İlim, Bilgi ve Alem Hakkında
Arap dilindeki “ilim” sözcüğünün Türk dilindeki karşılığı “bilgi” sözcüğüdür. Bu iki sözcük, sözlük bilgisi bakımından kendi dillerinde tamamen birbirinin karşılığıdır.
Ancak, Türk dilindeki “bilmek” sözcüğü, sonradan Batı felsefesinin etkisi altında farklı şekilde kavramlaşmış, İslam felsefesine göre kavramlaşan “ilim” sözcüğü ile arasında bir ayrım oluşmuştur.
“İlim” kesinlik ve süreklilik içeren bilgi alanı olarak anlamlanırken, “bilgi” Batı felsefesinin etkisiyle gözlem, deneyim veya duyular yoluyla elde edilen ampirik veriler anlamına evrilmiştir. Bilgi, değişebilir nitelikte kesin olmayan verilerden oluşurken, ilim ise varlığın hakikati olarak kullanılmıştır.
Arap dilinde, deneyim, gözlem veya algılar yoluyla bilme anlamını karşılayan ifade “malumat” sözcüğüdür.
Türkçe “bilgi”, gerçekte “ilim” sözcüğünün karşılığı olduğu halde, günümüzde “malumat” sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmaktadır.
Biz DuruVizyon Kuramında “bilgi” sözcüğünü, hakikat bilgisi, kanaat bilgisi, algısal bilgi gibi betimlemeler ile kullanarak, ortaya çıkmış ve çıkabilecek anlam kargaşalarını engellemeye çalışacağız.
Varlıkların algılanabilirliği, onların sıfatları ve eylemleri aracılığıyla mümkün olur. Eylemler, sıfatları belirler; sıfatlar, varlığı tanımlar. Böylece varlık, kendi hakikatini bu ilişki zinciri içinde görünür kılar. Allah’ın varlığı da zatî mahiyetiyle doğrudan değil, ancak fiilleri ve sıfatları yoluyla algılanabilir.
Allah, sınırsız (namütenahi, küllî) ilme sahiptir; ilmiyle her şeyi kuşatmaktadır. Hayat sıfatıyla varlığa geçirdiği yaratılanlara, varlıklarının sebebi olarak kendi ilminden sınırlı (cüz’î) ilim yükler.
Sebep konumundaki bu sınırlı ilim, her varlığın maksadını (cüz’î iradelerini) belirler. Her varlık, kendisine yüklenen hayat ve ilim ile kendi iradesi doğrultusunda varlığını sürdürür. Aynı gaye uğruna maksat sahibi olan varlıkların ilmî birlikteliğinden, bir varlık düzeni doğar. Bu ilmî düzen, o varlıkların varlık alanı olan alemleri meydana getirir.
Allah’ın ilminden → yaratılmış varlığa aktarılan cüz’î ilim → irade → eylem → ortak maksatlar → ilmî birliktelik → alem.
Alemler, mekânsal olarak birbirinden ayrı varlık alanları değildir; farklı yerleri değil, farklı ilmî birliktelikleri ifade ederler. Her bir alem, içeriğinde ortak irade sahibi varlıkların oluşturduğu ilim bütünlüğüdür. Örneğin, maddeler alemi, iradî olarak madde varlığını kuran varlıkların gruplandığı varlık alanıdır. Bu alan içinde, hayvanlar alemi, bitkiler alemi gibi alt düzeyde ilmî ve iradî birlikteliklere sahip alt kümeler meydana gelebilir. Böylece her bir alem, kendi kapsamındaki varlıklar için evrensel küme niteliği taşır.
Alemler, ilmî bir birliktelikten doğar; yapısal olarak benzer varlıkların birlikteliği ise kavram olarak ifade edilir. Bu bağlamda, alem ile kavram arasında tanımsal bir benzerlik ortaya çıkar: Ortak ilim ve irade sahibi varlıkların ilmî bütünlüğüne alem, bu bütünlüğün zihindeki karşılığına ise kavram denir.
Alemler de kavramlar gibi zihnî tasavvurlardır. Madde aleminde varlık sahibi olan insanın, mana alemini idrak edebilmek için ürettiği sanal yapılardır. İnsan, varlıkların yapısal bütünlüğünü algılayabilmek için de benzer biçimde kavramları üretmiştir. Ancak insan aklının üretebileceği alemler de kavramlar da hem nicelik hem de mahiyet olarak sınırlıdır.
İnsan aklı, varlıkları, ilmiyle değil onlara yüklediği kavramlarla idrak eder. Bu sebeple, kavramlar hakikatin kendisi değil, insan idrakinin izdüşümüdür.
Hayvanlar alemi, madde aleminin içinde bir kümedir; ondan ayrı bir varlık alanı değildir. Kanatlılar alemi hayvanlar aleminin bir alt kümesi, uzun gagalılar alemi ise kanatlılar aleminin alt kümesidir. Görüleceği üzere her bir alem, ilmî ve iradî birliktelik oluştururken; yapısal birliktelik oluşturan kavramlara benzer bir yapılanma içindedir. Ancak bu yapılanma, zihnî bir tasavvurdan, yani kategorizasyondan ibarettir.
Buna benzer şekilde melekler alemi de mana alemi içinde yapılandırılan zihnî bir tasavvurdur. Yoksa melekler, ayrı bir boyutun veya farklı bir evrenin unsurları değildir.
Onların “fizik ötesi” veya “doğa ötesi” olarak nitelendirilmeleri, onları idrak etmek isteyen zihinlerin, kendileri için ortaya koydukları kolaylaştırıcı tasavvurlardan ibarettir.
Bütün varlıklar, tek bir evrende birlikte vardırlar ve varlıklarını müştereken sürdürür. Alemler, aynı ontolojik evrende, farklı varlık epistemolojisinde (modlarında) tezahür eden ilmi bütünlüklerdir.
Bazı Sözcüklerin Karşılıkları ve Kısa Notlar
- İlim: Bilgi.
Sözcük, Arap dilinde fi’il babındandır.
Herhangi bir varlığın var olduğuna ve varlığını sürdürdüğüne dair tüm işaretler.
- İlm etmek: Bilmek.
- Alim: Bilen. (fa’il babındandır.)
- Malum: Bilinen. (mef’ul babındadır.)
- Maluma(t): Gözlemsel, deneysel veya duyu yoluyla bilinen; malum’un çoğulu.
- Talim: Bildirmek, Öğretmek. (tef’îl babındadır.)
Bilmek sonuç, öğrenmek bu sonuca ilerleyen yol veya süreçtir. Dolayısıyla bilmek terimi eril, öğrenmek terimi dişil kavramlardır. Ancak, ilim sözcüğü soyut bir kavramı ifade ettiği için müzekker kabul edilir ve müennesi yoktur.
- Muallim: Bildiren, Öğreten. (tef’îl babından ism-i faildir.)
- Teallum: Bildirilmek, Öğretilmek. (tefa’’ul babındadır.)
- Muteallim: Bildirilen, Öğrenen. (tefa’’ul babından ism-i faildir.)
- Alem: Bilinenlerin işaretlerini taşıyan bütün.
Bu sözcük, Arap dilinde fa’al babındadır; ilm etmek fiilinde bulunan ilkeyi, sürekli ve etkin gücü vurgulamaktadır. Anlık veya konuya özgü tek bir bilgiyi değil, en geniş kapsamda ve süreklilik taşıyan bilgiyi ifade eder.
Böylece, bir şeyi bilmemizi sağlayan ve varlığına delil olan varlıklar bütünü yani evren anlamı karşımıza çıkar.
Etimolojik olarak “bilmek yoluyla fark edilen düzen” anlamını taşımaktadır. Yani hem ontolojik açıdan varlık düzenini hem de epistemolojik açıdan bilginin konusu olan şeyler bütününü ifade etmektedir.
Alem, varlığın varlık alanıdır; ilim ise varlığın var olma sebebidir.
- Alame(t): Bilineni işaret eden şey, işaretin kendisi. (faʿâlah babındadır.)
“Bilme” kökünden türeyip “bilmemizi sağlayan belirti” anlamına kaymıştır. Soyut “bilgi” değil, “bilgiye götüren işaret”tir.
Yazı Özeti
“Bilgi”, sözlükte "ilim" sözcüğünün karşılığı olduğu halde, günümüzde “malumat” şeklinde kullanılmaktadır.

