DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
GA����YE SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid5322.ss88.as.saGAŞİYE.ns68.ny.cs30.syf591.sure.88.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
88. GAŞİYE / 1
Surede Toplam Ayet: 26
Kitap Sırası: 88
Nüzul Sırası: 68
Sayfa: 591
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Gaşiyenin hadisi sana ulaştı mı?
eTY HDSé G:ŞV .mid5323.ss88.as1.saGAŞİYE.ns68.nyMEKKE.cs30.syf591.sure.88.xxxxxkissa-meselx#g:şv-gaşiye#||#hdsé-hadis#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#HDSé#||#G:ŞV#||#g:şv-gaşiye#||#hdsé-hadis#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ
Hel etâke hadîsul gâşiyeh(gâşiyeti).
Gaşiye
غ ش وG:ŞV
Kaplayıp bürüyen. Perde, örtü, örtücek şey. Dilenci ve cerrar. Ziyarete gelen dostlar gurubu.
Çğl.Gavaş
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
Hadîs
ح د ثHDSé
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
Diyanet Meali:
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
88. GAŞİYE / 2-3-4-5-6-7
Surede Toplam Ayet: 26
Kitap Sırası: 88
Nüzul Sırası: 68
Sayfa: 591
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
İzin yevminde… huşu içinde, amil olmuş, nasiblenmiş vechler… hamiye nara saly olurlar!... Ani ayndan iska olurlar!
Onlar için… semin etmeyen ve açlıktan ganiy etmeyen dariden başka taam yoktur!
Ahiret VCHé H:ŞA: A:ML NS:B S:LY NVR HMY SK:Y A:YN eNY LYS T:A:M D:RA: SMN G:NY CVA: .mid5324.ss88.as2.saGAŞİYE.ns68.nyMEKKE.cs30.syf591.sure.88.xxxAhiretxxyevmxx.ss88.as3.ss88.as4.ss88.as5.ss88.as6.ss88.as7.x#lys-leyse#||#eny-ani#||#a:ml-amil#||#g:ny-ganiy#||#h:şa:-huşu#||#vché-vücuh#||#ns:b-nasib#||#s:ly-saly#||#hmy-hamiye#||#nvr-nar#||#sk:y-iska#||#a:yn-ayn#||#d:ra:-dari#||#t:a:m-taam#||#smn-semin#||#cva:-cu#x#VCHé#||#H:ŞA:#||#A:ML#||#NS:B#||#S:LY#||#NVR#||#HMY#||#SK:Y#||#A:YN#||#eNY#||#LYS#||#T:A:M#||#D:RA:#||#SMN#||#G:NY#||#CVA:#||#lys-leyse#||#eny-ani#||#a:ml-amil#||#g:ny-ganiy#||#h:şa:-huşu#||#vché-vücuh#||#ns:b-nasib#||#s:ly-saly#||#hmy-hamiye#||#nvr-nar#||#sk:y-iska#||#a:yn-ayn#||#d:ra:-dari#||#t:a:m-taam#||#smn-semin#||#cva:-cu#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ * عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ * تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً * تُسْقَى مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ * لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ * لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ
Vucûhun yevmeizin hâşiah(hâşiatun). * Âmiletun nâsıbeh(nâsıbetun). * Teslâ nâren hâmiyeh(hâmiyeten). * Tuskâ min aynin âniyeh(âniyetin). * Leyse lehum taâmun illâ min darî’(darîın). * Lâ yusminu ve lâ yugnî min cû’(cûın).
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
cu'
cui
ج و عCVA:
Açlık. Acıkmak.
Aynı kökten:Cev'a cu' cui Cu'an Meca' Mecae Mecâet Mücaa Tecevvu'
Dari'
Zari'
ض ر عD:RA:
Hurma ağacının dikeni. Acı ve dikenli bir ağaç.
Aynı kökten:Dara' Dari' Zari' İltida' Mazarra Mazarrat Tadarru' Tazarru' Zarrâ' Darrâ'
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Huşu'
خ ش عH:ŞA:
Huşu. Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.
Aynı kökten:Hâşâ Haşi' Huşşa' Haşiîn Huşu' Mütehaşi' Mütehaşşi' Tahaşşu'
Hamiye
ح م يHMY
Kızmış, kızgın. Tırnak kenarı.
Aynı kökten:Hamiye Hamiyet Hamme Humm Humma
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Nasib
ن ص بNS:B
Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
İska
س ق يSK:Y
Su vermek, sulamak. İçilecek şey sunmak.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
Semin
س م نSMN
Semiz. Eti yağı bol. Çok değerli, pahalı, kıymetli.
Dşl.SemineÇğl.Siman
Aynı kökten:Müsmin Semin Semine Siman Semn Sümne Tesemmün Tesmin
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
Diyanet Meali:
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir. Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır. Kızgın ateşe girerler. Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler. Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur. O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
88. GAŞİYE / 8-9-10-11-12-13-14-15-16
Surede Toplam Ayet: 26
Kitap Sırası: 88
Nüzul Sırası: 68
Sayfa: 591
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
İzin yevminde... say ettikleri için razı olan naim vechler… aliyy cennetedirler... orada lagv işitmezler!
Orada
• cari aynlar vardır.
Orada
• merfu serirler
• ve mevzu küvbler
• ve saff halinde nemrakalar
• ve bess olmuş zürbiyeler vardır.
Ahiret VCHé NA:M SA:Y RD:V CNN A:LV SMA: LG:V A:YN CRY SRR RFA: KVB VD:A: S:FF BSéSé .mid5325.ss88.as8.saGAŞİYE.ns68.nyMEKKE.cs30.syf591.sure.88.xxxAhiretxxyevmxcennetxx.ss88.as8.ss88.as9.ss88.as10.ss88.as11.ss88.as12.ss88.as13.ss88.as14.ss88.as15.ss88.as16.x#s:ff-saff#||#cnn-cennet#||#vché-vücuh#||#na:m-naim#||#sa:y-say#||#rd:v-radi#||#a:lv-aliyy#||#lg:v-lagv#||#cry-cari#||#a:yn-ayn#||#srr-serir#||#rfa:-merfu#||#kvb-küvb#||#vd:a:-mevzu#||#nmrk:-nemreka#||#bsésé-bess#||#zrb-zürbiye#||#sma:-xxoxx#x#VCHé#||#NA:M#||#SA:Y#||#RD:V#||#CNN#||#A:LV#||#SMA:#||#LG:V#||#A:YN#||#CRY#||#SRR#||#RFA:#||#KVB#||#VD:A:#||#S:FF#||#BSéSé#||#s:ff-saff#||#cnn-cennet#||#vché-vücuh#||#na:m-naim#||#sa:y-say#||#rd:v-radi#||#a:lv-aliyy#||#lg:v-lagv#||#cry-cari#||#a:yn-ayn#||#srr-serir#||#rfa:-merfu#||#kvb-küvb#||#vd:a:-mevzu#||#nmrk:-nemreka#||#bsésé-bess#||#zrb-zürbiye#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ * لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ * فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ * لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً * فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ * فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ * وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ * وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ * وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ
Vucûhun yevmeizin nâımeh(nâımetun). * Li sa’yihâ râdiyeh(râdiyetun). * Fî cennetin âliyeh(âliyetun). * Lâ tesmeu fîhâ lâgıyeh(lâgıyeten). * Fîhâ aynun câriyeh(câriyetun). * Fîhâ sururun merfûah(merfûatun). * Ve ekvabun mevdûah(mevdûatun). * Ve nemârıku masfûfeh(masfûfetun). * Ve zerâbiyyu mebsûseh(mebsûsetun).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
bess
ب ث ثBSéSé
Neşretmek, yaymak. Parça parça dağılmak. İçindekini açığa vurmak. Ayırmak. Dert, keder. Merak.
Aynı kökten:bess İbsas İstibsas Mebsus Münbess
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
cari
ج ر يCRY
Akan, akıcı. Geçmekte olan. İnsanlar arasında mer'i ve muteber ve mütedavil olan. Geçer olan, akıcı olan. Seyreden giden. Güneş, gemi, rızık ve nimet gibi geçip gidici olan. Genç ve iyi hizmet eden kadın. Muharebede İslam düşmanlarından esir edilen kadın hizmetçi.
Dşl.cariyeÇğl.Cevari
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
Küvb
ك و بKVB
Kadeh. Sırça. Kulpsuz bardak. Küp.
Çğl.Ekvab
Aynı kökten:Küvb Ekvab
lagv
ل غ وLG:V
Faydasız çirkin söz. Köpeğin ürkmesi. Deve avazı. Rağbet olunmayan nesne. Hükümsüz. Kaldırmak. Hata etmek. İbtal etmek.
Çğl.lagviyyat
Aynı kökten:ilga lagiye lagv lagviyyat mülga
Naim
ن ع مNA:M
Bol miktardaki nimet. Bolluk ve bahtiyarlık içinde yaşayış. Nizam-ü hal ve mal. Cennet'in sekiz kısmından dördüncü tabakası. // Taze, körpe. Kılçıksız, yumuşak, kemiksiz. Etli sebze.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Nemreka
NMRK:
Yastık.
Çğl.Nemârık
Aynı kökten:Nemreka Nemârık
radi
Râdiye
ر ض وRD:V
Razı olan, rıza gösteren, itaat eden.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Merfu'
ر ف عRFA:
Yükseltilmiş. Yüksekte. Terfi ettirilmiş. Ref' olunmuş. Hükümsüz bırakılmış. Gr: Zamme ile harekelenmiş harf. Yani: Harfin harekesi, ötre (mazmum) "u, ü, o, ö şeklinde" okunan harf.
Aynı kökten:İstirfa' Merfu' Murafaa Mürafaa Murafi' Mürtefi' Mütereffi' raf Reff Rafi' rafia Rafidan rafide Ref' Refi' Terafu' Tereffu' Tereffuât Terfi' Terfiât
saff
ص ف فS:FF
Sıra, dizi, saf. / Saf haline getirmek. Saf halinde düzen vermek, displin etmek. / İlim ve amel olarak tam bir düzen içinde olmak. / Disiplinden meydana gelen intizam. / Saf olanlar. İntizama gelenler.
Çğl.saffatÇğl.Asfaf
Aynı kökten:Mesaff Mesâff Musaffaf saff saffat Asfaf Tasfif Tasfifât
Sa'y
س ع يSA:Y
Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma. Hızlı yürüme. Cür'et etme. Ziyaret etme. Gammazlık yapma. Ist: Hac veya Umre'de Safâ ile Merve arasında usulüne göre yedi defa gelip gitmektir.
Aynı kökten:Mes'a Mesâi Mesai Sa'y
Serir
س ر رSRR
Taht. Yatacak yer.
Çğl.Sürur
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
Mevzu'
و ض عVD:A:
Bahis. Üzerinde durulan mesele. Aşağılanmış olan. Konulmuş. Vaz olunmuş. Uydurma. Doğru ve hakikat olmayan. Geçer olan, muteber, işlemekte olan, cari.
Çğl.Mevzuat
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
Zürbiye
Zirbiye
ZRB
İftihar eden. Geniş, enli döşek, yatak.
Çğl.Zerabî
Aynı kökten:Zereb Zürbiye Zirbiye Zerabî
Diyanet Meali:
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar. Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar. Yüksek bir cennettedirler. Orada hiçbir boş söz işitmezler. Orada akan bir kaynak vardır. Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
88. GAŞİYE / 17-18-19-20
Surede Toplam Ayet: 26
Kitap Sırası: 88
Nüzul Sırası: 68
Sayfa: 592
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
• İbilin (deve) nasıl halk edildiğine...
• semanın nasıl ref edildiğine...
• dağların nasıl nasb edildiğine...
• arzın nasıl sath edildiğine...
nazar etmezler mi!
NZ:R eBL KYF H:LK: SMV KYF RFA: CBL KYF NS:B eRD: KYF ST:H .mid5326.ss88.as17.saGAŞİYE.ns68.nyMEKKE.cs30.syf592.sure.88.xxxxxkissa-meselx.ss88.as18.ss88.as19.ss88.as20.x#kyf-keyfe#||#cbl-cebel#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#h:lk:-hulk#||#ebl-ibil#||#nz:r-nazar#||#rfa:-ref#||#ns:b-nasb#||#ns:b-nasb#||#st:h-sath#x#NZ:R#||#eBL#||#KYF#||#H:LK:#||#SMV#||#KYF#||#RFA:#||#CBL#||#KYF#||#NS:B#||#eRD:#||#KYF#||#ST:H#||#kyf-keyfe#||#cbl-cebel#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#h:lk:-hulk#||#ebl-ibil#||#nz:r-nazar#||#rfa:-ref#||#ns:b-nasb#||#ns:b-nasb#||#st:h-sath#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ * وَإِلَى السَّمَاء كَيْفَ رُفِعَتْ * وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ * وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
E fe lâ yanzurûne ilel ibili keyfe hulikat. * Ve iles semâi keyfe rufiat. * Ve ilel cibâli keyfe nusıbet. * Ve ilel ardı keyfe sutıhat.
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
İbl
İbil
ا ب لeBL
Dişi deve. Deve sürüsü.
Aynı kökten:Abil ebabil İbl İbil İblî xoxox
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hulk
خ ل قH:LK:
Huy. Ahlak. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhi ve zihni haller.
Çğl.Ahlak
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Nasb
ن ص بNS:B
Dikme. Bir rütbe alma. Bir memurluğa tayin edilme. Dikili taş, put.
Çğl.Ensab
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
Nasb
ن ص بNS:B
Dikme. Bir rütbe alma. Bir memurluğa tayin edilme. Dikili taş, put.
Çğl.Ensab
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Ref'
ر ف عRFA:
Kaldırma, yüceltme, yukarı kaldırma. Lağvetme, hükümsüz bırakma. Gr: Arapça bir kelimenin sonunu merfu' (ötreli) okumak.
Aynı kökten:İstirfa' Merfu' Murafaa Mürafaa Murafi' Mürtefi' Mütereffi' raf Reff Rafi' rafia Rafidan rafide Ref' Refi' Terafu' Tereffu' Tereffuât Terfi' Terfiât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Sath
Satıh
س ط حST:H
Düz. Bir şeyin dış yüzü, üstü. Evin damı. Yaymak. Yayıp döşemek. Genişlik.
Aynı kökten:İnsitah Musattah Musattaha Sath Satıh Seth
Diyanet Meali:
Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır! Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir! Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir! Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
88. GAŞİYE / 21-22-23-24
Surede Toplam Ayet: 26
Kitap Sırası: 88
Nüzul Sırası: 68
Sayfa: 592
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Artık, zikir ettir!
Muhakkak sen, ancak, zikir ettiricisin!... onlara musaytır değilsin!
Tevella edenler ve kafirler müstesna!...
Artık onlara ALLAH, ekber azab azablandırır!
ZéKR ZéKR LYS ST:R VLY KFR A:ZéB A:ZéB KBR .mid5327.ss88.as21.saGAŞİYE.ns68.nyMEKKE.cs30.syf592.sure.88.xxxx.ss88.as22.ss88.as23.ss88.as24.x#lys-lest#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#zékr-zikir#||#st:r-musaytır#||#vly-tevella#||#kbr-ekber#x#ZéKR#||#ZéKR#||#LYS#||#ST:R#||#VLY#||#KFR#||#A:ZéB#||#A:ZéB#||#KBR#||#lys-lest#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#zékr-zikir#||#st:r-musaytır#||#vly-tevella#||#kbr-ekber#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ * لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ * إِلَّا مَن تَوَلَّى وَكَفَرَ * فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ
Fezekkir innemâ ente muzekkir(muzekkirun). * Leste aleyhim bi musaytır(musaytırın). * İllâ men tevellâ ve kefer(kefere). * Fe yuazzibuhullâhul azâbel ekber(ekbere).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Musaytır
س ط رST:R
Bir şeyin üzerine kaim olup, ahvâlini görüp gözetir olan kimse. Musallat. Galip. Yaramaz işlerden men' edip saklayan ve koruyan.
Aynı kökten:Esatir İstar İstitar Mastur Mestur Musattar Musaytır Satr Satır Sutur Astar Estar Tastir Üsture
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin. Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
88. GAŞİYE / 25-26
Surede Toplam Ayet: 26
Kitap Sırası: 88
Nüzul Sırası: 68
Sayfa: 592
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Muhakkak onların iyabı BİZ'edir.
Sonra, muhakkak hesabları, BİZ'im üzerimizedir.
eVB HSB .mid5328.ss88.as25.saGAŞİYE.ns68.nyMEKKE.cs30.syf592.sure.88.xxxx.ss88.as26.x#evb-iyab#||#hsb-hesab#x#eVB#||#HSB#||#evb-iyab#||#hsb-hesab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ * ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ
İnne ileynâ iyâbehum. * Summe inne aleynâ hisâbehum.
İyab
ا و بeVB
Avdet eylemek, geri dönmek.
Aynı kökten:Ayib Evb Evbe Eybe Evvab İyab Meab
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Diyanet Meali:
Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.