DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
KALEM SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4871.ss68.as.saKALEM.ns2.ny.cs29.syf563.sure.68.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
68. KALEM / 1
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Nun.
Yemin olsun, kalem ve istar ettiklerine!
Yemin K:LM ST:R .mid4872.ss68.as1.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxYeminx#k:lm-kalem#||#st:r-istar#x#K:LM#||#ST:R#||#k:lm-kalem#||#st:r-istar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Nûn vel kalemi ve mâ yesturûn(yesturûne).
Kalem
ق ل مK:LM
Kamış. Yazı için ucu inceltilen bir nevi ince ve sert kamış. Yazı yazmak için kullanılan her türlü âlet. İfâde. Üslub. Mâden, taş ve tahta üzerinde oymak için ucu sivri çelik âlet. İnce boya, fırçası. Yazı enva'ı. Resim. Nakış. Resmi dâirelerde kâtiplerin çalıştıkları oda. Ağacı aşılamak için kullanılan ucu kalem gibi yontulmuş ince çöp. Çiçek ve sâir hastalıklara karşı kullanılan aşıyı hâvi ufak şişe. Ok.
Çğl.Aklâm
Aynı kökten:İklim Akalim Ekalim Kalem Aklâm Mıklem mıkleme Mekâlim Taklim
İstar
س ط رST:R
Yazı yazma.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
Diyanet Meali:
Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
68. KALEM / 2
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbinin nimeti ile sen mecnun değilsin.
NA:M RBB CNN .mid4873.ss68.as2.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx#rbb-rabb#||#cnn-mecnun#||#na:m-nimet#x#NA:M#||#RBB#||#CNN#||#rbb-rabb#||#cnn-mecnun#||#na:m-nimet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
Mâ ente bi ni’meti rabbike bi mecnûn(mecnûnin).
Mecnun
ج ن نCNN
Deli. Çılgın. / İnsanlara çok hususta uymayan. / Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. / Kendine bilgi öğreten cinin çömezi.
Çğl.Mecanin
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
68. KALEM / 3
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak senin için elbette gayrı memnun ecir vardır.
eCR G:YR MNN .mid4874.ss68.as3.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx#g:yr-gayr#||#ecr-ecir#||#mnn-memnun#x#eCR#||#G:YR#||#MNN#||#g:yr-gayr#||#ecr-ecir#||#mnn-memnun#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ
Ve inne leke le ecren gayre memnûn(memnûnin).
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Memnun
م ن نMNN
Hoşnud. Razı. Minnet altında bulunan. İyiliğe nâil kılınmış. Çok muteber olan şey. Çok beğenilen. Ölçülü ve hesaplı olan. Kesilmiş.
Aynı kökten:İmtinan İstimnan Memnun Memnunen Memnuniyyet Menn menne Mennan Mennane Menun Minnet Temenna
Diyanet Meali:
Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.
68. KALEM / 4
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak azim halk edilmek üzerinesin.
H:LK: A:Z:M .mid4875.ss68.as4.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx#h:lk:-hulk#||#a:z:m-azim#x#H:LK:#||#A:Z:M#||#h:lk:-hulk#||#a:z:m-azim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Ve inneke le alâ hulukın azîm(azîmin).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
Hulk
خ ل قH:LK:
Huy. Ahlak. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhi ve zihni haller.
Çğl.Ahlak
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Diyanet Meali:
Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
68. KALEM / 5-6-7
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık sen basar edeceksin... onlar da basar edecekler... hanginizmiş meftun?
Muhakkak ki Rabbin... O, kimin kendi sebilinden dall olduğuna alimdir… ve O, mühtedilere alimdir.
BS:R BS:R FTN RBB A:LM D:LL SBL A:LM HéDY .mid4876.ss68.as5.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx.ss68.as6.ss68.as7.x#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#bs:r-basar#||#ftn-meftun#||#d:ll-dall#||#hédy-mühtedi#x#BS:R#||#BS:R#||#FTN#||#RBB#||#A:LM#||#D:LL#||#SBL#||#A:LM#||#HéDY#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#bs:r-basar#||#ftn-meftun#||#d:ll-dall#||#hédy-mühtedi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ * بِأَييِّكُمُ الْمَفْتُونُ * إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ
Fe se tubsıru ve yubsırûn(yubsırûne). * Bi eyyikumul meftûn(meftûnu). * İnne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Dall
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolan. Kur'ân ve imân yolundan sapan. Sapkın. Şaşkın. Azan. Azıcı, azdırıcı. Dalalette olan.
Çğl.DallînÇğl.Dâllûn
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
meftun
ف ت نFTN
Fitne ve belaya tutulmuş olan. Aşık. Mecnun.
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Mühtedî
ه د يHéDY
Hidayete ermiş olan. Doğru yolu seçen. Hak dinine girmiş olan.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
68. KALEM / 8
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, mükezziblere itaat etme.
T:VA: KZéB .mid4877.ss68.as8.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx#t:va:-itaat#||#kzéb-mükezzib#x#T:VA:#||#KZéB#||#t:va:-itaat#||#kzéb-mükezzib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ
Fe lâ tutııl mukezzibîn(mukezzibîne).
Mükezzib
ك ذ بKZéB
Tekzib eden. Yalanlayan, yalan çıkaran.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Diyanet Meali:
O hâlde yalanlayanlara boyun eğme.
68. KALEM / 9
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Şayet sen dehn vedd etsen, ardından onlar da dehn olur.
VDD DHéN DHéN .mid4878.ss68.as9.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx#vdd-vedd#||#dhén-dehn#x#VDD#||#DHéN#||#DHéN#||#vdd-vedd#||#dhén-dehn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
Veddû lev tudhinu fe yudhinûn(yudhinûne).
Dehn
د ه نDHéN
Değnekle vurmak. / Yağmurun, yeri ıslatması. / Bir şeyi yağlamak. / Bir kimseye münafıkane muamele etmek.
Aynı kökten:Dühn Edhan Dihan İddihan Medhene Müdehhen Müdhen Medâhin Müdhün Mütedehhin Tedehhün Tedhin Dehn Dihan Duhn Duhne
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
Diyanet Meali:
İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
68. KALEM / 10-11-12-13-14
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hiçbir;
mehin hallafa …
… hemmaza, nemime ile meşşailere …
… hayra mani olunana, esim muatede …
… utulle ... bundan başka (hususen) zenime;
Mal ve oğul sahibi oldular diye itaat etme!
T:VA: KLL HLF MHéN HéMZ MŞY NMM MNA: H:YR A:DV eSéM A:TL BA:D ZNM KVN MVL BNY .mid4879.ss68.as10.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx.ss68.as11.ss68.as12.ss68.as13.ss68.as14.x#kvn-kane#||#bny-beni#||#kll-külli#||#mvl-mal#||#ba:d-bad#||#t:va:-itaat#||#a:dv-muted#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#||#hlf-hallaf#||#mhén-mehin#||#mşy-meşşai#||#nmm-nemime#||#esém-esim#||#a:tl-utull#||#znm-zenim#||#hémz-hemmaz#x#T:VA:#||#KLL#||#HLF#||#MHéN#||#HéMZ#||#MŞY#||#NMM#||#MNA:#||#H:YR#||#A:DV#||#eSéM#||#A:TL#||#BA:D#||#ZNM#||#KVN#||#MVL#||#BNY#||#kvn-kane#||#bny-beni#||#kll-külli#||#mvl-mal#||#ba:d-bad#||#t:va:-itaat#||#a:dv-muted#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#||#hlf-hallaf#||#mhén-mehin#||#mşy-meşşai#||#nmm-nemime#||#esém-esim#||#a:tl-utull#||#znm-zenim#||#hémz-hemmaz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ * هَمَّازٍ مَّشَّاء بِنَمِيمٍ * مَنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ * عُتُلٍّ بَعْدَ ذَلِكَ زَنِيمٍ * أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
Ve lâ tutı’ kulle hallâfin mehîn(mehînin). * Hemmâzin meşşâin bi nemîm(nemîmin). * Mennâın lil hayri mu’tedin esîm(esîmin). * Utullin ba’de zâlike zenîm(zenîmin). * En kâne zâ mâlin ve benîn(benîne).
Mu'ted
ع د وA:DV
Düşmanlık eden. Zâlim kimse.
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Utull
ع ت لA:TL
Soğuk, sert ve cimri insan. Câhil ve hayırdan men'eden. Galiz ve bahil kimse.
Aynı kökten:Atele Utül Atl Utull
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Esim
Asim
ا ث مeSéM
Günahkar, günah işlemiş, cürümlü, suçlu, yalancı kişi.
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Hallaf
ح ل فHLF
Çok fazla yemin eden kimse.
Aynı kökten:Half Halfe Halif Hallaf Tahlif Tehalüf
Hemmaz
ه م زHéMZ
Koğucu. Dedikodu yapan, arkadan konuşan.
Aynı kökten:Hemeze Hemezat Hemmaz Hemz Hemze Hümeze Tahmiz
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mehîn
م ه نMHéN
Hor ve hakir. Zayıf. Zebun. Az şey. Rey', fikir ve tedbirde temyizi zayıf, ahmak.
Aynı kökten:İmtihan Mahin Mihne Mihan Mehane Mehanen Mehanet Mehîn Mehn mihn Muhan Mühan
Mâni'
Mania
م ن عMNA:
Men'eden. Geri bırakan. Esirgeyen. Koruyan. Engel. Özür. Zorluk. El Mani : Herşeyde bir mani, engel olma tecellisi vardır.
Aynı kökten:Mâni' Mania Memnu' Memnua Memnuat Men' Men'â Menaî Mennâ' Menun Temni'
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
meşşai
م ش يMŞY
Sürekli yürüyen, seyehat eden. Ortalıkta dolaşan. Rasullere itaat etmeyerek, yalnız akıl ve fikir ile hakikatı bulmaya çalışan, fikirlerini sürekli seyahatler ile yaymaya çalışanlar. Allah inacına karşı gelmeye yol açanlar, sadece akla itimad eden ve vahye tâbi olmayanlar.
Aynı kökten:maşi maşiyye müşşat memişhane memşa meşşai meşy meşyen mütemeşşi temeşşi temşiye
Nemime
ن م مNMM
Söz götürme. Lâf taşıma. Bir kimse aleyhindeki sözleri ifsad maksadıyla kendisine eriştirme. Dedikoducu, çekiştirici. Hadiseleri karalamak için yalanlarla ilişkilendiren (kötü niyetle). Konuşmayı yalanlarla dolduran.
Çğl.Nemaim
Aynı kökten:Nemime Nemaim Nemm Nemmam
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Zenim
ز ن مZNM
Damgalı, işaretli. Soyu bozuk, soysuz. Aslında o kavimden olmayıp sonradan katılan. Nesebi mülhak, şer ile mâruf, kötü damgalı. Mecazen: Dalkavuk veya kulağı kesik, kulağı küpeli.
Aynı kökten:Eznem Teznim Zenim Zenme
Diyanet Meali:
10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
68. KALEM / 15
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 563
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ona bizim ayetlerimiz tilavet edildiğinde, "Evvelkilerin esatiri" der.
TLV eYY K:VL ST:R eVL .mid4880.ss68.as15.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf563.sure.68.xxxx#evl-evvel#||#eyy-ayet#||#tlv-tilavet#||#st:r-esatir#||#k:vl-xxoxx#x#TLV#||#eYY#||#K:VL#||#ST:R#||#eVL#||#evl-evvel#||#eyy-ayet#||#tlv-tilavet#||#st:r-esatir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn(evvelîne).
