DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
HAKKA SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4917.ss69.as.saHAKKA.ns78.ny.cs29.syf565.sure.69.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
69. HAKKA / 1
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hakk!...
HK:K: .mid4918.ss69.as1.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxx#hk:k:-hakikat#x#HK:K:#||#hk:k:-hakikat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الْحَاقَّةُ
El hâkkah(hâkkatu).
hakikat
ح ق قHK:K:
Bir şeyin aslı ve esası. Mahiyeti. Gerçek. Sahih. Sabit ve vaki. Kadirbilirlik. Sadakat.
Çğl.Hakaik
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Diyanet Meali:
1. Gerçekleşecek olan kıyamet!
69. HAKKA / 2
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hakk nedir?
HK:K: .mid4919.ss69.as2.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxx#hk:k:-hakikat#x#HK:K:#||#hk:k:-hakikat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا الْحَاقَّةُ
Mel hâkkah(hâkkatu).
hakikat
ح ق قHK:K:
Bir şeyin aslı ve esası. Mahiyeti. Gerçek. Sahih. Sabit ve vaki. Kadirbilirlik. Sadakat.
Çğl.Hakaik
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Diyanet Meali:
2. Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?
69. HAKKA / 3
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hakikatın ne olduğunu sana idra ettiren nedir?
DRY HK:K: .mid4920.ss69.as3.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxx#hk:k:-hakk#||#dry-idra#x#DRY#||#HK:K:#||#hk:k:-hakk#||#dry-idra#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحَاقَّةُ
Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).
İdra
د ر يDRY
Bildirmek. Bildirilmek. Def etmek.
Aynı kökten:İdra Müdrî
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Diyanet Meali:
3. Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
69. HAKKA / 4
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Semud ve Ad, kariayı kizb ettirdi.
KZéB SéMD A:VD K:RA: .mid4921.ss69.as4.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxxxkissavx#a:vd-ad kavmi#||#kzéb-kizb#||#k:ra:-karia#||#sémd-semud kavmi#x#KZéB#||#SéMD#||#A:VD#||#K:RA:#||#a:vd-ad kavmi#||#kzéb-kizb#||#k:ra:-karia#||#sémd-semud kavmi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ
Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
kari'a
Karia
ق ر عK:RA:
Vuran, çarpan. Kapıyı çalan. Yürekleri hoplatan. Ansızın gelen belâ. Peygamberimiz'in düşman üzerine saldığı asker grubu. Pek şiddetli rüzgâr.
Çğl.Kavari'
Aynı kökten:kari'a Karia Kavari'
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Diyanet Meali:
4. Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.
69. HAKKA / 5
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Semud... artık onlar tagy ile helak edildi.
SéMD HéLK T:G:Y .mid4922.ss69.as5.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxxxkissavx#t:g:y-tagy#||#hélk-helak#||#sémd-semud kavmi#x#SéMD#||#HéLK#||#T:G:Y#||#t:g:y-tagy#||#hélk-helak#||#sémd-semud kavmi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ
Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Tagy
Tagi
ط غ يT:G:Y
Azgın. Azmış. Asi. Mütekebbir ve ahmak olan. Dindar olmayan padişah. Zulüm eden. Haksızlık eden.
Çğl.Tagun
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Diyanet Meali:
5. Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi.
69. HAKKA / 6-7-8
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 565
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ad (kavmi) ise, atiye sarsar rih ile helak edildi.
Onu onların üzerine yedi gece ve sekiz yevm hasm olarak teshir etti.
Artık o kavmin orada, haviye hurma aczi gibi sari olduklarını görürsün.
Artık onlardan bakiye görüyor musun?
Doğa/Yaşam A:VD HéLK RVH S:RS:R A:TV SH:R SBA: LYL SéMN YVM HSM ReY K:VM S:RA: A:CZ NH:L H:VY ReY BK:Y .mid4923.ss69.as6.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxxxkissavxDoğa/Yaşamxxyevmxsayıxx.ss69.as7.ss69.as8.x#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#sba:-seba#||#yvm-eyyam#||#a:vd-ad kavmi#||#hélk-helak#||#rvh-rih#||#s:rs:r-sarsar#||#a:cz-acz#||#sémn-semaniye#||#nh:l-nahl#||#sh:r-teshir#||#bk:y-bakiye#||#a:tv-atiye#||#hsm-hasm#||#s:ra:-sari#||#h:vy-haviye#||#rey-xxoxx#x#A:VD#||#HéLK#||#RVH#||#S:RS:R#||#A:TV#||#SH:R#||#SBA:#||#LYL#||#SéMN#||#YVM#||#HSM#||#ReY#||#K:VM#||#S:RA:#||#A:CZ#||#NH:L#||#H:VY#||#ReY#||#BK:Y#||#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#sba:-seba#||#yvm-eyyam#||#a:vd-ad kavmi#||#hélk-helak#||#rvh-rih#||#s:rs:r-sarsar#||#a:cz-acz#||#sémn-semaniye#||#nh:l-nahl#||#sh:r-teshir#||#bk:y-bakiye#||#a:tv-atiye#||#hsm-hasm#||#s:ra:-sari#||#h:vy-haviye#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ * سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَى كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ * فَهَلْ تَرَى لَهُم مِّن بَاقِيَةٍ
Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin). * Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin). * Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).
acz
acziyet
ع ج زA:CZ
Beceriksizlik. İktidarsızlık. Kuvvetsizlik. Güçsüzlük. Yapamamak. Zarardan korunmak gücünün olmaması. Aciz kalmak. Bir şeyin geri tarafı. Atıl kalan.
