Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
K:LL etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Ekall
Akall
ق ل لK:LL
Daha az, en az, pek az. En küçük.
DuruMeal'de toplam 3 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##ekall##akall##K:LL-ekall##K:LL-akall##
Ekall-i Kalil
ق ل لK:LL
Azın azı, pek az, en az.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##ekall-i kalil##K:LL-ekall-i kalil##
Ekalliyet
Akalliyet
ق ل لK:LL
Bir hükümetin tebaiyyeti altında yaşayan, yabancı din ve milliyete mensub olup, ekseriyeti teşkil etmeyen halk. Azlık. Azınlık.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##ekalliyet##akalliyet##K:LL-ekalliyet##K:LL-akalliyet##
İklal
ق ل لK:LL
Azaltma, miktarını indirme. Az bulma, az görme.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##iklal##K:LL-iklal##
İstiklal
ق ل لK:LL
Kendi başına olmak, kimseye bağlı olmayış, müstakil oluş. Az bulma, kafi görmeme. Rey sahibi olup keyfi iş görme ve başkasının emrine ve fikrine tabi olmaktan uzak kalma.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##istiklal##K:LL-istiklal##
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
DuruMeal'de toplam 70 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Kalail
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##kalil##kalail##K:LL-kalil##K:LL-kalail##
kalilen
ق ل لK:LL
Az olarak. Biraz.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##kalilen##K:LL-kalilen##
Kılle
Kıllet
ق ل لK:LL
Azlık. Nadirlik. Kıtlık. Titremeğe benzer bir halet ki hiddet vaktinde arız olur.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##kılle##kıllet##K:LL-kılle##K:LL-kıllet##
kulal
ق ل لK:LL
Az, kalil.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##kulal##K:LL-kulal##
Laakall
ق ل لK:LL
En az. Hiç olmazsa.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##laakall##K:LL-laakall##
Müstakill
ق ل لK:LL
Kendini idare edebilen. Başlıbaşına. Bağımsız.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##müstakill##K:LL-müstakill##
Müstakillen
ق ل لK:LL
Yalnız, ancak. Başlı başına olarak, kendi başına, bağımsız olarak.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##müstakillen##K:LL-müstakillen##
Mütekallil
ق ل لK:LL
Azalan, azalmış olan.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##mütekallil##K:LL-mütekallil##
Takallül
ق ل لK:LL
Azalma, az olma.
Aynı Kökten Türeyen:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
##takallül##K:LL-takallül##

K:LL kelime kökünün geçtiği -73- ayet listesi
2. BAKARA / 41
İman edin!... yanınızda olana musaddık olarak inzal ettiğime!
Ona kafir olanların evveli siz olmayın sakın!
Ayetlerime... az bir semen karşılığında iştira etmeyin!
Yalnızca BANA… artık ittika edin!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1- eMN NZL S:DK: KVN eVL KFR ŞRY eYY SéMN K:LL EYY VK:Y .mid35.ss2.as41.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf6.sure.2.xxxxxkissa-musa-010xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-xximanxxxxemirxxyasakxxxxkitabxxx#kvn-tekun#||#evl-evvel#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#vk:y-ittika#||#s:dk:-musaddık#||#nzl-inzal#||#eyy-iyya#x#eMN#||#NZL#||#S:DK:#||#KVN#||#eVL#||#KFR#||#ŞRY#||#eYY#||#SéMN#||#K:LL#||#EYY#||#VK:Y#||#kvn-tekun#||#evl-evvel#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#kfr-kafir#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#vk:y-ittika#||#s:dk:-musaddık#||#nzl-inzal#||#eyy-iyya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلْتُ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُٓوا اَوَّلَ كَافِرٍ بِه۪ۖ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلًاۘ وَاِيَّايَ فَاتَّقُونِ
Ve âminû bi mâ enzeltu musaddikan li mâ meakum ve lâ tekûnû evvele kâfirin bih(bîhî), ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlen ve iyyâye fettekûni.
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Evvel
ا و لeVL
İlk. Birinci. El Evvel : Evveli, başlangıcı olmayan. İbtidası olmayıp, herşey üzerine sabık olan.
Çğl.Evvelîn
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
musaddık
ص د قS:DK:
Sadakatli. Tasdik eden. İmzalayan. Doğruluğunu kabul eden.
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
2. BAKARA / 79
Artık... Vay haline!...
Kendi elleriyle kitab ketb eden kimselerin!...
Sonra onu az bir semen ile iştira etmek için, "Bu ALLAH'ın indindendir." derler.
Artık, Vay haline onların!... Elleriyle ketb ettiklerinden!...
Vay haline onların!... Kendilerine kesb etiklerinden!...
KTB KTB YDY K:VL A:ND ŞRY SéMN K:LL KTB YDY KSB .mid66.ss2.as79.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf11.sure.2.xxxxxxemirxxyasakxxxxkitabxxx#ktb-ketb#||#ktb-kitab#||#k:ll-kalil#||#a:nd-ind#||#ksb-kesb#||#ydy-yed#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#k:vl-xxoxx#x#KTB#||#KTB#||#YDY#||#K:VL#||#A:ND#||#ŞRY#||#SéMN#||#K:LL#||#KTB#||#YDY#||#KSB#||#ktb-ketb#||#ktb-kitab#||#k:ll-kalil#||#a:nd-ind#||#ksb-kesb#||#ydy-yed#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ اَيْد۪يهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ
Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
2. BAKARA / 83
BİZ, İsrailoğullarına misak ahz etmiştik:
• "ALLAH'tan başka abd olmayın!
• Ana-babanıza ve kurb sahiblerine ve yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun!
• Nas için hüsn konuşun!
• Salatı ikame edin!
• Zekat verin!"

Sonra, sizden azınızdan başkası, tevella ettiniz.
Siz muriz olanlarsınız!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-Kadın ve Aile Hukuku eH:Zé VSéK: BNY SRY A:BD VLD HSN K:RB YTM SKN K:VL NVS HSN K:VM S:LV eTY ZKV VLY K:LL A:RD: .mid69.ss2.as83.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf11.sure.2.xxxxxkissa-musa-030xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-xKadın ve Aile Hukukuxxsalatxzekatxikrarxxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eH:Zé#||#VSéK:#||#BNY#||#SRY#||#A:BD#||#VLD#||#HSN#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#K:VL#||#NVS#||#HSN#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#VLY#||#K:LL#||#A:RD:#||#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ
Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Hüsn
Hüsün
ح س نHSN
Güzellik. İyilik. Eksiksizlik.
Çğl.Hüsniyyat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
2. BAKARA / 88
"Kalblerimiz gulf oldu" dediler.
Bilakis!
Küfürleri ile, onları, ALLAH lanetledi!... artık iman ettikleri şeyler pek azdır.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -4 K:VL K:LB G:LF LA:N KFR K:LL eMN .mid73.ss2.as88.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf12.sure.2.xxxxxkissa-musa-040xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -4xximanxxxxvaadxxhaberxxx#la:n-lanet#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#k:lb-kalb#||#kfr-küfr#||#g:lf-gulf#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:LB#||#G:LF#||#LA:N#||#KFR#||#K:LL#||#eMN#||#la:n-lanet#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#k:lb-kalb#||#kfr-küfr#||#g:lf-gulf#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلًا مَا يُؤْمِنُونَ
Ve kâlû kulûbunâ gulf(gulfun), bel leanehumullâhu bi kufrihim fe kalîlen mâ yu’minun(yu’minûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Gulf
غ ل فG:LF
Kılıf. Perde.
Çğl.Eglaf
Aynı kökten:Gulf Eglaf Gulfe
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
Diyanet Meali:
“Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.
2. BAKARA / 126
İbrahim demişti ki:
"Rabbim!
Bu beldeyi emin kıl. Ehlini... kendilerinden ALLAH'a ve ahir yevmine iman edenlerin semerelerinden rızıklandır."
Dedi ki:
"Kafir kimseleri... artık onları biraz metalandırır sonra nar azabına muztar ederim.
Orası ne de beis masirdir!"
Hz. İbrahim Kıssası -1-AhiretDua K:VL BRHéM RBB CA:L BLD eMN RZK: eHéL SéMR eMN YVM eH:R K:VL KFR MTA: K:LL D:RR A:ZéB NVR BeS S:YR .mid107.ss2.as126.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf18.sure.2.xxxxxkissa-ibrahim-01xHz. İbrahim Kıssası -1-xAhiretxDuaxxyevmxcehennemximanxx#mta:-meta#||#eh:r-ahir#||#ehél-ehil#||#k:ll-kalil#||#bld-belde#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#d:rr-muztar#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#bes-beis#||#s:yr-masir#||#nvr-nar#||#sémr-semere#||#brhém-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BRHéM#||#RBB#||#CA:L#||#BLD#||#eMN#||#RZK:#||#eHéL#||#SéMR#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#K:VL#||#KFR#||#MTA:#||#K:LL#||#D:RR#||#A:ZéB#||#NVR#||#BeS#||#S:YR#||#mta:-meta#||#eh:r-ahir#||#ehél-ehil#||#k:ll-kalil#||#bld-belde#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#d:rr-muztar#||#a:zéb-azab#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#bes-beis#||#s:yr-masir#||#nvr-nar#||#sémr-semere#||#brhém-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَل۪يلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ
Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzâ beleden âminen verzuk ehlehu mines semerâti men âmene minhum billâhi vel yevmil âhir(âhiri), kâle ve men kefere fe umettiuhu kalîlen summe adtarruhu ilâ azâbin nâr(nâri), ve bi’sel masîr(masîru).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Muztar
Müztar
ض ر رD:RR
Çaresiz kalmış, zorlanmış. Cebr olunmuş. Mecbur kalış. Çaresiz kalıp başı sıkılan.
Çğl.Muztarrîn
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Masîr
ص ي رS:YR
Sürüp giden. Karargâh. Suyun aktığı yer. Rücu etmek, dönüp gitmek. Dönüp varılacak yer.
Çğl.Masâyi
Aynı kökten:Masîr Masâyi Sare Sayruret Sayr
Semer
ث م رSéMR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
2. BAKARA / 174-175-176
Muhakkak
ALLAH'ın kitabtan inzal ettiklerini ketm edenler...
• ve onu az bir semene iştira edenler...
işte onlar, batınlarında, sadece, nar yerler!

ALLAH, kıyamet yevminde onlara kelime ettirmez!
Onlara tezkiye ettirmez!
Elim azab onlaradır!
İşte onlar...
• hüda ile dalaleti...
• ve mağfiret ile azabı iştira edenler...
artık onlar, nara nasıl da sabırlılar!

Bunlar... ALLAH'ın, kitabı bi-hakkın inzal etmesi iledir!
Muhakkak kitab hakkında ihtilafa düşenler... elbette baid şikak içindedirler.
Ahiret KTM NZL KTB ŞRY SéMN K:LL eKL BT:N NVR KLM YVM K:VM ZKV A:ZéB eLM ŞRY D:LL HéDY A:ZéB G:FR S:BR NVR NZL KTB HK:K: H:LF KTB ŞK:K: BA:D .mid149.ss2.as174.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf25.sure.2.xxxAhiretxxyevmxcehennemxcehennemxx.ss2.as175.ss2.as176.xxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kıyamet#||#ktb-kitab#||#ba:d-baid#||#h:lf-ihtilaf#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#s:br-sabr#||#hk:k:-hakk#||#a:zéb-azab#||#ekl-ekl#||#ktm-ketm#||#zkv-tezkiye#||#nzl-inzal#||#sémn-semen#||#nvr-nar#||#klm-kelime#||#hédy-huda#||#g:fr-mağfiret#||#şry-iştira#||#d:ll-dalalet#||#ba:d-baid#||#şk:k:-şikak#x#KTM#||#NZL#||#KTB#||#ŞRY#||#SéMN#||#K:LL#||#eKL#||#BT:N#||#NVR#||#KLM#||#YVM#||#K:VM#||#ZKV#||#A:ZéB#||#eLM#||#ŞRY#||#D:LL#||#HéDY#||#A:ZéB#||#G:FR#||#S:BR#||#NVR#||#NZL#||#KTB#||#HK:K:#||#H:LF#||#KTB#||#ŞK:K:#||#BA:D#||#k:vm-kıyamet#||#ktb-kitab#||#ba:d-baid#||#h:lf-ihtilaf#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#s:br-sabr#||#hk:k:-hakk#||#a:zéb-azab#||#ekl-ekl#||#ktm-ketm#||#zkv-tezkiye#||#nzl-inzal#||#sémn-semen#||#nvr-nar#||#klm-kelime#||#hédy-huda#||#g:fr-mağfiret#||#şry-iştira#||#d:ll-dalalet#||#ba:d-baid#||#şk:k:-şikak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ * اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِۚ فَمَٓا اَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ * ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍ۟
İnnellezîne yektumûne mâ enzelallâhu minel kitâbî ve yeşterûne bihî semenen kalîlen, ulâike mâ ye’kulûne fî butûnihim illen nâre ve lâ yukellimuhumullâhu yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim, ve lehum azâbun elîm(elîmun). * Ulâikellezîneşteravud dalâlete bil hudâ vel azâbe bil magfireh(magfireti), fe mâ asberehum alen nâr(nâri). * Zâlike bi ennellâhe nezzelel kitâbe bil hakk(hakkı), ve innellezînahtelefû fîl kitâbi le fî şikâkin baîd(baîdin).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Tezkiye
ز ك وZKV
Bir amaca bir davaya adanmışlıkla bahş olunan, hayr ve şerr olanı ayırd mertebesi, bu mertebeye gelmek. / Ref'etmek, yükselmek. / (Kendini yada başka bir şeyi amacından gayrı tüm zihni unsurlardan) Paklamak, temizlemek. Tamamlamak. / Övmek, medhetmek. / Ateşin alevlenmesi. / Bir kimsenin güvenilirliğini soruşturmak. Bir kimsenin şahadetinin doğruluğuna kefil olmak. / Ölmek üzere olan hayvanı, murdar olmaması için ölmeden önce boğazlamak. / Zekat vermek, almak.
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Şikak
ش ق قŞK:K:
Nifak, ikilik, ittifaksızlık.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.
2. BAKARA / 246
Musa'dan sonra israiloğullarından meleleri görmedin mi!?
Onlar Nebilerine,
"Bize bir melik baas et... ALLAH sebilinde katl edelim" demişlerdi.
"Üzerinize kıtal ketb edildiğinde, belki katl etmemeniz olur mu ki!?" demişti.
"Bizim ALLAH sebilinde katl etmememiz olamaz. Biz ve oğullarımız diyarımızdan ihrac edilmiştik!" demişlerdi.
Ardından üzerlerine kıtal ketb edilince, onlardan birazı dışında, tevella ettiler.
ALLAH, zalimlere alimdir.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -5 /Ahid Sandığı ReY MLe BNY SRY BA:D MVS K:VL NBe BA:Sé MLK K:TL SBL K:VL A:SY KTB K:TL K:TL K:VL K:TL SBL H:RC DVR BNY KTB K:TL VLY K:LL A:LM Z:LM .mid207.ss2.as246.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf39.sure.2.xxxxxkissa-musa-050xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -5 /Ahid Sandığıxxnebixcihadxx#bny-beni#||#k:tl-kıtal#||#k:tl-katl#||#ktb-ketb#||#ba:d-bad#||#z:lm-zalim#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#a:sy-asa#||#a:lm-alim#||#nbe-nebi#||#vly-tevella#||#mlk-melik#||#ba:sé-baas#||#mle-mele#||#h:rc-ihrac#||#dvr-diyar#||#mvs-hz. musa#||#sry-israiloğulları#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#MLe#||#BNY#||#SRY#||#BA:D#||#MVS#||#K:VL#||#NBe#||#BA:Sé#||#MLK#||#K:TL#||#SBL#||#K:VL#||#A:SY#||#KTB#||#K:TL#||#K:TL#||#K:VL#||#K:TL#||#SBL#||#H:RC#||#DVR#||#BNY#||#KTB#||#K:TL#||#VLY#||#K:LL#||#A:LM#||#Z:LM#||#bny-beni#||#k:tl-kıtal#||#k:tl-katl#||#ktb-ketb#||#ba:d-bad#||#z:lm-zalim#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#a:sy-asa#||#a:lm-alim#||#nbe-nebi#||#vly-tevella#||#mlk-melik#||#ba:sé-baas#||#mle-mele#||#h:rc-ihrac#||#dvr-diyar#||#mvs-hz. musa#||#sry-israiloğulları#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلَمْ تَرَ اِلَى الْمَلَاِ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰىۢ اِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ اَلَّا تُقَاتِلُواۜ قَالُوا وَمَا لَنَٓا اَلَّا نُقَاتِلَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَدْ اُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَاَبْنَٓائِنَاۜ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا اِلَّا قَل۪يلًا مِنْهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ
E lem tera ilel melei min benî isrâîle min ba’di mûsâ, iz kâlû li nebiyyin lehumub’as lenâ meliken nukâtil fî sebîlillâh(sebîlillâhi), kâle hel aseytum in kutibe aleykumul kıtâlu ellâ tukâtil(tukâtilû), kâlû ve mâ lenâ ellâ nukâtile fî sebîlillâhi ve kad uhricnâ min diyârinâ ve ebnâinâ fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu tevellev illâ kalîlen minhum vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Dâr
د و رDVR
Yer, mekan, konak. Memleket.
Çğl.DiyarÇğl.Diran
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Mele'
م ل اMLe
Bir cemâatin ileri gelenleri. Hırs, tamah. Zan. Güzellik. Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir. Dolu mekân. Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.
Çğl.Emlâ
Aynı kökten:Mela Emlâ MELA'Â Mele' Emlâ Mil'e
melik
م ل كMLK
Mülk ve melekut sâhibi. Padişah. Mutasarrıf. El Melik : ALLAH'ın bütün varlığı, melekiyetiyle birlikte.
Dşl.melikeÇğl.Mülûk
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
2. BAKARA / 249
Talut orduya fasl olduğunda dedi ki:
"Muhakkak ki ALLAH, sizi, nehir ile belv edecektir. Ondan şürb eden kimse... artık o, benden değildir. Ondan taam etmeyen kimse... artık muhakkak o, bendendir. Eliyle garf ederek, garf eden müstesna."
Ardından ondan, onlardan birazı dışında, şürb ettiler.
Ardından o ve beraberinde iman edenler cevaz olunca, "Bizim bu yevmde Calut ve ordusuna karşı tavkımız yoktur." dediler.
ALLAH'a mülaki olacaklarını zann edenler dediler ki:
"Az fieden nicesi, çok fieye ALLAH'ın izniyle galib gelmiştir.
