Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
A:TV etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
DuruMeal'de toplam 5 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Atiy Utiy atiye utüv
##atiy##utiy##A:TV-atiy##A:TV-utiy##
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
DuruMeal'de toplam 5 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Atiy Utiy atiye utüv
##atiye##A:TV-atiye##
utüv
ع ت وA:TV
(Atiy-Utiy) Haddini aşma, tecavüz. Kibir. Serkeşlik. Ayaklanma. İsyan.
Aynı Kökten Türeyen:Atiy Utiy atiye utüv
##utüv##A:TV-utüv##
9 Kayıt Listeleniyor...
A:TV kelime kökünün geçtiği -9- ayet listesi
SURE
7. ARAF / 77
Ardından deveyi akar ettiler ve Rabblerinin emrine atiy ettiler.
"Ey Salih!
Eğer mürsellerden isen, vaad ettiğin şeyle gel bize haydi!" dediler.
Salih - Semud Kıssası.1 A:K:R NVK: A:TV eMR RBB K:VL S:LH eTY VA:D KVN RSL .mid1087.ss7.as77.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf159.sure.7.xxxSalih - Semud Kıssası.1xxrasulxxkissa.032x#kvn-kunte#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#va:d-vaad#||#rsl-mürsel#||#a:k:r-akar#||#nvk:-naka#||#a:tv-atiy#||#s:lh-hz. salih#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#A:K:R#||#NVK:#||#A:TV#||#eMR#||#RBB#||#K:VL#||#S:LH#||#eTY#||#VA:D#||#KVN#||#RSL#||#kvn-kunte#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#va:d-vaad#||#rsl-mürsel#||#a:k:r-akar#||#nvk:-naka#||#a:tv-atiy#||#s:lh-hz. salih#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَعَقَرُواْ النَّاقَةَ وَعَتَوْاْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُواْ يَا صَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا إِن كُنتَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ
Fe akarûn nâkate ve atev an emri rabbihim ve kâlû yâ sâlihu'tinâ bimâ teidunâ in kunte minel murselîn(murselîne).
Akar
ع ق رA:K:R
Köşk, yüksek bina. Bâbil vilayetinde bir yer adı. Dehşetli olmak. Yaralamak. Boğazlamak, boğazını kesmek. Korku ve dehşetten kişinin ayakları titreyip dövüşememesi.
Aynı kökten:Akar A'kar Akaret Âkır Âkıre Ukr Ukre
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nâka
ن و قNVK:
Dişi deve. Bir yıldızın ismi. Sivilce. ? eti yağdan temizlemek, bir deve eğitmek, sıraya koymak, dikkatlice yapmak. gayret, beceri, titizlik, rafine, en iyi, bir dağın tepesi, büyük ve uzun bir dağ. deve, çünkü Araplara göre en iyi şeydir.
Çğl.Nuk
Aynı kökten:Nâka Nuk Nekâ'
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Hz. Salih
ص ل حS:LH
Disiplin vermek, düzenlemek, en iyi haline getirmek; / Sahipliğini kullanmak, makamında bulunmak, yetkiyi eline almak, görevini yapmak; / Barış halinde olmak, güvenilir durumda olmak.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler.
7. ARAF / 166
Kendilerine nehy edilen şeylere atiy ettiklerinde, onlara "Hasii maymunlar olun!" dedik.
Musa Kıssası.11 A:TV NH!Y K:VL KVN K:RD H:Se .mid1187.ss7.as166.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs9.syf171.sure.7.xxxMusa Kıssası.11xkissa.035x#nh!y-nehy#||#a:tv-atiy#||#k:rd-kırd#||#h:se-hasii#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#A:TV#||#NH!Y#||#K:VL#||#KVN#||#K:RD#||#H:Se#||#nh!y-nehy#||#a:tv-atiy#||#k:rd-kırd#||#h:se-hasii#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَلَمَّا عَتَوْاْ عَن مَّا نُهُواْ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُواْ قِرَدَةً خَاسِئِينَ
Fe lemmâ atev an mâ nuhû anhu kulnâ lehum kûnû kıredeten hâsiîn(hâsiîne).
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
hasii
خ س اH:Se
Herkes tarafından kovulan. Sürülüp tardedilen.
Aynı kökten:hasii
Kırd
ق ر دK:RD
Maymun. Atılmış yünü andıran bulut.
Aynı kökten:Kırd
nehy
ن ه يNH!Y
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
Diyanet Meali:
Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.
19. MERYEM / 8
Dedi ki:
"Rabbim!
Nasıl olur benim gılmem?
Kadınım kısır oldu. Ben kiberin atiyesine baliğ olmuşum..."
Zekeriya Kıssası.1 K:VL RBB eNY KVN G:LM KVN MRe A:K:R BLG: KBR A:TV .mid2399.ss19.as8.ssMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf304.sure.19.xxxZekeriya Kıssası.1xkissa.064x#kvn-kane#||#eny-ani#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#blg:-baliğ#||#kbr-kiber#||#a:tv-atiye#||#g:lm-gılme#||#a:k:r-akır#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#eNY#||#KVN#||#G:LM#||#KVN#||#MRe#||#A:K:R#||#BLG:#||#KBR#||#A:TV#||#kvn-kane#||#eny-ani#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#blg:-baliğ#||#kbr-kiber#||#a:tv-atiye#||#g:lm-gılme#||#a:k:r-akır#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالَ رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا
Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
Âkır
ع ق رA:K:R
Kısır, verimsiz, kumlu toprak. Çocuksuz kadın. Oğlu veya kızı olmayan erkek. Yaralayan, yaralayıcı.
Dşl.Âkıre
Aynı kökten:Akar A'kar Akaret Âkır Âkıre Ukr Ukre
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
Gulam
Gılme
غ ل مG:LM
Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. Esir, hizmetçi, köle. Cima arzusu.
Çğl.Gılman
Aynı kökten:Gulam Gılme Gılman
Kiber
ك ب رKBR
Ululuk. Büyüklük. Yaşlılık.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi.
19. MERYEM / 69
Sonra bütün şiadan, Rahmana atiyede daha şedid olanları, elbette nez edeceğiz.
Ahiret NZA: KLL ŞYA: ŞDD RHM A:TV .mid2461.ss19.as69.ssMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxAhiretx#kll-külli#||#şdd-şedid#||#rhm-rahman#||#şya:-şia#||#nza:-nez#||#a:tv-atiye#x#NZA:#||#KLL#||#ŞYA:#||#ŞDD#||#RHM#||#A:TV#||#kll-külli#||#şdd-şedid#||#rhm-rahman#||#şya:-şia#||#nza:-nez#||#a:tv-atiye#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى الرَّحْمَنِ عِتِيًّا
Summe le nenzianne min kulli şîatin eyyuhum eşeddu aler rahmâni ıtiyyâ(ıtiyyen).
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nez'
ن ز عNZA:
Çekip koparan. Şiddet ve acı ile can vermek. Çekip koparmak, ayırmak. Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak. Saymak. Kaldırmak, yok etmek.
Çğl.Naziat
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Şia
ش ي عŞYA:
Birisine taraftar olmak, ardına düşmek. Bölük, bölüm, kısım, nevi, tabaka, cins, çeşit. Bölünmek. Cemaat, cemiyet, topluluk. Yardımcı. Alevilik, Şiilik. ?yaymak, çoğaltmak
Çğl.Eşyâ'
Aynı kökten:Şia Eşyâ' Şiî Teşeyyu' Veşia
Diyanet Meali:
Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız.
25. FURKAN / 21
BİZ'e lika olmaya rica etmeyenler, "Melekler bize inzal edileydi ya!" veya "Rabbimizi göreydik" dediler. Onlar kendi nefslerinde istikbar etmişlerdi ve kebir atiye ile atiy etmişlerdi.
Dua K:VL RCV LK:Y NZL MLK ReY RBB KBR NFS A:TV A:TV KBR .mid2958.ss25.as21.ssFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf361.sure.25.xxxDuax#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#lk:y-mülaki#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#kbr-kebir#||#kbr-istikbar#||#a:tv-atiy#||#a:tv-atiye#||#rcv-rica#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#RCV#||#LK:Y#||#NZL#||#MLK#||#ReY#||#RBB#||#KBR#||#NFS#||#A:TV#||#A:TV#||#KBR#||#rbb-rabb#||#nfs-enfüs#||#lk:y-mülaki#||#mlk-melek#||#nzl-inzal#||#kbr-kebir#||#kbr-istikbar#||#a:tv-atiy#||#a:tv-atiye#||#rcv-rica#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءنَا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْنَا الْمَلَائِكَةُ أَوْ نَرَى رَبَّنَا لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فِي أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا
Ve kâlellezîne lâ yercûne likâenâ lev lâ unzile aleynel melâiketu ev nerâ rabbenâ, lekad istekberû fî enfusihim ve atev utuvven kebîrâ(kebîren).
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Diyanet Meali:
21. Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
51. ZARİYAT / 44
Ardından Rabblerinin emrinden atiy etmişlerdi… ve ardından nazar edip durularken… onları saika ahz etmişti.
Salih - Semud Kıssası.5 A:TV eMR RBB eH:Z! S:A:K: NZ:R .mid4720.ss51.as44.ssZARİYAT.ns67.nyMEKKE.cs27.syf521.sure.51.xxxSalih - Semud Kıssası.5xkissa.130x#emr-emir#||#rbb-rabb#||#eh:z!-ahz#||#s:a:k:-saika#||#nz:r-nazar#||#a:tv-atiy#x#A:TV#||#eMR#||#RBB#||#eH:Z!#||#S:A:K:#||#NZ:R#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#eh:z!-ahz#||#s:a:k:-saika#||#nz:r-nazar#||#a:tv-atiy#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَعَتَوْا عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
fe atev an emri rabbi-him fe ehazet-hum us-sâikatu ve hum yanzurûn(yanzurûne).
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
saika
ص ع قS:A:K:
Yıldırım. Ölüm, mevt. Nüzul ateşi. Semadan gelen şiddetli ses. Mühlik ve azab. Bulutları sevke vazifeli melek. Sürükleyen, sevkeden, götüren hal, sebep.
Çğl.Savaik
Aynı kökten:saika Savaik
Diyanet Meali:
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
65. TALAK / 8
Karyelerden niceleri, Rabblerinin emrinden ve O'nun Rasullerinden atiy ettiler. Ardından onları şedid hesabla hesaba çektik ve nükre azabla onları azablandırdık.
K:RY A:TV eMR RBB RSL HSB HSB ŞDD A:Z!B A:Z!B NKR .mid5140.ss65.as8.ssTALAK.ns99.nyMEDİNE.cs28.syf558.sure.65.xxxxxrasulxx#şdd-şedid#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#a:z!b-azab#||#k:ry-karye#||#rsl-rasul#||#hsb-hesab#||#nkr-nükre#||#a:tv-atiy#x#K:RY#||#A:TV#||#eMR#||#RBB#||#RSL#||#HSB#||#HSB#||#ŞDD#||#A:Z!B#||#A:Z!B#||#NKR#||#şdd-şedid#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#a:z!b-azab#||#k:ry-karye#||#rsl-rasul#||#hsb-hesab#||#nkr-nükre#||#a:tv-atiy#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَاهَا عَذَابًا نُّكْرًا
Ve keeyyin min karyetin atet an emri rabbihâ ve rusulihî fe hâsebnâhâ hisâben şedîden ve azzebnâhâ azâben nukrâ(nukren).
Atiy
Utiy
ع ت وA:TV
Kibirlenme. / Haddini aşma, tecavüz. / Kibir. Kibirlenme. / Serkeşlik. / Ayaklanma. İsyan. / Çok ihtiyar olma.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
Nükre
ن ك رNKR
Bilinmezlik. Zorluk, güçlük. Korkunç. Kabile ismi.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
8. Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O’nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.
67. MULK / 21
Ya da eğer rızkını imsak etse... sizi rızıklandıracak olan bunlar mıdır?
Bilakis!
Atiye ve nefret içinde lecc ettiler.
RZK: MSK RZK: LCC A:TV NFR .mid5179.ss67.as21.ssMULK.ns77.nyMEKKE.cs29.syf562.sure.67.xxxx#rzk:-rızk#||#lcc-lecc#||#nfr-nefret#||#msk-imsak#||#a:tv-atiye#x#RZK:#||#MSK#||#RZK:#||#LCC#||#A:TV#||#NFR#||#rzk:-rızk#||#lcc-lecc#||#nfr-nefret#||#msk-imsak#||#a:tv-atiye#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
أَمَّنْ هَذَا الَّذِي يَرْزُقُكُمْ إِنْ أَمْسَكَ رِزْقَهُ بَل لَّجُّوا فِي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ
Emmen hâzellezî yerzukukum in emseke rızkah(rızkahu), bel leccû fî utuvvin ve nufûr(nufûrın).
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Lecc
ل ج جLCC
Dar şey. Düşmanlıkta ve husumette inad edip ayak direme.
Aynı kökten:Lecac Lecâcet Lecc Leccac Licac Lücc Lücce Lücec Lüccî Teleccüc
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
Nefret
ن ف رNFR
Tiksinmek, ürküp kaçmak. Birisinin yakını ve akrabası.
Aynı kökten:İstinfar Müstenfir Nefer Nefir Enfar Nefr Nefret Nefrin Nüfur Tenfir
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Diyanet Meali:
21. Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
69. HAKKA / 6-7-8
Ad (kavmi) ise var ya… üzerlerine yedi gece ve sekiz yevm hasm olarak teshir eden... atiye sarsar rih ile helak edildi.
Ardından kavmin orada... haviye hurmanın aciz olması gibi sari oldukları görüldü.
Artık onlardan bakiye görüyor musun?
Salih - Semud Kıssası.7Doğa/Yaşam A:VD H!LK RVH S:RS:R A:TV SH:R SBA: LYL S!MN YVM HSM ReY K:VM S:RA: A:CZ NH:L H:VY ReY BK:Y .mid5240.ss69.as6.ssHAKKA.ns78.nyMEKKE.cs29.syf565.sure.69.xxxSalih - Semud Kıssası.7xDoğa/Yaşamxxyevmxsayıxxkissa.144x.ss69.as7.ss69.as8.x#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#sba:-seba#||#yvm-eyyam#||#a:vd-ad kavmi#||#h!lk-helak#||#rvh-rih#||#s:rs:r-sarsar#||#a:cz-acz#||#s!mn-semaniye#||#nh:l-nahl#||#sh:r-teshir#||#bk:y-bakiye#||#a:tv-atiye#||#hsm-hasm#||#s:ra:-sari#||#h:vy-haviye#||#rey-xxoxx#x#A:VD#||#H!LK#||#RVH#||#S:RS:R#||#A:TV#||#SH:R#||#SBA:#||#LYL#||#S!MN#||#YVM#||#HSM#||#ReY#||#K:VM#||#S:RA:#||#A:CZ#||#NH:L#||#H:VY#||#ReY#||#BK:Y#||#k:vm-kavim#||#lyl-leyl#||#sba:-seba#||#yvm-eyyam#||#a:vd-ad kavmi#||#h!lk-helak#||#rvh-rih#||#s:rs:r-sarsar#||#a:cz-acz#||#s!mn-semaniye#||#nh:l-nahl#||#sh:r-teshir#||#bk:y-bakiye#||#a:tv-atiye#||#hsm-hasm#||#s:ra:-sari#||#h:vy-haviye#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ * سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَى كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ * فَهَلْ تَرَى لَهُم مِّن بَاقِيَةٍ
Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin). * Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin). * Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).
acz
acziyet
ع ج زA:CZ
Beceriksizlik. İktidarsızlık. Kuvvetsizlik. Güçsüzlük. Yapamamak. Zarardan korunmak gücünün olmaması. Aciz kalmak. Bir şeyin geri tarafı. Atıl kalan.
Aynı kökten:Âciz aceze Âciziyyet acz acziyet İ'caz Ma'cez Mu'ciz Mu'cize Mu'cizat Ta'ciz Ta'cizât
atiye
ع ت وA:TV
İsyan eden, kafa tutan. / Asi. Sert başlı, serkeş. / Azgın. / Büküp büküp atan.
Aynı kökten:Atiy Utiy atiye utüv
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
bakiye
Bakiyye
ب ق يBK:Y
Artık. Geri kalan. Artan.
Çğl.Bevaki
Aynı kökten:Baki Bâkiyât Bevaki bakiye Bakiyye Bevaki beka İbka İstibka Mabaki mütebaki
helak
ه ل كH!LK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Haviye
خ و يH:VY
Şenliksiz olan yer. / Harabe. / Göçük, çökük. / Issız, boş yer. / Sâkıt. / boş, içinde bulunanlardan yoksun olmak / yere düşmek, yıkılmak / yiyeceksiz aç kalmak / çağırmak / ağlamak / zorla almak taşımak / gözlerini indirmek, yere doğru bakmak / sessiz kalmak istemek / çukur veya oyuk kazmak / aklı kaybetmek / başkasının malını elinden almak
Aynı kökten:Haviye Haviyye Havâyâ Tahavvu' Tehevvu' Tahviye
Hasm
Hasim
ح س مHSM
Uğursuzluk. / Bir işi devamlı yapmak. / İdman. / Bir şeyi kökünden kesmek ve bir hastalığı kökünden yok etmek için ard arda dağlamak, peşpeşe yakmak. / Bir şeyi kökünden kesip dağlayanlar. / Fırtına.
Çğl.Husum
Aynı kökten:Hasm Hasim Husum
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
Semaniye
ث م نS!MN
Sekiz
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Sari'
ص ر عS:RA:
Çarpılıp yere yıkılmış. / Yok olmuş. / Düşmüş. / Yere düşmüş sar'alı kimse.
Aynı kökten:Sari'
sarsar
ص ر ص رS:RS:R
Gürültü ile gelen pek soğuk rüzgâr, yel. Kasırga. Ağustos böceği.
Çğl.Sarasır
Aynı kökten:sarsar Sarasır sarsara
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
Teshir
س خ رSH:R
Zaptetme, hâkim olma, zorla ele geçirme. İtaat ettirme. Hakir ve zelil etmek.
Aynı kökten:İstishar mashara Meshara Mesâhir Müsteshir Mütemeshir Mütemeshirîn Sahir Sahr suhre Suhriyen Sıhriyya Suhriyye Temeshur Temeshurât Tesahhur Tesahhurât Musahhar Musahhir Müsahhir Müsahhar Sihriyy Teshir
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
6. Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgârla helâk edildi. 7. Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün. 8. Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )