DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
NECM SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4462.ss53.as.saNECM.ns23.ny.cs27.syf525.sure.53.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
53. NECM / 1
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yemin olsun... heva olduğunda necme!
Yemin NCM HéVY .mid4463.ss53.as1.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxYeminx#ncm-necm#||#hévy-heva#x#NCM#||#HéVY#||#ncm-necm#||#hévy-heva#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى
Ven necmi izâ hevâ.
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
necm
necim
ن ج مNCM
Yıldız. Kabak ve hıyar gibi yayvan (sapsız) nebat. Kur'an-ı Kerim'in her defa inzal edildiği kısım. Ceste ceste, kısım kısım oluş. Kur'an-ı Kerim'in her defa inzal edildiği kısım. Belirli olan vakit. Belirli vakitte yapılan vazife. Huk: Bir borcun taksitlerini ödemek için hulül eden muayyen borç.
Çğl.EncümÇğl.Nücum
Aynı kökten:necm necim Encüm Nücum Tencim
Diyanet Meali:
Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
53. NECM / 2
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sizin sahibiniz dall olmadı!... gavi de olmadı!
D:LL S:HB G:VY .mid4464.ss53.as2.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#d:ll-dalalet#||#s:hb-sahib#||#g:vy-gavi#x#D:LL#||#S:HB#||#G:VY#||#d:ll-dalalet#||#s:hb-sahib#||#g:vy-gavi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى
Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ.
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Gavî
غ و يG:VY
Çok azgın. Çok sapkın. Yoldan şaşıp azıtan zâlim.
Çğl.GavunÇğl.Guvat
Aynı kökten:Gavayet Gavî Gavun Guvat Gaviyy Gaviyye Gavaya Gayy Gayya
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
53. NECM / 3-4
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
O, hevadan intak etmez!...
O, sadece, vahy edileni vahy eder!
NT:K: HéVY VHY VHY .mid4465.ss53.as3.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx.ss53.as4.x#nt:k:-intak#||#hévy-heva#||#vhy-vahy#x#NT:K:#||#HéVY#||#VHY#||#VHY#||#nt:k:-intak#||#hévy-heva#||#vhy-vahy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى * إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى
Ve mâ yentıku anil hevâ. * İn huve illâ vahyun yûhâ.
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
İntak
ن ط قNT:K:
Söylemeğe kabiliyeti olmayanı söyletmek. Onun nâmına konuşmak. Nutka getirmek, söyletilmek. Dile getirmek
Aynı kökten:Entak İntak İstintak Mantık Mantıkî Mantıkiyyun Mantuk Natıka Natuk Nutk Nutuk
vahy
vahiy
و ح يVHY
Emrin, bir fikrin veya bir hakikatın, Allah tarafından, Rasul noktasından İnsan'a inzal olması.
Aynı kökten:vahy vahiy
Diyanet Meali:
O, nefis arzusu ile konuşmaz. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
53. NECM / 5-6-7
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu, mirre sahibi şedid kuvve alim eder… ve ardından istiva eder… a'la ufuktadır o.
A:LM ŞDD K:VY MRR SVY eFK: A:LV .mid4466.ss53.as5.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx.ss53.as6.ss53.as7.x#şdd-şedid#||#a:lm-alim#||#k:vy-kuvve#||#svy-istiva#||#mrr-mirre#||#efk:-ufk#||#a:lv-ala#x#A:LM#||#ŞDD#||#K:VY#||#MRR#||#SVY#||#eFK:#||#A:LV#||#şdd-şedid#||#a:lm-alim#||#k:vy-kuvve#||#svy-istiva#||#mrr-mirre#||#efk:-ufk#||#a:lv-ala#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى * ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى * وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى
Allemehu şedîdul kuvâ. * Zû mirreh(mirretin), festevâ. * Ve huve bil ufukil a’lâ.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
A'lâ
ع ل وA:LV
Daha iyi. Pek iyi. En yüksek. Ziyâde ve mürtefi olan. Yükseklik. Büyüklük. şeref. şan. İtibarı ve şerefi yüksek zât. İyi. Günahtan sakınan temiz ve sâlih amel sâhibi kimse.
Çğl.Eali
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Ufk
ufuk
ا ف قeFK:
Kıyı, kenar. Rüzgârın estiği cihetler. Ufuk. Gökle yerin birleşmiş gibi göründüğü yer. Görüşümüzün nihayetindeki yerler. Mc: Görüş ve düşünüş derecesi.
Çğl.Afak
Aynı kökten:Ufk ufuk Afak
Kuvve
Kuvvet
ق و يK:VY
Kuvvet. Güç. Salâhiyyet. İktidar. Fikir. Niyet. Hasse. His. Duygu. Meleke. Kabiliyyet. Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb.
Çğl.Kuvâ
Aynı kökten:Evked kavi kaviy Kaviyyen Kuvvad Kuvve Kuvvet Kuvâ mukavemet Mukavim Mukavimîn Mukavva Mukavvî Takavvi Mukvin
Mirre
م ر رMRR
Kuvvet. Öd. Akıl. Kat. Sağlamlık.
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
istiva
س و يSVY
Müsavi oluş. Temasül. İ'tidal, istikamet ve karar. Kemalin sâbit olması. Kaba kuşluk zamanı. Yükselmek, yüksek olmak. Üstün olmak. İstila eylemek.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
(Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
53. NECM / 8-9-10
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
• Sonra deni olur... ve ardından delv olur.
• ve ardından, kab-ı kavseyn (kadar) veya daha deni olur!
• ve ardından, O'na abd olana vahy edeceği şeyi vahy eder.
DNV DLV KVN K:VB K:VS DNV VHY A:BD VHY .mid4467.ss53.as8.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxxxsayıxx.ss53.as9.ss53.as10.x#dnv-deni#||#dlv-delv#||#kvn-kane#||#dnv-edna#||#k:vb-kab-ı kavseyn#||#k:vb-kab#||#k:vs-kavs#||#vhy-vahy#||#a:bd-abd#x#DNV#||#DLV#||#KVN#||#K:VB#||#K:VS#||#DNV#||#VHY#||#A:BD#||#VHY#||#dnv-deni#||#dlv-delv#||#kvn-kane#||#dnv-edna#||#k:vb-kab-ı kavseyn#||#k:vb-kab#||#k:vs-kavs#||#vhy-vahy#||#a:bd-abd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى * فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى * فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى
Summe denâ fe tedellâ. * Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ. * Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
delv
د ل وDLV
Kova. Kuyudan su çekilen bakraç. Kuyuya sarkmak.
Çğl.Delve
Aynı kökten:delv Delve
Deni'
د ن وDNV
Hor, zelil.
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
kab
ق و بK:VB
yumurta gibi bir çukur kazmak, yaklaşmak, uçup gitmek. bir yayın ortası ile ucu arasındaki boşluk, el tarafından kavranan kısım ile kavisli uç arasındaki bir yayın kısmı, yayın bir ucunun diğerine olan boşluğu, kısa alan / uzunluk ölçüsü / mesafe (genellikle ilişkinin yakınlığını ifade etmek için kullanılır).
Aynı kökten:kab Kab-ı Kavseyn
Kab-ı Kavseyn
ق و بK:VB
İmkân ve vücub ortasında bir makam. İki yay uzaklığı mesafesi.
Aynı kökten:kab Kab-ı Kavseyn
Kavs
Kavis
ق و سK:VS
Yay. / Eğri, yay biçiminde olan şey. / Kavis, yaylar. / Virajlar, büklümler. / Dokuzuncu burcun adı.
Çğl.Akvas
Aynı kökten:Kavs Kavis Akvas Kavs-ı Kuzah Kavs-i kuzeh Kavvas Mukavves Mütekavvis Takvis Tekavvüs
kontrol-giriş
Aynı kökten:
vahy
vahiy
و ح يVHY
Emrin, bir fikrin veya bir hakikatın, Allah tarafından, Rasul noktasından İnsan'a inzal olması.
Aynı kökten:vahy vahiy
Diyanet Meali:
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
53. NECM / 11
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Fuad, gördüğü şeyi kizb edemez!
KZéB FeD ReY .mid4468.ss53.as11.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#fed-fuad#||#kzéb-kizb#||#rey-xxoxx#x#KZéB#||#FeD#||#ReY#||#fed-fuad#||#kzéb-kizb#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى
Mâ kezebel fuâdu mâ reâ.
Fuad
ف ا دFeD
Kalb, gönül, yürek.
Çğl.Ef'ide
Aynı kökten:Fuad Ef'ide
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Diyanet Meali:
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
53. NECM / 12
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa siz, gördüğü şey üzre ona imtira mı ediyorsunuz!?
MRY ReY .mid4469.ss53.as12.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#mry-imtira#||#rey-xxoxx#x#MRY#||#ReY#||#mry-imtira#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَتُمَارُونَهُ عَلَى مَا يَرَى
E fe tumâr rûnehu alâ mâ yerâ.
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Diyanet Meali:
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
53. NECM / 13-14
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
O, bunları elbette, sidret-ül müntehanın indinde... uhra (diğer) inzallerde de görmüştü.
Ahiret ReY NZL eH:R A:ND SDR NHéY .mid4470.ss53.as13.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxAhiretx.ss53.as14.x#eh:r-uhra#||#nzl-inzal#||#a:nd-ind#||#nhéy-münteha#||#sdr-sidre#||#sdr-Sidret-ül Münteha#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#NZL#||#eH:R#||#A:ND#||#SDR#||#NHéY#||#eh:r-uhra#||#nzl-inzal#||#a:nd-ind#||#nhéy-münteha#||#sdr-sidre#||#sdr-Sidret-ül Münteha#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى * عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى
Ve lekad reâhu nezleten uhrâ. * İnde sidretil muntehâ.
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
münteha
ن ه يNHéY
Son, en son derece, en son yer, nihayet. Son uç.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Sidret-ül Münteha
س د رSDR
Madde aleminin sonu. / Yedinci kat gökte olduğu rivayet edilen ve Rasulullah'ın ulaştığı en son makam.
Aynı kökten:Sedir Sidr Sedr Sidre Sidre Ağacı Sidr Sidret-ül Münteha
Sidre
س د رSDR
Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi.
Aynı kökten:Sedir Sidr Sedr Sidre Sidre Ağacı Sidr Sidret-ül Münteha
Diyanet Meali:
Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.
53. NECM / 15
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Meva cenneti onun indindedir.
Ahiret A:ND CNN eVY .mid4471.ss53.as15.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxAhiretxxcennetxmevaxx#a:nd-ind#||#cnn-cennet#||#evy-meva#x#A:ND#||#CNN#||#eVY#||#a:nd-ind#||#cnn-cennet#||#evy-meva#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى
İndehâ cennetul me’vâ.
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
Diyanet Meali:
Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
53. NECM / 16-17
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sidreyi, gışa eden gışa ettiğinde… basar zeyg olmamıştı ve de tagy etmemişti!
G:ŞV SDR G:ŞV ZYG: BS:R T:G:Y .mid4472.ss53.as16.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx.ss53.as17.x#g:şv-gışa#||#sdr-sidre#||#t:g:y-tagy#||#bs:r-basar#||#zyg:-zeyg#x#G:ŞV#||#SDR#||#G:ŞV#||#ZYG:#||#BS:R#||#T:G:Y#||#g:şv-gışa#||#sdr-sidre#||#t:g:y-tagy#||#bs:r-basar#||#zyg:-zeyg#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى * مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى
İz yagşes sidrete mâ yagşâ. * Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ.
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
Sidre
س د رSDR
Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi.
Aynı kökten:Sedir Sidr Sedr Sidre Sidre Ağacı Sidr Sidret-ül Münteha
Tagy
Tagi
ط غ يT:G:Y
Azgın. Azmış. Asi. Mütekebbir ve ahmak olan. Dindar olmayan padişah. Zulüm eden. Haksızlık eden.
Çğl.Tagun
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Zeyg
ز ي غZYG:
Şübhe. Doğruluktan ayrılma. Bir tarafa meyletme. Yanılma. Kamaşma.
Aynı kökten:Zeyg
Diyanet Meali:
O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
53. NECM / 18
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Elbette (o zaman da) Rabbinin kübra ayetlerinden görmüştü.
ReY eYY RBB KBR .mid4473.ss53.as18.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#eyy-ayet#||#rbb-rabb#||#kbr-ekber#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#eYY#||#RBB#||#KBR#||#eyy-ayet#||#rbb-rabb#||#kbr-ekber#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ رَأَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى
Lekad reâ min âyâti rabbihil kubrâ.
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.
53. NECM / 19-20
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Siz, Lat ve Uzza ve diğer üçüncüsü Menat (isimli putları) gördünüz mü?
ReY SéLSé eH:R .mid4474.ss53.as19.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxxxsayıxx.ss53.as20.x#sélsé-salise#||#eh:r-uhra#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#SéLSé#||#eH:R#||#sélsé-salise#||#eh:r-uhra#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَرَأَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّى * وَمَنَاةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَى
E fe reeytumul lâte vel uzzâ. * Ve menâtes sâlisetel uhrâ.
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?
53. NECM / 21
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Erkek sizin için ve dişi de onun için mi?
ZéKR eNSé .mid4475.ss53.as21.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#zékr-zeker#||#ensé-ünsa#x#ZéKR#||#eNSé#||#zékr-zeker#||#ensé-ünsa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْأُنثَى
E lekumuz zekeru ve lehul unsâ.
Ünsa
ا ن ثeNSé
Dişi.
Çğl.İnas
Aynı kökten:Inas Mi'nas Ünsa İnas Ünuset
zeker
ذ ك رZéKR
Erkek. Erkeklik organı.
Çğl.ZükrânÇğl.ZükurÇğl.Zikâre
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Erkek size de, dişi O’na mı?
53. NECM / 22
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
O zaman, bu diza (haksız) bir kısmettir!
K:SM D:YZ .mid4476.ss53.as22.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#k:sm-kısmet#||#d:yz-diza#x#K:SM#||#D:YZ#||#k:sm-kısmet#||#d:yz-diza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَى
Tilke izen kısmetun dîzâ.
Diza
ض ي زD:YZ
Noksanlaştırmak. / Eziyet vermek. / Ezâ etmek. / Hor ve hakir etmek.
Aynı kökten:Diza
Kısmet
ق س مK:SM
Bölmek ve ayırmak. Bahşetmek. Taksim etmek. Düşecek olan payın taksim edilmeden önceki adı. Fık: Hisse-i şâyiayı, yani, taksim olunmamış maldaki hisseleri sahiplerine tahsis etmektir.
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Diyanet Meali:
Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.
53. NECM / 23
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Bunlar, sadece, sizin ve ata-babalarınızın onları isimlendirdiği isimlerdir.
ALLAH, onlara sultan inzal etmedi!
Onlar, sadece, zanna ve nefslerin heva ettiği şeylere tabi olurlar. (Oysa) Rabblerinden elbette hüda gelmişti.
SMV SMV eBV NZL SLT: TBA: Z:NN HéVY NFS CYe RBB HéDY .mid4477.ss53.as23.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#ebv-eb#||#tba:-tabi#||#smv-esma#||#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#nzl-inzal#||#hédy-huda#||#z:nn-zann#||#slt:-sultan#||#hévy-heva#||#cye-xxoxx#x#SMV#||#SMV#||#eBV#||#NZL#||#SLT:#||#TBA:#||#Z:NN#||#HéVY#||#NFS#||#CYe#||#RBB#||#HéDY#||#ebv-eb#||#tba:-tabi#||#smv-esma#||#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#nzl-inzal#||#hédy-huda#||#z:nn-zann#||#slt:-sultan#||#hévy-heva#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنْ هِيَ إِلَّا أَسْمَاء سَمَّيْتُمُوهَا أَنتُمْ وَآبَاؤُكُم مَّا أَنزَلَ اللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَانٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَاءهُم مِّن رَّبِّهِمُ الْهُدَى
İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus(enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
isim
س م وSMV
Bir şeyin zihinde doğmasını sağlayan işaret ve alamet. Tek başına anlaşılır bir manaya delalet eden kelime.
Çğl.esmaÇğl.esami
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Diyanet Meali:
Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.
53. NECM / 24
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Belki de, temenni ettiği herşey, İnsanındır!
eNS MNY .mid4478.ss53.as24.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxxxinsanxx#ens-insan#||#mny-temenna#x#eNS#||#MNY#||#ens-insan#||#mny-temenna#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لِلْإِنسَانِ مَا تَمَنَّى
Em lil insâni mâ temennâ.
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?
53. NECM / 25
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık ahiret ve ula ALLAH'ındır!
Ahiret eH:R eVL .mid4479.ss53.as25.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxAhiretx#evl-ula#||#eh:r-ahiret#x#eH:R#||#eVL#||#evl-ula#||#eh:r-ahiret#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلِلَّهِ الْآخِرَةُ وَالْأُولَى
Fe lillâhil âhiretu vel ûlâ.
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Ula
ا و لeVL
Birinci, ilk, evvel. Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. Şanlı, şerefli kimse.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Diyanet Meali:
Oysa, Ahiret de dünya da Allah’ındır.
53. NECM / 26
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 525
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Semalarda meleklerden niceleri… onların şefaatleri… sadece... dilediği ve razı olduğu kimse için... ALLAH'ın izin vermesinden sonra... onları ganiy eder.
MLK SMV G:NY ŞFA: ŞYe BA:D eZéN ŞYe RD:V .mid4480.ss53.as26.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf525.sure.53.xxxx#şye-şey#||#şye-şae#||#ba:d-bad#||#smv-semavat#||#şfa:-şefaat#||#g:ny-ganiy#||#mlk-melek#||#ezén-izin#||#rd:v-rıza#x#MLK#||#SMV#||#G:NY#||#ŞFA:#||#ŞYe#||#BA:D#||#eZéN#||#ŞYe#||#RD:V#||#şye-şey#||#şye-şae#||#ba:d-bad#||#smv-semavat#||#şfa:-şefaat#||#g:ny-ganiy#||#mlk-melek#||#ezén-izin#||#rd:v-rıza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِن بَعْدِ أَن يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَاء وَيَرْضَى
Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Şefaat
ش ف عŞFA:
Birinin bağışlanmasına aracılık etmek. Af için vesile olmak.
Aynı kökten:Eşfa' şafi Şefi' Şef' Şefa Şefaat
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
53. NECM / 27
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ahirete iman etmeyenler… elbette melekleri, dişi isimlendirmesiyle isimlendirirler.
Ahiret eMN eH:R SMV MLK SMV eNSé .mid4481.ss53.as27.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxAhiretxximanxx#eh:r-ahiret#||#smv-semm#||#emn-iman#||#mlk-melek#||#ensé-ünsa#x#eMN#||#eH:R#||#SMV#||#MLK#||#SMV#||#eNSé#||#eh:r-ahiret#||#smv-semm#||#emn-iman#||#mlk-melek#||#ensé-ünsa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلَائِكَةَ تَسْمِيَةَ الْأُنثَى
İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti le yusemmûnel melâikete tesmiyetel unsâ.
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Ünsa
ا ن ثeNSé
Dişi.
Çğl.İnas
Aynı kökten:Inas Mi'nas Ünsa İnas Ünuset
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.
53. NECM / 28
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara bunun ilminden yoktur! Onlar, sadece, zanna tabi oluyorlar!
Muhakkak zann... hakktan hiçbir şey ganiy etmez!
A:LM TBA: Z:NN Z:NN G:NY HK:K: ŞYe .mid4482.ss53.as28.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#şye-şey#||#tba:-tabi#||#a:lm-ilim#||#g:ny-ganiy#||#hk:k:-hakk#||#z:nn-zann#x#A:LM#||#TBA:#||#Z:NN#||#Z:NN#||#G:NY#||#HK:K:#||#ŞYe#||#şye-şey#||#tba:-tabi#||#a:lm-ilim#||#g:ny-ganiy#||#hk:k:-hakk#||#z:nn-zann#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا
Ve mâ lehum bihî min ilm(ilmin), in yettebiûne illez zann(zanne), ve innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey'â(şey’en).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.
53. NECM / 29
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık… BİZ'i zikir etmekten tevella eden ve dünya hayatından başka (bir şey) irade etmeyen kimselerden iraz et!
A:RD: VLY ZéKR RVD HYY DNV .mid4483.ss53.as29.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxxxxemirxxyasakxxx#rvd-irade#||#dnv-dünya#||#vly-tevella#||#a:rd:-iraz#||#zékr-zikir#||#hyy-hayat#x#A:RD:#||#VLY#||#ZéKR#||#RVD#||#HYY#||#DNV#||#rvd-irade#||#dnv-dünya#||#vly-tevella#||#a:rd:-iraz#||#zékr-zikir#||#hyy-hayat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّى عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
Fe a'rıd an men tevellâ an zikrinâ ve lem yurid illel hayâted dunyâ.
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.
53. NECM / 30
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Böyledir!...
Onlar, ilimden iblağ olamazlar!
Muhakkak ki Rabbin... O, sebilinde dall olan kimseye alimdir… ve O, ihtida olan kimseye de alimdir.
BLG: A:LM RBB A:LM D:LL SBL A:LM HéDY .mid4484.ss53.as30.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#d:ll-dalalet#||#hédy-ihtida#||#blg:-iblağ#x#BLG:#||#A:LM#||#RBB#||#A:LM#||#D:LL#||#SBL#||#A:LM#||#HéDY#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#d:ll-dalalet#||#hédy-ihtida#||#blg:-iblağ#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ذَلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ الْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدَى
Zâlike mebleguhum minel ilm(ilmi), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bi menihtedâ.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İblağ
ب ل غBLG:
Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
İhtida
ه د يHéDY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
53. NECM / 31
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Semalardaki şeyler ve arzdaki şeyler... amil oldukları şeyler ile en sui olanı cezalandırması... ve hüsna ile en ahsen olanı cezalandırması için, ALLAH'ındır.
SMV eRD: CZY SVe A:ML CZY HSN HSN .mid4485.ss53.as31.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xx*2xx#czy-ceza#||#sve-sui#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:ml-amil#||#hsn-ahsen#x#SMV#||#eRD:#||#CZY#||#SVe#||#A:ML#||#CZY#||#HSN#||#HSN#||#czy-ceza#||#sve-sui#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:ml-amil#||#hsn-ahsen#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ أَسَاؤُوا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى
Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı li yecziyellezîne esâû bimâ amilû ve yeczîyellezîne ahsenû bil husnâ.
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
53. NECM / 32
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kebir ismden (büyük günahlardan) ve fahiş olan lememden (küçük kusurlarda aşırlık yapmaktan) ictinab edenler... muhakkak ki Rabbin, mağfirete vasidir.
Sizi arzdan inşa ettiğinde... ve siz annelerinizin batınlarında ceninler iken... O size alimdi.
Artık, nefslerinizi tezekki etmeyin... O, ittika eden kimseye alimdir.
CNB KBR eSéM FHŞ LMM RBB VSA: G:FR A:LM NŞe eRD: CNN BT:N eMM ZKV NFS A:LM VK:Y .mid4486.ss53.as32.saNECM.ns23.nyMEDİNE.cs27.syf526.sure.53.xxxxxalakxxxxemirxxyasakxxx#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#cnn-cinn#||#g:fr-mağfiret#||#vk:y-ittika#||#nşe-inşa#||#kbr-kebir#||#fhş-fahiş#||#esém-ism#||#emm-ümm#||#vsa:-vasi#||#lmm-lemem#||#bt:n-batn#||#zkv-tezekki#x#CNB#||#KBR#||#eSéM#||#FHŞ#||#LMM#||#RBB#||#VSA:#||#G:FR#||#A:LM#||#NŞe#||#eRD:#||#CNN#||#BT:N#||#eMM#||#ZKV#||#NFS#||#A:LM#||#VK:Y#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#cnn-cinn#||#g:fr-mağfiret#||#vk:y-ittika#||#nşe-inşa#||#kbr-kebir#||#fhş-fahiş#||#esém-ism#||#emm-ümm#||#vsa:-vasi#||#lmm-lemem#||#bt:n-batn#||#zkv-tezekki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ إِلَّا اللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ الْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوا أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَى
Ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe lemem(lememe), inne rabbeke vâsiul magfireh(magfireti), huve a'lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum ecinnetun fî butûni ummehâtikum, fe lâ tuzekkû enfusekum, huve a'lemu bi menittekâ.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
batn
batın
ب ط نBT:N
Karın. İç. Soy, nesil. İç yüz. Sır, esrar.
Çğl.ButunÇğl.Bütun
Aynı kökten:Bâtın Bevatın batn batın Butun Bütun Bitan Bitane Betâyin İstibtan Mebtun Mubattın Mubattıne Müstebtın Tebattun
Cinnî
ج ن نCNN
Gece karanlığı. / Gizleme, saklama, örtme. / Gizli varlık. Duyulardan gizlenmiş, saklanmış olan rûhânî varlıklardır (melekler şeytanlar dahil). / Bir şeyi hisseden. / Bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın insandan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pekçok şer ve isyan yapabildikleri gibi "Peygamberlerin ve semâvî kitabların irşadlarıyla" insana yetişememekle beraber terakki edip yüksek kemâlatlara çıkabilen mahluktur. Cinlerin, kötülüğe sevkedenlerine şeytan-ı cinnî de denilir.
Çğl.CinnÇğl.Cinnet
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ism
ا ث مeSéM
Günah. Büyük günah. Cürüm. Suç. / İyilikten ve iyi olmaktan uzaklaştıran herşey.
Çğl.Asam
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Lemem
ل م مLMM
Günaha yakın olmak. Küçük günahlar. Delilik, cünun. Musibete yakın olmak.
Aynı kökten:İlmam Lemem Lemm Lemme Lemmât Limmî Limmiye Lümme Lümmî Lümmiyet Limmiyet xoxox
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
İnşa
ن ش اNŞe
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Vâsi'
Vasia
و س عVSA:
Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana kafi ve bol bol ihsan eden. El Vasi : Geniş, genişlik fiili.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Tezekki
ز ك وZKV
Amacından gayrı tüm zihni unsurlardan temizlenme. Zekât verme
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
53. NECM / 33-34
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Tevella edeni gördün mü!... pek azını verdi... ve cimrileşti!
ReY VLY A:T:V K:LL KDY .mid4487.ss53.as33.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx.ss53.as34.x#vly-tevella#||#k:ll-kalil#||#a:t:v-ata#||#kdy-xoxox#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#VLY#||#A:T:V#||#K:LL#||#KDY#||#vly-tevella#||#k:ll-kalil#||#a:t:v-ata#||#kdy-xoxox#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَرَأَيْتَ الَّذِي تَوَلَّى * وَأَعْطَى قَلِيلًا وَأَكْدَى
E fe re’eytellezî tevellâ. * Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ.
Ata
İtyan
ع ط وA:T:V
Delil getirmek. Gelmek. Vermek. Vüsul, vasıl. Vârid olmak. Zikir ve isbat ve takrir eylemek.
Aynı kökten:Ata İtyan
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
xoxox
ك د يKDY
Kısıtlamak, alıkoymak, az vermek, elini kesmek, cimri davranmak.
Aynı kökten:xoxox
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
53. NECM / 35
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Gaybın ilmi onun indinde mi!... artık o mu görür!
A:ND A:LM G:YB ReY .mid4488.ss53.as35.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#g:yb-gayb#||#rey-xxoxx#x#A:ND#||#A:LM#||#G:YB#||#ReY#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#g:yb-gayb#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَعِندَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرَى
E indehu ilmul gaybi fe huve yerâ.
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Diyanet Meali:
Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?
53. NECM / 36-37
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa, Musa'nın ve vefa eden İbrahim'in sahifelerinde olanlar ile kendisine haber verilmedi mi!?
NBe S:HF MVS BRHéM VFY .mid4489.ss53.as36.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx.ss53.as37.x#nbe-nebe#||#s:hf-sahife#||#mvs-hz. musa#||#rhm-rahim#||#vfy-vefa#||#brhém-hz. ibrahim#x#NBe#||#S:HF#||#MVS#||#BRHéM#||#VFY#||#nbe-nebe#||#s:hf-sahife#||#mvs-hz. musa#||#rhm-rahim#||#vfy-vefa#||#brhém-hz. ibrahim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَى * وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّى
Em lem yunebbe’ bimâ fî suhufi mûsâ. * Ve ibrâhîmellezî veffâ.
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sahife
ص ح فS:HF
Sayfa, kitap sayfası. Mc: Bir mâna ifade eden her hangi bir şeyin hâli.
Çğl.SahaifÇğl.Suhuf
Aynı kökten:Mushaf Sahfe Sıhâf Sahife Sahaif Suhuf
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Diyanet Meali:
Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
53. NECM / 38
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Vezr eden… asla başkasının vizrini vezr etmez!
VZR VZR VZR eH:R .mid4490.ss53.as38.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#eh:r-uhra#||#vzr-vezr#||#vzr-vizr#x#VZR#||#VZR#||#VZR#||#eH:R#||#eh:r-uhra#||#vzr-vezr#||#vzr-vizr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى
Ellâ teziru vâziretun vizre uhrâ.
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Vezr
و ز رVZR
Eteğine doldurup götürmek. Nurlu etmek, ışıklandırmak.
Aynı kökten:Vâzir Vâzire Vezer Evzar Vezir Vüzera Vezr Vizr Evzar Vüzur
Vizr
و ز رVZR
Günah. Yük. Ağırlık. Silâh. Sırta vurulan ağır yük. Yük götürmek. Yük taşımak.
Çğl.Evzar
Aynı kökten:Vâzir Vâzire Vezer Evzar Vezir Vüzera Vezr Vizr Evzar Vüzur
Diyanet Meali:
Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
53. NECM / 39
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
İnsan için, sadece, say ettiği şey vardır!
LYS eNS SA:Y .mid4491.ss53.as39.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxxxinsanxx#lys-leyse#||#sa:y-say#||#ens-insan#x#LYS#||#eNS#||#SA:Y#||#lys-leyse#||#sa:y-say#||#ens-insan#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Sa'y
س ع يSA:Y
Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma. Hızlı yürüme. Cür'et etme. Ziyaret etme. Gammazlık yapma. Ist: Hac veya Umre'de Safâ ile Merve arasında usulüne göre yedi defa gelip gitmektir.
Aynı kökten:Mes'a Mesâi Mesai Sa'y
Diyanet Meali:
İnsan için ancak çalıştığı vardır.
53. NECM / 40
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak onun say etmesi yakında görülecektir.
SA:Y ReY .mid4492.ss53.as40.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#sa:y-say#||#rey-xxoxx#x#SA:Y#||#ReY#||#sa:y-say#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى
Ve enne sa’yehu sevfe yurâ.
Sa'y
س ع يSA:Y
Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma. Hızlı yürüme. Cür'et etme. Ziyaret etme. Gammazlık yapma. Ist: Hac veya Umre'de Safâ ile Merve arasında usulüne göre yedi defa gelip gitmektir.
Aynı kökten:Mes'a Mesâi Mesai Sa'y
Diyanet Meali:
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
53. NECM / 41
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra en vefalı cezayla cezalanacaktır!
CZY CZY VFY .mid4493.ss53.as41.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#czy-ceza#||#vfy-vefa#x#CZY#||#CZY#||#VFY#||#czy-ceza#||#vfy-vefa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاء الْأَوْفَى
Summe yuczâhul cezâel evfâ.
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Diyanet Meali:
Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.
53. NECM / 42
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak münteha (son, nihayet,varış) Rabbinedir.
RBB NHéY .mid4494.ss53.as42.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#rbb-rabb#||#nhéy-münteha#x#RBB#||#NHéY#||#rbb-rabb#||#nhéy-münteha#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّ إِلَى رَبِّكَ الْمُنتَهَى
Ve enne ilâ rabbikel muntehâ.
münteha
ن ه يNHéY
Son, en son derece, en son yer, nihayet. Son uç.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Şüphesiz en son varış Rabbinedir.
53. NECM / 43
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki O'… O, ıdhak eden ve ibka edendir.
D:HK BKY .mid4495.ss53.as43.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#d:hk-ıdhak#||#bky-ibka#x#D:HK#||#BKY#||#d:hk-ıdhak#||#bky-ibka#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى
Ve ennehu huve adhake ve ebkâ.
İbka
ب ك يBKY
Ağlatmak.
Aynı kökten:Bekkâîn Bükât Bükâ Ebka İbka İbtika' İnbika İstibkâ Tebaki Tebkiye
Idhak
ض ح كD:HK
Güldürmek. Güldürülmek.
Aynı kökten:Dahhak Dahık Dahıke Davâhık Dıhk Idhak İstidhak Madhek Mudhak Mudhike Müdhike Mudhikât Tadhik Udhuke
Diyanet Meali:
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
53. NECM / 44
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 526
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki O... O, mevt eden ve ihya edendir.
MVT HYY .mid4496.ss53.as44.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf526.sure.53.xxxx#hyy-ihya#||#mvt-mevt#x#MVT#||#HYY#||#hyy-ihya#||#mvt-mevt#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّهُ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
Ve ennehu huve emâte ve ahyâ.
ihya
ح ي يHYY
Diriltmek. Yeniden hayata kavuşturmak. Canlandırmak. Şenlendirmek. Uyandırmak. Gece de uyumayıp çalışmak veya ibâdetle vakit geçirmek.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Diyanet Meali:
Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.
53. NECM / 45-46
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki O, meni akıtıldığında, nutfeden... erkek ve dişi olarak iki zevc halk etti.
Doğa/Yaşam Doğa/Yaşam H:LK: ZVC ZéKR eNSé NT:F MNY .mid4497.ss53.as45.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxDoğa/Yaşam Doğa/Yaşamxxalakxxxalakxx.ss53.as46.x#h:lk:-halk#||#zékr-zeker#||#ensé-ünsa#||#zvc-zevc#||#mny-meni#||#nt:f-nutfe#x#H:LK:#||#ZVC#||#ZéKR#||#eNSé#||#NT:F#||#MNY#||#h:lk:-halk#||#zékr-zeker#||#ensé-ünsa#||#zvc-zevc#||#mny-meni#||#nt:f-nutfe#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى * مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَى
Ve ennehu halakaz zevceyniz zekere vel unsâ. * Min nutfetin izâ tumnâ.
Ünsa
ا ن ثeNSé
Dişi.
Çğl.İnas
Aynı kökten:Inas Mi'nas Ünsa İnas Ünuset
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
meni
م ن يMNY
Sperm. Semen. Erkek veya dişinin bel suyu. Döl suyu. Sperma.
Aynı kökten:emani meni Münye Mütemenna Mütemenni Temenni Temenniyât Ümniyye
nutfe
ن ط فNT:F
Duru ve saf su. Meni. Rahimde iki yarım ve ayrı cinsten hücrelerin birleşmişi. Taşmış, dökülmüş su. Deniz.
Çğl.NitafÇğl.Nutuf
Aynı kökten:nutfe Nitaf Nutuf
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
zeker
ذ ك رZéKR
Erkek. Erkeklik organı.
Çğl.ZükrânÇğl.ZükurÇğl.Zikâre
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.
53. NECM / 47
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak sonra ki neşet, onun üzerinedir.
NŞe eH:R .mid4498.ss53.as47.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#eh:r-uhra#||#nşe-neşet#x#NŞe#||#eH:R#||#eh:r-uhra#||#nşe-neşet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّ عَلَيْهِ النَّشْأَةَ الْأُخْرَى
Ve enne aleyhin neş’etel uhrâ.
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Neş'et
ن ش اNŞe
Meydana gelmek, vücuda gelmek. Büyüyüp kat ve kamet sahibi olmak. Yetişmek, ileri gelmek. Çıkmak. Kaynak olmak.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
Diyanet Meali:
Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.
53. NECM / 48
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki O'… O, en ganiy eden ve en kani kılandır.
G:NY K:NY .mid4499.ss53.as48.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#g:ny-agna#||#k:ny-kani#x#G:NY#||#K:NY#||#g:ny-agna#||#k:ny-kani#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّهُ هُوَ أَغْنَى وَأَقْنَى
Ve ennehu huve agnâ ve aknâ.
Agna
غ ن يG:NY
Çok gani. En zengin.
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Kani'
ق ن يK:NY
Kanaat eden. / Kendinde olan helâla razı olup, başkasının hiçbir şeyine göz dikmeyen. / Kanmış. İnanmış. Tatmin olmuş.
Aynı kökten:Akna' İkna' Kanaat Kani' Kanu' Kunu' Makna' Mukni'
Diyanet Meali:
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
53. NECM / 49
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki O'… O, Şiranın Rabbidir.
RBB ŞA:R .mid4500.ss53.as49.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#rbb-rabb#||#şa:r-şira#x#RBB#||#ŞA:R#||#rbb-rabb#||#şa:r-şira#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Şir'a
Şeria
ش ع رŞA:R
Meşrea. Bir ırmak veya herhangi bir su menbaından su içmek veya almak için girilen yol.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
Şüphesiz O, Şi’râ’nın Rabbidir.
53. NECM / 50-51-52
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki O, ilk olarak Ad (kavmini) ve Semud (kavmini) helak etti… ve ardından hiçbir şey baki etmedi.
Önceden de Nuh kavmini!…
Muhakkak onlar... onlar daha zalim ve tuğyan içinde olmuşlardı.
HéLK A:VD eVL SéMD BK:Y K:VM NVH K:BL KVN Z:LM T:G:Y .mid4501.ss53.as50.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx.ss53.as51.ss53.as52.x#evl-ula#||#a:vd-ad kavmi#||#hélk-helak#||#bk:y-baki#||#sémd-semud kavmi#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#z:lm-zalim#||#t:g:y-tuğyan#||#nvh-hz. nuh#||#kvn-xxoxx#x#HéLK#||#A:VD#||#eVL#||#SéMD#||#BK:Y#||#K:VM#||#NVH#||#K:BL#||#KVN#||#Z:LM#||#T:G:Y#||#evl-ula#||#a:vd-ad kavmi#||#hélk-helak#||#bk:y-baki#||#sémd-semud kavmi#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#z:lm-zalim#||#t:g:y-tuğyan#||#nvh-hz. nuh#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنَّهُ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَى * وَثَمُودَ فَمَا أَبْقَى * وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَى
Ve ennehû ehleke âdenil ûlâ. * Ve semûde femâ ebkâ. * Ve kavme nûhın min kabl(kablu), innehum kânû hum azleme ve atgâ.
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
Baki
ب ق يBK:Y
Ebedi, daimi. Sonu gelmez. Ölmez. Sonsuz. Artan. Geri kalan. Bundan başka. El Baki : ALLAH'ın bekaya (geleceğe) intikal eden fiili.
Çğl.BâkiyâtÇğl.Bevaki
Aynı kökten:Baki Bâkiyât Bevaki bakiye Bakiyye Bevaki beka İbka İstibka Mabaki mütebaki
Ula
ا و لeVL
Birinci, ilk, evvel. Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. Şanlı, şerefli kimse.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
tuğyan
tugvan
ط غ يT:G:Y
Taşkınlık. Azgınlık. Haddi aşmak. Hadde tecavüz etmek. Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Taşkın mizaçlılık. Resmi devlet kuvvetlerine karşı durmak. Asi olmak. Su baskını.
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı. Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.
53. NECM / 53-54
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Mütefikeyi (Lut kavminin memleketi) de ehva etmişti… ve ardından, onlara gışa ettiğini gışa etmişti.
eFK HéVY G:ŞV G:ŞV .mid4502.ss53.as53.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx.ss53.as54.x#efk-mütefike#||#hévy-ehva#||#g:şv-gışa#x#eFK#||#HéVY#||#G:ŞV#||#G:ŞV#||#efk-mütefike#||#hévy-ehva#||#g:şv-gışa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَى * فَغَشَّاهَا مَا غَشَّى
Vel mû’tefikete ehvâ. * Fe gaşşâhâ mâ gaşşâ.
Mü'tefike
ا ف كeFK
Lut kavminin köyleri, memleketleri. Lut kavmi. Allah'ın helak ettiği memleketler.
Çğl.Mü'tefikat
Aynı kökten:Effak efk üfuk İfk Mü'tefik Mü'tefike Mü'tefikat Te'fik Te'fikât Üfkuhe
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
Ehva
ه و يHéVY
Kasdetmek. Atmak.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
Diyanet Meali:
O, “Mu’tefike”yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.
53. NECM / 55
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık sen, Rabbinin hangi alüvlerine imtira ediyorsun!
eLV RBB MRY .mid4503.ss53.as55.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#rbb-rabb#||#mry-imtira#||#elv-alüv#x#eLV#||#RBB#||#MRY#||#rbb-rabb#||#mry-imtira#||#elv-alüv#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكَ تَتَمَارَى
Fe bi eyyi âlâi rabbike tetemârâ.
alüv
ا ل وeLV
Nimet. Lütuf. İhsan. geri durma, başaramama.
Çğl.âlâ
Aynı kökten:alüv âlâ
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
O hâlde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).
53. NECM / 56
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Bu, ilk nezirlerden bir nezirdir.
NZéR NZéR eVL .mid4504.ss53.as56.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#evl-ula#||#nzér-nezir#||#nzér-nezr#x#NZéR#||#NZéR#||#eVL#||#evl-ula#||#nzér-nezir#||#nzér-nezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
هَذَا نَذِيرٌ مِّنَ النُّذُرِ الْأُولَى
Hâzâ nezîrun minen nuzuril ûlâ.
Ula
ا و لeVL
Birinci, ilk, evvel. Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. Şanlı, şerefli kimse.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
53. NECM / 57
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Azife olan üzuf etti.
eZF eZF .mid4505.ss53.as57.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#ezf-azife#x#eZF#||#eZF#||#ezf-azife#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَزِفَتْ الْآزِفَةُ
Ezifetil âzifeh(âzifetu).
Azife
ا ز فeZF
Yaklaşan. Yaklaşmakta olan. / Yaklaşmakta olan felaket.
Aynı kökten:Azife Üzuf Muazzef Tevezzüf Tevezzüf
Diyanet Meali:
Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.
53. NECM / 58
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona ALLAH'ın gayrısında kaşif yoktur.
LYS DVN KŞF .mid4506.ss53.as58.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#lys-leyse#||#dvn-dun#||#kşf-kaşif#x#LYS#||#DVN#||#KŞF#||#lys-leyse#||#dvn-dun#||#kşf-kaşif#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ اللَّهِ كَاشِفَةٌ
Leyse lehâ min dûnillâhi kâşifeh(kâşifetun).
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Kâşif
ك ش فKŞF
Keşfedici. Keşfeden. Gizli bir şeyi meydana çıkarıp, izah eden. Açıklayan. Mısır'da nâhiye veya kaza idarecilerine verilen ad.
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Diyanet Meali:
Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur.
53. NECM / 59-60
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık size, bu hadis acayib mi geldi de… siz dıhk ediyorsunuz… ve siz büka etmiyorsunuz!?
HDSé A:CB D:HK BKY .mid4507.ss53.as59.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx.ss53.as60.x#a:cb-acayib#||#hdsé-hadis#||#d:hk-dıhk#||#bky-büka#x#HDSé#||#A:CB#||#D:HK#||#BKY#||#a:cb-acayib#||#hdsé-hadis#||#d:hk-dıhk#||#bky-büka#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَمِنْ هَذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ * وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
E fe min hâzel hadîsi ta’cebûn(ta’cebûne). * Ve tedhakûne ve lâ tebkûn(tebkûne).
aceb
acayib
ع ج بA:CB
Şaşırmak. Beğenmek. Hoşuna gitmek. Çok acayib. Pek tuhaf olan. Taaccüb, şaşma, hayret. Garib, hoş, latif ve nadir-ül vücud olduğundan bir şey için inkar ve istiğrab etme hali.
Aynı kökten:aceb acayib isti'cab mu'cib müsta'ceb müsta'cib taaccüb
Bükâ
ب ك يBKY
Ağlama.
Aynı kökten:Bekkâîn Bükât Bükâ Ebka İbka İbtika' İnbika İstibkâ Tebaki Tebkiye
Dıhk
ض ح كD:HK
Gülme.
Aynı kökten:Dahhak Dahık Dahıke Davâhık Dıhk Idhak İstidhak Madhek Mudhak Mudhike Müdhike Mudhikât Tadhik Udhuke
Hadîs
ح د ثHDSé
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
Diyanet Meali:
59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
53. NECM / 61
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
ve siz samidsiniz!
SMD .mid4508.ss53.as61.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxx#smd-samid#x#SMD#||#smd-samid#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَنتُمْ سَامِدُونَ
Ve entum sâmidûn(sâmidûne).
Samid
س م دSMD
Yükselen, başını kaldırıp göğsünü kabartan. / Hayrette kalan. / Eğlence düşkünü. / Gafil.
Aynı kökten:Samd Samid Sümud
53. NECM / 62
Surede Toplam Ayet: 62
Kitap Sırası: 53
Nüzul Sırası: 23
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
SECDE AYETİ
Hemen, ALLAH'a secde edin ve abd olun!
Secde Ayeti SCD A:BD .mid4509.ss53.as62.saNECM.ns23.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.53.xxxSecde Ayetixxxemirxxyasakxxx#a:bd-abd#||#scd-secde#x#SCD#||#A:BD#||#a:bd-abd#||#scd-secde#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا*
Fescudû lillâhi va’budû.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Diyanet Meali:
Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin.