Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
LVT: etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
Hz. Lut
LVT:
xoxox
DuruMeal'de toplam 27 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
xkisix##hz. lut##LVT:-hz. lut##xkisix
Lat'
Levt
LVT:
(Lutû') Yapışmak. / Ulaşmak, varmak. / Gizlemek, saklamak. / Sorduklarını değil de başkasını haber vermek.
Aynı Kökten Türeyen:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
##lat##levt##LVT:-lat##LVT:-levt##
Livata
LVT:
Lutilik. / Erkekler arasındaki cinsi sapıklık.
Aynı Kökten Türeyen:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
##livata##LVT:-livata##
Melavet
LVT:
Vakit, zaman.
Aynı Kökten Türeyen:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
##melavet##LVT:-melavet##
Milat
LVT:
Duvara yaptıkları çamur. Sıva balçığı.
Aynı Kökten Türeyen:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
##milat##LVT:-milat##
Milvat
LVT:
Mala.
Aynı Kökten Türeyen:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
##milvat##LVT:-milvat##
27 Kayıt Listeleniyor...
LVT: kelime kökünün geçtiği -27- ayet listesi
SURE
6. ENAM / 86
İsmail ve İlyas ve Yunus ve Lut. Hepsini alemlere fazl ettik.
SMA: VSA: eNS LVT: KLL FD:L A:LM .mid914.ss6.as86.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs7.syf137.sure.6.xxxx#kll-külli#||#a:lm-alem#||#fd:l-fazl#||#sma:-hz. ismail#||#lvt:-hz. lut#||#vsa:-hz. elyasa#||ens-hz. yunus#x#SMA:#||#VSA:#||#eNS#||#LVT:#||#KLL#||#FD:L#||#A:LM#||#kll-külli#||#a:lm-alem#||#fd:l-fazl#||#sma:-hz. ismail#||#lvt:-hz. lut#||#vsa:-hz. elyasa#||ens-hz. yunus#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلاًّ فضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ
Ve ismâîle velyesea ve yûnuse ve lûtâ(lûtan), ve kullen faddalnâ alel âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Hz. İsmail
SMA:
xoxox
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Hz. Elyasa
و س عVSA:
Ferahlık, bolluk, ihtiyaç olduğunda ikram eden.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Hz. Yunus
ا ن سeNS
Ünsiyet sahibi. / Ünsiyet kabiliyeti olan.
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Diyanet Meali:
İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.
7. ARAF / 80
Lut… Kavmi için demişti ki: "Alemlerden bir tekinin onunla sebak etmediği, fahiş olanı mı işliyorsunuz?
Lut Kavmi Kıssası.1 LVT: K:VL K:VM eTY FHŞ SBK: eHD A:LM .mid1090.ss7.as80.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf159.sure.7.xxxLut Kavmi Kıssası.1xkissa.033x#k:vm-kavim#||#ehd-ehad#||#a:lm-alem#||#sbk:-sebak#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#LVT:#||#K:VL#||#K:VM#||#eTY#||#FHŞ#||#SBK:#||#eHD#||#A:LM#||#k:vm-kavim#||#ehd-ehad#||#a:lm-alem#||#sbk:-sebak#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّن الْعَالَمِينَ
Ve lûtan iz kâle li kavmihî e te'tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Sebak
س ب قSBK:
Ders. Yarış. Koşu yapanların aralarında koydukları ödül.
Çğl.Esbâk
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
Diyanet Meali:
Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
11. HUD / 70
Ardından, ellerinin ona vasl olmadığını görünce, onlardan nekir oldu ve onlardan korku vecs oldu.
Dediler ki:
"Korkma!... Muhakkak biz, Lut Kavmine irsal edildik."
Lut Kavmi Kıssası.2 ReY YDY VS:L NKR VCS H:VF K:VL H:VF RSL K:VM LVT: .mid1650.ss11.as70.ssHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf228.sure.11.xxxLut Kavmi Kıssası.2xkissa.041x#k:vm-kavim#||#h:vf-havf#||#ydy-yed#||#nkr-nekir#||#vs:l-vasıl#||#rsl-irsal#||#vcs-vecs#||#vs:l-vasl#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#YDY#||#VS:L#||#NKR#||#VCS#||#H:VF#||#K:VL#||#H:VF#||#RSL#||#K:VM#||#LVT:#||#k:vm-kavim#||#h:vf-havf#||#ydy-yed#||#nkr-nekir#||#vs:l-vasıl#||#rsl-irsal#||#vcs-vecs#||#vs:l-vasl#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَلَمَّا رَأَى أَيْدِيَهُمْ لاَ تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُواْ لاَ تَخَفْ إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمِ لُوطٍ
Fe lemmâ reâ eydiyehum lâ tesilu ileyhi nekirehum ve evcese minhum hîfeh(hîfeten), kâlû lâ tehaf innâ ursilnâ ilâ kavmi lût(lûtin).
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Nekir
ن ك رNKR
Bilinmemiş olan. Muayyen olmayan. Mezarda iki sual meleğinden birisinin adı. (Diğerininki; münkerdir)
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
vecs
و ج سVCS
endişe duymak, bir şeyden korkmak. İçine düşmek. İçinde duymak.
Aynı kökten:Ce's Hacise Hevâcis Teveccüs vecs
Vasl
و ص لVS:L
Âşığın sevdiğine kavuşması. Kavuşmak. Birleştirmek, ulaştırmak. Gr: Ulama, ekleme. Edb: Sözü teşkil eden cümlelerin atıf ve rabt suretiyle birbirine bağlı olarak yazılması usulü ki, buna Sebk-i Mevsul da ta'bir edilir. Bir kelimenin sonundaki harfi, bir sonraki lâfzın sesli harflerle başlayan ilk hecesine birleştirmek.
Çğl.Evsal
Aynı kökten:Mevsul Mutavassıl Mütevassıl Muvasala Mütevasıl Mütevasıla Tavsil Tevassul Tavassul Vâsıl Vasl Evsal Vassal Visal Vusla Vuslat
Vâsıl
و ص لVS:L
Ulaşan, erişen, kavuşan. Hakka vâsıl olan.
Aynı kökten:Mevsul Mutavassıl Mütevassıl Muvasala Mütevasıl Mütevasıla Tavsil Tevassul Tavassul Vâsıl Vasl Evsal Vassal Visal Vusla Vuslat
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.”
11. HUD / 74
Ardından, İbrahim'den rav zehab olunca ve büşra verilince, Lut Kavmi hakkında BİZ'imle cedel etti.
Lut Kavmi Kıssası.2 Z!H!B BRH!M RVA: CYe BŞR CDL K:VM LVT: .mid1654.ss11.as74.ssHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf229.sure.11.xxxLut Kavmi Kıssası.2xkissa.041x#k:vm-kavim#||#rhm-rahim#||#bşr-büşra#||#cdl-cedel#||#rva:-rav#||#z!h!b-zehab#||#brh!m-hz. ibrahim#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#x#Z!H!B#||#BRH!M#||#RVA:#||#CYe#||#BŞR#||#CDL#||#K:VM#||#LVT:#||#k:vm-kavim#||#rhm-rahim#||#bşr-büşra#||#cdl-cedel#||#rva:-rav#||#z!h!b-zehab#||#brh!m-hz. ibrahim#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ الرَّوْعُ وَجَاءتْهُ الْبُشْرَى يُجَادِلُنَا فِي قَوْمِ لُوطٍ
Fe lemmâ zehebe an ibrâhîmer rev’u ve câethul buşra yucâdilunâ fî kavmi lût(lûtın).
Hz. İbrahim
BRH!M
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Büşra
ب ش رBŞR
Müjde. Sevinçli, hayırlı haber. İncil'in bir ismi.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
cedel
ج د لCDL
Konuşmada kavga etme. Niza. Hakkı bulmak için olmayıp, galib görünmek için çekişme.
Aynı kökten:cedel Cedelî Cedl Cidal mücadele Mücadelat Mücadil Mütecadil
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Rav'
Rev'
ر و عRVA:
Ürkmek, korku, halecan. Hareket-i nefsaniye. Havf. korku ve hürmetle birleşen saygı, korkutma, dehşet, alarm.
Aynı kökten:Mer'uben Rav' Rev' Ru'
zehab
ذ ه بZ!H!B
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
Diyanet Meali:
İbrahim’in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
11. HUD / 77
Rasullerimiz Lut'a gelince, onlara sui oldu ve onlara zira ederek dıyk oldu.
"Bu asib yevmdir" dedi.
Lut Kavmi Kıssası.2 CYe RSL LVT: SVe D:YK: Z!RA: K:VL YVM A:S:B .mid1657.ss11.as77.ssHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf229.sure.11.xxxLut Kavmi Kıssası.2xxyevmxxkissa.041x#sve-sui#||#yvm-yevm#||#a:s:b-asib#||#rsl-rasul#||#d:yk:-dıyk#||#z!ra:-zira#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#RSL#||#LVT:#||#SVe#||#D:YK:#||#Z!RA:#||#K:VL#||#YVM#||#A:S:B#||#sve-sui#||#yvm-yevm#||#a:s:b-asib#||#rsl-rasul#||#d:yk:-dıyk#||#z!ra:-zira#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلَمَّا جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ
Ve lemmâ câet rasulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’an ve kâle hâzâ yevmun asîb(asîbun).
Asib
ع ص بA:S:B
Katı nesne, şedid. Talihsizlik. Asabi. Şiddetli sıcak, çok sıcaklık. Dolmuş bağırsak.
Aynı kökten:asab A'sâb Asabî asabiyyet Asib mutaassıb Mütaassıb Mutaassıbîn taassub Usbe
Dıyk
Zıyk
ض ي قD:YK:
(Dıyyık) Dar. Sıkıntılı.
Aynı kökten:Dıyk Zıyk Dik Diyeke Edyak Dîk Muzîk Mudîk Zîk
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Zira'
ذ ر عZ!RA:
Arşın. Arşınlamak. Ölçmek. / Bir kolun dirseğinden orta parmak ucuna kadar uzunluk ölçüsü. (75-90 cm. kadar) / Gökte ayın menzillerinden birisi. / Tulum. İçine peynir veya su, yağ gibi şeyler konan deriden kap. / ön ayakları yürüyüşte germek. / ata, deveye binmek için alçaltmak. / alt etmek, arkadan boğmak. / yüzerken kolu kaldırmak ve germek. / elden öne doğru germek. / genişçe yaymak. / kuvvet, güç.
Aynı kökten:Mezru' Mezruât Müzaraa Zeraa Zira'
Diyanet Meali:
Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.
11. HUD / 81
Dediler ki: "Ey Lut!
Muhakkak biz, Rabbinin Rasulleriyiz. Onlar sana vasl olamayacaklar.
Artık ehlin ile, geceden kata ile isra et. Sizden kimse left etmesin. Kadının müstesna. Muhakkak o... onlara isabet edecek şeyler, ona da musibet olacak.
Muhakkak onlara vaad edilen sabahtır. Sabah karib değil midir!?"
Lut Kavmi Kıssası.2 K:VL LVT: RSL RBB VS:L SRY eH!L K:T:A: LYL LFT eHD MRe S:VB S:VB VA:D S:BH LYS S:BH K:RB .mid1661.ss11.as81.ssHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf229.sure.11.xxxLut Kavmi Kıssası.2xkissa.041x#lys-leyse#||#lyl-leyl#||#ehd-ehad#||#eh!l-ehil#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#va:d-vaad#||#s:vb-isabet#||#sry-isra#||#s:bh-subh#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#vs:l-vasıl#||#k:t:a:-kata#||#vs:l-vasl#||#lft-left#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#LVT:#||#RSL#||#RBB#||#VS:L#||#SRY#||#eH!L#||#K:T:A:#||#LYL#||#LFT#||#eHD#||#MRe#||#S:VB#||#S:VB#||#VA:D#||#S:BH#||#LYS#||#S:BH#||#K:RB#||#lys-leyse#||#lyl-leyl#||#ehd-ehad#||#eh!l-ehil#||#rbb-rabb#||#mre-imree#||#va:d-vaad#||#s:vb-isabet#||#sry-isra#||#s:bh-subh#||#k:rb-karib#||#rsl-rasul#||#vs:l-vasıl#||#k:t:a:-kata#||#vs:l-vasl#||#lft-left#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالُواْ يَا لُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُواْ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلاَّ امْرَأَتَكَ إِنَّهُ مُصِيبُهَا مَا أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُ أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
Kâlû ya lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve lâ yeltefit minkum ehadun illemreetek(illemreeteke), innehu musîbuhâ mâ esâbehum, inne mev’ıdehumus subh(subhu), e leyses subhu bi karîb(karîbin).
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. En yakın. / Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib Akrebiyyet iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb kurbiyet Kurban Karabin kurbet karabet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Left
ل ف تLFT
Çevirmek, döndürmek. Yüz döndürmek. Eğilmek. Dikkatini yönlendirmek.
Aynı kökten:Left Lefüt
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Subh
ص ب حS:BH
Sabah vakti. Sabah. Tan vakti. Şafak zamanı.
Çğl.Asbah
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
İsrâ
س ر يSRY
Yürütmek. Göndermek. Gece yürüyüşü. (sürat ve serilik içerir.)
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Vasl
و ص لVS:L
Âşığın sevdiğine kavuşması. Kavuşmak. Birleştirmek, ulaştırmak. Gr: Ulama, ekleme. Edb: Sözü teşkil eden cümlelerin atıf ve rabt suretiyle birbirine bağlı olarak yazılması usulü ki, buna Sebk-i Mevsul da ta'bir edilir. Bir kelimenin sonundaki harfi, bir sonraki lâfzın sesli harflerle başlayan ilk hecesine birleştirmek.
Çğl.Evsal
Aynı kökten:Mevsul Mutavassıl Mütevassıl Muvasala Mütevasıl Mütevasıla Tavsil Tevassul Tavassul Vâsıl Vasl Evsal Vassal Visal Vusla Vuslat
Vâsıl
و ص لVS:L
Ulaşan, erişen, kavuşan. Hakka vâsıl olan.
Aynı kökten:Mevsul Mutavassıl Mütevassıl Muvasala Mütevasıl Mütevasıla Tavsil Tevassul Tavassul Vâsıl Vasl Evsal Vassal Visal Vusla Vuslat
Diyanet Meali:
Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”
11. HUD / 89
"Ey Kavmim!
Bana şikakınız, Nuh Kavmine veya Hud Kavmine veya Salih'in Kavmine isabet edenlerin mislince isabet ederek size cürüm işletmesin!
Lut Kavmi sizden baid değildi."
Şuayb - Eyke Ashabı Kıssası.2 K:VM CRM ŞK:K: S:VB MS!L S:VB K:VM NVH K:VM H!VD K:VM S:LH K:VM LVT: BA:D .mid1670.ss11.as89.ssHUD.ns52.nyMEKKE.cs12.syf231.sure.11.xxxŞuayb - Eyke Ashabı Kıssası.2xkissa.042x#k:vm-kavim#||#ba:d-baid#||#h!vd-hz. hud#||#s:vb-isabet#||#ba:d-baid#||#ms!l-misl#||#şk:k:-şikak#||#crm-cürüm#||#nvh-hz. nuh#||#s:lh-hz. salih#||#lvt:-hz. lut#x#K:VM#||#CRM#||#ŞK:K:#||#S:VB#||#MS!L#||#S:VB#||#K:VM#||#NVH#||#K:VM#||#H!VD#||#K:VM#||#S:LH#||#K:VM#||#LVT:#||#BA:D#||#k:vm-kavim#||#ba:d-baid#||#h!vd-hz. hud#||#s:vb-isabet#||#ba:d-baid#||#ms!l-misl#||#şk:k:-şikak#||#crm-cürüm#||#nvh-hz. nuh#||#s:lh-hz. salih#||#lvt:-hz. lut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَيَا قَوْمِ لاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِي أَن يُصِيبَكُم مِّثْلُ مَا أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَالِحٍ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِّنكُم بِبَعِيدٍ
Ve yâ kavmi lâ yecrimennekum şikâkî en yusîbekum mislu mâ esâbe kavme nûhin ev kavme hûdin ev kavme sâlih(sâlihın), ve mâ kavmu lûtin minkum bi baîd(baîdin).
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
Cerm
ج ر مCRM
Bir cins Arap sandalı. Kat'. Kesme. Günahkâr olma, günah işleme. Koyun kırkma. Sıcak, sıcaklık.
Çğl.Cürüm
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
Hz. Hud
ه و دH!VD
Bulunduğu durumdan pişmanlık duyarak dönüş yapan, / İyi bir durumdan dönüş yaparak daha aşağı bir duruma geçen. / Yavaşlayan, duraksayan, sürünür duruma gelen.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
misl
misil
م ث لMS!L
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Hz. Salih
ص ل حS:LH
Disiplin vermek, düzenlemek, en iyi haline getirmek; / Sahipliğini kullanmak, makamında bulunmak, yetkiyi eline almak, görevini yapmak; / Barış halinde olmak, güvenilir durumda olmak.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
Şikak
ش ق قŞK:K:
Nifak, ikilik, ittifaksızlık.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
“Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.”
15. HİCR / 59
Lut'un ali müstesna.
Muhakkak ki BİZ, onların hepsini necat ettireceğiz.
Lut Kavmi Kıssası.3 eVL LVT: NCV CMA: .mid1991.ss15.as59.ssHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxLut Kavmi Kıssası.3xkissa.050x#evl-ali#||#cma:-ecmain#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#x#eVL#||#LVT:#||#NCV#||#CMA:#||#evl-ali#||#cma:-ecmain#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِلاَّ آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
İllâ âle lût(lûtın), innâ le muneccûhum ecma’în(ecma’îne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Diyanet Meali:
Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
15. HİCR / 61
Ardından, mürseller, Lut'un aline gelince …
Lut Kavmi Kıssası.3 CYe eVL LVT: RSL .mid1994.ss15.as61.ssHİCR.ns54.nyMEDİNE.cs14.syf264.sure.15.xxxLut Kavmi Kıssası.3xxrasulxxkissa.050x#evl-ali#||#rsl-mürsel#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#x#CYe#||#eVL#||#LVT:#||#RSL#||#evl-ali#||#rsl-mürsel#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَلَمَّا جَاء آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ
Fe lemmâ câe âle lûtınil murselûn(murselûne).
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.
21. ENBİYA / 71
Onu ve Lut'u, alemler için, orada barek ettiğimiz arzda necat ettik.
İbrahim Kıssası.09 NCV LVT: eRD: BRK A:LM .mid2675.ss21.as71.ssENBİYA.ns.nyMEKKE.cs17.syf326.sure.21.xxxİbrahim Kıssası.09xkissa.073x#erd:-arz#||#a:lm-alem#||#ncv-necat#||#brk-barek#||#lvt:-hz. lut#x#NCV#||#LVT:#||#eRD:#||#BRK#||#A:LM#||#erd:-arz#||#a:lm-alem#||#ncv-necat#||#brk-barek#||#lvt:-hz. lut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ
Ve necceynâhu ve lûtan ilel ardılletî bâraknâ fîhâ lil âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
barek
ب ر كBRK
Bolluk, çoğalma, artma. Bereket. Mubarek.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Diyanet Meali:
Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.
21. ENBİYA / 74
Lut'a, hüküm ve ilim verdik. Onu habis amel işleyen bir karyeden necat ettik. Gerçekten onlar sui, fasık bir kavimdiler.
LVT: eTY HKM A:LM NCV K:RY KVN A:ML H:BS! KVN K:VM SVe FSK: .mid2678.ss21.as74.ssENBİYA.ns.nyMEKKE.cs17.syf327.sure.21.xxxx#k:vm-kavim#||#sve-sui#||#a:lm-ilim#||#a:ml-amel#||#k:ry-karye#||#fsk:-fasık#||#ncv-necat#||#hkm-hikmet#||#h:bs!-habis#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#LVT:#||#eTY#||#HKM#||#A:LM#||#NCV#||#K:RY#||#KVN#||#A:ML#||#H:BS!#||#KVN#||#K:VM#||#SVe#||#FSK:#||#k:vm-kavim#||#sve-sui#||#a:lm-ilim#||#a:ml-amel#||#k:ry-karye#||#fsk:-fasık#||#ncv-necat#||#hkm-hikmet#||#h:bs!-habis#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَت تَّعْمَلُ الْخَبَائِثَ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ
Ve lûtan âteynâhu hukmen ve ılmen ve necceynâhu minel karyetilletî kânet ta’melul habâis(habâise), innehum kânû kavme sev’in fâsikîn(fâsikîne).
ilm
ilim
ع ل مA:LM
Bilgi. / Bilinmiş ve bilinecek olanların tümünün Hayat-ı ilahi içinde ki kümülatif varlığı. (İlm-i Küll) / Bir muhataptan, okumak, görmek, dinlemek gibi yollardan edinilen bilgi, malumat (İlm-i cüz). Kişinin bir ilim vericiden (muallim), dıştan 5 DUYU yoluyla ve ders edinerek (talim) edindiği bilgi. Öğrenme.
Çğl.Ulum
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Fâsık
ف س قFSK:
Fısk içinde olan. Hata, sürekli olarak ısrar eden. Allah'ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Küçük günahlarda ısrar eden.
Çğl.Feseka
Aynı kökten:Efsak Fâsık Feseka fısk Fisk Füsuk Mefsaka tefsik
Habîs
Habes
خ ب ثH:BS!
Fesadcı. Hilekâr. Alçak tabiatlı. Kötü. Pis. Gusülsüz gezen.
Çğl.HabeseÇğl.Hubesa
Aynı kökten:Ahbes Habaset Habîs Habes Habese Hubesa Habs Hıbse Hubs Ihbas İhbas
hikmet
ح ك مHKM
İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakimlik. Eşyanın ahvalinden, harici ve batini keyfiyetlerinden bahseden ilim (İlm-i Hikmet). Herkesin bilmediği gizli sebeb. Kainattaki ve yaradılıştaki İlahi gaye. Sır. Akıl, söz ve hareketteki uygunluk.
Çğl.hikem
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.
22. HACC / 42-43-44
Hani onlar seni kizb ediyorlar ya… onlardan önce,
• Nuh
• ve de Ad
• ve de Semud kavimleri
• ve de İbrahim'in kavmi
• ve de Lut'un kavmi
• ve de Medyen ashabı da kizb etmişti!
• Musa da kizb edilmişti.
Ardından kafirlere imla etmiştim. Sonra onları ahz ettim.
Nasılmış BEN'i inkar etmek!
KZ!B KZ!B K:BL K:VM NVH A:VD S!MD K:VM BRH!M K:VM LVT: S:HB MDN KZ!B MVS MLV KFR eH:Z! KYF KVN NKR .mid2761.ss22.as42.ssHACC.ns103.nyMEKKE.cs17.syf336.sure.22.xxxx.ss22.as43.ss22.as44.x#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#a:vd-ad kavmi#||#kz!b-kizb#||#nvh-hz. nuh#||#s!md-semud kavmi#||#k:vm-kavim#||#rhm-rahim#||#brh!m-hz. ibrahim#||#lvt:-hz. lut#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#kfr-kafir#||#s:hb-sahib#||#kz!b-kizb#||#eh:z!-ahz#||#nkr-inkar#||#mlv-imla#||#mvs-hz. musa#||#mdn-medyen#x#KZ!B#||#KZ!B#||#K:BL#||#K:VM#||#NVH#||#A:VD#||#S!MD#||#K:VM#||#BRH!M#||#K:VM#||#LVT:#||#S:HB#||#MDN#||#KZ!B#||#MVS#||#MLV#||#KFR#||#eH:Z!#||#KYF#||#KVN#||#NKR#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#a:vd-ad kavmi#||#kz!b-kizb#||#nvh-hz. nuh#||#s!md-semud kavmi#||#k:vm-kavim#||#rhm-rahim#||#brh!m-hz. ibrahim#||#lvt:-hz. lut#||#kvn-kane#||#kyf-keyfe#||#kfr-kafir#||#s:hb-sahib#||#kz!b-kizb#||#eh:z!-ahz#||#nkr-inkar#||#mlv-imla#||#mvs-hz. musa#||#mdn-medyen#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُ * وَقَوْمُ إِبْرَاهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ * وَأَصْحَابُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسَى فَأَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
Ve in yukezzibûke fe kad kezzebet kablehum kavmu nûhın ve âdun ve semûd(semûdun). * Ve kavmu ibrâhîme ve kavmu lût(lûtın). * Ve ashâbu medyen(medyene), ve kuzzibe mûsâ fe emleytu lil kâfirîne summe ehaztuhum, fe keyfe kâne nekîr(nekîri).
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
Hz. İbrahim
BRH!M
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Medyen
MDN
dyn kökünden geldiği de söylenir.
Aynı kökten:medeni medine Müdn Müdün Medain Medyen Mütemeddin Temeddün
İmla
م ل وMLV
Doldurma, doldurulma. Yazı yazma. (Dikte) Bir dildeki kelime ve sözleri doğru yazma bilgisi. Müddeti mühlet vererek uzatma.
Aynı kökten:İmla İstimla meliyy mella
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
İnkâr
ن ك رNKR
Bilmeme, tanımama. Yaptığını ve söylediğini gizleme. Yapmadım deme ve ayak direme. Reddetme.
Aynı kökten:Enker İnkâr İstinkâr Menkur Münakere münker Münkir Münkirîn Müstenker Müstenkir Mütenekkir Mütenekkiren nankör Nekir Nekire Nekerât nekr Nekre Nükr Nükre Tenekkür Tenkir
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Semud Kavmi
S!MD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkâr etmek nasılmış, (gördüler).
26. ŞUARA / 160
Lut'un kavmi mürselleri kizb ettirdi.
Lut Kavmi Kıssası.4 KZ!B K:VM LVT: RSL .mid3186.ss26.as160.ssŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf373.sure.26.xxxLut Kavmi Kıssası.4xxrasulxxkissa.089x#k:vm-kavim#||#rsl-mürsel#||#kz!b-kizb#||#lvt:-hz. lut#x#KZ!B#||#K:VM#||#LVT:#||#RSL#||#k:vm-kavim#||#rsl-mürsel#||#kz!b-kizb#||#lvt:-hz. lut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ
Kezzebet kavmu lûtınil murselîn(murselîne).
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.
26. ŞUARA / 161
Kardeşleri Lut, onlara, "İttika etmez misiniz?" demişti.
Lut Kavmi Kıssası.4 K:VL eH:V LVT: VK:Y .mid3187.ss26.as161.ssŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf373.sure.26.xxxLut Kavmi Kıssası.4xkissa.089x#eh:v-ahi#||#vk:y-ittika#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#eH:V#||#LVT:#||#VK:Y#||#eh:v-ahi#||#vk:y-ittika#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
İz kâle lehum ehûhum lûtun e lâ tettekûn(tettekûne).
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Diyanet Meali:
Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
26. ŞUARA / 167
"Elbette eğer nehy etmezsen, ey Lut, elbette ihrac edilmişlerden olacaksın." dediler.
Lut Kavmi Kıssası.4 K:VL NH!Y LVT: KVN H:RC .mid3193.ss26.as167.ssŞUARA.ns47.nyMEKKE.cs19.syf373.sure.26.xxxLut Kavmi Kıssası.4xkissa.089x#kvn-tekun#||#nh!y-nehy#||#h:rc-ihrac#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#NH!Y#||#LVT:#||#KVN#||#H:RC#||#kvn-tekun#||#nh!y-nehy#||#h:rc-ihrac#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالُوا لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ
Kâlû le in lem tentehi yâ lûtu le tekûnenne minel muhracîn(muhracîne).
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
nehy
ن ه يNH!Y
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
Diyanet Meali:
Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!”
27. NEML / 54
Lut… Kavmine demişti ki:
"Fahiş olanı mı işliyorsunuz!? Siz basir olanlarsınız!"
Lut Kavmi Kıssası.5 LVT: K:VL K:VM eTY FHŞ BS:R .mid3310.ss27.as54.ssNEML.ns48.nyMEKKE.cs19.syf380.sure.27.xxxLut Kavmi Kıssası.5xkissa.094x#k:vm-kavim#||#bs:r-basir#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#LVT:#||#K:VL#||#K:VM#||#eTY#||#FHŞ#||#BS:R#||#k:vm-kavim#||#bs:r-basir#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ
Ve lûtan iz kâle li kavmihî ete’tûnel fâhışete ve entum tubsırûn(tubsırûne).
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Diyanet Meali:
Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
27. NEML / 56
Kavminin cevabı, sadece, "Lut'un alini karyenizden ihrac edin" demek oldu. Muhakkak onlar tetahhur ünasmış!
Lut Kavmi Kıssası.5 KVN CVB K:VM K:VL H:RC eVL LVT: K:RY eNS T:H!R .mid3312.ss27.as56.ssNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf381.sure.27.xxxLut Kavmi Kıssası.5xxtaharetxxkissa.094x#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#evl-ali#||#k:ry-karye#||#ens-ünas#||#h:rc-ihrac#||#t:h!r-tetahhur#||#cvb-cevab#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#KVN#||#CVB#||#K:VM#||#K:VL#||#H:RC#||#eVL#||#LVT:#||#K:RY#||#eNS#||#T:H!R#||#k:vm-kavim#||#kvn-kane#||#evl-ali#||#k:ry-karye#||#ens-ünas#||#h:rc-ihrac#||#t:h!r-tetahhur#||#cvb-cevab#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا أَخْرِجُوا آلَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlû ahricû âle lûtın min karyetikum innehum unâsun yetetahherûn(yetetahherûne).
cevab
ج و بCVB
Sorulan şeye söz veya yazıyla verilen karşılık. Kabul etmemek. Reddetmek. // Havuz.
Çğl.cevabatÇğl.ecvibe
Aynı kökten:cevab cevabat ecvibe icabet İcabe İsticabe İsticâbet isticvab Mucib Mücavebe Mücavebet müstecvib Cevb Micveb
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
karye
ق ر يK:RY
Yerleşim yeri
Aynı kökten:karye
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Tetahhur
ط ه رT:H!R
Temizlenme. Günah işlemekten uzaklaşma.
Çğl.Tetahhurât
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
Diyanet Meali:
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)”
29. ANKEBUT / 26
Ardından Lut, ona iman etti.
"Muhakkak ben, Rabbime muhacir olacağım.
Muhakkak ki O, azizdir, hakimdir." dedi.
İbrahim Kıssası.11Esma-ül Hüsna eMN LVT: K:VL H!CR RBB A:ZZ HKM .mid3475.ss29.as26.ssANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxİbrahim Kıssası.11xEsma-ül Hüsnaxximanxxkissa.098xxxemirxxyasakxxx#emn-iman#||#rbb-rabb#||#a:zz-aziz#||#h!cr-muhacir#||#hkm-hakim#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#eMN#||#LVT:#||#K:VL#||#H!CR#||#RBB#||#A:ZZ#||#HKM#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#a:zz-aziz#||#h!cr-muhacir#||#hkm-hakim#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَآمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
muhacir
ه ج رH!CR
Göç eden, bir memleketten kalkıp, başka bir yere yerleşen. Mc: Allah'ın yasak ettiğinden uzaklaşan.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
26. Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.
29. ANKEBUT / 28
Lut…
O, kavmine demişti ki:
"Muhakkak siz, alemlerden tekinin sabık olmadığı, fahiş olanı işliyorsunuz."
Lut Kavmi Kıssası.6 LVT: K:VL K:VM eTY FHŞ SBK: eHD A:LM .mid3477.ss29.as28.ssANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf398.sure.29.xxxLut Kavmi Kıssası.6xkissa.099x#k:vm-kavim#||#ehd-ehad#||#a:lm-alem#||#sbk:-sabık#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#LVT:#||#K:VL#||#K:VM#||#eTY#||#FHŞ#||#SBK:#||#eHD#||#A:LM#||#k:vm-kavim#||#ehd-ehad#||#a:lm-alem#||#sbk:-sabık#||#fhş-fahiş#||#lvt:-hz. lut#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ الْعَالَمِينَ
Ve lûtan iz kâle li kavmihî innekum le te’tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn(âlemîne).
alem
ع ل مA:LM
Kümülatif ilmin, halıktan mahluka ikramında, cüzlere, parçalara evrilmeden önce ki külliyeti. / Cihan, kâinat. Dünya. Her şey. / Cemaat. Halk. Cemiyet. / Dehr. / Hususi hal ve keyfiyet. / Bir güneş ile ona tabi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği daire.
Çğl.Alemin
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Sabık
sabıka
س ب قSBK:
Geçmiş. Önceki. / Zamanca veya rütbece ileride olan. / Eskiden işlenmiş suç.
Çğl.SâbıkûnÇğl.Sevabık
Aynı kökten:İstibak Masebak Mesbuk Münsebik Müsabaka Müsabakat Müsabık Müstebık Mütesabık Mütesabıka Sabık sabıka Sâbıkûn Sevabık Sâbıkan Sebak Esbâk Sebbak Sebike sebk Sebkat Sibak Tesabuk Tesbik Tesbikat
Diyanet Meali:
28. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.”
29. ANKEBUT / 32
"Ama orada Lut var" dedi.
Dediler ki:
"Biz, orada kim olduğuna alimiz. Elbette ona ve ehline necat edeceğiz. Karısı müstesna... o gabir olanlardan olacak."
Lut Kavmi Kıssası.6 K:VL LVT: K:VL A:LM NCV eH!L MRe KVN G:BR .mid3482.ss29.as32.ssANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxLut Kavmi Kıssası.6xkissa.099x#kvn-kane#||#eh!l-ehil#||#a:lm-alim#||#mre-imree#||#g:br-gabir#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#LVT:#||#K:VL#||#A:LM#||#NCV#||#eH!L#||#MRe#||#KVN#||#G:BR#||#kvn-kane#||#eh!l-ehil#||#a:lm-alim#||#mre-imree#||#g:br-gabir#||#ncv-necat#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Kâle inne fîhâ lûtâ(lûten), kâlû nahnu a’lemu bi men fîhâ le nunecciyennehu ve ehlehû illemreetehu kânet minel gâbirîn(gâbirîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Gabir
غ ب رG:BR
İstikbal. / Kalan. Geleceğe kalan. / Geride kalan. Bırakılan. / Geride kalıp eskiyen, çürüyen, tozlanan. / Gr: Gelecek zaman.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Diyanet Meali:
32. İbrahim, “Ama orada Lût var” dedi. Onlar, “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
29. ANKEBUT / 33
Rasullerimiz geldiğinde... Lut, onlardan sui oldu ve onlara zira ederek dıyk oldu.
Dediler ki:
"Korkma, hüzünlenme!
Muhakkak biz, seni ve ehlini necat edeceğiz.
Karın müstesna… o, gabir olanlardan olacak."
Lut Kavmi Kıssası.6 CYe RSL LVT: SVe D:YK: Z!RA: K:VL H:VF HZN NCV eH!L MRe KVN G:BR .mid3483.ss29.as33.ssANKEBUT.ns85.nyMEKKE.cs20.syf399.sure.29.xxxLut Kavmi Kıssası.6xxrasulxxkissa.099x#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#sve-sui#||#eh!l-ehil#||#mre-imree#||#hzn-hüzün#||#z!ra:-zira#||#ncv-necat#||#g:br-gabir#||#rsl-rasul#||#d:yk:-dıyk#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#RSL#||#LVT:#||#SVe#||#D:YK:#||#Z!RA:#||#K:VL#||#H:VF#||#HZN#||#NCV#||#eH!L#||#MRe#||#KVN#||#G:BR#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#sve-sui#||#eh!l-ehil#||#mre-imree#||#hzn-hüzün#||#z!ra:-zira#||#ncv-necat#||#g:br-gabir#||#rsl-rasul#||#d:yk:-dıyk#||#lvt:-hz. lut#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلَمَّا أَن جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا امْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Ve lemmâ en câet rusulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’ân, ve kâlû lâ tehaf ve lâ tahzen, innâ muneccûke ve ehleke illemreeteke kânet minel gâbirîn(gâbirîne).
Dıyk
Zıyk
ض ي قD:YK:
(Dıyyık) Dar. Sıkıntılı.
Aynı kökten:Dıyk Zıyk Dik Diyeke Edyak Dîk Muzîk Mudîk Zîk
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Gabir
غ ب رG:BR
İstikbal. / Kalan. Geleceğe kalan. / Geride kalan. Bırakılan. / Geride kalıp eskiyen, çürüyen, tozlanan. / Gr: Gelecek zaman.
Aynı kökten:Gaber Gabere Gabir Gabr
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Zira'
ذ ر عZ!RA:
Arşın. Arşınlamak. Ölçmek. / Bir kolun dirseğinden orta parmak ucuna kadar uzunluk ölçüsü. (75-90 cm. kadar) / Gökte ayın menzillerinden birisi. / Tulum. İçine peynir veya su, yağ gibi şeyler konan deriden kap. / ön ayakları yürüyüşte germek. / ata, deveye binmek için alçaltmak. / alt etmek, arkadan boğmak. / yüzerken kolu kaldırmak ve germek. / elden öne doğru germek. / genişçe yaymak. / kuvvet, güç.
Aynı kökten:Mezru' Mezruât Müzaraa Zeraa Zira'
Diyanet Meali:
33. Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
37. SAFFAT / 133
Muhakkak Lut, elbette mürsellerdendir.
Lut Kavmi Kıssası.7 LVT: RSL .mid3984.ss37.as133.ssSAFFAT.ns56.nyMEKKE.cs23.syf450.sure.37.xxxLut Kavmi Kıssası.7xxrasulxxkissa.113x#rsl-mürsel#||#lvt:-hz. lut#x#LVT:#||#RSL#||#rsl-mürsel#||#lvt:-hz. lut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Ve inne lûtan le minel murselîn(murselîne).
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
mürsel
ر س لRSL
İrsal edilmiş.
Çğl.MürselatÇğl.Mürselin
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.
38. SAD / 12-13
Onlardan önce de Nuh kavmi... ve Ad... ve vetedlerin zatı firavun… ve Semud... ve Lut kavmi... ve Eyke ashabı… kizb etmişti.
İşte onlar hizblerdir.
KZ!B K:BL K:VM NVH A:VD Z!VT VTD S!MD K:VM LVT: S:HB eYK HZB .mid4022.ss38.as12.ssSAD.ns38.nyMEKKE.cs23.syf452.sure.38.xxxx.ss38.as13.x#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#a:vd-ad kavmi#||#kz!b-kizb#||#vtd-veted#||#nvh-hz. nuh#||#z!vt-zi#||#k:vm-kavim#||#s:hb-sahib#||#hzb-hizb#||#lvt:-hz. lut#||#s!md-semud kavmi#||#eyk-eyke kavmi#x#KZ!B#||#K:BL#||#K:VM#||#NVH#||#A:VD#||#Z!VT#||#VTD#||#S!MD#||#K:VM#||#LVT:#||#S:HB#||#eYK#||#HZB#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#a:vd-ad kavmi#||#kz!b-kizb#||#vtd-veted#||#nvh-hz. nuh#||#z!vt-zi#||#k:vm-kavim#||#s:hb-sahib#||#hzb-hizb#||#lvt:-hz. lut#||#s!md-semud kavmi#||#eyk-eyke kavmi#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْأَوْتَادِ * وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَابُ الأَيْكَةِ أُوْلَئِكَ الْأَحْزَابُ
Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve âdun ve fir’avnu zul evtâdi. * Ve semûdu ve kavmu lûtın ve ashâbul eykeh(eyketi), ulâikel ahzâb(ahzâbu).
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
Eyke Kavmi
eYK
xoxox
Aynı kökten:Eyke Kavmi
hizb
hizib
ح ز بHZB
Bölük. Kısım. Grup. Cemaat. Takım. Fırka. Taraftar. Toprağı katı yer. Kur'ânın kısımları.
Çğl.Ahzab
Aynı kökten:hizb hizib Ahzab Tahazzüb Tahzib
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Semud Kavmi
S!MD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Veted
و ت دVTD
Çadır kazığı. Ağaç kazık. Demir mıh. Edb: Aruzda üç harfden meydana gelen nazım.
Çğl.Evtad
Aynı kökten:Cezr-i Vetedî Veted Evtad
Zu
Zi
ذ و تZ!VT
Kendi. Öz, asıl. / Hürmete layık kimse. / Ehil. Erbab. Sahib. Malik. // sahip olan şey, özne, şahıs, / özlenme, bazı iltihaplara verilen ad. // Zevata: İki zat. İki sahib. Çift. (müen: zevatey) // Zevat: Üzüm, buğday gibi şeylerin kabuğu. // (Zİ : Zu : Za : Zat : Zevat)
Dşl.ZâtÇğl.Zevat
Aynı kökten:Zâten Zu Zi Zât Zevat
Diyanet Meali:
Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
50. KAF / 12-13-14
Onlardan önce kizb edenler:
• Nuh'un kavmi.
• ve Ress ashabı.
• ve Semud ashabı.
• ve Ad.
• ve firavun.
• ve Lut'un kardeşleri.
• ve Eyke ashabı.
• ve Tubba kavmi.
Hepsi Rasulleri kizb etmişti… ve ardından vaad ettiğim şey hakk olmuştu.
KZ!B K:BL K:VM NVH S:HB RSS S!MD A:VD eH:V LVT: S:HB eYK K:VM KLL KZ!B RSL HK:K: VA:D .mid4654.ss50.as12.ssKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxxxrasulxx.ss50.as13.ss50.as14.xxxibadetxxx#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#kz!b-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvh-hz. nuh#||#s!md-semud kavmi#||#rss-ress kavmi#||#eh:v-ihvan#||#a:vd-ad kavmi#||#lvt:-hz. lut#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#va:d-vaad#||#hk:k:-hakk#||#s:hb-sahib#||#rsl-rasul#||#kz!b-kizb#x#KZ!B#||#K:BL#||#K:VM#||#NVH#||#S:HB#||#RSS#||#S!MD#||#A:VD#||#eH:V#||#LVT:#||#S:HB#||#eYK#||#K:VM#||#KLL#||#KZ!B#||#RSL#||#HK:K:#||#VA:D#||#k:vm-kavim#||#k:bl-kabl#||#kz!b-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvh-hz. nuh#||#s!md-semud kavmi#||#rss-ress kavmi#||#eh:v-ihvan#||#a:vd-ad kavmi#||#lvt:-hz. lut#||#k:vm-kavim#||#kll-külli#||#va:d-vaad#||#hk:k:-hakk#||#s:hb-sahib#||#rsl-rasul#||#kz!b-kizb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَأَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُ * وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَإِخْوَانُ لُوطٍ * وَأَصْحَابُ الْأَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ
Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve ashâbur ressi ve semûdu. * Ve âdun ve fir’avnu ve ihvânu lûtın. * Ve ashâbul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaîdi.
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Ress Kavmi
RSS
xoxox
Aynı kökten:ress Ress Kavmi Resse Rises Risâs
Semud Kavmi
S!MD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
Diyanet Meali:
12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
54. KAMER / 33
Lut kavmi inzar edilenleri kizb etmişti.
Lut Kavmi Kıssası.8 KZ!B K:VM LVT: NZ!R .mid4846.ss54.as33.ssKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxLut Kavmi Kıssası.8xkissa.134x#k:vm-kavim#||#kz!b-kizb#||#nz!r-nezr#||#lvt:-hz. lut#x#KZ!B#||#K:VM#||#LVT:#||#NZ!R#||#k:vm-kavim#||#kz!b-kizb#||#nz!r-nezr#||#lvt:-hz. lut#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
Kezzebet kavmu lûtın bin nuzur(nuzuri).
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
nezr
nezir
ن ذ رNZ!R
Korkutmak. Korkutarak ikaz etmek. Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır). / Adak adamak.
Çğl.nüzeraÇğl.NuzurÇğl.Nüzur
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
Diyanet Meali:
Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.
54. KAMER / 34-35
Muhakkak ki BİZ, Lut'un ailesi dışında… onlara hasıb irsal etmiştik. Onları, indimizden bir nimet olarak... seher vaktinde necat etmiştik.
Böyledir!...
BİZ, şükür edeni cezalandırırız.
Lut Kavmi Kıssası.8 RSL HS:B eVL LVT: NCV SHR NA:M A:ND CZY ŞKR .mid4847.ss54.as34.ssKAMER.ns37.nyMEKKE.cs27.syf529.sure.54.xxxLut Kavmi Kıssası.8xkissa.134x.ss54.as35.x#evl-ali#||#ncv-necat#||#rsl-irsal#||#shr-seher#||#hs:b-hasıb#||#lvt:-hz. lut#||#şkr-şükür#||#czy-ceza#||#a:nd-ind#||#na:m-nimet#x#RSL#||#HS:B#||#eVL#||#LVT:#||#NCV#||#SHR#||#NA:M#||#A:ND#||#CZY#||#ŞKR#||#evl-ali#||#ncv-necat#||#rsl-irsal#||#shr-seher#||#hs:b-hasıb#||#lvt:-hz. lut#||#şkr-şükür#||#czy-ceza#||#a:nd-ind#||#na:m-nimet#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ نَّجَّيْنَاهُم بِسَحَرٍ * نِعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَلِكَ نَجْزِي مَن شَكَرَ
İnnâ erselnâ aleyhim hâsiben illâ âle lût(lûtin), necceynâhum bi sehar(seharin). * Ni’meten min indina, kezâlike neczî men şeker(şekere).
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hasb
Hasıb
ح ص بHS:B
Taş atmak. / Ufak taşları savuran rüzgâr. Ortalığı toza toprağa boğan şiddetli rüzgâr. Fırtına. / Tipi. / Çakılları fırlatmak, çakıl taşları dağıtmak, ateşe atmak, / bir insandan ya da bir şeyden acele etmek, bir insandan uzaklaşmak, / ateş yakmak. Yakacak odun ve taşlar.
Çğl.Havâsıb
Aynı kökten:Hasab Hasb Hasıb Havâsıb Hasba' Hasubâ Hasbe Mahsub Tahsib
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
necat
ن ج وNCV
Kurtuluş, selâmet. Hırs ve hased. Yüksek mekân. Ağaç budağı. Mantar.
Aynı kökten:İnca' İstincad Mencat Münacat Münci Naci Naciye necat necati Tenciye Necv Necva Nicâ Necve
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
seher
س ح رSHR
Gecenin son 1/6 lık kısmı. Tan. Sabah olmağa başladığı vakit. Geceleri uyumayıp uyanık durma hastalığı.
Çğl.Eshar
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
66. TAHRİM / 10
ALLAH kafirlere, Nuh'un hanımını ve Lut'un hanımını mesel darb etti.
İkisi de BİZ'e ibadet edenlerden iki salih abd altındaydı... ardından ikisi de ihanet etti. Artık, onların ikisine de ALLAH'tan bir şey ganiy olmaz.
Denildi ki:
"İkiniz de dahil olanlarla beraber nara dahil olun."
Mesel: HanımlarAhiretKadın ve Aile Hukuku D:RB MS!L KFR MRe NVH MRe LVT: KVN THT A:BD A:BD S:LH H:VN G:NY ŞYe K:VL DH:L NVR DH:L .mid5156.ss66.as10.ssTAHRİM.ns107.nyMEDİNE.cs28.syf560.sure.66.xxxMesel: HanımlarxAhiretxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxkissa.141xxxibadetxxx#kvn-kane#||#şye-şey#||#dh:l-dahil#||#mre-imree#||#tht-taht#||#g:ny-ganiy#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#a:bd-ibadet#||#d:rb-darb#||#s:lh-salih#||#ms!l-mesel#||#nvr-nar#||#h:vn-ihanet#||#nvh-hz. nuh#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#x#D:RB#||#MS!L#||#KFR#||#MRe#||#NVH#||#MRe#||#LVT:#||#KVN#||#THT#||#A:BD#||#A:BD#||#S:LH#||#H:VN#||#G:NY#||#ŞYe#||#K:VL#||#DH:L#||#NVR#||#DH:L#||#kvn-kane#||#şye-şey#||#dh:l-dahil#||#mre-imree#||#tht-taht#||#g:ny-ganiy#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#a:bd-ibadet#||#d:rb-darb#||#s:lh-salih#||#ms!l-mesel#||#nvr-nar#||#h:vn-ihanet#||#nvh-hz. nuh#||#lvt:-hz. lut#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا اِمْرَأَةَ نُوحٍ وَاِمْرَأَةَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ
Dareballâhu meselen lillezîne keferûmreete nûhın vemreete lût(lûtın), kânetâ tahte abdeyni min ibâdinâ sâlihayni fe hânetâhumâ fe lem yugniyâ anhumâ minallâhi şey’en ve kîledhulen nâre mead dâhılîn(dâhilîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
ibadet
ع ب دA:BD
Aldığı emir üzere yaşamak. Emre itaat etmek. Kendi benliğini ve varlığını bırakmak, vaz geçmek.
Çğl.İbadat
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya Ganne İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
ihanet
خ و نH:VN
Hainlik. Haksızlık. Kötülük.
Aynı kökten:hain hıyanet ihanet muhin muhtan mütehavin tahvin Tahvinât Tehavün
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Hz. Lut
LVT:
xoxox
Aynı kökten:Hz. Lut Lat' Levt Livata Melavet Milat Milvat
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
mesel
م ث لMS!L
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Hz. Nuh
ن و حNVH
Sarkmak, sallanarak bir yandan bir yana hareketlenmek; / Bir şeyi değerli bir suya (mesela altın suyuna) batırarak süslemek, kıymetini yükseltmek; / Sulanmak, ağlamak; / Nağmeli şekilde ötmek, feryad etmek, gıcırdamak / Süryanice, “sakin” manasına; İbranice, "sakin, teselli eden" manalarına gelmektedir.
Aynı kökten:Hz. Nuh Münaveha Mütenevvih Nevh nevha Envah Nevha Nevvah Nevvahe Nuhat Nüvah Tenevvüh Tenvih
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat Istılah Istılahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Taht
Tahte
ت ح تTHT
Alt. Aşağı. Altı. Aşağısı. Gr: Gelecek olan zamir.
Aynı kökten:Taht Tahte
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
10. Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )