Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
K:VM etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
DuruMeal'de toplam 11 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##ikame##K:VM-ikame##
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
DuruMeal'de toplam 46 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##ikame-i salat##K:VM-ikame-i salat##
ikamet
ق و مK:VM
Bir yerde kalmak. Oturmak. Müezzinin kamet getirmesi.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##ikamet##K:VM-ikamet##
istikamet
ق و مK:VM
Hatt-ı hareketi doğru olmak. Doğruluk, namuslu hareket. Her işte itidal üzere bulunmak. Adaletten, doğruluktan ayrılmayıp, diyanet ve akıl içinde yürümek. Bir şeyin bir tarafa doğru olarak uzanması. Yön, cihet. dik durma, düz gitme, doğruluk, dürüstlük.
DuruMeal'de toplam 9 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##istikamet##K:VM-istikamet##
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
DuruMeal'de toplam 23 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kaim##K:VM-kaim##
kaime
ق و مK:VM
Uzun bir kağıda yazılan ferman. Kitap yaprağı. Kağıt para.
Çoğul.Kavaim
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kaime##kavaim##K:VM-kaime##K:VM-kavaim##
kamet
ق و مK:VM
Namaza başlama işareti, namaz kılmak için okunan ezan. Boy. Boy-bos. Endam.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kamet##K:VM-kamet##
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
DuruMeal'de toplam 345 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kavim##K:VM-kavim##
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Bir peygambere tâbi ve bağlı insan topluluğu. Aralarında dil, âdet, örf, kültür birliği olan cemâat, topluluk. Millet. Bir işe başlamak. Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu.
DuruMeal'de toplam 345 kayıtta geçiyor.
Çoğul.akvam
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kavm##kavim##akvam##K:VM-kavm##K:VM-kavim##K:VM-akvam##
Kavvam
ق و مK:VM
Nezaret ve muhafaza eden kimse. İşlerin mes'uliyetini üzerine alıp iyi idare eden.
DuruMeal'de toplam 2 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kavvam##K:VM-kavvam##
kaymakam
ق و مK:VM
Kaim-makam. Birinin yerine geçen. Bir kazayı (İlçe) idare eden memur. Osmanlılarda, binbaşı ile miralay arasındaki askeri rütbe. Yarbay.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kaymakam##K:VM-kaymakam##
kayyime
ق و مK:VM
Müstakim, adil. Çok değerli.
DuruMeal'de toplam 7 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kayyime##K:VM-kayyime##
kayyum
ق و مK:VM
Her şeyin varlığı kendisine bağlı olan. (Mübalağalı sıfat)
El Kayyum : Kıyamı, durumu, duruşu. Başlangıç, nihayet ve yeniden oluş gibi hallerden münezzeh ve ezelden ebede kaim, daim ve var olan. Bütün eşyanın ancak kendisi ile kaim olduğu.
DuruMeal'de toplam 3 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
xesma##kayyum##K:VM-kayyum##xesma
kıvam
ق و مK:VM
Bir şeyin kendisiyle ayakta durduğu, sabitleştiği, sağlamlaştığı sütun ve dayanak gibi şeylere işaret eder.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kıvam##K:VM-kıvam##
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
DuruMeal'de toplam 14 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kıyam##K:VM-kıyam##
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
DuruMeal'de toplam 70 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kıyamet##K:VM-kıyamet##
kıymet
ق و مK:VM
Değer, baha, semen, bedel.
Çoğul.Kıyem
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##kıymet##kıyem##K:VM-kıymet##K:VM-kıyem##
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
DuruMeal'de toplam 16 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##makam##K:VM-makam##
mukam
ق و مK:VM
Konak. Durduracak mekan. İkamet mevzii. Durmak, ikamet.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##mukam##K:VM-mukam##
mukim
ق و مK:VM
Sürekli, devamlı. İkamet eden. Ayakta duran. Okuyan. Bir memlekette devamlı duran. Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene "Misâfir" denir.)
El Mukim : Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alakasız olmayan.
DuruMeal'de toplam 8 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
xesma##mukim##K:VM-mukim##xesma
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
DuruMeal'de toplam 37 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##mustakim##K:VM-mustakim##
takvim
ق و مK:VM
Düzeltme. Doğrultma. Kıvamına koyma. Eğriyi doğru tutma. doğrultmak, düzeltmek, yetiştirmek, öğretmek, eğitmek. Ta'dil etme. Bir şeye kıymet tayin eylemek. Her gün güneşin doğuşu, batışı, ay ahkamı ve süresi kaydedilmiş olan defter. Günlük olaylardan bahseden gazete.
DuruMeal'de toplam 1 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Tekavim
Aynı Kökten Türeyen:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
##takvim##tekavim##K:VM-takvim##K:VM-tekavim##

K:VM kelime kökünün geçtiği -590- ayet listesi
1. FATİHA / 6-7
Bizi, sırat-ı mustakime ihda eyle…
gazab ettiklerinin ve dall olanların gayrısında, kendilerini nimetlendirdiğin kimselerin sıratına!
Dua HéDY S:RT: K:VM S:RT: NA:M G:YR G:D:B D:LL .mid4.ss1.as6.saFATİHA.ns5.nyMEKKE.cs1.syf1.sure.1.xxxDuaxxsırat-ı mustakimxx.ss1.as7.x#k:vm-mustakim#||#g:yr-gayr#||#g:d:b-gazab#||#s:rt:-sırat#||#hédy-ihda#||#na:m-nimet#||#d:ll-dall#x#HéDY#||#S:RT:#||#K:VM#||#S:RT:#||#NA:M#||#G:YR#||#G:D:B#||#D:LL#||#k:vm-mustakim#||#g:yr-gayr#||#g:d:b-gazab#||#s:rt:-sırat#||#hédy-ihda#||#na:m-nimet#||#d:ll-dall#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ * صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ
ihdi-na s-sırât el-mustakîm. * sırât allezîne en’amte aleyhim gayr il-magdûbi aleyhim ve lâ d-dâllînn.
Dall
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolan. Kur'ân ve imân yolundan sapan. Sapkın. Şaşkın. Azan. Azıcı, azdırıcı. Dalalette olan.
Çğl.DallînÇğl.Dâllûn
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Gazab
Gadab
غ ض بG:D:B
Hiddet, öfke, dargınlık, kızgınlık.
Aynı kökten:Gazab Gadab Gazban Gadbân Gazub Guzbe İgzab Magzab Mugazebe Mugzib Mütegazzib Tegazzüb
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Diyanet Meali:
Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
2. BAKARA / 2-3-4-5
Bu kitab, içinde rayb olmayandır.
• Gayba iman eden...
• ve salat ikame eden...
• ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak eden...
• ve sana inzal edilene ve senin öncenden inzal olana iman eden...
• ve ahiretlerine ikna olmuş...
muttakiler için hüdadır.

İşte onlar, Rabblerinden hüda üzredirler.
İşte onlar, felaha ulaşanlardır.
İnfakMuttaki KTB RYB HéDY VK:Y eMN G:YB K:VM S:LV RZK: NFK: eMN NZL NZL K:BL eH:R K:NA: HéDY RBB FLH .mid7.ss2.as2.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf1.sure.2.xxxİnfakxMuttakixxsalatxinfakximanxxximan-duruxx.ss2.as3.ss2.as4.ss2.as5.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-ikame-i salat#||#k:bl-kabl#||#ktb-kitab#||#eh:r-ahiret#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#rzk:-rızk#||#hédy-huda#||#vk:y-muttaki#||#ryb-rayb#||#g:yb-gayb#||#nfk:-infak#||#nzl-inzal#||#k:na:-ikna#||#flh-felah#x#KTB#||#RYB#||#HéDY#||#VK:Y#||#eMN#||#G:YB#||#K:VM#||#S:LV#||#RZK:#||#NFK:#||#eMN#||#NZL#||#NZL#||#K:BL#||#eH:R#||#K:NA:#||#HéDY#||#RBB#||#FLH#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:bl-kabl#||#ktb-kitab#||#eh:r-ahiret#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#rzk:-rızk#||#hédy-huda#||#vk:y-muttaki#||#ryb-rayb#||#g:yb-gayb#||#nfk:-infak#||#nzl-inzal#||#k:na:-ikna#||#flh-felah#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ * اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ * وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ * اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
zâlike l-kitâbu lâ reybe fîhi, huden li l-muttekîne. * ellezîne yu’minûne bi l-gaybi ve yukîmûne s-salâte ve mim mâ razaknâ-hum yunfikûne. * vellezîne yu’minûne bi mâ unzile iley-ke ve mâ unzile min kablike ve bi l-âhireti-hum yûkınûne. * ulâike alâ huden min rabbi-him ve ulâike humu l-muflihûne.
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Felâh
ف ل حFLH
Saadet ve rahata daim olmak (süreklilik içeirir). Selâmet. Kurtuluş. Fevz ve zafer. Necat ve beka. Sahur yemeği. Şakketmek.
Aynı kökten:Eflah Falih Felâh İflah İstiflah Müflih Müflihûn Müflihîn
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
İkna'
ق ن عK:NA:
İnsanlara akılcı ve simgesel yollarla bir fikir, tutum veya eylemin benimsetilmesine doğru kılavuzluk etme sürecidir. İknanın amacına ulaşmada kullandığı yöntem amaca doğru zorlamak yerine amacı ilgi çekici kılmaktır. / Kanaat vermek. Razı etmek. Razı edilmek. İnandırmak. İnandırılmak. / Ayakta iki tarafa bakmadan durmak.
Aynı kökten:İkan İkna' istikan Mukni' Akna' kanaat Kani' Kanu' Makna'
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Muttakiler için yol göstericidir. Onlar gaybe iman ederler, salatı ikame ederler, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve felaha erenler de işte onlardır.
2. BAKARA / 20
Berk, onların basarlarını hatf etmiştir.
Kendilerine ziya bürüdüğü her defada, onun içinde meşy ederler... ve üzerlerine zulmet çökünce kaim olurlar.
Şayet ALLAH dileseydi, onların işitmelerini de basarlarını da elbette zehab ederdi.
Muhakkak ki ALLAH, herşeye kadirdir.
Kafirlerin MeseliMüfsidEsma-ül Hüsna KVD BRK: H:T:F BS:R KLL D:Ve MŞY Z:LM K:VM ŞYe ZéHéB SMA: BS:R KLL ŞYe K:DR .mid18.ss2.as20.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf3.sure.2.xx**xxxkissa-kafirlerxKafirlerin MeselixMüfsidxEsma-ül Hüsnaxximan-duruxxxxibadetxxx#k:vm-kaim#||#şye-şey#||#şye-şae#||#kll-külli#||#z:lm-zulmet#||#kvd-kade#||#mşy-meşy#||#zéhéb-zehab#||#k:dr-kadir#||#bs:r-basar#||#brk:-berk#||#h:t:f-hatf#||#d:ve-ziya#||#sma:-xxoxx#x#KVD#||#BRK:#||#H:T:F#||#BS:R#||#KLL#||#D:Ve#||#MŞY#||#Z:LM#||#K:VM#||#ŞYe#||#ZéHéB#||#SMA:#||#BS:R#||#KLL#||#ŞYe#||#K:DR#||#k:vm-kaim#||#şye-şey#||#şye-şae#||#kll-külli#||#z:lm-zulmet#||#kvd-kade#||#mşy-meşy#||#zéhéb-zehab#||#k:dr-kadir#||#bs:r-basar#||#brk:-berk#||#h:t:f-hatf#||#d:ve-ziya#||#sma:-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟
yekâdu l-berku yahtafu ebsâre-hum kulle mâ edâe lehum meşev fî hi, ve izâ azleme aleyhim kâmû ve lev şâe llâhu le zehebe bi sem’i-him ve ebsâri-him inn allâhe alâ kulli şey’in kadîrun.
berk
ب ر قBRK:
Göz kamaştırıcı şey. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme.
Çğl.Büruk
Aynı kökten:Berak Berkân berk Büruk Ebrak İbrak İstebrak
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Zû'
Zav'
ض و اD:Ve
Aydınlık. Işık. Şule. Ziya. Nur.
Çğl.Azvâ'Çğl.Ziyâ'
Aynı kökten:İstizae İzae İzâet Mizae Mudî Muzî' Müstazî Mustazi Vemiz Zû' Zav' Azvâ' Ziyâ'
hatf
خ ط فH:T:F
Kapmak. Şimşek gibi göz kamaştırmak. Sür'atli olmak.
Aynı kökten:hatf Hatıf Hattaf ihtitaf Tehattuf
kadir
ق د رK:DR
Bir işi yapmaya gücü yeten. Mukaddir. Muktedir. Kudreti mutlak olan ve her hususa muktedir olan. El Kadir : Muhakkak becermek. Muktedirde becermiş olmak. Kudret. Kudret sâhibi ve herşeye kudreti yeten. Nihayetsiz kudret sahibi.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kade
ك و دKVD
Neredeyse. Gr: Yardımcı fiillerdendir. Cümlede ifade edilen hükmün yaklaştığını bildirmek için söylenir. Mübtedâ ile haberin başına gelerek, birincisini isim adı ile merfu' kılar, haberini de mansub eder. Bu gibi fiillerin haberi muzâri olur.
Aynı kökten:kade
meşy
م ش يMŞY
Yürüme.
Aynı kökten:maşi maşiyye müşşat memişhane memşa meşşai meşy meşyen mütemeşşi temeşşi temşiye
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
zehab
ذ ه بZéHéB
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
2. BAKARA / 43
• ve salat ikame edin!
• ve zekat verin!
• ve rüku edenlerle beraber rüku edin!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1- K:VM S:LV eTY ZKV RKA: RKA: .mid37.ss2.as43.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf6.sure.2.xxxxxkissa-musa-010xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-xxsalatxzekatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#rka:-rüku#||#zkv-zekat#||#ety-xxoxx#x#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#RKA:#||#RKA:#||#k:vm-ikame-i salat#||#rka:-rüku#||#zkv-zekat#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِع۪ينَ
Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn(râkiîne).
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rüku
ر ك عRKA:
Eğilmek. Namazın rükunlarından, kainatın hayvanat kısımının, vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısım. Allah'ın azameti ile sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:Raki' rakiin rüku
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
2. BAKARA / 54
Musa, kavmine demişti ki:
"Ey kavmim!
Muhakkak siz, dişi buzağı ittihaz etmekle nefsinize zalim oldunuz.
Artık, bari'nize tevbe edin ve ardından nefslerinizi katl edin! Bari'nizin indinde, bu size hayrdır."
Ardından size tevbe etti.
Muhakkak ki O... tevvab, rahim olan O'dur!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-Esma-ül Hüsna K:VL MVS K:VM K:VM Z:LM NFS eH:Zé A:CL TVB BRe K:TL NFS H:YR A:ND BRe TVB TVB RHM .mid46.ss2.as54.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf7.sure.2.xxxxxkissa-musa-012xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-xEsma-ül Hüsnax#k:vm-kavim#||#k:tl-katl#||#z:lm-zalim#||#a:cl-icle#||#a:nd-ind#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#h:yr-hayr#||#tvb-tevvab#||#bre-barii#||#eh:zé-ittihaz#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MVS#||#K:VM#||#K:VM#||#Z:LM#||#NFS#||#eH:Zé#||#A:CL#||#TVB#||#BRe#||#K:TL#||#NFS#||#H:YR#||#A:ND#||#BRe#||#TVB#||#TVB#||#RHM#||#k:vm-kavim#||#k:tl-katl#||#z:lm-zalim#||#a:cl-icle#||#a:nd-ind#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#h:yr-hayr#||#tvb-tevvab#||#bre-barii#||#eh:zé-ittihaz#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ اَنْفُسَكُمْ بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ فَتُوبُٓوا اِلٰى بَارِئِكُمْ فَاقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ عِنْدَ بَارِئِكُمْۜ فَتَابَ عَلَيْكُمْۜ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ
Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmi innekum zalemtum enfusekum bittihâzikumul icle fe tûbû ilâ bâriikum faktulû enfusekum zâlikum hayrun lekum inde bâriikum fe tâbe aleykum innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).
icle
İclet
ع ج لA:CL
Düve. Dişi buzağı. Bir cins ot. Kırba.
Çğl.Ucul
Aynı kökten:A'cel Acele Âcil Acul İ'cal İcalet icle İclet Ucul İsti'cal Muaccel Müsta'cel Müsta'celen Müsta'cil Müteaccil Taaccül Taaccülat Ta'cil Ta'cilât
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Bari
Barii
ب ر اBRe
Herşeyi ile üstün. Herşeyi ile her türlü şey için uygun ve elverişli. Tam. Mükemmel. / Bir kalıptan döker gibi, düzgün, tertipli ve güzel yaratan. Bütün sistemleri birbirine uygun ve umumi düzene ve gayelerine uygun olarak halkeden. El Bari : Yardımlaşma, beraberleşme, birbirine birbirinden yardım dilemek. Beraberliğini, ayrı iken hatırlama, beraberlik icabına uyma.
Aynı kökten:Bari Barii Baria Ber' Berâ Beraa Beria Berâat Berâet Berî Beria Beriyye İbrâ İ'tibarî Müberra Müteberri Teberra Teberri
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
tevvab
ت و بTVB
Dönüş yapanın, kime dönüş yaptığının idrakin de olması. Bu idarake sahip olan. / Tevbe ettiren. (tevbe ettiren, tevbeyi kabul edecek olandır.) Et Tevvab : Dönüş etmesiyle dönüş etmesi, sonra da kime dönüş ettiğini bilmesine tevvap derler. Bunun esas yaşantısını insanlar yaşar.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
2. BAKARA / 60
Musa, kavmi için istiska ettiğinde demiştik ki:
"Asan ile hacere darb et!"
Ardından, ondan oniki ayn fecr olmuştu. Bütün ünas, kendi meşrebine alim olmuştu.
ALLAH'ın rızkından yeyin ve için!
Arzda müfsid olarak asev etmeyin!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1- SK:Y MVS K:VM K:VL D:RB A:S:V HCR FCR SéNY A:ŞR A:YN A:LM KLL eNS ŞRB eKL ŞRB RZK: A:SéV eRD: FSD .mid50.ss2.as60.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf8.sure.2.xxxxxkissa-musa-015xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-xxsayıxxxxemirxxyasakxxx#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#sény-isnan#||#a:s:v-asa#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#ekl-ekl#||#rzk:-rızk#||#şrb-meşreb#||#fsd-müfsid#||#a:sév-asev#||#hcr-hacer#||#ens-ünas#||#d:rb-darb#||#sk:y-istiska#||#fcr-fecr#||#a:şr-aşr#||#a:yn-ayn#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#x#SK:Y#||#MVS#||#K:VM#||#K:VL#||#D:RB#||#A:S:V#||#HCR#||#FCR#||#SéNY#||#A:ŞR#||#A:YN#||#A:LM#||#KLL#||#eNS#||#ŞRB#||#eKL#||#ŞRB#||#RZK:#||#A:SéV#||#eRD:#||#FSD#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#sény-isnan#||#a:s:v-asa#||#erd:-arz#||#a:lm-alim#||#ekl-ekl#||#rzk:-rızk#||#şrb-meşreb#||#fsd-müfsid#||#a:sév-asev#||#hcr-hacer#||#ens-ünas#||#d:rb-darb#||#sk:y-istiska#||#fcr-fecr#||#a:şr-aşr#||#a:yn-ayn#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَۜ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاۜ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْۜ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ
Ve izisteskâ mûsâ li kavmihî fe kulnâdrib bi asâkel hacer(hacere) fenfeceret minhusnetâ aşrete aynâ(aynen), kad alime kullu unâsin meşrebehum kulû veşrebû min rızkıllâhi ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Asa
ع ص وA:S:V
Değnek. Baston, sopa.
Çğl.A'sa
Aynı kökten:Asa A'sa
Asev
Asven
ع ث وA:SéV
Kalkışma. Saldırı. Bozma, zarar verme. Serkeşlik. Taşkınlık, serserilik. ?Kötülük yapma.
Aynı kökten:Asev Asven
Ayn
ع ي نA:YN
Göz. Pınar, kaynak. Çeşme. Tıpkısı, ta kendisi. Zat. Eşyanın hakikatı. Diz. Altın. Nazar değme. Casus. Muayene etmek. Bir yerin ileri gelenleri. Kavmin şereflisi. Meclis azaları. Kaymakam. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Her şeyin en iyisi.
Çğl.A'yanÇğl.A'yunÇğl.Uyûn
Aynı kökten:Ayn A'yan A'yun Uyûn Aynen Ayniyyet În Main Muayin Muayyin Müteayyin Müteayyinân Taayyün Taayyünat
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
İstiska
س ق يSK:Y
Su istemek. Suya ihtiyaç duymak. Susama. Yağmur duasına çıkma. Vücudun bazı yerlerinde su toplanması hastalığı.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
İsnan
ث ن يSéNY
İki
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
Meşreb
ش ر بŞRB
Huy. Yaradılış. Adet. Ahlâk. Gidiş. İçmek. İçilecek yer. Fehmetmek. Mânevi haz ve feyz alınan yer ve yol.
Çğl.Meşarib
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.
2. BAKARA / 67
Musa kavmine demişti ki:
"Muhakkak ki ALLAH, size, bir dişi sığır zebh etmenizi emir ediyor."
"Bize hüzüv mü ittihaz ediyorsun!" dediler.
"Cahillerden olmaktan ALLAH'a uvz ederim" dedi.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -2- K:VL MVS K:VM eMR ZéBH BK:R K:VL eH:Zé HéZe K:VL A:VZé KVN CHéL .mid55.ss2.as67.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf9.sure.2.xxxxxkissa-musa-020xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -2-x#k:vm-kavim#||#bk:r-bakara#||#emr-emir#||#a:vzé-uvz#||#eh:zé-ittihaz#||#zébh-zebh#||#héZe-hüzüv#||#chél-cahil#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#MVS#||#K:VM#||#eMR#||#ZéBH#||#BK:R#||#K:VL#||#eH:Zé#||#HéZe#||#K:VL#||#A:VZé#||#KVN#||#CHéL#||#k:vm-kavim#||#bk:r-bakara#||#emr-emir#||#a:vzé-uvz#||#eh:zé-ittihaz#||#zébh-zebh#||#héZe-hüzüv#||#chél-cahil#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةًۜ قَالُٓوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًاۜ قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ
Ve iz kâle mûsâ li kavmihî innallâhe ye’murukum en tezbehû bakarah(bakaraten), kâlû e tettehızunâ huzuvâ(huzuven), kâle eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn(câhilîne).
Uvz
ع و ذA:VZé
Bir kimseye sığınmak.
Aynı kökten:euzü İstiaze Maaz Maazallah Uvz
Bakar
ب ق رBK:R
Öküz. Dana. Sığır. (Bakr, yarmak demek olduğundan, bu hayvanlar da toprağı sürüp yarmak için kullanıldığından)
Dşl.BakaraÇğl.BukurÇğl.Bikar
Aynı kökten:Bakar Bakara Bukur Bikar Bakır Bakr Bakûre Bekr Bekre
cahil
ج ه لCHéL
Tecrübesiz. Bilgisiz. Genç. Toy.
Çğl.CeheleÇğl.CühhalÇğl.Cühela
Aynı kökten:cahil Cehele Cühhal Cühela cehalet Cehl Cehûl Echel Ecahil Echeliyyet İstichal Mücehhel Müstechil Mütecahil Tecahül Techil
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
hüzüv
ه ز اHéZe
Maskaralık. Alay, alay etmek, alaya almak. Eğlenmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
zebh
ذ ب حZéBH
Kesmek. Boğazlamak
Aynı kökten:Mezbaha Mezabih Mezbuh Mizbah Tezbih Zâbih zebh zebih zebiha Zibh
Diyanet Meali:
Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.
2. BAKARA / 83
BİZ, İsrailoğullarına misak ahz etmiştik:
• "ALLAH'tan başka abd olmayın!
• Ana-babanıza ve kurb sahiblerine ve yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun!
• Nas için hüsn konuşun!
• Salatı ikame edin!
• Zekat verin!"

Sonra, sizden azınızdan başkası, tevella ettiniz.
Siz muriz olanlarsınız!
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-Kadın ve Aile Hukuku eH:Zé VSéK: BNY SRY A:BD VLD HSN K:RB YTM SKN K:VL NVS HSN K:VM S:LV eTY ZKV VLY K:LL A:RD: .mid69.ss2.as83.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf11.sure.2.xxxxxkissa-musa-030xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-xKadın ve Aile Hukukuxxsalatxzekatxikrarxxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eH:Zé#||#VSéK:#||#BNY#||#SRY#||#A:BD#||#VLD#||#HSN#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#K:VL#||#NVS#||#HSN#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#VLY#||#K:LL#||#A:RD:#||#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ
Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Hüsn
Hüsün
ح س نHSN
Güzellik. İyilik. Eksiksizlik.
Çğl.Hüsniyyat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
2. BAKARA / 85-86
Sonra siz, işte busunuz!
• Nefslerinizi katl ediyorsunuz.
• Sizden bir feriki diyarlarından ihrac ediyorsunuz.
• Onlara karşı ism ve düşmanlık ile tezahür ediyorsunuz.
• Esirler verirlerse fidyeleşiyorsunuz.

Onları ihrac etmek, size haram edilmişti!
Kitabın bir kısmına iman ediyorsunuz da, bir kısmına kafir misiniz!? Artık sizden buna fail olanların cezası, dünya hayatında hizy olmaktan başka, nedir!

Kıyamet yevminde, onlar azabın en şedidine redd edilirler.
ALLAH, amel ettiklerinize gafil değildir. İşte onlar, dünya hayatını ahiret ile iştira edenlerdir. Artık onlardan azab hafifletilmez ve de onlara nasr edilmez.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-Ahiret K:TL NFS H:RC FRK: DVR Z:HéR eSéM A:DV eTY eSR FDY HRM H:RC eMN BA:D: KTB KFR BA:D: CZY FA:L H:ZY HYY DNV YVM K:VM RDD ŞDD A:ZéB G:FL A:ML ŞRY HYY DNV eH:R H:FF A:ZéB NS:R .mid71.ss2.as85.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf12.sure.2.xxxxxkissa-musa-030xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-xAhiretxxyevmximanxx.ss2.as86.xxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kıyamet#||#k:tl-katl#||#ktb-kitab#||#czy-ceza#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#rdd-redd#||#şdd-şedid#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:dv-udvan#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#h:ff-hafif#||#fdy-fidye#||#a:zéb-azab#||#kfr-küfr#||#hrm-muharrem#||#hrm-haram#||#g:fl-gafil#||#hyy-hayat#||#frk:-ferik#||#h:rc-ihrac#||#dvr-diyar#||#esém-ism#||#z:hér-tezahür#||#h:zy-hizy#||#şry-iştira#||#hyy-hayat#||#ns:r-nasr#||#esr-esir#||#ety-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#x#K:TL#||#NFS#||#H:RC#||#FRK:#||#DVR#||#Z:HéR#||#eSéM#||#A:DV#||#eTY#||#eSR#||#FDY#||#HRM#||#H:RC#||#eMN#||#BA:D:#||#KTB#||#KFR#||#BA:D:#||#CZY#||#FA:L#||#H:ZY#||#HYY#||#DNV#||#YVM#||#K:VM#||#RDD#||#ŞDD#||#A:ZéB#||#G:FL#||#A:ML#||#ŞRY#||#HYY#||#DNV#||#eH:R#||#H:FF#||#A:ZéB#||#NS:R#||#k:vm-kıyamet#||#k:tl-katl#||#ktb-kitab#||#czy-ceza#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#rdd-redd#||#şdd-şedid#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:dv-udvan#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#h:ff-hafif#||#fdy-fidye#||#a:zéb-azab#||#kfr-küfr#||#hrm-muharrem#||#hrm-haram#||#g:fl-gafil#||#hyy-hayat#||#frk:-ferik#||#h:rc-ihrac#||#dvr-diyar#||#esém-ism#||#z:hér-tezahür#||#h:zy-hizy#||#şry-iştira#||#hyy-hayat#||#ns:r-nasr#||#esr-esir#||#ety-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقًا مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ * اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۘ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ۟
Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne). * Ulâikellezîneşteravul hayâted dunyâ bil âhireti, fe lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
Udvan
ع د وA:DV
Düşmanlık, haksızlık, zulüm.
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Dâr
د و رDVR
Yer, mekan, konak. Memleket.
Çğl.DiyarÇğl.Diran
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Esir
ا س رeSR
Bütün kâinatta bulunan ve her tarafı kaplamış olan lâtif madde. Elektrik, ışık ve hararetin yayılmasına vasıtalık eden madde. Görülmeyen ve varlığı bütün ehl-i ilimce kabul edilen lâtif, rakik, elâstikiyeti hâiz seyyal madde.
Aynı kökten:Esar Esaret Esir Esir Esr Üsera İsare İsti'sar Me'sur
ism
ا ث مeSéM
Günah. Büyük günah. Cürüm. Suç. / İyilikten ve iyi olmaktan uzaklaştıran herşey.
Çğl.Asam
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
Fidye
ف د يFDY
Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.
Çğl.İftida'
Aynı kökten:Fidye İftida'
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
gafil
غ ف لG:FL
Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Aldanan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan.
Aynı kökten:gafil gaflet Gaful gafle igfal İgfalât mütegafil tagfil Tagfilât tegafül
Hafif
خ ف فH:FF
Ağır olmayan. Hafif. Yeğni.
Aynı kökten:Ahaff Ehaff Hafif Hefaf Hefhaf Heft Hıfaf Hıff Hıffe Hiffet Muhaffef Muhaffif Müstehiff Mütehaffif Tahaffüf Tahfif Tahfifât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Hızy
Hizy
خ ز يH:ZY
Rezil, rüsva. Kepaze. Hor ve zelil olmak. Rüsva olmak.
Aynı kökten:Hazî Hızy Hizy İhza' İrtihaz Mahazi Mahzî Mahzul Mahazil Tahazül Hazl Hızlan
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Muharrem
ح ر مHRM
Haram edilmiş olan. Tahrim olunmuş. Arabi ayların başı, birincisi. Muharrem ayında Müslümanlıktan evvel Arablar arasında muharebe yasaktı. Bundan dolayı bu isim verilmiştir.
Çğl.Muharremât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Tezahür
ظ ه رZ:HéR
Meydana çıkma, belirme, görünme. / Gösteriş. / Birbirini korumak, birbirine arka olmak. Arkalaşmak; yâni birbirine yardım etmek. / Avretine zıhar etmek, yani zevcesinin arkasını validesinin arkasına teşbih ederek "zuhruki kezuhri ümmî" demek.
Çğl.Tezahürât
Aynı kökten:.Zahir Azhar izhar mazhar Muzahhir Müstazhir Mustazhir Mütezahhir Mütezahir Müzaheret Muzahere müzahir Müzhir Salatüz zuhr Tazhir Tezahhür Tezahür Tezahürât Zahir zevahir zahr zuhur ezhâr zıhar Zuhr zuhur
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
2. BAKARA / 110
• Salat ikame edin!
• Zekat verin!
Hayr olandan, nefsleriniz için takdim ettiğiniz şey (neyse)… ALLAH indinde ona vecd olursunuz.
Muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize basirdir.
K:VM S:LV eTY ZKV K:DM NFS H:YR VCD A:ND A:ML BS:R .mid93.ss2.as110.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf16.sure.2.xxxxxsalatxzekatxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#a:nd-ind#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#vcd-vecd#||#h:yr-hayr#||#bs:r-basir#||#zkv-zekat#||#k:dm-takdim#||#ety-xxoxx#x#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#K:DM#||#NFS#||#H:YR#||#VCD#||#A:ND#||#A:ML#||#BS:R#||#k:vm-ikame-i salat#||#a:nd-ind#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#vcd-vecd#||#h:yr-hayr#||#bs:r-basir#||#zkv-zekat#||#k:dm-takdim#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Ve ekîmus salâte ve âtûz zekât(zekâte), ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâh(indallâhi) innallâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.
2. BAKARA / 113
Kitab tilavet ettikleri halde...
Yahudiler diyorlar ki:
"Nasraniler bir şey üzere değildir."
Nasraniler de diyorlar ki:
"Yahudiler bir şey üzere değildir."

İlmi olmayanlar da onların kavli mislince aynen böyle kavl ediyorlar.

Artık, hakkında ihtilaf etmiş oldukları şeyde, onların aralarında, kıyamet yevminde, ALLAH hüküm verecektir!
K:VL HéVD LYS NS:R ŞYe K:VL NS:R LYS HéVD ŞYe TLV KTB K:VL A:LM MSéL K:VL HKM BYN YVM K:VM KVN H:LF .mid95.ss2.as113.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf17.sure.2.xxxxxkissa-meselxxyevmxxxxkitabxxx#k:vm-kıyamet#||#lys-leyse#||#şye-şey#||#ktb-kitab#||#h:lf-ihtilaf#||#yvm-yevm#||#a:lm-alim#||#hévd-yahudi#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#msél-misl#||#tlv-tilavet#||#ns:r-nasrani#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#HéVD#||#LYS#||#NS:R#||#ŞYe#||#K:VL#||#NS:R#||#LYS#||#HéVD#||#ŞYe#||#TLV#||#KTB#||#K:VL#||#A:LM#||#MSéL#||#K:VL#||#HKM#||#BYN#||#YVM#||#K:VM#||#KVN#||#H:LF#||#k:vm-kıyamet#||#lys-leyse#||#şye-şey#||#ktb-kitab#||#h:lf-ihtilaf#||#yvm-yevm#||#a:lm-alim#||#hévd-yahudi#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#msél-misl#||#tlv-tilavet#||#ns:r-nasrani#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارٰى عَلٰى شَيْءٍۖ وَقَالَتِ النَّصَارٰى لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلٰى شَيْءٍۙ وَهُمْ يَتْلُونَ الْكِتَابَۜ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْۚ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
Ve kâletil yahûdu leysetin nasârâ alâ şey’(şey’in) ve kâletin nasârâ leysetil yahûdu alâ şey’in ve hum yetlûnel kitâb(kitâbe), kezâlike kâlellezine lâ ya’lemûne misle kavlihim, fallâhu yahkumu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
yahudi
ه و دHéVD
Dönen. Nebisine asi olan. Hz.Musa'ya karşı gelen, asi olan tayfa. / Hz.Yakub'un dördüncü oğlu ve İsrailoğullarının 12 aşiretinden en güçlü olanın kurucusu Yehuda'nın soyundan olan.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nasrani
ن ص رNS:R
Hıristiyanlar. Nasraniler. Nasıralı. (Nasıra; Filistin"de Hz.İsa'nın doğum yeri olan kent.)
Çğl.Nasara
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
2. BAKARA / 118
İlmi olmayanlar...
"ALLAH, bize kelime etseydi, olmaz mıydı!?"... veya
"Bize ayet verseydi olmaz mıydı!?" derler!

Onların öncesinden olanlar da onların kavli mislince aynen böyle kavil ediyorlar.
Kalbleri teşabüh etti.
BİZ, ayetleri, yakin olan kavim için beyan etmişizdir.
K:VL A:LM KLM eTY eYY K:VL K:BL MSéL K:VL ŞBHé K:LB BYN eYY K:VM YK:N .mid100.ss2.as118.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf17.sure.2.xxxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#eyy-ayet#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#byn-beyan#||#msél-misl#||#şbhé-teşabüh#||#yk:n-yakin#||#klm-kelime#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#A:LM#||#KLM#||#eTY#||#eYY#||#K:VL#||#K:BL#||#MSéL#||#K:VL#||#ŞBHé#||#K:LB#||#BYN#||#eYY#||#K:VM#||#YK:N#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#eyy-ayet#||#a:lm-alim#||#k:lb-kalb#||#byn-beyan#||#msél-misl#||#şbhé-teşabüh#||#yk:n-yakin#||#klm-kelime#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا اللّٰهُ اَوْ تَأْت۪ينَٓا اٰيَةٌۜ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِثْلَ قَوْلِهِمْۜ تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْۜ قَدْ بَيَّنَّا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ
Ve kâlellezîne lâ ya’lemûne lev lâ yukellimunâllâhu ev te’tînâ âyeh(âyetun), kezâlike kâlellezîne min kablihim misle kavlihim, teşâbehet kulûbuhum, kad beyyennal âyâti li kavmin yûkınûn(yûkınûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Yakîn
ي ق نYK:N
Sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak. / Vâkıadan edinilen bilgi, / Sabit inanış, / Kanaat / Şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik / Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.
Aynı kökten:Ayn-el yakin hakk-el yakin İlm-el yakin mukin Mûkınûn Müsteykın Müteyakkın Müttekın teyakkun Yakîn Yakînen
Teşabüh
ش ب هŞBHé
Benzeşme. Birbirine benzeme.
Aynı kökten:Eşbeh İştibah Müşabehe Müşabehet Müşabih Müşebbeh Müşebbehe Müşebbih Müştebeh Müştebih Müteşabih Müteşabihe Müteşabihât Müteşebbih Müteşebbihîn Şabih Şebah Eşbâh Şebahet Şebeh Şibih Şebih Şibh Eşbah Şübhe Şübeh Şübühât Teşabüh Teşbih Teşbihât Teşebbüh
Diyanet Meali:
Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.
2. BAKARA / 125
"BİZ, beyti, nas için mesabe ve emin kıldığımızda… Makam-ı İbrahim'den musalla ittihaz edin."
(diyerek) İbrahim'e ve İsmail'e,
• taifler için
• ve akifler için
• ve rüku eden sacidler için
beyti tahir etmelerini ahd etmiştik.
Hz. İbrahim Kıssası -1-Hacc ve Kurban CA:L BYT SéVB NVS eMN eH:Zé K:VM BRHéM S:LV A:HéD BRHéM SMA: T:HéR BYT T:VF A:KF RKA: SCD .mid106.ss2.as125.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf18.sure.2.xxxxxkissa-ibrahim-01xHz. İbrahim Kıssası -1-xHacc ve Kurbanxxsalatxtaharetximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-makam#||#nvs-nas#||#a:héd-ahd#||#emn-emniyet#||#rhm-rahim#||#byt-beyt#||#t:vf-taif#||#a:kf-akif#||#t:hér-tahir#||#scd-sacid#||#rka:-rüku#||#eh:zé-ittihaz#||#sévb-mesabe#||#s:lv-musalla#||#a:kf-akif#||#sévb-mesabe#||#brhém-hz. ibrahim#||#sma:-hz. ismail#||#ca:l-xxoxx#x#CA:L#||#BYT#||#SéVB#||#NVS#||#eMN#||#eH:Zé#||#K:VM#||#BRHéM#||#S:LV#||#A:HéD#||#BRHéM#||#SMA:#||#T:HéR#||#BYT#||#T:VF#||#A:KF#||#RKA:#||#SCD#||#k:vm-makam#||#nvs-nas#||#a:héd-ahd#||#emn-emniyet#||#rhm-rahim#||#byt-beyt#||#t:vf-taif#||#a:kf-akif#||#t:hér-tahir#||#scd-sacid#||#rka:-rüku#||#eh:zé-ittihaz#||#sévb-mesabe#||#s:lv-musalla#||#a:kf-akif#||#sévb-mesabe#||#brhém-hz. ibrahim#||#sma:-hz. ismail#||#ca:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Ve iz cealnâl beyte mesâbeten lin nâsi ve emnâ(emnen), vettehizû min makâmı ibrâhîme musallâ(musallen) ve ahidnâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle en tahhirâ beytiye lit tâifîne vel âkifîne ver rukkais sucûd(sucûdi).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
Âkif
ع ك فA:KF
Meyl eden. Eğilen. İbadetinde devamlı olan. Bir şeyde sebat eden. Teveccüh, yönelme.
Aynı kökten:Akf Âkif İsti'kaf İ'tikâf Mu'tekif
Âkif
ع ك فA:KF
Meyl eden. Eğilen. İbadetinde devamlı olan. Bir şeyde sebat eden. Teveccüh, yönelme.
Aynı kökten:Akf Âkif İsti'kaf İ'tikâf Mu'tekif
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
emniyet
ا م نeMN
(Emniyyet): Eminlik, emin olma hali, korkusuzluk, tehlikesizlik. İtimad, güvenme, inanma. Polis ve zabıta teşkilatı.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rüku
ر ك عRKA:
Eğilmek. Namazın rükunlarından, kainatın hayvanat kısımının, vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısım. Allah'ın azameti ile sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:Raki' rakiin rüku
musalla
ص ل وS:LV
Salat ikame edilen yer. / Cami avlusunda cenaze namazı kılınan yer.
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
sacid
س ج دSCD
Secde eden.
Çğl.SecedeÇğl.SüccadÇğl.Sücud
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Hz. İsmail
SMA:
xoxox
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Mesabe
ث و بSéVB
Derece. Menzile. Rütbe. Sevab yeri. Merci, melce'.
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
Mesabe
ث و بSéVB
Derece. Menzile. Rütbe. Sevab yeri. Merci, melce'.
Aynı kökten:İsabet esabe İstisabe Mesab Mesabe Mesube Mesubât müsab Musab Mütesevvib Sevab Tesevvüb Tesvib Sevb Siyâb Esvâb Esvüb sevvab
Tahir
ط ه رT:HéR
Temiz. Pâk. Abdesti bozacak veya guslü icab ettirecek şeylerden birisiyle özürlü olmayan. Müzikte: Makam ismi.
Dşl.TahireÇğl.TahiratÇğl.Athar
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
Taif
ط و فT:VF
Etrafını dolaşarak ziyaret eden. Tavaf eden. Dolaşan.
Aynı kökten:Mataf Matâif Metaf Mutaf Mutatavvif Taif Taife Tatvif Tavf tavâf Tavvaf Tayfun Tetavvuf Tufan
Diyanet Meali:
Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”
2. BAKARA / 142
Nasdan bazı sefihler diyecekler ki:
"Üzerine oldukları kıblelerinden onları tevella ettiren nedir?"
De ki:
"Şark tarafı da… garb tarafı da ALLAH'ındır!
Dilediğini sırat-ı mustakime ihda eder."
Kıble K:VL SFHé NVS VLY K:BL KVN K:VL ŞRK: G:RB HéDY ŞYe S:RT: K:VM .mid123.ss2.as142.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf21.sure.2.xxxKıblexxsırat-ı mustakimxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-mustakim#||#k:bl-kıble#||#şye-şae#||#nvs-nas#||#s:rt:-sırat#||#hédy-ihda#||#vly-tevella#||#sfhé-sefih#||#şrk:-şark#||#g:rb-garb#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#SFHé#||#NVS#||#VLY#||#K:BL#||#KVN#||#K:VL#||#ŞRK:#||#G:RB#||#HéDY#||#ŞYe#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#k:bl-kıble#||#şye-şae#||#nvs-nas#||#s:rt:-sırat#||#hédy-ihda#||#vly-tevella#||#sfhé-sefih#||#şrk:-şark#||#g:rb-garb#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
سَيَقُولُ السُّفَهَٓاءُ مِنَ النَّاسِ مَا وَلّٰيهُمْ عَنْ قِبْلَتِهِمُ الَّت۪ي كَانُوا عَلَيْهَاۜ قُلْ لِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُۜ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
Se yekûlus sufehâu minen nâsi mâ vellâhum an kıbletihimulletî kânû aleyhâ kul lillâhil meşrıku vel magrıb(magrıbu), yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
kıble
ق ب لK:BL
Kabe ciheti. Kıble tarafı. / Güney. / Güneyden esen rüzgar. // Değeri yada üstünlüğü kabul edilerek yönelinen taraf.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Sefih
س ف هSFHé
Zevk ve eğlenceye düşkün. Sefahete düşmüş. Malını düşünmeden harcayan. Akılsız.
Çğl.Süfeha
Aynı kökten:Müteseffih Sefahet Sefeh Sefeh Sefih Süfeha Tesfih
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.”
2. BAKARA / 164
Muhakkak;
• semaların ve arzın halkıyetinde...
• gece ve gündüzün ihtilafında...
• nasa menfaat sağlayacak şeyler ile bahrda cereyan eden gemilerde...
ALLAH'ın semadan sudan inzal ettiği şeyde...
• ve ardından onunla arzda, mevtinden sonra hayy olanlarda...
• bütün dabbenin orada bess olmasında...
• rihlerin tasrifinde...
• sema ile arz arasında müsahhar sehabta...
akıl eden kavim için elbette ayetler vardır!
Doğa/Yaşam H:LK: SMV eRD: H:LF LYL NHéR FLK CRY BHR NFA: NVS NZL SMV MVHé HYY eRD: BA:D MVT BSéSé KLL DBB S:RF RVH SHB SH:R BYN SMV eRD: eYY K:VM A:K:L .mid141.ss2.as164.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf24.sure.2.xxxDoğa/Yaşamxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#h:lf-ihtilaf#||#nhér-nehar#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:k:l-akıl#||#dbb-dabbe#||#nfa:-nafia#||#flk-fulk#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#bsésé-bess#||#s:rf-tasrif#||#shr-müsahhar#||#shb-sehab#||#nzl-inzal#||#bhr-bahr#||#cry-cereyan#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#rvh-rih#||#mvhé-main#x#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#H:LF#||#LYL#||#NHéR#||#FLK#||#CRY#||#BHR#||#NFA:#||#NVS#||#NZL#||#SMV#||#MVHé#||#HYY#||#eRD:#||#BA:D#||#MVT#||#BSéSé#||#KLL#||#DBB#||#S:RF#||#RVH#||#SHB#||#SH:R#||#BYN#||#SMV#||#eRD:#||#eYY#||#K:VM#||#A:K:L#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#ba:d-bad#||#h:lf-ihtilaf#||#nhér-nehar#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:k:l-akıl#||#dbb-dabbe#||#nfa:-nafia#||#flk-fulk#||#h:lk:-halk#||#byn-beyn#||#bsésé-bess#||#s:rf-tasrif#||#shr-müsahhar#||#shb-sehab#||#nzl-inzal#||#bhr-bahr#||#cry-cereyan#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#rvh-rih#||#mvhé-main#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri vel fulkilletî tecrî fîl bahri bimâ yenfeun nâse ve mâ enzelallâhu mines semâi min mâin fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve besse fîhâ min kulli dâbbe(dâbbetin), ve tasrîfir riyâhı ves sehâbil musahhari beynes semâi vel ardı le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
akıl
ع ق لA:K:L
İmsak ve imtisak. Men'etmek. Sığınacak yer. Diyet. Düşünme ve anlama kabiliyeti. İlim, zihinde hâsıl olan sûret. İnsan zihninin sıfatı. Kalbde Hak ve bâtılı ayırdedebilen bir nur. Huk: Bir cinayetten dolayı, icab eden diyeti vermektir. Kırmızı mihfe örtüsü.
Çğl.UkulÇğl.Ukala
Aynı kökten:akıl Ukul Ukala Aklî Lâyu'kal makul Ma'kulat taakkul ukala
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
bahr
bahir
ب ح رBHR
Deniz. Büyük göl veya nehir. Yarmak, yırtmak. Çok yürüyen at. İyi kimse. Deve hastalığı.
Çğl.BihârÇğl.EbhârÇğl.Buhur
Aynı kökten:Bâhire bahr bahir Bihâr Ebhâr Buhur bahri bahriye Bahriyyun ibhar İstibhar müstebhir Mütebahhir Mütebahhirîn tebahhur
bess
ب ث ثBSéSé
Neşretmek, yaymak. Parça parça dağılmak. İçindekini açığa vurmak. Ayırmak. Dert, keder. Merak.
Aynı kökten:bess İbsas İstibsas Mebsus Münbess
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cereyan
ج ر يCRY
Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürur. Vuku, vaki olma. Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket.
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
dabbe
د ب بDBB
Debelenen. Hareket eden canlıların tümüni ifade etmek için kullanılır.
Çğl.Devabb
Aynı kökten:dabbe Devabb
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Main
م و هMVHé
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
nafia
ن ف عNFA:
Faydalı işler. Menfaatli olanlar. İnşaat işleri.
Aynı kökten:enfa' menfaat Menafi' nafi nafia Nef'î Nifa'
nehar
ن ه رNHéR
Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Gündüz. Toy kuşunun yavrusu.
Çğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
tasrif
ص ر فS:RF
İstediği şekilde idare etmek. Maslahatta tasarrufa izin vererek mutasarrıf kılmak. Bir şeyi bozup değiştirerek türlü şekillere koymak, evirip çevirmek.
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
sehab
Sehabe
س ح بSHB
Bulut. Karanlık. Bulut gibi uçuşan böcekler. Cazibeye kapılanlar, sürüklenenler. Etki altında kalanlar.
Çğl.SehâibÇğl.Suhub
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
Müsahhar
س ح رSHR
Büyülenmiş, büyü ile aldatılmış, kendisine sihir yapılmış.
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.
2. BAKARA / 174-175-176
Muhakkak
ALLAH'ın kitabtan inzal ettiklerini ketm edenler...
• ve onu az bir semene iştira edenler...
işte onlar, batınlarında, sadece, nar yerler!

ALLAH, kıyamet yevminde onlara kelime ettirmez!
Onlara tezkiye ettirmez!
Elim azab onlaradır!
İşte onlar...
• hüda ile dalaleti...
• ve mağfiret ile azabı iştira edenler...
artık onlar, nara nasıl da sabırlılar!

Bunlar... ALLAH'ın, kitabı bi-hakkın inzal etmesi iledir!
Muhakkak kitab hakkında ihtilafa düşenler... elbette baid şikak içindedirler.
Ahiret KTM NZL KTB ŞRY SéMN K:LL eKL BT:N NVR KLM YVM K:VM ZKV A:ZéB eLM ŞRY D:LL HéDY A:ZéB G:FR S:BR NVR NZL KTB HK:K: H:LF KTB ŞK:K: BA:D .mid149.ss2.as174.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf25.sure.2.xxxAhiretxxyevmxcehennemxcehennemxx.ss2.as175.ss2.as176.xxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kıyamet#||#ktb-kitab#||#ba:d-baid#||#h:lf-ihtilaf#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#s:br-sabr#||#hk:k:-hakk#||#a:zéb-azab#||#ekl-ekl#||#ktm-ketm#||#zkv-tezkiye#||#nzl-inzal#||#sémn-semen#||#nvr-nar#||#klm-kelime#||#hédy-huda#||#g:fr-mağfiret#||#şry-iştira#||#d:ll-dalalet#||#ba:d-baid#||#şk:k:-şikak#x#KTM#||#NZL#||#KTB#||#ŞRY#||#SéMN#||#K:LL#||#eKL#||#BT:N#||#NVR#||#KLM#||#YVM#||#K:VM#||#ZKV#||#A:ZéB#||#eLM#||#ŞRY#||#D:LL#||#HéDY#||#A:ZéB#||#G:FR#||#S:BR#||#NVR#||#NZL#||#KTB#||#HK:K:#||#H:LF#||#KTB#||#ŞK:K:#||#BA:D#||#k:vm-kıyamet#||#ktb-kitab#||#ba:d-baid#||#h:lf-ihtilaf#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#s:br-sabr#||#hk:k:-hakk#||#a:zéb-azab#||#ekl-ekl#||#ktm-ketm#||#zkv-tezkiye#||#nzl-inzal#||#sémn-semen#||#nvr-nar#||#klm-kelime#||#hédy-huda#||#g:fr-mağfiret#||#şry-iştira#||#d:ll-dalalet#||#ba:d-baid#||#şk:k:-şikak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ * اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِۚ فَمَٓا اَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ * ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍ۟
İnnellezîne yektumûne mâ enzelallâhu minel kitâbî ve yeşterûne bihî semenen kalîlen, ulâike mâ ye’kulûne fî butûnihim illen nâre ve lâ yukellimuhumullâhu yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim, ve lehum azâbun elîm(elîmun). * Ulâikellezîneşteravud dalâlete bil hudâ vel azâbe bil magfireh(magfireti), fe mâ asberehum alen nâr(nâri). * Zâlike bi ennellâhe nezzelel kitâbe bil hakk(hakkı), ve innellezînahtelefû fîl kitâbi le fî şikâkin baîd(baîdin).
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Huda
Hüda
ه د يHéDY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Tezkiye
ز ك وZKV
Bir amaca bir davaya adanmışlıkla bahş olunan, hayr ve şerr olanı ayırd mertebesi, bu mertebeye gelmek. / Ref'etmek, yükselmek. / (Kendini yada başka bir şeyi amacından gayrı tüm zihni unsurlardan) Paklamak, temizlemek. Tamamlamak. / Övmek, medhetmek. / Ateşin alevlenmesi. / Bir kimsenin güvenilirliğini soruşturmak. Bir kimsenin şahadetinin doğruluğuna kefil olmak. / Ölmek üzere olan hayvanı, murdar olmaması için ölmeden önce boğazlamak. / Zekat vermek, almak.
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Şikak
ش ق قŞK:K:
Nifak, ikilik, ittifaksızlık.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.
2. BAKARA / 177
Vechlerinize şark tarafı ve garb tarafı istikametine veliyy ettirmeniz... birrr değidlir!
Lakin birr;
ALLAH'a ve ahir yevmine ve meleklere ve kitaba ve Nebilere iman eden...
• ve kurb sahiplerine ve yetimlere ve miskinlere ve sebil çocuklarına (yolcu) ve saillere ve rakabeler içinde olanlara, muhabbet duydukları mallardan veren...
• ve salat ikame eden...
• ve zekat veren...
• ve ahd verdiklerinde ahdlerine vefa gösteren...
• ve beiste ve darrda ve beis hiyninde sabır edendir.
İşte onlar, sadakat gösterenlerdir.
İşte onlar muttakilerdir.
Takva AyetiAhiretBirr LYS BRR VLY VCHé K:BL ŞRK: G:RB BRR eMN YVM eH:R MLK KTB NBe eTY MVL HBB K:RB YTM SKN BNY SBL SeL RK:B K:VM S:LV eTY ZKV VFY A:HéD A:HéD S:BR BeS D:RR HYN BeS S:DK: VK:Y .mid150.ss2.as177.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf26.sure.2.xxxTakva AyetixAhiretxBirrxxyevmxnebixsalatxzekatximanxikrarxxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:vm-ikame-i salat#||#k:bl-xoxox#||#lys-leyse#||#bny-beni#||#ktb-kitab#||#mvl-mal#||#eh:r-ahir#||#sbl-sebil#||#a:héd-ahd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#ytm-yetim#||#d:rr-darr#||#nbe-nebi#||#vché-vücuh#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#vk:y-muttaki#||#sel-sail#||#hbb-muhabbet#||#hyn-hine#||#zkv-zekat#||#mlk-melek#||#şrk:-şark#||#s:dk:-sadakat#||#skn-miskin#||#brr-birr#||#vfy-vefa#||#rk:b-rakabe#||#g:rb-garb#||#bes-beis#||#ety-xxoxx#x#LYS#||#BRR#||#VLY#||#VCHé#||#K:BL#||#ŞRK:#||#G:RB#||#BRR#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#MLK#||#KTB#||#NBe#||#eTY#||#MVL#||#HBB#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#BNY#||#SBL#||#SeL#||#RK:B#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#VFY#||#A:HéD#||#A:HéD#||#S:BR#||#BeS#||#D:RR#||#HYN#||#BeS#||#S:DK:#||#VK:Y#||#k:vm-ikame-i salat#||#k:bl-xoxox#||#lys-leyse#||#bny-beni#||#ktb-kitab#||#mvl-mal#||#eh:r-ahir#||#sbl-sebil#||#a:héd-ahd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#ytm-yetim#||#d:rr-darr#||#nbe-nebi#||#vché-vücuh#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#vk:y-muttaki#||#sel-sail#||#hbb-muhabbet#||#hyn-hine#||#zkv-zekat#||#mlk-melek#||#şrk:-şark#||#s:dk:-sadakat#||#skn-miskin#||#brr-birr#||#vfy-vefa#||#rk:b-rakabe#||#g:rb-garb#||#bes-beis#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’s(be’si) ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
birr
ب ر رBRR
Temizlik. Günahtan çekinmek. Takvâ. İn'âm ve ihsan etme. Salih amel. Koyunu sevketmek. Tilki yavrusu. Fare.
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
hine
hiyn
ح ي نHYN
Vakit. Bir süre. Sırasında. Aynı sırada. Esnasında, sürerken. O zamanda.
Aynı kökten:hine hiyn
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Rakabe
ر ق بRK:B
Boyunduruk altında olan. Kul, köle. Boyun, ense kökü.
Çğl.RikabÇğl.Rakabat
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
sadaka
ص د قS:DK:
Dostluk. Doğruluk. Bir kimseye kalbden bağlılık. Dostlukta sebat, vefadarlık. Allah için, elde olandan ihtiyacı olana dostluk etmek. Herkese karşı doğru olmak.
Çğl.Sadakat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
sail
س ا لSeL
Dilenci. Fakir. Soran. İsteyen. Akan, seyelan eden.
Dşl.SaileÇğl.Seele
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
vech
vecih
و ج هVCHé
Yüz, çehre. Tarz, üslub. Bir şeyin ön tarafı. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Bir şeyin kendisi. Semt. Cihet. Münasebet. İmkan. Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. Bir memleketin ileri gelenleri.
Dşl.vichetÇğl.vücuh
Aynı kökten:Müteveccih Müteveccihîn Müvecceh tevacüh teveccüh Teveccühât Vecahet vech vecih vichet vücuh Veche vicah
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
2. BAKARA / 212
Kafirlere dünya hayatı ziynetlenir!... ve onlar, iman edenlere sahr ederler.
İttika edenler... kıyamet yevminde onların fevkindedir!
ALLAH, dilediği kimseyi, hesabsızca rızıklandırır.
Doğa/YaşamAhiret ZYN KFR HYY DNV SH:R eMN VK:Y FVK: YVM K:VM RZK: ŞYe G:YR HSB .mid176.ss2.as212.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf32.sure.2.xxxDoğa/YaşamxAhiretxxyevmximanxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kıyamet#||#g:yr-gayr#||#şye-şae#||#dnv-dünya#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#zyn-zeyn#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#vk:y-ittika#||#sh:r-sahr#||#hsb-hesab#||#hyy-hayat#||#fvk:-fevk#x#ZYN#||#KFR#||#HYY#||#DNV#||#SH:R#||#eMN#||#VK:Y#||#FVK:#||#YVM#||#K:VM#||#RZK:#||#ŞYe#||#G:YR#||#HSB#||#k:vm-kıyamet#||#g:yr-gayr#||#şye-şae#||#dnv-dünya#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#zyn-zeyn#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#vk:y-ittika#||#sh:r-sahr#||#hsb-hesab#||#hyy-hayat#||#fvk:-fevk#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
زُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۢ وَالَّذ۪ينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Zuyyine lillezîne keferûl hayâtud dunyâ ve yesharûne minellezîne âmenû, vellezînettekav fevkahum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), vallâhu yerzuku men yeşâu bi gayrihisâb(hisâbin).
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Sahr
س خ رSH:R
Masharaya almak. Alay etmek. Dalga geçmek.
Aynı kökten:İstishar mashara Meshara Mesâhir Müsteshir Mütemeshir Mütemeshirîn Sahir Sahr suhre Suhriyen Sıhriyya Suhriyye Temeshur Temeshurât Tesahhur Tesahhurât Musahhar Musahhir Müsahhir Müsahhar Sihriyy Teshir
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
2. BAKARA / 213
Nas, vahid ümmet oldu... ve ardından ALLAH, ibşar ve inzar eden Nebiler baas etti.
Onun hakkında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında nas arasında hüküm versinler diye... onlarla beraber bi-hakkın kitab inzal etti.
Sadece verilenler... kendilerine beyyineler kılınmasının ardından... aralarında bagy ederek, onun hakkında ihtilafa düştüler.
Ardından ALLAH, iman edenlere... kendi izni ile hakk olandan hakkında ihtilaf ettikleri şeye hidayet etti.
ALLAH, dilediği kimseyi sırat-ı mustakime ihda eder.
KVN NVS eMM VHD BA:Sé NBe BŞR NZéR NZL KTB HK:K: HKM BYN NVS H:LF H:LF eTY BA:D CYe BYN BG:Y BYN HéDY eMN H:LF HK:K: eZéN HéDY ŞYe S:RT: K:VM .mid177.ss2.as213.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf32.sure.2.xxxxxnebixsırat-ı mustakimximanxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-mustakim#||#kvn-kane#||#şye-şae#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#ba:d-bad#||#h:lf-ihtilaf#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#s:rt:-sırat#||#byn-beyyine#||#byn-beyn#||#nbe-nebi#||#vhd-vahid#||#ba:sé-baas#||#nzl-inzal#||#hédy-ihda#||#hédy-hidayet#||#hkm-hüküm#||#bg:y-bagy#||#nzér-inzar#||#ezén-izin#||#emm-ümmet#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#KVN#||#NVS#||#eMM#||#VHD#||#BA:Sé#||#NBe#||#BŞR#||#NZéR#||#NZL#||#KTB#||#HK:K:#||#HKM#||#BYN#||#NVS#||#H:LF#||#H:LF#||#eTY#||#BA:D#||#CYe#||#BYN#||#BG:Y#||#BYN#||#HéDY#||#eMN#||#H:LF#||#HK:K:#||#eZéN#||#HéDY#||#ŞYe#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#kvn-kane#||#şye-şae#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#ba:d-bad#||#h:lf-ihtilaf#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#s:rt:-sırat#||#byn-beyyine#||#byn-beyn#||#nbe-nebi#||#vhd-vahid#||#ba:sé-baas#||#nzl-inzal#||#hédy-ihda#||#hédy-hidayet#||#hkm-hüküm#||#bg:y-bagy#||#nzér-inzar#||#ezén-izin#||#emm-ümmet#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّ۪نَ مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۖ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَمَا اخْتَلَفَ ف۪يهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْۚ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
Kânen nâsu ummeten vâhıdeten fe beasallâhun nebiyyîne mubeşşirîne ve munzirîne, ve enzele meahumul kitâbe bil hakkı li yahkume beynen nâsi fî mâhtelefû fîh(fîhi), ve mâhtelefe fîhi illellezîne ûtûhu min ba’di mâ câethumul beyyinâtu bagyen beynehum, fe hedâllâhullezîne âmenû li mâhtelefû fîhi minel hakkı bi iznih(iznihî), vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
bagy
ب غ يBG:Y
Azgınlık. Zulüm. İsyan. Hakkı tecavüz. İstemek, talep etmek. Yaranın şişmesi. (Yağmur) şiddetle yağmak. / Kendi önceliğini isteyerek veya kendi tercihlerini önceleyerek ve isyan ederek zulüm etme.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hidayet
ه د يHéDY
Yakışan şeyi hediye etmek. Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
inzar
ن ذ رNZéR
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
2. BAKARA / 229
Boşanma iki merredir.
Artık ondan sonra, maruf ile imsak edin veya ihsan ile tesrih edin.
Onlara verdiğiniz şeylerden ahz etmeniz size helal değildir. ALLAH'ın hududuna ikame edemeyeceklerinden korkmaları müstesna.
Eğer siz de, onların ALLAH'ın hududunu ikame edemeyeceklerinden korkarsanız... artık, kadının fidye vermesinde o ikisine cünah yoktur.
İşte bunlar, ALLAH'ın hudududur... artık bunlara düşmanlık etmeyin.
ALLAH'ın hududuna düşmanlık eden kimse... artık işte o, o zalimlerdendir.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: MRR MSK A:RF SRH HSN HLL eH:Zé eTY ŞYe H:VF K:VM HDD H:VF K:VM HDD CNH FDY HDD A:DV A:DV HDD Z:LM .mid191.ss2.as229.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#k:vm-ikame#||#şye-şey#||#h:vf-havf#||#z:lm-zalim#||#a:dv-adüvv#||#t:lk:-talak#||#fdy-fidye#||#msk-imsak#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#srh-tesrih#||#mrr-merre#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#ety-xxoxx#x#T:LK:#||#MRR#||#MSK#||#A:RF#||#SRH#||#HSN#||#HLL#||#eH:Zé#||#eTY#||#ŞYe#||#H:VF#||#K:VM#||#HDD#||#H:VF#||#K:VM#||#HDD#||#CNH#||#FDY#||#HDD#||#A:DV#||#A:DV#||#HDD#||#Z:LM#||#k:vm-ikame#||#şye-şey#||#h:vf-havf#||#z:lm-zalim#||#a:dv-adüvv#||#t:lk:-talak#||#fdy-fidye#||#msk-imsak#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#srh-tesrih#||#mrr-merre#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلطَّلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَأْخُذُوا مِمَّٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا اِلَّٓا اَنْ يَخَافَٓا اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ف۪يمَا افْتَدَتْ بِه۪ۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَعْتَدُوهَاۚ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Et talâku merratân(merratâni), fe imsâkun bi ma’rûfin ev tesrîhun bi ihsân(ihsânin), ve lâ yahıllu lekum en te’huzû mimmâ âteytumûhunne şey’en illâ en yehâfâ ellâ yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), fe in hıftum ellâ yukîmâ hudûdallâhi, fe lâ cunâha aleyhimâ fî meftedet bih(bihî), tilke hudûdullâhi fe lâ ta’tedûhâ, ve men yeteadde hudûdallâhi fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Fidye
ف د يFDY
Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.
Çğl.İftida'
Aynı kökten:Fidye İftida'
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
Tesrih
س ر حSRH
Talâk. Boşanma, ayrılma. Halâs etme, kurtarma. Bırakma, salıverme. Kıl tarama. Asan etme, kolaylaştırma.
Aynı kökten:Mesrah Mesârih Müsrah Serh Serah Tesrih
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
2. BAKARA / 230
Eğer erkek, zevcesini bir daha boşarsa... artık sonrasında zevce, gayrı nikahlanıncaya kadar kendisine helal olmaz.
Eğer bu da onu boşarsa... ve ardından, eğer onlar ALLAH'ın hududunu ikame edeceklerini zann ederlerse... artık birbirlerine rücu etmelerinde o ikisine cünah yoktur.

Bunlar ALLAH'ın hudududur!
Bunları, alim olan kavim için beyan ediyor.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: HLL BA:D NKH ZVC G:YR T:LK: CNH RCA: Z:NN K:VM HDD HDD BYN K:VM A:LM .mid192.ss2.as230.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#k:vm-ikame#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#a:lm-alim#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyan#||#rca:-rücu#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#z:nn-zann#||#zvc-zevc#||#hll-helal#x#T:LK:#||#HLL#||#BA:D#||#NKH#||#ZVC#||#G:YR#||#T:LK:#||#CNH#||#RCA:#||#Z:NN#||#K:VM#||#HDD#||#HDD#||#BYN#||#K:VM#||#A:LM#||#k:vm-ikame#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#a:lm-alim#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyan#||#rca:-rücu#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#z:nn-zann#||#zvc-zevc#||#hll-helal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتّٰى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۜ فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يَتَرَاجَعَٓا اِنْ ظَنَّٓا اَنْ يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Fe in tallakahâ fe lâ tahıllu lehu min ba’du hattâ tenkiha zevcen gayrah(gayrahu), fe in tallakahâ fe lâ cunâha aleyhimâ en yeterâceâ in zannâ en yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), ve tilke hudûdullâhi yubeyyinuhâ li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Zevc
ز و جZVC
Çeşit. Tür. / Sınıf. Cins. / Bir şeyi tamamlayan, bütünleyen, noksanlarını ikmal şeyler. / En az iki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. // Karı ve kocanın herbiri.
Dşl.ZevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:İzdivac Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic Zevc Zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.
2. BAKARA / 238-239
Salatlara ve salat-ı vustaya hafız olun!
Kanit olarak ALLAH için kıyam edin!
Eğer, yayan ve rakib olarak korku içindeyseniz... emin olmanızın ardından… alim olmadığınız halde sizi alim etttiği gibi (şekilde) ALLAH'ı zikir edin!
HFZ: S:LV S:LV VST: K:VM K:NT H:VF RCL RKB eMN ZéKR A:LM KVN A:LM .mid200.ss2.as238.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf38.sure.2.xx*2xxxsalatximanxx.ss2.as239.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kıyam#||#kvn-tekun#||#h:vf-havf#||#emn-emin#||#a:lm-alim#||#rcl-recül#||#s:lv-salat#||#vst:-vusta#||#k:nt-kanit#||#hfz:-hafız#||#zékr-zikir#||#rkb-rakib#x#HFZ:#||#S:LV#||#S:LV#||#VST:#||#K:VM#||#K:NT#||#H:VF#||#RCL#||#RKB#||#eMN#||#ZéKR#||#A:LM#||#KVN#||#A:LM#||#k:vm-kıyam#||#kvn-tekun#||#h:vf-havf#||#emn-emin#||#a:lm-alim#||#rcl-recül#||#s:lv-salat#||#vst:-vusta#||#k:nt-kanit#||#hfz:-hafız#||#zékr-zikir#||#rkb-rakib#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ * فَاِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا اَوْ رُكْبَانًاۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ
Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn(kânitîne). * Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ(rukbânen), fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Hâfız
ح ف ظHFZ:
Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. Kur'ân-ı Kerim'i tamamen ezbere okuyan. El Hafız : Muhafaza, hafız edici. Koruyucu fiili.
Çğl.HuffazÇğl.Hafaza
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
kanit
ق ن تK:NT
Kunut ve duâ eden. İtaatlı. Sükût eden.
Çğl.kanitin
Aynı kökten:kanit kanitin kunut
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
Rakib
ر ك بRKB
Binen. Binici. Herhangi bir nakil vasıtasına binmiş olan.
Çğl.RükbanÇğl.Rükkab
Aynı kökten:İrkâb İrkâben Merkeb Merakib Merkub Müterakib Rakib Rükban Rükkab Rakiben Rekb Rekub Rikâb Rüküb Rikâbî Rükub Mürekkeb Mürekkebât Mürekkib Müterekkib Terekküb Terkib Terkibat Terakib
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Vusta
و س طVST:
Orta. Ortası. Orta parmak.
Aynı kökten:Mevsut Mutavassıt Mutavassıtîn Muvasat Müvasat Tavassut Tavsit Tavsitât Vasat Evsât Vasatî Vasıta Vusta
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).
2. BAKARA / 250
Calut ve ordusuna bariz olduklarında, dediler ki:
"Rabbimiz!
Üzerimize sabır ifrag et!
Kademlerimizi sabitle!
Kafirlerin kavmine karşı bize nasır ol!"
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -5 /Ahid SandığıDua BRZ CLT CND K:VL RBB FRG: S:BR SéBT K:DM NS:R K:VM KFR .mid211.ss2.as250.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf40.sure.2.xxxxxkissa-musa-050xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -5 /Ahid SandığıxDuax#k:vm-kavim#||#cnd-cünd#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#kfr-kafir#||#k:dm-kadem#||#ns:r-nasır#||#brz-bariz#||#frg:-ifrag#||#sébt-sabit#||#brz-bariz#||#clt-calut#||#k:vl-xxoxx#x#BRZ#||#CLT#||#CND#||#K:VL#||#RBB#||#FRG:#||#S:BR#||#SéBT#||#K:DM#||#NS:R#||#K:VM#||#KFR#||#k:vm-kavim#||#cnd-cünd#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#kfr-kafir#||#k:dm-kadem#||#ns:r-nasır#||#brz-bariz#||#frg:-ifrag#||#sébt-sabit#||#brz-bariz#||#clt-calut#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ قَالُوا رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ
Ve lemmâ berazû li câlûte ve cunûdihî kâlû rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).
Bariz
ب ر زBRZ
Doğan. Zâhir ve âşikar. Meydanda olan. Belli. Açıkça.
Aynı kökten:Bariz Berûz Biraz Büruz İbraz İstibraz Mebruz Mübrez Mübriz Mütebariz Mütebarizîn Tebarüz Tebriz
Bariz
ب ر زBRZ
Doğan. Zâhir ve âşikar. Meydanda olan. Belli. Açıkça.
Aynı kökten:Bariz Berûz Biraz Büruz İbraz İstibraz Mebruz Mübrez Mübriz Mütebariz Mütebarizîn Tebarüz Tebriz
Calut
CLT
İbranice ”Golyath'-Goliath-Golyat”, Aramice “Goloūto” asıllı olan bu kelime, köken olarak İbranice olarak kabul edilmiştir. Filistinli kraldır. Hz. Davud tarafından savaş sırasında öldürülmüştür.
Aynı kökten:Calut
Cünd
ج ن دCND
Er, asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. Şehir. Rasullere karşı toplanan gruplar.
Çğl.CünudÇğl.Ecnad
Aynı kökten:Cünd Cünud Ecnad Cündî
İfrag
ف ر غFRG:
Bir halden başka bir hale sokma. Kalıba dökmek. Şekil vermek. Boşaltmak. Akıtmak. Dökmek. Cari kılmak.
Aynı kökten:Farig ferag İfrag İstifrag Müfrag Müfrig Müfriga Müstefrig Teferrug
kadem
ق د مK:DM
Ayak. / Adım. / Metrenin üçte biri kadar olan uzunluk. Oniki parmak uzunluğu, yarım arşın. / Uğur. / İnsanda mantık sistemi. / Zihniyeti belirleyen ana unsur.
Çğl.akdam
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
sabit
ث ب تSéBT
Duran, yerinde durup hareket etmeyen. Doğruluğu isbat edilmiş olan.
Aynı kökten:isbat müsbet müsbit müsebbet müsebbit sabit sebat sebit sübut tesbit
Diyanet Meali:
(Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
2. BAKARA / 255
ALLAH!...
O'ndan başka ilah yoktur.
Hayydır.
Kayyumdur.
O'nu vesn ve de nevm ahz etmez.
Semalarda olanlar ve arzda olanlar O'nundur.
O'nun izni dışında, O'nun indinde şefaat edebilecek kim olabilir!?
Ellerinin arasında olanlara ve halfinde olanlara alimdir. O’nun ilminden bir şeyi, sadece, onun diledikleri ihata edilebilir.
Semaların ve arzın kürsüsüne vasidir. Bu ikisini hıfz etmek ona zor gelmez.
O, aliyydir, azimdir.
Ayet el-KürsiEsma-ül Hüsna eLHé HYY K:VM eH:Zé VSN NVM SMV eRD: ŞFA: A:ND eZéN A:LM BYN YDY H:LF HVT: ŞYe A:LM ŞYe VSA: KRS SMV eRD: eVD HFZ: A:LV A:Z:M .mid216.ss2.as255.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf41.sure.2.xx**xAyet el-KürsixEsma-ül Hüsnax#k:vm-kayyum#||#şye-şey#||#şye-şae#||#elhé-ilah#||#h:lf-half#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#şfa:-şefaat#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#a:z:m-azim#||#krs-kürsi#||#vsa:-vasi#||#eh:zé-ahz#||#vsn-vesn#||#nvm-nevm#||#hyy-hayy#||#ezén-izin#||#a:lv-aliyy#||#hvt:-ihata#||#hfz:-hıfz#||#evd-xoxox#x#eLHé#||#HYY#||#K:VM#||#eH:Zé#||#VSN#||#NVM#||#SMV#||#eRD:#||#ŞFA:#||#A:ND#||#eZéN#||#A:LM#||#BYN#||#YDY#||#H:LF#||#HVT:#||#ŞYe#||#A:LM#||#ŞYe#||#VSA:#||#KRS#||#SMV#||#eRD:#||#eVD#||#HFZ:#||#A:LV#||#A:Z:M#||#k:vm-kayyum#||#şye-şey#||#şye-şae#||#elhé-ilah#||#h:lf-half#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#şfa:-şefaat#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#a:z:m-azim#||#krs-kürsi#||#vsa:-vasi#||#eh:zé-ahz#||#vsn-vesn#||#nvm-nevm#||#hyy-hayy#||#ezén-izin#||#a:lv-aliyy#||#hvt:-ihata#||#hfz:-hıfz#||#evd-xoxox#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih(iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm(azîmu).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Azîm
ع ظ مA:Z:M
Azimet eden. Gidici. // Büyük. Yüce. Çok ileri. Ç: İzam, Uzema' El Azim : Mutlakiyet, mutlak yapmak, olmak fiili. Biz de azmimizde ALLAH'ın azmi ile beraberiz. Bazen duymayız, gafil oluruz. Daima hassas olmak icab eder. AZAMETLİ OLAN
Aynı kökten:A'zam Uzma azamet A'zami Azamût Azîm Azime Azâim Âzime azm izam izamen İzz muazzam muazzamat Müteazzım Taazzum Taazzumat Ta'zim Ta'zimat Uzm
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
xoxox
ا و دeVD
?Yorgunluk vermek
Aynı kökten:xoxox
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hıfz
ح ف ظHFZ:
Saklama. Koruma. Siyanet. Muhafaza. Ezber etmek. Hatırda tutmak. Kur'an'ı ezberde tutmak.
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
İhata
ح و طHVT:
Kuşatmak. Sarmak. Etrafından çevirmek, kuşatmak, içine almak. Kuşatılmak, sarılmak. Geniş bilgi ile anlamak, tam kavramak.
Aynı kökten:İhata Muhat Muhit Muhitat
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kayyum
ق و مK:VM
Her şeyin varlığı kendisine bağlı olan. (Mübalağalı sıfat) El Kayyum : Kıyamı, durumu, duruşu. Başlangıç, nihayet ve yeniden oluş gibi hallerden münezzeh ve ezelden ebede kaim, daim ve var olan. Bütün eşyanın ancak kendisi ile kaim olduğu.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kürsi
Kürsü
ك ر سKRS
Koltuk. Taht. Saltanat. Kudret. Hakimiyet. Oturulacak yüksekçe yer. Câmilerde vâizin, medreselerde müderrisin oturduğu yer. Başkent, hükümet merkezi. Mânevi makam. Arş'ın altına bir semâ tabakası.
Aynı kökten:Kürsi Kürsü
Nevm
ن و مNVM
Uyku. Uyumak. / Rüya. / Sönmek. / Sükun.
Aynı kökten:İstiname Menam Mename Menamen Münaveme Münevvem Münevvim Müstenîm Mütenavim Mütenavimîn Mütenevvim Naim Naimîn Niyam Nevm Tenevvüm Tenvim Tenvimât
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Vâsi'
Vasia
و س عVSA:
Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana kafi ve bol bol ihsan eden. El Vasi : Geniş, genişlik fiili.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Vesn
و س نVSN
Hafif. / Uyku. / Uyku anında aklın gitmesi. / Uykudan dolayı kişiye arız olan zayıflık.
Aynı kökten:Vesen Vesn Vesnan
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Şefaat
ش ف عŞFA:
Birinin bağışlanmasına aracılık etmek. Af için vesile olmak.
Aynı kökten:Eşfa' şafi Şefi' Şef' Şefa Şefaat
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.
2. BAKARA / 258
Rabbi hakkında İbrahim'le hacc edeni görmedin mi!?
ALLAH, ona mülk vermişti...
İbrahim,
"Hayy eden ve mevt eden benim Rabbimdir" demişti.
O, "Ben hayy eder ve mevt ederim" dedi.
Ardından İbrahim,
"Muhakkak ki ALLAH, güneşi şark tarafından verir. Artık sen, onu garb tarafından getir bakalım" dedi.
Ardından kafir, büht etti.
ALLAH, zalimlerin kavimini ihda etmez.
Hz. İbrahim Kıssası -2- ReY HCC BRHéM RBB eTY MLK K:VL RBB HYY MVT K:VL HYY MVT K:VL BRHéM eTY ŞMS ŞRK: eTY G:RB BHéT KFR HéDY K:VM Z:LM .mid219.ss2.as258.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf42.sure.2.xxxxxkissa-ibrahim-02xHz. İbrahim Kıssası -2-x#k:vm-kavim#||#z:lm-zalim#||#şms-şems#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#kfr-kafir#||#mlk-mülk#||#hédy-ihda#||#hcc-hacc#||#bhét-büht#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#şrk:-şark#||#hcc-hacc#||#g:rb-garb#||#brhém-hz. ibrahim#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#HCC#||#BRHéM#||#RBB#||#eTY#||#MLK#||#K:VL#||#RBB#||#HYY#||#MVT#||#K:VL#||#HYY#||#MVT#||#K:VL#||#BRHéM#||#eTY#||#ŞMS#||#ŞRK:#||#eTY#||#G:RB#||#BHéT#||#KFR#||#HéDY#||#K:VM#||#Z:LM#||#k:vm-kavim#||#z:lm-zalim#||#şms-şems#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#kfr-kafir#||#mlk-mülk#||#hédy-ihda#||#hcc-hacc#||#bhét-büht#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#şrk:-şark#||#hcc-hacc#||#g:rb-garb#||#brhém-hz. ibrahim#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ي حَٓاجَّ اِبْرٰه۪يمَ ف۪ي رَبِّه۪ٓ اَنْ اٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَۢ اِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّيَ الَّذ۪ي يُحْي۪ وَيُم۪يتُۙ قَالَ اَنَا۬ اُحْي۪ وَاُم۪يتُۜ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ فَاِنَّ اللّٰهَ يَأْت۪ي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذ۪ي كَفَرَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۚ
E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk(mulke), iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît(umîtu), kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer(kefere), vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Büht
ب ه تBHéT
İftira, isnad edilen yalan. Bir seyyarenin bir günlük hareketi.
Aynı kökten:Bühat Büht Bühtan
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
garb
Gurub
غ ر بG:RB
Batı. Güneşin battığı taraf. / Gün batımı. / Sığır derisinden yapılan büyük kova. Sakaların su koydukları büyük tulum. / Atıldıktan sonra bulunmayan ok. / Yürügen at. / Kenar. // Batma, batış. Batıda görünmez olma. Gözden kaybolmak. Uzaklaşmak. Irak olmak.
Çğl.Gurub
Aynı kökten:Agreb Garabet garb Gurub Gurub Garib Garibe Garaib Gureba Garaibat Gârib Gurab Garbân Egribe Gırban Gurbet igrab İstigrab magrib mağrib Magarib Mugrib Mugterib Müstagreb Müstagrib Müstagribîn Mütegarrib Mütegarribîn Salatül mağrib Tagrib Tegarrüb
hacc
ح ج جHCC
Kasdetmek. Muarazada delil ve bürhan ile galip olmak. Bir yere çok tereddütle varıp gelme. Bir şeyden feragat etmek. İslâmın şartlarından ve hâli vakti müsait olan her müslümana farz olan, Kâbe-i Şerif'i usulüne uygun olarak bir defa ziyaret etmek. Hacc.
Aynı kökten:hacc Hâcc Hacı Hâcce Hüccac Hacîc hacc ayları Hicac hüccet Hücec ihticac İhticacat muhacce tahacüc Zulhicce
hacc
ح ج جHCC
Kasdetmek. Muarazada delil ve bürhan ile galip olmak. Bir yere çok tereddütle varıp gelme. Bir şeyden feragat etmek. İslâmın şartlarından ve hâli vakti müsait olan her müslümana farz olan, Kâbe-i Şerif'i usulüne uygun olarak bir defa ziyaret etmek. Hacc.
Aynı kökten:hacc Hâcc Hacı Hâcce Hüccac Hacîc hacc ayları Hicac hüccet Hücec ihticac İhticacat muhacce tahacüc Zulhicce
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
mülk
milk
م ل كMLK
Mal. Yer. Bina. Hüküm ile bir şeyin zabt ve tasarrufu. İzzet, azamet, şevket. Bir şeyin dış yüzü. İnsanın sahip ve malik olduğu şey. Akıl sahiplerini tasarruf etmek.
Çğl.Emlak
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şems
ش م سŞMS
Güneş
Çğl.Şümus
Aynı kökten:Müşemmes Müteşemmis şems Şümus şemsiye Teşemmüs Teşmis
şark
ش ر قŞRK:
Doğu. Güneşin doğduğu taraf. / Güneşin aydınlığı. / Yarmak. Parıldamak. / Duygu, düşünce ve fikirlerin doğuşu, aydınlığı / Manaların ve öz-duyumların, duygu merkezine doğması.
Aynı kökten:işrak meşrık maşrık meşarık mişrak müsteşrik müşrik şark teşrik
Diyanet Meali:
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
2. BAKARA / 264
Ey iman edenler!
Mallarını nasa riya olarak infak edenler ve ALLAH'a ve ahir yevmine iman etmeyenler gibi... minnet ve eza ile sadakalarınızı batıl etmeyin.
Artık onun meseli; safva... onun üzerindeki turab meseli gibidir. Ona vabil isabet eder ve ardından onu sald haline terk eder. Kesb ettikleri şeylere ikdar edemezler.
ALLAH, kafir kavimleri ihda etmez.
İnfakAhiret eMN BT:L S:DK: MNN eZéY NFK: MVL ReY NVS eMN YVM eH:R MSéL MSéL S:FV TRB S:VB VBL TRK S:LD K:DR ŞYe KSB HéDY K:VM KFR .mid225.ss2.as264.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf43.sure.2.xxxxxkissa-meselxİnfakxAhiretxxyevmxsadakaxinfakximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kavim#||#şye-şey#||#mvl-mal#||#nvs-nas#||#eh:r-ahir#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#ksb-kesb#||#s:vb-isabet#||#trk-terk#||#kfr-kafir#||#s:ld-sald#||#hédy-ihda#||#nfk:-infak#||#k:dr-ikdar#||#msél-mesel#||#mnn-minnet#||#s:fv-safva#||#vbl-vabil#||#s:dk:-sadaka#||#trb-turab#||#bt:l-batıl#||#ezéy-eza#||#rey-xxoxx#x#eMN#||#BT:L#||#S:DK:#||#MNN#||#eZéY#||#NFK:#||#MVL#||#ReY#||#NVS#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#MSéL#||#MSéL#||#S:FV#||#TRB#||#S:VB#||#VBL#||#TRK#||#S:LD#||#K:DR#||#ŞYe#||#KSB#||#HéDY#||#K:VM#||#KFR#||#k:vm-kavim#||#şye-şey#||#mvl-mal#||#nvs-nas#||#eh:r-ahir#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#ksb-kesb#||#s:vb-isabet#||#trk-terk#||#kfr-kafir#||#s:ld-sald#||#hédy-ihda#||#nfk:-infak#||#k:dr-ikdar#||#msél-mesel#||#mnn-minnet#||#s:fv-safva#||#vbl-vabil#||#s:dk:-sadaka#||#trb-turab#||#bt:l-batıl#||#ezéy-eza#||#rey-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًاۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ
Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tubtılû sadakâtikum bil menni vel ezâ, kellezî yunfiku mâlehu riâen nâsi ve lâ yu’minu billâhi vel yevmil âhır(âhıri), fe meseluhu ke meseli safvânin aleyhi turâbun fe esâbehu vâbilun fe terakehu saldâ(salden), lâ yakdirûne alâ şey’in mimmâ kesebû vallâhu lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
eza
ا ذ يeZéY
Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. / İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. / Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. / Tetavül etmek. / Ticarette kaybetme, zarar etme. / Kibir ve gururunu bıraktırma.
Aynı kökten:eza Eziyet İza Mu'zî Mu'ziyat Müezzi Müteezzi Mü'zi Te'ziye
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
İkdar
ق د رK:DR
Kudret verme, kuvvetleştirme, güç kazandırma. Geçimini sağlama. Birini kayırma.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
Minnet
م ن نMNN
İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. Birisine iyilik etmek. Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak.
Aynı kökten:İmtinan İstimnan Memnun Memnunen Memnuniyyet Menn menne Mennan Mennane Menun Minnet Temenna
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
sadaka
ص د قS:DK:
Dostluk. Doğruluk. Bir kimseye kalbden bağlılık. Dostlukta sebat, vefadarlık. Allah için, elde olandan ihtiyacı olana dostluk etmek. Herkese karşı doğru olmak.
Çğl.Sadakat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Safvâ
Safvan
ص ف وS:FV
Yumuşak, düz ve kaygan taş veya kaya parçası. Çok soğuk ve açık olan gün.
Aynı kökten:esfa ıstıfa Musafat Musaffa mustafa saf safa safi safiyy Safiye Safiyet Safvâ Safvan safve safvet
Sald
ص ل دS:LD
Şiddetle ellerini yere vurmak. / Sert, çıplak ve pürüzsüz (örneğin taş). / Çekingen veya çirkin bir şekilde. / Bitki üretmez toprak. / Az sütü olan veya hiç sütü olmayan deve.
Aynı kökten:Sald
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
Türâb
Turab
ت ر بTRB
Toprak. Toz.
Çğl.TirbanÇğl.EtribeÇğl.Türban
Aynı kökten:İtrab Terb Terba Terbab Teribe Teraib Teribe Teterrüb Tetrib Tırbal Tarâbil Tirb Tırb Tirâb Etrâb Türâb Turab Tirban Etribe Türban Türbe Atrab Itrab İstıtrab İstitrab İstitrabî Mıtrab Mutatarrib Mutatarribin Mutrib Müstatrib Tarab Tatarrub Tatrib Metrebe
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Vabil
و ب لVBL
Yağmur. İri taneli yağmur.
Aynı kökten:Vabil Vebal Vebl
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
2. BAKARA / 275
Riba yiyenler, ancak mess eden şeytanın habt ettiklerinin kıyam etmesi gibi kıyam edebilirler.
Bu, onların,
"Muhakkak bey' de riba mislidir" demelerindendir.
ALLAH bey'i helal kıldı ve ribayı haram kıldı.
Artık Rabbinden meviza alan kimse ardından nehy ederse, artık selef olmuş olanlar kendisi içindir ve emri ALLAH'adır. İda eden... artık işte onlar, nar ashabıdır ve orada ebedidirler.
AhiretRibaŞeytan eKL RBV K:VM K:VM H:BT: ŞT:N MSS K:VL BYA: MSéL RBV HLL BYA: HRM RBV CYe VA:Z: RBB NHéY SLF eMR A:VD S:HB NVR H:LD .mid236.ss2.as275.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf46.sure.2.xxxAhiretxRibaxŞeytanxxŞeytanxcehennemxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kum#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#nhéy-nehy#||#mss-mess#||#a:vd-ida#||#ekl-ekl#||#h:ld-halid#||#rbv-riba#||#bya:-bey#||#hrm-haram#||#msél-misl#||#s:hb-sahib#||#h:bt:-habt#||#nvr-nar#||#hll-helal#||#va:z:-meviza#||#slf-selef#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eKL#||#RBV#||#K:VM#||#K:VM#||#H:BT:#||#ŞT:N#||#MSS#||#K:VL#||#BYA:#||#MSéL#||#RBV#||#HLL#||#BYA:#||#HRM#||#RBV#||#CYe#||#VA:Z:#||#RBB#||#NHéY#||#SLF#||#eMR#||#A:VD#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#k:vm-kum#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#nhéy-nehy#||#mss-mess#||#a:vd-ida#||#ekl-ekl#||#h:ld-halid#||#rbv-riba#||#bya:-bey#||#hrm-haram#||#msél-misl#||#s:hb-sahib#||#h:bt:-habt#||#nvr-nar#||#hll-helal#||#va:z:-meviza#||#slf-selef#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُٓوا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَٓاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَۜ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
Bey'
ب ي عBYA:
Satmak. Fık: Bir malı diğer bir mal ile değiştirmek.
Çğl.Büyu'
Aynı kökten:Bayi' Bey' Büyu' Bey' U Şirâ Beyya' Bia Biyâ biat Bey'at Biyaet Biyâât Mebi' Mubî' mübayaa Mübayaat Tebayü'
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Habt
خ ب طH:BT:
Şiddetli vurmak. Önünü görmeyerek körcesine basıp yürümek. Yanılmak, unutmak, hatâ etmek. Fesada vermek. Hiç umulmayan birisinden yardım istemek. Cin, şeytan çarpmak.
Aynı kökten:Habt Tahabbut Tehabbüt
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nehy
ن ه يNHéY
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
riba
ر ب وRBV
Artmak. Çoğalmak. Kabarmak. Tartısı ve ölçüsü belli olan bir malı aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile, bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak veya veresiye değiştirmek. Faiz. Aşırı kazanç. Zarara ortak olmadan kâra ortak olmak.
Aynı kökten:İrba' Rabiye Revâbi riba Ribve Rubve
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Self
Selef
س ل فSLF
Eskiden olan. / Evvelce bulunmuş olan. / Yerine geçilen. / Önde olmak, ileri geçmek. / Eski adam.
Çğl.EslâfÇğl.Süllaf
Aynı kökten:İslaf İstislaf Maselef Meslufe Selefiye Self Selef Eslâf Süllaf Sülfe Teslif
Mev'iza
Mev'ize
و ع ظVA:Z:
Öğüt. Nasihat. Bir cemaate veya kimseye kalbini yumuşatacak ve iyiliğe sevkedecek surette hakikatları ders vermek.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
Diyanet Meali:
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.
2. BAKARA / 277
Muhakkak;
• iman edenler
• ve salih ameller işleyenler
• ve salat ikame edenler
• ve zekat verenler…
onların ecirleri Rabblerinin indindedir.
Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler.
eMN A:ML S:LH K:VM S:LV eTY ZKV eCR A:ND RBB H:VF HZN .mid238.ss2.as277.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf46.sure.2.xxxxxsalatxzekatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-ikame-i salat#||#h:vf-havf#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#s:lh-salih amel#||#hzn-hüzün#||#ecr-ecir#||#zkv-zekat#||#ety-xxoxx#x#eMN#||#A:ML#||#S:LH#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#eCR#||#A:ND#||#RBB#||#H:VF#||#HZN#||#k:vm-ikame-i salat#||#h:vf-havf#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#rbb-rabb#||#s:lh-salih amel#||#hzn-hüzün#||#ecr-ecir#||#zkv-zekat#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve ekâmûs salâte ve âtevûz zekâte lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
salih amel
ص ل حS:LH
Allah'ın emrini bizatihi duyarak, ve itaat ederek, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker esası ile yapılan ameller.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
2. BAKARA / 282
Ey iman edenler!
Birbirinize müsemma ecele kadar, belirlenmiş bir borç ile borçlandığınız zaman onu yazın.
• Aranızda bir katib onu adaletle yazsın.
• Katib, ALLAH'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, aynı şekilde yazsın.
• Üzerinde hakk bulunan o kimseye imlal ettirmesin.
• Rabbi olan ALLAH'a ittika etsin ve ondan bir şey bahs etmesin (eksiltmesin).

Eğer üzerinde hakk olan o kimse, sefih veya zayıf ise veya kendisi onu imlal ettirmeye istitaat edemez ise, artık veliysi onu adaletle imlal ettirmesin.

Erkeklerinizden iki şahidin şahid olmasını isteyin.
• Eğer iki erkek kimse olmuyorsa, o zaman, bir erkek kimse ve şahadetlerinden razı olacağınız iki kadını... İkisinden biri dalalete düşerse, o zaman, ikisinden birisi diğerine zikir ettirir.
• Şahidler davet edildikleri zaman kaçınmasınlar.
• Sagir veya kebir, vadesine kadar onu yazmaktan sem etmeyin.
Bu, ALLAH'ın indinde en kıst olandır ve şahadet için akvamdır ve rayb etmemeniz için ednadır.

Ancak aranızda devr etmeye hazır olan ticaret ise, o zaman, bunu yazmamanız size cünah değildir.

Bey' ettiğinizde şahid edinin.

Katib ve şahidler darr edilmesin.
• Eğer böyle yaparsanız, artık muhakkak o, sizin için füsuk olur.
ALLAH'a ittika edin. ALLAH size ilim veriyor.
ALLAH herşeye alimdir.
Esma-ül Hüsna eMN DYN DYN eCL SMV KTB KTB BYN KTB A:DL eBY KTB KTB A:LM KTB MLL HK:K: VK:Y RBB BH:S ŞYe KVN HK:K: SFHé D:A:F T:VA: MLV MLL VLY A:DL ŞHéD ŞHéD RCL KVN RCL RCL MRe RD:V ŞHéD D:LL eHD ZéKR eHD eH:R eBY ŞHéD DA:V SeM KTB S:G:R KBR eCL K:ST: A:ND K:VM ŞHéD DNV RYB KVN TCR DVR BYN LYS CNH KTB ŞHéD BYA: D:RR KTB ŞHéD FA:L FSK: VK:Y A:LM KLL ŞYe A:LM .mid241.ss2.as282.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf47.sure.2.xxxEsma-ül Hüsnaxxsayıximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#da:v-duae#||#k:vm-kum#||#kvn-kane#||#lys-leyse#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-katib#||#dnv-edna#||#t:va:-istitaat#||#eh:r-uhra#||#eby-eby#||#ehd-ehad#||#smv-müsemma#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#rcl-recül#||#d:rr-darr#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#sfhé-sefih#||#tcr-ticaret#||#cnh-cünah#||#d:ll-dalalet#||#vly-veliy#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adl#||#k:st:-kıst#||#fsk:-füsuk#||#şhéd-şahid#||#şhéd-şüheda#||#şhéd-şahadet#||#zékr-zikir#||#dyn-din#||#kbr-kebir#||#bya:-bey#||#dvr-devr#||#mll-imlal#||#mlv-imla#||#s:g:r-sagir#||#ryb-rayb#||#rd:v-rıza#||#d:a:f-zayıf#||#sem-sem#||#bh:s-bahs#||#fa:l-xxoxx#x#eMN#||#DYN#||#DYN#||#eCL#||#SMV#||#KTB#||#KTB#||#BYN#||#KTB#||#A:DL#||#eBY#||#KTB#||#KTB#||#A:LM#||#KTB#||#MLL#||#HK:K:#||#VK:Y#||#RBB#||#BH:S#||#ŞYe#||#KVN#||#HK:K:#||#SFHé#||#D:A:F#||#T:VA:#||#MLV#||#MLL#||#VLY#||#A:DL#||#ŞHéD#||#ŞHéD#||#RCL#||#KVN#||#RCL#||#RCL#||#MRe#||#RD:V#||#ŞHéD#||#D:LL#||#eHD#||#ZéKR#||#eHD#||#eH:R#||#eBY#||#ŞHéD#||#DA:V#||#SeM#||#KTB#||#S:G:R#||#KBR#||#eCL#||#K:ST:#||#A:ND#||#K:VM#||#ŞHéD#||#DNV#||#RYB#||#KVN#||#TCR#||#DVR#||#BYN#||#LYS#||#CNH#||#KTB#||#ŞHéD#||#BYA:#||#D:RR#||#KTB#||#ŞHéD#||#FA:L#||#FSK:#||#VK:Y#||#A:LM#||#KLL#||#ŞYe#||#A:LM#||#da:v-duae#||#k:vm-kum#||#kvn-kane#||#lys-leyse#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-katib#||#dnv-edna#||#t:va:-istitaat#||#eh:r-uhra#||#eby-eby#||#ehd-ehad#||#smv-müsemma#||#emn-iman#||#a:nd-ind#||#a:lm-ilim#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#rcl-recül#||#d:rr-darr#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#sfhé-sefih#||#tcr-ticaret#||#cnh-cünah#||#d:ll-dalalet#||#vly-veliy#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adl#||#k:st:-kıst#||#fsk:-füsuk#||#şhéd-şahid#||#şhéd-şüheda#||#şhéd-şahadet#||#zékr-zikir#||#dyn-din#||#kbr-kebir#||#bya:-bey#||#dvr-devr#||#mll-imlal#||#mlv-imla#||#s:g:r-sagir#||#ryb-rayb#||#rd:v-rıza#||#d:a:f-zayıf#||#sem-sem#||#bh:s-bahs#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُۜ وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِۖ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ اَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّٰهُ فَلْيَكْتُبْۚ وَلْيُمْلِلِ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔاۜ فَاِنْ كَانَ الَّذ۪ي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَف۪يهًا اَوْ ضَع۪يفًا اَوْ لَا يَسْتَط۪يعُ اَنْ يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِۜ وَاسْتَشْهِدُوا شَه۪يدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْۚ فَاِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَاَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَٓاءِ اَنْ تَضِلَّ اِحْدٰيهُمَا فَتُذَكِّرَ اِحْدٰيهُمَا الْاُخْرٰىۜ وَلَا يَأْبَ الشُّهَدَٓاءُ اِذَا مَا دُعُواۜ وَلَا تَسْـَٔمُٓوا اَنْ تَكْتُبُوهُ صَغ۪يرًا اَوْ كَب۪يرًا اِلٰٓى اَجَلِه۪ۜ ذٰلِكُمْ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاَقْوَمُ لِلشَّهَادَةِ وَاَدْنٰٓى اَلَّا تَرْتَابُٓوا اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُد۪يرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَلَّا تَكْتُبُوهَاۜ وَاَشْهِدُٓوا اِذَا تَبَايَعْتُمْۖ وَلَا يُضَٓارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَه۪يدٌۜ وَاِنْ تَفْعَلُوا فَاِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ tedâyentum bi deynin ilâ ecelin musemmen fektubûh(fektubûhu), velyektub beynekum kâtibun bil adl(adli), ve lâ ye’be kâtibun en yektube kemâ allemehullâhu felyektub, velyumlilillezî aleyhil hakku velyettekıllâhe rabbehû ve lâ yebhas minhu şey’â(şey’en), fe in kânellezî aleyhil hakku sefîhan ev daîfen ev lâ yestatîu en yumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl(adli), vesteşhidû şehîdeyni min ricâlikum, fe in lem yekûnâ raculeyni fe raculun vemraetâni mimmen terdavne mineş şuhedâi en tedılle ıhdâhumâ fe tuzekkire ıhdâhumâl uhrâ ve lâ ye’beş şuhedâu izâ mâ duû, ve lâ tes’emû en tektubûhu sagîran ev kebîran ilâ ecelih(ecelihî), zâlikum aksatu indallâhi ve akvemu liş şehâdeti ve ednâ ellâ tertâbû illâ en tekûne ticâreten hâdıraten tudîrûnehâ beynekum fe leyse aleykum cunâhun ellâ tektubûhâ ve eşhidû izâ tebâya’tum, ve lâ yudârra kâtibun ve lâ şehîd(şehîdun), ve in tef’alû fe innehu fusûkun bikum, vettekûllâh(vettekûllâhe), ve yuallimukumullâh(yuallimukumullâhu), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Adl
ع د لA:DL
Hakkaniyet. Adâlet üzere oluş. Cevr ve zulüm etmeyip nefislerde ve akıllarda istikameti kaim ve mâlum olan emir ve hâleti icra etmek. Doğruluk. Her şeyi yerli yerince yapmak, beraber etmek. El Adl : ALLAH'ın adalet fiili. ALLAH herşeyde adildir. Biz adaletsiz görürsek bu bizim bakışımızın yanlışlığındandır.
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
Bahs
ب خ سBH:S
Noksanlık. Azlık. Nâkıs. Az. Akarsu ile sulanmayıp yağmur suyu ile mahsül alınabilen tarla. Zulüm. İşkence. Uzaklık. Gümrük almak. Göz çıkarmak.
Aynı kökten:Bahs
Bey'
ب ي عBYA:
Satmak. Fık: Bir malı diğer bir mal ile değiştirmek.
Çğl.Büyu'
Aynı kökten:Bayi' Bey' Büyu' Bey' U Şirâ Beyya' Bia Biyâ biat Bey'at Biyaet Biyâât Mebi' Mubî' mübayaa Mübayaat Tebayü'
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
zayıf
ض ع فD:A:F
xoxox
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Dua
duae
د ع وDA:V
Davet. / Birisini bir şeye sevk etmek.
Çğl.Da'vatÇğl.Ed'iye
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Devr
Devir
د و رDVR
Nakil. Birisinin uhdesinden diğerinin uhdesine geçirmek. Bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek. Geçmiş dersleri hatırlama. Bir şeyin çevresinde dolaşmak. Dönme. Seyahat. Bir memleketi dolaşmak. Bir şeyin kendi mihveri üzerinde dönmesi. Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli. Bir şeyin diğerine teslimi. Bir bölük veya takım askerin teftiş veya emniyeti muhafaza için dolaşması. Bazı ehl-i tarikatın dönerek ettikleri zikir, sema. Müzikte, her ölçüye verilen isim olup, umumiyetle büyük ölçüler ve peşrevler için kullanılır. Tas: Dünyaya gelme (Nüzul), geldiği yere dönme hali (Uruc). Dairevî bir hareket. Bir şeyin diğer bir şey etrafında dönmesi. Dolaşmak. Müddet. Zaman. Çağ. Bir şeyi başkasına devretmek. Biri birisini icad etmek.
Çğl.Edvâr
Aynı kökten:Daire Dair Devair Dâr Diyar Diran Devr Devir Edvâr Devre Devrât Devriy Devriyye Devvar Devvare Deyr Edyâr Deyyar Düvar İdare İdareten İdarî İstidare İstidarî İzdiyar Medar Müdavere Müdevver Müdevvere Müdevveriyyet Müdevvir Mütedair Tedvir
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
eby
ا ب يeBY
Kaçındı.
Aynı kökten:eby
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Füsuk
ف س قFSK:
Yalancılık. Doğruluk ve itatten ayrılmak. Sıdk u taatten huruc.
Aynı kökten:Efsak Fâsık Feseka fısk Fisk Füsuk Mefsaka tefsik
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
katib
ك ت بKTB
Yazan, yazıcı, kitâbet eden. Katib. Usta yazıcı.
Çğl.Ketebe
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
İmlal
م ل لMLL
Usandırma veya usandırılma.
Aynı kökten:Beynelmilel Millet Milel Millî Milliye Milliyet Mütemelli Mütemellil Temellül İmlal İstimlal Melal Melel Melîl melile Mell Melul Memlul Memlule Mümill Temellül Mella Melle
İmla
م ل وMLV
Doldurma, doldurulma. Yazı yazma. (Dikte) Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi. Müddeti mühlet vererek uzatma.
Aynı kökten:İmla İstimla meliyy mella
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb rayb reyb Rüyub
Sagir
Sagar
ص غ رS:G:R
Küçük, ufak. Büluğa ermemiş çocuk. / Şeref ve itibar bakımından küçük olan. / Zelil edilmiş, alçaltılmış. / Küçük olmak. Zelillik, alçaklık, âdilik. / Küçük günah.
Dşl.SagireÇğl.Sagair
Aynı kökten:Asgar Asagir Isgar İstisgar Musaggar Musaggara Müstasgir Sagir Sagar Sagire Sagair Tasgir Tasgirât
Se'met
sem
س ا مSeM
Kederli olmak. Melül olmak. Bıkmak, usanmak.
Aynı kökten:Se'met sem sümme
Sefih
س ف هSFHé
Zevk ve eğlenceye düşkün. Sefahete düşmüş. Malını düşünmeden harcayan. Akılsız.
Çğl.Süfeha
Aynı kökten:Müteseffih Sefahet Sefeh Sefeh Sefih Süfeha Tesfih
müsemma
س م وSMV
İsimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan. Muayyen zaman. Belirli vakit.
Çğl.Müsemmeyat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Ticaret
ت ج رTCR
Alım-Satım.
Aynı kökten:İtticar Mütacere Tacir Tüccar Tecr Ticaret Ticari Ticariyye
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şahadet
Şehâdet
ش ه دŞHéD
Şâhidlik. Bir şeyin doğruluğuna inanmak. Allah rızâsı yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik. Şahid olunan şeyler. Yaşayarak tespit edilmesi ve şahid olunması imkanlı olanlar.
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
2. BAKARA / 286
ALLAH, nefsi, sadece, vüs'a olduğuna mükellef eder.
Kesb ettiği şeyler kendisi içindir. İktisab ettiği şeyler de kendisinedir.
"Rabbimiz!
Eğer unutursak veya hata yaparsak, bizi ahz etme!
Rabbimiz!
Öncemizden olanlar üzre hamil ettiğin gibi bizim üzerimize ısr hamil etme!
Rabbimiz!
Bizim kendisine tavk edemeyeceğimiz şeyi bize hamil etme.
Bizi afv et.
Bize gafur ol.
Bize rahmet et.
SEN bizim mevlamızsın.
Kafirlerin kavmine karşı bize nasr et."
AmenerRasuluDua KLF NFS VSA: KSB KSB RBB eH:Zé NSY H:T:e RBB HML eS:R HML K:BL RBB HML T:VK: A:FV G:FR RHM VLY NS:R K:VM KFR .mid245.ss2.as286.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf48.sure.2.xxxAmenerRasuluxDuaxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#h:t:e-hata#||#hml-haml#||#nsy-nisyan#||#rbb-rabb#||#rhm-erham#||#nfs-nefs#||#ksb-iktisab#||#ksb-kesb#||#kfr-kafir#||#eh:zé-ahz#||#vly-mevla#||#g:fr-gafur#||#ns:r-nasr#||#vsa:-vüs#||#t:vk:-tavk#||#klf-mükellef#||#es:r-ısr#||#a:fv-afv#x#KLF#||#NFS#||#VSA:#||#KSB#||#KSB#||#RBB#||#eH:Zé#||#NSY#||#H:T:e#||#RBB#||#HML#||#eS:R#||#HML#||#K:BL#||#RBB#||#HML#||#T:VK:#||#A:FV#||#G:FR#||#RHM#||#VLY#||#NS:R#||#K:VM#||#KFR#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#h:t:e-hata#||#hml-haml#||#nsy-nisyan#||#rbb-rabb#||#rhm-erham#||#nfs-nefs#||#ksb-iktisab#||#ksb-kesb#||#kfr-kafir#||#eh:zé-ahz#||#vly-mevla#||#g:fr-gafur#||#ns:r-nasr#||#vsa:-vüs#||#t:vk:-tavk#||#klf-mükellef#||#es:r-ısr#||#a:fv-afv#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ
Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Isr
ا ص رeS:R
Ahd. Sözleşme. Yemin. Kulakta küpe deliği. Şiddetli ahkâm ve teklifler. Altındakini yerinde tutan ağırlık, bağ.
Aynı kökten:Isr xoxox
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Mükellef
ك ل فKLF
Bir şeyi yapmağa mecbur olan. Vazifeli. Muvazzaf. Bir şeyi ödemeğe mecbur olan. Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. (Bak: Teklif)
Çğl.Mükellefîn
Aynı kökten:Kalafat Kalfa Külfet Mukallef Mükellef Mükellefîn Mükellefiyet Mükellif Mütekellif Mütekellifîn Tekellüf Tekellüfât Teklif Teklifât Tekâlif xoxox
İktisab
ك س بKSB
Bir şeyi, amel dışında bir bedel ödeyerek yada hiç bedel ödemeden elde etmek, kazanmak. / Karşılığını kesb ettiklerinden ödeyerek elde etmek.
Çğl.İktisabat
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nasr
ن ص رNS:R
Yardım. Yenme. Zafer. Başarı. Yağmurun her yeri sulaması.
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Erham
ر ح مRHM
En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Tavk
ط و قT:VK:
Takat, güç. Tasma, gerdanlık. Tasma.
Çğl.AtvakÇğl.Etvak
Aynı kökten:Mutavvak Tâka Tâkat Tavk Atvak Etvak Ataka Taakat Tevak xoxox
mevla
و ل يVLY
Sahib. Efendi. Köleyi âzad eden. Şanlı. Şerefli. Mâlik. Yardımcı, muavenet eden. Dost ve komşu. Azâd olan.
Çğl.Mevalî
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Vüs'
Vüs'at
و س عVSA:
Genişlik. Bolluk. Fırsat. Boş meydan. Kuvvet, güç, takat. Varlık, zenginlik. Fls: Bir şeyin boşlukta doldurduğu yer.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Diyanet Meali:
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
3. AL-İ İMRAN / 2
ALLAH!…
O'ndan başka ilah yoktur.
Hayydır.
Kayyumdur.
Esma-ül Hüsna eLHé HYY K:VM .mid248.ss3.as2.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf49.sure.3.xxxEsma-ül Hüsnax#k:vm-kayyum#||#elhé-ilah#||#hyy-hayy#x#eLHé#||#HYY#||#K:VM#||#k:vm-kayyum#||#elhé-ilah#||#hyy-hayy#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَيُّ الْقَيُّومُۜ
Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu).
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kayyum
ق و مK:VM
Her şeyin varlığı kendisine bağlı olan. (Mübalağalı sıfat) El Kayyum : Kıyamı, durumu, duruşu. Başlangıç, nihayet ve yeniden oluş gibi hallerden münezzeh ve ezelden ebede kaim, daim ve var olan. Bütün eşyanın ancak kendisi ile kaim olduğu.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Diyanet Meali:
Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.
3. AL-İ İMRAN / 18
ALLAH şahidtir ki;
Muhakkak ki O'ndan başka ilah yoktur.
Melekler ve ilim sahibleri kıst ile kaimdir.
O'ndan başka ilah yotur.
Azizdir.
Hakimdir.
Esma-ül Hüsna ŞHéD eLHé MLK eVL A:LM K:VM K:ST: eLHé A:ZZ HKM .mid260.ss3.as18.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf51.sure.3.xxxEsma-ül Hüsnax#k:vm-kaim#||#evl-uli#||#elhé-ilah#||#a:lm-ilim#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#||#şhéd-şahid#||#k:st:-kıst#||#mlk-melek#x#ŞHéD#||#eLHé#||#MLK#||#eVL#||#A:LM#||#K:VM#||#K:ST:#||#eLHé#||#A:ZZ#||#HKM#||#k:vm-kaim#||#evl-uli#||#elhé-ilah#||#a:lm-ilim#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#||#şhéd-şahid#||#k:st:-kıst#||#mlk-melek#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِمًا بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ
Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
ilah
ا ل هeLHé
Güvenilen şey. Değer verilen şey. Tapınılan. Put.
Dşl.ilaheÇğl.alihe
Aynı kökten:ilah ilahe alihe ilahi ilahiyat İlahiyyun
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
3. AL-İ İMRAN / 39
Ardından… mihrabta kaim olarak salat ediyorken... melekler ona nida etti:
"Muhakkak ki ALLAH, seni, ALLAH'tan kelimelere musaddık ve seyyid ve hasur ve salihlerden Nebi olan Yahya ile ibşar ediyor."
Hz. Meryem Kıssası -1- NDV MLK K:VM S:LV HRB BŞR HYY S:DK: KLM SVD HS:R NBe S:LH .mid278.ss3.as39.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf54.sure.3.xxxxxkissa-isa-meryem-01xHz. Meryem Kıssası -1-xxnebixsalatxx#k:vm-kaim#||#nbe-nebi#||#bşr-ibşar#||#s:lh-salih#||#s:lv-salat#||#hs:r-hasur#||#mlk-melek#||#s:dk:-musaddık#||#klm-kelime#||#ndv-nida#||#hrb-mihrab#||#svd-seyyid#||#hyy-hz. yahya#x#NDV#||#MLK#||#K:VM#||#S:LV#||#HRB#||#BŞR#||#HYY#||#S:DK:#||#KLM#||#SVD#||#HS:R#||#NBe#||#S:LH#||#k:vm-kaim#||#nbe-nebi#||#bşr-ibşar#||#s:lh-salih#||#s:lv-salat#||#hs:r-hasur#||#mlk-melek#||#s:dk:-musaddık#||#klm-kelime#||#ndv-nida#||#hrb-mihrab#||#svd-seyyid#||#hyy-hz. yahya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَٓائِمٌ يُصَلّ۪ي فِي الْمِحْرَابِۙ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِح۪ينَ
Fe nâdethul melâiketu ve huve kâimun yusallî fîl mihrâbi, ennallâhe yubeşşiruke bi yahyâ musaddikan bi kelimetin minallâhi ve seyyiden ve hasûran ve nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
Mihrab
ح ر بHRB
Şiddetli harbeden cengâver. Bahadır. Harb aletleri, silah. Evin şerefli yüksek yeri, çardak. Camide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu yer. Meclisin sadrı ve ekrem mevzii. Melikin hususi makamı. Mc: Şeytan ve hevâ ile muharebe edecek yer. Ümit bağlanan yer.
Çğl.Maharib
Aynı kökten:Ahreb Harb Hurub Harbî Harbiye İstihrab Mahrab Mehârib Mahrub Mihrab Maharib Muhârebe Muharebat Muharib Muhterib Muhteribin Müteharib Müteharibe
Hasur
ح ص رHS:R
Sır saklayan. Keder ve üzüntüden gönlü daralan, tasadan içi sıkılan. Çok cimri kimse. Mânevi mücahededen dolayı kadınlara yaklaşmaya rağbet etmeyen. Oğlu ve kızı olmayan. Avrete cimâ edemeyen. İhlili dar olan deve.
Aynı kökten:Hasır Hasîr Hasr Hasur Hisar İhsar İnhisar Muhasara Muhasır Muhasırîn Muhasırûn Münhasır Münhasıran Mütehassir
Hz. Yahya
ح ي يHYY
Hayat sahibi.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
musaddık
ص د قS:DK:
Sadakatli. Tasdik eden. İmzalayan. Doğruluğunu kabul eden.
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Seyyid
س و دSVD
Efendi. / Temiz ve fazilet sâhibi Müslüman zât. / Hz.Muhammed'in manevi soyundan olan, onun izinden giden.
Dşl.SeyyideÇğl.Sade
Aynı kökten:Esved Esvedeyn İsvidad Müsevved Müsevvid Müsevvidîn Müsvedde Müsveddat Sevad Esvide Sevda Sud Sevde Tesvid Müteseyyid Seyda Seyyid Seyyide Sade Siyadet Teseyyüd
Diyanet Meali:
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.
3. AL-İ İMRAN / 51
"Muhakkak ki ALLAH, benim Rabbim ve sizin Rabbinizdir.
Artık O'na abd olun. Bu, sırat-ı mustakimdir."
Hz. Meryem Kıssası -1-Sırat-ı Mustakim RBB RBB A:BD S:RT: K:VM .mid288.ss3.as51.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf55.sure.3.xxxxxkissa-isa-meryem-01xHz. Meryem Kıssası -1-xSırat-ı Mustakimxxsırat-ı mustakimxx#k:vm-mustakim#||#rbb-rabb#||#s:rt:-sırat#||#a:bd-abd#x#RBB#||#RBB#||#A:BD#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#rbb-rabb#||#s:rt:-sırat#||#a:bd-abd#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ
İnnallâhe rabbî ve rabbikum fa’budûh(fa’budûhu), hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
Diyanet Meali:
“Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”
3. AL-İ İMRAN / 55
ALLAH demişti ki:
"Ey İsa!
Muhakkak ki BEN, seni vefat ettireceğim. BANA rafi olacaksın.
Sen, kafirlerden mutahharsın. Sana tâbi olanları, kıyamet yevmine kadar kafirlerin fevkinde kılacağım.
Sonra, sizin merciniz BANA'dır.
Artık sizin hakkınızda, ihtilafa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda BEN hüküm vereceğim."
Hz. Meryem Kıssası -1-Ahiret K:VL A:YS VFY RFA: T:HéR KFR CA:L TBA: FVK: KFR YVM K:VM RCA: HKM BYN KVN H:LF .mid292.ss3.as55.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf56.sure.3.xxxxxkissa-isa-meryem-01xHz. Meryem Kıssası -1-xAhiretxxyevmxtaharetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kıyamet#||#h:lf-ihtilaf#||#tba:-tabi#||#yvm-yevm#||#kfr-kafir#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#rfa:-rafi#||#rca:-merci#||#fvk:-fevk#||#vfy-vefat#||#t:hér-mutahhar#||#a:ys-hz. isa#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#A:YS#||#VFY#||#RFA:#||#T:HéR#||#KFR#||#CA:L#||#TBA:#||#FVK:#||#KFR#||#YVM#||#K:VM#||#RCA:#||#HKM#||#BYN#||#KVN#||#H:LF#||#k:vm-kıyamet#||#h:lf-ihtilaf#||#tba:-tabi#||#yvm-yevm#||#kfr-kafir#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#rfa:-rafi#||#rca:-merci#||#fvk:-fevk#||#vfy-vefat#||#t:hér-mutahhar#||#a:ys-hz. isa#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ
İz kâlellâhu yâ îsâ innî muteveffîke ve râfiuke ileyye ve mutahhiruke minellezîne keferû ve câilullezînettebeûke fevkallezîne keferû ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti), summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).
Hz. İsa
ع ي سA:YS
xoxox
Aynı kökten:A'yes İys Ays Hz. İsa Us İsâs
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
fevk
ف و قFVK:
Üst. Yüksek. Yukarı. Fazla.
Aynı kökten:Fevak Füvâk fevk fevkalade Fevkanî İfakat Ma-fevk Mütefevvik Mütefevvikîn
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Merci'
ر ج عRCA:
Merkez. Kaynak. Baş vurulacak yer. Müracaat edilecek yer. Dönülecek yer. Sığınılacak yer. Söylenen sözün kendine fayda verdiği kimse.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Rafi'
ر ف عRFA:
Yükseltici. Hamil. Kaldırıcı, kaldıran. Er Rafi : ALLAH'ın dağıtma fiili.
Aynı kökten:İstirfa' Merfu' Murafaa Mürafaa Murafi' Mürtefi' Mütereffi' raf Reff Rafi' rafia Rafidan rafide Ref' Refi' Terafu' Tereffu' Tereffuât Terfi' Terfiât
mutahhar
ط ه رT:HéR
Temiz. Pâk. Kudsi, pâklanmış. Tâhir kılınmış. Mübârek.
Dşl.Mutahhara
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
vefat
و ف يVFY
Dünya yaşantısının kişiye yüklediği görevlerin tamamlanması ve kişinin bunun sorumluluğundan çıkması.
Çğl.Vefiyat
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”
3. AL-İ İMRAN / 75-76
Kitab ehliden öyle kimse vardır ki, eğer ona kantar ile emanet etsen eda eder.
Onlardan öyle kimse de vardır ki, eğer ona bir dinar emanet etsen, onun üzerine kaim olmaya daim olmadıkça sana eda etmez.
Bu, onların "Ümmiler hakkında, bizim üzerimize sebil yoktur" demelerindendir. ALLAH'a kizb konuşurlar. Onlar alimdir.
Bilakis!
Ahdine vefa eden ve ittika eden kimseler… artık muhakkak ki ALLAH, muttaki olanlara muhabbet duyar.
Emanet eHéL KTB eMN K:NT:R eDY eMN DNR eDY DVM K:VM K:VL LYS eMM SBL K:VL KZéB A:LM VFY A:HéD VK:Y HBB VK:Y .mid310.ss3.as75.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf58.sure.3.xxxxxkissa-meselxEmanetxximanxikrarxx.ss3.as76.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kaim#||#lys-leyse#||#ktb-kitab#||#ehél-ehil#||#sbl-sebil#||#a:héd-ahd#||#emn-emanet#||#a:lm-alim#||#kzéb-kizb#||#emm-ümmi#||#vk:y-muttaki#||#hbb-muhabbet#||#vfy-vefa#||#edy-eda#||#dnr-dinar#||#dvm-daim#||#k:nt:r-kantar#||#k:vl-xxoxx#x#eHéL#||#KTB#||#eMN#||#K:NT:R#||#eDY#||#eMN#||#DNR#||#eDY#||#DVM#||#K:VM#||#K:VL#||#LYS#||#eMM#||#SBL#||#K:VL#||#KZéB#||#A:LM#||#VFY#||#A:HéD#||#VK:Y#||#HBB#||#VK:Y#||#k:vm-kaim#||#lys-leyse#||#ktb-kitab#||#ehél-ehil#||#sbl-sebil#||#a:héd-ahd#||#emn-emanet#||#a:lm-alim#||#kzéb-kizb#||#emm-ümmi#||#vk:y-muttaki#||#hbb-muhabbet#||#vfy-vefa#||#edy-eda#||#dnr-dinar#||#dvm-daim#||#k:nt:r-kantar#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِد۪ينَارٍ لَا يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَٓائِمًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيّ۪نَ سَب۪يلٌۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ * بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ
Ve min ehlil kitâbi men in te’menhu bi kıntârin yueddihî ileyk(ileyke), ve minhum men in te’menhu bi dînârin lâ yueddihî ileyke illâ mâ dumte aleyhi kâimâ(kâimen), zâlike bi ennehum kâlû leyse aleynâ fîl ummiyyîne sebîl(sebîlun), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne). * Belâ men evfâ bi ahdihî vettekâ fe innallâhe yuhibbul muttekîn(muttekîne).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Dinar
د ن رDNR
Eskiden kullanılan altın ve sikkeli para. / Binikiyüz dinar = kantar / yetmiş bin dinar = kıntar
Çğl.Denanir
Aynı kökten:Dinar Denanir
Daim
د و مDVM
Devam eden.
Aynı kökten:Daim Daima Daimî Devam Deymumet Deymumî İdame İdman İstidame Müdam Müdavemet Müdavim Müdavimîn Müdmin Müstedam Müstedîm
Edâ'
ا د يeDY
Yerine getirmek. / Ödemek. Borcunu vermek. / Vazifesini yapmak. / Tarz. Üslub. / Şive.
Aynı kökten:Edâ'
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
ümmi
ا م مeMM
Okuma-yazma bilmeyen. Anasından doğduğu gibi kalmış ve tahsil görmemiş kimse. Anaya mensub olan.
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
emanet
ا م نeMN
Eminlik. İstikamet üzere bulunmak. Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen. Osmanlılar Devrinde bazı devlet dairelerine verilen isim. Şehr emâneti, Rusumat emâneti gibi...
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Kantar
ق ن ط رK:NT:R
Ağırlık ölçüsü âleti. Kırk okka. Çok ağır, çok fazla anlamında mecaz.
Aynı kökten:Kantar
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
3. AL-İ İMRAN / 77
Muhakkak, ALLAH'a ahdlerini ve yeminlerini az bir semenle iştira edenler... işte onlar... ahirette onlara halak yoktur.
ALLAH onlara kelime etmez ve kıyamet yevminde onlara nazar etmez ve onları tezkiye etmez.
Onlar için elim azab vardır.
Ahiret ŞRY A:HéD YMN SéMN K:LL H:LK: eH:R KLM NZ:R YVM K:VM ZKV A:ZéB eLM .mid311.ss3.as77.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf58.sure.3.xxxAhiretxxyevmxxxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kıyamet#||#eh:r-ahiret#||#a:héd-ahd#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#a:zéb-azab#||#h:lk:-halak#||#zkv-tezkiye#||#ymn-yemin#||#nz:r-nazar#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#klm-kelime#x#ŞRY#||#A:HéD#||#YMN#||#SéMN#||#K:LL#||#H:LK:#||#eH:R#||#KLM#||#NZ:R#||#YVM#||#K:VM#||#ZKV#||#A:ZéB#||#eLM#||#k:vm-kıyamet#||#eh:r-ahiret#||#a:héd-ahd#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#a:zéb-azab#||#h:lk:-halak#||#zkv-tezkiye#||#ymn-yemin#||#nz:r-nazar#||#şry-iştira#||#sémn-semen#||#klm-kelime#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَاَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَل۪يلًا اُو۬لٰٓئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ وَلَا يَنْظُرُ اِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
İnnellezîne yeşterûne bi ahdillâhi ve eymânihim semenen kalîlen ulâike lâ halaka lehum fîl âhırati ve lâ yukellimuhumullâhu ve lâ yenzuru ileyhim yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
ahd
ahid
ع ه دA:HéD
Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
Halak
خ ل قH:LK:
Nasib, hisse.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
nazar
ن ظ رNZ:R
Göz atmak. Beklemek, izlemek. Ertelemek. Düşünmek, ibret almak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak, düşünce. Yan bakış, kötü bakış. Bir türlü kabul etmek. Gözdeğmesi. İltifat. İtibar.
Aynı kökten:İntizar İnzar Manzara Menazır Minzar Münazara Münazarat Münazır Münazırîn Mütenazır nazar Nazaran Nazarî nazariye Nazariyyât Nazır Nüzzâr Nazıra Nazre Tenazzur unzur
Semen
ث م نSéMN
Paha, değer, eder, kıymet.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semen Semenî Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Tezkiye
ز ك وZKV
Bir amaca bir davaya adanmışlıkla bahş olunan, hayr ve şerr olanı ayırd mertebesi, bu mertebeye gelmek. / Ref'etmek, yükselmek. / (Kendini yada başka bir şeyi amacından gayrı tüm zihni unsurlardan) Paklamak, temizlemek. Tamamlamak. / Övmek, medhetmek. / Ateşin alevlenmesi. / Bir kimsenin güvenilirliğini soruşturmak. Bir kimsenin şahadetinin doğruluğuna kefil olmak. / Ölmek üzere olan hayvanı, murdar olmaması için ölmeden önce boğazlamak. / Zekat vermek, almak.
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
3. AL-İ İMRAN / 86
İman etmelerinin ardından kafir olan bir kavmi, ALLAH nasıl olur da ihda eder!
Kendilerine verilen beyyinelerle, Rasulün hakk olduğuna şahid olmuştu onlar!
ALLAH, zalimler kavmini ihda etmez!
KYF HéDY K:VM KFR BA:D eMN ŞHéD RSL HK:K: CYe BYN HéDY K:VM Z:LM .mid320.ss3.as86.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf60.sure.3.xxxxxrasulximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kavim#||#kyf-keyfe#||#ba:d-bad#||#z:lm-zalim#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#byn-beyyine#||#hédy-ihda#||#şhéd-şahid#||#rsl-rasul#||#cye-xxoxx#x#KYF#||#HéDY#||#K:VM#||#KFR#||#BA:D#||#eMN#||#ŞHéD#||#RSL#||#HK:K:#||#CYe#||#BYN#||#HéDY#||#K:VM#||#Z:LM#||#k:vm-kavim#||#kyf-keyfe#||#ba:d-bad#||#z:lm-zalim#||#emn-iman#||#hk:k:-hakk#||#kfr-kafir#||#byn-beyyine#||#hédy-ihda#||#şhéd-şahid#||#rsl-rasul#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
كَيْفَ يَهْدِي اللّٰهُ قَوْمًا كَفَرُوا بَعْدَ ا۪يمَانِهِمْ وَشَهِدُٓوا اَنَّ الرَّسُولَ حَقٌّ وَجَٓاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ
Keyfe yehdillâhu kavmen keferû ba’de îmânihim ve şehidû enner resûle hakkun ve câehumul beyyinât(beyyinâtu) vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
İhda
ه د يHéDY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
3. AL-İ İMRAN / 97
Orada ayetler, beyyineler, makam-ı İbrahim vardır.
Oraya dahil olan kimse, emin olur.
Sebiline istitaat eden kimselerin beyti hacc etmesi, nas üzre, ALLAH'ındır.
Kafir kimseler…. artık muhakkak ki ALLAH, alemlere ganiydir.
Hacc ve Kurban eYY BYN K:VM BRHéM DH:L KVN eMN NVS HCC BYT T:VA: SBL KFR G:NY A:LM .mid330.ss3.as97.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf61.sure.3.xxxHacc ve Kurbanxxhaccximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-makam#||#kvn-kane#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#t:va:-istitaat#||#sbl-sebil#||#emn-emin#||#a:lm-alem#||#rhm-rahim#||#dh:l-dahil#||#g:ny-ganiy#||#byt-beyt#||#kfr-kafir#||#byn-beyyine#||#hcc-hacc#||#brhém-hz. ibrahim#x#eYY#||#BYN#||#K:VM#||#BRHéM#||#DH:L#||#KVN#||#eMN#||#NVS#||#HCC#||#BYT#||#T:VA:#||#SBL#||#KFR#||#G:NY#||#A:LM#||#k:vm-makam#||#kvn-kane#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#t:va:-istitaat#||#sbl-sebil#||#emn-emin#||#a:lm-alem#||#rhm-rahim#||#dh:l-dahil#||#g:ny-ganiy#||#byt-beyt#||#kfr-kafir#||#byn-beyyine#||#hcc-hacc#||#brhém-hz. ibrahim#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًاۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلًاۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ
Fîhi âyâtun beyyinâtun makâmu ibrâhîm(ibrâhîme), ve men dahalehu kâne âminâ(âminen), ve lillâhi alen nâsi hiccul beyti menistetâa ileyhi sebîlâ(sebîlen), ve men kefere fe innallâhe ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Hz. İbrahim
BRHéM
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
hacc
ح ج جHCC
Kasdetmek. Muarazada delil ve bürhan ile galip olmak. Bir yere çok tereddütle varıp gelme. Bir şeyden feragat etmek. İslâmın şartlarından ve hâli vakti müsait olan her müslümana farz olan, Kâbe-i Şerif'i usulüne uygun olarak bir defa ziyaret etmek. Hacc.
Aynı kökten:hacc Hâcc Hacı Hâcce Hüccac Hacîc hacc ayları Hicac hüccet Hücec ihticac İhticacat muhacce tahacüc Zulhicce
makam
ق و مK:VM
Durulacak yer. Rütbeli yer. Mesned. Mansab. Musikide usul. Tempo. kıyam yapılan yerin ismi, kıyam etmek ve kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Diyanet Meali:
Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.)
3. AL-İ İMRAN / 101
Nasıl küfür edersiniz siz!
Siz…!
Size ALLAH'ın ayetleri tilavet ediliyor!
O'nun Rasulü kendinizde!
ALLAH'a i'tisam eden kimse… artık o, sırat-ı mustakime hidayet edilmiştir!
KYF KFR TLV eYY RSL A:S:M HéDY S:RT: K:VM .mid334.ss3.as101.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf62.sure.3.xx*3xxxrasulxsırat-ı mustakimxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-mustakim#||#kyf-keyfe#||#eyy-ayet#||#s:rt:-sırat#||#kfr-küfr#||#hédy-hidayet#||#a:s:m-itisam#||#tlv-tilavet#x#KYF#||#KFR#||#TLV#||#eYY#||#RSL#||#A:S:M#||#HéDY#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#kyf-keyfe#||#eyy-ayet#||#s:rt:-sırat#||#kfr-küfr#||#hédy-hidayet#||#a:s:m-itisam#||#tlv-tilavet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَاَنْتُمْ تُتْلٰى عَلَيْكُمْ اٰيَاتُ اللّٰهِ وَف۪يكُمْ رَسُولُهُۜ وَمَنْ يَعْتَصِمْ بِاللّٰهِ فَقَدْ هُدِيَ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ۟
Ve keyfe tekfurûne ve entum tutlâ aleykum âyâtullâhi ve fîkum resûluh(resûluhu), ve men ya’tesim billâhi fe kad hudiye ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
İ'tisam
ع ص مA:S:M
Günahlardan sakınmak. Pak olmak. / Bir şeye yapışarak sıkı tutmak ve korunmak.
Aynı kökten:Asım Asim ismet İsti'sam İ'tisam Ma'sum Ma'sume Ma'sumiyet Mu'tasım Teessüm
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
Hidayet
ه د يHéDY
Yakışan şeyi hediye etmek. Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
Diyanet Meali:
Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.
3. AL-İ İMRAN / 113
Bunlara seva olmayarak!...
Kitab ehlinden, kaim bir ümmet de… gece zamanında ALLAH'ın ayetlerini tilavet eder ve secde ederler.
LYS SVY eHéL KTB eMM K:VM TLV eYY eNY LYL SCD .mid346.ss3.as113.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf63.sure.3.xxxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kaim#||#lys-leys#||#ktb-kitab#||#lyl-leyl#||#eyy-ayet#||#eny-ani#||#ehél-ehil#||#svy-seva#||#tlv-tilavet#||#scd-secde#||#emm-ümmet#x#LYS#||#SVY#||#eHéL#||#KTB#||#eMM#||#K:VM#||#TLV#||#eYY#||#eNY#||#LYL#||#SCD#||#k:vm-kaim#||#lys-leys#||#ktb-kitab#||#lyl-leyl#||#eyy-ayet#||#eny-ani#||#ehél-ehil#||#svy-seva#||#tlv-tilavet#||#scd-secde#||#emm-ümmet#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠
Leysû sevâ’(sevâen), min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn(yescudûne).
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
kaim
ق و مK:VM
Ayakta duran. Mevcut. Baki. Sürekli itaat haliden olan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
leys
layese
ل ي سLYS
Yokluk. Mevcut olmayan. Adem. / Olmadı, değildir anlamında harf. (Bunun aslı "lâyese" idi. Yâ'yı tahfif için "leyse" oldu.) Gaflet. / Bahâdırlık, kahramanlık. / Yük çekici olmak
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Seva
س و يSVY
Beraber olma. Beraberlik. Denk, müsavi.
Aynı kökten:istiva Masiva müsavi Mütesavi Mütesevvi Seva Seviyy seviye Seviyye sevva Siva Tesavi tesviye
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
Diyanet Meali:
Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
3. AL-İ İMRAN / 117
Bu dünya hayatında infak ettikleri şeylerin meseli… nefslerine zulüm eden kavmin harsına isabet eden ve ardından onu helak eden... içinde sırr olan rih meseli gibidir.
ALLAH, onlara zulüm etmez… fakat onlar, kendi nefslerine zulüm ederler.
İnfak MSéL NFK: HYY DNV MSéL RVH S:RR S:VB HRSé K:VM Z:LM NFS HéLK Z:LM NFS Z:LM .mid350.ss3.as117.saAL-İ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf64.sure.3.xxxxxkissa-meselxİnfakxxinfakxxxxibadetxxx#k:vm-kavim#||#dnv-dünya#||#z:lm-zalim#||#nfs-enfüs#||#s:vb-isabet#||#hrsé-hars#||#nfk:-infak#||#msél-mesel#||#s:rr-sırr#||#hyy-hayat#||#hélk-helak#||#rvh-rih#x#MSéL#||#NFK:#||#HYY#||#DNV#||#MSéL#||#RVH#||#S:RR#||#S:VB#||#HRSé#||#K:VM#||#Z:LM#||#NFS#||#HéLK#||#Z:LM#||#NFS#||#Z:LM#||#k:vm-kavim#||#dnv-dünya#||#z:lm-zalim#||#nfs-enfüs#||#s:vb-isabet#||#hrsé-hars#||#nfk:-infak#||#msél-mesel#||#s:rr-sırr#||#hyy-hayat#||#hélk-helak#||#rvh-rih#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
مَثَلُ مَا يُنْفِقُونَ ف۪ي هٰذِهِ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَثَلِ ر۪يحٍ ف۪يهَا صِرٌّ اَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَاَهْلَكَتْهُۜ وَمَا ظَلَمَهُمُ اللّٰهُ وَلٰكِنْ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Meselu mâ yunfikûne fî hâzihil hayâtid dunyâ ke meseli rîhin fîhâ sırrun esâbet harse kavmin zalemû enfusehum fe ehlekethu ve mâ zalemehumullâhu ve lâkin enfusehum yazlımûn(yazlımûne).
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Hars
ح ر ثHRSé
Yarmak, yırtmak. (tarla) Ekmek. Ekin. (toprak) Sürmek. Mal toplamak. Maarif. Teftiş ve tedbir.
Aynı kökten:Hâris Hars
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
helak
ه ل كHéLK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
mesel
م ث لMSéL
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha