Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
K:RB etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
DuruMeal'de toplam 6 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Ekarib
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##akraba##ekarib##K:RB-akraba##K:RB-ekarib##
iktirab
ق ر بK:RB
Yanaşma, yaklaşma, takarrüb.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##iktirab##K:RB-iktirab##
İstikrab
ق ر بK:RB
Yaklaştırma, yakınlaştırma. Akraba olma.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##istikrab##K:RB-istikrab##
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
DuruMeal'de toplam 56 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##karib##K:RB-karib##
Kerrubî
ق ر بK:RB
Meleklerin büyüğü.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kerrubi##K:RB-kerrubi##
Kerrubiyyun
Mukarrebûn
ق ر بK:RB
Sadece ibadetle meşgul olan melekler. Allah'a en yakın olan melekler. Büyük melekler. Kerubiyyun yalnız hamele-i arştır diyenler olmuştur. Aslı Kerubiyun'dur.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kerrubiyyun##mukarrebun##K:RB-kerrubiyyun##K:RB-mukarrebun##
Kırban
ق ر بK:RB
Yakınlık. Cimadan kinâye olur.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kırban##K:RB-kırban##
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
DuruMeal'de toplam 19 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kurb##K:RB-kurb##
Kurban
ق ر بK:RB
Bir maksad uğrunda feda olma. Allah'ın rızasını kazanmağa sebep olan şey. Etleri, fakirlere parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen koyun, keçi, deve, sığır... gibi hayvan. Beylerin ve meliklerin yakınlarından olan kimse.
DuruMeal'de toplam 3 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Karabin
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kurban##karabin##K:RB-kurban##K:RB-karabin##
kurbet
ق ر بK:RB
Yakınlık. Fık: Allah'a manevî yakınlığa sebeb olan amel-i sâlih.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kurbet##K:RB-kurbet##
kurbiyyet
ق ر بK:RB
Yakınlık kazanmak. Yakınlık. Bir şeye kendi gayretiyle yakınlaşmak.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##kurbiyyet##K:RB-kurbiyyet##
Mukarebet
ق ر بK:RB
Akrabalık, yakınlık.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##mukarebet##K:RB-mukarebet##
Mukarib
ق ر بK:RB
Birbirine yakın ve karib olan. İyi ve kötü ortasında orta hâlli olan.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##mukarib##K:RB-mukarib##
mukarreb
ق ر بK:RB
Yakınlaşmış. Yakınlaştırılmış. Yakın. Büyük zât veya padişah gibi kimselere hizmette yaklaşmış olan.
DuruMeal'de toplam 8 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Mukarrebun
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##mukarreb##mukarrebun##K:RB-mukarreb##K:RB-mukarrebun##
Mukarrib
ق ر بK:RB
Takrib eden. Yaklaştıran.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##mukarrib##K:RB-mukarrib##
Müstakrib
ق ر بK:RB
Yaklaştırıcı, yaklaştıran.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##müstakrib##K:RB-müstakrib##
mütekarib
ق ر بK:RB
Yaklaşan, tekarüb eden. Birbirine yakın olan, gittikçe birbirine yaklaşan.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##mütekarib##K:RB-mütekarib##
Mütekarrib
ق ر بK:RB
Yaklaşan, yaklaşmağa çalışan, yakın olan, takarrüb eden.
Dişil.MütekarribeÇoğul.Mütekarribîn
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##mütekarrib##mütekarribe##mütekarribin##K:RB-mütekarrib##K:RB-mütekarribe##K:RB-mütekarribin##
Takarrüb
ق ر بK:RB
Yakınlaşmak. Yaklaşmak. Zamanı gelmek. Vakti yakın olmak.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##takarrüb##K:RB-takarrüb##
Takrib
ق ر بK:RB
Yaklaştırma. Aşağı yukarı ve tahmin ile kat'i olmayan şey söyleme. Tahmin. Yolunu bulma.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##takrib##K:RB-takrib##
Takriben
ق ر بK:RB
Tahminen. Yaklaşık olarak. Aşağı yukarı.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##takriben##K:RB-takriben##
Takribî
ق ر بK:RB
Yaklaşık. İhtimale göre olan. Takribe ait.
Aynı Kökten Türeyen:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
##takribi##K:RB-takribi##

K:RB kelime kökünün geçtiği -91- ayet listesi
2. BAKARA / 35
Dedik ki:
"Ey Adem!
Sen ve zevcen cennete iskan olun. Dilediğiniz yerde, ondan ragad olarak yeyin.
Ancak… şu şecereye karib olmayın! Yoksa, siz ikiniz zalimlerden olursunuz!"
Hz. Adem Kıssası -1- K:VL eDM SKN ZVC CNN eKL RG:D HYSé ŞYe K:RB ŞCR KVN Z:LM .mid30.ss2.as35.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf5.sure.2.xx**xxxkissa-adem-01xHz. Adem Kıssası -1-xxşeytanxcennetxxxxemirxxyasakxxx#kvn-tekun#||#şye-şae#||#hysé-haysü#||#z:lm-zalim#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#k:rb-karib#||#şcr-şecere#||#skn-iskan#||#zvc-zevc#||#rg:d-ragad#||#edm-hz. adem#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eDM#||#SKN#||#ZVC#||#CNN#||#eKL#||#RG:D#||#HYSé#||#ŞYe#||#K:RB#||#ŞCR#||#KVN#||#Z:LM#||#kvn-tekun#||#şye-şae#||#hysé-haysü#||#z:lm-zalim#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#k:rb-karib#||#şcr-şecere#||#skn-iskan#||#zvc-zevc#||#rg:d-ragad#||#edm-hz. adem#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ
Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Hz. Adem
ا د مeDM
• İbranice "toz-kızıl toprak”, • Süryanice “sessiz-sakin”, • Asurca “döllenmek, üretmek, ekilebilir arazi” manalarına gelmektedir. Arapçada; • yokluk, bedeni veya bedeni varlığı yok etmek; • karışarak birleşmek; • tecrübeli olmak; • model olmak, taklit edilmeye değer bir örnek olmak; • satıh, yüzey; • ıslah edilmiş, terbiye edilmiş, uygun hale getirilmiş, bozulması engellenmiş, (mesele deri için tabaklanmış); • ünsiyet tutan, insal olan anlamlarına gelir. Ayrıca, bu kelimenin, devam kökünden, idame eden, daim olan, devam eden anlamlarına gelme ihtimali de vardır.
Aynı kökten:Adam Adem Âdemiyât Ademoğulları Benî Âdem Adîm Edim Edm Hz. Adem İdam İ'dam Mu'dim Mün'adim Ma'dum xoxox
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
haysü
ح ي ثHYSé
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ragad
ر غ دRG:D
Refah, genişlik, kolaylık. Geçim kolaylığı. Bolluk.
Aynı kökten:ragad
iskan
س ك نSKN
Yerleştirmek. Bir yeri mesken yapıp oturmak. Sâkin.
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Şecer
Şecere
ش ج رŞCR
Ağaç. Kütük. Saplı nebat. Soy. Sülale. Bir soyun bütün fertlerini gösterir cetvel. Dallı budaklı şey. Çetrefilli işler.
Çğl.ŞecerâtÇğl.Eşcar
Aynı kökten:İşcar Meşcer Meşcere Müşeccer Şecer Şecere Şecerât Eşcar Şecir Şecr Şücur Teşacür teşcir teşeccür
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
2. BAKARA / 83
BİZ, İsrailoğullarına misak ahz etmiştik:
• "ALLAH'tan başka abd olmayın!
• Ana-babanıza ve kurb sahiblerine ve yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun!
• Nas için hüsn konuşun!
• Salatı ikame edin!
• Zekat verin!"

Sonra, sizden azınızdan başkası, tevella ettiniz.
Siz muriz olanlarsınız!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-Kadın ve Aile Hukuku eH:Zé VSéK: BNY SRY A:BD VLD HSN K:RB YTM SKN K:VL NVS HSN K:VM S:LV eTY ZKV VLY K:LL A:RD: .mid69.ss2.as83.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf11.sure.2.xxxxxkissa-musa-030xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-xKadın ve Aile Hukukuxxsalatxzekatxikrarxxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eH:Zé#||#VSéK:#||#BNY#||#SRY#||#A:BD#||#VLD#||#HSN#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#K:VL#||#NVS#||#HSN#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#VLY#||#K:LL#||#A:RD:#||#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ
Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Hüsn
Hüsün
ح س نHSN
Güzellik. İyilik. Eksiksizlik.
Çğl.Hüsniyyat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
2. BAKARA / 177
Vechlerinize şark tarafı ve garb tarafı istikametine veliyy ettirmeniz... birrr değidlir!
Lakin birr;
ALLAH'a ve ahir yevmine ve meleklere ve kitaba ve Nebilere iman eden...
• ve kurb sahiplerine ve yetimlere ve miskinlere ve sebil çocuklarına (yolcu) ve saillere ve rakabeler içinde olanlara, muhabbet duydukları mallardan veren...
• ve salat ikame eden...
• ve zekat veren...
• ve ahd verdiklerinde ahdlerine vefa gösteren...
• ve beiste ve darrda ve beis hiyninde sabır edendir.
İşte onlar, sadakat gösterenlerdir.
İşte onlar muttakilerdir.
Takva AyetiAhiretBirr LYS BRR VLY VCHé K:BL ŞRK: G:RB BRR eMN YVM eH:R MLK KTB NBe eTY MVL HBB K:RB YTM SKN BNY SBL SeL RK:B K:VM S:LV eTY ZKV VFY A:HéD A:HéD S:BR BeS D:RR HYN BeS S:DK: VK:Y .mid150.ss2.as177.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf26.sure.2.xxxTakva AyetixAhiretxBirrxxyevmxnebixsalatxzekatximanxikrarxxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-ikame-i salat#||#k:bl-xoxox#||#lys-leyse#||#bny-beni#||#ktb-kitab#||#mvl-mal#||#eh:r-ahir#||#sbl-sebil#||#a:héd-ahd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#ytm-yetim#||#d:rr-darr#||#nbe-nebi#||#vché-vücuh#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#vk:y-muttaki#||#sel-sail#||#hbb-muhabbet#||#hyn-hine#||#zkv-zekat#||#mlk-melek#||#şrk:-şark#||#s:dk:-sadakat#||#skn-miskin#||#brr-birr#||#vfy-vefa#||#rk:b-rakabe#||#g:rb-garb#||#bes-beis#||#ety-xxoxx#x#LYS#||#BRR#||#VLY#||#VCHé#||#K:BL#||#ŞRK:#||#G:RB#||#BRR#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#MLK#||#KTB#||#NBe#||#eTY#||#MVL#||#HBB#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#BNY#||#SBL#||#SeL#||#RK:B#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#VFY#||#A:HéD#||#A:HéD#||#S:BR#||#BeS#||#D:RR#||#HYN#||#BeS#||#S:DK:#||#VK:Y#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:bl-xoxox#||#lys-leyse#||#bny-beni#||#ktb-kitab#||#mvl-mal#||#eh:r-ahir#||#sbl-sebil#||#a:héd-ahd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#ytm-yetim#||#d:rr-darr#||#nbe-nebi#||#vché-vücuh#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#vk:y-muttaki#||#sel-sail#||#hbb-muhabbet#||#hyn-hine#||#zkv-zekat#||#mlk-melek#||#şrk:-şark#||#s:dk:-sadakat#||#skn-miskin#||#brr-birr#||#vfy-vefa#||#rk:b-rakabe#||#g:rb-garb#||#bes-beis#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’s(be’si) ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
birr
ب ر رBRR
Temizlik. Günahtan çekinmek. Takvâ. İn'âm ve ihsan etme. Salih amel. Koyunu sevketmek. Tilki yavrusu. Fare.
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rakabe
ر ق بRK:B
Boyunduruk altında olan. Kul, köle. Boyun, ense kökü.
Çğl.RikabÇğl.Rakabat
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
sadaka
ص د قS:DK:
Dostluk. Doğruluk. Bir kimseye kalbden bağlılık. Dostlukta sebat, vefadarlık. Allah için, elde olandan ihtiyacı olana dostluk etmek. Herkese karşı doğru olmak.
Çğl.Sadakat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
sail
س ا لSeL
Dilenci. Fakir. Soran. İsteyen. Akan, seyelan eden.
Dşl.SaileÇğl.Seele
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
2. BAKARA / 180-181-182
Sizden birinize mevt hazır olduğunda... eğer hayr olarak tereke edecekse... ana-babası ve akrabaları için maruf ile vasiyet etmesi... muttakiler üzre hakk olarak üzerinize ketb edildi!
İşittiği şeyin ardından onu bedellendiren kimse… artık muhakkak onun ismi, ancak, onu bedellendirenin üzerinedir.
Muhakkak ki ALLAH, semidir, alimdir.
Vasiyet edenin cenef ile veya ism ile olmasından (davranmasından) korkan... ve ardından onların aralarını ıslah eden kimse… artık onun üzerine ism yoktur.
Muhakkak ki ALLAH, gafurdur, rahimdir.
VasiyetEsma-ül HüsnaMiras Hukuku KTB eHD MVT TRK H:YR VS:Y VLD K:RB A:RF HK:K: VK:Y BDL BA:D SMA: eSéM BDL SMA: A:LM H:VF VS:Y CNF eSéM S:LH BYN eSéM G:FR RHM .mid152.ss2.as180.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf26.sure.2.xxxVasiyetxEsma-ül HüsnaxMiras Hukukux.ss2.as181.ss2.as182.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#h:vf-havf#||#ktb-ketb#||#sma:-semi#||#ba:d-bad#||#ehd-ehad#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#vld-xoxox#||#hd:r-hazır#||#hk:k:-hakk#||#h:yr-hayr#||#bdl-bedel#||#trk-tereke#||#byn-beyn#||#k:rb-akraba#||#vk:y-muttaki#||#mvt-mevt#||#a:rf-maruf#||#vs:y-vasiyet#||#esém-ism#||#s:lh-ıslah#||#g:fr-gafur#||#cnf-cenef#||#vs:y-musi#x#KTB#||#eHD#||#MVT#||#TRK#||#H:YR#||#VS:Y#||#VLD#||#K:RB#||#A:RF#||#HK:K:#||#VK:Y#||#BDL#||#BA:D#||#SMA:#||#eSéM#||#BDL#||#SMA:#||#A:LM#||#H:VF#||#VS:Y#||#CNF#||#eSéM#||#S:LH#||#BYN#||#eSéM#||#G:FR#||#RHM#||#h:vf-havf#||#ktb-ketb#||#sma:-semi#||#ba:d-bad#||#ehd-ehad#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#vld-xoxox#||#hd:r-hazır#||#hk:k:-hakk#||#h:yr-hayr#||#bdl-bedel#||#trk-tereke#||#byn-beyn#||#k:rb-akraba#||#vk:y-muttaki#||#mvt-mevt#||#a:rf-maruf#||#vs:y-vasiyet#||#esém-ism#||#s:lh-ıslah#||#g:fr-gafur#||#cnf-cenef#||#vs:y-musi#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كُتِبَ عَلَيْكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ اِنْ تَرَكَ خَيْرًاۚ اَلْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ بِالْمَعْرُوفِۚ حَقًّا عَلَى الْمُتَّق۪ينَۜ * فَمَنْ بَدَّلَهُ بَعْدَ مَا سَمِعَهُ فَاِنَّمَٓا اِثْمُهُ عَلَى الَّذ۪ينَ يُبَدِّلُونَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۜ * فَمَنْ خَافَ مِنْ مُوصٍ جَنَفًا اَوْ اِثْمًا فَاَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟
Kutibe aleykum izâ hadara ehadekumul mevtu in tereke hayrâ(hayran), el vasiyyetu lil vâlideyni vel akrabîne bil ma’rûf(ma’rûfi), hakkan alel muttekîn(muttekîne). * Fe men beddelehu ba’de mâ semiahu fe innemâ ismuhu alellezîne yubeddilûneh(yubeddilûnehu), innallâhe semîun alîm(alîmun). * Fe men hâfe min mûsın cenefen ev ismen fe aslaha beynehum fe lâ isme aleyh(aleyhi), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cenef
ج ن فCNF
Hata ve cehilden dolayı haktan meyletmek. Zulmetmek.
Aynı kökten:cenef Ecnef İcnaf Tecanüf
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
ism
ا ث مeSéM
Günah. Büyük günah. Cürüm. Suç. / İyilikten ve iyi olmaktan uzaklaştıran herşey.
Çğl.Asam
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Tereke
Terike
ت ر كTRK
Ölen bir kimsenin bıraktığı mallar.
Çğl.Terekat
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
musi
و ص يVS:Y
Vasiyet eden. Birisini vâsi gösteren. Tavsiye eden.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
Diyanet Meali:
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı. Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
2. BAKARA / 186
BANA ibadet edenler, sana BEN'den sual ettiklerinde;
• Muhakkak ki BEN, karibim!
BEN'im DAVAM üzere olunduğunda... BEN, dainin davetine icab olurum!
• Artık, onlar da BANA isticab etsinler
• ve BANA iman etsinler!
Umulur ki irşad olurlar.
SeL A:BD K:RB VCB DA:V DA:V DA:V VCB eMN RŞD .mid155.ss2.as186.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf27.sure.2.xx*3xxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#da:v-davet#||#da:v-dai#||#da:v-dava#||#emn-iman#||#a:bd-abd#||#k:rb-karib#||#sel-sual#||#rşd-irşad#||#vcb-icab#||#vcb-isticab#x#SeL#||#A:BD#||#K:RB#||#VCB#||#DA:V#||#DA:V#||#DA:V#||#VCB#||#eMN#||#RŞD#||#da:v-davet#||#da:v-dai#||#da:v-dava#||#emn-iman#||#a:bd-abd#||#k:rb-karib#||#sel-sual#||#rşd-irşad#||#vcb-icab#||#vcb-isticab#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
dai
د ع وDA:V
Davet eden. / Dava Sahibi. Dava adamı. / Sebeb.
Çğl.Duat
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Da'vâ
د ع وDA:V
Takib edilen fikir, iddia. / Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye müracaat etmesi. / Hakkı olanın iddia etmesi. Kendini haklı görüp veya zannedip üstün fikirlilik iddia etmek. / Mes'ele. / İnat. Ayak diremek. / Bir kimseyi bir şeye sevketmek. / Birisinin hâkimin huzurunda başka birisinden hak istemesi.
Çğl.Deavi
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
irşad
ر ش دRŞD
Doğru yolu göstermek.
Aynı kökten:irşad merşed mürşid Raşid Raşide Reşad reşid rüşeda rüşd rüşdiye
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
icab
و ج بVCB
Lâzım. Gerekli. / Sebeb olmak. / Davete katılmak.
Çğl.İcabat
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
İsticab
و ج بVCB
Vâcib olmak. Hak etmek. / İcab olan bir şey için gereken şartları yerine getirmek. / Bir davete katılmak. Bir davanın neferi olmak, gereklerini yerine getirmek.
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
Diyanet Meali:
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
2. BAKARA / 187
Oruç günlerinin gecelerinde, kadınlarınıza refes size helal kılındı.
Onlar sizin için libastır... siz de onlar için libassınız!

ALLAH alim oldu ki... muhakkak siz, nefsinize ihanet eden oldunuz!... ve ardından size tevbe etti... ve sizden afv etti.
Artık şimdi... onlara başir olun... ve ALLAH'ın sizin için ketb ettiği şeyi ibtiga edin.

Fecrde, beyaz iplik siyah iplikten belli oluncaya kadar yeyin ve şürb edin!
Sonra leyle kadar orucu tamam edin... ve onlara başir olmayın!... ve siz, mescidlerde akiflersiniz (olun)!

İşte bunlar ALLAH'ın hudududur!... artık buna karib olmayın!
Böyledir!... ALLAH, ayetlerini nas için beyan eder!
Umulur ki ittika edersiniz!
Kadın ve Aile Hukuku HLL LYL S:VM RFSé NSV LBS LBS A:LM KVN H:VN NFS TVB A:FV BŞR BG:Y KTB eKL ŞRB BYN H:YT: BYD: H:YT: SVD FCR TMM S:VM LYL BŞR A:KF SCD HDD K:RB BYN eYY NVS VK:Y .mid156.ss2.as187.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf28.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxoruçxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#ktb-ketb#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#s:vm-savm#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#tmm-tamam#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#tvb-tevbe#||#bşr-başir#||#k:rb-karib#||#vk:y-ittika#||#scd-mescid#||#fcr-fecr#||#hdd-hudud#||#şrb-şürb#||#a:kf-akif#||#lbs-libas#||#hll-helal#||#bg:y-ibtiga#||#h:vn-ihanet#||#rfsé-refes#||#byd:-beyaz#||#h:yt:-hayt#||#svd-esved#||#a:fv-afv#||#kvn-xxoxx#x#HLL#||#LYL#||#S:VM#||#RFSé#||#NSV#||#LBS#||#LBS#||#A:LM#||#KVN#||#H:VN#||#NFS#||#TVB#||#A:FV#||#BŞR#||#BG:Y#||#KTB#||#eKL#||#ŞRB#||#BYN#||#H:YT:#||#BYD:#||#H:YT:#||#SVD#||#FCR#||#TMM#||#S:VM#||#LYL#||#BŞR#||#A:KF#||#SCD#||#HDD#||#K:RB#||#BYN#||#eYY#||#NVS#||#VK:Y#||#ktb-ketb#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#s:vm-savm#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#tmm-tamam#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#tvb-tevbe#||#bşr-başir#||#k:rb-karib#||#vk:y-ittika#||#scd-mescid#||#fcr-fecr#||#hdd-hudud#||#şrb-şürb#||#a:kf-akif#||#lbs-libas#||#hll-helal#||#bg:y-ibtiga#||#h:vn-ihanet#||#rfsé-refes#||#byd:-beyaz#||#h:yt:-hayt#||#svd-esved#||#a:fv-afv#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Uhılle lekum leyletes sıyâmir refesu ilâ nisâikum hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun(lehunne) alîmallâhu ennekum kuntum tahtânûne enfusekum fe tâbe aleykum ve afâ ankum, fel âne bâşirûhunne vebtegû mâ keteballâhu lekum, ve kulû veşrabû hattâ yetebeyyene lekumul haytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri, summe etimmus sıyâme ilel leyli, ve lâ tubâşirûhunne ve entum âkifûne fîl mesâcid(mesâcidi), tilke hudûdullâhi fe lâ takrabûhâ kezâlike yubeyyinullâhu âyâtihî lin nâsi leallehum yettekûn(yettekûne).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
Âkif
ع ك فA:KF
Meyl eden. Eğilen. İbadetinde devamlı olan. Bir şeyde sebat eden. Teveccüh, yönelme.
Aynı kökten:Akf Âkif İsti'kaf İ'tikâf Mu'tekif
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
beyaz
Ebyaz
ب ي ضBYD:
Beyaz. / Aklık, beyazlık. Aydınlık. / Ağarmak. / Yumurta akı. / Müsveddenin temize çekilmesi.
Dşl.Beyzâ
Aynı kökten:Bayız beyaz Ebyaz Beyzâ
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Başir
ب ش رBŞR
Müjdeci, müjde veren. Mutlu, mesut.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
ihanet
خ و نH:VN
Hainlik. Haksızlık. Kötülük.
Aynı kökten:hain hıyanet ihanet muhin muhtan mütehavin tahvin Tahvinât Tehavün
Hayt
خ ي طH:YT:
İp. Kalın ip. / İplik. Bağ. Tel. Lif. / İki şeyi birbirine bağlayan. / Dikiş dikmek.
Çğl.Huyut
Aynı kökten:Hayt Huyut Hiyat Hiyata
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Libas
ل ب سLBS
Giyilecek şey. Elbise. Karı ve koca. Şübhe kabul eden söz.
Çğl.Lübus
Aynı kökten:İlbas Lebs Libas Lübus Libs Libse Lübs Lübse Melbus Melbusât Mülabeset Mülabis Mülebbes Mütelebbis Telbis Telbisât Telebbüs
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Refes
Rüfâs
ر ف ثRFSé
Kinayesi icab eden şeyi açık söylemek. / Cinsel ilişki. / Çirkin ve fahiş söz söyleme. / Kadınların yanında cinsel ilişkiden bahsetme.
Aynı kökten:Refes Rüfâs Refs Refse Rifas Rufse Tarfes
savm
ص و مS:VM
Oruç. / Sakınmak, korunmak, uzak durmak, el çekmek, hareket etmemek, terk etmek, / Men etmek. / Suyun akışı, akması.
Çğl.Sıyam
Aynı kökten:Saim Saimîn Suvvam savm Sıyam Savmaa Savmea Savâmi'
mescid
س ج دSCD
Secde edilen yani bir gücün tasarrufu altına girilen mekan, durum, hal.
Çğl.Mesacid
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Esved
س و دSVD
Siyah. Çok siyah. kara renkli olan.
Aynı kökten:Esved Esvedeyn İsvidad Müsevved Müsevvid Müsevvidîn Müsvedde Müsveddat Sevad Esvide Sevda Sud Sevde Tesvid Müteseyyid Seyda Seyyid Seyyide Sade Siyadet Teseyyüd
Tamam
ت م مTMM
Bitme, bitirme, son, nihayet. Tam, eksiksiz, noksansız. Ne eksik ne fazla. Münasib, uygun.
Aynı kökten:istitmam itmam Tamam Tamamen tamamiyet Temme Tetimme Tetümme Tetümmat Tetmim
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
2. BAKARA / 214
Yoksa siz, öncenizden halvet olanların meseli size verilmeden, cennete dahil olacağınızı mı hesab ediyorsunuz!?
Onlara beis ve darr ve zilzal mess olmuştu.
Hatta, Rasul ve onunla beraber iman edenler "ALLAH'ın nasrı ne zaman!" demişlerdi.
Değil mi ki... muhakkak ki ALLAH'ın nasrı karibdir!?
HSB DH:L CNN eTY MSéL H:LV K:BL MSS BeS D:RR ZLZL K:VL RSL eMN NS:R NS:R K:RB .mid178.ss2.as214.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf32.sure.2.xxxxxkissa-meselxxcennetxrasulximanxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:bl-kabl#||#emn-iman#||#dh:l-dahil#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#cnn-cennet#||#zlzl-zilzal#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#hsb-hesab#||#msél-mesel#||#h:lv-halvet#||#bes-beis#||#ns:r-nasr#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#HSB#||#DH:L#||#CNN#||#eTY#||#MSéL#||#H:LV#||#K:BL#||#MSS#||#BeS#||#D:RR#||#ZLZL#||#K:VL#||#RSL#||#eMN#||#NS:R#||#NS:R#||#K:RB#||#k:bl-kabl#||#emn-iman#||#dh:l-dahil#||#mss-mess#||#d:rr-darr#||#cnn-cennet#||#zlzl-zilzal#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#hsb-hesab#||#msél-mesel#||#h:lv-halvet#||#bes-beis#||#ns:r-nasr#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُمْ مَثَلُ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْۜ مَسَّتْهُمُ الْبَأْسَٓاءُ وَالضَّرَّٓاءُ وَزُلْزِلُوا حَتّٰى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ مَتٰى نَصْرُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ
Em hasibtum en tedhulûl cennete ve lemmâ ye’tikum meselullezîne halev min kablikum messethumul be’sâu ved darrâu ve zulzilû hattâ yekûler resûlu vellezîne âmenû meahu metâ nasrullâh(nasrullâhi), e lâ inne nasrallâhi karîb(karîbun).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
halvet
خ ل وH:LV
Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme. Gizlilik. Geçmiş gitmiş olma. Devri geçmiş olma.
Aynı kökten:Halâ' Halevat Hali Ahliya Haliyen Haliyye Halle halvet Hilv Hulüv Hulu Ihla' İhla Tahalli Tahliye Tehi
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zilzal
Zülzal
ز ل ز لZLZL
Zelzele. Deprem. Arzın sarsıntısı.
Aynı kökten:zilzal Zülzal
Diyanet Meali:
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
2. BAKARA / 215
Sana, ne infak edeceklerini sual ediyorlar.
De ki:
"Hayr olandan infak edeceğiniz şey;
• ana-babanız için
• ve akrabanız için
• ve yetimler için
• ve miskinler için
• ve sebil çocukları (yolcu) içindir.
Hayr olandan fail olduğunuz şey... artık muhakkak ki ALLAH ona alimdir."
İnfakKadın ve Aile Hukuku SeL NFK: K:VL NFK: H:YR VLD K:RB YTM SKN BNY SBL FA:L H:YR A:LM .mid179.ss2.as215.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf32.sure.2.xxxİnfakxKadın ve Aile Hukukuxxinfakxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#bny-beni#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#h:yr-hayr#||#sel-sual#||#k:rb-akraba#||#nfk:-infak#||#skn-miskin#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#NFK:#||#K:VL#||#NFK:#||#H:YR#||#VLD#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#BNY#||#SBL#||#FA:L#||#H:YR#||#A:LM#||#bny-beni#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#h:yr-hayr#||#sel-sual#||#k:rb-akraba#||#nfk:-infak#||#skn-miskin#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلْ مَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ
Yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne), kul mâ enfaktum min hayrin fe lil vâlideyni vel akrabîne vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîl(sebîli), ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”
2. BAKARA / 222
Sana kadınların (mahiz) hayz zamanından sual ediyorlar.
De ki:
"O bir ezadır. Artık mahizde (hayz zamanında) kadınları azil edin... tahir oluncaya kadar onlara karib olmayın!
Tahir olduklarında... artık ALLAH'ın size emir ettiği şekilde onlara yaklaşın.
Muhakkak ki ALLAH, tevvab olanlara muhabbet duyar... ve de kendini tahir etmiş olanlara muhabbet duyar."
Kadın ve Aile Hukuku SeL HYD: K:VL eZéY A:ZL NSV HYD: K:RB T:HéR T:HéR eTY HYSé eMR HBB TVB HBB T:HéR .mid186.ss2.as222.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf34.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxtaharetxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#hysé-haysü#||#nsv-nisa#||#emr-emir#||#tvb-tevvab#||#k:rb-karib#||#sel-sual#||#hbb-muhabbet#||#a:zl-azil#||#t:hér-tahir#||#ezéy-eza#||#hyd:-mahiz#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#HYD:#||#K:VL#||#eZéY#||#A:ZL#||#NSV#||#HYD:#||#K:RB#||#T:HéR#||#T:HéR#||#eTY#||#HYSé#||#eMR#||#HBB#||#TVB#||#HBB#||#T:HéR#||#hysé-haysü#||#nsv-nisa#||#emr-emir#||#tvb-tevvab#||#k:rb-karib#||#sel-sual#||#hbb-muhabbet#||#a:zl-azil#||#t:hér-tahir#||#ezéy-eza#||#hyd:-mahiz#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْمَح۪يضِۜ قُلْ هُوَ اَذًىۙ فَاعْتَزِلُوا النِّسَٓاءَ فِي الْمَح۪يضِۙ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتّٰى يَطْهُرْنَۚ فَاِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ اَمَرَكُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّاب۪ينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّر۪ينَ
Ve yes’elûneke anil mahîd(mahîdi), kul huve ezen, fa’tezilûn nisâe fîl mahîdi, ve lâ takrabûhunne hattâ yathurn(yathurne) fe izâ tetahherne fe’tûhunne min haysu emerekumullâh(emerekumullâhu) innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn(mutetahhirîne).
Azl
azil
ع ز لA:ZL
Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.
Aynı kökten:Azl azil Ma'zil Ma'zul Mün'azilen Müteazzil
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
eza
ا ذ يeZéY
Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. / İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. / Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. / Tetavül etmek. / Ticarette kaybetme, zarar etme. / Kibir ve gururunu bıraktırma.
Aynı kökten:eza Eziyet İza Mu'zî Mu'ziyat Müezzi Müteezzi Mü'zi Te'ziye
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Mahîz
Mahid
ح ي ضHYD:
Hayız hali zamanı.
Aynı kökten:Hayize Hayz Hayız Hiyaz Hayza Hıyaz Mahîz Mahid Mahîza Mehâyız Mehîz Mütehayyiz Tahayyüz
haysü
ح ي ثHYSé
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Tahir
ط ه رT:HéR
Temiz. Pâk. Abdesti bozacak veya guslü icab ettirecek şeylerden birisiyle özürlü olmayan. Müzikte: Makam ismi.
Dşl.TahireÇğl.TahiratÇğl.Athar
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
tevvab
ت و بTVB
Dönüş yapanın, kime dönüş yaptığının idrakin de olması. Bu idarake sahip olan. / Tevbe ettiren. (tevbe ettiren, tevbeyi kabul edecek olandır.) Et Tevvab : Dönüş etmesiyle dönüş etmesi, sonra da kime dönüş ettiğini bilmesine tevvap derler. Bunun esas yaşantısını insanlar yaşar.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Diyanet Meali:
Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”
2. BAKARA / 237
Temas etmenizden önce, onları boşarsanız... ve onlar için farzları farz etmişseniz... artık onlara farz ettiğiniz şeylerin yarısı onlarındır.
Ancak... kendileri afv etmişse... veya nikah akdi elinde bulunan kimse afv etmişse müstesna.
Sizin afv etmeniz, takva için daha karibtir.
Aranızdaki fazlı unutmayın!
Muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize basirdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku T:LK: K:BL MSS FRD: FRD: NS:F FRD: A:FV A:FV YDY A:K:D NKH A:FV K:RB VK:Y NSY FD:L BYN A:ML BS:R .mid199.ss2.as237.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:bl-kabl#||#nsy-nisyan#||#a:ml-amel#||#fd:l-fazl#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#nkh-nikah#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#bs:r-basir#||#k:rb-karib#||#vk:y-takva#||#a:k:d-akd#||#ns:f-nısf#||#frd:-farz#||#a:fv-afv#x#T:LK:#||#K:BL#||#MSS#||#FRD:#||#FRD:#||#NS:F#||#FRD:#||#A:FV#||#A:FV#||#YDY#||#A:K:D#||#NKH#||#A:FV#||#K:RB#||#VK:Y#||#NSY#||#FD:L#||#BYN#||#A:ML#||#BS:R#||#k:bl-kabl#||#nsy-nisyan#||#a:ml-amel#||#fd:l-fazl#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#nkh-nikah#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#bs:r-basir#||#k:rb-karib#||#vk:y-takva#||#a:k:d-akd#||#ns:f-nısf#||#frd:-farz#||#a:fv-afv#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَر۪يضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذ۪ي بِيَدِه۪ عُقْدَةُ النِّكَاحِۜ وَاَنْ تَعْفُٓوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۜ وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Ve in tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne ve kadfaradtum lehunne farîdaten fe nısfu mâ faradtum illâen ya’fûne ev ya’fuvellezî bi yedihî ukdetun nikâh(nikâhı), ve en ta’fû akrabu lit takvâ ve lâ tensevul fadla beynekum innallâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
Akd
ع ق دA:K:D
Anlaşma. Sözleşme. Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma.
Aynı kökten:Akd Akid akid Akide Akaid Mu'tekadat in'ikad İ'tikad itikat İ'tikadât İ'tikadî İ'tikadiyat Muakade Mu'tekid mün'akid Müteakıd Müteakkıd Taakkud Teakud Ukde ukad
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Temass
temas
م س سMSS
Yan yana bulunma. Birbirine değme. Münasebette bulunma.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nısf
ن ص فNS:F
Yarım, yarı. Orta.
Çğl.ensaf
Aynı kökten:muntasıf münasafa nısf ensaf
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
takva
و ق يVK:Y
Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek. // korumak, esirgemek, muhafaza etmek, saklamak, önlemek, kötülük ve felaket karşısında korumak, güvende olmak, bir kalkan görevi görmek, göreve saygı duymak, sakınmak, saygı göstermek, korkmak, çekinmek. // Dinin emir ve tavsiyelerine uyma, haram ve günahlardan kaçınma hususunda gösterilen titizlik anlamında bir kavram. Fiilin kökü "korku" anlamını da içermekle birlikte bu korkunç bir şeyden çekinmeyi değil, seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaratanına karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade eder. “Allah bilinci, Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ifadeleri kavramın içeriğine daha uygun görünmektedir. Takva ve ittikā kelimelerinin içerdiği korku Allah’a duyulan saygıdan kaynaklanır. Takva; olumlu korkudur, sevgiyi yıpratma veya yitirme endişesidir.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
3. AL-İ İMRAN / 45-46
Melekler demişlerdi ki:
"Ey Meryem!
Muhakkak ki ALLAH, seni kendisinden bir kelime ile ibşar ediyor. Onun ismi, Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada ve ahirette vecihtir ve mukarreb olanlardandır.
Nasa mehd içinde ve kehl olduğunda kelime edecektir. O, salihlerdendir."
Hz. Meryem Kıssası -1-Ahiret K:VL MLK MRY BŞR KLM SMV MSH A:YS BNY MRY VCHé DNV eH:R K:RB KLM NVS MHéD KHéL S:LH .mid283.ss3.as45.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf54.sure.3.xxxxxkissa-isa-meryem-01xHz. Meryem Kıssası -1-xAhiretx.ss3.as46.x#bny-beni#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#smv-isim#||#bşr-ibşar#||#mlk-melek#||#vché-vecih#||#k:rb-mukarreb#||#klm-kelime#||#s:lh-salih#||#mhéd-mehd#||#khél-kehl#||#klm-kelime#||#a:ys-hz. isa#||#mry-hz. meryem#||#msh-hz. mesih#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MLK#||#MRY#||#BŞR#||#KLM#||#SMV#||#MSH#||#A:YS#||#BNY#||#MRY#||#VCHé#||#DNV#||#eH:R#||#K:RB#||#KLM#||#NVS#||#MHéD#||#KHéL#||#S:LH#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#smv-isim#||#bşr-ibşar#||#mlk-melek#||#vché-vecih#||#k:rb-mukarreb#||#klm-kelime#||#s:lh-salih#||#mhéd-mehd#||#khél-kehl#||#klm-kelime#||#a:ys-hz. isa#||#mry-hz. meryem#||#msh-hz. mesih#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ * وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِح۪ينَ
İz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhe yubeşşiruki bi kelimetin minh(minhu), ismuhul mesîhu îsebnu meryeme vecîhan fîd dunyâ vel âhıreti ve minel mukarrebîn(mukarrebîne). * Ve yukellimun nâse fîl mehdi ve kehlen ve mines sâlihîn(sâlihîne).
Hz. İsa
ع ي سA:YS
xoxox
Aynı kökten:A'yes İys Ays Hz. İsa Us İsâs
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
mukarreb
ق ر بK:RB
Yakınlaşmış. Yakınlaştırılmış. Yakın. Büyük zât veya padişah gibi kimselere hizmette yaklaşmış olan.
Çğl.Mukarrebun
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kehl
ك ه لKHéL
Otuz yaşını geçmiş, saçına aklık karışmış kimse. Orta yaşlı. Kemale ulaşmış. Bit.
Dşl.KehleÇğl.KihalÇğl.Kühul
Aynı kökten:Kehl Kehle Kihal Kühul
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
Mehd
Mihad
م ه دMHéD
Beşik. Döşeme, döşek. Beslenilecek, büyüyecek yer. Yeryüzü. Yayıp döşemek. Kâr kazanmak. Hazırlanmak.
Çğl.Mühud
Aynı kökten:Mahid Mehd Mihad Mühud Mihadde Mümehhed Mümehhid Mütemehhid Temehhüd Temhid
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Hz. Meryem
م ر يMRY
xoxox
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Hz. Mesih
م س حMSH
Mesh olunmuş. Bir şey üzerined eli yürütmek, bir şeyden ondaki eseri gidermek.
Aynı kökten:Emsah Hz. Mesih Memsuh Mesh Messah Mimsaha Mümsiha Mütemessih Temessuh
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
isim
س م وSMV
Bir şeyin zihinde doğmasını sağlayan işaret ve alamet. Tek başına anlaşılır bir manaya delalet eden kelime.
Çğl.esmaÇğl.esami
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
Diyanet Meali:
Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.” “O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.”
3. AL-İ İMRAN / 166-167
İki cemaatin mülaki olma yevminde size isabet eden şey, ALLAH'ın izni iledir ve mü'minlere alim olması için ve nifak çıkaranlara alim olması içindir.
Onlara denilmişti ki:
"Gelin! ALLAH sebilinde katl edin veya def edin!"
Dediler ki:
"Şayet kıtal etmeyi bilseydik elbette size tâbi olurduk."
Onlar küfürleri için, izin yevminde, iman için olanlardan daha karibtir. Onlar ağızları ile kalblerinde olmayan şeyi söylüyorlar.
ALLAH, ketm ettiklerine alimdir.
S:VB YVM LK:Y CMA: eZéN A:LM eMN A:LM NFK: K:VL A:LV K:TL SBL DFA: K:VL A:LM K:TL TBA: KFR K:RB eMN K:VL FVHé LYS K:LB A:LM KTM .mid399.ss3.as166.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf71.sure.3.xxxxxkissavxxyevmxsayıximanxyevmximanxx.ss3.as167.xxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#lys-leyse#||#k:tl-kıtal#||#k:tl-katl#||#sbl-sebil#||#tba:-tabi#||#yvm-yevm#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#cma:-cemaat#||#s:vb-isabet#||#ktm-ketm#||#kfr-küfr#||#lk:y-mülaki#||#ezén-izin#||#k:rb-karib#||#nfk:-nifak#||#dfa:-def#||#a:lv-ulvi#||#a:lv-tealev#||#fvhé-feveh#||#k:vl-xxoxx#x#S:VB#||#YVM#||#LK:Y#||#CMA:#||#eZéN#||#A:LM#||#eMN#||#A:LM#||#NFK:#||#K:VL#||#A:LV#||#K:TL#||#SBL#||#DFA:#||#K:VL#||#A:LM#||#K:TL#||#TBA:#||#KFR#||#K:RB#||#eMN#||#K:VL#||#FVHé#||#LYS#||#K:LB#||#A:LM#||#KTM#||#lys-leyse#||#k:tl-kıtal#||#k:tl-katl#||#sbl-sebil#||#tba:-tabi#||#yvm-yevm#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#cma:-cemaat#||#s:vb-isabet#||#ktm-ketm#||#kfr-küfr#||#lk:y-mülaki#||#ezén-izin#||#k:rb-karib#||#nfk:-nifak#||#dfa:-def#||#a:lv-ulvi#||#a:lv-tealev#||#fvhé-feveh#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَٓا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ * وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ
Ve mâ asâbekum yevmel tekal cem’âni fe bi iznillâhi ve li ya’lemel mu’minîn(mu’minîne). * Ve li ya’lemellezîne nâfekû, ve kîle lehum teâlev kâtilû fî sebîlillâhi evidfeû kâlû lev na’lemu kıtâlen letteba’nâkum, hum lil kufri yevmeizin akrabu minhum lil îmân(îmâni), yekûlûne bi efvâhihim mâ leyse fî kulûbihim, vallâhu a’lemu bi mâ yektumûn(yektumûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
tealev
ع ل وA:LV
????? Gelin! Toplanın! mealinde.
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Ulvi
ع ل وA:LV
Yüksek, yüce. Manevî ve göğe mensub.
Dşl.Ulviye
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
cemaat
ج م عCMA:
Toplananlar, topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Def'
د ف عDFA:
Ortadan kaldırmak, Öteye itmek. Mâni' olmak. Savmak. Savunmak. Himaye etmek. Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak.
Aynı kökten:Dafi' Dafia Def' İndifa Medfu' Müdafaa Müdafaat Müdafi' Mündefi' Tedafü'
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Feveh
ف و هFVHé
Menfezler, ağızlar, delikler. Mc: Yemeğe lezzet için konan baharat.
Çğl.Efvah
Aynı kökten:Feveh Efvah Fevh Fevehan Fevha Fevehât Füvh Efvâh Tefevvüh Tefevvühât
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
nifak
ن ف قNFK:
Müslüman gibi görünüp kafir olmak. İki yüzlülük. Bozuşukluk, ara açılmak. Dinde riya etmek. İhtiyaca sarf olunacak şeyler. her türlü çıkıntı, insan vücudunda çıkan ur.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
3. AL-İ İMRAN / 183
"ALLAH; narın yeyeceği bir kurban verinceye kadar Rasule iman etmeyelim diye bize ahd etti."
diyenlere… onlara de ki:
"Size, benden önce, beyyineler ile ve bu dedikleriniz ile Rasuller gelmişti.
Eğer sadıksanız... onları neden katl ettiniz!?"
Hacc ve Kurban K:VL A:HéD eMN RSL eTY K:RB eKL NVR K:VL CYe RSL K:BL BYN K:VL K:TL KVN S:DK: .mid414.ss3.as183.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf73.sure.3.xxxxxkissa-meselxHacc ve Kurbanxxrasulximanxx#k:bl-kabl#||#k:tl-katl#||#a:héd-ahd#||#emn-iman#||#ekl-ekl#||#byn-beyyine#||#rsl-rasul#||#k:rb-kurban#||#nvr-nar#||#s:dk:-sadık#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#A:HéD#||#eMN#||#RSL#||#eTY#||#K:RB#||#eKL#||#NVR#||#K:VL#||#CYe#||#RSL#||#K:BL#||#BYN#||#K:VL#||#K:TL#||#KVN#||#S:DK:#||#k:bl-kabl#||#k:tl-katl#||#a:héd-ahd#||#emn-iman#||#ekl-ekl#||#byn-beyyine#||#rsl-rasul#||#k:rb-kurban#||#nvr-nar#||#s:dk:-sadık#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Ellezîne kâlû innallâhe ahide ileynâ ellâ nu’mine li resûlin hattâ ye’tiyenâ bi kurbânin te’kuluhun nâr(nâru), kul kad câekum rusulun min kablî bil beyyinâti ve billezî kultum fe lime kateltumûhum in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kurban
ق ر بK:RB
Bir maksad uğrunda feda olma. Allah'ın rızasını kazanmağa sebep olan şey. Etleri, fakirlere parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen koyun, keçi, deve, sığır... gibi hayvan. Beylerin ve meliklerin yakınlarından olan kimse.
Çğl.Karabin
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
4. NİSA / 7
Erkekler için ana-baba ve akrabalarından geriye kalan terekelerden bir nasib vardır. Kadınlar için de ana-baba ve akrabalarından geriye kalan terekelerden bir nasib vardır.
Ondan az veya çok mefruz nasibtir.
Miras Hukuku RCL NS:B TRK VLD K:RB NSV NS:B TRK VLD K:RB K:LL KSéR NS:B FRD: .mid439.ss4.as7.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxMiras Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:ll-kalil#||#nsv-nisa#||#vld-xoxox#||#rcl-recül#||#ksér-kesir#||#trk-terk#||#k:rb-akraba#||#ns:b-nasib#||#frd:-mefruz#x#RCL#||#NS:B#||#TRK#||#VLD#||#K:RB#||#NSV#||#NS:B#||#TRK#||#VLD#||#K:RB#||#K:LL#||#KSéR#||#NS:B#||#FRD:#||#k:ll-kalil#||#nsv-nisa#||#vld-xoxox#||#rcl-recül#||#ksér-kesir#||#trk-terk#||#k:rb-akraba#||#ns:b-nasib#||#frd:-mefruz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَۜ نَص۪يبًا مَفْرُوضًا
Lir ricâli nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne, ve lin nisâi nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne mimmâ kalle minhu ev kesur(kesura). Nasîben mefrûdâ(mefrûdan).
Mefruz
ف ر ضFRD:
Farz olunmuş. Farz hâline gelmiş. Çok lüzumlu. Farz kabilinden olmuş. Var sayılan.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
Nasib
ن ص بNS:B
Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.
4. NİSA / 8
Kurb sahibleri ve yetimler ve miskinler, kısmete hazır olduklarında... onları ondan rızıklandırın. Onlara maruf kavl söyleyin.
Kadın ve Aile Hukuku K:SM eVL K:RB YTM SKN RZK: K:VL K:VL A:RF .mid440.ss4.as8.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#evl-uli#||#ytm-yetim#||#hd:r-hazır#||#rzk:-rızk#||#k:sm-kısmet#||#k:rb-kurb#||#skn-miskin#||#a:rf-maruf#||#k:vl-xxoxx#x#K:SM#||#eVL#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#RZK:#||#K:VL#||#K:VL#||#A:RF#||#evl-uli#||#ytm-yetim#||#hd:r-hazır#||#rzk:-rızk#||#k:sm-kısmet#||#k:rb-kurb#||#skn-miskin#||#a:rf-maruf#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا
Ve izâ hadaral kısmete ulûl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzukûhum minhu ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kısmet
ق س مK:SM
Bölmek ve ayırmak. Bahşetmek. Taksim etmek. Düşecek olan payın taksim edilmeden önceki adı. Fık: Hisse-i şâyiayı, yani, taksim olunmamış maldaki hisseleri sahiplerine tahsis etmektir.
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.
4. NİSA / 11
ALLAH, size evladlarınız hakkında, erkek için iki dişinin hazzı mislini vasiyet eder.
Eğer kadınlar ikinin fevkinde ise terekenin üçte ikisi onlar içindir.
Eğer kadın vahid ise (mirasın) yarısı onundur.
Ölenin evladı varsa, ana-babasından her birine, terekeden altıda bir hisse vardır.
Eğer evladı yok da ana-babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer.
Eğer kardeşleri varsa, annesinin hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da deynden sonradır.
Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin menfaat yönünden size daha karib olduğuna idranız yoktur.
Bunlar, ALLAH'tan farzdır.
Muhakkak ki ALLAH, alim, hakim olandır.
Esma-ül HüsnaMiras Hukuku VS:Y VLD ZéKR MSéL HZ:Z: eNSé KVN NSV FVK: SéNY SéLSé TRK KVN VHD NS:F eBV KLL VHD SDS TRK KVN VLD KVN VLD VRSé eBV eMM SéLSé KVN eH:V eMM SDS BA:D VS:Y VS:Y DYN eBV BNY DRY K:RB NFA: FRD: KVN A:LM HKM .mid443.ss4.as11.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxMiras Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#bny-beni#||#eh:v-ahi#||#kll-külli#||#ba:d-bad#||#sélsé-sulus#||#sény-isnan#||#ebv-eb#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#nfa:-nafia#||#trk-terk#||#vhd-vahid#||#ensé-ünsa#||#k:rb-karib#||#hkm-hakim#||#msél-misl#||#zékr-zeker#||#dyn-deyn#||#dry-idra#||#fvk:-fevk#||#vrsé-varis#||#emm-ümm#||#vs:y-vasiyet#||#ns:f-nısf#||#hz:z:-hazz#||#frd:-farz#||#sds-sadis#x#VS:Y#||#VLD#||#ZéKR#||#MSéL#||#HZ:Z:#||#eNSé#||#KVN#||#NSV#||#FVK:#||#SéNY#||#SéLSé#||#TRK#||#KVN#||#VHD#||#NS:F#||#eBV#||#KLL#||#VHD#||#SDS#||#TRK#||#KVN#||#VLD#||#KVN#||#VLD#||#VRSé#||#eBV#||#eMM#||#SéLSé#||#KVN#||#eH:V#||#eMM#||#SDS#||#BA:D#||#VS:Y#||#VS:Y#||#DYN#||#eBV#||#BNY#||#DRY#||#K:RB#||#NFA:#||#FRD:#||#KVN#||#A:LM#||#HKM#||#kvn-kane#||#bny-beni#||#eh:v-ahi#||#kll-külli#||#ba:d-bad#||#sélsé-sulus#||#sény-isnan#||#ebv-eb#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#nfa:-nafia#||#trk-terk#||#vhd-vahid#||#ensé-ünsa#||#k:rb-karib#||#hkm-hakim#||#msél-misl#||#zékr-zeker#||#dyn-deyn#||#dry-idra#||#fvk:-fevk#||#vrsé-varis#||#emm-ümm#||#vs:y-vasiyet#||#ns:f-nısf#||#hz:z:-hazz#||#frd:-farz#||#sds-sadis#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يُوص۪يكُمُ اللّٰهُ ف۪ٓي اَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۚ فَاِنْ كُنَّ نِسَٓاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۚ وَاِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُۜ وَلِاَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ اِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌۚ فَاِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُٓ اَبَوَاهُ فَلِاُمِّهِ الثُّلُثُۚ فَاِنْ كَانَ لَهُٓ اِخْوَةٌ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ي بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ لَا تَدْرُونَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًاۚ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا
Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni), fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terak(terake), ve in kânet vâhideten fe lehân nısf(nısfu). Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veled(veledun), fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulus(sulusu), fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyn(deynin). Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’â(nef’en), farîdaten minallâh(minallâhi). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
İdra
د ر يDRY
Bildirmek. Bildirilmek. Def etmek.
Aynı kökten:İdra Müdrî
Deyn
د ي نDYN
Borç. Borcun ödenmesi. Verilmesi lâzım gelen şey. Fık: Zimmetinde sâbit olan şey.
Çğl.Düyun
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
Ünsa
ا ن ثeNSé
Dişi.
Çğl.İnas
Aynı kökten:Inas Mi'nas Ünsa İnas Ünuset
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hazz
ح ظ ظHZ:Z:
Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.
Çğl.Huzuz
Aynı kökten:Ahazz Hazz Huzuz İhtizaz İhzaz
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nafia
ن ف عNFA:
Faydalı işler. Menfaatli olanlar. İnşaat işleri.
Aynı kökten:enfa' menfaat Menafi' nafi nafia Nef'î Nifa'
nısf
ن ص فNS:F
Yarım, yarı. Orta.
Çğl.ensaf
Aynı kökten:muntasıf münasafa nısf ensaf
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Sadis
س د سSDS
Altıncı. (6.)
Dşl.Sadise
Aynı kökten:Sadis Sadise
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İsnan
ث ن يSéNY
İki
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
zeker
ذ ك رZéKR
Erkek. Erkeklik organı.
Çğl.ZükrânÇğl.ZükurÇğl.Zikâre
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. NİSA / 17
Muhakkak ALLAH'a tevbe... ancak, cehalet ile sui amel işleyenler içindir.
Sonra onlar karibden tevbe ederler.
Artık işte onlar… ALLAH, onlara tevbe eder.
ALLAH, alim, hakim olandır.
TevbeEsma-ül Hüsna TVB A:ML SVe CHéL TVB K:RB TVB KVN A:LM HKM .mid449.ss4.as17.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf79.sure.4.xxxTevbexEsma-ül Hüsnaxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#sve-sui#||#a:lm-alim#||#a:ml-amel#||#tvb-tevbe#||#hkm-hakim#||#k:rb-karib#||#chél-cehalet#||#kvn-xxoxx#x#TVB#||#A:ML#||#SVe#||#CHéL#||#TVB#||#K:RB#||#TVB#||#KVN#||#A:LM#||#HKM#||#sve-sui#||#a:lm-alim#||#a:ml-amel#||#tvb-tevbe#||#hkm-hakim#||#k:rb-karib#||#chél-cehalet#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السُّٓوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَر۪يبٍ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَتُوبُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا
İnnemât tevbetu alâllâhi lillezîne ya’melûnes sûe bi cehâletin summe yetûbûne min karîbin fe ulâike yetûbullâhu aleyhim. Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
cehalet
ج ه لCHéL
Bilmezlik, nâdanlık, ilimden ve her nevi müsbet mâlûmatdan habersiz olma. Cahillik.
Aynı kökten:cahil Cehele Cühhal Cühela cehalet Cehl Cehûl Echel Ecahil Echeliyyet İstichal Mücehhel Müstechil Mütecahil Tecahül Techil
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Diyanet Meali:
Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. NİSA / 33
Ana-babanın ve akrabanın terekesinden hepsi için mevlalar kıldık. Yeminlerinizin akd ettiği kimselere, artık nasiblerini verin.
Muhakkak ki ALLAH, herşeye şahid olandır.
Esma-ül HüsnaMiras Hukuku KLL CA:L VLY TRK VLD K:RB A:K:D YMN eTY NS:B KVN KLL ŞYe ŞHéD .mid465.ss4.as33.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf82.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxMiras Hukukuxxxemirxxyasakxxx#kvn-kane#||#şye-şey#||#kll-külli#||#vld-xoxox#||#trk-terk#||#k:rb-akraba#||#şhéd-şahid#||#vly-mevla#||#ymn-yemin#||#a:k:d-akd#||#ns:b-nasib#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#KLL#||#CA:L#||#VLY#||#TRK#||#VLD#||#K:RB#||#A:K:D#||#YMN#||#eTY#||#NS:B#||#KVN#||#KLL#||#ŞYe#||#ŞHéD#||#kvn-kane#||#şye-şey#||#kll-külli#||#vld-xoxox#||#trk-terk#||#k:rb-akraba#||#şhéd-şahid#||#vly-mevla#||#ymn-yemin#||#a:k:d-akd#||#ns:b-nasib#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِيَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۜ وَالَّذ۪ينَ عَقَدَتْ اَيْمَانُكُمْ فَاٰتُوهُمْ نَص۪يبَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدًا۟
Ve li kullin cealnâ mevâliye mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûn(akrabûne). Vellezîne akadet eymânukum fe âtûhum nasîbehum. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in şehîdâ(şehîden).
Akd
ع ق دA:K:D
Anlaşma. Sözleşme. Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma.
Aynı kökten:Akd Akid akid Akide Akaid Mu'tekadat in'ikad İ'tikad itikat İ'tikadât İ'tikadî İ'tikadiyat Muakade Mu'tekid mün'akid Müteakıd Müteakkıd Taakkud Teakud Ukde ukad
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nasib
ن ص بNS:B
Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mevla
و ل يVLY
Sahib. Efendi. Köleyi âzad eden. Şanlı. Şerefli. Mâlik. Yardımcı, muavenet eden. Dost ve komşu. Azâd olan.
Çğl.Mevalî
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
(Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.
4. NİSA / 36
ALLAH'a abd olun!
O'na hiçbir şey şirk koşmayın!
• Ana-babaya
• ve kurb sahiblerine
• ve yetimlere
• ve miskinlere
• ve kurb sahibi civara
• ve cünüb civara
• ve cenbdeki sahibe
• ve sebil çocuğuna (yolcu)
• ve melekesi yemininizde olanlara ihsanda bulunun.
Muhakkak ki ALLAH, muhtal olanlara, fahur olanlara muhabbet duymaz.
Kadın ve Aile Hukuku A:BD ŞRK ŞYe VLD HSN K:RB YTM SKN CVR K:RB CVR CNB S:HB CNB BNY SBL MLK YMN HBB KVN H:YL FH:R .mid468.ss4.as36.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf83.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#şye-şey#||#bny-beni#||#sbl-sebil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#cnb-cenb#||#h:yl-muhtal#||#fh:r-fahur#||#s:hb-sahib#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#k:rb-kurb#||#hsn-ihsan#||#hbb-muhabbet#||#cvr-civar#||#cnb-cünüb#||#şrk-şirk#||#skn-miskin#x#A:BD#||#ŞRK#||#ŞYe#||#VLD#||#HSN#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#CVR#||#K:RB#||#CVR#||#CNB#||#S:HB#||#CNB#||#BNY#||#SBL#||#MLK#||#YMN#||#HBB#||#KVN#||#H:YL#||#FH:R#||#kvn-kane#||#şye-şey#||#bny-beni#||#sbl-sebil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#cnb-cenb#||#h:yl-muhtal#||#fh:r-fahur#||#s:hb-sahib#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#k:rb-kurb#||#hsn-ihsan#||#hbb-muhabbet#||#cvr-civar#||#cnb-cünüb#||#şrk-şirk#||#skn-miskin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ
Va’budûllâhe ve lâ tuşrikû bihî şeyen ve bil vâlideyni ihsânen ve bizil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vel câri zil kurbâ vel câril cunubi ves sâhıbi bil cenbi vebnis sebîli, ve mâ meleket eymânukum. İnnallâhe lâ yuhıbbu men kâne muhtâlen fehûrâ(fehûran).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
cünüb
ج ن بCNB
Cenabetlik. Şer'an yıkanıp temizlenmeye mecburiyet hali. Irak, uzak, baid.
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
Civâr
Cüvar
ج و رCVR
Çevre, yöre, etraf. Yakın yer, yakın komşu.Yakınlık. Komşuluk. Himâyet, korumak. Riâyet. Süt emen deve yavrusu. Karga sesi. Öküz avazı.
Aynı kökten:Ciret Civâr Cüvar Civariyyet İctivar Mücaveret Mücavir Müctevir Mütecavir Tecavür Cair Câr Cayir Cevr Cevir İsticare Mücevver Mücîr Tecvir
Fahur
ف خ رFH:R
Çok övünen, çok iftihar eden. Mütekebbir. Tekebbür ve taazzum edici.
Aynı kökten:Fahhar Fehhar Fahhari Fahir Fâhire Fahr Fahrî Fahr-i Kâinat Fahr-i Âlem Fahriye Fahur İftihar İftihariyyat Mefahir Mefhar Mefharet Müfahare Müfaharet Müfahir Müftehir Mütefahir Mütefahhir Tefahur Tefahhur
Muhtal
خ ي لH:YL
Mütekebbir. Kibirli.
Aynı kökten:Hayl Huyul Ahyal Hayyal Hayal Hayâlât Hayalet Heyula Hulya Mahile Mahayil Muhayyel Muhayyele Muhayyelat Muhayyil Muhayyile Mütehayyel Mütehayyelât Mütehayyil Mütehayyile Mütemahhil Tahayyül Tahayyülât Tahyil Tahyilât Muhtal
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
4. NİSA / 43
Ey iman edenler!
• Sarhoş iken ne söylediğinize alim oluncaya kadar
• ve sebilde abir olmanız dışında cünüb iken gusl edene kadar salata kurb olmayın.
Eğer;
• mariz iseniz
• veya sefer üzre iseniz
• veya biriniz heladan gelmişse
• veya kadınlara lems etmişseniz...
ve ardından su mevcud değilse... tayyib saide teyemmüm ederek... vechlerinizi ve ellerinizi mesh edin.
Muhakkak ki ALLAH, afuv, gafur olandır.
Esma-ül Hüsna eMN K:RB S:LV SKR A:LM K:VL CNB A:BR SBL G:SL KVN MRD: SFR CYe eHD G:VT: LMS NSV VCD MVHé YMM S:A:D T:YB MSH VCHé YDY KVN A:FV G:FR .mid475.ss4.as43.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf84.sure.4.xxxEsma-ül Hüsnaxxsalatxtaharetximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#ehd-ehad#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#vcd-vecd#||#ydy-yed#||#s:lv-salat#||#k:rb-karib#||#g:fr-gafur#||#vché-vücuh#||#mrd:-mariz#||#a:br-abir#||#a:fv-afuv#||#cnb-cünüb#||#sfr-sefer#||#t:yb-tayyib#||#mvhé-main#||#g:sl-gusl#||#msh-mesh#||#s:a:d-said#||#lms-lems#||#g:vt:-gavt#||#ymm-teyemmüm#||#skr-sekr#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eMN#||#K:RB#||#S:LV#||#SKR#||#A:LM#||#K:VL#||#CNB#||#A:BR#||#SBL#||#G:SL#||#KVN#||#MRD:#||#SFR#||#CYe#||#eHD#||#G:VT:#||#LMS#||#NSV#||#VCD#||#MVHé#||#YMM#||#S:A:D#||#T:YB#||#MSH#||#VCHé#||#YDY#||#KVN#||#A:FV#||#G:FR#||#ehd-ehad#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#vcd-vecd#||#ydy-yed#||#s:lv-salat#||#k:rb-karib#||#g:fr-gafur#||#vché-vücuh#||#mrd:-mariz#||#a:br-abir#||#a:fv-afuv#||#cnb-cünüb#||#sfr-sefer#||#t:yb-tayyib#||#mvhé-main#||#g:sl-gusl#||#msh-mesh#||#s:a:d-said#||#lms-lems#||#g:vt:-gavt#||#ymm-teyemmüm#||#skr-sekr#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ(gafûran).
abir
ع ب رA:BR
Bir yerden geçen, giden yolcu. Geçen. Hz. İbrahimin (as) dedelerinden birisinin adı.
Aynı kökten:abir ibret itibar ma'ber Maâbir muteber tabir ubur
Afüvv
Afuv
ع ف وA:FV
Affeden, merhametli. El Afuvv : Affedici fiili.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
cünüb
ج ن بCNB
Cenabetlik. Şer'an yıkanıp temizlenmeye mecburiyet hali. Irak, uzak, baid.
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Gusl
Gusül
غ س لG:SL
Yıkamak. Kuru yer kalmaksızın, ovalayarak tamamen temizlemek. Temizlenmek. Bütün vücudun bu şekilde temizlenmesi: "Boy abdesti".
Aynı kökten:Gasl Gassal Gıslîn Gusl Gusül İgtisal Magsel Magasil Magsul Migsel Mugtesil Tegassül
Gavt
غ و طG:VT:
Derin çukur. Bir şeyin içine girme, batma, garkolma. Derine gömme. Hela, tuvalet.
Aynı kökten:Gavt Gavta Guvta
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Lems
ل م سLMS
Dokunmak, el ile tutmak, ellemek, yapışmak. / Beş duygudan biri, dokunma duygusu.
Aynı kökten:İltimas İltimasat Lâmis Lâmise Lems Lemsa Lemsiyet Melmus Melâmis Mülamese Mültemes Mültemesât Mültemis Mültemisin Mütelemmis Telemmüs
Mariz
م ر ضMRD:
Hasta. İlletli. Dertli.
Çğl.Marda
Aynı kökten:İmraz maraz Maraza Emraz marazi Mariz Marda Mütemârız Mütemârızîn Temaruz Temriz
Mesh
م س حMSH
Silerek temizleme, silme. Su ile mesh ederken, temizlenen yerin her noktasının ıslanması şart değildir. Abdest alırken başı ıslâk temiz el ile sığayarak yıkamak. Taramak. Okşama, dokunma, masajlama.
Aynı kökten:Emsah Hz. Mesih Memsuh Mesh Messah Mimsaha Mümsiha Mütemessih Temessuh
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Said
ص ع دS:A:D
Yukarıdaki temiz toprak, pislikten uzak pâk toprak. Yeryüzü. Yol, tarik. Mezar, kabir. Yüksek. Yukarı çıkan.
Aynı kökten:Mas'ad Masâid Mesaid Mütesaid Saade Said Saidan Saud Suud Tasa'ud Tesâudât
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Sefer
س ف رSFR
Yolculuk. Muharebe. Harb. Muharebeye hazır bulunma hali. Def'a, kerre. Fık: Muayyen bir mesafeye gitmek.
Çğl.Esfar
Aynı kökten:İnsifar İsfar Müsfir Sifr Esfar Müsaferet Müsafir Misafir Müsafirîn Safir Sefir Süffar Sefaret Sefer Esfar Seferî Sifar Süfre Süfür Tesfir
Sekr
Sekir
س ك رSKR
Sarhoş. Sarhoşluk.
Çğl.Sükara
Aynı kökten:İskar Müskir Mütesekkir Seker Sekerat Sekkare Sekr Sekir Sükara Sekre Sikkîr Sükker Teskir
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Teyemmüm
ي م مYMM
Kast etmek. / Bir şeyi bir şeyin yerine koymak, bir şeyi bir başka niyetle yapmak. / Terim olarak... suyun bulunmadığı yada ulaşılamadığı takdirde toprağı suyun yerine niyetlenerek alınan abdest.
Aynı kökten:Müteyemmim Müteyemmimen Teyemmüm Teymim Yemame Yemm Yümum
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
4. NİSA / 77
• "Ellerinizi keff edin
• ve salat ikame edin
• ve zekatı verin" denilenleri görmedin mi?
Üzerlerine kıtal yazılınca, onlardan bir ferik, ALLAH'tan haşy eder gibi, hatta daha şedid haşyetle nasdan haşy ederler.
"Rabbimiz!
Niçin bize kıtal ketb ettin? Bizi karib ecele tehir etseydin ya!" derler.
De ki:
"Dünya metası pek azdır.
Ahiret, ALLAH'a ittika eden eden kimse için hayrdır. Size fetil kadar zulüm edilmez."
Ahiret ReY K:VL KFF YDY K:VM S:LV eTY ZKV KTB K:TL FRK: H:ŞY NVS H:ŞY ŞDD H:ŞY K:VL RBB KTB K:TL eH:R eCL K:RB K:VL MTA: DNV K:LL eH:R H:YR VK:Y Z:LM FTL .mid508.ss4.as77.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf89.sure.4.xxxxxkissa-meselxAhiretxxsalatxzekatxcihadxxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-ikame-i salat#||#k:tl-kıtal#||#ktb-ketb#||#mta:-meta#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahhar#||#z:lm-zulüm#||#şdd-şedid#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#h:yr-hayr#||#ydy-yed#||#k:rb-karib#||#zkv-zekat#||#vk:y-ittika#||#kff-keff#||#h:şy-haşy#||#h:şy-haşyet#||#frk:-ferik#||#ftl-fetil#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#K:VL#||#KFF#||#YDY#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#KTB#||#K:TL#||#FRK:#||#H:ŞY#||#NVS#||#H:ŞY#||#ŞDD#||#H:ŞY#||#K:VL#||#RBB#||#KTB#||#K:TL#||#eH:R#||#eCL#||#K:RB#||#K:VL#||#MTA:#||#DNV#||#K:LL#||#eH:R#||#H:YR#||#VK:Y#||#Z:LM#||#FTL#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:tl-kıtal#||#ktb-ketb#||#mta:-meta#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahhar#||#z:lm-zulüm#||#şdd-şedid#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#h:yr-hayr#||#ydy-yed#||#k:rb-karib#||#zkv-zekat#||#vk:y-ittika#||#kff-keff#||#h:şy-haşy#||#h:şy-haşyet#||#frk:-ferik#||#ftl-fetil#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّواْ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُواْ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلا أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ وَالآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلاَ تُظْلَمُونَ فَتِيلاً
E lem tera ilâllezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekât(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde haşyeh(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynâl kıtâl(kıtâle), lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin). Kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun), vel âhıratu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
Fetîl
Fetîle
ف ت لFTL
Yaralara konulan tiftik. Lâmba fitili. Deriden çıkan kir. Örgü.
Aynı kökten:Fetîl Fetîle Fetiyle Fetl Fitil Meftul Müfettel Teftil
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Haşyet
خ ش يH:ŞY
Korku ve dehşet.
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Keff
ك ف فKFF
Vaz geçme, el çekme, çekinmek, men'etme, imtinâ etmek, sâkit olmak. Avuç, el, avuç içi. Nimet.
Çğl.Küfuf
Aynı kökten:Kâffe Kefaf Kifaf Kefe Keffe Kefef Keff Küfuf Keffe Ükef Keffe Kifef Mükeffef mekfuf Mekâfif Tekeffüf
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
4. NİSA / 135
Ey iman edenler!
ALLAH için kıst ile kavvam şüheda olun, velev ki nefsiniz veya ana-babanız veya akrabanız aleyhinde bile olsa.
Ganiy veya fakir de olsalar... ALLAH, ikisine de evladır.
Adil oluyorsunuz diye hevanıza tâbi olmayın.
Eğer levy ederseniz veya muriz olursanız, muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize habir olandır.
Kadın ve Aile Hukuku eMN KVN K:VM K:ST: ŞHéD NFS VLD K:RB KVN G:NY FK:R VLY TBA: HéVY A:DL LVY A:RD: KVN A:ML H:BR .mid566.ss4.as135.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf99.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kavvam#||#kvn-kane#||#h:br-habir#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#k:rb-akraba#||#vly-evla#||#a:dl-adil#||#k:st:-kıst#||#şhéd-şüheda#||#lvy-levy#||#a:rd:-muriz#||#hévy-heva#||#fk:r-fakir#x#eMN#||#KVN#||#K:VM#||#K:ST:#||#ŞHéD#||#NFS#||#VLD#||#K:RB#||#KVN#||#G:NY#||#FK:R#||#VLY#||#TBA:#||#HéVY#||#A:DL#||#LVY#||#A:RD:#||#KVN#||#A:ML#||#H:BR#||#k:vm-kavvam#||#kvn-kane#||#h:br-habir#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#k:rb-akraba#||#vly-evla#||#a:dl-adil#||#k:st:-kıst#||#şhéd-şüheda#||#lvy-levy#||#a:rd:-muriz#||#hévy-heva#||#fk:r-fakir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاء لِلّهِ وَلَوْ عَلَى أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقَيرًا فَاللّهُ أَوْلَى بِهِمَا فَلاَ تَتَّبِعُواْ الْهَوَى أَن تَعْدِلُواْ وَإِن تَلْوُواْ أَوْ تُعْرِضُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû kavvamîne bil kıstı şuhedâe lillâhi ve lev alâ enfusıkum evil vâlideyni vel akrabîn(akrabîne), in yekun ganiyyen ev fakîran fallâhu evlâ bihimâ fe lâ tettebiûl hevâ en ta’dilû, ve in telvû ev tu’rıdû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Fakir
ف ق رFK:R
Biçâre, muhtaç, yoksul. İslâm dini, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılandıktan sonra yılda 96 gram altın alabilecek kadar geliri olmayanları fakir sayar.
Çğl.Fukara
Aynı kökten:Efkar Fakıra Fakir Fukara Fakr İfkar' Mefkaret Müfkir Müftekir Tefakkur Tefkir
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
Kavvam
ق و مK:VM
Nezaret ve muhafaza eden kimse. İşlerin mes'uliyetini üzerine alıp iyi idare eden.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Levy
ل و يLVY
Bükmek. Eğmek, meylettirmek. Karın ağrısı. Mide fesadı.
Aynı kökten:Levy
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
evla
و ل يVLY
Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
Çğl.Evali
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
4. NİSA / 172
Mesih ve de mukarreb melekler, ALLAH'a abd olmaktan istinkaf etmezler. O'na ibadet etmekten istinkaf edenler ve istikbar edenler… O, onları cemian kendisine haşr edecektir.
NKF MSH KVN A:BD MLK K:RB NKF A:BD KBR HŞR CMA: .mid602.ss4.as172.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs6.syf104.sure.4.xxxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-yekün#||#hşr-haşr#||#cma:-cemian#||#a:bd-abd#||#a:bd-ibadet#||#mlk-melek#||#k:rb-mukarreb#||#kbr-istikbar#||#nkf-istinkaf#||#msh-hz. mesih#x#NKF#||#MSH#||#KVN#||#A:BD#||#MLK#||#K:RB#||#NKF#||#A:BD#||#KBR#||#HŞR#||#CMA:#||#kvn-yekün#||#hşr-haşr#||#cma:-cemian#||#a:bd-abd#||#a:bd-ibadet#||#mlk-melek#||#k:rb-mukarreb#||#kbr-istikbar#||#nkf-istinkaf#||#msh-hz. mesih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَّن يَسْتَنكِفَ الْمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبْداً لِّلّهِ وَلاَ الْمَلآئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَن يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيهِ جَمِيعًا
Len yestenkifel mesîhu en yekûne abden lillâhi ve lâl melâiketul mukarrabûn(mukarrabûne). Ve men yestenkif an ibâdetihî ve yestekbir fe se yahşuruhum ileyhi cemîâ(cemîan).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Hâşir Haşır Haşr Haşir mahşer Tahşir
mukarreb
ق ر بK:RB
Yakınlaşmış. Yakınlaştırılmış. Yakın. Büyük zât veya padişah gibi kimselere hizmette yaklaşmış olan.
Çğl.Mukarrebun
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Hz. Mesih
م س حMSH
Mesh olunmuş. Bir şey üzerined eli yürütmek, bir şeyden ondaki eseri gidermek.
Aynı kökten:Emsah Hz. Mesih Memsuh Mesh Messah Mimsaha Mümsiha Mütemessih Temessuh
İstinkâf
ن ك فNKF
Kabul etmemek. Çekimser kalmak.
Aynı kökten:İstinkâf Müstenkif Nakkaf Nekf xoxox
Diyanet Meali:
Mesih de, Allah’a yakın melekler de, Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.
5. MAİDE / 8
Ey iman edenler!
ALLAH için kıst ile kavvam şüheda olun!
Adil olmayan kavme şaniniz size cürüm işletmesin. Adil olun!
Bu, takva için daha karibdir. ALLAH'a ittika edin.
Muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize habirdir.
Esma-ül Hüsna eMN KVN K:VM ŞHéD K:ST: CRM ŞNe K:VM A:DL A:DL K:RB VK:Y VK:Y H:BR A:ML .mid615.ss5.as8.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf107.sure.5.xxxEsma-ül Hüsnaxximanxxxxemirxxyasakxxx#k:vm-kavim#||#h:br-habir#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#crm-cürüm#||#vk:y-takva#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adil#||#şhéd-şüheda#||#k:rb-karib#||#k:st:-kıst#||#şne-şani#||#kvn-xxoxx#x#eMN#||#KVN#||#K:VM#||#ŞHéD#||#K:ST:#||#CRM#||#ŞNe#||#K:VM#||#A:DL#||#A:DL#||#K:RB#||#VK:Y#||#VK:Y#||#H:BR#||#A:ML#||#k:vm-kavim#||#h:br-habir#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#crm-cürüm#||#vk:y-takva#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adil#||#şhéd-şüheda#||#k:rb-karib#||#k:st:-kıst#||#şne-şani#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ لِلّهِ شُهَدَاء بِالْقِسْطِ وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلاَّ تَعْدِلُواْ اعْدِلُواْ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Yâ eyyuhellezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şuhedâe bil kıstı ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin alâ ellâ ta’dilû. I’dilû, huve akrabu lit takva vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Cerm
ج ر مCRM
Bir cins Arap sandalı. Kat'. Kesme. Günahkâr olma, günah işleme. Koyun kırkma. Sıcak, sıcaklık.
Çğl.Cürüm
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
takva
و ق يVK:Y
Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek. // korumak, esirgemek, muhafaza etmek, saklamak, önlemek, kötülük ve felaket karşısında korumak, güvende olmak, bir kalkan görevi görmek, göreve saygı duymak, sakınmak, saygı göstermek, korkmak, çekinmek. // Dinin emir ve tavsiyelerine uyma, haram ve günahlardan kaçınma hususunda gösterilen titizlik anlamında bir kavram. Fiilin kökü "korku" anlamını da içermekle birlikte bu korkunç bir şeyden çekinmeyi değil, seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaratanına karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade eder. “Allah bilinci, Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ifadeleri kavramın içeriğine daha uygun görünmektedir. Takva ve ittikā kelimelerinin içerdiği korku Allah’a duyulan saygıdan kaynaklanır. Takva; olumlu korkudur, sevgiyi yıpratma veya yitirme endişesidir.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Şani'
ش ن اŞNe
Buğz eden veya kin tutan. (devam ve ısrar içerir)
Aynı kökten:Şani' Şenaat Şenan Şenia Şenayi'
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
5. MAİDE / 27
Adem'in iki oğlunun haberini bi-hakkın onlara tilavet et!
Kurban kurb ettiklerinde… ve ardından birisinden kabul edilip de diğerinden kabul edilmediğinde... demişti ki:
"Seni elbette katl ederim"
Dedi ki:
"Muhakkak ki ALLAH... ancak, muttakilerden kabul eder."
Hz. Adem Kıssası -2-Hacc ve Kurban TLV NBe BNY eDM HK:K: K:RB K:RB K:BL eHD K:BL eH:R K:VL K:TL K:VL K:BL VK:Y .mid633.ss5.as27.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf111.sure.5.xx**xxxkissa-adem-02xHz. Adem Kıssası -2-xHacc ve Kurbanxxsayıxx#k:bl-tekabbel#||#bny-beni#||#k:tl-katl#||#eh:r-ahar#||#ehd-ehad#||#hk:k:-hakk#||#nbe-nebe#||#tlv-tilavet#||#vk:y-muttaki#||#k:rb-kurb#||#k:rb-kurban#||#edm-hz. adem#||#k:vl-xxoxx#x#TLV#||#NBe#||#BNY#||#eDM#||#HK:K:#||#K:RB#||#K:RB#||#K:BL#||#eHD#||#K:BL#||#eH:R#||#K:VL#||#K:TL#||#K:VL#||#K:BL#||#VK:Y#||#k:bl-tekabbel#||#bny-beni#||#k:tl-katl#||#eh:r-ahar#||#ehd-ehad#||#hk:k:-hakk#||#nbe-nebe#||#tlv-tilavet#||#vk:y-muttaki#||#k:rb-kurb#||#k:rb-kurban#||#edm-hz. adem#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ابْنَيْ آدَمَ بِالْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِن أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الآخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ
Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrebâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulennek(aktulenneke) kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Hz. Adem
ا د مeDM
• İbranice "toz-kızıl toprak”, • Süryanice “sessiz-sakin”, • Asurca “döllenmek, üretmek, ekilebilir arazi” manalarına gelmektedir. Arapçada; • yokluk, bedeni veya bedeni varlığı yok etmek; • karışarak birleşmek; • tecrübeli olmak; • model olmak, taklit edilmeye değer bir örnek olmak; • satıh, yüzey; • ıslah edilmiş, terbiye edilmiş, uygun hale getirilmiş, bozulması engellenmiş, (mesele deri için tabaklanmış); • ünsiyet tutan, insal olan anlamlarına gelir. Ayrıca, bu kelimenin, devam kökünden, idame eden, daim olan, devam eden anlamlarına gelme ihtimali de vardır.
Aynı kökten:Adam Adem Âdemiyât Ademoğulları Benî Âdem Adîm Edim Edm Hz. Adem İdam İ'dam Mu'dim Mün'adim Ma'dum xoxox
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Tekabbel
ق ب لK:BL
"Kabul etsin" manasında söylenir.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kurban
ق ر بK:RB
Bir maksad uğrunda feda olma. Allah'ın rızasını kazanmağa sebep olan şey. Etleri, fakirlere parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen koyun, keçi, deve, sığır... gibi hayvan. Beylerin ve meliklerin yakınlarından olan kimse.
Çğl.Karabin
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
nebe'
ن ب اNBe
Yeni haber. / Haber ile Nebe nin farkı: Haber; olan olmuştur, haberi ardından yapılır. Nebe; olan henüz olmamıştır, haberi gelmekle beraber olur.
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.
5. MAİDE / 82
İman edenlere düşmanlıkta, nasın en şedidinin... Yahudiler ve şirk koşanlar olduğuna vecd olursun.
"Muhakkak biz nasraniyiz!" diyenlerin... iman edenlere meveddet olarak daha karib olduğuna vecd olursun.
Bu...
• ancak, onlardan kıssis ve ruhbanlar ile...
• ve ancak onların istikbar etmemesi iledir.
VCD ŞDD NVS A:DV eMN HéVD ŞRK VCD K:RB VDD eMN K:VL NS:R K:SS RHéB KBR .mid688.ss5.as82.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf120.sure.5.xxxxximanxx#nvs-nas#||#şdd-şedid#||#emn-iman#||#a:dv-adavet#||#hévd-yahudi#||#vdd-meveddet#||#vcd-vecd#||#k:ss-kıssis#||#rhéb-ruhban#||#k:rb-karib#||#şrk-şirk#||#kbr-istikbar#||#ns:r-nasrani#||#k:vl-xxoxx#x#VCD#||#ŞDD#||#NVS#||#A:DV#||#eMN#||#HéVD#||#ŞRK#||#VCD#||#K:RB#||#VDD#||#eMN#||#K:VL#||#NS:R#||#K:SS#||#RHéB#||#KBR#||#nvs-nas#||#şdd-şedid#||#emn-iman#||#a:dv-adavet#||#hévd-yahudi#||#vdd-meveddet#||#vcd-vecd#||#k:ss-kıssis#||#rhéb-ruhban#||#k:rb-karib#||#şrk-şirk#||#kbr-istikbar#||#ns:r-nasrani#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِّلَّذِينَ آمَنُواْ الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُواْ وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُمْ مَّوَدَّةً لِّلَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ قَالُوَاْ إِنَّا نَصَارَى ذَلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ
Le tecidenne eşedden nâsi adâveten lillezîne âmenûl yehûde vellezîne eşrakû, ve le tecidenne akrabehum meveddeten lillezîne âmenûllezîne kâlû innâ nasârâ zâlike bi enne minhum kıssîsîne ve ruhbânen ve ennehum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).
Adavet
ع د وA:DV
Husumet, düşmanlık. Kin. buğz. Garaz. (zıttı; muhabbet)
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
yahudi
ه و دHéVD
Dönen. Nebisine asi olan. Hz.Musa'ya karşı gelen, asi olan tayfa. / Hz.Yakub'un dördüncü oğlu ve İsrailoğullarının 12 aşiretinden en güçlü olanın kurucusu Yehuda'nın soyundan olan.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kıssis
ق س سK:SS
Keşiş. Papaz. Hristiyan din adamı. / herhangi birine iftira atmak, / kötü düşünmek, / bir şeyin peşinden gitmek, / zekice otlatmak, iyi çoban olmak. / öğrenmeye adanmış bilgin.
Çğl.Kasavise
Aynı kökten:Kıssis Kasavise
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
nasrani
ن ص رNS:R
Hıristiyanlar. Nasraniler. Nasıralı. (Nasıra; Filistin"de Hz.İsa'nın doğum yeri olan kent.)
Çğl.Nasara
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Ruhban
ر ه بRHéB
Korkmak, çekinmek, yılmak. Rahib, Hristiyan din adamı.
Aynı kökten:İrhab İstirhab Mürehheb Mürehhib Müsterhib Rahib Rehb Rehbet Rehbeten Ruhban Terehhüb Terhib Terhibât Terhiben Rahib Rahibe Rahiban Rehbaniyyet Ruhbaniyet İrtiyah
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
meveddet
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet. Muhabbet etmek. Sevmek.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.
5. MAİDE / 106
Ey iman edenler!
Mevt birinize hazır olduğunda, vasiyet hiyninde, sizden iki adil zat;
veya eğer siz, arzda darb ediyorsanız... ve ardından mevt musibeti size isabet etmişse, sizin gayrınızdan iki kişi, aranızda şahadet etsin!
Eğer raybe düşerseniz, onları salat ardından habs edersiniz... ALLAH'a kasem ederler:
"Kurb sahibi olsak bile, şahadetimizi hiçbir semene iştira etmeyiz. ALLAH'ın şahadetini ketm etmeyiz. Muhakkak o zaman, asim kimselerden oluruz!"
Miras Hukuku eMN ŞHéD BYN eHD MVT HYN VS:Y SéNY A:DL eH:R G:YR D:RB eRD: S:VB S:VB MVT HBS BA:D S:LV K:SM RYB ŞRY SéMN KVN K:RB KTM ŞHéD eSéM .mid712.ss5.as106.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs7.syf124.sure.5.xxxMiras Hukukuxxsayıxsalatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#sény-isnan#||#eh:r-ahar#||#ehd-ehad#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#hd:r-hazır#||#s:vb-isabet#||#ktm-ketm#||#byn-beyn#||#esém-asim#||#k:sm-kasem#||#s:lv-salat#||#şry-iştira#||#k:rb-kurb#||#a:dl-adil#||#şhéd-şahadet#||#hyn-hine#||#d:rb-darb#||#sémn-semen#||#mvt-mevt#||#ryb-rayb#||#vs:y-vasiyet#||#hbs-habs#x#eMN#||#ŞHéD#||#BYN#||#eHD#||#MVT#||#HYN#||#VS:Y#||#SéNY#||#A:DL#||#eH:R#||#G:YR#||#D:RB#||#eRD:#||#S:VB#||#S:VB#||#MVT#||#HBS#||#BA:D#||#S:LV#||#K:SM#||#RYB#||#ŞRY#||#SéMN#||#KVN#||#K:RB#||#KTM#||#ŞHéD#||#eSéM#||#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#sény-isnan#||#eh:r-ahar#||#ehd-ehad#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#hd:r-hazır#||#s:vb-isabet#||#ktm-ketm#||#byn-beyn#||#esém-asim#||#k:sm-kasem#||#s:lv-salat#||#şry-iştira#||#k:rb-kurb#||#a:dl-adil#||#şhéd-şahadet#||#hyn-hine#||#d:rb-darb#||#sémn-semen#||#mvt-mevt#||#ryb-rayb#||#vs:y-vasiyet#||#hbs-habs#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يِا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ حِينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ أَوْ آخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الأَرْضِ فَأَصَابَتْكُم مُّصِيبَةُ الْمَوْتِ تَحْبِسُونَهُمَا مِن بَعْدِ الصَّلاَةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّهِ إِنِ ارْتَبْتُمْ لاَ نَشْتَرِي بِهِ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَلاَ نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّهِ إِنَّا إِذًا لَّمِنَ الآثِمِينَ
Yâ eyyuhellezîne âmenû şehâdetu beynikum izâ hadara ehadekumul mevtu hînel vasiyyetisnâni zevâ adlin minkum ev âharâni min gayrikum in entum darabtum fîl ardı fe esâbetkum musîbetul mevt(mevti) tahbisûnehumâ min ba’dis salâti fe yuksîmâni billâhi in irtebtum lâ neşterî bihî semenen ve lev kâne zâ kurbâ ve lâ nektumu şehâdetallâhi innâ izen le minel âsimîn(âsimîne).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Esim
Asim
ا ث مeSéM
Günahkar, günah işlemiş, cürümlü, suçlu, yalancı kişi.
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
Habs
ح ب سHBS
Hapis, alıkoyma, bir yere kapatıp dışarı çıkarmama. Salıvermeme. Zaptetme, tutma. Hapis, zindan. Su bendi. Havuz.
Çğl.Ahbas
Aynı kökten:Habis Habs Ahbas İhtibas Muhtebes Tehabbüs
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
İsnan
ث ن يSéNY
İki
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
şahadet
Şehâdet
ش ه دŞHéD
Şâhidlik. Bir şeyin doğruluğuna inanmak. Allah rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik. Şahid olunan şeyler. Yaşayarak tespit edilmesi ve şahid olunması imkanlı olanlar.
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.
6. EN'AM / 151
De ki:
"Gelin!...
Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri tilavet edeyim:
O'na sakın hiç bir şey şirk koşmayın!
• Ana-babaya ihsan üzre olun!
• İmlaktan evladlarınızı katl etmeyin!
Sizi ve yalnızca onları rızıklandırıyoruz BİZ!
• Fahiş olanlara karib olmayın... ondan zahir olana da, batın olana da!
• Hakk ile olmadan... ALLAH'ın haram kıldığı nefsi katl etmeyin!
Bunlara sizi böyle vasiyet ettirdi! Umulur ki akıl edersiniz."
Kadın ve Aile Hukuku K:VL A:LV TLV HRM RBB ŞRK ŞYe VLD HSN K:TL VLD MLK: RZK: EYY K:RB FHŞ Z:HéR BT:N K:TL NFS HRM HK:K: VS:Y A:K:L .mid877.ss6.as151.saEN'AM.ns55.nyMEDİNE.cs8.syf147.sure.6.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#şye-şey#||#k:tl-katl#||#rbb-rabb#||#a:k:l-akıl#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#hk:k:-hakk#||#rzk:-rızk#||#k:rb-karib#||#tlv-tilavet#||#hsn-ihsan#||#hrm-haram#||#mlk:-imlak#||#fhş-fahiş#||#şrk-şirk#||#a:lv-teali#||#a:lv-tealev#||#vs:y-vasiyet#||#z:hér-zahir#||#bt:n-batın#||#eyy-iyya#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:LV#||#TLV#||#HRM#||#RBB#||#ŞRK#||#ŞYe#||#VLD#||#HSN#||#K:TL#||#VLD#||#MLK:#||#RZK:#||#EYY#||#K:RB#||#FHŞ#||#Z:HéR#||#BT:N#||#K:TL#||#NFS#||#HRM#||#HK:K:#||#VS:Y#||#A:K:L#||#şye-şey#||#k:tl-katl#||#rbb-rabb#||#a:k:l-akıl#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#hk:k:-hakk#||#rzk:-rızk#||#k:rb-karib#||#tlv-tilavet#||#hsn-ihsan#||#hrm-haram#||#mlk:-imlak#||#fhş-fahiş#||#şrk-şirk#||#a:lv-teali#||#a:lv-tealev#||#vs:y-vasiyet#||#z:hér-zahir#||#bt:n-batın#||#eyy-iyya#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قُلْ تَعَالَوْاْ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلاَّ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلاَدَكُم مِّنْ إمْلاَقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلاَ تَقْرَبُواْ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Kul teâlev etlu mâ harreme rabbukum aleykum ellâ tuşrikû bihî şey’â(şey’en), ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), ve lâ taktulû evlâdekum min imlak(imlakin), nahnu nerzukukum ve iyyâhum, ve lâ takrebûl fevâhışe mâ zahere minhâ ve mâ batan(batane), ve lâ taktulûn nefselletî harremallâhu illâ bil hakk(hakkı), zâlikum vassâkum bihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
tealev
ع ل وA:LV
????? Gelin! Toplanın! mealinde.
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Teali
ع ل وA:LV
Yükselme. Yüceltme. Çok yüce olma.
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Bâtın
ب ط نBT:N
İç, dâhilî. Gizli. İçyüz. Sır, esrar. // Çukur yer, kuytu yer. Ç: Ebtine El Batın : Görünmeden evvelki.
Çğl.Bevatın
Aynı kökten:Bâtın Bevatın batn batın Butun Bütun Bitan Bitane Betâyin İstibtan Mebtun Mubattın Mubattıne Müstebtın Tebattun
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
İmlak
م ل قMLK:
Çok fakir düşmek.
Aynı kökten:İmlak
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
Zahir
ظ ه رZ:HéR
Görünen, aşikar olan. Açık, belli, meydanda olan. Görünüşe göre. Şüphesiz. Suret. Dış yüz. Görünüş. Anlaşılan. Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette. Arka çıkmak. Destek vermek. Ez Zahir : Görünen zuhurat fiili.
Çğl.zevahir
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.”
6. EN'AM / 152
• "Şedidine iblağ oluncaya kadar... ahsen şekilde olması dışında... yetimin malına karib olmayın!
• Keyli vefa edin!
• Kıst ile mizan edin!
BİZ, nefsi, sadece, vasi olduğuna mükellef ederiz!
• Kavil ettiğinizde... şayet kurb sahibi bile olsa... artık adil olun!
ALLAH'a ahdinizi vefa edin!
Bunlara sizi böyle vasiyet ettirdi! Umulur ki tezekkür edersiniz."
Kadın ve Aile Hukuku K:RB MVL YTM HSN BLG: ŞDD VFY KYL VZN K:ST: KLF NFS VSA: K:VL A:DL KVN K:RB A:HéD VFY VS:Y ZéKR .mid878.ss6.as152.saEN'AM.ns55.nyMEDİNE.cs8.syf148.sure.6.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxx#kvn-kane#||#mvl-mal#||#şdd-şedid#||#a:héd-ahd#||#nfs-nefs#||#ytm-yetim#||#k:st:-kıst#||#zékr-tezekkür#||#k:rb-kurb#||#hsn-ahsen#||#a:dl-adil#||#k:rb-karib#||#kyl-keyl#||#blg:-iblağ#||#vfy-vefa#||#vs:y-vasi#||#vzn-mizan#||#vsa:-vasi#||#klf-mükellef#||#k:vl-xxoxx#x#K:RB#||#MVL#||#YTM#||#HSN#||#BLG:#||#ŞDD#||#VFY#||#KYL#||#VZN#||#K:ST:#||#KLF#||#NFS#||#VSA:#||#K:VL#||#A:DL#||#KVN#||#K:RB#||#A:HéD#||#VFY#||#VS:Y#||#ZéKR#||#kvn-kane#||#mvl-mal#||#şdd-şedid#||#a:héd-ahd#||#nfs-nefs#||#ytm-yetim#||#k:st:-kıst#||#zékr-tezekkür#||#k:rb-kurb#||#hsn-ahsen#||#a:dl-adil#||#k:rb-karib#||#kyl-keyl#||#blg:-iblağ#||#vfy-vefa#||#vs:y-vasi#||#vzn-mizan#||#vsa:-vasi#||#klf-mükellef#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لاَ نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُواْ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَبِعَهْدِ اللّهِ أَوْفُواْ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
İblağ
ب ل غBLG:
Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
Mükellef
ك ل فKLF
Bir şeyi yapmağa mecbur olan. Vazifeli. Muvazzaf. Bir şeyi ödemeğe mecbur olan. Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. (Bak: Teklif)
Çğl.Mükellefîn
Aynı kökten:Kalafat Kalfa Külfet Mukallef Mükellef Mükellefîn Mükellefiyet Mükellif Mütekellif Mütekellifîn Tekellüf Tekellüfât Teklif Teklifât Tekâlif xoxox
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Keyl
ك ي لKYL
Ölçme. Kile. Hububat ölçüsü. Ölçek.
Çğl.Ekyal
Aynı kökten:Keyl Ekyal Mekîl Mikyal Mekâyil
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
vasi
و ص يVS:Y
Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye me'mur edilen kimse. Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta olan bir kimsenin malını idare eden kimse.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
Vâsi'
Vasia
و س عVSA:
Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana kafi ve bol bol ihsan eden. El Vasi : Geniş, genişlik fiili.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Mizan
و ز نVZN
Terazi, ölçü, tartı. Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas. Fık: Mahşerde herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adâlet ölçüsü olup, hakiki mâhiyeti ancak âhirette bilinecektir. Mat: Yapılan hesabın doğruluğunu anlamak için yapılan diğer bir hesap. Sağlama.
Çğl.Mevazin
Aynı kökten:Mizan Mevazin Muvazin Vezn Vezin Evzan Vezne Vezniyyât Vezzan
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
7. A'RAF / 19
Ey Adem!
Sen ve zevcen cennete iskan olun... ve artık, dilediğiniz yerden yeyin.
Ancak, şu şecereye karib olmayın!
Yoksa, siz ikiniz zalimlerden olursunuz.
Hz. Adem Kıssası -3- eDM SKN ZVC CNN eKL HYSé ŞYe K:RB ŞCR KVN Z:LM .mid910.ss7.as19.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf151.sure.7.xx**xxxkissa-adem-03xHz. Adem Kıssası -3-xxşeytanxcennetxxxxemirxxyasakxxx#kvn-tekun#||#şye-şae#||#hysé-haysü#||#z:lm-zalim#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#şcr-şecere#||#k:rb-karib#||#skn-iskan#||#zvc-zevc#||#edm-hz. adem#x#eDM#||#SKN#||#ZVC#||#CNN#||#eKL#||#HYSé#||#ŞYe#||#K:RB#||#ŞCR#||#KVN#||#Z:LM#||#kvn-tekun#||#şye-şae#||#hysé-haysü#||#z:lm-zalim#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#şcr-şecere#||#k:rb-karib#||#skn-iskan#||#zvc-zevc#||#edm-hz. adem#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ
Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi'tumâ ve lâ takrebâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Hz. Adem
ا د مeDM
• İbranice "toz-kızıl toprak”, • Süryanice “sessiz-sakin”, • Asurca “döllenmek, üretmek, ekilebilir arazi” manalarına gelmektedir. Arapçada; • yokluk, bedeni veya bedeni varlığı yok etmek; • karışarak birleşmek; • tecrübeli olmak; • model olmak, taklit edilmeye değer bir örnek olmak; • satıh, yüzey; • ıslah edilmiş, terbiye edilmiş, uygun hale getirilmiş, bozulması engellenmiş, (mesele deri için tabaklanmış); • ünsiyet tutan, insal olan anlamlarına gelir. Ayrıca, bu kelimenin, devam kökünden, idame eden, daim olan, devam eden anlamlarına gelme ihtimali de vardır.
Aynı kökten:Adam Adem Âdemiyât Ademoğulları Benî Âdem Adîm Edim Edm Hz. Adem İdam İ'dam Mu'dim Mün'adim Ma'dum xoxox
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
haysü
ح ي ثHYSé
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kontrol-giriş
Aynı kökten:
iskan
س ك نSKN
Yerleştirmek. Bir yeri mesken yapıp oturmak. Sâkin.
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Şecer
Şecere
ش ج رŞCR
Ağaç. Kütük. Saplı nebat. Soy. Sülale. Bir soyun bütün fertlerini gösterir cetvel. Dallı budaklı şey. Çetrefilli işler.
Çğl.ŞecerâtÇğl.Eşcar
Aynı kökten:İşcar Meşcer Meşcere Müşeccer Şecer Şecere Şecerât Eşcar Şecir Şecr Şücur Teşacür teşcir teşeccür
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”
7. A'RAF / 56
Islah edildikten sonra arzda fesad çıkarmayın. Korku ve tama ile O'nu davet edin.
Muhakkak ki ALLAH'ın rahmeti, muhsinlerden karibdir.
FSD eRD: BA:D S:LH DA:V H:VF T:MA: RHM K:RB HSN .mid945.ss7.as56.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf156.sure.7.xxxxxxemirxxyasakxxx#da:v-davet#||#h:vf-havf#||#ba:d-bad#||#erd:-arz#||#rhm-rahmet#||#fsd-fesad#||#s:lh-ıslah#||#hsn-muhsin#||#k:rb-karib#||#t:ma:-tama#||#t:ma:-tama#x#FSD#||#eRD:#||#BA:D#||#S:LH#||#DA:V#||#H:VF#||#T:MA:#||#RHM#||#K:RB#||#HSN#||#da:v-davet#||#h:vf-havf#||#ba:d-bad#||#erd:-arz#||#rhm-rahmet#||#fsd-fesad#||#s:lh-ıslah#||#hsn-muhsin#||#k:rb-karib#||#t:ma:-tama#||#t:ma:-tama#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ بَعْدَ إِصْلاَحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ
Ve lâ tufsidû fîl ardı ba'de ıslâhıhâ ved'ûhu havfen ve tamaâ(tamaân) inne rahmetallâhi karîbun minel muhsinîn(muhsinîne).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fesad
ف س دFSD
Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek.
Çğl.Fesadat
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Tama'
ط م عT:MA:
Çok istemek. Hırsla istemek. Doymazlık. Aç gözlülük. Askerî fertlerin maaşları.
Aynı kökten:Matma' Matmu' Tama' Tamaen Tam'an Tamah Tumuh Tama'kâr Tamma' Tatmi'
Tama'
ط م عT:MA:
Çok istemek. Hırsla istemek. Doymazlık. Aç gözlülük. Askerî fertlerin maaşları.
Aynı kökten:Matma' Matmu' Tama' Tamaen Tam'an Tamah Tumuh Tama'kâr Tamma' Tatmi'
Diyanet Meali:
Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.
7. A'RAF / 114
Dedi ki: "Evet!
Muhakkak siz, elbette bana mukarreb olanlardansınız."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -10 K:VL K:RB .mid1003.ss7.as114.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs9.syf163.sure.7.xxxxxkissa-musa-108xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -10x#k:rb-mukarreb#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#K:RB#||#k:rb-mukarreb#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ نَعَمْ وَإَنَّكُمْ لَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
Kâle ne’am ve innekum le minel mukarrebîn(mukarrebîne).
mukarreb
ق ر بK:RB
Yakınlaşmış. Yakınlaştırılmış. Yakın. Büyük zât veya padişah gibi kimselere hizmette yaklaşmış olan.
Çğl.Mukarrebun
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Diyanet Meali:
Firavun, “Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi.
7. A'RAF / 185
Onlar semalarda ki ve arzda ki melekuta ve şeyden ALLAH'ın halk ettiğine ve belki de karib olan ecellerine nazar etmediler mi?
Artık bundan sonra hangi hadise iman edecekler!?
Doğa/Yaşam NZ:R MLK SMV eRD: H:LK: ŞYe A:SY KVN K:RB eCL HDSé BA:D eMN .mid1074.ss7.as185.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs9.syf173.sure.7.xxxDoğa/Yaşamxximanxx#kvn-yekün#||#şye-şey#||#ba:d-bad#||#a:sy-asa#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#emn-iman#||#ecl-ecel#||#h:lk:-halk#||#nz:r-nazar#||#k:rb-karib#||#hdsé-hadis#||#mlk-melekut#x#NZ:R#||#MLK#||#SMV#||#eRD:#||#H:LK:#||#ŞYe#||#A:SY#||#KVN#||#K:RB#||#eCL#||#HDSé#||#BA:D#||#eMN#||#kvn-yekün#||#şye-şey#||#ba:d-bad#||#a:sy-asa#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#emn-iman#||#ecl-ecel#||#h:lk:-halk#||#nz:r-nazar#||#k:rb-karib#||#hdsé-hadis#||#mlk-melekut#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
أَوَلَمْ يَنظُرُواْ فِي مَلَكُوتِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّهُ مِن شَيْءٍ وَأَنْ عَسَى أَن يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ
E ve lem yanzurû fî melekûtis semâvâti vel ardı ve mâ halakallâhu min şey’in ve en asâ en yekûne kadıkterebe eceluhum, fe bi eyyi hadîsin ba’dehu yu’minûn(yu’minûne).
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hadîs
ح د ثHDSé
Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim.
Çğl.Ehadis
Aynı kökten:Haddas hades Hadesat Ahdas Hadîs Ehadis Hâdis Hâdise Hâdisat Havadis hads Hadsen Hadsiyyat Hiddîs hudus ihdas İstihdas Mayuhdes Muhaddes Muhaddis Muhaddisîn Muhadese Muhdes Muhdis Müstahdes Müstahdis Mütehaddis Mütehaddise Tahaddüs Tehaddüs Tahdis Tahdisât Uhduse
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
yekün
ك و نKVN
Toptan, hepsi. Netice. Toplam.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
melekut
م ل كMLK
Tam bir hâkimiyyetle, Saltanat-ı İlâhiyyenin müessiriyyet ve idâresinin esrarı. Her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsib ruhu, canı, hakikatı. Bir şeyin iç yüzü, iç ciheti. Hükümdarlık. Saltanat. Ruhlar âlemi.
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
8. ENFAL / 41
Alim olun!
Ganimet aldığınız şeylerden beşte biri;
ALLAH'ındır
• ve Rasulünündür
• ve kurb sahiblerinindir
• ve yetimlerindir
• ve miskinlerindir
• ve sebil çocuklarınındır (yolcu).
Eğer ALLAH'a ve BİZ'e abd olana inzal ettiklerimize iman etmiş iseniz...
Furkan yevmi... iki cemaatin mülaki olduğu yevm...
ALLAH herşeye kadirdir.
Esma-ül Hüsna A:LM G:NM ŞYe H:MS RSL K:RB YTM SKN BNY SBL KVN eMN NZL A:BD YVM FRK: YVM LK:Y CMA: KLL ŞYe K:DR .mid1137.ss8.as41.saENFAL.ns88.nyMEDİNE.cs10.syf181.sure.8.xxxEsma-ül Hüsnaxxyevmxsayıxrasulximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#şye-şey#||#bny-beni#||#kll-külli#||#h:ms-humus#||#sbl-sebil#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#cma:-cemaat#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#nzl-inzal#||#frk:-furkan#||#lk:y-mülaki#||#rsl-rasul#||#k:dr-kadir#||#k:rb-kurb#||#skn-miskin#||#g:nm-ganimet#||#kvn-xxoxx#x#A:LM#||#G:NM#||#ŞYe#||#H:MS#||#RSL#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#BNY#||#SBL#||#KVN#||#eMN#||#NZL#||#A:BD#||#YVM#||#FRK:#||#YVM#||#LK:Y#||#CMA:#||#KLL#||#ŞYe#||#K:DR#||#şye-şey#||#bny-beni#||#kll-külli#||#h:ms-humus#||#sbl-sebil#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#cma:-cemaat#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#nzl-inzal#||#frk:-furkan#||#lk:y-mülaki#||#rsl-rasul#||#k:dr-kadir#||#k:rb-kurb#||#skn-miskin#||#g:nm-ganimet#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُمْ بِاللّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Va'lemû ennemâ ganimtum min şey'in fe enne lillâhi humusehu ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli in kuntum âmentum billâhi ve mâ enzelnâ alâ abdinâ yevmel furkâni yevmettekal cem'ân(cem'âni), vallâhu alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
cemaat
ج م عCMA:
Toplananlar, topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Furkan
ف ر قFRK:
Hak ile batılı birbirinden ayıran. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı farkedip ayıran. Ayırmak, ayırd etmek. Fârık veya Mefruk.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
Ganimet
غ ن مG:NM
Harpte düşmandan alınan mal. Çalışmaksızın ele geçen nimet.
Çğl.Ganaim
Aynı kökten:Ganim Ganimen Ganimet Ganaim Ganimîn Gunm İgtinam İstignam Magnem Maganim Meganim Mugtanem Mugtenem Mugtenim Mütegannim Agnam Ganem Agnam Egnam Mütegannim Tegannüm
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
9. TEVBE / 28
Ey iman edenler!
Muhakak müşrikler necistir.
Artık bu avmdan sonra, Mescid-i Haram'a karib olmasınlar!
Eğer ayleden korkuya düşerseniz, artık eğer dilerse, ALLAH sizi, fazlından, ganiy edecektir.
Muhakkak ki ALLAH, alimdir, hakimdir.
Doğa/YaşamHacc ve Kurban eMN ŞRK NCS K:RB SCD HRM BA:D A:VM H:VF A:YL G:NY FD:L ŞYe A:LM HKM .mid1199.ss9.as28.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf190.sure.9.xxxDoğa/YaşamxHacc ve Kurbanxximanxxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#şye-şae#||#h:vf-havf#||#ba:d-bad#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#fd:l-fazl#||#g:ny-ganiy#||#k:rb-karib#||#a:yl-ayle#||#scd-mescid-i haram#||#hkm-hakim#||#ncs-necis#||#a:vm-avm#||#şrk-müşrik#x#eMN#||#ŞRK#||#NCS#||#K:RB#||#SCD#||#HRM#||#BA:D#||#A:VM#||#H:VF#||#A:YL#||#G:NY#||#FD:L#||#ŞYe#||#A:LM#||#HKM#||#şye-şae#||#h:vf-havf#||#ba:d-bad#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#fd:l-fazl#||#g:ny-ganiy#||#k:rb-karib#||#a:yl-ayle#||#scd-mescid-i haram#||#hkm-hakim#||#ncs-necis#||#a:vm-avm#||#şrk-müşrik#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلاَ يَقْرَبُواْ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ إِن شَاء إِنَّ اللّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû innemâl muşrikûne necesun fe lâ yakrebul mescidel harâme ba’de âmihim hâzâ ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnîkumullâhu min fadlihî in şâe, innallâhe alîmun hakîm(hakîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
avm
ع و مA:VM
Yıl. Sene.
Çğl.A'vamÇğl.E'vam
Aynı kökten:avm A'vam E'vam
Ayle
ع ي لA:YL
Aile. Fakir. Muhtaç. Fakirlik.
Aynı kökten:ail aile Iyal İyal Maîl Ayle
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Necis
ن ج سNCS
Temiz olmayan. Pis, necasetli, murdar. Şifa bulmaz dert. Yavaş hareketli insan veya hayvan. Gizli olan şeyi halk içinde ifşa etmek. Gizlenen sır, nişan. Bir nevi yeşillik.
Aynı kökten:Necaset Necis Necise Necs Neces Tencis
mescid-i haram
س ج دSCD
xoxox
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
müşrik
ش ر كŞRK
Allah'a ortak kabul eden, şirk işleyen. Allah'tan başkasına ibadet eden.
Çğl.Müşrikîn
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9. TEVBE / 42
Şayet karib arız ve kasd edilmiş sefer olsaydı elbette sana tâbi olurlardı. Fakat şakk edilecek olan onlara baid geldi.
Onlar, ALLAH'a half edecekler: "Şayet istitaat etseydi, sizinle beraber elbette ihrac olurduk."
Onlar nefslerini helak ediyorlar. Onların elbette kazib olduklarına ALLAH alimdir.
KVN A:RD: K:RB SFR K:S:D TBA: BA:D ŞK:K: HLF T:VA: H:RC HéLK NFS A:LM KZéB .mid1213.ss9.as42.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs10.syf193.sure.9.xxxxxkissa-meselxxcihadxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#ba:d-baid#||#t:va:-istitaat#||#tba:-tabi#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#k:s:d-kasd#||#şk:k:-şakk#||#ba:d-baid#||#hlf-half#||#kzéb-kazib#||#a:rd:-arız#||#k:rb-karib#||#hélk-helak#||#h:rc-ihrac#||#sfr-sefer#x#KVN#||#A:RD:#||#K:RB#||#SFR#||#K:S:D#||#TBA:#||#BA:D#||#ŞK:K:#||#HLF#||#T:VA:#||#H:RC#||#HéLK#||#NFS#||#A:LM#||#KZéB#||#kvn-kane#||#ba:d-baid#||#t:va:-istitaat#||#tba:-tabi#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#k:s:d-kasd#||#şk:k:-şakk#||#ba:d-baid#||#hlf-half#||#kzéb-kazib#||#a:rd:-arız#||#k:rb-karib#||#hélk-helak#||#h:rc-ihrac#||#sfr-sefer#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لاَّتَّبَعُوكَ وَلَكِن بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Lev kâne aradan karîben ve seferen kâsıden lettebeûke ve lâkin beudet aleyhimuş şukkah(şukkatu), ve seyahlifûne billâhi levisteta'nâ leharecnâ meakum, yuhlikûne enfusehum, vallâhu ya'lemu innehum le kâzibûn(kâzibûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ârız
ع ر ضA:RD:
Dünya malı. Geçici olmak. Sonradan olan şey. Gelen. Tesadüfî vakıa. Takılan. Yapışan. Kalın ve geniş bulut. Dağ, bulut. v.s. gibi görmeye mâni olan herşey. Bir şeyin zâtına ve hakikatına ait ve lâzım olmayıp başka bir varlıktan bazan vâki ve kaim olan. Ön dişlerin haricindeki onaltı dişin herbiri. Hasta olduğundan dolayı kesilen deve. Seyrek sakallı kimse. Yanak. Bir şeyi arz ve takdim edici olan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Half
Halfe
ح ل فHLF
Yemin etmek. Andiçmek. Kasem etmek.
Aynı kökten:Half Halfe Halif Hallaf Tahlif Tehalüf
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kasd
ق ص دK:S:D
Kasıt. Bir işi bile bile yapmak. İsteyerek, niyet ederek. Niyet, tasavvur. İstikamet.
Aynı kökten:kasd kasid kasıd maksad Makasıd maksud suikasd İksad İktisad Kesad Muktesid Kaside Kasâid
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Kâzib
ك ذ بKZéB
Yalancı. Yalan söyleyen.
Dşl.Kâzibe
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Sefer
س ف رSFR
Yolculuk. Muharebe. Harb. Muharebeye hazır bulunma hali. Def'a, kerre. Fık: Muayyen bir mesafeye gitmek.
Çğl.Esfar
Aynı kökten:İnsifar İsfar Müsfir Sifr Esfar Müsaferet Müsafir Misafir Müsafirîn Safir Sefir Süffar Sefaret Sefer Esfar Seferî Sifar Süfre Süfür Tesfir
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
9. TEVBE / 99
Arablardan, ALLAH'a ve ahir yevmine iman edenler vardır. Onlar, infak ettiğini ALLAH indinde karib olmaya ittihaz ederler ve Rasule salatlar ederler.
Değil mi ki... muhakkak o, kendileri için kurbettir!? ALLAH onları rahmetine dahil edecektir.
Muhakkak ki ALLAH, gafurdur, rahimdir.
İnfakAhiretEsma-ül HüsnaArap A:RB eMN YVM eH:R eH:Zé NFK: K:RB A:ND S:LV RSL K:RB DH:L RHM G:FR RHM .mid1270.ss9.as99.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs11.syf201.sure.9.xxxİnfakxAhiretxEsma-ül HüsnaxArapxxyevmxrasulxsalatxinfakximanxxxcihad-duruxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#eh:r-ahir#||#a:rb-earab#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#rhm-rahim#||#rhm-rahmet#||#dh:l-dahil#||#rsl-rasul#||#s:lv-salat#||#g:fr-gafur#||#eh:zé-ittihaz#||#nfk:-infak#||#k:rb-karib#||#k:rb-kurbet#x#A:RB#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#eH:Zé#||#NFK:#||#K:RB#||#A:ND#||#S:LV#||#RSL#||#K:RB#||#DH:L#||#RHM#||#G:FR#||#RHM#||#eh:r-ahir#||#a:rb-earab#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#rhm-rahim#||#rhm-rahmet#||#dh:l-dahil#||#rsl-rasul#||#s:lv-salat#||#g:fr-gafur#||#eh:zé-ittihaz#||#nfk:-infak#||#k:rb-karib#||#k:rb-kurbet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمِنَ الأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَاتٍ عِندَ اللّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ أَلا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللّهُ فِي رَحْمَتِهِ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ve minel a'râbî men yu'minu billâhi vel yevmil âhıri ve yettehızu mâ yunfiku kurubâtin indallâhi ve salavâtir resûl(resûli), e lâ innehâ kurbetunlehum, se yudhıluhumullâhu fî rahmetih(rahmetihî), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kurbet
ق ر بK:RB
Yakınlık. Fık: Allah'a manevî yakınlığa sebeb olan amel-i sâlih.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
9. TEVBE / 113
Onların cahim ashabı oldukları kesinlikle beyan olmasının ardından, Nebi için ve mü'minler için, müşriklere istiğfar etmek yoktur... velev ki kurb sahibleri bile olsalar!
KVN NBe eMN G:FR ŞRK KVN eVL K:RB BA:D BYN S:HB CHM .mid1284.ss9.as113.saTEVBE.ns113.nyMEDİNE.cs11.syf204.sure.9.xxxxxcehennemxnebiximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#evl-uli#||#ba:d-bad#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#byn-beyan#||#nbe-nebi#||#k:rb-kurb#||#s:hb-sahib#||#chm-cahim#||#g:fr-istiğfar#||#şrk-müşrik#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#NBe#||#eMN#||#G:FR#||#ŞRK#||#KVN#||#eVL#||#K:RB#||#BA:D#||#BYN#||#S:HB#||#CHM#||#evl-uli#||#ba:d-bad#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#byn-beyan#||#nbe-nebi#||#k:rb-kurb#||#s:hb-sahib#||#chm-cahim#||#g:fr-istiğfar#||#şrk-müşrik#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُواْ أَن يَسْتَغْفِرُواْ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُواْ أُوْلِي قُرْبَى مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ
Mâ kâne lin nebiyyi vellezîne âmenû en yestagfirû lil muşrikîne ve lev kânû ulî kurbâ min ba’di mâ tebeyyene lehum ennehum ashâbul cahîm(cahîmi).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cahim
ج ح مCHM
Çok sıcak yer. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. Cehennem'in bir tabakası.
Aynı kökten:Cahim Cahme cehennem cehnam Cihnam
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
müşrik
ش ر كŞRK
Allah'a ortak kabul eden, şirk işleyen. Allah'tan başkasına ibadet eden.
Çğl.Müşrikîn
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere.
11. HUD / 61
Semud kavmine kardeşleri Salih...
Dedi ki:
"Ey kavmim!
ALLAH'a abd olun! O'ndan gayrı size ilah yoktur.
O, sizi, arzdan inşa etti ve sizi orada ömürlendirdi. Artık O'na istiğfar edin. Sonra O'na tevbe edin!
Muhakkak ki Rabbim karibdir, mucibdir."
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası -2-Doğa/YaşamEsma-ül Hüsna SéMD eH:V S:LH K:VL K:VM A:BD eLHé G:YR NŞe eRD: A:MR G:FR TVB RBB K:RB VCB .mid1466.ss11.as61.saHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf227.sure.11.xxxxxkissa-salih-semud-02xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası -2-xDoğa/YaşamxEsma-ül Hüsnax#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#eh:v-ahi#||#elhé-ilah#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#tvb-tevbe#||#a:bd-abd#||#k:rb-karib#||#g:fr-istiğfar#||#nşe-inşa#||#a:mr-ömür#||#vcb-mucib#||#s:lh-hz. salih#||#sémd-semud kavmi#||#k:vl-xxoxx#x#SéMD#||#eH:V#||#S:LH#||#K:VL#||#K:VM#||#A:BD#||#eLHé#||#G:YR#||#NŞe#||#eRD:#||#A:MR#||#G:FR#||#TVB#||#RBB#||#K:RB#||#VCB#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#eh:v-ahi#||#elhé-ilah#||#erd:-arz#||#rbb-rabb#||#tvb-tevbe#||#a:bd-abd#||#k:rb-karib#||#g:fr-istiğfar#||#nşe-inşa#||#a:mr-ömür#||#vcb-mucib#||#s:lh-hz. salih#||#sémd-semud kavmi#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُواْ اللّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ الأَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُّجِيبٌ
Ve ilâ semûde ehâhum sâlihâ(sâlihan), kâle yâ kavmi'budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), huve enşeekum minel ardı vesta'merekum fîhâ festâgfirûhu summe tûbû ileyh(ileyhi), inne rabbî karîbun mucîb(mucîbun).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ömür
Ömr
ع م رA:MR
Yaşam. Yaşayış.
Aynı kökten:amer Amir İ'mar imaret İmarat İmran Ma'mur Ma'mure Mi'mar muammer Mu'temir ömür Ömr Ta'mir Ta'mirât umre Umurat ümran
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
İnşa
ن ش اNŞe
Yapma. Vücuda getirme. Terkib etme. Bir şey peyda etmek.
Aynı kökten:İnşa İnşaat İnşat İntişa' Menşe' Münşi Naşi Naşie Neş'et
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Hz. Salih
ص ل حS:LH
Disiplin vermek, düzenlemek, en iyi haline getirmek; / Sahipliğini kullanmak, makamında bulunmak, yetkiyi eline almak, görevini yapmak; / Barış halinde olmak, güvenilir durumda olmak.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Semud Kavmi
SéMD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Mucib
و ج بVCB
İcâb eden, lâzım gelen. / Bir şeyin peydâ olmasına vesile ve sebep olan. / Gereken. Gerektiren, lâzım gelen.
Dşl.Mucibe
Aynı kökten:Evceb icab İcabat İsticab Mevacib Mevacibât Mevcub Mucib Mucibe Müstevcib Müvecceb Tevcib Vacib Vacibe Vâcibât Vecibe Vücub
Diyanet Meali:
Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.
11. HUD / 64
"Ey kavmim!
Bu ALLAH'ın nakası sizin için ayettir. Artık onu vezr edin, ALLAH'ın arzında yesin. Ona sui ile mess etmeyin. Yoksa sizi karib azab ahz eder."
Hz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası -2- K:VM NVK: eYY VZéR eKL eRD: MSS SVe eH:Zé A:ZéB K:RB .mid1469.ss11.as64.saHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf228.sure.11.xxxxxkissa-salih-semud-02xHz. Salih ve Semud Kavmi Kıssası -2-x#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#erd:-arz#||#mss-mess#||#a:zéb-azab#||#ekl-ekl#||#k:rb-karib#||#eh:zé-ahz#||#nvk:-naka#||#vzér-vezr#||#vzér-vezr#x#K:VM#||#NVK:#||#eYY#||#VZéR#||#eKL#||#eRD:#||#MSS#||#SVe#||#eH:Zé#||#A:ZéB#||#K:RB#||#k:vm-kavim#||#eyy-ayet#||#sve-sui#||#erd:-arz#||#mss-mess#||#a:zéb-azab#||#ekl-ekl#||#k:rb-karib#||#eh:zé-ahz#||#nvk:-naka#||#vzér-vezr#||#vzér-vezr#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَا قَوْمِ هَذِهِ نَاقَةُ اللّهِ لَكُمْ آيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي أَرْضِ اللّهِ وَلاَ تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَرِيبٌ
Ve yâ kavmi hâzihî nâkatullâhi lekum âyeten fe zerûhâ te'kul fî ardıllâhi ve lâ temessûhâ bi sûin fe ye'huzekum azâbun karîb(karîbun).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Nâka
ن و قNVK:
Dişi deve. Bir yıldızın ismi. Sivilce. ? eti yağdan temizlemek, bir deve eğitmek, sıraya koymak, dikkatlice yapmak. gayret, beceri, titizlik, rafine, en iyi, bir dağın tepesi, büyük ve uzun bir dağ. deve, çünkü Araplara göre en iyi şeydir.
Çğl.Nuk
Aynı kökten:Nâka Nuk Nekâ'
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
“Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
11. HUD / 81
Dediler ki: "Ey Lut!
Muhakkak biz, Rabbinin Rasulleriyiz. Onlar sana vasl olamayacaklar.
Artık ehlin ile, geceden kata ile isra et. Sizden kimse left etmesin. Kadının müstesna. Muhakkak o... onlara isabet edecek şeyler, ona da musibet olacak.
Muhakkak onlara vaad edilen sabahtır. Sabah karib değil midir!?"
Hz. Lut Kıssası K:VL LVT: RSL RBB VS:L SRY eHéL K:T:A: LYL LFT eHD MRe S:VB S:VB VA:D S:BH LYS S:BH K:RB .mid1486.ss11.as81.saHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf229.sure.11.xxxxxkissa-lut-2xHz. Lut Kıssasıx#lys-leyse#||#lyl-leyl#||#ehd-ehad#||#ehél-ehil#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#va:d-vaad#||#s:vb-isabet#||#sry-isra#||#s:bh-subh#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#vs:l-vasıl#||#k:t:a:-kata#||#vs:l-vasl#||#lft-left#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#LVT:#||#RSL#||#RBB#||#VS:L#||#SRY#||#eHéL#||#K:T:A:#||#LYL#||#LFT#||#eHD#||#MRe#||#S:VB#||#S:VB#||#VA:D#||#S:BH#||#LYS#||#S:BH#||#K:RB#||#lys-leyse#||#lyl-leyl#||#ehd-ehad#||#ehél-ehil#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#va:d-vaad#||#s:vb-isabet#||#sry-isra#||#s:bh-subh#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#vs:l-vasıl#||#k:t:a:-kata#||#vs:l-vasl#||#lft-left#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُواْ يَا لُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُواْ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلاَّ امْرَأَتَكَ إِنَّهُ مُصِيبُهَا مَا أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُ أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
Kâlû ya lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve lâ yeltefit minkum ehadun illemreetek(illemreeteke), innehu musîbuhâ mâ esâbehum, inne mev’ıdehumus subh(subhu), e leyses subhu bi karîb(karîbin).
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Left
ل ف تLFT
Çevirmek, döndürmek. Yüz döndürmek. Eğilmek. Dikkatini yönlendirmek.
Aynı kökten:Left Lefüt
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Subh
ص ب حS:BH
Sabah vakti. Sabah. Tan vakti. Şafak zamanı.
Çğl.Asbah
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
İsrâ
س ر يSRY
Yürütmek. Göndermek. Gece yürüyüşü. (sürat ve serilik içerir.)
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Vasl
و ص لVS:L
Âşığın sevdiğine kavuşması. Kavuşmak. Birleştirmek, ulaştırmak. Gr: Ulama, ekleme. Edb: Sözü teşkil eden cümlelerin atıf ve rabt suretiyle birbirine bağlı olarak yazılması usulü ki, buna Sebk-i Mevsul da ta'bir edilir. Bir kelimenin sonundaki harfi, bir sonraki lâfzın sesli harflerle başlayan ilk hecesine birleştirmek.
Çğl.Evsal
Aynı kökten:Mevsul Mutavassıl Mütevassıl Muvasala Mütevasıl Mütevasıla Tavsil Tevassul Tavassul Vâsıl Vasl Evsal Vassal Visal Vusla Vuslat
Vâsıl
و ص لVS:L
Ulaşan, erişen, kavuşan. Hakka vâsıl olan.
Aynı kökten:Mevsul Mutavassıl Mütevassıl Muvasala Mütevasıl Mütevasıla Tavsil Tevassul Tavassul Vâsıl Vasl Evsal Vassal Visal Vusla Vuslat
Diyanet Meali:
Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”
12. YUSUF / 60
"Eğer onu getirmezseniz, artık size indimde keyl olmaz! Bana karib olmazsınız!"
Hz. Yusuf KıssasıAhiret eTY KYL A:ND K:RB .mid1589.ss12.as60.saYUSUF.ns53.nyMEKKE.cs13.syf241.sure.12.xxxxxkissa-yusufxHz. Yusuf KıssasıxAhiretx#a:nd-ind#||#kyl-keyl#||#k:rb-karib#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#KYL#||#A:ND#||#K:RB#||#a:nd-ind#||#kyl-keyl#||#k:rb-karib#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَإِن لَّمْ تَأْتُونِي بِهِ فَلاَ كَيْلَ لَكُمْ عِندِي وَلاَ تَقْرَبُونِ
Fe in lem te’tûnî bihî fe lâ keyle lekum indî ve lâ takrebûn(takrebûni).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Keyl
ك ي لKYL
Ölçme. Kile. Hububat ölçüsü. Ölçek.
Çğl.Ekyal
Aynı kökten:Keyl Ekyal Mekîl Mikyal Mekâyil
Diyanet Meali:
60. “Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın.”
13. RA'D / 31
"Dağları seyir ettirebilen... veya arzı kata ettirebilen... veya mevt olmuşlara kelime ettirilebilen bir Kur'an olsaydı ya!..."
Bilakis!
Emirler cemian ALLAH'ındır!
İman edenler... ALLAH'ın şayet dileseydi, nası cemian hidayete erdireceğine iyas olmadılar mı!
Kafirler, ALLAH'ın vaadi gelinceye kadar... sanat ettikleri şeyler ile kendilerine karia isabet ettirmeye... veya darlarından karib olarak hulul ettirmeye, zeyl ederler (ara vermeden devam ederler).
Muhakkak ki ALLAH, vaad ettiğine hilaf etmez!
K:Re SYR CBL K:T:A: eRD: KLM MVT eMR CMA: YeS eMN ŞYe HéDY NVS CMA: ZYL KFR S:VB S:NA: K:RA: HLL K:RB DVR eTY VA:D H:LF VA:D .mid1672.ss13.as31.saRA'D.ns96.nyMEKKE??.cs13.syf252.sure.13.xx*3xxxkuranximanxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#şye-şae#||#nvs-nas#||#h:lf-hilaf#||#cbl-cebel#||#emr-emir#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#cma:-cemian#||#syr-seyr#||#va:d-miad#||#va:d-vaad#||#s:vb-isabet#||#kfr-kafir#||#k:t:a:-kata#||#yes-iyas#||#k:ra:-karia#||#dvr-dar#||#k:rb-karib#||#hll-hulul#||#zyl-zeyl#||#hédy-hidayet#||#s:na:-sanat#||#k:re-kuran#||#mvt-mevt#||#klm-kelime#||#ety-xxoxx#x#K:Re#||#SYR#||#CBL#||#K:T:A:#||#eRD:#||#KLM#||#MVT#||#eMR#||#CMA:#||#YeS#||#eMN#||#ŞYe#||#HéDY#||#NVS#||#CMA:#||#ZYL#||#KFR#||#S:VB#||#S:NA:#||#K:RA:#||#HLL#||#K:RB#||#DVR#||#eTY#||#VA:D#||#H:LF#||#VA:D#||#şye-şae#||#nvs-nas#||#h:lf-hilaf#||#cbl-cebel#||#emr-emir#||#erd:-arz#||#emn-iman#||#cma:-cemian#||#syr-seyr#||#va:d-miad#||#va:d-vaad#||#s:vb-isabet#||#kfr-kafir#||#k:t:a:-kata#||#yes-iyas#||#k:ra:-karia#||#dvr-dar#||#k:rb-karib#||#hll-hulul#||#zyl-zeyl#||#hédy-hidayet#||#s:na:-sanat#||#k:re-kuran#||#mvt-mevt#||#klm-kelime#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَوْ أَنَّ قُرْآنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ أَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الأَرْضُ أَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتَى بَل لِّلّهِ الأَمْرُ جَمِيعًا أَفَلَمْ يَيْأَسِ الَّذِينَ آمَنُواْ أَن لَّوْ يَشَاء اللّهُ لَهَدَى النَّاسَ جَمِيعًا وَلاَ يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُواْ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُواْ قَارِعَةٌ أَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِّن دَارِهِمْ حَتَّى يَأْتِيَ وَعْدُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Ve lev enne kur’ânen suyyiret bihil cibâlu ev kuttıat bihil ardu ev kullime bihil mevtâ, bel lillâhil emru cemîâ(cemîan), e fe lem ye’yesillezîne âmenû en lev yeşâullâhu le heden nâse cemîâ(cemîan),ve lâ yezâlullezîne keferû tusîbuhum bi mâ sanaû kâriatun ev tehullu karîben min dârihim hattâ ye’tiye va’dullâh(va’dullâhi), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).
cebel
ج ب لCBL
Dağ.
Çğl.Cibal
Aynı kökten:cebel Cibal Cebl Cibill Cibillât Cibillet Cibillî Ciblet Cüble
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Dâr
د و رDVR
Yer, mekan, konak. Memleket.
Çğl.DiyarÇğl.Diran
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hilaf
خ ل فH:LF
Ters, karşı, zıd. Karşı koymak. Muhalefet etmek.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hulul
ح ل لHLL
Girme. Dâhil olma. İçine gizlice giriş. / Birinin veya birkaç kimsenin sevgi veya itimadını kazanmak, içlerine onlardan görünüp girmek. / Halletmek. Vuku' bulmak. Zuhur etmek. / Gelip çatmak. / Bir menzile inmek. / Kim: Bazı akıcı cisimlerin vücud mesâmâtından kolaylıkla geçebilmesi ve bu esâsa dayanan kimya tahlil usulü. / Fiz: Mesamatı olan bir perde ile ayrılan iki akıcı cisimde mevcut bazı maddelerin birinden diğerine geçmesi hâdisesi ki, barsaklarda olan imtisas bu tarzdadır.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
Hidayet
ه د يHéDY
Yakışan şeyi hediye etmek. Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
kari'a
Karia
ق ر عK:RA:
Vuran, çarpan. Kapıyı çalan. Yürekleri hoplatan. Ansızın gelen belâ. Peygamberimiz'in düşman üzerine saldığı asker grubu. Pek şiddetli rüzgâr.
Çğl.Kavari'
Aynı kökten:kari'a Karia Kavari'
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.