Aynı kökten:Âciz aceze Âciziyyet acz acziyet İ'caz Ma'cez Mu'ciz Mu'cize Mu'cizat Ta'ciz Ta'cizât
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
bakiye
Bakiyye
ب ق يBK:Y
Artık. Geri kalan. Artan.
Çğl.Bevaki
Aynı kökten:Baki Bâkiyât Bevaki bakiye Bakiyye Bevaki beka İbka İstibka Mabaki mütebaki
Haviye
خ و يH:VY
Şenliksiz olan yer. / Harabe. / Göçük, çökük. / Issız, boş yer. / Sâkıt. / boş, içinde bulunanlardan yoksun olmak / yere düşmek, yıkılmak / yiyeceksiz aç kalmak / çağırmak / ağlamak / zorla almak taşımak / gözlerini indirmek, yere doğru bakmak / sessiz kalmak istemek / çukur veya oyuk kazmak / aklı kaybetmek / başkasının malını elinden almak
Aynı kökten:Haviye Haviyye Havâyâ Tahavvu' Tehevvu' Tahviye
Hasm
Hasim
ح س مHSM
Uğursuzluk. / Bir işi devamlı yapmak. / İdman. / Bir şeyi kökünden kesmek ve bir hastalığı kökünden yok etmek için ard arda dağlamak, peşpeşe yakmak. / Bir şeyi kökünden kesip dağlayanlar. / Fırtına.
Çğl.Husum
Aynı kökten:Hasm Hasim Husum
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
Sari'
ص ر عS:RA:
Çarpılıp yere yıkılmış. / Yok olmuş. / Düşmüş. / Yere düşmüş sar'alı kimse.
Aynı kökten:Sari'
sarsar
ص ر ص رS:RS:R
Gürültü ile gelen pek soğuk rüzgâr, yel. Kasırga. Ağustos böceği.
Çğl.Sarasır
Aynı kökten:sarsar Sarasır sarsara
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
Teshir
س خ رSH:R
Zaptetme, hâkim olma, zorla ele geçirme. İtaat ettirme. Hakir ve zelil etmek.
Aynı kökten:İstishar mashara Meshara Mesâhir Müsteshir Mütemeshir Mütemeshirîn Sahir Sahr suhre Suhriyen Sıhriyya Suhriyye Temeshur Temeshurât Tesahhur Tesahhurât Musahhar Musahhir Müsahhir Müsahhar Sihriyy Teshir
Semaniye
ث م نSéMN
Sekiz
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
6. Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgârla helâk edildi. 7. Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün. 8. Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?
69. HAKKA / 9
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Firavun ve öncesindekiler ve mütefikeler, aynı hata üzere olmuşlardı.
CYe K:BL eFK H:T:e .mid4924.ss69.as9.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxxxkissavx#k:bl-kabl#||#h:t:e-hata#||#efk-mütefike#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#K:BL#||#eFK#||#H:T:e#||#k:bl-kabl#||#h:t:e-hata#||#efk-mütefike#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَاء فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِ
Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).
Mü'tefike
ا ف كeFK
Lut kavminin köyleri, memleketleri. Lut kavmi. Allah'ın helak ettiği memleketler.
Çğl.Mü'tefikat
Aynı kökten:Effak efk üfuk İfk Mü'tefik Mü'tefike Mü'tefikat Te'fik Te'fikât Üfkuhe
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Diyanet Meali:
9. Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.
69. HAKKA / 10
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabblerinin Rasulüne isyan ettiler ve ardından rabiye ahz ile onları ahz etti.
A:S:Y RSL RBB eH:Zé eH:Zé RBV .mid4925.ss69.as10.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxxxkissavxxrasulxx#a:s:y-isyan#||#rbb-rabb#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ahz#||#rbv-rabiye#x#A:S:Y#||#RSL#||#RBB#||#eH:Zé#||#eH:Zé#||#RBV#||#a:s:y-isyan#||#rbb-rabb#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ahz#||#rbv-rabiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً
Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).
isyan
ع ص يA:S:Y
İtaatsizlik. Emre karşı gelmek. Ayaklanmak.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rabiye
ر ب وRBV
Yüce, yüksek yer.
Çğl.Revâbi
Aynı kökten:İrba' Rabiye Revâbi riba Ribve Rubve
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
10. Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.
69. HAKKA / 11
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, su tuğyan ettiğinde (tufanda) cari olanların içinde size hamil olduk.
T:G:Y MVHé HML CRY .mid4926.ss69.as11.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxxxkissavx#hml-haml#||#t:g:y-tuğyan#||#cry-cari#||#mvhé-ma#x#T:G:Y#||#MVHé#||#HML#||#CRY#||#hml-haml#||#t:g:y-tuğyan#||#cry-cari#||#mvhé-ma#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاء حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ
İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).
cari
ج ر يCRY
Akan, akıcı. Geçmekte olan. İnsanlar arasında mer'i ve muteber ve mütedavil olan. Geçer olan, akıcı olan. Seyreden giden. Güneş, gemi, rızık ve nimet gibi geçip gidici olan. Genç ve iyi hizmet eden kadın. Muharebede İslam düşmanlarından esir edilen kadın hizmetçi.
Dşl.cariyeÇğl.Cevari
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
tuğyan
tugvan
ط غ يT:G:Y
Taşkınlık. Azgınlık. Haddi aşmak. Hadde tecavüz etmek. Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Taşkın mizaçlılık. Resmi devlet kuvvetlerine karşı durmak. Asi olmak. Su baskını.
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Diyanet Meali:
Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
69. HAKKA / 12
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu size tezkir kılmak, viai edebilen kulakların onu viai etmesi içindir.
CA:L ZéKR VA:Y eZéN VA:Y .mid4927.ss69.as12.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxx#zékr-tezkir#||#ezén-üzn#||#va:y-viai#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#ZéKR#||#VA:Y#||#eZéN#||#VA:Y#||#zékr-tezkir#||#ezén-üzn#||#va:y-viai#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَا أُذُنٌ وَاعِيَةٌ
Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun).
üzn
ا ذ نeZéN
Kulak. İzin.
Çğl.Azan
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Viâ'
Viai
و ع يVA:Y
Kap. / İçinde bir şey konulabilen zarf. / Bellemek. / Biriktirmek. / Damar.
Çğl.Ev'iye
Aynı kökten:Viâ' Viai Ev'iye Viâiyyet
Tezkir
ذ ك رZéKR
Hatırlatma. Vazifeyi veya Cenab-ı Hakk'ın emirlerini hatırlatma. Vaaz ve nasihat etme. Tenbih ve ikaz etme. Gr: Bir kelimeyi müzekker kılmak.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
69. HAKKA / 13-14-15-16
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sura vahid nefhle nefh edildiğinde ve arz ve dağlar hamil olunduğunda ve ardından vahid dekk ile dekk olduklarında... artık izin yevminde vakıa vuku bulur. İzin yevminde, sema şakk olur ve ardından o, vehy olur.
Ahiret NFH: S:VR NFH: VHD HML eRD: CBL DKK DKK VHD VK:A: VK:A: ŞK:K: SMV VHéY .mid4928.ss69.as13.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxyevmxyevmxx.ss69.as14.ss69.as15.ss69.as16.x#hml-haml#||#cbl-cebel#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#vhd-vahid#||#nfh:-nefh#||#s:vr-sur#||#vk:a:-vuku#||#vk:a:-vakıa#||#şk:k:-şakk#||#dkk-dekk#||#vhéy-vehy#x#NFH:#||#S:VR#||#NFH:#||#VHD#||#HML#||#eRD:#||#CBL#||#DKK#||#DKK#||#VHD#||#VK:A:#||#VK:A:#||#ŞK:K:#||#SMV#||#VHéY#||#hml-haml#||#cbl-cebel#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#vhd-vahid#||#nfh:-nefh#||#s:vr-sur#||#vk:a:-vuku#||#vk:a:-vakıa#||#şk:k:-şakk#||#dkk-dekk#||#vhéy-vehy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌ * وَحُمِلَتِ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً * فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ * وَانشَقَّتِ السَّمَاء فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun). * Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten). * Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu). * Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun).
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
Dekk
Dekke
د ك كDKK
Ufalanmak. Pâre pâre olmak. / Parça parça etmek. / Vurmak, döğmek. / Seki, sofa. / Yumuşak ve düz yer ve kumluk. / Kapı önünde oturmak için üstü bir yüzey halinde düzeltilmiş tümsek ve taraça ve teras gibi yapı. / Duvar gibi yüksek bir şeyi alçaltmak ve düzeltmek için vurup yıkarak kırıp dökmek. / Döğüp ezmek ve bir şeyin girinti ve çıkıntısını, pürüzünü düzeltmek için ezerek veya sürterek, eğeleyerek veya çukurlarını doldurarak herhangi bir şekilde düzlemek. / Delil.
Çğl.Dekeke
Aynı kökten:Dakk Dekk Dekke Dekeke Dekken Müdekkik Müdekkikîn
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
Nefh
ن ف خNFH:
Üflemek, şişmek, üfürük. Kaba kuşluk vaktine varmak.
Aynı kökten:Müntefih Nafih Nefh Nefha Teneffuh Tenfih Tenfihât
Suret
ص و رS:VR
Biçim, görünüş. Kılık. Tarz. Yol. Gidiş. Hal. Tasvir. Dıştan görünen şekil. Çare. Kıyamet günü İsrafil Aleyhisselâm'ın çalacağı boru. Boynuzdan yapılan av düdüğü.
Çğl.SurÇğl.Suver
Aynı kökten:Musavver Musavvir Musavvire Mutasavver Mutasavvir Suret Sur Suver Surî Tasavvur Tasavvurat Tasvir Tasvirat Tesavir
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Vehy
و ه يVHéY
Gevşeme, yırtma. / zayıf, kırılgan. / yırtık. / patlama.
Aynı kökten:Vehy
Vâkıa'
و ق عVK:A:
Vuku bulmuş, olmuş, var olan mevcud bir hâdise. Olan olmuş. Rüya, düş. şiddetli hâdise. Meşakkat, musibet. Kıyamet. Cenk, savaş.
Çğl.Vâkıât
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
Vuku'
و ق عVK:A:
Düşme, rastlama. Olma, oluş. Gidip çatma. Bir hadisenin çıkış şekli, cereyânı.
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur. Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.
69. HAKKA / 17
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Melek, ricaları üzredir.
İzin yevminde Rabbinin arşına, onların fevkinde sekizler hamil olur.
Bahsedilen sekizler, Allah'ın sekiz sıfatına nisbet edilir.
Bunun dışında, Hz.Muhammed'den rivayetle: "Onlar bugün dörttür, yarın sekiz olacaklardır" haberi vardır.
Ahiret MLK RCV HML A:RŞ RBB FVK: SéMN .mid4929.ss69.as17.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxyevmxsayıxx#hml-haml#||#rbb-rabb#||#mlk-melek#||#sémn-semaniye#||#a:rş-arş#||#fvk:-fevk#||#rcv-rica#x#MLK#||#RCV#||#HML#||#A:RŞ#||#RBB#||#FVK:#||#SéMN#||#hml-haml#||#rbb-rabb#||#mlk-melek#||#sémn-semaniye#||#a:rş-arş#||#fvk:-fevk#||#rcv-rica#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْمَلَكُ عَلَى أَرْجَائِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ
Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun).
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Semaniye
ث م نSéMN
Sekiz
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Diyanet Meali:
Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş’ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.
69. HAKKA / 18
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
İzin yevminde arz olunacaksınız.
Hafi olanlar, sizden hafy olmaz!
Ahiret A:RD: H:FY H:FY .mid4930.ss69.as18.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxyevmxx#a:rd:-arz#||#h:fy-hafi#||#h:fy-hafy#x#A:RD:#||#H:FY#||#H:FY#||#a:rd:-arz#||#h:fy-hafi#||#h:fy-hafy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَى مِنكُمْ خَافِيَةٌ
Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun).
arz
ع ر ضA:RD:
İzâh etmek. Açıklamak. Takdim etmek. Bir kimseye bir şeyi izhar etmek. Bir büyüğe bir şeyi hürmetle vermek. Bir işi büyüğüne hürmetle anlatmak. Kıymetli bir şeyi diğer bir şeyle değiştirmek. Bir şeyin birden, âniden meydana gelmesi. Altın ve paradan gayrı mal, metâ. Bir şeyin uzunluk mukabili olan genişliği. Bir muamelede aldanmak. Sağlam insanın hemen ölmesi. Delirmek. Coğ: Bir yerin yeryüzünde hatt-ı istivâdan (ekvatordan) olan uzaklığı. Koz: Bir yıldızın mıntıkatul bürucdan olan uzaklığı.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
Hafî
خ ف يH:FY
Gizli. Açıkta olmayan. Saklı. Sır. Fık: Sigasından dolayı değil, bir ârızadan dolayı mânası kapalı kalan lafız.
Çğl.HafayaÇğl.Hafiyyat
Aynı kökten:Hafî Hafaya Hafiyyat Hafiye hâfiyye Havâfi Hafiye Hafiyyen Hafiyyeten Hafy Hıfâ Ahfiye Hufye İhfa ihtifa İstihfa' Mahfî Mahfiyyen
Hafy
خ ف يH:FY
Gizlemek. Setretmek, örtmek.
Aynı kökten:Hafî Hafaya Hafiyyat Hafiye hâfiyye Havâfi Hafiye Hafiyyen Hafiyyeten Hafy Hıfâ Ahfiye Hufye İhfa ihtifa İstihfa' Mahfî Mahfiyyen
Diyanet Meali:
O gün (hesap için Allah’a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
69. HAKKA / 19-20
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitabı yemini ile verilen kimse... ardından der ki:
"İşte, kıraat edin kitabımı! Muhakkak ben hesabıma mülaki olacağımı zann etmiştim."
Ahiret eTY KTB YMN K:VL K:Re KTB Z:NN LK:Y HSB .mid4931.ss69.as19.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretx.ss69.as20.xxxkitabxxx#ktb-kitab#||#k:re-kıraat#||#ymn-yemin#||#lk:y-mülaki#||#hsb-hesab#||#z:nn-zann#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#KTB#||#YMN#||#K:VL#||#K:Re#||#KTB#||#Z:NN#||#LK:Y#||#HSB#||#ktb-kitab#||#k:re-kıraat#||#ymn-yemin#||#lk:y-mülaki#||#hsb-hesab#||#z:nn-zann#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَؤُوا كِتَابِيهْ * إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَاقٍ حِسَابِيهْ
Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh. * İnnî zanentu enniy mülâkın hısâbiyeh.
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
kıraat
ق ر اK:Re
Okuma. İkinci bir şey olmadan okumak.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Diyanet Meali:
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!” “Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.”
69. HAKKA / 21
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık o, razı olunacak ayş içindedir.
Ahiret A:YŞ RD:V .mid4932.ss69.as21.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretx#a:yş-ayş#||#rd:v-rıza#x#A:YŞ#||#RD:V#||#a:yş-ayş#||#rd:v-rıza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin).
ayş
ayşe
ع ي شA:YŞ
Yaşayış, yaşama. Yiyip içme. Zevk u safa. Dirilik. Hayat. Ömür. Yaşamaya lüzumlu bulunan madde.
Çğl.maişeÇğl.maişet
Aynı kökten:ayş ayşe maişe maişet ayyaş İaşe müteayyiş taayyüş
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Diyanet Meali:
Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.
69. HAKKA / 22
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Aliyy cennettedir.
Ahiret CNN A:LV .mid4933.ss69.as22.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxcennetxx#cnn-cennet#||#a:lv-aliyy#x#CNN#||#A:LV#||#cnn-cennet#||#a:lv-aliyy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Fî cennetin âliyeh(âliyetin).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Diyanet Meali:
Yüksek bir cennettedir.
69. HAKKA / 23
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onun katfları daniyedir.
Ahiret K:T:F DNV .mid4934.ss69.as23.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretx#dnv-daniye#||#k:t:f-katf#x#K:T:F#||#DNV#||#dnv-daniye#||#k:t:f-katf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun).
Daniye
د ن وDNV
Yakında olan.
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Katf
ق ط فK:T:F
Üzüm toplamak. / Meyve yolmak. / Meyve toplama mevsimi. / Meyvenin olgunlaşmışı. / Meyve salkımı. / Koparma. / Atın veya diğer davarın adımını geç atması. / Tırmalamak.
Aynı kökten:Katf
Diyanet Meali:
Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).
69. HAKKA / 24
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hali olmuş yevmlerde islaf ettiğiniz şeyler ile heni olarak yeyin ve şürb edin.
Ahiret eKL ŞRB HéNe SLF YVM H:LV .mid4935.ss69.as24.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-eyyam#||#ekl-ekl#||#h:lv-hali#||#şrb-şürb#||#héne-heni#||#slf-islaf#x#eKL#||#ŞRB#||#HéNe#||#SLF#||#YVM#||#H:LV#||#yvm-eyyam#||#ekl-ekl#||#h:lv-hali#||#şrb-şürb#||#héne-heni#||#slf-islaf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا أَسْلَفْتُمْ فِي الْأَيَّامِ الْخَالِيَةِ
Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti).
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Hali
خ ل وH:LV
Tenhâ. Boş. Sahipsiz. Issız. İçinde bir şey olmama. Gelip geçmiş olma. Boşa çıkmış olma. Devri geçmiş olma.
Çğl.Ahliya
Aynı kökten:Halâ' Halevat Hali Ahliya Haliyen Haliyye Halle halvet Hilv Hulüv Hulu Ihla' İhla Tahalli Tahliye Tehi
Henî
ه ن اHéNe
Hazmı kolay olan. / Faydalı ve sıhhate uygun. / Afiyetli. / deveyi zift ile yağlamak. / sağlıklı olmak, besinleri sağlıklı yapmak. / İyilik yapmak. / Sağlığı geliştirmek.
Aynı kökten:Henî
İslaf
س ل فSLF
Ödemesi önceden yapılmış. / Para peşin, mal veresiye olan bir alışveriş. / Bir şeyin karşılığını veresiye olarak önceden sunup takdim etmek. / Tarlayı aktarmak.
Aynı kökten:İslaf İstislaf Maselef Meslufe Selefiye Self Selef Eslâf Süllaf Sülfe Teslif
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
(Onlara şöyle denir:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.
69. HAKKA / 25-26-27-28-29
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kitabı şimali ile verilen kimse ise, der ki:
"Keşke bana kitabım verilmeseydi ve hesabımın ne olduğunun idrasında olmasaydım.
Keşke kaza olmuş olsaydı! Malım da beni daha ganiy etmedi! Sultanlığım da helak oldu!"
Ahiret eTY KTB ŞML K:VL eTY KTB DRY HSB KVN K:D:Y G:NY MVL HéLK SLT: .mid4936.ss69.as25.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretx.ss69.as26.ss69.as27.ss69.as28.ss69.as29.xxxkitabxxx#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#mvl-mal#||#g:ny-agna#||#şml-şimal#||#hsb-hesab#||#dry-idra#||#k:d:y-kaza#||#hélk-helak#||#slt:-sultan#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#KTB#||#ŞML#||#K:VL#||#eTY#||#KTB#||#DRY#||#HSB#||#KVN#||#K:D:Y#||#G:NY#||#MVL#||#HéLK#||#SLT:#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#mvl-mal#||#g:ny-agna#||#şml-şimal#||#hsb-hesab#||#dry-idra#||#k:d:y-kaza#||#hélk-helak#||#slt:-sultan#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيهْ * وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيهْ * يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَ * مَا أَغْنَى عَنِّي مَالِيهْ * هَلَكَ عَنِّي سُلْطَانِيهْ
Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh. * Ve lem edri mâ hısâbiyeh. * Yâ leytehâ kânetil kâdiyeh(kâdiyete). * Mâ agnâ annî mâliyeh. * Heleke annî sultâniyeh.
İdra
د ر يDRY
Bildirmek. Bildirilmek. Def etmek.
Aynı kökten:İdra Müdrî
Agna
غ ن يG:NY
Çok gani. En zengin.
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
Şimal
ش م لŞML
Huylar, ahlâklar, tabiatlar.
Çğl.Şemail
Aynı kökten:Eşmel İştimal Meşmul Müştemel Şamil Şamile Şimal Şemail Şimal Şimalen Şimalî Şümul Teşmil
Diyanet Meali:
Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.” “Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim.” “Keşke ölüm her şeyi bitirseydi.” “Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.” “Saltanatım da yok olup gitti.”
69. HAKKA / 30
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onu ahz edin ve ardından onu gall edin!
Ahiret eH:Zé G:LL .mid4937.ss69.as30.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretx#g:ll-gall#||#eh:zé-ahz#x#eH:Zé#||#G:LL#||#g:ll-gall#||#eh:zé-ahz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
Huzûhu fe gullûh(gullûhu).
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Gall
غ ل لG:LL
Girmek, sokmak, akmak. Boynunu, elini zincir ile bağlamak. Hâinlik yapmak. Hıyanet etmek. Ganimet malından hırsızlık etmek.
Aynı kökten:Galel Eğlâl Galil Gılâl Gall Galle Galal Gılâl Gallat Gılale Galâyil Gıll Gull Aglal Eglal Gulul İstiglal Maglul Meglul
Diyanet Meali:
(Allah, şöyle der:) “Onu yakalayıp bağlayın.”
69. HAKKA / 31
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra cahime saly edin onu.
Ahiret CHM S:LY .mid4938.ss69.as31.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxcehennemxx#chm-cahim#||#s:ly-saly#x#CHM#||#S:LY#||#chm-cahim#||#s:ly-saly#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ الْجَحِيمَ صَلُّوهُ
Summel cahîme sallûh(sallûhu).
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Diyanet Meali:
“Sonra onu cehenneme atın.”
69. HAKKA / 32
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sonra zirası yetmiş zira (arşın) olan silsile içinde… artık onu islak edin!
Ahiret SLSL ZéRA: SBA: ZéRA: SLK .mid4939.ss69.as32.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxxsayıxx#sba:-sebin#||#slsl-silsile#||#slk-islak#||#zéra:-zira#x#SLSL#||#ZéRA:#||#SBA:#||#ZéRA:#||#SLK#||#sba:-sebin#||#slsl-silsile#||#slk-islak#||#zéra:-zira#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ فِي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُ
Summe fî silsiletin zer’uhâ seb’ûne zirâan feslukûh(feslukûhu).
Seb'în
س ب عSBA:
Yetmiş.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
İslak
س ل كSLK
Düzenleme, sıraya koyma. Yola getirme. Diziye geçirme. Mesleğe sokma, sokulma.
Aynı kökten:İnsilak İslak Meslek Mesalik Münselik Sâlik Sâlikûn Selk Silk Süluk
Silsile
س ل س لSLSL
Birbirine bağlanan, bir sıra meydana getiren şey. Zincir. Zincir gibi birbirine ekli ve bitişik olan. Soy, sop. Sıradağ. Seri. Dizi. Ard arda gelen şeylerin meydana getirdiği sıra.
Çğl.Selasil
Aynı kökten:Müselsel Müselselen Müteselsil Silsile Selasil Teselsül Teselsülât
Zira'
ذ ر عZéRA:
Arşın. Arşınlamak. Ölçmek. / Bir kolun dirseğinden orta parmak ucuna kadar uzunluk ölçüsü. (75-90 cm. kadar) / Gökte ayın menzillerinden birisi. / Tulum. İçine peynir veya su, yağ gibi şeyler konan deriden kap. / ön ayakları yürüyüşte germek. / ata, deveye binmek için alçaltmak. / alt etmek, arkadan boğmak. / yüzerken kolu kaldırmak ve germek. / elden öne doğru germek. / genişçe yaymak. / kuvvet, güç.
Aynı kökten:Mezru' Mezruât Müzaraa Zeraa Zira'
Diyanet Meali:
“Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu.”
69. HAKKA / 33
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o azim ALLAH'a iman etmiyordu.
Ahiret KVN eMN A:Z:M .mid4940.ss69.as33.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretxximanxx#kvn-kane#||#emn-iman#||#a:z:m-azim#x#KVN#||#eMN#||#A:Z:M#||#kvn-kane#||#emn-iman#||#a:z:m-azim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ
İnnehu kâne lâ yu’minu billâhil azîm(azîmi).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
“Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu.”
69. HAKKA / 34
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 566
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Miskini taam etmeye hazza etmiyordu.
Ahiret HD:D: T:A:M SKN .mid4941.ss69.as34.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf566.sure.69.xxxAhiretx#hd:d:-hazza#||#skn-miskin#||#t:a:m-taam#x#HD:D:#||#T:A:M#||#SKN#||#hd:d:-hazza#||#skn-miskin#||#t:a:m-taam#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
hazza
ح ض ضHD:D:
Tahrik etmek. Teşvik etmek. Önayak olmak. Özendirmek.
Aynı kökten:Hazz hazza Muhazza Tahziz
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
Diyanet Meali:
“Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.”
69. HAKKA / 35
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, onun için burada hamim yoktur.
Ahiret LYS YVM HMM .mid4942.ss69.as35.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxAhiretxxyevmxx#lys-leyse#||#yvm-yevm#||#hmm-hamim#x#LYS#||#YVM#||#HMM#||#lys-leyse#||#yvm-yevm#||#hmm-hamim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هَاهُنَا حَمِيمٌ
Fe leyse lehul yevme hâhunâ hamîm(hamîmun).
Hamim
ح م مHMM
Çok sıcak ve çok kızgın nesne (bilhassa su). / Çok yüksek enerjili madde yada ışınım. / Yakın hısım, soy sop. / Samimi arkadaş. / Kâmus'ta anlatıldığı üzere "soğuk su" mânâsına da gelir. Bu kelime, iki zıt mânâyı ifade eden kelimelerdendir. Zira soğuk kaynak suyu sıcakta buğulanır.
Aynı kökten:Hamam Hamem Hamim Hamm Hamme Humm Humma Muhammat Müstehamm Yahmum Yahâmîm
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
“Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur.”
69. HAKKA / 36
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Gıslinden başka taam yoktur.
Ahiret T:A:M G:SL .mid4943.ss69.as36.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxAhiretx#t:a:m-taam#||#g:sl-gıslin#x#T:A:M#||#G:SL#||#t:a:m-taam#||#g:sl-gıslin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
Ve lâ taâmun illâ min gıslîn(gıslînin).
Gıslîn
غ س لG:SL
Yara yıkandığında içinden çıkan irinli ve kanlı su. Cehennem ehlinin etleri ve kanlarının yıkandığı nesne. / İbnü Zeyd'in, "Gıslin ile zakkumun ne olduğunu kimse bilmez." dediği rivayet edilmiştir.
Aynı kökten:Gasl Gassal Gıslîn Gusl Gusül İgtisal Magsel Magasil Magsul Migsel Mugtesil Tegassül
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
Diyanet Meali:
“Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.”
69. HAKKA / 37
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hatielerden başkası da onu yemez.
Ahiret eKL H:T:e .mid4944.ss69.as37.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxAhiretx#h:t:e-hatie#||#ekl-ekl#x#eKL#||#H:T:e#||#h:t:e-hatie#||#ekl-ekl#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا يَأْكُلُهُ إِلَّا الْخَاطِؤُونَ
Lâ ye’kuluhu illel hâtiûn(hâtiûne).
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
Diyanet Meali:
Onu günahkârlardan başkası yemez.”
69. HAKKA / 38-39
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hayır!
Kasem ederim, basar ettiklerinize ve basar etmediklerinize!
Yemin K:SM BS:R BS:R .mid4945.ss69.as38.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxYeminx.ss69.as39.xxxkitabxxx#k:sm-kasem#||#bs:r-basar#x#K:SM#||#BS:R#||#BS:R#||#k:sm-kasem#||#bs:r-basar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَا أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ * وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
Fe lâ uksımu bima tubsırûn(tubsırûne). * Ve mâ lâ tubsırûn(tubsırûne).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Diyanet Meali:
38,39,40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.
69. HAKKA / 40
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o, şüphesiz kerim Rasulün kavlidir.
K:VL RSL KRM .mid4946.ss69.as40.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxxxrasulxxxxkitabxxx#rsl-rasul#||#krm-kerim#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RSL#||#KRM#||#rsl-rasul#||#krm-kerim#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
İnnehu le kavlu resûlun kerîmin.
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
69. HAKKA / 41
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
O bir şair sözü değildir.
Siz ne az imandasınız!
K:VL ŞA:R K:LL eMN .mid4947.ss69.as41.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxxximanxxxxkitabxxx#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#şa:r-şair#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#ŞA:R#||#K:LL#||#eMN#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#şa:r-şair#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَا تُؤْمِنُونَ
Ve mâ huve bi kavli şâirin, kalîlin mâ tu’minûn(tu’minûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
şair
ش ع رŞA:R
Arpa. Kurban devesi. Şiir yazan. Sözünü vezin ve kafiye ile tertib eden.
Çğl.ŞairâtÇğl.şuara
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!
69. HAKKA / 42
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kahin sözü de değildir.
Siz ne az tezekkür ediyorsunuz!
K:VL KHéN K:LL ZéKR .mid4948.ss69.as42.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxxxxkitabxxx#k:ll-kalil#||#zékr-tezekkür#||#khén-kahin#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#KHéN#||#K:LL#||#ZéKR#||#k:ll-kalil#||#zékr-tezekkür#||#khén-kahin#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ
Ve lâ bi kavli kâhin(kâhinin), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâhin
ك ه نKHéN
Karışık ve tahmini sözlerle gaibden haber verdiği söylenen kimse. Haberci. Falcı. / Alim.
Dşl.Kâhine
Aynı kökten:Kâhin Kâhine
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
69. HAKKA / 43
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabb-il aleminden tenzil olmuştur.
NZL RBB A:LM .mid4949.ss69.as43.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxxxxkitabxxx#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#nzl-tenzil#x#NZL#||#RBB#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#nzl-tenzil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ
Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
tenzil
ن ز لNZL
Bir şeyin bir miktarını çıkarmak. / İndirmek, indirilmek, indirilen. / Aşağı indirmek. / Kur'an-ı Kerim'in vahiy vasıtası ile Rasulullaha indirilmesi. / Tedricen indirme. (Birden indirmeye inzal, parça parça indirmeye de tenzil denir.) / Fiat indirme. İskonto.
Çğl.Tenzilat
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
69. HAKKA / 44-45-46-47
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Bize karşı bazı sözler uydursaydı elbette ondan, yemini ile ahz ederdik. Sonra, onun vetinini (şahdamarı) elbette kata ederdik. Artık sizden biriniz buna hacz eden olamazdı.
K:VL BA:D: K:VL eH:Zé YMN K:T:A: VTN eHD HCZ .mid4950.ss69.as44.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxx.ss69.as45.ss69.as46.ss69.as47.xxxkitabxxx#ehd-ehad#||#ba:d:-bazı#||#ymn-yemin#||#eh:zé-ahz#||#k:t:a:-kata#||#vtn-vetin#||#hcz-hacz#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BA:D:#||#K:VL#||#eH:Zé#||#YMN#||#K:T:A:#||#VTN#||#eHD#||#HCZ#||#ehd-ehad#||#ba:d:-bazı#||#ymn-yemin#||#eh:zé-ahz#||#k:t:a:-kata#||#vtn-vetin#||#hcz-hacz#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْأَقَاوِيلِ * لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَمِينِ * ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ * فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَاجِزِينَ
Ve lev tekavvele aleynâ ba’dal ekâvîl(ekâvîli). * Le ehaznâ minhu bil yemîn(yemîni). * Summe le kata’nâ minhul vetîn(vetîne). * Fe mâ minkum min ehadin anhu hâcizîn(hâcizîne).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
Hacz
ح ج زHCZ
Men'etmek. Mâni olmak. / İki şeyin arasını ayırmak. / Alacaklı, borçludan alacağını alabilmesi için borçlunun malına el konulmak. / Tutmak için bir deveyi yere yatırma, durdurma, dizginleme, önleme. / Bir kişiyi veya bir şeyi önlemek, engellemek, kısıtlamak / gizlemek / müdahale etmek / ayırma, bölme, çit, bariyer oluşturmak / iki kişi arasında bir engel oluşturmak / birinin beline bir şey sarma veya bağlama / bir şeyle kendini savunma.
Aynı kökten:Haciz Hacz Mahcuz
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Vetin
و ت نVTN
Kalb damarı. Şah damarı. Şiryan-ı ekber. / Bel kemiği iliği.
Aynı kökten:Vetin
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Diyanet Meali:
Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.
69. HAKKA / 48
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o, muttakiler için elbette tezkirdir.
ZéKR VK:Y .mid4951.ss69.as48.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxxxxkitabxxx#zékr-tezkir#||#vk:y-muttaki#x#ZéKR#||#VK:Y#||#zékr-tezkir#||#vk:y-muttaki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
Ve innehu le tezkiretun lil muttekîn(muttekîne).
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Tezkir
ذ ك رZéKR
Hatırlatma. Vazifeyi veya Cenab-ı Hakk'ın emirlerini hatırlatma. Vaaz ve nasihat etme. Tenbih ve ikaz etme. Gr: Bir kelimeyi müzekker kılmak.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Şüphesiz Kur’an, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.
69. HAKKA / 49
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, sizden mükezzibler olduğuna elbette alimiz.
A:LM KZéB .mid4952.ss69.as49.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxx#a:lm-alim#||#kzéb-mükezzib#x#A:LM#||#KZéB#||#a:lm-alim#||#kzéb-mükezzib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
Ve innâ le na’lemu enne minkum mukezzibîn(mukezzibîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Mükezzib
ك ذ بKZéB
Tekzib eden. Yalanlayan, yalan çıkaran.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.
69. HAKKA / 50
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o, şüphesiz, kafirlerin üzerine hasrettir.
HSR KFR .mid4953.ss69.as50.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxx#kfr-kafir#||#hsr-hasret#x#HSR#||#KFR#||#kfr-kafir#||#hsr-hasret#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِرِينَ
Ve innehu le hasretun alel kâfirîn(kâfirîne).
hasret
ح س رHSR
Özleyiş. İç çekme. Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü. Pişmanlık vesilesi.
Çğl.Haserat
Aynı kökten:Hasîr hasr hasret Haserat İstihsar Mahsur Muhasser mütehassir tahassür Tahassürât tahsir
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Diyanet Meali:
Şüphesiz Kur’an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.
69. HAKKA / 51
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o, şüphesiz hakk el-yakindir.
HK:K: YK:N .mid4954.ss69.as51.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxx#hk:k:-hakk#||#yk:n-yakin#x#HK:K:#||#YK:N#||#hk:k:-hakk#||#yk:n-yakin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنَّهُ لَحَقُّ الْيَقِينِ
Ve innehu le hakk'ul yakîn(yakîni).
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Diyanet Meali:
Şüphesiz Kur’an, gerçek kesin bilgidir.
69. HAKKA / 52
Surede Toplam Ayet: 52
Kitap Sırası: 69
Nüzul Sırası: 78
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık azim Rabbinin adına sebbih et!
SBH SMV RBB A:Z:M .mid4955.ss69.as52.saHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.69.xxxx#smv-isim#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#sbh-sebbih#x#SBH#||#SMV#||#RBB#||#A:Z:M#||#smv-isim#||#rbb-rabb#||#a:z:m-azim#||#sbh-sebbih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
Fe sebbıh bismi rabbikel azîm(azîmi).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
isim
س م وSMV
Bir şeyin zihinde doğmasını sağlayan işaret ve alamet. Tek başına anlaşılır bir manaya delalet eden kelime.
Çğl.esmaÇğl.esami
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
O hâlde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et.