DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
MEAR��C SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid4956.ss70.as.saMEARİC.ns79.ny.cs29.syf567.sure.70.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
70. MEARİC / 1
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sual eden, vuku olacak azabı sordu.
SeL SeL A:ZéB VK:A: .mid4957.ss70.as1.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxx#a:zéb-azab#||#sel-sual#||#vk:a:-vuku#x#SeL#||#SeL#||#A:ZéB#||#VK:A:#||#a:zéb-azab#||#sel-sual#||#vk:a:-vuku#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَأَلَ سَائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
Se ele sâilun bi azâbin vâkı’n(vâkıın).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Vuku'
و ق عVK:A:
Düşme, rastlama. Olma, oluş. Gidip çatma. Bir hadisenin çıkış şekli, cereyânı.
Aynı kökten:Filvaki' Mevki Mevaki' Vak'a Vukuat Vakayi' Vâkıa' Vâkıât Vâki' Vuku'
Diyanet Meali:
Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.
70. MEARİC / 2
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kafirler için o def edilemez.
KFR LYS DFA: .mid4958.ss70.as2.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxx#lys-leyse#||#kfr-kafir#||#dfa:-def#x#KFR#||#LYS#||#DFA:#||#lys-leyse#||#kfr-kafir#||#dfa:-def#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِّلْكَافِرينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌ
Lil kâfirîne leyse lehu dâfi’(dâfiun).
Def'
د ف عDFA:
Ortadan kaldırmak, Öteye itmek. Mâni' olmak. Savmak. Savunmak. Himaye etmek. Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak.
Aynı kökten:Dafi' Dafia Def' İndifa Medfu' Müdafaa Müdafaat Müdafi' Mündefi' Tedafü'
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
70. MEARİC / 3
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Miracların sahibleri ALLAH'tandır.
A:RC .mid4959.ss70.as3.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxx#a:rc-mirac#x#A:RC#||#a:rc-mirac#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مِّنَ اللَّهِ ذِي الْمَعَارِجِ
Minallâhi zîl meâric(meârici).
Mi'rac
ع ر جA:RC
Merdiven, süllem. Yükselecek yer. En yüksek makam. Çıkılacak yerler.
Çğl.MearicÇğl.Maarîc
Aynı kökten:Âric Ma'ric Mi'rac Mearic Maarîc Ta'ric uruc
70. MEARİC / 4
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ruh ve melekler, miktarı elli bin sene olan yevmde, ona uruc ederler.
Ruh A:RC MLK RVH YVM KVN K:DR H:MS eLF SNV .mid4960.ss70.as4.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxRuhxxyevmxsayıxx#kvn-kane#||#h:ms-hamsin#||#elf-elf#||#yvm-yevm#||#mlk-melek#||#k:dr-mikdar#||#a:rc-uruc#||#rvh-ruh#x#A:RC#||#MLK#||#RVH#||#YVM#||#KVN#||#K:DR#||#H:MS#||#eLF#||#SNV#||#kvn-kane#||#h:ms-hamsin#||#elf-elf#||#yvm-yevm#||#mlk-melek#||#k:dr-mikdar#||#a:rc-uruc#||#rvh-ruh#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
Ta'rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh(senetin).
uruc
ع ر جA:RC
Yükselmek, yukarı çıkmak.
Aynı kökten:Âric Ma'ric Mi'rac Mearic Maarîc Ta'ric uruc
Elf
ا ل فeLF
1000 Bin sayısının ismi. Bin adet şey vermek. Ünsiyet eylemek.
Çğl.AlafÇğl.Uluf
Aynı kökten:Elf Alaf Uluf Elif ilaf Me'lufiyet Mulif Müellef Müellefe Müellefe Müellif Müellifîn Müteehhil Müteellif Mü'telif Teehhi Teehhül Te'lif Uluf Ülfet
Hamsîn
Hamsun
خ م سH:MS
Elli sayısı. Erbaîn denen kırk günlük kara kıştan sonra gelen elli günlük kış.
Aynı kökten:Hamis Hamse Hamsîn Hamsun
Mikdar
ق د رK:DR
Parça. Kısım. Bölük. Kıymet. Değer. Derece.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Ruh
ر و حRVH
Allah'ın hayatının her canlıdan tezahürü, can. / Rüzgar. Koku. / Öğleden akşama kadar olan vakit. / Bir şeyin tahsil edilmesinden duyulan neşe. / Bir amaca, davaya adanmışlığın ortaya çıkardığı gayret. / Dava edinilen amaca ulaşma hasretinini verdiği heyecan.
Çğl.Ervah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.
70. MEARİC / 5
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, cemil sabırla sabret.
S:BR S:BR CML .mid4961.ss70.as5.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxx#s:br-sabr#||#cml-cemil#x#S:BR#||#S:BR#||#CML#||#s:br-sabr#||#cml-cemil#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
Fasbir sabren cemîlâ(cemîlen).
Cemil
ج م لCML
Güzel. Hoşa gitmek için yapılan hareket.
Dşl.cemile
Aynı kökten:Cemal Cemel Cimal Ecmal Cemil cemile Ecmel Mücemmil Mütecemmil Mütecemmilîn Tecemmül Tecemmülât Tecmil Tecmilât Cümle Cümel Cümleten Filcümle Ezcümle İcmal Mücmel Cümmel Cümel
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
70. MEARİC / 6
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak onlar onu baid görüyorlar.
Ahiret ReY BA:D .mid4962.ss70.as6.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxAhiretx#ba:d-baid#||#ba:d-baid#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#BA:D#||#ba:d-baid#||#ba:d-baid#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَعِيدًا
İnnehum yerevnehu baîdâ(baîden).
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Diyanet Meali:
Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.
70. MEARİC / 7
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Biz ise onu karib görüyoruz.
Ahiret ReY K:RB .mid4963.ss70.as7.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxAhiretx#k:rb-karib#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#K:RB#||#k:rb-karib#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَنَرَاهُ قَرِيبًا
Ve nerâhu karîbâ(karîben).
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Diyanet Meali:
Biz ise onu yakın görüyoruz.
70. MEARİC / 8
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Semanın mühl gibi olacağı yevmdir.
Ahiret YVM KVN SMV MHéL .mid4964.ss70.as8.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxAhiretxxyevmxx#kvn-tekun#||#yvm-yevm#||#smv-sema#||#mhél-mühl#x#YVM#||#KVN#||#SMV#||#MHéL#||#kvn-tekun#||#yvm-yevm#||#smv-sema#||#mhél-mühl#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ تَكُونُ السَّمَاء كَالْمُهْلِ
Yevme tekûnus semâu kel muhl(muhli).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mühl
م ه لMHéL
Erimiş bakır. Potada eritilen maden. Yağ tortusu.
Aynı kökten:İmhal İstimhal Mehal Mehl Emhal Mühl Mühlet Mümhil Müstemhil Temahül Temhil
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
70. MEARİC / 9
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Dağlar, atılmış ıhn gibi olurlar.
Ahiret KVN CBL A:HéN .mid4965.ss70.as9.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxAhiretx#kvn-tekun#||#cbl-cebel#||#a:hén-ıhn#x#KVN#||#CBL#||#A:HéN#||#kvn-tekun#||#cbl-cebel#||#a:hén-ıhn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ
Ve tekûnul cibâlu kel ıhn(ıhni).
Ihn
ع ه نA:HéN
Boyalı sof kumaş. Renkli yün.
Aynı kökten:Ihn
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
kontrol-giriş
Aynı kökten:
70. MEARİC / 10
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 567
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hamim, hamime sual edemez.
Ahiret SeL HMM HMM .mid4966.ss70.as10.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf567.sure.70.xxxAhiretx#sel-sual#||#hmm-hamim#x#SeL#||#HMM#||#HMM#||#sel-sual#||#hmm-hamim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا يَسْأَلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
Ve lâ yes’elu hamîmun hamîmâ(hamîmen).
Hamim
ح م مHMM
Çok sıcak ve çok kızgın nesne (bilhassa su). / Çok yüksek enerjili madde yada ışınım. / Yakın hısım, soy sop. / Samimi arkadaş. / Kâmus'ta anlatıldığı üzere "soğuk su" mânâsına da gelir. Bu kelime, iki zıt mânâyı ifade eden kelimelerdendir. Zira soğuk kaynak suyu sıcakta buğulanır.
Aynı kökten:Hamam Hamem Hamim Hamm Hamme Humm Humma Muhammat Müstehamm Yahmum Yahâmîm
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Diyanet Meali:
(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.
70. MEARİC / 11
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Birbirlerine basar ederler… Mücrimler, izin yevminin azabından fidye olarak, oğullarını vedd ederler.
Ahiret BS:R VDD CRM FDY A:ZéB BNY .mid4967.ss70.as11.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretxxyevmxx#bny-beni#||#vdd-vedd#||#fdy-fidye#||#a:zéb-azab#||#crm-mücrim#||#bs:r-basar#x#BS:R#||#VDD#||#CRM#||#FDY#||#A:ZéB#||#BNY#||#bny-beni#||#vdd-vedd#||#fdy-fidye#||#a:zéb-azab#||#crm-mücrim#||#bs:r-basar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ
Yubassarûnehum yeveddul mucrimu lev yeftedî min azâbi yevmi izin bi benîh(benîhi).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Fidye
ف د يFDY
Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.
