Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
HVL etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Filhal
ح و لHVL
Fi-l-hâl. Şimdi, hemen. Bu halde. Hadd-i zâtında.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##filhal##HVL-filhal##
Hâl
ح و لHVL
Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. Cezbe. Dert, keder, elem. Mecâl. Kuvvet. Gr: Fâili, mef'ulü veya her ikisinin durumunu bildiren sözdür. Halin sâhibine zi-l hâl denir.Meselâ:
Çoğul.Ahval
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##hal##ahval##HVL-hal##HVL-ahval##
Halbuki
ح و لHVL
Hâl bu ki. Hakikat ve doğrusu şudur ki, öyle iken.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##halbuki##HVL-halbuki##
Hâlet
ح و لHVL
Suret. Hâl. Keyfiyet.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##halet##HVL-halet##
havale
ح و لHVL
Bir işi veya bir şeyi başka birine bırakma. Ismarlama. Görmeyi önleyen duvar gibi perde. Postadan gelen emanet kâğıdı. Tıb: Küçük çocuklarda veya gebe kadınlarda bazan meydana gelen, baygınlık veren bir hastalık.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##havale##HVL-havale##
Havali
ح و لHVL
Çevre, civar, etraf, yöre.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##havali##HVL-havali##
Havil
ح و لHVL
Hizmetkâr.
Çoğul.Huvel
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##havil##huvel##HVL-havil##HVL-huvel##
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
DuruMeal'de toplam 21 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##havl##HVL-havl##
Havle
havâl
ح و لHVL
Çok fazla döndürmek veya dönmek.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##havle##haval##HVL-havle##HVL-haval##
Havlî
ح و لHVL
Yıllık. Bir yıllık.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##havli##HVL-havli##
hile
ح و لHVL
Sed. Hâil. Çare. Maslahat ve hayırlı işlerde tedbirli ve tecrübeli olmak. Aldatacak tarz ve tedbir. Fend. Mekir. Dabara. Zeval ve intikal. Sahtekârlık, yalancılık, düzenbazlık. Aldatmaca.
DuruMeal'de toplam 3 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Hiyel
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##hile##hiyel##HVL-hile##HVL-hiyel##
İhtilab
ح و لHVL
Aldatma, kandırma. Aldatılma, kandırılma. Hile yapılma.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##ihtilab##HVL-ihtilab##
İhtiyal
ح و لHVL
Hile yapma, aldatma, düzen, oyun etme.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##ihtiyal##HVL-ihtiyal##
Mahale
ح و لHVL
Çare, tedbir. Hile.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##mahale##HVL-mahale##
Muhavvile
ح و لHVL
Fiz: Elektrik cereyanını, akımını başka hâle koyan. Transformatör.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##muhavvile##HVL-muhavvile##
Muhîlî
ح و لHVL
Hilekârlık. Sahtekârlık. Hile.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##muhili##HVL-muhili##
Mumahele
Mümahale
ح و لHVL
Hile etmek. Oyunla aldatmak. Hilekârlık.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##mumahele##mümahale##HVL-mumahele##HVL-mümahale##
müstehil
ح و لHVL
Mânâsız ve boş şey. Mümkün olmayan, imkânsız şey.
Dişil.MüstehileÇoğul.Müstehilat
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##müstehil##müstehile##müstehilat##HVL-müstehil##HVL-müstehile##HVL-müstehilat##
Mütemehhil
ح و لHVL
Hile eden. Bir kimsenin istediğini vermek hususunda onu külfet ve zahmete sokan.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##mütemehhil##HVL-mütemehhil##
Tahavvül
ح و لHVL
Birinden diğerine geçmek. Tebdil olunmak, değişmek. Dönmek. Bir hâlden başka bir hâle geçmek.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##tahavvül##HVL-tahavvül##
Tahvil
ح و لHVL
Bir halden başka bir hale getirmek. Değiştirmek. Döndürmek. Faizli borç senedi.
Çoğul.Tahvilât
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##tahvil##tahvilat##HVL-tahvil##HVL-tahvilat##
Temahhul
ح و لHVL
Hile etmek.
Aynı Kökten Türeyen:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
##temahhul##HVL-temahhul##

HVL kelime kökünün geçtiği -25- ayet listesi
2. BAKARA / 17
Onların meseli; nar vakd etmek isteyenlerin meseli gibidir:
Havlinde olanlar ziyalandığında… ALLAH onların nuruna zehab eder... ve onları basar olunmaz zulmetler içine terk eder.
Kafirlerin MeseliMüfsid MSéL MSéL VK:D NVR D:Ve HVL ZéHéB NVR TRK Z:LM BS:R .mid15.ss2.as17.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf3.sure.2.xx**xxxkissa-kafirlerxKafirlerin MeselixMüfsidx#z:lm-zulmet#||#trk-terk#||#msél-mesel#||#bs:r-basar#||#vk:d-vakd#||#zéhéb-zehab#||#nvr-nur#||#nvr-nar#||#hvl-havl#||#d:ve-ziya#x#MSéL#||#MSéL#||#VK:D#||#NVR#||#D:Ve#||#HVL#||#ZéHéB#||#NVR#||#TRK#||#Z:LM#||#BS:R#||#z:lm-zulmet#||#trk-terk#||#msél-mesel#||#bs:r-basar#||#vk:d-vakd#||#zéhéb-zehab#||#nvr-nur#||#nvr-nar#||#hvl-havl#||#d:ve-ziya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ ف۪ي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ
meselu-hum ke meseli llezi stevkade nâren, fe lemmâ edâet mâ havle-hu zeheb allâhu bi nûri-him ve tereke-hum fî zulumâtin lâ yubsirûne.
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Zû'
Zav'
ض و اD:Ve
Aydınlık. Işık. Şule. Ziya. Nur.
Çğl.Azvâ'Çğl.Ziyâ'
Aynı kökten:İstizae İzae İzâet Mizae Mudî Muzî' Müstazî Mustazi Vemiz Zû' Zav' Azvâ' Ziyâ'
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Vakd
Vakdân
و ق دVK:D
Ateşin yanması, tutuşması.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
zehab
ذ ه بZéHéB
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
Diyanet Meali:
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
2. BAKARA / 233
Anneler evladlarını kamil olan iki havl emzirirler. Bu, emzirmeyi tamamlamayı irade eden içindir.
Onların rızkı ve kisvesi, maruf ile evlad kendisinden olan erkeğe aittir.

Nefs, sadece, vasi olduğuna mükellef edilir.

Ne anne evladı yüzünden, ne de baba evladı yüzünden darr edilmesin.
Varise düşen de bunun mislidir.
Eğer kendi aralarında anlaşarak ve teşavür ederek fisal irade ederlerse... artık o ikisine cünah yoktur.
Evladlarınızı emzirtmeyi irade ederseniz, maruf ile verdiğiniz şeyi selem ettiğinizde, artık size yine bir cünah yoktur.
ALLAH'tan ittika edin ve alim olun ki ALLAH, amel ettiklerinize basirdir.
