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxDoğa/Yaşamx#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#la:b-laib#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#BYN#||#LA:B#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#la:b-laib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ
Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ lâibîn(lâibîne).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Lu'b
Laib
ل ع بLA:B
Oyun. Eğlence.
Aynı kökten:İl'ab İltiab La'be Lu'b Laib Lu'bî Ma'leb Meâlib Mel'ab Mel'abe Melaib Mülaib Mütelaib Tel'abe Til'abe Ül'ube
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.
44. DUHAN / 39
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 496
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, o ikisini hakk gayrısında halk etmedik.
Fakat pek çoğu alim değillerdir.
Doğa/Yaşam H:LK: HK:K: KSéR A:LM .mid4153.ss44.as39.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf496.sure.44.xxxDoğa/Yaşamx#a:lm-alim#||#hk:k:-hakk#||#ksér-ekser#||#h:lk:-halk#x#H:LK:#||#HK:K:#||#KSéR#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#hk:k:-hakk#||#ksér-ekser#||#h:lk:-halk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا خَلَقْنَاهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Diyanet Meali:
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
44. DUHAN / 40
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak fasl yevmi, onların hepsine mikattır.
YVM FS:L VK:T CMA: .mid4154.ss44.as40.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxxxyevmxx#yvm-yevm#||#cma:-ecmain#||#fs:l-fasl#||#vk:t-mikat#x#YVM#||#FS:L#||#VK:T#||#CMA:#||#yvm-yevm#||#cma:-ecmain#||#fs:l-fasl#||#vk:t-mikat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مِيقَاتُهُمْ أَجْمَعِينَ
İnne yevmel faslı mîkâtuhum ecmaîn(ecmaîne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Fasl
Fasıl
ف ص لFS:L
İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal. Hak ile bâtılın arasını fark. Ayrıcalık. Ayrılma. Çözme. Bölüm. Mevsim. Aynı makamda çalınan şarkı. Çocuğu memeden kesmek. Birini zemmetmek. Gıybet. Kısa duvar. İnsanların lehinde veya aleyhinde söz söyleyerek para toplıyan.
Çğl.FisalÇğl.Fusul
Aynı kökten:Fâsıla Fevasıl Fasîle Fesâil Fasl Fasıl Fisal Fusul Fussilet Fusul-ü Erbaa İnfisal İnfisalat mafsal Mefsil Mefâsıl Mufassal Mufassıl Munfasıl Müfasale Tafsil Tafsilât Fasîl Fisâl Fuslân Faysal Fisal Fısal Fassal Fesil Efsâl Fisâl
Mikat
و ق تVK:T
Bir iş için tayin edilen zaman veya yer. Mekke-i Mükerreme yolu üzerinde hacıların ihrama girdikleri yer.
Çğl.mevakit
Aynı kökten:Mevkut Mevkute Mikat mevakit Tevkit Vakt Vakit Evkat
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
44. DUHAN / 41
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, mevladan mevlaya şey ganiy etmez. Onlar nasr da olunmaz.
YVM G:NY VLY VLY ŞYe NS:R .mid4155.ss44.as41.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxxxyevmxx#şye-şey#||#yvm-yevm#||#g:ny-ganiy#||#vly-mevla#||#ns:r-nasr#x#YVM#||#G:NY#||#VLY#||#VLY#||#ŞYe#||#NS:R#||#şye-şey#||#yvm-yevm#||#g:ny-ganiy#||#vly-mevla#||#ns:r-nasr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ لَا يُغْنِي مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْئًا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
Yevme lâ yugnî mevlen an mevlen şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
mevla
و ل يVLY
Sahib. Efendi. Köleyi âzad eden. Şanlı. Şerefli. Mâlik. Yardımcı, muavenet eden. Dost ve komşu. Azâd olan.
Çğl.Mevalî
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
44. DUHAN / 42
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'ın rahmet ettiği kimse hariç... Muhakkak ki O, O azizdir, rahimdir.
Esma-ül Hüsna RHM A:ZZ RHM .mid4156.ss44.as42.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxEsma-ül Hüsnax#rhm-rahim#||#a:zz-aziz#x#RHM#||#A:ZZ#||#RHM#||#rhm-rahim#||#a:zz-aziz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلَّا مَن رَّحِمَ اللَّهُ إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
İllâ men rahimallâh(rahimallâhu), innehu huvel azîzur rahîm(rahîmu).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.
44. DUHAN / 43
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak zakkum şeceresi …
Ahiret ŞCR ZK:M .mid4157.ss44.as43.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#şcr-şecere#||#zk:m-zakkum#x#ŞCR#||#ZK:M#||#şcr-şecere#||#zk:m-zakkum#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ شَجَرَةَ الزَّقُّومِ
İnne şeceretez zakkûm(zakkûmi).
Zakkum
ز ق مZK:M
Cehennem'de bir ağacın ismi, / cehennemliklerin yiyeceği. / Gösterişi güzel, çiçekli ve zehirli meyvesi olan yâsemine benzeyen bir bitki ismi. / Lokma. / Yutmak, çabuk yemek / veba, salgın hastalık, / herhangi bir öldürücü yiyecek, / küçük yaprakları kokan ve acı, toz renkli bir ağaç / keskin koku.
Aynı kökten:Mütezakkım Mütezakkımîn Tezakkum Zakkum Zıkkım Zıkkî Zukk
Şecer
Şecere
ش ج رŞCR
Ağaç. Kütük. Saplı nebat. Soy. Sülale. Bir soyun bütün fertlerini gösterir cetvel. Dallı budaklı şey. Çetrefilli işler.
Çğl.ŞecerâtÇğl.Eşcar
Aynı kökten:İşcar Meşcer Meşcere Müşeccer Şecer Şecere Şecerât Eşcar Şecir Şecr Şücur Teşacür teşcir teşeccür
Diyanet Meali:
Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.
44. DUHAN / 44
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
… esimin taamıdır.
Ahiret T:A:M eSéM .mid4158.ss44.as44.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#t:a:m-taam#||#esém-esim#x#T:A:M#||#eSéM#||#t:a:m-taam#||#esém-esim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
طَعَامُ الْأَثِيمِ
Taâmul esîm(esîmi).
Esim
Asim
ا ث مeSéM
Günahkar, günah işlemiş, cürümlü, suçlu, yalancı kişi.
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
44. DUHAN / 45
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Mühl gibi batınlarda gali edilir.
Ahiret MHéL G:LY BT:N .mid4159.ss44.as45.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#mhél-mühl#||#bt:n-batn#||#g:ly-gali#x#MHéL#||#G:LY#||#BT:N#||#mhél-mühl#||#bt:n-batn#||#g:ly-gali#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَالْمُهْلِ يَغْلِي فِي الْبُطُونِ
Kel muhl(muhli), yaglî fîl butûn(butûni).
batn
batın
ب ط نBT:N
Karın. İç. Soy, nesil. İç yüz. Sır, esrar.
Çğl.ButunÇğl.Bütun
Aynı kökten:Bâtın Bevatın batn batın Butun Bütun Bitan Bitane Betâyin İstibtan Mebtun Mubattın Mubattıne Müstebtın Tebattun
Gali
Galiye
غ ل يG:LY
Galeyan eden. / Kaynayan. Çoşup taşan. Yerinde duramayan. / Değerinden çok pahalı. / Misk ve amberden yapılmış meşhur koku. / Hoş kokulu kıymetli madde. / Dinde, mezhebte çok ileri salâbet gösteren.
Çğl.Gulat
Aynı kökten:Gala Galeyan Gali Galiye Gulat İgla' Mugallî
Mühl
م ه لMHéL
Erimiş bakır. Potada eritilen maden. Yağ tortusu.
Aynı kökten:İmhal İstimhal Mehal Mehl Emhal Mühl Mühlet Mümhil Müstemhil Temahül Temhil
Diyanet Meali:
O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
44. DUHAN / 46
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Hamimin gali olması gibi
Ahiret G:LY HMM .mid4160.ss44.as46.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#hmm-hamim#||#g:ly-gali#x#G:LY#||#HMM#||#hmm-hamim#||#g:ly-gali#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَغَلْيِ الْحَمِيمِ
Ke galyil hamîm(hamîmi).
Gali
Galiye
غ ل يG:LY
Galeyan eden. / Kaynayan. Çoşup taşan. Yerinde duramayan. / Değerinden çok pahalı. / Misk ve amberden yapılmış meşhur koku. / Hoş kokulu kıymetli madde. / Dinde, mezhebte çok ileri salâbet gösteren.
Çğl.Gulat
Aynı kökten:Gala Galeyan Gali Galiye Gulat İgla' Mugallî
Hamim
ح م مHMM
Çok sıcak ve çok kızgın nesne (bilhassa su). / Çok yüksek enerjili madde yada ışınım. / Yakın hısım, soy sop. / Samimi arkadaş. / Kâmus'ta anlatıldığı üzere "soğuk su" mânâsına da gelir. Bu kelime, iki zıt mânâyı ifade eden kelimelerdendir. Zira soğuk kaynak suyu sıcakta buğulanır.
Aynı kökten:Hamam Hamem Hamim Hamm Hamme Humm Humma Muhammat Müstehamm Yahmum Yahâmîm
44. DUHAN / 47
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu ahz edin ve ardından onu seva cahime atl edin.
eH:Zé A:TL SVY CHM .mid4161.ss44.as47.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxxxcehennemxx#svy-seva#||#chm-cahim#||#eh:zé-ahz#||#a:tl-atl#x#eH:Zé#||#A:TL#||#SVY#||#CHM#||#svy-seva#||#chm-cahim#||#eh:zé-ahz#||#a:tl-atl#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ إِلَى سَوَاء الْجَحِيمِ
Huzûhu fa’tilûhu ilâ sevâil cahîm(cahîmi).
Atl
ع ت لA:TL
Sert tabiatlı. Yaramaz. Şiddetle çekmek. Sürüklemek.
Aynı kökten:Atele Utül Atl Utull
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Seva
س و يSVY
Beraber olma. Beraberlik. Denk, müsavi.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Diyanet Meali:
(Allah, görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”
44. DUHAN / 48
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra reisinin fevkine hamim azabından sabb edin!
Ahiret S:BB FVK: ReS A:ZéB HMM .mid4162.ss44.as48.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#a:zéb-azab#||#fvk:-fevk#||#hmm-hamim#||#s:bb-sabb#||#res-reis#x#S:BB#||#FVK:#||#ReS#||#A:ZéB#||#HMM#||#a:zéb-azab#||#fvk:-fevk#||#hmm-hamim#||#s:bb-sabb#||#res-reis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ
Summe subbû fevka re’sihî min azâbil hamîm(hamîmi).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
Hamim
ح م مHMM
Çok sıcak ve çok kızgın nesne (bilhassa su). / Çok yüksek enerjili madde yada ışınım. / Yakın hısım, soy sop. / Samimi arkadaş. / Kâmus'ta anlatıldığı üzere "soğuk su" mânâsına da gelir. Bu kelime, iki zıt mânâyı ifade eden kelimelerdendir. Zira soğuk kaynak suyu sıcakta buğulanır.
Aynı kökten:Hamam Hamem Hamim Hamm Hamme Humm Humma Muhammat Müstehamm Yahmum Yahâmîm
Re's
Reis
ر ا سReS
Baş, kafa. Tepe. Uç. Başlangıç. Reis. Başkan. Sermaye.
Çğl.Rüesa
Aynı kökten:Re's Reis Rüesa
Sabb
ص ب بS:BB
Dökmek, akıtmak, boşaltmak. Dökülmek. Aşık, tutkun.
Aynı kökten:Munsabb Sabb Sabeb Asbâb Tasabbüb
Diyanet Meali:
“Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”
44. DUHAN / 49
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
"Zıkkımlan bakalım! Hani sen, sen azizdin, kerimdin."
Ahiret ZéVK: A:ZZ KRM .mid4163.ss44.as49.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#zévk:-zaika#||#a:zz-aziz#||#krm-kerim#||#zévk-zuk#x#ZéVK:#||#A:ZZ#||#KRM#||#zévk:-zaika#||#a:zz-aziz#||#krm-kerim#||#zévk-zuk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ
Zuk, inneke entel azîzul kerîm(kerîmu).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
(Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”
44. DUHAN / 50
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak bu, imtira ettiğiniz şeydir.
Ahiret KVN MRY .mid4164.ss44.as50.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#mry-imtira#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#MRY#||#mry-imtira#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ هَذَا مَا كُنتُم بِهِ تَمْتَرُونَ
İnne hâzâ mâ kuntum bihî temterûn(temterûne).
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Diyanet Meali:
“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”
44. DUHAN / 51
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak muttakiler emin makamdadır.
Ahiret VK:Y K:VM eMN .mid4165.ss44.as51.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretxximanxx#k:vm-makam#||#emn-emin#||#vk:y-muttaki#x#VK:Y#||#K:VM#||#eMN#||#k:vm-makam#||#emn-emin#||#vk:y-muttaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينٍ
İnnel muttekîne fî makâmin emîn(emînin).
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
44. DUHAN / 52
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Cennetlerde ve aynlarda.
CNN A:YN .mid4166.ss44.as52.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxxxcennetxx#cnn-cennet#||#a:yn-ayn#x#CNN#||#A:YN#||#cnn-cennet#||#a:yn-ayn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Diyanet Meali:
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
44. DUHAN / 53
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Mütekabil olarak sündüsten ve istebraktan ilbas ederler.
Ahiret LBS SNDS BRK: K:BL .mid4167.ss44.as53.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#k:bl-mütekabil#||#lbs-ilbas#||snds-sündüs#||#brk:-istebrak#x#LBS#||#SNDS#||#BRK:#||#K:BL#||#k:bl-mütekabil#||#lbs-ilbas#||snds-sündüs#||#brk:-istebrak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَابِلِينَ
Yelbesûne min sundusin ve istebrakın mutekâbilîn(mutekâbilîne).
İstebrak
ب ر قBRK:
İpekten mamul ve sırma ile işlenmiş bir çeşit kumaş. Kalın ipek kumaş.
Aynı kökten:Berak Berkân berk Büruk Ebrak İbrak İstebrak
mütekabil
ق ب لK:BL
Karşılıklı olarak birbirini kabul etme. / Birbirine denk olma, denkliği kabul etme. / Karşılıklı, biri diğerinin karşısında.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
İlbas
ل ب سLBS
Giydirme veya giydirilme. Örtme yahut örtülme.
Aynı kökten:İlbas Lebs Libas Lübus Libs Libse Lübs Lübse Melbus Melbusât Mülabeset Mülabis Mülebbes Mütelebbis Telbis Telbisât Telebbüs
Sündüs
SNDS
Sırmadan kabartma deseni. / Eski bir çeşit ipekli kumaş. Parlak renkli, çiçekli, işlemeli, nakışlı olarak dokunmuş ipek kumaş. / Altun veya gümüş tellerle işlemeli ve nakışlı olarak dokunmuş ipek kumaşlardan biri.
Aynı kökten:Sündüs
Diyanet Meali:
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
44. DUHAN / 54
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Böyledir!...
Onları güzel gözlü huriler ile zevcelendirdik.
ZVC HVR A:YN .mid4168.ss44.as54.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxxxcennetxx#hvr-huri#||#zvc-zevc#||#a:yn-in#x#ZVC#||#HVR#||#A:YN#||#hvr-huri#||#zvc-zevc#||#a:yn-in#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَلِكَ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
Kezâlik(kezâlike), ve zevvecnâhum bi hûrin în(înin).
În
ع ي نA:YN
İri ve güzel gözlüler.
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Ahver
ح و رHVR
Akıllı. İri gözlü güzel. Ahu gözlü. Gözleri iri, gözlerinin akı karasından çok olan ve siyah kısmı pek siyah, beyaz kısmı pek beyaz olan kız. Müşteri yıldızı. (Jüpiter) Beyaz yüzlü, güzel gözlü adam.
Dşl.HavraÇğl.HurÇğl.Huri
Aynı kökten:Ahver Havra Hur Huri Ahverî Havari Havariyyun Havr Huriye Mütehavir Tahvir
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
44. DUHAN / 55
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada emniyet içinde bütün fakihlerden davet ederler.
Ahiret DA:V KLL FKHé eMN .mid4169.ss44.as55.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretxximanxx#da:v-davet#||#kll-külli#||#emn-emin#||#fkhé-fakih#x#DA:V#||#KLL#||#FKHé#||#eMN#||#da:v-davet#||#kll-külli#||#emn-emin#||#fkhé-fakih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ آمِنِينَ
Yed’ûne fîhâ bi kulli fâkihetin âminîn(âminîne).
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Fakih
ف ك هFKHé
Yaş meyve, yemiş, yaş hurma ağacı. Şenlendiren, sevindiren.
Dşl.FâkiheÇğl.Fevakih
Aynı kökten:Fakih Fâkihe Fevakih Fakihiyy fâkihanî Tefekküh
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Diyanet Meali:
Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
44. DUHAN / 56
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada, ilk mevtten başka mevt tatmazlar. Onları cahim azabından da vaky eder.
ZéVK: MVT MVT eVL VK:Y A:ZéB CHM .mid4170.ss44.as56.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxxxcehennemxx#evl-ula#||#zévk:-zaika#||#a:zéb-azab#||#chm-cahim#||#vk:y-vaky#||#mvt-mevt#x#ZéVK:#||#MVT#||#MVT#||#eVL#||#VK:Y#||#A:ZéB#||#CHM#||#evl-ula#||#zévk:-zaika#||#a:zéb-azab#||#chm-cahim#||#vk:y-vaky#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ إِلَّا الْمَوْتَةَ الْأُولَى وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Lâ yezûkûne fîhel mevte illel mevtetel ûlâ, ve vekâhum azâbel cahîm(cahîmi).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Ula
ا و لeVL
Birinci, ilk, evvel. Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. Şanlı, şerefli kimse.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Vıky
Vaky
و ق يVK:Y
Hıfzetmek, korumak.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
44. DUHAN / 57
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbinden fazldır. Bu, o azim fevzdir.
Ahiret FD:L RBB FVZ A:Z:M .mid4171.ss44.as57.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxAhiretx#rbb-rabb#||#fd:l-fazl#||#a:z:m-azim#||#fvz-fevz#x#FD:L#||#RBB#||#FVZ#||#A:Z:M#||#rbb-rabb#||#fd:l-fazl#||#a:z:m-azim#||#fvz-fevz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Fadlen min rabbik(rabbike), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
fevz
ف و زFVZ
Amaca ulaşmak. Kurtuluş. Zafer. Necat. Muvaffakiyet. Selamet.
Aynı kökten:faiz faizun fevz İfaze Mefaz
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
44. DUHAN / 58
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu senin lisanınla yesir ettik.
Umulur ki tezekkür ederler.
YSR LSN ZéKR .mid4172.ss44.as58.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxx#zékr-tezekkür#||#lsn-lisan#||#ysr-yesir#x#YSR#||#LSN#||#ZéKR#||#zékr-tezekkür#||#lsn-lisan#||#ysr-yesir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Fe innemâ yessernâhu bi lisânike leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
Lisan
ل س نLSN
Dil. Konuşma dili. Lehçe.
Çğl.ElsineÇğl.LüsnÇğl.Lüsün
Aynı kökten:Lisan Elsine Lüsn Lüsün
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
44. DUHAN / 59
Surede Toplam Ayet: 59
Kitap Sırası: 44
Nüzul Sırası: 64
Sayfa: 497
Cüz: 25
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık irtikab et! Muhakkak onlar irtikab etmekteler.
RK:B RK:B .mid4173.ss44.as59.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf497.sure.44.xxxx#rk:b-irtikab#x#RK:B#||#RK:B#||#rk:b-irtikab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَارْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ
Fertekib innehum murtekıbûn(murtekibûne).
İrtikab
ر ق بRK:B
Bekleme, gözleme. Ümit etme, umma.
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
Diyanet Meali:
Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.