Nerde o eski Eczaneler

Eczacılık Mesleği Ülkemize Kazandırılmalıdır!

Eczacılardan, reçetelerin ilaç isimleri ile değil, etken maddeler ile yazılması konusunda talep gelmiş.

Kendilerini kutluyorum.

Ancak hemen söylemeliyim; bu sadece bir başlangıç olabilir!

Geçmişte, benim çocukluk yıllarımda eczane denildiğinde, ilacın yapıldığı yer akla gelirdi. Doktordan aldığımız reçeteyi eczaneye götürdüğümüzde eczacı arka odasına geçer, ya koyu renkli şişelerde bir şurup ya bir kabın içinde bir merhem yada bir külaha doldurulmuş birkaç hapı kendisi yaparak bize verirdi. Bazen, hemen olmayacağını akşamüstü gelmemizi söylerdi. Çocuktuk, dediği vakitte gider alırdık ilacımızı.

Sonradan eczaneler, başka bir şeye dönüştü.

Doktor reçete yazar, eczaneye gider alırsın. Elinde yoksa eczacı toptancısını arar, getirtir. Çok kar bırakan bir ilaç değilse uğraşmaz, sen çıkar başka eczanede ararsın. Fiyat falan eczacı bilmez. Reçete resmî ise zaten devlet ne verirse odur. Özel reçete ise toptancı ne diyorsa onu ödersiniz. Nöbet tutuyorsa gece vakti, üzerine koyar biraz. Eczacılık okulunu ne diye okuduklarını anlamıyordum artık.

Çocukluk yıllarımda, eczaneye gidilir, ufak tefek sıkıntılar dertler söylenebilirdi. Eczacı da bir ilaç hazırlar verirdi. Hep iyi gelirdi. Şimdi ki eczacılar hepten cahil sanki…

Hatta eczacı denilince akla gelen şeyler arasına, mayo, terlik, cinsel güç artırıcılar, enerji ve doping maddeleri daha çok girdi. Parfümeri ağırlıklı çalışan bile oldukça fazla.

Maalesef, eczacılık mesleği kirlendi ve değerini kaybetti.

Bunun en büyük nedeni, ilaç sektörünün sahip olduğu ekonomik değer ve bu sektöre hakim olan küresel emperyal şirketler elbette. Bu şirketler, eskiden olduğu gibi eczanelerde eczacı tarafından ilaç üretilmesini istemiyorlar ve engel olmak adına herşeyi yapıyorlar. Bu durum da eczacıyı basitleştirerek, bakkalcı yapıyor.

Bu şirketlerin, doktorları satın alma kabiliyetleri de eczacıları değersizleştiren etkilerden birisi. Hele ki yerli ve milli ilaç sanayimizin gelişmesi sonrasında, “promosyon” adı altında doktorlar için uyguladıkları tarifeler gerçekten heyecan verici. İlaç bedellerinin devlet tarafından karşılandığı sistemimizde, doktorun yazdığı ilacın maliyetini ne doktor önemsiyor ne de müşterisi!

Tabi bu arada eczacı olmak için fakülte okumuş insanların sonuçta bakkalcılık yapmaya başladıklarında, sahip oldukları entelektüel kimliklerini başka alanlarda kullanmalarından kaynaklanan etkilere ve sorunlara değinmiyorum bile…

Eczacının, ilaç tedavisinde etkili olması gerekir.

Bir eczacının, bir hastanın hastalığını tanılama kabiliyeti olmasını elbette bekleyemeyiz. Ancak tanılanmış bir hastalığın ilaçla tedavi yönteminin belirlenmesi konusunda eczacının fikri bence doktorun fikrinden daha önemlidir, önemli olmalıdır. İlaç veya ecza konusunda hiçbir eğitimi olmayan pazarlamacıların, doktorları yönlendirerek ve güya bilgilendirerek, hastalara ilaçlı tedavi planı belirlenmesinden kaynaklanan sorunların çok ciddi boyutta olduğunu sanıyorum.

Eczacıların, sağlık alanında daha aktif olduğu günlere, kişisel ve toplumsal sağlığımız için ihtiyacımız var.

Nasıl ki; fizik tedavi gerektiğinde bu tedaviyi fizyoterapistler uyguluyorsa, tanılama yöntemleri için radyologlar iş başındaysa, cerrahi müdahaleler için cerrahlar görevliyse, anestezi için kendi uzmanından başkasına güven duyulmuyorsa, ilaçlı tedaviler için de eczacılar önde olmalıdırlar. Hekimler hastalığın tanısını koymalı, tedavi yöntemini belirlemeli, eğer ilaçlı tedavi tercih edilmişse tedaviyi eczacıya bırakmalıdırlar.

Eczaneler de aile hekimleri gibi bir çalışma sistemiyle hastanın tedavisini birebir ve tedavi süresince kontrol altında tutmalıdırlar. Uygulanan doz ve tedavi süresi eczacı kontrolünde olmalıdır.

Eczacılık mesleği neler kazandırır?

Böylelikle ilaç sanayimizin gelişmesi sağlanacağı gibi, hem ilaçlı tedavilerde insan sağlığı öncelenir, hem ilaç bedellerini devletin ödediği sistemde maliyet düşüşü sağlanır. Hekimlerimiz de ilaç şirketlerinin “pazar” unsuru olmaktan kurtularak, aslı işlerine zaman ve emek harcayabilirler. Elbette haksız kazançları açısından bir miktar olumsuz etkileneceklerdir ancak buna değecektir.

Söz konusu küresel emperyal şirketlerin sağlık alanına yaklaşımının “tedavi etme, ama öldürme” şeklinde olduğu da bilinmektedir. İlaç pazarı, en değerli ve rantı en yüksek sömürü pazarıdır. Bu oyunun da önüne geçmek mecburiyetimiz vardır.

Bunlara ilave olarak, küresel emperyal şirketlerin, milletlere ilaçlar üzerinden operasyon düzenlemesi de engellenecektir. Gıda ve ilaçlı tedavi yolu ile başka hastalıkları yada genetik bozulmaları planladıkları ve uyguladıkları bilinmektedir. İlacı silah olarak kullandıkları zamanlar yaşanmıştır. Milli eczacı ve milli eczacılık yaklaşımımız en başta bu saldırılardan milletimizi koruyacaktır.

Eczacılık Mesleği ülkemize kazandırılmalıdır!

Herkese sağlıklı günler diliyorum…