Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
NVR etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
inare
ن و رNVR
Nurlandırma, aydınlatma.
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##inare##NVR-inare##
minare
menare
ن و رNVR
Nur mevzii. Ezan mevkii.
Çoğul.MenairÇoğul.Minarat
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##minare##menare##menair##minarat##NVR-minare##NVR-menare##NVR-menair##NVR-minarat##
münevver
ن و رNVR
Nurlandırılmış. Uyanık. İntibaha gelmiş. Akıllı alim. İmani ve İslami tahsil ve terbiye görmüş. Parlatılmış.
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##münevver##NVR-münevver##
münir
ن و رNVR
Nurlandıran, nur veren, ziya veren, ışık veren, parlak.
DuruMeal'de toplam 6 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##münir##NVR-münir##
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
DuruMeal'de toplam 137 kayıtta geçiyor.
Çoğul.NiranÇoğul.envarÇoğul.niyâr
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##nar##niran##envar##niyar##NVR-nar##NVR-niran##NVR-envar##NVR-niyar##
neyyir
ن و رNVR
Nurlu, parlak, ışıklı cisim. Yıldız. Cisim halindeki nur. Güneş, şems.
Çoğul.Neyyirat
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##neyyir##neyyirat##NVR-neyyir##NVR-neyyirat##
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta.
El Nur : Işık, kaynak fiili.
DuruMeal'de toplam 34 kayıtta geçiyor.
Çoğul.EnvarÇoğul.Niran
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
xesma##nur##envar##niran##NVR-nur##NVR-envar##NVR-niran##xesma
nuri
ن و رNVR
Nura mensub, nura ait.
Dişil.nuriye
Aynı Kökten Türeyen:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
##nuri##nuriye##NVR-nuri##NVR-nuriye##
171 Kayıt Listeleniyor...
NVR kelime kökünün geçtiği -171- ayet listesi
SURE
2. BAKARA / 17
Onların meseli; nar vakd etmek isteyenlerin meseli gibidir:
Havlinde olanlar ziyalandığında… ALLAH onların nuruna zehab eder... ve onları basar olunmaz zulmetler içine terk eder.
Mesel: KafirlerMüfsid MS!L MS!L VK:D NVR D:Ve HVL Z!H!B NVR TRK Z:LM BS:R .mid16.ss2.as17.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf3.sure.2.xxxMesel: KafirlerxMüfsidxkissa.001x#z:lm-zulmet#||#trk-terk#||#ms!l-mesel#||#bs:r-basar#||#vk:d-vakd#||#z!h!b-zehab#||#nvr-nur#||#nvr-nar#||#hvl-havl#||#d:ve-ziya#x#MS!L#||#MS!L#||#VK:D#||#NVR#||#D:Ve#||#HVL#||#Z!H!B#||#NVR#||#TRK#||#Z:LM#||#BS:R#||#z:lm-zulmet#||#trk-terk#||#ms!l-mesel#||#bs:r-basar#||#vk:d-vakd#||#z!h!b-zehab#||#nvr-nur#||#nvr-nar#||#hvl-havl#||#d:ve-ziya#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ ف۪ي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ
meselu-hum ke meseli llezi stevkade nâren, fe lemmâ edâet mâ havle-hu zeheb allâhu bi nûri-him ve tereke-hum fî zulumâtin lâ yubsirûne.
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Zû'
Zav'
ض و اD:Ve
Aydınlık. Işık. Şule. Ziya. Nur.
Çğl.Azvâ'Çğl.Ziyâ'
Aynı kökten:İstizae İzae İzâet Mizae Mudî Muzî' Müstazî Mustazi Vemiz Zû' Zav' Azvâ' Ziyâ'
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
mesel
م ث لMS!L
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
Vakd
Vakdân
و ق دVK:D
Ateşin yanması, tutuşması.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
zehab
ذ ه بZ!H!B
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
2. BAKARA / 23-24
Eğer... BİZ'e abd olana inzal ettiğimiz şeyden rayb içinde olursanız… artık onun mislinden sure ile gelin!
Eğer sadıksanız... ALLAH'ın gayrısından şahidlerinizi davet edersiniz!
Ancak eğer fail olmazsanız... ***ki asla fail olamazsınız***... artık, kafirler için idad edilmiş... nasla ve hacerlerle vakd edilmiş nardan ittika edin!
KVN RYB NZL A:BD eTY SVR MS!L DA:V ŞH!D DVN KVN S:DK: FA:L FA:L VK:Y NVR VK:D NVS HCR A:DD KFR .mid23.ss2.as23.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf3.sure.2.xxxxxcehennemxx.ss2.as24.xxxemirxxyasakxxxxkitabxxx#da:v-davet#||#nvs-nas#||#dvn-dun#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#şh!d-şahid#||#ryb-rayb#||#nzl-inzal#||#s:dk:-sadık#||#svr-sure#||#a:dd-idad#||#vk:y-ittika#||#vk:d-vakd#||#hcr-hacer#||#nvr-nar#||#ety-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#RYB#||#NZL#||#A:BD#||#eTY#||#SVR#||#MS!L#||#DA:V#||#ŞH!D#||#DVN#||#KVN#||#S:DK:#||#FA:L#||#FA:L#||#VK:Y#||#NVR#||#VK:D#||#NVS#||#HCR#||#A:DD#||#KFR#||#da:v-davet#||#nvs-nas#||#dvn-dun#||#kfr-kafir#||#a:bd-abd#||#şh!d-şahid#||#ryb-rayb#||#nzl-inzal#||#s:dk:-sadık#||#svr-sure#||#a:dd-idad#||#vk:y-ittika#||#vk:d-vakd#||#hcr-hacer#||#nvr-nar#||#ety-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ * فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْ تَفْعَلُوا فَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُۚ اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ
Ve in kuntum fî reybin mimmâ nezzelnâ alâ abdinâ fe’tû bi sûretin min mislihî, ved’û şuhedâekum min dûnillâhi in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne). * Fe in lem tef’alû ve len tef’alû fettekûn nârelletî vakûduhân nâsu vel hicâratu, uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
İdad
ع د دA:DD
İnce ince hesab ederek hazırlamak. Saymak. Sayı. Hesab etmek. Ölüm vakti. Fark. Vergi. Bahşiş. Küfüv. Denk, hemtâ. Delilik emâresi. Parmakla hesab etmek.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
Dûn
د و نDVN
Başka. Gayrı, diğer, maadâ.
Aynı kökten:Dûn
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rayb
reyb
ر ي بRYB
Endişe içeren şüphe. / Korku, endişe, sui zan ve töhmet. // kafayı bulandırmak, musibet vermek, kötü kanaat yaratmak, yanlış suçlamada bulunmak.
Çğl.Rüyub
Aynı kökten:Murîb Murtab rayb reyb Rüyub
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
sure
س و رSVR
Sure. Derece. Menzil. Şeref, şan. Güzel bina, sur. Refi. Alamet
Çğl.suver
Aynı kökten:müsevver Müsevvere Sivar Esvire Esâvir Suur Sur sure suver Tesevvür
Vakd
Vakdân
و ق دVK:D
Ateşin yanması, tutuşması.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
şahid
ش ه دŞH!D
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
2. BAKARA / 38-39
Dedik ki:
"Ondan cemian hebt olun!
Size BEN'den hüda verildiğinde... ve ardından hüdaya tabi olan kimseler… artık onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler.
Kafirler ve ayetlerimize kizb edenler ise... işte onlar, nar ashabıdır... onlar orada ebedidirler."
Adem Kıssası.1Ahiret K:VL H!BT: CMA: eTY H!DY TBA: H!DY H:VF HZN KFR KZ!B eYY S:HB NVR H:LD .mid36.ss2.as38.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf6.sure.2.xxxAdem Kıssası.1xAhiretxxcennetxcehennemxxkissa.002x.ss2.as39.x#h:vf-havf#||#eyy-ayet#||#tba:-tabi#||#cma:-cemian#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#hzn-hüzün#||#h!dy-huda#||#h!bt:-hebt#||#kz!b-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#H!BT:#||#CMA:#||#eTY#||#H!DY#||#TBA:#||#H!DY#||#H:VF#||#HZN#||#KFR#||#KZ!B#||#eYY#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#h:vf-havf#||#eyy-ayet#||#tba:-tabi#||#cma:-cemian#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#hzn-hüzün#||#h!dy-huda#||#h!bt:-hebt#||#kz!b-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعًاۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ * وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟
Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). * Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Hebt
Hübut
ه ب طH!BT:
İniş. Aşağı inme. Aşağı indirme. İnmek. (Suudun zıddı). Bir yere inip konmak. Nüzul, illet, maraz. Zayıflama. Eksiltmek. Kötü bir hale uğratmak. Birbiri ardınca vurmak. Uyuşma. Bir memlekete birisini dâhil ettirmek.
Aynı kökten:Habıt Hebt Hübut Mehbit Mehbit-i Vahy Mühbit Münhebit
Huda
Hüda
ه د يH!DY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Hüzn
Hüzün
ح ز نHZN
Gamlı olmak. Keder Sıkıntı.
Çğl.Ahzan
Aynı kökten:Ahzen hazan Hazen Hazîn Huzzân Hüzn Hüzün Ahzan İhzan Mahzun Muhzin Mütehazzin Tahazzün Tahzin
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
“İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
2. BAKARA / 80-81
Derler ki:
"Madud yevmlerden sonra bize nar mess etmez."
De ki:
"ALLAH indinde bir ahd mi ittihaz ettiniz siz!?
ALLAH, ahdini asla tahlif etmez.
Yoksa siz, ALLAH'a, alim olmadığınız bir şey mi söylüyorsunuz?"
Bilakis!
Seyyieler kesb eden ve hataları kendisini ihata eden kimse… artık işte onlar, nar ashabıdır. Orada ebedidirler.
Ahiret K:VL MSS NVR YVM A:DD K:VL eH:Z! A:ND A:H!D H:LF A:H!D K:VL A:LM KSB SVe HVT: H:T:e S:HB NVR H:LD .mid75.ss2.as80.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf11.sure.2.xxxAhiretxxyevmxcehennemxxxcehennemxx.ss2.as81.xxxemirxxyasakxxx#h:lf-tahlif#||#a:h!d-ahd#||#yvm-eyyam#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#mss-mess#||#eh:z!-ittihaz#||#a:dd-madud#||#nvr-nar#||#sve-seyyie#||#h:t:e-hatie#||#ksb-kesb#||#h:ld-halid#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#hvt:-ihata#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MSS#||#NVR#||#YVM#||#A:DD#||#K:VL#||#eH:Z!#||#A:ND#||#A:H!D#||#H:LF#||#A:H!D#||#K:VL#||#A:LM#||#KSB#||#SVe#||#HVT:#||#H:T:e#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#h:lf-tahlif#||#a:h!d-ahd#||#yvm-eyyam#||#a:nd-ind#||#a:lm-alim#||#mss-mess#||#eh:z!-ittihaz#||#a:dd-madud#||#nvr-nar#||#sve-seyyie#||#h:t:e-hatie#||#ksb-kesb#||#h:ld-halid#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#hvt:-ihata#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَقَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّامًا مَعْدُودَةًۜ قُلْ اَتَّخَذْتُمْ عِنْدَ اللّٰهِ عَهْدًا فَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ عَهْدَهُٓ اَمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ * بَلٰى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَاَحَاطَتْ بِه۪ خَط۪ٓيـَٔتُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne). * Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ma'dud
ع د دA:DD
Hesabedilen. Sayılan. Addedilen. Muayyen. Belli.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
ahd
ahid
ع ه دA:H!D
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant // Vaadetme. Söz verme. / Yemin. And. Misak. / Asır. Devir. / Tevhid. Mukavele. Vasiyet. // tanıma, / yükümlülük, yemin, söz verme.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
ittihaz
ا خ ذeH:Z!
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
tahlif
خ ل فH:LF
Birini kendi yerine bırakmak.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hata
Hatîe
خ ط اH:T:e
Yanlışlık. Yanılma. Suç. Günah.
Çğl.HataiyyatÇğl.Hataya
Aynı kökten:Hata Hatîe Hataiyyat Hataya Hatîe Ihta' Muhtî Mütehatti Tahtie Tehatu'
İhata
ح و طHVT:
Kuşatmak. Sarmak. Etrafından çevirmek, kuşatmak, içine almak. Kuşatılmak, sarılmak. Geniş bilgi ile anlamak, tam kavramak.
Aynı kökten:İhata Muhat Muhit Muhitat
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
seyyie
س و اSVe
Kötülük, günah, suç. Yaramazlık, fenalık.
Çğl.seyyiat
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
2. BAKARA / 126
İbrahim demişti ki:
"Rabbim!
Bu beldeyi emin kıl. Ehlini... kendilerinden ALLAH'a ve ahir yevmine iman edenlerin semerelerinden rızıklandır."
Dedi ki:
"Kafir kimseleri... artık onları biraz metalandırır sonra nar azabına muztar ederim.
Orası ne de beis masirdir!"
İbrahim Kıssası.01AhiretDua K:VL BRH!M RBB CA:L BLD eMN RZK: eH!L S!MR eMN YVM eH:R K:VL KFR MTA: K:LL D:RR A:Z!B NVR BeS S:YR .mid121.ss2.as126.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf18.sure.2.xxxİbrahim Kıssası.01xAhiretxDuaxxyevmxcehennemximanxxkissa.008x#mta:-meta#||#eh:r-ahir#||#eh!l-ehil#||#k:ll-kalil#||#bld-belde#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#d:rr-muztar#||#a:z!b-azab#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#bes-beis#||#s:yr-masir#||#nvr-nar#||#s!mr-semere#||#brh!m-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BRH!M#||#RBB#||#CA:L#||#BLD#||#eMN#||#RZK:#||#eH!L#||#S!MR#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#K:VL#||#KFR#||#MTA:#||#K:LL#||#D:RR#||#A:Z!B#||#NVR#||#BeS#||#S:YR#||#mta:-meta#||#eh:r-ahir#||#eh!l-ehil#||#k:ll-kalil#||#bld-belde#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#d:rr-muztar#||#a:z!b-azab#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#bes-beis#||#s:yr-masir#||#nvr-nar#||#s!mr-semere#||#brh!m-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَل۪يلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ
Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzâ beleden âminen verzuk ehlehu mines semerâti men âmene minhum billâhi vel yevmil âhir(âhiri), kâle ve men kefere fe umettiuhu kalîlen summe adtarruhu ilâ azâbin nâr(nâri), ve bi’sel masîr(masîru).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Hz. İbrahim
BRH!M
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Muztar
Müztar
ض ر رD:RR
Çaresiz kalmış, zorlanmış. Cebr olunmuş. Mecbur kalış. Çaresiz kalıp başı sıkılan.
Çğl.Muztarrîn
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Semer
ث م رS!MR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
Masîr
ص ي رS:YR
Sürüp giden. Karargâh. Suyun aktığı yer. Rücu etmek, dönüp gitmek. Dönüp varılacak yer.
Çğl.Masâyi
Aynı kökten:Masîr Masâyi Sare Sayruret Sayr
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
2. BAKARA / 166-167
Tabi olunanlar, tabi olanlardan teberri olduklarında ve azabı gördüklerinde... onlar ile sebeblerini kata ederler.
Tabi olanlar derler ki:
"Keşke bize bir kerre daha verilse… ve ardıdan, bizden teberri ettikleri gibi onlardan teberri etsek."
Böyledir!...
ALLAH, kendilerine amellerinin hasretini gösterir! Onlar nardan haric olamazlar.
Ahiret BRe TBA: TBA: ReY A:Z!B K:T:A: SBB K:VL TBA: KRR BRe BRe ReY A:ML HSR H:RC NVR .mid162.ss2.as166.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf24.sure.2.xxxAhiretxxcehennemxx.ss2.as167.x#tba:-tabi#||#a:ml-amel#||#a:z!b-azab#||#sbb-sebeb#||#bre-teberri#||#k:t:a:-kata#||#nvr-nar#||#h:rc-haric#||#hsr-hasret#||#krr-kerre#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#BRe#||#TBA:#||#TBA:#||#ReY#||#A:Z!B#||#K:T:A:#||#SBB#||#K:VL#||#TBA:#||#KRR#||#BRe#||#BRe#||#ReY#||#A:ML#||#HSR#||#H:RC#||#NVR#||#tba:-tabi#||#a:ml-amel#||#a:z!b-azab#||#sbb-sebeb#||#bre-teberri#||#k:t:a:-kata#||#nvr-nar#||#h:rc-haric#||#hsr-hasret#||#krr-kerre#||#k:vl-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِذْ تَبَرَّاَ الَّذ۪ينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا وَرَاَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الْاَسْبَابُ * وَقَالَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّاۜ كَذٰلِكَ يُر۪يهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْۜ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنَ النَّارِ۟
İz teberreellezînettubiû minellezînettebeû ve reavûl azâbe ve takattaat bihimul esbâb(esbâbu). * Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu a’mâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Teberri
ب ر اBRe
Alakasız olma. Sevmeyip yüz çevirme. Temiz olma.
Aynı kökten:Bari Barii Baria Ber' Berâ Beraa Beria Berâat Berâet Berî Beria Beriyye İbrâ İ'tibarî Müberra Müteberri Teberra Teberri
Hâric
خ ر جH:RC
Bir şeyin veya mahallin veya memleketin dışında kalan. Ecnebi.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hasret
ح س رHSR
Özleyiş. İç çekme. Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü. Pişmanlık vesilesi.
Çğl.Haserat
Aynı kökten:Hasîr hasr hasret Haserat İstihsar Mahsur Muhasser mütehassir tahassür Tahassürât tahsir
kat'a
ق ط عK:T:A:
Kesmek, bölmek, ayırmak. Devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek. Parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım. Nehir geçme. Yol alma
Aynı kökten:Ikta' İnkıta' kat'a Kat'an Kat'î Kat'iyyen Kat'iyyet Kıt'a Kıtat Kıtaat Maktu' Maktua Makati' Maktuan
Kerre
ك ر رKRR
Bir defa. Bir adet. Kere, defa. Tekrar oluş. Dönmek, art arda geri dönmek, koşmak, tekrarlamak, geri gelmek, sırayla takip etmek, sarılmak (ip), bir veya birden fazla tekrarlamak
Çğl.Kerrat
Aynı kökten:Kerre Kerrat Mükerrer Mükerrerat Mükerrir Mütekerrir Tekerrür Tekerrürât Tekrar Tekrarat
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sebeb
س ب بSBB
Vâsıta. Âlet. Alâka. İrtibat. Bahane. Edb: Harekeli bir harf ile sâkin bir harften veya iki harekeli harften meydana gelen parça.
Çğl.Esbab
Aynı kökten:Müsebbeb Müsebbib Mütesebbib Sebeb Esbab Sebebiyet Tesebbüb Sebb Sebbab Sibab Tesavüb Üsbube Esâbib
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
Diyanet Meali:
Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.
2. BAKARA / 174-175-176
Muhakkak
ALLAH'ın kitabtan inzal ettiklerini ketm edenler...
• ve onunla az bir semen iştira edenler...
işte onlar... batınlarında, sadece, nar yerler!

Kıyamet yevminde... ALLAH,
• Onlara kelime ettirmez!
• Onlara tezkiye ettirmez!
Onlara elim azab vardır!

İşte onlar...
• hüda ile dalaleti...
• ve mağfiret ile azabı...
iştira edenler... artık onlar, nara nasıl sabır ederler!?

Bunlar... ALLAH'ın, kitabı bi-hakkın inzal etmesi iledir!
Muhakkak kitab hakkında ihtilafa düşenler... elbette baid şikak içindedirler.
Ahiret KTM NZL KTB ŞRY S!MN K:LL eKL BT:N NVR KLM YVM K:VM ZKV A:Z!B eLM ŞRY D:LL H!DY A:Z!B G:FR S:BR NVR NZL KTB HK:K: H:LF KTB ŞK:K: BA:D .mid169.ss2.as174.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf25.sure.2.xxxAhiretxxyevmxcehennemxcehennemxx.ss2.as175.ss2.as176.xxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kıyamet#||#ktb-kitab#||#ba:d-baid#||#h:lf-ihtilaf#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#s:br-sabr#||#hk:k:-hakk#||#a:z!b-azab#||#ekl-ekl#||#ktm-ketm#||#zkv-tezkiye#||#nzl-inzal#||#s!mn-semen#||#nvr-nar#||#klm-kelime#||#h!dy-huda#||#g:fr-mağfiret#||#şry-iştira#||#d:ll-dalalet#||#ba:d-baid#||#şk:k:-şikak#x#KTM#||#NZL#||#KTB#||#ŞRY#||#S!MN#||#K:LL#||#eKL#||#BT:N#||#NVR#||#KLM#||#YVM#||#K:VM#||#ZKV#||#A:Z!B#||#eLM#||#ŞRY#||#D:LL#||#H!DY#||#A:Z!B#||#G:FR#||#S:BR#||#NVR#||#NZL#||#KTB#||#HK:K:#||#H:LF#||#KTB#||#ŞK:K:#||#BA:D#||#k:vm-kıyamet#||#ktb-kitab#||#ba:d-baid#||#h:lf-ihtilaf#||#elm-elim#||#k:ll-kalil#||#yvm-yevm#||#s:br-sabr#||#hk:k:-hakk#||#a:z!b-azab#||#ekl-ekl#||#ktm-ketm#||#zkv-tezkiye#||#nzl-inzal#||#s!mn-semen#||#nvr-nar#||#klm-kelime#||#h!dy-huda#||#g:fr-mağfiret#||#şry-iştira#||#d:ll-dalalet#||#ba:d-baid#||#şk:k:-şikak#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ * اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِۚ فَمَٓا اَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ * ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍ۟
İnnellezîne yektumûne mâ enzelallâhu minel kitâbî ve yeşterûne bihî semenen kalîlen, ulâike mâ ye’kulûne fî butûnihim illen nâre ve lâ yukellimuhumullâhu yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim, ve lehum azâbun elîm(elîmun). * Ulâikellezîneşteravud dalâlete bil hudâ vel azâbe bil magfireh(magfireti), fe mâ asberehum alen nâr(nâri). * Zâlike bi ennellâhe nezzelel kitâbe bil hakk(hakkı), ve innellezînahtelefû fîl kitâbi le fî şikâkin baîd(baîdin).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
baid
ب ع دBA:D
Zaman yada mekan olarak uzaklık. Uzak. Umulmadık.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle Tadlil
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
elim
ا ل مeLM
Acı veren, acıtan, ağrıtan. Çok şiddetli ağrı veren.
Dşl.elime
Aynı kökten:elem Alam elim elime İlam Mevlim Mulim Müellem Müellim Müteellim Teellüm
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Huda
Hüda
ه د يH!DY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
ihtilaf
خ ل فH:LF
Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. Birisinin halifesi olmak.
Çğl.İhtilafat
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kelime
ك ل مKLM
Hal, durum, yaşayış.
Çğl.KilemÇğl.Kelimat
Aynı kökten:Kalli Kelâm Kelim kelime Kilem Kelimat makale Mükâleme Mükâlemat Mütekellim Mütekellimîn Tekellüm Tekellümât Teklim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Semen
ث م نS!MN
Paha, değer, eder, kıymet. Satılan şeyin tespit edeilen tutarı.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Tezkiye
ز ك وZKV
Bir amaca bir davaya adanmışlıkla bahş olunan, hayr ve şerr olanı ayırd mertebesi, bu mertebeye gelmek. / Ref'etmek, yükselmek. / (Kendini yada başka bir şeyi amacından gayrı tüm zihni unsurlardan) Paklamak, temizlemek. Tamamlamak. / Övmek, medhetmek. / Ateşin alevlenmesi. / Bir kimsenin güvenilirliğini soruşturmak. Bir kimsenin şahadetinin doğruluğuna kefil olmak. / Ölmek üzere olan hayvanı, murdar olmaması için ölmeden önce boğazlamak. / Zekat vermek, almak.
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Şikak
ش ق قŞK:K:
Nifak, ikilik, ittifaksızlık.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.
2. BAKARA / 200-201-202
Menseklerinizi kaza ettiğinizde… artık, ata-babalarınızı zikir ettiğiniz gibi... veya daha şedid zikir ile ALLAH'ı zikr edin!
Nastan kimseler,
"Rabbimiz!
Bize dünyada ver."
derler. Onlara ahirette, halak yoktur.
Onlardan,
"Rabbimiz!
Bize dünyada haseneler ve ahirette haseneler ver. Bizi narın azabından vaky et."
diyenler… işte onlar, kesb ettiklerinden nasibleri olanlardır.
ALLAH, hesabı seri olandır.
AhiretDuaEsma-ül HüsnaHacc ve Kurban K:D:Y NSK Z!KR Z!KR eBV ŞDD Z!KR NVS K:VL RBB eTY DNV eH:R H:LK: K:VL RBB eTY DNV HSN eH:R HSN VK:Y A:Z!B NVR NS:B KSB SRA: HSB .mid191.ss2.as200.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf30.sure.2.xxxAhiretxDuaxEsma-ül HüsnaxHacc ve Kurbanx.ss2.as201.ss2.as202.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#şdd-şedid#||#ebv-eb#||#rbb-rabb#||#ksb-kesb#||#a:z!b-azab#||#h:lk:-halak#||#z!kr-zikir#||#nsk-mensek#||#k:d:y-kaza#||#vk:y-vaky#||#hsn-hasene#||#nvr-nar#||#hsb-hesab#||#ns:b-nasib#||#sra:-seri#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:D:Y#||#NSK#||#Z!KR#||#Z!KR#||#eBV#||#ŞDD#||#Z!KR#||#NVS#||#K:VL#||#RBB#||#eTY#||#DNV#||#eH:R#||#H:LK:#||#K:VL#||#RBB#||#eTY#||#DNV#||#HSN#||#eH:R#||#HSN#||#VK:Y#||#A:Z!B#||#NVR#||#NS:B#||#KSB#||#SRA:#||#HSB#||#nvs-nas#||#dnv-dünya#||#eh:r-ahiret#||#şdd-şedid#||#ebv-eb#||#rbb-rabb#||#ksb-kesb#||#a:z!b-azab#||#h:lk:-halak#||#z!kr-zikir#||#nsk-mensek#||#k:d:y-kaza#||#vk:y-vaky#||#hsn-hasene#||#nvr-nar#||#hsb-hesab#||#ns:b-nasib#||#sra:-seri#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْرًاۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ * وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ * اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِ
Fe izâ kadaytum menâsikekum fezkurûllâhe ke zikrikum âbâekum ev eşedde zikrâ(zikren), fe minen nâsi men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ ve mâ lehu fîl ahirati min halâk(halâkın). * Ve minhum men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ haseneten ve fîl âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr(nâri). * Ulâike lehum nasîbun mimmâ kesebû vallâhu serîul hısâb(hısâbi).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
Halak
خ ل قH:LK:
Nasib, hisse.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hesab
ح س بHSB
Hesab. Hesab etmek. Sanmak, zannetmek. Öyle kabul etmek. Ödenmesi gereken bedel.
Çğl.Hüsbân
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
Hasen
hasene
ح س نHSN
İyi. Güzel. Hüsünlü. Güzellik. Güzel olmak. Güzel amel.
Çğl.Hasenat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
Kaza
ق ض يK:D:Y
Bir işi tamamiyle kesip atmak, kesin hükmü verip uygulamak. / Kaderin, takdirin ve emrin yerine gelmesi. / Birdenbire olan musibet. Beklenmedik belâ. / İstemeden yapılan zarar. / Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. İcab. / Beyan eylemek. / Ahdini yerine getirmek. Ödemek, edâ etmek. / Ölüm. / Hâkimlik, hâkimin hükmü. Hükmetmek. / Kadı'nın hükümetinin hududu olan memleket. / Vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak.
Çğl.Akziye
Aynı kökten:Kaza Akziye kazaen Kazaî kazi Kadî Makzî Mukzî Takziye İnkıza' Münkazi Münkaziye
kesb
Kisb
ك س بKSB
Kazanmak için gidilen yol yada işlenen fiil. / Bunun sonucunda elde edilen kazanç, kazanma. / Amel karşılığı kazanılan kazanç. / Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.
Aynı kökten:İktisab İktisabat kesb Kisb Keseb Mekseb Mekâsib mükessib Mükteseb müktesib Müktesibe Teksib
Nasib
ن ص بNS:B
Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
mensek
mensik
ن س كNSK
İbadet yeri. İbadet yapma usulü. Kurban kesecek yer. (Düzenli olarak süreklilik içerir.)
Çğl.Menasik
Aynı kökten:insak mensek mensik Menasik Mensuk nasik nesak Nesik Nesike Nesk Nüsk Nüsük tensik yeknesak
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Seri'
Seri'a
س ر عSRA:
Çabuk. Hızlı. Az vakitte çok iş yapan.
Aynı kökten:Esra' İsra' İstisra' Münserih Müsaraa Müsâraât Müsaraat Müsaraaten Müserri' Müsri' Müteserri' Ser'an Sür'a Seri' Seri'a Serian Sira' Sür'at Sür'aten Teserru' Tesri' Tesriât Tesrian
Vaky
Vıky
و ق يVK:Y
Korumak. Sakınmak. Sakındırmak. / Saygı ve sevgiden kaynaklanan korku ile beraber kıyamama ve/veya sakınma durumu.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
2. BAKARA / 217
Sana haram aydan... onda yapılan kıtalden sual ediyorlar
De ki:
"Onda yapılan kıtal kebirdir.
ALLAH'ın sebilinden sadd etmek...
• ve O'na ve Mescid-i Haram'a küfür etmek...
• ve ehlini ondan ihrac etmek...
ALLAH indinde daha kebirdir!
Fitne ise, katlden daha da ekberdir!"

İstitaat edebilseler, siz dininizden redd edinceye kadar sizi katl etmekten zeyl etmezler.
Sizden, dininden redd olan kimse... artık o mevt olursa... o kafirdir... ve artık, işte onların amelleri, dünyada ve ahirette habt olur.
İşte onlar, nar ashabıdırlar ve orada ebedidirler.
Ahiret SeL ŞH!R HRM K:TL K:VL K:TL KBR S:DD SBL KFR SCD HRM H:RC eH!L KBR A:ND FTN KBR K:TL ZYL K:TL RDD DYN T:VA: RDD DYN MVT KFR HBT: A:ML DNV eH:R S:HB NVR H:LD .mid207.ss2.as217.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf33.sure.2.xxxAhiretxxcehennemxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:tl-kıtal#||#k:tl-katl#||#dnv-dünya#||#t:va:-istitaat#||#eh:r-ahiret#||#rdd-redd#||#eh!l-ehil#||#sbl-sebil#||#a:nd-ind#||#a:ml-amel#||#şh!r-şehr#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#zyl-zeyl#||#hbt:-habt#||#dyn-din#||#scd-mescid-i haram#||#sel-sual#||#ftn-fitne#||#s:hb-sahib#||#s:dd-sadd#||#nvr-nar#||#mvt-mevt#||#kbr-kebir#||#h:rc-ihrac#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#ŞH!R#||#HRM#||#K:TL#||#K:VL#||#K:TL#||#KBR#||#S:DD#||#SBL#||#KFR#||#SCD#||#HRM#||#H:RC#||#eH!L#||#KBR#||#A:ND#||#FTN#||#KBR#||#K:TL#||#ZYL#||#K:TL#||#RDD#||#DYN#||#T:VA:#||#RDD#||#DYN#||#MVT#||#KFR#||#HBT:#||#A:ML#||#DNV#||#eH:R#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#k:tl-kıtal#||#k:tl-katl#||#dnv-dünya#||#t:va:-istitaat#||#eh:r-ahiret#||#rdd-redd#||#eh!l-ehil#||#sbl-sebil#||#a:nd-ind#||#a:ml-amel#||#şh!r-şehr#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#zyl-zeyl#||#hbt:-habt#||#dyn-din#||#scd-mescid-i haram#||#sel-sual#||#ftn-fitne#||#s:hb-sahib#||#s:dd-sadd#||#nvr-nar#||#mvt-mevt#||#kbr-kebir#||#h:rc-ihrac#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
ind
inde
ع ن دA:ND
Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. (huzur içerir).
Aynı kökten:Anîd Anede Anûd İnad ind inde İsti'nad Muanede Muanid Muannid Müteannid Müteannidin Taannüd Taannüdât
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
fitne
ف ت نFTN
Akıl ve kalbi saptıracak şey. Muharebe. Azdırma. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu. Küfr. Delilik. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.
Çğl.fiten
Aynı kökten:fatin fettan fitne fiten iftitan meftun Müfettin teftin
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Habt
ح ب طHBT:
Boşa gitmek, heba olmak. Yanlış hareket. Maktulün kanının heder olması. Bozma, ibtâl etme, muteberliğini kaybettirme. Bir bahis veya münazarada karşısındakinin hatasını isbat ile onu ilzam edip susturma.
Aynı kökten:Habt İhbat Mehbut
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
Kıtal
ق ت لK:TL
Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
mescid-i haram
س ج دSCD
xoxox
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Zeyl
ز ي لZYL
Ek, ilâve, bir şeyin altı, devamı. Etek. (ma, la veya lam olumsuz ön ekleri ile) hala devam etmek, durmadan devam etmek
Çğl.EzyalÇğl.Züyul
Aynı kökten:Müzal Müzeyyel Tezyil Zayil Zâyile Zeyl Ezyal Züyul Zeylen Zeyliyât
şehr
ش ه رŞH!R
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
Diyanet Meali:
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
2. BAKARA / 221
Şayet size acayib gelse bile... müşrik kadını, iman edinceye kadar nikahlamayın! Elbette mü'min kadın emet, müşrik kadından hayrdır.
Şayet size acayib gelse bile... iman edinceye kadar, müşrik erkekler ile nikahlamayın. Elbette mü'min erkek abd (köle), müşrik erkekten hayrdır.
İşte bunlar, nara davet ederler.
ALLAH, kendi izni ile cennete ve mağfirete davet eder ve ayetlerini nas için beyan eder.
Umulur ki tezekkür ederler.
Kadın ve Aile Hukuku NKH ŞRK eMN eMV eMN H:YR ŞRK A:CB NKH ŞRK eMN A:BD eMN H:YR ŞRK A:CB DA:V NVR DA:V CNN G:FR eZ!N BYN eYY NVS Z!KR .mid211.ss2.as221.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf34.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxcennetximanxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#da:v-davet#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#byn-beyan#||#cnn-cennet#||#a:bd-abd#||#z!kr-tezekkür#||#g:fr-mağfiret#||#emv-emet#||#a:cb-acayib#||#nvr-nar#||#şrk-müşrik#||#ez!n-izin#x#NKH#||#ŞRK#||#eMN#||#eMV#||#eMN#||#H:YR#||#ŞRK#||#A:CB#||#NKH#||#ŞRK#||#eMN#||#A:BD#||#eMN#||#H:YR#||#ŞRK#||#A:CB#||#DA:V#||#NVR#||#DA:V#||#CNN#||#G:FR#||#eZ!N#||#BYN#||#eYY#||#NVS#||#Z!KR#||#da:v-davet#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#byn-beyan#||#cnn-cennet#||#a:bd-abd#||#z!kr-tezekkür#||#g:fr-mağfiret#||#emv-emet#||#a:cb-acayib#||#nvr-nar#||#şrk-müşrik#||#ez!n-izin#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟
Ve lâ tenkihûl muşrikâti hattâ yu’minn(yu’minne), ve le emetun mu’minetun hayrun min muşriketin ve lev a’cebetkum, ve lâ tunkihûl muşrikîne hattâ yu’minû ve le abdun mu’minun hayrun min muşrikin ve lev a’cebekum, ulâike yed’ûne ilen nâr(nâri), vallâhu yed’û ilel cenneti vel magfireti bi iznih(iznihi), ve yubeyyinu âyâtihî lin nâsi leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
aceb
acayib
ع ج بA:CB
Şaşırmak. Beğenmek. Hoşuna gitmek. Çok acayib. Pek tuhaf olan. Taaccüb, şaşma, hayret. Garib, hoş, latif ve nadir-ül vücud olduğundan bir şey için inkar ve istiğrab etme hali.
Aynı kökten:aceb acayib isti'cab mu'cib müsta'ceb müsta'cib taaccüb
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Eme
Emet
ا م وeMV
Câriye, kadın köle.
Çğl.İmâÇğl.İmât
Aynı kökten:Eme Emet İmâ İmât Teemmi
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
tezekkür
ذ ك رZ!KR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
müşrik
ش ر كŞRK
Allah'a ortak kabul eden, şirk işleyen. Allah'tan başkasına ibadet eden.
Çğl.Müşrikîn
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik Şüreka şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
2. BAKARA / 257
ALLAH, iman edenlere veliydir. Onları zulmetlerden nura ihrac eder.
Kafirler… onların veliyleri; onları nurdan zulmetlere ihrac eden, "tagut"tur. İşte onlar, nar ashabıdır. Orada ebedidirler.
Tagut.1Ahiret VLY eMN H:RC Z:LM NVR KFR VLY T:G:Y H:RC NVR Z:LM S:HB NVR H:LD .mid250.ss2.as257.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf42.sure.2.xxxTagut.1xAhiretxxcehennemximanxxkissa.010xxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#z:lm-zulmet#||#emn-iman#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#vly-veliy#||#s:hb-sahib#||#t:g:y-tagut#||#nvr-nur#||#nvr-nar#||#h:rc-ihrac#x#VLY#||#eMN#||#H:RC#||#Z:LM#||#NVR#||#KFR#||#VLY#||#T:G:Y#||#H:RC#||#NVR#||#Z:LM#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#z:lm-zulmet#||#emn-iman#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#vly-veliy#||#s:hb-sahib#||#t:g:y-tagut#||#nvr-nur#||#nvr-nar#||#h:rc-ihrac#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Tagut
ط غ يT:G:Y
İnsanları Allah'a karşı isyana sevkeden. Put. İsyankar. İslamiyetten önce Kabe'deki putlardan birinin ismi.
Çğl.Tavagi
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.
2. BAKARA / 266
Sizden biriniz vedd eder mi;
Onun, hurma ve üzümlerde bir cenneti olsun. Altından nehirler cereyan etsin. Orada bütün semerelerden olsun.
Ona, kiber isabet etsin ve onun zürriyeti zayıf olsun.
Ardından isar isabet etsin. Onun içinde nar olsun ve ardından hark olsun!?
ALLAH, ayetlerini size böyle beyan eder.
Umulur ki tefekkür edersiniz.
İnfak VDD eHD KVN CNN NH:L A:NB CRY THT NH!R KLL S!MR S:VB KBR Z!RR D:A:F S:VB A:S:R NVR HRK: BYN eYY FKR .mid261.ss2.as266.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf44.sure.2.xxxİnfakxxcennetxx#kvn-tekun#||#kll-külli#||#eyy-ayet#||#z!rr-zürriyet#||#ehd-ehad#||#a:nb-ineb#||#nh!r-nehir#||#tht-taht#||#vdd-vedd#||#s:vb-isabet#||#byn-beyan#||#cnn-cennet#||#hrk:-hark#||#kbr-kiber#||#nvr-nar#||#cry-cereyan#||#kbr-kiber#||#nh:l-nahl#||#fkr-tefekkür#||#a:s:r-isar#||#s!mr-semere#||#d:a:f-zayıf#x#VDD#||#eHD#||#KVN#||#CNN#||#NH:L#||#A:NB#||#CRY#||#THT#||#NH!R#||#KLL#||#S!MR#||#S:VB#||#KBR#||#Z!RR#||#D:A:F#||#S:VB#||#A:S:R#||#NVR#||#HRK:#||#BYN#||#eYY#||#FKR#||#kvn-tekun#||#kll-külli#||#eyy-ayet#||#z!rr-zürriyet#||#ehd-ehad#||#a:nb-ineb#||#nh!r-nehir#||#tht-taht#||#vdd-vedd#||#s:vb-isabet#||#byn-beyan#||#cnn-cennet#||#hrk:-hark#||#kbr-kiber#||#nvr-nar#||#cry-cereyan#||#kbr-kiber#||#nh:l-nahl#||#fkr-tefekkür#||#a:s:r-isar#||#s!mr-semere#||#d:a:f-zayıf#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ لَهُ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۙ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَٓاءُۖ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ ف۪يهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ۟
E yeveddu ehadukum en tekûne lehu cennetun min nahîlin ve a’nâbin tecrî min tahtihel enhâru, lehû fîhâ min kullis semarâti ve esâbehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafâu fe esâbehâ ı’sârun fîhi nârun fahterakat kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn(tetefekkerûne).
ineb
ع ن بA:NB
Üzüm.
Çğl.A'nâb
Aynı kökten:ineb A'nâb
İ'sar
ع ص رA:S:R
Sürçtürmek, ayak kaydırmak. Zemmetmek, kötülemek. Fakirlik. Borçluya karşı takaza etmek, sıkıştırarak alacağını istemek, güçleştirmek. İkindi zamanında bulunmak. Kızın gelinlik çağına gelmesi. Kasırga.
Aynı kökten:Asaran Asran Asîr asr asır A'sar Usur Asrî İ'sar Muasara Muâsarat Muasır muassır Muasırîn Mu'sır Mu'sırât Salatül asr Ta'sir Ta'sirât
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Cereyan
ج ر يCRY
Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürur. Vuku, vaki olma. Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket.
Aynı kökten:cari cariye Cevari Cereyan Cery Cirye mecra Mecari tecri
zayıf
ض ع فD:A:F
Zayıf.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Tefekkür
ف ك رFKR
Fikretmek. Düşünmek. Fikri harekete getirmek.
Aynı kökten:Fekr Fikr Fikir Efkâr Fikret Fikrî Fikriye Fikriyyat Mefkure Müfekkir Müfekkire Mütefekkir Mütefekkirîn Tefekkür Tefkir
Hark
ح ر قHRK:
Yakmak. Yanmak. Yangın.
Aynı kökten:Harık Hark Harraka Hırkat Hurka Hurkat Mahruk Muharrak Muharrik
Kiber
ك ب رKBR
Ululuk. Büyüklük. Yaşlılık.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Kiber
ك ب رKBR
Ululuk. Büyüklük. Yaşlılık.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nehr
nehir
ن ه رNH!R
Nehir. Irmak, çay. Akarsu. Vüs'at, bolluk. Genişlik. Neher.
Çğl.EnharÇğl.Enhür
Aynı kökten:Müstenhir nehar Enhür Nehr nehir Enhar Enhür
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Semer
ث م رS!MR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
İsabet
ص و بS:VB
Doğruca varıp erişmek. Doğru düşünmek, matluba uygun iş işlemek. Rastlamak. Ecir, mükâfât, karşılık vermek. Doldurmak.
Aynı kökten:İsabet İstisvab masube musab Musavvibe Musîb Musîbet Müstasveb Müstasvib Saib savb savab sayyib Tasvib Tasvibât
Taht
Tahte
ت ح تTHT
Alt. Aşağı. Altı. Aşağısı. Gr: Gelecek olan zamir.
Aynı kökten:Taht Tahte
vedd
vidd
و د دVDD
Dostluk. Sevgi. Muhabbet.
Aynı kökten:Evidda meveddet Mütevadd müteveddid Tevadd teveddüd Vedad vedd vidd vedud Vidad xoxox
zürriyet
ذ ر رZ!RR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Diyanet Meali:
Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.
2. BAKARA / 275
Riba yiyenler... sadece, şeytanın mess ederek habt ettiklerinin kıyam etmesi gibi ancak kıyam edebilirler.
Bu, onların,
"Muhakkak bey', ancak, riba mislidir" demelerindendir.

ALLAH bey'i helal kıldı ve ribayı haram kıldı.
Artık Rabbinden meviza alan kimse... ardından nehy ederse, artık selef olmuş olanlar kendisinedir... ve emri ALLAH'adır.
İda eden... artık işte onlar, nar ashabıdır ve orada ebedidirler.
AhiretRibaŞeytan eKL RBV K:VM K:VM H:BT: ŞT:N MSS K:VL BYA: MS!L RBV HLL BYA: HRM RBV CYe VA:Z: RBB NH!Y SLF eMR A:VD S:HB NVR H:LD .mid272.ss2.as275.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs3.syf46.sure.2.xxxAhiretxRibaxŞeytanxxŞeytanxcehennemxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kum#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#nh!y-nehy#||#mss-mess#||#a:vd-ida#||#ekl-ekl#||#h:ld-halid#||#rbv-riba#||#bya:-bey#||#hrm-haram#||#ms!l-misl#||#s:hb-sahib#||#h:bt:-habt#||#nvr-nar#||#hll-helal#||#va:z:-meviza#||#slf-selef#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eKL#||#RBV#||#K:VM#||#K:VM#||#H:BT:#||#ŞT:N#||#MSS#||#K:VL#||#BYA:#||#MS!L#||#RBV#||#HLL#||#BYA:#||#HRM#||#RBV#||#CYe#||#VA:Z:#||#RBB#||#NH!Y#||#SLF#||#eMR#||#A:VD#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#k:vm-kum#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#nh!y-nehy#||#mss-mess#||#a:vd-ida#||#ekl-ekl#||#h:ld-halid#||#rbv-riba#||#bya:-bey#||#hrm-haram#||#ms!l-misl#||#s:hb-sahib#||#h:bt:-habt#||#nvr-nar#||#hll-helal#||#va:z:-meviza#||#slf-selef#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُٓوا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَٓاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَۜ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
i'da
ع و دA:VD
Dönmek, geri dönmek. Düşman etmek. Sıçratmak. Geri getirmek. Muavenet etmek, yardım etmek.
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
Bey'
ب ي عBYA:
Satmak. Fık: Bir malı diğer bir mal ile değiştirmek.
Çğl.Büyu'
Aynı kökten:Bayi' Bey' Büyu' Bey' U Şirâ Beyya' Bia Biyâ biat Bey'at Biyaet Biyâât Mebi' Mubî' mübayaa Mübayaat Tebayü'
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Habt
خ ب طH:BT:
Şiddetli vurmak. Önünü görmeyerek körcesine basıp yürümek. Yanılmak, unutmak, hatâ etmek. Fesada vermek. Hiç umulmayan birisinden yardım istemek. Cin, şeytan çarpmak.
Aynı kökten:Habt Tahabbut Tehabbüt
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
kontrol-giriş
Aynı kökten:
misl
misil
م ث لMS!L
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nehy
ن ه يNH!Y
Nehiy. Yasak etmek. Menetmek.
Aynı kökten:münhi Münhiye Münhiyân münteha mütehani nahi nehy nevahi nihai nihayet
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
riba
ر ب وRBV
Artmak. Çoğalmak. Kabarmak. Büyümek. Yükselmek. / Tartısı ve ölçüsü belli olan bir malı aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile, bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak veya veresiye değiştirmek. / Faiz. Aşırı kazanç. Zarara ortak olmadan kara ortak olmak.
Aynı kökten:İrba' riba Ribve Rubve Rabiye Revâbi Rubbe Rübye Rubâ
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Self
Selef
س ل فSLF
Eskiden olan. / Evvelce bulunmuş olan. / Yerine geçilen. / Önde olmak, ileri geçmek. / Eski adam.
Çğl.EslâfÇğl.Süllaf
Aynı kökten:İslaf İstislaf Maselef Meslufe Selefiye Self Selef Eslâf Süllaf Sülfe Teslif
Mev'iza
Mev'ize
و ع ظVA:Z:
Öğüt. Nasihat. Bir cemaate veya kimseye kalbini yumuşatacak ve iyiliğe sevkedecek surette hakikatları ders vermek.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
Diyanet Meali:
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.
3. ALİ İMRAN / 10-11
Muhakkak kafirler… onları malları ve de evladları ALLAH'tan bir şeye, ganiy etmez. Firavun alinin ve onların öncesinden ayetlerimizi kizb edenlerin adetleri gibi… işte onlar nara vakudtur. Ardından ALLAH, zenbleri ile onları ahz eder.
ALLAH, ikabı şedid olandır.
Ahiret KFR G:NY MVL VLD ŞYe VK:D NVR DeB eVL K:BL KZ!B eYY eH:Z! Z!NB ŞDD A:K:B .mid294.ss3.as10.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf50.sure.3.xxxAhiretxxcehennemxx.ss3.as11.xxxvaadxxhaberxxx#k:bl-kabl#||#evl-ali#||#şye-şey#||#mvl-mal#||#eyy-ayet#||#şdd-şedid#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#kfr-kafir#||#vk:d-vakud#||#nvr-nar#||#kz!b-kizb#||#eh:z!-ahz#||#a:k:b-ikab#||#z!nb-zenb#||#deb-deb#x#KFR#||#G:NY#||#MVL#||#VLD#||#ŞYe#||#VK:D#||#NVR#||#DeB#||#eVL#||#K:BL#||#KZ!B#||#eYY#||#eH:Z!#||#Z!NB#||#ŞDD#||#A:K:B#||#k:bl-kabl#||#evl-ali#||#şye-şey#||#mvl-mal#||#eyy-ayet#||#şdd-şedid#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#kfr-kafir#||#vk:d-vakud#||#nvr-nar#||#kz!b-kizb#||#eh:z!-ahz#||#a:k:b-ikab#||#z!nb-zenb#||#deb-deb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِۙ * كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ شَد۪يدُ الْعِقَابِ
İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ûlâike hum vekûdun nâr(nâri). * Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).
İkab
ع ق بA:K:B
Şiddetli azab, eziyet, ceza.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
De'b
د ا بDeB
Bir işde devam ve iltizamla emek çekip çalışmak. Adet, usul, tarz, kaide. Şân. Emir. Kâr. Tardeylemek.
Aynı kökten:Dâib Dâibeyn De'b Deeb
ahz
ا خ ذeH:Z!
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
kontrol-giriş
Aynı kökten:
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya Ganne İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
vakud
و ق دVK:D
Odun, kömür, vb yakılacak şeyler. Yakacak.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Zenb
ذ ن بZ!NB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Şüphesiz, inkâr edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.
3. ALİ İMRAN / 16-17
"Rabbimiz!
Muhakkak biz iman ettik.
Bize... zenblerimize gafur ol!
Bizi narın azabından vaky et." diyen o kimseler;
• sabır edenler
• ve sadık olanlar
• ve kanit olanlar
• ve infak edenler
• ve seher vakitleri ile istiğfar edenlerdir.
İnfakDua K:VL RBB eMN G:FR Z!NB VK:Y A:Z!B NVR S:BR S:DK: K:NT NFK: G:FR SHR .mid298.ss3.as16.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf51.sure.3.xxxİnfakxDuaxximanxinfakxxxsadaka-duruxx.ss3.as17.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#emn-iman#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#a:z!b-azab#||#vk:y-vaky#||#z!nb-zenb#||#g:fr-gafur#||#nvr-nar#||#nfk:-infak#||#k:nt-kanit#||#g:fr-istiğfar#||#s:dk:-sadık#||#shr-seher#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#eMN#||#G:FR#||#Z!NB#||#VK:Y#||#A:Z!B#||#NVR#||#S:BR#||#S:DK:#||#K:NT#||#NFK:#||#G:FR#||#SHR#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#a:z!b-azab#||#vk:y-vaky#||#z!nb-zenb#||#g:fr-gafur#||#nvr-nar#||#nfk:-infak#||#k:nt-kanit#||#g:fr-istiğfar#||#s:dk:-sadık#||#shr-seher#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ * اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr(nâri). * Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
istiğfar
غ ف رG:FR
Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. "Estağfirullâh" demek.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
kanit
ق ن تK:NT
Kunut ve duâ eden. İtaatlı. Sükût eden.
Çğl.kanitin
Aynı kökten:kanit kanitin kunut
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
seher
س ح رSHR
Gecenin son 1/6 lık kısmı. Tan. Sabah olmağa başladığı vakit. Geceleri uyumayıp uyanık durma hastalığı.
Çğl.Eshar
Aynı kökten:Esher İshar Mütesahhir Mütesehhir Mütesehhirîn Sahir sahur seher Eshar Sehran Sühre Tesahhur Tesehhur Meshur Müsahhar Sahir Sahire Sehhar Sihr Sihir teshir
Vaky
Vıky
و ق يVK:Y
Korumak. Sakınmak. Sakındırmak. / Saygı ve sevgiden kaynaklanan korku ile beraber kıyamama ve/veya sakınma durumu.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Zenb
ذ ن بZ!NB
Kabahat. Küçük suç. / İşlediği büyük suç ve günahların kişiyi mecbur kıldığı sonraki suçlar.
Çğl.EznabÇğl.Zünub
Aynı kökten:Mütezenbir Müznib Müznibîn Tezenbür Zenb Eznab Zünub Zeneb Zinab
Diyanet Meali:
(Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.
3. ALİ İMRAN / 23-24
Kitabtan nasib verilen kimseleri görmedin mi!?
Kendi aralarında hüküm vermesi için ALLAH'ın kitabını dava edinirler. Sonra onlardan bir ferik tevella eder. Onlar muriz olanlardır.
Bu, "Nar, madud yevmler dışında bize mess etmez." demelerindendir.
Onları, dinleri hakkında iftira atmış oldukları şeyler garr eder.
ReY eTY NS:B KTB DA:V KTB HKM BYN VLY FRK: A:RD: K:VL MSS NVR YVM A:DD G:RR DYN KVN FRY .mid304.ss3.as23.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs3.syf52.sure.3.xxxxxyevmxx.ss3.as24.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#da:v-dava#||#ktb-kitab#||#yvm-eyyam#||#mss-mess#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#vly-tevella#||#a:rd:-muriz#||#frk:-ferik#||#ns:b-nasib#||#dyn-din#||#g:rr-garr#||#a:dd-madud#||#nvr-nar#||#fry-iftira#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#eTY#||#NS:B#||#KTB#||#DA:V#||#KTB#||#HKM#||#BYN#||#VLY#||#FRK:#||#A:RD:#||#K:VL#||#MSS#||#NVR#||#YVM#||#A:DD#||#G:RR#||#DYN#||#KVN#||#FRY#||#da:v-dava#||#ktb-kitab#||#yvm-eyyam#||#mss-mess#||#byn-beyn#||#hkm-hüküm#||#vly-tevella#||#a:rd:-muriz#||#frk:-ferik#||#ns:b-nasib#||#dyn-din#||#g:rr-garr#||#a:dd-madud#||#nvr-nar#||#fry-iftira#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ * ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّامًا مَعْدُودَاتٍۖ وَغَرَّهُمْ ف۪ي د۪ينِهِمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
E lem tera ilellezîne ûtû nasîben minel kitâbi yud’avne ilâ kitâbillâhi li yahkume beynehum summe yetevellâ ferîkun minhum ve hum mu’ridûn(mu’ridûne). * Zâlike bi ennehum kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), ve garrahum fî dînihim mâ kânû yefterûn(yefterûne).
Ma'dud
ع د دA:DD
Hesabedilen. Sayılan. Addedilen. Muayyen. Belli.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Da'vâ
د ع وDA:V
Takib edilen fikir, iddia. / Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye müracaat etmesi. / Hakkı olanın iddia etmesi. Kendini haklı görüp veya zannedip üstün fikirlilik iddia etmek. / Mes'ele. / İnat. Ayak diremek. / Bir kimseyi bir şeye sevketmek. / Birisinin hâkimin huzurunda başka birisinden hak istemesi.
Çğl.Deavi
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
din
د ي نDYN
Din; ALLAH ile halkettikleri arasında ki münasebetin düzeni, nizamıdır.
Çğl.Edyan
Aynı kökten:Âdine din Edyan diyanet Ladinî mütedeyyin Deyn Düyun İdane İstidane Medîn Müstedîn Tedeyyün
Ferîk
ف ر قFRK:
Tümen (Fırka) kumandanı. Korgeneral. İnsan kalabalığı. Büyük insan bölüğü.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
İftira
ف ر يFRY
Birinin üzerine suç atmak. İfk. Yalan yere birisini suçlu göstermek. Asılsız isnat.
Çğl.İftiraat
Aynı kökten:Fery Firye İftira İftiraat Müftera-aleyh Müftereyat Müfterî Müfterun
Garr
غ ر رG:RR
Beyhude ve bâtıl şey. Gafil adam. Aldatan. Kuyu kazan. Aldatmak. Hırsa düşmek. Alnında dirhemden büyücek beyazlık bulunan at.
Aynı kökten:Garr Garre Garur Gurur İgrar İgtirar Magrur Mağrur Tagrir Tagrirât Tegarrür
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
mess
م س سMSS
Yapışmak, değmek, dokunmak. Meydana gelmek.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
Nasib
ن ص بNS:B
Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. Gr: Harfi (e) diye üstün okutan.
Aynı kökten:İntisab Mansıb Mansub Mansubîn Munassab Müntasıb Nasab Nusb Ensâb Nasb Ensab Nasbetmek Nasb-ül Ayn Nasib Nasib Nasibe Nesâib Nisab
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Eyyam
ي و مYVM
Güç, iktidar, nüfuz.
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.
3. ALİ İMRAN / 103
ALLAH'ın habline cemian mu'tasım olun!
Tefrik olmayın!
ALLAH'ın üzerinize nimetini zikir edin!
Siz düşman olmuştunuz da ardından kalblerinizin arasına ülfet etmişti ve ardından onun nimeti ile kardeş oluvermiştiniz. Nardan bir hufrenin (çukur) (şefe) kenarında idiniz ve ardından sizi ondan inkaz etmişti.
ALLAH, ayetlerini size böyle beyan eder.
Umulur ki ihtida olursunuz.
A:S:M HBL CMA: FRK: Z!KR NA:M KVN A:DV eLF BYN K:LB S:BH NA:M eH:V KVN ŞFV HFR NVR NK:Z! BYN eYY H!DY .mid383.ss3.as103.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf62.sure.3.xxxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#eh:v-ihvan#||#eyy-ayet#||#elf-ülfet#||#a:dv-adüvv#||#k:lb-kalb#||#cma:-cemian#||#byn-beyn#||#s:bh-ısbah#||#nk:z!-enkaz#||#hfr-hufre#||#na:m-nimet#||#h!dy-ihtida#||#z!kr-zikir#||#a:s:m-mutasım#||#hbl-habl#||#nvr-nar#||#frk:-tefrik#||#şfv-şefe#||#hfr-hufre#||#kvn-xxoxx#x#A:S:M#||#HBL#||#CMA:#||#FRK:#||#Z!KR#||#NA:M#||#KVN#||#A:DV#||#eLF#||#BYN#||#K:LB#||#S:BH#||#NA:M#||#eH:V#||#KVN#||#ŞFV#||#HFR#||#NVR#||#NK:Z!#||#BYN#||#eYY#||#H!DY#||#eh:v-ihvan#||#eyy-ayet#||#elf-ülfet#||#a:dv-adüvv#||#k:lb-kalb#||#cma:-cemian#||#byn-beyn#||#s:bh-ısbah#||#nk:z!-enkaz#||#hfr-hufre#||#na:m-nimet#||#h!dy-ihtida#||#z!kr-zikir#||#a:s:m-mutasım#||#hbl-habl#||#nvr-nar#||#frk:-tefrik#||#şfv-şefe#||#hfr-hufre#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَانًاۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Mu'tasım
ع ص مA:S:M
Eliyle tutan. Yapışan. Günahtan çekinen.
Aynı kökten:Asım Asim ismet İsti'sam İ'tisam Ma'sum Ma'sume Ma'sumiyet Mu'tasım Teessüm
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
Ülfet
ا ل فeLF
Alışma, alışkanlık. Birisiyle münasebette bulunmak. Ünsiyet. Ahbablık, dostluk. Huy etme. Görüşme, konuşma.
Aynı kökten:Elf Alaf Uluf Elif ilaf Me'lufiyet Mulif Müellef Müellefe Müellefe Müellif Müellifîn Müteehhil Müteellif Mü'telif Teehhi Teehhül Te'lif Uluf Ülfet
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Tefrik
ف ر قFRK:
Birbirinden ayırmak, seçmek, ayırdetmek, ayrı kılmak. Korkutmak. Tefrik Ovdurmak.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
İhtida
ه د يH!DY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
habl
ح ب لHBL
İp. Urgan. Halat.
Çğl.HibalÇğl.Hubul
Aynı kökten:Habbal Habil Habîl habl Hibal Hubul habl-ul verid Hablullah Hibl İhtibal
Hufre
ح ف رHFR
Kazılmış çukur. Oyuk. Mezar. / Ahd, söz.
Çğl.Hafîr
Aynı kökten:Haffar Hâfir Hafire Hafr Hafriyat Hufre Hafîr Hufreteyn-i Enf İhtifar Mahfur Mihfer Mahafir Tahfir Tahfirat
Hufre
ح ف رHFR
Kazılmış çukur. Oyuk. Mezar. / Ahd, söz.
Çğl.Hafîr
Aynı kökten:Haffar Hâfir Hafire Hafr Hafriyat Hufre Hafîr Hufreteyn-i Enf İhtifar Mahfur Mihfer Mahafir Tahfir Tahfirat
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Enkaz
ن ق ذNK:Z!
özgürleştirmek, kurtarmak. / teslim etmek.
Aynı kökten:Enkaz İnkaz
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Isbah
ص ب حS:BH
Seher vakti. Sabah vakti. Gafil olmamak. Uyanıklık. Birşeyin oluvermesi, meyana gelivermesi.
Aynı kökten:Isbah Masbah Misbah Mısbah Mesabih Sabah Sabahat Sabih Sabiha Subh Asbah Subha Sübha Tasabbuh
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Şefe
ش ف وŞFV
Kenar. Dudak. güneşin battığı noktada. ayın görünme noktası. ekstremite, eşik, hayatın geri kalanı, ışık noktasında olmak.
Çğl.Şefevat
Aynı kökten:Şefe Şefevat
Diyanet Meali:
Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
3. ALİ İMRAN / 116
Muhakkak kafirlere… onların evladları ve de malları, kendilerine ALLAH'tan hiçbir şey ganiy etmez.
İşte onlar, nar ashabıdır… onlara orada ebedidirler.
Ahiret KFR G:NY MVL VLD ŞYe S:HB NVR H:LD .mid397.ss3.as116.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf64.sure.3.xxxAhiretxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#şye-şey#||#mvl-mal#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#x#KFR#||#G:NY#||#MVL#||#VLD#||#ŞYe#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#şye-şey#||#mvl-mal#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#h:ld-halid#||#kfr-kafir#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
İnnellezîne keferû len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya Ganne İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
kontrol-giriş
Aynı kökten:
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
3. ALİ İMRAN / 131
Kafirler için idad edilmiş nardan ittika edin.
VK:Y NVR A:DD KFR .mid414.ss3.as131.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf65.sure.3.xxxxxxemirxxyasakxxx#kfr-kafir#||#a:dd-idad#||#vk:y-ittika#||#nvr-nar#x#VK:Y#||#NVR#||#A:DD#||#KFR#||#kfr-kafir#||#a:dd-idad#||#vk:y-ittika#||#nvr-nar#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ٓي اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَۚ
Vettekûn nârelletî uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
İdad
ع د دA:DD
İnce ince hesab ederek hazırlamak. Saymak. Sayı. Hesab etmek. Ölüm vakti. Fark. Vergi. Bahşiş. Küfüv. Denk, hemtâ. Delilik emâresi. Parmakla hesab etmek.
Aynı kökten:Add Aded Adet A'dad Âd Bî-add İdad İdde İddet Ma'dud Muadd Muidd Müteaddid Taaddüd Ta'dad Uddet
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
İttika
و ق يVK:Y
Takva sahibi olmak. Kendisini Takva sahibi yapmak.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
Diyanet Meali:
Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının.
3. ALİ İMRAN / 151
Sultan olarak inzal etmediği şeyleri ALLAH'a şirk koştukları şeyler ile kafirlerin kalblerine rub ilka edeceğiz. Mevaları nardır. Zalimlerin mesvaları ne beistir!
LK:Y K:LB KFR RA:B ŞRK NZL SLT: eVY NVR BeS S!VY Z:LM .mid436.ss3.as151.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf68.sure.3.xxxxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#z:lm-zalim#||#k:lb-kalb#||#kfr-kafir#||#s!vy-mesva#||#nzl-inzal#||#lk:y-ilka#||#ra:b-rub#||#evy-meva#||#nvr-nar#||#şrk-şirk#||#slt:-sultan#||#evy-meva#||#bes-beis#x#LK:Y#||#K:LB#||#KFR#||#RA:B#||#ŞRK#||#NZL#||#SLT:#||#eVY#||#NVR#||#BeS#||#S!VY#||#Z:LM#||#z:lm-zalim#||#k:lb-kalb#||#kfr-kafir#||#s!vy-mesva#||#nzl-inzal#||#lk:y-ilka#||#ra:b-rub#||#evy-meva#||#nvr-nar#||#şrk-şirk#||#slt:-sultan#||#evy-meva#||#bes-beis#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
سَنُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ بِمَٓا اَشْرَكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَانًاۚ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِم۪ينَ
Se nulkî fî kulûbillezîne keferûr ru’be bimâ eşrakû billâhi mâ lem yunezzil bihî sultânâ(sultânen), ve me’vâhumun nâr(nâru), ve bi’se mesvez zâlimîn(zâlimîne).
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
kalb
ق ل بK:LB
İman merkezi. Gönül. Herşeyin ortası. Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme. Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek. Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.
Çğl.Kulub
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Ru'b
ر ع بRA:B
Korku, havf. Korkudan dolayı iş ve hareketten kesilmek. Korkutmak. Kesmek. Sihir, büyü, efsun.
Aynı kökten:Mer'abe Mer'ub Ru'b
Mesva
ث و يS!VY
Mesken, hane, ev, me'va. Yurt.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:Mesva Mesavi seviy
sultan
س ل طSLT:
Hakimiyet sahibi. Kuvvet ve kudret sahibi. / Baskı ve otorite kuran. / Hüccet ve delil. / İslam Hükümdarı. Padişah. / Hükümdar ailesinden olan anne, kız gibi kadınlardan her biri. / Kahr ve tegallüb manasında masdar.
Çğl.Selatin
Aynı kökten:Musallat Musallit Mütesallit Mütesallitîn Saltanat Sulta sultan Selatin Tasallut Taslit
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik Şüreka şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.
3. ALİ İMRAN / 183
"ALLAH; narın yeyeceği bir kurban verinceye kadar Rasule iman etmeyelim diye bize ahd etti."
diyenlere… onlara de ki:
"Size, benden önce, beyyineler ile ve bu dedikleriniz ile Rasuller gelmişti.
Eğer sadıksanız... onları neden katl ettiniz!?"
Hacc ve Kurban K:VL A:H!D eMN RSL eTY K:RB eKL NVR K:VL CYe RSL K:BL BYN K:VL K:TL KVN S:DK: .mid470.ss3.as183.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf73.sure.3.xxxHacc ve Kurbanxxrasulximanxx#k:bl-kabl#||#k:tl-katl#||#a:h!d-ahd#||#emn-iman#||#ekl-ekl#||#byn-beyyine#||#rsl-rasul#||#k:rb-kurban#||#nvr-nar#||#s:dk:-sadık#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#K:VL#||#A:H!D#||#eMN#||#RSL#||#eTY#||#K:RB#||#eKL#||#NVR#||#K:VL#||#CYe#||#RSL#||#K:BL#||#BYN#||#K:VL#||#K:TL#||#KVN#||#S:DK:#||#k:bl-kabl#||#k:tl-katl#||#a:h!d-ahd#||#emn-iman#||#ekl-ekl#||#byn-beyyine#||#rsl-rasul#||#k:rb-kurban#||#nvr-nar#||#s:dk:-sadık#||#cye-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Ellezîne kâlû innallâhe ahide ileynâ ellâ nu’mine li resûlin hattâ ye’tiyenâ bi kurbânin te’kuluhun nâr(nâru), kul kad câekum rusulun min kablî bil beyyinâti ve billezî kultum fe lime kateltumûhum in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
ahd
ahid
ع ه دA:H!D
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant // Vaadetme. Söz verme. / Yemin. And. Misak. / Asır. Devir. / Tevhid. Mukavele. Vasiyet. // tanıma, / yükümlülük, yemin, söz verme.
Çğl.Uhud
Aynı kökten:ahd ahid Uhud Ahid Ma'hed Maahid Ma'hudiyyet Muahid müteahhid Müteahhidîn Taahhüd
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Kurban
ق ر بK:RB
Kurbete sebeb olan şey. / Bir maksad uğrunda feda olma. / Beylerin ve meliklerin yakınlarından olan kimse. / Etleri, fakirlere parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen koyun, keçi, deve, sığır... gibi hayvan.
Çğl.Karabin
Aynı kökten:akraba Ekarib Akrebiyyet iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb kurbiyet Kurban Karabin kurbet karabet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
sadık
ص د قS:DK:
Doğru, hakikatli, sadakatlı, dürüst.
Dşl.sadıkaÇğl.Asdika
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
Diyanet Meali:
Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
3. ALİ İMRAN / 184
Artık eğer seni kizb ederlerse… onlar senin öncenden, beyyineler ile ve zebrler ile ve münir kitab ile gelen Rasulleri de kizb etmişlerdi.
KZ!B KZ!B RSL K:BL CYe BYN ZBR KTB NVR .mid471.ss3.as184.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf73.sure.3.xxxxxrasulxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:bl-kabl#||#ktb-kitab#||#byn-beyyine#||#rsl-rasul#||#kz!b-kizb#||#zbr-zebr#||#nvr-münir#||#cye-xxoxx#x#KZ!B#||#KZ!B#||#RSL#||#K:BL#||#CYe#||#BYN#||#ZBR#||#KTB#||#NVR#||#k:bl-kabl#||#ktb-kitab#||#byn-beyyine#||#rsl-rasul#||#kz!b-kizb#||#zbr-zebr#||#nvr-münir#||#cye-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
فَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ جَٓاؤُ۫ بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُن۪يرِ
Fe in kezzebûke fe kad kuzzibe rusulun min kablike câu bil beyyinâti vez zuburi vel kitâbil munîr(munîri).
beyyine
ب ي نBYN
Aşikar. Açıklanmış. Gün gibi vazih delil. Müteaddit noktaları beyan eden ve açıklayan. Şahid. İsbat vasıtası. Kavi bürhan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
münir
ن و رNVR
Nurlandıran, nur veren, ziya veren, ışık veren, parlak.
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Zebr
Zebur
ز ب رZBR
(Zibr) Kitab. Cüz. Kitap yaprağı. Mektub. / Söz. Yazı. Akıl, zekâ. / Yazı yazma. / Kuvvetli, sağlam, şiddetli adam. / Men'eylemek. / Hz.Davud'a vahiy ile gelen mukaddes kitabın adı.
Çğl.ZibarÇğl.ZüburÇğl.Zübür
Aynı kökten:İzbar Tezbir Tezbirât Zebir Zebr Zebur Zibar Zübur Zübür
Diyanet Meali:
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
3. ALİ İMRAN / 185
Bütün nefs mevti tadacaktır.
Muhakkak, kıyamet yevminde, sizin ecirlerinize vefa edilir ve ardından nardan zahzah edilen kimse cennete dahil edilir. Artık o, fevze ulaşmıştır. Dünya hayatı, garr eden metadan başka değildir.
Ahiret KLL NFS Z!VK: MVT VFY eCR YVM K:VM ZHZH NVR DH:L CNN FVZ HYY DNV MTA: G:RR .mid472.ss3.as185.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf73.sure.3.xx*2xAhiretxxyevmxcennetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kıyamet#||#kll-külli#||#mta:-meta#||#dnv-dünya#||#z!vk:-zaika#||#yvm-yevm#||#nfs-nefs#||#dh:l-dahil#||#cnn-cennet#||#ecr-ecir#||#zhzh-zahzah#||#fvz-fevz#||#g:rr-garr#||#nvr-nar#||#hyy-hayat#||#mvt-mevt#||#vfy-vefa#x#KLL#||#NFS#||#Z!VK:#||#MVT#||#VFY#||#eCR#||#YVM#||#K:VM#||#ZHZH#||#NVR#||#DH:L#||#CNN#||#FVZ#||#HYY#||#DNV#||#MTA:#||#G:RR#||#k:vm-kıyamet#||#kll-külli#||#mta:-meta#||#dnv-dünya#||#z!vk:-zaika#||#yvm-yevm#||#nfs-nefs#||#dh:l-dahil#||#cnn-cennet#||#ecr-ecir#||#zhzh-zahzah#||#fvz-fevz#||#g:rr-garr#||#nvr-nar#||#hyy-hayat#||#mvt-mevt#||#vfy-vefa#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
Kullu nefsin zâikatul mevt(mevti), ve innemâ tuveffevne ucûrekum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), fe men zuhziha anin nâri ve udhılel cennete fe kad fâz(fâze), ve mâl hâyâtud dunyâ illâ metâul gurûr(gurûri).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar Ücret İcar İcare İcarat İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
fevz
ف و زFVZ
Amaca ulaşmak. Kurtuluş. Zafer. Necat. Muvaffakiyet. Selamet.
Aynı kökten:faiz faizun fevz İfaze Mefaz
Garr
غ ر رG:RR
Beyhude ve bâtıl şey. Gafil adam. Aldatan. Kuyu kazan. Aldatmak. Hırsa düşmek. Alnında dirhemden büyücek beyazlık bulunan at.
Aynı kökten:Garr Garre Garur Gurur İgrar İgtirar Magrur Mağrur Tagrir Tagrirât Tegarrür
hayat
ح ي يHYY
Dirilik. Canlılık. Sağlık. / Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa, avlu.
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
vefa
و ف يVFY
Kazanımlarına karşılık bedel ödeme gerekliliği, bağlılığını sürdürme. // Ahdinde, sözünde durma. / Ödeme. / Yetişme. // Sözünü tutma / Borcuna sadık olma / Görevini yerine getirme // Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı.
Aynı kökten:Fi Fiyat Fiat ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Zaika
ذ و قZ!VK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
zahzah
ز ح ز حZHZH
Uzak olmak. Çıkarılmak.
Aynı kökten:tezahzuh zahzah zahzaha
Diyanet Meali:
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
3. ALİ İMRAN / 191
Kıyamda ve kuudda ve cenbleri üzere ALLAH'ı zikir edenler
ve semaların ve arzın halk edilişinde tefekkür edenler:
"Rabbimiz!
Sen bunu batıla halk etmedin.
Sen subhansın! Artık bizi, nar azabından vaky et!"
DuaEsma-ül Hüsna Z!KR K:VM K:A:D CNB FKR H:LK: SMV eRD: RBB H:LK: BT:L SBH VK:Y A:Z!B NVR .mid479.ss3.as191.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf74.sure.3.xxxDuaxEsma-ül Hüsnaxxcehennemxxxxibadetxxx#k:vm-kıyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#a:z!b-azab#||#h:lk:-halk#||#cnb-cenb#||#vk:y-vaky#||#sbh-subhan#||#z!kr-zikir#||#k:a:d-kuud#||#nvr-nar#||#fkr-tefekkür#||#bt:l-batıl#x#Z!KR#||#K:VM#||#K:A:D#||#CNB#||#FKR#||#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#RBB#||#H:LK:#||#BT:L#||#SBH#||#VK:Y#||#A:Z!B#||#NVR#||#k:vm-kıyam#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#a:z!b-azab#||#h:lk:-halk#||#cnb-cenb#||#vk:y-vaky#||#sbh-subhan#||#z!kr-zikir#||#k:a:d-kuud#||#nvr-nar#||#fkr-tefekkür#||#bt:l-batıl#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Tefekkür
ف ك رFKR
Fikretmek. Düşünmek. Fikri harekete getirmek.
Aynı kökten:Fekr Fikr Fikir Efkâr Fikret Fikrî Fikriye Fikriyyat Mefkure Müfekkir Müfekkire Mütefekkir Mütefekkirîn Tefekkür Tefkir
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Kuud
ق ع دK:A:D
Cülus. Oturmak. Namazın oturarak kılınan kısmı. Secdede iken kalkıp oturmak.
Aynı kökten:Kaid Kaide Kavaid Kaiden Kaideten Kaidevî Kuud Mak'ad Mütekaid Mütekaidîn tekaüd Zulkı'de
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sübhan
subhan
س ب حSBH
Noksansız olan. Yerli yerinde olan (evvelde ve ahirde ve zahirde ve batında). Tam olması gerektiği gibi olan. (Kavramsal olarak Allah'a özgüdür!)
Aynı kökten:fesübhanallah Müsebbih Müsebbiha Sebbih Sebh Sebhale Sübha sübhan subhan Tesbih İsbah Sâbih Sâbiha Sâbihât Sebbah Sebbahe Sebh Sebuh Sibahat Sebahat Yesbehun Müsebbeh Sebha Sebih Sebiha Tasbih
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Vaky
Vıky
و ق يVK:Y
Korumak. Sakınmak. Sakındırmak. / Saygı ve sevgiden kaynaklanan korku ile beraber kıyamama ve/veya sakınma durumu.
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
zikr
zikir
ذ ك رZ!KR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Diyanet Meali:
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
3. ALİ İMRAN / 192
"Rabbimiz!
Muhakkak ki SEN... nara dahil ettiğin kimse... artık onu, ihza etmişsindir.
Zalimler için nasırlar yoktur."
Dua RBB DH:L NVR H:ZY Z:LM NS:R .mid480.ss3.as192.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf74.sure.3.xxxDuaxxcehennemxx#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#dh:l-dahil#||#h:zy-ihza#||#nvr-nar#||#ns:r-nasır#x#RBB#||#DH:L#||#NVR#||#H:ZY#||#Z:LM#||#NS:R#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#dh:l-dahil#||#h:zy-ihza#||#nvr-nar#||#ns:r-nasır#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
رَبَّنَٓا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ
Rabbenâ inneke men tudhılin nâre fe kad ahzeyteh(ahzeytehu), ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin).
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
İhza'
خ ز يH:ZY
Rezil ve rüsvay etme. Kepâze etme.
Aynı kökten:Hazî Hızy Hizy İhza' İrtihaz Mahazi Mahzî Mahzul Mahazil Tahazül Hazl Hızlan
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
“Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”
4. NİSA / 10
Muhakkak yetimlerin mallarını zulümle yiyenler… muhakkak batınlarında nar yerler. Yakında seire saly edecekler.
Kadın ve Aile Hukuku eKL MVL YTM Z:LM eKL BT:N NVR S:LY SA:R .mid499.ss4.as10.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxcehennemxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#mvl-mal#||#z:lm-zulüm#||#ytm-yetim#||#ekl-ekl#||#sa:r-seir#||#s:ly-saly#||#nvr-nar#||#bt:n-batn#x#eKL#||#MVL#||#YTM#||#Z:LM#||#eKL#||#BT:N#||#NVR#||#S:LY#||#SA:R#||#mvl-mal#||#z:lm-zulüm#||#ytm-yetim#||#ekl-ekl#||#sa:r-seir#||#s:ly-saly#||#nvr-nar#||#bt:n-batn#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا۟
İnnellezîne ye’kulûne emvâlel yetâmâ zulmen innemâ ye’kulûne fî butûnihim nârâ(nâran). Ve se yaslevne seîrâ(seîran).
batn
batın
ب ط نBT:N
Karın. İç. Soy, nesil. İç yüz. Sır, esrar.
Çğl.ButunÇğl.Bütun
Aynı kökten:Bâtın Bevatın batn batın Butun Bütun Bitan Bitane Betâyin İstibtan Mebtun Mubattın Mubattıne Müstebtın Tebattun
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
se'ir
س ع رSA:R
Tutuşmuş, alevli ateş.
Aynı kökten:Mütese'ir Sa'r Saur se'ir
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.
4. NİSA / 14
ALLAH'a ve Rasulüne asi olan ve O'nun hududuna düşmanlık eden kimse… onu, orada ebedi olacakları nara dahil eder. Ona muhin azab vardır.
Ahiret A:S:Y RSL A:DV HDD DH:L NVR H:LD A:Z!B H!VN .mid504.ss4.as14.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf78.sure.4.xxxAhiretxxcehennemxrasulxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#a:s:y-asi#||#a:dv-adv#||#dh:l-dahil#||#a:z!b-azab#||#h:ld-halid#||#hdd-hudud#||#rsl-rasul#||#nvr-nar#||#h!vn-muhin#x#A:S:Y#||#RSL#||#A:DV#||#HDD#||#DH:L#||#NVR#||#H:LD#||#A:Z!B#||#H!VN#||#a:s:y-asi#||#a:dv-adv#||#dh:l-dahil#||#a:z!b-azab#||#h:ld-halid#||#hdd-hudud#||#rsl-rasul#||#nvr-nar#||#h!vn-muhin#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟
Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâran hâliden fîhâ.Ve lehu azâbun muhîn(muhînun).
Adv
Adevân
ع د وA:DV
Koşmak. Hızla ilerlemek (Özellikle at ve deve için kullanılır. Saldırganlık içerir). Düşman. Haddi aşan. Saldıran. Yelmek. Seğirtmek. Sür'atle koşmak. Hazırlamak.
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Asi
ع ص يA:S:Y
Çok isyan eden, çok isyancı.
Aynı kökten:Asi Âsi Âsûn Usat Asy İsti'sa' isyan Ma'siyyet Muasat Muasî
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
Muhîn
ه و نH!VN
Hafif, aşağılık, borçlu, aşağılık, sessiz, zayıf, nazik, aşağılayıcı olmak.
Aynı kökten:ehven Hevan hevn heyyin Mehane Mehanet Muhîn Tehavün tehvin
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Diyanet Meali:
Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
4. NİSA / 30
Düşmanlık ve zulüm ile buna fail olan kimse… artık onu, yakında nara saly edeceğiz.
Bu, ALLAH'a yesir olandır.
Ahiret FA:L A:DV Z:LM S:LY NVR KVN YSR .mid523.ss4.as30.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf82.sure.4.xxxAhiretxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#z:lm-zulüm#||#a:dv-udvan#||#s:ly-saly#||#nvr-nar#||#ysr-yesir#||#fa:l-xxoxx#x#FA:L#||#A:DV#||#Z:LM#||#S:LY#||#NVR#||#KVN#||#YSR#||#kvn-kane#||#z:lm-zulüm#||#a:dv-udvan#||#s:ly-saly#||#nvr-nar#||#ysr-yesir#||#fa:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْل۪يهِ نَارًاۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا
Ve men yef’al zâlike udvânen ve zulmen fe sevfe nuslîhi nârâ(nâran). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Udvan
ع د وA:DV
Düşmanlık, haksızlık, zulüm.
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Yesir
ي س رYSR
Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Aynı kökten:Eyser Yüsra Meysere Meyâsir Meysir Meyser Meysur Müsteyser müteyessir müyesser teysir Yesar Yesaret Yeser Yesir Yesr yüsr yüsür yüsret
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.
4. NİSA / 56
Muhakkak, ayetlerimize kafir olanları yakında nara saly edeceğiz. Azabı tatmaları için cildleri nazc oldukça, gayrı cildlerle bedellendireceğiz.
Muhakkak ki ALLAH, aziz, hakim olandır.
AhiretEsma-ül Hüsna KFR eYY S:LY NVR KLL ND:C CLD BDL CLD G:YR Z!VK: A:Z!B KVN A:ZZ HKM .mid551.ss4.as56.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf86.sure.4.xxxAhiretxEsma-ül Hüsnaxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#kll-külli#||#eyy-ayet#||#z!vk:-zaika#||#a:z!b-azab#||#bdl-bedel#||#kfr-kafir#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#||#cld-cild#||#s:ly-saly#||#nd:c-nazc#||#nvr-nar#x#KFR#||#eYY#||#S:LY#||#NVR#||#KLL#||#ND:C#||#CLD#||#BDL#||#CLD#||#G:YR#||#Z!VK:#||#A:Z!B#||#KVN#||#A:ZZ#||#HKM#||#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#kll-külli#||#eyy-ayet#||#z!vk:-zaika#||#a:z!b-azab#||#bdl-bedel#||#kfr-kafir#||#hkm-hakim#||#a:zz-aziz#||#cld-cild#||#s:ly-saly#||#nd:c-nazc#||#nvr-nar#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَارًاۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزًا حَك۪يمًا
İnnellezîne keferû bi âyâtinâ sevfe nuslîhim nâra(nâran). Kullemâ nadicet culûduhum beddelnâhum culûden gayrahâ li yezûkûl azâb(azâbe). İnnallâhe kâne azîzen hakîmâ(hakîmen).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Bedel
ب د لBDL
Değiştirme. İkame ile olmadan değiştirme. Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. Başkasının adına hacca giden. Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı.
Çğl.BedelâtÇğl.Ebdal
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
Cild
cilt
ج ل دCLD
Deri. Meşin. Kitab kabı. Kitabın dikilip kap geçirilmesi. Bir büyük kitabın bölündüğü kısımların her biri.
Çğl.Cülud
Aynı kökten:celd celde Cild cilt Cülud Cildiyye Eclad Teclid
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nazc
ن ض جND:C
Olgunluk, olma, pişme, kıvam bulma. Yetişme. Büluğa erme. Bâliğ olma.
Aynı kökten:Nazc
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
Zaika
ذ و قZ!VK:
Tatma, tad alma. Tad alıcı kuvvet, tad duyurucu hassa.
Aynı kökten:Mezak Mütezevvik Tezevvuk Tezevvukat Tezvik Zaika Zevk Zevkî Zevkiyyat
Diyanet Meali:
Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. NİSA / 145
Muhakkak münafıklar, narın en sefil derkindedirler. Onlar için nasır mevcud değildir.
NFK: DRK SFL NVR VCD NS:R .mid652.ss4.as145.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf100.sure.4.xxxxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#vcd-vecd#||#nfk:-münafık#||#nvr-nar#||#drk-derk#||#ns:r-nasır#||#sfl-sefil#x#NFK:#||#DRK#||#SFL#||#NVR#||#VCD#||#NS:R#||#vcd-vecd#||#nfk:-münafık#||#nvr-nar#||#drk-derk#||#ns:r-nasır#||#sfl-sefil#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا
İnnel munâfikîne fîd derkil esfeli minen nâr(nâri), ve len tecide lehum nasîrâ(nasîran).
Derk
Dereke
د ر كDRK
En aşağı kat, her şeyin dibi. Aşağı inen basamak. merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası. Anlamak.
Aynı kökten:Derk Dereke Derketmek Derrak İddirak İdrak İdrakat İstidrak Lâmüdrik Medruk Müdrik Müdrikat Müdrike Müstedrek Müstedrik Mütedarik Tedarik
münafık
ن ف قNFK:
İki yüzlü, araya nifak sokan. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Görünüşte müslüman olup hakikatte kafir ve düşman olan.
Çğl.Münafıkîn
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sefil
س ف لSFL
Sefalet çeken, muhtaçlık içinde olan. Çok sıkıntıda bulunan. Uslu huy sahibi. Aşağı kesim, bir bölgenin aşağı kısmı.
Çğl.Süfela
Aynı kökten:Esfel Müteseffil Müteseffilîn Safil Sefil Süfela Sifle Süfla Süflî Süfliyyet Teseffül Tesfil Tesfilât
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
Diyanet Meali:
Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
4. NİSA / 174
Ey nas!
Size Rabbinizden burhan gelmişti ve size mübin nur inzal etmiştik.
NVS CYe BRH!N RBB NZL NVR BYN .mid682.ss4.as174.ssNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs6.syf104.sure.4.xxxx#nvs-nas#||#rbb-rabb#||#byn-mübin#||#nzl-inzal#||#nvr-nur#||#brh!n-burhan#||#cye-xxoxx#x#NVS#||#CYe#||#BRH!N#||#RBB#||#NZL#||#NVR#||#BYN#||#nvs-nas#||#rbb-rabb#||#byn-mübin#||#nzl-inzal#||#nvr-nur#||#brh!n-burhan#||#cye-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءكُم بُرْهَانٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا
Yâ eyyuhân nâsû kad câekum burhânun min rabbikum ve enzelnâ ileykum nûran mubîn(mubînen).
Bürhan
Burhan
ب ر ه نBRH!N
Delil. İsbat. İsbat vasıtası. Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.
Çğl.Berahin
Aynı kökten:Bürhan Burhan Berahin Müberhen
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik.
5. MAİDE / 15-16
Ey kitab ehli!
Size Rasulümüzü kıldık. Kitabtan sizin hafy ettiklerinizin çoğunu size beyan etmektedir ve de çoğunu afv etmektedir.
Size kıldığımız... ALLAH'tan nur ve mübin kitabtır.
ALLAH, rıdvanına tâbi olanları...
• onunla selam sebillerine ihda eder.
• Onları, O'nun izni ile zulmetlerden nura ihrac eder.
• Onları sırat-ı mustakime ihda eder.
eH!L KTB CYe RSL BYN KS!R KVN H:FY KTB A:FV KS!R CYe NVR KTB BYN H!DY TBA: RD:V SBL SLM H:RC Z:LM NVR eZ!N H!DY S:RT: K:VM .mid702.ss5.as15.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf109.sure.5.xx*2xxxsırat-ı mustakimxx.ss5.as16.xxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-mustakim#||#ktb-kitab#||#z:lm-zulmet#||#eh!l-ehil#||#sbl-sebil#||#tba:-tabi#||#ks!r-kesir#||#s:rt:-sırat#||#byn-mübin#||#slm-selam#||#h:fy-hafy#||#rsl-rasul#||#nvr-nur#||#a:fv-afv#||#h!dy-ihda#||#nvr-nur#||#ez!n-izin#||#h:rc-ihrac#||#rd:v-rıdvan#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eH!L#||#KTB#||#CYe#||#RSL#||#BYN#||#KS!R#||#KVN#||#H:FY#||#KTB#||#A:FV#||#KS!R#||#CYe#||#NVR#||#KTB#||#BYN#||#H!DY#||#TBA:#||#RD:V#||#SBL#||#SLM#||#H:RC#||#Z:LM#||#NVR#||#eZ!N#||#H!DY#||#S:RT:#||#K:VM#||#k:vm-mustakim#||#ktb-kitab#||#z:lm-zulmet#||#eh!l-ehil#||#sbl-sebil#||#tba:-tabi#||#ks!r-kesir#||#s:rt:-sırat#||#byn-mübin#||#slm-selam#||#h:fy-hafy#||#rsl-rasul#||#nvr-nur#||#a:fv-afv#||#h!dy-ihda#||#nvr-nur#||#ez!n-izin#||#h:rc-ihrac#||#rd:v-rıdvan#||#cye-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِّمَّا كُنتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ قَدْ جَاءكُم مِّنَ اللّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُّبِينٌ * يَهْدِي بِهِ اللّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلاَمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنِ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum kesîran mimmâ kuntum tuhfûne minel kitâbi ve ya’fû an kesîr(kesîrin) kad câekum minallâhi nûrun ve kitâbun mubîn(mubînun). * Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilen nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
İhda
ه د يH!DY
İman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek. Doğru yola götürmek. Allah rızasına uyan yola girmesine vesile olmak. Hediye etmek. Armağan yollamak.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Hafy
خ ف يH:FY
Gizlemek. Setretmek, örtmek.
Aynı kökten:Hafî Hafaya Hafiyyat Hafiye hâfiyye Havâfi Hafiye Hafiyyen Hafiyyeten Hafy Hıfâ Ahfiye Hufye İhfa ihtifa İstihfa' Mahfî Mahfiyyen
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
mustakim
ق و مK:VM
Doğru, istikametli. Eğri olmayan, düz, dik. Hilesiz, temiz.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kesir
ك ث رKS!R
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rıdvan
Rızvan
ر ض وRD:V
Memnunluk, razılık, hoşnudluk. Cennet'in kapıcısı olan büyük melek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Rasul
Resul
ر س لRSL
Taşıyıcı. Elçi. Getiren ve götüren. / Rasul bir gövde değil, manevi bir sıfattır. Elle tutulup, gözle görülmediği halde; tutan elleri, gören gözleri, hatta kalpleri bile kumanda eden, yetkisi altında tutan, mutlak yürürlüğünü icra eden mücerret ve manevi bir sıfattır. / Kendisine kitap verilmemiş olan, kendisinden önceki inzal edileni devam ettiren Allah elçisi. / Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse. / Allah'tan kuluna, kulundan da Allah'a taşıyan.
Çğl.RüsülÇğl.Rüsela
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Sırat
ص ر طS:RT:
Yan sınırları belirli olan geniş ve işlek cadde. Yol.
Aynı kökten:Sırat Sırat-ı Mustakim
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
selam
س ل مSLM
Selamet. Emniyet. Barış. Huzur. Esenlik. Rahatlık. Bütün korktuklarından emin olma. Salim olma. / Gelip geçici olmama. / Aşina, bilindik. / Söz veya işaretle nezaket gösterme, esenlik dileme, merhaba. / Selam Allah'tandır. Es Selam : Herşeyinde bir selam, bir rahatlık, bir esenlik var demektir. Kuddüsüs Selam; takdis edildiği zaman rahatlık temin edilir. Hastalığın arkasından hissedilen rahatlık gibi.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Allah, onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.
5. MAİDE / 29
"İrade ederim ki… benim (ism) suçuma ve senin (ism) suçuna beva edesin! Böylece, nar ashabından olasın! Zalimlerin cezası budur!"
Adem Kıssası.2 RVD BVe eS!M eS!M KVN S:HB NVR CZY Z:LM .mid717.ss5.as29.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf111.sure.5.xxxAdem Kıssası.2xxcehennemxxkissa.022x#kvn-tekun#||#rvd-irade#||#czy-ceza#||#z:lm-zalim#||#s:hb-sahib#||#bve-beva#||#es!m-ism#||#nvr-nar#x#RVD#||#BVe#||#eS!M#||#eS!M#||#KVN#||#S:HB#||#NVR#||#CZY#||#Z:LM#||#kvn-tekun#||#rvd-irade#||#czy-ceza#||#z:lm-zalim#||#s:hb-sahib#||#bve-beva#||#es!m-ism#||#nvr-nar#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنِّي أُرِيدُ أَن تَبُوءَ بِإِثْمِي وَإِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ وَذَلِكَ جَزَاء الظَّالِمِينَ
İnnî urîdu en tebûe bi ismî ve ismike fe tekûne min ashâbin nâr(nâri), ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne).
beva
ب و اBVe
Yerleşmek. Makam edinmek. Gizli şeyin, sırrın açığa çıkması. Musibete, belaya uğrama. Felaket gelmesi. Kederlenme. Uğramak, maruz kalmak
Aynı kökten:beva Beve' Bevve Bevvee Bu' Mübevve Tebevvü'
ceza
ج ز يCZY
Karşılık, mukabil.
Aynı kökten:ceza Cizye Mücazat Tecziye
ism
ا ث مeS!M
Günah. Büyük günah. Cürüm. Suç. / İyilikten ve iyi olmaktan uzaklaştıran herşey.
Çğl.Asam
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
“Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.”
5. MAİDE / 37
Nardan ihrac olmak irade ederler... ondan haric olamazlar! Onlar için mukim azab vardır.
Ahiret RVD H:RC NVR H:RC A:Z!B K:VM .mid726.ss5.as37.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf113.sure.5.xxxAhiretxxcehennemxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-mukim#||#rvd-irade#||#a:z!b-azab#||#nvr-nar#||#h:rc-haric#x#RVD#||#H:RC#||#NVR#||#H:RC#||#A:Z!B#||#K:VM#||#k:vm-mukim#||#rvd-irade#||#a:z!b-azab#||#nvr-nar#||#h:rc-haric#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
يُرِيدُونَ أَن يَخْرُجُواْ مِنَ النَّارِ وَمَا هُم بِخَارِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
Yurîdûne en yahrucû minen nâri ve mâ hum bi hâricîne minhâ, ve lehum azâbun mukîm(mukîmun).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Hâric
خ ر جH:RC
Bir şeyin veya mahallin veya memleketin dışında kalan. Ecnebi.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
mukim
ق و مK:VM
Sürekli, devamlı. İkamet eden. Ayakta duran. Okuyan. Bir memlekette devamlı duran. Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene "Misâfir" denir.) El Mukim : Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alakasız olmayan.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
Diyanet Meali:
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
5. MAİDE / 44
Muhakkak, Tevrat'ı, BİZ inzal ettik...
• onda hüda ve nur vardı.
• silm olmuş Nebiler... ALLAH'ın kitabından istihfaz ettikleri şey ile... hadüler ve rabbaniler ve habrlar için onunla hüküm verdiler.
• Onlar, ona şahid oldular.
Artık...
• nasdan haşy etmeyin... BEN'den haşy edin!
• Ayetlerim ile az bir semen iştira etmeyin!
ALLAH'ın inzal ettiği şey ile hüküm etmeyen kimse... artık işte o... onlar kafirdir.
Musa Kıssası.10 NZL TVR H!DY NVR HKM NBe SLM H!VD RBB HBR HFZ: KTB KVN ŞH!D H:ŞY NVS H:ŞY ŞRY eYY S!MN K:LL HKM NZL KFR .mid734.ss5.as44.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf114.sure.5.xxxMusa Kıssası.10xxislamxnebixxkissa.023xxxemirxxyasakxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabbani#||#h!vd-hadü#||#kfr-kafir#||#nbe-nebi#||#slm-silm#||#h:şy-haşy#||#hbr-habr#||#nzl-inzal#||#h!dy-huda#||#hkm-hüküm#||#şh!d-şahid#||#s!mn-semen#||#şry-iştira#||#nvr-nur#||#hfz:-istihfaz#||#tvr-tevrat#||#kvn-xxoxx#x#NZL#||#TVR#||#H!DY#||#NVR#||#HKM#||#NBe#||#SLM#||#H!VD#||#RBB#||#HBR#||#HFZ:#||#KTB#||#KVN#||#ŞH!D#||#H:ŞY#||#NVS#||#H:ŞY#||#ŞRY#||#eYY#||#S!MN#||#K:LL#||#HKM#||#NZL#||#KFR#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#k:ll-kalil#||#rbb-rabbani#||#h!vd-hadü#||#kfr-kafir#||#nbe-nebi#||#slm-silm#||#h:şy-haşy#||#hbr-habr#||#nzl-inzal#||#h!dy-huda#||#hkm-hüküm#||#şh!d-şahid#||#s!mn-semen#||#şry-iştira#||#nvr-nur#||#hfz:-istihfaz#||#tvr-tevrat#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّا أَنزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالأَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُواْ مِن كِتَابِ اللّهِ وَكَانُواْ عَلَيْهِ شُهَدَاء فَلاَ تَخْشَوُاْ النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلاَ تَشْتَرُواْ بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلاً وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ
İnnâ enzelnet tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihen nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimestuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Huda
Hüda
ه د يH!DY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Hadü
ه و دH!VD
Bir durumdan başka bir duruma evrilmek, dönmek. / Pişmalık duyarak dönüş yapmak. /yönlendirilmek, görevine dönmek.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Habr
Hibr
ح ب رHBR
Yahudi hahamı. Yahudi âlim. Ferahlık. Refah. Sürur. Tıb: Dişlerin beyazına ârız olan sarılık.
Çğl.EhbârÇğl.Hubur
Aynı kökten:Habbar Habr Hibr Ehbâr Hubur Mahber Mihbere Mehâbir Tahbir
İstihfaz
ح ف ظHFZ:
Hıfzetmek. Korumak. Muhafaza etmek. Bir şeyin muhafaza olunmasını birisinden rica etmek.
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
nebi
ن ب اNBe
Haberci. Yeni haber getiren. Yeni bir din ve düzen getiren ve yerleştiren Allah elçisi.
Çğl.enbiya
Aynı kökten:nebe' nebevi nebi enbiya nübüvvet
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Rabbanî
ر ب بRBB
Rabbe âit. Cenab-ı Hakk'a dair ve müteallik. İlâhî. Ârif-i Billâh olan, ilmi ile amel eden âlim. Kendisini tamamen Cenab-ı Hakk'a vermiş olan. Putperestlikle alâkası olmayan.
Dşl.RabbaniyeÇğl.RabbaniyyunÇğl.Rabbaniyyîn
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Semen
ث م نS!MN
Paha, değer, eder, kıymet. Satılan şeyin tespit edeilen tutarı.
Çğl.Esman
Aynı kökten:müsemmen Semanin Semaniye Semen Esman Semin Simen sümn Sümün Esman Tesmin
Silm
Selm
س ل مSLM
Barış, sulh, barışıklık. Barışmak. // Huzur ve sükuneti bozacak hallerden kaçınarak, barışın tesisinden yana olma. Ortaya, tartışma yaratacak mevzular çıkarmama. İçinden olunan duruma razı olma ve sorun yaratmama. (Bunun ilerisinde "her olanın hakk olduğu" bilinci doğar.) / (selm:) Tek kulplu kova.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
tevrat
ت و ر ةTVR
Tevrat.
Aynı kökten:Tareten Târeten Uhrâ Tevr Etvâr tevrat
şahid
ش ه دŞH!D
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
iştira
ش ر يŞRY
Satınalma.
Aynı kökten:istişra iştira müştera müşteri şira
Diyanet Meali:
Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.
5. MAİDE / 46
Eserleri üzre, Tevrattan elinin arasındakine musaddık olarak Meryem oğlu İsa'yı kafv ettik.
Ona, içinde hüda ve nur olan ve Tevrattan ellerinin arasındakine musaddık olan, İncil'i verdik.
O hüdadır.
O, muttakiler için mevizadır.
İsa Kıssası.03 K:FV eS!R A:YS BNY MRY S:DK: BYN YDY TVR eTY NCL H!DY NVR S:DK: BYN YDY TVR H!DY VA:Z: VK:Y .mid736.ss5.as46.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf115.sure.5.xxxİsa Kıssası.03xkissa.024xxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#bny-beni#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#vk:y-muttaki#||#s:dk:-musaddık#||#h!dy-huda#||#nvr-nur#||#k:fv-kafv#||#va:z:-meviza#||#es!r-eser#||#a:ys-hz. isa#||#mry-hz. meryem#||#tvr-tevrat#||#ncl-incil#||#ety-xxoxx#x#K:FV#||#eS!R#||#A:YS#||#BNY#||#MRY#||#S:DK:#||#BYN#||#YDY#||#TVR#||#eTY#||#NCL#||#H!DY#||#NVR#||#S:DK:#||#BYN#||#YDY#||#TVR#||#H!DY#||#VA:Z:#||#VK:Y#||#bny-beni#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#vk:y-muttaki#||#s:dk:-musaddık#||#h!dy-huda#||#nvr-nur#||#k:fv-kafv#||#va:z:-meviza#||#es!r-eser#||#a:ys-hz. isa#||#mry-hz. meryem#||#tvr-tevrat#||#ncl-incil#||#ety-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَقَفَّيْنَا عَلَى آثَارِهِم بِعَيسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَآتَيْنَاهُ الإِنجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Ve kaffeynâ alâ âsârihim bi îsebni meryeme musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve âteynâhul incîle fîhi huden ve nûrun ve musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve huden ve mev’ızeten muttekîn(muttekîne).
Hz. İsa
ع ي سA:YS
xoxox
Aynı kökten:A'yes İys Ays Hz. İsa Us İsâs
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
eser
ا ث رeS!R
Ayak izi. İşaret. İz. Nişan. Abide. Yapı. Birinin meydana getirdiği şey. Bir şeyin varlığına delâlet eden te'sir. Meydana getirilen kitap. Kitap te'lifi. Öç alma, intikam. Âdet.
Çğl.Âsâr
Aynı kökten:eser Âsâr İsr Me'sere Meâsir Müessir Müessire Müteessir Teessür Teessürât Te'sir
Huda
Hüda
ه د يH!DY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kafv
ق ف وK:FV
Bir kimsenin ardına düşüp ittibâ etmek, ona tâbi olup uyma.
Aynı kökten:Iktifa' Kafa Akfâ Kafv Muktefa
Hz. Meryem
م ر يMRY
xoxox
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
İncil
NCL
xoxox
Aynı kökten:İncil
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
musaddık
ص د قS:DK:
Sadakatli. Tasdik eden. İmzalayan. Doğruluğunu kabul eden.
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
tevrat
ت و ر ةTVR
Tevrat.
Aynı kökten:Tareten Târeten Uhrâ Tevr Etvâr tevrat
Mev'iza
Mev'ize
و ع ظVA:Z:
Öğüt. Nasihat. Bir cemaate veya kimseye kalbini yumuşatacak ve iyiliğe sevkedecek surette hakikatları ders vermek.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
Muttaki
و ق يVK:Y
İttika eden. Takva sahibi olan. Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:Etka İttika Muttaki Müttakîn Takıyye Takke Taki Takva Tevkıye Tukat Ku Vâkî Vaky Vıky Vika Veka Vikaye Taka Tevakki Tukye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.
5. MAİDE / 64
Yahudiler, "ALLAH'ın eli magluldur" dediler.
Kavil ettikleri ile kendi elleri gall edildi ve lanetlendiler.
Bilakis!
O'nun eli mebsuttur. Nasıl dilerse infak eder.
Rabbinden sana inzal edilen şey, onlardan kesirinin tuğyanını ve küfrünü, elbette ziyade edecektir.
BİZ, onların arasına, kıyamet yevmine kadar düşmanlık ve buğz ilka ettik.
Harb için nar vakd ettikleri bütün kerreler, ALLAH onu itfa etmiştir.
Onlar arzda fesad say ederler.
ALLAH, müfsidlere muhabbet duymaz.
İnfak K:VL H!VD YDY G:LL G:LL YDY LA:N K:VL YDY BST: NFK: KYF ŞYe ZYD KS!R NZL RBB T:G:Y KFR LK:Y BYN A:DV BG:D: YVM K:VM KLL VK:D NVR HRB T:Fe SA:Y eRD: FSD HBB FSD .mid756.ss5.as64.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf117.sure.5.xxxİnfakxxyevmxinfakxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kıyamet#||#şye-şae#||#kll-külli#||#kyf-keyfe#||#la:n-lanet#||#zyd-ziyade#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#a:dv-adavet#||#rbb-rabb#||#h!vd-yahudi#||#ks!r-kesir#||#ydy-yed#||#kfr-küfr#||#byn-beyn#||#sa:y-say#||#lk:y-ilka#||#vk:d-vakd#||#fsd-fesad#||#fsd-müfsid#||#t:g:y-tuğyan#||#nzl-inzal#||#g:ll-maglul#||#g:ll-gall#||#nfk:-infak#||#hbb-muhabbet#||#bst:-mebsut#||#t:fe-itfa#||#nvr-nar#||#hrb-harb#||#bg:d:-buğz#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#H!VD#||#YDY#||#G:LL#||#G:LL#||#YDY#||#LA:N#||#K:VL#||#YDY#||#BST:#||#NFK:#||#KYF#||#ŞYe#||#ZYD#||#KS!R#||#NZL#||#RBB#||#T:G:Y#||#KFR#||#LK:Y#||#BYN#||#A:DV#||#BG:D:#||#YVM#||#K:VM#||#KLL#||#VK:D#||#NVR#||#HRB#||#T:Fe#||#SA:Y#||#eRD:#||#FSD#||#HBB#||#FSD#||#k:vm-kıyamet#||#şye-şae#||#kll-külli#||#kyf-keyfe#||#la:n-lanet#||#zyd-ziyade#||#yvm-yevm#||#erd:-arz#||#a:dv-adavet#||#rbb-rabb#||#h!vd-yahudi#||#ks!r-kesir#||#ydy-yed#||#kfr-küfr#||#byn-beyn#||#sa:y-say#||#lk:y-ilka#||#vk:d-vakd#||#fsd-fesad#||#fsd-müfsid#||#t:g:y-tuğyan#||#nzl-inzal#||#g:ll-maglul#||#g:ll-gall#||#nfk:-infak#||#hbb-muhabbet#||#bst:-mebsut#||#t:fe-itfa#||#nvr-nar#||#hrb-harb#||#bg:d:-buğz#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَاء وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ كُلَّمَا أَوْقَدُواْ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا اللّهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَادًا وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ
Ve kâletil yehûdu yedullâhi maglûleh(maglûletun) gullet eydîhim ve luınû bimâ kâlû bel yedâhu mebsûtatâni yunfıku keyfe yeşâ(yeşâû) ve leyezîdenne kesîran minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufrâ(kufren) ve elkaynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti) kullemâ evkadû nâran lil harbi etfeehallâhu ve yes’avne fîl ardı fesâda(fesâden) vallâhu lâ yuhıbbul mufsidîn(mufsidîne).
Adavet
ع د وA:DV
Husumet, düşmanlık. Kin. buğz. Garaz. (zıttı; muhabbet)
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Buğz
bugz
ب غ ضBG:D:
Sevmeme. Birisi hakkında gizli ve kalbi düşmanlık hissetme. Kin, husûmet.
Aynı kökten:Bagiz Bagza Bıgza Buğz bugz Ebgaz İbgaz Mabguz Mebguz Mütebaggız Mütebagiz Tebagguz Tebaguz Tebâguzât
Mebsut
ب س طBST:
Açılmış. Yayılmış. Serilmiş. Mufassal. Etraflıca beyan olunan. Bast olunmuş. Uzun uzadıya anlatılmış.
Aynı kökten:Bâsıt Basit Besait Bast Best Bisat Büsüt Bist İnbisat Mebsut Münbasit Mütebassıt
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
fesad
ف س دFSD
Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek.
Çğl.Fesadat
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
müfsid
ف س دFSD
İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. Başlanmış ibadeti bozan. Nifak koyan, fesad ilka eden.
Çğl.Müfsidîn
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Gall
غ ل لG:LL
Girmek, sokmak, akmak. Boynunu, elini zincir ile bağlamak. Hâinlik yapmak. Hıyanet etmek. Ganimet malından hırsızlık etmek.
Aynı kökten:Galel Eğlâl Galil Gılâl Gall Galle Galal Gılâl Gallat Gılale Galâyil Gıll Gull Aglal Eglal Gulul İstiglal Maglul Meglul
Maglul
Meglul
غ ل لG:LL
Susuz kalmış. Su sıkıntısında bulunan. Eli bağlı. Zincirle bağlanmış kimse. Hapsedilmiş olan.
Aynı kökten:Galel Eğlâl Galil Gılâl Gall Galle Galal Gılâl Gallat Gılale Galâyil Gıll Gull Aglal Eglal Gulul İstiglal Maglul Meglul
yahudi
ه و دH!VD
Dönen. Nebisine asi olan. Hz.Musa'ya karşı gelen, asi olan tayfa. / Hz.Yakub'un dördüncü oğlu ve İsrailoğullarının 12 aşiretinden en güçlü olanın kurucusu Yehuda'nın soyundan olan.
Aynı kökten:Hadü Hâid Hud Hevdun Hz. Hud Tehvid yahudi
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Harb
ح ر بHRB
Savaş, muharebe. İki veya daha çok devletin birbirleriyle siyasi alâkaları keserek silahlı kuvvetlerle çarpışmaları, vuruşmaları.
Çğl.Hurub
Aynı kökten:Ahreb Harb Hurub Harbî Harbiye İstihrab Mahrab Mehârib Mahrub Mihrab Maharib Muhârebe Muharebat Muharib Muhterib Muhteribin Müteharib Müteharibe
kıyamet
ق و مK:VM
İnsanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir. Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. Mc: Büyük bela. Fazla sıkıntı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Kesir
ك ث رKS!R
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
İlka'
ل ق يLK:Y
Koymak, bırakmak. Terk etmek. Öne atmak.
Çğl.İlkaat
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sa'y
س ع يSA:Y
Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma. Hızlı yürüme. Cür'et etme. Ziyaret etme. Gammazlık yapma. Ist: Hac veya Umre'de Safâ ile Merve arasında usulüne göre yedi defa gelip gitmektir.
Aynı kökten:Mes'a Mesâi Mesai Sa'y
İtfa'
Itfa'
ط ف اT:Fe
Söndürme. Bastırma. Dindirme. Bir borcu ödeyerek bitirme. Fizikte: İntizamlı ve eşit zamanlarla sallanan bir hareketin yavaş yavaş azalarak sıfıra inmesi.
Aynı kökten:İtfa' Itfa' İtfaiyye Matfa Mutfî
tuğyan
tugvan
ط غ يT:G:Y
Taşkınlık. Azgınlık. Haddi aşmak. Hadde tecavüz etmek. Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Taşkın mizaçlılık. Resmi devlet kuvvetlerine karşı durmak. Asi olmak. Su baskını.
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Vakd
Vakdân
و ق دVK:D
Ateşin yanması, tutuşması.
Aynı kökten:İkad İstikad Mevkid Mevkud Müstevkid Mütevakkıd Tevakkud Tevkid vakad Vakd Vakdân vakud Vekkad Vukud
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
ziyade
ز ي دZYD
Artan, fazla kalan. Çok bol. Fazladan. Artma, çoğalma.
Aynı kökten:Ezyed İstizade Mezîd Müstezad Müzad müzayede Tezayüd Zad Zade Zaid Zide Zidet ziyade
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.
5. MAİDE / 72
"Meryem oğlu Mesih, ALLAH'tır" diyenler kesinlikle kafir oldu.
Mesih,
"Ey israiloğulları!
Rabbim ve de Rabbiniz ALLAH'a abd olun!
Muhakkak ki ALLAH'a şirk koşan kimse... artık ona, ALLAH cenneti haram kılmıştır. Onun mevası nardır. Zalimler için nasırlar yoktur." demişti.
İsa Kıssası.04 KFR K:VL MSH BNY MRY K:VL MSH BNY SRY A:BD RBB RBB ŞRK HRM CNN eVY NVR Z:LM NS:R .mid765.ss5.as72.ssMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf119.sure.5.xxxİsa Kıssası.04xxcennetxxkissa.026xxxharamxxhelalxxx#bny-beni#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#kfr-kafir#||#cnn-cennet#||#a:bd-abd#||#evy-meva#||#hrm-haram#||#nvr-nar#||#şrk-şirk#||#ns:r-nasır#||#evy-meva#||#mry-hz. meryem#||#msh-hz. mesih#||#sry-israiloğulları#||#k:vl-xxoxx#x#KFR#||#K:VL#||#MSH#||#BNY#||#MRY#||#K:VL#||#MSH#||#BNY#||#SRY#||#A:BD#||#RBB#||#RBB#||#ŞRK#||#HRM#||#CNN#||#eVY#||#NVR#||#Z:LM#||#NS:R#||#bny-beni#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#kfr-kafir#||#cnn-cennet#||#a:bd-abd#||#evy-meva#||#hrm-haram#||#nvr-nar#||#şrk-şirk#||#ns:r-nasır#||#evy-meva#||#mry-hz. meryem#||#msh-hz. mesih#||#sry-israiloğulları#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُواْ إِنَّ اللّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اعْبُدُواْ اللّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ إِنَّهُ مَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّهُ عَلَيهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
Lekad keferallezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) ve kâlel mesîhu yâ benî isrâîla’budûllâhe rabbî ve rabbekum innehu men yuşrik billâhi fekad harremallâhu aleyhil cennete ve me’vâhun nâr(nâru) ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
Me'va
ا و يeVY
Mekân. Varılacak yer. Mesken. Sığınacak yer.
Aynı kökten:Evy Me'va
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Hz. Meryem
م ر يMRY
xoxox
Aynı kökten:Hz. Meryem İmtira' Ma'ret Mirye Mümarat Mümaret Mümarete mümter mümterin temari
Hz. Mesih
م س حMSH
Mesh olunmuş. Bir şey üzerined eli yürütmek, bir şeyden ondaki eseri gidermek.
Aynı kökten:Emsah Hz. Mesih Memsuh Mesh Messah Mimsaha Mümsiha Mütemessih Temessuh
nasır
ن ص رNS:R
Yardımcı, yardım eden, nusret veren.
Çğl.NasırînÇğl.NussarÇğl.ensar
Aynı kökten:İntisar istinsar mensur mansur Minsar minsir Münasara Müstansır Mütenasır nasır Nasırîn Nussar ensar nasr nusret Nusrat Tenasur mütenassır nasrani Nasara Tansir Tenassur
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik Şüreka şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
6. ENAM / 1
Hamd etmek...
• semaları ve arzı halk eden
• ve zulmetleri ve nuru kılan ALLAH'ındır.
Sonra kafirler, kendi Rabblerine adil olurlar.
Doğa/Yaşam HMD H:LK: SMV eRD: CA:L Z:LM NVR KFR RBB A:DL .mid821.ss6.as1.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs7.syf127.sure.6.xxxDoğa/Yaşamx#z:lm-zulmet#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halk#||#kfr-kafir#||#a:dl-adil#||#nvr-nur#||#hmd-hamd#||#ca:l-xxoxx#x#HMD#||#H:LK:#||#SMV#||#eRD:#||#CA:L#||#Z:LM#||#NVR#||#KFR#||#RBB#||#A:DL#||#z:lm-zulmet#||#erd:-arz#||#smv-semavat#||#rbb-rabb#||#h:lk:-halk#||#kfr-kafir#||#a:dl-adil#||#nvr-nur#||#hmd-hamd#||#ca:l-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِم يَعْدِلُونَ
Elhamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûr(nûra), summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hamd
ح م دHMD
Övgü. Övmek.
Aynı kökten:ahmed hamd Hamîd Hâmid Hâmidîn Hâmidûn Mahmedet Mahamid mahmud mehmed muhammed Tahmid Tahmidât Tahmidiye
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.
6. ENAM / 27
Şayet onları, nara vakf edildiklerinde görsen!...
Derler ki:
"Keşke biz redd edilseydik ve Rabbimizin ayetlerini kizb etmeseydik. Mü'minlerden olsaydık!"
ReY VK:F NVR K:VL RDD KZ!B eYY RBB KVN eMN .mid849.ss6.as27.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs7.syf129.sure.6.xxxxximanxx#eyy-ayet#||#rdd-redd#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#kz!b-kizb#||#vk:f-vakf#||#nvr-nar#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#ReY#||#VK:F#||#NVR#||#K:VL#||#RDD#||#KZ!B#||#eYY#||#RBB#||#KVN#||#eMN#||#eyy-ayet#||#rdd-redd#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#rbb-rabb#||#kz!b-kizb#||#vk:f-vakf#||#nvr-nar#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَلَوْ تَرَىَ إِذْ وُقِفُواْ عَلَى النَّارِ فَقَالُواْ يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلاَ نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Ve lev terâ iz vukıfû alen nâri fe kâlû yâ leytenâ nureddu ve lâ nukezzibe bi âyâti rabbinâ ve nekûne minel mu’minîn(mu’minîne).
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
vakf
و ق فVK:F
Hareketsiz kalmak. Daimi olmak. Durmak. Durak. Vakfetmek. Hapsetmek.
Aynı kökten:İkaf Mevkuf Mevkufîn Muvakkıf Mütevakkıf Tevakkuf Tevakkufât Tevkif vakf Vakfe Vakfiye Vâkıf Vikaf
Diyanet Meali:
Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen!
6. ENAM / 91
"ALLAH, beşere birşey inzal etmedi" dediklerinde, kadrini hakk olarak ALLAH'a kaderlemediler!
De ki:
"Musa'nın, nas için nur ve hüda olarak getirdiği kitab'ı kim inzal eti?
Siz onu kırtas haline kılarak ibda ediyorsunuz. Çoğunu hafy ediyorsunuz. Sizin ve ata-babalarınızın alim olmadığı şeylerin ilmi size verildi."
Deki:
"ALLAH!"
Sonra vezr et onları havzlarına... ilab olsunlar!
K:DR HK:K: K:DR K:VL NZL BŞR ŞYe K:VL NZL KTB CYe MVS NVR H!DY NVS CA:L K:RT:S BDV H:FY KS!R A:LM A:LM eBV K:VL VZ!R H:VD: LA:B .mid920.ss6.as91.ssENAM.ns55.nyMEDİNE.cs7.syf138.sure.6.xxxxxxkitabxxx#şye-şey#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#ebv-eb#||#a:lm-alim#||#hk:k:-hakk#||#ks!r-kesir#||#h:fy-hafy#||#vz!r-vezr#||#h:vd:-havz#||#la:b-ilab#||#nzl-inzal#||#bşr-beşer#||#h!dy-huda#||#k:dr-kader#||#k:dr-kadr#||#k:rt:s-kırtas#||#bdv-ibda#||#nvr-nur#||#vz!r-vezr#||#mvs-hz. musa#||#ca:l-xxoxx#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:DR#||#HK:K:#||#K:DR#||#K:VL#||#NZL#||#BŞR#||#ŞYe#||#K:VL#||#NZL#||#KTB#||#CYe#||#MVS#||#NVR#||#H!DY#||#NVS#||#CA:L#||#K:RT:S#||#BDV#||#H:FY#||#KS!R#||#A:LM#||#A:LM#||#eBV#||#K:VL#||#VZ!R#||#H:VD:#||#LA:B#||#şye-şey#||#ktb-kitab#||#nvs-nas#||#ebv-eb#||#a:lm-alim#||#hk:k:-hakk#||#ks!r-kesir#||#h:fy-hafy#||#vz!r-vezr#||#h:vd:-havz#||#la:b-ilab#||#nzl-inzal#||#bşr-beşer#||#h!dy-huda#||#k:dr-kader#||#k:dr-kadr#||#k:rt:s-kırtas#||#bdv-ibda#||#nvr-nur#||#vz!r-vezr#||#mvs-hz. musa#||#ca:l-xxoxx#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَمَا قَدَرُواْ اللّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِذْ قَالُواْ مَا أَنزَلَ اللّهُ عَلَى بَشَرٍ مِّن شَيْءٍ قُلْ مَنْ أَنزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاء بِهِ مُوسَى نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُواْ أَنتُمْ وَلاَ آبَاؤُكُمْ قُلِ اللّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî iz kâlû mâ enzelallâhualâ beşerin min şey(şey’in), kul men enzelel kitâbellezî câe bihî mûsâ nûren ve huden lin nâsi tec’alûnehu karâtîse tubdûnehâ ve tuhfûne kesîrâ(kesîran), ve ullimtum mâ lem ta’lemû entum ve lâ âbâukum, kulillâhu summe zerhum fî havdıhim yel’abûn(yel’abûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbda'
ب د وBDV
İzhar etmek. Bir yerden diğer bir yere çıkmak.
Aynı kökten:Bedâd Bedave Bedavet Bede' Bedevî Bediy Bediy Bedv İbda'
Beşer
Beşere
ب ش رBŞR
İnsanın zahiri görünürlüğü. İnsan derisinin dış yüzleri. İnsan. Âdem.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
Huda
Hüda
ه د يH!DY
Doğruluk. Hidayeti, doğru olanı, yakışanı göstermek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Hafy
خ ف يH:FY
Gizlemek. Setretmek, örtmek.
Aynı kökten:Hafî Hafaya Hafiyyat Hafiye hâfiyye Havâfi Hafiye Hafiyyen Hafiyyeten Hafy Hıfâ Ahfiye Hufye İhfa ihtifa İstihfa' Mahfî Mahfiyyen
Havz
خ و ضH:VD:
Suya girme. Sakınılacak işe girişmek. Başlamak.
Aynı kökten:Havz Tahviz
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Kadr
ق د رK:DR
İtibar. Değer, kıymet. Haysiyet. Derece miktarı. Miktar. Meblağ. Takat. Takdir, rızkı taksim eylemek. Gına.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Kırtas
ق ر ط سK:RT:S
Kâğıt. Kâğıt tabakası, sahife, kağıt, parşömen, yazı, kitap, deri. Kâğıtçı. ?? ateş etmek, nişan almak, hedefi vurmak, yok olmak.
Çğl.Karâtis
Aynı kökten:Kırtas Karâtis Kırtasiye
Kesir
ك ث رKS!R
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
İl'ab
ل ع بLA:B
Oynatma, oynatılma
Aynı kökten:İl'ab İltiab La'be Lu'b Laib Lu'bî Ma'leb Meâlib Mel'ab Mel'abe Melaib Mülaib Mütelaib Tel'abe Til'abe Ül'ube
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
vezr
و ذ رVZ!R
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.
6. ENAM / 122
Mevt iken, ardından hayy ettiğimiz ve kendisine, orada, nasın içinde meşy edeceği nur kıldığımız kimse; zulmetler içinde, ondan haric olamamış kimsenin meseli gibi olur mu?
Kafirler için, amel etmiş oldukları şeyler böyle ziynetlenmiştir.
KVN MVT HYY CA:L NVR MŞY NVS MS!L Z:LM LYS H:RC ZYN KFR KVN A:ML .mid955.ss6.as122.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs8.syf142.sure.6.xxxx#lys-leyse#||#nvs-nas#||#z:lm-zulmet#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#kfr-kafir#||#ms!l-mesel#||#nvr-nur#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#h:rc-haric#||#mşy-meşy#||#ca:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#KVN#||#MVT#||#HYY#||#CA:L#||#NVR#||#MŞY#||#NVS#||#MS!L#||#Z:LM#||#LYS#||#H:RC#||#ZYN#||#KFR#||#KVN#||#A:ML#||#lys-leyse#||#nvs-nas#||#z:lm-zulmet#||#a:ml-amel#||#zyn-zeyn#||#kfr-kafir#||#ms!l-mesel#||#nvr-nur#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#||#h:rc-haric#||#mşy-meşy#||#ca:l-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
أَوَ مَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِي بِهِ فِي النَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُ فِي الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْكَافِرِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
E ve men kâne meyten fe ahyeynâhu ve cealnâ lehu nûren yemşî bihî fîn nâsi ke men meseluhu fîz zulumâti leyse bi hâricin minhâ, kezâlike zuyyine lil kâfirîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Hâric
خ ر جH:RC
Bir şeyin veya mahallin veya memleketin dışında kalan. Ecnebi.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Leyse
ل ي سLYS
Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
Aynı kökten:Elest Elleys Eys Hz. İlyas leys layese Leyse
mesel
م ث لMS!L
Bir umumi kaideye delalet eden meşhur söz. Ata sözü. İbretli ve küçük hikaye. Dokunaklı ve manalı söz. Benzer. Misil. Delil. Hüccet.
Çğl.EmsalÇğl.Emsile
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
meşy
م ش يMŞY
Yürüme.
Aynı kökten:maşi maşiyye müşşat memişhane memşa meşşai meşy meşyen mütemeşşi temeşşi temşiye
nur
ن و رNVR
Yansıyan ışık, Işıma. Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. Zulmeti def eden vasıta. El Nur : Işık, kaynak fiili.
Çğl.EnvarÇğl.Niran
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
zulmet
ظ ل مZ:LM
Karanlık. Kara gün. Dinsizlik ve zulüm devri. Mc: Sıkıntı.
Çğl.Zulümat
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Zeyn
ز ي نZYN
Zinet, süs. Süslemek.
Aynı kökten:Mütezeyyin Müzeyyen Müzeyyenât Müzeyyin Tezeyyün Tezeyyünât Tezyin Tezyinât Zeyn Zinet Ziynet
Diyanet Meali:
Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.
6. ENAM / 128
Cemian haşr olacakları yevmde,
"Ey cinn aşrı! Siz, insden istiksar etmiştiniz."
Onların insden veliyleri derler ki:
"Rabbimiz!
Bazımız bazımızdan metalandık ve bize ecel ettiğinin eceline baliğ olduk."
Der ki:
"Mesvanız nardır!
ALLAH'ın diledikleri dışında, orada ebedisiniz!"
Muhakkak ki Rabbin, hakimdir, alimdir.
Esma-ül Hüsna YVM HŞR CMA: A:ŞR CNN KS!R eNS K:VL VLY eNS RBB MTA: BA:D: BA:D: BLG: eCL eCL K:VL NVR S!VY H:LD ŞYe RBB HKM A:LM .mid961.ss6.as128.ssENAM.ns55.nyMEKKE.cs8.syf143.sure.6.xxxEsma-ül Hüsnaxxyevmxinsxx#şye-şae#||#mta:-meta#||#hşr-haşr#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#cma:-cemian#||#ks!r-istiksar#||#h:ld-halid#||#cnn-cinn#||#hkm-hakim#||#ens-ins#||#vly-veliy#||#nvr-nar#||#blg:-baliğ#||#a:şr-aşr#||#s!vy-mesva#||#k:vl-xxoxx#x#YVM#||#HŞR#||#CMA:#||#A:ŞR#||#CNN#||#KS!R#||#eNS#||#K:VL#||#VLY#||#eNS#||#RBB#||#MTA:#||#BA:D:#||#BA:D:#||#BLG:#||#eCL#||#eCL#||#K:VL#||#NVR#||#S!VY#||#H:LD#||#ŞYe#||#RBB#||#HKM#||#A:LM#||#şye-şae#||#mta:-meta#||#hşr-haşr#||#ba:d:-bazı#||#yvm-yevm#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#ecl-ecel#||#cma:-cemian#||#ks!r-istiksar#||#h:ld-halid#||#cnn-cinn#||#hkm-hakim#||#ens-ins#||#vly-veliy#||#nvr-nar#||#blg:-baliğ#||#a:şr-aşr#||#s!vy-mesva#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَيَوْمَ يِحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُم مِّنَ الإِنسِ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ الإِنسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا الَّذِيَ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا إِلاَّ مَا شَاء اللّهُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَليمٌ
Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’şerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dın ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Cinnî
ج ن نCNN
Gece karanlığı. / Gizleme, saklama, örtme. / Gizli varlık. Duyulardan gizlenmiş, saklanmış olan rûhânî varlıklardır (melekler şeytanlar dahil). / Bir şeyi hisseden. / Bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın insandan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pekçok şer ve isyan yapabildikleri gibi "Peygamberlerin ve semâvî kitabların irşadlarıyla" insana yetişememekle beraber terakki edip yüksek kemâlatlara çıkabilen mahluktur. Cinlerin, kötülüğe sevkedenlerine şeytan-ı cinnî de denilir.
Çğl.CinnÇğl.Cinnet
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Haşr
Haşir
ح ش رHŞR
Toplanmak, bir yere birikmek. Toplama, cem'etmek. Kıyametten sonra bütün insanların bir yere toplanmaları.
Aynı kökten:Haşere Haşerat Haşır Hâşir Haşır Haşr Haşir Haşur İhtişar mahşer Mahşur Tahşir
İstiksar
ك ث رKS!R
Çok görme, çok görünme. Çoğumsama, çoğumsanma. Çokluğu isteme.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Mesva
ث و يS!VY
Mesken, hane, ev, me'va. Yurt.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:Mesva Mesavi seviy
veli
veliy
و ل يVLY
Sahib, mâlik. Evliya. Dost Muin. Muhafaza eden. Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse. Sıddık. Baba. Babanın babası, ced. El Veli : ALLAH'ın inanmak fiilidir. İnsan, özünün inancı ile ALLAH'la birleşince veli oluyor.
Çğl.Evliya
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
7. ARAF / 12
Dedi ki:
"Secde etmeni emir ettiğimizde, sana mani olan nedir?"
Dedi ki:
"Ben ondan hayrlıyım. SEN beni nardan halk ettin... onu ise tinden halk ettin."
Adem Kıssası.3Doğa/YaşamŞeytan K:VL MNA: SCD eMR K:VL H:YR H:LK: NVR H:LK: T:YN .mid1016.ss7.as12.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf151.sure.7.xxxAdem Kıssası.3xDoğa/YaşamxŞeytanxxalakxŞeytanxxkissa.029x#emr-emir#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#||#h:lk:-halk#||#t:yn-tin#||#scd-secde#||#nvr-nar#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MNA:#||#SCD#||#eMR#||#K:VL#||#H:YR#||#H:LK:#||#NVR#||#H:LK:#||#T:YN#||#emr-emir#||#mna:-mani#||#h:yr-hayr#||#h:lk:-halk#||#t:yn-tin#||#scd-secde#||#nvr-nar#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلاَّ تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَاْ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ
Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Mâni'
Mania
م ن عMNA:
Men'eden. Geri bırakan. Esirgeyen. Koruyan. Engel. Özür. Zorluk. El Mani : Herşeyde bir mani, engel olma tecellisi vardır.
Aynı kökten:Mâni' Mania Memnu' Memnua Memnuat Men' Men'â Menaî Mennâ' Menun Temni'
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
secde
Sücud
س ج دSCD
Tasarrufuna ve kontrolü altına girmek. Gücü ve kudreti yeter duruma gelmek. / Namazın rükunlarından, kainatın cemadatının ve sular aleminin vahid İnsan tarafından düzene konulduğu kısmı. / Allah'ın ulviyetinin sübhan olduğunun beyan ve ikrarı.
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Tîn
ط ي نT:YN
Balçık. Çamur. / Kil veya çamur ile sıva yapmak. / Mektup gibi şeyleri mühürlemek.
Çğl.Etyân
Aynı kökten:Tîn Etyân
Diyanet Meali:
Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.
7. ARAF / 36
Ayetlerimizi kizb edenler ve onlara istikbar edenler… işte onlar nar ashabıdır, orada ebedidirler.
Ahiret KZ!B eYY KBR S:HB NVR H:LD .mid1040.ss7.as36.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf153.sure.7.xxxAhiretxxcehennemxx#eyy-ayet#||#h:ld-halid#||#kz!b-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#kbr-istikbar#x#KZ!B#||#eYY#||#KBR#||#S:HB#||#NVR#||#H:LD#||#eyy-ayet#||#h:ld-halid#||#kz!b-kizb#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#kbr-istikbar#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُواْ عَنْهَا أُوْلََئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Halid
خ ل دH:LD
Sonsuz, ebedi. Daimi. Sürüp giden. Devam eden.
Dşl.HalideÇğl.Halidat
Aynı kökten:Hald Halid Halide Halidat Huld Hulud Ihlad Muhalled Muhalledat Muhalledîn Muhalledûn Muhallid Muhled Mütehallid Tahallüd Tahlid
istikbar
ك ب رKBR
Önemseme, ehemmiyet verme. Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kizb
ك ذ بKZ!B
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Diyanet Meali:
Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
7. ARAF / 38
Der ki:
"Cinn ve İnsden, öncenizden hilv olmuşların ümmetine dahil olun!
Bütün ümmet, narın içine dahil olduğunda, kendi kardeşine lanet eder. Hatta, orada cemian idrak ettiklerinde diğerleri, evvelkiler için
"Rabbimiz!
İşte bunlar bizi dalalete düşürdüler. Artık onlara nardan azabı zıf et." derler.
Der ki:
"Hepiniz için bir kat fazladır! Fakat siz alim değilsiniz!"
Dua K:VL DH:L eMM H:LV K:BL CNN eNS NVR KLL DH:L eMM LA:N eH:V DRK CMA: K:VL eH:R eVL RBB D:LL eTY A:Z!B D:A:F NVR K:VL KLL D:A:F A:LM .mid1042.ss7.as38.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf154.sure.7.xxxDuaxxinsxx#k:bl-kabl#||#evl-ula#||#eh:v-ahi#||#kll-külli#||#la:n-lanet#||#eh:r-uhra#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#cma:-cemian#||#dh:l-dahil#||#a:z!b-azab#||#cnn-cinn#||#d:ll-dalalet#||#ens-ins#||#h:lv-hilv#||#nvr-nar#||#drk-idrak#||#emm-ümmet#||#d:a:f-zıf#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#DH:L#||#eMM#||#H:LV#||#K:BL#||#CNN#||#eNS#||#NVR#||#KLL#||#DH:L#||#eMM#||#LA:N#||#eH:V#||#DRK#||#CMA:#||#K:VL#||#eH:R#||#eVL#||#RBB#||#D:LL#||#eTY#||#A:Z!B#||#D:A:F#||#NVR#||#K:VL#||#KLL#||#D:A:F#||#A:LM#||#k:bl-kabl#||#evl-ula#||#eh:v-ahi#||#kll-külli#||#la:n-lanet#||#eh:r-uhra#||#a:lm-alim#||#rbb-rabb#||#cma:-cemian#||#dh:l-dahil#||#a:z!b-azab#||#cnn-cinn#||#d:ll-dalalet#||#ens-ins#||#h:lv-hilv#||#nvr-nar#||#drk-idrak#||#emm-ümmet#||#d:a:f-zıf#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
قَالَ ادْخُلُواْ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّن الْجِنِّ وَالإِنسِ فِي النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّى إِذَا ادَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لأُولاَهُمْ رَبَّنَا هَؤُلاء أَضَلُّونَا فَآتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَكِن لاَّ تَعْلَمُونَ
Kâledhulû fî umemin kad halet min kablikum minel cinni vel insi fîn nâr(nâri), kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum rabbenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di'fen minen nâr(nâri) kâle li kullin di'fun ve lâkin lâ ta'lemûn(ta'lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
cemian
ج م عCMA:
Topluca. Hep beraber.
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
Cinnî
ج ن نCNN
Gece karanlığı. / Gizleme, saklama, örtme. / Gizli varlık. Duyulardan gizlenmiş, saklanmış olan rûhânî varlıklardır (melekler şeytanlar dahil). / Bir şeyi hisseden. / Bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın insandan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pekçok şer ve isyan yapabildikleri gibi "Peygamberlerin ve semâvî kitabların irşadlarıyla" insana yetişememekle beraber terakki edip yüksek kemâlatlara çıkabilen mahluktur. Cinlerin, kötülüğe sevkedenlerine şeytan-ı cinnî de denilir.
Çğl.CinnÇğl.Cinnet
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
zı'f
ض ع فD:A:F
İki kat. Bir şeyin miktarca iki katı.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle Tadlil
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
İdrak
د ر كDRK
Anlayış. Kavrayış. Akıl erdirmek. Fehim. Yetiştirmek.
Çğl.İdrakat
Aynı kökten:Derk Dereke Derketmek Derrak İddirak İdrak İdrakat İstidrak Lâmüdrik Medruk Müdrik Müdrikat Müdrike Müstedrek Müstedrik Mütedarik Tedarik
uhra
ا خ رeH:R
Sair, diğer, başka. Ahir, gayr, son, sonra.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Ula
ا و لeVL
Birinci, ilk, evvel. Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. Şanlı, şerefli kimse.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Hilv
Hulüv
خ ل وH:LV
Boş oluş. Boşluk. Gelip geçmiş olma. Boşa çıkmış olma. Devri geçmiş olma.
Aynı kökten:Halâ' Halevat Hali Ahliya Haliyen Haliyye Halle halvet Hilv Hulüv Hulu Ihla' İhla Tahalli Tahliye Tehi
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
7. ARAF / 44
Cennet ashabı, nar ashabına, "Rabbimizin bize vaad ettiğine hakk olarak vech olmuş olduk. Siz de Rabbinizin vaad ettiğine hakk olarak vecd oldunuz mu? diye nida ederler.
Onlar, "Evet" derler.
Ardından, aralarından bir müezzin ezan eder: "ALLAH'ın laneti zalimlerin üzerinedir!"
NDV S:HB CNN S:HB NVR VCD VA:D RBB HK:K: VCD VA:D RBB HK:K: K:VL eZ!N eZ!N BYN LA:N Z:LM .mid1049.ss7.as44.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf155.sure.7.xxxxxcennetxcehennemxx#la:n-lanet#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#vcd-vecd#||#va:d-vaad#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#cnn-cennet#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#ez!n-ezan#||#ez!n-müezzin#||#k:vl-xxoxx#x#NDV#||#S:HB#||#CNN#||#S:HB#||#NVR#||#VCD#||#VA:D#||#RBB#||#HK:K:#||#VCD#||#VA:D#||#RBB#||#HK:K:#||#K:VL#||#eZ!N#||#eZ!N#||#BYN#||#LA:N#||#Z:LM#||#la:n-lanet#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#vcd-vecd#||#va:d-vaad#||#hk:k:-hakk#||#byn-beyn#||#cnn-cennet#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#ez!n-ezan#||#ez!n-müezzin#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَنَادَى أَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابَ النَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُواْ نَعَمْ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ
Ve nâdâ ashâbul cenneti ashâben nâri en kad vecednâ mâ vâadenâ rabbunâ hakka(hakkan) fe hel vecedtum mâ vaade rabbukum hakka(hakkan) kâlû neam fe ezzene muezzinun beynehum en lâ'netullâhi alez zâlimîn(zâlimîne).
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ezan
izan
ا ذ نeZ!N
Bildirmek. Salat vaktini duyurma, ilan.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Müezzin
ا ذ نeZ!N
Ezan okuyan.
Çğl.Müezzinîn
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
La'net
ل ع نLA:N
Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
Aynı kökten:İltian Laîn Lâin La'n La'net Lian Lüane Mel'ane Mel'anet Melain Mel'un Melain Mülaane Mülaene Mütelain Telaun Tel'in
Nida'
ن د وNDV
Seslenmek, çağırmak, haykırmak, bağırmak. Ses vermek.
Aynı kökten:Münada Münadi Mütenadi Nadi Nevadi Nida' Tenadi Tenad
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
vecd
و ج دVCD
Bulma, karşılaşma. Mevcud olma durumu. Aşk, muhabbet. Kendinden geçecek, unutacak kadar İlâhî bir aşk hali. Yüksek heyecan. İştiyakın galebesi.
Çğl.Mevacid
Aynı kökten:Mevacid mevcud Mevcudat Mevcudîn Mevcudiyet Mütevacid Müteveccid Tevacüd Teveccüd vacid Vacide vecd Mevacid Vicdan vücud
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir.
7. ARAF / 47
Basarları nar ashabına mülaki olmaya sarf olduğunda,
"Rabbimiz!
Bizi zalimlerin kavmi le beraber kılma!" derler.
Dua S:RF BS:R LK:Y S:HB NVR K:VL RBB CA:L K:VM Z:LM .mid1052.ss7.as47.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf155.sure.7.xxxDuaxxcehennemxx#k:vm-kavim#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#bs:r-basar#||#s:hb-sahib#||#s:rf-sarf#||#lk:y-mülaki#||#nvr-nar#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#S:RF#||#BS:R#||#LK:Y#||#S:HB#||#NVR#||#K:VL#||#RBB#||#CA:L#||#K:VM#||#Z:LM#||#k:vm-kavim#||#z:lm-zalim#||#rbb-rabb#||#bs:r-basar#||#s:hb-sahib#||#s:rf-sarf#||#lk:y-mülaki#||#nvr-nar#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَارُهُمْ تِلْقَاء أَصْحَابِ النَّارِ قَالُواْ رَبَّنَا لاَ تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Ve izâ surifet ebsâruhum tilkâe ashâbin nâri kâlû rabbenâ lâ tec'alnâ mealkavmiz zâlimîn(zâlimîne).
basar
ب ص رBS:R
Görme duyusu. Gözün görmesi. Kalble hissetme. Kalb gözü. İdrak. Fikir. Gözleme, takib etme.
Çğl.Ebsâr
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
sarf
ص ر فS:RF
Geri döndürmek, geri çevirmek. // 1. döndürme, çevirme, 2. para harcama, ödeme, 3. Arapça gramerde morfoloji. // Harcama, masraf, gider. Fazl. Hile. Men etme. Bir kimseyi yolundan ve işinden ayırıp başka tarafa yöneltme. Gr: Bir lisanı meydana getiren kelimelerin değişmesinden, birbirinden türemesinden bahseden ilim şubesi. Kelime bilgisi. Kelime şekli bilgisi. Morfoloji. Tasrif çeşitlerini, isim ve fiil nevilerini öğreten ilim. Para bozma.
Çğl.AsrafÇğl.SürufÇğl.Sarfiyyat
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.
7. ARAF / 50
Nar ashabı, cennet ashabına,
"Suyunuzdan veya ALLAH'ın sizi rızıklandırdıklarından üzerimize feyz edin." diye nida eder.
Der ki: "Muhakkak ki ALLAH, kafirlere bunları haram etmiştir!"
NDV S:HB NVR S:HB CNN FYD: MVH! RZK: K:VL HRM KFR .mid1056.ss7.as50.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf155.sure.7.xxxxxcennetxcehennemxxxxharamxxhelalxxx#kfr-kafir#||#cnn-cennet#||#rzk:-rızk#||#hrm-haram#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#mvh!-ma#||#fyd:-feyz#||#k:vl-xxoxx#x#NDV#||#S:HB#||#NVR#||#S:HB#||#CNN#||#FYD:#||#MVH!#||#RZK:#||#K:VL#||#HRM#||#KFR#||#kfr-kafir#||#cnn-cennet#||#rzk:-rızk#||#hrm-haram#||#s:hb-sahib#||#nvr-nar#||#ndv-nida#||#mvh!-ma#||#fyd:-feyz#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَنَادَى أَصْحَابُ النَّارِ أَصْحَابَ الْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُواْ عَلَيْنَا مِنَ الْمَاء أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ قَالُواْ إِنَّ اللّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِرِينَ
Ve nâdâ ashâbun nâri ashâbel cenneti en efîdû aleynâ minel mâi ev mimmâ rezekakumullâh(rezekakumullâhu), kâlû innallâhe harremehumâ alel kâfirîn(kâfirîne).
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Feyz
ف ي ضFYD:
Bolluk, bereket. Taşmak. İlim, irfan. Mübareklik. Şan, şöhret. İhsan, fazıl, kerem. Yüksek rütbe almak. Suyun çoğalıp çay gibi taşması. Çok akar su. Bir haberi fâş etmek. İçindeki düşüncesini izhar etmek.
Çğl.Füyuz
Aynı kökten:Faiz Feyyaz Feyz Füyuz Feyzî İfaza İstifaza Müfaz Müfaza Müfîz Müstefiz Mütefeyyiz
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
ma'
<