DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
KAMER SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4510.ss54.as.saKAMER.ns37.ny.cs27.syf527.sure.54.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
54. KAMER / 1
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Saat iktirab oldu ve kamer şakk oldu.
K:RB SVA: ŞK:K: K:MR .mid4511.ss54.as1.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.54.xxxxxsaatxx#sva:-saat#||#k:mr-kamer#||#k:rb-iktirab#||#şk:k:-şakk#x#K:RB#||#SVA:#||#ŞK:K:#||#K:MR#||#sva:-saat#||#k:mr-kamer#||#k:rb-iktirab#||#şk:k:-şakk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ
İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
iktirab
ق ر بK:RB
Yanaşma, yaklaşma, takarrüb.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Saat
Sı'va'
س و عSVA:
Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman. Kıyâmet.
Çğl.Saat
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
54. KAMER / 2
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer bir ayet görseler, iraz ederler ve "müstemir sihirdir" derler.
ReY eYY A:RD: K:VL SHR MRR .mid4512.ss54.as2.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.54.xxxx#eyy-ayet#||#a:rd:-iraz#||#mrr-müstemir#||#shr-sihr#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#eYY#||#A:RD:#||#K:VL#||#SHR#||#MRR#||#eyy-ayet#||#a:rd:-iraz#||#mrr-müstemir#||#shr-sihr#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr(mustemirrun).
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Sihr
س ح رSHR
Büyü, gözbağıcılık, büyücülük, hilekârlık. Aldatmak. Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek. Lâtif ve dakik olan şey. Büyü kadar te'siri olan şey. Şiir ve güzel söz söyleme gibi, insanı meftun eden hüner. Sebebi gizli olan ince şey.
Dşl.Sihir
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Diyanet Meali:
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
54. KAMER / 3
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Kizb ederler ve kendi hevalarına tâbi olurlar. Bütün emirler müstakırrdır.
KZéB TBA: HéVY KLL eMR K:RR .mid4513.ss54.as3.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.54.xxxx#kll-külli#||#tba:-tabi#||#emr-emir#||#kzéb-kizb#||#k:rr-müstakırr#||#hévy-heva#x#KZéB#||#TBA:#||#HéVY#||#KLL#||#eMR#||#K:RR#||#kll-külli#||#tba:-tabi#||#emr-emir#||#kzéb-kizb#||#k:rr-müstakırr#||#hévy-heva#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr(mustekırrun).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
müstakırr
ق ر رK:RR
İstikrar bulmuş, yerleşmiş, sabit.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
54. KAMER / 4
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara içinde müzdecer olan haberlerden gelmişti.
CYe NBe ZCR .mid4514.ss54.as4.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.54.xxxx#nbe-nebe#||#zcr-müzdecer#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#NBe#||#ZCR#||#nbe-nebe#||#zcr-müzdecer#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ جَاءهُم مِّنَ الْأَنبَاء مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
Ve lekad câehum minel enbâi mâ fihî muzdecer(muzdecerun).
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Müzdecer
ز ج رZCR
Sakınılması lâzım gelen âkıbet. Sakındıracak nasihat. Vaz geçirecek, zecr edecek olan.
Aynı kökten:Mutazaccır Münzecir Müzdecer Müzdecir Tazaccur Zecr Zecre Zücur Zecren Zecrî
Diyanet Meali:
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
54. KAMER / 5
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 527
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Baliğ hikmettir.
Ne var ki bu nezrler onları ganiy etmedi.
HKM BLG: G:NY NZéR .mid4515.ss54.as5.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf527.sure.54.xxxx#g:ny-ganiy#||#nzér-nezr#||#hkm-hikmet#||#blg:-baliğ#x#HKM#||#BLG:#||#G:NY#||#NZéR#||#g:ny-ganiy#||#nzér-nezr#||#hkm-hikmet#||#blg:-baliğ#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُ
Hikmetun bâligatun fe mâ tugnin nuzur(nuzuru).
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
hikmet
ح ك مHKM
İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakimlik. Eşyanın ahvalinden, harici ve batini keyfiyetlerinden bahseden ilim (İlm-i Hikmet). Herkesin bilmediği gizli sebeb. Kainattaki ve yaradılıştaki İlahi gaye. Sır. Akıl, söz ve hareketteki uygunluk.
Çğl.hikem
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
54. KAMER / 6
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, davetçinin nükre bir şeye davet edeceği yevmde, onlardan tevella et.
VLY YVM DA:V DA:V ŞYe NKR .mid4516.ss54.as6.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxyevmxx#da:v-davet#||#şye-şey#||#yvm-yevm#||#vly-tevella#||#nkr-nükre#x#VLY#||#YVM#||#DA:V#||#DA:V#||#ŞYe#||#NKR#||#da:v-davet#||#şye-şey#||#yvm-yevm#||#vly-tevella#||#nkr-nükre#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ إِلَى شَيْءٍ نُّكُرٍ
Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dâi ilâ şey’in nukur(nukurin).
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Nükre
ن ك رNKR
Bilinmezlik. Zorluk, güçlük. Korkunç. Kabile ismi.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
54. KAMER / 7
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Basarları huşu içindedir... cedeslerinden, neşr olunan çekirgeler gibi ihrac olurlar.
H:ŞA: BS:R H:RC CDSé CRD NŞR .mid4517.ss54.as7.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-meselx#bs:r-basar#||#h:şa:-huşu#||#nşr-neşr#||#h:rc-ihrac#||#cdsé-cedes#||#crd-cerad#x#H:ŞA:#||#BS:R#||#H:RC#||#CDSé#||#CRD#||#NŞR#||#bs:r-basar#||#h:şa:-huşu#||#nşr-neşr#||#h:rc-ihrac#||#cdsé-cedes#||#crd-cerad#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir(munteşirun).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
cedes
ج د ثCDSé
Kum içindeki kuluçka yuvası. / Yeniden başlama noktası. / Kabir, mezar.
Çğl.Ecdas
Aynı kökten:cedes Ecdas
Cerad
ج ر دCRD
Çekirge. Mc: Yağmacılar gürûhu.
Çğl.Cerade
Aynı kökten:Cerad Cerade Cerd Cerda Cürd Cürde İncirad Mücerred Mücerredât Mütecerrid Tecrid
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Huşu'
خ ش عH:ŞA:
Huşu. Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.
Aynı kökten:Hâşâ Haşi' Huşşa' Haşiîn Huşu' Mütehaşi' Mütehaşşi' Tahaşşu'
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
54. KAMER / 8
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Davetçiye hetaa edenler… kafirler der ki: "Bu asir bir yevmdir."
HéT:A: DA:V K:VL KFR YVM A:SR .mid4518.ss54.as8.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxyevmxx#da:v-dai#||#yvm-yevm#||#kfr-kafir#||#a:sr-asir#||#hét:a:-hetaa#||#k:vl-xxoxx#x#HéT:A:#||#DA:V#||#K:VL#||#KFR#||#YVM#||#A:SR#||#da:v-dai#||#yvm-yevm#||#kfr-kafir#||#a:sr-asir#||#hét:a:-hetaa#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مُّهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
Muhtıîne iled dâi, yekûlul kâfirûne hâzâ yevmun asir(asirun).
Asir
ع س رA:SR
Ağır. Zor. Güç. Müşkül. Düşvâr.
Aynı kökten:Asir müteasir ta'sir Ta'sirât teasür usr usra usret
dai
د ع وDA:V
Davet eden. / Dava Sahibi. Dava adamı. / Sebeb.
Çğl.Duat
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
hetaa
ه ط عHéT:A:
Hızlanmak. Bir noktaya sabit bir şekilde bakarak korkuyla ilerlemek.
Aynı kökten:ahta'a hetaa
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.
54. KAMER / 9
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlardan önce Nuh kavmi kizb etti.
BİZ'e abd olanı kizb ettiler. "Mecnundur" dediler ve zecr edildiler.
KZéB K:BL K:VM NVH KZéB A:BD K:VL CNN ZCR .mid4519.ss54.as9.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#cnn-mecnun#||#a:bd-abd#||#kzéb-kizb#||#zcr-zecr#||#nvh-hz. nuh#||#k:vl-xxoxx#x#KZéB#||#K:BL#||#K:VM#||#NVH#||#KZéB#||#A:BD#||#K:VL#||#CNN#||#ZCR#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#cnn-mecnun#||#a:bd-abd#||#kzéb-kizb#||#zcr-zecr#||#nvh-hz. nuh#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ
Kezzebet kablehum kavmu nûhın fe kezzebu abdenâ ve kâlû mecnûnun vezducir(vezducire).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Mecnun
ج ن نCNN
Deli. Çılgın. / İnsanlara çok hususta uymayan. / Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. / Kendine bilgi öğreten cinin çömezi.
Çğl.Mecanin
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Zecr
Zecre
ز ج رZCR
Menetme, engel olma. Nehyetme. / Zorlama, zorla yaptırma. Zorla önleme. / Sıkma. Kovma. / Eziyet etme. Angarya olarak çalıştırma. / Köpek balığı. / Çağırma. Sürme. / Yasaklamak, uzaklaştırmak. / Men'etmek, engel olmak. / Azarlamak, caydırmak, cesaretini kırmak, itmek, sınırlamak / Ağlayarak, sesle veya kınayarak kontrol etmek / Sınırlamak veya yasaklamak için kaba konuşmak / Çağırmak, bağırmak, sayha.
Çğl.Zücur
Aynı kökten:Mutazaccır Münzecir Müzdecer Müzdecir Tazaccur Zecr Zecre Zücur Zecren Zecrî
Diyanet Meali:
Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
54. KAMER / 10
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, Rabbini davet etti.
"Muhakkak ben mağlub oldum. Artık intisar et!"
DA:V RBB G:LB NS:R .mid4520.ss54.as10.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#da:v-duae#||#rbb-rabb#||#ns:r-intisar#||#g:lb-maglub#x#DA:V#||#RBB#||#G:LB#||#NS:R#||#da:v-duae#||#rbb-rabb#||#ns:r-intisar#||#g:lb-maglub#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ
Fe deâ rabbehû ennî maglûbun fentasır.
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Maglub
Mağlub
غ ل بG:LB
Yenilmiş. Kendisine galib gelinmiş. Yenilen kimse.
Aynı kökten:Agleb Ağlebâ Galba Gulb Galeb Galb Galebe Galebe Çalmak Galib Galiba Galibiyyet Gılab İstiglab Magalıb Maglub Mağlub Maglubiyyet Mugalebe Mugalleb Mütegalibe Mütegallib Mütegallibe Mütegallibîn Tagallüb Tegallüb Tagallübât Tegalüb
İntisar
ن ص رNS:R
Yardım etmek. Hakkını tamamen almak. Öc ve intikam almak.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti.
54. KAMER / 11
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Semanın bablarını, münhemir su ile feth ettik.
FTH BVB SMV MVHé HéMR .mid4521.ss54.as11.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#smv-sema#||#fth-feth#||#mvhé-main#||#bvb-bab#||#hémr-münhemir#x#FTH#||#BVB#||#SMV#||#MVHé#||#HéMR#||#smv-sema#||#fth-feth#||#mvhé-main#||#bvb-bab#||#hémr-münhemir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاء بِمَاء مُّنْهَمِرٍ
Fe fetahnâ ebvâbes semâi bi mâin munhemir(munhemirin).
bab
ب و بBVB
Kapı. Kısım. Bölüm.
Aynı kökten:bab
feth
fetih
ف ت حFTH
Açma, başlama. Zaptetme. Ele geçirme. Zafer. Nusret. Faydalı şeyleri elde etmek için yolları açmak. Muğlak şeyleri açmak.
Çğl.FütuhÇğl.Fütuhât
Aynı kökten:Fâtih Fâtiha feth fetih Fütuh Fütuhât fettah İftah iftitah infitah Meftuh Miftah Mefatih Müfettah Müfettih münfetih Müsteftih Teftih Teftihât
Münhemir
ه م رHéMR
Akıcı, seyyal. Dökülen. Yıkılıp viran olmuş.
Aynı kökten:Hemr Münhemir
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
54. KAMER / 12
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Arzda aynlar fecr ettik.
Su, ikdar olunmuş emir üzre iltika etti.
