DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
NUH SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid5001.ss71.as.saNUH.ns71.ny.cs29.syf569.sure.71.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
71. NUH / 1
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, Nuh'u, elim azab gelmeden önce kendi kavmini nezr etsin diye irsal etik.
Hz. Nuh Kıssası - 10 RSL NVH K:VM NZéR K:VM K:BL eTY A:ZéB eLM .mid5002.ss71.as1.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#rsl-irsal#||#nzér-nezr#||#nvh-hz. nuh#||#ety-xxoxx#x#RSL#||#NVH#||#K:VM#||#NZéR#||#K:VM#||#K:BL#||#eTY#||#A:ZéB#||#eLM#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#rsl-irsal#||#nzér-nezr#||#nvh-hz. nuh#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
İnnâ erselnâ nûhan ilâ kavmihî en enzir kavmeke min kabli en ye’tiyehum azâbun elîm(elîmun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik.
71. NUH / 2
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki: "Ey kavmim!
Muhakkak ben sizin için mübin nezirim."
Hz. Nuh Kıssası - 10 K:VL K:VM NZéR BYN .mid5003.ss71.as2.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#k:vm-kavim#||#byn-mübin#||#nzér-nezir#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:VM#||#NZéR#||#BYN#||#k:vm-kavim#||#byn-mübin#||#nzér-nezir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Kâle yâ kavmi innî lekum nezîrun mubîn(mubînun).
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Nûh, şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
71. NUH / 3
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH'a abd olun! O'na ittika edin. Bana itaat edin."
Hz. Nuh Kıssası - 10 A:BD VK:Y T:VA: .mid5004.ss71.as3.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10xxxemirxxyasakxxx#t:va:-itaat#||#a:bd-abd#||#vk:y-ittika#x#A:BD#||#VK:Y#||#T:VA:#||#t:va:-itaat#||#a:bd-abd#||#vk:y-ittika#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ
Eni’budûllâhe vettekûhu ve etîûn(etîûni).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
“Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”
71. NUH / 4
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Zenblerinize sizin için gafur olsun ve sizi müsemma ecele kadar tehir etsin.
Muhakkak ki ALLAH'ın eceli geldiği zaman ertelenmez.
Keşke alim olsanız."
Hz. Nuh Kıssası - 10 G:FR ZéNB eH:R eCL SMV eCL CYe eH:R KVN A:LM .mid5005.ss71.as4.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#eh:r-ahhar#||#smv-müsemma#||#a:lm-alim#||#ecl-ecel#||#g:fr-gafur#||#zénb-zenb#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#G:FR#||#ZéNB#||#eH:R#||#eCL#||#SMV#||#eCL#||#CYe#||#eH:R#||#KVN#||#A:LM#||#eh:r-ahhar#||#smv-müsemma#||#a:lm-alim#||#ecl-ecel#||#g:fr-gafur#||#zénb-zenb#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاء لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Yagfir lekum min zunûbikum ve yûahhırkum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), inne ecelallâhi izâ câe lâ yuahhar(yûahharu), lev kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
müsemma
س م وSMV
İsimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan. Muayyen zaman. Belirli vakit.
Çğl.Müsemmeyat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Zenb
ذ ن بZéNB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
71. NUH / 5
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Dedi ki: "Rabbim! Muhakkak ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
Hz. Nuh Kıssası - 10 K:VL RBB DA:V K:VM LYL NHéR .mid5006.ss71.as5.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#da:v-duae#||#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#nhér-nehar#||#rbb-rabb#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#DA:V#||#K:VM#||#LYL#||#NHéR#||#da:v-duae#||#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#nhér-nehar#||#rbb-rabb#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلًا وَنَهَارًا
Kâle rabbi innî deavtu kavmî leylen ve nehârâ(nehâran).
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.”
71. NUH / 6
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Ancak, davetim… sadece... onların firarını ziyade etti."
Hz. Nuh Kıssası - 10 ZYD DA:V FRR .mid5007.ss71.as6.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#da:v-duae#||#frr-firar#||#zyd-ziyade#x#ZYD#||#DA:V#||#FRR#||#da:v-duae#||#frr-firar#||#zyd-ziyade#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَارًا
Fe lem yezidhum duâî illâ firârâ(firâran).
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Firar
ف ر رFRR
Kaçmak. Kaçış.
Aynı kökten:Eferr Ferr Fer Firar Firarî İfrar İstifrar Meferr Tefrir
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.”
71. NUH / 7
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Onları senin gafur olman için her davet edişimde, parmaklarını kulaklarının içine tıkadılar ve sevblerine gışa ettiler ve ısrar ederek ve istikbar ederek istikbar ettiler."
Hz. Nuh Kıssası - 10 KLL DA:V G:FR CA:L S:BA: eZéN G:ŞV SéVB S:RR KBR KBR .mid5008.ss71.as7.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#da:v-duae#||#kll-külli#||#g:şv-gışa#||#g:fr-gafur#||#kbr-istikbar#||#ezén-üzn#||#sévb-sevb#||#s:rr-ısrar#||#s:ba:-isbi#||#ca:l-xxoxx#x#KLL#||#DA:V#||#G:FR#||#CA:L#||#S:BA:#||#eZéN#||#G:ŞV#||#SéVB#||#S:RR#||#KBR#||#KBR#||#da:v-duae#||#kll-külli#||#g:şv-gışa#||#g:fr-gafur#||#kbr-istikbar#||#ezén-üzn#||#sévb-sevb#||#s:rr-ısrar#||#s:ba:-isbi#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا
Ve innî kullemâ deavtuhum li tagfire lehum cealû esâbiahum fî âzânihim vestagşev siyâbehum ve esarrû vestekberûstikbârâ(vestekberûstikbâran).
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
üzn
ا ذ نeZéN
Kulak. İzin.
Çğl.Azan
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
İsbi'
Isbı'
ص ب عS:BA:
Parmak. Ölçü parmağı, arşının yirmidörtte biri.
Çğl.EsâbiÇğl.Usbu'Çğl.Asbi'
Aynı kökten:İsbi' Isbı' Esâbi Usbu' Asbi'
Israr
İsrar
ص ر رS:RR
Bir fikir veya meşru dâvadan dönmemek. / Direnmek, sebat etmek. Hayırlı bir hâl üzere sadakatla kalmayı istemek. / gıcırdamak, cırcır böceği gibi ötmek.
Aynı kökten:Israr İsrar Sarre Sırr Sırre
Sevb
ث و بSéVB
Elbise. Giyilecek eşya. Kaftan. Bez. Rücu' manasına mastar.
Çğl.SiyâbÇğl.EsvâbÇğl.Esvüb
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
Diyanet Meali:
“Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”
71. NUH / 8
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sonra muhakkak ben… onlara davetim cihar oldu.
Hz. Nuh Kıssası - 10 DA:V CHéR .mid5009.ss71.as8.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#da:v-duae#||#chér-cihar#x#DA:V#||#CHéR#||#da:v-duae#||#chér-cihar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا
Summe innî deavtuhum cihârâ(cihâran).
Cihar
ج ه رCHéR
Sesle, sadâ ile ve alenen söyleme ve okuma.
Aynı kökten:Cehir Cüherâ Cehr Cehre Cehren Cehret Cehreten Cehrî Cihar Ciharen İchar Mechur Mechuriye Michar
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Diyanet Meali:
“Sonra ben onları açık açık davet ettim.”
71. NUH / 9
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sonra muhakkak ki BEN, onlara ilan ettim ve de onlara sırr olarak sırr ettim."
Hz. Nuh Kıssası - 10 A:LN SRR SRR .mid5010.ss71.as9.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#a:ln-ilan#||#srr-sırr#||#srr-israr#x#A:LN#||#SRR#||#SRR#||#a:ln-ilan#||#srr-sırr#||#srr-israr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا
Summe innî a’lentu lehum ve esrartu lehum isrârâ(isrâran).
İ'lan
ilân
ع ل نA:LN
Belli etmek. Yaymak. Herkese duyurmak. Gazetelerde veya sokaklarda duvarlara kâğıt yapıştırarak ticari bir iş, bir adres veya başka bir şeyi herkese bildirme. Açığa vurma, yayma, meydana çıkarma.
Çğl.İ'lanat
Aynı kökten:Alen Alenen Aleni Aleniyye Aleniyyet Alîn İ'lan ilân İ'lanat İsti'lan İ'tilan Mu'lin Müteallin Taallün Ta'lin
İsrar
س ر رSRR
Sır saklamak, gizlemek. Gizlenmesi lâzım bir şeyi gizlemek.
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Sırr
Sır
س ر رSRR
Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey. Müşâhedetullah'ın mahalli bulunan kalbdeki lâtife. İnsanın aklının ermediği şey. Allah'ın hikmeti.
Çğl.Serair
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Diyanet Meali:
“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”
71. NUH / 10
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 569
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Nihayet dedim ki: "Rabbinize istiğfar edin. Muhakkak ki o gaffardır."
Hz. Nuh Kıssası - 10 K:VL G:FR RBB KVN G:FR .mid5011.ss71.as10.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf569.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#g:fr-istiğfar#||#g:fr-gaffar#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#G:FR#||#RBB#||#KVN#||#G:FR#||#kvn-kane#||#rbb-rabb#||#g:fr-istiğfar#||#g:fr-gaffar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا
Fe kul tustagfırû rabbekum innehu kâne gaffârâ(gaffâran).
gaffar
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. Gafur. El Gaffar : Derde derman olmak, amana yardım etmek. Dayanılacak, ferahlık verici hali. Güvenmeyi temin edici feyli ilahi.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
“Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’
71. NUH / 11
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Semayı size midrar olarak irsal etsin."
Hz. Nuh Kıssası - 10 RSL SMV DRR .mid5012.ss71.as11.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-10xHz. Nuh Kıssası - 10x#smv-sema#||#rsl-irsal#||#drr-midrar#x#RSL#||#SMV#||#DRR#||#smv-sema#||#rsl-irsal#||#drr-midrar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يُرْسِلِ السَّمَاء عَلَيْكُم مِّدْرَارًا
Yursilis semâe aleykum midrârâ(midrâren).
Midrar
د ر رDRR
Yağmur yağdıran bulut. Çok su döken.
Aynı kökten:Darr Durre Dür Dürrât Dürer Dürur İdrar Midrar
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’
71. NUH / 12
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Mallarla ve oğullarla size imdad etsin. Sizin için cennetler kılsın ve sizin için nehirler kılsın."
MDD MVL BNY CA:L CNN CA:L NHéR .mid5013.ss71.as12.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#bny-beni#||#mvl-mal#||#nhér-nehir#||#cnn-cennet#||#mdd-imdad#||#ca:l-xxoxx#x#MDD#||#MVL#||#BNY#||#CA:L#||#CNN#||#CA:L#||#NHéR#||#bny-beni#||#mvl-mal#||#nhér-nehir#||#cnn-cennet#||#mdd-imdad#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَارًا
Ve yumdidkum biemvâlin ve benîne ve yec’al lekum cennâtin ve yec’al lekum enhârâ(enhâren).
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
İmdad
م د دMDD
Yardım. İmdat. Yardıma yetişmek. "Yetişin, kurtarın" mânasında da kullanılır. Yardıma gönderilen kuvvet. Vâdeyi uzatmak. Mühlet vermek.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Nehr
nehir
ن ه رNHéR
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Diyanet Meali:
‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’
71. NUH / 13
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Size ne oluyor ki ALLAH için vakar rica etmiyorsunuz?"
RCV VK:R .mid5014.ss71.as13.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#vk:r-vakar#||#rcv-rica#x#RCV#||#VK:R#||#vk:r-vakar#||#rcv-rica#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا
Mâ lekum lâ tercûne lillâhi vekârâ(vekâren).
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Vakar
Vekar
و ق رVK:R
Ağırlık. Ağırbaşlılık. Halim ve heybetli oluş. Nâmusu muhafazayı mucib haslet. Temkinlilik. Azamet ve izzet.
Aynı kökten:Muvakkar Muvakkaran Muvakkir Tevakkur Tevkir Vakar Vekar Vakr Vıkr Evkar
Diyanet Meali:
‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?’
71. NUH / 14
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sizi tavırlar halinde halk etmiştir."
Doğa/Yaşam H:LK: T:VR .mid5015.ss71.as14.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxDoğa/Yaşamxxalakxx#h:lk:-halk#||#t:vr-tavr#x#H:LK:#||#T:VR#||#h:lk:-halk#||#t:vr-tavr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا
Ve kad halakakum etvârâ(etvâren).
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Tavır
tavr
ط و رT:VR
Suret. Hareket, hal, vaziyet. / İki şey arasındaki had ve fasıla. / Kader. Miktar.
Çğl.Etvar
Aynı kökten:Tavır tavr Etvar Tur
Diyanet Meali:
‘Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’
71. NUH / 15
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Görmediniz mi; ALLAH yedi semaları tabak tabaka nasıl halk etti?"
ReY KYF H:LK: SBA: SMV T:BK: .mid5016.ss71.as15.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxsayıxx#kyf-keyfe#||#sba:-seba#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#t:bk:-tabaka#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#KYF#||#H:LK:#||#SBA:#||#SMV#||#T:BK:#||#kyf-keyfe#||#sba:-seba#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#t:bk:-tabaka#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا
E lem terev keyfe halakallâhu seb’a semâvâtin tıbâkâ(tıbâkan).
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Tabaka
ط ب قT:BK:
Kat. Katmer. / Sınıf, topluluk. / Sigara paketi. / Bir veya iki yapraklı kâğıt. / Yemek tepsisi, sofra.
Çğl.TabakatÇğl.Etbak
Aynı kökten:Tabak Etbâk Tabaka Tabakat Etbak
Diyanet Meali:
‘Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’
71. NUH / 16
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Kameri onların içinde bir nur yaptı ve güneşi sirac kıldı."
CA:L K:MR NVR CA:L ŞMS SRC .mid5017.ss71.as16.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#k:mr-kamer#||#şms-şems#||#nvr-nur#||#src-sirac#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#K:MR#||#NVR#||#CA:L#||#ŞMS#||#SRC#||#k:mr-kamer#||#şms-şems#||#nvr-nur#||#src-sirac#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا
Ve cealel kamere fîhinne nûren ve cealeş şemse sirâcâ(sirâcen).
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sirac
س ر جSRC
Işık. Lâmba. Fener. Mum. Kandil. Şevk veren şey. Güneş ve ay mânâsına
Aynı kökten:İsrac Mesrece Müserrec Serc Süruc Sirac Tesric
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’
71. NUH / 17
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH sizi arzdan nebaten (bitki gibi) nebat etti."
NBT eRD: NBT .mid5018.ss71.as17.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#erd:-arz#||#nbt-nebat#x#NBT#||#eRD:#||#NBT#||#erd:-arz#||#nbt-nebat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاللَّهُ أَنبَتَكُم مِّنَ الْأَرْضِ نَبَاتًا
Vallâhu enbetekum minel ardı nebâtâ(nebâten).
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Diyanet Meali:
‘Allah, sizi (babanız Âdem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’
71. NUH / 18
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Sonra sizi ona ida edecek. Sizi ihracla ihrac edecek."