Çğl.İftida'
Aynı kökten:Fidye İftida'
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
Diyanet Meali:
Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
70. MEARİC / 12
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendisine sahib kadını da ve kardeşini de.
Ahiret S:HB eH:V .mid4968.ss70.as12.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#eh:v-ahi#||#s:hb-sahib#x#S:HB#||#eH:V#||#eh:v-ahi#||#s:hb-sahib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَصَاحِبَتِهِ وَأَخِيهِ
Ve sâhıbetihî ve ahîh(ahîhi).
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
70. MEARİC / 13
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendisini evy eden fasilesini de.
Ahiret FS:L eVY .mid4969.ss70.as13.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#fs:l-fasile#||#evy-evy#||#evy-evy#x#FS:L#||#eVY#||#fs:l-fasile#||#evy-evy#||#evy-evy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْويهِ
Ve fasîletihilletî tu’vîh(tu’vîhi).
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
Fasîle
ف ص لFS:L
Anababa, ebeveyn, âile. Familya, bir cinsten olan bitkilerin hepsi.
Çğl.Fesâil
Aynı kökten:Fâsıla Fevasıl Fasîle Fesâil Fasl Fasıl Fisal Fusul Fussilet Fusul-ü Erbaa İnfisal İnfisalat mafsal Mefsil Mefâsıl Mufassal Mufassıl Munfasıl Müfasale Tafsil Tafsilât Fasîl Fisâl Fuslân Faysal Fisal Fısal Fassal Fesil Efsâl Fisâl
70. MEARİC / 14
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Arzda olan kimseler cemian… sonra kendisine necat etsin.
Ahiret eRD: CMA: NCV .mid4970.ss70.as14.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#erd:-arz#||#cma:-cemian#||#ncv-necat#x#eRD:#||#CMA:#||#NCV#||#erd:-arz#||#cma:-cemian#||#ncv-necat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَن فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
Ve men fîl ardı cemî’an summe yuncîh(yuncîhi).
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
70. MEARİC / 15
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Asla!
Muhakkak o, lazadır!
Ahiret LZ:Y .mid4971.ss70.as15.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#lz:y-laza#x#LZ:Y#||#lz:y-laza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَلَّا إِنَّهَا لَظَى
Kellâ, innehâ lezâ.
Laza
Leza
ل ظ يLZ:Y
Lazî. Ateş. Alev. Alev saçmak. Cehennem'in altıncı katı.
Aynı kökten:Laza Leza Talazzi
Diyanet Meali:
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
70. MEARİC / 16
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Şiva için nez edendir.
Ahiret NZA: ŞVY .mid4972.ss70.as16.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#nza:-nez#||#şvy-şiva#x#NZA:#||#ŞVY#||#nza:-nez#||#şvy-şiva#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
نَزَّاعَةً لِّلشَّوَى
Nezzâaten liş şevâ.
Nez'
ن ز عNZA:
Çekip koparan. Şiddet ve acı ile can vermek. Çekip koparmak, ayırmak. Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak. Saymak. Kaldırmak, yok etmek.
Çğl.Naziat
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
Şiva'
ش و يŞVY
Kebap. Kebap olmak. Yanmak. Haşlanmak.
Aynı kökten:Şeyt Şiva' Teşviye
70. MEARİC / 17
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
İdbar edeni ve tevella edeni davet eder.
Ahiret DA:V DBR VLY .mid4973.ss70.as17.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#da:v-davet#||#dbr-idbar#||#vly-tevella#x#DA:V#||#DBR#||#VLY#||#da:v-davet#||#dbr-idbar#||#vly-tevella#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
تَدْعُو مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّى
Ted’û men edbera ve tevellâ.
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
İdbar
د ب رDBR
Geriye gitmek. Geri dönmek. İşlerin ters gitmesi. Talihsizlik. Bir gezegenin diğer oniki burcun tertibine zıt olarak hareketi. (Asıl tertibe göre gitmesine de ikbal denir.)
Aynı kökten:Dabir Deber Debre Deberât Dibâr Edbür Debr Dübur Dübr Dübür Edbar İdbar İstidbar Müdabere Müdbir Müdebber Müdebbire Müdebbir Müdebbirât Müdebbirîn Müstedbir Mütedebbir Tedbir Tedabir
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
70. MEARİC / 18
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Cem eder ve ardından viai eder.
Ahiret CMA: VA:Y .mid4974.ss70.as18.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#cma:-cem#||#va:y-viai#x#CMA:#||#VA:Y#||#cma:-cem#||#va:y-viai#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَمَعَ فَأَوْعَى
Ve cemea fe ev’â.
Cem'
ج م عCMA:
Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Farklı şeyleri bir yere getirmek. Az cemaat. Yığma. Hurmanın iyi olmayanı.
Çğl.Cümu
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Viâ'
Viai
و ع يVA:Y
Kap. / İçinde bir şey konulabilen zarf. / Bellemek. / Biriktirmek. / Damar.
Çğl.Ev'iye
Aynı kökten:Viâ' Viai Ev'iye Viâiyyet
70. MEARİC / 19
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak İnsan, hela (sabrı az, hırsı çok, aceleci ve fazla şikayetçi) olarak halk edilmiştir.
eNS H:LK: HéLA: .mid4975.ss70.as19.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxinsanxx#h:lk:-halk#||#ens-insan#||#héla:-hela#x#eNS#||#H:LK:#||#HéLA:#||#h:lk:-halk#||#ens-insan#||#héla:-hela#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْإِنسَانَ خُلِقَ هَلُوعًا
İnnel insâne hulika helûâ(helûan).
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hela'
ه ل عHéLA:
Korku. Feryad. Hırs. endişeli, sabırsız, huysuz.
Aynı kökten:Hela'
Diyanet Meali:
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.
70. MEARİC / 20
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendisine şerr mess olduğunda, ceza edendir.
MSS ŞRR CZA: .mid4976.ss70.as20.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxinsanxx#mss-mess#||#şrr-şerr#||#cza:-ceza#x#MSS#||#ŞRR#||#CZA:#||#mss-mess#||#şrr-şerr#||#cza:-ceza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا
İzâ messehuş şerru cezûâ(cezûan).
Ceza'
ج ز عCZA:
Hüzünle ağlayıp sızlanmak. Sabırsızlık yüzünden telâş ve teessür göstermek. / Dal, ağaç dalı.
Aynı kökten:Ceza' İctiza' İnciza' Mücza'
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
şerr
ش ر رŞRR
Allah'ın emirlerine uymama, muhalif hareket etme. Fena adam, fenalık yapan adam, kötü adam. Daha kötü, en kötü. Kötü iş, kötülük. Fenalık. Kavga.
Çğl.şürur
Aynı kökten:eşerr Şerar Şerare Şeraret şerir şerire şerr şürur Şirret şirrir Eşrâr Eşirrâ
Diyanet Meali:
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
70. MEARİC / 21
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Kendisine hayr mess olduğunda, mani olur.
MSS H:YR MNA: .mid4977.ss70.as21.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxinsanxx#mss-mess#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#x#MSS#||#H:YR#||#MNA:#||#mss-mess#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًا
Ve izâ messehul hayru menûâ(menûan).
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Mâni'
Mania
م ن عMNA:
Men'eden. Geri bırakan. Esirgeyen. Koruyan. Engel. Özür. Zorluk. El Mani : Herşeyde bir mani, engel olma tecellisi vardır.
Aynı kökten:Mâni' Mania Memnu' Memnua Memnuat Men' Men'â Menaî Mennâ' Menun Temni'
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Diyanet Meali:
Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.
70. MEARİC / 22
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Salat edenler müstesna.
S:LV .mid4978.ss70.as22.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxsalatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#s:lv-salat#x#S:LV#||#s:lv-salat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلَّا الْمُصَلِّينَ
İllel musallîn(musallîne).
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Diyanet Meali:
Ancak, namaz kılanlar başka.
70. MEARİC / 23
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
daim salat üzre olanlardır.
S:LV DVM .mid4979.ss70.as23.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxsalatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#s:lv-salat#||#dvm-daima#x#S:LV#||#DVM#||#s:lv-salat#||#dvm-daima#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ
Ellezîne hum alâ salâtihim dâimûn(dâimûne).
Daima
د و مDVM
Her vakit, bir düziye, daimî suretde.
Aynı kökten:Daim Daima Daimî Devam Deymumet Deymumî İdame İdman İstidame Müdam Müdavemet Müdavim Müdavimîn Müdmin Müstedam Müstedîm
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Diyanet Meali:
Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
70. MEARİC / 24
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar ki mallarında alim olunan hakk vardır.
MVL HK:K: A:LM .mid4980.ss70.as24.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxx#mvl-mal#||#a:lm-malum#||#hk:k:-hakk#x#MVL#||#HK:K:#||#A:LM#||#mvl-mal#||#a:lm-malum#||#hk:k:-hakk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ فِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
Vellezîne fî emvâlihim hakkun ma’lûm(ma’lûmun).
Ma'lum
ع ل مA:LM
İlm edinilmiş mevzu. / Bilinen, belli olan. / Resul-i Ekrem'in bir nâmıdır.
Çğl.Ma'lumat
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Diyanet Meali:
Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
70. MEARİC / 25
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Mahrum olanlar ve sail (talep edenler, fakirler) için.
SeL HRM .mid4981.ss70.as25.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxsadaka-duruxxxxibadetxxx#hrm-mahrum#||#sel-sail#x#SeL#||#HRM#||#hrm-mahrum#||#sel-sail#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِّلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
Lis sâili vel mahrûm(mahrûmi).
Mahrum
ح ر مHRM
Maddi veya manevi nimetlerden uzak kalmak. Malı bereket bulmaz olan bedbaht.
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
sail
س ا لSeL
Dilenci. Fakir. Soran. İsteyen. Akan, seyelan eden.
Dşl.SaileÇğl.Seele
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
70. MEARİC / 26
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar ki, din yevminde sadakat gösterirler.
S:DK: YVM DYN .mid4982.ss70.as26.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxyevmxxxsadaka-duruxxxxibadetxxx#yvm-yevm#||#dyn-din#||#s:dk:-sadakat#x#S:DK:#||#YVM#||#DYN#||#yvm-yevm#||#dyn-din#||#s:dk:-sadakat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ
Vellezîne yusaddikûne bi yevmid dîn(dîni).
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
sadaka
ص د قS:DK:
Dostluk. Doğruluk. Bir kimseye kalbden bağlılık. Dostlukta sebat, vefadarlık. Allah için, elde olandan ihtiyacı olana dostluk etmek. Herkese karşı doğru olmak.
Çğl.Sadakat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.
70. MEARİC / 27
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar ki Rabblerinin azabından müşfiktirler.
A:ZéB RBB ŞFK: .mid4983.ss70.as27.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxx#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#şfk:-müşfik#x#A:ZéB#||#RBB#||#ŞFK:#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#||#şfk:-müşfik#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
Vellezîne hum min azâbi rabbihim muşfikûn(muşfikûne).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Müşfik
ش ف قŞFK:
Şefkatle seven. Acıyan, merhametli. / Sakınan ve korkan.
Aynı kökten:Eşfak İşfak Müşfik Şafak Şefakat Şefik Şefika Şefkat
Diyanet Meali:
Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.
70. MEARİC / 28
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki Rabblerinin azabı, emin olunamayandır.
A:ZéB RBB G:YR eMN .mid4984.ss70.as28.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxximanxx#g:yr-gayr#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#x#A:ZéB#||#RBB#||#G:YR#||#eMN#||#g:yr-gayr#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#a:zéb-azab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
İnne azâbe rabbihim gayru me’mûn(me’mûnin).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.
70. MEARİC / 29
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
… ferclerine hafız olanlar …
Kadın ve Aile Hukuku FRC HFZ: .mid4985.ss70.as29.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxx#hfz:-hafız#||#frc-ferc#x#FRC#||#HFZ:#||#hfz:-hafız#||#frc-ferc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ
Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne).
Ferc
ف ر جFRC
Yarık, çatlak, yırtmaç. Ayıp. Dişi tenasül organı. Edeb yeri. Korkulacak yer.
Çğl.Furûc
Aynı kökten:Ferace Ferc Furûc Ferruc Ferâric Firc Fürce Füruc İfrac Müferrec Tefrice Tefâric Faric Ferce Ferec Müferric Müteferric Müteferricîn Teferruc Tefric
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
Diyanet Meali:
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
70. MEARİC / 30
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
… zevcelerine veya melekesi yeminlerinde olanlara müstesna.
Muhakkak ki onlar levm edilenlerin gayrısındadır.
Kadın ve Aile Hukuku ZVC MLK YMN G:YR LVM .mid4986.ss70.as30.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#lvm-levm#||#zvc-zevc#x#ZVC#||#MLK#||#YMN#||#G:YR#||#LVM#||#g:yr-gayr#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#lvm-levm#||#zvc-zevc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Levm
ل و مLVM
Çekiştirmek. Birisinin yüzüne karşı kötü söz söylemek. Zemmetmek. Paylamak. Başa kakmak.
Aynı kökten:Leim Levm Levma Levâyim Levme Levvam Levvâme Melum Mülîm Müstelîm Telavüm Telvim Telvimât
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
70. MEARİC / 31
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Bunun verasını ibtiga eden kimse... artık işte onlar… onlar düşmandır.
Kadın ve Aile Hukuku BG:Y VRY A:DV .mid4987.ss70.as31.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxx#a:dv-adüvv#||#bg:y-ibtiga#||#vry-vera#x#BG:Y#||#VRY#||#A:DV#||#a:dv-adüvv#||#bg:y-ibtiga#||#vry-vera#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاء ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ
Fe menibtegâ verâe zâlike fe ulâike humul âdûn(âdûne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
Vera
Very
و ر يVRY
Arkadan gelen. / Öte. / Başka taraf. / Arka, geri. / Torun. / Çakmaktan ateş çıkması. // Ateş yakmak. / Müphem olarak, müphem bir şekilde, bir şeyin başka bir şeymiş gibi yapılması. / Gizlemek, örtmek, bir şeyin arkasına örtmek, gizlemek. / Yardımcı, takipçi. / Hz. Musaya inzal olan Kanun Kitabı. // Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar. Halk. Mahluk. // Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Aynı kökten:ira Mütevari Tevari Vera Very
Diyanet Meali:
Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.
70. MEARİC / 32
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte onlar ki kendilerine emanetlere ve ahdlerine riayet edenlerdir.
Ahiret eMN A:HéD RA:Y .mid4988.ss70.as32.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretxximanxx#a:héd-ahd#||#emn-emanet#||#ra:y-riayet#x#eMN#||#A:HéD#||#RA:Y#||#a:héd-ahd#||#emn-emanet#||#ra:y-riayet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ
Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
emanet
ا م نeMN
Eminlik. İstikamet üzere bulunmak. Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen. Osmanlılar Devrinde bazı devlet dairelerine verilen isim. Şehr emâneti, Rusumat emâneti gibi...
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Riayet
ر ع يRA:Y
Bakma, gözetme, bakım. Saygı göstermek. İyi karşılamak, ağırlamak, hürmet etmek. Uymak, tâbi olmak. Otlamak veya otlatmak. Hıfzetmek, korumak.
Aynı kökten:İstir'a Mer'a Mer'î Mer'iyye Mer'iyyat Muraî Müraat Ra' Râî Ria raina Raiyyet Reaya Ra'y Riayet
Diyanet Meali:
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
70. MEARİC / 33
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte onlar ki şahadetlerine kaimdirler.
Ahiret ŞHéD K:VM .mid4989.ss70.as33.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#k:vm-kaim#||#şhéd-şahadet#x#ŞHéD#||#K:VM#||#k:vm-kaim#||#şhéd-şahadet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ هُم بِشَهَادَاتِهِمْ قَائِمُونَ
Vellezîne hum bi şehâdâtihim kâimûn(kâimûne).
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
şahadet
Şehâdet
ش ه دŞHéD
Şâhidlik. Bir şeyin doğruluğuna inanmak. Allah rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik. Şahid olunan şeyler. Yaşayarak tespit edilmesi ve şahid olunması imkanlı olanlar.
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.
70. MEARİC / 34
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte onlar ki, salatına hafızdırlar.
Ahiret S:LV HFZ: .mid4990.ss70.as34.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretxxsalatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#s:lv-salat#||#hfz:-hafız#x#S:LV#||#HFZ:#||#s:lv-salat#||#hfz:-hafız#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Vellezîne hum alâ salâtihim yuhâfizûn(yuhâfizûne).
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Diyanet Meali:
Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.
70. MEARİC / 35
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
İşte onlar ikram edilmiş cennetlerdedirler.
CNN KRM .mid4991.ss70.as35.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxxxcennetxx#cnn-cennet#||#krm-ikram#x#CNN#||#KRM#||#cnn-cennet#||#krm-ikram#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أُوْلَئِكَ فِي جَنَّاتٍ مُّكْرَمُونَ
Ulâike fî cennâtin mukremûn(mukremûne).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ikram
ك ر مKRM
Sunulacak şey, armağan. Ağırlamak. Hürmet etmek. Saygı göstermek.
Çğl.İkramat
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
Diyanet Meali:
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
70. MEARİC / 36
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, kafirlere ne oluyor da, senin kıblene hetaa edenler oluyorlar?...
Ahiret KFR K:BL HéT:A: .mid4992.ss70.as36.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#k:bl-xoxox#||#kfr-kafir#||#hét:a:-hetaa#x#KFR#||#K:BL#||#HéT:A:#||#k:bl-xoxox#||#kfr-kafir#||#hét:a:-hetaa#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَالِ الَّذِينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
Fe mâ lillezîne keferû kıbeleke muhtıîn(muhtıîne).
hetaa
ه ط عHéT:A:
Hızlanmak. Bir noktaya sabit bir şekilde bakarak korkuyla ilerlemek.
Aynı kökten:ahta'a hetaa
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Diyanet Meali:
Şimdi, inkâr edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar hâlinde sana doğru koşuyorlar?
70. MEARİC / 37
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
… yeminden ve şimalden izeler halinde.
Ahiret YMN ŞML A:ZV .mid4993.ss70.as37.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretx#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#a:zv-ize#x#YMN#||#ŞML#||#A:ZV#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#a:zv-ize#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ عِزِينَ
Anil yemîni ve aniş şimâli ızîn(ızîne).
İze
ع ز وA:ZV
Her biri bir fırkaya mensub. / Parça parça, fırka fırka. / Müteferrik hâlde. / bir ilişki girmek veya ileri sürmek / şirketler, gruplar, partiler için izin.
Çğl.Izîn
Aynı kökten:İze Izîn
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Şimal
ش م لŞML
Huylar, ahlâklar, tabiatlar.
Çğl.Şemail
Aynı kökten:Eşmel İştimal Meşmul Müştemel Şamil Şamile Şimal Şemail Şimal Şimalen Şimalî Şümul Teşmil
70. MEARİC / 38
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onların her biri, Naim cennete dahil edileceğine mi tama ediyor?
Ahiret T:MA: KLL MRe DH:L CNN NA:M .mid4994.ss70.as38.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxAhiretxxcennetxnaimxx#kll-külli#||#dh:l-dahil#||#mre-imrin#||#cnn-cennet#||#t:ma:-tama#||#na:m-naim#||#t:ma:-tama#x#T:MA:#||#KLL#||#MRe#||#DH:L#||#CNN#||#NA:M#||#kll-külli#||#dh:l-dahil#||#mre-imrin#||#cnn-cennet#||#t:ma:-tama#||#na:m-naim#||#t:ma:-tama#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
E yatmeu kullumriin minhum en yudhale cennete naîm(naîmin).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Naim
ن ع مNA:M
Bol miktardaki nimet. Bolluk ve bahtiyarlık içinde yaşayış. Nizam-ü hal ve mal. Cennet'in sekiz kısmından dördüncü tabakası. // Taze, körpe. Kılçıksız, yumuşak, kemiksiz. Etli sebze.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Tama'
ط م عT:MA:
Çok istemek. Hırsla istemek. Doymazlık. Aç gözlülük. Askerî fertlerin maaşları.
Aynı kökten:Matma' Matmu' Tama' Tamaen Tam'an Tamah Tumuh Tama'kâr Tamma' Tatmi'
Tama'
ط م عT:MA:
Çok istemek. Hırsla istemek. Doymazlık. Aç gözlülük. Askerî fertlerin maaşları.
Aynı kökten:Matma' Matmu' Tama' Tamaen Tam'an Tamah Tumuh Tama'kâr Tamma' Tatmi'
Diyanet Meali:
Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor?
70. MEARİC / 39
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 568
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Asla!
Mukakkak ki BİZ, onları, alim oldukları şeyden halk ettik.
Doğa/YaşamAhiret H:LK: A:LM .mid4995.ss70.as39.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf568.sure.70.xxxDoğa/YaşamxAhiretxxalakxx#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#x#H:LK:#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَلَّا إِنَّا خَلَقْنَاهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
Kellâ, innâ halaknâhum mimmâ ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Diyanet Meali:
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
70. MEARİC / 40
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Hayır!
Kasem ederim, şark tarafının ve garb tarafının Rabbine!
Muhakkak ki BİZ, elbette kadiriz …
AhiretEsma-ül HüsnaYemin K:SM RBB ŞRK: G:RB K:DR .mid4996.ss70.as40.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.70.xxxAhiretxEsma-ül HüsnaxYeminx#rbb-rabb#||#k:sm-kasem#||#k:dr-kadir#||#şrk:-şark#||#g:rb-garb#x#K:SM#||#RBB#||#ŞRK:#||#G:RB#||#K:DR#||#rbb-rabb#||#k:sm-kasem#||#k:dr-kadir#||#şrk:-şark#||#g:rb-garb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَا أُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ إِنَّا لَقَادِرُونَ
Fe lâ uksimu bi rabbil meşârikı vel megâribi innâ le kâdirûn(kâdirûne).
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.
70. MEARİC / 41
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
… kendilerinden daha hayrlı olana bedellendirmeye.
BİZ sebk edilebilen değiliz.
Ahiret BDL H:YR SBK: .mid4997.ss70.as41.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.70.xxxAhiretx#h:yr-hayr#||#bdl-bedel#||#sbk:-sebk#x#BDL#||#H:YR#||#SBK:#||#h:yr-hayr#||#bdl-bedel#||#sbk:-sebk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
عَلَى أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Alâ en nubeddile hayren minhum ve mâ nahnu bi mesbûkîn(mesbûkîne).
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
sebk
س ب قSBK:
İleri geçme. Birisini geçme. Yarışma hali. İlerleme. Vaki olma. Birşeyin önceki hali, ilk durumu. Birşeyin kalıplanarak bir şeye benzetilmesi. Koşuda kazanan hayvan.
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
70. MEARİC / 42
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık vezr et onları!
Vaad olundukları yevme mülaki oluncaya kadar havz olsunlar ve ilab etsinler.
Ahiret VZéR H:VD: LA:B LK:Y YVM VA:D .mid4998.ss70.as42.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.70.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-yevm#||#va:d-vaad#||#lk:y-mülaki#||#vzér-vezr#||#la:b-ilab#||#h:vd:-havz#x#VZéR#||#H:VD:#||#LA:B#||#LK:Y#||#YVM#||#VA:D#||#yvm-yevm#||#va:d-vaad#||#lk:y-mülaki#||#vzér-vezr#||#la:b-ilab#||#h:vd:-havz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتَّى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي يُوعَدُونَ
Fe zerhum yehûdû ve yel’abû hattâ yulâkû yevme humullezî yûadûn(yûadûne).
Havz
خ و ضH:VD:
Suya girme. Sakınılacak işe girişmek. Başlamak.
Aynı kökten:Havz Tahviz
İl'ab
ل ع بLA:B
Oynatma, oynatılma
Aynı kökten:İl'ab İltiab La'be Lu'b Laib Lu'bî Ma'leb Meâlib Mel'ab Mel'abe Melaib Mülaib Mütelaib Tel'abe Til'abe Ül'ube
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.
70. MEARİC / 43
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, sanki nusblara vefz eder gibi cedeslerinden süratle ihrac olurlar.
Ahiret YVM H:RC CDSé SRA: NS:B VFD: .mid4999.ss70.as43.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.70.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-yevm#||#h:rc-ihrac#||#ns:b-nusb#||#cdsé-cedes#||#sra:-sira#||#vfd:-vefz#x#YVM#||#H:RC#||#CDSé#||#SRA:#||#NS:B#||#VFD:#||#yvm-yevm#||#h:rc-ihrac#||#ns:b-nusb#||#cdsé-cedes#||#sra:-sira#||#vfd:-vefz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَى نُصُبٍ يُوفِضُونَ
Yevme yahrucûne minel ecdâsi sirâan ke ennehum ilâ nusubin yûfîdûn(yûfîdûne).
cedes
ج د ثCDSé
Kum içindeki kuluçka yuvası. / Yeniden başlama noktası. / Kabir, mezar.
Çğl.Ecdas
Aynı kökten:cedes Ecdas
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Nasab
Nusb
ن ص بNS:B
Dert. Zahmet. Yorgunluk. Meşakkat, elem. Zehir, ağu. Belâ, musibet. Put, sanem, heykel.
Çğl.Ensâb
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
Sira'
س ر عSRA:
Hızla gitmek, acele etmek.
Aynı kökten:Esra' İsra' İstisra' Münserih Müsaraa Müsâraât Müsaraat Müsaraaten Müserri' Müsri' Müteserri' Ser'an Sür'a Seri' Seri'a Serian Sira' Sür'at Sür'aten Teserru' Tesri' Tesriât Tesrian
Vefz
و ف ضVFD:
Evmek, acele etmek.
Çğl.Evfaz
Aynı kökten:Vefz Evfaz
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir hâlde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.
70. MEARİC / 44
Surede Toplam Ayet: 44
Kitap Sırası: 70
Nüzul Sırası: 79
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Basarları huşu içindedir... onları zillet irhak etmiştir. İşte bu, vaad olunmuş oldukları yevmdir.
Ahiret H:ŞA: BS:R RHéK: ZéLL YVM KVN VA:D .mid5000.ss70.as44.saMEARİC.ns79.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.70.xxxAhiretxxyevmxx#yvm-yevm#||#va:d-vaad#||#h:şa:-huşu#||#bs:r-basar#||#zéll-zillet#||#rhék:-irhak#||#kvn-xxoxx#x#H:ŞA:#||#BS:R#||#RHéK:#||#ZéLL#||#YVM#||#KVN#||#VA:D#||#yvm-yevm#||#va:d-vaad#||#h:şa:-huşu#||#bs:r-basar#||#zéll-zillet#||#rhék:-irhak#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَلِكَ الْيَوْمُ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ
Hâşi’aten ebsâruhum terhekuhum zilleh(zilletun), zâlikel yevmullezî kânû yûadûn(yûadûne).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Huşu'
خ ش عH:ŞA:
Huşu. Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.
Aynı kökten:Hâşâ Haşi' Huşşa' Haşiîn Huşu' Mütehaşi' Mütehaşşi' Tahaşşu'
İrhak
ر ه قRHéK:
Sıkıntı ve eziyet etme. Zorlama, sıkma. Bulaşma. İstila etme. ?örtmek, üstüne gitmek, çatmak
Aynı kökten:İrhak Rahk Rehak Rehket Rehk Terhik Terhuk
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
zillet
ذ ل لZéLL
Aşağılık, horluk, hakirlik, alçaklık.
Aynı kökten:Ezell İstizlal İzlal Mezellet Muzill Müstezill Mütezellil Müzellil Müzill Tezellül Tezellülât Tezlil Zelalet zelil Zilal Zullân Ezille Zelul Zülül Zelulî Zill zillet Züll