DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
��EMS SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid5348.ss91.as.saŞEMS.ns26.ny.cs30.syf594.sure.91.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
91. ŞEMS / 1-2-3-4-5-6-7-8
Surede Toplam Ayet: 15
Kitap Sırası: 91
Nüzul Sırası: 26
Sayfa: 594
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Yemin olsun!
• Güneşe ve duhaya…
• Tilv olduğunda, kamere…
• Cilalandığında, gündüze…
• Gışa olduğunda, geceye…
• Semaya... ve onu bina edene…
• Arza... ve onu taha edene...
• Nefse... ve onu sevva edene…
• ve ardından fücuru ve takvayı ona ilham edene!
Yemin ŞMS D:HV K:MR TLV NHéR CLV LYL G:ŞV SMV BNY eRD: T:HV NFS SVY LHéM FCR VK:Y .mid5349.ss91.as1.saŞEMS.ns26.nyMEKKE.cs30.syf594.sure.91.xxxYeminx.ss91.as2.ss91.as3.ss91.as4.ss91.as5.ss91.as6.ss91.as7.ss91.as8.x#bny-bina#||#lyl-leyl#||#k:mr-kamer#||#nhér-nehar#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#şms-şems#||#nfs-nefs#||#d:hv-duha#||#tlv-tilv#||#clv-cila#||#g:şv-gışa#||#t:hv-taha#||#svy-sevva#||#fcr-fücur#||#vk:y-takva#||#lhém-ilham#x#ŞMS#||#D:HV#||#K:MR#||#TLV#||#NHéR#||#CLV#||#LYL#||#G:ŞV#||#SMV#||#BNY#||#eRD:#||#T:HV#||#NFS#||#SVY#||#LHéM#||#FCR#||#VK:Y#||#bny-bina#||#lyl-leyl#||#k:mr-kamer#||#nhér-nehar#||#erd:-arz#||#smv-sema#||#şms-şems#||#nfs-nefs#||#d:hv-duha#||#tlv-tilv#||#clv-cila#||#g:şv-gışa#||#t:hv-taha#||#svy-sevva#||#fcr-fücur#||#vk:y-takva#||#lhém-ilham#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا * وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا * وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا * وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا * وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا * وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا * وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا * فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
Veş şemsi ve duhâhâ. * Vel kameri izâ telâhâ. * Ven nehâri izâ cellâhâ. * Vel leyli izâ yagşâhâ. * Ves semâi ve mâ benâhâ. * Vel ardı ve mâ tahâhâ. * Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. * Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Bina'
bina
ب ن يBNY
Yapı, ev. Yapma, kurma. Bünye sahibi etme, vücudlama. / Gr: Müteaddi, lâzım, meçhul, mütavaat gibi fiillerin esasını mevzu yapan kitab.
Çğl.Ebniye
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Cilâ
ج ل وCLV
Parlaklık, parlatma, perdaht, lostura.
Aynı kökten:Celâ' Cilâ Cilve Celevat İclâ İncila Mütecelli tecelli tecella Tecelliyat Tecliye
Duha
ض ح وD:HV
Kuşluk vakti. Güneş. Güneşin ufukta bir mızrak boyu yükselerek, çıplak gözle bakılamaz olduğu zaman.
Aynı kökten:Adhâ Daha' Dahv Dahve Dahye Duhye Duha Idha' Idhiyan Îd-i Adhâ Tadhiye Udhiye
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Fücur
ف ج رFCR
Dinsiz ve ahlâksızların durumu. Günah. Zina. Şeytani iştah.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
Gışa
غ ش وG:ŞV
Örtü, perde. Zar. Deri. Kabuk. Üst tabaka. Zarf. Mahfaza.
Çğl.Agşiye
Aynı kökten:Gaşiye Gavaş Gaşve Gışâve Gaşy Gaşyet Gaşyet-i Mevt Gışa Agşiye Gışavet Magşi Mugaşşî Mugşa Mütegaşşi Tagaşşi Tegaşşi Tagşiye
kamer
ق م رK:MR
Ay. Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak.
Çğl.Akmar
Aynı kökten:kamer Akmar Mukmir Mukmire
İlham
ل ه مLHéM
İçgüdü, doğal his, ilham. Allah tarafından kalbe gelen mâna.
Çğl.İlhamat
Aynı kökten:İlham İlhamat Lehm
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
sevva
س و يSVY
Seviye. Seviyeleme. Seviyelendiren, düzelten. Doğruya götüren.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Taha
ط ح وT:HV
Yaymak, döşeyip düzgün sermek. Arzın hayata münasip şekilde döşenmesi. Düzgün arz. "Serdi" manasına.
Aynı kökten:Taha Taha' Tahi Tahv
tilv
ت ل وTLV
Tabi olmak. Takib etmek, arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
takva
و ق يVK:Y
Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek. // korumak, esirgemek, muhafaza etmek, saklamak, önlemek, kötülük ve felaket karşısında korumak, güvende olmak, bir kalkan görevi görmek, göreve saygı duymak, sakınmak, saygı göstermek, korkmak, çekinmek. // Dinin emir ve tavsiyelerine uyma, haram ve günahlardan kaçınma hususunda gösterilen titizlik anlamında bir kavram. Fiilin kökü "korku" anlamını da içermekle birlikte bu korkunç bir şeyden çekinmeyi değil, seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaratanına karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade eder. “Allah bilinci, Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ifadeleri kavramın içeriğine daha uygun görünmektedir. Takva ve ittikā kelimelerinin içerdiği korku Allah’a duyulan saygıdan kaynaklanır. Takva; olumlu korkudur, sevgiyi yıpratma veya yitirme endişesidir.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
Diyanet Meali:
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, Onu izlediğinde Ay’a andolsun, Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, Onu bürüdüğünde geceye andolsun, Göğe ve onu bina edene andolsun, Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
91. ŞEMS / 9-10
Surede Toplam Ayet: 15
Kitap Sırası: 91
Nüzul Sırası: 26
Sayfa: 594
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Zekiy edilen felaha ulaşmıştır!... Gizleyen ise haib olur!
FLH ZKV H:YB DSV .mid5350.ss91.as9.saŞEMS.ns26.nyMEKKE.cs30.syf594.sure.91.xxxxxzekatxx.ss91.as10.xxxvaadxxhaberxxx#zkv-zeki#||#flh-felah#||#h:yb-haib#||#dsv-xoxox#x#FLH#||#ZKV#||#H:YB#||#DSV#||#zkv-zeki#||#flh-felah#||#h:yb-haib#||#dsv-xoxox#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا * وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا
Kad efleha men zekkâhâ. * Ve kad hâbe men dessâhâ.
xoxox
د س وDSV
Gömmek.
Aynı kökten:xoxox
Felâh
ف ل حFLH
Saadet ve rahata daim olmak (süreklilik içeirir). Selâmet. Kurtuluş. Fevz ve zafer. Necat ve beka. Sahur yemeği. Şakketmek.
Aynı kökten:Eflah Falih Felâh İflah İstiflah Müflih Müflihûn Müflihîn
Hâib
خ ي بH:YB
Ümidsiz. Kederli. Zarar ve ziyâna uğrayan. Mahrum olan. Me'yus olanlar, üzülenler. Korkan, Utanan. Utangaç.
Çğl.Haibîn
Aynı kökten:Habe Hâib Haibîn Haybet
Zeki
Zekiyy
ز ك وZKV
Zekâ sahibi olan kimse. Zekatlı kimse. / (Amacından gayrı zihni unsurlardan) Hâlis. Temiz. Arınmış.
Dşl.ZekiyeÇğl.Ezkiya
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
91. ŞEMS / 11-12-13-14
Surede Toplam Ayet: 15
Kitap Sırası: 91
Nüzul Sırası: 26
Sayfa: 594
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Semud, kendi tuğyanı ile kizb etmişti.
En şaki olanları baas olduğunda, ALLAH Rasulü onlara,
"ALLAH'ın devesidir. Onu iska edin!" demişti.
Ancak onlar, onu kizb ettiler ve ardından onu akar ettiler... ve ardından Rabbleri, zenbleri ile onlara demdeme etti... ve ardından onları sevva etti.
Semud Kavmi Kıssası KZéB SéMD T:G:Y BA:Sé ŞK:V K:VL RSL NVK: SK:Y KZéB A:K:R DMDM RBB ZéNB SVY .mid5351.ss91.as11.saŞEMS.ns26.nyMEKKE.cs30.syf594.sure.91.xxxxxkissa-salih-semud-kkkxSemud Kavmi Kıssasıxxrasulxx.ss91.as12.ss91.as13.ss91.as14.x#rbb-rabb#||#t:g:y-tuğyan#||#kzéb-kizb#||#ba:sé-baas#||#şk:v-şaki#||#rsl-rasul#||#sk:y-iska#||#nvk:-naka#||#dmdm-demdeme#||#svy-sevva#||#a:k:r-akar#||#zénb-zenb#||#sémd-semud kavmi#||#k:vl-xxoxx#x#KZéB#||#SéMD#||#T:G:Y#||#BA:Sé#||#ŞK:V#||#K:VL#||#RSL#||#NVK:#||#SK:Y#||#KZéB#||#A:K:R#||#DMDM#||#RBB#||#ZéNB#||#SVY#||#rbb-rabb#||#t:g:y-tuğyan#||#kzéb-kizb#||#ba:sé-baas#||#şk:v-şaki#||#rsl-rasul#||#sk:y-iska#||#nvk:-naka#||#dmdm-demdeme#||#svy-sevva#||#a:k:r-akar#||#zénb-zenb#||#sémd-semud kavmi#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا * إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا * فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا * فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا
Kezzebet semûdu bi tagvâhâ. * İzin baase eşkâhâ. * Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ. * Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ.
Akar
ع ق رA:K:R
Köşk, yüksek bina. Bâbil vilayetinde bir yer adı. Dehşetli olmak. Yaralamak. Boğazlamak, boğazını kesmek. Korku ve dehşetten kişinin ayakları titreyip dövüşememesi.
Aynı kökten:Akar A'kar Akaret Âkır Âkıre Ukr Ukre
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
demdeme
د م د مDMDM
Mahvetmek, helak etmek
Aynı kökten:demdeme
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Nâka
ن و قNVK:
Dişi deve. Bir yıldızın ismi. Sivilce. ? eti yağdan temizlemek, bir deve eğitmek, sıraya koymak, dikkatlice yapmak. gayret, beceri, titizlik, rafine, en iyi, bir dağın tepesi, büyük ve uzun bir dağ. deve, çünkü Araplara göre en iyi şeydir.
Çğl.Nuk
Aynı kökten:Nâka Nuk Nekâ'
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
İska
س ق يSK:Y
Su vermek, sulamak. İçilecek şey sunmak.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
sevva
س و يSVY
Seviye. Seviyeleme. Seviyelendiren, düzelten. Doğruya götüren.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
tuğyan
tugvan
ط غ يT:G:Y
Taşkınlık. Azgınlık. Haddi aşmak. Hadde tecavüz etmek. Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Taşkın mizaçlılık. Resmi devlet kuvvetlerine karşı durmak. Asi olmak. Su baskını.
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Zenb
ذ ن بZéNB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
Şaki
ش ق وŞK:V
Sıkıntı çekmek. Memnuniyetsiz olmak. Başkaldırmak. Yol kesen. Asi. Allah'a veya kanunlara isyan edip kötülük yapan. Haydut, anarşist. Hak ve kanunlara baş kaldıran.
Çğl.Eşkıya
Aynı kökten:Eşka Şaki Eşkıya Şeka' Şekaya Şekavet Şıkve şekâve
Diyanet Meali:
Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı. Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı. Allah’ın Resûlü de onlara şöyle demişti: “Allah’ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun.” Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helâk etti ve kendilerini yerle bir etti.
91. ŞEMS / 15
Surede Toplam Ayet: 15
Kitap Sırası: 91
Nüzul Sırası: 26
Sayfa: 594
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Ukbasından korkmaz O!
Semud Kavmi Kıssası H:VF A:K:B .mid5352.ss91.as15.saŞEMS.ns26.nyMEKKE.cs30.syf594.sure.91.xxxxxkissa-salih-semud-kkkxSemud Kavmi Kıssasıx#h:vf-havf#||#a:k:b-ukba#x#H:VF#||#A:K:B#||#h:vf-havf#||#a:k:b-ukba#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا
Ve lâ yehâfu ukbâhâ.
ukba
ع ق بA:K:B
Âhiret, öbür dünya, bâki olan âlem. Ceza.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Diyanet Meali:
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!