DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
TUR SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4420.ss52.as.saTUR.ns76.ny.cs27.syf522.sure.52.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
52. TUR / 1-2-3-4-5-6-7
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 522
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
• Tur'a…
• ve menşur rakklarda mestur kitaba…
• ve mamur beyte…
• ve merfu sakfa…
• ve mescur bahra…
Yemin olsun ki!...
Muhakkak Rabbinin azabı... elbette vuku bulacaktır.
AhiretYemin Yemin Yemin Yemin Yemin YeminHacc ve Kurban T:VR KTB ST:R RK:K: NŞR BYT A:MR SK:F RFA: BHR SCR A:ZéB RBB VK:A: .mid4421.ss52.as1.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf522.sure.52.xxxAhiretxYemin Yemin Yemin Yemin Yemin YeminxHacc ve Kurbanx.ss52.as2.ss52.as3.ss52.as4.ss52.as5.ss52.as6.ss52.as7.xxxkitabxxx#t:vr-tur#||#snv-tur-u sina#||#ktb-kitab#||#st:r-mestur#||#nşr-menşur#||#rk:k:-rakk#||#byt-beyt#||#a:mr-mamur#||#rfa:-merfu#||#sk:f-sakf#||#bhr-bahr#||#scr-mescur#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#vk:a:-vuku#x#T:VR#||#KTB#||#ST:R#||#RK:K:#||#NŞR#||#BYT#||#A:MR#||#SK:F#||#RFA:#||#BHR#||#SCR#||#A:ZéB#||#RBB#||#VK:A:#||#t:vr-tur#||#snv-tur-u sina#||#ktb-kitab#||#st:r-mestur#||#nşr-menşur#||#rk:k:-rakk#||#byt-beyt#||#a:mr-mamur#||#rfa:-merfu#||#sk:f-sakf#||#bhr-bahr#||#scr-mescur#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#vk:a:-vuku#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالطُّورِ * وَكِتَابٍ مَّسْطُورٍ * فِي رَقٍّ مَّنشُورٍ * وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ * وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ * وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ * إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ
Vet tûri. * Ve kitâbin mestûrin. * Fî rakkın menşûrin. * Vel beytil ma’mûri. * Ves sakfil merfûi. * Vel bahril mescûri. * İnne azâbe rabbike le vâkı’un.
Ma'mur
ع م رA:MR
İmar edilmiş. İmar edilen. Tamir edilmiş.
Aynı kökten:amer Amir İ'mar imaret İmarat İmran Ma'mur Ma'mure Mi'mar muammer Mu'temir ömür Ömr Ta'mir Ta'mirât umre Umurat ümran
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Menşur
ن ش رNŞR
Neşrolunmuş. Dağıtılmış. Yayılmış. Herkese ilân edilmiş. İşleri dağınık. Perişan. Sultanın emri, mühürsüz mektubu, fermanı. Bayrak. Mat: Alt ve üst tabanları birbirine müsavi ve müvâzi (eşit ve paralel), kenarları da müsâvi ve müvâzi olup yüzleri birbirine benzeyen şekil. Prizma.
Dşl.Menşure
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Merfu'
ر ف عRFA:
Yükseltilmiş. Yüksekte. Terfi ettirilmiş. Ref' olunmuş. Hükümsüz bırakılmış. Gr: Zamme ile harekelenmiş harf. Yani: Harfin harekesi, ötre (mazmum) "u, ü, o, ö şeklinde" okunan harf.
Aynı kökten:İstirfa' Merfu' Murafaa Mürafaa Murafi' Mürtefi' Mütereffi' raf Reff Rafi' rafia Rafidan rafide Ref' Refi' Terafu' Tereffu' Tereffuât Terfi' Terfiât
Rakk
ر ق قRK:K:
Kitap, sahife. Kâğıt yerine kullanılan ince deri parçası. Tomar. Yama.
Aynı kökten:Murakka' Mürakkık Rakk Ruk'a Rıka' Ruka' Rukak
Mescur
س ج رSCR
Yanmış. Kızdırılmış. Doldurulmuş. Taşkın su. Alevli ateş, kızgın fırın. Deniz. Boş. Muhtelit. Sulu süt. Dizilmiş salkım olmuş inci. Mc: Firavun'un battığı deniz.
Aynı kökten:Escer Mescur Sacir Secr Sücre Sücür Tescir
Sakf
س ق فSK:F
Dam, çatı, tavan. Asuman, gökyüzü. Hızla almak. Sür'atle ahzetmek. Sakf-ı Muallâ: Yüksek gökyüzü.
Aynı kökten:Sakf
Tur-u Sina
Sinin
س ن وSNV
Sina Dağı. / Sinenin tavrı, sureti. / İnsanda, düşünce ve benlik kısımlarını da içeren sine varlığına teşbih edilir.
Aynı kökten:Sena sene Sünun Sinin Senevat seneteyn Sina Tur-u Sina Sinin
Mastur
Mestur
س ط رST:R
Çizilmiş, yazılmış.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
Tur
ط و رT:VR
Dağ. / Had ve mikdar.
Aynı kökten:Tavır tavr Etvar Tur
Vuku'
و ق عVK:A:
Düşme, rastlama. Olma, oluş. Gidip çatma. Bir hadisenin çıkış şekli, cereyânı.
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
Diyanet Meali:
Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
52. TUR / 8
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 522
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona def edecek bir şey yoktur.
Ahiret DFA: .mid4422.ss52.as8.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf522.sure.52.xxxAhiretx#dfa:-def#x#DFA:#||#dfa:-def#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا لَهُ مِن دَافِعٍ
Mâ lehu min dâfiin.
Def'
د ف عDFA:
Ortadan kaldırmak, Öteye itmek. Mâni' olmak. Savmak. Savunmak. Himaye etmek. Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak.
Aynı kökten:Dafi' Dafia Def' İndifa Medfu' Müdafaa Müdafaat Müdafi' Mündefi' Tedafü'
Diyanet Meali:
Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.
52. TUR / 9-10
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 522
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, sema mevr olarak mevr olur… ve dağlar seyir ederek seyir eder.
Doğa/YaşamAhiret Ahiret YVM MVR SMV MVR SYR CBL SYR .mid4423.ss52.as9.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf522.sure.52.xxxDoğa/YaşamxAhiret Ahiretxxyevmxx.ss52.as10.x#yvm-yevm#||#smv-sema#||#mvr-mevr#||#cbl-cebel#||#syr-seyr#x#YVM#||#MVR#||#SMV#||#MVR#||#SYR#||#CBL#||#SYR#||#yvm-yevm#||#smv-sema#||#mvr-mevr#||#cbl-cebel#||#syr-seyr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ تَمُورُ السَّمَاء مَوْرًا * وَتَسِيرُ الْجِبَالُ سَيْرًا
Yevme temûrus semâu mevren. * Ve tesîrul cibâlu seyrâ(seyren).
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
Mevr
م و رMVR
Başka te'sirle bir şeyin dalga gibi gidip gelmesi. Çalkanmak. / Suyun yeryüzüne yayılması. / Hayvanlardan yün almak. / Yol, tarik. / Toz, gubar. / Rücu etmek, döndürmek.
Aynı kökten:Mevr Mevvar
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Seyr
س ي رSYR
Yürüyüş. Eğlenme ve ibret için bakma. Gezip görme. Görülecek şey ve yer. Uzaktan bakıp karışmama. Yolculuk.
Aynı kökten:Müsayere Sair Seyr Seyruret Seyyar Seyyare Seyyarat Siret Siyer Tesyir Tesyirât
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. Dağlar yürüdükçe yürür.
52. TUR / 11-12
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 522
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık... Yazıklar olsun… izin yevminde, havzda ilab eden mükezziblere!
Ahiret Ahiret KZéB H:VD: LA:B .mid4424.ss52.as11.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf522.sure.52.xxxAhiret Ahiretxxyevmxx.ss52.as12.x#kzéb-mükezzib#||#la:b-ilab#||#h:vd:-havz#x#KZéB#||#H:VD:#||#LA:B#||#kzéb-mükezzib#||#la:b-ilab#||#h:vd:-havz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ * الَّذِينَ هُمْ فِي خَوْضٍ يَلْعَبُونَ
Fe veylun yevme izin lil mukezzibîne. * Ellezîne hum fî havdın yel’abûn(yel’abûne).
Havz
خ و ضH:VD:
Suya girme. Sakınılacak işe girişmek. Başlamak.
Aynı kökten:Havz Tahviz
Mükezzib
ك ذ بKZéB
Tekzib eden. Yalanlayan, yalan çıkaran.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
İl'ab
ل ع بLA:B
Oynatma, oynatılma
Aynı kökten:İl'ab İltiab La'be Lu'b Laib Lu'bî Ma'leb Meâlib Mel'ab Mel'abe Melaib Mülaib Mütelaib Tel'abe Til'abe Ül'ube
Diyanet Meali:
İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!
52. TUR / 13
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 522
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, daa olarak cehennem narına daa edilirler.
YVM DA:A: NVR DA:A: .mid4425.ss52.as13.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf522.sure.52.xxxxxyevmxcehennemxx#yvm-yevm#||#chm-cehennem#||#nvr-nar#||#da:a:-daa#x#YVM#||#DA:A:#||#NVR#||#DA:A:#||#yvm-yevm#||#chm-cehennem#||#nvr-nar#||#da:a:-daa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَى نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
Yevme yude’ûne ilâ nâri cehenneme de’â(de’an).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
daa
د ع عDA:A:
Telef, ziyan etmek. / İtip kakmak.
Aynı kökten:daa
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir.
52. TUR / 14
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 522
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
O nardır ki... siz onu kizb ettiniz.
NVR KVN KZéB .mid4426.ss52.as14.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf522.sure.52.xxxxxcehennemxx#kzéb-kizb#||#nvr-nar#||#kvn-xxoxx#x#NVR#||#KVN#||#KZéB#||#kzéb-kizb#||#nvr-nar#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
هَذِهِ النَّارُ الَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
Hâzihin nârulletî kuntum bihâ tukezzibûn(tukezzibûne).
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
52. TUR / 15
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu sihir midir yoksa siz mi basir değilsiniz?
Ahiret SHR BS:R .mid4427.ss52.as15.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretx#bs:r-basir#||#shr-sihr#x#SHR#||#BS:R#||#bs:r-basir#||#shr-sihr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَسِحْرٌ هَذَا أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
E fe sihrun hâzâ em entum lâ tubsirûn(tubsirûne).
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Sihr
س ح رSHR
Büyü, gözbağıcılık, büyücülük, hilekârlık. Aldatmak. Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek. Lâtif ve dakik olan şey. Büyü kadar te'siri olan şey. Şiir ve güzel söz söyleme gibi, insanı meftun eden hüner. Sebebi gizli olan ince şey.
Dşl.Sihir
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Diyanet Meali:
“Bu Kur’an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?”
52. TUR / 16
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Saly olun (bakalım)!
Ardından sabır edin veya sabır etmeyin (farketmez) sizin için sevadır!
Sadece amel etmiş olduğunuz şeylerden cezalandırılırsınız.
Ahiret S:LY S:BR S:BR SVY CZY KVN A:ML .mid4428.ss52.as16.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretx#czy-ceza#||#a:ml-amel#||#s:br-sabr#||#svy-seva#||#s:ly-saly#||#kvn-xxoxx#x#S:LY#||#S:BR#||#S:BR#||#SVY#||#CZY#||#KVN#||#A:ML#||#czy-ceza#||#a:ml-amel#||#s:br-sabr#||#svy-seva#||#s:ly-saly#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اصْلَوْهَا فَاصْبِرُوا أَوْ لَا تَصْبِرُوا سَوَاء عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Islevhâ fasbirû ev lâ tasbirû sevâun aleykum, innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Seva
س و يSVY
Beraber olma. Beraberlik. Denk, müsavi.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Diyanet Meali:
“Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”
52. TUR / 17
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak muttakiler, cennetlerde ve nimetlerdedirler.
VK:Y CNN NA:M .mid4429.ss52.as17.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxxxcennetxx#cnn-cennet#||#na:m-nimet#||#vk:y-muttaki#x#VK:Y#||#CNN#||#NA:M#||#cnn-cennet#||#na:m-nimet#||#vk:y-muttaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ
İnnel muttekîne fî cennâtin ve naîmin.
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
52. TUR / 18
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabblerinin kendilerine verdiği şeyle fakihtirler. Rabbleri onları cahim azabından vaky eder.
FKHé eTY RBB VK:Y RBB A:ZéB CHM .mid4430.ss52.as18.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxxxcehennemxx#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#chm-cahim#||#vk:y-vaky#||#fkhé-fakih#||#ety-xxoxx#x#FKHé#||#eTY#||#RBB#||#VK:Y#||#RBB#||#A:ZéB#||#CHM#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#chm-cahim#||#vk:y-vaky#||#fkhé-fakih#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاكِهِينَ بِمَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَاهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Fâkihîne bi mâ âtâhum rabbuhum, ve vekâhum rabbuhum azâbel cahîm(cahîmi).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Fakih
ف ك هFKHé
Yaş meyve, yemiş, yaş hurma ağacı. Şenlendiren, sevindiren.
Dşl.FâkiheÇğl.Fevakih
Aynı kökten:Fakih Fâkihe Fevakih Fakihiyy fâkihanî Tefekküh
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Vıky
Vaky
و ق يVK:Y
Hıfzetmek, korumak.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
52. TUR / 19
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Amel etmiş olduğunuz şeylerden heni olarak yeyin ve şürb edin.
Ahiret eKL ŞRB HéNe KVN A:ML .mid4431.ss52.as19.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretx#a:ml-amel#||#ekl-ekl#||#şrb-şürb#||#héne-heni#||#kvn-xxoxx#x#eKL#||#ŞRB#||#HéNe#||#KVN#||#A:ML#||#a:ml-amel#||#ekl-ekl#||#şrb-şürb#||#héne-heni#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Kulû veşrebû henîen bi mâ kuntum ta’melûne.
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Henî
ه ن اHéNe
Hazmı kolay olan. / Faydalı ve sıhhate uygun. / Afiyetli. / deveyi zift ile yağlamak. / sağlıklı olmak, besinleri sağlıklı yapmak. / İyilik yapmak. / Sağlığı geliştirmek.
Aynı kökten:Henî
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
52. TUR / 20
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Saff halinde sıralanmış serirlere mütteki olanlar... BİZ onları güzel gözlü huriler ile zevcelendirdik.
VKe SRR S:FF ZVC HVR A:YN .mid4432.ss52.as20.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxxxcennetxx#s:ff-masfuf#||#srr-serir#||#hvr-huri#||#zvc-zevc#||#a:yn-in#||#vke-itka#x#VKe#||#SRR#||#S:FF#||#ZVC#||#HVR#||#A:YN#||#s:ff-masfuf#||#srr-serir#||#hvr-huri#||#zvc-zevc#||#a:yn-in#||#vke-itka#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
Muttekiîne alâ sururin masfûfeh(masfûfetin), ve zevvecnâhum bi hûrin înin.
În
ع ي نA:YN
İri ve güzel gözlüler.
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Ahver
ح و رHVR
Akıllı. İri gözlü güzel. Ahu gözlü. Gözleri iri, gözlerinin akı karasından çok olan ve siyah kısmı pek siyah, beyaz kısmı pek beyaz olan kız. Müşteri yıldızı. (Jüpiter) Beyaz yüzlü, güzel gözlü adam.
Dşl.HavraÇğl.HurÇğl.Huri
Aynı kökten:Ahver Havra Hur Huri Ahverî Havari Havariyyun Havr Huriye Mütehavir Tahvir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Serir
س ر رSRR
Taht. Yatacak yer.
Çğl.Sürur
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
İtkâ'
و ك اVKe
Bir dayanağa, desteğe yönelme. / Dayanacak bir şey kullanma. Yaslanma. Destek edinme. / Otururken koltuk altına yastık veya destek koyma.
Aynı kökten:İkâ' İtkâ' Mütteki Müttekiûn Tevekkü' Vika'
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
52. TUR / 21
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
İman edenler ve zürriyetleri kendilerine iman ile tâbi olanlar, onları kendi zürriyetlerine ilhak ettik ve onların amellerinden hiçbir şey elt etmedik.
Her biri kesb ettikleri ile rehindir.
Ahiret eMN TBA: ZéRR eMN LHK: ZéRR eLT A:ML ŞYe KLL MRe KSB RHéN .mid4433.ss52.as21.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretxximanxx#şye-şey#||#kll-külli#||#zérr-zürriyet#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#ksb-kesb#||#mre-imrin#||#rhén-rehin#||#lhk:-ilhak#||#elt-elt#x#eMN#||#TBA:#||#ZéRR#||#eMN#||#LHK:#||#ZéRR#||#eLT#||#A:ML#||#ŞYe#||#KLL#||#MRe#||#KSB#||#RHéN#||#şye-şey#||#kll-külli#||#zérr-zürriyet#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#ksb-kesb#||#mre-imrin#||#rhén-rehin#||#lhk:-ilhak#||#elt-elt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَانٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَا أَلَتْنَاهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَيْءٍ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ
Vellezîne âmenû vettebeathum zurriyyetuhum bi îmânin elhaknâ bihim zurriyyetehum ve mâ eletnâhum min amelihim min şey’in, kullumriin bi mâ kesebe rehînun.
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Elt
Elet
ا ل تeLT
Noksanlaştırmak. / Hapsetmek. / Yemin vermek.
Aynı kökten:Elt Elet elleti elleteni
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
İlhak
ل ح قLHK:
İlâve etmek, eklemek. Katmak.
Aynı kökten:İlhak İstilhak Lâhık Lahik Levahık Lâhıka Levahık Lahk Lehak Melhuk Mülahık Mülhak Mülhakat Mülhik
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Rehin
Rehn
ر ه نRHéN
Bir şeyin yerine teminat olarak tutulmuş olan şey, rehin edilmiş. / Mevkuf ve mahpus kılmak. / Bir yere yerleşmek, kurulmuş veya sabit olmak
Dşl.RehineÇğl.RühunÇğl.Rehain
Aynı kökten:İrhan İrtihan İstirhan Merhun Mürahene Mürtehen Mürtehin Müsterhin Rahin Rehin Rehn Rehine Rühun Rehain Terahün Terhin Merehan Rehan Rihân
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.
52. TUR / 22
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara iştahlandıklarından fakihler ve etler ile meded ettik.
Ahiret MDD FKHé LHM ŞHéV .mid4434.ss52.as22.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretx#lhm-lahm#||#mdd-meded#||#şhév-iştah#||#fkhé-fakih#x#MDD#||#FKHé#||#LHM#||#ŞHéV#||#lhm-lahm#||#mdd-meded#||#şhév-iştah#||#fkhé-fakih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَمْدَدْنَاهُم بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Ve emdednâhum bi fâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(yeştehûne).
Fakih
ف ك هFKHé
Yaş meyve, yemiş, yaş hurma ağacı. Şenlendiren, sevindiren.
Dşl.FâkiheÇğl.Fevakih
Aynı kökten:Fakih Fâkihe Fevakih Fakihiyy fâkihanî Tefekküh
Lahm
ل ح مLHM
Et. Her şeyin içi ve üzeri. Lehimlemek. Bir işi sağlam kılmak. Bir yerde ilişip kalmak.
Aynı kökten:Lahm Lahme Liham Lühum Liham Mülahham Telahhum Telhim
Meded
medet
م د دMDD
İnayet, yardım, imdad, eman. Eyvah. Bol bol vermek, sunmak, ikram etmek.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
iştah
ش ه وŞHéV
xoxox
Aynı kökten:iştah Müşteha Müşteheyat şehiy Şehiye şehvet Şehevat
Diyanet Meali:
Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
52. TUR / 23
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada kaseler tenazu ettiler.
Orada lagv ve de tesim yoktur.
Ahiret NZA: KeS LG:V eSéM .mid4435.ss52.as23.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretx#esém-tesim#||#nza:-tenazu#||#lg:v-lagv#||#kes-kes#x#NZA:#||#KeS#||#LG:V#||#eSéM#||#esém-tesim#||#nza:-tenazu#||#lg:v-lagv#||#kes-kes#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ
Yetenâzeûne fîhâ ke’sen lâ lagvun fîhâ ve lâ te’sîmun.
Te'sim
ا ث مeSéM
Günah işledin demek. Bir kimsenin günahkar olduğunu söylemek.
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
Ke's
ك ا سKeS
İçerisinde içecek bir şey varken bardak. Bazen içeceğin kendisine, örneğin şaraba atıfta bulunabilir. Bazen her türlü nahoş / nefret dolu / kötü şeyi ifade etmek için kullanılır. Çanak. Kadeh. Dolu kadeh. Kulpsuz kase.
Aynı kökten:Ke's
lagv
ل غ وLG:V
Faydasız çirkin söz. Köpeğin ürkmesi. Deve avazı. Rağbet olunmayan nesne. Hükümsüz. Kaldırmak. Hata etmek. İbtal etmek.
Çğl.lagviyyat
Aynı kökten:ilga lagiye lagv lagviyyat mülga
Tenazu'
ن ز عNZA:
Kavgalaşmak, çekişmek. Birbirine husumet etmek.
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
Diyanet Meali:
Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.
52. TUR / 24
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Orada gılmeler kendilerine tavaf ederler (etraflarında döner dururlar). Onlar kenn edilmiş inciler gibidirler.
Ahiret T:VF G:LM LeLe KNN .mid4436.ss52.as24.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxAhiretx#knn-kenn#||#t:vf-tavaf#||#g:lm-gılme#||#lele-lülü#x#T:VF#||#G:LM#||#LeLe#||#KNN#||#knn-kenn#||#t:vf-tavaf#||#g:lm-gılme#||#lele-lülü#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ
Ve yetûfu aleyhim gılmânun lehum ke ennehum lû’luun meknûnun.
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
Kenn
ك ن نKNN
Örtülüp gizlenme.
Aynı kökten:İknan İstiknan Kânun Kanunulevvel Kanunussani Kenane kinâne Kenâyin Kenâin Kenin Kenn Kinan Eknan Ekinne Kinn Meknun Müstekinn Müstekinne Tekennüs
lülü
ل ا ل اLeLe
İnci. Parlak. Ziyalı. Kıymetli. / Birlik içinde olan topluluk. / Çok miktarda olan.
Aynı kökten:lülü
Tavf
tavâf
ط و فT:VF
Dönmek. Ziyaret maksadı ile etrafında dolaşmak. Hacıların Kabe etrafında yedi defa dolaşmaları. Fırat Nehri gibi sularda üstüne binilen vasıta.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Diyanet Meali:
Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.
52. TUR / 25
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Bazıları bazılarına ikbal eder, sual ederler.
K:BL BA:D: BA:D: SeL .mid4437.ss52.as25.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxx#k:bl-ikbal#||#ba:d:-bazı#||#sel-sual#x#K:BL#||#BA:D:#||#BA:D:#||#SeL#||#k:bl-ikbal#||#ba:d:-bazı#||#sel-sual#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ
Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
ikbal
ق ب لK:BL
Bir şeye yönelmek. Teveccüh etmek. Reddetmeyip kabul etmek. Bir şeyi birinin önüne götürmek. Baht açıklığı. Talih. Refah. İstemek.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Diyanet Meali:
Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar.
52. TUR / 26
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Derler ki:
"Muhakkak biz, önceleri, ehlimizin içinde müşfik olanlar olmuştuk."
K:VL KVN K:BL eHéL ŞFK: .mid4438.ss52.as26.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxx#k:bl-kabl#||#ehél-ehil#||#şfk:-müşfik#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#KVN#||#K:BL#||#eHéL#||#ŞFK:#||#k:bl-kabl#||#ehél-ehil#||#şfk:-müşfik#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِي أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
Kâlû innâ kunnâ kablu fî ehlinâ muşfikîn(muşfikîne).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Müşfik
ش ف قŞFK:
Şefkatle seven. Acıyan, merhametli. / Sakınan ve korkan.
Aynı kökten:Eşfak İşfak Müşfik Şafak Şefakat Şefik Şefika Şefkat
Diyanet Meali:
Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık.”
52. TUR / 27
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH bizi menn etti ve bizi semum azabtan vaky etti."
MNN VK:Y A:ZéB SMM .mid4439.ss52.as27.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxx#a:zéb-azab#||#vk:y-vaky#||#mnn-menn#||#smm-semum#x#MNN#||#VK:Y#||#A:ZéB#||#SMM#||#a:zéb-azab#||#vk:y-vaky#||#mnn-menn#||#smm-semum#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَانَا عَذَابَ السَّمُومِ
Fe mennallâhu aleynâ ve vekânâ azâbes semûm(semûmi).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Menn
menne
م ن نMNN
Nimet vermek. İyilik etmek, iyilikler. Minnet. Rıza. Esiri fidye almadan, ücretsiz salıvermek. Kesmek. Zayıf etmek. Ettiği iyiliği başa kakmak. İki batman ağırlık. Kudret helvası.
Aynı kökten:İmtinan İstimnan Memnun Memnunen Memnuniyyet Menn menne Mennan Mennane Menun Minnet Temenna
Semum
س م مSMM
Zehirli şey. Sam yeli. Gündüz vakti sıcak çölde esen pek sıcak rüzgar olup, bitki ve hayvanları mahveder. Nüfuz eden, iliklerine kadar işleyen.
Aynı kökten:Müsemmem Semm Semum Simm Semm Simâm Sümum Tesemmüm Tesemmümât
Vıky
Vaky
و ق يVK:Y
Hıfzetmek, korumak.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
“Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.”
52. TUR / 28
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
"Muhakkak biz önceden (beri) O'nu davet ediyoruz. Muhakkak ki O berrdir, rahimdir."
Esma-ül Hüsna KVN K:BL DA:V BRR RHM .mid4440.ss52.as28.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxEsma-ül Hüsnax#da:v-davet#||#k:bl-kabl#||#rhm-rahim#||#brr-berr#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#K:BL#||#DA:V#||#BRR#||#RHM#||#da:v-davet#||#k:bl-kabl#||#rhm-rahim#||#brr-berr#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ إِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ
İnnâ kunnâ min kablu ned’ûh(ned’ûhu), innehu huvel berrur rahîm(rahîmu).
Berr
barr
ب ر رBRR
İyilik ve ihsan edici, muhsin. Sözünde duran. Takvâ ehli olan, her çeşit günahlardan sakınan. Çok hayır sahibi. Özü sözü doğru olan, hamiyetli. Dindar ve temiz kimse. Susuz, kuru yerler. Toprak. Yeryüzü, yer. El Berr : Mütemadiyyen beraberlik fiili.
Çğl.EbrârÇğl.Berere
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Diyanet Meali:
“Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir.”
52. TUR / 29
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Zikir et!
Sen Rabbinin nimeti ilesin!
Kahin de değilsin, mecnun da değilsin.
ZéKR NA:M RBB KHéN CNN .mid4441.ss52.as29.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxx#rbb-rabb#||#cnn-mecnun#||#na:m-nimet#||#zékr-zikir#||#khén-kahin#x#ZéKR#||#NA:M#||#RBB#||#KHéN#||#CNN#||#rbb-rabb#||#cnn-mecnun#||#na:m-nimet#||#zékr-zikir#||#khén-kahin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَذَكِّرْ فَمَا أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ
Fe zekkir fe mâ ente bi ni’meti rabbike bi kâhinin ve lâ mecnûn(mecnûnin).
Mecnun
ج ن نCNN
Deli. Çılgın. / İnsanlara çok hususta uymayan. / Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. / Kendine bilgi öğreten cinin çömezi.
Çğl.Mecanin
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Kâhin
ك ه نKHéN
Karışık ve tahmini sözlerle gaibden haber verdiği söylenen kimse. Haberci. Falcı. / Alim.
Dşl.Kâhine
Aynı kökten:Kâhin Kâhine
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
52. TUR / 30
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
"O şairdir. Biz, menun rayba tarabbus ediyoruz." mu diyorlar yoksa!
K:VL ŞA:R RBS: RYB MNN .mid4442.ss52.as30.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxx#şa:r-şair#||#mnn-menun#||#rbs:-tarabbus#||#ryb-rayb#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#ŞA:R#||#RBS:#||#RYB#||#MNN#||#şa:r-şair#||#mnn-menun#||#rbs:-tarabbus#||#ryb-rayb#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِ رَيْبَ الْمَنُونِ
Em yekûlûne şâirun neterabbesu bihî reybel menûni.
Menun
م ن نMNN
Kesmek. Vakit, zaman, ömür ve sâireyi kesen.
Aynı kökten:İmtinan İstimnan Memnun Memnunen Memnuniyyet Menn menne Mennan Mennane Menun Minnet Temenna
Terabbus
Tarabbus
ر ب صRBS:
Durup bekleme.
Aynı kökten:Müterabbıs Terabbus Tarabbus xoxox
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
şair
ش ع رŞA:R
Arpa. Kurban devesi. Şiir yazan. Sözünü vezin ve kafiye ile tertib eden.
Çğl.ŞairâtÇğl.şuara
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar?
52. TUR / 31
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 523
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara de ki:
"Tarabbus edin... ben de sizinle birlikte tarabbus ediyorum."
K:VL RBS: RBS: .mid4443.ss52.as31.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf523.sure.52.xxxx#rbs:-tarabbus#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBS:#||#RBS:#||#rbs:-tarabbus#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ تَرَبَّصُوا فَإِنِّي مَعَكُم مِّنَ الْمُتَرَبِّصِينَ
Kul terabbesû fe innî meakum minel muterabbisîn(muterabbisîne).
Terabbus
Tarabbus
ر ب صRBS:
Durup bekleme.
Aynı kökten:Müterabbıs Terabbus Tarabbus xoxox
Diyanet Meali:
Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”
52. TUR / 32
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa hulmleri, onlara bunu mu emir ediyor?
Yoksa onlar tuğyan içinde olan kavim mi?
eMR HLM K:VM T:G:Y .mid4444.ss52.as32.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#k:vm-kavim#||#emr-emir#||#t:g:y-tuğyan#||#hlm-hulm#x#eMR#||#HLM#||#K:VM#||#T:G:Y#||#k:vm-kavim#||#emr-emir#||#t:g:y-tuğyan#||#hlm-hulm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَامُهُم بِهَذَا أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Em te’muruhum ahlâmuhum bi hâzâ em hum kavmun tâgûn(tâgûne).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Hulm
Hulüm
ح ل مHLM
(Kötü, olumsuz, açık saçık) Rüya, hülya. / İhtilâm olmak. / Akıl.
Çğl.Ahlam
Aynı kökten:Halîm Halîme Halme Hilm Hilmiyyet Hulm Hulüm Ahlam Mütehallim Tahlim
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
tuğyan
tugvan
ط غ يT:G:Y
Taşkınlık. Azgınlık. Haddi aşmak. Hadde tecavüz etmek. Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Taşkın mizaçlılık. Resmi devlet kuvvetlerine karşı durmak. Asi olmak. Su baskını.
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Diyanet Meali:
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
52. TUR / 33
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa "Onu kendisi uydurdu." mu diyorlar?
Bilakis!
Onlar iman etmezler.
K:VL K:VL eMN .mid4445.ss52.as33.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxxximanxx#emn-iman#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:VL#||#eMN#||#emn-iman#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ
Em yekûlûne tekavveleh(tekavvelehu), bel lâ yû’minûn(yû’minûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Diyanet Meali:
Yoksa “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.
52. TUR / 34
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer sadıklarsa, onun mislinden hadis getirirler.
eTY HDSé MSéL KVN S:DK: .mid4446.ss52.as34.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#hdsé-hadis#||#msél-misl#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eTY#||#HDSé#||#MSéL#||#KVN#||#S:DK:#||#hdsé-hadis#||#msél-misl#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلْيَأْتُوا بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِ إِن كَانُوا صَادِقِينَ
Fel ye’tû bi hadîsin mislihî in kânû sâdikîn(sâdikîne).
Hadîs
ح د ثHDSé
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
52. TUR / 35
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa onlar, şey gayrısından mı halk edildi?
Yoksa onlar mı halık!?
H:LK: G:YR ŞYe H:LK: .mid4447.ss52.as35.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#g:yr-gayr#||#şye-şey#||#h:lk:-halık#x#H:LK:#||#G:YR#||#ŞYe#||#H:LK:#||#g:yr-gayr#||#şye-şey#||#h:lk:-halık#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ
Em hulikû min gayri şey'in em humul hâlikûn(hâlikûne).
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Halık
خ ل قH:LK:
Yoktan yaratan. Yaratıcı. El Halık : Halkediciliği. var olmaya başlamak, var olma niyeti gibi... Her varlığın ALLAH'ın tecellisi ile bir halik tarafı vardır; ana karnında, insan gönlünde, toprakta ALLAH'ın halik fiili tezahür eder.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
52. TUR / 36
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa semaları ve arzı onlar mı halk etti?
Bilakis!
Yakin değiller!
H:LK: SMV eRD: YK:N .mid4448.ss52.as36.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#yk:n-yakin#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#YK:N#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#yk:n-yakin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ خَلَقُوا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بَل لَّا يُوقِنُونَ
Em halakûs semâvâti vel ard(arda), bel lâ yûkınûn(yûkınûne).
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Diyanet Meali:
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.
52. TUR / 37
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa onların indinde Rabbinin hazineleri mi var?
Yoksa onlar, musaytırlar mı?
A:ND H:ZN RBB ST:R .mid4449.ss52.as37.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#st:r-musaytır#||#h:zn-hazine#x#A:ND#||#H:ZN#||#RBB#||#ST:R#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#st:r-musaytır#||#h:zn-hazine#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ عِندَهُمْ خَزَائِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ
Em indehum hazâinu rabbike em humul musaytırûn(musaytırûne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
hazine
خ ز نH:ZN
Define. Kıymetli şeyleri saklayacak sağlam yer.
Çğl.Hazain
Aynı kökten:Hazen Hızân Hazin Huzzân hazine Hazain Hazn Hazne Hızane Hıdane Hizane Hizânet mahzen Mehazin
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Musaytır
س ط رST:R
Bir şeyin üzerine kaim olup, ahvâlini görüp gözetir olan kimse. Musallat. Galip. Yaramaz işlerden men' edip saklayan ve koruyan.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
Diyanet Meali:
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir?
52. TUR / 38
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa onların süllemleri mi var ki orada işitsinler?
Öyleyse onlardan istima edenler, mübin sultan ile gelsinler!
SLM SMA: eTY SMA: SLT: BYN .mid4450.ss52.as38.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#sma:-istima#||#byn-mübin#||#slm-süllem#||#slt:-sultan#||#ety-xxoxx#x#SLM#||#SMA:#||#eTY#||#SMA:#||#SLT:#||#BYN#||#sma:-istima#||#byn-mübin#||#slm-süllem#||#slt:-sultan#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
Em lehum sullemun yestemiûne fîh(fîhî), fel ye’ti mustemiuhum bi sultânin mubîn(mubînin).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Süllem
س ل مSLM
Merdiven, basamak. Derece. Tıb: Kulağın içindeki içiçe daireler şeklinde olan boşluğun adı.
Çğl.Selalim
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
İstima'
س م عSMA:
Dinlemek. Kulak vermek. Dinleyip kabul etmek. İşitmek.
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Diyanet Meali:
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilâhî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
52. TUR / 39
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa kız çocuklar başkasının da erkek çocuklar mı sizin?
BNY BNY .mid4451.ss52.as39.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#bny-beni#x#BNY#||#BNY#||#bny-beni#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَ
Em le hul benâtu ve le kumul benûn(benûne).
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Diyanet Meali:
Yoksa, kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi?
52. TUR / 40
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa sen onlardan ecir mi sual ediyorsun?
Onlar müskal magremdeler!
SeL eCR G:RM SéK:L .mid4452.ss52.as40.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#ecr-ecir#||#sel-sual#||#sék:l-müskal#||#g:rm-magrem#x#SeL#||#eCR#||#G:RM#||#SéK:L#||#ecr-ecir#||#sel-sual#||#sék:l-müskal#||#g:rm-magrem#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ تَسْأَلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Em tes’eluhum ecren fe hum min magremin muskalûn(muskalûne).
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
magrem
غ ر مG:RM
Diyet. Ödenecek borç.
Çğl.magarim
Aynı kökten:garam garamet garamat garameten garim igram magrem magarim tagrim
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Müskal
ث ق لSéK:L
Yük altında ezilen. Ezilmekte olan.
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Diyanet Meali:
Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?
52. TUR / 41
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa gayb onların indinde mi ki… onlar mı ketb ediyorlar?
A:ND G:YB KTB .mid4453.ss52.as41.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#ktb-ketb#||#a:nd-ind#||#g:yb-gayb#x#A:ND#||#G:YB#||#KTB#||#ktb-ketb#||#a:nd-ind#||#g:yb-gayb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ عِندَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Em indehumul gaybu fe hum yektubûn(yektubûne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?
52. TUR / 42
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa keyd mi irade ediyorlar?
Onlar kafirlerdir! Onlardır keyde düşenler!
RVD KYD KFR KYD .mid4454.ss52.as42.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#rvd-irade#||#kfr-kafir#||#kyd-keyd#x#RVD#||#KYD#||#KFR#||#KYD#||#rvd-irade#||#kfr-kafir#||#kyd-keyd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا فَالَّذِينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَكِيدُونَ
Em yurîdûne keydâ(keyden), fellezîne keferû humul mekîdûn(mekîdûne).
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Keyd
ك ي دKYD
Tuzak. Hile. Tuzak kurmak, plan yapmak. Kötülük. Men'etmek. Kusmak. Çakmağın tezce ateşi çıkmayıp geçmek. Cenk etmek, dövüşmek. Karganın ötmesi.
Aynı kökten:Keyd Mükâyede Tekâyüd Tekâyüdât
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
Diyanet Meali:
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.
52. TUR / 43
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa onların ALLAH'tan gayrı ilahları mı var?
ALLAH şirk edindikleri şeylerden subhandır.
Esma-ül Hüsna eLHé G:YR SBH ŞRK .mid4455.ss52.as43.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxEsma-ül Hüsnax#g:yr-gayr#||#elhé-ilah#||#sbh-subhan#||#şrk-şirk#x#eLHé#||#G:YR#||#SBH#||#ŞRK#||#g:yr-gayr#||#elhé-ilah#||#sbh-subhan#||#şrk-şirk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَهُمْ إِلَهٌ غَيْرُ اللَّهِ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Em lehum ilâhun gayrullâh(gayrullâhi), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
52. TUR / 44
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer semadan sakıt olan kisfler görseler, derler ki: "Merkum sehabtır."
ReY KSF SMV SK:T: K:VL SHB RKM .mid4456.ss52.as44.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#smv-sema#||#ksf-kisf#||#shb-sehab#||#rkm-merkum#||#sk:t:-sakıt#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#KSF#||#SMV#||#SK:T:#||#K:VL#||#SHB#||#RKM#||#smv-sema#||#ksf-kisf#||#shb-sehab#||#rkm-merkum#||#sk:t:-sakıt#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن يَرَوْا كِسْفًا مِّنَ السَّمَاء سَاقِطًا يَقُولُوا سَحَابٌ مَّرْكُومٌ
Ve in yerev kisfen mines semâi sâkıtan yekûlû sehâbun merkûm(merkûmun).
Kisf
Kisfe
ك س فKSF
Kısım, cüz, parça, bölüm. Parçalara ayrılmak, parçalanmak.
Çğl.Kisef
Aynı kökten:Kisf Kisfe Kisef
Merkum
ر ك مRKM
Cem'olmuş, toplanmış, birikmiş.
Aynı kökten:Merkum Müterakim Rekm Rekme Rükam Teraküm Terakümât
sehab
Sehabe
س ح بSHB
Bulut. Karanlık. Bulut gibi uçuşan böcekler. Cazibeye kapılanlar, sürüklenenler. Etki altında kalanlar.
Çğl.SehâibÇğl.Suhub
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
Sakıt
س ق طSK:T:
Düşen, düşük. Kıymetsiz, sukut eden. Ölü olarak düşmüş çocuk.
Aynı kökten:Iskat Maskat Maskıt Mesakıt Muskıt Muskıtât Mütesakıt Sakıt Sukut Sukutiye
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır” derler.
52. TUR / 45
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık onları, içinde saika olacakları yevmlerine mülaki oluncaya kadar vezr et.
VZéR LK:Y YVM S:A:K: .mid4457.ss52.as45.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxxxyevmxx#yvm-yevm#||#s:a:k:-saika#||#lk:y-mülaki#||#vzér-vezr#x#VZéR#||#LK:Y#||#YVM#||#S:A:K:#||#yvm-yevm#||#s:a:k:-saika#||#lk:y-mülaki#||#vzér-vezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَذَرْهُمْ حَتَّى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي فِيهِ يُصْعَقُونَ
Fe zerhum hattâ yulâkû yevmehumullezî fîhî yus’akûne.
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
saika
ص ع قS:A:K:
Yıldırım. Ölüm, mevt. Nüzul ateşi. Semadan gelen şiddetli ses. Mühlik ve azab. Bulutları sevke vazifeli melek. Sürükleyen, sevkeden, götüren hal, sebep.
Çğl.Savaik
Aynı kökten:saika Savaik
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.
52. TUR / 46
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde onları keydleri ganiy etmez ve de onlara nasr edilmez.
YVM G:NY KYD ŞYe NS:R .mid4458.ss52.as46.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxxxyevmxx#şye-şey#||#yvm-yevm#||#g:ny-ganiy#||#ns:r-nasr#||#kyd-keyd#x#YVM#||#G:NY#||#KYD#||#ŞYe#||#NS:R#||#şye-şey#||#yvm-yevm#||#g:ny-ganiy#||#ns:r-nasr#||#kyd-keyd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ لَا يُغْنِي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
Yevme lâ yugnî anhum keyduhum şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Keyd
ك ي دKYD
Tuzak. Hile. Tuzak kurmak, plan yapmak. Kötülük. Men'etmek. Kusmak. Çakmağın tezce ateşi çıkmayıp geçmek. Cenk etmek, dövüşmek. Karganın ötmesi.
Aynı kökten:Keyd Mükâyede Tekâyüd Tekâyüdât
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.
52. TUR / 47
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak zalimler için bunun gayrısında, azab vardır... lakin pek çoğu alim değildir.
Z:LM A:ZéB DVN KSéR A:LM .mid4459.ss52.as47.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#z:lm-zalim#||#dvn-dun#||#a:lm-alim#||#ksér-ekser#||#a:zéb-azab#x#Z:LM#||#A:ZéB#||#DVN#||#KSéR#||#A:LM#||#z:lm-zalim#||#dvn-dun#||#a:lm-alim#||#ksér-ekser#||#a:zéb-azab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا عَذَابًا دُونَ ذَلِكَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Ve inne lillezîne zalemû azâben dûne zâlike ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Ekser
ك ث رKSéR
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.
52. TUR / 48
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sen Rabbinin hükmüne sabır et. Muhakkak sen aynımız ilesin. İkame hiyninde, O'nun hamd etmesi ile Rabbini sebbih et.
S:BR HKM RBB A:YN SBH HMD RBB HYN K:VM .mid4460.ss52.as48.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxx#k:vm-kum#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#sbh-sebbih#||#hyn-hine#||#hkm-hüküm#||#hmd-hamd#||#a:yn-ayn#x#S:BR#||#HKM#||#RBB#||#A:YN#||#SBH#||#HMD#||#RBB#||#HYN#||#K:VM#||#k:vm-kum#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#sbh-sebbih#||#hyn-hine#||#hkm-hüküm#||#hmd-hamd#||#a:yn-ayn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a’yuninâ, ve sebbih bi hamdi rabbike hîne tekûmu.
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Diyanet Meali:
Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.
52. TUR / 49
Surede Toplam Ayet: 49
Kitap Sırası: 52
Nüzul Sırası: 76
Sayfa: 524
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Gecede O'nu sebbih et... ve necmlerin idbarında.
LYL SBH DBR NCM .mid4461.ss52.as49.saTUR.ns76.nyMEKKE.cs27.syf524.sure.52.xxxxxxemirxxyasakxxx#lyl-leyl#||#dbr-idbar#||#sbh-sebbih#||#ncm-necm#x#LYL#||#SBH#||#DBR#||#NCM#||#lyl-leyl#||#dbr-idbar#||#sbh-sebbih#||#ncm-necm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَارَ النُّجُومِ
Ve minel leyli fe sebbihhu ve idbâren nucûmi.
İdbar
د ب رDBR
Geriye gitmek. Geri dönmek. İşlerin ters gitmesi. Talihsizlik. Bir gezegenin diğer oniki burcun tertibine zıt olarak hareketi. (Asıl tertibe göre gitmesine de ikbal denir.)
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
necm
necim
ن ج مNCM
Yıldız. Kabak ve hıyar gibi yayvan (sapsız) nebat. Kur'an-ı Kerim'in her defa inzal edildiği kısım. Ceste ceste, kısım kısım oluş. Kur'an-ı Kerim'in her defa inzal edildiği kısım. Belirli olan vakit. Belirli vakitte yapılan vazife. Huk: Bir borcun taksitlerini ödemek için hulül eden muayyen borç.
Çğl.EncümÇğl.Nücum
Aynı kökten:necm necim Encüm Nücum Tencim
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Diyanet Meali:
Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.