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Esatir
س ط رST:R
İlk zamanlara ait uydurma hikâyeler. Masallar. Mitoloji. Saflar. Sıralar. Satırlar.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
Diyanet Meali:
Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.
68. KALEM / 16
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hurtum üzre vesm edeceğiz.
VSM H:RT:M .mid4881.ss68.as16.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxx#vsm-vesm#||#h:rt:m-hurtum#x#VSM#||#H:RT:M#||#vsm-vesm#||#h:rt:m-hurtum#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ
Se nesimuhu alel hurtûm(hurtûmi).
Hurtum
خ ر ط مH:RT:M
Burun. / Şarap.
Çğl.Harâtim
Aynı kökten:Hurtum Harâtim
Vesm
و س مVSM
Damga. İşaret. Dağlama. Döğerek toz hâline getirme.
Aynı kökten:Mütevessim Müttesim Vesim Vesime Vüsemâ Visâm Vesm Vesme
Diyanet Meali:
Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.
68. KALEM / 17
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, sabah vaktinde sarm etmeye kasem eden cennet sahiblerine belv ettiğimiz gibi... onlara da belv ettik.
Bahçe Sahibleri Meseli BLV BLV S:HB CNN K:SM S:RM S:BH .mid4882.ss68.as17.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#cnn-cennet#||#s:bh-sabah#||#blv-belv#||#k:sm-kasem#||#s:hb-sahib#||#s:rm-sarm#x#BLV#||#BLV#||#S:HB#||#CNN#||#K:SM#||#S:RM#||#S:BH#||#cnn-cennet#||#s:bh-sabah#||#blv-belv#||#k:sm-kasem#||#s:hb-sahib#||#s:rm-sarm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
İnnâ belevnâhum ke mâ belevnâ ashâbel cenneh(cenneti), iz aksemûle yasrimunnehâ musbihîn(musbihîne).
Belv
Belva
ب ل وBLV
Dert, çile. Musibet. Zahmet. İmtihan, tecrübe.
Aynı kökten:Belâ Belâyâ Belv Belva Belve Bilv Mübtelâ
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Sabah
ص ب حS:BH
Gün doğmasına yakın vakitten, öğle vaktine kadar olan zaman.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Sarm
Surm
ص ر مS:RM
Bağ kesmek. Meyve toplamak. / Bir şeyi kökünden ayırmak.
Aynı kökten:Esrüm Munsarım Mutasarrım Mutasarrımin Sarim Sarime Sarm Surm Seyf-i Sârim Tasarrum
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
68. KALEM / 18
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar istisna da belirtmiyorlardı (İnşallah demiyorlardı).
Bahçe Sahibleri Meseli SéNY .mid4883.ss68.as18.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#sény-istisna#x#SéNY#||#sény-istisna#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
Ve lâ yestesnûn(yestesnûne).
İstisna
ث ن يSéNY
Bir şeyi seniye (çok kıymetli) etmeyi dilemek. Bunun için çabalamak ve gereklerini yerine getirmek. // Ayırmak. Kaide dışı bırakmak. Müstesna kılmak.
Çğl.İstisnaat
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Diyanet Meali:
(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşaallah” demiyorlardı.)
68. KALEM / 19-20
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından... onlar nevm etmekteyken… Rabbinizden bir taif ona tavaf etti… ve ardından, sarim gibi oluverdi.
Bahçe Sahibleri Meseli T:VF T:VF RBB NVM S:BH S:RM .mid4884.ss68.as19.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix.ss68.as20.x#rbb-rabb#||#nvm-nevm#||#t:vf-taif#||#t:vf-tavaf#||#s:bh-ısbah#||#s:rm-sarim#x#T:VF#||#T:VF#||#RBB#||#NVM#||#S:BH#||#S:RM#||#rbb-rabb#||#nvm-nevm#||#t:vf-taif#||#t:vf-tavaf#||#s:bh-ısbah#||#s:rm-sarim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ * فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ
Fe tâfe aleyhâ tâifun min rabbike ve hum nâimûn(nâimûne). * Fe asbahat kes sarîm(sarîmi).
Nevm
ن و مNVM
Uyku. Uyumak. / Rüya. / Sönmek. / Sükun.
Aynı kökten:İstiname Menam Mename Menamen Münaveme Münevvem Münevvim Müstenîm Mütenavim Mütenavimîn Mütenevvim Naim Naimîn Niyam Nevm Tenevvüm Tenvim Tenvimât
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Sarim
ص ر مS:RM
Kesilmiş. Biçilmiş ekin, döğülmemiş harman. // Kesen, kesici. / Keskin. Şecaatlı.
Aynı kökten:Esrüm Munsarım Mutasarrım Mutasarrımin Sarim Sarime Sarm Surm Seyf-i Sârim Tasarrum
Taif
ط و فT:VF
Etrafını dolaşarak ziyaret eden. Tavaf eden. Dolaşan.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Tavf
tavâf
ط و فT:VF
Dönmek. Ziyaret maksadı ile etrafında dolaşmak. Hacıların Kabe etrafında yedi defa dolaşmaları. Fırat Nehri gibi sularda üstüne binilen vasıta.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Diyanet Meali:
Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı. Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
68. KALEM / 21
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, sabah vaktinde birbirlerine nida ettiler.
Bahçe Sahibleri Meseli NDV S:BH .mid4885.ss68.as21.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#s:bh-sabah#||#ndv-nida#x#NDV#||#S:BH#||#s:bh-sabah#||#ndv-nida#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَتَنَادَوا مُصْبِحِينَ
Fe tenâdev musbihîn(musbihîne).
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
Sabah
ص ب حS:BH
Gün doğmasına yakın vakitten, öğle vaktine kadar olan zaman.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Diyanet Meali:
Derken, sabahleyin birbirlerine, “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin” diye seslendiler.
68. KALEM / 22
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer sarm edecekseniz, harsınıza gudüvv edin." diye.
Bahçe Sahibleri Meseli G:DV HRSé KVN S:RM .mid4886.ss68.as22.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#s:rm-sarm#||#g:dv-gudüvv#||#hrsé-hars#||#kvn-xxoxx#x#G:DV#||#HRSé#||#KVN#||#S:RM#||#s:rm-sarm#||#g:dv-gudüvv#||#hrsé-hars#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَنِ اغْدُوا عَلَى حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَارِمِينَ
Enıgdû alâ harsikum in kuntum sârımîn(sârımîne).
Gudüvv
غ د وG:DV
Sabah vakti. Sabahleyin bir şeye başlamak.
Aynı kökten:Gad Gadâ Gaden Gada Gadat Gudüvv Gudve Gudevât Sabaha gad
Hars
ح ر ثHRSé
Yarmak, yırtmak. (tarla) Ekmek. Ekin. (toprak) Sürmek. Mal toplamak. Maarif. Teftiş ve tedbir.
Aynı kökten:Hâris Hars
Sarm
Surm
ص ر مS:RM
Bağ kesmek. Meyve toplamak. / Bir şeyi kökünden ayırmak.
Aynı kökten:Esrüm Munsarım Mutasarrım Mutasarrımin Sarim Sarime Sarm Surm Seyf-i Sârim Tasarrum
68. KALEM / 23
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından intılak ettiler. Onlar haft ediyordu.
Bahçe Sahibleri Meseli T:LK: H:FT .mid4887.ss68.as23.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#t:lk:-intılak#||#h:ft-haft#x#T:LK:#||#H:FT#||#t:lk:-intılak#||#h:ft-haft#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَانطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ
Fentalekû ve hum yetehâfetûn(yetehâfetûne).
Haft
خ ف تH:FT
Sâkin olmak. / Sözü gizlice söylemek.
Aynı kökten:Haft
İntılak
ط ل قT:LK:
Koyverip gitme. Salıverme, yollama. Sevinme.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Diyanet Meali:
Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular.
68. KALEM / 24
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Yevmde, orada sakın yanınıza bir miskin dahil olmasın." diye.
Bahçe Sahibleri Meseli DH:L YVM SKN .mid4888.ss68.as24.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselixxyevmxx#yvm-yevm#||#dh:l-dahil#||#skn-miskin#x#DH:L#||#YVM#||#SKN#||#yvm-yevm#||#dh:l-dahil#||#skn-miskin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ
En lâ yedhulennehel yevme aleykum miskîn(miskînun).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
68. KALEM / 25
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hard etmeye kadir olarak, gudüvv ettiler.
Bahçe Sahibleri Meseli G:DV HRD K:DR .mid4889.ss68.as25.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#k:dr-kadir#||#g:dv-gudüvv#||#hrd-hard#x#G:DV#||#HRD#||#K:DR#||#k:dr-kadir#||#g:dv-gudüvv#||#hrd-hard#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَغَدَوْا عَلَى حَرْدٍ قَادِرِينَ
Ve gadev alâ hardin kâdirîn(kâdirîne).
Gudüvv
غ د وG:DV
Sabah vakti. Sabahleyin bir şeye başlamak.
Aynı kökten:Gad Gadâ Gaden Gada Gadat Gudüvv Gudve Gudevât Sabaha gad
Hard
ح ر دHRD
Önlemek / engellemek / durdurmak / sınırlamak / yasaklamak, kapatmak için dikkatli olmak. Kendine bir rota veya hedefe yönelmek veya onarmak veya almak, nişan almak / aramak / takip etmek / arzulamak / niyet etmek, kendini diğerlerinden ayırmak, insanlardan ayrılmak / terk etmek ve onlardan uzaklaşmak, öfkelenmek, ipi çok bükmek sıkıca, eğri veya eğri bir şeyi kemer şeklinde bükmek, göğüslerden süt vermeyi bırakmak (kadın).
Aynı kökten:Hard Hardan Harid
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Diyanet Meali:
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
68. KALEM / 26
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, onu görünce, "Muhakkak biz, gerçekten dall olduk!" dediler.
Bahçe Sahibleri Meseli ReY K:VL D:LL .mid4890.ss68.as26.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#d:ll-dall#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#K:VL#||#D:LL#||#d:ll-dall#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّا لَضَالُّونَ
Fe lemmâ reevhâ kâlû innâ le dâllûn(dâllûne).
Dall
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolan. Kur'ân ve imân yolundan sapan. Sapkın. Şaşkın. Azan. Azıcı, azdırıcı. Dalalette olan.
Çğl.DallînÇğl.Dâllûn
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Diyanet Meali:
Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.
68. KALEM / 27
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Bilakis!
Biz mahrumuz!"
Bahçe Sahibleri Meseli HRM .mid4891.ss68.as27.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#hrm-mahrum#x#HRM#||#hrm-mahrum#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Bel nahnu mahrûmûn(mahrûmûne).
Mahrum
ح ر مHRM
Maddi veya manevi nimetlerden uzak kalmak. Malı bereket bulmaz olan bedbaht.
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Diyanet Meali:
(Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.
68. KALEM / 28
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların vasat olanı, "Ben demedim mi size!... keşke sebbih etseydiniz!" dedi.
Bahçe Sahibleri Meseli K:VL VST: K:VL SBH .mid4892.ss68.as28.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#sbh-sebbih#||#vst:-vasat#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#VST:#||#K:VL#||#SBH#||#sbh-sebbih#||#vst:-vasat#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Kâle evsatuhum e lem ekul lekum levlâ tusebbihûn(tusebbihûne).
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Vasat
و س طVST:
İki şeyin arasında olan. Ortalama. Cemiyet muhiti. İç.
Çğl.Evsât
Aynı kökten:Mevsut Mutavassıt Mutavassıtîn Muvasat Müvasat Tavassut Tavsit Tavsitât Vasat Evsât Vasatî Vasıta Vusta
Diyanet Meali:
Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.
68. KALEM / 29
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Dediler ki:
"Rabbimiz subhandır… muhakkak biz, biz zalimler olduk."
Bahçe Sahibleri MeseliEsma-ül Hüsna K:VL SBH RBB KVN Z:LM .mid4893.ss68.as29.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri MeselixEsma-ül Hüsnax#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#sbh-subhan#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#SBH#||#RBB#||#KVN#||#Z:LM#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#sbh-subhan#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Kâlû subhâne rabbinâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler.
68. KALEM / 30
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından, bazıları bazılarına (birbirlerine) levm etmeye ikbal oldular.
Bahçe Sahibleri Meseli K:BL BA:D: BA:D: LVM .mid4894.ss68.as30.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#k:bl-ikbal#||#ba:d:-bazı#||#lvm-levm#x#K:BL#||#BA:D:#||#BA:D:#||#LVM#||#k:bl-ikbal#||#ba:d:-bazı#||#lvm-levm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ
Fe akbele ba’duhum alâ ba’dın yetelâvemûn(yetelâvemûne).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
ikbal
ق ب لK:BL
Bir şeye yönelmek. Teveccüh etmek. Reddetmeyip kabul etmek. Bir şeyi birinin önüne götürmek. Baht açıklığı. Talih. Refah. İstemek.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Levm
ل و مLVM
Çekiştirmek. Birisinin yüzüne karşı kötü söz söylemek. Zemmetmek. Paylamak. Başa kakmak.
Aynı kökten:Leim Levm Levma Levâyim Levme Levvam Levvâme Melum Mülîm Müstelîm Telavüm Telvim Telvimât
Diyanet Meali:
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
68. KALEM / 31
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Yazıklar olsun bize!
Muhakkak biz, biz tagi olanlar olduk!" dediler.
Bahçe Sahibleri Meseli K:VL KVN T:G:Y .mid4895.ss68.as31.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri Meselix#t:g:y-tagi#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#KVN#||#T:G:Y#||#t:g:y-tagi#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا طَاغِينَ
Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ tâgîn(tâgîne).
Tagy
Tagi
ط غ يT:G:Y
Azgın. Azmış. Asi. Mütekebbir ve ahmak olan. Dindar olmayan padişah. Zulüm eden. Haksızlık eden.
Çğl.Tagun
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Diyanet Meali:
Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”
68. KALEM / 32
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbimiz, ondan hayr olana bize bedellendirdiğini umarız. Muhakkak biz, Rabbimize ragıbız.
Bahçe Sahibleri MeseliDua A:SY RBB BDL H:YR RBB RG:B .mid4896.ss68.as32.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri MeselixDuax#a:sy-asa#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#bdl-bedel#||#rg:b-ragıb#x#A:SY#||#RBB#||#BDL#||#H:YR#||#RBB#||#RG:B#||#a:sy-asa#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#bdl-bedel#||#rg:b-ragıb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
عَسَى رَبُّنَا أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَا إِنَّا إِلَى رَبِّنَا رَاغِبُونَ
Asâ rabbunâ en yubdilenâ hayren minhâ innâ ilâ rabbinâ râgıbûn(râgıbûne).
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Ragıb
Râgıbe
ر غ بRG:B
İsteyen, rağbet eden.
Aynı kökten:İrgab İrtigab Mergub Mergube Muragabet Muragıb Mürtagib Ragba' Ragıb Râgıbe Ragib Ragibe Regaib Rağbet Ragbet Ragabat Rugba' Tergib
Diyanet Meali:
“Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız.”
68. KALEM / 33
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Böyledir azab!...
Elbette ahiret azabı daha da kebirdir. Keşke alim olmuş olsalardı.
Bahçe Sahibleri MeseliAhiret A:ZéB A:ZéB eH:R KBR KVN A:LM .mid4897.ss68.as33.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xxxkissa-zzz-tarlaxBahçe Sahibleri MeselixAhiretx#eh:r-ahiret#||#a:lm-alim#||#a:zéb-azab#||#kbr-ekber#||#kvn-xxoxx#x#A:ZéB#||#A:ZéB#||#eH:R#||#KBR#||#KVN#||#A:LM#||#eh:r-ahiret#||#a:lm-alim#||#a:zéb-azab#||#kbr-ekber#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَلِكَ الْعَذَابُ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Kezâlikel azâb(azâbu), ve le azâbul âhıreti ekber(ekberu), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Diyanet Meali:
İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!
68. KALEM / 34
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak muttakiler için... Rabblerinin indinde, Naim cennetleri vardır.
Bahçe Sahibleri MeseliAhiret VK:Y A:ND RBB CNN NA:M .mid4898.ss68.as34.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xBahçe Sahibleri MeselixAhiretxxcennetxnaimxx#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#cnn-cennet#||#na:m-naim#||#vk:y-muttaki#x#VK:Y#||#A:ND#||#RBB#||#CNN#||#NA:M#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#cnn-cennet#||#na:m-naim#||#vk:y-muttaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ
İnne lil muttekîne ınde rabbihim cennâtin naîm(naîmi).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Naim
ن ع مNA:M
Bol miktardaki nimet. Bolluk ve bahtiyarlık içinde yaşayış. Nizam-ü hal ve mal. Cennet'in sekiz kısmından dördüncü tabakası. // Taze, körpe. Kılçıksız, yumuşak, kemiksiz. Etli sebze.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.
68. KALEM / 35
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Müslümanları, mücrimler gibi kılar mıyız!
Bahçe Sahibleri Meseli CA:L SLM CRM .mid4899.ss68.as35.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xx**xBahçe Sahibleri Meselixxmüslümanxx#slm-müslim#||#crm-mücrim#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#SLM#||#CRM#||#slm-müslim#||#crm-mücrim#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ
E fe necalul muslimîne kel mucrimîn(mucrimîne).
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
68. KALEM / 36
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ne oluyor size! Nasıl hüküm veriyorsunuz!
KYF HKM .mid4900.ss68.as36.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxx#kyf-keyfe#||#hkm-hüküm#x#KYF#||#HKM#||#kyf-keyfe#||#hkm-hüküm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Diyanet Meali:
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
68. KALEM / 37
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa sizin kitabınız var, ondan mı tedris ediyorsunuz!
KTB DRS .mid4901.ss68.as37.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#drs-tedris#x#KTB#||#DRS#||#ktb-kitab#||#drs-tedris#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَكُمْ كِتَابٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Em lekum kitâbun fîhi tedrusûn(tedrusûne).
tedris
د ر سDRS
Okutmak. Öğretmek. Ders vermek.
Çğl.Tedrisât
Aynı kökten:Ders Dürus Hz. İdris medrese Medaris Medrus Müdarese Müderris Mütedaris Mütederris tedarüs tederrüs Tederrüsât tedris Tedrisât
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
68. KALEM / 38
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak, sizin için onda, elbette tahayyür ettiğiniz şeyler vardır.
H:YR .mid4902.ss68.as38.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxx#h:yr-tahayyür#x#H:YR#||#h:yr-tahayyür#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا يَتَخَيَّرُونَ
İnne lekum fîhi lemâ tehayyerûn(tehayyerûne).
Tahayyür
خ ي رH:YR
Beğenip seçmek, muhayyer olmak.
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Diyanet Meali:
Onda, “Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir” (diye mi yazılı?)
68. KALEM / 39
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa sizin için, kıyamet yevmine kadar sürüp gidecek, "Muhakkak ne hüküm verirseniz, sizin olacaktır." (diye) üzerimize yeminler mi baliğ oldu?
YMN BLG: YVM K:VM HKM .mid4903.ss68.as39.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxxxyevmxx#k:vm-kıyamet#||#yvm-yevm#||#hkm-hüküm#||#ymn-yemin#||#blg:-belağ#x#YMN#||#BLG:#||#YVM#||#K:VM#||#HKM#||#k:vm-kıyamet#||#yvm-yevm#||#hkm-hüküm#||#ymn-yemin#||#blg:-belağ#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَكُمْ أَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Em lekum eymânun aleynâ bâligatun ilâ yevmil kıyâmeti inne lekum lemâ tahkumûn(tahkumûne).
Belâg
belağ
ب ل غBLG:
Eriştirme, yetiştirme. Maksada uyan güzel ifâde. Kâfi gelme, kifâyet.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
68. KALEM / 40
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sual et (bakalım) onlara, "onların hangisi buna zaimdir?"
SeL ZA:M .mid4904.ss68.as40.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxx#sel-sual#||#za:m-zaim#x#SeL#||#ZA:M#||#sel-sual#||#za:m-zaim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَلْهُم أَيُّهُم بِذَلِكَ زَعِيمٌ
Sel hum eyyuhum bi zâlike zeîm(zeîmun).
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Zaim
ز ع مZA:M
Zeâmet sahibi. Kefil. Prens. Şef, lider.
Aynı kökten:Zaim Zeam Zeamet Ziamet Zuama Ze'm
Diyanet Meali:
Sor onlara: “Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?”
68. KALEM / 41
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 564
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa onların ortakları mı var!?
Hemen şeriklerini getirsinler, eğer sadıklardan iseler.
ŞRK eTY ŞRK KVN S:DK: .mid4905.ss68.as41.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf564.sure.68.xxxx#şrk-şerik#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#ŞRK#||#eTY#||#ŞRK#||#KVN#||#S:DK:#||#şrk-şerik#||#s:dk:-sadık#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء فَلْيَأْتُوا بِشُرَكَائِهِمْ إِن كَانُوا صَادِقِينَ
Em lehum şurekâu, fel ye’tû bi şurekâihim in kânû sâdikîn(sâdikîne).
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
şerik
ش ر كŞRK
Ortak. Arkadaş.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!
68. KALEM / 42
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sırların keşf olunduğu yevmde, sacidler olmaya davet edilirler. Artık istitaat etmezler.
YVM KŞF SVK: DA:V SCD T:VA: .mid4906.ss68.as42.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxxxyevmxx#da:v-davet#||#t:va:-istitaat#||#yvm-yevm#||#scd-sacid#||#kşf-keşf#||#svk:-xoxox#x#YVM#||#KŞF#||#SVK:#||#DA:V#||#SCD#||#T:VA:#||#da:v-davet#||#t:va:-istitaat#||#yvm-yevm#||#scd-sacid#||#kşf-keşf#||#svk:-xoxox#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Yevme yukşefu an sâkın ve yud’avne iles sucûdi fe lâ yestetîûn(yestetîûne).
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
xoxox
س و قSVK:
bacak, ana gövde, gizem, sır
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.
68. KALEM / 43
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Basarları huşu içindedir… onları zillet irhak etmiştir.
Onlar salimken… sacidler olmaya davet edilmişlerdi.
H:ŞA: BS:R RHéK: ZéLL KVN DA:V SCD SLM .mid4907.ss68.as43.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#da:v-davet#||#slm-salim#||#bs:r-basar#||#h:şa:-huşu#||#scd-sacid#||#zéll-zillet#||#rhék:-irhak#||#kvn-xxoxx#x#H:ŞA:#||#BS:R#||#RHéK:#||#ZéLL#||#KVN#||#DA:V#||#SCD#||#SLM#||#da:v-davet#||#slm-salim#||#bs:r-basar#||#h:şa:-huşu#||#scd-sacid#||#zéll-zillet#||#rhék:-irhak#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
Hâşiaten ebsâruhum terhekuhum zilleh(zilletun), ve kad kânû yud’avne iles sucûdi ve hum sâlimûn(sâlimûne).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Huşu'
خ ش عH:ŞA:
Huşu. Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.
Aynı kökten:Hâşâ Haşi' Huşşa' Haşiîn Huşu' Mütehaşi' Mütehaşşi' Tahaşşu'
İrhak
ر ه قRHéK:
Sıkıntı ve eziyet etme. Zorlama, sıkma. Bulaşma. İstila etme. ?örtmek, üstüne gitmek, çatmak
Aynı kökten:İrhak Rahk Rehak Rehket Rehk Terhik Terhuk
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
salim
س ل مSLM
Sağlam. Sıhhatli. Sağ. / Eksiksiz, sakatı ve noksanı bulunmayan. / Her türlü tehlikeden uzak olan. Korkusuz, emin. / Teslimiyet halini yaşayan.
Dşl.salimeÇğl.Sâlimîn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
zillet
ذ ل لZéLL
Aşağılık, horluk, hakirlik, alçaklık.
Aynı kökten:Ezell İstizlal İzlal Mezellet Muzill Müstezill Mütezellil Müzellil Müzill Tezellül Tezellülât Tezlil Zelalet zelil Zilal Zullân Ezille Zelul Zülül Zelulî Zill zillet Züll
68. KALEM / 44
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, bu hadisi kizb edenleri bana vezr et. Onları alim olmadıkları yerden, istidrac edeceğiz!
VZéR KZéB HDSé DRC HYSé A:LM .mid4908.ss68.as44.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#hysé-haysü#||#a:lm-alim#||#drc-istidrac#||#kzéb-kizb#||#hdsé-hadis#||#vzér-vezr#x#VZéR#||#KZéB#||#HDSé#||#DRC#||#HYSé#||#A:LM#||#hysé-haysü#||#a:lm-alim#||#drc-istidrac#||#kzéb-kizb#||#hdsé-hadis#||#vzér-vezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَذَرْنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَذَا الْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
Fe zernî ve men yukezzibu bi hâzel hadîs(hadîsi), se nestedricuhum min haysu lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İstidrac
د ر جDRC
Derece derece yükselmeyi isteyiş.
Aynı kökten:Derc Derece Derecât İstidrac Müdrec Münderic Mütederric Tederrüc Tedric Tedricen Tedricî Tedriciyye
Hadîs
ح د ثHDSé
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
haysü
ح ي ثHYSé
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
68. KALEM / 45
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
BEN onlara imla ediyorum.
Muhakkak ki BEN'im keydim metindir.
MLV KYD MTN .mid4909.ss68.as45.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#kyd-keyd#||#mlv-imla#||#mtn-metin#x#MLV#||#KYD#||#MTN#||#kyd-keyd#||#mlv-imla#||#mtn-metin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأُمْلِي لَهُمْ إِنَّ كَيْدِي مَتِينٌ
Ve umlî lehum, inne keydî metîn(metînun).
Keyd
ك ي دKYD
Tuzak. Hile. Tuzak kurmak, plan yapmak. Kötülük. Men'etmek. Kusmak. Çakmağın tezce ateşi çıkmayıp geçmek. Cenk etmek, dövüşmek. Karganın ötmesi.
Aynı kökten:Keyd Mükâyede Tekâyüd Tekâyüdât
İmla
م ل وMLV
Doldurma, doldurulma. Yazı yazma. (Dikte) Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi. Müddeti mühlet vererek uzatma.
Aynı kökten:İmla İstimla meliyy mella
metin
م ت نMTN
Metin Sağlam. Metanet sahibi. Kendine güvenilir olan. El Metin : Herşeye metanet verilir.
Aynı kökten:Emten metanet metin Metn
Diyanet Meali:
Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
68. KALEM / 46
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa sen onlardan ecir mi sual ediyorsun?
Onlar müskal magremdeler!
SeL eCR G:RM SéK:L .mid4910.ss68.as46.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#ecr-ecir#||#sel-sual#||#sék:l-müskal#||#g:rm-magrem#x#SeL#||#eCR#||#G:RM#||#SéK:L#||#ecr-ecir#||#sel-sual#||#sék:l-müskal#||#g:rm-magrem#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ تَسْأَلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Em tes’eluhum ecren fe hum min magremin muskalûn(muskalûne).
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
magrem
غ ر مG:RM
Diyet. Ödenecek borç.
Çğl.magarim
Aynı kökten:garam garamet garamat garameten garim igram magrem magarim tagrim
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Müskal
ث ق لSéK:L
Yük altında ezilen. Ezilmekte olan.
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Diyanet Meali:
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?
68. KALEM / 47
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yoksa gayb onların indinde mi? Ordan mı ketb ediyorlar?
A:ND G:YB KTB .mid4911.ss68.as47.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#ktb-ketb#||#a:nd-ind#||#g:yb-gayb#x#A:ND#||#G:YB#||#KTB#||#ktb-ketb#||#a:nd-ind#||#g:yb-gayb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمْ عِندَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Em inde humul gaybu fehum yektubûn(yektubûne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Diyanet Meali:
Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?
68. KALEM / 48
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sen Rabbinin hükmü için sabır et.
Hut (balık) sahibi gibi olma. O nida ederken mekzumdu.
Balık sahibi olarak bahsedilen Hz. Yunus (as)'dır.
Hz. Yunus S:BR HKM RBB KVN S:HB HVT NDV KZ:M .mid4912.ss68.as48.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxHz. Yunus x#kvn-tekun#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#hkm-hüküm#||#s:hb-sahib#||#ndv-nida#||#hvt-hut#||#kz:m-mekzum#x#S:BR#||#HKM#||#RBB#||#KVN#||#S:HB#||#HVT#||#NDV#||#KZ:M#||#kvn-tekun#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#hkm-hüküm#||#s:hb-sahib#||#ndv-nida#||#hvt-hut#||#kz:m-mekzum#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ الْحُوتِ إِذْ نَادَى وَهُوَ مَكْظُومٌ
Fasbir li hukmi rabbike ve lâ tekun ke sâhıbil hût(hûti), iz nâdâ ve huve mekzûm(mekzûmun).
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hut
ح و تHVT
Balık. Büyük balık. Şubat ayı içinde güneşin girdiği ve semanın cenub yarısındaki burcun ismi.
Çğl.Hitan
Aynı kökten:Hut Hitan
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mekzum
ك ظ مKZ:M
Kederli, hüzünlü, tasalı, üzüntülü, gamlı.
Aynı kökten:Kezîm Kâzım Kâzımûn Kâzımîn Kezm Mekzum
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir hâlde Rabbine yakarmıştı.
68. KALEM / 49
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Şayet Rabbinden ona nimet tedarik olmasaydı, elbette araya nebz edilirdi. O mezmumdur.
DRK NA:M RBB NBZé A:RY ZéMM .mid4913.ss68.as49.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#rbb-rabb#||#nbzé-nebz#||#na:m-nimet#||#drk-tedarik#||#zémm-mezmum#||#a:ry-ara#x#DRK#||#NA:M#||#RBB#||#NBZé#||#A:RY#||#ZéMM#||#rbb-rabb#||#nbzé-nebz#||#na:m-nimet#||#drk-tedarik#||#zémm-mezmum#||#a:ry-ara#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَوْلَا أَن تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاء وَهُوَ مَذْمُومٌ
Levlâ en tedârekehu ni’metun min rabbihî le nubize bil arâi ve huve mezmûm(mezmûmun).
Arâ
ع ر يA:RY
Mıntıka, bölge. / Komşuluk. / Avlu. / Çıplaklık. / Geniş, çıplak arazi.
Aynı kökten:Arâ Ârî İ'ra Maarî Ma'ra Muarra Mütearri Taarr Tearri Uryan Urye
Tedarik
د ر كDRK
araştırıp bulma, dibine kadar bakma.
Aynı kökten:Derk Dereke Derketmek Derrak İddirak İdrak İdrakat İstidrak Lâmüdrik Medruk Müdrik Müdrikat Müdrike Müstedrek Müstedrik Mütedarik Tedarik
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Nebz
ن ب ذNBZé
Bırakmak. Atmak. Antlaşmayı feshetmek, tek taraflı çekilmek. Yürürlükten kaldırmak. Az miktar, cüz'i.
Aynı kökten:Müntebiz Nebz Nebze
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Mezmum
ذ م مZéMM
Zemmolunmuş. Makbul olmıyarak ayıplanmış. Kötü.
Aynı kökten:İstizmam İzmam Mezamm Mezemmet Mezmum Müzemm Müzemmem Tezemmüm Tezmim Zemm Zümum Zemmâm Zimam Zemam Zimmet Zimem Zimmî
Diyanet Meali:
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.
68. KALEM / 50
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ardından Rabbi onu ictiba ve ardından onu salihlerden kıldı.
CBY RBB CA:L S:LH .mid4914.ss68.as50.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#rbb-rabb#||#s:lh-salih#||#cby-ictiba#||#ca:l-xxoxx#x#CBY#||#RBB#||#CA:L#||#S:LH#||#rbb-rabb#||#s:lh-salih#||#cby-ictiba#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ
Fectebâhu rabbuhu fe cealehu mines sâlihîn(sâlihîne).
İctiba
ج ب يCBY
Seçmek. İhtiyar ve intihâb etmek. Seçkin bir şeyi almak. Tahsildarın para ve vergi toplaması.
Aynı kökten:Cabiye Cevâbi İctiba Mücteba xoxox
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Diyanet Meali:
(Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.
68. KALEM / 51
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer kafirler kaid olsalar, zikri işittiklerinde, elbette seni basarları ile zelak ederler.
"Muhakkak o, elbette mecnundur." diyorlar.
KVD KFR ZLK: BS:R SMA: ZéKR K:VL CNN .mid4915.ss68.as51.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#sma:-semi#||#kvd-kade#||#kfr-kafir#||#cnn-mecnun#||#bs:r-basar#||#zékr-zikir#||#k:vl-xxoxx#x#KVD#||#KFR#||#ZLK:#||#BS:R#||#SMA:#||#ZéKR#||#K:VL#||#CNN#||#sma:-semi#||#kvd-kade#||#kfr-kafir#||#cnn-mecnun#||#bs:r-basar#||#zékr-zikir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ
Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Mecnun
ج ن نCNN
Deli. Çılgın. / İnsanlara çok hususta uymayan. / Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık. / Kendine bilgi öğreten cinin çömezi.
Çğl.Mecanin
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kade
ك و دKVD
Neredeyse. Gr: Yardımcı fiillerdendir. Cümlede ifade edilen hükmün yaklaştığını bildirmek için söylenir. Mübtedâ ile haberin başına gelerek, birincisini isim adı ile merfu' kılar, haberini de mansub eder. Bu gibi fiillerin haberi muzâri olur.
Aynı kökten:kade
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.
68. KALEM / 52
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 68
Nüzul Sırası: 2
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
O, alemler için hatırlatmadan başka değildir.
ZéKR A:LM .mid4916.ss68.as52.saKALEM.ns2.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.68.xxxx#a:lm-alem#||#zékr-zikir#x#ZéKR#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#zékr-zikir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ
Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.