FCR eRD: A:YN LK:Y MVHé eMR K:DR .mid4522.ss54.as12.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#emr-emir#||#erd:-arz#||#k:dr-ikdar#||#fcr-fecr#||#lk:y-iltika#||#a:yn-ayn#||#mvhé-ma#x#FCR#||#eRD:#||#A:YN#||#LK:Y#||#MVHé#||#eMR#||#K:DR#||#emr-emir#||#erd:-arz#||#k:dr-ikdar#||#fcr-fecr#||#lk:y-iltika#||#a:yn-ayn#||#mvhé-ma#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاء عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
İkdar
ق د رK:DR
Kudret verme, kuvvetleştirme, güç kazandırma. Geçimini sağlama. Birini kayırma.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
İltika
ل ق يLK:Y
Rast gelmek. Buluşmak. Kavuşmak. Kavuşturulmak.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
Diyanet Meali:
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
54. KAMER / 13
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Levhaların ve disarların sahibi üzre ona hamil olduk.
HML LVH DSR .mid4523.ss54.as13.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#hml-haml#||#lvh-levha#||#dsr-disar#x#HML#||#LVH#||#DSR#||#hml-haml#||#lvh-levha#||#dsr-disar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَحَمَلْنَاهُ عَلَى ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ
Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur(dusurin).
Disar
د س رDSR
Kenet, urgan, halat, perçin, mismar.
Çğl.Düsür
Aynı kökten:Disar Düsür
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
Levha
ل و حLVH
Üzerinde yazı veya resim bulunan, duvara asılacak kâğıt. Bir sayfanın üzerindeki kalın yazı.
Çğl.Elvah
Aynı kökten:Levh Levha Elvah Levh-i Mahfuz Levvah
Diyanet Meali:
Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
54. KAMER / 14
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Küfür edilmiş kimse için ceza; aynımız ile cereyan etmektir.
CRY A:YN CZY KVN KFR .mid4524.ss54.as14.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#kvn-kane#||#czy-ceza#||#kfr-xoxox#||#cry-cereyan#||#a:yn-ayn#x#CRY#||#A:YN#||#CZY#||#KVN#||#KFR#||#kvn-kane#||#czy-ceza#||#kfr-xoxox#||#cry-cereyan#||#a:yn-ayn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَاء لِّمَن كَانَ كُفِرَ
Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cereyan
ج ر يCRY
Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürur. Vuku, vaki olma. Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket.
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
54. KAMER / 15
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu bir ayet olarak terk etmiştik. Artık müddekirden var mı?
TRK eYY ZéKR .mid4525.ss54.as15.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#eyy-ayet#||#trk-terk#||#zékr-müddekir#x#TRK#||#eYY#||#ZéKR#||#eyy-ayet#||#trk-terk#||#zékr-müddekir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَد تَّرَكْنَاهَا آيَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Müztekir
Müddekir
ذ ك رZéKR
Öğüt alan. Düşünen. Bunun aslı "Müztekir"dir. "Tâ", "Dal"a çevrilmiş, so a da idgam edilmiş ve böylece "Müddekir" olmuştur.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
54. KAMER / 16
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, azabım ve nezrlerim nasıl oldu?
KYF KVN A:ZéB NZéR .mid4526.ss54.as16.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxx#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#x#KYF#||#KVN#||#A:ZéB#||#NZéR#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
54. KAMER / 17
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ zikir için Kur'an'ı yesir etmiştik. Artık müddekirden var mı?
1nci tekrar.
YSR K:Re ZéKR ZéKR .mid4527.ss54.as17.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#x#YSR#||#K:Re#||#ZéKR#||#ZéKR#||#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Müztekir
Müddekir
ذ ك رZéKR
Öğüt alan. Düşünen. Bunun aslı "Müztekir"dir. "Tâ", "Dal"a çevrilmiş, so a da idgam edilmiş ve böylece "Müddekir" olmuştur.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
54. KAMER / 18
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ad kavmi kizb etti. Azabım ve nezrlerim nasıl oldu?
Hz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5- KZéB A:VD KYF KVN A:ZéB NZéR .mid4528.ss54.as18.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-hud-05xHz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5-x#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:vd-ad kavmi#||#a:zéb-azab#||#kzéb-kizb#||#nzér-nezr#x#KZéB#||#A:VD#||#KYF#||#KVN#||#A:ZéB#||#NZéR#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:vd-ad kavmi#||#a:zéb-azab#||#kzéb-kizb#||#nzér-nezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
54. KAMER / 19
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ onlara, müstemir nahis yevmde sarsar rih irsal ettik.
Hz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5- RSL RVH S:RS:R YVM NHS MRR .mid4529.ss54.as19.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-hud-05xHz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5-xxyevmxx#yvm-yevm#||#rsl-irsal#||#mrr-müstemir#||#rvh-rih#||#s:rs:r-sarsar#||#nhs-nahis#x#RSL#||#RVH#||#S:RS:R#||#YVM#||#NHS#||#MRR#||#yvm-yevm#||#rsl-irsal#||#mrr-müstemir#||#rvh-rih#||#s:rs:r-sarsar#||#nhs-nahis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ
İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nahis
ن ح سNHS
Kıtlık yılı. / Kıtlık. / Yümünsüz, uğursuz. / Dönmekten dolayı genişlemiş olan makara deliği.
Aynı kökten:Enhas Minhas Menahis Nahis Nahs Nuhas
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
sarsar
ص ر ص رS:RS:R
Gürültü ile gelen pek soğuk rüzgâr, yel. Kasırga. Ağustos böceği.
Çğl.Sarasır
Aynı kökten:sarsar Sarasır sarsara
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
54. KAMER / 20
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Munkar hurma ağaçlarının aczi gibi, nası nez ediyordu.
Hz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5- NZA: NVS A:CZ NH:L K:A:R .mid4530.ss54.as20.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-hud-05xHz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5-x#nvs-nas#||#nza:-nez#||#a:cz-acz#||#nh:l-nahl#||#k:a:r-munkar#x#NZA:#||#NVS#||#A:CZ#||#NH:L#||#K:A:R#||#nvs-nas#||#nza:-nez#||#a:cz-acz#||#nh:l-nahl#||#k:a:r-munkar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَنزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ
Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).
acz
acziyet
ع ج زA:CZ
Beceriksizlik. İktidarsızlık. Kuvvetsizlik. Güçsüzlük. Yapamamak. Zarardan korunmak gücünün olmaması. Aciz kalmak. Bir şeyin geri tarafı. Atıl kalan.
Aynı kökten:Âciz aceze Âciziyyet acz acziyet İ'caz Ma'cez Mu'ciz Mu'cize Mu'cizat Ta'ciz Ta'cizât
munkar
ق ع رK:A:R
kökleri tarafından parçalanan, kökünden sökülen, kökünden sökülen ve kutsal kılınan.
