İlm-i Ledun

İlm-i Ledun

HIZIR, Hz. MUSA ve İLM-İ LEDUN

Hz. Musa, Tur-u Sine’ye gittiği günlerden birinde, seyahati sırasında gecelemek için, ümmetinden imanlı bir ailenin yaşadığı bir eve misafir olur. Geceyi geçiren Musa, ertesi sabah teşekkür ederek ayrılırken, ev sahibine bir arzuları olup olmadığını sorar.
 
Hz. Musa’ya iman sahibi olan ev sahibi, çocuk sahibi olmak istediklerini, ancak uzun süredir çocukları olmadığını söyleyerek, “bizim için Allah’a sual eder misin” derler.
 
Musa, Tur-u Sine’de, Allah ile kelime ederken, konuyu arz eder. Allah, kendisine, o aileye çocuk yazmadığını bildirir.
 
Hz. Musa, aldığı cevabı, dönüşte uğradığı aileye tebliğ eder ve onlara, “Allah’ın kendilerine, çocuk sahibi olmayı takdir etmediğini” söyler.
 
Tabi aile üzülür. Ancak Allah’a, Rasulüne ve Allah’ın Dini’ne imanları tamdır.
 
Yine de, köyde birlikte oldukları diğer insanlar ile üzüntülerini paylaşırken, tesadüf olarak orada bulunan Hızır, konuyu işitir. Ailenin üzüntüsüne de ortak olan Hızır, sorar…
– Ne oldu ki?
– “Rabbimiz bize çocuk takdir etmemiş.” derler.
– “Peki!” der Hızır… “O etmemişse zararı yok… ben takdir ediyorum. Size çocuk yazıyorum… Bir, iki, üç… üç tane çocuk yazdım size… Haydi gidin işinize bakın!” der.
 
Ailenin üç çocuğu olur.
 
Günün birinde, Hz. Musa, yine Tur-u Sine’ye çıkarken, yine yolu aynı ailenin evinden geçer. Evde çocukları gören Hz. Musa, şaşkınlık içinde durumu sorar. Aile, olan biteni anlatır ve Hızır’ın duası ile çocuk sahibi olduklarını söyler.
 
Hz. Musa durumu anlamak için Tur’u Sine’de konuyu kelime eder. “Ya Rabbi! Hikmetinden sual olunmaz… Ancak, takdir etmedim dediğin ailenin bu gün üç çocuğu var.”
 
Allah, “Ya Musa… O benim nazlı kulumdu. Evet… o aileye takdir etmemiştim ama, o nazlı kulum bu takdiri yapınca, onu bozmadım.” buyurur.
 
Hz. Musa şaşkınlığa düşer. “Ya Rabbi! Bu nasıl ilimdir, Bu ne alemdir? Ben Sen’in Rasulünüm. Ben bu işleri bilmiyorum da o nasıl senin nazlı kulun oldu.”
 
Allah, “Ya Musa… o benim ledünniyet ilmime, ledünniyet muhabbetime arif oldu. Onun için benim nazlı kulumdur. Ben onlara yetki tanıdım. Onları kırmam Ben!” buyurur.
 
Bunun üzerine Hz. Musa, “Aman Ya Rabbi! Bu ilm-i Ledün’nü bana da talim buyur.” diye niyaz eder.
 
Sonrası malum. Kelam-ı Kadim’de kıssası bulunuyor. Allah, Hz. Musa’yı, Kızıldeniz kıyısında, Hızır ile karşılaştırır. Musa, Ledünniyet ilmini öğrenmeye çaba eder ama buna mazhar olamaz. Ancak, Hızır ile kısa bir arkadaşlık ile kalır.
 
Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, “Muhammed ümmetinin uleması, Ben-i İsrail Rasullerine muadildir.” buyurmuştur.
 
Mevlam Nasib Eylesin…