Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
K:A:D etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
DuruMeal'de toplam 9 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##kaid##K:A:D-kaid##
Kaide
ق ع دK:A:D
Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. Dip taraf. Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
DuruMeal'de toplam 4 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Kavaid
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##kaide##kavaid##K:A:D-kaide##K:A:D-kavaid##
Kaiden
ق ع دK:A:D
Oturarak, oturduğu hâlde.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##kaiden##K:A:D-kaiden##
Kaideten
ق ع دK:A:D
Kaide ve hükümlere göre. Kurala uygun olarak.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##kaideten##K:A:D-kaideten##
Kaidevî
ق ع دK:A:D
Kaide ve kural ile alâkalı. Mat: Tabana ait.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##kaidevi##K:A:D-kaidevi##
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
DuruMeal'de toplam 13 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##kuud##K:A:D-kuud##
Mak'ad
ق ع دK:A:D
Oturulacak yer. Minder. Oturulduğunda bedene temel olan âzâ. Kıç.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##makad##K:A:D-makad##
Mütekaid
ق ع دK:A:D
Tekaüd olan. Emekli.
Çoğul.Mütekaidîn
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##mütekaid##mütekaidin##K:A:D-mütekaid##K:A:D-mütekaidin##
tekaüd
ق ع دK:A:D
Oturma. Fârig olma. Karşılıklı oturma. Emeklilik.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
##tekaüd##K:A:D-tekaüd##
Zulkı'de
ق ع دK:A:D
Hicri yıla göre 11. ay. Haram aylardan.
Aynı Kökten Türeyen:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
xaylarx##zulkıde##K:A:D-zulkıde##xaylarx
26 Kayıt Listeleniyor...
K:A:D kelime kökünün geçtiği -26- ayet listesi
SURE
2. BAKARA / 127
İbrahim ve İsmail, beytin kaidelerini ref ederken:
"Rabbimiz!
Biz ikimizden kabul et!
Muhakkak ki SEN… semi, alim olan SEN'sin."
İbrahim Kıssası.01DuaEsma-ül HüsnaHacc ve Kurban RFA: BRH!M K:A:D BYT SMA: RBB K:BL SMA: A:LM .mid122.ss2.as127.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf19.sure.2.xxxİbrahim Kıssası.01xDuaxEsma-ül HüsnaxHacc ve Kurbanxkissa.008x#k:bl-tekabbel#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#byt-beyt#||#rfa:-ref#||#k:a:d-kaide#||#brh!m-hz. ibrahim#||#sma:-hz. ismail#x#RFA:#||#BRH!M#||#K:A:D#||#BYT#||#SMA:#||#RBB#||#K:BL#||#SMA:#||#A:LM#||#k:bl-tekabbel#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#byt-beyt#||#rfa:-ref#||#k:a:d-kaide#||#brh!m-hz. ibrahim#||#sma:-hz. ismail#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ
Ve iz yerfeu ibrâhîmul kavâide minel beyti veismâîl(ismâîlu) rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes semîul alîm(alîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Hz. İbrahim
BRH!M
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
Kaide
ق ع دK:A:D
Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. Dip taraf. Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
Çğl.Kavaid
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Tekabbel
ق ب لK:BL
"Kabul etsin" manasında söylenir.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Ref'
ر ف عRFA:
Kaldırma, yüceltme, yukarı kaldırma. Lağvetme, hükümsüz bırakma. Gr: Arapça bir kelimenin sonunu merfu' (ötreli) okumak.
Aynı kökten:İstirfa' Merfu' Murafaa Mürafaa Murafi' Mürtefi' Mütereffi' raf Reff Rafi' rafia Rafidan rafide Ref' Refi' Terafu' Tereffu' Tereffuât Terfi' Terfiât
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Hz. İsmail
SMA:
xoxox
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Diyanet Meali:
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
3. ALİ İMRAN / 121
Ehlinden gudüvv etmiştin. Mü'minleri kıtal için kaid olacakları yerlere tebevvü ediyordun.
ALLAH, semidir, alimdir.
Esma-ül Hüsna G:DV eH!L BVe eMN K:A:D K:TL SMA: A:LM .mid403.ss3.as121.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf64.sure.3.xxxEsma-ül Hüsnaxximanxx#k:tl-kıtal#||#sma:-semi#||#eh!l-ehil#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#k:a:d-kaid#||#g:dv-gudüvv#||#bve-tebevvü#x#G:DV#||#eH!L#||#BVe#||#eMN#||#K:A:D#||#K:TL#||#SMA:#||#A:LM#||#k:tl-kıtal#||#sma:-semi#||#eh!l-ehil#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#k:a:d-kaid#||#g:dv-gudüvv#||#bve-tebevvü#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِن۪ينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ
Ve iz gadavte min ehlike tubevviul mu’minîne makâide lil kıtâl(kıtâli), vallâhu semîun alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Tebevvü'
ب و اBVe
Makam tutmak. Yerleşmek.
Aynı kökten:beva Beve' Bevve Bevvee Bu' Mübevve Tebevvü'
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Gudüvv
غ د وG:DV
Sabah vakti. Sabahleyin bir şeye başlamak.
Aynı kökten:Gad Gadâ Gaden Gada Gadat Gudüvv Gudve Gudevât Sabaha gad
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Diyanet Meali:
Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
3. ALİ İMRAN / 168
Kaid olanlar, kardeşleri için dediler ki:
"Şayet bize itaat etselerdi katl edilmezlerdi!"
De ki:
"Eğer sadıksanız… haydi, kendi nefsinizden mevti dar edin!"
K:VL eH:V K:A:D T:VA: K:TL K:VL DRe NFS MVT KVN S:DK: .mid454.ss3.as168.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf71.sure.3.xxxx#k:tl-katl#||#eh:v-ihvan#||#t:va:-itaat#||#nfs-enfüs#||#k:a:d-kaid#||#dre-dar#||#mvt-mevt#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#eH:V#||#K:A:D#||#T:VA:#||#K:TL#||#K:VL#||#DRe#||#NFS#||#MVT#||#KVN#||#S:DK:#||#k:tl-katl#||#eh:v-ihvan#||#t:va:-itaat#||#nfs-enfüs#||#k:a:d-kaid#||#dre-dar#||#mvt-mevt#||#s:dk:-sadık#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَّذ۪ينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُواۜ قُلْ فَادْرَؤُ۫ا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Ellezîne kâlû li ihvânihim ve kaadû lev atâûnâ mâ kutil(kutilû), kul fedreû an enfusikumul mevte in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
dar'
د ر اDRe
Savmak. Engel olmak. Men etmek. Ansızın haberdar olmak.
Aynı kökten:dar'
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Diyanet Meali:
(Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.”
3. ALİ İMRAN / 191
Kıyamda ve kuudda ve cenbleri üzere ALLAH'ı zikir edenler
ve semaların ve arzın halk edilişinde tefekkür edenler:
"Rabbimiz!
Sen bunu batıla halk etmedin.
Sen subhansın! Artık bizi, nar azabından vaky et!"
DuaEsma-ül Hüsna Z!KR K:VM K:A:D CNB FKR H:LK: SMV eRD: RBB H:LK: BT:L SBH VK:Y A:Z!B NVR .mid479.ss3.as191.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf74.sure.3.xxxDuaxEsma-ül Hüsnaxxcehennemxxxxibadetxxx#k:vm-kıyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#a:z!b-azab#||#h:lk:-halk#||#cnb-cenb#||#vk:y-vaky#||#sbh-subhan#||#z!kr-zikir#||#k:a:d-kuud#||#nvr-nar#||#fkr-tefekkür#||#bt:l-batıl#x#Z!KR#||#K:VM#||#K:A:D#||#CNB#||#FKR#||#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#RBB#||#H:LK:#||#BT:L#||#SBH#||#VK:Y#||#A:Z!B#||#NVR#||#k:vm-kıyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#a:z!b-azab#||#h:lk:-halk#||#cnb-cenb#||#vk:y-vaky#||#sbh-subhan#||#z!kr-zikir#||#k:a:d-kuud#||#nvr-nar#||#fkr-tefekkür#||#bt:l-batıl#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Tefekkür
ف ك رFKR
Fikretmek. Düşünmek. Fikri harekete getirmek.
Aynı kökten:Fekr Fikr Fikir Efkâr Fikret Fikrî Fikriye Fikriyyat Mefkure Müfekkir Müfekkire Mütefekkir Mütefekkirîn Tefekkür Tefkir
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Vaky
Vıky
و ق يVK:Y
Korumak. Sakınmak. Sakındırmak. / Saygı ve sevgiden kaynaklanan korku ile beraber kıyamama ve/veya sakınma durumu.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Diyanet Meali:
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
4. NİSA / 95
Darr sahibi olanların gayrısında; mü'minlerden kaid olanlarla; ALLAH sebilinde mallarıyla ve nefsleriyle cihad edenler istiva olamazlar.
ALLAH, mallarıyla ve nefsleriyle cihad edenleri, derece olarak, kaid olanlara fazl etmiştir.
ALLAH külliyen hüsna vaad eder.
ALLAH, cihad edenleri, kaid olanlara azim ecir ile fazl etmiştir.
SVY K:A:D eMN G:YR eVL D:RR CH!D SBL MVL NFS FD:L CH!D MVL NFS K:A:D DRC KLL VA:D HSN FD:L CH!D K:A:D eCR A:Z:M .mid595.ss4.as95.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf93.sure.4.xxxxxcennetxcihadximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#evl-uli#||#g:yr-gayr#||#kll-külli#||#mvl-mal#||#sbl-sebil#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#nfs-enfüs#||#fd:l-fazl#||#d:rr-darr#||#drc-derece#||#va:d-vaad#||#a:z:m-azim#||#ecr-ecir#||#svy-istiva#||#ch!d-cihad#||#hsn-hüsna#||#k:a:d-kaid#x#SVY#||#K:A:D#||#eMN#||#G:YR#||#eVL#||#D:RR#||#CH!D#||#SBL#||#MVL#||#NFS#||#FD:L#||#CH!D#||#MVL#||#NFS#||#K:A:D#||#DRC#||#KLL#||#VA:D#||#HSN#||#FD:L#||#CH!D#||#K:A:D#||#eCR#||#A:Z:M#||#evl-uli#||#g:yr-gayr#||#kll-külli#||#mvl-mal#||#sbl-sebil#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#nfs-enfüs#||#fd:l-fazl#||#d:rr-darr#||#drc-derece#||#va:d-vaad#||#a:z:m-azim#||#ecr-ecir#||#svy-istiva#||#ch!d-cihad#||#hsn-hüsna#||#k:a:d-kaid#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لاَّ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُوْلِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ اللّهُ الْمُجَاهِدِينَ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلاًّ وَعَدَ اللّهُ الْحُسْنَى وَفَضَّلَ اللّهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
Lâ yestevîl kâıdûne minel mu’minîne gayru ulîd darari vel mucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlihim ve enfusihim. Faddalallâhul mucâhidîne bi emvâlihim ve enfusihim alâl kâidîne dereceh(dereceten). Ve kullen vaadallâhul husnâ. Ve faddalallâhul mucâhidîne alâl kâıdîne ecran azîmâ(azîmen).
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
cihad
ج ه دCH!D
Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah yolunda muharebe. Din için çalışmak.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Derece
د ر جDRC
Yukarıya çıkacak basamak. Tam bir dairenin bölündüğü 360 kısmın her biri. Termometrenin bölündüğü kısımların her biri. Mertebe, paye. Miktar, rütbe.
Çğl.Derecât
Aynı kökten:Derc Derece Derecât İstidrac Müdrec Münderic Mütederric Tederrüc Tedric Tedricen Tedricî Tedriciyye
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar Ücret İcar İcare İcarat İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
istiva
س و يSVY
Müsavi oluş. Temasül. İ'tidal, istikamet ve karar. Kemalin sâbit olması. Kaba kuşluk zamanı. Yükselmek, yüksek olmak. Üstün olmak. İstila eylemek.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
4. NİSA / 103
Siz salat kaza ederken, artık, kıyamda ve kuudda ve cenbleriniz üzre ALLAH'ı zikir edin... ve ardından, itminan olduğunuzda, artık salatı ikame edin.
Muhakkak salat, mevkut kitabta, mü'minler üzredir.
K:D:Y S:LV Z!KR K:VM K:A:D CNB T:MN K:VM S:LV S:LV KVN eMN KTB VK:T .mid605.ss4.as103.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf94.sure.4.xx*3xxxsalatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-kıyam#||#k:vm-ikame-i salat#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#z!kr-zikir#||#t:mn-itminan#||#k:a:d-kuud#||#cnb-cenb#||#k:d:y-kaza#||#vk:t-mevkut#x#K:D:Y#||#S:LV#||#Z!KR#||#K:VM#||#K:A:D#||#CNB#||#T:MN#||#K:VM#||#S:LV#||#S:LV#||#KVN#||#eMN#||#KTB#||#VK:T#||#k:vm-kıyam#||#k:vm-ikame-i salat#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#z!kr-zikir#||#t:mn-itminan#||#k:a:d-kuud#||#cnb-cenb#||#k:d:y-kaza#||#vk:t-mevkut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَإِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَاذْكُرُواْ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِكُمْ فَإِذَا اطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا
Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
itminan
ط م نT:MN
Emniyet içinde olmak. İnanmak. Mutlak olarak bilmek. Kararlılık.
Aynı kökten:itminan mutmain Tamn Tatmin Tuma'nine
Mevkut
و ق تVK:T
Vakitli. Vakti belli olan. Mahdud ve muayyen olmuş vakit.
Aynı kökten:Mevkut Mevkute Mikat mevakit Tevkit Vakt Vakit Evkat
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Diyanet Meali:
Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
4. NİSA / 140
"ALLAH'ın ayetleri hakkında, onlara küfür edildiğini ve onlarla istihza edildiğini işittiğinizde, gayrısında bir hadise havz oluncaya kadar, artık onlarla beraber kuud etmeyin!
Yoksa onların mislinde olursunuz!" diye size kitab'ta inzal etmişti.
Muhakkak ki ALLAH, münafıkları ve kafirleri, cemian cehenneme cem edecektir.
Ahiret NZL KTB SMA: eYY KFR H!Ze K:A:D H:VD: HDS! G:YR MS!L CMA: NFK: KFR CHNM CMA: .mid646.ss4.as140.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf99.sure.4.xxxAhiretxxcehennemxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#sma:-semi#||#eyy-ayet#||#cma:-cemian#||#kfr-kafir#||#nzl-inzal#||#h!ze-istihza#||#nfk:-münafık#||#ms!l-misl#||#hds!-hadis#||#chnm-cehennem#||#k:a:d-kuud#||#h:vd:-havz#x#NZL#||#KTB#||#SMA:#||#eYY#||#KFR#||#H!Ze#||#K:A:D#||#H:VD:#||#HDS!#||#G:YR#||#MS!L#||#CMA:#||#NFK:#||#KFR#||#CHNM#||#CMA:#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#sma:-semi#||#eyy-ayet#||#cma:-cemian#||#kfr-kafir#||#nzl-inzal#||#h!ze-istihza#||#nfk:-münafık#||#ms!l-misl#||#hds!-hadis#||#chnm-cehennem#||#k:a:d-kuud#||#h:vd:-havz#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ آيَاتِ اللّهِ يُكَفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلاَ تَقْعُدُواْ مَعَهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ اللّهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا
Ve kad nezzele aleykum fîl kitâbi en izâ semi’tum âyâtillâhi yukferu bihâ ve yustehzeu bihâ fe lâ tak’udû meahum hattâ yehûdû fî hadîsin gayrihî, innekum izen misluhum. İnnallâhe câmiul munâfikîne vel kâfirîne fî cehenneme cemîâ(cemîan).
cehennem
ج ه ن مCHNM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik. // Tevratta geçen, İbranice “ge-hinnom” kelimesinden gözyaşı vadisi anlamında kelime.
Aynı kökten:cehennem cehnam Cihnam
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
istihza
ه ز اH!Ze
Alay etmek, birisi ile eğlenmek. Birisini gülünç duruma düşürmek, maskara etmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Havz
خ و ضH:VD:
Suya girme. Sakınılacak işe girişmek. Başlamak.
Aynı kökten:Havz Tahviz
Hadîs
ح د ثHDS!
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
misl
misil
م ث لMS!L
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
münafık
ن ف قNFK:
İki yüzlü, araya nifak sokan. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan.
Çğl.Münafıkîn
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Diyanet Meali:
Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
5. MAİDE / 24
Dediler ki: "Ey Musa!
Onlar orada daim oldukça, biz oraya ebediyyen dahil olmayız. Sen ve Rabbin zehab edin… ve ardından kıtal edin.
Muhakkak biz, burada kaid olacağız."
Musa Kıssası.09 K:VL MVS DH:L eBD DVM Z!H!B RBB K:TL K:A:D .mid711.ss5.as24.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf111.sure.5.xxxMusa Kıssası.09xkissa.021x#k:tl-kıtal#||#rbb-rabb#||#dh:l-dahil#||#ebd-ebed#||#z!h!b-zehab#||#k:a:d-kaid#||#dvm-daim#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MVS#||#DH:L#||#eBD#||#DVM#||#Z!H!B#||#RBB#||#K:TL#||#K:A:D#||#k:tl-kıtal#||#rbb-rabb#||#dh:l-dahil#||#ebd-ebed#||#z!h!b-zehab#||#k:a:d-kaid#||#dvm-daim#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالُواْ يَا مُوسَى إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا أَبَدًا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَاذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ
Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdûn(kâıdûne).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Daim
د و مDVM
Devam eden.
Aynı kökten:Daim Daima Daimî Devam Deymumet Deymumî İdame İdman İstidame Müdam Müdavemet Müdavim Müdavimîn Müdmin Müstedam Müstedîm
ebed
ا ب دeBD
Ebedîlik. Zevalsizlik. Sonu olmamak.
Çğl.Ubud
Aynı kökten:ebed Ubud ebeden Ebedâ Ebedî Ebediyyen müebbed Te'bid Te'bidât
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
zehab
ذ ه بZ!H!B
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
6. ENAM / 68
Ayetlerimiz hakkında havz olanları gördüğünde, gayrı hadise havz oluncaya kadar, onlardan iraz et.
Eğer şeytan sana unutturursa, artık zikir ettikten sonra, zalimler kavmiyle beraber kuud etme.
Şeytan ReY H:VD: eYY A:RD: H:VD: HDS! G:YR NSY ŞT:N K:A:D BA:D Z!KR K:VM Z:LM .mid895.ss6.as68.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs7.syf134.sure.6.xxxŞeytanxxŞeytanxxxxemirxxyasakxxx#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#z:lm-zalim#||#nsy-nisyan#||#k:a:d-kuud#||#z!kr-zikir#||#hds!-hadis#||#h:vd:-havz#||#a:rd:-iraz#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#H:VD:#||#eYY#||#A:RD:#||#H:VD:#||#HDS!#||#G:YR#||#NSY#||#ŞT:N#||#K:A:D#||#BA:D#||#Z!KR#||#K:VM#||#Z:LM#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#z:lm-zalim#||#nsy-nisyan#||#k:a:d-kuud#||#z!kr-zikir#||#hds!-hadis#||#h:vd:-havz#||#a:rd:-iraz#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذَا رَأَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِي آيَاتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلاَ تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرَى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Ve izâ reeytellezîne yahûdûne fî âyâtinâ fe a’rıd anhum hattâ yahûdû fî hadîsin gayrih(gayrihî), ve immâ yunsiyennekeş şeytânu fe lâ tak’ud ba’dez zikrâ meal kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Havz
خ و ضH:VD:
Suya girme. Sakınılacak işe girişmek. Başlamak.
Aynı kökten:Havz Tahviz
Hadîs
ح د ثHDS!
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.
7. ARAF / 16
Dedi ki:
"Artık bana gavayet ettiğin şey ile... SEN'in onlara sırat-ı mustakimine elbette kuud ederim."
Adem Kıssası.3Şeytan K:VL G:VY K:A:D S:RT: K:VM .mid1020.ss7.as16.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf151.sure.7.xxxAdem Kıssası.3xŞeytanxxŞeytanxsırat-ı mustakimxxkissa.029x#k:vm-mustakim#||#s:rt:-sırat#||#g:vy-gavayet#||#k:a:d-kuud#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#G:VY#||#K:A:D#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#s:rt:-sırat#||#g:vy-gavayet#||#k:a:d-kuud#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ
Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
Gavayet
غ و يG:VY
Dalâlete düşme, hak yoldan sapma. Azgınlık.
Aynı kökten:Gavayet Gavî Gavun Guvat Gaviyy Gaviyye Gavaya Gayy Gayya
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Diyanet Meali:
Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”
7. ARAF / 86
"Vaad ederek ve kendisine iman edenleri ALLAH'ın sebilinen sadd ederek ve ivec olmayı ibtiga ederek, bütün sıratlara kuud etmeyin.
Zikir edin!... Siz az idiniz ve ardından O, sizi çoğalttı!
Nazar edin!... müfsidlerin akibeti nasıl oldu!"
Şuayb - Eyke Ashabı Kıssası.1 K:A:D KLL S:RT: VA:D S:DD SBL eMN BG:Y A:VC Z!KR KVN K:LL KS!R NZ:R KYF KVN A:K:B FSD .mid1097.ss7.as86.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf160.sure.7.xxxŞuayb - Eyke Ashabı Kıssası.1xximanxxkissa.034xxxemirxxyasakxxx#kll-külli#||#kll-kalil#||#kyf-keyfe#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#va:d-vaad#||#ks!r-kesir#||#s:rt:-sırat#||#bg:y-ibtiga#||#k:a:d-kuud#||#fsd-müfsid#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#z!kr-zikir#||#s:dd-sadd#||#a:vc-ivec#||#kvn-xxoxx#x#K:A:D#||#KLL#||#S:RT:#||#VA:D#||#S:DD#||#SBL#||#eMN#||#BG:Y#||#A:VC#||#Z!KR#||#KVN#||#K:LL#||#KS!R#||#NZ:R#||#KYF#||#KVN#||#A:K:B#||#FSD#||#kll-külli#||#kll-kalil#||#kyf-keyfe#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#va:d-vaad#||#ks!r-kesir#||#s:rt:-sırat#||#bg:y-ibtiga#||#k:a:d-kuud#||#fsd-müfsid#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#z!kr-zikir#||#s:dd-sadd#||#a:vc-ivec#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلاَ تَقْعُدُواْ بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللّهِ مَنْ آمَنَ بِهِ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاذْكُرُواْ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلاً فَكَثَّرَكُمْ وَانظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ
Ve lâ tak’udû bikulli sırâtın tû’ıdûne ve tasuddûne an sebîlillâhi men âmene bihî ve tebgûnehâ ivecen vezkurû iz kuntum kalîlen fe kesserekum vanzurû keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).
Âkibe
Âkibet
ع ق بA:K:B
Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
İvec
ıvec
ع و جA:VC
Eğrilik, çarpıklık, yanlışlık. Şaşı. Yay.
Dşl.Avca
Aynı kökten:A'vec İvec ıvec Avca Muavvec Müteavvic Taavvüc Taavvücât
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Kesir
ك ث رKS!R
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Diyanet Meali:
“Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?”
9. TEVBE / 5
Haram aylar selh olunca, müşriklere nerede vecd olursanız
• katl edin
• ve ahz edin
• ve hasr edin
• ve onlar için bütün rasad yerlerinde kuud edin.
Ardından eğer...
• tevbe ederlerse
• ve salat ikame ederlerse
• ve zekat verirlerse... artık sebillerine hali bırakın.
Muhakkak ki ALLAH, gafurdur, rahimdir.
Esma-ül Hüsna SLH: ŞH!R HRM K:TL ŞRK HYS! VCD eH:Z! HS:R K:A:D KLL RS:D TVB K:VM S:LV eTY ZKV H:LV SBL G:FR RHM .mid1320.ss9.as5.ssTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf186.sure.9.xxxEsma-ül Hüsnaxxsalatxzekatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-ikame-i salat#||#k:tl-katl#||#kll-külli#||#hys!-haysü#||#sbl-sebil#||#rhm-rahim#||#şh!r-şehr#||#vcd-vecd#||#tvb-tevbe#||#hs:r-hasr#||#rs:d-rasad#||#k:a:d-kuud#||#h:lv-hali#||#g:fr-gafur#||#eh:z!-ahz#||#hrm-haram ay#||#zkv-zekat#||#slh:-selh#||#şrk-müşrik#||#ety-xxoxx#x#SLH:#||#ŞH!R#||#HRM#||#K:TL#||#ŞRK#||#HYS!#||#VCD#||#eH:Z!#||#HS:R#||#K:A:D#||#KLL#||#RS:D#||#TVB#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#H:LV#||#SBL#||#G:FR#||#RHM#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:tl-katl#||#kll-külli#||#hys!-haysü#||#sbl-sebil#||#rhm-rahim#||#şh!r-şehr#||#vcd-vecd#||#tvb-tevbe#||#hs:r-hasr#||#rs:d-rasad#||#k:a:d-kuud#||#h:lv-hali#||#g:fr-gafur#||#eh:z!-ahz#||#hrm-haram ay#||#zkv-zekat#||#slh:-selh#||#şrk-müşrik#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَإِذَا انسَلَخَ الأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُواْ الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُواْ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَآتَوُاْ الزَّكَاةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Fe izenselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak'udû lehum kulle marsad (marsadin), fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hali
خ ل وH:LV
Tenhâ. Boş. Sahipsiz. Issız. İçinde bir şey olmama. Gelip geçmiş olma. Boşa çıkmış olma. Devri geçmiş olma.
Çğl.Ahliya
Aynı kökten:Halâ' Halevat Hali Ahliya Haliyen Haliyye Halle halvet Hilv Hulüv Hulu Ihla' İhla Tahalli Tahliye Tehi
haram ay
Eşhür-ül Hurum
ح ر مHRM
Savaşın yasak olduğu aylar: Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep.
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Hasr
ح ص رHS:R
Kısıtlamak. Sarmak. Bir şeyin içine alma. Yalnız bir şeye mahsus kılma. Bir çember içine almak. Etrafını çitle çevirme, sınırlama Askerle etrafını kuşatmak. Sıkıştırma. Kısaltma. Okurken tutulup kalmak. Vakfetmek. Zaman ayırmak.
Aynı kökten:Hasır Hasîr Hasr Hasur Hisar İhsar İnhisar Muhasara Muhasır Muhasırîn Muhasırûn Münhasır Münhasıran Mütehassir
haysü
ح ي ثHYS!
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Rasad
ر ص دRS:D
Gözetlemek, beklemek, pusuda olmak.
Aynı kökten:İrsad Mirsad Mersad Merasid Murasade Rasad Tarassud
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Selh
س ل خSLH:
Soyma, deri soymak. Her ayın son günü. Bir yerden bir şeyi çıkarmak.
Aynı kökten:İnsilah Münselih Selh Selha Sellah Teslih
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
şehr
ش ه رŞH!R
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
müşrik
ش ر كŞRK
Allah'a ortak kabul eden, şirk işleyen. Allah'tan başkasına ibadet eden.
Çğl.Müşrikîn
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik Şüreka şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
9. TEVBE / 46
Şayet huruc olmayı irade etselerdi, ona iddet ile elbette idad ederlerdi.
Fakat ALLAH, onların baas olmalarını kerih gördü ve ardından onları engelledi. Onlara "Kaid olanlarla beraber kaid olun!" denildi.
RVD H:RC A:DD A:DD KRH! BA:S! S!BT: K:VL K:A:D K:A:D .mid1367.ss9.as46.ssTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf193.sure.9.xxxxxcihadxx#rvd-irade#||#krh!-kerih#||#k:a:d-kaid#||#a:dd-iddet#||#a:dd-idad#||#ba:s!-baas#||#h:rc-huruc#||#s!bt:-xoxox#||#k:vl-xxoxx#x#RVD#||#H:RC#||#A:DD#||#A:DD#||#KRH!#||#BA:S!#||#S!BT:#||#K:VL#||#K:A:D#||#K:A:D#||#rvd-irade#||#krh!-kerih#||#k:a:d-kaid#||#a:dd-iddet#||#a:dd-idad#||#ba:s!-baas#||#h:rc-huruc#||#s!bt:-xoxox#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلَوْ أَرَادُواْ الْخُرُوجَ لأَعَدُّواْ لَهُ عُدَّةً وَلَكِن كَرِهَ اللّهُ انبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ اقْعُدُواْ مَعَ الْقَاعِدِينَ
Ve lev erâdûl hurûce le eaddû lehû uddeten ve lâkin kerihallâhunbiâsehum fe sebbetahum ve kîlak'udû meal kâidîn (kâidîne).
İdad
ع د دA:DD
İnce ince hesab ederek hazırlamak. Saymak. Sayı. Hesab etmek. Ölüm vakti. Fark. Vergi. Bahşiş. Küfüv. Denk, hemtâ. Delilik emâresi. Parmakla hesab etmek.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
İddet
ع د دA:DD
Miktar, adet, sayı. Hesablanmış zaman. Bekleme süresi. Sayılmış. Madud. Cemaat. Hıfz.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
Ba's
Bais
ب ع ثBA:S!
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
huruc
خ ر جH:RC
Çıkma. Dışarı çıkma, çıkış. Açığa çıkma. Yukarı çıkma, yükselme. Ayaklanma, isyan etmek.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kerih
ك ر هKRH!
İğrenç, tiksindirici. Muharebe ve cenkte olan şiddet. Pis, çirkin, fena şey. Nefse kerahetlik vercek kabahat.
Aynı kökten:Ekreh İkrah İkrahen İstikrah Kerahe Kerâhiye Kerâhet Keraheten Kerahiyyet Kerh Kerih Kerihe Kerâih Kerihet Mekruh Mekruhat Mekruha Mekruhiyet Mükrih Müstekrih Mütekerrih Tekerrüh
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
xoxox
ث ب طS!BT:
birini duraklatmak, geri tutmak, engellemek
Aynı kökten:xoxox
Diyanet Meali:
Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, “Oturun, oturan âcizlerle beraber” denildi.
9. TEVBE / 81
ALLAH Rasulünün hilafında muhalif olarak, kaid oldukları şey ile ifrah oldular. ALLAH sebilinde malları ve nefsleri ile cihad etmek onlara kerih geldi.
"Bu harrda nefr etmeyin" dediler.
De ki:
"Cehennemin narının harrı daha şedidtir."
Keşke fıkh etmiş olsalardı.
FRH H:LF K:A:D H:LF RSL KRH! CH!D MVL NFS SBL K:VL NFR HRR K:VL NVR CHNM ŞDD HRR KVN FK:H! .mid1406.ss9.as81.ssTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf199.sure.9.xxxxxcehennemxrasulxcihadxxxxibadetxxx#mvl-mal#||#h:lf-hilaf#||#h:lf-muhalif#||#şdd-şedid#||#sbl-sebil#||#nfs-enfüs#||#krh!-kerih#||#hrr-harr#||#nfr-nefr#||#fk:h!-fıkh#||#chnm-cehennem#||#rsl-rasul#||#ch!d-cihad#||#k:a:d-kaid#||#nvr-nar#||#frh-ifrah#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#FRH#||#H:LF#||#K:A:D#||#H:LF#||#RSL#||#KRH!#||#CH!D#||#MVL#||#NFS#||#SBL#||#K:VL#||#NFR#||#HRR#||#K:VL#||#NVR#||#CHNM#||#ŞDD#||#HRR#||#KVN#||#FK:H!#||#mvl-mal#||#h:lf-hilaf#||#h:lf-muhalif#||#şdd-şedid#||#sbl-sebil#||#nfs-enfüs#||#krh!-kerih#||#hrr-harr#||#nfr-nefr#||#fk:h!-fıkh#||#chnm-cehennem#||#rsl-rasul#||#ch!d-cihad#||#k:a:d-kaid#||#nvr-nar#||#frh-ifrah#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللّهِ وَكَرِهُواْ أَن يُجَاهِدُواْ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَقَالُواْ لاَ تَنفِرُواْ فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ
Ferihal muhallefûne bi mak’adihim hılâfe resûlillâhi ve kerihûen yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve kâlû lâ tenfirû fîl harr(harri), kul nâru cehennemeeşeddu harrâ(harren), lev kânû yefkahûn(yefkahûne).
cihad
ج ه دCH!D
Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah yolunda muharebe. Din için çalışmak.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
cehennem
ج ه ن مCHNM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik. // Tevratta geçen, İbranice “ge-hinnom” kelimesinden gözyaşı vadisi anlamında kelime.
Aynı kökten:cehennem cehnam Cihnam
Fıkh
Fıkıh
ف ق هFK:H!
Derin ve ince anlayış. Bilmek, anlamak. Kapalı bir şeyin hakikatına nazarı infaz edebilmek. Kendisine hüküm taalluk eden hafi bir mânaya muttali' olmak. Ist: İslâm Hukuku.
Aynı kökten:Fakahet Fakih Fukaha Fıkh Fıkıh Mütefakkıh Mütefakkıhin Tefekkuh Tefkih
İfrah
ف ر حFRH
Ferahlandırmak. Memnun etmek. Belirsiz bir şeyi belirtme. Şübhe ve tereddütü giderme. (Kuş) yavrulama. (Tohum) yeşerme.
Aynı kökten:Efran Ferah Ferhan Ferâhî Ferih Ferihan Fârihan İfrah Müfterih Müteferrih Teferruh
Hilaf
خ ل فH:LF
Ters, karşı, zıd. Karşı koymak. Muhalefet etmek.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
muhalif
خ ل فH:LF
Uymayan. Birbirine benzemiyen. Birbirine zıt olan. Başka şekilde düşünen. Karşı duran.
Çğl.Muhalifîn
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Harr
ح ر رHRR
Hararet, sıcaklık. Sıcak.
Aynı kökten:hararet harir hariri Harr harran Harrare hürr hürre hürriyet muharrer tahrir
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kerih
ك ر هKRH!
İğrenç, tiksindirici. Muharebe ve cenkte olan şiddet. Pis, çirkin, fena şey. Nefse kerahetlik vercek kabahat.
Aynı kökten:Ekreh İkrah İkrahen İstikrah Kerahe Kerâhiye Kerâhet Keraheten Kerahiyyet Kerh Kerih Kerihe Kerâih Kerihet Mekruh Mekruhat Mekruha Mekruhiyet Mükrih Müstekrih Mütekerrih Tekerrüh
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Nefr
ن ف رNFR
Heyecan verici bir emirden dolayı bir yerden bir yere fırlayıp çıkmak. Düşmana karşı gaza için fırlayıp çıkmak.
Aynı kökten:İstinfar Müstenfir Nefer Nefir Enfar Nefr Nefret Nefrin Nüfur Tenfir
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.
9. TEVBE / 83
Artık eğer ALLAH seni onlardan bir taifeye rücu ederse ve ardından huruc etmek için senden izin isterlerse, de ki:
"Siz benimle beraber ebediyyen ihrac olmayacaksınız. Benimle beraber düşmanla kıtal etmeyeceksiniz. Muhakkak siz, kuud etmeye evvel merrede razı olmuştunuz. Artık half olanlarla beraber kuud edin!"
RCA: T:VF eZ!N H:RC K:VL H:RC eBD K:TL A:DV RD:V K:A:D eVL MRR K:A:D H:LF .mid1408.ss9.as83.ssTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf199.sure.9.xxxx#evl-evvel#||#k:tl-kıtal#||#h:lf-half#||#a:dv-adüvv#||#ebd-ebed#||#mrr-merre#||#t:vf-taife#||#rca:-rücu#||#k:a:d-kuud#||#ez!n-izin#||#h:rc-huruc#||#h:rc-ihrac#||#rd:v-radi#||#k:vl-xxoxx#x#RCA:#||#T:VF#||#eZ!N#||#H:RC#||#K:VL#||#H:RC#||#eBD#||#K:TL#||#A:DV#||#RD:V#||#K:A:D#||#eVL#||#MRR#||#K:A:D#||#H:LF#||#evl-evvel#||#k:tl-kıtal#||#h:lf-half#||#a:dv-adüvv#||#ebd-ebed#||#mrr-merre#||#t:vf-taife#||#rca:-rücu#||#k:a:d-kuud#||#ez!n-izin#||#h:rc-huruc#||#h:rc-ihrac#||#rd:v-radi#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَإِن رَّجَعَكَ اللّهُ إِلَى طَآئِفَةٍ مِّنْهُمْ فَاسْتَأْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُواْ مَعِيَ أَبَدًا وَلَن تُقَاتِلُواْ مَعِيَ عَدُوًّا إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِالْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُواْ مَعَ الْخَالِفِينَ
Fe in receakallâhu ilâ tâifetin minhum feste’zenûke lil hurûci fe kul len tahrucû maiye ebeden ve len tukâtilû maiye aduvv(aduvven), innekumradîtum bil ku’ûdi evvele merretin fak’udû meal hâlifîn(hâlifîne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
ebed
ا ب دeBD
Ebedîlik. Zevalsizlik. Sonu olmamak.
Çğl.Ubud
Aynı kökten:ebed Ubud ebeden Ebedâ Ebedî Ebediyyen müebbed Te'bid Te'bidât
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
huruc
خ ر جH:RC
Çıkma. Dışarı çıkma, çıkış. Açığa çıkma. Yukarı çıkma, yükselme. Ayaklanma, isyan etmek.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
radi
Râdiye
ر ض وRD:V
Razı olan, rıza gösteren, itaat eden.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Taife
ط و فT:VF
Hususi bir sınıf meydana getiren insanlar. Kavim, kabile. Takım.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Diyanet Meali:
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.”
9. TEVBE / 86
ALLAH'a iman edin ve Rasulü ile cihad edin diye sure inzal edildiğinde, onlardan tavl sahibi olanlar senden izin istediler ve dediler ki:
"Bizi vezr et, kaid olanlarla beraber olalım."
NZL SVR eMN CH!D RSL eZ!N eVL T:VL K:VL VZ!R KVN K:A:D .mid1411.ss9.as86.ssTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf199.sure.9.xxxxxrasulxcihadximanxx#evl-uli#||#emn-iman#||#vz!r-vezr#||#k:a:d-kaid#||#nzl-inzal#||#rsl-rasul#||#ch!d-cihad#||#t:vl-tavl#||#svr-sure#||#ez!n-izin#||#vz!r-vezr#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#NZL#||#SVR#||#eMN#||#CH!D#||#RSL#||#eZ!N#||#eVL#||#T:VL#||#K:VL#||#VZ!R#||#KVN#||#K:A:D#||#evl-uli#||#emn-iman#||#vz!r-vezr#||#k:a:d-kaid#||#nzl-inzal#||#rsl-rasul#||#ch!d-cihad#||#t:vl-tavl#||#svr-sure#||#ez!n-izin#||#vz!r-vezr#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَجَاهِدُواْ مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ أُوْلُواْ الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُواْ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ الْقَاعِدِينَ
Ve izâ unzilet sûretun en âminû billâhi ve câhidû mearesûlihiste’zeneke ulût tavli minhum ve kâlûzernâ nekun meal kâ’ıdîn(kâ’ıdîne).
cihad
ج ه دCH!D
Düşman ile muharebe. İlim ve imanla, sözle, fiile, mal ve canla bütün kuvvetini sarf etmek. Allah yolunda muharebe. Din için çalışmak.
Aynı kökten:Cahid Cehad Cehd cihad Cühd İchad İctihad İctihadât Mechud Mücahede Mücahedât Mücahid Mücahidîn Müctehid Tecahüd
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sure
س و رSVR
Sure. Derece. Menzil. Şeref, şan. Güzel bina, sur. Refi. Alamet
Çğl.suver
Aynı kökten:müsevver Müsevvere Sivar Esvire Esâvir Suur Sur sure suver Tesevvür
tul
Tavl
ط و لT:VL
Boy. Uzunluk. Ömür ve hayat. Uzamak. Zaman çokluğu. Çokluk, bolluk.
Aynı kökten:atvel istitale Mattal Mattâle Mıtla Metâli mustatil mutavele tavil tetavül tul Tavl tula
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
“Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler.
9. TEVBE / 90
Arablarından muazzir olanlar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. ALLAH'a ve Rasulüne kizb edenler kuud ettiler. Onlardan kafir olanlara elim azab isabet edecektir.
Arap CYe A:Z!R A:RB eZ!N K:A:D KZ!B RSL S:VB KFR A:Z!B eLM .mid1416.ss9.as90.ssTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf200.sure.9.xxxArapxxrasulxx#a:rb-earab#||#elm-elim#||#a:z!b-azab#||#s:vb-isabet#||#kfr-kafir#||#rsl-rasul#||#kz!b-kizb#||#k:a:d-kuud#||#ez!n-izin#||#a:z!r-muazzir#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#A:Z!R#||#A:RB#||#eZ!N#||#K:A:D#||#KZ!B#||#RSL#||#S:VB#||#KFR#||#A:Z!B#||#eLM#||#a:rb-earab#||#elm-elim#||#a:z!b-azab#||#s:vb-isabet#||#kfr-kafir#||#rsl-rasul#||#kz!b-kizb#||#k:a:d-kuud#||#ez!n-izin#||#a:z!r-muazzir#||#cye-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَجَاء الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذِينَ كَذَبُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ve câel muazzirûne minel a’râbi lî yu’zene lehum ve ka’adellezîne kezebûllâhe ve resûleh(resûlehu), se yusîbullezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).
Earab
E'rab
ع ر بA:RB
Aşiret. / Şam, Hicaz, Irak, Yemen, Mısır ve Afrika'nın kuzeyinde yaşayan, (çölde yaşamayan, şehirde yaşayan) Sami ırktan bir topluma Arab denir. Arabların çölde yaşayanları (bedevi) ise A'rab veya Earab şeklinde ifade edilir.
Çğl.Urban
Aynı kökten:Arab Arabiyye Arub Urb Urub Arube Earab E'rab Urban İ'rab İrabe İrabet İrb İrbe Ârâb İsti'rab İstirabe Muarreb Müsta'rib Mütearribe Taarrüb Urba Urbun
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Muazzir
ع ذ رA:Z!R
Ta'zir eden, sahte özür süren.
Aynı kökten:Azir İsti'zar İ'tizar Ma'zeret Ma'zire Meâzir Muazere Muazzir Mutezir Müteazzir Özür E'zar Taazzür Ta'zir Ta'zirat
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
Diyanet Meali:
Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
10. YUNUS / 12
İnsana darr mess olduğunda;
• cenbinde...
• veya kaid olarak...
• veya kaim olarak...
BİZ'i davet eder.
Ardından... kendisinden o darrı keşf ettiğimizde... kendisine dokunmuş o darr üzre BİZ'i davet etmemiş gibi... merr eder.
Böyledir!...
Amel etmiş oldukları şeyler, müsrifler için ziynetlemiştir.
MSS eNS D:RR DA:V CNB K:A:D K:VM KŞF D:RR MRR DA:V D:RR MSS ZYN SRF KVN A:ML .mid1471.ss10.as12.ssYUNUS.ns51.nyMEKKE.cs11.syf208.sure.10.xxxxxinsanxx#da:v-davet#||#k:vm-kaim#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#ens-insan#||#k:a:d-kaid#||#mrr-merr#||#kşf-keşf#||#cnb-cenb#||#srf-müsrif#||#kvn-xxoxx#x#MSS#||#eNS#||#D:RR#||#DA:V#||#CNB#||#K:A:D#||#K:VM#||#KŞF#||#D:RR#||#MRR#||#DA:V#||#D:RR#||#MSS#||#ZYN#||#SRF#||#KVN#||#A:ML#||#da:v-davet#||#k:vm-kaim#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#ens-insan#||#k:a:d-kaid#||#mrr-merr#||#kşf-keşf#||#cnb-cenb#||#srf-müsrif#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذَا مَسَّ الإِنسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنبِهِ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَا إِلَى ضُرٍّ مَّسَّهُ كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrehu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messeh(messehu), kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
Merr
م ر رMRR
Geçmek. Mürur etmek. İp. Bel dedikleri âlet. Demir külünk. Bir hareketin bir defa olması.
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
müsrif
س ر فSRF
Boş yere malını harcayan, tutumsuz. Allah'ın razı olmayacağı şeylere parasını, malını ve zamanını harcayan.
Aynı kökten:israf İsrafat israfil müsrif
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
16. NAHL / 26
Onların öncesinden olanlar mekr etmişlerdi.
Ardından ALLAH, binalarını kaidelerinden yıktı ve ardından fevklerinde ki sakf, üzerlerine harra oldu. Onların şuurunda olmayan yerden, onlara azab geliverdi.
Ahiret MKR K:BL eTY BNY K:A:D H:RR SK:F FVK: eTY A:Z!B HYS! ŞA:R .mid2056.ss16.as26.ssNAHL.ns70.nyMEKKE.cs14.syf268.sure.16.xxxAhiretx#k:bl-kabl#||#bny-bünyan#||#hys!-haysü#||#a:z!b-azab#||#sk:f-sakf#||#h:rr-harra#||#şa:r-şuur#||#mkr-mekr#||#k:a:d-kaide#||#fvk:-fevk#||#ety-xxoxx#x#MKR#||#K:BL#||#eTY#||#BNY#||#K:A:D#||#H:RR#||#SK:F#||#FVK:#||#eTY#||#A:Z!B#||#HYS!#||#ŞA:R#||#k:bl-kabl#||#bny-bünyan#||#hys!-haysü#||#a:z!b-azab#||#sk:f-sakf#||#h:rr-harra#||#şa:r-şuur#||#mkr-mekr#||#k:a:d-kaide#||#fvk:-fevk#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَدْ مَكَرَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَى اللّهُ بُنْيَانَهُم مِّنَ الْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ السَّقْفُ مِن فَوْقِهِمْ وَأَتَاهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لاَ يَشْعُرُونَ
Kad mekerellezîne min kablihim fe etallâhu bunyânehum minel kavâıdi fe harre aleyhimus sakfu min fevkıhim ve etâhumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
bünyan
ب ن يBNY
Yapı. Bina. Duvar. / Esas. / Yapı yapmak. / Boy, pos, bünye.
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
harra
خ ر رH:RR
Yere kapanmak, düşmek. Yüksekten aşağı düşmek.
Aynı kökten:harra hurur
haysü
ح ي ثHYS!
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
Kaide
ق ع دK:A:D
Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. Dip taraf. Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
Çğl.Kavaid
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Mekr
Mekir
م ك رMKR
Hile. Aldatma. Oyun. Düzen. (Birisinin kötü veya iyi hâllerini öğrenmek veya kötülüğe sevketmek ya da gayesinden alıkoymak için yapılır.)
Çğl.Mükur
Aynı kökten:İmtikâr Makir Mekkâr Mekkârî Mekr Mekir Mükur Mümakere
Sakf
س ق فSK:F
Dam, çatı, tavan. Asuman, gökyüzü. Hızla almak. Sür'atle ahzetmek. Sakf-ı Muallâ: Yüksek gökyüzü.
Aynı kökten:Sakf
şuur
ش ع رŞA:R
Bir şeyi tanıma. İncelikleri idrak etme. Belirti, işaret (üstünlük içerir). Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Kendi varlığından haberi olma. Bir şeyi hoşça tanıma. İnceliklerini iyice idrak etme.
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
Diyanet Meali:
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
17. İSRA / 22
ALLAH ile beraber başka bir ilah kılma!
Yoksa… mezmum ve mahzul olarak kuud eder kalırsın!
CA:L eLH! eH:R K:A:D Z!MM H:Z!L .mid2192.ss17.as22.ssİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf283.sure.17.xxxxxxemirxxyasakxxx#elh!-ilah#||#eh:r-ahar#||#k:a:d-kuud#||#z!mm-mezmum#||#h:z!l-mahzul#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#eLH!#||#eH:R#||#K:A:D#||#Z!MM#||#H:Z!L#||#elh!-ilah#||#eh:r-ahar#||#k:a:d-kuud#||#z!mm-mezmum#||#h:z!l-mahzul#||#ca:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لاَّ تَجْعَل مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولاً
Lâ tec’al meallâhi ilâhen âhare fe tak’ude mezmûmen mahzûlâ(mahzûlen).
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ilah
ا ل هeLH!
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
mahzul
خ ذ لH:Z!L
Hakir. Kıymetsiz. Perişan. Hor. Rüsvay.
Aynı kökten:hazul mahzul
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Mezmum
ذ م مZ!MM
Zemmolunmuş. Makbul olmıyarak ayıplanmış. Kötü.
Aynı kökten:İstizmam İzmam Mezamm Mezemmet Mezmum Müzemm Müzemmem Tezemmüm Tezmim Zemm Zümum Zemmâm Zimam Zemam Zimmet Zimem Zimmî
Diyanet Meali:
Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.
17. İSRA / 29
Elini unkuna maglul kılma!... ve de külliyen bastını bast etme!
Yoksa, levm edilmiş ve mahsur olarak kuud edersin.
CA:L YDY G:LL A:NK: BST: KLL BST: K:A:D LVM HSR .mid2199.ss17.as29.ssİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf284.sure.17.xxxxxxemirxxyasakxxx#kll-külli#||#ydy-yed#||#a:nk:-unk#||#bst:-bast#||#g:ll-maglul#||#k:a:d-kuud#||#lvm-levm#||#hsr-mahsur#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#YDY#||#G:LL#||#A:NK:#||#BST:#||#KLL#||#BST:#||#K:A:D#||#LVM#||#HSR#||#kll-külli#||#ydy-yed#||#a:nk:-unk#||#bst:-bast#||#g:ll-maglul#||#k:a:d-kuud#||#lvm-levm#||#hsr-mahsur#||#ca:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
Ve lâ tec’al yedeke maglûleten ilâ unukıke ve lâ tebsuthâ kullel bastı fe tak’ude melûmen mahsûrâ(mahsûren).
Unk
ع ن قA:NK:
Boyun, gerdanlık, gerdan.
Çğl.A'nâk
Aynı kökten:İ'tinak Muanik Ta'nik Unk A'nâk
Bast
ب س طBST:
Genişlemek, açmak, yaymak. Bir şeye el uzatmak. Sevindirmek. Bir mecliste haya sebebiyle olan sıkılmanın gitmesiyle açılmak. Özür kabul etmek. Kaplamak.
Aynı kökten:Bâsıt Basit Besait Bast Best Bisat Büsüt Bist İnbisat Mebsut Münbasit Mütebassıt
Maglul
Meglul
غ ل لG:LL
Susuz kalmış. Su sıkıntısında bulunan. Eli bağlı. Zincirle bağlanmış kimse. Hapsedilmiş olan.
Aynı kökten:Galel Eğlâl Galil Gılâl Gall Galle Galal Gılâl Gallat Gılale Galâyil Gıll Gull Aglal Eglal Gulul İstiglal Maglul Meglul
Mahsur
ح س رHSR
Fersiz göz. Yorulmuş, uzun uzadıya bakmaktan donuklaşmış ve göremez olmuş göz.
Aynı kökten:Hasîr hasr hasret Haserat İstihsar Mahsur Muhasser mütehassir tahassür Tahassürât tahsir
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Levm
ل و مLVM
Çekiştirmek. Birisinin yüzüne karşı kötü söz söylemek. Zemmetmek. Paylamak. Başa kakmak.
Aynı kökten:Leim Levm Levma Levâyim Levme Levvam Levvâme Melum Mülîm Müstelîm Telavüm Telvim Telvimât
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.
24. NUR / 60
Nikaha rica etmeyen kadınlardan kaide olanlar, ziynetlerini burc etmek gayrısında sevblerini vaz etmeleri kendilerine cünah değildir.
Ama yine afif olmak istemeleri onlar için daha hayrlıdır.
ALLAH, semidir alimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku K:A:D NSV RCV NKH LYS CNH VD:A: S!VB G:YR BRC ZYN A:FF H:YR SMA: A:LM .mid2929.ss24.as60.ssNUR.ns102.nyMEDİNE.cs18.syf357.sure.24.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#lys-leyse#||#sma:-semi#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#zyn-zeyn#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#cnh-cünah#||#k:a:d-kaide#||#brc-burc#||#a:ff-afif#||#vd:a:-vaz#||#rcv-rica#||#s!vb-sevb#x#K:A:D#||#NSV#||#RCV#||#NKH#||#LYS#||#CNH#||#VD:A:#||#S!VB#||#G:YR#||#BRC#||#ZYN#||#A:FF#||#H:YR#||#SMA:#||#A:LM#||#g:yr-gayr#||#lys-leyse#||#sma:-semi#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#zyn-zeyn#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#cnh-cünah#||#k:a:d-kaide#||#brc-burc#||#a:ff-afif#||#vd:a:-vaz#||#rcv-rica#||#s!vb-sevb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Vel kavâıdu minen nisâillatî lâ yercûne nikâhan fe leyse aleyhinne cunâhun en yeda'ne siyâbehunne gayra muteberricâtin bi zîneh(zînetin), ve en yesta'fifne hayrun lehunn(lehunne), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Afif
ع ف فA:FF
Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan. Müstakim.
Aynı kökten:Afaif Aff Afif İffet Müteaffif Müteaffifîn Taaffüf Teaffüf
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Burc
burç
ب ر جBRC
Burç. Aşikar şey. Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek. Kale, hisar. Güzelliğini gösteren kadın. Açılıp saçılma. Semâdaki bir kısım yıldızlar. Bazı yıldızların toplanmasından meydana gelen şekiller ve farazi suretler. Altısı kuzey altısı güney cihetinde olarak oniki burç kabul edilmiştir. Bu burçların bulundukları sahaya da mıntıkat-ül burûc denir. Burçların isimleri Hamel, Sevr, Cevzâ, Seretan, Esed, Sünbüle, Mizan, Akrep, Kavs, Cedi, Delv ve Hut'tur.
Çğl.Büruc
Aynı kökten:Burc burç Büruc Teberrüc
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Kaide
ق ع دK:A:D
Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. Dip taraf. Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
Çğl.Kavaid
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Rica
Reca
ر ج وRCV
Emel, ümit. İstek, arzu, dilek. / Ummak, ümid etmek. / Yalvarmak, niyaz eylemek. / Kenar. / Canib. Taraf.
Çğl.Erca
Aynı kökten:erca İrca İrtica İstirca Mercu mürteca mürteci müterecci raci Recai Rica Reca Erca terecci
Sevb
ث و بS!VB
Elbise. Giyilecek eşya. Kaftan. Bez. Rücu' manasına mastar.
Çğl.SiyâbÇğl.EsvâbÇğl.Esvüb
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Vaz'
و ض عVD:A:
Koyma, konulma. Bırakmak. Doğurmak. Atlamak. Tayin etme, belirtmek. Duruş, hareket, tarz. Hal. Durum.
Çğl.Evza'
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
50. KAF / 17
Yemininde ve şimalinde kaid olan iki telakki edici telakki ederler.
LK:Y LK:Y YMN ŞML K:A:D .mid4658.ss50.as17.ssKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf518.sure.50.xxxxxsayıxx#lk:y-telakki#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#k:a:d-kaid#x#LK:Y#||#LK:Y#||#YMN#||#ŞML#||#K:A:D#||#lk:y-telakki#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#k:a:d-kaid#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ
İz yetelakkâl mutelakkîyâni anil yemîni ve aniş şimâli kaîdun.
Kaid
ق ع دK:A:D
Oturan, oturucu, oturmuş.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Telakki
ل ق يLK:Y
Karşılamak. Almak. Kabul etmek. Şahsi anlayış ve görüş.
Çğl.Telakkiyât
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Şimal
ش م لŞML
Huylar, ahlâklar, tabiatlar.
Çğl.Şemail
Aynı kökten:Eşmel İştimal Meşmul Müştemel Şamil Şamile Şimal Şemail Şimal Şimalen Şimalî Şümul Teşmil
Diyanet Meali:
Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.
54. KAMER / 54-55
Muhakkak muttakiler,
• cennetlerdedir...
• ve neherdedir.
• Sıdk makaddadır...
• muktedir melikin indindedir.
Ahiret VK:Y CNN NH!R K:A:D S:DK: A:ND MLK K:DR .mid4866.ss54.as54.ssKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf530.sure.54.xxxAhiretxxcennetxx.ss54.as55.x#nh!r-nehir#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#||#a:nd-ind#||#mlk-melik#||#k:dr-muktedir#||#s:dk:-sıdk#||#k:a:d-makad#x#VK:Y#||#CNN#||#NH!R#||#K:A:D#||#S:DK:#||#A:ND#||#MLK#||#K:DR#||#nh!r-nehir#||#cnn-cennet#||#vk:y-muttaki#||#a:nd-ind#||#mlk-melik#||#k:dr-muktedir#||#s:dk:-sıdk#||#k:a:d-makad#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍ * فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍ
İnnel muttekîne fî cennâtin ve neher(neherin). * Fî mak’adi sıdkın inde melîkin muktedir(muktedirin).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Mak'ad
ق ع دK:A:D
Oturulacak yer. Minder. Oturulduğunda bedene temel olan âzâ. Kıç.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
muktedir
ق د رK:DR
Güçlü, kuvvetli, becerikli. İşe gücü yeten. İktidarlı. El Muktedir : Kudretinin hazıroluşu. Bir şeyi becerdikten sonra, becerdiği haliyle kudretinin hazır oluşu, muktedir demek oluyor.
Çğl.Muktedirîn
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
melik
م ل كMLK
Mülk ve melekut sâhibi. Padişah. Mutasarrıf. El Melik : ALLAH'ın bütün varlığı, melekiyetiyle birlikte.
Dşl.melikeÇğl.Mülûk
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Nehr
nehir
ن ه رNH!R
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
sıdk
ص د قS:DK:
Doğru söz. Hakikata muvâfık olan. Bir şeyin her hususu tam ve kâmil olması. Ahdinde sâbit olmak. Peygamberlere mahsus en mühim beş hasletten birisi. Kalb temizliği.
Çğl.Asdak
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Muttaki
و ق يVK:Y
İttika eden. Takva sahibi olan. Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Diyanet Meali:
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.
72. CİNN / 9
"Muhakkak biz... işitmek için onların kaide yerlerinde kuud etmiştik.
Artık, istima eden kimse… kendisi için rasad şihaba vecd olur."
KVN K:A:D K:A:D SMA: SMA: VCD ŞH!B RS:D .mid5329.ss72.as9.ssCİNN.ns40.nyMEKKE.cs29.syf571.sure.72.xxxx#vcd-vecd#||#şh!b-şihab#||#k:a:d-kaide#||#k:a:d-kuud#||#rs:d-rasad#||#sma:-istima#||#kvn-xxoxx#||#sma:-xxoxx#x#KVN#||#K:A:D#||#K:A:D#||#SMA:#||#SMA:#||#VCD#||#ŞH!B#||#RS:D#||#vcd-vecd#||#şh!b-şihab#||#k:a:d-kaide#||#k:a:d-kuud#||#rs:d-rasad#||#sma:-istima#||#kvn-xxoxx#||#sma:-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَن يَسْتَمِعِ الْآنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَّصَدًا
Ve ennâ kunnâ nak’udu minhâ mekâıde lis sem’i fe men yestemiıl âne yecid lehu şihâben rasadâ(rasaden).
Kaide
ق ع دK:A:D
Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. Dip taraf. Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
Çğl.Kavaid
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
Rasad
ر ص دRS:D
Gözetlemek, beklemek, pusuda olmak.
Aynı kökten:İrsad Mirsad Mersad Merasid Murasade Rasad Tarassud
İstima'
س م عSMA:
Dinlemek. Kulak vermek. Dinleyip kabul etmek. İşitmek.
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Şihab
ش ه بŞH!B
Kıvılcım. / Işın. Işınım. Nüfuz eden alev. / Parlak yıldız. / Yıldız kayması. / Savaşta keskin ve enerjik nüfuz eden korkusuz savaşçı.
Çğl.ŞihbanÇğl.Şühüb
Aynı kökten:Eşheb İnşihab Şihab Şihban Şühüb Şühbe Teşahhub Üşhub
Diyanet Meali:
“Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.”
85. BURUC / 5-6
Vakudun zatı nar… onlar, onun üzerine kuud etmişlerdi.
Kıssa: Uhdud Ashabı NVR Z!VT VK:D K:A:D .mid5592.ss85.as5.ssBURUC.ns27.nyMEKKE.cs30.syf589.sure.85.xxxKıssa: Uhdud Ashabıxkissa.148x.ss85.as6.x#vk:d-vakud#||#nvr-nar#||#k:a:d-kuud#||#z!vt-zat#x#NVR#||#Z!VT#||#VK:D#||#K:A:D#||#vk:d-vakud#||#nvr-nar#||#k:a:d-kuud#||#z!vt-zat#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ * إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
Ennâri zâtil vekûd(vekûdi). * İzhum aleyhâ kuûd(kuûdun).
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
vakud
و ق دVK:D
Odun, kömür, vb yakılacak şeyler. Yakacak.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
Zu
Zi
ذ و تZ!VT
Kendi. Öz, asıl. / Hürmete layık kimse. / Ehil. Erbab. Sahib. Malik. // sahip olan şey, özne, şahıs, / özlenme, bazı iltihaplara verilen ad. // Zevata: İki zat. İki sahib. Çift. (müen: zevatey) // Zevat: Üzüm, buğday gibi şeylerin kabuğu. // (Zİ : Zu : Za : Zat : Zevat)
Dşl.ZâtÇğl.Zevat
Aynı kökten:Zâten Zu Zi Zât Zevat
Diyanet Meali:
O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )