DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
KAF SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4331.ss50.as.saKAF.ns34.ny.cs26.syf517.sure.50.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
50. KAF / 1
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Kaf. Yemin olsun mecid Kur'an'a.
Yemin K:Re MCD .mid4332.ss50.as1.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxYeminxxkuranxxxxkitabxxx#k:re-kuran#||#mcd-mecid#x#K:Re#||#MCD#||#k:re-kuran#||#mcd-mecid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ
Kâf vel kur’ânil mecîd(mecîdi).
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
mecid
م ج دMCD
Azametli. Şerefli. Gâlib. El Mecid : İcatlar, her şey doğrudan doğruya sevilerek meydana gelir.
Çğl.Emcad
Aynı kökten:emced Emacid macid Mecd mecid Emcad Mümecced mütemacid temcid
Diyanet Meali:
Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!”
50. KAF / 2-3
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
Kendilerine, kendilerinden bir inzar eden gelmesini acayib karşıladılar.
Kafirler dediler ki:
"Bu acaib bir şey!
Biz mevt olduğumuz ve turab olduğumuz zaman mı?...
İşte bu baid rücudur."
Ahiret A:CB CYe NZéR K:VL KFR ŞYe A:CB MVT KVN TRB RCA: BA:D .mid4333.ss50.as2.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxAhiretx.ss50.as3.x#şye-şey#||#kfr-kafir#||#a:cb-acayib#||#nzér-inzar#||#ba:d-baid#||#ba:d-baid#||#rca:-rücu#||#mvt-mevt#||#trb-turab#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#A:CB#||#CYe#||#NZéR#||#K:VL#||#KFR#||#ŞYe#||#A:CB#||#MVT#||#KVN#||#TRB#||#RCA:#||#BA:D#||#şye-şey#||#kfr-kafir#||#a:cb-acayib#||#nzér-inzar#||#ba:d-baid#||#ba:d-baid#||#rca:-rücu#||#mvt-mevt#||#trb-turab#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلْ عَجِبُوا أَن جَاءهُمْ مُنذِرٌ مِّنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هَذَا شَيْءٌ عَجِيبٌ * أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا ذَلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ
Bel acibû en câehum munzirun minhum fe kâlel kâfirûne hâzâ şey’un acîbun. * E izâ mitnâ ve kunnâ turâbâ(turâben), zâlike rec’un baîdun.
aceb
acayib
ع ج بA:CB
Şaşırmak. Beğenmek. Hoşuna gitmek. Çok acayib. Pek tuhaf olan. Taaccüb, şaşma, hayret. Garib, hoş, latif ve nadir-ül vücud olduğundan bir şey için inkar ve istiğrab etme hali.
Aynı kökten:aceb acayib isti'cab mu'cib müsta'ceb müsta'cib taaccüb
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
inzar
ن ذ رNZéR
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Türâb
Turab
ت ر بTRB
Toprak. Toz.
Çğl.TirbanÇğl.EtribeÇğl.Türban
Aynı kökten:İtrab Terb Terba Terbab Teribe Teraib Teribe Teterrüb Tetrib Tırbal Tarâbil Tirb Tırb Tirâb Etrâb Türâb Turab Tirban Etribe Türban Türbe Atrab Itrab İstıtrab İstitrab İstitrabî Mıtrab Mutatarrib Mutatarribin Mutrib Müstatrib Tarab Tatarrub Tatrib Metrebe
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
“Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, akla uzak (imkânsız) bir dönüştür!”
50. KAF / 4
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, arzın onlardan neyi naks ettiğine alimiz.
BİZ'im indimizde hafız kitab vardır.
A:LM NK:S: eRD: A:ND KTB HFZ: .mid4334.ss50.as4.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#erd:-arz#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#hfz:-hafız#||#nk:s:-naks#x#A:LM#||#NK:S:#||#eRD:#||#A:ND#||#KTB#||#HFZ:#||#ktb-kitab#||#erd:-arz#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#hfz:-hafız#||#nk:s:-naks#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنقُصُ الْأَرْضُ مِنْهُمْ وَعِندَنَا كِتَابٌ حَفِيظٌ
Kad alimnâ mâ tenkusul ardu minhum, ve indenâ kitâbun hafîzun.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Nakıs
Naks
ن ق صNK:S:
Eksiklik, noksan, kusur. Azaltma, eksiltme. Tamam olmayan. Gr: Yalnız son harfi harf-i illet olan kelime. Mat: Eksi. Negatif.
Çğl.Nakısat
Aynı kökten:Enkas Menkus Münakasa Münakasât Münakkas Müstenkıs Mütenakıs Nakıs Naks Nakısat Noksan Nuksan Nakais Nevakıs Tenkis Tenkisât
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.
50. KAF / 5
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
Kendilerine kılınan şeyi bi-hakkın kizb ettiler.
Artık onlar meric emirdeler.
KZéB HK:K: CYe eMR MRC .mid4335.ss50.as5.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxx#emr-emir#||#hk:k:-hakk#||#kzéb-kizb#||#mrc-meric#||#cye-xxoxx#x#KZéB#||#HK:K:#||#CYe#||#eMR#||#MRC#||#emr-emir#||#hk:k:-hakk#||#kzéb-kizb#||#mrc-meric#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءهُمْ فَهُمْ فِي أَمْرٍ مَّرِيجٍ
Bel kezzebû bil hakkı lemmâ câehum fe hum fî emrin merîcin.
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Meric
م ر جMRC
Çalkantılı, dalgalı. / Muzdarip, sıkıntılı. / Çeşitli nesne, muhtelif. Karışık, muhtelit.
Aynı kökten:maric Merc Merec mercan mercane Meric
Diyanet Meali:
Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir hâldedirler.
50. KAF / 6
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Fevklerinde semaya nazar etmiyorlar mı!...
Hiç ferc olmadan... onu nasıl da bina ettik ve ziynetlendirdik.
NZ:R SMV FVK: KYF BNY ZYN FRC .mid4336.ss50.as6.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxx#bny-bina#||#kyf-keyfe#||#smv-sema#||#zyn-zeyn#||#nz:r-nazar#||#fvk:-fevk#||#frc-ferc#x#NZ:R#||#SMV#||#FVK:#||#KYF#||#BNY#||#ZYN#||#FRC#||#bny-bina#||#kyf-keyfe#||#smv-sema#||#zyn-zeyn#||#nz:r-nazar#||#fvk:-fevk#||#frc-ferc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَلَمْ يَنظُرُوا إِلَى السَّمَاء فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِن فُرُوجٍ
E fe lem yanzurû iles semâi fevkahum keyfe beneynâhâ ve zeyyennâhâ ve mâ lehâ min furûcin.
Bina'
bina
ب ن يBNY
Yapı, ev. Yapma, kurma. Bünye sahibi etme, vücudlama. / Gr: Müteaddi, lâzım, meçhul, mütavaat gibi fiillerin esasını mevzu yapan kitab.
Çğl.Ebniye
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Ferc
ف ر جFRC
Yarık, çatlak, yırtmaç. Ayıp. Dişi tenasül organı. Edeb yeri. Korkulacak yer.
Çğl.Furûc
Aynı kökten:Ferace Ferc Furûc Ferruc Ferâric Firc Fürce Füruc İfrac Müferrec Tefrice Tefâric Faric Ferce Ferec Müferric Müteferric Müteferricîn Teferruc Tefric
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.
50. KAF / 7
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Arz... onu medd ettik.
Onda rasiyeler ilka ettik.
Onda bütün behic zevclerden nebat ettik …
eRD: MDD LK:Y RSV NBT KLL ZVC BHéC .mid4337.ss50.as7.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxx#kll-külli#||#erd:-arz#||#lk:y-ilka#||#mdd-medd#||#rsv-rasiye#||#bhéc-behic#||#nbt-nebat#||#zvc-zevc#x#eRD:#||#MDD#||#LK:Y#||#RSV#||#NBT#||#KLL#||#ZVC#||#BHéC#||#kll-külli#||#erd:-arz#||#lk:y-ilka#||#mdd-medd#||#rsv-rasiye#||#bhéc-behic#||#nbt-nebat#||#zvc-zevc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ
Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli zevcin behîcin.
Behic
ب ه جBHéC
Güleryüzlü. Güzel. Şen. Neşeli. Şâduman olan.
Dşl.Behice
Aynı kökten:Behacet Behc Behcet Behic Behice İstibhac Mübehhic Mübtehic Mütebehhic
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Râsiye
ر س وRSV
Büyük dağ.
Çğl.Revasi
Aynı kökten:İrsa' Mersa Merâsi Mürsa Mürsat Mürsiye Râsiye Revasi Revs Tersane
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.
50. KAF / 8
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
… bütün münib abdler için zikir ve tebsir olarak.
BS:R ZéKR KLL A:BD NVB .mid4338.ss50.as8.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxx#kll-külli#||#a:bd-abd#||#nvb-münib#||#zékr-zikir#||#bs:r-tebsir#x#BS:R#||#ZéKR#||#KLL#||#A:BD#||#NVB#||#kll-külli#||#a:bd-abd#||#nvb-münib#||#zékr-zikir#||#bs:r-tebsir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَبْصِرَةً وَذِكْرَى لِكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ
Tebsıraten ve zikrâ li kulli abdin munîbin.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Tebsir
ب ص رBS:R
İnsanın gözünü açacak şekilde tarif ve izah etmek ve kalbine basiret vermek.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Münib
ن و بNVB
Hakk'a yönelen, günahları terk ile hakka dönen. / Pişman olup dönen. / Kâinattan yüzünü çevirip Bâki-yi Hakiki'ye yönelen. / Güzel yağan faydalı yağmur. Bereketli ve verimli bahar.
Aynı kökten:İnabe İstinabe Menab Münavebe Münavebeten Münib Naib Naibe Nevb Nevbet Nevvab Niyabet nöbet Nevbe Nüveb Nüvb Nüvbe Tenavüb
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.
50. KAF / 9-10-11
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Semadan mübarek su inzal ettirdik.
Ardından onunla, ibadet edenler için rızk olarak... cennetler ve habbeli hasad ve nazid talları olan basik hurma ağaçları nebat ettik.
Onunla meyyit beldeyi hayy ettik.
Huruc bunun gibidir.
Doğa/Yaşam NZL SMV MVHé BRK NBT CNN HBB HS:D NH:L BSK: T:LA: ND:D RZK: A:BD HYY BLD MVT H:RC .mid4339.ss50.as9.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxDoğa/Yaşamx.ss50.as10.ss50.as11.xxxibadetxxx#smv-sema#||#cnn-cennet#||#nzl-inzal#||#hbb-habbe#||#brk-mübarek#||#nbt-nebat#||#mvhé-main#||#hs:d-hasad#||#t:la:-tal#||#nh:l-nahl#||#nd:d-nazid#||#bsk:-basık#||#bld-belde#||#rzk:-rızk#||#a:bd-abd#||#hyy-hayy#||#mvt-meyyit#||#h:rc-huruc#x#NZL#||#SMV#||#MVHé#||#BRK#||#NBT#||#CNN#||#HBB#||#HS:D#||#NH:L#||#BSK:#||#T:LA:#||#ND:D#||#RZK:#||#A:BD#||#HYY#||#BLD#||#MVT#||#H:RC#||#smv-sema#||#cnn-cennet#||#nzl-inzal#||#hbb-habbe#||#brk-mübarek#||#nbt-nebat#||#mvhé-main#||#hs:d-hasad#||#t:la:-tal#||#nh:l-nahl#||#nd:d-nazid#||#bsk:-basık#||#bld-belde#||#rzk:-rızk#||#a:bd-abd#||#hyy-hayy#||#mvt-meyyit#||#h:rc-huruc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء مُّبَارَكًا فَأَنبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ * وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَّهَا طَلْعٌ نَّضِيدٌ * رِزْقًا لِّلْعِبَادِ وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ الْخُرُوجُ
Ve nezzelnâ mines semâi mâen mubâreken fe enbetnâ bihî cennâtin ve habbel hasîdi. * Ven nahle bâsikâtin lehâ tal’un nadîdun. * Rızkan lil ibâdi ve ahyeynâ bihî beldeten meytâ(meyten), kezâlikel hurûcu.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
mübarek
mubarek
ب ر كBRK
İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Basık
ب س قBSK:
Yükselmiş. Uzamış. Çıkmış. / Eli açık. Cömert. Dolup taşan.
Aynı kökten:Basık Basik Basika Besek Besk Busak Büsuk
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
huruc
خ ر جH:RC
Çıkma. Dışarı çıkma, çıkış. Açığa çıkma. Yukarı çıkma, yükselme. Ayaklanma, isyan etmek.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Habb
Habbe
ح ب بHBB
Tane, çekirdek. Tohum. / Yuvarlak olarak hazırlanmış ilaç, hap. / Buğday tanesi veya buna benzer tohum. / Sivilce. / İhtiyaç. Parça. Dirhemin 1/48 kadarı.
Çğl.habbatÇğl.hububÇğl.hububat
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Hasad
ح ص دHS:D
Ekin biçmek. Ekin biçme mevsimi.
Aynı kökten:Hasad Hasıd Hasîd Hasâyıd İhsad İhtisad İstihsad Muhtasıd
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
meyyit
Meyt
م و تMVT
Ölü. Cansız. Ölmüş. Cenaze.
Çğl.mevtaÇğl.emvat
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Nazid
Nazide
ن ض دND:D
Tertibli, nizamlı, yerli yerinde. Minder yastık vs. gibi ev eşyası.
Aynı kökten:Manzud Nazad Enzâd Nazd Nazid Nazide Tanzid
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Tal'
ط ل عT:LA:
Tomurcuk. Miktar. Kadar. Çiçeklerin üremelerine sebep olan sarı tozları.
Aynı kökten:ıstıtla' İstıtlâât ıtla' ıttıla' matla meteali Muttali' müteala Tal' tali' talia talih tulu' tuluat
Diyanet Meali:
9,10,11. Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.
50. KAF / 12-13-14
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlardan önce kizb edenler:
• Nuh'un kavmi.
• ve Ress ashabı.
• ve Semud ashabı.
• ve Ad.
• ve firavun.
• ve Lut'un kardeşleri.
• ve Eyke ashabı.
• ve Tubba kavmi.
Hepsi Rasulleri kizb etmişti… ve ardından vaad ettiğim şey hakk olmuştu.
KZéB K:BL K:VM NVH S:HB RSS SéMD A:VD eH:V LVT: S:HB eYK K:VM KLL KZéB RSL HK:K: VA:D .mid4340.ss50.as12.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxxxrasulxx.ss50.as13.ss50.as14.xxxibadetxxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#kzéb-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvh-hz. nuh#||#sémd-semud kavmi#||#rss-ress kavmi#||#eh:v-ihvan#||#a:vd-ad kavmi#||#lvt:-hz. lut#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#va:d-vaad#||#hk:k:-hakk#||#s:hb-sahib#||#rsl-rasul#||#kzéb-kizb#x#KZéB#||#K:BL#||#K:VM#||#NVH#||#S:HB#||#RSS#||#SéMD#||#A:VD#||#eH:V#||#LVT:#||#S:HB#||#eYK#||#K:VM#||#KLL#||#KZéB#||#RSL#||#HK:K:#||#VA:D#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#kzéb-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvh-hz. nuh#||#sémd-semud kavmi#||#rss-ress kavmi#||#eh:v-ihvan#||#a:vd-ad kavmi#||#lvt:-hz. lut#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#va:d-vaad#||#hk:k:-hakk#||#s:hb-sahib#||#rsl-rasul#||#kzéb-kizb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَأَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُ * وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَإِخْوَانُ لُوطٍ * وَأَصْحَابُ الْأَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ
Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve ashâbur ressi ve semûdu. * Ve âdun ve fir’avnu ve ihvânu lûtın. * Ve ashâbul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaîdi.
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Ress Kavmi
RSS
xoxox
Aynı kökten:ress Ress Kavmi Resse Rises Risâs
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
50. KAF / 15
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 517
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa BİZ, evvel halkıyet ile ayya mı olduk!?
Bilakis!
Onlar cedid halkıyetten lebs içindedir.
A:YY H:LK: eVL LBS H:LK: CDD .mid4341.ss50.as15.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxx#evl-evvel#||#h:lk:-halk#||#cdd-cedid#||#lbs-lebs#||#a:yy-aya#x#A:YY#||#H:LK:#||#eVL#||#LBS#||#H:LK:#||#CDD#||#evl-evvel#||#h:lk:-halk#||#cdd-cedid#||#lbs-lebs#||#a:yy-aya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ الْأَوَّلِ بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِّنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ
E fe ayînâ bil halkıl evvel(evveli), bel hum fî lebsin min halkın cedîd(cedîdin).
Ayâ
ع ي يA:YY
Tedavisi mümkün değil, iyileştirilmez. / Kabiliyetsiz, kudretsiz. / Yorulmak. / Kudreti yetmemek.
Aynı kökten:Ayâ
Cedid
ج د دCDD
Yeni, kullanılmamış.
Aynı kökten:Cedd Cedde Ceddat Cedid Cedidan Cüdd Cüddet Cüded Mecdud Mücedded Müceddeden Müceddid Müceddidîn Müteceddid Müteceddidîn Teceddüd
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Lebs
ل ب سLBS
Giyecek şey. Giyme. Giyinme. Bir mânayı diğer bir mânâ ile karıştırmak. Sözün karışık ve şüpheli olması. Sözü karıştırıp şüpheye düşmek.
Aynı kökten:İlbas Lebs Libas Lübus Libs Libse Lübs Lübse Melbus Melbusât Mülabeset Mülabis Mülebbes Mütelebbis Telbis Telbisât Telebbüs
Diyanet Meali:
İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler.
50. KAF / 16
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
İnsanı BİZ halk ettik!
Ona kendi nefsinin ne vesveseler verdiğine alimiz.
BİZ ona, şahdamarından daha karibiz.
Doğa/Yaşam H:LK: eNS A:LM VSVS NFS K:RB HBL VRD .mid4342.ss50.as16.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxDoğa/Yaşamxxalakxinsanxx#a:lm-alim#||#nfs-nefs#||#h:lk:-halk#||#ens-insan#||#k:rb-karib#||#vsvs-vesvese#||#hbl-habl-ul verid#x#H:LK:#||#eNS#||#A:LM#||#VSVS#||#NFS#||#K:RB#||#HBL#||#VRD#||#a:lm-alim#||#nfs-nefs#||#h:lk:-halk#||#ens-insan#||#k:rb-karib#||#vsvs-vesvese#||#hbl-habl-ul verid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
habl-ul verid
ح ب لHBL
Şah damarı. Atar damar.
Aynı kökten:Habbal Habil Habîl habl Hibal Hubul habl-ul verid Hablullah Hibl İhtibal
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
vesvese
و س و سVSVS
Anlamı olmayan, anlamsız olan. İkincil gizli ses. Şübhe. Tereddüt. Kuruntu. Aslı olmayan ihtimaller.
Çğl.Vesavis
Aynı kökten:müvesvis vesvese Vesavis
Diyanet Meali:
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
50. KAF / 17
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Yemininde ve şimalinde kaid olan iki telakki edici telakki ederler.
LK:Y LK:Y YMN ŞML K:A:D .mid4343.ss50.as17.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxsayıxx#lk:y-telakki#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#k:a:d-kaid#x#LK:Y#||#LK:Y#||#YMN#||#ŞML#||#K:A:D#||#lk:y-telakki#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#k:a:d-kaid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ
İz yetelakkâl mutelakkîyâni anil yemîni ve aniş şimâli kaîdun.
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Telakki
ل ق يLK:Y
Karşılamak. Almak. Kabul etmek. Şahsi anlayış ve görüş.
Çğl.Telakkiyât
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Şimal
ش م لŞML
Huylar, ahlâklar, tabiatlar.
Çğl.Şemail
Aynı kökten:Eşmel İştimal Meşmul Müştemel Şamil Şamile Şimal Şemail Şimal Şimalen Şimalî Şümul Teşmil
Diyanet Meali:
Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.
50. KAF / 18
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Ledasında atid rakibler olmadan kavilden lafz edemez.
LFZ: K:VL LDN RK:B A:TD .mid4344.ss50.as18.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxx#a:td-atid#||#rk:b-rakib#||#lfz:-lafz#||#ldn-leda#||#k:vl-xxoxx#x#LFZ:#||#K:VL#||#LDN#||#RK:B#||#A:TD#||#a:td-atid#||#rk:b-rakib#||#lfz:-lafz#||#ldn-leda#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا يَلْفِظُ مِن قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ
Mâ yelfızu min kavlin illâ ledeyhi rakîbun atîdun.
atid
ع ت دA:TD
Tedarik olunmuş. Hazır ve müheyya.
Aynı kökten:atid
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Lafz
Lafız
ل ف ظLFZ:
(Lefz) Ağızdan çıkan söz, kelime. / Bir şeyi atmak.
Çğl.Elfaz
Aynı kökten:Lafz Lafız Elfaz Lafza Lefaz Melfuz Melfuzât Mütelaffız Telaffuz
Rakib
Rakıb
ر ق بRK:B
Daima görüp kontrol eden, gözeten. Bekçi. Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri, Rakib. Rekabet eden. Gözeten, bekleyen. Er Rakib : ALLAH'ın her zuhuratı birbirine rakib olmak ile, sevginin tatlılaşmasını temin etmiş oluyor.
Çğl.RakibanÇğl.Rukaba'
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
Diyanet Meali:
İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.
50. KAF / 19
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Mevt sekri bi-hakkın geldiğinde:
"İşte bu senin (pişmalıklarından ötürü) kaçındığın şeydir."
CYe SKR MVT HK:K: KVN HYD .mid4345.ss50.as19.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxx#kvn-kunte#||#hk:k:-hakk#||#mvt-mevt#||#skr-sekr#||#hyd-xoxox#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#SKR#||#MVT#||#HK:K:#||#KVN#||#HYD#||#kvn-kunte#||#hk:k:-hakk#||#mvt-mevt#||#skr-sekr#||#hyd-xoxox#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَاءتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذَلِكَ مَا كُنتَ مِنْهُ تَحِيدُ
Ve câet sekretul mevti bil hakk(hakkı), zâlike mâ kunte minhu tehîdu.
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
xoxox
ح ي دHYD
Kaçınmak.
Aynı kökten:Haid xoxox
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Sekr
Sekir
س ك رSKR
Sarhoş. Sarhoşluk.
Çğl.Sükara
Aynı kökten:İskar Müskir Mütesekkir Seker Sekerat Sekkare Sekr Sekir Sükara Sekre Sikkîr Sükker Teskir
Diyanet Meali:
Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir.
50. KAF / 20
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Nihayet Sur'a nefh edilir. Bu, vaid yevmdir.
NFH: S:VR YVM VA:D .mid4346.ss50.as20.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxyevmxx#yvm-yevm#||#va:d-vaid#||#nfh:-nefh#||#s:vr-sur#x#NFH:#||#S:VR#||#YVM#||#VA:D#||#yvm-yevm#||#va:d-vaid#||#nfh:-nefh#||#s:vr-sur#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ ذَلِكَ يَوْمُ الْوَعِيدِ
Ve nufiha fîs sûr(sûri), zâlike yevmul vaîdi.
Nefh
ن ف خNFH:
Üflemek, şişmek, üfürük. Kaba kuşluk vaktine varmak.
Aynı kökten:Müntefih Nafih Nefh Nefha Teneffuh Tenfih Tenfihât
Suret
ص و رS:VR
Biçim, görünüş. Kılık. Tarz. Yol. Gidiş. Hal. Tasvir. Dıştan görünen şekil. Çare. Kıyamet günü İsrafil Aleyhisselâm'ın çalacağı boru. Boynuzdan yapılan av düdüğü.
Çğl.SurÇğl.Suver
Aynı kökten:Musavver Musavvir Musavvire Mutasavver Mutasavvir Suret Sur Suver Surî Tasavvur Tasavvurat Tasvir Tasvirat Tesavir
Vaîd
و ع دVA:D
Şerre niyet ettiğini, korkulacak iş işleyeceğini haber vermek. İyiliğe sevk veya kötülükten kurtarmak için ileride olacak kat'i hâdiseleri haber vererek korkutmak.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
50. KAF / 21
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Bütün nefs beraberinde bir saik ve bir şahid ile gelir.
CYe KLL NFS SVK: ŞHéD .mid4347.ss50.as21.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxx#kll-külli#||#nfs-nefs#||#şhéd-şahid#||#svk:-saik#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#KLL#||#NFS#||#SVK:#||#ŞHéD#||#kll-külli#||#nfs-nefs#||#şhéd-şahid#||#svk:-saik#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَاءتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّعَهَا سَائِقٌ وَشَهِيدٌ
Ve câet kullu nefsin meahâ sâikun ve şehîdun.
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Saik
س و قSVK:
Dürten, sevkeden, sürükleyen, götüren. Sebep.
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.
50. KAF / 22
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Sen bundan gaflet içinde olmuştun!
Artık sana gıtanı keşf ettik... ve ardından, yevmde basiretin hadid oldu.
KVN G:FL KŞF G:T:V BS:R YVM HDD .mid4348.ss50.as22.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxyevmxx#kvn-kunte#||#yvm-yevm#||#bs:r-basiret#||#hdd-hadid#||#g:fl-gaflet#||#kşf-keşf#||#g:t:v-gıta#x#KVN#||#G:FL#||#KŞF#||#G:T:V#||#BS:R#||#YVM#||#HDD#||#kvn-kunte#||#yvm-yevm#||#bs:r-basiret#||#hdd-hadid#||#g:fl-gaflet#||#kşf-keşf#||#g:t:v-gıta#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ كُنتَ فِي غَفْلَةٍ مِّنْ هَذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَاءكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ
Lekad kunte fî gafletin min hâzâ fe keşefnâ anke gıtâeke fe besarukel yevme hadîdun.
basiret
ب ص رBS:R
Hakikatı kalbiyle hissedip anlama. Kalbde eşyanın hakikatlarını bilen kuvve-i kudsiyye. Feraset. İman-ı dikkat. İbret alınacak hidayet sebepleri. Beyyine. Hüccet. Bir evin iki tarafının arası. Yer üstündeki kan.
Çğl.Basair
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
gaflet
غ ف لG:FL
Dikkatsizlik, endişesizlik, vurdumduymazlık. En mühim vazifeyi düşünmeyip, Cenab-ı Hakk'a itaat gibi işleri bilmeyip, başka kıymetsiz şeylerle uğraşmak. Nefsine ve hevesatına tabi olarak Allahı ve emirlerini unutmak.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
Gata
Gıtâ
غ ط وG:T:V
Perde, örtü.
Çğl.Agtıye
Aynı kökten:Gata Gıtâ Agtıye
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
(Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir” (denir.)
50. KAF / 23
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona karin olan der ki: "Ledamda atid olan budur."
K:VL K:RN LDN A:TD .mid4349.ss50.as23.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxx#k:rn-karin#||#a:td-atid#||#ldn-leda#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:RN#||#LDN#||#A:TD#||#k:rn-karin#||#a:td-atid#||#ldn-leda#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ قَرِينُهُ هَذَا مَا لَدَيَّ عَتِيدٌ
Ve kâle karînuhu hâzâ mâ ledeyye atîd(atîdun).
atid
ع ت دA:TD
Tedarik olunmuş. Hazır ve müheyya.
Aynı kökten:atid
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Diyanet Meali:
Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.”
50. KAF / 24-25
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
İkiniz… hayra mani olan, muted, murib anid kafirlerin hepsini cehenneme ilka edin!
LK:Y KLL KFR A:ND MNA: H:YR A:DV RYB .mid4350.ss50.as24.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxcehennemxx.ss50.as25.x#kll-külli#||#a:nd-anid#||#kfr-keffar#||#chm-cehennem#||#lk:y-ilka#||#a:dv-muted#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#||#ryb-murib#x#LK:Y#||#KLL#||#KFR#||#A:ND#||#MNA:#||#H:YR#||#A:DV#||#RYB#||#kll-külli#||#a:nd-anid#||#kfr-keffar#||#chm-cehennem#||#lk:y-ilka#||#a:dv-muted#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#||#ryb-murib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلْقِيَا فِي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ * مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُّرِيبٍ
Elkıyâ fî cehenneme kulle keffârin anîdin. * Mennâın lil hayri mu’tedin murîbin.
Mu'ted
ع د وA:DV
Düşmanlık eden. Zâlim kimse.
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Anîd
ع ن دA:ND
Çok inadçı. Daima suyu akıp iyileşmeyen yara.
Çğl.Anede
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
keffar
keffare
ك ف رKFR
Kefaret. Örtücü ve imha edici. Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç. Günahtan arınma.
Dşl.keffaret
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Mâni'
Mania
م ن عMNA:
Men'eden. Geri bırakan. Esirgeyen. Koruyan. Engel. Özür. Zorluk. El Mani : Herşeyde bir mani, engel olma tecellisi vardır.
Aynı kökten:Mâni' Mania Memnu' Memnua Memnuat Men' Men'â Menaî Mennâ' Menun Temni'
Murîb
ر ي بRYB
Şüpheli. şüphelendirici. Endişe verici.
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
Diyanet Meali:
(Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!”
50. KAF / 26
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
ALLAH'la beraber başka bir ilah edineni... artık siz ikiniz, onu şedid azaba ilka edin!
Ahiret CA:L eLHé eH:R LK:Y A:ZéB ŞDD .mid4351.ss50.as26.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxAhiretx#elhé-ilah#||#eh:r-ahar#||#şdd-şedid#||#a:zéb-azab#||#lk:y-ilka#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#eLHé#||#eH:R#||#LK:Y#||#A:ZéB#||#ŞDD#||#elhé-ilah#||#eh:r-ahar#||#şdd-şedid#||#a:zéb-azab#||#lk:y-ilka#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِي جَعَلَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ فَأَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّدِيدِ
Ellezî ceale meallâhi ilâhen âhara fe elkıyâhu fîl azâbiş şedîdi.
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
“Allah ile beraber, başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!”
50. KAF / 27
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona karin olan der ki:
"Rabbimiz!
Onu ben tagy etmedim. Fakat o baid dalalet içinde oldu."
AhiretDua K:VL K:RN RBB T:G:Y KVN D:LL BA:D .mid4352.ss50.as27.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxAhiretxDuax#kvn-kane#||#ba:d-baid#||#rbb-rabb#||#k:rn-karin#||#d:ll-dalalet#||#t:g:y-tagy#||#ba:d-baid#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:RN#||#RBB#||#T:G:Y#||#KVN#||#D:LL#||#BA:D#||#kvn-kane#||#ba:d-baid#||#rbb-rabb#||#k:rn-karin#||#d:ll-dalalet#||#t:g:y-tagy#||#ba:d-baid#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ قَرِينُهُ رَبَّنَا مَا أَطْغَيْتُهُ وَلَكِن كَانَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ
Kâle karînuhu rabbenâ mâ etgaytuhu ve lâkin kâne fî dalâlin baîdin.
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Tagy
Tagi
ط غ يT:G:Y
Azgın. Azmış. Asi. Mütekebbir ve ahmak olan. Dindar olmayan padişah. Zulüm eden. Haksızlık eden.
Çğl.Tagun
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Diyanet Meali:
Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
50. KAF / 28
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Der ki:
"BEN'im VARLIĞIMDA ıhtisam etmeyin!
BEN vaadim ile size takdim etmiştim!"
Ahiret K:VL H:S:M LDN K:DM VA:D .mid4353.ss50.as28.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxAhiretx#va:d-vaad#||#k:dm-takdim#||#h:s:m-ıhtisam#||#ldn-leda#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#H:S:M#||#LDN#||#K:DM#||#VA:D#||#va:d-vaad#||#k:dm-takdim#||#h:s:m-ıhtisam#||#ldn-leda#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ إِلَيْكُم بِالْوَعِيدِ
Kâle lâ tahtesımû ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaîdi.
Ihtisam
خ ص مH:S:M
Hasım olmak. Husumet etmek.
Aynı kökten:Hasîm hasm hasım Husema' Husum Hisam Hısam Husumet Ihtisam Muhasama Muhasamet Muhâsamât Muhasım Muhasımeyn Muhtasım Mütehasım Mütehasımîn Tahasüm
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Allah, şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım.”
50. KAF / 29
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
"BEN'im VARLIĞIMDA kavil bedellendirilmez!
BEN, abd olanlara zallam değilim!"
Ahiret BDL K:VL LDN Z:LM A:BD .mid4354.ss50.as29.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxAhiretx#z:lm-zallam#||#bdl-bedel#||#a:bd-abd#||#k:vl-kavil#||#ldn-leda#x#BDL#||#K:VL#||#LDN#||#Z:LM#||#A:BD#||#z:lm-zallam#||#bdl-bedel#||#a:bd-abd#||#k:vl-kavil#||#ldn-leda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَا أَنَا بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
Mâ yubeddelul kavlu ledeyye ve mâ ene bi zallâmin lil abîd(abîdi).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Zallam
Zalûm
ظ ل مZ:LM
Çok zulmeden. Çok zâlim.
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
“Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.”
50. KAF / 30
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, cehenneme, "Melaa oldun mu?" deriz.
O da "Daha ziyadesi var mı?" der.
YVM K:VL MLe K:VL ZYD .mid4355.ss50.as30.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxyevmxcehennemxx#zyd-ziyade#||#yvm-yevm#||#chm-cehennem#||#mle-melaa#||#k:vl-xxoxx#x#YVM#||#K:VL#||#MLe#||#K:VL#||#ZYD#||#zyd-ziyade#||#yvm-yevm#||#chm-cehennem#||#mle-melaa#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ
Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
MELA'Â
م ل اMLe
Meşveret. Cemaat. Güruh. Bir kavmin ileri gelen mes'uliyetli şahısları. Huy, ahlâk. Doldurmak.
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.
50. KAF / 31
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Cennet, baid gayrısında muttakilere izlaf ettirilir.
ZLF CNN VK:Y G:YR BA:D .mid4356.ss50.as31.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxcennetxx#g:yr-gayr#||#ba:d-baid#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#||#zlf-izlaf#||#ba:d-baid#x#ZLF#||#CNN#||#VK:Y#||#G:YR#||#BA:D#||#g:yr-gayr#||#ba:d-baid#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#||#zlf-izlaf#||#ba:d-baid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ
Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîdin.
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
İzlaf
ز ل فZLF
Yakın etmek. Toplamak, cem' etmek.
Aynı kökten:Ezlef Zelef İzlaf Zalf Zelef Zülefâ Zelefe Zulef Zelif Zılf Azlaf Zuluf Zülf Zülüf Zülfa Zülfe Zülef Zülfet
Diyanet Meali:
Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.
50. KAF / 32-33
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu… gayb ile Rahmana haşy eden... ve münib kalb ile gelen bütün hafız evvab için, size vaad edilen şeydir.
Ahiret Ahiret VA:D KLL eVB HFZ: H:ŞY RHM G:YB CYe K:LB NVB .mid4357.ss50.as32.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxAhiret Ahiretx.ss50.as33.x#kll-külli#||#va:d-vaad#||#hfz:-hafız#||#evb-evvab#||#k:lb-kalb#||#rhm-rahman#||#g:yb-gayb#||#h:şy-haşy#||#nvb-münib#||#cye-xxoxx#x#VA:D#||#KLL#||#eVB#||#HFZ:#||#H:ŞY#||#RHM#||#G:YB#||#CYe#||#K:LB#||#NVB#||#kll-külli#||#va:d-vaad#||#hfz:-hafız#||#evb-evvab#||#k:lb-kalb#||#rhm-rahman#||#g:yb-gayb#||#h:şy-haşy#||#nvb-münib#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ * مَنْ خَشِيَ الرَّحْمَن بِالْغَيْبِ وَجَاء بِقَلْبٍ مُّنِيبٍ
Hâzâ mâ tûadûne li kulli evvâbin hafîz(hafîzin). * Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîbin.
Evvab
ا و بeVB
Rücu' eden. Geri dönen. Günahlardan tevbe edip hakkı kabul eden.
Aynı kökten:Ayib Evb Evbe Eybe Evvab İyab Meab
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Münib
ن و بNVB
Hakk'a yönelen, günahları terk ile hakka dönen. / Pişman olup dönen. / Kâinattan yüzünü çevirip Bâki-yi Hakiki'ye yönelen. / Güzel yağan faydalı yağmur. Bereketli ve verimli bahar.
Aynı kökten:İnabe İstinabe Menab Münavebe Münavebeten Münib Naib Naibe Nevb Nevbet Nevvab Niyabet nöbet Nevbe Nüveb Nüvb Nüvbe Tenavüb
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
(Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.”
50. KAF / 34
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Selam ile ona dahil olun!
İşte bu ebedilik yevmidir!
DH:L SLM YVM H:LD .mid4358.ss50.as34.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxyevmxcennetxx#yvm-yevm#||#dh:l-dahil#||#h:ld-huld#||#slm-selam#x#DH:L#||#SLM#||#YVM#||#H:LD#||#yvm-yevm#||#dh:l-dahil#||#h:ld-huld#||#slm-selam#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ
Udhulûhâ bi selâm(selâmin), zâlike yevmul hulûd(hulûdi).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Huld
خ ل دH:LD
Ebedilik. Sonu olmayan. Sonu olmamak.
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
“Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedîlik günüdür.”
50. KAF / 35
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 518
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada diledikleri herşey ve BİZ'im VARLIĞIMIZDA ziyadesi, onlarındır.
Ahiret ŞYe LDN ZYD .mid4359.ss50.as35.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxAhiretx#şye-şae#||#zyd-ziyade#||#ldn-leda#x#ŞYe#||#LDN#||#ZYD#||#şye-şae#||#zyd-ziyade#||#ldn-leda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَهُم مَّا يَشَاؤُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ
Lehum mâ yeşâûne fîhâ ve ledeynâ mezîdun.
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.
50. KAF / 36
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ, onlardan öncesinde karin olanlardan nicesini helak ettik! Onlar, batş etmek yönünden kendilerinden daha şedidti... ve ardından, mahisden var mı diye, beldelerde nakb eden oldular!
HéLK K:BL K:RN ŞDD BT:Ş NK:B BLD HYS: .mid4360.ss50.as36.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxx#k:bl-kabl#||#şdd-şedid#||#bld-belde#||#k:rn-karin#||#hélk-helak#||#bt:ş-batş#||#hys:-mahis#||#nk:b-nakb#x#HéLK#||#K:BL#||#K:RN#||#ŞDD#||#BT:Ş#||#NK:B#||#BLD#||#HYS:#||#k:bl-kabl#||#şdd-şedid#||#bld-belde#||#k:rn-karin#||#hélk-helak#||#bt:ş-batş#||#hys:-mahis#||#nk:b-nakb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَشَدُّ مِنْهُم بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِ هَلْ مِن مَّحِيصٍ
Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabû fîl bilâd(bilâdi), hel min mahîsin.
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
batş
ب ط شBT:Ş
Şiddetli ve çok kaba şekilde tutmak. Şiddetle tutup kapma. Kuvvet. Şiddet. Hastalık geçtikten sonraki zayıflık.
Aynı kökten:batiş batş
Mahîs
ح ي صHYS:
Kaçacak yer. Kaçamak. Kurtulmak.
Aynı kökten:Hîs Mahîs
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Nakb
ن ق بNK:B
Delmek, delik açmak. Girmek. Dağ içindeki yol. Bir ülkeyi geçmek.
Çğl.Enkâb
Aynı kökten:Nakb Enkâb Nakib Nakıb Nakibe Nakkab Nekib Nukabâ Nikab Nikabe nekabe Tenekkub Tenakkub
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?
50. KAF / 37
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak bunda... kalbi kendisinde olan veya işittiklerine ilka eden kimseler için elbette zikir vardır… şahidtir o!
ZéKR KVN K:LB LK:Y SMA: ŞHéD .mid4361.ss50.as37.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxx#kvn-kane#||#k:lb-kalb#||#şhéd-şahid#||#lk:y-mülaki#||#zékr-zikir#||#sma:-xxoxx#x#ZéKR#||#KVN#||#K:LB#||#LK:Y#||#SMA:#||#ŞHéD#||#kvn-kane#||#k:lb-kalb#||#şhéd-şahid#||#lk:y-mülaki#||#zékr-zikir#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَن كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ
İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâs sem’a ve huve şehîdun.
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
50. KAF / 38
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Semaları ve arzı ve ikisi arasında ki herşeyi, altı yevmde halk ettik!... ve BİZ'e lügubdan mess olmadı.
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: BYN STT YVM MSS LG:B .mid4362.ss50.as38.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxDoğa/Yaşamxxyevmxsayıxx#yvm-eyyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#stt-sitte#||#mss-mess#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#lg:b-lügub#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#BYN#||#STT#||#YVM#||#MSS#||#LG:B#||#yvm-eyyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#stt-sitte#||#mss-mess#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#lg:b-lügub#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبٍ
Ve lekad halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin ve mâ messenâ min lugûb(lugûbin).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Lügub
ل غ بLG:B
Yorgunluk, açlık, meşakkat. Ta'b.
Aynı kökten:Lügub
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Sitte
س ت تSTT
Altı
Aynı kökten:Sitte Sittin
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
50. KAF / 39-40
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, söyledikleri şeylere sabır et!
• Güneşin tulu edişinden önce
• ve gurubdan önce
• ve geceden (bir kısımda)…
Rabbini hamd etmesi ile sebbih et!
Ardından sacidlerin dübürlerinde O'nu sebbih et!
S:BR K:VL SBH HMD RBB K:BL T:LA: ŞMS K:BL G:RB LYL SBH DBR SCD .mid4363.ss50.as39.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxxxsalatxxxsalatxx.ss50.as40.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:bl-kabl#||#şms-şems#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#t:la:-tulu#||#sbh-sebbih#||#hmd-hamd#||#g:rb-gurub#||#lyl-leyl#||#sbh-sebbih#||#dbr-dübür#||#scd-sacid#||#k:vl-xxoxx#x#S:BR#||#K:VL#||#SBH#||#HMD#||#RBB#||#K:BL#||#T:LA:#||#ŞMS#||#K:BL#||#G:RB#||#LYL#||#SBH#||#DBR#||#SCD#||#k:bl-kabl#||#şms-şems#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#t:la:-tulu#||#sbh-sebbih#||#hmd-hamd#||#g:rb-gurub#||#lyl-leyl#||#sbh-sebbih#||#dbr-dübür#||#scd-sacid#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ * وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَارَ السُّجُودِ
Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kablel gurûb(gurûbi). * Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbâres sucûdi.
Dübr
Dübür
د ب رDBR
Kıç, mak'ad, süfre. Bir işin nihayeti, sonu, akıbeti. Bir şeyin arkası, gerisi. Ard ve arka taraf.
Çğl.Edbar
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
tulu'
ط ل عT:LA:
Doğma, doğuş. Birden zuhur etme. Hücum etme. Bir şeye vakıf olup bilme. Hazırlıksız olarak birden kalbe gelen mana, ilham.
Çğl.tuluat
Aynı kökten:ıstıtla' İstıtlâât ıtla' ıttıla' matla meteali Muttali' müteala Tal' tali' talia talih tulu' tuluat
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu tespih et.
50. KAF / 41
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Karib mekandan münadinin nadi olduğu yevmde onu işit!
SMA: YVM NDV NDV KVN K:RB .mid4364.ss50.as41.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxxxyevmxx#kvn-mekan#||#yvm-yevm#||#ndv-münadi#||#ndv-nadi#||#k:rb-karib#||#sma:-xxoxx#x#SMA:#||#YVM#||#NDV#||#NDV#||#KVN#||#K:RB#||#kvn-mekan#||#yvm-yevm#||#ndv-münadi#||#ndv-nadi#||#k:rb-karib#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ
Vestemi’ yevme yunâdil munâdi min mekânin karîb(karîbin).
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Münadi
ن د وNDV
Nidâ eden, seslenen, çağıran. Müezzin.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
Nadi
ن د وNDV
Nidâ eden, haykıran, çağıran. Halkın, meşveret gibi, birşey konuşmak üzere bir yere toplanmaları. Nitekim İslâmdan evvel Mekke'de Kureyş'in toplandığı meclis binasına "Darünnedve" denilirdi.
Çğl.Nevadi
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, (o sese) kulak ver.
50. KAF / 42
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, bi-hakkın sayhayı işitirler… bu, huruc yevmidir!
YVM SMA: S:YH HK:K: YVM H:RC .mid4365.ss50.as42.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxxxyevmxxxxvaadxxhaberxxx#yvm-yevm#||#hk:k:-hakk#||#s:yh-sayha#||#h:rc-huruc#||#sma:-xxoxx#x#YVM#||#SMA:#||#S:YH#||#HK:K:#||#YVM#||#H:RC#||#yvm-yevm#||#hk:k:-hakk#||#s:yh-sayha#||#h:rc-huruc#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ
Yevme yesmeûnes sayhate bil hakk(hakkı), zâlike yevmul hurûci.
huruc
خ ر جH:RC
Çıkma. Dışarı çıkma, çıkış. Açığa çıkma. Yukarı çıkma, yükselme. Ayaklanma, isyan etmek.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.
50. KAF / 43
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZBİZ hayy ederiz ve BİZ mevt ederiz!
Masir BİZ'edir.
HYY MVT S:YR .mid4366.ss50.as43.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxx#s:yr-masir#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#x#HYY#||#MVT#||#S:YR#||#s:yr-masir#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَإِلَيْنَا الْمَصِيرُ
İnnâ nahnu nuhyî ve numîtu ve ileynel masîru.
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Masîr
ص ي رS:YR
Sürüp giden. Karargâh. Suyun aktığı yer. Rücu etmek, dönüp gitmek. Dönüp varılacak yer.
Çğl.Masâyi
Aynı kökten:Masîr Masâyi Sare Sayruret Sayr
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.
50. KAF / 44
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, arz onlardan süratle şakk edilir.
Böyledir!...
Haşr, BİZ'e yesrdir.
YVM ŞK:K: eRD: SRA: HŞR YSR .mid4367.ss50.as44.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxxxyevmxx#hşr-haşr#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#ysr-yesir#||#şk:k:-şakk#||#sra:-sira#x#YVM#||#ŞK:K:#||#eRD:#||#SRA:#||#HŞR#||#YSR#||#hşr-haşr#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#ysr-yesir#||#şk:k:-şakk#||#sra:-sira#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ تَشَقَّقُ الْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ذَلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ
Yevme teşakkakul ardu anhum sirââ(sirâan), zâlike haşrun aleynâ yesîrun.
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
Sira'
س ر عSRA:
Hızla gitmek, acele etmek.
Aynı kökten:Esra' İsra' İstisra' Münserih Müsaraa Müsâraât Müsaraat Müsaraaten Müserri' Müsri' Müteserri' Ser'an Sür'a Seri' Seri'a Serian Sira' Sür'at Sür'aten Teserru' Tesri' Tesriât Tesrian
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.
50. KAF / 45
Surede Toplam Ayet: 45
Kitap Sırası: 50
Nüzul Sırası: 34
Sayfa: 519
Cüz: 26
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların söylediklerine BİZ alimiz!
Sen onların üzerine cebbar değilsin.
Artık, Kur'an ile, vaadimden korkan kimselere zikir ettir!
A:LM K:VL CBR ZéKR K:Re H:VF VA:D .mid4368.ss50.as45.saKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#h:vf-havf#||#a:lm-alim#||#va:d-vaad#||#k:re-kuran#||#zékr-zikir#||#cbr-cebbar#||#k:vl-xxoxx#x#A:LM#||#K:VL#||#CBR#||#ZéKR#||#K:Re#||#H:VF#||#VA:D#||#h:vf-havf#||#a:lm-alim#||#va:d-vaad#||#k:re-kuran#||#zékr-zikir#||#cbr-cebbar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ
Nahnu a’lemu bi mâ yekûlûne ve mâ ente aleyhim bi cebbârin fe zekkir bil kur’âni men yehâfu vaîdi.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Cebbar
ج ب رCBR
Zalim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Koz: Gökyüzünün cenubunda bulunan bir yıldız kümesi. El Cebbar : ALLAH'ın her fiilinde, her tecellisinde bir cebir seyredilir.
Aynı kökten:Câbir Cebbar Cebire cebr cebir Cebrail Cibril Cebren Cibr İcbar İsticbar Mecbur Mecburiyet Mücber Mücbir Mücebbir Mütecebbir Tecbir Tecebbür Tecebbürat
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.