DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
T��N SURES��

SUREMEAL
Rahman, Rahim ALLAH adına!
.mid5378.ss95.as.saTİN.ns28.ny.cs30.syf596.sure.95.xxxxx
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhir rahmânir rahîm.
95. TİN / 1-2-3
Surede Toplam Ayet: 8
Kitap Sırası: 95
Nüzul Sırası: 28
Sayfa: 596
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
İncire ve Zeytine yemin olsun!
Tur'u Sina'ya yemin olsun!
Bu emin Beldeye yemin olsun!
Yemin TYN ZYT T:VR SNV BLD eMN .mid5379.ss95.as1.saTİN.ns28.nyMEKKE.cs30.syf596.sure.95.xxxYeminxximanxx.ss95.as2.ss95.as3.x#bld-belde#||#emn-emin#||#zyt-zeytin#||#tyn-tin#||#snv-tur-u sina#x#TYN#||#ZYT#||#T:VR#||#SNV#||#BLD#||#eMN#||#bld-belde#||#emn-emin#||#zyt-zeytin#||#tyn-tin#||#snv-tur-u sina#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ * وَطُورِ سِينِينَ * وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
Vet tîni vez zeytûn(zeytûni). * Ve tûri sînîn(sînîne). * Ve hâzel beledil emîn(emîni).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Tur-u Sina
Sinin
س ن وSNV
Sina Dağı. / Sinenin tavrı, sureti. / İnsanda, düşünce ve benlik kısımlarını da içeren sine varlığına teşbih edilir.
Aynı kökten:Sena sene Sünun Sinin Senevat seneteyn Sina Tur-u Sina Sinin
tin
ت ي نTYN
İncir.
Aynı kökten:tin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
1. Tîn’e ve zeytûn’a andolsun. 2. Sinâ dağına andolsun, 3. Bu güvenli şehre (Mekke’ye) andolsun ki,
95. TİN / 4-5-6
Surede Toplam Ayet: 8
Kitap Sırası: 95
Nüzul Sırası: 28
Sayfa: 596
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
İnsanı "ahsen-i takvim" olarak halk ettik!
Sonra onu… iman edenler ve salih amel işleyenlerin dışındakileri… sefillerin en sefiline redd etik.
Artık onlar için, gayrı memnun ecir vardır.
Doğa/Yaşam H:LK: eNS HSN K:VM RDD SFL SFL eMN A:ML S:LH eCR G:YR MNN .mid5380.ss95.as4.saTİN.ns28.nyMEKKE.cs30.syf596.sure.95.xxxDoğa/Yaşamxxalakxinsanximanxx.ss95.as5.ss95.as6.xxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-takvim#||#g:yr-gayr#||#rdd-redd#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#h:lk:-halk#||#ecr-ecir#||#hsn-ahsen#||#ens-insan#||#sfl-sefil#||#mnn-memnun#x#H:LK:#||#eNS#||#HSN#||#K:VM#||#RDD#||#SFL#||#SFL#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#eCR#||#G:YR#||#MNN#||#k:vm-takvim#||#g:yr-gayr#||#rdd-redd#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#h:lk:-halk#||#ecr-ecir#||#hsn-ahsen#||#ens-insan#||#sfl-sefil#||#mnn-memnun#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ * ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ * إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm(takvîmin). * Summe redednâhu esfele sâfilîn(sâfilîne). * İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn(memnûnin).
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
takvim
ق و مK:VM
Düzeltme. Doğrultma. Kıvamına koyma. Eğriyi doğru tutma. doğrultmak, düzeltmek, yetiştirmek, öğretmek, eğitmek. Ta'dil etme. Bir şeye kıymet tayin eylemek. Her gün güneşin doğuşu, batışı, ay ahkamı ve süresi kaydedilmiş olan defter. Günlük olaylardan bahseden gazete.
Çğl.Tekavim
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Memnun
م ن نMNN
Hoşnud. Razı. Minnet altında bulunan. İyiliğe nâil kılınmış. Çok muteber olan şey. Çok beğenilen. Ölçülü ve hesaplı olan. Kesilmiş.
Aynı kökten:İmtinan İstimnan Memnun Memnunen Memnuniyyet Menn menne Mennan Mennane Menun Minnet Temenna
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Sefil
س ف لSFL
Sefalet çeken, muhtaçlık içinde olan. Çok sıkıntıda bulunan. Uslu huy sahibi. Aşağı kesim, bir bölgenin aşağı kısmı.
Çğl.Süfela
Aynı kökten:Esfel Müteseffil Müteseffilîn Safil Sefil Süfela Sifle Süfla Süflî Süfliyyet Teseffül Tesfil Tesfilât
Diyanet Meali:
4. Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. 5. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.
95. TİN / 7-8
Surede Toplam Ayet: 8
Kitap Sırası: 95
Nüzul Sırası: 28
Sayfa: 597
Cüz: 30
Nüzul Yeri: MEKKE
Hala daha... sana dini kizb ettiren nedir!...
ALLAH, hakimlerin en hakimi değil mi!?
KZéB BA:D DYN LYS HKM HKM .mid5381.ss95.as7.saTİN.ns28.nyMEKKE.cs30.syf597.sure.95.xxxx.ss95.as8.x#lys-leys#||#ba:d-bad#||#dyn-din#||#kzéb-kizb#||#hkm-hakim#x#KZéB#||#BA:D#||#DYN#||#LYS#||#HKM#||#HKM#||#lys-leys#||#ba:d-bad#||#dyn-din#||#kzéb-kizb#||#hkm-hakim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ * أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
Fe mâ yukezzibuke ba’du bid dîn(dîni). * E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn(hâkimîne).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
leys
layese
ل ي سLYS
Yokluk. Mevcut olmayan. Adem. / Olmadı, değildir anlamında harf. (Bunun aslı "lâyese" idi. Yâ'yı tahfif için "leyse" oldu.) Gaflet. / Bahâdırlık, kahramanlık. / Yük çekici olmak
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Diyanet Meali:
(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor? Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?