DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
MUZZEMM��L SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid5058.ss73.as.saMUZZEMMİL.ns3.ny.cs29.syf573.sure.73.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
73. MUZZEMMİL / 1-2-3-4
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Ey müzzemmil!
Leylde kıyam et!...
• birazı dışında (tamamında)…
• veya yarısı kadar…
• veya ondan biraz daha nakıs…
• veya ondan ziyade.
Kur'an'ı tertil üzre retl et!
ZML K:VM LYL K:LL NS:F NK:S: K:LL ZYD RTL K:Re RTL .mid5059.ss73.as1.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxkuranxx.ss73.as2.ss73.as3.ss73.as4.xxxkitabxxx#k:vm-kıyam#||#lyl-leyl#||#zyd-ziyade#||#k:ll-kalil#||#zml-müzzemmil#||#nk:s:-naks#||#ns:f-nısf#||#k:re-kuran#||#rtl-tertil#||#rtl-retel#x#ZML#||#K:VM#||#LYL#||#K:LL#||#NS:F#||#NK:S:#||#K:LL#||#ZYD#||#RTL#||#K:Re#||#RTL#||#k:vm-kıyam#||#lyl-leyl#||#zyd-ziyade#||#k:ll-kalil#||#zml-müzzemmil#||#nk:s:-naks#||#ns:f-nısf#||#k:re-kuran#||#rtl-tertil#||#rtl-retel#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ * قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا * نِصْفَهُ أَوِ انقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا * أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا
Yâ eyyuhel muzzemmil(muzzemmilu). * Kumil leyle illâ kalîlâ(kâlilen). * Nısfehû evinkus minhu kalîlâ(kâlilen). * Ey zid aleyhi ve rettilil kur’âne tertîlâ(tertilen).
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nakıs
Naks
ن ق صNK:S:
Eksiklik, noksan, kusur. Azaltma, eksiltme. Tamam olmayan. Gr: Yalnız son harfi harf-i illet olan kelime. Mat: Eksi. Negatif.
Çğl.Nakısat
Aynı kökten:Enkas Menkus Münakasa Münakasât Münakkas Müstenkıs Mütenakıs Nakıs Naks Nakısat Noksan Nuksan Nakais Nevakıs Tenkis Tenkisât
nısf
ن ص فNS:F
Yarım, yarı. Orta.
Çğl.ensaf
Aynı kökten:muntasıf münasafa nısf ensaf
retel
ر ت لRTL
Muntazam, hoş. / Gönül çeken.
Aynı kökten:retel retl ritl tertil
tertil
ر ت لRTL
Muvafık ve yerli yerinde, güzel, uygun ve latif konuşmak. / Düşüne düşüne, yavaş yavaş, anlayarak okumak. / Beyan eylemek ve aşikar kılmak. / Kur'an-ı Kerim'i usul ve kaidesine göre, acele etmeksizin dura dura anlaya anlaya okumak.
Aynı kökten:retel retl ritl tertil
Müzzemmil
ز م لZML
Tezmil eden, sarınan. Elbise içine sarınan. / Bazıları, "Yükü yüklenen" şeklinde mânalandırmışlardır. / Mc: Gizlemek. Zayıf davranmak, işe pek kıymet vermemek. / Büyük bir hâdise karşısında başını içeri çekmek, kaçınmak, rahata meyletmek.
Aynı kökten:Mütezemmil Müzemmil Müzzemmel Müzzemmil Tezemmül Tezmil Zemel Zimal
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
Diyanet Meali:
Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.
73. MUZZEMMİL / 5
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak ki BİZ, sana sakil söz ilka edeceğiz.
LK:Y K:VL SéK:L .mid5060.ss73.as5.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#lk:y-ilka#||#sék:l-sakil#||#k:vl-xxoxx#x#LK:Y#||#K:VL#||#SéK:L#||#lk:y-ilka#||#sék:l-sakil#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ(sekîlen).
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Sakil
ث ق لSéK:L
Ağır. Can sıkıcı. Çirkin. Gr: Ağır ve kalın okunur harf veya hece.
Çğl.Sükala'
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.
73. MUZZEMMİL / 6
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak o, gecenin naşiesinde, vatı olarak daha şedid ve söyleyiş bakımından daha kaviydir.
NŞe LYL ŞDD VT:e K:VM K:VL .mid5061.ss73.as6.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#k:vm-kaviy#||#lyl-leyl#||#şdd-şedid#||#nşe-naşie#||#vt:e-vatı#||#k:vl-xxoxx#x#NŞe#||#LYL#||#ŞDD#||#VT:e#||#K:VM#||#K:VL#||#k:vm-kaviy#||#lyl-leyl#||#şdd-şedid#||#nşe-naşie#||#vt:e-vatı#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْءًا وَأَقْوَمُ قِيلًا
İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ(kîlen).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Naşie
ن ش اNŞe
Delil. Zuhur. Gündüz veya gecenin evvelki saati. Uykudan sonra kalkmak hali ve uyanık olduğumuz hal.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
Vatı'
و ط اVT:e
Ayak altına alıp çiğneme. Basma. Üzerinde yürüme. / Cima'. / Uygun hale koyma. / Tümseklikler arasında basık ve engin yer.
Aynı kökten:Mevta' Mevtı Vata' Vatı' Vaty Vıtae xoxox
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur’an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.
73. MUZZEMMİL / 7
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak senin için, gündüz vaktinde, tavil sebh vardır.
NHéR SBH T:VL .mid5062.ss73.as7.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#nhér-nehar#||#t:vl-tavil#||#sbh-sebh#x#NHéR#||#SBH#||#T:VL#||#nhér-nehar#||#t:vl-tavil#||#sbh-sebh#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ لَكَ فِي اَلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا
İnne leke fîn nehâri sebhan tavîlâ(tavîlen).
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Sebh
س ب حSBH
Yerindelik. Noksansızlık. Olması gerektiği gibi olmaklık. / Genişlik. Hafiflik. / Uğraşı içinde kalmak, meşguliyet.
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
tavil
ط و لT:VL
Uzun. Çok süren.
Aynı kökten:atvel istitale Mattal Mattâle Mıtla Metâli mustatil mutavele tavil tetavül tul Tavl tula
Diyanet Meali:
Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.
73. MUZZEMMİL / 8
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Rabbinin ismini zikir et ve tebtil ile ona tebettül et!
ZéKR SMV RBB BTL BTL .mid5063.ss73.as8.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#smv-isim#||#rbb-rabb#||#zékr-zikir#||#btl-tebtil#||#btl-tebettül#x#ZéKR#||#SMV#||#RBB#||#BTL#||#BTL#||#smv-isim#||#rbb-rabb#||#zékr-zikir#||#btl-tebtil#||#btl-tebettül#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Tebettül
ب ت لBTL
Halkdan ayrılmak. / Mâsivadan kesilip ihlâs ile Hakka yönelmek ve ubudiyet etmek. / Evlenmekten vaz geçip zâhidlik etmek.
Aynı kökten:Betl Betle Mütebettil Tebettül Tebtil
Tebtil
ب ت لBTL
Tamamen hakka yönelmek. / İyice ve tamamiyle kesmek. / Terbiye etmek. / Yemek.
Aynı kökten:Betl Betle Mütebettil Tebettül Tebtil
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
isim
س م وSMV
Bir şeyin zihinde doğmasını sağlayan işaret ve alamet. Tek başına anlaşılır bir manaya delalet eden kelime.
Çğl.esmaÇğl.esami
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O’na yönel.
73. MUZZEMMİL / 9
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
O, şark yönünün ve garb yönünün Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Artık, kendine vekil olarak O'nu ittihaz edin!
RBB ŞRK: G:RB eLHé eH:Zé VKL .mid5064.ss73.as9.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxxemirxxyasakxxx#elhé-ilah#||#vkl-vekil#||#rbb-rabb#||#eh:zé-ittihaz#||#şrk:-şark#||#g:rb-garb#x#RBB#||#ŞRK:#||#G:RB#||#eLHé#||#eH:Zé#||#VKL#||#elhé-ilah#||#vkl-vekil#||#rbb-rabb#||#eh:zé-ittihaz#||#şrk:-şark#||#g:rb-garb#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَكِيلًا
Rabbul meşrıkı vel magribi lâ ilâhe illâ huve fettehızhu vekîlâ(vekîlen).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
vekil
و ك لVKL
Başkasının işini gören. Bir adamın yerine hareket etme selâhiyeti olan. Nazır. Bakan. El Vekil : Her mahluk ALLAH'ın vekilidir. İnsan ayrı, mahluk ayrı, halik ayrı olarak akla gelirse esmaül hüsnadan hiç bir şey anlaşılmaz.
Çğl.Vükelâ
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle ise O’nu vekil edin.
73. MUZZEMMİL / 10
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEDİNE
Söyledikleri şeye sabır et ve yanlarından cemil hicret ile hicr et.
S:BR K:VL HéCR HéCR CML .mid5065.ss73.as10.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEDİNE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#s:br-sabr#||#hécr-hicret#||#hécr-hicr#||#cml-cemil#||#k:vl-xxoxx#x#S:BR#||#K:VL#||#HéCR#||#HéCR#||#CML#||#s:br-sabr#||#hécr-hicret#||#hécr-hicr#||#cml-cemil#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
Vasbir alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecren cemîlâ(cemîlen).
Cemil
ج م لCML
Güzel. Hoşa gitmek için yapılan hareket.
Dşl.cemile
Aynı kökten:Cemal Cemel Cimal Ecmal Cemil cemile Ecmel Mücemmil Mütecemmil Mütecemmilîn Tecemmül Tecemmülât Tecmil Tecmilât Cümle Cümel Cümleten Filcümle Ezcümle İcmal Mücmel Cümmel Cümel
Hicr
ه ج رHéCR
Ayrılık. Başkalarından ayrı fâzıl ve üstün kimse. Sayıklama.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
hicret
ه ج رHéCR
Bir yerden bir yere göç etmek. Kendi memleketini bırakıp başka memlekete taşınmak.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Diyanet Meali:
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
73. MUZZEMMİL / 11
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEDİNE
Nimet sahibi olup (da hala) mükezzib olanları BANA vezr et. Onlara biraz mühlet ver.
VZéR KZéB eVL NA:M MHéL K:LL .mid5066.ss73.as11.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEDİNE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#evl-uli#||#k:ll-kalil#||#kzéb-mükezzib#||#mhél-mühlet#||#na:m-nimet#||#vzér-vezr#x#VZéR#||#KZéB#||#eVL#||#NA:M#||#MHéL#||#K:LL#||#evl-uli#||#k:ll-kalil#||#kzéb-mükezzib#||#mhél-mühlet#||#na:m-nimet#||#vzér-vezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَذَرْنِي وَالْمُكَذِّبِينَ أُولِي النَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
Ve zernî vel mukezzibîne ulîn na’meti ve mehhilhum kalîlâ(kalîlen).
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Mükezzib
ك ذ بKZéB
Tekzib eden. Yalanlayan, yalan çıkaran.
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Mühlet
م ه لMHéL
Vakit. Bir işi bir zaman için geri bırakmak. Rıfk ve teenni ile meydan vererek tutmak.
Aynı kökten:İmhal İstimhal Mehal Mehl Emhal Mühl Mühlet Mümhil Müstemhil Temahül Temhil
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
73. MUZZEMMİL / 12-13
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak BİZ'im VARLIĞIMIZDA
• enkal
• ve cahim
• ve gussalı taam
• ve elim azab vardır.
LDN NKL CHM T:A:M G:S:S: A:ZéB eLM .mid5067.ss73.as12.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxcehennemxx.ss73.as13.x#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#chm-cahim#||#nkl-enkal#||#t:a:m-taam#||#g:s:s:-gussa#||#ldn-leda#x#LDN#||#NKL#||#CHM#||#T:A:M#||#G:S:S:#||#A:ZéB#||#eLM#||#elm-elim#||#a:zéb-azab#||#chm-cahim#||#nkl-enkal#||#t:a:m-taam#||#g:s:s:-gussa#||#ldn-leda#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ لَدَيْنَا أَنكَالًا وَجَحِيمًا * وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا
İnne ledeynâ enkâlen ve cahîmâ(cahîmen). * Ve taâmen zâ gussatin ve azâben elîmâ(elîmen).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
Gussa
غ ص صG:S:S:
Keder. Tasa. Gam. Boğaza takılan yemek. Ağaç, diken.
Çğl.Gusas
Aynı kökten:Gussa Gusas Münaggas
leda
ledun
ل د نLDN
Vücud. Varlık. Zata ilişkin olan.
Aynı kökten:leda ledun
Enkal
ن ك لNKL
İşkence âletleri. Bukağılar, kayıt ve kelepçeler. / Nefsin bedene ve bedenin arzularına bağlanıp kalması.
Aynı kökten:Enkal Menkel Nekâl Nekl Nikl Enkâl Tenkil Tenkilât
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
Diyanet Meali:
Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
73. MUZZEMMİL / 14
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Yevmde, arz ve dağlar recf olur. Dağlar mehil kesib olmuştur.
YVM RCF eRD: CBL KVN CBL KSéB HéYL .mid5068.ss73.as14.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxyevmxx#kvn-kane#||#cbl-cebel#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#héyl-mehil#||#rcf-recf#||#kséb-kesib#x#YVM#||#RCF#||#eRD:#||#CBL#||#KVN#||#CBL#||#KSéB#||#HéYL#||#kvn-kane#||#cbl-cebel#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#héyl-mehil#||#rcf-recf#||#kséb-kesib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ تَرْجُفُ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا
Yevme tercuful ardu vel cibâlu ve kânetil cibâlu kesîben mehîlâ(mehîlen).
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
mehil
ه ي لHéYL
Dökülen. Yığılan. Dağılan.
Aynı kökten:Heyl mehil
Kesib
ك ث بKSéB
Kum tepesi.
Çğl.Eksibe
Aynı kökten:Kesib Eksibe
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Recf
ر ج فRCF
Şiddetle sarsmak veya sarsılmak. Sarsıcı fitne çıkarmak.
Aynı kökten:Ercaf Eracif Ürcufe ircaf mürcif Racife Recefan Recf Recfe Recefe Recefât Recif
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
73. MUZZEMMİL / 15
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Firavuna Rasul irsal ettiğimiz gibi, muhakkak size de, üzerinize şahid olarak bir Rasul irsal ettik.
RSL RSL ŞHéD RSL RSL .mid5069.ss73.as15.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxrasulxx#şhéd-şahid#||#rsl-rasul#||#rsl-irsal#x#RSL#||#RSL#||#ŞHéD#||#RSL#||#RSL#||#şhéd-şahid#||#rsl-rasul#||#rsl-irsal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَرْسَلْنَا إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَاهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَا أَرْسَلْنَا إِلَى فِرْعَوْنَ رَسُولًا
İnnâ erselnâ ileykum resûlen şâhiden aleykum kemâ erselnâ ilâ fir'avne resûlâ(resûlen).
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
(Ey Mekkeliler!) Şüphesiz biz size üzerinize şahitlik edecek bir peygamber gönderdik. Nitekim, Firavun’a da bir peygamber göndermiştik.
73. MUZZEMMİL / 16
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Firavun, Rasule isyan etti ve ardından, ahz edilmiş veballe onu ahz ettik.
A:S:Y RSL eH:Zé eH:Zé VBL .mid5070.ss73.as16.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxrasulxx#a:s:y-isyan#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ahz#||#vbl-vebal#x#A:S:Y#||#RSL#||#eH:Zé#||#eH:Zé#||#VBL#||#a:s:y-isyan#||#rsl-rasul#||#eh:zé-ahz#||#vbl-vebal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَعَصَى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَأَخَذْنَاهُ أَخْذًا وَبِيلًا
Fe asâ fir’avnur resûle fe ehaznâhu ahzen vebîlâ(vebîlen).
isyan
ع ص يA:S:Y
İtaatsizlik. Emre karşı gelmek. Ayaklanmak.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Vebal
و ب لVBL
Hayvana ağır gelen ot, çayır. / Şiddet. Ağırlık. / Zarar. Ziyan. / Günah. Azab. / Doğru olmayan bir hareketin manevî mes'uliyeti.
Aynı kökten:Vabil Vebal Vebl
Diyanet Meali:
Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
73. MUZZEMMİL / 17
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Eğer küfür ederseniz, velidleri şeyb kılan yevmden nasıl ittika edeceksiniz?
KYF VK:Y KFR YVM CA:L VLD ŞYB .mid5071.ss73.as17.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxxxyevmxx#kyf-keyfe#||#yvm-yevm#||#vld-xoxox#||#kfr-kafir#||#vk:y-ittika#||#şyb-şeyb#||#ca:l-xxoxx#x#KYF#||#VK:Y#||#KFR#||#YVM#||#CA:L#||#VLD#||#ŞYB#||#kyf-keyfe#||#yvm-yevm#||#vld-xoxox#||#kfr-kafir#||#vk:y-ittika#||#şyb-şeyb#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ شِيبًا
Fe keyfe tettekûne in kefertum yevmen yec’alul vildâne şîbâ(şîben).
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Şeyb
ش ي بŞYB
İhtiyarlık. Yaşlılık. Saç, sakal ağarması.
Aynı kökten:Eşyeb Şeyb Şeyyebet Şeyyebetnî Şib
Diyanet Meali:
Hâl böyle iken inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?
73. MUZZEMMİL / 18
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Sema onunla fatr olandır. O'nun vaadi fiile çıkmıştır.
SMV FT:R KVN VA:D FA:L .mid5072.ss73.as18.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#kvn-kane#||#fa:l-meful#||#smv-sema#||#va:d-vaad#||#ft:r-fatr#x#SMV#||#FT:R#||#KVN#||#VA:D#||#FA:L#||#kvn-kane#||#fa:l-meful#||#smv-sema#||#va:d-vaad#||#ft:r-fatr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
السَّمَاء مُنفَطِرٌ بِهِ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولًا
Es semâu munfatırun bih(bihî), kâne va’duhu mef’ûlâ(mef’ûlen).
Mef'ul
ف ع لFA:L
Yapılan iş. Fâilin eseri.
Çğl.Mefail
Aynı kökten:Fa'al Fail Faalet Fâiliyyet fiil Fi'l Ef'âl Fial Mef'ul Mefail
Fatr
ف ط رFT:R
Bir şeye başlamak. / İcab eylemek. / Yarık, çatlak. Yarmak. / Yaratmak. / Oruç tutanın orucunu açması.
Aynı kökten:Fatır Futur Fâtır Fatr Fatur Fetur Fıtr Fıtra Fitre fıtrat Fıtrî İd-i Fıtr iftar İftariyye infitar Mefatır Muftır Munfatır Münfatır
kontrol-giriş
Aynı kökten:
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
O günle gök (bile) yarılır, Allah’ın va’di gerçekleşir.
73. MUZZEMMİL / 19
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 573
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak bu tezkirdir.
Artık, dileyen kimse Rabbine giden bir sebil ittihaz eder.
ZéKR ŞYe eH:Zé RBB SBL .mid5073.ss73.as19.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEKKE.cs29.syf573.sure.73.xxxx#şye-şae#||#sbl-sebil#||#rbb-rabb#||#zékr-tezkir#||#eh:zé-ittihaz#x#ZéKR#||#ŞYe#||#eH:Zé#||#RBB#||#SBL#||#şye-şae#||#sbl-sebil#||#rbb-rabb#||#zékr-tezkir#||#eh:zé-ittihaz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ هَذِهِ تَذْكِرَةٌ فَمَن شَاء اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ سَبِيلًا
İnne hâzihî tezkirah(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Tezkir
ذ ك رZéKR
Hatırlatma. Vazifeyi veya Cenab-ı Hakk'ın emirlerini hatırlatma. Vaaz ve nasihat etme. Tenbih ve ikaz etme. Gr: Bir kelimeyi müzekker kılmak.
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
73. MUZZEMMİL / 20
Surede Toplam Ayet: 20
Kitap Sırası: 73
Nüzul Sırası: 3
Sayfa: 574
Cüz: 29
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak ki Rabbin, senin ve seninle beraber olan bir taifenin, gecenin üçte ikisinden edna ve yarısı kadar ve üçte biri kadar kıyam ettiğine alimdir.
ALLAH geceyi ve gündüzü kaderlendirir.
Onu ihsa edemeyeceğinize alimdir ve ardından size tevbe eder.
Artık; Kur'an'dan size yesir geleni kıraat edin.
Bazınızın mariz olacağına ve diğerlerinin arzda darb ettiklerine, ALLAH'ın fazlından ibtiga ettiklerine ve diğer bir kısmının ALLAH sebilinde kıtal ettiklerine alimdir.
• Ondan kolay gelen şeyi kıraat edin
• ve salatı ikame edin
• ve zekatı verin.
ALLAH'a hasene karz ile ikraz edin.
Nefsleriniz için hayrdan takdim ettiğiniz şey.... ALLAH'ın indinde ona vecd olursunuz. O, hayrdır ve en azim ecirdir.
ALLAH'a istiğfar edin.
Muhakkak ki ALLAH gafurdur, rahimdir.
Esma-ül Hüsna RBB A:LM K:VM DNV SéLSé LYL NS:F SéLSé T:VF K:DR LYL NHéR A:LM HS:Y TVB K:Re YSR K:Re A:LM KVN MRD: eH:R D:RB eRD: BG:Y FD:L eH:R K:TL SBL K:Re YSR K:VM S:LV eTY ZKV K:RD: K:RD: HSN K:DM NFS H:YR VCD A:ND H:YR A:Z:M eCR G:FR G:FR RHM .mid5074.ss73.as20.saMUZZEMMİL.ns3.nyMEDİNE.cs29.syf574.sure.73.xxxEsma-ül Hüsnaxxsayıxkuranxsalatxzekatxxxcihad-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-ikame-i salat#||#kvn-yekün#||#k:tl-kıtal#||#lyl-leyl#||#dnv-edna#||#sélsé-sulus#||#eh:r-ahar#||#sbl-sebil#||#nhér-nehar#||#erd:-arz#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#fd:l-fazl#||#vcd-vecd#||#h:yr-hayr#||#a:z:m-azam#||#tvb-tevbe#||#ecr-ecir#||#k:re-kıraat#||#mrd:-mariz#||#g:fr-istiğfar#||#g:fr-gafur#||#hsn-hasene#||#k:dr-kader#||#d:rb-darb#||#zkv-zekat#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#||#k:dm-takdim#||#bg:y-ibtiga#||#ns:f-nısf#||#t:vf-taife#||#hs:y-ihsa#||#k:rd:-karz#||#k:rd:-ikraz#||#ety-xxoxx#x#RBB#||#A:LM#||#K:VM#||#DNV#||#SéLSé#||#LYL#||#NS:F#||#SéLSé#||#T:VF#||#K:DR#||#LYL#||#NHéR#||#A:LM#||#HS:Y#||#TVB#||#K:Re#||#YSR#||#K:Re#||#A:LM#||#KVN#||#MRD:#||#eH:R#||#D:RB#||#eRD:#||#BG:Y#||#FD:L#||#eH:R#||#K:TL#||#SBL#||#K:Re#||#YSR#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#K:RD:#||#K:RD:#||#HSN#||#K:DM#||#NFS#||#H:YR#||#VCD#||#A:ND#||#H:YR#||#A:Z:M#||#eCR#||#G:FR#||#G:FR#||#RHM#||#k:vm-ikame-i salat#||#kvn-yekün#||#k:tl-kıtal#||#lyl-leyl#||#dnv-edna#||#sélsé-sulus#||#eh:r-ahar#||#sbl-sebil#||#nhér-nehar#||#erd:-arz#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#fd:l-fazl#||#vcd-vecd#||#h:yr-hayr#||#a:z:m-azam#||#tvb-tevbe#||#ecr-ecir#||#k:re-kıraat#||#mrd:-mariz#||#g:fr-istiğfar#||#g:fr-gafur#||#hsn-hasene#||#k:dr-kader#||#d:rb-darb#||#zkv-zekat#||#k:re-kuran#||#ysr-yesir#||#k:dm-takdim#||#bg:y-ibtiga#||#ns:f-nısf#||#t:vf-taife#||#hs:y-ihsa#||#k:rd:-karz#||#k:rd:-ikraz#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِن ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَائِفَةٌ مِّنَ الَّذِينَ مَعَكَ وَاللَّهُ يُقَدِّرُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَى وَآخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ اللَّهِ وَآخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَاقْرَؤُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا وَاسْتَغْفِرُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
İnne rabbeke ya'lemu enneke tekûmu ednâ min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve tâifetun minellezîne meak(meake), vallâhu yukaddirul leyle ven nehâr(nehâre), alime en len tuhsûhu fe tâbe aleykum, fakreû mâ teyessere minel kur'ân(kur’ânî), alime en seyekûnu minkum merdâ ve âharûne yadribûne fîl’ardı yebtegûne min fadlillâhi ve âharûne yukâtilûne fî sebîlillâhi fakreû mâ teyessere minhu ve ekîmus salâte ve âtûz zekâte ve akridullâhe kardan hasenâ(hasenen), ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâhi huve hayren ve a'zame ecrâ(ecren), vestagfirûllâh(vestağfirûallâhe), innellâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
A'zam
ع ظ مA:Z:M
Çok büyük. En büyük. Daha büyük.
Dşl.Uzma
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
İhsa
ح ص يHS:Y
Saymak. Sayılmak. İstatistik, sayım. Kandırmak, aldatmak. Zaptetmek. Ezber etmek. Fehmetmek. İdrâk eylemek.
Aynı kökten:İhsa İhsaî İhsaiyat Lâtuhsa Muhsî
Hasen
hasene
ح س نHSN
İyi. Güzel. Hüsünlü. Güzellik. Güzel olmak. Güzel amel.
Çğl.Hasenat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
İkraz
ق ر ضK:RD:
Ödünç vermek. Borç vermek. Kesip ayırmak.
Çğl.İkrazat
Aynı kökten:İkraz İkrazat İktiraz İstikraz İstikrazat Karz Kuruz Karzen Makruz Mikraz Mıkraz Mekariz Mukarriz Mukarrizin Mukraz Mukriz Müstakraz Müstakraza Müstakrazât Müstakriz Müstakrizin Takriz Takriz
Karz
ق ر ضK:RD:
Borç, ödünç. / Kesmek, kat'etmek. / Şiir söylemek.
Çğl.Kuruz
Aynı kökten:İkraz İkrazat İktiraz İstikraz İstikrazat Karz Kuruz Karzen Makruz Mikraz Mıkraz Mekariz Mukarriz Mukarrizin Mukraz Mukriz Müstakraz Müstakraza Müstakrazât Müstakriz Müstakrizin Takriz Takriz
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
kıraat
ق ر اK:Re
Okuma. İkinci bir şey olmadan okumak.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Mariz
م ر ضMRD:
Hasta. İlletli. Dertli.
Çğl.Marda
Aynı kökten:İmraz maraz Maraza Emraz marazi Mariz Marda Mütemârız Mütemârızîn Temaruz Temriz
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
nısf
ن ص فNS:F
Yarım, yarı. Orta.
Çğl.ensaf
Aynı kökten:muntasıf münasafa nısf ensaf
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Taife
ط و فT:VF
Hususi bir sınıf meydana getiren insanlar. Kavim, kabile. Takım.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.