ALLAH, sabır edenlerle beraberdir."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -5 /Ahid SandığıDua FS:L T:LT CND K:VL BLV NHéR ŞRB LYS T:A:M G:RF G:RF YDY ŞRB K:LL CVZ eMN K:VL T:VK: YVM CLT CND K:VL Z:NN LK:Y FeY K:LL G:LB FeY KSéR eZéN S:BR .mid210.ss2.as249.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf40.sure.2.xxxxxkissa-musa-050xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -5 /Ahid SandığıxDuaxxyevmximanxx#lys-leyse#||#nhér-nehir#||#k:ll-kalil#||#cnd-cünd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#ksér-kesir#||#ydy-yed#||#g:rf-garf#||#cvz-cevaz#||#lk:y-mülaki#||#fs:l-fasl#||#blv-belv#||#şrb-şürb#||#ezén-izin#||#z:nn-zann#||#t:a:m-taam#||#t:vk:-tavk#||#g:lb-galib#||#fey-fie#||#clt-calut#||#t:lt-talut#||#k:vl-xxoxx#x#FS:L#||#T:LT#||#CND#||#K:VL#||#BLV#||#NHéR#||#ŞRB#||#LYS#||#T:A:M#||#G:RF#||#G:RF#||#YDY#||#ŞRB#||#K:LL#||#CVZ#||#eMN#||#K:VL#||#T:VK:#||#YVM#||#CLT#||#CND#||#K:VL#||#Z:NN#||#LK:Y#||#FeY#||#K:LL#||#G:LB#||#FeY#||#KSéR#||#eZéN#||#S:BR#||#lys-leyse#||#nhér-nehir#||#k:ll-kalil#||#cnd-cünd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#ksér-kesir#||#ydy-yed#||#g:rf-garf#||#cvz-cevaz#||#lk:y-mülaki#||#fs:l-fasl#||#blv-belv#||#şrb-şürb#||#ezén-izin#||#z:nn-zann#||#t:a:m-taam#||#t:vk:-tavk#||#g:lb-galib#||#fey-fie#||#clt-calut#||#t:lt-talut#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِۙ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ مُبْتَل۪يكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّ۪يۚ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَاِنَّهُ مِنّ۪ٓي اِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِه۪ۚ فَشَرِبُوا مِنْهُ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْهُمْۜ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۙ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ۜ قَالَ الَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِۙ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَل۪يلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَث۪يرَةً بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ
Fe lemmâ fesale tâlûtu bil cunûdi, kâle innallâhe mubtelîkum bi neher(neherin), fe men şeribe minhu fe leyse minnî, ve men lem yat’amhu fe innehu minnî illâ menigterafe gurfeten bi yedih(yedihî), fe şeribû minhu illâ kalîlen minhum fe lemmâ câvezehu huve vellezîne âmenû meahu, kâlû lâ tâkate lenâl yevme bi câlûte ve cunûdih(cunûdihî), kâlellezîne yezunnûne ennehum mulâkûllâhi, kem min fietin kalîletin galebet fieten kesîraten bi iznillâh(iznillâhi), vallâhu meas sâbirîn(sâbirîne).
Belv
Belva
ب ل وBLV
Dert, çile. Musibet. Zahmet. İmtihan, tecrübe.
Aynı kökten:Belâ Belâyâ Belv Belva Belve Bilv Mübtelâ
Calut
CLT
İbranice ”Golyath'-Goliath-Golyat”, Aramice “Goloūto” asıllı olan bu kelime, köken olarak İbranice olarak kabul edilmiştir. Filistinli kraldır. Hz. Davud tarafından savaş sırasında öldürülmüştür.
Aynı kökten:Calut
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
Cevaz
ج و زCVZ
Müsaadeli. Ruhsat, izin. Câiz olma. Yol, tarik ve meslek. ?Geçmek.
Aynı kökten:Caiz Caize Cevaiz Cevaz Cevvaz İcazet İsticaze Lâyecuz Mecaz Muciz Mücîz Mücaz Mücevvez Mütecevviz Mütecevvizîn Tecevvüz Tecevvüzât Tecviz Cevz Ecvâz Cevzât İctiyaz Muacciz Mütecaviz Tecavüz Tecavüzât
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Fie
ف ا يFeY
Kalabalık, topluluk, cemaat.
Aynı kökten:Fe'y Fe'v Fie
Fasl
Fasıl
ف ص لFS:L
İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal. Hak ile bâtılın arasını fark. Ayrıcalık. Ayrılma. Çözme. Bölüm. Mevsim. Aynı makamda çalınan şarkı. Çocuğu memeden kesmek. Birini zemmetmek. Gıybet. Kısa duvar. İnsanların lehinde veya aleyhinde söz söyleyerek para toplıyan.
Çğl.FisalÇğl.Fusul
Aynı kökten:Fâsıla Fevasıl Fasîle Fesâil Fasl Fasıl Fisal Fusul Fussilet Fusul-ü Erbaa İnfisal İnfisalat mafsal Mefsil Mefâsıl Mufassal Mufassıl Munfasıl Müfasale Tafsil Tafsilât Fasîl Fisâl Fuslân Faysal Fisal Fısal Fassal Fesil Efsâl Fisâl
Galib
غ ل بG:LB
Üstün. Yenen. Mağlub eden. Ekser.
Aynı kökten:Agleb Ağlebâ Galba Gulb Galeb Galb Galebe Galebe Çalmak Galib Galiba Galibiyyet Gılab İstiglab Magalıb Maglub Mağlub Maglubiyyet Mugalebe Mugalleb Mütegalibe Mütegallib Mütegallibe Mütegallibîn Tagallüb Tegallüb Tagallübât Tegalüb
garf
غ ر فG:RF
Kurtarmak. El ile su almak. Bir şeyi kesmek.
Çğl.gurefÇğl.agraf
Aynı kökten:garf guref agraf gurf gurfe guref
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
Nehr
nehir
ن ه رNHéR
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
Talut
T:LT
Uzun. Uzun boylu. / İncilde “Saul” şeklinde zikredilmiş olup manası dua eden kişi demektir.
Aynı kökten:Talut
Tavk
ط و قT:VK:
Takat, güç. Tasma, gerdanlık. Tasma.
Çğl.AtvakÇğl.Etvak
Aynı kökten:Mutavvak Tâka Tâkat Tavk Atvak Etvak Ataka Taakat Tevak xoxox
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”
3. AL-İ İMRAN / 77
Muhakkak, ALLAH'a ahdlerini ve yeminlerini az bir semenle iştira edenler... işte onlar... ahirette onlara halak yoktur.
ALLAH onlara kelime etmez ve kıyamet yevminde onlara nazar etmez ve onları tezkiye etmez.
Onlar için elim azab vardır.
Ahiret ŞRY A:HéD YMN SéMN K:LL H:LK: eH:R KLM NZ:R YVM K:VM ZKV A:ZéB eLM .mid311.ss3.as77.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf58.sure.3.xxxAhiretxxyevmxxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kıyamet#||#eh:r-ahiret#||#a:héd-ahd#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#a:zéb-azab#||#h:lk:-halak#||#zkv-tezkiye#||#ymn-yemin#||#nz:r-nazar#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#klm-kelime#x#ŞRY#||#A:HéD#||#YMN#||#SéMN#||#K:LL#||#H:LK:#||#eH:R#||#KLM#||#NZ:R#||#YVM#||#K:VM#||#ZKV#||#A:ZéB#||#eLM#||#k:vm-kıyamet#||#eh:r-ahiret#||#a:héd-ahd#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#a:zéb-azab#||#h:lk:-halak#||#zkv-tezkiye#||#ymn-yemin#||#nz:r-nazar#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#klm-kelime#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَاَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَل۪يلًا اُو۬لٰٓئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ وَلَا يَنْظُرُ اِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
İnnellezîne yeşterûne bi ahdillâhi ve eymânihim semenen kalîlen ulâike lâ halaka lehum fîl âhırati ve lâ yukellimuhumullâhu ve lâ yenzuru ileyhim yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
Halak
خ ل قH:LK:
Nasib, hisse.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Tezkiye
ز ك وZKV
Bir amaca bir davaya adanmışlıkla bahş olunan, hayr ve şerr olanı ayırd mertebesi, bu mertebeye gelmek. / Ref'etmek, yükselmek. / (Kendini yada başka bir şeyi amacından gayrı tüm zihni unsurlardan) Paklamak, temizlemek. Tamamlamak. / Övmek, medhetmek. / Ateşin alevlenmesi. / Bir kimsenin güvenilirliğini soruşturmak. Bir kimsenin şahadetinin doğruluğuna kefil olmak. / Ölmek üzere olan hayvanı, murdar olmaması için ölmeden önce boğazlamak. / Zekat vermek, almak.
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
3. AL-İ İMRAN / 187
ALLAH, kitab verilenlerden,
"Onu nas için elbette beyan edeceksiniz ve onu ketm etmeyeceksiniz!" diye misak ahz ettiğinde, ardından onu zuhurlarının verasına nebz ettiler ve onu az bir semene iştira ettiler.
İştira ettikleri şey ne beistir!
eH:Zé VSéK: eTY KTB BYN NVS KTM NBZé VRY Z:HéR ŞRY SéMN K:LL BeS ŞRY .mid418.ss3.as187.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf74.sure.3.xxxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#ktm-ketm#||#byn-beyan#||#z:hér-zuhur#||#vry-vera#||#nbzé-nebz#||#sémn-semen#||#eh:zé-ahz#||#şry-iştira#||#vsék:-misak#||#bes-beis#||#ety-xxoxx#x#eH:Zé#||#VSéK:#||#eTY#||#KTB#||#BYN#||#NVS#||#KTM#||#NBZé#||#VRY#||#Z:HéR#||#ŞRY#||#SéMN#||#K:LL#||#BeS#||#ŞRY#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#ktm-ketm#||#byn-beyan#||#z:hér-zuhur#||#vry-vera#||#nbzé-nebz#||#sémn-semen#||#eh:zé-ahz#||#şry-iştira#||#vsék:-misak#||#bes-beis#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۘ فَنَبَذُوهُ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْا بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ
Ve iz ehazallâhu mîsâkallezîne ûtûl kitâbe le tubeyyinunnehu lin nâsi ve lâ tektumûneh(tektumûnehu), fe nebezûhu verâe zuhûrihim veşterav bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe bi’se mâ yeşterûn(yeşterûne).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
Nebz
ن ب ذNBZé
Bırakmak. Atmak. Antlaşmayı feshetmek, tek taraflı çekilmek. Yürürlükten kaldırmak. Az miktar, cüz'i.
Aynı kökten:Müntebiz Nebz Nebze
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Vera
Very
و ر يVRY
Arkadan gelen. / Öte. / Başka taraf. / Arka, geri. / Torun. / Çakmaktan ateş çıkması. // Ateş yakmak. / Müphem olarak, müphem bir şekilde, bir şeyin başka bir şeymiş gibi yapılması. / Gizlemek, örtmek, bir şeyin arkasına örtmek, gizlemek. / Yardımcı, takipçi. / Hz. Musaya inzal olan Kanun Kitabı. // Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar. Halk. Mahluk. // Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Aynı kökten:ira Mütevari Tevari Vera Very
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
zahr
ظ ه رZ:HéR
Binek devesi. Kuş yeleklerinin kısa tarafı. Kara yolu. Sırt, arka. Yüksek yer. Kur'an'ın lâfz-ı şerifi. Haber.
Çğl.zuhurÇğl.ezhâr
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
3. AL-İ İMRAN / 197
Az bir metadır. Sonra, onların mevaları cehennemdir. Ne beis mihadtır.
Ahiret MTA: K:LL eVY BeS MHéD .mid428.ss3.as197.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf75.sure.3.xxxAhiretxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#mta:-meta#||#k:ll-kalil#||#chm-cehennem#||#evy-meva#||#mhéd-mihad#||#evy-meva#||#bes-beis#x#MTA:#||#K:LL#||#eVY#||#BeS#||#MHéD#||#mta:-meta#||#k:ll-kalil#||#chm-cehennem#||#evy-meva#||#mhéd-mihad#||#evy-meva#||#bes-beis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَتَاعٌ قَل۪يلٌ ثُمَّ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
Metâun kalîlun summe me’vâhum cehennem(cehennemu), ve bi’sel mihâd(mihâdu).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
cehennem
ج ح مCHM
Allah'a, vekillerine ve emirlerine itaatsizlikden meydana gelen yanma. İç sıkıntısı. ? Kara delik.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Mehd
Mihad
م ه دMHéD
Beşik. Döşeme, döşek. Beslenilecek, büyüyecek yer. Yeryüzü. Yayıp döşemek. Kâr kazanmak. Hazırlanmak.
Çğl.Mühud
Aynı kökten:Mahid Mehd Mihad Mühud Mihadde Mümehhed Mümehhid Mütemehhid Temehhüd Temhid
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Diyanet Meali:
(Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
3. AL-İ İMRAN / 199
Muhakkak, kitab ehlinden, ALLAH'a ve size inzal edilene ve kendilerine inzal edilene iman eden kimseler... ALLAH'a huşu duyanlardır.
ALLAH'ın ayetlerini, az bir semene iştira etmezler.
İşte onlar... onların ecirleri Rabblerinin indindedir.
Muhakkak ki ALLAH, hesabı seri olandır.
Esma-ül Hüsna eHéL KTB eMN NZL NZL H:ŞA: ŞRY eYY SéMN K:LL eCR A:ND RBB SRA: HSB .mid430.ss3.as199.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf75.sure.3.xxxEsma-ül Hüsnaxximanxxxxibadetxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#ehél-ehil#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#ecr-ecir#||#nzl-inzal#||#sémn-semen#||#hsb-hesab#||#h:şa:-huşu#||#şry-iştira#||#sra:-seri#x#eHéL#||#KTB#||#eMN#||#NZL#||#NZL#||#H:ŞA:#||#ŞRY#||#eYY#||#SéMN#||#K:LL#||#eCR#||#A:ND#||#RBB#||#SRA:#||#HSB#||#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#ehél-ehil#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#ecr-ecir#||#nzl-inzal#||#sémn-semen#||#hsb-hesab#||#h:şa:-huşu#||#şry-iştira#||#sra:-seri#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِنَّ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَمَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ خَاشِع۪ينَ لِلّٰهِۙ لَا يَشْتَرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ
Ve inne min ehlil kitâbi le men yu’minu billâhi ve mâ unzile ileykum ve mâ unzile ileyhim hâşiîne lillâhi, lâ yeşterûne bi âyâtillâhi semenen kalîlâ(kalîlen), ulâike lehum ecruhum inde rabbihim innallâhe serîul hısâb(hısâbi).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Huşu'
خ ش عH:ŞA:
Huşu. Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.
Aynı kökten:Hâşâ Haşi' Huşşa' Haşiîn Huşu' Mütehaşi' Mütehaşşi' Tahaşşu'
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Seri'
Seri'a
س ر عSRA:
Çabuk. Hızlı. Az vakitte çok iş yapan.
Aynı kökten:Esra' İsra' İstisra' Münserih Müsaraa Müsâraât Müsaraat Müsaraaten Müserri' Müsri' Müteserri' Ser'an Sür'a Seri' Seri'a Serian Sira' Sür'at Sür'aten Teserru' Tesri' Tesriât Tesrian
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
4. NİSA / 7
Erkekler için ana-baba ve akrabalarından geriye kalan terekelerden bir nasib vardır. Kadınlar için de ana-baba ve akrabalarından geriye kalan terekelerden bir nasib vardır.
Ondan az veya çok mefruz nasibtir.
Miras Hukuku RCL NS:B TRK VLD K:RB NSV NS:B TRK VLD K:RB K:LL KSéR NS:B FRD: .mid439.ss4.as7.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxMiras Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:ll-kalil#||#nsv-nisa#||#vld-xoxox#||#rcl-recül#||#ksér-kesir#||#trk-terk#||#k:rb-akraba#||#ns:b-nasib#||#frd:-mefruz#x#RCL#||#NS:B#||#TRK#||#VLD#||#K:RB#||#NSV#||#NS:B#||#TRK#||#VLD#||#K:RB#||#K:LL#||#KSéR#||#NS:B#||#FRD:#||#k:ll-kalil#||#nsv-nisa#||#vld-xoxox#||#rcl-recül#||#ksér-kesir#||#trk-terk#||#k:rb-akraba#||#ns:b-nasib#||#frd:-mefruz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَۜ نَص۪يبًا مَفْرُوضًا
Lir ricâli nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne, ve lin nisâi nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne mimmâ kalle minhu ev kesur(kesura). Nasîben mefrûdâ(mefrûdan).
Mefruz
ف ر ضFRD:
Farz olunmuş. Farz hâline gelmiş. Çok lüzumlu. Farz kabilinden olmuş. Var sayılan.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Nasib
ن ص بNS:B
Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.
4. NİSA / 46
Hadü kimselerden, kelimeleri mevzilerinden tahrif edenler, lisanlarıyla levy ederek ve dinde taan ederek
"İşittik ve isyan ettik", "İşit, işitmez olası!" ve "Ra'ina" derler.
Şayet onlar, "İşittik ve itaat ettik", "İşit ve Nazar et bize" deselerdi, elbette kendileri için hayrlı ve daha kaviy olurdu.
Fakat ALLAH, küfürleri ile onları lanetlemiştir. Artık pek azından başka, iman etmezler.
HéVD HRF KLM VD:A: K:VL SMA: A:S:Y SMA: G:YR SMA: RA:Y LVY LSN T:A:N DYN K:VL SMA: T:VA: SMA: NZ:R KVN H:YR K:VM LA:N KFR eMN K:LL .mid478.ss4.as46.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf85.sure.4.xxxxxkissa-meselxximanxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kaviy#||#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#la:n-lanet#||#sma:-semi#||#t:va:-itaat#||#k:ll-kalil#||#a:s:y-isyan#||#emn-iman#||#hévd-hadü#||#h:yr-hayr#||#kfr-küfr#||#t:a:n-taan#||#lsn-lisan#||#dyn-din#||#nz:r-unzur#||#vd:a:-mevzi#||#lvy-levy#||#klm-kelime#||#ra:y-raina#||#hrf-tahrif#||#k:vl-xxoxx#x#HéVD#||#HRF#||#KLM#||#VD:A:#||#K:VL#||#SMA:#||#A:S:Y#||#SMA:#||#G:YR#||#SMA:#||#RA:Y#||#LVY#||#LSN#||#T:A:N#||#DYN#||#K:VL#||#SMA:#||#T:VA:#||#SMA:#||#NZ:R#||#KVN#||#H:YR#||#K:VM#||#LA:N#||#KFR#||#eMN#||#K:LL#||#k:vm-kaviy#||#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#la:n-lanet#||#sma:-semi#||#t:va:-itaat#||#k:ll-kalil#||#a:s:y-isyan#||#emn-iman#||#hévd-hadü#||#h:yr-hayr#||#kfr-küfr#||#t:a:n-taan#||#lsn-lisan#||#dyn-din#||#nz:r-unzur#||#vd:a:-mevzi#||#lvy-levy#||#klm-kelime#||#ra:y-raina#||#hrf-tahrif#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مِنَ الَّذ۪ينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدّ۪ينِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَۙ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلًا
Minellezîne hâdû yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve yekûlûne semi’nâ ve asaynâ vesma’ gayra musmeın ve râınâ leyyen bi elsinetihim ve ta’nan fîd dîn(dîni). Ve lev ennehum kâlû semi’nâ ve ata’nâ vesma’ venzurnâ le kâne hayran lehum ve akvem(akveme), ve lâkin leanehumullâhu bi kufrihim fe lâ yu’minûne illâ kalîlâ(kalîlen).
isyan
ع ص يA:S:Y
İtaatsizlik. Emre karşı gelmek. Ayaklanmak.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Tahrif
ح ر فHRF
Bozmak. / Başka tarafa meylettirmek. / Kendi menfaati veya başkasının zararı için bir ibârenin mânasını değiştirmek. / Harflerin yerini değiştirmek. Kalem karıştırmak.
Çğl.Tahrifât
Aynı kökten:Harf Ahruf Huruf Hurufat İnhiraf Muharref Muharrefat Muharrif Münharif Taharrüf Tahrif Tahrifât
Hadü
ه و دHéVD
Bir durumdan başka bir duruma evrilmek, dönmek. / Pişmalık duyarak dönüş yapmak. /yönlendirilmek, görevine dönmek.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
Lisan
ل س نLSN
Dil. Konuşma dili. Lehçe.
Çğl.ElsineÇğl.LüsnÇğl.Lüsün
Aynı kökten:Lisan Elsine Lüsn Lüsün
Levy
ل و يLVY
Bükmek. Eğmek, meylettirmek. Karın ağrısı. Mide fesadı.
Aynı kökten:Levy
unzur
ن ظ رNZ:R
"Bak, gör" … meâlinde
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
raina
ر ع يRA:Y
Gözlemlemek. Gözetlemek. Çobanlık etmek.
Aynı kökten:İstir'a Mer'a Mer'î Mer'iyye Mer'iyyat Muraî Müraat Ra' Râî Ria raina Raiyyet Reaya Ra'y Riayet
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Ta'an
Ta'ane
ط ع نT:A:N
Çok zemmedip yeren. Çekiştiren.
Aynı kökten:Ta'an Ta'ane Ta'n
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Mevzi'
و ض عVD:A:
Bir şey konulacak yer.
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
Diyanet Meali:
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ” derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.
4. NİSA / 66
Velev ki BİZ onlara, "Nefslerinizi katl edin" veya "Diyarlarınızdan ihrac olun" diye ketb etmiş olsaydık, içlerinden birazı dışında buna fail olmazlardı.
Şayet kendilerine vaaz edilene fail olsalardı elbette kendileri için hayrlı ve daha şedid tesbit edilmiş olurdu.
KTB K:TL NFS H:RC DVR FA:L K:LL FA:L VA:Z: KVN H:YR ŞDD SéBT .mid497.ss4.as66.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf88.sure.4.xxxx#kvn-kane#||#k:tl-katl#||#ktb-ketb#||#şdd-şedid#||#k:ll-kalil#||#nfs-enfüs#||#h:yr-hayr#||#h:rc-ihrac#||#dvr-diyar#||#sébt-tesbit#||#va:z:-vaaz#||#fa:l-xxoxx#x#KTB#||#K:TL#||#NFS#||#H:RC#||#DVR#||#FA:L#||#K:LL#||#FA:L#||#VA:Z:#||#KVN#||#H:YR#||#ŞDD#||#SéBT#||#kvn-kane#||#k:tl-katl#||#ktb-ketb#||#şdd-şedid#||#k:ll-kalil#||#nfs-enfüs#||#h:yr-hayr#||#h:rc-ihrac#||#dvr-diyar#||#sébt-tesbit#||#va:z:-vaaz#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْ اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَل۪يلٌ مِنْهُمْۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِه۪ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَشَدَّ تَثْب۪يتًاۙ
Ve lev ennâ ketebnâ aleyhim enıktulû enfusekum evihrucû min diyârikum mâ fealûhu illâ kalîlun minhum. Ve lev ennehum fealû mâ yûazûne bihî le kâne hayran lehum ve eşedde tesbîtâ(tesbîten).
Dâr
د و رDVR
Yer, mekan, konak. Memleket.
Çğl.DiyarÇğl.Diran
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
tesbit
ث ب تSéBT
Sağlam olarak yerleştirme. Yerinden kımıldayamaz hale getirme. / Bir şeyin aslını kat'i olarak bulma. / Bir şeyi açıklığa kavuşturma, delil getirme, bir hak veya olgunun gerçekliğini delille ortaya koyma yoluyla inanmak.
Aynı kökten:isbat müsbet müsbit müsebbet müsebbit sabit sebat sebit sübut tesbit
Vaaz
Va'z
و ع ظVA:Z:
Öğüt vermek. Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.
4. NİSA / 77
• "Ellerinizi keff edin
• ve salat ikame edin
• ve zekatı verin" denilenleri görmedin mi?
Üzerlerine kıtal yazılınca, onlardan bir ferik, ALLAH'tan haşy eder gibi, hatta daha şedid haşyetle nasdan haşy ederler.
"Rabbimiz!
Niçin bize kıtal ketb ettin? Bizi karib ecele tehir etseydin ya!" derler.
De ki:
"Dünya metası pek azdır.
Ahiret, ALLAH'a ittika eden eden kimse için hayrdır. Size fetil kadar zulüm edilmez."
Ahiret ReY K:VL KFF YDY K:VM S:LV eTY ZKV KTB K:TL FRK: H:ŞY NVS H:ŞY ŞDD H:ŞY K:VL RBB KTB K:TL eH:R eCL K:RB K:VL MTA: DNV K:LL eH:R H:YR VK:Y Z:LM FTL .mid508.ss4.as77.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf89.sure.4.xxxxxkissa-meselxAhiretxxsalatxzekatxcihadxxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-ikame-i salat#||#k:tl-kıtal#||#ktb-ketb#||#mta:-meta#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahhar#||#z:lm-zulüm#||#şdd-şedid#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#h:yr-hayr#||#ydy-yed#||#k:rb-karib#||#zkv-zekat#||#vk:y-ittika#||#kff-keff#||#h:şy-haşy#||#h:şy-haşyet#||#frk:-ferik#||#ftl-fetil#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#K:VL#||#KFF#||#YDY#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#KTB#||#K:TL#||#FRK:#||#H:ŞY#||#NVS#||#H:ŞY#||#ŞDD#||#H:ŞY#||#K:VL#||#RBB#||#KTB#||#K:TL#||#eH:R#||#eCL#||#K:RB#||#K:VL#||#MTA:#||#DNV#||#K:LL#||#eH:R#||#H:YR#||#VK:Y#||#Z:LM#||#FTL#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:tl-kıtal#||#ktb-ketb#||#mta:-meta#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahhar#||#z:lm-zulüm#||#şdd-şedid#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#h:yr-hayr#||#ydy-yed#||#k:rb-karib#||#zkv-zekat#||#vk:y-ittika#||#kff-keff#||#h:şy-haşy#||#h:şy-haşyet#||#frk:-ferik#||#ftl-fetil#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّواْ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُواْ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلا أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ وَالآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلاَ تُظْلَمُونَ فَتِيلاً
E lem tera ilâllezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekât(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde haşyeh(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynâl kıtâl(kıtâle), lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin). Kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun), vel âhıratu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
Fetîl
Fetîle
ف ت لFTL
Yaralara konulan tiftik. Lâmba fitili. Deriden çıkan kir. Örgü.
Aynı kökten:Fetîl Fetîle Fetiyle Fetl Fitil Meftul Müfettel Teftil
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Haşyet
خ ش يH:ŞY
Korku ve dehşet.
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Keff
ك ف فKFF
Vaz geçme, el çekme, çekinmek, men'etme, imtinâ etmek, sâkit olmak. Avuç, el, avuç içi. Nimet.
Çğl.Küfuf
Aynı kökten:Kâffe Kefaf Kifaf Kefe Keffe Kefef Keff Küfuf Keffe Ükef Keffe Kifef Mükeffef mekfuf Mekâfif Tekeffüf
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
4. NİSA / 83
Emniyetten veya korkudan bir emir geldiğinde, onu zey ederler.
Şayet onu Rasule ve kendilerinden ulu-l emre redd etselerdi... kendilerinden onu istinbat edenler elbette ona alim olurdu.
Şayet ALLAH'ın üzerinize fazlı ve rahmeti olmasaydı... birazınız dışında, elbette şeytana tabi olurdunuz.
Şeytan CYe eMR eMN H:VF ZéYA: RDD RSL eVL eMR A:LM NBT: FD:L RHM TBA: ŞT:N K:LL .mid514.ss4.as83.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf90.sure.4.xx**xŞeytanxxŞeytanxrasulximanxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#evl-uli#||#h:vf-havf#||#rdd-redd#||#k:ll-kalil#||#tba:-tabi#||#emr-emir#||#emn-emniyet#||#a:lm-alim#||#rhm-rahmet#||#fd:l-fazl#||#rsl-rasul#||#zéya:-zey#||#nbt:-istinbat#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#eMR#||#eMN#||#H:VF#||#ZéYA:#||#RDD#||#RSL#||#eVL#||#eMR#||#A:LM#||#NBT:#||#FD:L#||#RHM#||#TBA:#||#ŞT:N#||#K:LL#||#evl-uli#||#h:vf-havf#||#rdd-redd#||#k:ll-kalil#||#tba:-tabi#||#emr-emir#||#emn-emniyet#||#a:lm-alim#||#rhm-rahmet#||#fd:l-fazl#||#rsl-rasul#||#zéya:-zey#||#nbt:-istinbat#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا جَاءهُمْ أَمْرٌ مِّنَ الأَمْنِ أَوِ الْخَوْفِ أَذَاعُواْ بِهِ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلَى أُوْلِي الأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنبِطُونَهُ مِنْهُمْ وَلَوْلاَ فَضْلُ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لاَتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ إِلاَّ قَلِيلاً
Ve izâ câehum emrun minel emni evil havfi ezâû bihî.Ve lev reddûhu ilâr resûli ve ilâ ulil emri minhum le alimehullezîne yestenbitûnehu minhum. Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu letteba’tumuş şeytâne illâ kalîlâ(kalîlen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
emniyet
ا م نeMN
(Emniyyet): Eminlik, emin olma hali, korkusuzluk, tehlikesizlik. İtimad, güvenme, inanma. Polis ve zabıta teşkilatı.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
İSTİNBAT
ن ب طNBT:
Çıkarmak. Çözümü istenen bir olay, bir konu karşısında elde bulunan prensipler ve bilgileri inceleme ve etraflı bilgi edinme, araştırma ve düzeltme ve karşılaştırarak yeni bir bilgi ortaya çıkarmaya da istinbat ve istihrac denilir ki, bu bir meleke ve özel bir kudrettir. Herhangi bir işte böyle bir liyakat ve yeterlik sahibi olanlar, o işin müctehidi ve gerçek sahibi ve Allah katında yetkilileridir.
Aynı kökten:İSTİNBAT Nebt
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Zey'
ذ ي عZéYA:
Duyulma. Meydana çıkıp yayılma.
Aynı kökten:Zey'
Diyanet Meali:
Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.
4. NİSA / 142
Muhakkak münafıklar, ALLAH'a hadia ederler. O da onlara hadia eder.
Onlar, salata kaim olduklarında kesil olurlar. Nasa gösteriş yaparlar. ALLAH'ı pek azdan başka zikir etmezler.
NFK: H:DA: H:DA: K:VM S:LV K:VM KSL ReY NVS ZéKR K:LL .mid573.ss4.as142.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf100.sure.4.xxxxxsalatxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kaim#||#k:vm-ikame-i salat#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#zékr-zikir#||#nfk:-münafık#||#h:da:-hadia#||#ksl-kesil#||#rey-xxoxx#x#NFK:#||#H:DA:#||#H:DA:#||#K:VM#||#S:LV#||#K:VM#||#KSL#||#ReY#||#NVS#||#ZéKR#||#K:LL#||#k:vm-kaim#||#k:vm-ikame-i salat#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#zékr-zikir#||#nfk:-münafık#||#h:da:-hadia#||#ksl-kesil#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً
İnnel munâfikîne yuhâdiûnallahe ve huve hâdiuhum, ve izâ kâmû ilâs salâti kâmû kusâlâ yurâunen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ(kalîlen).
Hadîa
خ د عH:DA:
Ustalıklı bir şekilde aldatma, oyun yapma. Hile, dalavere, aldatma.
Çğl.Hadai'
Aynı kökten:Hadîa Hadai'
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kesil
keslân
ك س لKSL
Tenbel kimse. Uyuşuk. Gevşek davranan. Bezgin. Yorgun.
Çğl.Küsâlâ
Aynı kökten:İksal Kesel Keselan Kesil keslân Küsâlâ Keslan Mütekâsil Mütekâsilîn Tekessül
münafık
ن ف قNFK:
İki yüzlü, araya nifak sokan. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan.
Çğl.Münafıkîn
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.
4. NİSA / 155
Artık;
misaklarını nakz etmeleri...
ve ALLAH'ın ayetlerine küfür etmeleri...
ve Nebileri hakk gayrısında katl etmeleri...
ve "kalblerimiz gulf oldu" demeleri...
Bilakis!
ALLAH onları, küfürleri ile tab etmiştir. Artık birazı dışında iman etmezler.
Kıssa: İsa - x NK:D: VSéK: KFR eYY K:TL NBe G:YR HK:K: K:VL K:LB G:LF T:BA: KFR eMN K:LL .mid586.ss4.as155.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs6.syf102.sure.4.xxxxxkissa-isa-xxKıssa: İsa - xxxnebiximanxx#g:yr-gayr#||#k:tl-katl#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#k:lb-kalb#||#hk:k:-hakk#||#kfr-küfr#||#nbe-nebi#||#g:lf-gulf#||#t:ba:-tab#||#nk:d:-nakz#||#vsék:-misak#||#k:vl-xxoxx#x#NK:D:#||#VSéK:#||#KFR#||#eYY#||#K:TL#||#NBe#||#G:YR#||#HK:K:#||#K:VL#||#K:LB#||#G:LF#||#T:BA:#||#KFR#||#eMN#||#K:LL#||#g:yr-gayr#||#k:tl-katl#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#k:lb-kalb#||#hk:k:-hakk#||#kfr-küfr#||#nbe-nebi#||#g:lf-gulf#||#t:ba:-tab#||#nk:d:-nakz#||#vsék:-misak#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِم بَآيَاتِ اللّهِ وَقَتْلِهِمُ الأَنْبِيَاء بِغَيْرِ حَقًّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ طَبَعَ اللّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلاَ يُؤْمِنُونَ إِلاَّ قَلِيلاً
Fe bimâ nakdıhim mîsâkahum ve kufrihim bi âyâtillâhi ve katlihimul enbiyâe bi gayrı hakkın ve kavlihim kulûbunâ gulf(gulfun). Bel tabaallâhu aleyhâ bi kufrihim fe lâ yu’minûne illâ kalîlâ(kalîlen).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Gulf
غ ل فG:LF
Kılıf. Perde.
Çğl.Eglaf
Aynı kökten:Gulf Eglaf Gulfe
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Nakz
ن ق ضNK:D:
Kurtulmak. Bozmak. Bozucu. Halâs olmak.
Aynı kökten:Enkaz İnkaz Minkaz Münakız Müntakız Mütenakız Nakız Nakiz Nakize Nakz Nakzan Nakzen Nakzeyn Nekaz Enkâz Nikz Nukz Enkâz Tenakkuz Tenakuz Tenkiz
Tab'
ط ب عT:BA:
Tabiat. Karakter. / Damga basmak. Mühür basmak. Kitab basmak. Mühür.
Aynı kökten:İntıba' İntiba Matbaa Matbu' Matbuat Muntabı' Tab' Tabi'
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
Diyanet Meali:
Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.
5. MAİDE / 13
Ardından, misaklarını nakz etmeleri sebebiyle, onları lanetledik ve kalblerini kasvetli kıldık.
Kelimeleri mevzilerinden tahrif ediyorlar. Kendilerine zikir ettirilen şeyden hazz duymayı unuttular.
La zeyl (sürekli olarak) onlardan pek azı dışında, hıyanet üzre olduklarına, muttali olursun.
Artık onları afv et ve safh et.
Muhakkak ki ALLAH, muhsinlere muhabbet duyar.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -7Ahiret NK:D: VSéK: LA:N CA:L K:LB K:SV HRF KLM VD:A: NSY HZ:Z: ZéKR ZYL T:LA: H:VN K:LL A:FV S:FH HBB HSN .mid620.ss5.as13.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf108.sure.5.xxxxxkissa-musa-070xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -7xAhiretxxikrarxxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#la:n-lanet#||#k:ll-kalil#||#nsy-nisyan#||#k:lb-kalb#||#s:fh-safh#||#hz:z:-hazz#||#t:la:-muttali#||#hsn-muhsin#||#hbb-muhabbet#||#nk:d:-nakz#||#zékr-zikir#||#klm-kelime#||#vd:a:-mevzi#||#hrf-tahrif#||#zyl-zeyl#||#vsék:-misak#||#h:vn-hıyanet#||#k:sv-kasvet#||#a:fv-afv#||#ca:l-xxoxx#x#NK:D:#||#VSéK:#||#LA:N#||#CA:L#||#K:LB#||#K:SV#||#HRF#||#KLM#||#VD:A:#||#NSY#||#HZ:Z:#||#ZéKR#||#ZYL#||#T:LA:#||#H:VN#||#K:LL#||#A:FV#||#S:FH#||#HBB#||#HSN#||#la:n-lanet#||#k:ll-kalil#||#nsy-nisyan#||#k:lb-kalb#||#s:fh-safh#||#hz:z:-hazz#||#t:la:-muttali#||#hsn-muhsin#||#hbb-muhabbet#||#nk:d:-nakz#||#zékr-zikir#||#klm-kelime#||#vd:a:-mevzi#||#hrf-tahrif#||#zyl-zeyl#||#vsék:-misak#||#h:vn-hıyanet#||#k:sv-kasvet#||#a:fv-afv#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ لَعنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَنَسُواْ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِ وَلاَ تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىَ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمُ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Fe bimâ nakdihim mîsâkahum leannâhum ve cealnâ kulûbehum kâsiyet(kâsiyeten), yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve nesû hazzan mimmâ zukkirû bih(bihî), ve lâ tezâlu tettaliu alâ hâınetin minhum illâ kalîlen minhum fa’fu anhum vasfah innallâhe yuhıbbul muhsinîn(muhsinîne).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
hıyanet
خ و نH:VN
Hâinlik. Vefasızlık. İtimadı kötüye kullanmak. Sözünde durmayıp oyun etmek.
Aynı kökten:hain hıyanet ihanet muhin muhtan mütehavin tahvin Tahvinât Tehavün
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Tahrif
ح ر فHRF
Bozmak. / Başka tarafa meylettirmek. / Kendi menfaati veya başkasının zararı için bir ibârenin mânasını değiştirmek. / Harflerin yerini değiştirmek. Kalem karıştırmak.
Çğl.Tahrifât
Aynı kökten:Harf Ahruf Huruf Hurufat İnhiraf Muharref Muharrefat Muharrif Münharif Taharrüf Tahrif Tahrifât
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Hazz
ح ظ ظHZ:Z:
Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.
Çğl.Huzuz
Aynı kökten:Ahazz Hazz Huzuz İhtizaz İhzaz
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kasvet
ق س وK:SV
(Kalp) Katılaşma. İç sıkıntısı. Duygusuzluk hali. Hissizlik, sıkıntı.
Aynı kökten:İksa' Kasavet Kasî Kasiye Kasvet Mukassî
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
Nakz
ن ق ضNK:D:
Kurtulmak. Bozmak. Bozucu. Halâs olmak.
Aynı kökten:Enkaz İnkaz Minkaz Münakız Müntakız Mütenakız Nakız Nakiz Nakize Nakz Nakzan Nakzen Nakzeyn Nekaz Enkâz Nikz Nukz Enkâz Tenakkuz Tenakuz Tenkiz
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
Safh
ص ف حS:FH
Suç bağışlama, dostluk etme. Günah ve cürmü afveyleme. Bir şeyin bir tarafı. Bir şey içirme. Yüz çevirme.
Aynı kökten:musafaha musafih mütesafih Safh Tasfih Tasfihât tesafüh Musfah Safha Safahat Tasaffuh Tesaffuh
Muttali'
ط ل عT:LA:
Haberli. Bilgisi olan. Bir yüksek yerden bakarak görüp anlayan. Vâkıf. Derk eden.
Aynı kökten:ıstıtla' İstıtlâât ıtla' ıttıla' matla meteali Muttali' müteala Tal' tali' talia talih tulu' tuluat
Mevzi'
و ض عVD:A:
Bir şey konulacak yer.
Aynı kökten:Mevzi' Mevzu' Mevzuat Mevzua Mevzuat Muvazaa Tevazu' Vaz' Evza' Vazaat Vaz'an Vâzı' Vazıa
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
Zeyl
ز ي لZYL
Ek, ilâve, bir şeyin altı, devamı. Etek. (ma, la veya lam olumsuz ön ekleri ile) hala devam etmek, durmadan devam etmek
Çğl.EzyalÇğl.Züyul
Aynı kökten:Müzal Müzeyyel Tezyil Zayil Zâyile Zeyl Ezyal Züyul Zeylen Zeyliyât
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
5. MAİDE / 44
Muhakkak, Tevrat'ı, BİZ inzal ettik...
• içinde hüda ve nur vardır.
• silm olmuş Nebiler, hadüler için onunla hüküm vermişlerdir.
• rabbaniler ve habrlar ALLAH'ın kitabından istihfaz ettikleri şeye onunla şahid olmuşlardı.
Artık nasdan haşy etmeyin, BEN'den haşy edin!
Ayetlerimi, az bir semen ile iştira etmeyin!
ALLAH'ın inzal ettiği şey ile hüküm etmeyen kimse... artık işte o... onlar kafirdir.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -9 NZL TVR HéDY NVR HKM NBe SLM HéVD RBB HBR HFZ: KTB KVN ŞHéD H:ŞY NVS H:ŞY ŞRY eYY SéMN K:LL HKM NZL KFR .mid650.ss5.as44.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf114.sure.5.xxxxxkissa-musa-090xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -9xxislamxnebixxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabbani#||#hévd-hadü#||#kfr-kafir#||#nbe-nebi#||#slm-silm#||#h:şy-haşy#||#hbr-habr#||#nzl-inzal#||#hédy-huda#||#hkm-hüküm#||#şhéd-şahid#||#sémn-semen#||#şry-iştira#||#nvr-nur#||#hfz:-istihfaz#||#tvr-tevrat#||#kvn-xxoxx#x#NZL#||#TVR#||#HéDY#||#NVR#||#HKM#||#NBe#||#SLM#||#HéVD#||#RBB#||#HBR#||#HFZ:#||#KTB#||#KVN#||#ŞHéD#||#H:ŞY#||#NVS#||#H:ŞY#||#ŞRY#||#eYY#||#SéMN#||#K:LL#||#HKM#||#NZL#||#KFR#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabbani#||#hévd-hadü#||#kfr-kafir#||#nbe-nebi#||#slm-silm#||#h:şy-haşy#||#hbr-habr#||#nzl-inzal#||#hédy-huda#||#hkm-hüküm#||#şhéd-şahid#||#sémn-semen#||#şry-iştira#||#nvr-nur#||#hfz:-istihfaz#||#tvr-tevrat#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا أَنزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالأَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُواْ مِن كِتَابِ اللّهِ وَكَانُواْ عَلَيْهِ شُهَدَاء فَلاَ تَخْشَوُاْ النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلاَ تَشْتَرُواْ بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلاً وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ
İnnâ enzelnet tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihen nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimestuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Habr
Hibr
ح ب رHBR
Yahudi hahamı. Yahudi âlim. Ferahlık. Refah. Sürur. Tıb: Dişlerin beyazına ârız olan sarılık.
Çğl.EhbârÇğl.Hubur
Aynı kökten:Habbar Habr Hibr Ehbâr Hubur Mahber Mihbere Mehâbir Tahbir
İstihfaz
ح ف ظHFZ:
Hıfzetmek. Korumak. Muhafaza etmek. Bir şeyin muhafaza olunmasını birisinden rica etmek.
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Hadü
ه و دHéVD
Bir durumdan başka bir duruma evrilmek, dönmek. / Pişmalık duyarak dönüş yapmak. /yönlendirilmek, görevine dönmek.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Rabbanî
ر ب بRBB
Rabbe âit. Cenab-ı Hakk'a dair ve müteallik. İlâhî. Ârif-i Billâh olan, ilmi ile amel eden âlim. Kendisini tamamen Cenab-ı Hakk'a vermiş olan. Putperestlikle alâkası olmayan.
Dşl.RabbaniyeÇğl.RabbaniyyunÇğl.Rabbaniyyîn
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Silm
Selm
س ل مSLM
Barış, sulh, barışıklık. Barışmak. // Huzur ve sükuneti bozacak hallerden kaçınarak, barışın tesisinden yana olma. Ortaya, tartışma yaratacak mevzular çıkarmama. İçinden olunan duruma razı olma ve sorun yaratmama. (Bunun ilerisinde "her olanın hakk olduğu" bilinci doğar.) / (selm:) Tek kulplu kova.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
tevrat
ت و ر ةTVR
Tevrat.
Aynı kökten:Tareten Târeten Uhrâ Tevr Etvâr tevrat
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.
7. A'RAF / 3
Rabbinizden size inzal edilene tâbi olun. Onun gayrısında veliylere tâbi olmayın.
Ne de az tezekkür ediyorsunuz!
TBA: NZL RBB TBA: DVN VLY K:LL ZéKR .mid894.ss7.as3.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf150.sure.7.xxxxxxemirxxyasakxxx#k:ll-kalil#||#tba:-tabi#||#dvn-dun#||#rbb-rabb#||#vly-veliy#||#zékr-tezekkür#||#nzl-inzal#x#TBA:#||#NZL#||#RBB#||#TBA:#||#DVN#||#VLY#||#K:LL#||#ZéKR#||#k:ll-kalil#||#tba:-tabi#||#dvn-dun#||#rbb-rabb#||#vly-veliy#||#zékr-tezekkür#||#nzl-inzal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ
Ittebiû mâ unzile ileykum min rabbikum ve lâ tettebiû min dûnihî evliyâ(evliyâe), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
7. A'RAF / 10
Sizi arzda temekkün etmiştik!
Size, orada iaşe edineceğiniz şeyler kılmıştık!
Ne de az şükür ediyorsunuz!
MKN eRD: CA:L A:YŞ K:LL ŞKR .mid901.ss7.as10.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf150.sure.7.xxxx#şkr-şükür#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#a:yş-ayş#||#mkn-temekkün#||#ca:l-xxoxx#x#MKN#||#eRD:#||#CA:L#||#A:YŞ#||#K:LL#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#a:yş-ayş#||#mkn-temekkün#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ
Ve lekad mekkennâkum fîl ardı ve cealnâ lekum fîhâ maâyiş’(maâyişe), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
ayş
ayşe
ع ي شA:YŞ
Yaşayış, yaşama. Yiyip içme. Zevk u safa. Dirilik. Hayat. Ömür. Yaşamaya lüzumlu bulunan madde.
Çğl.maişeÇğl.maişet
Aynı kökten:ayş ayşe maişe maişet ayyaş İaşe müteayyiş taayyüş
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Temekkün
م ك نMKN
Sultan yanında rütbe sahibi olmak. / Vakar ve temkin sahibi olmak.
Aynı kökten:Mekîn Mükena' Mekînet Mekânet Temekkün Temkin Emken İmkan Mekîn Mükena' Mekn Mekâne Emkine Emâkin Mümkin Mümkün Mümkinât Mütemekkin Temekkün Umkan
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!
7. A'RAF / 57
O, rahmet elinin arasında, beşir olarak rihleri irsal edendir. Hatta, sikal sehabı azalttığında, onu mevt olmuş beldeye sevk ederiz ve ardından onunla su inzal ederiz.
Ardından onunla bütün semerelerden ihrac ederiz.
Mevt olanları böyle ihrac edeceğiz.
Umulur ki tezekkür edersiniz.
Doğa/Yaşam RSL RVH BŞR BYN YDY RHM K:LL SHB SéK:L SVK: BLD MVT NZL MVHé H:RC KLL SéMR H:RC MVT ZéKR .mid946.ss7.as57.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf156.sure.7.xxxDoğa/Yaşamx#kll-külli#||#k:ll-ekall#||#bld-belde#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzl-inzal#||#bşr-beşir#||#rsl-irsal#||#zékr-tezekkür#||#mvt-meyyit#||#h:rc-ihrac#||#shb-sehab#||#sék:l-sikal#||#rvh-rih#||#sémr-semere#||#mvhé-ma#||#svk:-sevk#x#RSL#||#RVH#||#BŞR#||#BYN#||#YDY#||#RHM#||#K:LL#||#SHB#||#SéK:L#||#SVK:#||#BLD#||#MVT#||#NZL#||#MVHé#||#H:RC#||#KLL#||#SéMR#||#H:RC#||#MVT#||#ZéKR#||#kll-külli#||#k:ll-ekall#||#bld-belde#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzl-inzal#||#bşr-beşir#||#rsl-irsal#||#zékr-tezekkür#||#mvt-meyyit#||#h:rc-ihrac#||#shb-sehab#||#sék:l-sikal#||#rvh-rih#||#sémr-semere#||#mvhé-ma#||#svk:-sevk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاء فَأَخْرَجْنَا بِهِ مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذَلِكَ نُخْرِجُ الْموْتَى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ve huvellezî yursilur riyâha buşren beyne yedey rahmetih(rahmetihi), hattâ izâ ekallet sehâben sikâle suknâhu li beledin meyyitin fe enzelnâ bihil mâe fe ahrecnâ bihîmin kullissemerât(semerâti), kezâlikenuhricul mevtâ leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
beşir
ب ش رBŞR
Müjdelemek. Müjdeler vererek ikaz etmek. Müjde getiren. Güler yüzlü. Hub. Cemil. Hz.Muhammed'in bir vasfı.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Ekall
Akall
ق ل لK:LL
Daha az, en az, pek az. En küçük.
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
meyyit
Meyt
م و تMVT
Ölü. Cansız. Ölmüş. Cenaze.
Çğl.mevtaÇğl.emvat
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
sehab
Sehabe
س ح بSHB
Bulut. Karanlık. Bulut gibi uçuşan böcekler. Cazibeye kapılanlar, sürüklenenler. Etki altında kalanlar.
Çğl.SehâibÇğl.Suhub
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
sevk
س و قSVK:
Sevk etmek. Sürmek. Yollamak, göndermek. Neticeye bağlamak.
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
Sikal
ث ق لSéK:L
Ağır olan, ağır şeyler.
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Semer
ث م رSéMR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.
7. A'RAF / 86
"Vaad ederek ve kendisine iman edenleri ALLAH'ın sebilinen sadd ederek ve ivec olmayı ibtiga ederek, bütün sıratlara kuud etmeyin.
Zikir edin!... Siz az idiniz ve ardından O, sizi çoğalttı!
Nazar edin!... müfsidlerin akibeti nasıl oldu!"
Hz. Şuayb Kıssası K:A:D KLL S:RT: VA:D S:DD SBL eMN BG:Y A:VC ZéKR KVN K:LL KSéR NZ:R KYF KVN A:K:B FSD .mid975.ss7.as86.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf160.sure.7.xxxxxkissa-suayb-1-medyenxHz. Şuayb Kıssasıxximanxxxxemirxxyasakxxx#kll-külli#||#kll-kalil#||#kyf-keyfe#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#va:d-vaad#||#ksér-kesir#||#s:rt:-sırat#||#bg:y-ibtiga#||#k:a:d-kuud#||#fsd-müfsid#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#zékr-zikir#||#s:dd-sadd#||#a:vc-ivec#||#kvn-xxoxx#x#K:A:D#||#KLL#||#S:RT:#||#VA:D#||#S:DD#||#SBL#||#eMN#||#BG:Y#||#A:VC#||#ZéKR#||#KVN#||#K:LL#||#KSéR#||#NZ:R#||#KYF#||#KVN#||#A:K:B#||#FSD#||#kll-külli#||#kll-kalil#||#kyf-keyfe#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#va:d-vaad#||#ksér-kesir#||#s:rt:-sırat#||#bg:y-ibtiga#||#k:a:d-kuud#||#fsd-müfsid#||#nz:r-nazar#||#a:k:b-akibet#||#zékr-zikir#||#s:dd-sadd#||#a:vc-ivec#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلاَ تَقْعُدُواْ بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللّهِ مَنْ آمَنَ بِهِ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاذْكُرُواْ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلاً فَكَثَّرَكُمْ وَانظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ
Ve lâ tak’udû bikulli sırâtın tû’ıdûne ve tasuddûne an sebîlillâhi men âmene bihî ve tebgûnehâ ivecen vezkurû iz kuntum kalîlen fe kesserekum vanzurû keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).
Âkibe
Âkibet
ع ق بA:K:B
Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
İvec
ıvec
ع و جA:VC
Eğrilik, çarpıklık, yanlışlık. Şaşı. Yay.
Dşl.Avca
Aynı kökten:A'vec İvec ıvec Avca Muavvec Müteavvic Taavvüc Taavvücât
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
“Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?”
8. ENFAL / 26
Çok az olduğunuzu zikir edin.
Arzda istizaf edilmiştiniz. Nasın sizi hatf etmesinden korkuyordunuz. Ardından sizi, evy etti ve nasrı ile size eyyid etti ve tayyib olanlardan sizi rızıklandırdı.
Umulur ki şükür edersiniz.
ZéKR K:LL D:A:F eRD: H:VF H:T:F NVS eVY eYD NS:R RZK: T:YB ŞKR .mid1122.ss8.as26.saENFAL.ns88.nyMEDİNE.cs9.syf179.sure.8.xxxxxkissa-meselx#şkr-şükür#||#h:vf-havf#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#rzk:-rızk#||#h:t:f-hatf#||#evy-evy#||#eyd-eyyid#||#zékr-zikir#||#ns:r-nasr#||#evy-evy#||#t:yb-tayyib#||#d:a:f-istizaf#x#ZéKR#||#K:LL#||#D:A:F#||#eRD:#||#H:VF#||#H:T:F#||#NVS#||#eVY#||#eYD#||#NS:R#||#RZK:#||#T:YB#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#h:vf-havf#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#rzk:-rızk#||#h:t:f-hatf#||#evy-evy#||#eyd-eyyid#||#zékr-zikir#||#ns:r-nasr#||#evy-evy#||#t:yb-tayyib#||#d:a:f-istizaf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاذْكُرُواْ إِذْ أَنتُمْ قَلِيلٌ مُّسْتَضْعَفُونَ فِي الأَرْضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَآوَاكُمْ وَأَيَّدَكُم بِنَصْرِهِ وَرَزَقَكُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Vezkurû iz entum kalîlun mustad'afûne fîl ardı tehâfûne en yetehattafekumun nâsu fe âvâkum ve eyyedekum bi nasrihî ve rezekakum minet tayyibâtî leallekum teşkurûn(teşkurûne).
İstiz'af
ض ع فD:A:F
Zayıf ve âdi görme, küçümseme.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
Evy
ا و يeVY
Bir nesne yerine gelmek. Sığınmak.
Aynı kökten:Evy Me'va
Eyyid
ا ي دeYD
Doğrulanmış. Kuvvetlenmiş. Onaylanmış. / Kuvvetlendir, teyid et, devam ettir (anlamında).
Aynı kökten:Eved Eyd Eyyid Müeyyid Müeyyide Müteeyyid Müteşeyyid Te'yid Te'yidât
hatf
خ ط فH:T:F
Kapmak. Şimşek gibi göz kamaştırmak. Sür'atli olmak.
Aynı kökten:hatf Hatıf Hattaf ihtitaf Tehattuf
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.
8. ENFAL / 43
ALLAH, menamında, sana onları pek az olarak göstermişti.
Şayet çok olarak gösterseydi, elbette feşel ederdiniz ve emir hakkında tenazu ederdiniz… Lakin ALLAH, selem etti.
Muhakkak ki O, sadrların sahibine alimdir.
ReY NVM K:LL ReY KSéR FŞL NZA: eMR SLM A:LM S:DR .mid1139.ss8.as43.saENFAL.ns88.nyMEDİNE.cs10.syf181.sure.8.xxxxxkissa-meselx#k:ll-kalil#||#emr-emir#||#a:lm-alim#||#ksér-kesir#||#slm-selem#||#fşl-feşel#||#nza:-tenazu#||#s:dr-sadr#||#nvm-menam#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#NVM#||#K:LL#||#ReY#||#KSéR#||#FŞL#||#NZA:#||#eMR#||#SLM#||#A:LM#||#S:DR#||#k:ll-kalil#||#emr-emir#||#a:lm-alim#||#ksér-kesir#||#slm-selem#||#fşl-feşel#||#nza:-tenazu#||#s:dr-sadr#||#nvm-menam#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِذْ يُرِيكَهُمُ اللّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلاً وَلَوْ أَرَاكَهُمْ كَثِيرًا لَّفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الأَمْرِ وَلَكِنَّ اللّهَ سَلَّمَ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
İz yurîkehumullâhu fî menâmike kalîlen, ve lev erâkehum kesîren le feşiltum ve le tenâza'tum fîl emri ve lâkinnallâhe sellem(selleme), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Feşel
ف ش لFŞL
Korkak olmak. / Cesaretini kaybetmek.
Aynı kökten:Feşel Feşil Efşâl Müfşil
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Menam
ن و مNVM
Uyku zamanı. Uyunacak yer, yatak odası. / Rüya. Düş.
Aynı kökten:İstiname Menam Mename Menamen Münaveme Münevvem Münevvim Müstenîm Mütenavim Mütenavimîn Mütenevvim Naim Naimîn Niyam Nevm Tenevvüm Tenvim Tenvimât
Tenazu'
ن ز عNZA:
Kavgalaşmak, çekişmek. Birbirine husumet etmek.
Aynı kökten:Menzu' Münazi' Müntezi' Mütenazi' Nez' Naziat Tenazu'
Sadr
ص د رS:DR
Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Bulunulacak yerlerin en iyisi. Rücu. Bir aruz kalıbı. Baş, reis, başkan.
Çğl.Sudur
Aynı kökten:Isdar Musaddar Mutasaddır Mutasaddırin müsadere sadaret Sadır Sadr Sudur sadrazam Sadrî Sadriye Sudur Tasaddur
selem
Seleme
س ل مSLM
Emaneti sahibine hakkıyla iade etmek. / Peşin para ile veresiye mal alma. / Ayıplardan uzak olmak. / Kurtulmak. / Selef. / Ürem, faiz. / İm, işaret, belirti.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Diyanet Meali:
Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
8. ENFAL / 44
Mülaki olduğunuzda, aynınıza onları pek az göstermişti. Onların aynlarında da sizi kalil ediyordu.
ALLAH'ın, meful olacak emri kaza etmesi içindir.
Emirler ALLAH'a rücu eder.
ReY LK:Y A:YN K:LL K:LL A:YN K:D:Y eMR KVN FA:L RCA: eMR .mid1140.ss8.as44.saENFAL.ns88.nyMEDİNE.cs10.syf181.sure.8.xxxxxkissa-meselx#kvn-kane#||#fa:l-meful#||#k:ll-kalil#||#emr-umur#||#emr-emir#||#k:d:y-kaza#||#rca:-rücu#||#lk:y-mülaki#||#a:yn-ayn#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#LK:Y#||#A:YN#||#K:LL#||#K:LL#||#A:YN#||#K:D:Y#||#eMR#||#KVN#||#FA:L#||#RCA:#||#eMR#||#kvn-kane#||#fa:l-meful#||#k:ll-kalil#||#emr-umur#||#emr-emir#||#k:d:y-kaza#||#rca:-rücu#||#lk:y-mülaki#||#a:yn-ayn#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذْ يُرِيكُمُوهُمْ إِذِ الْتَقَيْتُمْ فِي أَعْيُنِكُمْ قَلِيلاً وَيُقَلِّلُكُمْ فِي أَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولاً وَإِلَى اللّهِ تُرْجَعُ الأمُورُ
Ve iz yurîkumûhum iziltekaytum fî a'yunikum kalîlen ve yukallilukum fî a'yunihim li yakdıyallâhu emren kâne mef'ûlâ(mef'ûlen), ve ilallâhi turceul umûr(umûru).
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
emr
emir
ا م رeMR
İş buyurma. Buyurulan şey. Madde, husus, hadise.
Çğl.EvamirÇğl.Umur
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Mef'ul
ف ع لFA:L
Yapılan iş. Fâilin eseri.
Çğl.Mefail
Aynı kökten:Fa'al Fail Faalet Fâiliyyet fiil Fi'l Ef'âl Fial Mef'ul Mefail
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Diyanet Meali:
Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah’a döndürülür.
9. TEVBE / 9
ALLAH'ın ayetlerini az bir semene iştira ettiler. Ardından O'nun sebiline sadd oldular.
Muhakkak amel etmiş oldukları şeyler suidir.
ŞRY eYY SéMN K:LL S:DD SBL SVe KVN A:ML .mid1180.ss9.as9.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf187.sure.9.xxxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#eyy-ayet#||#sve-sui#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#a:ml-amel#||#sémn-semen#||#s:dd-sadd#||#şry-iştira#||#kvn-xxoxx#x#ŞRY#||#eYY#||#SéMN#||#K:LL#||#S:DD#||#SBL#||#SVe#||#KVN#||#A:ML#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#a:ml-amel#||#sémn-semen#||#s:dd-sadd#||#şry-iştira#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اشْتَرَوْاْ بِآيَاتِ اللّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِهِ إِنَّهُمْ سَاء مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
İşterev bi âyâtillâhi semenen kalîlen fe saddû an sebîlih(sebîlihî),innehum sâe mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!
9. TEVBE / 38
Ey iman edenler!
Ne oldu size de... "ALLAH sebilinde nefr edin" denildiğinde, arza sekal oldunuz!?
Ahiretten, dünya hayatı ile razı mı oldunuz?
Dünya hayatının metası ahirette, sadece, pek azdır!
Ahiret eMN K:VL NFR SBL SéK:L eRD: RD:V HYY DNV eH:R MTA: HYY DNV eH:R K:LL .mid1209.ss9.as38.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf192.sure.9.xxxAhiretxxcihadximanxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#mta:-meta#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#nfr-nefr#||#sék:l-sekal#||#hyy-hayat#||#rd:v-radi#||#k:vl-xxoxx#x#eMN#||#K:VL#||#NFR#||#SBL#||#SéK:L#||#eRD:#||#RD:V#||#HYY#||#DNV#||#eH:R#||#MTA:#||#HYY#||#DNV#||#eH:R#||#K:LL#||#mta:-meta#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#nfr-nefr#||#sék:l-sekal#||#hyy-hayat#||#rd:v-radi#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انفِرُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الأَرْضِ أَرَضِيتُم بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû mâ lekum izâ kîle lekumunfirû fî sebîlillâhissâkaltum ilel ard(ardi), e radîtum bil hayâtid dunyâ minel âhireh(âhireti), fe mâ metâul hayâtid dunyâ fîl âhireti illâ kalîl(kalîlun).
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Nefr
ن ف رNFR
Heyecan verici bir emirden dolayı bir yerden bir yere fırlayıp çıkmak. Düşmana karşı gaza için fırlayıp çıkmak.
Aynı kökten:İstinfar Müstenfir Nefer Nefir Enfar Nefr Nefret Nefrin Nüfur Tenfir
radi
Râdiye
ر ض وRD:V
Razı olan, rıza gösteren, itaat eden.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Sekal
ث ق لSéK:L
Ağır yük. Kalabalık ağırlık. Mal, mülk, meta. Ev eşyası. Misafir. İns ve cinnin bir ünvanı.
Çğl.Eskâl
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
9. TEVBE / 82
Artık, kesb etmiş oldukları şeylere ceza olarak… pek az dıhk etsinler ve çok büka etsinler!
D:HK K:LL BKY KSéR CZY KVN KSB .mid1253.ss9.as82.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf199.sure.9.xxxxxkissa-meselxxcihad-duruxxxxibadetxxx#czy-ceza#||#k:ll-kalil#||#ksb-kesb#||#ksér-kesir#||#d:hk-dıhk#||#bky-büka#||#kvn-xxoxx#x#D:HK#||#K:LL#||#BKY#||#KSéR#||#CZY#||#KVN#||#KSB#||#czy-ceza#||#k:ll-kalil#||#ksb-kesb#||#ksér-kesir#||#d:hk-dıhk#||#bky-büka#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلْيَضْحَكُواْ قَلِيلاً وَلْيَبْكُواْ كَثِيرًا جَزَاء بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
Fel yadhakû kalîlen vel yebkû kesîrâ(kesîren), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Bükâ
ب ك يBKY
Ağlama.
Aynı kökten:Bekkâîn Bükât Bükâ Ebka İbka İbtika' İnbika İstibkâ Tebaki Tebkiye
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
Dıhk
ض ح كD:HK
Gülme.
Aynı kökten:Dahhak Dahık Dahıke Davâhık Dıhk Idhak İstidhak Madhek Mudhak Mudhike Müdhike Mudhikât Tadhik Udhuke
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Diyanet Meali:
Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.
11. HUD / 40
Hatta... emrimiz geldiğinde ve tandır fevr olduğunda, dedik ki:
• "Herşeyden iki zevc...
• ve üzerlerine sebak olarak kavl edilmiş kimseler müstesna... kendi ehlini ve iman edenleri,
onda hamil et."
(Zaten) Onunla beraber, sadece, pek azı iman etmişti.
Hz. Nuh Kıssası -3- CYe eMR FVR K:VL HML KLL ZVC SéNY eHéL SBK: K:VL eMN eMN K:LL .mid1445.ss11.as40.saHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf225.sure.11.xxxxxkissa-nuh-03xHz. Nuh Kıssası -3-xximanxx#kll-külli#||#kll-kalil#||#sény-isnan#||#ehél-ehil#||#hml-haml#||#k:ll-kalil#||#emr-emir#||#emn-iman#||#sbk:-sebak#||#tnr-tennur#||#fvr-fevr#||#zvc-zevc#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#eMR#||#FVR#||#K:VL#||#HML#||#KLL#||#ZVC#||#SéNY#||#eHéL#||#SBK:#||#K:VL#||#eMN#||#eMN#||#K:LL#||#kll-külli#||#kll-kalil#||#sény-isnan#||#ehél-ehil#||#hml-haml#||#k:ll-kalil#||#emr-emir#||#emn-iman#||#sbk:-sebak#||#tnr-tennur#||#fvr-fevr#||#zvc-zevc#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حَتَّى إِذَا جَاء أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ قُلْنَا احْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلاَّ مَن سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ آمَنَ وَمَا آمَنَ مَعَهُ إِلاَّ قَلِيلٌ
Hattâ izâ câe emrunâ ve fâret tennûru kulnâhmil fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu ve men âmen(âmene), ve mâ âmene meahû illâ kalîl(kalîlun).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Fevr
ف و رFVR
Hemen. Birdenbire, düşünmeden. Acele. Sür'at. Bir adamın geldiği semt ve cihet. Suyun kaynayıp fışkırması.
Aynı kökten:Fevr Fevrî fevriyye Fevvare Füvr
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Sebak
س ب قSBK:
Ders. Yarış. Koşu yapanların aralarında koydukları ödül.
Çğl.Esbâk
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
İsnan
ث ن يSéNY
İki
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Tennur
tnr
Tandır. Fırın. Su pınarı.
Çğl.Tenânir
Aynı kökten:Tennur Tenânir
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.
11. HUD / 116
Sizin öncenizden karin olanlardan bakiye sahibleri, arzda fesadı nehy eden olsaydı ya!... onlardan necat ettiklerimizden pek azı müstesna.
Zalimler, içinde turfe oldukları şeye tâbi oldular ve mücrim oldular.
KVN K:RN K:BL eVL BK:Y NHéY FSD eRD: K:LL NCV TBA: Z:LM TRF KVN CRM .mid1521.ss11.as116.saHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf233.sure.11.xxxxxkissa-meselx#k:bl-kabl#||#evl-uli#||#z:lm-zalim#||#k:ll-kalil#||#tba:-tabi#||#erd:-arz#||#nhéy-nehy#||#fsd-fesad#||#trf-turfe#||#crm-mücrim#||#ncv-necat#||#k:rn-karin#||#bk:y-bakiye#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#K:RN#||#K:BL#||#eVL#||#BK:Y#||#NHéY#||#FSD#||#eRD:#||#K:LL#||#NCV#||#TBA:#||#Z:LM#||#TRF#||#KVN#||#CRM#||#k:bl-kabl#||#evl-uli#||#z:lm-zalim#||#k:ll-kalil#||#tba:-tabi#||#erd:-arz#||#nhéy-nehy#||#fsd-fesad#||#trf-turfe#||#crm-mücrim#||#ncv-necat#||#k:rn-karin#||#bk:y-bakiye#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَلَوْلاَ كَانَ مِنَ الْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُوْلُواْ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ الْفَسَادِ فِي الأَرْضِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ وَاتَّبَعَ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مَا أُتْرِفُواْ فِيهِ وَكَانُواْ مُجْرِمِينَ
Fe lev lâ kâne minel kurûni min kablikum ûlû bakıyyetin yenhevne anil fesâdi fil ardı illâ kalîlen mimmen enceynâ minhum, vettebeallezîne zalemû mâ utrifû fîhi ve kânû mucrimîn(mucrimîne).
bakiye
Bakiyye
ب ق يBK:Y
Artık. Geri kalan. Artan.
Çğl.Bevaki
Aynı kökten:Baki Bâkiyât Bevaki bakiye Bakiyye Bevaki beka İbka İstibka Mabaki mütebaki
Mücrim
ج ر مCRM
Cürüm ve kabahat işlemiş olan. Suçlu.
Çğl.Mücrimîn
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
fesad
ف س دFSD
Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek.
Çğl.Fesadat
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Turfe
Türfe
ت ر فTRF
Şaşılacak kadar bolluk içinde yaşamak. Yumuşak, kolay, hassas bir hayat sürmek. Hayatın güzel şeylerinin tadını çıkarmak. Lezzetli ve güzel yemek. Nâziklik, yumuşaklık. Nazik ve zarif. Nimet. Görülmemiş, tuhaf, yeni şey. Şaşılacak şey.
Çğl.EtrâfÇğl.Utrufe
Aynı kökten:İstitraf Müstatraf Turfe Türfe Etrâf Utrufe
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.
12. YUSUF / 47
Dedi ki: "Yedi sene adet üzere ziraat edin. Hasadınızı, yiyeceğiniz kadarından birazı dışında sünbülünde vezr edin."
Hz. Yusuf Kıssası K:VL ZRA: SBA: SNV DeB HS:D VZéR SNBL K:LL eKL .mid1576.ss12.as47.saYUSUF.ns53.nyMEKKE.cs12.syf240.sure.12.xxxxxkissa-yusufxHz. Yusuf Kıssasıx#sba:-seba#||#k:ll-kalil#||#zra:-zer#||#ekl-ekl#||#snbl-sünbül#||#deb-deb#||#vzér-vezr#||#hs:d-hasad#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#ZRA:#||#SBA:#||#SNV#||#DeB#||#HS:D#||#VZéR#||#SNBL#||#K:LL#||#eKL#||#sba:-seba#||#k:ll-kalil#||#zra:-zer#||#ekl-ekl#||#snbl-sünbül#||#deb-deb#||#vzér-vezr#||#hs:d-hasad#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ
Kâle tezreûne seb’a sinîne de’ebâ(de’eben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn(te’kulûne).
De'b
د ا بDeB
Bir işde devam ve iltizamla emek çekip çalışmak. Adet, usul, tarz, kaide. Şân. Emir. Kâr. Tardeylemek.
Aynı kökten:Dâib Dâibeyn De'b Deeb
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Hasad
ح ص دHS:D
Ekin biçmek. Ekin biçme mevsimi.
Aynı kökten:Hasad Hasıd Hasîd Hasâyıd İhsad İhtisad İstihsad Muhtasıd
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
Sünbül
Sünbüle
س ن ب لSNBL
Başak.
Çğl.Sünbülât
Aynı kökten:Sünbül Sünbüle Sünbülât
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Zer'
ز ر عZRA:
Ekilmiş. Ekme. Tohum ekme. Yetişmiş ekin.
Aynı kökten:İzdira' Mezraa Mezru Mezari' Müzaraa Müzerri' Müzerri' Zari' Zer' Zerare Zer'iyyat Zerra' Ziraat Ziraî
Diyanet Meali:
47. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.”
12. YUSUF / 48
"Sonra bunun ardından yedi şedid gelecek... hısn ettiğinizden birazı dışında... onlar için takdim ettiklerinizi yiyecek."
Hz. Yusuf Kıssası eTY BA:D SBA: ŞDD eKL K:DM K:LL HS:N .mid1577.ss12.as48.saYUSUF.ns53.nyMEKKE.cs12.syf240.sure.12.xxxxxkissa-yusufxHz. Yusuf Kıssasıxxsayıxx#ba:d-bad#||#sba:-seba#||#şdd-şiddet#||#k:ll-kalil#||#ekl-ekl#||#hs:n-hısn#||#k:dm-takdim#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#BA:D#||#SBA:#||#ŞDD#||#eKL#||#K:DM#||#K:LL#||#HS:N#||#ba:d-bad#||#sba:-seba#||#şdd-şiddet#||#k:ll-kalil#||#ekl-ekl#||#hs:n-hısn#||#k:dm-takdim#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn(tuhsinûne).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
hısn
ح ص نHS:N
Korunmak. Kale. Hisar. Sığınmağa, korunmağa mahsus sağlam yer.
Çğl.husun
Aynı kökten:Hasan Hasanet Hasna Hısan hısn husun Hisan .Hısan muhassan muhsan mütehassın tahassun tahsin
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
şiddet
ش د دŞDD
Sertlik, katılık. Ziyadelik. Sıkılık.
Çğl.Şided
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
48. “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.”
16. NAHL / 95
ALLAH'a ahdinizi, pekaz semenle iştira etmeyin. Eğer alim olursanız, muhakkak ALLAH indinde hayr olan odur.
ŞRY A:HéD SéMN K:LL A:ND H:YR KVN A:LM .mid1918.ss16.as95.saNAHL.ns70.nyMEKKE.cs14.syf277.sure.16.xxxxxikrarxxxxemirxxyasakxxx#a:héd-ahd#||#k:ll-kalil#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#h:yr-hayr#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#kvn-xxoxx#x#ŞRY#||#A:HéD#||#SéMN#||#K:LL#||#A:ND#||#H:YR#||#KVN#||#A:LM#||#a:héd-ahd#||#k:ll-kalil#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#h:yr-hayr#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلاَ تَشْتَرُواْ بِعَهْدِ اللّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً إِنَّمَا عِندَ اللّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ve lâ teşterû bi ahdillâhi semenen kalîlâ(kalîlen), innemâ indallâhi huve hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.
16. NAHL / 117
Pek az metadır. Onlar için elim azab vardır.
Ahiret MTA: K:LL A:ZéB eLM .mid1940.ss16.as117.saNAHL.ns70.nyMEKKE.cs14.syf279.sure.16.xxxAhiretxxxvaadxxhaberxxx#mta:-meta#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#a:zéb-azab#x#MTA:#||#K:LL#||#A:ZéB#||#eLM#||#mta:-meta#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#a:zéb-azab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَتَاعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Metâun kalîlun ve lehum azâbun elîm(elîmun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Diyanet Meali:
(Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Hâlbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır.
17. İSRA / 52
Yevmde O, sizi davet eder... ve ardından, O'nun hamd etmesi ile isticab edersiniz.
Sadece, pek az lebs olduğunuzu zann edersiniz.
YVM DA:V VCB HMD Z:NN LBSé K:LL .mid2000.ss17.as52.saİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf286.sure.17.xxxxxyevmxx#da:v-davet#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#hmd-hamd#||#z:nn-zann#||#lbsé-lebs#||#vcb-isticab#x#YVM#||#DA:V#||#VCB#||#HMD#||#Z:NN#||#LBSé#||#K:LL#||#da:v-davet#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#hmd-hamd#||#z:nn-zann#||#lbsé-lebs#||#vcb-isticab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً
Yevme yed’ûkum fe testecîbûne bi hamdihî ve tezunnûne in lebistum illâ kalîlâ(kalîlen).
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Lebs
ل ب ثLBSé
Bir yerde eğlenip durma. Vakit geçirme. Kalma.
Aynı kökten:İlbas İstilbas Lebs
İsticab
و ج بVCB
Vâcib olmak. Hak etmek. / İcab olan bir şey için gereken şartları yerine getirmek. / Bir davete katılmak. Bir davanın neferi olmak, gereklerini yerine getirmek.
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Diyanet Meali:
Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!
17. İSRA / 62
Dedi ki:
"Benim üzerime kerim ettiğin bu kimseyi görüyor musun!?
Eğer beni kıyamet yevmine kadar tehir ettirirsen... onun zürriyetini, pek azı hariç, elbette hank ederim."
Hz. Adem Kıssası -5- K:VL ReY KRM eH:R YVM K:VM HNK ZéRR K:LL .mid2010.ss17.as62.saİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf287.sure.17.xxxxxkissa-adem-05xHz. Adem Kıssası -5-xxyevmxşeytanxx#k:vm-kıyamet#||#eh:r-ahhar#||#zérr-zürriyet#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#krm-kerim#||#hnk-hank#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:VL#||#ReY#||#KRM#||#eH:R#||#YVM#||#K:VM#||#HNK#||#ZéRR#||#K:LL#||#k:vm-kıyamet#||#eh:r-ahhar#||#zérr-zürriyet#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#krm-kerim#||#hnk-hank#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ أَرَأَيْتَكَ هَذَا الَّذِي كَرَّمْتَ عَلَيَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُ إَلاَّ قَلِيلاً
Kâle e raeyteke hâzellezî kerremte aley(aleyye), le in ahharteni ilâ yevmil kıyâmeti le ahtenikenne zurriyyetehû illâ kalîlâ(kalîlen).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hank
ح ن كHNK
Muhkem etmek, sağlamlaştırmak. / Bir şeyi çiğneyip damağıyla ezmek. / Davarın ağzına gem vurmak veya urgan koymak. / (Bir atı) dizginlemek / boyun eğdirmek, / yok etmek, / yetkisi altına almak, / tüm malını almak, / birini bir ilişkiden geriye veya uzağa çevirmek, / altüst etmek, uzaklaşmak, mahvolmak, / tecrübe veya yaş nedeniyle yargıya varmak, / sağlam, / bir şeyi iyice anlamak ve bilmek, / yemek, tüketmek, çiğnemek.
Aynı kökten:Hank İhtinak Muhnik Muhtenik Münhanik
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kerim
ك ر مKRM
Takdir edilerek kabul görmüş olan ikram. / Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. El Kerim : İkram fiili.
Dşl.KerimeÇğl.EkarimÇğl.Kiram
Aynı kökten:ekrem ikram İkramat ikramiye İstikram Keramet kerem Kerim Kerime Ekarim Kiram Mekreme Mikram mükerrem mükrem mükrim tekrim
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Diyanet Meali:
Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.”
17. İSRA / 74
Şayet BİZ seni sebat ettirmeseydik… neredeyse onlara biraz rükn olacaktın.
SéBT KVD RKN ŞYe K:LL .mid2022.ss17.as74.saİSRA.ns50.nyMEDİNE.cs15.syf288.sure.17.xxxx#şye-şey#||#k:ll-kalil#||#kvd-kade#||#sébt-sebat#||#rkn-rükn#x#SéBT#||#KVD#||#RKN#||#ŞYe#||#K:LL#||#şye-şey#||#k:ll-kalil#||#kvd-kade#||#sébt-sebat#||#rkn-rükn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْلاَ أَن ثَبَّتْنَاكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْئًا قَلِيلاً
Ve lev lâ en sebbetnâke lekad kidte terkenu ileyhim şey’en kalîlâ(kalîlen).
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kade
ك و دKVD
Neredeyse. Gr: Yardımcı fiillerdendir. Cümlede ifade edilen hükmün yaklaştığını bildirmek için söylenir. Mübtedâ ile haberin başına gelerek, birincisini isim adı ile merfu' kılar, haberini de mansub eder. Bu gibi fiillerin haberi muzâri olur.
Aynı kökten:kade
rükn
rükün
ر ك نRKN
Direk. Esas. Kuvvet. Bir şeyin en fazla sağlam olan tarafı veya köşesi veya temeli. Bir cemaatin ileri gelenlerinden olan. Nüfuzlu, kuvvetli ve ehemmiyetli kimse.
Çğl.erkan
Aynı kökten:Murakkan Müterekkin Rekn rükn rükün erkan Terekkün Terkin Terkin
sebat
ث ب تSéBT
Yerinden oynamamak, dayanmak. Kararlı olmak. Sözde durmak, ahde vefa etmek. Bir meslekte, meşru bir kanaatte veya bir fikirde kararlı bulunmak, sağlamlık göstermek.
Aynı kökten:isbat müsbet müsbit müsebbet müsebbit sabit sebat sebit sübut tesbit
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
17. İSRA / 76
Eğer, seni ihrac etmek için gerçekten seni arzdan istafazz etseler... o zaman, senin hilafında, sadece pek azı lebs olurdu.
KVD FZZ eRD: H:RC LBSé H:LF K:LL .mid2024.ss17.as76.saİSRA.ns50.nyMEDİNE.cs15.syf289.sure.17.xxxx#h:lf-hilaf#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#kvd-kade#||#h:rc-ihrac#||#lbsé-lebs#||#fzz-fazz#x#KVD#||#FZZ#||#eRD:#||#H:RC#||#LBSé#||#H:LF#||#K:LL#||#h:lf-hilaf#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#kvd-kade#||#h:rc-ihrac#||#lbsé-lebs#||#fzz-fazz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن كَادُواْ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الأَرْضِ لِيُخْرِجوكَ مِنْهَا وَإِذًا لاَّ يَلْبَثُونَ خِلافَكَ إِلاَّ قَلِيلاً
Ve in kâdû le yestefizzûneke minel ardı li yuhricûke minhâ ve izen lâ yelbesûne hilâfeke illâ kalîlâ(kalîlen).
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Fazz
ف ز زFZZ
Kırmak. Dağıtmak. / Fethetmek, açmak.
Aynı kökten:Faziz Fazîz Fazz Fezîz istafazz Müfezzaz Müfezzi'
Hilaf
خ ل فH:LF
Ters, karşı, zıd. Karşı koymak. Muhalefet etmek.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kade
ك و دKVD
Neredeyse. Gr: Yardımcı fiillerdendir. Cümlede ifade edilen hükmün yaklaştığını bildirmek için söylenir. Mübtedâ ile haberin başına gelerek, birincisini isim adı ile merfu' kılar, haberini de mansub eder. Bu gibi fiillerin haberi muzâri olur.
Aynı kökten:kade
Lebs
ل ب ثLBSé
Bir yerde eğlenip durma. Vakit geçirme. Kalma.
Aynı kökten:İlbas İstilbas Lebs
Diyanet Meali:
Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
17. İSRA / 85
Sana, Ruh'tan sual ederler.
De ki:
"Ruh, Rabbimin emrindendir.
Size ilimden, sadece, pek az verilmiştir."
Ruh SeL RVH K:VL RVH eMR RBB eTY A:LM K:LL .mid2032.ss17.as85.saİSRA.ns50.nyMEKKE.cs15.syf289.sure.17.xxxRuhx#k:ll-kalil#||#emr-emir#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#sel-sual#||#rvh-ruh#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#RVH#||#K:VL#||#RVH#||#eMR#||#RBB#||#eTY#||#A:LM#||#K:LL#||#k:ll-kalil#||#emr-emir#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#sel-sual#||#rvh-ruh#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتِيتُم مِّن الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً
Ve yes’elûneke anir rûh(rûhı), kulir rûhu min emri rabbî ve mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ(kalîlen).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Ruh
ر و حRVH
Allah'ın hayatının her canlıdan tezahürü, can. / Rüzgar. Koku. / Öğleden akşama kadar olan vakit. / Bir şeyin tahsil edilmesinden duyulan neşe. / Bir amaca, davaya adanmışlığın ortaya çıkardığı gayret. / Dava edinilen amaca ulaşma hasretinini verdiği heyecan.
Çğl.Ervah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Diyanet Meali:
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”
18. KEHF / 22
Gayba recm eder gibi...
diyecekler ki: "Onlar üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir"
diyecekler ki: "Beş kişidir, altıncıları köpekleridir"
diyecekler ki: "Yedi kişidir, sekizincileri köpekleridir."
De ki:
"Onların iddetine Rabbim alimdir!
Az (kimse) dışında onlara alim olan yoktur."
Artık onlar hakkında, miryenin zahir olanları dışında imtira etme ve onlar hakkında hiçbirinden fetva isteme!
Ashab-ı Kehf Kıssası K:VL SéLSé RBA: KLB K:VL H:MS SDS KLB RCM G:YB K:VL SBA: SéMN KLB K:VL RBB A:LM A:DD A:LM K:LL MRY MRY Z:HéR FTY eHD .mid2069.ss18.as22.saKEHF.ns69.nyMEKKE.cs15.syf295.sure.18.xx**xxxkissa-kehfxAshab-ı Kehf Kıssasıxxsayıxxxxemirxxyasakxxx#sélsé-selase#||#h:ms-hamse#||#rba:-rabia#||#sba:-seba#||#ehd-ehad#||#k:ll-kalil#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#sémn-semin#||#a:dd-iddet#||#mry-imtira#||#mry-mirye#||#g:yb-gayb#||#fty-fetva#||#rcm-recm#||#z:hér-zahir#||#klb-kelb#||#sds-sadis#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#SéLSé#||#RBA:#||#KLB#||#K:VL#||#H:MS#||#SDS#||#KLB#||#RCM#||#G:YB#||#K:VL#||#SBA:#||#SéMN#||#KLB#||#K:VL#||#RBB#||#A:LM#||#A:DD#||#A:LM#||#K:LL#||#MRY#||#MRY#||#Z:HéR#||#FTY#||#eHD#||#sélsé-selase#||#h:ms-hamse#||#rba:-rabia#||#sba:-seba#||#ehd-ehad#||#k:ll-kalil#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#sémn-semin#||#a:dd-iddet#||#mry-imtira#||#mry-mirye#||#g:yb-gayb#||#fty-fetva#||#rcm-recm#||#z:hér-zahir#||#klb-kelb#||#sds-sadis#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَيَقُولُونَ ثَلَاثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًا بِالْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُل رَّبِّي أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَاء ظَاهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا
Se yekûlûne selâsetun râbiuhum kelbuhum, ve yekûlûne hamsetun sâdisuhum kelbuhum recmen bil gayb(gaybi), ve yekûlûne seb'atun ve sâminuhum kelbuhum, kul rabbî a'lemu bi ıddetihim mâ ya'lemuhum illâ kalîl(kalîlun), fe lâ tumâri fîhim illâ mirâen zâhirâ(zâhiren), ve lâ testefti fîhim minhum ehâdâ(ehâden).
İddet
ع د دA:DD
Miktar, adet, sayı. Hesablanmış zaman. Bekleme süresi. Sayılmış. Madud. Cemaat. Hıfz.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
fetva
ف ت يFTY
Bir hadise, bir muamele hakkındaki hükm-ü şer'îyi ehli olanın haber vermesi ve o hükme dair verilen malumat, bilgi.
Çğl.feteva
Aynı kökten:feta fitye fityan fetva feteva ifta efta istifta müfti müstefti
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Hamse
خ م سH:MS
Beş sayısı. Mesnevi şekliyle yazılmış beş kitabdan ibaret bir takım.
Aynı kökten:Hamis Hamse Hamsîn Hamsun
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kelb
ك ل بKLB
Köpek, it. Meşhur bir yıldız. İki adım arasına koyarak dikilen kayış. Yolcuların, yük üstünde azıklarını astıkları demir çengel. Şiddet. Hırs.
Çğl.EkâlibÇğl.EklübÇğl.Kilâb
Aynı kökten:Kelb Ekâlib Eklüb Kilâb Kellab Mükâlebe Mükellib Mütekâlib Mütekâlibîn Tekâlüb
İmtira'
م ر يMRY
Kuşkulanmak. Tereddüt etmek. Kararsız kalmak. / Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Mirye
م ر يMRY
Kuşku. Kararsızlık. Münazara. Cedel.
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Rabi'
ر ب عRBA:
Dördüncü. / İlkbahar.
Dşl.Rabia
Aynı kökten:Erbaa Erbea Erbain Erbia Merbaa murabbaa Rabi' Rabia Rabi'ul evvel Rabi'us sani rubai Rübaî
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
recm
ر ج مRCM
Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek. Atılan taş. Kabre taştan nişan dikmek. Şeytan üzerine atılan nücum. Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
Aynı kökten:mercum recim rücum recm tercim
Seb'a
seb'
س ب عSBA:
Yedi.
Aynı kökten:Fil usbuil kadim Kullu usbu Sâbi' Sabi'a Seb'a seb' Seb'în Sübaî Tesbi' Üsbu' Esabî'
Sadis
س د سSDS
Altıncı. (6.)
Dşl.Sadise
Aynı kökten:Sadis Sadise
Selase
ث ل ثSéLSé
Üç.
Aynı kökten:Mesles Mesâlis Selase Selasin Sulasa Teslis
Semin
Simen
ث م نSéMN
Sekizinci.
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Zahir
ظ ه رZ:HéR
Görünen, aşikar olan. Açık, belli, meydanda olan. Görünüşe göre. Şüphesiz. Suret. Dış yüz. Görünüş. Anlaşılan. Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette. Arka çıkmak. Destek vermek. Ez Zahir : Görünen zuhurat fiili.
Çğl.zevahir
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.”
18. KEHF / 39-40-41
"Cennete dahil olduğunda
*** MaşaALLAH! Kuvve, sadece ALLAH iledir. ***
desen olmaz mıydı!

Eğer mal ve evlad olarak, beni kendinden daha az görüyorsan… artık Rabbim, bana senin cennetinden hayr olanı vermeye ve seninkine semadan husban irsal etmeye vacib olur!
Ardından saidi zelak oluverir.
Ya da onun suyu gavr oluverir de… ardından onu taleb etmeye istitaat edemezsin!"
İki Adam Meseli DH:L CNN K:VL ŞYe K:VY ReY K:LL MVL VLD A:SY RBB eTY H:YR CNN RSL HSB SMV S:BH S:A:D ZLK: S:BH MVHé G:VR T:VA: T:LB .mid2085.ss18.as39.saKEHF.ns69.nyMEKKE.cs15.syf297.sure.18.xxxxxkissa-zzz-ikiadamxİki Adam Meselix.ss18.as40.ss18.as41.x#şye-maşallah#||#mvl-mal#||#k:ll-ekall#||#vld-xoxox#||#dh:l-dahil#||#k:vy-kuvve#||#cnn-cennet#||#a:sy-asa#||#smv-sema#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#cnn-cennet#||#s:bh-ısbah#||#rsl-irsal#||#hsb-husban#||#s:a:d-said#||#t:va:-istitaat#||#s:bh-ısbah#||#mvhé-ma#||#g:vr-gavr#||#t:lb-taleb#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#DH:L#||#CNN#||#K:VL#||#ŞYe#||#K:VY#||#ReY#||#K:LL#||#MVL#||#VLD#||#A:SY#||#RBB#||#eTY#||#H:YR#||#CNN#||#RSL#||#HSB#||#SMV#||#S:BH#||#S:A:D#||#ZLK:#||#S:BH#||#MVHé#||#G:VR#||#T:VA:#||#T:LB#||#şye-maşallah#||#mvl-mal#||#k:ll-ekall#||#vld-xoxox#||#dh:l-dahil#||#k:vy-kuvve#||#cnn-cennet#||#a:sy-asa#||#smv-sema#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#cnn-cennet#||#s:bh-ısbah#||#rsl-irsal#||#hsb-husban#||#s:a:d-said#||#t:va:-istitaat#||#s:bh-ısbah#||#mvhé-ma#||#g:vr-gavr#||#t:lb-taleb#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْلَا إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَاء اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ إِن تُرَنِ أَنَا أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا * فَعَسَى رَبِّي أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ السَّمَاء فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا * أَوْ يُصْبِحَ مَاؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُ طَلَبًا
Ve lev lâ iz dehalte cenneteke kulte mâ şâallâhu lâ kuvvete illâ billâh(billâhi), in tereni ene ekalle minke mâlen ve veledâ(veleden). * Fe asâ rabbî en yu’tiyeni hayran min cennetike ve yursile aleyhâ husbânen mines semâi fe tusbiha saîden zelekâ(zelekan). * Ev yusbiha mâuhâ gavren fe len testetîa lehu talebâ(taleben).
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Gavr
غ و رG:VR
Bir şeyin dibi. Çukur. Batmak. Yere gömülmek, batmak. Derinlik, nihayet. Kök, esas, temel. Tefekkür, teemmül. Dolanmak. Hakikat.
Çğl.Egvar
Aynı kökten:Gar Agvar Gavr Egvar Gur Magare mağara Magarât Tagvir Tegavvür
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Husban
ح س بHSB
Hesab. Azab. Sıkıntı. Şer. Koltuk yastığı.
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Ekall
Akall
ق ل لK:LL
Daha az, en az, pek az. En küçük.
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kuvve
Kuvvet
ق و يK:VY
Kuvvet. Güç. Salâhiyyet. İktidar. Fikir. Niyet. Hasse. His. Duygu. Meleke. Kabiliyyet. Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb.
Çğl.Kuvâ
Aynı kökten:Evked kavi kaviy Kaviyyen Kuvvad Kuvve Kuvvet Kuvâ mukavemet Mukavim Mukavimîn Mukavva Mukavvî Takavvi Mukvin
ma'
م و هMVHé
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Said
ص ع دS:A:D
Yukarıdaki temiz toprak, pislikten uzak pâk toprak. Yeryüzü. Yol, tarik. Mezar, kabir. Yüksek. Yukarı çıkan.
Aynı kökten:Mas'ad Masâid Mesaid Mütesaid Saade Said Saidan Saud Suud Tasa'ud Tesâudât
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Taleb
ط ل بT:LB
İsteme. İstenme. Dileme. İstek.
Aynı kökten:Metalib Mutalebe Mutâlebât Taleb Talebe Talib Talibe Tulleb Tullâb Talebe Tatallüb Tılb Atlab
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
maşallah
ش ي اŞYe
"Allah'ın dilediği şey"
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
“Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak hâline geliverir.” “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile.”
23. MU'MİNUN / 40-41-42-
Dedi ki:
"Birazdan onlar, nadim oluverecekler!"
Ardından onları o sayha, bi-hakkın ahz etti. Ardından onları gusa halinde kıldık. Artık zalim kavim için bud olsun.
Sonra onların ardından başka karinler inşa ettik.
Kıssa: Saika K:VL K:LL S:BH NDM eH:Zé S:YH HK:K: CA:L G:SéV BA:D K:VM Z:LM NŞe BA:D K:RN eH:R .mid2554.ss23.as40.saMU'MİNUN.ns74.nyMEKKE.cs18.syf343.sure.23.xxxxxkissa-zzz-saikaxKıssa: Saikax.ss23.as41.ss23.as42.x#k:vm-kavim#||#ba:d-bad#||#eh:r-ahar#||#z:lm-zalim#||#k:ll-kalil#||#hk:k:-hakk#||#s:bh-ısbah#||#ndm-nadim#||#eh:zé-ahz#||#s:yh-sayha#||#ba:d-bud#||#g:sév-gusa#||#k:rn-karin#||#nşe-inşa#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:LL#||#S:BH#||#NDM#||#eH:Zé#||#S:YH#||#HK:K:#||#CA:L#||#G:SéV#||#BA:D#||#K:VM#||#Z:LM#||#NŞe#||#BA:D#||#K:RN#||#eH:R#||#k:vm-kavim#||#ba:d-bad#||#eh:r-ahar#||#z:lm-zalim#||#k:ll-kalil#||#hk:k:-hakk#||#s:bh-ısbah#||#ndm-nadim#||#eh:zé-ahz#||#s:yh-sayha#||#ba:d-bud#||#g:sév-gusa#||#k:rn-karin#||#nşe-inşa#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ * فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاء فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ * ثُمَّ أَنشَأْنَا مِن بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ
Kâle ammâ kalîlin le yusbihunne nâdimîn(nâdimîne). * Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnâhum gusâen, fe bu’den lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne). * Summe enşe’nâ min ba’dihim kurûnen âharîn(âharîne).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Bu'd
ب ع دBA:D
Uzaklık. Baid olma. Aralık.
Çğl.Eb'ad
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Gusa'
غ ث وG:SéV
Sel köpüklerine karışmış çürük ağaç yaprakları tortusu, köpüğü.
Aynı kökten:Gusa'
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Nadim
ن د مNDM
Nedamet etmiş, pişman.
Aynı kökten:Nadim Nedamet Nedm Nedman Münadim Münadimîn Nedim Nedime Nedmân Nüdemâ
İnşa
ن ش اNŞe
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
Sayh
Sayha
ص ي حS:YH
Yüksek genlikli ses dalgası. / Korkunç ses. Çığlık. Feryad. Nara. / Azab, eziyet.
Çğl.Sıyâh
Aynı kökten:Musayaha Sayh Sayha Sıyâh
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Allah, “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun! Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık.
23. MU'MİNUN / 78
Sizin için işitmeyi ve basarları ve fuadları inşa eden O'dur.
Ne kadar az şükür ediyorsunuz!
NŞe SMA: BS:R FeD K:LL ŞKR .mid2573.ss23.as78.saMU'MİNUN.ns74.nyMEKKE.cs18.syf346.sure.23.xxxx#şkr-şükür#||#k:ll-kalil#||#bs:r-basar#||#fed-fuad#||#nşe-inşa#||#sma:-xxoxx#x#NŞe#||#SMA:#||#BS:R#||#FeD#||#K:LL#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#k:ll-kalil#||#bs:r-basar#||#fed-fuad#||#nşe-inşa#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
Ve huvellezî enşee lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’ideh(ef’idete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Fuad
ف ا دFeD
Kalb, gönül, yürek.
Çğl.Ef'ide
Aynı kökten:Fuad Ef'ide
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
İnşa
ن ش اNŞe
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
23. MU'MİNUN / 112-113-114-115
Der ki:
"Arzda kaç aded sene… ne kadar lebs oldunuz?"
Onlar, "Yevm yada yevmin birazı kadar lebs olduk… adedleyenlere sual et" derler.
Der ki:
"Çok azdan başka lebs olmadınız. Keşke siz buna alim olmuş olsaydınız. Sizi abes olarak halk ettiğimizi ve BİZ'e rücu etmeyeceğinizi mi hesab etmiştiniz!"
Doğa/Yaşam K:VL LBSé eRD: A:DD SNV K:VL LBSé YVM BA:D: YVM SeL A:DD K:VL LBSé K:LL KVN A:LM HSB H:LK: A:BSé RCA: .mid2593.ss23.as112.saMU'MİNUN.ns74.nyMEKKE.cs18.syf348.sure.23.xxxDoğa/Yaşamxxyevmxalakxx.ss23.as113.ss23.as114.ss23.as115.x#k:ll-kalil#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#||#a:dd-aded#||#lbsé-lebs#||#sel-sual#||#rca:-rücu#||#hsb-hesab#||#a:bsé-abes#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#LBSé#||#eRD:#||#A:DD#||#SNV#||#K:VL#||#LBSé#||#YVM#||#BA:D:#||#YVM#||#SeL#||#A:DD#||#K:VL#||#LBSé#||#K:LL#||#KVN#||#A:LM#||#HSB#||#H:LK:#||#A:BSé#||#RCA:#||#k:ll-kalil#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#h:lk:-halk#||#a:dd-aded#||#lbsé-lebs#||#sel-sual#||#rca:-rücu#||#hsb-hesab#||#a:bsé-abes#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ * قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَاسْأَلْ الْعَادِّينَ * قَالَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ * أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ
Kâle kem lebistum fil ardı adede sinîn(sinîne). * Kâlû lebisnâ yevmen ev ba’da yevmin fes’elil âddîn(âddîne). * Kâle in lebistum illâ kalîlen lev ennekum kuntum ta’lemûn(ta’lemûne). * E fe hasibtum ennemâ halaknâkum abesen ve ennekum ileynâ lâ turceûn(turceûne).
abes
ع ب ثA:BSé
Faydasız ve boş şey. Oyuncak kabilinden faydasız ve boş amel. Lüzumsuz ve gayesiz iş. Tesadüfi.
Çğl.abesiyat
Aynı kökten:abes abesiyat
Aded
Adet
ع د دA:DD
Sayı. Tane. Rakam. Miktar.
Çğl.A'dadÇğl.Âd
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Lebs
ل ب ثLBSé
Bir yerde eğlenip durma. Vakit geçirme. Kalma.
Aynı kökten:İlbas İstilbas Lebs
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Allah, (inkârcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler. Allah, şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
26. ŞUARA / 54
"Muhakkak bunlar, elbette az bir şirzimedir."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -19 ŞRZéM K:LL .mid2793.ss26.as54.saŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf368.sure.26.xxxxxkissa-musa-191xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -19x#k:ll-kalil#||#şrzém-şirzime#x#ŞRZéM#||#K:LL#||#k:ll-kalil#||#şrzém-şirzime#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّ هَؤُلَاء لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ
İnne hâulâi le şirzimetun kalîlûn(kalîlûne).
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Şirzime
Şerzime
ش ر ذ مŞRZéM
Küçük, ehemmiyetsiz cemaat. Bir miktar insan grubu.
Çğl.Şerazim
Aynı kökten:Şirzime Şerzime Şerazim
Diyanet Meali:
Dedi ki, “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur.”
27. NEML / 62
Yada, davet ettiğinde muztar olana icab eden ve sui olanı keşf eden ve sizi arzın halifeleri kılan mı!?
ALLAH ile birlikte ilah mı var!?
Tezekkür ettiğiniz şeyler ne kadar da az!
VCB D:RR DA:V KŞF SVe CA:L H:LF eRD: eLHé K:LL ZéKR .mid3026.ss27.as62.saNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxx#da:v-duae#||#elhé-ilah#||#sve-sui#||#h:lf-halife#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#d:rr-muztar#||#zékr-tezekkür#||#kşf-keşf#||#vcb-icab#||#ca:l-xxoxx#x#VCB#||#D:RR#||#DA:V#||#KŞF#||#SVe#||#CA:L#||#H:LF#||#eRD:#||#eLHé#||#K:LL#||#ZéKR#||#da:v-duae#||#elhé-ilah#||#sve-sui#||#h:lf-halife#||#k:ll-kalil#||#erd:-arz#||#d:rr-muztar#||#zékr-tezekkür#||#kşf-keşf#||#vcb-icab#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
Emmen yucîbul mudtarra izâ deâhu ve yekşifus sûe ve yec’alukum hulefâel ard(ardı), e ilâhun meallâh(meallâhi), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Muztar
Müztar
ض ر رD:RR
Çaresiz kalmış, zorlanmış. Cebr olunmuş. Mecbur kalış. Çaresiz kalıp başı sıkılan.
Çğl.Muztarrîn
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halife
خ ل فH:LF
Öncekinin yerine geçen.
Çğl.HalaifÇğl.Hulefâ
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Keşf
Keşif
ك ش فKŞF
Açmak. Olacak bir şeyi evvelden anlamak. Gizli kalmış bir şeyin Cenab-ı Hak tarafından birisine ilham olunması ile o gizli şeyin meydana çıkarılması.
Çğl.Keşfiyat
Aynı kökten:Ekşef İstikşaf İstikşâfât Kâşif Keşf Keşif Keşfiyat Keşşaf Mekşuf Mükâşefe Mükâşif Müktekşif Münkeşif Mütekeşşif Tekeşşüf Tekşif
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
icab
و ج بVCB
Lâzım. Gerekli. / Sebeb olmak. / Davete katılmak.
Çğl.İcabat
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!
28. KASAS / 58
BİZ, maişet içinde betar olan karyelerden nicesini helak ettik. Onların meskenleri işte şunlardır! Onların sonrasında, pek azı müstesna, oralarda sükun olunmadı. Oraların varisleri, BİZ olduk BİZ!
HéLK K:RY BT:R A:YŞ SKN SKN BA:D K:LL KVN VRSé .mid3115.ss28.as58.saKASAS.ns49.nyMEKKE.cs20.syf391.sure.28.xxxx#ba:d-bad#||#k:ll-kalil#||#k:ry-karye#||#hélk-helak#||#skn-mesken#||#skn-sükun#||#a:yş-ayş#||#vrsé-varis#||#bt:r-betar#||#kvn-xxoxx#x#HéLK#||#K:RY#||#BT:R#||#A:YŞ#||#SKN#||#SKN#||#BA:D#||#K:LL#||#KVN#||#VRSé#||#ba:d-bad#||#k:ll-kalil#||#k:ry-karye#||#hélk-helak#||#skn-mesken#||#skn-sükun#||#a:yş-ayş#||#vrsé-varis#||#bt:r-betar#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَن مِّن بَعْدِهِمْ إِلَّا قَلِيلًا وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِثِينَ
Ve kem ehleknâ min karyetin batırat maîşetehâ, fe tilke mesâkinuhum lem tusken min ba’dihim illâ kalîlâ(kalîlen), ve kunnâ nahnul vârisîn(vârisîne).
ayş
ayşe
ع ي شA:YŞ
Yaşayış, yaşama. Yiyip içme. Zevk u safa. Dirilik. Hayat. Ömür. Yaşamaya lüzumlu bulunan madde.
Çğl.maişeÇğl.maişet
Aynı kökten:ayş ayşe maişe maişet ayyaş İaşe müteayyiş taayyüş
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Betar
ب ط رBT:R
Çok fazla sevinmek. / Tekebbürlenmek, gururlanmak. / Hayret etmek. Dehşete düşmek.
Aynı kökten:Betar İbtar
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
mesken
س ك نSKN
Oturacak yer. Sâkin olunacak yer. Ev. Hâne.
Çğl.Mesakin
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Sükûn
س ك نSKN
Durgunluk. Sâkin olmak. Hareketsizlik. Dinmek, kesilmek. Gr: Bir harfin (a, e, i, o) okunmayıp yalnız ses vermesi, harfin harekesiz olarak kendi sesi ile okunması.
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Diyanet Meali:
58. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
31. LOKMAN / 24
BİZ, onları biraz metalandırırız. Sonra onlara galiz azaba muztar ederiz.
MTA: K:LL D:RR A:ZéB G:LZ: .mid3301.ss31.as24.saLOKMAN.ns57.nyMEKKE.cs21.syf412.sure.31.xxxx#mta:-meta#||#k:ll-kalil#||#d:rr-muztar#||#a:zéb-azab#||#g:lz:-galiz#x#MTA:#||#K:LL#||#D:RR#||#A:ZéB#||#G:LZ:#||#mta:-meta#||#k:ll-kalil#||#d:rr-muztar#||#a:zéb-azab#||#g:lz:-galiz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَى عَذَابٍ غَلِيظٍ
Numettiuhum kalîlen summe nadtarruhum ilâ azâbin galîz(galîzin).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Muztar
Müztar
ض ر رD:RR
Çaresiz kalmış, zorlanmış. Cebr olunmuş. Mecbur kalış. Çaresiz kalıp başı sıkılan.
Çğl.Muztarrîn
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Galîz
غ ل ظG:LZ:
Çirkin. Terbiye dışı. Yoğun. Kaba. Kokmuş madde.
Dşl.GalîzeÇğl.AglazÇğl.Gılaz
Aynı kökten:Aglez Galîz Galîze Aglaz Gılaz Gılzet İglaz İglazat İstiglaz Tagliz
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Diyanet Meali:
Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.
32. SECDE / 9
Sonra onu sevva etti.
Kendi Ruhundan ona nefh etti.
Sizin için, işitme ve basarlar ve fuadlar kıldı.
Ne kadar az şükür ediyorsunuz!
Ruh SVY NFH: RVH CA:L SMA: BS:R FeD K:LL ŞKR .mid3321.ss32.as9.saSECDE.ns75.nyMEKKE.cs21.syf414.sure.32.xxxRuhx#şkr-şükür#||#k:ll-kalil#||#bs:r-basar#||#svy-sevva#||#fed-fuad#||#nfh:-nefh#||#rvh-ruh#||#ca:l-xxoxx#||#sma:-xxoxx#x#SVY#||#NFH:#||#RVH#||#CA:L#||#SMA:#||#BS:R#||#FeD#||#K:LL#||#ŞKR#||#şkr-şükür#||#k:ll-kalil#||#bs:r-basar#||#svy-sevva#||#fed-fuad#||#nfh:-nefh#||#rvh-ruh#||#ca:l-xxoxx#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Fuad
ف ا دFeD
Kalb, gönül, yürek.
Çğl.Ef'ide
Aynı kökten:Fuad Ef'ide
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Nefh
ن ف خNFH:
Üflemek, şişmek, üfürük. Kaba kuşluk vaktine varmak.
Aynı kökten:Müntefih Nafih Nefh Nefha Teneffuh Tenfih Tenfihât
Ruh
ر و حRVH
Allah'ın hayatının her canlıdan tezahürü, can. / Rüzgar. Koku. / Öğleden akşama kadar olan vakit. / Bir şeyin tahsil edilmesinden duyulan neşe. / Bir amaca, davaya adanmışlığın ortaya çıkardığı gayret. / Dava edinilen amaca ulaşma hasretinini verdiği heyecan.
Çğl.Ervah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
sevva
س و يSVY
Seviye. Seviyeleme. Seviyelendiren, düzelten. Doğruya götüren.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
9. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
33. AHZAB / 16
De ki:
"Eğer siz mevtten veya katlden firar ediyorsanız, firar size menfaat sağlamaz. Pek az dışında metalanamazsınız!"
Hendek Savaşı K:VL NFA: FRR FRR MVT K:TL MTA: K:LL .mid3358.ss33.as16.saAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs21.syf419.sure.33.xxxxxkissa-zzz-hendekSavasıxHendek Savaşıx#k:tl-katl#||#mta:-meta#||#frr-firar#||#k:ll-kalil#||#nfa:-nafia#||#mvt-mevt#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NFA:#||#FRR#||#FRR#||#MVT#||#K:TL#||#MTA:#||#K:LL#||#k:tl-katl#||#mta:-meta#||#frr-firar#||#k:ll-kalil#||#nfa:-nafia#||#mvt-mevt#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُل لَّن يَنفَعَكُمُ الْفِرَارُ إِن فَرَرْتُم مِّنَ الْمَوْتِ أَوِ الْقَتْلِ وَإِذًا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلًا
Kul len yenfeakumul firâru in ferertum minel mevti evil katli ve izen lâ tumetteûne illâ kalîlâ(kalîlen).
Firar
ف ر رFRR
Kaçmak. Kaçış.
Aynı kökten:Eferr Ferr Fer Firar Firarî İfrar İstifrar Meferr Tefrir
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
nafia
ن ف عNFA:
Faydalı işler. Menfaatli olanlar. İnşaat işleri.
Aynı kökten:enfa' menfaat Menafi' nafi nafia Nef'î Nifa'
Diyanet Meali:
De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”
33. AHZAB / 18
ALLAH içinizden, avk edenlere ve kardeşleri için, "Haydi! Bize lemm edin." diyenlere alim olmuştu. Onlar, pek azı dışında beis olmazlar.
Hendek Savaşı A:LM A:VK: K:VL eH:V LMM eTY BeS K:LL .mid3360.ss33.as18.saAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs21.syf419.sure.33.xxxxxkissa-zzz-hendekSavasıxHendek Savaşıx#eh:v-ihvan#||#k:ll-kalil#||#a:lm-alim#||#BeS-beis#||#a:vk:-avk#||#lmm-lemm#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#A:LM#||#A:VK:#||#K:VL#||#eH:V#||#LMM#||#eTY#||#BeS#||#K:LL#||#eh:v-ihvan#||#k:ll-kalil#||#a:lm-alim#||#BeS-beis#||#a:vk:-avk#||#lmm-lemm#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَدْ يَعْلَمُ اللَّهُ الْمُعَوِّقِينَ مِنكُمْ وَالْقَائِلِينَ لِإِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ إِلَيْنَا وَلَا يَأْتُونَ الْبَأْسَ إِلَّا قَلِيلًا
Kad ya’lemullâhul muavvikîne minkum vel kâilîne li ıhvânihim helumme ileynâ, ve lâ ye’tûnel be’se illâ kalîlâ(kalîlen).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Avk
ع و قA:VK:
Mâni olma, alıkoyma, durdurma, vazgeçirme, geciktirme. Tufandan önce Nuh halkına ait olan ve ardından Pagan Araplar tarafından tapılan bir putun adı. At şeklindeydi. Banu Hamadan, ona tapanlardı.
Çğl.A'vâk
Aynı kökten:Avk A'vâk Muavvak Muavvık Taavvuk Ta'vik
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Lemm
ل م مLMM
Parça parça şeyleri toplamak, cem' etmek. Islâh etmek. Bulduğu şeyi, haram helâl demeyip yemek. Şiddet ve meşakkat. Az şey. Konmak. Nâzil olmak.
Aynı kökten:İlmam Lemem Lemm Lemme Lemmât Limmî Limmiye Lümme Lümmî Lümmiyet Limmiyet xoxox
Diyanet Meali:
Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır.
33. AHZAB / 20
Hizblerin zehab olmadığını hesab ediyorlar.
Eğer hizbler gelse… kendilerinin, Arabların içinde bedv olmalarını, sizin haberlerinizden sual etmeyi vedd ederlerdi.
Şayet içinizde olsalardı, sadece, pek azı katl ederdi.
Hendek SavaşıArap HSB HZB ZéHéB eTY HZB VDD BDV A:RB SeL NBe KVN K:TL K:LL .mid3362.ss33.as20.saAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs21.syf419.sure.33.xxxxxkissa-zzz-hendekSavasıxHendek SavaşıxArapx#k:tl-katl#||#a:rb-earab#||#k:ll-kalil#||#vdd-vedd#||#nbe-nebe#||#hsb-hesab#||#sel-sual#||#zéhéb-zehab#||#bdv-bedv#||#hzb-hizb#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#HSB#||#HZB#||#ZéHéB#||#eTY#||#HZB#||#VDD#||#BDV#||#A:RB#||#SeL#||#NBe#||#KVN#||#K:TL#||#K:LL#||#k:tl-katl#||#a:rb-earab#||#k:ll-kalil#||#vdd-vedd#||#nbe-nebe#||#hsb-hesab#||#sel-sual#||#zéhéb-zehab#||#bdv-bedv#||#hzb-hizb#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَحْسَبُونَ الْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا وَإِن يَأْتِ الْأَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِي الْأَعْرَابِ يَسْأَلُونَ عَنْ أَنبَائِكُمْ وَلَوْ كَانُوا فِيكُم مَّا قَاتَلُوا إِلَّا قَلِيلًا
Yahsebûnel ahzâbe lem yezhebû, ve in ye’til ahzâbu yeveddû lev ennehum bâdûne fîl a’râbi yes’elûne an enbâikum, ve lev kânû fîkum mâ kâtelû illâ kalîlâ(kalîlen).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Bedv
ب د وBDV
Zihinde bir şeyin peyda olması. Bir şey zâhir olma. Başlama. Çöle çıkma.
Aynı kökten:Bedâd Bedave Bedavet Bede' Bedevî Bediy Bediy Bedv İbda'
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
hizb
hizib
ح ز بHZB
Bölük. Kısım. Grup. Cemaat. Takım. Fırka. Taraftar. Toprağı katı yer. Kur'ânın kısımları.
Çğl.Ahzab
Aynı kökten:hizb hizib Ahzab Tahazzüb Tahzib
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
zehab
ذ ه بZéHéB
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
Diyanet Meali:
Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.
33. AHZAB / 60
Eğer, münafıklar ve kalblerinde maraz bulunanlar ve medinedeki mürcifler nehy etmezlerse, seni elbette onlara igrav ederiz. Sonra, biraz dışında, orada seninle komşulukları olamaz!
NHéY NFK: K:LB MRD: RCF MDN G:RV CVR K:LL .mid3400.ss33.as60.saAHZAB.ns90.nyMEDİNE.cs22.syf425.sure.33.xxxx#k:ll-kalil#||#k:lb-kalb#||#nhéy-nehy#||#mrd:-maraz#||#nfk:-münafık#||#mdn-medine#||#cvr-cevr#||#rcf-mürcif#||#g:rv-igrav#x#NHéY#||#NFK:#||#K:LB#||#MRD:#||#RCF#||#MDN#||#G:RV#||#CVR#||#K:LL#||#k:ll-kalil#||#k:lb-kalb#||#nhéy-nehy#||#mrd:-maraz#||#nfk:-münafık#||#mdn-medine#||#cvr-cevr#||#rcf-mürcif#||#g:rv-igrav#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَئِن لَّمْ يَنتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَا إِلَّا قَلِيلًا
Le in lem yentehil munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun vel murcifûne fîl medîneti le nugriyenneke bihim summe lâ yucâvirûneke fîhâ illâ kalîlâ(kalîlen).
Cevr
Cevir
ج و رCVR
Cefa, eziyet, sıkıntı, üzüntü. Zulüm. Tas: Tarikat adamının ruhen ilerlemesine mâni olan şey.
Aynı kökten:Ciret Civâr Cüvar Civariyyet İctivar Mücaveret Mücavir Müctevir Mütecavir Tecavür Cair Câr Cayir Cevr Cevir İsticare Mücevver Mücîr Tecvir
igrav
غ ر وG:RV
Karıştırmak, uyandırmak, tutuşturmak, yabancılaşmak, arzuyu kışkırtmak, ayartmak, azdırmak, baştan çıkarmak, cazip hale getirmek, heyecanlandırmak, yapıştırmak, bağlı kalmak, yapışmak, takılmak, düşmek, merak etmek; belirli bir kırmızı boya.
Aynı kökten:Agva İgra igrav İgva'
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
medine
م د نMDN
Şehir. Hususi olarak Arab yarımadasında bir şehir. (İslâmiyyet öncesi ismi "Yesrib")
Çğl.MüdnÇğl.MüdünÇğl.Medain
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
maraz
Maraza
م ر ضMRD:
Hastalık, illet, dert. Bela.
Çğl.Emraz
Aynı kökten:İmraz maraz Maraza Emraz marazi Mariz Marda Mütemârız Mütemârızîn Temaruz Temriz
münafık
ن ف قNFK:
İki yüzlü, araya nifak sokan. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan.
Çğl.Münafıkîn
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
mürcif
ر ج فRCF
Fitne ve fesad için iftiralar ve yalan haberler neşrederek ortalığı karıştıran. Yalancı. Mutlak bir şey ile meşgul olan. Yer sarsıntısı. Zelzele.
Aynı kökten:Ercaf Eracif Ürcufe ircaf mürcif Racife Recefan Recf Recfe Recefe Recefât Recif
Diyanet Meali:
Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.
34. SEBE / 13
Mihrablardan (savaş malzemeleri) ve temsillerden (heykeller) ve cabiyeler (havuzlar) gibi cefnelerden (su tekneleri) ve revs olmuş kıdrlardan (yemek pişirme kabları)... dilediği şeyleri ona amel ediyorlardı.

Şükür ederek amel edin! eyy Âli Davud!
BANA ibadet edenlerden şükür edenler pek azdır.
Hz. Süleyman Kıssası -4 A:ML ŞYe HRB MSéL CFN CBY K:DR RSV A:ML eVL DVD ŞKR K:LL A:BD ŞKR .mid3426.ss34.as13.saSEBE.ns58.nyMEKKE.cs22.syf428.sure.34.xxxxxkissa-suleyman-04xHz. Süleyman Kıssası -4x#evl-ali#||#şye-şae#||#şkr-şekur#||#k:ll-kalil#||#a:ml-amel#||#a:bd-ibadet#||#msél-temsil#||#rsv-revs#||#k:dr-kıdr#||#cby-cabiye#||#hrb-mihrab#||#cfn-cefne#||dvd-hz. davud#x#A:ML#||#ŞYe#||#HRB#||#MSéL#||#CFN#||#CBY#||#K:DR#||#RSV#||#A:ML#||#eVL#||#DVD#||#ŞKR#||#K:LL#||#A:BD#||#ŞKR#||#evl-ali#||#şye-şae#||#şkr-şekur#||#k:ll-kalil#||#a:ml-amel#||#a:bd-ibadet#||#msél-temsil#||#rsv-revs#||#k:dr-kıdr#||#cby-cabiye#||#hrb-mihrab#||#cfn-cefne#||dvd-hz. davud#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاء مِن مَّحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
Ya’melûne lehu mâ yeşâu min mehârîbe ve temâsîle ve cifânin kel cevâbi ve kudûrin râsiyât(râsiyâtin), i’melû âle dâvûde şukrâ(şukren), ve kalîlun min ibâdiyeş şekûr(şekûru).
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Cabiye
ج ب يCBY
Cemaat. İçinde su toplanan büyük havuz. Şam diyarında bir şehir adı.
Çğl.Cevâbi
Aynı kökten:Cabiye Cevâbi İctiba Mücteba xoxox
Cefne
ج ف نCFN
Su kabı, tekne. Büyük çanak.
Çğl.Cifân
Aynı kökten:Cefne Cifân
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mihrab
ح ر بHRB
Şiddetli harbeden cengâver. Bahadır. Harb aletleri, silah. Evin şerefli yüksek yeri, çardak. Camide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu yer. Meclisin sadrı ve ekrem mevzii. Melikin hususi makamı. Mc: Şeytan ve hevâ ile muharebe edecek yer. Ümit bağlanan yer.
Çğl.Maharib
Aynı kökten:Ahreb Harb Hurub Harbî Harbiye İstihrab Mahrab Mehârib Mahrub Mihrab Maharib Muhârebe Muharebat Muharib Muhterib Muhteribin Müteharib Müteharibe
Kıdr
ق د رK:DR
Çömlek, tencere ve kazan gibi, yemek pişirmeye mahsus kaplar.
Çğl.Kudur
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
temsil
م ث لMSéL
Bir şeyin aynısını veya mislini yapmak. Benzetmek. Teşbih etmek. Örnek, nümune söz.
Çğl.Temsilât
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Revs
ر س وRSV
Sabit olmak.
Aynı kökten:İrsa' Mersa Merâsi Mürsa Mürsat Mürsiye Râsiye Revasi Revs Tersane
şekür
şekur
ش ك رŞKR
Çok şükreden. Eş Şekur : Şükredici, memnun olcu fiili. birbirine teşekkür etme hali. İnsanda teşekkür etme hali ne zaman muti olursa, insandaki insan düşüncesinde ki şekur hali, ALLAH'ın bu fiilinin tatbikatına ne kadar muti olursa, insan o kadar muazzam insan olur.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Hz. Davud
د و دDVD
Gerektiğinde hunhar ve zalim olabilen yavuz kimse; / Yavuz (şiddetle yanan) ateş.
Aynı kökten:Adid Adud Davda' Dud Hz. Davud Müdevved Müteadid
Diyanet Meali:
Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.
34. SEBE / 16
Ne var ki onlar, iraz ettiler… ve ardından BİZ, üzerlerine Arim seylini irsal ettik!
Onların iki cennetini... çürümüş acı ükülleri olan ve biraz sidreden şeyleri olan iki cennet ile bedellendirdik.
Sebe Halkı ve Arim Seli A:RD: RSL SYL A:RM BDL CNN CNN ZéVT eKL H:MT: eSéL ŞYe SDR K:LL .mid3429.ss34.as16.saSEBE.ns58.nyMEKKE.cs22.syf429.sure.34.xxxxxkissa-sebexSebe Halkı ve Arim Selixxsayıxx#şye-şey#||#k:ll-kalil#||#bdl-bedel#||#ekl-ükül#||#cnn-cennet#||#rsl-irsal#||#a:rm-arim#||#a:rd:-iraz#||#syl-seyl#||#h:mt:-hamt#||#esél-esele#||#sdr-sidre#||#zévt-zevat#x#A:RD:#||#RSL#||#SYL#||#A:RM#||#BDL#||#CNN#||#CNN#||#ZéVT#||#eKL#||#H:MT:#||#eSéL#||#ŞYe#||#SDR#||#K:LL#||#şye-şey#||#k:ll-kalil#||#bdl-bedel#||#ekl-ükül#||#cnn-cennet#||#rsl-irsal#||#a:rm-arim#||#a:rd:-iraz#||#syl-seyl#||#h:mt:-hamt#||#esél-esele#||#sdr-sidre#||#zévt-zevat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَأَعْرَضُوا فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَى أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَيْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ
Fe a’radû fe erselnâ aleyhim seylel arimi ve beddelnâ-hum bi cenneteyhim cenneteyni zevâtey ukulin hamtın ve eslin ve şeyin min sidrin kalîl(kalîlin).
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
Ârim
ع ر مA:RM
İnatçı, kafa tutan. / Arab yarımadasının güney batısında bir bölge adı.
Aynı kökten:Ârim Arm Arem
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Ükl
Ükül
ا ك لeKL
Meyve, yiyecek, azık. Zekâ.
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Esele
ا ث لeSéL
Ilgın ağacı. Asıl.
Çğl.EslâlÇğl.Üsül
Aynı kökten:Esele Eslâl Üsül xoxox
Hamt
خ م طH:MT:
Şiddetli ve zahmetli olmak. Çürümek. Mütegayyer olmak, değişmek. (yiyecek) Bozulmak.
Aynı kökten:Hamt
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sidre
س د رSDR
Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi.
Aynı kökten:Sedir Sidr Sedr Sidre Sidre Ağacı Sidr Sidret-ül Münteha
Seyl
س ي لSYL
Sel. şiddetle gelen şey.
Çğl.Süyul
Aynı kökten:Müsil Sailiyet Seyelan Seyl Süyul Seyr Ü Seyelân Tesyil
Ta'zim
ZéVT
Hürmet. Riayet. İkramda bulunmak. Bir zât hakkında büyük sayıldığına delâlet edecek surette güzel muâmelede ve hürmet ifade eden tavırda bulunmak.
Çğl.Zevat
Aynı kökten:Ta'zim Zevat Zât Zevat Zevat Zu Za Zât
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.
38. SAD / 24
Dedi ki:
"Muhakkak ki, kendi koyunlarının yanına senin koyununu da sail olmakla sana zalim olmuş."
Muhakkak, iman eden ve salih ameller işleyenler dışında... halit olanlardan çoğu, gerçekten bazısı bazısına (birbirlerine) bagy ederler. Onlar ise ne kadar azdır!

Davud, BİZ'im kendisine fitne ettiğimizi zann etti... ve ardından Rabbine istiğfar etti. Rüku ederek harra etti ve inabe etti.
Secde AyetiHz. Davud Kıssası K:VL Z:LM SeL NA:C NA:C KSéR H:LT: BG:Y BA:D: BA:D: eMN A:ML S:LH K:LL Z:NN DVD FTN G:FR RBB H:RR RKA: NVB .mid3731.ss38.as24.saSAD.ns38.nyMEKKE.cs23.syf453.sure.38.xxxxxkissa-davudxSecde AyetixHz. Davud Kıssasıxximanxx#z:lm-zalim#||#k:ll-kalil#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#s:lh-salih amel#||#ksér-kesir#||#sel-sail#||#rka:-rüku#||#ftn-fitne#||#g:fr-istiğfar#||#h:rr-harra#||#z:nn-zann#||#bg:y-bagy#||#nvb-inabe#||#h:lt:-halit#||#na:c-nace#||dvd-hz. davud#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#Z:LM#||#SeL#||#NA:C#||#NA:C#||#KSéR#||#H:LT:#||#BG:Y#||#BA:D:#||#BA:D:#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#K:LL#||#Z:NN#||#DVD#||#FTN#||#G:FR#||#RBB#||#H:RR#||#RKA:#||#NVB#||#z:lm-zalim#||#k:ll-kalil#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#s:lh-salih amel#||#ksér-kesir#||#sel-sail#||#rka:-rüku#||#ftn-fitne#||#g:fr-istiğfar#||#h:rr-harra#||#z:nn-zann#||#bg:y-bagy#||#nvb-inabe#||#h:lt:-halit#||#na:c-nace#||dvd-hz. davud#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَى نِعَاجِهِ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنْ الْخُلَطَاء لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ/
Kâle lekad zalemeke bi suâli na’cetike ilâ niâcih(niâcihî), ve inne kesîren minel huletâi le yebgî ba’duhum alâ ba’dın illellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve kalîlun mâ hum, ve zanne dâvûdu ennemâ fetennâhu festagfere rabbehu ve harre râkian ve enâb(enâbe).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
bagy
ب غ يBG:Y
Azgınlık. Zulüm. İsyan. Hakkı tecavüz. İstemek, talep etmek. Yaranın şişmesi. (Yağmur) şiddetle yağmak. / Kendi önceliğini isteyerek veya kendi tercihlerini önceleyerek ve isyan ederek zulüm etme.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Halît
خ ل طH:LT:
Karışmış. Şerik, ortak. Huk: Yol ve su gibi umumi olan araziler hukukunda ortak olan kimse.
Aynı kökten:Halît Halita Hallat Halt Halta Haltıyyat İhtilat Mahlut Muhalata Muhallit Mütehallit Tahallut Tahlit
harra
خ ر رH:RR
Yere kapanmak, düşmek. Yüksekten aşağı düşmek.
Aynı kökten:harra hurur
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Na'ce
ن ع جNA:C
Dişi koyun. / Dişi sülün. / Kadına da istiare ile söylenir
Çğl.NiâcÇğl.Na'cât
Aynı kökten:Na'ce Niâc Na'cât
İnabe
ن و بNVB
Yönelme, gönül verme, Hak'ka teslimiyetle yönelme. / Ona tövbe ve samimi amelle dönüş yapmak.
Aynı kökten:İnabe İstinabe Menab Münavebe Münavebeten Münib Naib Naibe Nevb Nevbet Nevvab Niyabet nöbet Nevbe Nüveb Nüvb Nüvbe Tenavüb
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rüku
ر ك عRKA:
Eğilmek. Namazın rükunlarından, kainatın hayvanat kısımının, vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısım. Allah'ın azameti ile sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:Raki' rakiin rüku
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
sail
س ا لSeL
Dilenci. Fakir. Soran. İsteyen. Akan, seyelan eden.
Dşl.SaileÇğl.Seele
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Hz. Davud
د و دDVD
Gerektiğinde hunhar ve zalim olabilen yavuz kimse; / Yavuz (şiddetle yanan) ateş.
Aynı kökten:Adid Adud Davda' Dud Hz. Davud Müdevved Müteadid
Diyanet Meali:
Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi.
39. ZUMER / 8
İnsana darr mess olduğunda, münib olarak Rabbini davet eder.
Sonra ona kendisinden nimet havl ettiğinde, önceden O'nu davet etmiş olduğunu unutur ve O'nun sebilinden dalalete düşmek için ALLAH'a endad kılar.
De ki:
"Küfrünle az biraz metalan! Muhakkak sen nar ashabındansın."
MSS eNS D:RR DA:V RBB NVB H:VL NA:M NSY KVN DA:V K:BL CA:L NDD D:LL SBL K:VL MTA: KFR K:LL S:HB NVR .mid3792.ss39.as8.saZUMER.ns59.nyMEKKE.cs23.syf458.sure.39.xxxxxcehennemxinsanxx#da:v-davet#||#kvn-kane#||#k:bl-kabl#||#mta:-temettu#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#nsy-nisyan#||#rbb-rabb#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#kfr-küfr#||#d:ll-dalalet#||#s:hb-sahib#||#ens-insan#||#na:m-nimet#||#nvr-nar#||#ndd-endad#||#nvb-münib#||#h:vl-havl#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#MSS#||#eNS#||#D:RR#||#DA:V#||#RBB#||#NVB#||#H:VL#||#NA:M#||#NSY#||#KVN#||#DA:V#||#K:BL#||#CA:L#||#NDD#||#D:LL#||#SBL#||#K:VL#||#MTA:#||#KFR#||#K:LL#||#S:HB#||#NVR#||#da:v-davet#||#kvn-kane#||#k:bl-kabl#||#mta:-temettu#||#sbl-sebil#||#k:ll-kalil#||#nsy-nisyan#||#rbb-rabb#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#kfr-küfr#||#d:ll-dalalet#||#s:hb-sahib#||#ens-insan#||#na:m-nimet#||#nvr-nar#||#ndd-endad#||#nvb-münib#||#h:vl-havl#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُو إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ
Ve izâ messel insâne durrun deâ rabbehu munîben ileyhi summe izâ havvelehu ni’meten minhu nesiye mâ kâne yed’û ileyhi min kablu ve ceale lillâhi endâden li yudılle an sebîlih(sebîlihi), kul temetta’ bi kufrike kalîlen inneke min ashâbin nâr(nâri).
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
insan
ا ن سeNS
Yetkili ve sahib temsilcinin, beşer yaşantıdaki adı.
Çğl.EnasiÇğl.Enasiye
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Havl
خ و لH:VL
Güç. Kuvvet. / Muhit, etraf. / Yıl, sene. / Tahavvül, inkılâb. / Geçmek. / Bir hâlden bir hâle dönmek. / Rücu etmek. / Sıçramak. / Hile.
Aynı kökten:Hâle Halat Havl Muhavvile Müstehîl Müstehîle Müstehilât
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Temettu'
م ت عMTA:
Kazanma, kâr etme. Kâr, fayda, menfaat. Toplamak, cem'etmek. Mühlet vermek. Yoldaş olmak.
Çğl.Temettuât
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
nidd
ن د دNDD
Benzer. Emsal. Eş. Denk.
Çğl.endad
Aynı kökten:nidd endad
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
Münib
ن و بNVB
Hakk'a yönelen, günahları terk ile hakka dönen. / Pişman olup dönen. / Kâinattan yüzünü çevirip Bâki-yi Hakiki'ye yönelen. / Güzel yağan faydalı yağmur. Bereketli ve verimli bahar.
Aynı kökten:İnabe İstinabe Menab Münavebe Münavebeten Münib Naib Naibe Nevb Nevbet Nevvab Niyabet nöbet Nevbe Nüveb Nüvb Nüvbe Tenavüb
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Diyanet Meali:
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.”
40. MU'MİN / 58
Kör ve basir istiva olmaz.
İman edenler ve salih ameller edenler ile sui edenler de!...
Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz!
SVY A:MY BS:R eMN A:ML S:LH SVe K:LL ZéKR .mid3903.ss40.as58.saMU'MİN.ns60.nyMEKKE.cs24.syf472.sure.40.xxxxximanxx#sve-sui#||#a:my-ama#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#bs:r-basir#||#svy-istiva#||#zékr-tezekkür#x#SVY#||#A:MY#||#BS:R#||#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#SVe#||#K:LL#||#ZéKR#||#sve-sui#||#a:my-ama#||#k:ll-kalil#||#emn-iman#||#s:lh-salih amel#||#bs:r-basir#||#svy-istiva#||#zékr-tezekkür#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَا يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَلَا الْمُسِيءُ قَلِيلًا مَّا تَتَذَكَّرُونَ
Ve mâ yestevîl a’mâ vel basîru vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve lel musîu, kalîlen mâ tetezekkerûn(tetezekkerûne).
A'ma
ع م يA:MY
Kör. Gözü görmeyen. Manevi körlük, cahillik, bilgisizlik. Yağmur bulutları.
Dşl.AmyâÇğl.Umyan
Aynı kökten:A'ma Amyâ Umyan Imya ımiyyâ İ'ma Müteamî Müteammi Ta'miye
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
istiva
س و يSVY
Müsavi oluş. Temasül. İ'tidal, istikamet ve karar. Kemalin sâbit olması. Kaba kuşluk zamanı. Yükselmek, yüksek olmak. Üstün olmak. İstila eylemek.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
44. DUHAN / 15
Muhakkak ki BİZ azabı biraz keşf etsek, muhakkak siz ida edersiniz.
KŞF A:ZéB K:LL A:VD .mid4129.ss44.as15.saDUHAN.ns64.nyMEKKE.cs25.syf495.sure.44.xxxx#k:ll-kalil#||#a:vd-ida#||#a:zéb-azab#||#kşf-keşf#x#KŞF#||#A:ZéB#||#K:LL#||#A:VD#||#k:ll-kalil#||#a:vd-ida#||#a:zéb-azab#||#kşf-keşf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
إِنَّا كَاشِفُو الْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَائِدُونَ
İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade