Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
CNH etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Canih
ج ن حCNH
Suç işlemiş, mücrim, cinayet işleyen.
Dişil.Caniha
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##canih##caniha##CNH-canih##CNH-caniha##
Caniha
ج ن حCNH
Bir tarafa meyleden veya bir cenahı tutan. / Göğüs altındaki iyeği.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##caniha##CNH-caniha##
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
DuruMeal'de toplam 8 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Ecniha
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cenah##ecniha##CNH-cenah##CNH-ecniha##
Cenh
ج ن حCNH
Kuşun kanadını vurması.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cenh##CNH-cenh##
Cinh
ج ن حCNH
Gece karanlığı.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cinh##CNH-cinh##
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
DuruMeal'de toplam 24 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cünah##CNH-cünah##
Cünh
ج ن حCNH
Koruma, esirgeme, himâye ve muhafaza etme.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cünh##CNH-cünh##
Cünha
ج ن حCNH
Suç, kabahat. Te'dib cezâsına müstahak olanın suçu.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cünha##CNH-cünha##
Cünuh
ج ن حCNH
Yöneliş, meyil.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##cünuh##CNH-cünuh##
İctinah
ج ن حCNH
Bir yana eğilme, meyletme. / Secde etme. /(Hayvan) bir tarafa meyilli koşma.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##ictinah##CNH-ictinah##
Mücennah
ج ن حCNH
Cenahlı, kanatlı.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##mücennah##CNH-mücennah##
Müctenih
ج ن حCNH
Meyillenen, bir tarafa eğilen. Secdede usulüne göre ellerini yere koyup dirseklerini açarak kollarını kanat şeklinde tutan.
Aynı Kökten Türeyen:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
##müctenih##CNH-müctenih##
32 Kayıt Listeleniyor...
CNH kelime kökünün geçtiği -32- ayet listesi
SURE
2. BAKARA / 158
Muhakkak, Safa ve Merve ALLAH'ın şiarındandır.
• Beyti hacc eden
• veya umre yapan kimse…
artık onun üzerine... bu ikisini, hayr tatavvu ederek tavaf etmesinden ötürü cünah yoktur.
• ve artık muhakkak ki ALLAH, şakirdir, alimdir.
Safa ve MerveEsma-ül HüsnaHacc ve Kurban ŞA:R HCC BYT A:MR CNH T:VF T:VA: H:YR ŞKR A:LM .mid155.ss2.as158.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf23.sure.2.xxxSafa ve MervexEsma-ül HüsnaxHacc ve Kurbanxxhaccxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#şkr-şakir#||#t:va:-tatavvu#||#a:lm-alim#||#h:yr-hayr#||#byt-beyt#||#şa:r-şiar#||#cnh-cünah#||#hcc-hacc#||#a:mr-umre#||#t:vf-tavaf#x#ŞA:R#||#HCC#||#BYT#||#A:MR#||#CNH#||#T:VF#||#T:VA:#||#H:YR#||#ŞKR#||#A:LM#||#şkr-şakir#||#t:va:-tatavvu#||#a:lm-alim#||#h:yr-hayr#||#byt-beyt#||#şa:r-şiar#||#cnh-cünah#||#hcc-hacc#||#a:mr-umre#||#t:vf-tavaf#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِۚ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَاۜ وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًاۙ فَاِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَل۪يمٌ
İnnes safâ vel mervete min şeâirillâh(şeâirillâhi), fe men haccel beyte evı’temera fe lâ cunâha aleyhi en yettavvefe bi himâ ve men tetavvaa hayran, fe innallâhe şâkirun alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
umre
ع م رA:MR
Ziyaret. Hac mevsimi dışında Kabe'yi ve Mekke ve Medine'deki mukaddes yerleri ziyaret etmek.
Çğl.Umurat
Aynı kökten:amer Amir İ'mar imaret İmarat İmran Ma'mur Ma'mure Mi'mar muammer Mu'temir ömür Ömr Ta'mir Ta'mirât umre Umurat ümran
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
hacc
ح ج جHCC
Kasdetmek. Muarazada delil ve bürhan ile galip olmak. Bir yere çok tereddütle varıp gelme. Bir şeyden feragat etmek. İslâmın şartlarından ve hâli vakti müsait olan her müslümana farz olan, Kâbe-i Şerif'i usulüne uygun olarak bir defa ziyaret etmek. Hacc.
Aynı kökten:hacc Hâcc Hacı Hâcce Hüccac Hacîc hacc ayları Hicac hüccet Hücec ihticac İhticacat muhacce tahacüc Zulhicce
Tatavvu'
ط و عT:VA:
Gönüllü olarak tabi olmak. Bir şeyi mecbur olmadığı halde isteyerek yerine getirmek. Müstehab ve mendub olan namazlar. İbadeti sırf kendi isteğiyle yapmak. Nafile namaz kılmak. Üzerine lâzım olmayan işler yapmak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Tavf
tavâf
ط و فT:VF
Dönmek. Ziyaret maksadı ile etrafında dolaşmak. Hacıların Kabe etrafında yedi defa dolaşmaları. Fırat Nehri gibi sularda üstüne binilen vasıta.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
şiar
ش ع رŞA:R
İz, belirti, işaret, nişan, ayırt edici iyi adet. Üstünlük veren işaret. İnsanın gömleği. Ölüm.
Çğl.şeair
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
şakir
ش ك رŞKR
Allaha şükreden. Halinden memnuniyetini bildiren.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.
2. BAKARA / 198-199
Rabbinizden fazl ibtiga etmeniz size cünah değildir.
Arafattan ifaza edildiğinizde... artık, Meş'ar-ül Haram indinde ALLAH'ı zikir edin!...
Size hidayet ettiği gibi onu zikir edin!
Eğer siz, onun öncesinden yaparsanız... elbette dall olanlardan olursunuz!
Sonra, nasın ifaza edildiği yerden ifaza olun!... ve ALLAH'a istiğfar edin!
Muhakkak ki ALLAH, gafurdur, rahimdir.
Esma-ül HüsnaHacc ve Kurban LYS CNH BG:Y FD:L RBB FYD: Z!KR A:ND ŞA:R HRM Z!KR H!DY KVN K:BL D:LL FYD: HYS! FYD: NVS G:FR G:FR RHM .mid190.ss2.as198.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf30.sure.2.xx*?xEsma-ül HüsnaxHacc ve Kurbanxxhaccxx.ss2.as199.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:bl-kabl#||#lys-leyse#||#nvs-nas#||#hys!-haysü#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#fd:l-fazl#||#şa:r-meşar-ül haram#||#cnh-cünah#||#d:ll-dall#||#h!dy-hidayet#||#z!kr-zikir#||#bg:y-ibtiga#||#fyd:-ifaza#||#g:fr-gafur#||#fyd:-ifaza#||#g:fr-istiğfar#||#kvn-xxoxx#x#LYS#||#CNH#||#BG:Y#||#FD:L#||#RBB#||#FYD:#||#Z!KR#||#A:ND#||#ŞA:R#||#HRM#||#Z!KR#||#H!DY#||#KVN#||#K:BL#||#D:LL#||#FYD:#||#HYS!#||#FYD:#||#NVS#||#G:FR#||#G:FR#||#RHM#||#k:bl-kabl#||#lys-leyse#||#nvs-nas#||#hys!-haysü#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#fd:l-fazl#||#şa:r-meşar-ül haram#||#cnh-cünah#||#d:ll-dall#||#h!dy-hidayet#||#z!kr-zikir#||#bg:y-ibtiga#||#fyd:-ifaza#||#g:fr-gafur#||#fyd:-ifaza#||#g:fr-istiğfar#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْۜ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الضَّٓالّ۪ينَ * ثُمَّ اَف۪يضُوا مِنْ حَيْثُ اَفَاضَ النَّاسُ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Leyse aleykum cunâhun en tebtegû fadlan min rabbikum fe izâ efadtum min arafâtin fezkurûllâhe indel meş’aril harâm(harâmi), vezkurûhu kemâ hedâkum, ve in kuntum min kablihî le mined dâllîn(dâllîne). * Summe efîdû min haysu efâdan nâsu vestagfirûllâh(vestagfirûllâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Dall
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolan. Kur'ân ve imân yolundan sapan. Sapkın. Şaşkın. Azan. Azıcı, azdırıcı. Dalalette olan.
Çğl.DallînÇğl.Dâllûn
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle Tadlil
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
İfaza
ف ي ضFYD:
Bereketlendirmek. Feyz vermek. Bol bol dağıtmak ve akıtmak. Taşıp yayılmak.
Aynı kökten:Faiz Feyyaz Feyz Füyuz Feyzî İfaza İstifaza Müfaz Müfaza Müfîz Müstefiz Mütefeyyiz
İfaza
ف ي ضFYD:
Bereketlendirmek. Feyz vermek. Bol bol dağıtmak ve akıtmak. Taşıp yayılmak.
Aynı kökten:Faiz Feyyaz Feyz Füyuz Feyzî İfaza İstifaza Müfaz Müfaza Müfîz Müstefiz Mütefeyyiz
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hidayet
ه د يH!DY
Yakışan şeyi hediye etmek. Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
haysü
ح ي ثHYS!
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Meş'ar-ül Haram
ش ع رŞA:R
xoxox
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde, Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
2. BAKARA / 229
Boşanma iki merredir.
Artık ondan sonra, maruf ile imsak edin veya ihsan ile tesrih edin.
Onlara verdiğiniz şeylerden ahz etmeniz size helal değildir. ALLAH'ın hududuna ikame edemeyeceklerinden korkmaları müstesna.
Eğer siz de, onların ALLAH'ın hududunu ikame edemeyeceklerinden korkarsanız... artık, kadının fidye vermesinde o ikisine cünah yoktur.
İşte bunlar, ALLAH'ın hudududur... artık bunlara düşmanlık etmeyin.
ALLAH'ın hududuna düşmanlık eden kimse... artık işte o, o zalimlerdendir.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: MRR MSK A:RF SRH HSN HLL eH:Z! eTY ŞYe H:VF K:VM HDD H:VF K:VM HDD CNH FDY HDD A:DV A:DV HDD Z:LM .mid219.ss2.as229.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#k:vm-ikame#||#şye-şey#||#h:vf-havf#||#z:lm-zalim#||#a:dv-adüvv#||#t:lk:-talak#||#fdy-fidye#||#msk-imsak#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#eh:z!-ahz#||#hsn-ihsan#||#srh-tesrih#||#mrr-merre#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#ety-xxoxx#x#T:LK:#||#MRR#||#MSK#||#A:RF#||#SRH#||#HSN#||#HLL#||#eH:Z!#||#eTY#||#ŞYe#||#H:VF#||#K:VM#||#HDD#||#H:VF#||#K:VM#||#HDD#||#CNH#||#FDY#||#HDD#||#A:DV#||#A:DV#||#HDD#||#Z:LM#||#k:vm-ikame#||#şye-şey#||#h:vf-havf#||#z:lm-zalim#||#a:dv-adüvv#||#t:lk:-talak#||#fdy-fidye#||#msk-imsak#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#eh:z!-ahz#||#hsn-ihsan#||#srh-tesrih#||#mrr-merre#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلطَّلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَأْخُذُوا مِمَّٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا اِلَّٓا اَنْ يَخَافَٓا اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ف۪يمَا افْتَدَتْ بِه۪ۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَعْتَدُوهَاۚ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Et talâku merratân(merratâni), fe imsâkun bi ma’rûfin ev tesrîhun bi ihsân(ihsânin), ve lâ yahıllu lekum en te’huzû mimmâ âteytumûhunne şey’en illâ en yehâfâ ellâ yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), fe in hıftum ellâ yukîmâ hudûdallâhi, fe lâ cunâha aleyhimâ fî meftedet bih(bihî), tilke hudûdullâhi fe lâ ta’tedûhâ, ve men yeteadde hudûdallâhi fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Fidye
ف د يFDY
Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.
Çğl.İftida'
Aynı kökten:Feda' Fedaî Fida Fidye İftida' İftida' Müfadat Tefadi Tefdiye
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
Tesrih
س ر حSRH
Talâk. Boşanma, ayrılma. Halâs etme, kurtarma. Bırakma, salıverme. Kıl tarama. Asan etme, kolaylaştırma.
Aynı kökten:Mesrah Mesârih Müsrah Serh Serah Tesrih
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
2. BAKARA / 230
Eğer erkek, zevcesini bir daha boşarsa... artık sonrasında zevce, gayrı nikahlanıncaya kadar kendisine helal olmaz.
Eğer bu da onu boşarsa... ve ardından, eğer onlar ALLAH'ın hududunu ikame edeceklerini zann ederlerse... artık birbirlerine rücu etmelerinde o ikisine cünah yoktur.

Bunlar ALLAH'ın hudududur!
Bunları, alim olan kavim için beyan ediyor.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: HLL BA:D NKH ZVC G:YR T:LK: CNH RCA: Z:NN K:VM HDD HDD BYN K:VM A:LM .mid220.ss2.as230.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#k:vm-ikame#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#a:lm-alim#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyan#||#rca:-rücu#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#z:nn-zann#||#zvc-zevc#||#hll-helal#x#T:LK:#||#HLL#||#BA:D#||#NKH#||#ZVC#||#G:YR#||#T:LK:#||#CNH#||#RCA:#||#Z:NN#||#K:VM#||#HDD#||#HDD#||#BYN#||#K:VM#||#A:LM#||#k:vm-ikame#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#a:lm-alim#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyan#||#rca:-rücu#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#z:nn-zann#||#zvc-zevc#||#hll-helal#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتّٰى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۜ فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يَتَرَاجَعَٓا اِنْ ظَنَّٓا اَنْ يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Fe in tallakahâ fe lâ tahıllu lehu min ba’du hattâ tenkiha zevcen gayrah(gayrahu), fe in tallakahâ fe lâ cunâha aleyhimâ en yeterâceâ in zannâ en yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), ve tilke hudûdullâhi yubeyyinuhâ li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.
2. BAKARA / 233
Anneler evladlarını kamil olan iki havl emzirirler. Bu, emzirmeyi tamamlamayı irade eden içindir.
Onların rızkı ve kisvesi, maruf ile evlad kendisinden olan erkeğe aittir.

Nefs, sadece, vasi olduğuna mükellef edilir.

Ne anne evladı yüzünden, ne de baba evladı yüzünden darr edilmesin.
Varise düşen de bunun mislidir.
Eğer kendi aralarında anlaşarak ve teşavür ederek fisal irade ederlerse... artık o ikisine cünah yoktur.
Evladlarınızı emzirtmeyi irade ederseniz, maruf ile verdiğiniz şeyi selem ettiğinizde, artık size yine bir cünah yoktur.
ALLAH'tan ittika edin ve alim olun ki ALLAH, amel ettiklerinize basirdir.
Miras HukukuKadın ve Aile Hukuku VLD RD:A: VLD HVL KML RVD TMM RD:A: VLD RZK: KSV A:RF KLF NFS VSA: D:RR VLD VLD VLD VLD VRS! MS!L RVD FS:L RD:V ŞVR CNH RVD RD:A: VLD CNH SLM eTY A:RF VK:Y A:LM A:ML BS:R .mid224.ss2.as233.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf36.sure.2.xxxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rvd-irade#||#a:lm-alim#||#a:ml-amil#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#tmm-tamam#||#d:rr-darr#||#rzk:-rızk#||#slm-selem#||#vk:y-ittika#||#ms!l-misl#||#bs:r-basir#||#fs:l-fisal#||#ksv-kisve#||#cnh-cünah#||#hvl-havl#||#a:rf-maruf#||#vrs!-varis#||#rd:v-rıza#||#kml-kamil#||#şvr-teşavür#||#klf-mükellef#||#rd:a:-irza#||#ety-xxoxx#x#VLD#||#RD:A:#||#VLD#||#HVL#||#KML#||#RVD#||#TMM#||#RD:A:#||#VLD#||#RZK:#||#KSV#||#A:RF#||#KLF#||#NFS#||#VSA:#||#D:RR#||#VLD#||#VLD#||#VLD#||#VLD#||#VRS!#||#MS!L#||#RVD#||#FS:L#||#RD:V#||#ŞVR#||#CNH#||#RVD#||#RD:A:#||#VLD#||#CNH#||#SLM#||#eTY#||#A:RF#||#VK:Y#||#A:LM#||#A:ML#||#BS:R#||#rvd-irade#||#a:lm-alim#||#a:ml-amil#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#tmm-tamam#||#d:rr-darr#||#rzk:-rızk#||#slm-selem#||#vk:y-ittika#||#ms!l-misl#||#bs:r-basir#||#fs:l-fisal#||#ksv-kisve#||#cnh-cünah#||#hvl-havl#||#a:rf-maruf#||#vrs!-varis#||#rd:v-rıza#||#kml-kamil#||#şvr-teşavür#||#klf-mükellef#||#rd:a:-irza#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ اَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يُتِمَّ الرَّضَاعَةَۜ وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ اِلَّا وُسْعَهَاۚ لَا تُضَٓارَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِه۪ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذٰلِكَۚ فَاِنْ اَرَادَا فِصَالًا عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَاۜ وَاِنْ اَرَدْتُمْ اَنْ تَسْتَرْضِعُٓوا اَوْلَادَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِذَا سَلَّمْتُمْ مَٓا اٰتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Vel vâlidâtu yurdı’ne evlâdehunne havleyni kâmileyni li men erâde en yutimmer radâah(radâate), ve alel mevlûdi lehu rızkuhunne ve kisvetuhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), lâ tukellefu nefsun illâ vus’ahâ, lâ tudârra vâlidetun bi veledihâ ve lâ mevlûdun lehu bi veledihî ve alel vârisi mislu zâlik(zâlike), fe in erâdâ fısâlen an terâdın min humâ ve teşâvurin fe lâ cunâha aleyhimâ ve in eradtum en testerdıû evlâdekum fe lâ cunâha aleykum izâ sellemtum mâ âteytum bil ma’rûf(ma’rûfi), vettekullâhe va’lemû ennellâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Fasl
Fasıl
ف ص لFS:L
İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal. Hak ile bâtılın arasını fark. Ayrıcalık. Ayrılma. Çözme. Bölüm. Mevsim. Aynı makamda çalınan şarkı. Çocuğu memeden kesmek. Birini zemmetmek. Gıybet. Kısa duvar. İnsanların lehinde veya aleyhinde söz söyleyerek para toplıyan.
Çğl.FisalÇğl.Fusul
Aynı kökten:Fâsıla Fevasıl Fasîle Fesâil Fasl Fasıl Fisal Fusul Fussilet Fusul-ü Erbaa İnfisal İnfisalat mafsal Mefsil Mefâsıl Mufassal Mufassıl Munfasıl Müfasale Tafsil Tafsilât Fasîl Fisâl Fuslân Faysal Fisal Fısal Fassal Fesil Efsâl Fisâl
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Mükellef
ك ل فKLF
Bir şeyi yapmağa mecbur olan. Vazifeli. Muvazzaf. Bir şeyi ödemeğe mecbur olan. Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. (Bak: Teklif)
Çğl.Mükellefîn
Aynı kökten:Kalafat Kalfa Külfet Mukallef Mükellef Mükellefîn Mükellefiyet Mükellif Mütekellif Mütekellifîn Tekellüf Tekellüfât Teklif Teklifât Tekâlif xoxox
Kâmil
ك م لKML
Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi. Yaşını başını almış, terbiyeli ve görgülü kimse. Âlim, bilgin kişi.
Aynı kökten:ikmal İstikmal Kâmil Kâmilen kemal Kemalât Mükemmel mükemmil Müstekmil Mütekâmil Mütekâmilîn Mütekemmil Mütekemmilîn tekamül tekmil Tekmile
Kisve
Kisvet
ك س وKSV
Elbise. Kılık. Hususi kıyafet. Küsve. Kisbet.
Aynı kökten:Kisve Kisvet
misl
misil
م ث لMS!L
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
İrza'
İrda'
ر ض عRD:A:
Meme vermek, süt emzirmek veya emzirilmek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza' İrda' Murazaa Murtazı' Murzı' Murzia Mürazaa
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
selem
Seleme
س ل مSLM
Emaneti sahibine hakkıyla iade etmek. / Peşin para ile veresiye mal alma. / Ayıplardan uzak olmak. / Kurtulmak. / Selef. / Ürem, faiz. / İm, işaret, belirti.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Tamam
ت م مTMM
Bitme, bitirme, son, nihayet. Tam, eksiksiz, noksansız. Ne eksik ne fazla. Münasib, uygun.
Aynı kökten:istitmam itmam Tamam Tamamen tamamiyet Temme Tetimme Tetümme Tetümmat Tetmim
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vâris
و ر ثVRS!
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Teşavür
ش و رŞVR
Danışma, müşâvere etme.
Aynı kökten:İstiş'ar İstiş'arat İstişare İstişarat İşar İş'ar İş'arat İşaret İşarat Meşveret Müşar Müşavere Müşavir Müşavirîn Müşir Müteşavir Şevr Şura Şure Teşavür
Diyanet Meali:
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse, onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
2. BAKARA / 234
Sizden vefat edenlerin geriye vezr ettikleri zevceler... kendi kendilerine dört ay ve aşr (on gün) tarabbus ederler. Ecelleri baliğ olduğunda, maruf ile nefslerinde fail oldukları şeyde size cünah yoktur.
ALLAH, amel ettiklerinize habirdir.
Kadın ve Aile Hukuku VFY VZ!R ZVC RBS: NFS RBA: ŞH!R A:ŞR BLG: eCL CNH FA:L NFS A:RF A:ML H:BR .mid225.ss2.as234.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxyevmxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rba:-erbaa#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#şh!r-şehr#||#cnh-cünah#||#blg:-baliğ#||#a:şr-aşr#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vz!r-vezr#||#rbs:-tarabbus#||#fa:l-xxoxx#x#VFY#||#VZ!R#||#ZVC#||#RBS:#||#NFS#||#RBA:#||#ŞH!R#||#A:ŞR#||#BLG:#||#eCL#||#CNH#||#FA:L#||#NFS#||#A:RF#||#A:ML#||#H:BR#||#rba:-erbaa#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#şh!r-şehr#||#cnh-cünah#||#blg:-baliğ#||#a:şr-aşr#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vz!r-vezr#||#rbs:-tarabbus#||#fa:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَعَشْرًاۚ فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ
Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcen yeterabbasne bi enfusihinne erbeate eşhurin ve aşrâ(aşran), fe izâ belagne ecelehunne fe lâ cunâhe aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne bil ma’rûf(ma’rûfi), vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Erbaa
Erbea
ر ب عRBA:
Dört.
Aynı kökten:Erbaa Erbea Erbain Erbia Merbaa murabbaa Rabi' Rabia Rabi'ul evvel Rabi'us sani rubai Rübaî
Terabbus
Tarabbus
ر ب صRBS:
Durup bekleme.
Aynı kökten:Müterabbıs Terabbus Tarabbus xoxox
vefat
و ف يVFY
Dünya yaşantısının kişiye yüklediği görevlerin tamamlanması ve kişinin bunun sorumluluğundan çıkması.
Çğl.Vefiyat
Aynı kökten:Fi Fiyat Fiat ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
şehr
ش ه رŞH!R
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
Diyanet Meali:
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
2. BAKARA / 235
Kadınlara hıtbe arz etmenizde veya nefsinizde kenn etmenizde size cünah yoktur.
ALLAH alimdir ki; muhakkak siz onları zikir edeceksiniz. Fakat onlara, maruf kavl söylemeniz dışında, sırr vaad etmeyin. Kitabın eceli iblağ oluncaya kadar, nikah akdine azim etmeyin.
Alim olun ki; muhakkak ALLAH, nefsinizde olana alimdir. Artık O'ndan hazer edin.
Alim olun ki; muhakkak ALLAH, gafurdur, halimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku CNH A:RD: H:T:B NSV KNN NFS A:LM Z!KR VA:D SRR K:VL K:VL A:RF A:ZM A:K:D NKH BLG: KTB eCL A:LM A:LM NFS HZ!R A:LM G:FR HLM .mid226.ss2.as235.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#nkh-nikah#||#va:d-vaad#||#blg:-iblağ#||#z!kr-zikir#||#srr-sırr#||#a:rd:-arz#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#h:t:b-hıtbe#||#knn-kenn#||#a:k:d-akd#||#a:rf-maruf#||#hz!r-hazer#||#a:zm-azim#||#hlm-halim#||#k:vl-xxoxx#x#CNH#||#A:RD:#||#H:T:B#||#NSV#||#KNN#||#NFS#||#A:LM#||#Z!KR#||#VA:D#||#SRR#||#K:VL#||#K:VL#||#A:RF#||#A:ZM#||#A:K:D#||#NKH#||#BLG:#||#KTB#||#eCL#||#A:LM#||#A:LM#||#NFS#||#HZ!R#||#A:LM#||#G:FR#||#HLM#||#ktb-kitab#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#nkh-nikah#||#va:d-vaad#||#blg:-iblağ#||#z!kr-zikir#||#srr-sırr#||#a:rd:-arz#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#h:t:b-hıtbe#||#knn-kenn#||#a:k:d-akd#||#a:rf-maruf#||#hz!r-hazer#||#a:zm-azim#||#hlm-halim#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا عَرَّضْتُمْ بِه۪ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَٓاءِ اَوْ اَكْنَنْتُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلٰكِنْ لَا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا اِلَّٓا اَنْ تَقُولُوا قَوْلًا مَعْرُوفًاۜ وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتّٰى يَبْلُغَ الْكِتَابُ اَجَلَهُۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَل۪يمٌ۟
Ve lâ cunâhe aleykum fîmâ arradtum bihî min hitbetin nisâi ev eknentum fî enfusikum, alimallâhu ennekum se tezkurûnehunne ve lâkin lâ tuvâıdûhunne sirran illâ en tekûlû kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen), ve lâ ta’zimû ukdeten nikâhı hattâ yeblugal kitâbu eceleh(ecelehu), va’lemû ennallâhe ya’lemu mâ fî enfusikum fahzerûh(fahzerûhu), va’lemû ennallâhe gafûrun halîm(halîmun).
Akd
ع ق دA:K:D
Anlaşma. Sözleşme. Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma.
Aynı kökten:Akd Akid akid Akide Akaid Mu'tekadat in'ikad İ'tikad itikat İ'tikadât İ'tikadî İ'tikadiyat Muakade Mu'tekid mün'akid Müteakıd Müteakkıd Taakkud Teakud Ukde ukad
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
arz
ع ر ضA:RD:
İzâh etmek. Açıklamak. Takdim etmek. Bir kimseye bir şeyi izhar etmek. Bir büyüğe bir şeyi hürmetle vermek. Bir işi büyüğüne hürmetle anlatmak. Kıymetli bir şeyi diğer bir şeyle değiştirmek. Bir şeyin birden, âniden meydana gelmesi. Altın ve paradan gayrı mal, metâ. Bir şeyin uzunluk mukabili olan genişliği. Bir muamelede aldanmak. Sağlam insanın hemen ölmesi. Delirmek. Coğ: Bir yerin yeryüzünde hatt-ı istivâdan (ekvatordan) olan uzaklığı. Koz: Bir yıldızın mıntıkatul bürucdan olan uzaklığı.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Âzim
azm
ع ز مA:ZM
Kasd, niyet. Sağlam ve kat'i karar. Bir iş hakkında kat'i karar ve niyet sahibi. Sebat.
Aynı kökten:Âzim azm Azimet İ'tizam
İblağ
ب ل غBLG:
Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
hıtbe
خ ط بH:T:B
Huk: Bir kadının nikahına talib olmaktır. Evlenmeyi taleb eden erkeğe: "hatıb", evlenmesi taleb edilen kadına da "mahtube" denir.
Aynı kökten:hatb hatub hatib hıtbe hitab hutbe muhatab
Halîm
ح ل مHLM
Yumuşak huylu. Hoş muamele yapan. El Halim : Yumuşak muamele. YUMUŞAKLIK SAHİBİ. Suçluların cezalarını derhal vermek iktidarında olduğu halde sonraya bırakan ve yumuşak muamele eden
Dşl.Halîme
Aynı kökten:Halîm Halîme Halme Hilm Hilmiyyet Hulm Hulüm Ahlam Mütehallim Tahlim
Hazer
ح ذ رHZ!R
Çekinme. Zarar verebilecek şeyden kaçınma. Korunma. Endişe. İhtiyat.
Çğl.Ahzar
Aynı kökten:Hazer Ahzar Hazır Hazir Hazur İhtiraz İhtizar Mahzur Mahzurat Mahzure Muhazere Mütehazzir Tahazzür
Kenn
ك ن نKNN
Örtülüp gizlenme.
Aynı kökten:İknan İstiknan Kânun Kanunulevvel Kanunussani Kenane kinâne Kenâyin Kenâin Kenin Kenn Kinan Eknan Ekinne Kinn Meknun Müstekinn Müstekinne Tekennüs
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Sırr
Sır
س ر رSRR
Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey. Müşâhedetullah'ın mahalli bulunan kalbdeki lâtife. İnsanın aklının ermediği şey. Allah'ın hikmeti.
Çğl.Serair
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Diyanet Meali:
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın. Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
2. BAKARA / 236
Temas etmediğiniz veya kendilerine farzları farz etmediğiniz kadınları boşamışsanız, size cünah yoktur.
Musi kader üzre ve muktir kader üzre maruf meta ile o kadınları metalandırın.
Bu, muhsinler üzre hakktır.
Kadın ve Aile Hukuku CNH T:LK: NSV MSS FRD: FRD: MTA: VSA: K:DR K:TR K:DR MTA: A:RF HK:K: HSN .mid228.ss2.as236.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#mta:-meta#||#nsv-nisa#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#hk:k:-hakk#||#vsa:-musi#||#k:tr-muktir#||#k:dr-kader#||#cnh-cünah#||#hsn-muhsin#||#a:rf-maruf#||#frd:-farz#x#CNH#||#T:LK:#||#NSV#||#MSS#||#FRD:#||#FRD:#||#MTA:#||#VSA:#||#K:DR#||#K:TR#||#K:DR#||#MTA:#||#A:RF#||#HK:K:#||#HSN#||#mta:-meta#||#nsv-nisa#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#hk:k:-hakk#||#vsa:-musi#||#k:tr-muktir#||#k:dr-kader#||#cnh-cünah#||#hsn-muhsin#||#a:rf-maruf#||#frd:-farz#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ اَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَر۪يضَةًۚ وَمَتِّعُوهُنَّۚ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُۚ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِۚ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِن۪ينَ
Lâ cunâha aleykum in tallaktumun nisâe mâ lem temessûhunne ev tefridû lehunne farîdâh(farîdâten) ve mettiûhunne alel mûsiı kaderuhu ve alel muktiri kaderuh(kaderuhu) metâan bil ma’rûf(ma’rûfi), hakkan alel muhsinîn(muhsinîne).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Muktir
ق ت رK:TR
Dar hâlli, durumu sıkıntılı olan. / Kocasını nafaka bakımından sıkıştıran kadın. / Cimrilik eden.
Aynı kökten:Katere Katr Katura Maktur Muktir Taktir
Temass
temas
م س سMSS
Yan yana bulunma. Birbirine değme. Münasebette bulunma.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Musi'
و س عVSA:
Genişlendiren. Ferahlık veren. Zengin. Muktedir.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Diyanet Meali:
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
2. BAKARA / 240
Sizden vefat edip de zevcelerini vezr edenler, bir seneye kadar zevcelerinin, havlinden ihrac edilmeksizin metalanmalarını vasiyet etmiş olmalıdır!
Ancak eğer kendiliklerinden ihrac olurlarsa... artık onların maruftan nefslerine fail olacağı şeylerde size cünah yoktur.
ALLAH, azizdir, hakimdir.
Esma-ül HüsnaMiras HukukuKadın ve Aile Hukuku VFY VZ!R ZVC VS:Y ZVC MTA: HVL G:YR H:RC H:RC CNH FA:L NFS A:RF A:ZZ HKM .mid231.ss2.as240.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf38.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#mta:-meta#||#nfs-enfüs#||#a:zz-aziz#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hvl-havl#||#h:rc-ihrac#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vz!r-vezr#||#vs:y-vasiyet#||#fa:l-xxoxx#x#VFY#||#VZ!R#||#ZVC#||#VS:Y#||#ZVC#||#MTA:#||#HVL#||#G:YR#||#H:RC#||#H:RC#||#CNH#||#FA:L#||#NFS#||#A:RF#||#A:ZZ#||#HKM#||#g:yr-gayr#||#mta:-meta#||#nfs-enfüs#||#a:zz-aziz#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hvl-havl#||#h:rc-ihrac#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vz!r-vezr#||#vs:y-vasiyet#||#fa:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًاۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcâ(ezvâcen), vasıyyeten li ezvâcihim metâan ilel havli gayre ıhrâc(ıhrâcın), fe in harecne fe lâ cunâha aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne min ma’rûf(ma’rûfin), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
vefat
و ف يVFY
Dünya yaşantısının kişiye yüklediği görevlerin tamamlanması ve kişinin bunun sorumluluğundan çıkması.
Çğl.Vefiyat
Aynı kökten:Fi Fiyat Fiat ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2. BAKARA / 282
Ey iman edenler!
Birbirinize müsemma ecele kadar, belirlenmiş bir borç ile borçlandığınız zaman onu yazın.
• Aranızda bir katib onu adaletle yazsın.
• Katib, ALLAH'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, aynı şekilde yazsın.
• Üzerinde hakk bulunan o kimseye imlal ettirmesin.
• Rabbi olan ALLAH'a ittika etsin ve ondan bir şey bahs etmesin (eksiltmesin).

Eğer üzerinde hakk olan o kimse, sefih veya zayıf ise veya kendisi onu imlal ettirmeye istitaat edemez ise, artık veliysi onu adaletle imlal ettirmesin.

Erkeklerinizden iki şahidin şahid olmasını isteyin.
• Eğer iki erkek kimse olmuyorsa, o zaman, bir erkek kimse ve şahadetlerinden razı olacağınız iki kadını... İkisinden biri dalalete düşerse, o zaman, ikisinden birisi diğerine zikir ettirir.
• Şahidler davet edildikleri zaman kaçınmasınlar.
• Sagir veya kebir, vadesine kadar onu yazmaktan sem etmeyin.
Bu, ALLAH'ın indinde en kıst olandır ve şahadet için akvamdır ve rayb etmemeniz için ednadır.

Ancak aranızda devr etmeye hazır olan ticaret ise, o zaman, bunu yazmamanız size cünah değildir.

Bey' ettiğinizde şahid edinin.
Katib ve şahidler darr edilmesin.
• Eğer böyle yaparsanız, artık muhakkak o, sizin için füsuk olur.
ALLAH'a ittika edin. ALLAH size ilim veriyor.
ALLAH herşeye alimdir.
Esma-ül Hüsna eMN DYN DYN eCL SMV KTB KTB BYN KTB A:DL eBY KTB KTB A:LM KTB MLL HK:K: VK:Y RBB BH:S ŞYe KVN HK:K: SFH! D:A:F T:VA: MLV MLL VLY A:DL ŞH!D ŞH!D RCL KVN RCL RCL MRe RD:V ŞH!D D:LL eHD Z!KR eHD eH:R eBY ŞH!D DA:V SeM KTB S:G:R KBR eCL K:ST: A:ND K:VM ŞH!D DNV RYB KVN TCR DVR BYN LYS CNH KTB ŞH!D BYA: D:RR KTB ŞH!D FA:L FSK: VK:Y A:LM KLL ŞYe A:LM .mid278.ss2.as282.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf47.sure.2.xxxEsma-ül Hüsnaxxsayıximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#da:v-duae#||#k:vm-kum#||#kvn-kane#||#lys-leyse#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-katib#||#dnv-edna#||#t:va:-istitaat#||#eh:r-uhra#||#eby-eby#||#ehd-ehad#||#smv-müsemma#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#rcl-recül#||#d:rr-darr#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#sfh!-sefih#||#tcr-ticaret#||#cnh-cünah#||#d:ll-dalalet#||#vly-veliy#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adl#||#k:st:-kıst#||#fsk:-füsuk#||#şh!d-şahid#||#şh!d-şüheda#||#şh!d-şahadet#||#z!kr-zikir#||#dyn-din#||#kbr-kebir#||#bya:-bey#||#dvr-devr#||#mll-imlal#||#mlv-imla#||#s:g:r-sagir#||#ryb-rayb#||#rd:v-rıza#||#d:a:f-zayıf#||#sem-sem#||#bh:s-bahs#||#fa:l-xxoxx#x#eMN#||#DYN#||#DYN#||#eCL#||#SMV#||#KTB#||#KTB#||#BYN#||#KTB#||#A:DL#||#eBY#||#KTB#||#KTB#||#A:LM#||#KTB#||#MLL#||#HK:K:#||#VK:Y#||#RBB#||#BH:S#||#ŞYe#||#KVN#||#HK:K:#||#SFH!#||#D:A:F#||#T:VA:#||#MLV#||#MLL#||#VLY#||#A:DL#||#ŞH!D#||#ŞH!D#||#RCL#||#KVN#||#RCL#||#RCL#||#MRe#||#RD:V#||#ŞH!D#||#D:LL#||#eHD#||#Z!KR#||#eHD#||#eH:R#||#eBY#||#ŞH!D#||#DA:V#||#SeM#||#KTB#||#S:G:R#||#KBR#||#eCL#||#K:ST:#||#A:ND#||#K:VM#||#ŞH!D#||#DNV#||#RYB#||#KVN#||#TCR#||#DVR#||#BYN#||#LYS#||#CNH#||#KTB#||#ŞH!D#||#BYA:#||#D:RR#||#KTB#||#ŞH!D#||#FA:L#||#FSK:#||#VK:Y#||#A:LM#||#KLL#||#ŞYe#||#A:LM#||#da:v-duae#||#k:vm-kum#||#kvn-kane#||#lys-leyse#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-katib#||#dnv-edna#||#t:va:-istitaat#||#eh:r-uhra#||#eby-eby#||#ehd-ehad#||#smv-müsemma#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#rcl-recül#||#d:rr-darr#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#sfh!-sefih#||#tcr-ticaret#||#cnh-cünah#||#d:ll-dalalet#||#vly-veliy#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adl#||#k:st:-kıst#||#fsk:-füsuk#||#şh!d-şahid#||#şh!d-şüheda#||#şh!d-şahadet#||#z!kr-zikir#||#dyn-din#||#kbr-kebir#||#bya:-bey#||#dvr-devr#||#mll-imlal#||#mlv-imla#||#s:g:r-sagir#||#ryb-rayb#||#rd:v-rıza#||#d:a:f-zayıf#||#sem-sem#||#bh:s-bahs#||#fa:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔاۜ فَاِنْ كَانَ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَف۪يهًا اَوْ ضَع۪يفًا اَوْ لَا يَسْتَط۪يعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَأْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغ۪يرًا اَوْ كَب۪يرًا اِلٰٓى اَجَلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُد۪يرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَه۪يدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ tedâyentum bi deynin ilâ ecelin musemmen fektubûh(fektubûhu), velyektub beynekum kâtibun bil adl(adli), ve lâ ye’be kâtibun en yektube kemâ allemehullâhu felyektub, velyumlilillezî aleyhil hakku velyettekıllâhe rabbehû ve lâ yebhas minhu şey’â(şey’en), fe in kânellezî aleyhil hakku sefîhan ev daîfen ev lâ yestatîu en yumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl(adli), vesteşhidû şehîdeyni min ricâlikum, fe in lem yekûnâ raculeyni fe raculun vemraetâni mimmen terdavne mineş şuhedâi en tedılle ıhdâhumâ fe tuzekkire ıhdâhumâl uhrâ ve lâ ye’beş şuhedâu izâ mâ duû, ve lâ tes’emû en tektubûhu sagîran ev kebîran ilâ ecelih(ecelihî), zâlikum aksatu indallâhi ve akvemu liş şehâdeti ve ednâ ellâ tertâbû illâ en tekûne ticâreten hâdıraten tudîrûnehâ beynekum fe leyse aleykum cunâhun ellâ tektubûhâ ve eşhidû izâ tebâya’tum, ve lâ yudârra kâtibun ve lâ şehîd(şehîdun), ve in tef’alû fe innehu fusûkun bikum, vettekûllâh(vettekûllâhe), ve yuallimukumullâh(yuallimukumullâhu), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Adl
ع د لA:DL
Hakkaniyet. Adâlet üzere oluş. Cevr ve zulüm etmeyip nefislerde ve akıllarda istikameti kaim ve mâlum olan emir ve hâleti icra etmek. Doğruluk. Her şeyi yerli yerince yapmak, beraber etmek. El Adl : ALLAH'ın adalet fiili. ALLAH herşeyde adildir. Biz adaletsiz görürsek bu bizim bakışımızın yanlışlığındandır.
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Bahs
ب خ سBH:S
Noksanlık. Azlık. Nâkıs. Az. Akarsu ile sulanmayıp yağmur suyu ile mahsül alınabilen tarla. Zulüm. İşkence. Uzaklık. Gümrük almak. Göz çıkarmak.
Aynı kökten:Bahs
Bey'
ب ي عBYA:
Satmak. Fık: Bir malı diğer bir mal ile değiştirmek.
Çğl.Büyu'
Aynı kökten:Bayi' Bey' Büyu' Bey' U Şirâ Beyya' Bia Biyâ biat Bey'at Biyaet Biyâât Mebi' Mubî' mübayaa Mübayaat Tebayü'
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
zayıf
ض ع فD:A:F
Zayıf.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle Tadlil
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Devr
Devir
د و رDVR
Nakil. Birisinin uhdesinden diğerinin uhdesine geçirmek. Bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek. Geçmiş dersleri hatırlama. Bir şeyin çevresinde dolaşmak. Dönme. Seyahat. Bir memleketi dolaşmak. Bir şeyin kendi mihveri üzerinde dönmesi. Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli. Bir şeyin diğerine teslimi. Bir bölük veya takım askerin teftiş veya emniyeti muhafaza için dolaşması. Bazı ehl-i tarikatın dönerek ettikleri zikir, sema. Müzikte, her ölçüye verilen isim olup, umumiyetle büyük ölçüler ve peşrevler için kullanılır. Tas: Dünyaya gelme (Nüzul), geldiği yere dönme hali (Uruc). Dairevî bir hareket. Bir şeyin diğer bir şey etrafında dönmesi. Dolaşmak. Müddet. Zaman. Çağ. Bir şeyi başkasına devretmek. Biri birisini icad etmek.
Çğl.Edvâr
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
eby
ا ب يeBY
Kaçındı.
Aynı kökten:eby
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Füsuk
ف س قFSK:
Yalancılık. Doğruluk ve itatten ayrılmak. Sıdk u taatten huruc.
Aynı kökten:Efsak Fâsık Feseka fısk Fisk Füsuk Mefsaka tefsik
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
katib
ك ت بKTB
Yazan, yazıcı, kitâbet eden. Katib. Usta yazıcı.
Çğl.Ketebe
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
İmlal
م ل لMLL
Usandırma veya usandırılma.
Aynı kökten:Beynelmilel Millet Milel Millî Milliye Milliyet Mütemelli Mütemellil Temellül İmlal İstimlal Melal Melel Melîl melile Mell Melul Memlul Memlule Mümill Temellül Mella Melle
İmla
م ل وMLV
Doldurma, doldurulma. Yazı yazma. (Dikte) Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi. Müddeti mühlet vererek uzatma.
Aynı kökten:İmla İstimla meliyy mella
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet. // kafayı bulandırmak, musibet vermek, kötü kanaat yaratmak, yanlış suçlamada bulunmak.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb Murtab rayb reyb Rüyub
Sagir
Sagar
ص غ رS:G:R
Küçük, ufak. Büluğa ermemiş çocuk. / Şeref ve itibar bakımından küçük olan. / Zelil edilmiş, alçaltılmış. / Küçük olmak. Zelillik, alçaklık, âdilik. / Küçük günah.
Dşl.SagireÇğl.Sagair
Aynı kökten:Asgar Asagir Isgar İstisgar Musaggar Musaggara Müstasgir Sagir Sagar Sagire Sagair Tasgir Tasgirât
Se'met
sem
س ا مSeM
Kederli olmak. Melül olmak. Bıkmak, usanmak.
Aynı kökten:Se'met sem
Sefih
س ف هSFH!
Zevk ve eğlenceye düşkün. Sefahete düşmüş. Malını düşünmeden harcayan. Akılsız.
Çğl.Süfeha
Aynı kökten:Müteseffih Sefahet Sefeh Sefeh Sefih Süfeha Tesfih
müsemma
س م وSMV
İsimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan. Muayyen zaman. Belirli vakit.
Çğl.Müsemmeyat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Ticaret
ت ج رTCR
Alım-Satım.
Aynı kökten:İtticar Mütacere Tacir Tüccar Tecr Ticaret Ticari Ticariyye
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
şahadet
Şehâdet
ش ه دŞH!D
Şâhidlik. Bir şeyin doğruluğuna inanmak. Allah rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik. Şahid olunan şeyler. Yaşayarak tespit edilmesi ve şahid olunması imkanlı olanlar.
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şahid
ش ه دŞH!D
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şahid
ش ه دŞH!D
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
4. NİSA / 23
Size şunlarla evlenmek haram kılındı:
• Anneleriniz
• ve kızlarınız
• ve kız kardeşleriniz
• ve halalarınız
• ve teyzeleriniz
• ve erkek kardeş kızları
• ve kız kardeş kızları
• ve sizi emziren süt anneleriniz
• ve süt kız kardeşleriniz
• ve karılarınızın anneleri
• ve hacerlerinizde (oda) olan kadınlarınızdan dahilde olan üvey kızlarınız -eğer onlarla dahil olmamışsanız size cünah yoktur-
• ve sülbünüzden olan oğullarınızın helalleri
• ve iki kız kardeşi bir araya cem etmeniz.
Selef olmuş olanlar müstesna.
Muhakkak ki ALLAH, gafur, rahim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku HRM eMM BNY eH:V A:MM H:VL BNY eH:V BNY eH:V eMM RD:A: eH:V RD:A: eMM NSV RBB HCR NSV DH:L KVN DH:L CNH HLL BNY S:LB CMA: BYN eH:V SLF KVN G:FR RHM .mid515.ss4.as23.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf80.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#bny-beni#||#eh:v-ahi#||#nsv-nisa#||#rbb-rebibe#||#rhm-rahim#||#cma:-cem#||#dh:l-dahil#||#byn-beyn#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#hrm-haram#||#hcr-hacer#||#hll-helal#||#emm-ümm#||#slf-selef#||#s:lb-sulb#||#a:mm-amme#||#h:vl-hale#||#rd:a:-irza#x#HRM#||#eMM#||#BNY#||#eH:V#||#A:MM#||#H:VL#||#BNY#||#eH:V#||#BNY#||#eH:V#||#eMM#||#RD:A:#||#eH:V#||#RD:A:#||#eMM#||#NSV#||#RBB#||#HCR#||#NSV#||#DH:L#||#KVN#||#DH:L#||#CNH#||#HLL#||#BNY#||#S:LB#||#CMA:#||#BYN#||#eH:V#||#SLF#||#KVN#||#G:FR#||#RHM#||#kvn-kane#||#bny-beni#||#eh:v-ahi#||#nsv-nisa#||#rbb-rebibe#||#rhm-rahim#||#cma:-cem#||#dh:l-dahil#||#byn-beyn#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#hrm-haram#||#hcr-hacer#||#hll-helal#||#emm-ümm#||#slf-selef#||#s:lb-sulb#||#a:mm-amme#||#h:vl-hale#||#rd:a:-irza#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ
Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve halâtukum ve benâtul ahi ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdâ’nekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn(bihinne), fe in lem tekûnû dehaltum bihinne fe lâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum, ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ kad selef(selefe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
amm
ع م مA:MM
Babanın kardeşi.
Dşl.amme
Aynı kökten:amm amme
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cem'
ج م عCMA:
Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Farklı şeyleri bir yere getirmek. Az cemaat. Yığma. Hurmanın iyi olmayanı.
Çğl.Cümu
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hâle
خ و لH:VL
Ananın kız kardeşi. Teyze.
Çğl.Halat
Aynı kökten:Hâle Halat Havl Muhavvile Müstehîl Müstehîle Müstehilât
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Rebib
ر ب بRBB
Üvey oğul. Evde beslenen koyun. (Müe: Rebibe)
Dşl.RebibeÇğl.Rebâib
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
İrza'
İrda'
ر ض عRD:A:
Meme vermek, süt emzirmek veya emzirilmek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza' İrda' Murazaa Murtazı' Murzı' Murzia Mürazaa
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sulb
ص ل بS:LB
Sert, katı. Taş gibi olan. Omurga kemiği. Sülâle, zürriyet. Bel.
Çğl.Aslâb
Aynı kökten:Musalleb Mutasallib Sulb Aslâb Sulbî Sulbiye Sulbiyet Tasallub Taslib Mütesalib Mütesalibe Salb Salben Taslib
Self
Selef
س ل فSLF
Eskiden olan. / Evvelce bulunmuş olan. / Yerine geçilen. / Önde olmak, ileri geçmek. / Eski adam.
Çğl.EslâfÇğl.Süllaf
Aynı kökten:İslaf İstislaf Maselef Meslufe Selefiye Self Selef Eslâf Süllaf Sülfe Teslif
Diyanet Meali:
Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
4. NİSA / 24
... melekesi yemininizde olanların dışında, kadınlardan muhsan olanlar.
ALLAH'ın kitabı üzerinizedir.
Müsafeha gayrısında, muhsin olarak mallarınız ile ibtiga ettiğiniz, bunlardan verası size helal kılındı.
Artık o kadınlardan metalanın ve artık onlara farz olan ecirlerini verin. Farz olandan sonra, rızalaşmanızda size cünah yoktur.
Muhakkak ki ALLAH alim, hakim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku HS:N NSV MLK YMN KTB HLL VRY BG:Y MVL HS:N G:YR SFH MTA: eTY eCR FRD: CNH RD:V BA:D FRD: KVN A:LM HKM .mid516.ss4.as24.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf81.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxkitabxxx#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#mta:-meta#||#mvl-mal#||#ba:d-bad#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#ecr-ecir#||#vry-vera#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#hs:n-muhsan#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#sfh-müsafeha#||#bg:y-ibtiga#||#hll-helal#||#rd:v-rıza#||#frd:-farz#||#ety-xxoxx#x#HS:N#||#NSV#||#MLK#||#YMN#||#KTB#||#HLL#||#VRY#||#BG:Y#||#MVL#||#HS:N#||#G:YR#||#SFH#||#MTA:#||#eTY#||#eCR#||#FRD:#||#CNH#||#RD:V#||#BA:D#||#FRD:#||#KVN#||#A:LM#||#HKM#||#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#mta:-meta#||#mvl-mal#||#ba:d-bad#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#ecr-ecir#||#vry-vera#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#hs:n-muhsan#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#sfh-müsafeha#||#bg:y-ibtiga#||#hll-helal#||#rd:v-rıza#||#frd:-farz#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۘ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَۜ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِه۪ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَر۪يضَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا تَرَاضَيْتُمْ بِه۪ مِنْ بَعْدِ الْفَر۪يضَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا
Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn(musâfihîne). Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah(farîdaten). Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah(farîdati). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar Ücret İcar İcare İcarat İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
muhsan
ح ص نHS:N
Akıl. Büluğ. Hürriyet. Nikah-ı sahih ile teehhül (evlilik) vasıflarını cami olan kimse.
Aynı kökten:Hasan Hasanet Hasna Hısan hısn husun Hisan .Hısan muhassan muhsan mütehassın tahassun tahsin
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Müsafeha
س ف حSFH
Zinâ etmek.
Aynı kökten:Mesfuh Sefh Süfuh Müsafeha Sifah
Vera
Very
و ر يVRY
Arkadan gelen. / Öte. / Başka taraf. / Arka, geri. / Torun. / Çakmaktan ateş çıkması. // Ateş yakmak. / Müphem olarak, müphem bir şekilde, bir şeyin başka bir şeymiş gibi yapılması. / Gizlemek, örtmek, bir şeyin arkasına örtmek, gizlemek. / Yardımcı, takipçi. / Hz. Musaya inzal olan Kanun Kitabı. // Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar. Halk. Mahluk. // Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Aynı kökten:ira Mütevari Tevari Vera Very
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Diyanet Meali:
(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. NİSA / 101
Arzda darb ediyorken eğer kafirlerin fitnesinden korkuya düşerseniz… salattan kasr etmeniz, size cünah değildir.
Muhakkak kafirler, sizin için mübin düşman olmuştur.
D:RB eRD: LYS CNH K:S:R S:LV H:VF FTN KFR KFR KVN A:DV BYN .mid603.ss4.as101.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf93.sure.4.xxxxxsalatxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#lys-leyse#||#h:vf-havf#||#erd:-arz#||#a:dv-adüvv#||#kfr-kafir#||#byn-mübin#||#d:rb-darb#||#ftn-fitne#||#s:lv-salat#||#cnh-cünah#||#k:s:r-kasr#||#kvn-xxoxx#x#D:RB#||#eRD:#||#LYS#||#CNH#||#K:S:R#||#S:LV#||#H:VF#||#FTN#||#KFR#||#KFR#||#KVN#||#A:DV#||#BYN#||#lys-leyse#||#h:vf-havf#||#erd:-arz#||#a:dv-adüvv#||#kfr-kafir#||#byn-mübin#||#d:rb-darb#||#ftn-fitne#||#s:lv-salat#||#cnh-cünah#||#k:s:r-kasr#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُواْ مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِنَّ الْكَافِرِينَ كَانُواْ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
Ve izâ darabtum fîl ardı fe leyse aleykum cunâhun en taksurû mines salâti, in hıftum en yeftinekumullezîne keferû. İnnel kâfirîne kânû lekum aduvven mubînâ(mubînen).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Kasr
ق ص رK:S:R
Kısa olmak. Kısa kesmek. Birisini bir hususa, bir işe tahsis etmek. Bir işte tembellik etmek. Akşamlamak. Hapseylemek. Yekpare taş. Beyazlatmak. Gevşetmek. Noksanlaştırmak. Köşk. Yüksek ve ferah bina. Taştan veya kârgir küçük saray.
Çğl.Kusur
Aynı kökten:İktisar İstıksar Kasır Kasîr Kısar Kasr Kusur Kusur Kusure Maksur Maksur Mukassır Mütekasır Mütekasirîn Takasur Taksir Taksirat
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Diyanet Meali:
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
4. NİSA / 102
Onlarda olupta... ardından onlara salat ikame ettirdiğinde, onlardan bir taife seninle beraber kaim olsun ve silahlarını ahz etsinler. Ardından secde ederken artık onlar veranızdan olsunlar.
Salat etmeyen diğer taife de gelsin ve ardından seninle beraber salat etsin. Onlar da tedbirlerini ve silahlarını ahz etsinler.
Kafirler, keşke silahlarınızdan ve metanızdan gafil olsanız da, üzerinize vahid bir meyl ile meyl yapsalar diye vedd eder.
Matardan eza çekerseniz veya mariz iseniz, silahlarınızı vaz etmenizde size cünah yoktur.
Hazerinizi ahz edin.
Muhakkak ki ALLAH, kafirler için muhin azab idad etmiştir.
KVN K:VM S:LV K:VM T:VF eH:Z! SLH SCD KVN VRY eTY T:VF eH:R S:LV S:LV eH:Z! HZ!R SLH VDD KFR G:FL SLH MTA: MYL MYL VHD CNH KVN eZ!Y MT:R KVN MRD: VD:A: SLH eH:Z! HZ!R A:DD KFR A:Z!B H!VN .mid604.ss4.as102.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf94.sure.4.xxxxxsalatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kaim#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:vm-kum#||#mta:-meta#||#eh:r-uhra#||#vdd-vedd#||#a:z!b-azab#||#kfr-kafir#||#vhd-vahid#||#g:fl-gafil#||#cnh-cünah#||#scd-secde#||#eh:z!-ahz#||#a:dd-idad#||#mrd:-mariz#||#vd:a:-vaz#||#hz!r-hazer#||#h!vn-muhin#||#vry-vera#||#slh-silah#||#myl-meyl#||#t:vf-taife#||#ez!y-eza#||#mt:r-matar#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#K:VM#||#S:LV#||#K:VM#||#T:VF#||#eH:Z!#||#SLH#||#SCD#||#KVN#||#VRY#||#eTY#||#T:VF#||#eH:R#||#S:LV#||#S:LV#||#eH:Z!#||#HZ!R#||#SLH#||#VDD#||#KFR#||#G:FL#||#SLH#||#MTA:#||#MYL#||#MYL#||#VHD#||#CNH#||#KVN#||#eZ!Y#||#MT:R#||#KVN#||#MRD:#||#VD:A:#||#SLH#||#eH:Z!#||#HZ!R#||#A:DD#||#KFR#||#A:Z!B#||#H!VN#||#k:vm-kaim#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:vm-kum#||#mta:-meta#||#eh:r-uhra#||#vdd-vedd#||#a:z!b-azab#||#kfr-kafir#||#vhd-vahid#||#g:fl-gafil#||#cnh-cünah#||#scd-secde#||#eh:z!-ahz#||#a:dd-idad#||#mrd:-mariz#||#vd:a:-vaz#||#hz!r-hazer#||#h!vn-muhin#||#vry-vera#||#slh-silah#||#myl-meyl#||#t:vf-taife#||#ez!y-eza#||#mt:r-matar#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُواْ فَلْيَكُونُواْ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَى لَمْ يُصَلُّواْ فَلْيُصَلُّواْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَاحِدَةً وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَى أَن تَضَعُواْ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُواْ حِذْرَكُمْ إِنَّ اللّهَ أَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
Ve izâ kunte fîhim fe ekamte lehumus salâte fel tekum tâifetun minhum meake vel ye’huzû eslihatehum fe izâ secedû fel yekûnû min varâikum, vel te’ti tâifetun uhrâ lem yusallû fel yusallû meake vel ye’huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tagfulûne an eslihatikum ve emtiatikum fe yemîlûne aleykum meyleten vâhıdeh(vâhıdeten). Ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezen min matarin ev kuntum mardâ en tedaû eslihatekum, ve huzû hızrakum. İnnallâhe eadde lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).
İdad
ع د دA:DD
İnce ince hesab ederek hazırlamak. Saymak. Sayı. Hesab etmek. Ölüm vakti. Fark. Vergi. Bahşiş. Küfüv. Denk, hemtâ. Delilik emâresi. Parmakla hesab etmek.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
eza
ا ذ يeZ!Y
Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. / İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. / Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. / Tetavül etmek. / Ticarette kaybetme, zarar etme. / Kibir ve gururunu bıraktırma.
Aynı kökten:eza Eziyet İza Mu'zî Mu'ziyat Müezzi Müteezzi Mü'zi Te'ziye
gafil
غ ف لG:FL
Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Aldanan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
Muhîn
ه و نH!VN
Hafif, aşağılık, borçlu, aşağılık, sessiz, zayıf, nazik, aşağılayıcı olmak.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
Hazer
ح ذ رHZ!R
Çekinme. Zarar verebilecek şeyden kaçınma. Korunma. Endişe. İhtiyat.
Çğl.Ahzar
Aynı kökten:Hazer Ahzar Hazır Hazir Hazur İhtiraz İhtizar Mahzur Mahzurat Mahzure Muhazere Mütehazzir Tahazzür
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Mariz
م ر ضMRD:
Hasta. İlletli. Dertli.
Çğl.Marda
Aynı kökten:İmraz maraz Maraza Emraz marazi Mariz Marda Mütemârız Mütemârızîn Temaruz Temriz
Matar
م ط رMT:R
Yağmur. Duş.
Çğl.Emtar
Aynı kökten:İmtar İstimtar Matar Emtar Matara Matare Matır Mimtar Mümtır Temattur
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Meyl
م ي لMYL
Ortadan bir tarafa eğik olmak. İstek. Yönelme. Arzu. Sevme, tutulma, âşık olma. Gönül akışı.
Çğl.MeyliyatÇğl.Müyulat
Aynı kökten:Meyelan Meyl Meyliyat Müyulat Meyla Meyyal Mümal
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
silah
س ل حSLH
Silah
Çğl.Esliha
Aynı kökten:İnsilah Müsellah Mütesellih Müteselliha Mütesellihîn silah Esliha Teselluh Teslih
Taife
ط و فT:VF
Hususi bir sınıf meydana getiren insanlar. Kavim, kabile. Takım.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Vaz'
و ض عVD:A:
Koyma, konulma. Bırakmak. Doğurmak. Atlamak. Tayin etme, belirtmek. Duruş, hareket, tarz. Hal. Durum.
Çğl.Evza'
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
Vera
Very
و ر يVRY
Arkadan gelen. / Öte. / Başka taraf. / Arka, geri. / Torun. / Çakmaktan ateş çıkması. // Ateş yakmak. / Müphem olarak, müphem bir şekilde, bir şeyin başka bir şeymiş gibi yapılması. / Gizlemek, örtmek, bir şeyin arkasına örtmek, gizlemek. / Yardımcı, takipçi. / Hz. Musaya inzal olan Kanun Kitabı. // Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar. Halk. Mahluk. // Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Aynı kökten:ira Mütevari Tevari Vera Very
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
4. NİSA / 128
Eğer bir kadın, kocasının nüşuz etmesinden veya iraz olmasından korkarsa, aralarını sulh ile ıslah etmelerinde o ikisine cünah yoktur.
Sulh hayrdır.
Nefsler şuhha ihzar edilmiştir.
Eğer ahsen olursanız ve ittika ederseniz... artık muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize habir olandır.
Kadın ve Aile Hukuku MRe H:VF BA:L NŞZ A:RD: CNH S:LH BYN S:LH S:LH H:YR NFS ŞHH HSN VK:Y KVN A:ML H:BR .mid633.ss4.as128.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf98.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#h:yr-hayr#||#byn-beyn#||#s:lh-ıslah#||#cnh-cünah#||#vk:y-ittika#||#hsn-ahsen#||#a:rd:-iraz#||#s:lh-sulh#||#şhh-şuhh#||#hd:r-ihzar#||#nşz-nüşuz#||#ba:l-bal#x#MRe#||#H:VF#||#BA:L#||#NŞZ#||#A:RD:#||#CNH#||#S:LH#||#BYN#||#S:LH#||#S:LH#||#H:YR#||#NFS#||#ŞHH#||#HSN#||#VK:Y#||#KVN#||#A:ML#||#H:BR#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#h:yr-hayr#||#byn-beyn#||#s:lh-ıslah#||#cnh-cünah#||#vk:y-ittika#||#hsn-ahsen#||#a:rd:-iraz#||#s:lh-sulh#||#şhh-şuhh#||#hd:r-ihzar#||#nşz-nüşuz#||#ba:l-bal#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِن بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلاَ جُنَاْحَ عَلَيْهِمَا أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَالصُّلْحُ خَيْرٌ وَأُحْضِرَتِ الأَنفُسُ الشُّحَّ وَإِن تُحْسِنُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
Ve in imraetun hâfet min ba’lihâ nuşûzen ev ı’râdan fe lâ cunâha aleyhimâ en yuslıhâ beynehumâ sulhâ(sulhan). Ves sulhu hayr(hayrun). Ve uhdıratil enfusuş şuhh(şuhha). Ve in tuhsinû ve tettekû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
Ba'l
ب ع لBA:L
Cahiliyet devrine mahsus bir put. Güneş Tanrısı. Karı ve kocadan herbiri. Yılda bir kez yağmur yağan yüksek yer. Hayret. Zaaf, zayıflık.
Dşl.Ba'leÇğl.Buûl
Aynı kökten:Ba'l Ba'le Buûl Buule Buulet
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
İhzar
ح ض رHD:R
Hazır etmek. Hazırlamak. Huzura getirmek. Derpiş etmek. Mahkemeye gelmeyenleri cebren getirme müzekkeresi.
Çğl.İhzarat
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Nüşuz
Nüşuze
ن ش زNŞZ
Yüksek olmak, yücelmek. Kadının, kocasından nefret edip kaçması. Fık: Kocasına karşı üstünlük iddia eden kadın.
Aynı kökten:İnşaz Neşz Enşâz Nişâz Nüşuz Nüşuze
sulh
ص ل حS:LH
Barış. Uyuşma. Muharebeyi terk için anlaşma. Rahatlık.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Şuhh
şıhh
ش ح حŞHH
Cimrilik.
Aynı kökten:Şahih Şihah Şuh Şıh Şuhh şıhh
Diyanet Meali:
Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
5. MAİDE / 93
İman eden ve salih ameller işleyenlere…
• sonra ittika ederek iman ettiklerinde...
• daha sonra da ittika ederek ahsen olduklarında...
ittika etmezken ve iman etmezken ve salih amel işlemezken taam ettikleri şeyler hakkında cünah yoktur!
ALLAH, muhsinlere muhabbet duyar.
Yemek Yemek LYS eMN A:ML S:LH CNH T:A:M VK:Y eMN A:ML S:LH VK:Y eMN VK:Y HSN HBB HSN .mid788.ss5.as93.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs7.syf122.sure.5.xx*3xYemek Yemekxximanxxxxemirxxyasakxxx#lys-leyse#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#vk:y-ittika#||#hsn-ahsen#||#hsn-muhsin#||#hbb-muhabbet#||#cnh-cünah#||#t:a:m-taam#x#LYS#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#CNH#||#T:A:M#||#VK:Y#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#VK:Y#||#eMN#||#VK:Y#||#HSN#||#HBB#||#HSN#||#lys-leyse#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#vk:y-ittika#||#hsn-ahsen#||#hsn-muhsin#||#hbb-muhabbet#||#cnh-cünah#||#t:a:m-taam#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُواْ إِذَا مَا اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّأَحْسَنُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Leyse alellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cunâhun fîmâ taimû izâ mettekav ve âmenû ve amilûs sâlihâti summettekav ve âmenû summettekav ve ahsenû vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Diyanet Meali:
İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever.
6. ENAM / 38
• Arzdaki dabbeler...
• ve iki cenahı ile uçan uçucular...
sizin emsalinizde ümmetlerden başka değildir!
BİZ, kitab'ta hiçbir şeyden ifrat ettirmedik...
Sonra Rabblerine haşr olacaklar.
DBB eRD: T:YR T:YR CNH eMM MS!L FRT: KTB ŞYe RBB HŞR .mid861.ss6.as38.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs7.syf131.sure.6.xx*2xxxsayıxxxxkitabxxx#şye-şey#||#ktb-kitab#||#hşr-haşr#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#dbb-dabbe#||#t:yr-tayyar#||#ms!l-emsal#||#cnh-cenah#||#frt:-ifrat#||#emm-ümmet#x#DBB#||#eRD:#||#T:YR#||#T:YR#||#CNH#||#eMM#||#MS!L#||#FRT:#||#KTB#||#ŞYe#||#RBB#||#HŞR#||#şye-şey#||#ktb-kitab#||#hşr-haşr#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#dbb-dabbe#||#t:yr-tayyar#||#ms!l-emsal#||#cnh-cenah#||#frt:-ifrat#||#emm-ümmet#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ وَلاَ طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلاَّ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِي الكِتَابِ مِن شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ
Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
dabbe
د ب بDBB
Debelenen. Hareket eden canlıların tümüni ifade etmek için kullanılır.
Çğl.Devabb
Aynı kökten:dabbe Devabb
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
İfrat
ف ر طFRT:
Haddini geçmek. Mübalağa etmek. Pek ileri gitmek. / Takatinden ziyade iş vermek. / (Tefrit'in zıddı) // Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma, taşkınlık.
Aynı kökten:Farat Fart Fürut Efrât İfrat İfrat Ü Tefrit Mefrat Mufarrit Müferrit Müfrat Müfrit Tefrit
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Haşere Haşerat Haşır Hâşir Haşır Haşr Haşir Haşur İhtişar mahşer Mahşur Tahşir
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
mesel
م ث لMS!L
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
tayyar
tair
ط ي رT:YR
Uçan. Uçucu. Uçma kabiliyeti olan. Kuş. / Havaya kalbolup gaib olan. / Dalga, deniz dalgası.
Dşl.tayyare
Aynı kökten:Atyer İstitare İtare Matare Mıktare Mutayere Müstetîr Tatayyur Tatyir Tayeran Tayrân Ta'yir Ta'yirât Tayr Tayir Atyâr Tuyur tayrure tayyar tair tayyare Tetayür Tıyere Tuyur
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.
8. ENFAL / 61
Eğer onların cenahı silm(den yana) olursa… artık sen de onu cenah edin!
ALLAH'a tevekkül et.
Muhakkak ki O, semidir, alimdir.
Esma-ül Hüsna CNH SLM CNH VKL SMA: A:LM .mid1299.ss8.as61.ssENFAL.ns88.nyMEDİNE.cs10.syf183.sure.8.xxxEsma-ül Hüsnaxxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#sma:-semi#||#vkl-tevekkül#||#a:lm-alim#||#slm-silm#||#cnh-cenah#x#CNH#||#SLM#||#CNH#||#VKL#||#SMA:#||#A:LM#||#sma:-semi#||#vkl-tevekkül#||#a:lm-alim#||#slm-silm#||#cnh-cenah#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Ve in cenehû lis selmi fecnah lehâ ve tevekkel alallâh(alallâhi), innehu huves semîul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Silm
Selm
س ل مSLM
Barış, sulh, barışıklık. Barışmak. // Huzur ve sükuneti bozacak hallerden kaçınarak, barışın tesisinden yana olma. Ortaya, tartışma yaratacak mevzular çıkarmama. İçinden olunan duruma razı olma ve sorun yaratmama. (Bunun ilerisinde "her olanın hakk olduğu" bilinci doğar.) / (selm:) Tek kulplu kova.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
tevekkül
و ك لVKL
Kendini vekil ettirmek. / İşi, sahibinin vekili olarak yapmak. / Üzerine aldığı vekalet görevini yerine getirip, kararı asalet sahibine terk etmek. // Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek. / Kadere razı olmak. Hakka güvenmek. / Yeis ve kederden uzak olmak.
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Diyanet Meali:
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
15. HİCR / 88
Onlardan zevceleri metalandırdığımız şeylere aynını medd ettirme!
Onlara hüzünlenme!... Mü'minler için cenahını hafz et!
MDD A:YN MTA: ZVC HZN H:FD: CNH eMN .mid2021.ss15.as88.ssHİCR.ns54.nyMEKKE.cs14.syf265.sure.15.xxxxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#mta:-meta#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#hzn-hüzün#||#h:fd:-hafz#||#mdd-medd#||#cnh-cenah#||#a:yn-ayn#||#zvc-zevc#x#MDD#||#A:YN#||#MTA:#||#ZVC#||#HZN#||#H:FD:#||#CNH#||#eMN#||#mta:-meta#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#hzn-hüzün#||#h:fd:-hafz#||#mdd-medd#||#cnh-cenah#||#a:yn-ayn#||#zvc-zevc#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لاَ تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَى مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hafz
خ ف ضH:FD:
Aşırı olmama hali. / Refah ve ferahlık. Huzur ve rahat. / Yavaş yavaş mülayim yürüyüş, itidal. / Alçak. / Bir şeyi eğmek veya elden bırakmak. / Kelimenin son harfini esre, yâni "i" diye okumak. / Sözü boğaz içinden söylemek. // Taşımak için hazırlanmış ev eşyası. Ev eşyası taşıtılan deve.
Aynı kökten:Ahfaz Ahfad Ahfaz Ahfad Hafıd Hâfız Hâfız Hafîz Hafz Hafz Hıfaz Hıfze Hafâyiz İnhifaz İnhifaz Mahfuz Mahfuz Münhafız Münhafız Münhafıza Münhafıza Münhafıza Müstehiff Tahfiz Tehafüt
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
Medd
م د دMDD
Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. Vermek, sunmak. Bir şeye dikkatlice bakmak. Nihayet, son. Sönmek. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. Sel suyu.
Aynı kökten:Emedd İmdad İstimdad Madde Mevadd Ma'dudat Medd Meded medet Medid Memdud Memedd Midad Midadiye Müdd Müdded Mümedd Mümedded Mümidd Müstemedd Temdid Temeddüd
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir.
17. İSRA / 24
O ikisine, Rahmetten züll cenahını hafz et.
De ki:
"Rabbim!
Beni sagir iken irba ettirdikleri gibi... o ikisine rahmet eyle."
Dua H:FD: CNH Z!LL RHM K:VL RBB RHM RBV S:G:R .mid2195.ss17.as24.ssİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf283.sure.17.xxxDuaxxxemirxxyasakxxx#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#cnh-cenah#||#z!ll-züll#||#s:g:r-sagir#||#rbv-irba#||#h:fd:-hafz#||#k:vl-xxoxx#x#H:FD:#||#CNH#||#Z!LL#||#RHM#||#K:VL#||#RBB#||#RHM#||#RBV#||#S:G:R#||#rbb-rabb#||#rhm-rahmet#||#cnh-cenah#||#z!ll-züll#||#s:g:r-sagir#||#rbv-irba#||#h:fd:-hafz#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ(sagîren).
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Hafz
خ ف ضH:FD:
Aşırı olmama hali. / Refah ve ferahlık. Huzur ve rahat. / Yavaş yavaş mülayim yürüyüş, itidal. / Alçak. / Bir şeyi eğmek veya elden bırakmak. / Kelimenin son harfini esre, yâni "i" diye okumak. / Sözü boğaz içinden söylemek. // Taşımak için hazırlanmış ev eşyası. Ev eşyası taşıtılan deve.
Aynı kökten:Ahfaz Ahfad Ahfaz Ahfad Hafıd Hâfız Hâfız Hafîz Hafz Hafz Hıfaz Hıfze Hafâyiz İnhifaz İnhifaz Mahfuz Mahfuz Münhafız Münhafız Münhafıza Münhafıza Münhafıza Müstehiff Tahfiz Tehafüt
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
İrba'
ر ب وRBV
Çoğaltma, artırma, fazlalaştırma, büyütme, yükseltme. / Çocuğun büyütülmesi. / Toprağın kabartılması ve ekilecek verimli olacak duruma getirilmesi. / Faize verip arttırma.
Aynı kökten:İrba' riba Ribve Rubve Rabiye Revâbi Rubbe Rübye Rubâ
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sagir
Sagar
ص غ رS:G:R
Küçük, ufak. Büluğa ermemiş çocuk. / Şeref ve itibar bakımından küçük olan. / Zelil edilmiş, alçaltılmış. / Küçük olmak. Zelillik, alçaklık, âdilik. / Küçük günah.
Dşl.SagireÇğl.Sagair
Aynı kökten:Asgar Asagir Isgar İstisgar Musaggar Musaggara Müstasgir Sagir Sagar Sagire Sagair Tasgir Tasgirât
Züll
ذ ل لZ!LL
Hakir olma, alçalma. Zillette oluş. Horluk.
Aynı kökten:Ezell İstizlal İzlal Mezellet Muzill Müstezill Mütezellil Müzellil Müzill Tezellül Tezellülât Tezlil Zelalet zelil Zilal Zullân Ezille Zelul Zülül Zelulî Zill zillet Züll
Diyanet Meali:
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”
20. TAHA / 22-23
"Kübra ayetlerden sana göstermemiz için elini cenahına zamm et!... Başka bir ayet olarak, sui gayrısında beyazlaşmış olarak ihrac olsun."
Musa Kıssası.19 D:MM YDY CNH H:RC BYD: G:YR SVe eYY eH:R ReY eYY KBR .mid2499.ss20.as22.ssTAHA.ns45.nyMEKKE.cs16.syf312.sure.20.xxxMusa Kıssası.19xkissa.071x.ss20.as23.x#g:yr-gayr#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#eh:r-uhra#||#ydy-yed#||#byd:-beyza#||#d:mm-zamm#||#cnh-cenah#||#h:rc-ihrac#||#kbr-kübra#||#kbr-ekber#||#rey-xxoxx#x#D:MM#||#YDY#||#CNH#||#H:RC#||#BYD:#||#G:YR#||#SVe#||#eYY#||#eH:R#||#ReY#||#eYY#||#KBR#||#g:yr-gayr#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#eh:r-uhra#||#ydy-yed#||#byd:-beyza#||#d:mm-zamm#||#cnh-cenah#||#h:rc-ihrac#||#kbr-kübra#||#kbr-ekber#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاضْمُمْ يَدَكَ إِلَى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاء مِنْ غَيْرِ سُوءٍ آيَةً أُخْرَى * لِنُرِيَكَ مِنْ آيَاتِنَا الْكُبْرَى
Vadmum yedeke ilâ cenâhıke tahruc beydâe min gayri sûin âyeten uhrâ. * Li nuriyeke min âyâtinel kubrâ.
beyaz
Ebyaz
ب ي ضBYD:
Beyaz. / Aklık, beyazlık. Aydınlık. / Ağarmak. / Yumurta akı. / Müsveddenin temize çekilmesi.
Dşl.Beyzâ
Aynı kökten:Bayız beyaz Ebyaz Beyzâ
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Zamm
Zam
ض م مD:MM
Bir şeye bir şeyi ekleme. Artırma. Katma. Fazla olarak verme. Kenarlarını bitiştirme. Gr: Bir harfin zammeli (ötreli) okunuşu.
Aynı kökten:Izmame Ezâmim İnzımam Mazmum Munzamm Mutazammın Tazammun Zamm Zam
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
“Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.”
24. NUR / 29
İçinde metanız bulunan ve meskun olunanın gayrısında evlere dahil olmanız size cünah değildir.
ALLAH, ibda ettiklerinize ve de ketm ettiklerinize alimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku LYS CNH DH:L BYT G:YR SKN MTA: A:LM BDV KTM .mid2894.ss24.as29.ssNUR.ns102.nyMEDİNE.cs18.syf352.sure.24.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#lys-leyse#||#mta:-meta#||#a:lm-alim#||#dh:l-dahil#||#byt-beyt#||#ktm-ketm#||#cnh-cünah#||#skn-meskun#||#bdv-ibda#x#LYS#||#CNH#||#DH:L#||#BYT#||#G:YR#||#SKN#||#MTA:#||#A:LM#||#BDV#||#KTM#||#g:yr-gayr#||#lys-leyse#||#mta:-meta#||#a:lm-alim#||#dh:l-dahil#||#byt-beyt#||#ktm-ketm#||#cnh-cünah#||#skn-meskun#||#bdv-ibda#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَّيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَاعٌ لَّكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ
Leyse aleykum cunâhun en tedhulû buyûten gayre meskûnetin fîhâ metâun lekum, vallâhu ya’lemu mâ tubdûne ve mâ tektumûn(tektumûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbda'
ب د وBDV
İzhar etmek. Bir yerden diğer bir yere çıkmak.
Aynı kökten:Bedâd Bedave Bedavet Bede' Bedevî Bediy Bediy Bedv İbda'
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
meskun
س ك نSKN
Meskun İçinde oturanları olan yer. İnsan bulunan şenlenmiş yer.
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Diyanet Meali:
İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
24. NUR / 58
Ey iman edenler!
Melekesi yeminlerinizde olanların ve sizden hulüm iblağ olmayanların, sizden izin istemeleri için günde üç merre vardır;
• salat-ı fecr'den önce
• ve zahirden sevblerinizi vaz ettiğiniz hiyn
• ve salat-ı ışa'dan sonra.
Bu üç vakit, sizin için avrettir.
Bunların dışında size ve onlara cünah değildir. Bazınız bazınız üzre, size tavaf edebilirsiniz.
ALLAH, ayetlerini size böyle beyan eder.
ALLAH, alimdir, hakimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku eMN eZ!N MLK YMN BLG: HLM S!LS! MRR K:BL S:LV FCR HYN VD:A: S!VB Z:H!R BA:D S:LV A:ŞV S!LS! A:VR LYS CNH BA:D T:VF BA:D: BA:D: BYN eYY A:LM HKM .mid2927.ss24.as58.ssNUR.ns102.nyMEDİNE.cs18.syf356.sure.24.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxsalatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:bl-kabl#||#lys-leyse#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#s!ls!-selase#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#byn-beyan#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#s:lv-salat#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hyn-hine#||#a:şv-ışa#||#fcr-fecr#||#blg:-iblağ#||#mrr-merre#||#ez!n-izin#||#vd:a:-vaz#||#z:h!r-zahir#||#t:vf-tavaf#||#s!vb-sevb#||#hlm-hulm#||#a:vr-avret#x#eMN#||#eZ!N#||#MLK#||#YMN#||#BLG:#||#HLM#||#S!LS!#||#MRR#||#K:BL#||#S:LV#||#FCR#||#HYN#||#VD:A:#||#S!VB#||#Z:H!R#||#BA:D#||#S:LV#||#A:ŞV#||#S!LS!#||#A:VR#||#LYS#||#CNH#||#BA:D#||#T:VF#||#BA:D:#||#BA:D:#||#BYN#||#eYY#||#A:LM#||#HKM#||#k:bl-kabl#||#lys-leyse#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#s!ls!-selase#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#byn-beyan#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#s:lv-salat#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hyn-hine#||#a:şv-ışa#||#fcr-fecr#||#blg:-iblağ#||#mrr-merre#||#ez!n-izin#||#vd:a:-vaz#||#z:h!r-zahir#||#t:vf-tavaf#||#s!vb-sevb#||#hlm-hulm#||#a:vr-avret#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاء ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû li yeste’zinkumullezîne meleket eymânukum vellezîne lem yeblugûl hulume minkum selâse merrât(merrâtin), min kabli salâtil fecri, ve hînetedaûne siyâbekum minez zahîrat(zahîrati), ve min ba’di salâtil ışâi, selâsu avrâtin lekum, leyse aleykum ve lâ aleyhim cunâhun ba’de hunn(hunne), tavvâfûne aleykum ba’dukum alâ ba’d(ba’dın), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Avret
ع و رA:VR
Gizlenmesi lâzım gelen şey. Utanılacak şey. Dinen örtülmesi gereken âzâ, edeb yeri. Kadın. Zevce. Siper. Hududda pusu yeri. Harpte zarar gelecek yer. Mahrem zamanlar.
Çğl.AvratÇğl.Averât
Aynı kökten:Avret Avrat Averât
Işâ
Işâ'
ع ش وA:ŞV
Akşam ezanından yatsı ezanına kadar geçen zaman. Yatsı zamanı.
Çğl.Işaya
Aynı kökten:Aşevî Aşi Aşiyy Aşu Aşva' Aşve Aşy Aşa A'şiye Aşyan Işâ Işâ' Işaya Işaeyn Işâân İsti'şa İş'a' İ'şa' İşaa İşaat İ'tişa' Mu'teşî Salât-ül İşâ Ta'şiye Uşve
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
İblağ
ب ل غBLG:
Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hulm
Hulüm
ح ل مHLM
(Kötü, olumsuz, açık saçık) Rüya, hülya. / İhtilâm olmak. / Akıl.
Çğl.Ahlam
Aynı kökten:Halîm Halîme Halme Hilm Hilmiyyet Hulm Hulüm Ahlam Mütehallim Tahlim
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
Selase
ث ل ثS!LS!
Üç.
Aynı kökten:Mesles Mesâlis Selase Selasin Sulasa Teslis
Sevb
ث و بS!VB
Elbise. Giyilecek eşya. Kaftan. Bez. Rücu' manasına mastar.
Çğl.SiyâbÇğl.EsvâbÇğl.Esvüb
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Tavf
tavâf
ط و فT:VF
Dönmek. Ziyaret maksadı ile etrafında dolaşmak. Hacıların Kabe etrafında yedi defa dolaşmaları. Fırat Nehri gibi sularda üstüne binilen vasıta.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Vaz'
و ض عVD:A:
Koyma, konulma. Bırakmak. Doğurmak. Atlamak. Tayin etme, belirtmek. Duruş, hareket, tarz. Hal. Durum.
Çğl.Evza'
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Zahir
ظ ه رZ:H!R
Görünen, aşikar olan. Açık, belli, meydanda olan. Görünüşe göre. Şüphesiz. Suret. Dış yüz. Görünüş. Anlaşılan. Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette. Arka çıkmak. Destek vermek. Ez Zahir : Görünen zuhurat fiili.
Çğl.zevahir
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
24. NUR / 60
Nikaha rica etmeyen kadınlardan kaide olanlar, ziynetlerini burc etmek gayrısında sevblerini vaz etmeleri kendilerine cünah değildir.
Ama yine afif olmak istemeleri onlar için daha hayrlıdır.
ALLAH, semidir alimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku K:A:D NSV RCV NKH LYS CNH VD:A: S!VB G:YR BRC ZYN A:FF H:YR SMA: A:LM .mid2929.ss24.as60.ssNUR.ns102.nyMEDİNE.cs18.syf357.sure.24.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#lys-leyse#||#sma:-semi#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#zyn-zeyn#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#cnh-cünah#||#k:a:d-kaide#||#brc-burc#||#a:ff-afif#||#vd:a:-vaz#||#rcv-rica#||#s!vb-sevb#x#K:A:D#||#NSV#||#RCV#||#NKH#||#LYS#||#CNH#||#VD:A:#||#S!VB#||#G:YR#||#BRC#||#ZYN#||#A:FF#||#H:YR#||#SMA:#||#A:LM#||#g:yr-gayr#||#lys-leyse#||#sma:-semi#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#zyn-zeyn#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#cnh-cünah#||#k:a:d-kaide#||#brc-burc#||#a:ff-afif#||#vd:a:-vaz#||#rcv-rica#||#s!vb-sevb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Vel kavâıdu minen nisâillatî lâ yercûne nikâhan fe leyse aleyhinne cunâhun en yeda'ne siyâbehunne gayra muteberricâtin bi zîneh(zînetin), ve en yesta'fifne hayrun lehunn(lehunne), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Afif
ع ف فA:FF
Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan. Müstakim.
Aynı kökten:Afaif Aff Afif İffet Müteaffif Müteaffifîn Taaffüf Teaffüf
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Burc
burç
ب ر جBRC
Burç. Aşikar şey. Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek. Kale, hisar. Güzelliğini gösteren kadın. Açılıp saçılma. Semâdaki bir kısım yıldızlar. Bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekiller ve farazi suretler. Altısı kuzey altısı güney cihetinde olarak oniki burç kabul edilmiştir. Bu burçların bulundukları sahaya da mıntıkat-ül burûc denir. Burçların isimleri Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretan, Esed, Sünbüle, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delv ve Hut'tur.
Çğl.Büruc
Aynı kökten:Burc burç Büruc Teberrüc
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Kaide
ق ع دK:A:D
Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. Dip taraf. Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
Çğl.Kavaid
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Sevb
ث و بS!VB
Elbise. Giyilecek eşya. Kaftan. Bez. Rücu' manasına mastar.
Çğl.SiyâbÇğl.EsvâbÇğl.Esvüb
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Vaz'
و ض عVD:A:
Koyma, konulma. Bırakmak. Doğurmak. Atlamak. Tayin etme, belirtmek. Duruş, hareket, tarz. Hal. Durum.
Çğl.Evza'
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
24. NUR / 61
Köre harec yoktur ve arice (topal) harec yoktur ve mariz olana harec yoktur.
Kendi evlerinizden
veya babalarınızın evlerinden
veya annelerinizin evlerinden
veya erkek kardeşlerinizin evlerinden
veya kız kardeşlerinizin evlerinden
veya amcalarınızın evlerinden
veya halalarınızın evlerinden
veya dayılarınızın evlerinden
veya teyzelerinizin evlerinden
veya miftahlarına malik olduğunuz evlerden
veya size sadık olanlardan,
yemek yemenize, nefsleriniz üzre (harec) yoktur.
Cemian veya şetta olarak yemek yemeniz size cünah değildir.
Evlere dahil olduğunuzda... artık ALLAH indinden tahiyye olarak, tayyib mübarek şekilde nefsleriniz üzre kendinizi selim edin!
ALLAH, size ayetlerini size böyle beyan eder.
Umulur ki akıl edersiniz.
Kadın ve Aile Hukuku LYS A:MY HRC A:RC HRC MRD: HRC NFS eKL BYT BYT eBV BYT eMM BYT eH:V BYT eH:V BYT A:MM BYT A:MM BYT H:VL BYT H:VL MLK FTH S:DK: LYS CNH eKL CMA: ŞTT DH:L BYT SLM NFS HYY A:ND BRK T:YB BYN eYY A:K:L .mid2930.ss24.as61.ssNUR.ns102.nyMEDİNE.cs18.syf357.sure.24.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#lys-leyse#||#eh:v-ihvan#||#eyy-ayet#||#a:my-ama#||#ebv-eb#||#a:nd-ind#||#a:k:l-akıl#||#nfs-enfüs#||#cma:-cemian#||#dh:l-dahil#||#byt-beyt#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#slm-selim#||#cnh-cünah#||#mlk-malik#||#mrd:-mariz#||#hyy-tahiyye#||#fth-miftah#||#s:dk:-sadık#||#brk-mübarek#||#hrc-harec#||#a:rc-aric#||#emm-ümm#||#t:yb-tayyib#||#ştt-şetta#||#a:mm-amm#||#h:vl-hale#x#LYS#||#A:MY#||#HRC#||#A:RC#||#HRC#||#MRD:#||#HRC#||#NFS#||#eKL#||#BYT#||#BYT#||#eBV#||#BYT#||#eMM#||#BYT#||#eH:V#||#BYT#||#eH:V#||#BYT#||#A:MM#||#BYT#||#A:MM#||#BYT#||#H:VL#||#BYT#||#H:VL#||#MLK#||#FTH#||#S:DK:#||#LYS#||#CNH#||#eKL#||#CMA:#||#ŞTT#||#DH:L#||#BYT#||#SLM#||#NFS#||#HYY#||#A:ND#||#BRK#||#T:YB#||#BYN#||#eYY#||#A:K:L#||#lys-leyse#||#eh:v-ihvan#||#eyy-ayet#||#a:my-ama#||#ebv-eb#||#a:nd-ind#||#a:k:l-akıl#||#nfs-enfüs#||#cma:-cemian#||#dh:l-dahil#||#byt-beyt#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#slm-selim#||#cnh-cünah#||#mlk-malik#||#mrd:-mariz#||#hyy-tahiyye#||#fth-miftah#||#s:dk:-sadık#||#brk-mübarek#||#hrc-harec#||#a:rc-aric#||#emm-ümm#||#t:yb-tayyib#||#ştt-şetta#||#a:mm-amm#||#h:vl-hale#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَيْسَ عَلَى الْأَعْمَى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى أَنفُسِكُمْ أَن تَأْكُلُوا مِن بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ آبَائِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ إِخْوَانِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخَوَاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَعْمَامِكُمْ أَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخْوَالِكُمْ أَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُم مَّفَاتِحَهُ أَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَأْكُلُوا جَمِيعًا أَوْ أَشْتَاتًا فَإِذَا دَخَلْتُم بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلَى أَنفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِّنْ عِندِ اللَّهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُون
Leyse alel a'mâ haracun ve lâ alel a'raci haracun ve lâ alel marîdı haracun ve lâ alâ enfusikum en te'kulû min buyûtikum ev buyûti âbâikum ev buyûti ummehâtikum ev buyûti ihvânikum ev buyûti ehavâtikum ev buyûti a'mâmikum ev buyûti ammâtikum ev buyûti ahvâlikum ev buyûti hâlâtikum ev mâ melektum mefâtihahû ev sadîkıkum, leyse aleykum cunâhun en te'kulû cemîan ev eştâtâ(eştâten), fe izâ dahaltum buyûten fe sellimû alâ enfusikum tehıyyeten min indillâhi mubareketen tayyibeh(tayyibeten), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum ta'kılûn(ta'kılûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
amm
ع م مA:MM
Babanın kardeşi.
Dşl.amme
Aynı kökten:amm amme
A'ma
ع م يA:MY
Kör. Gözü görmeyen. Manevi körlük, cahillik, bilgisizlik. Yağmur bulutları.
Dşl.AmyâÇğl.Umyan
Aynı kökten:A'ma Amyâ Umyan Imya ımiyyâ İ'ma Müteamî Müteammi Ta'miye
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Âric
ع ر جA:RC
Yukarı çıkıp yükselen. Çıkıp inen. Uruc eden. Topal, aksak, noksan.
Aynı kökten:Âric Ma'ric Mi'rac Mearic Maarîc Ta'ric uruc
mübarek
mubarek
ب ر كBRK
İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Miftah
ف ت حFTH
Anahtar.
Çğl.Mefatih
Aynı kökten:Fâtih Fâtiha feth fetih Fütuh Fütuhât fettah İftah iftitah infitah Meftuh Miftah Mefatih Müfettah Müfettih münfetih Müsteftih Teftih Teftihât
Hâle
خ و لH:VL
Ananın kız kardeşi. Teyze.
Çğl.Halat
Aynı kökten:Hâle Halat Havl Muhavvile Müstehîl Müstehîle Müstehilât
Harec
ح ر جHRC
Zorluk, güçlük, meşakkat. Darlık, zorluk, sıkıntı. Dar yer, sık ağaçlı yer. Günâh. ?Kasılma (yürek), ezilme, daralma, kapanma, boğulma, akılda huzursuzluk, birlikte toplanma, huzursuzluk ve bağrına girme, şüphe duyma veya şüphe etme, günah veya suç veya itaatsizlik eylemi, Korku ve öfke nedeniyle hareket edememe, darlık ve güçlükle hareket edememe, yasak veya yasaklanma, birinin boğaza veya zorluğa düşmesine neden olma, günah veya suçu kendisinden uzaklaştırma veya uzaklaştırma, kaçınma veya kaçınma veya bunlardan uzak durma günah veya suç.
Aynı kökten:Harec Herc Müharece Tahric
Tahiyye
Tehiyye
ح ي يHYY
Hayatın tezahürü. Bütün mahlukatın hayatları, kal ve hâl dilleri ile yaptıkları hamdler, şükürler. Mânevi hayat hediyeleri. Selâm. Hayr. Mülk, beka, devamlılık, malikiyet. Hazır ve amade kılmak. Namazın iki ve dört rek'atı sonunda okunan Ettahiyyat duası. Selâm verme ve hayır dua etme.
Çğl.Tahiyyat
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Mariz
م ر ضMRD:
Hasta. İlletli. Dertli.
Çğl.Marda
Aynı kökten:İmraz maraz Maraza Emraz marazi Mariz Marda Mütemârız Mütemârızîn Temaruz Temriz
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
selim
س ل مSLM
Selam olanı fark edebilme kabiliyeti. / Sağlam, kusursuz olan. / Refah ve selamet üzere bulunan.
Dşl.Selime
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
Şetta
ش ت تŞTT
Çeşitli, başka başka, ayrı ayrı. Çok ve müteferrik olan.
Aynı kökten:İnşitat İştat İştitat Mesail-i Şetta Münşett Müteşettit Müteşettite Şemtit Şetat Şetit Şetite Şett Şetta Şette şetât Teşettüt Teştit
Diyanet Meali:
Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar.
26. ŞUARA / 215
Mü'minlerden sana tabi olan kimseler için cenahını hafz et.
H:FD: CNH TBA: eMN .mid3243.ss26.as215.ssŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf375.sure.26.xxxxximanxx#tba:-tabi#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#cnh-cenah#||#h:fd:-hafz#x#H:FD:#||#CNH#||#TBA:#||#eMN#||#tba:-tabi#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#cnh-cenah#||#h:fd:-hafz#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Vahfıd cenâhake li menittebeake minel mu’minîn(mu’minîne).
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hafz
خ ف ضH:FD:
Aşırı olmama hali. / Refah ve ferahlık. Huzur ve rahat. / Yavaş yavaş mülayim yürüyüş, itidal. / Alçak. / Bir şeyi eğmek veya elden bırakmak. / Kelimenin son harfini esre, yâni "i" diye okumak. / Sözü boğaz içinden söylemek. // Taşımak için hazırlanmış ev eşyası. Ev eşyası taşıtılan deve.
Aynı kökten:Ahfaz Ahfad Ahfaz Ahfad Hafıd Hâfız Hâfız Hafîz Hafz Hafz Hıfaz Hıfze Hafâyiz İnhifaz İnhifaz Mahfuz Mahfuz Münhafız Münhafız Münhafıza Münhafıza Münhafıza Müstehiff Tahfiz Tehafüt
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.
28. KASAS / 32
"Elini cebine selk et. Sui gayrısında, beyaz olarak ihrac olsun.
Cenahını rehbden kendine zamm et.
Artık bu ikisi, Firavun ve melelerine, Rabbinden iki burhandır. Muhakkak onlar fasık kavim oldular."
Musa Kıssası.23 SLK YDY CYB H:RC BYD: G:YR SVe D:MM CNH RH!B BRH!N RBB MLe KVN K:VM FSK: .mid3385.ss28.as32.ssKASAS.ns49.nyMEKKE.cs20.syf388.sure.28.xxxMusa Kıssası.23xxsayıxxkissa.095x#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#sve-sui#||#rbb-rabb#||#ydy-yed#||#cnh-cenah#||#fsk:-fasık#||#slk-selk#||#cyb-ceyb#||#h:rc-ihrac#||#mle-mele#||#rh!b-rehb#||#d:mm-zamm#||#byd:-beyaz#||#brh!n-burhan#||#kvn-xxoxx#x#SLK#||#YDY#||#CYB#||#H:RC#||#BYD:#||#G:YR#||#SVe#||#D:MM#||#CNH#||#RH!B#||#BRH!N#||#RBB#||#MLe#||#KVN#||#K:VM#||#FSK:#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#sve-sui#||#rbb-rabb#||#ydy-yed#||#cnh-cenah#||#fsk:-fasık#||#slk-selk#||#cyb-ceyb#||#h:rc-ihrac#||#mle-mele#||#rh!b-rehb#||#d:mm-zamm#||#byd:-beyaz#||#brh!n-burhan#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اسْلُكْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاء مِنْ غَيْرِ سُوءٍ وَاضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ
Usluk yedeke fî ceybike tahruc beydâe min gayri sû(sûin), vadmum ileyke cenâhake miner rehbi fe zânike burhânâni min rabbike ilâ fir’avne ve melâih(melâihî), innehum kânû kavmen fâsikîn(fâsikîne).
Bürhan
Burhan
ب ر ه نBRH!N
Delil. İsbat. İsbat vasıtası. Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.
Çğl.Berahin
Aynı kökten:Bürhan Burhan Berahin Müberhen
beyaz
Ebyaz
ب ي ضBYD:
Beyaz. / Aklık, beyazlık. Aydınlık. / Ağarmak. / Yumurta akı. / Müsveddenin temize çekilmesi.
Dşl.Beyzâ
Aynı kökten:Bayız beyaz Ebyaz Beyzâ
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ceyb
ج ي بCYB
Cep. Mc:Kalb. Geo: Sinüs. (Eskiden cepler elbise yakasının iç kısmında olduğundan, yaka yada elbisenin göğüs yırtmacı gibi de algınlanır. Doğru değildir.)
Çğl.Cüyûb
Aynı kökten:Ceyb Cüyûb
Zamm
Zam
ض م مD:MM
Bir şeye bir şeyi ekleme. Artırma. Katma. Fazla olarak verme. Kenarlarını bitiştirme. Gr: Bir harfin zammeli (ötreli) okunuşu.
Aynı kökten:Izmame Ezâmim İnzımam Mazmum Munzamm Mutazammın Tazammun Zamm Zam
Fâsık
ف س قFSK:
Fısk içinde olan. Hata, sürekli olarak ısrar eden. Allah'ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Küçük günahlarda ısrar eden.
Çğl.Feseka
Aynı kökten:Efsak Fâsık Feseka fısk Fisk Füsuk Mefsaka tefsik
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Mele'
م ل اMLe
Bir cemâatin ileri gelenleri. Hırs, tamah. Zan. Güzellik. Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir. Dolu mekân. Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.
Çğl.Emlâ
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rehb
ر ه بRH!B
Korku. Havf.
Aynı kökten:İrhab İstirhab Mürehheb Mürehhib Müsterhib Rahib Rehb Rehbet Rehbeten Ruhban Terehhüb Terhib Terhibât Terhiben Rahib Rahibe Rahiban Rehbaniyyet Ruhbaniyet İrtiyah
Selk
س ل كSLK
Çekmek veya çekilmek. Gitmek. İthal etmek, içeri sokmak, girdirmek. Bir yerden haber getirmek. Yumurtayı rafadan pişirmek. Bir kimseyi başı üstüne bırakmak. Katı ve sert söylemek. Çağırmak.
Aynı kökten:İnsilak İslak Meslek Mesalik Münselik Sâlik Sâlikûn Selk Silk Süluk
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
32. “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
33. AHZAB / 5
Onları babaları için (adıyla) davet edin. Bu, ALLAH indinde en kıst olandır.
Eğer babalarına alim değilseniz, onlar sizin dinde kardeşlerinizdir ve mevalinizdir.
Hata olarak yaptığınız şeyde size cünah yoktur. Fakat kalblerinizde taammüden yaptıklarınız öyle değildir.
ALLAH, gafur, rahim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku DA:V eBV K:ST: A:ND A:LM eBV eH:V DYN VLY LYS CNH H:T:e A:MD K:LB KVN G:FR RHM .mid3665.ss33.as5.ssAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs21.syf417.sure.33.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#da:v-davet#||#lys-leyse#||#eh:v-ihvan#||#h:t:e-hata#||#ebv-eb#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#rhm-rahim#||#vly-mevali#||#g:fr-gafur#||#k:st:-kıst#||#dyn-din#||#cnh-cünah#||#a:md-taammüden#||#kvn-xxoxx#x#DA:V#||#eBV#||#K:ST:#||#A:ND#||#A:LM#||#eBV#||#eH:V#||#DYN#||#VLY#||#LYS#||#CNH#||#H:T:e#||#A:MD#||#K:LB#||#KVN#||#G:FR#||#RHM#||#da:v-davet#||#lys-leyse#||#eh:v-ihvan#||#h:t:e-hata#||#ebv-eb#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#rhm-rahim#||#vly-mevali#||#g:fr-gafur#||#k:st:-kıst#||#dyn-din#||#cnh-cünah#||#a:md-taammüden#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
ادْعُوهُمْ لِآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ اللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوا آبَاءهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُم بِهِ وَلَكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Ud’ûhum li âbâihim huve aksatu indallâh(indallâhi), fe in lem ta’lemû âbâehum fe ıhvânukum fîd dîni ve mevâlîkum, ve leyse aleykum cunâhun fîmâ ahta’tum bihî ve lâkin mâ taammedet kulûbukum, ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Taammüden
ع م دA:MD
Evvelden hazırlanarak. Kastederek. Bile bile.
Aynı kökten:Amd Amden Amed Taammüd Teammüd Taammüdât Taammüden
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
mevla
و ل يVLY
Sahib. Efendi. Köleyi âzad eden. Şanlı. Şerefli. Mâlik. Yardımcı, muavenet eden. Dost ve komşu. Azâd olan.
Çğl.Mevalî
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Diyanet Meali:
Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
33. AHZAB / 51
O kadınlardan dilediğine rica edersin. Azil ettiklerinden ve dilediklerinden ibtiga ettiklerini yanına evy edersin.
Artık sana cünah yoktur.
Bu onların aynlarının karar olması ve hüzünlenmemeleri ve hepsinin senin verdiklerinle razı olmaları için ednadır.
ALLAH, kalblerinizde olana alimdir.
ALLAH, alim, hakim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku RCV ŞYe eVY ŞYe BG:Y A:ZL CNH DNV K:RR A:YN HZN RD:V eTY KLL A:LM K:LB KVN A:LM HLM .mid3713.ss33.as51.ssAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs22.syf424.sure.33.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#şye-şae#||#kll-külli#||#dnv-edna#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#hzn-hüzün#||#cnh-cünah#||#a:yn-ayn#||#k:rr-karar#||#rd:v-rıza#||#evy-evy#||#bg:y-ibtiga#||#rcv-rica#||#hlm-halim#||#a:zl-azil#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#RCV#||#ŞYe#||#eVY#||#ŞYe#||#BG:Y#||#A:ZL#||#CNH#||#DNV#||#K:RR#||#A:YN#||#HZN#||#RD:V#||#eTY#||#KLL#||#A:LM#||#K:LB#||#KVN#||#A:LM#||#HLM#||#şye-şae#||#kll-külli#||#dnv-edna#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#hzn-hüzün#||#cnh-cünah#||#a:yn-ayn#||#k:rr-karar#||#rd:v-rıza#||#evy-evy#||#bg:y-ibtiga#||#rcv-rica#||#hlm-halim#||#a:zl-azil#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
تُرْجِي مَن تَشَاء مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَن تَشَاء وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَلِكَ أَدْنَى أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا آتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا
Turcî men teşâu minhunne ve tu’vî ileyke men teşâu, ve menibtegayte mimmen azelte fe lâ cunâha aleyk(aleyke), zâlike ednâ en tekarre a’yunuhunne ve lâ yahzenne ve yerdayne bimâ âteytehunne kulluhunn(kulluhunne), vallâhu ya’lemu mâ fî kulûbikum ve kânallâhu alîmen halîmâ.
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
Azl
azil
ع ز لA:ZL
Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.
Aynı kökten:Azl azil Ma'zil Ma'zul Mün'azilen Müteazzil
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
Halîm
ح ل مHLM
Yumuşak huylu. Hoş muamele yapan. El Halim : Yumuşak muamele. YUMUŞAKLIK SAHİBİ. Suçluların cezalarını derhal vermek iktidarında olduğu halde sonraya bırakan ve yumuşak muamele eden
Dşl.Halîme
Aynı kökten:Halîm Halîme Halme Hilm Hilmiyyet Hulm Hulüm Ahlam Mütehallim Tahlim
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
karar
ق ر رK:RR
Değişmez hale gelmek. Sabit ve sakin olmak. Ne az ne çok olan tam ölçü. Ölçülülük. Gitmeyip kalmak. Oturaklı yer. Sakin olacak yer. Anlaşılan ve sabit hale gelen son karar sözü. Mahkemece verilen son söz ve neticeye bağlama. Dolanmak. Ayakları kısa ve çirkin yüzlü bir cins koyun.
Aynı kökten:ikrar istikrar karar karr Karure Kavârir makarr mukarrer mukarrir müstakırr müstekarr mütekarrir takrir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
33. AHZAB / 55
Kadınlar üzerine;
• babaları
• ve oğulları
• ve erkek kardeşleri
• ve erkek kardeşlerinin oğulları
• ve kız kardeşlerinin oğulları
• ve mü'min kadınlar
• ve melekesi yeminlerinde olanlar hakkında cünah yoktur.
ALLAH'a ittika edin!
Muhakkak ki ALLAH, herşeye şahid olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku CNH eBV BNY eH:V BNY eH:V BNY eH:V NSV MLK YMN VK:Y KVN KLL ŞYe ŞH!D .mid3718.ss33.as55.ssAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs22.syf425.sure.33.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#şye-şey#||#bny-beni#||#eh:v-ihvan#||#kll-külli#||#ebv-eb#||#nsv-nisa#||#cnh-cünah#||#vk:y-ittika#||#şh!d-şahid#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#x#CNH#||#eBV#||#BNY#||#eH:V#||#BNY#||#eH:V#||#BNY#||#eH:V#||#NSV#||#MLK#||#YMN#||#VK:Y#||#KVN#||#KLL#||#ŞYe#||#ŞH!D#||#kvn-kane#||#şye-şey#||#bny-beni#||#eh:v-ihvan#||#kll-külli#||#ebv-eb#||#nsv-nisa#||#cnh-cünah#||#vk:y-ittika#||#şh!d-şahid#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَّا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ فِي آبَائِهِنَّ وَلَا أَبْنَائِهِنَّ وَلَا إِخْوَانِهِنَّ وَلَا أَبْنَاء إِخْوَانِهِنَّ وَلَا أَبْنَاء أَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ وَاتَّقِينَ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدًا
Lâ cunâha aleyhinne fî âbâihinne ve lâ ebnâihinne ve lâ ihvânihinne ve lâ ebnâi ihvânihinne ve lâ ebnâi ehavâtihinne ve lâ nisâihinne ve lâ mâ meleket eymânuhun(eymânuhunne), vettekînallâh(vettekînallâhe), innallâhe kâne alâ kulli şey’in şehîdâ(şehîden).
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
şahid
ش ه دŞH!D
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü’min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla şahittir.
35. FATIR / 1
Hamd etmek…
• semaları ve arzı fatr eden...
• melekleri, ikişer ve üçer ve dörder cenahlı (eksenli) Rasuller kılan...
• halkıyette dilediğini ziyade eden...
ALLAH'ındır.
Muhakkak ki ALLAH, herşeye kadirdir.
Esma-ül Hüsna HMD FT:R SMV eRD: CA:L MLK RSL eVL CNH S!NY S!LS! RBA: ZYD H:LK: ŞYe KLL ŞYe K:DR .mid3798.ss35.as1.ssFATIR.ns43.nyMEKKE.cs22.syf433.sure.35.xxxEsma-ül Hüsnaxxsayıxx#evl-uli#||#şye-şey#||#kll-külli#||#s!ls!-sülase#||#s!ny-mesna#||#rba:-rubaa#||#zyd-ziyade#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#cnh-cenah#||#k:dr-kadir#||#mlk-melek#||#rsl-rasul#||#hmd-hamd#||#ft:r-fatr#||#ca:l-xxoxx#x#HMD#||#FT:R#||#SMV#||#eRD:#||#CA:L#||#MLK#||#RSL#||#eVL#||#CNH#||#S!NY#||#S!LS!#||#RBA:#||#ZYD#||#H:LK:#||#ŞYe#||#KLL#||#ŞYe#||#K:DR#||#evl-uli#||#şye-şey#||#kll-külli#||#s!ls!-sülase#||#s!ny-mesna#||#rba:-rubaa#||#zyd-ziyade#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#h:lk:-halk#||#cnh-cenah#||#k:dr-kadir#||#mlk-melek#||#rsl-rasul#||#hmd-hamd#||#ft:r-fatr#||#ca:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
الْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَّثْنَى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Elhamdu lillâhi fâtırıs semâvâti vel ardı câilil melâiketi rusulen ulî ecnihatin mesnâ ve sulâse ve rubâa, yezîdu fîl halkı mâ yeşâu, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Cenah
ج ن حCNH
Kanat, taraf, kısım. / Bir şeyin iki yanı. Sağ ve sol. / Eksen, boyut. / Mecazen kol.
Çğl.Ecniha
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Fatr
ف ط رFT:R
Bir şeye başlamak. / İcab eylemek. / Yarık, çatlak. Yarmak. / Yaratmak. / Oruç tutanın orucunu açması.
Aynı kökten:Fatır Futur Fâtır Fatr Fatur Fetur Fıtr Fıtra Fitre fıtrat Fıtrî İd-i Fıtr iftar İftariyye infitar Mefatır Muftır Munfatır Münfatır
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mesnâ
ث ن يS!NY
Bir şeyin tekrarı. İki. Çift. Mükerrer.
Çğl.Mesanî
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
60. MUMTEHİN / 10
Ey iman edenler!
Mü'min kadınlar size muhacir olarak gelince, o kadınları imtihan edin.
O kadınların imanlarına ALLAH alimdir.
Eğer o kadınların mü'min kadınlar olduklarına siz de alim olursanız, o kadınları, kafirlere terci etmeyin. O kadınlar, o erkeklere helal değildir. O erkekler de o kadınlara helal değildir. İnfak ettiklerini onlara (geri) verin.
O kadınlara ecirlerini (mehirlerini) öderseniz... o kadınları nikahlamanızda size cünah yoktur.
Kafir kadınların ismetini imsak etmeyin. Onlara infak ettiğiniz şeylere sail olun ve de onlar da infak ettiklerine sail olsunlar.
Bu ALLAH'ın hükmüdür. Sizin aranızda hüküm vermiştir.
ALLAH, alimdir, hakimdir.
İnfakEsma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku eMN CYe eMN H!CR MHN A:LM eMN A:LM eMN RCA: KFR HLL HLL eTY NFK: CNH NKH eTY eCR MSK A:S:M KFR SeL NFK: SeL NFK: HKM HKM BYN A:LM HKM .mid5073.ss60.as10.ssMUMTEHİN.ns91.nyMEDİNE.cs28.syf549.sure.60.xxxİnfakxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxinfakximanxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#nkh-nikah#||#kfr-küffar#||#byn-beyn#||#ecr-ecir#||#hkm-hüküm#||#nfk:-infak#||#sel-sual#||#rca:-terci#||#h!cr-muhacir#||#cnh-cünah#||#hll-helal#||#msk-imsak#||#a:s:m-ismet#||#mhn-imtihan#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#eMN#||#CYe#||#eMN#||#H!CR#||#MHN#||#A:LM#||#eMN#||#A:LM#||#eMN#||#RCA:#||#KFR#||#HLL#||#HLL#||#eTY#||#NFK:#||#CNH#||#NKH#||#eTY#||#eCR#||#MSK#||#A:S:M#||#KFR#||#SeL#||#NFK:#||#SeL#||#NFK:#||#HKM#||#HKM#||#BYN#||#A:LM#||#HKM#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#nkh-nikah#||#kfr-küffar#||#byn-beyn#||#ecr-ecir#||#hkm-hüküm#||#nfk:-infak#||#sel-sual#||#rca:-terci#||#h!cr-muhacir#||#cnh-cünah#||#hll-helal#||#msk-imsak#||#a:s:m-ismet#||#mhn-imtihan#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا جَاءكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّ اللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى الْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَآتُوهُم مَّا أَنفَقُوا وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَاسْأَلُوا مَا أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْأَلُوا مَا أَنفَقُوا ذَلِكُمْ حُكْمُ اللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ câekumul mû’minâtu muhâcirâtin femtehınû hunn(hunne), allâhu a’lemu bi îmânihinn(îmânihinne), fe in alimtimû hunne mû’minâtin fe lâ terciû hunne ilel kuffâr(kuffâri), lâ hunne hıllun lehum ve lâ hum yehıllûne le hunn(hunne), ve âtûhum mâ enfekû, ve lâ cunâha aleykum en tenkıhû hunne izâ âteytumû hunne ucûrehunn(ucûrehunne), ve lâ tumsikû bi isamil kevâfiri ves’elû mâ enfaktum vel yes’elû mâ enfekû, zâlikum hukmullâh(hukmullâhi), yahkumu beynekum, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ismet
ع ص مA:S:M
Lekesiz, saf. Korunmuş. Günahsızlık, masumluk. Günahlardan kaçınmak melekesine sahib olmak. Suçsuzluk. Peygamberlik vasıflarından birisidir.
Aynı kökten:Asım Asim ismet İsti'sam İ'tisam Ma'sum Ma'sume Ma'sumiyet Mu'tasım Teessüm
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar Ücret İcar İcare İcarat İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
muhacir
ه ج رH!CR
Göç eden, bir memleketten kalkıp, başka bir yere yerleşen. Mc: Allah'ın yasak ettiğinden uzaklaşan.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
İmtihan
م ح نMHN
Deneme, Tecrübe etmek. Bir şeyin hakikatına ıttılâ peyda etmek için çok dikkatle düşünmek. Salâhiyet veya salâhiyetsizliğini anlamak için yapılan teftiş ve tecrübe.
Aynı kökten:İmtihan Mihnet Mihan Mihen Mümtehan Mümtehin
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
terci'
ر ج عRCA:
Geri döndürme, geri çevirme. Sesini yükseltmek.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Diyanet Meali:
10. Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )