Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
HS:B etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Hasab
ح ص بHS:B
Odun.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
##hasab##HS:B-hasab##
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
DuruMeal'de toplam 4 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Havâsıb
Aynı Kökten Türeyen:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
##hasb##hasıb##havasıb##HS:B-hasb##HS:B-hasıb##HS:B-havasıb##
Hasba'
ح ص بHS:B
Ufak taş.
Çoğul.Hasubâ
Aynı Kökten Türeyen:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
##hasba##hasuba##HS:B-hasba##HS:B-hasuba##
Hasbe
ح ص بHS:B
Kızamık hastalığı. Tane tane gövdede çıkan bir hastalıktır.
Aynı Kökten Türeyen:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
##hasbe##HS:B-hasbe##
Mahsub
ح ص بHS:B
Kızamık çıkarmış kişi.
Aynı Kökten Türeyen:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
##mahsub##HS:B-mahsub##
Tahsib
ح ص بHS:B
Ufak taşları mescide veya başka yere döşemek. Ölüyü taş altına gömmek.
Aynı Kökten Türeyen:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
##tahsib##HS:B-tahsib##
5 Kayıt Listeleniyor...
HS:B kelime kökünün geçtiği -5- ayet listesi
SURE
17. İSRA / 68
• Berr canibinde, onun kendinize husuf etmesinden
• veya üzerinize hasıb irsal etmesinden…
siz emin mi oldunuz!?
Sonra, kendiniz için bir vekile vecd olamayacaksınız!
eMN H:SF CNB BRR RSL HS:B VCD VKL .mid2241.ss17.as68.ssİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf288.sure.17.xxxxximanxx#vkl-vekil#||#emn-emin#||#vcd-vecd#||#rsl-irsal#||#brr-berr#||#cnb-canib#||#h:sf-hasf#||#hs:b-hasıb#x#eMN#||#H:SF#||#CNB#||#BRR#||#RSL#||#HS:B#||#VCD#||#VKL#||#vkl-vekil#||#emn-emin#||#vcd-vecd#||#rsl-irsal#||#brr-berr#||#cnb-canib#||#h:sf-hasf#||#hs:b-hasıb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
أَفَأَمِنتُمْ أَن يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ أَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ثُمَّ لاَ تَجِدُواْ لَكُمْ وَكِيلاً
E fe emintum en yahsife bikum cânibel berri ev yursile aleykum hâsiben summe lâ tecidû lekum vekîlâ(vekîlen).
Berr
barr
ب ر رBRR
İyilik ve ihsan edici, muhsin. Sözünde duran. Takvâ ehli olan, her çeşit günahlardan sakınan. Çok hayır sahibi. Özü sözü doğru olan, hamiyetli. Dindar ve temiz kimse. Susuz, kuru yerler. Toprak. Yeryüzü, yer. El Berr : Mütemadiyyen beraberlik fiili.
Çğl.EbrârÇğl.Berere
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Canib
ج ن بCNB
Yan, yön. Cihet, taraf. Yüksek taraf.
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hasf
Husuf
خ س فH:SF
Ay tutulması. Dünya gölgesinin ay üzerine gelmesi. / Işığı sönmek. Perdelenmek. Parlaklığı gitmek. Bir şeyin nuru ve ışığı gitmesi. / Birbirine yapıştırmak. / Ayakkabı dikmek. / Tasmalı nâlin. / Ağacın yaprağının dökülmesi. / Gömmek, yere geçirmek, yerin dibine geçirmek.
Aynı kökten:Hasafet Hasf Husuf Hâsif İnhisaf Mahsuf Münhasif
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
vekil
و ك لVKL
Başkasının işini gören. Bir adamın yerine hareket etme selâhiyeti olan. Nazır. Bakan. El Vekil : Her mahluk ALLAH'ın vekilidir. İnsan ayrı, mahluk ayrı, halik ayrı olarak akla gelirse esmaül hüsnadan hiç bir şey anlaşılmaz.
Çğl.Vükelâ
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Diyanet Meali:
Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz?
21. ENBİYA / 98
Muhakkak siz ve ALLAH'ın gayrısından abd olduklarınız, cehennem hasabısınız!
Siz oraya varid olacaksınız.
A:BD DVN HS:B CHNM VRD .mid2703.ss21.as98.ssENBİYA.ns.nyMEKKE.cs17.syf329.sure.21.xxxxxcehennemxx#dvn-dun#||#a:bd-abd#||#chnm-cehennem#||#vrd-varid#||#hs:b-hasab#x#A:BD#||#DVN#||#HS:B#||#CHNM#||#VRD#||#dvn-dun#||#a:bd-abd#||#chnm-cehennem#||#vrd-varid#||#hs:b-hasab#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَارِدُونَ
İnnekum ve mâ ta’budûne min dûnillâhi hasabu cehennem(cehenneme), entum lehâ vâridûn(vâridûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
cehennem
ج ه ن مCHNM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik. // Tevratta geçen, İbranice “ge-hinnom” kelimesinden gözyaşı vadisi anlamında kelime.
Aynı kökten:cehennem cehnam Cihnam
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
Hasab
ح ص بHS:B
Odun.
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
Vârid
Vâride
و ر دVRD
Ulaşan, yetişen, gelen, erişen. Akla gelen. Hatıra gelen, içe doğan. Olan. Bir şey hakkında söylenip tatbik edilen. Hazır, nazır. Bahadır. Kâr, gelir. Bir kimseye veya hazineye ait gelir ve paralar.
Çğl.VâridînÇğl.Vâridât
Aynı kökten:Mevarid Mevrud Mevrudât Muvârede Muvaredat Mütevarid Tevarüd Vârid Vâride Vâridîn Vâridât Vürud Verd Vürd Virad Verde Vürde Verdi Verid Evride Vürud Vird
Diyanet Meali:
Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
29. ANKEBUT / 40
Ardından külliyyen zenbleri ile ahz ettik. Artık onlardan üzerine hasıb irsal ettiğimiz kimse ve onlardan sayha ahz eden kimse ve onlardan onunla hasf ettiklerimiz ve onlardan gark ettiklerimiz oldu.
Onlara zulüm eden, ALLAH değildi. Fakat onlar, kendi nefsleri için zulmediyorlardı.
Karun, Firavun ve Haman Kıssası KLL eH:Z! Z!NB RSL HS:B eH:Z! S:YH H:SF eRD: G:RK: KVN Z:LM KVN NFS Z:LM .mid3490.ss29.as40.ssANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf400.sure.29.xxxKarun, Firavun ve Haman Kıssasıxkissa.102x#kll-külli#||#z:lm-zulüm#||#erd:-arz#||#nfs-enfüs#||#z!nb-zenb#||#rsl-irsal#||#eh:z!-ahz#||#s:yh-sayha#||#g:rk:-gark#||#h:sf-hasf#||#hs:b-hasıb#||#kvn-xxoxx#x#KLL#||#eH:Z!#||#Z!NB#||#RSL#||#HS:B#||#eH:Z!#||#S:YH#||#H:SF#||#eRD:#||#G:RK:#||#KVN#||#Z:LM#||#KVN#||#NFS#||#Z:LM#||#kll-külli#||#z:lm-zulüm#||#erd:-arz#||#nfs-enfüs#||#z!nb-zenb#||#rsl-irsal#||#eh:z!-ahz#||#s:yh-sayha#||#g:rk:-gark#||#h:sf-hasf#||#hs:b-hasıb#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنبِهِ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ الصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ الْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Fe kullen ehaznâ bi zenbih(zenbihi), fe minhum men erselnâ aleyhi hâsıbâ(hâsıben), ve minhum men ehazethussayhah(sayhatu), ve minhum men hasefnâbihil ard(arda), ve minhum men agraknâ, ve mâ kânâllâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
Hasf
Husuf
خ س فH:SF
Ay tutulması. Dünya gölgesinin ay üzerine gelmesi. / Işığı sönmek. Perdelenmek. Parlaklığı gitmek. Bir şeyin nuru ve ışığı gitmesi. / Birbirine yapıştırmak. / Ayakkabı dikmek. / Tasmalı nâlin. / Ağacın yaprağının dökülmesi. / Gömmek, yere geçirmek, yerin dibine geçirmek.
Aynı kökten:Hasafet Hasf Husuf Hâsif İnhisaf Mahsuf Münhasif
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
Zenb
ذ ن بZ!NB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
40. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
54. KAMER / 34-35
Muhakkak ki BİZ, Lut'un ailesi dışında… onlara hasıb irsal etmiştik. Onları, indimizden bir nimet olarak... seher vaktinde necat etmiştik.
Böyledir!...
BİZ, şükür edeni cezalandırırız.
Lut Kavmi Kıssası.8 RSL HS:B eVL LVT: NCV SHR NA:M A:ND CZY ŞKR .mid4847.ss54.as34.ssKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxLut Kavmi Kıssası.8xkissa.134x.ss54.as35.x#evl-ali#||#ncv-necat#||#rsl-irsal#||#shr-seher#||#hs:b-hasıb#||#lvt:-hz. lut#||#şkr-şükür#||#czy-ceza#||#a:nd-ind#||#na:m-nimet#x#RSL#||#HS:B#||#eVL#||#LVT:#||#NCV#||#SHR#||#NA:M#||#A:ND#||#CZY#||#ŞKR#||#evl-ali#||#ncv-necat#||#rsl-irsal#||#shr-seher#||#hs:b-hasıb#||#lvt:-hz. lut#||#şkr-şükür#||#czy-ceza#||#a:nd-ind#||#na:m-nimet#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ نَّجَّيْنَاهُم بِسَحَرٍ * نِعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَلِكَ نَجْزِي مَن شَكَرَ
İnnâ erselnâ aleyhim hâsiben illâ âle lût(lûtin), necceynâhum bi sehar(seharin). * Ni’meten min indina, kezâlike neczî men şeker(şekere).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
seher
س ح رSHR
Gecenin son 1/6 lık kısmı. Tan. Sabah olmağa başladığı vakit. Geceleri uyumayıp uyanık durma hastalığı.
Çğl.Eshar
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
67. MULK / 17
Ya da semada olanın sizin üzerinize hasıb irsal etmesinden emin misiniz?
Artık yakında, nezrim nasılmış, alim olacaksınız!
eMN SMV RSL HS:B A:LM KYF NZ!R .mid5175.ss67.as17.ssMULK.ns77.nyMEKKE.cs29.syf562.sure.67.xxxxximanxx#kyf-keyfe#||#smv-sema#||#emn-emin#||#a:lm-alim#||#rsl-irsal#||#nz!r-nezr#||#hs:b-hasıb#x#eMN#||#SMV#||#RSL#||#HS:B#||#A:LM#||#KYF#||#NZ!R#||#kyf-keyfe#||#smv-sema#||#emn-emin#||#a:lm-alim#||#rsl-irsal#||#nz!r-nezr#||#hs:b-hasıb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
أَمْ أَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ
Em emintum men fîs semâi en yursile aleykum hâsıbâ(hâsiben) fe se ta’lemûne keyfe nezîr(nezîri).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nezr
nezir
ن ذ رNZ!R
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
17. Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )