İlim ve Bilgelik

İlmi Almak ve Bilgelik

İLİM

İlim, kül (bütün) halinde YARATAN’a aittir.

Mahluktan neşrolan ilim, mahluka lütfedilmiş cüzdür! Mahluk, amacı doğrultusunda ihtiyaç duyduğu ve çaba harcadığı ölçüde “İLİM” ile MÜKAFATLANDIRILIR. Bu da Mahlukun gayesinde ki ve iddiasında ki ciddiyet ve kararlılığa bağlıdır.

Yani; Mahlukun kendisine ait ilmi mevcut değildir! İnsan yada insan dışı tüm mahlukat için bu böyledir.

Bir davanın neferi olarak, ilim sahibi olmaya amaçlanan İnsanın, davasına karşı ciddiyet ve kararlılık içinde olması mecburiyeti “İlim Çin’de de olsa, gidip alın!” Hadisi Şerifi ile vücud bulmuştur.

İnsan emir ile, diğer mahluk izin ile yaşar…

İnsan olanda gerçek yaşayış, Yaratan’ın amaç ve iradesi doğrultusunda, O’nun emirlerine koşulsuz itaat iledir.

 

BİLGELİK

Yaratan’ın iradesine teslim olarak, O’nun emirlerine istisnasız itaat halinde gerçek yaşam süren İnsan’a; emr-i ilahinin kesintisiz olarak inzal olduğu gibi; her gerektiği anda, gereken bilgi de ikram edilmeye başlar. Bu hale BİLGELİKdenilir.

Tam teslimiyet ile EMRE İTAAT halini yaşarken, BİLGELİK ikramına mazhar olan İnsan, TASARRUF kabiliyetine ulaşırsa, velayet sahibi olur ve VELİ olarak anılmaya başlar.

 

BİLİM

Bilim ise; mahlukun YARATAN’ı analiz etmesidir.

YARATAN’ın kendisini tanımadan, bilmeden, önemsemeden; O’nu analiz etmek mümkün olamaz! Bu da ancak İslam ile mümkündür.

Zira; İslam, Yaratan’ın kurduğu düzenin kamil halidir, en üst noktasıdır.

İslam Dinine inanıp tabi olmadıkları halde Bilimsel Keşifler yaptığını zannettiğimiz, bize öyle olduğu anlatılan kimselerin hepsi, Müslüman Bilim İnsanlarından edindiklerini ortaya koymuşlar, bilgiye hile ile sahip çıkmışlardır.