Miras HukukuKadın ve Aile Hukuku VLD RD:A: VLD HVL KML RVD TMM RD:A: VLD RZK: KSV A:RF KLF NFS VSA: D:RR VLD VLD VLD VLD VRSé MSéL RVD FS:L RD:V ŞVR CNH RVD RD:A: VLD CNH SLM eTY A:RF VK:Y A:LM A:ML BS:R .mid195.ss2.as233.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf36.sure.2.xxxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rvd-irade#||#a:lm-alim#||#a:ml-amil#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#tmm-tamam#||#d:rr-darr#||#rzk:-rızk#||#slm-selem#||#vk:y-ittika#||#msél-misl#||#bs:r-basir#||#fs:l-fisal#||#ksv-kisve#||#cnh-cünah#||#hvl-havl#||#a:rf-maruf#||#vrsé-varis#||#rd:v-rıza#||#kml-kamil#||#şvr-teşavür#||#klf-mükellef#||#rd:a:-irza#||#ety-xxoxx#x#VLD#||#RD:A:#||#VLD#||#HVL#||#KML#||#RVD#||#TMM#||#RD:A:#||#VLD#||#RZK:#||#KSV#||#A:RF#||#KLF#||#NFS#||#VSA:#||#D:RR#||#VLD#||#VLD#||#VLD#||#VLD#||#VRSé#||#MSéL#||#RVD#||#FS:L#||#RD:V#||#ŞVR#||#CNH#||#RVD#||#RD:A:#||#VLD#||#CNH#||#SLM#||#eTY#||#A:RF#||#VK:Y#||#A:LM#||#A:ML#||#BS:R#||#rvd-irade#||#a:lm-alim#||#a:ml-amil#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#tmm-tamam#||#d:rr-darr#||#rzk:-rızk#||#slm-selem#||#vk:y-ittika#||#msél-misl#||#bs:r-basir#||#fs:l-fisal#||#ksv-kisve#||#cnh-cünah#||#hvl-havl#||#a:rf-maruf#||#vrsé-varis#||#rd:v-rıza#||#kml-kamil#||#şvr-teşavür#||#klf-mükellef#||#rd:a:-irza#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ اَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يُتِمَّ الرَّضَاعَةَۜ وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ اِلَّا وُسْعَهَاۚ لَا تُضَٓارَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِه۪ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذٰلِكَۚ فَاِنْ اَرَادَا فِصَالًا عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَاۜ وَاِنْ اَرَدْتُمْ اَنْ تَسْتَرْضِعُٓوا اَوْلَادَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِذَا سَلَّمْتُمْ مَٓا اٰتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Vel vâlidâtu yurdı’ne evlâdehunne havleyni kâmileyni li men erâde en yutimmer radâah(radâate), ve alel mevlûdi lehu rızkuhunne ve kisvetuhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), lâ tukellefu nefsun illâ vus’ahâ, lâ tudârra vâlidetun bi veledihâ ve lâ mevlûdun lehu bi veledihî ve alel vârisi mislu zâlik(zâlike), fe in erâdâ fısâlen an terâdın min humâ ve teşâvurin fe lâ cunâha aleyhimâ ve in eradtum en testerdıû evlâdekum fe lâ cunâha aleykum izâ sellemtum mâ âteytum bil ma’rûf(ma’rûfi), vettekullâhe va’lemû ennellâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Fasl
Fasıl
ف ص لFS:L
İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal. Hak ile bâtılın arasını fark. Ayrıcalık. Ayrılma. Çözme. Bölüm. Mevsim. Aynı makamda çalınan şarkı. Çocuğu memeden kesmek. Birini zemmetmek. Gıybet. Kısa duvar. İnsanların lehinde veya aleyhinde söz söyleyerek para toplıyan.
Çğl.FisalÇğl.Fusul
Aynı kökten:Fâsıla Fevasıl Fasîle Fesâil Fasl Fasıl Fisal Fusul Fussilet Fusul-ü Erbaa İnfisal İnfisalat mafsal Mefsil Mefâsıl Mufassal Mufassıl Munfasıl Müfasale Tafsil Tafsilât Fasîl Fisâl Fuslân Faysal Fisal Fısal Fassal Fesil Efsâl Fisâl
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Mükellef
ك ل فKLF
Bir şeyi yapmağa mecbur olan. Vazifeli. Muvazzaf. Bir şeyi ödemeğe mecbur olan. Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. (Bak: Teklif)
Çğl.Mükellefîn
Aynı kökten:Kalafat Kalfa Külfet Mukallef Mükellef Mükellefîn Mükellefiyet Mükellif Mütekellif Mütekellifîn Tekellüf Tekellüfât Teklif Teklifât Tekâlif xoxox
Kâmil
ك م لKML
Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi. Yaşını başını almış, terbiyeli ve görgülü kimse. Âlim, bilgin kişi.
Aynı kökten:ikmal İstikmal Kâmil Kâmilen kemal Kemalât Mükemmel mükemmil Müstekmil Mütekâmil Mütekâmilîn Mütekemmil Mütekemmilîn tekamül tekmil Tekmile
Kisve
Kisvet
ك س وKSV
Elbise. Kılık. Hususi kıyafet. Küsve. Kisbet.
Aynı kökten:Kisve Kisvet
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
İrza'
İrda'
ر ض عRD:A:
Meme vermek, süt emzirmek veya emzirilmek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza' İrda' Murazaa Murtazı' Murzı' Murzia Mürazaa
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
selem
Seleme
س ل مSLM
Emaneti sahibine hakkıyla iade etmek. / Peşin para ile veresiye mal alma. / Ayıplardan uzak olmak. / Kurtulmak. / Selef. / Ürem, faiz. / İm, işaret, belirti.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Tamam
ت م مTMM
Bitme, bitirme, son, nihayet. Tam, eksiksiz, noksansız. Ne eksik ne fazla. Münasib, uygun.
Aynı kökten:istitmam itmam Tamam Tamamen tamamiyet Temme Tetimme Tetümme Tetümmat Tetmim
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Teşavür
ش و رŞVR
Danışma, müşâvere etme.
Aynı kökten:İstiş'ar İstiş'arat İstişare İstişarat İşar İş'ar İş'arat İşaret İşarat Meşveret Müşar Müşavere Müşavir Müşavirîn Müşir Müteşavir Şevr Şura Şure Teşavür
Diyanet Meali:
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse, onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
2. BAKARA / 240
Sizden vefat edip de zevcelerini vezr edenler, bir seneye kadar zevcelerinin, havlinden ihrac edilmeksizin metalanmalarını vasiyet etmiş olmalıdır!
Ancak eğer kendiliklerinden ihrac olurlarsa... artık onların maruftan nefslerine fail olacağı şeylerde size cünah yoktur.
ALLAH, azizdir, hakimdir.
Esma-ül HüsnaMiras HukukuKadın ve Aile Hukuku VFY VZéR ZVC VS:Y ZVC MTA: HVL G:YR H:RC H:RC CNH FA:L NFS A:RF A:ZZ HKM .mid201.ss2.as240.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf38.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#mta:-meta#||#nfs-enfüs#||#a:zz-aziz#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hvl-havl#||#h:rc-ihrac#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vzér-vezr#||#vs:y-vasiyet#||#fa:l-xxoxx#x#VFY#||#VZéR#||#ZVC#||#VS:Y#||#ZVC#||#MTA:#||#HVL#||#G:YR#||#H:RC#||#H:RC#||#CNH#||#FA:L#||#NFS#||#A:RF#||#A:ZZ#||#HKM#||#g:yr-gayr#||#mta:-meta#||#nfs-enfüs#||#a:zz-aziz#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hvl-havl#||#h:rc-ihrac#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vzér-vezr#||#vs:y-vasiyet#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًاۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcâ(ezvâcen), vasıyyeten li ezvâcihim metâan ilel havli gayre ıhrâc(ıhrâcın), fe in harecne fe lâ cunâha aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne min ma’rûf(ma’rûfin), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
vefat
و ف يVFY
Dünya yaşantısının kişiye yüklediği görevlerin tamamlanması ve kişinin bunun sorumluluğundan çıkması.
Çğl.Vefiyat
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
3. AL-İ İMRAN / 159
ALLAH'tan rahmet olan ile onlara lin oldun. Şayet kalbin galiz fazz olsaydı, senin havlinden elbette fazz olurlardı.
Artık onları afv et ve onlara istiğfar et.
Emirde onlarla da müşavere et.
Azim ettiğinde ALLAH'a tevekkül et.
Muhakkak ki ALLAH, tevekkül edenlere muhabbet duyar.
RHM LYN KVN FZ:Z: G:LZ: K:LB FD:D: HVL A:FV G:FR ŞVR eMR A:ZM VKL HBB VKL .mid392.ss3.as159.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf70.sure.3.xxxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kunte#||#vkl-tevekkül#||#emr-emir#||#k:lb-kalb#||#rhm-rahmet#||#fd:d:-fazz#||#g:fr-istiğfar#||#hbb-muhabbet#||#lyn-lin#||#fz:z:-fazz#||#hvl-havl#||#şvr-müşavere#||#a:zm-azim#||#g:lz:-galiz#||#a:fv-afv#x#RHM#||#LYN#||#KVN#||#FZ:Z:#||#G:LZ:#||#K:LB#||#FD:D:#||#HVL#||#A:FV#||#G:FR#||#ŞVR#||#eMR#||#A:ZM#||#VKL#||#HBB#||#VKL#||#kvn-kunte#||#vkl-tevekkül#||#emr-emir#||#k:lb-kalb#||#rhm-rahmet#||#fd:d:-fazz#||#g:fr-istiğfar#||#hbb-muhabbet#||#lyn-lin#||#fz:z:-fazz#||#hvl-havl#||#şvr-müşavere#||#a:zm-azim#||#g:lz:-galiz#||#a:fv-afv#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ
Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlik(havlike), fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr(emri), fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn(mutevekkilîne).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
Âzim
azm
ع ز مA:ZM
Kasd, niyet. Sağlam ve kat'i karar. Bir iş hakkında kat'i karar ve niyet sahibi. Sebat.
Aynı kökten:Âzim azm Azimet İ'tizam
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Fazz
ف ض ضFD:D:
Kırmak. Dağıtmak. Fethetmek, açmak. ? kırmak / delmek / yok etmek, ayırmak. geniş / bol / büyük / liberal yapmak, az sayıda insanı dağılma, felaket / talihsizlik halinde yapmak,
Aynı kökten:Fazz Fızza Mufazzaz Tafazzu' Tafziz
Fazz
ف ظ ظFZ:Z:
Kaba ve kötü huylu olan kimse. / Katı yürekli, sert, erkekçe olmayan, şiddetli. / Karın suyu, mide suyu.
Aynı kökten:Fazz Fuzaz Mifezza Müstefaz
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Galîz
غ ل ظG:LZ:
Çirkin. Terbiye dışı. Yoğun. Kaba. Kokmuş madde.
Dşl.GalîzeÇğl.AglazÇğl.Gılaz
Aynı kökten:Aglez Galîz Galîze Aglaz Gılaz Gılzet İglaz İglazat İstiglaz Tagliz
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Lîn
ل ي نLYN
Yumuşaklık ve mülayim olmak.
Aynı kökten:İstilane Leynet Leyyin Lîn Lîne Lun Elvan Lînet Liynet Mülayim Mülaim
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
tevekkül
و ك لVKL
Kendine vekil edinmek. / İşi başkasına ısmarlamak. / Sebeblere tevessül ettikten sonra neticesini Allah'a bırakmak. Allah'tan gelene razı olmak. / Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek. / Kadere razı olmak. Hakka güvenmek. / Yeis ve kederden uzak olmak.
Aynı kökten:Müekkel Müekkil Mütevakil Mütevekkil Müvekkel Müvekkil Tevakül tevekkül Tevkil vekalet Vekâleten vekil Vükelâ
Müşavere
ش و رŞVR
Bir iş hususunda iki veya daha fazla kimseler arasındaki konuşma ve danışma. İstişare etme.
Aynı kökten:İstiş'ar İstiş'arat İstişare İstişarat İşar İş'ar İş'arat İşaret İşarat Meşveret Müşar Müşavere Müşavir Müşavirîn Müşir Müteşavir Şevr Şura Şure Teşavür
Diyanet Meali:
Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
4. NİSA / 98
Hileye itaat etmeyen erkeklerden ve kadınlardan ve velidlerden istizaf edilmiş olanlar ve sebile ihtida olamayanlar müstesnadır.
Ahiret D:A:F RCL NSV VLD T:VA: HVL HéDY SBL .mid529.ss4.as98.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf93.sure.4.xxxAhiretx#t:va:-itaat#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#vld-xoxox#||#rcl-recül#||#hédy-ihtida#||#hvl-hile#||#d:a:f-istizaf#x#D:A:F#||#RCL#||#NSV#||#VLD#||#T:VA:#||#HVL#||#HéDY#||#SBL#||#t:va:-itaat#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#vld-xoxox#||#rcl-recül#||#hédy-ihtida#||#hvl-hile#||#d:a:f-istizaf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِلاَّ الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاء وَالْوِلْدَانِ لاَ يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلاَ يَهْتَدُونَ سَبِيلاً
İllâl mustad’afîne miner ricâli ven nisâi vel vildâni lâ yestatîûne hîleten ve lâ yehtedûne sebîlâ(sebîlen).
İstiz'af
ض ع فD:A:F
Zayıf ve âdi görme, küçümseme.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
hile
ح و لHVL
Sed. Hâil. Çare. Maslahat ve hayırlı işlerde tedbirli ve tecrübeli olmak. Aldatacak tarz ve tedbir. Fend. Mekir. Dabara. Zeval ve intikal. Sahtekârlık, yalancılık, düzenbazlık. Aldatmaca.
Çğl.Hiyel
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
İhtida
ه د يHéDY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
6. EN'AM / 92
Bu, inzal ettiğimiz, mübarek, elinin arasındakine musaddık kitabtır. Karyelerin anasını (Mekke) ve havlindekileri nezr etmen içindir.
Ahirete iman edenler, buna da iman ederler. Onlar salatına hafızdırlar.
Ahiret KTB NZL BRK S:DK: BYN YDY NZéR eMM K:RY HVL eMN eH:R eMN S:LV HFZ: .mid818.ss6.as92.saEN'AM.ns55.nyMEDİNE.cs7.syf138.sure.6.xxxAhiretxxsalatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#eh:r-ahiret#||#emn-iman#||#k:ry-karye#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzér-nezr#||#nzl-inzal#||#s:lv-salat#||#s:dk:-musaddık#||#hvl-havl#||#brk-mübarek#||#emm-ümm#||#hfz:-hafız#x#KTB#||#NZL#||#BRK#||#S:DK:#||#BYN#||#YDY#||#NZéR#||#eMM#||#K:RY#||#HVL#||#eMN#||#eH:R#||#eMN#||#S:LV#||#HFZ:#||#ktb-kitab#||#eh:r-ahiret#||#emn-iman#||#k:ry-karye#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzér-nezr#||#nzl-inzal#||#s:lv-salat#||#s:dk:-musaddık#||#hvl-havl#||#brk-mübarek#||#emm-ümm#||#hfz:-hafız#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهَذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُّصَدِّقُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَهُمْ عَلَى صَلاَتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Ve hâzâ kitâbun enzelnâhu mubârekun musaddıkullezî beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kurâ ve men havlehâ, vellezîne yu’minûne bil âhireti yu’minûne bihî ve hum alâ salâtihim yuhâfizûn(yuhâfizûne).
mübarek
mubarek
ب ر كBRK
İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
musaddık
ص د قS:DK:
Sadakatli. Tasdik eden. İmzalayan. Doğruluğunu kabul eden.
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.
8. ENFAL / 24
Ey iman edenler!
Sizi, hayy edecek olana davet ettiğinde... ALLAH'a ve Rasulüne isticab edin!
Alim olun ki…
ALLAH, kişi ile kalbi arasına havl etmektedir...
ve O'na haşr olacaksınız!
eMN VCB RSL DA:V HYY A:LM HVL BYN MRe K:LB HŞR .mid1120.ss8.as24.saENFAL.ns88.nyMEDİNE.cs9.syf178.sure.8.xxxxxrasulximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#da:v-duae#||#hşr-haşr#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#mre-meri#||#byn-beyn#||#hyy-hayy#||#rsl-rasul#||#vcb-isticab#||#hvl-havl#||#hyy-hayy#x#eMN#||#VCB#||#RSL#||#DA:V#||#HYY#||#A:LM#||#HVL#||#BYN#||#MRe#||#K:LB#||#HŞR#||#da:v-duae#||#hşr-haşr#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#mre-meri#||#byn-beyn#||#hyy-hayy#||#rsl-rasul#||#vcb-isticab#||#hvl-havl#||#hyy-hayy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Mer'î
م ر اMRe
Riayet edilen, hükmü geçen. Makbul sayılan, hürmet edilen.
Çğl.Mer'iyye
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
İsticab
و ج بVCB
Vâcib olmak. Hak etmek. / İcab olan bir şey için gereken şartları yerine getirmek. / Bir davete katılmak. Bir davanın neferi olmak, gereklerini yerine getirmek.
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
9. TEVBE / 101
Havlinizde ki Arablardan ve medine ehlinden münafıklar vardır. Onlar, nifak üzre merid olmuşlardır.
Sen onlara alim değilsin. BİZ alimiz onlara!
Onlara iki merre azab edeceğiz. Sonra azim azaba redd olacaklar.
Arap HVL A:RB NFK: eHéL MDN MRD NFK: A:LM A:LM A:ZéB MRR RDD A:ZéB A:Z:M .mid1272.ss9.as101.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs11.syf202.sure.9.xxxxxkissa-meselxArapxxsayıxxxxvaadxxhaberxxx#rdd-redd#||#ehél-ehil#||#a:rb-earab#||#a:lm-alim#||#a:zéb-azab#||#a:z:m-azim#||#nfk:-nifak#||#nfk:-münafık#||#hvl-havl#||#mrd-merid#||#mrr-merre#||#mdn-medine#x#HVL#||#A:RB#||#NFK:#||#eHéL#||#MDN#||#MRD#||#NFK:#||#A:LM#||#A:LM#||#A:ZéB#||#MRR#||#RDD#||#A:ZéB#||#A:Z:M#||#rdd-redd#||#ehél-ehil#||#a:rb-earab#||#a:lm-alim#||#a:zéb-azab#||#a:z:m-azim#||#nfk:-nifak#||#nfk:-münafık#||#hvl-havl#||#mrd-merid#||#mrr-merre#||#mdn-medine#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ الأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُواْ عَلَى النِّفَاقِ لاَ تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَى عَذَابٍ عَظِيمٍ
Ve mimmen havlekum minel a’râbi munâfikûn(munâfikûne), ve min ehlil medîneti meredû alen nifâkı lâ ta’lemuhum, nahnu na’lemuhum, se nuazzibuhum merreteyni summe yureddûne ilâ azâbin azîm(azîmin).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
medine
م د نMDN
Şehir. Hususi olarak Arab yarımadasında bir şehir. (İslâmiyyet öncesi ismi "Yesrib")
Çğl.MüdnÇğl.MüdünÇğl.Medain
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
merid
م ر دMRD
Baş kaldıran. Fesatlık çıkaran. İnatçı. Şerli. Gücü kuvveti olan kişi. Katı, yoğun. Güçlü, kuvvetli kimse. Süt içinde ıslatılıp yumuşatılan hurma. Haddini aşmakta, azgınlıkta ve günahkârlıkta çok ileri gitmiş olan.
Aynı kökten:merid Mümerred Mütemerrid Mütemerridîn
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
münafık
ن ف قNFK:
İki yüzlü, araya nifak sokan. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan.
Çğl.Münafıkîn
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nifak
ن ف قNFK:
Müslüman gibi görünüp kafir olmak. İki yüzlülük. Bozuşukluk, ara açılmak. Dinde riya etmek. İhtiyaca sarf olunacak şeyler. her türlü çıkıntı, insan vücudunda çıkan ur.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
Diyanet Meali:
Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.
9. TEVBE / 120
Medine ehline ve onların havlinden Arablara, ALLAH'ın Rasulünden half olmaları ve onun nefsinden kendi nefslerine rağbet ettirmeleri olamaz.
Bu,
ALLAH sebilinde, onlara zeme ve nasab ve mahmasa isabet etmemesinden;
• ve kafirleri gayz edecek mevtıya vatı etmemelerinden;
• ve düşmandan, sadece, onlar için salih ameller olarak ketb edilmiş olana nail olmalarındandır.
Muhakkak ki ALLAH, muhsinlerin ecirlerini zayi etmez.
Arap KVN eHéL MDN HVL A:RB H:LF RSL RG:B NFS NFS S:VB Z:Me NS:B H:MS: SBL VT:e VT:e G:YZ: KFR NYL A:DV NYL KTB A:ML S:LH D:YA: eCR HSN .mid1291.ss9.as120.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs11.syf205.sure.9.xxxArapxxrasulxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#ktb-ketb#||#h:ms-mahmasa#||#h:lf-half#||#ehél-ehil#||#sbl-sebil#||#a:rb-earab#||#a:dv-adüvv#||#a:ml-amel#||#nfs-nefs#||#nfs-enfüs#||#s:vb-isabet#||#kfr-küffar#||#ecr-ecir#||#s:lh-salih amel#||#rsl-rasul#||#hsn-muhsin#||#rg:b-ragbet#||#hvl-havl#||#ns:b-nasab#||#g:yz:-gayz#||#mdn-medine#||#z:me-zeme#||#vt:e-vatı#||#vt:e-mevtı#||#nyl-nail#||#d:ya:-zayi#x#KVN#||#eHéL#||#MDN#||#HVL#||#A:RB#||#H:LF#||#RSL#||#RG:B#||#NFS#||#NFS#||#S:VB#||#Z:Me#||#NS:B#||#H:MS:#||#SBL#||#VT:e#||#VT:e#||#G:YZ:#||#KFR#||#NYL#||#A:DV#||#NYL#||#KTB#||#A:ML#||#S:LH#||#D:YA:#||#eCR#||#HSN#||#kvn-kane#||#ktb-ketb#||#h:ms-mahmasa#||#h:lf-half#||#ehél-ehil#||#sbl-sebil#||#a:rb-earab#||#a:dv-adüvv#||#a:ml-amel#||#nfs-nefs#||#nfs-enfüs#||#s:vb-isabet#||#kfr-küffar#||#ecr-ecir#||#s:lh-salih amel#||#rsl-rasul#||#hsn-muhsin#||#rg:b-ragbet#||#hvl-havl#||#ns:b-nasab#||#g:yz:-gayz#||#mdn-medine#||#z:me-zeme#||#vt:e-vatı#||#vt:e-mevtı#||#nyl-nail#||#d:ya:-zayi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا كَانَ لِأَهْلِ الْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ الأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُواْ عَن رَّسُولِ اللّهِ وَلاَ يَرْغَبُواْ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ لاَ يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلاَ نَصَبٌ وَلاَ مَخْمَصَةٌ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَطَؤُونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ الْكُفَّارَ وَلاَ يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلاً إِلاَّ كُتِبَ لَهُم بِهِ عَمَلٌ صَالِحٌ إِنَّ اللّهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Mâ kâne li ehlil medîneti ve men havlehum minel a’râbi en yetehallefû an resûlillâhi ve lâ yergabû bi enfusihim an nefsih(nefsihî), zâlike bi ennehum lâ yusîbuhum zameun ve lâ nasabun ve lâ mahmesatun fî sebîlillâhi ve lâ yetaûne mevtıan yagîzul kuffâre ve lâ yenâlûne min aduvvin neylen illâ kutibe lehum bihî amelun sâlih(sâlihun), innallâhe lâ yudîu ecrel muhsinîn(muhsinîne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Zayi'
ض ي عD:YA:
Elden çıkan. Kaybolan. Yitik. Zarar, ziyan.
Çğl.Zayiât
Aynı kökten:Izaa Muzî' tazyi' Tazyiât Zaya' Zay'a Zıya' Zayi' Zayiât Ziya' Ziyan
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Gayz
غ ي ظG:YZ:
Hiddet, kin, öfke, gadab. Dargınlık. Hınç.
Aynı kökten:Gaiz Gayz Mütegayyiz Tagyiz Tegayyüz Tagayyüz Tegayyüzât
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
kontrol-giriş
Aynı kökten:
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
medine
م د نMDN
Şehir. Hususi olarak Arab yarımadasında bir şehir. (İslâmiyyet öncesi ismi "Yesrib")
Çğl.MüdnÇğl.MüdünÇğl.Medain
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Nasab
Nusb
ن ص بNS:B
Dert. Zahmet. Yorgunluk. Meşakkat, elem. Zehir, ağu. Belâ, musibet. Put, sanem, heykel.