Aynı kökten:İnkara Ka'r munkar takara
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Nez'
ن ز عNZA:
Çekip koparan. Şiddet ve acı ile can vermek. Çekip koparmak, ayırmak. Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak. Saymak. Kaldırmak, yok etmek.
Çğl.Naziat
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
Diyanet Meali:
İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
54. KAMER / 21
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık azabım ve nezrlerim nasıl oldu?
Hz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5- KYF KVN A:ZéB NZéR .mid4531.ss54.as21.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-hud-05xHz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5-x#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#x#KYF#||#KVN#||#A:ZéB#||#NZéR#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
54. KAMER / 22
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ zikir için Kur'an'ı yesir etmiştik. Artık müddekirden var mı?
2nci tekrar.
Hz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5- YSR K:Re ZéKR ZéKR .mid4532.ss54.as22.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-hud-05xHz. Hud ve Ad Kavmi Kıssası -5-xxkuranxxxxkitabxxx#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#x#YSR#||#K:Re#||#ZéKR#||#ZéKR#||#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Müztekir
Müddekir
ذ ك رZéKR
Öğüt alan. Düşünen. Bunun aslı "Müztekir"dir. "Tâ", "Dal"a çevrilmiş, so a da idgam edilmiş ve böylece "Müddekir" olmuştur.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
54. KAMER / 23
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Semud nezrlere kizb ettirdi.
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası KZéB SéMD NZéR .mid4533.ss54.as23.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#kzéb-kizb#||#nzér-nezr#||#sémd-semud kavmi#x#KZéB#||#SéMD#||#NZéR#||#kzéb-kizb#||#nzér-nezr#||#sémd-semud kavmi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ
Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri).
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Diyanet Meali:
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”
54. KAMER / 24
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
"Bizden vahid beşere mi... ona mı tâbi olacağız?
O zaman muhakkak biz dalalette ve saur oluruz." dediler.
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası K:VL BŞR VHD TBA: D:LL SA:R .mid4534.ss54.as24.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#tba:-tabi#||#vhd-vahid#||#d:ll-dalalet#||#sa:r-saur#||#bşr-beşer#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BŞR#||#VHD#||#TBA:#||#D:LL#||#SA:R#||#tba:-tabi#||#vhd-vahid#||#d:ll-dalalet#||#sa:r-saur#||#bşr-beşer#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَقَالُوا أَبَشَرًا مِّنَّا وَاحِدًا نَّتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَّفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ
Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin).
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Saur
س ع رSA:R
Ocak. Fırın.
Aynı kökten:Mütese'ir Sa'r Saur se'ir
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
54. KAMER / 25
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
"Zikir, aramızdan ona mı mülaki oldu?
Bilakis!
O eşir kezzabtır."
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası LK:Y ZéKR BYN KZéB eŞR .mid4535.ss54.as25.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#byn-beyn#||#zékr-zikir#||#lk:y-mülaki#||#kzéb-kezzab#||#eşr-eşir#x#LK:Y#||#ZéKR#||#BYN#||#KZéB#||#eŞR#||#byn-beyn#||#zékr-zikir#||#lk:y-mülaki#||#kzéb-kezzab#||#eşr-eşir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَؤُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِن بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Eşir
ا ش رeŞR
Pek sevinçli, çok mesrur. /Kibirli, mütekebbir kimse. / kesmek / keskinleştirmek / test etmek için. kendini beğenmiş, küstah, yüzü kızarık.
Aynı kökten:Eşir
kezzab
ك ذ بKZéB
Yalancı. Çok yalan söyleyen.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
“Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
54. KAMER / 26
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Eşir kezzabın kim olduğundan gaden alim olacaklar!
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası A:LM G:DV KZéB eŞR .mid4536.ss54.as26.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#a:lm-alim#||#kzéb-kezzab#||#g:dv-gaden#||#eşr-eşir#x#A:LM#||#G:DV#||#KZéB#||#eŞR#||#a:lm-alim#||#kzéb-kezzab#||#g:dv-gaden#||#eşr-eşir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ الْكَذَّابُ الْأَشِرُ
Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Eşir
ا ش رeŞR
Pek sevinçli, çok mesrur. /Kibirli, mütekebbir kimse. / kesmek / keskinleştirmek / test etmek için. kendini beğenmiş, küstah, yüzü kızarık.
Aynı kökten:Eşir
Gad
غ د وG:DV
Yarın. Ertesi gün.
Çğl.GadâÇğl.Gaden
Aynı kökten:Gad Gadâ Gaden Gada Gadat Gudüvv Gudve Gudevât Sabaha gad
kezzab
ك ذ بKZéB
Yalancı. Çok yalan söyleyen.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Diyanet Meali:
Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!
54. KAMER / 27
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 528
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak dişi deveyi onlara fitne olarak irsal eden BİZ'iz. Artık onlara irtikab et ve sabır et.
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası RSL NVK: FTN RK:B S:BR .mid4537.ss54.as27.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf528.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#s:br-sabr#||#rsl-irsal#||#ftn-fitne#||#rk:b-irtikab#||#nvk:-naka#x#RSL#||#NVK:#||#FTN#||#RK:B#||#S:BR#||#s:br-sabr#||#rsl-irsal#||#ftn-fitne#||#rk:b-irtikab#||#nvk:-naka#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا مُرْسِلُو النَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْ
İnnâ mursilûn nâkati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Nâka
ن و قNVK:
Dişi deve. Bir yıldızın ismi. Sivilce. ? eti yağdan temizlemek, bir deve eğitmek, sıraya koymak, dikkatlice yapmak. gayret, beceri, titizlik, rafine, en iyi, bir dağın tepesi, büyük ve uzun bir dağ. deve, çünkü Araplara göre en iyi şeydir.
Çğl.Nuk
Aynı kökten:Nâka Nuk Nekâ'
İrtikab
ر ق بRK:B
Bekleme, gözleme. Ümit etme, umma.
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Diyanet Meali:
(Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret.”
54. KAMER / 28
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Suyun onların arasında kısmetlendirildiğini onlara haber ver. Bütün şürb ediciler muhtazar olsun.
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası NBe MVHé K:SM BYN KLL ŞRB HD:R .mid4538.ss54.as28.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#kll-külli#||#hd:r-muhtazar#||#byn-beyn#||#nbe-nebe#||#k:sm-kısmet#||#şrb-şürb#||#mvhé-ma#x#NBe#||#MVHé#||#K:SM#||#BYN#||#KLL#||#ŞRB#||#HD:R#||#kll-külli#||#hd:r-muhtazar#||#byn-beyn#||#nbe-nebe#||#k:sm-kısmet#||#şrb-şürb#||#mvhé-ma#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ الْمَاء قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
Ve nebbi’hum ennel mâe kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar(muhtedarun).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Muhtazar
ح ض رHD:R
Hazırlanmış. Ölüme hazır.
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
Kısmet
ق س مK:SM
Bölmek ve ayırmak. Bahşetmek. Taksim etmek. Düşecek olan payın taksim edilmeden önceki adı. Fık: Hisse-i şâyiayı, yani, taksim olunmamış maldaki hisseleri sahiplerine tahsis etmektir.
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
“Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”
54. KAMER / 29
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onun sahibine nida ettiler. Ardından ata ederek onu akar etti.
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası NDV S:HB A:T:V A:K:R .mid4539.ss54.as29.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#s:hb-sahib#||#ndv-nida#||#a:k:r-akar#||#a:t:v-ata#x#NDV#||#S:HB#||#A:T:V#||#A:K:R#||#s:hb-sahib#||#ndv-nida#||#a:k:r-akar#||#a:t:v-ata#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَى فَعَقَرَ
Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare).
Akar
ع ق رA:K:R
Köşk, yüksek bina. Bâbil vilayetinde bir yer adı. Dehşetli olmak. Yaralamak. Boğazlamak, boğazını kesmek. Korku ve dehşetten kişinin ayakları titreyip dövüşememesi.
Aynı kökten:Akar A'kar Akaret Âkır Âkıre Ukr Ukre
Ata
İtyan
ع ط وA:T:V
Delil getirmek. Gelmek. Vermek. Vüsul, vasıl. Vârid olmak. Zikir ve isbat ve takrir eylemek.
Aynı kökten:Ata İtyan
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
54. KAMER / 30
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, azabım ve nezrlerim nasıl oldu?
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası KYF KVN A:ZéB NZéR .mid4540.ss54.as30.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#x#KYF#||#KVN#||#A:ZéB#||#NZéR#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!
54. KAMER / 31
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak onlara vahid sayha irsal ettik.
Ardından, muhtezir heşim gibi oldular.
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası RSL S:YH VHD KVN HéŞM HZ:R .mid4541.ss54.as31.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-salih-semud-06xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssasıx#vhd-vahid#||#s:yh-sayha#||#rsl-irsal#||#héşm-heşim#||#hz:r-muhtezir#||#kvn-xxoxx#x#RSL#||#S:YH#||#VHD#||#KVN#||#HéŞM#||#HZ:R#||#vhd-vahid#||#s:yh-sayha#||#rsl-irsal#||#héşm-heşim#||#hz:r-muhtezir#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ
İnnâ erselnâ aleyhim sayhaten vâhıdeten fe kânû ke heşîmil muhtezir(muhteziri).
Muhtezir
Muhteriz
ح ظ رHZ:R
Sakınan, çekinen, korkan.
Aynı kökten:Hazîre Hazair Hazr Mahzur Mahazir Mahzurat Mahzure Mahzurât Muhtezir Muhteriz Tahzir Tahzirât xoxox
Heşîm
ه ش مHéŞM
Ufalanmak. Kırılmış, ufalanmış olmak. Kırılmış, ufalanmış kuru ot.
Aynı kökten:Heşîm Heşm Hişam Heşş Teheşşüm Tehşim
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.
54. KAMER / 32
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ zikir için Kur'an'ı yesir etmiştik. Artık müddekirden var mı?
3ncü tekrar.
YSR K:Re ZéKR ZéKR .mid4542.ss54.as32.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#x#YSR#||#K:Re#||#ZéKR#||#ZéKR#||#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Müztekir
Müddekir
ذ ك رZéKR
Öğüt alan. Düşünen. Bunun aslı "Müztekir"dir. "Tâ", "Dal"a çevrilmiş, so a da idgam edilmiş ve böylece "Müddekir" olmuştur.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
54. KAMER / 33
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Lut kavmi inzar edilenleri kizb etti.
Hz. Lut Kıssası KZéB K:VM LVT: NZéR .mid4543.ss54.as33.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#k:vm-kavim#||#kzéb-kizb#||#nzér-nezr#||#lvt:-hz. lut#x#KZéB#||#K:VM#||#LVT:#||#NZéR#||#k:vm-kavim#||#kzéb-kizb#||#nzér-nezr#||#lvt:-hz. lut#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
Kezzebet kavmu lûtın bin nuzur(nuzuri).
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.
54. KAMER / 34
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak Lut'un ailesi hariç onlara hasıb irsal ettik. Onlara seher vaktinde necat ettik …
Hz. Lut Kıssası RSL HS:B eVL LVT: NCV SHR .mid4544.ss54.as34.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#evl-ali#||#ncv-necat#||#rsl-irsal#||#shr-seher#||#hs:b-hasıb#||#lvt:-hz. lut#x#RSL#||#HS:B#||#eVL#||#LVT:#||#NCV#||#SHR#||#evl-ali#||#ncv-necat#||#rsl-irsal#||#shr-seher#||#hs:b-hasıb#||#lvt:-hz. lut#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ نَّجَّيْنَاهُم بِسَحَرٍ
İnnâ erselnâ aleyhim hâsiben illâ âle lût(lûtin), necceynâhum bi sehar(seharin).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
seher
س ح رSHR
Gecenin son 1/6 lık kısmı. Tan. Sabah olmağa başladığı vakit. Geceleri uyumayıp uyanık durma hastalığı.
Çğl.Eshar
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
54. KAMER / 35
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
… indimizden bir nimet olarak.
Şükür edeni böyle cezalandırırız.
Hz. Lut Kıssası NA:M A:ND CZY ŞKR .mid4545.ss54.as35.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#şkr-şükür#||#czy-ceza#||#a:nd-ind#||#na:m-nimet#x#NA:M#||#A:ND#||#CZY#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#czy-ceza#||#a:nd-ind#||#na:m-nimet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
نِعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَلِكَ نَجْزِي مَن شَكَرَ
Ni’meten min indina, kezâlike neczî men şeker(şekere).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
54. KAMER / 36
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Batş edeceğimize, onları nezr etmişti. Onlar nezrlere imtira ettiler.
Hz. Lut Kıssası NZéR BT:Ş MRY NZéR .mid4546.ss54.as36.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#bt:ş-batş#||#nzér-nezr#||#mry-imtira#x#NZéR#||#BT:Ş#||#MRY#||#NZéR#||#bt:ş-batş#||#nzér-nezr#||#mry-imtira#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
Ve lekad enzerehum batşetenâ fe temârev bin nuzur(nuzuri).
batş
ب ط شBT:Ş
Şiddetli ve çok kaba şekilde tutmak. Şiddetle tutup kapma. Kuvvet. Şiddet. Hastalık geçtikten sonraki zayıflık.
Aynı kökten:batiş batş
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
54. KAMER / 37
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Misafirlerini irade etmişlerdi. Ardından onların aynlarını tams ettik. Artık, nezrlerimi ve azabımı tadın!
Hz. Lut Kıssası RVD D:YF T:MS A:YN ZéVK: A:ZéB NZéR .mid4547.ss54.as37.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#rvd-irade#||#zévk:-zaika#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#||#a:yn-ayn#||#t:ms-tams#||#d:yf-zayf#x#RVD#||#D:YF#||#T:MS#||#A:YN#||#ZéVK:#||#A:ZéB#||#NZéR#||#rvd-irade#||#zévk:-zaika#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#||#a:yn-ayn#||#t:ms-tams#||#d:yf-zayf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَا أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ
Ve lekad râvedûhu an dayfihî fe tamesnâ a’yunehum fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Zayf
ض ي فD:YF
Misafir. Geçici olarak duran. Gelip geçen.
Çğl.ZifanÇğl.ZuyufÇğl.Ezyaf
Aynı kökten:Muzaf Mazufe Muzafat Tazayyüf Zayf Zifan Zuyuf Ezyaf Müzeyyif Tezyif
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
Tams
ط م سT:MS
Yok etme, belirsiz kılma. Eskimek. Mahvolmak.
Aynı kökten:Tams Tumus
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
54. KAMER / 38
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlara, bükre vaktinde, müstakırr azab ediliverdi.
Hz. Lut Kıssası S:BH BKR A:ZéB K:RR .mid4548.ss54.as38.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#a:zéb-azab#||#bkr-bükre#||#s:bh-ısbah#||#k:rr-müstakırr#x#S:BH#||#BKR#||#A:ZéB#||#K:RR#||#a:zéb-azab#||#bkr-bükre#||#s:bh-ısbah#||#k:rr-müstakırr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
Ve lekad sabbehahum bukreten azâbun mustekırr(mustekırrun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Bükre
ب ك رBKR
Erken. Sabah vakti.
Aynı kökten:Bekâr Bekâret Bekûrî Bekûriyyet Bikr Bâkir Bâkire Ebkâr Bekrî Bukre Bükre İbkar Mübakere Bakûre Bekre Bukkarî Ebkâr-ı Efkâr Tebakkur Tebkir
müstakırr
ق ر رK:RR
İstikrar bulmuş, yerleşmiş, sabit.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Diyanet Meali:
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
54. KAMER / 39
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, azabımı nezrlerimi tadın!
Hz. Lut Kıssası ZéVK: A:ZéB NZéR .mid4549.ss54.as39.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkissa-lut-7xHz. Lut Kıssasıx#zévk:-zaika#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#x#ZéVK:#||#A:ZéB#||#NZéR#||#zévk:-zaika#||#a:zéb-azab#||#nzér-nezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ
Fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
“Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
54. KAMER / 40
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ zikir için Kur'an'ı yesir etmiştik. Artık müddekirden var mı?
4ncü tekrar.
YSR K:Re ZéKR ZéKR .mid4550.ss54.as40.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxkuranxxxxkitabxxx#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#x#YSR#||#K:Re#||#ZéKR#||#ZéKR#||#zékr-müddekir#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Müztekir
Müddekir
ذ ك رZéKR
Öğüt alan. Düşünen. Bunun aslı "Müztekir"dir. "Tâ", "Dal"a çevrilmiş, so a da idgam edilmiş ve böylece "Müddekir" olmuştur.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
54. KAMER / 41
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Firavun ailesine nezrler gelmişti.
CYe eVL NZéR .mid4551.ss54.as41.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxx#evl-ali#||#nzér-nezr#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#eVL#||#NZéR#||#evl-ali#||#nzér-nezr#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ جَاء آلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُ
Ve lekad câe âle fir’avnen nuzur(nuzuru).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Andolsun, Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
54. KAMER / 42
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Ayetlerimizin hepsini kizb ettiler. Ardından, onları muktedir aziz ahz ile ahz ettik.
KZéB eYY KLL eH:Zé eH:Zé A:ZZ K:DR .mid4552.ss54.as42.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxx#kll-külli#||#eyy-ayet#||#k:dr-muktedir#||#a:zz-aziz#||#kzéb-kizb#||#eh:zé-ahz#x#KZéB#||#eYY#||#KLL#||#eH:Zé#||#eH:Zé#||#A:ZZ#||#K:DR#||#kll-külli#||#eyy-ayet#||#k:dr-muktedir#||#a:zz-aziz#||#kzéb-kizb#||#eh:zé-ahz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَاهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ
Kezzebû bi âyâtinâ kullihâ fe ehaznâhum ahze azîzin muktedir(muktedirin).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
muktedir
ق د رK:DR
Güçlü, kuvvetli, becerikli. İşe gücü yeten. İktidarlı. El Muktedir : Kudretinin hazıroluşu. Bir şeyi becerdikten sonra, becerdiği haliyle kudretinin hazır oluşu, muktedir demek oluyor.
Çğl.Muktedirîn
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Diyanet Meali:
Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
54. KAMER / 43
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sizin kafirleriniz onlardan hayrlı mı!
Yoksa zebrlerde sizin için bir beraat mı var!
KFR H:YR BRe ZBR .mid4553.ss54.as43.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxxkitabxxx#h:yr-hayr#||#kfr-küffar#||#zbr-zebr#||#bre-beraat#x#KFR#||#H:YR#||#BRe#||#ZBR#||#h:yr-hayr#||#kfr-küffar#||#zbr-zebr#||#bre-beraat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُوْلَئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَاءةٌ فِي الزُّبُرِ
E kuffârukum hayrun min ulâikum em lekum berâetun fîz zubur(zuburi).
Berâat
ب ر اBRe
Haşmet, metanet. İlim ve şecaatta, güzel vasıflarda emsâlinden üstünlük. Hüsn ve cemâlde tam olmak, emsâlinden üstün olmak.
Aynı kökten:Bari Barii Baria Ber' Berâ Beraa Beria Berâat Berâet Berî Beria Beriyye İbrâ İ'tibarî Müberra Müteberri Teberra Teberri
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Zebr
Zebur
ز ب رZBR
(Zibr) Kitab. Cüz. Kitap yaprağı. Mektub. / Söz. Yazı. Akıl, zekâ. / Yazı yazma. / Kuvvetli, sağlam, şiddetli adam. / Men'eylemek. / Hz.Davud'a vahiy ile gelen mukaddes kitabın adı.
Çğl.ZibarÇğl.ZüburÇğl.Zübür
Aynı kökten:İzbar Tezbir Tezbirât Zebir Zebr Zebur Zibar Zübur Zübür
Diyanet Meali:
(Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
54. KAMER / 44
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa, "Biz cemian intisar ederiz" mi diyorlar!?
K:VL CMA: NS:R .mid4554.ss54.as44.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxx#cma:-cemian#||#ns:r-intisar#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#CMA:#||#NS:R#||#cma:-cemian#||#ns:r-intisar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ
Em yekûlûne nahnu cemîun muntesir(muntesirun).
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
İntisar
ن ص رNS:R
Yardım etmek. Hakkını tamamen almak. Öc ve intikam almak.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
Diyanet Meali:
Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
54. KAMER / 45
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Cemaat halinde hezm olacaklar ve dübürlerine tevella edecekler.
HéZM CMA: VLY DBR .mid4555.ss54.as45.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxx#cma:-cemaat#||#dbr-dübür#||#vly-tevella#||#hézm-hezm#x#HéZM#||#CMA:#||#VLY#||#DBR#||#cma:-cemaat#||#dbr-dübür#||#vly-tevella#||#hézm-hezm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ
Se yuhzemul cem’u ve yuvellûned dubur(dubura).
cemaat
ج م عCMA:
Toplananlar, topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Dübr
Dübür
د ب رDBR
Kıç, mak'ad, süfre. Bir işin nihayeti, sonu, akıbeti. Bir şeyin arkası, gerisi. Ard ve arka taraf.
Çğl.Edbar
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
Hezm
ه ز مHéZM
Bozma, mağlub etme, hezimete uğratma. / Sıkıştırma, sıkma, bir şeyi sıkıp ezme.
Aynı kökten:Hezîm Hezîmet Hezm Hezme Münhezim Münhezimin
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
54. KAMER / 46
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Bilakis!
Saat meviddir. Saat, korkunç ve emerdir.
SVA: VA:D SVA: DHéY MRR .mid4556.ss54.as46.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxsaatxx#sva:-saat#||#va:d-mevid#||#mrr-emerr#||#dhéy-xoxox#x#SVA:#||#VA:D#||#SVA:#||#DHéY#||#MRR#||#sva:-saat#||#va:d-mevid#||#mrr-emerr#||#dhéy-xoxox#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ
Belis sâatu mev’ıduhum ves sâ’atu edhâ ve emerr(emerru).
xoxox
د ه يDHéY
Geçmek, / insanı her yönden saran felakete sahip olmak, / hayret etmek, / yaralı bir şekilde etkilenmek
Aynı kökten:Dahi Deha Dehy xoxox
Emerr
م ر رMRR
Pek acı.
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
Saat
Sı'va'
س و عSVA:
Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman. Kıyâmet.
Çğl.Saat
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
Mev'id
و ع دVA:D
Va'din yerine getirildiği yer. Vaad etmek. Vaad. Söz vermek.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
54. KAMER / 47
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak mücrimler, dalalet ve saur içindedir.
Ahiret CRM D:LL SA:R .mid4557.ss54.as47.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxAhiretx#d:ll-dalalet#||#sa:r-saur#||#crm-mücrim#x#CRM#||#D:LL#||#SA:R#||#d:ll-dalalet#||#sa:r-saur#||#crm-mücrim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ
İnnel mucrimîne fî dalâlin ve suur(suurin).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Saur
س ع رSA:R
Ocak. Fırın.
Aynı kökten:Mütese'ir Sa'r Saur se'ir
Diyanet Meali:
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
54. KAMER / 48
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde narın içinde vechleri üzre sehb olurlar.
Sekarın mess etmesini tadın!
YVM SHB NVR VCHé ZéVK: MSS .mid4558.ss54.as48.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxxxyevmxcehennemxx#zévk:-zaika#||#yvm-yevm#||#mss-mess#||#vché-vücuh#||#nvr-nar#||#sk:r-sekar#||#shb-sehb#x#YVM#||#SHB#||#NVR#||#VCHé#||#ZéVK:#||#MSS#||#zévk:-zaika#||#yvm-yevm#||#mss-mess#||#vché-vücuh#||#nvr-nar#||#sk:r-sekar#||#shb-sehb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ
Yevme yushabûne fîn nâri alâ vucûhihim, zûkû messe sekar(sekare).
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sehb
س ح بSHB
Çekmek. Cezb etmek. Etki altına almak. Şiddetle yemek ve içmek.
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
Sekar
sk:r
Yakıcı ateş.
Aynı kökten:Sekar
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zaika
ذ و قZéVK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek.
54. KAMER / 49
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 529
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, herşeyi kaderi ile halk ettik.
Doğa/Yaşam KLL ŞYe H:LK: K:DR .mid4559.ss54.as49.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xx*1xDoğa/Yaşamxxalakxx#şye-şey#||#kll-külli#||#h:lk:-halk#||#k:dr-kader#x#KLL#||#ŞYe#||#H:LK:#||#K:DR#||#şye-şey#||#kll-külli#||#h:lk:-halk#||#k:dr-kader#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader(kaderin).
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
54. KAMER / 50
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 530
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
BİZ'im emrimiz, sadece, göz açıp kapamak gibi vahid olandır.
eMR VHD LMH BS:R .mid4560.ss54.as50.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxx#emr-emir#||#vhd-vahid#||#lmh-Lemh-i Basar#x#eMR#||#VHD#||#LMH#||#BS:R#||#emr-emir#||#vhd-vahid#||#lmh-Lemh-i Basar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ
Ve mâ emrunâ illâ vâhıdetun ke lemhın bil basar(basari).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Lemh-i Basar
Lemhat-ül basar
ل م حLMH
Çok az bir zaman. / Göz açıp kapayana kadar zaman. / Göz atma. Bakma. Çabuk bir bakış.
Aynı kökten:İltimah Lâmih Lâmiha Lemh Lemha Lemh-i Basar Lemhat-ül basar
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Diyanet Meali:
Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
54. KAMER / 51
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 530
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sizin şialarınızı helak etmiştik. Artık müddekirden var mı?
HéLK ŞYA: ZéKR .mid4561.ss54.as51.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxx#şya:-şia#||#zékr-müddekir#||#hélk-helak#x#HéLK#||#ŞYA:#||#ZéKR#||#şya:-şia#||#zékr-müddekir#||#hélk-helak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Ve lekad ehleknâ eşyâakum fe hel min muddekir(muddekirin).
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Müztekir
Müddekir
ذ ك رZéKR
Öğüt alan. Düşünen. Bunun aslı "Müztekir"dir. "Tâ", "Dal"a çevrilmiş, so a da idgam edilmiş ve böylece "Müddekir" olmuştur.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Şia
ش ي عŞYA:
Birisine taraftar olmak, ardına düşmek. Bölük, bölüm, kısım, nevi, tabaka, cins, çeşit. Bölünmek. Cemaat, cemiyet, topluluk. Yardımcı. Alevilik, Şiilik. ?yaymak, çoğaltmak
Çğl.Eşyâ'
Aynı kökten:Şia Eşyâ' Şiî Teşeyyu' Veşia
Diyanet Meali:
Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?
54. KAMER / 52
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 530
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların fiil ettikleri herşey zebrlerdedir.
KLL ŞYe FA:L ZBR .mid4562.ss54.as52.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxxxxkitabxxx#şye-şey#||#kll-külli#||#zbr-zebr#||#fa:l-xxoxx#x#KLL#||#ŞYe#||#FA:L#||#ZBR#||#şye-şey#||#kll-külli#||#zbr-zebr#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ
Ve kullu şey’in fe alûhu fîz zubur(zuburi).
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Zebr
Zebur
ز ب رZBR
(Zibr) Kitab. Cüz. Kitap yaprağı. Mektub. / Söz. Yazı. Akıl, zekâ. / Yazı yazma. / Kuvvetli, sağlam, şiddetli adam. / Men'eylemek. / Hz.Davud'a vahiy ile gelen mukaddes kitabın adı.
Çğl.ZibarÇğl.ZüburÇğl.Zübür
Aynı kökten:İzbar Tezbir Tezbirât Zebir Zebr Zebur Zibar Zübur Zübür
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.
54. KAMER / 53
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 530
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Bütün sagir ve kebir şeyler satır edilmiştir.
KLL S:G:R KBR ST:R .mid4563.ss54.as53.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxx#kll-külli#||#kbr-kebir#||#st:r-satır#||#s:g:r-sagir#x#KLL#||#S:G:R#||#KBR#||#ST:R#||#kll-külli#||#kbr-kebir#||#st:r-satır#||#s:g:r-sagir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَطَرٌ
Ve kullu sagîrin ve kebîrin mustetar(mustetarun).
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Sagir
Sagar
ص غ رS:G:R
Küçük, ufak. Büluğa ermemiş çocuk. / Şeref ve itibar bakımından küçük olan. / Zelil edilmiş, alçaltılmış. / Küçük olmak. Zelillik, alçaklık, âdilik. / Küçük günah.
Dşl.SagireÇğl.Sagair
Aynı kökten:Asgar Asagir Isgar İstisgar Musaggar Musaggara Müstasgir Sagir Sagar Sagire Sagair Tasgir Tasgirât
Satr
Satır
س ط رST:R
Satır. Yazı sırası.
Çğl.SuturÇğl.AstarÇğl.Estar
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
Diyanet Meali:
Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.
54. KAMER / 54
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 530
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak muttakiler, cennetlerde ve nehirdedirler.
VK:Y CNN NHéR .mid4564.ss54.as54.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxxxcennetxx#nhér-nehir#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#x#VK:Y#||#CNN#||#NHéR#||#nhér-nehir#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍ
İnnel muttekîne fî cennâtin ve neher(neherin).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Nehr
nehir
ن ه رNHéR
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.
54. KAMER / 55
Surede Toplam Ayet: 55
Kitap Sırası: 54
Nüzul Sırası: 37
Sayfa: 530
Cüz: 27
Nüzul Yeri: MEKKE
Sıdk makadda, muktedir melikin indindedirler.
Ahiret K:A:D S:DK: A:ND MLK K:DR .mid4565.ss54.as55.saKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxAhiretx#a:nd-ind#||#mlk-melik#||#k:dr-muktedir#||#s:dk:-sıdk#||#k:a:d-makad#x#K:A:D#||#S:DK:#||#A:ND#||#MLK#||#K:DR#||#a:nd-ind#||#mlk-melik#||#k:dr-muktedir#||#s:dk:-sıdk#||#k:a:d-makad#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍ
Fî mak’adi sıdkın inde melîkin muktedir(muktedirin).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Mak'ad
ق ع دK:A:D
Oturulacak yer. Minder. Oturulduğunda bedene temel olan âzâ. Kıç.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
muktedir
ق د رK:DR
Güçlü, kuvvetli, becerikli. İşe gücü yeten. İktidarlı. El Muktedir : Kudretinin hazıroluşu. Bir şeyi becerdikten sonra, becerdiği haliyle kudretinin hazır oluşu, muktedir demek oluyor.
Çğl.Muktedirîn
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
melik
م ل كMLK
Mülk ve melekut sâhibi. Padişah. Mutasarrıf. El Melik : ALLAH'ın bütün varlığı, melekiyetiyle birlikte.
Dşl.melikeÇğl.Mülûk
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
sıdk
ص د قS:DK:
Doğru söz. Hakikata muvâfık olan. Bir şeyin her hususu tam ve kâmil olması. Ahdinde sâbit olmak. Peygamberlere mahsus en mühim beş hasletten birisi. Kalb temizliği.
Çğl.Asdak
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.