A:VD H:RC H:RC .mid5019.ss71.as18.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#a:vd-ida#||#h:rc-ihrac#x#A:VD#||#H:RC#||#H:RC#||#a:vd-ida#||#h:rc-ihrac#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا
Summe yuîdukum fîhâ ve yuhricukum ihrâcâ(ihrâcen).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Diyanet Meali:
‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.’
71. NUH / 19
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"ALLAH, arzı sizin için bisat yaptı."
CA:L eRD: BST: .mid5020.ss71.as19.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#erd:-arz#||#bst:-bisat#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#eRD:#||#BST:#||#erd:-arz#||#bst:-bisat#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ بِسَاطًا
Vallâhu ceale lekumul arda bisâtâ(bisâtan).
Bisat
ب س طBST:
Döşek. Döşeme, kilim, minder.
Çğl.Büsüt
Aynı kökten:Bâsıt Basit Besait Bast Best Bisat Büsüt Bist İnbisat Mebsut Münbasit Mütebassıt
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Diyanet Meali:
‘Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.”
71. NUH / 20
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Fecc sebillerde ondan islak etmeniz için."
SLK SBL FCC .mid5021.ss71.as20.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxx#sbl-sebil#||#slk-islak#||#fcc-fecc#x#SLK#||#SBL#||#FCC#||#sbl-sebil#||#slk-islak#||#fcc-fecc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا
Li teslukû minhâ subulen ficâcâ(ficâcen).
fecc
ف ج جFCC
Açık yer. İki dağ arasındaki geniş yol. Tarik-i vâsi'
Çğl.ficac
Aynı kökten:fecc ficac
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
İslak
س ل كSLK
Düzenleme, sıraya koyma. Yola getirme. Diziye geçirme. Mesleğe sokma, sokulma.
Aynı kökten:İnsilak İslak Meslek Mesalik Münselik Sâlik Sâlikûn Selk Silk Süluk
71. NUH / 21
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Nuh dedi ki: "Rabbim!
Muhakkak onlar bana asi oldular. Malı ve evladları kendisine hasardan başka bir şeyi ziyade etmeyene tâbi oldular."
Hz. Nuh Kıssası - 11 K:VL NVH RBB A:S:Y TBA: ZYD MVL VLD H:SR .mid5022.ss71.as21.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11x#mvl-mal#||#zyd-ziyade#||#tba:-tabi#||#a:s:y-asi#||#rbb-rabb#||#vld-xoxox#||#h:sr-hasar#||#nvh-hz. nuh#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NVH#||#RBB#||#A:S:Y#||#TBA:#||#ZYD#||#MVL#||#VLD#||#H:SR#||#mvl-mal#||#zyd-ziyade#||#tba:-tabi#||#a:s:y-asi#||#rbb-rabb#||#vld-xoxox#||#h:sr-hasar#||#nvh-hz. nuh#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِي وَاتَّبَعُوا مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُ إِلَّا خَسَارًا
Kâle nûhun rabbi innehum asavnî vettebeû men lem yezidhu mâluhu ve veleduhû illâ hasârâ(hasâran).
Asi
ع ص يA:S:Y
Çok isyan eden, çok isyancı.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
hasar
خ س رH:SR
Yoldan sapmak. Sapıtmak. Dalalete düşmek. Alış-verişte zarar, ziyan.
Çğl.hasaretÇğl.Hasarat
Aynı kökten:hasar hasaret Hasarat Hasaret Hasîr husr hüsr husran hüsran Muhassir Muhassirîn Tahsir ya hasret
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
Nûh, dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.”
71. NUH / 22
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Kebir mekr olarak mekr ettiler."
Hz. Nuh Kıssası - 11 MKR MKR KBR .mid5023.ss71.as22.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11x#kbr-kebir#||#mkr-mekr#x#MKR#||#MKR#||#KBR#||#kbr-kebir#||#mkr-mekr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًا
Ve mekerû mekren kubbârâ(kubbâren).
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Mekr
Mekir
م ك رMKR
Hile. Aldatma. Oyun. Düzen. (Birisinin kötü veya iyi hâllerini öğrenmek veya kötülüğe sevketmek ya da gayesinden alıkoymak için yapılır.)
Çğl.Mükur
Aynı kökten:İmtikâr Makir Mekkâr Mekkârî Mekr Mekir Mükur Mümakere
Diyanet Meali:
“Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular.”
71. NUH / 23
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Kendi ilahlarınızı vezr etmeyin ve 'vedd'i ve 'suva'i ve 'yagus'ü ve 'yauka'yı ve 'nesra'yı' (putların isimleri) terk etmeyin." dediler.
Hz. Nuh Kıssası - 11 K:VL VZéR eLHé VZéR VDD SVA: NSR .mid5024.ss71.as23.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11x#elhé-ilah#||#sva:-suvaa#||#vdd-vedde#||#vzér-vezr#||#nsr-nesr#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#VZéR#||#eLHé#||#VZéR#||#VDD#||#SVA:#||#NSR#||#elhé-ilah#||#sva:-suvaa#||#vdd-vedde#||#vzér-vezr#||#nsr-nesr#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ آلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًا
Ve kâlû lâ tezerunne âlihetekum ve lâ tezerrunne vedden ve lâ suvâan ve lâ yegûse ve yeûka ve nesrâ(nesren).
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
nesr
ن س رNSR
Hamele-i Arş'tan olan bir melek. / Akbaba, kartal. / Nuh kavminin putlarından birisinin ismi. / Yarayı deşmek. / Kuşun, eti didiklemesi. / Birinin aleyhinde konuşmak. / Güneyde bir parlak yıldız. Buna Nesr-ül vâki' denir. Batıdaki yıldıza ise: Nesr-üt-Tair denir. / Atın tırnağının içi veya tırnağın üstündeki et.
Aynı kökten:nesr xoxox
Suvaa
س و عSVA:
Bir put ismi.
Aynı kökten:Saat Sı'va' Saat Suvaa
kontrol-giriş
Aynı kökten:
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
“Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.”
71. NUH / 24
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Çoğunu dalalette bırakmış oldular. Zalimlere, sadece, dalaleti ziyade et!"
Hz. Nuh Kıssası - 11 D:LL KSéR ZYD Z:LM D:LL .mid5025.ss71.as24.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11x#z:lm-zalim#||#zyd-ziyade#||#ksér-kesir#||#d:ll-dalalet#x#D:LL#||#KSéR#||#ZYD#||#Z:LM#||#D:LL#||#z:lm-zalim#||#zyd-ziyade#||#ksér-kesir#||#d:ll-dalalet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَدْ أَضَلُّوا كَثِيرًا وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا ضَلَالًا
Ve kad edallû kesîrâ(kesîren), ve lâ tezidiz zâlimîne illâ dalâlâ(dalâlen).
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
“Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.”
71. NUH / 25
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Onlar, kendi yaptıkları hatalardan gark oldular. Nara dahil oldular. Artık kendileri için ALLAH'ın gayrısından nasırlar bulamazlar.
Hz. Nuh Kıssası - 11 H:T:e G:RK: DH:L NVR VCD DVN NS:R .mid5026.ss71.as25.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11x#h:t:e-hata#||#dvn-dun#||#dh:l-dahil#||#vcd-vecd#||#g:rk:-gark#||#nvr-nar#||#ns:r-nasır#x#H:T:e#||#G:RK:#||#DH:L#||#NVR#||#VCD#||#DVN#||#NS:R#||#h:t:e-hata#||#dvn-dun#||#dh:l-dahil#||#vcd-vecd#||#g:rk:-gark#||#nvr-nar#||#ns:r-nasır#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَنصَارًا
Mimmâ hatîâtihim ugrikû fe udhılû nâran fe lem yecıdû lehum min dûnillâhi ensârâ(ensâren).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Diyanet Meali:
Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar.
71. NUH / 26
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Nuh dedi ki:
"Rabbim!
Arzda kafirlerden deyyar vezr etme!"
Hz. Nuh Kıssası - 11Dua K:VL NVH RBB VZéR eRD: KFR DVR .mid5027.ss71.as26.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11xDuax#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#kfr-kafir#||#dvr-deyyar#||#vzér-vezr#||#nvh-hz. nuh#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NVH#||#RBB#||#VZéR#||#eRD:#||#KFR#||#DVR#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#kfr-kafir#||#dvr-deyyar#||#vzér-vezr#||#nvh-hz. nuh#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا
Ve kâle nûhun rabbi lâ tezer alel ardı minel kâfirîne deyyârâ(deyyâren).
Deyyar
د و رDVR
Bir kimse. Ehad. Yurt sahibi birisi. Manastır sahibi.
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”
71. NUH / 27
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Eğer SEN, onları vezr edersen SANA abd olanları dalalete düşürürler ve facir ve kafirden başka doğurmazlar."
Hz. Nuh Kıssası - 11 VZéR D:LL A:BD VLD FCR KFR .mid5028.ss71.as27.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11x#vld-xoxox#||#kfr-keffar#||#a:bd-abd#||#fcr-facir#||#d:ll-dalalet#||#vzér-vezr#x#VZéR#||#D:LL#||#A:BD#||#VLD#||#FCR#||#KFR#||#vld-xoxox#||#kfr-keffar#||#a:bd-abd#||#fcr-facir#||#d:ll-dalalet#||#vzér-vezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا
İnneke in tezerhum yudıllû ıbâdeke ve lâ yelidû illâ fâciren keffârâ(keffâre).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Facir
ف ج رFCR
Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günahı bilerek işleyen.
Dşl.FacireÇğl.FecereÇğl.Füccar
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
keffar
keffare
ك ف رKFR
Kefaret. Örtücü ve imha edici. Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç. Günahtan arınma.
Dşl.keffaret
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
“Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.”
71. NUH / 28
Surede Toplam Ayet: 28
Kitap Sırası: 71
Nüzul Sırası: 71
Sayfa: 570
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
"Rabbim!
Bana ve ana-babama ve evime mü'min olarak dahil olanlara ve mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara gafur ol.
Zalimlere, sadece, tebar olmayı ziyade et!"
Hz. Nuh Kıssası - 11DuaKadın ve Aile Hukuku RBB G:FR VLD DH:L BYT eMN eMN eMN ZYD Z:LM TBR .mid5029.ss71.as28.saNUH.ns71.nyMEKKE.cs29.syf570.sure.71.xxxxxkissa-nuh-11xHz. Nuh Kıssası - 11xDuaxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxibadetxxx#z:lm-zalim#||#zyd-ziyade#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#vld-xoxox#||#dh:l-dahil#||#byt-beyt#||#g:fr-gafur#||#tbr-tebar#x#RBB#||#G:FR#||#VLD#||#DH:L#||#BYT#||#eMN#||#eMN#||#eMN#||#ZYD#||#Z:LM#||#TBR#||#z:lm-zalim#||#zyd-ziyade#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#vld-xoxox#||#dh:l-dahil#||#byt-beyt#||#g:fr-gafur#||#tbr-tebar#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا
Rabbigfirlî ve li vâlideyye ve li men dehale beytiye mu’minen ve lil mu’minîne vel mu’minât(mu’minâti) ve lâ tezidiz zâlimîne illâ tebârâ(tebâren).
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Tebar
ت ب رTBR
Kırmak, yok etmek, yıkmak, yok olmak, kaybetmek, parçalamak. Helâk, bitme, yok olma.
Aynı kökten:Tebar Tebari tetbir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
“Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.”