Çğl.Ensâb
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
Nail
ن ي لNYL
Muradına eren, nâil olan, ele geçiren. Erişmiş.
Dşl.Naile
Aynı kökten:İnale Menal Müna'am Nail Naile Nailiyet Neyl
Rağbet
Ragbet
ر غ بRG:B
İstek, arzu. İyi sayılmak. Bir şeyi çok iştiyakla istemek. İhlasla dua etmek, teveccüh etmek.
Çğl.Ragabat
Aynı kökten:İrgab İrtigab Mergub Mergube Muragabet Muragıb Mürtagib Ragba' Ragıb Râgıbe Ragib Ragibe Regaib Rağbet Ragbet Ragabat Rugba' Tergib
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Mevta'
Mevtı
و ط اVT:e
Ayağın bastığı yer.
Aynı kökten:Mevta' Mevtı Vata' Vatı' Vaty Vıtae xoxox
Vatı'
و ط اVT:e
Ayak altına alıp çiğneme. Basma. Üzerinde yürüme. / Cima'. / Uygun hale koyma. / Tümseklikler arasında basık ve engin yer.
Aynı kökten:Mevta' Mevtı Vata' Vatı' Vaty Vıtae xoxox
Zeme
ظ م اZ:Me
Susuzluk. / Suyu az olan kuyu. / Tenbellik.
Çğl.Zemmâm
Aynı kökten:Zama' Zeme Zemmâm
Diyanet Meali:
Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
11. HUD / 43
"Dağa evy olacağım. O beni sudan asım eder." dedi.
Dedi ki:
"Bu yevmde, rahmet ettikleri dışında, ALLAH'ın emrinden asım olacak yoktur!"
Onların aralarına mevc havl etti ve ardından o da, gark olanlardan oldu.
Hz. Nuh Kıssası -3- K:VL eVY CBL A:S:M MVHé K:VL A:S:M YVM eMR RHM HVL BYN MVC KVN G:RK: .mid1448.ss11.as43.saHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf225.sure.11.xxxxxkissa-nuh-03xHz. Nuh Kıssası -3-xxyevmxx#kvn-kane#||#cbl-cebel#||#emr-emir#||#yvm-yevm#||#rhm-rahim#||#byn-beyn#||#mvc-mevc#||#hvl-havl#||#g:rk:-gark#||#evy-evy#||#a:s:m-asım#||#evy-evy#||#mvhé-ma#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eVY#||#CBL#||#A:S:M#||#MVHé#||#K:VL#||#A:S:M#||#YVM#||#eMR#||#RHM#||#HVL#||#BYN#||#MVC#||#KVN#||#G:RK:#||#kvn-kane#||#cbl-cebel#||#emr-emir#||#yvm-yevm#||#rhm-rahim#||#byn-beyn#||#mvc-mevc#||#hvl-havl#||#g:rk:-gark#||#evy-evy#||#a:s:m-asım#||#evy-evy#||#mvhé-ma#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ سَآوِي إِلَى جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاء قَالَ لاَ عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِلاَّ مَن رَّحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ
Kâle seâvî ilâ cebelin ya'sımunî minel mâ'(mâi) kâle lâ âsımel yevme min emrillâhi illâ men rahim(rahime), ve hâle beynehumal mevcu fe kâne minel mugrakîn(mugrakîne).
Asım
ع ص مA:S:M
Koruyan. Kurtaran. Sakınan. Kendisini günahlardan men'edip pâk ve ismetli tutan, koruyan, men'eden.
Aynı kökten:Asım Asim ismet İsti'sam İ'tisam Ma'sum Ma'sume Ma'sumiyet Mu'tasım Teessüm
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
gark
غ ر قG:RK:
Garkolmak. Batmak, suda boğulmak.
Aynı kökten:gark igtirak istigrak magruk mugrak tagrik
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mevc
م و جMVC
Dalga. / Titreşim. / Ses, elektrik, ışık ve hararetin yayılma dalgalarından herbiri. / Denizin dalgası. / Mc: Devir, devre.
Çğl.Emvâc
Aynı kökten:Mevc Emvâc Mevcâ-mevc Mevce Mütemevvic Temevvüc Temevvücât Tul-ul Mevc
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
17. İSRA / 1
KENDİSİNE abd olana... Ayetlerimizden görmesi için... mescid-i haramdan, havlini barek ettiğimiz mescid-i aksaya... geceleyin isra ettiren, subhandır!
Muhakkak ki O'… O, semidir, basirdir.
Esma-ül Hüsna SBH SRY A:BD LYL SCD HRM SCD K:S:V BRK HVL ReY eYY SMA: BS:R .mid1953.ss17.as1.saİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf281.sure.17.xxxEsma-ül Hüsnax#lyl-leyl#||#sma:-semi#||#eyy-ayet#||#a:bd-abd#||#bs:r-basir#||#sbh-subhan#||#scd-mescid-i haram#||#scd-mescid-i aksa#||#hvl-havl#||#brk-barek#||#k:s:v-aksa#||#sry-isra#||#rey-xxoxx#x#SBH#||#SRY#||#A:BD#||#LYL#||#SCD#||#HRM#||#SCD#||#K:S:V#||#BRK#||#HVL#||#ReY#||#eYY#||#SMA:#||#BS:R#||#lyl-leyl#||#sma:-semi#||#eyy-ayet#||#a:bd-abd#||#bs:r-basir#||#sbh-subhan#||#scd-mescid-i haram#||#scd-mescid-i aksa#||#hvl-havl#||#brk-barek#||#k:s:v-aksa#||#sry-isra#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr(basîru).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
barek
ب ر كBRK
Bolluk, çoğalma, artma. Bereket. Mubarek.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Aksa
ق ص وK:S:V
En uzak. En son. Kusvâ. Nihayet. Irak.
Çğl.Akasi
Aynı kökten:Aksa Akasi Aksay Kasiyy Kusva Muksa
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
mescid-i aksa
س ج دSCD
xoxox
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
mescid-i haram
س ج دSCD
xoxox
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
İsrâ
س ر يSRY
Yürütmek. Göndermek. Gece yürüyüşü. (sürat ve serilik içerir.)
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Diyanet Meali:
Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
17. İSRA / 56
De ki:
"O'nun gayrısından zeam ettiklerinizi davet edin.
Artık onlar, sizden darrı keşf etmeye de… tahvil etmeye de malik değildir."
K:VL DA:V ZA:M DVN MLK KŞF D:RR HVL .mid2004.ss17.as56.saİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf286.sure.17.xxxx#da:v-davet#||#dvn-dun#||#d:rr-darr#||#mlk-malik#||#hlv-tahvil#||#kşf-keşf#||#za:m-zeam#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#DA:V#||#ZA:M#||#DVN#||#MLK#||#KŞF#||#D:RR#||#HVL#||#da:v-davet#||#dvn-dun#||#d:rr-darr#||#mlk-malik#||#hlv-tahvil#||#kşf-keşf#||#za:m-zeam#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلِ ادْعُواْ الَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِهِ فَلاَ يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنكُمْ وَلاَ تَحْوِيلاً
Kulid’ûllezîne zeamtum min dûnihî fe lâ yemlikûne keşfed durri ankum ve lâ tahvîlâ(tahvîlen).
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
malik
م ل كMLK
Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Zeam
ز ع مZA:M
Tamah, hırs.
Aynı kökten:Zaim Zeam Zeamet Ziamet Zuama Ze'm
Diyanet Meali:
De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”
17. İSRA / 77
Senden önce, Rasullerimizden irsal etmiş olduğumuz kimselere sünnet budur!
BİZ'im sünnetimizin tahviline vecd olamazsın!
SNN RSL K:BL RSL VCD SNN HVL .mid2025.ss17.as77.saİSRA.ns50.nyMEDİNE.cs15.syf289.sure.17.xxxxxrasulxx#k:bl-kabl#||#vcd-vecd#||#rsl-rasul#||#hvl-tahvil#||#snn-sünnet#x#SNN#||#RSL#||#K:BL#||#RSL#||#VCD#||#SNN#||#HVL#||#k:bl-kabl#||#vcd-vecd#||#rsl-rasul#||#hvl-tahvil#||#snn-sünnet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سُنَّةَ مَن قَدْ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِن رُّسُلِنَا وَلاَ تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوِيلاً
Sunnete men kad erselnâ kableke min rusulinâ ve lâ tecidu li sunnetinâ tahvîlâ(tahvîlen).
Tahvil
ح و لHVL
Bir halden başka bir hale getirmek. Değiştirmek. Döndürmek. Faizli borç senedi.
Çğl.Tahvilât
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sünnet
س ن نSNN
Kanun, yol, âdet. Rasulullahın sözü, emri, hal ve takriri.
Çğl.Sünen
Aynı kökten:İsnan Mesnun Müsinn Mesünn Müstesinn Sinn Esnân Sünnet Sünen Sünnî Tesennün
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Diyanet Meali:
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
18. KEHF / 108
Orada ebedidirler. Oradan havlerine bagi olmazlar.
Ahiret H:LD BG:Y HVL .mid2151.ss18.as108.saKEHF.ns69.nyMEKKE.cs16.syf303.sure.18.xxxAhiretxxcennetxxximan-duruxxxxibadetxxx#h:ld-halid#||#hvl-havl#||#bg:y-bagi#x#H:LD#||#BG:Y#||#HVL#||#h:ld-halid#||#hvl-havl#||#bg:y-bagi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
خَالِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا
Hâlidîne fîhâ lâ yebgûne anhâ hıvelâ(hıvelen).
bagi
ب غ يBG:Y
İsteyen. Zalim. İsyan etmiş. Asi. Yoldan sapmış. Haksızlık eden.
Çğl.bugat
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
19. MERYEM / 68
Yemin olsun Rabbine!
Onları ve şeytanları haşr edeceğiz. Sonra elbette onları cehennemin havlinde diz çökmüş olarak hazır edeceğiz.
YeminŞeytan RBB HŞR ŞT:N HVL CSéV .mid2221.ss19.as68.saMERYEM.ns44.nyMEKKE.cs16.syf309.sure.19.xxxYeminxŞeytanxxŞeytanxcehennemxx#hşr-haşr#||#rbb-rabb#||#hd:r-hazır#||#chm-cehennem#||#hvl-havl#||#csév-casiye#x#RBB#||#HŞR#||#ŞT:N#||#HVL#||#CSéV#||#hşr-haşr#||#rbb-rabb#||#hd:r-hazır#||#chm-cehennem#||#hvl-havl#||#csév-casiye#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا
Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyâtîne summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyyâ(cisiyyen).
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Casiye
ج ث وCSéV
Diz çökmüş. Topluluk, cemaat. Yığın, taş yığını.
Aynı kökten:Casiye İcsa'
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.
26. ŞUARA / 25
Havlinde olanlara dedi ki: "İşitiyor musunuz…"
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -19 K:VL HVL SMA: .mid2764.ss26.as25.saŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf367.sure.26.xxxxxkissa-musa-192xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -19x#hvl-havl#||#k:vl-xxoxx#||#sma:-xxoxx#x#K:VL#||#HVL#||#SMA:#||#hvl-havl#||#k:vl-xxoxx#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُ أَلَا تَسْتَمِعُونَ
Kâle li men havlehû e lâ testemiûn(testemiûne).
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Diyanet Meali:
Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi.
26. ŞUARA / 34
Havlinde ki melelere dedi ki:
"Muhakkak bu, alim sihirbazdır."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -19 K:VL MLe HVL SHR A:LM .mid2773.ss26.as34.saŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf367.sure.26.xxxxxkissa-musa-193xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -19x#a:lm-alim#||#hvl-havl#||#mle-mele#||#shr-sahir#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MLe#||#HVL#||#SHR#||#A:LM#||#a:lm-alim#||#hvl-havl#||#mle-mele#||#shr-sahir#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ
Kâle lil melei havlehû inne hâzâ le sâhırun alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Mele'
م ل اMLe
Bir cemâatin ileri gelenleri. Hırs, tamah. Zan. Güzellik. Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir. Dolu mekân. Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.
Çğl.Emlâ
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
Sahir
س ح رSHR
Uykusuz kalan. Uyuyamayan.
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Diyanet Meali:
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır” dedi.
27. NEML / 8
Oraya vardığında nida edildi:
"Narın içindeki kimse ve onun havlindeki kimseler bereketli olsun. Rabb-il alemin ALLAH, subhandır!"
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20Esma-ül Hüsna CYe NDV BRK NVR HVL SBH RBB A:LM .mid2972.ss27.as8.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf376.sure.27.xxxxxkissa-musa-200xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -20xEsma-ül Hüsnax#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#sbh-subhan#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#hvl-havl#||#brk-bereket#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#NDV#||#BRK#||#NVR#||#HVL#||#SBH#||#RBB#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#sbh-subhan#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#hvl-havl#||#brk-bereket#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا جَاءهَا نُودِيَ أَن بُورِكَ مَن فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Fe lemmâ câehâ nûdiye en bûrike men fîn nâri ve men havlehâ, ve subhânallâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
bereket
ب ر كBRK
Bolluk. Çokluk. Feyiz. Lütuf. İhsan. Uğurluluk. Meymenet, saadet.
Çğl.Berekât
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Diyanet Meali:
(Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.”
29. ANKEBUT / 67
Görmediler mi!?
Muhakkak ki BİZ, emin haram kıldık.
Nas, havllerinden hatf ediliyordu. Onlar hala, batıla iman edip, ALLAH'ın nimetine kafir mi oluyorlar?
ReY CA:L HRM eMN H:T:F NVS HVL BT:L eMN NA:M KFR .mid3213.ss29.as67.saANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs21.syf403.sure.29.xxxxximanxx#nvs-nas#||#emn-iman#||#kfr-küfr#||#hrm-haram#||#h:t:f-hatf#||#na:m-nimet#||#hvl-havl#||#bt:l-batıl#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#CA:L#||#HRM#||#eMN#||#H:T:F#||#NVS#||#HVL#||#BT:L#||#eMN#||#NA:M#||#KFR#||#nvs-nas#||#emn-iman#||#kfr-küfr#||#hrm-haram#||#h:t:f-hatf#||#na:m-nimet#||#hvl-havl#||#bt:l-batıl#||#ca:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا آمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ أَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللَّهِ يَكْفُرُونَ
E ve lem yerev ennâ cealnâ haramen âminen ve yutehattafun nâsu min havlihim, e fe bil bâtılı yu’minûne ve bi ni’metillâhi yekfurûn(yekfurûne).
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
hatf
خ ط فH:T:F
Kapmak. Şimşek gibi göz kamaştırmak. Sür'atli olmak.
Aynı kökten:hatf Hatıf Hattaf ihtitaf Tehattuf
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Diyanet Meali:
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
34. SEBE / 54
Onların ve iştahlandıkları şeylerin arası… önceden şialarına da fail olunduğu gibi hilelendi!
Muhakkak onlar, murib şekk içinde oldular.
HVL BYN BYN ŞHéV FA:L ŞYA: K:BL KVN ŞKK RYB .mid3466.ss34.as54.saSEBE.ns58.nyMEKKE.cs22.syf433.sure.34.xxxx#k:bl-kabl#||#byn-beyn#||#şya:-şia#||#şkk-şekk#||#hvl-hile#||#ryb-murib#||#şhév-iştah#||#fa:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#HVL#||#BYN#||#BYN#||#ŞHéV#||#FA:L#||#ŞYA:#||#K:BL#||#KVN#||#ŞKK#||#RYB#||#k:bl-kabl#||#byn-beyn#||#şya:-şia#||#şkk-şekk#||#hvl-hile#||#ryb-murib#||#şhév-iştah#||#fa:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَحِيلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِأَشْيَاعِهِم مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا فِي شَكٍّ مُّرِيبٍ
Ve hîle beynehum ve beyne mâ yeştehûne kemâ fuile bi eşyâihim min kabl(kablu), innehum kânû fî şekkin murîb(murîbin).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
hile
ح و لHVL
Sed. Hâil. Çare. Maslahat ve hayırlı işlerde tedbirli ve tecrübeli olmak. Aldatacak tarz ve tedbir. Fend. Mekir. Dabara. Zeval ve intikal. Sahtekârlık, yalancılık, düzenbazlık. Aldatmaca.
Çğl.Hiyel
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Murîb
ر ي بRYB
Şüpheli. şüphelendirici. Endişe verici.
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
iştah
ش ه وŞHéV
xoxox
Aynı kökten:iştah Müşteha Müşteheyat şehiy Şehiye şehvet Şehevat
Şekk
ش ك كŞKK
Şüphe, zan. / Bir önermede, doğru yada yanlış olma ihtimallerinin eşitliği. / Bir şeyin varlığı ile yokluğu arasında tereddüt etmek. / Lüzum. / Yarmak. / Yapışmak.
Çğl.Şükuk
Aynı kökten:Eşekk Lâşek Meşkuk Müşekkek Müteşekkik Şakk Şekk Şükuk Teşekkük
Şia
ش ي عŞYA:
Birisine taraftar olmak, ardına düşmek. Bölük, bölüm, kısım, nevi, tabaka, cins, çeşit. Bölünmek. Cemaat, cemiyet, topluluk. Yardımcı. Alevilik, Şiilik. ?yaymak, çoğaltmak
Çğl.Eşyâ'
Aynı kökten:Şia Eşyâ' Şiî Teşeyyu' Veşia
Diyanet Meali:
Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.
35. FATIR / 43
Arzda kebirlenmek ve seyyie mekr etmek... seyyie mekr, ehlinden başkasını hayk etmez!
Artık evvelkilerin sünnetinden başka mı nazar ediyorlar?
ALLAH'ın sünneti için tebdil mevcud değildir!
ALLAH'ın sünneti için tahvil mevcud değildir!
KBR eRD: MKR SVe HYK: MKR SVe eHéL NZ:R SNN eVL VCD SNN BDL VCD SNN HVL .mid3510.ss35.as43.saFATIR.ns43.nyMEKKE.cs22.syf438.sure.35.xxxx#evl-evvel#||#sve-seyyie#||#ehél-ehil#||#erd:-arz#||#vcd-vecd#||#bdl-tebdil#||#nz:r-nazar#||#kbr-istikbar#||#hlv-tahvil#||#snn-sünnet#||#mkr-mekr#||#hyk:-hayk#x#KBR#||#eRD:#||#MKR#||#SVe#||#HYK:#||#MKR#||#SVe#||#eHéL#||#NZ:R#||#SNN#||#eVL#||#VCD#||#SNN#||#BDL#||#VCD#||#SNN#||#HVL#||#evl-evvel#||#sve-seyyie#||#ehél-ehil#||#erd:-arz#||#vcd-vecd#||#bdl-tebdil#||#nz:r-nazar#||#kbr-istikbar#||#hlv-tahvil#||#snn-sünnet#||#mkr-mekr#||#hyk:-hayk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اسْتِكْبَارًا فِي الْأَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ الْأَوَّلِينَ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ اللَّهِ تَبْدِيلًا وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ اللَّهِ تَحْوِيلًا
İstikbâren fîl ardı ve mekres seyyii, ve lâ yahîkul mekrus seyyiu illâ bi ehlih(ehlihî), fe hel yenzurûne illâ sunnetel evvelîn(evvelîne), fe len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen), ve len tecide li sunnetillâhi tahvîlâ(tahvîlen).
Tebdil
ب د لBDL
Değiştirmek. Tağyir etmek. Bir şeyi başka bir hâle veya şeye değiştirmek.
Çğl.Tebdilât
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hayk
Havk
ح ي قHYK:
Kaplamak. Çevrelemek, kuşatmak. İhâta etmek. Ev süpürmek.
Aynı kökten:Hayk Havk Mihveka
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Mekr
Mekir
م ك رMKR
Hile. Aldatma. Oyun. Düzen. (Birisinin kötü veya iyi hâllerini öğrenmek veya kötülüğe sevketmek ya da gayesinden alıkoymak için yapılır.)
Çğl.Mükur
Aynı kökten:İmtikâr Makir Mekkâr Mekkârî Mekr Mekir Mükur Mümakere
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Sünnet
س ن نSNN
Kanun, yol, âdet. Rasulullahın sözü, emri, hal ve takriri.
Çğl.Sünen
Aynı kökten:İsnan Mesnun Müsinn Mesünn Müstesinn Sinn Esnân Sünnet Sünen Sünnî Tesennün
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Diyanet Meali:
43. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.
39. ZUMER / 75
Arşı havlinden haff eden melekler görünür, O'nun hamd etmesi ile Rabblerini sebbih ederler. Aralarında hakk ile kaza edilir ve denilir ki: "Hamd etmek, Rabb-il alemin ALLAH'ındır."
Ahiret ReY MLK HFF HVL A:RŞ SBH HMD RBB K:D:Y BYN HK:K: K:VL HMD RBB A:LM .mid3859.ss39.as75.saZUMER.ns59.nyMEKKE.cs24.syf466.sure.39.xxxAhiretx#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#mlk-melek#||#sbh-sebbih#||#hmd-hamd#||#hvl-havl#||#a:rş-arş#||#k:d:y-kaza#||#hff-haff#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#MLK#||#HFF#||#HVL#||#A:RŞ#||#SBH#||#HMD#||#RBB#||#K:D:Y#||#BYN#||#HK:K:#||#K:VL#||#HMD#||#RBB#||#A:LM#||#a:lm-alem#||#rbb-rabb#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#mlk-melek#||#sbh-sebbih#||#hmd-hamd#||#hvl-havl#||#a:rş-arş#||#k:d:y-kaza#||#hff-haff#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَتَرَى الْمَلَائِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve terel melâikete hâffîne min havlil arşı yusebbihûne bi hamdi rabbihim, ve kudıye beynehum bil hakkı ve kıylel hamdu lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Haff
ح ف فHFF
Bir şeyin etrâfını dolanan. Bir nesnenin çevresini dolanan. Tavaf etmek. Süslemek. Hizmet etmek. Kesmek.
Aynı kökten:Haff Mihaffe Mahaffe
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
Diyanet Meali:
Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış hâlde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir.
40. MU'MİN / 7-8-9
Arşa hamil olanlar ve onun havlindekiler...
• Rabblerinin hamdi ile O'nu sebbih ederler.
• ve O'na iman ederler.
• ve İman edenler için istiğfar ederler.

"Rabbimiz!
Herşeye rahmet ve ilim olarak vasisin.
Artık SEN, tevbe edenler ve SEN'in sebiline tabi olanlar için gafur ol ve onları cahim azabından vaky et.

Rabbimiz!
Onları... ve ata-babalarından ve zevcelerinden ve zürriyetlerinden salah edenleri… kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine dahil et.
Muhakkak ki SEN... SEN, azizsin, hakimsin.

Seyyielerden vaky et.
İzin yevminde seyyielerden taki olan kimse... artık SEN, ona rahmet etmişsindir."
Böyledir!...
O, azim fevzdir.
AhiretDuaKadın ve Aile Hukuku HML A:RŞ HVL SBH HMD RBB eMN G:FR eMN RBB VSA: KLL ŞYe RHM A:LM G:FR TVB TBA: SBL VK:Y A:ZéB CHM RBB DH:L CNN VA:D S:LH eBV ZVC ZéRR A:ZZ HKM VK:Y SVe VK:Y SVe RHM FVZ A:Z:M .mid3865.ss40.as7.saMU'MİN.ns60.nyMEKKE.cs24.syf466.sure.40.xxxAhiretxDuaxKadın ve Aile Hukukuxxcehennemximanxxxcennetxadnxxxyevmxx.ss40.as8.ss40.as9.xxxibadetxxx#şye-şey#||#kll-külli#||#sve-seyyie#||#zérr-zürriyet#||#sbl-sebil#||#hml-haml#||#ebv-eb#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#rhm-rahmet#||#dh:l-dahil#||#va:d-vaad#||#a:zéb-azab#||#cnn-cennet#||#a:z:m-azim#||#tvb-tevbe#||#g:fr-gafur#||#vk:y-vaki#||#sbh-sebbih#||#chm-cahim#||#g:fr-istiğfar#||#hmd-hamd#||#hvl-havl#||#a:rş-arş#||#vsa:-vasi#||#a:zz-aziz#||#s:lh-salah#||#hkm-hakim#||#zvc-zevc#||#fvz-fevz#||#vk:y-vaky#||#vk:y-taki#x#HML#||#A:RŞ#||#HVL#||#SBH#||#HMD#||#RBB#||#eMN#||#G:FR#||#eMN#||#RBB#||#VSA:#||#KLL#||#ŞYe#||#RHM#||#A:LM#||#G:FR#||#TVB#||#TBA:#||#SBL#||#VK:Y#||#A:ZéB#||#CHM#||#RBB#||#DH:L#||#CNN#||#VA:D#||#S:LH#||#eBV#||#ZVC#||#ZéRR#||#A:ZZ#||#HKM#||#VK:Y#||#SVe#||#VK:Y#||#SVe#||#RHM#||#FVZ#||#A:Z:M#||#şye-şey#||#kll-külli#||#sve-seyyie#||#zérr-zürriyet#||#sbl-sebil#||#hml-haml#||#ebv-eb#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#rhm-rahmet#||#dh:l-dahil#||#va:d-vaad#||#a:zéb-azab#||#cnn-cennet#||#a:z:m-azim#||#tvb-tevbe#||#g:fr-gafur#||#vk:y-vaki#||#sbh-sebbih#||#chm-cahim#||#g:fr-istiğfar#||#hmd-hamd#||#hvl-havl#||#a:rş-arş#||#vsa:-vasi#||#a:zz-aziz#||#s:lh-salah#||#hkm-hakim#||#zvc-zevc#||#fvz-fevz#||#vk:y-vaky#||#vk:y-taki#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ * رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ * وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ وَمَن تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbel cahîm(cahîmi). * Rabbenâ ve edhilhum cennâti adninilletî vaadtehum ve men salaha min âbâihim ve ezvâcihim ve zurriyyâtihim inneke entel azîzul hakîm(hakîmu). * Vekıhimus seyyiât(seyyiâti), ve men tekıs seyyiâti yevme izin fe kad rahimteh(rahimtehu) ve zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Arş
ع ر شA:RŞ
Bağ çardağı. Gölgelik. Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Fevkiyyet, ulviyyet.
Çğl.A'raşÇğl.Uruş
Aynı kökten:Arş A'raş Uruş
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
fevz
ف و زFVZ
Amaca ulaşmak. Kurtuluş. Zafer. Necat. Muvaffakiyet. Selamet.
Aynı kökten:faiz faizun fevz İfaze Mefaz
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
salah
ص ل حS:LH
Düzenlemek, şekillendirmek, disiplin vermek. En iyi duruma getirmek. / Nefsden arınarak, Allah ile beraberliğin fark edilmesi. / Her an sahipliğini takınmak, kullanmak. İnsana hizmet etmek için güç almak. / Bir şeyin en iyi hâli. Rahatlık, sulh, iyileşme, düzelme, iyilik. Dine olan bağlılık.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Sebbih
س ب حSBH
İdrak hali ile açıkça ve net olarak beyan etmek. / Noksansızlığına... Yerli yerindeliğine (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında)… Tam olması gerektiği gibi olduğuna… inanmak ve ikna olmak. Bunların idrakinde olmak ve beyan etmek. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Taki
و ق يVK:Y
Kendini koruyan, saklayan. / Takvalı.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Vâkî
و ق يVK:Y
Saklayan, koruyan, vikaye eden, esirgeyen. / Önleyici tedbir veya ilaç.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Vıky
Vaky
و ق يVK:Y
Hıfzetmek, korumak.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Vâsi'
Vasia
و س عVSA:
Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana kafi ve bol bol ihsan eden. El Vasi : Geniş, genişlik fiili.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.” “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.
42. ŞURA / 7
Böyledir!...
BİZ, karyelerin anasını (Mekke) ve onun havlindekileri nezr etmen ve hakkında rayb olmayan cem yevmine nezr etmen için arabiyye Kur'an'ı sana vahy etmekteyiz.
Bir ferk Cennettedir… bir ferik ise seirdedir!
VHY K:Re A:RB NZéR eMM K:RY HVL NZéR YVM CMA: RYB FRK: CNN FRK: SA:R .mid3978.ss42.as7.saŞURA.ns62.nyMEKKE.cs25.syf482.sure.42.xxxxxyevmxcennetxkuranxxxxkitabxxx#vhy-vahy#||#a:rb-arabiyye#||#yvm-yevm#||#cma:-cem#||#k:ry-karye#||#cnn-cennet#||#frk:-ferik#||#sa:r-seir#||#ryb-rayb#||#nzér-nezr#||#hvl-havl#||#k:re-kuran#||#emm-ümm#x#VHY#||#K:Re#||#A:RB#||#NZéR#||#eMM#||#K:RY#||#HVL#||#NZéR#||#YVM#||#CMA:#||#RYB#||#FRK:#||#CNN#||#FRK:#||#SA:R#||#vhy-vahy#||#a:rb-arabiyye#||#yvm-yevm#||#cma:-cem#||#k:ry-karye#||#cnn-cennet#||#frk:-ferik#||#sa:r-seir#||#ryb-rayb#||#nzér-nezr#||#hvl-havl#||#k:re-kuran#||#emm-ümm#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ
Ve kezâlike evhaynâ ileyke kur’ânen arabiyyen li tunzire ummel kurâ ve men havlehâ ve tunzire yevmel cem’i lâ reybe fîh(fîhi), ferîkun fîl cenneti ve ferîkun fîs saîr(saîri).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Cem'
ج م عCMA:
Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Farklı şeyleri bir yere getirmek. Az cemaat. Yığma. Hurmanın iyi olmayanı.
Çğl.Cümu
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
nezr
nezir
ن ذ رNZéR
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
se'ir
س ع رSA:R
Tutuşmuş, alevli ateş.
Aynı kökten:Mütese'ir Sa'r Saur se'ir
vahy
vahiy
و ح يVHY
Emrin, bir fikrin veya bir hakikatın, Allah tarafından, Rasul noktasından İnsan'a inzal olması.
Aynı kökten:vahy vahiy
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
7. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
46. AHKAF / 27
Karyelerden havlinizde olanları BİZ helak etmiştik. Ayetleri sarf ettik.
Umulur ki rücu ederler.
HéLK HVL K:RY S:RF eYY RCA: .mid4239.ss46.as27.saAHKAF.ns66.nyMEKKE.cs26.syf504.sure.46.xxxx#eyy-ayet#||#k:ry-karye#||#rca:-rücu#||#hélk-helak#||#hvl-havl#||#s:rf-sarf#x#HéLK#||#HVL#||#K:RY#||#S:RF#||#eYY#||#RCA:#||#eyy-ayet#||#k:ry-karye#||#rca:-rücu#||#hélk-helak#||#hvl-havl#||#s:rf-sarf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُم مِّنَ الْقُرَى وَصَرَّفْنَا الْآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Ve lekad ehleknâ mâ havlekum minel kurâ ve sarrafnel âyâti leallehum yerciûn(yerciûne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
sarf
ص ر فS:RF
Harcama, masraf, gider. Fazl. Hile. Men etme. Bir kimseyi yolundan ve işinden ayırıp başka tarafa yöneltme. Gr: Bir lisanı meydana getiren kelimelerin değişmesinden, birbirinden türemesinden bahseden ilim şubesi. Kelime bilgisi. Kelime şekli bilgisi. Morfoloji. Tasrif çeşitlerini, isim ve fiil nevilerini öğreten ilim. Para bozma.
Çğl.AsrafÇğl.SürufÇğl.Sarfiyyat
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
Diyanet Meali:
27. Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık.