Karun Kıssası

İsrailoğulları Kadeş’te iken, Hz. Musa’nın yeğeni Korah (Kārun), İbraniler’in ileri gelenlerinden topladığı 250 kişi ile isyana kalkışmıştı.

Karun, Musa(as)’ın amcazadesi ve Zebur mü’minliğinden kalma idi. Kendisini abitliğe (ibadete) adamış bir adamdı. Bir zaman dağda bir mağaraya çekilmişti. İbadetle meşgul olur, başka bir şeye bakmazdı.

Bir gün şeytan geldi. Cemiyet ayetini okudu.

Zebur’da da cemiyet ayeti vardır.

“Bu yanlış mı?” dedi şeytan.

“Doğru.”

“Öyleyse şehre… cemiyet içine karışacaksın. O ki abitsin… abit olan, kitabının kavlince olur.”

“Peki” diyerek şehre indi Karun.

Cemiyet içine karışınca, tabi masraflar çıkıyor. O masraflarını karşılamak için mabede yakın bir dükkan açıyor. Hep, şeytanın öğretmesiyle yapıyor bunları. Dükkanda alış-veriş yapıyor, vakit geldikçe mabede gidip namazını kılıyor.

Derken, para buna tatlı gelmeye başladı.

Paranın tadı olmaz da, paranın verdiği ümit, şeytanın iğvasıyla, ibadetin nimet tadından baskın çıkıyor. Sonunda ibadetin nimetinden aldığı zevki duyamaz oldu ve başladı vakitleri takip edememeye.

Şeytan da geriden, adamları dürtüyor:

“Gidin alış-veriş yapın bu Karun herifinden…” diyor…

“Ha şu müşteriyi de alam, ha bunu da kaçırmayam” derken, bir vakit geçiyor.

“İşte akşam şöyle yaparım, gece çalışır telafi ederim.” diyor… edemiyor. Yorgun düşüyor.

Derken, ertesi gün daha başka oluyor.

Bir vakit, üç vakit, beş vakit, mabede gidemeyince, şeytan geliyor diyor ki:

“Arkadaş! Bugün seninle arkadaşlığımız bitti.”

“Sebep?”

“Ben, seni ayarladım, baştan çıkardım amma, sen şimdi beş vakit namazını da bırakınca benden aşağı oldun, ben senden korkarım. Çünkü, cehennemde senin yerin benden daha şedit’tir.

Ben, divane miyim ki seninle beraber yanayım?” diyor!

***

Musa (as)’a nübüvvet tecelli edince, davete başlıyor.

“Hadi emmioğlu, sen işine git, sen fukara kaldın da… yani benimle mi uğraşacaksın?” diyor, Karun.

Musa (as) bir müddet sonra yine geliyor.

“Emmioğlu, hala insaf etmedin mi? diyor.

“Ağa, görmüyor musun? Ben hükümdar oldum. Ya sen daha ne istiyorsun? Bak diyor, anahtarlarımı bunca deve çekebiliyor.”

Musa (as), kendisine faydalı olmak istiyor. O da, Allah’ın malını beklemeyi bir şey zannediyor. Velhasıl, Musa (as) son tebliğini yaparken, yine izzet-i nefsine dokunacak bir söz söylüyor Karun!

“Yine acıktın da mı geldin?”

“Pekala” diyor. “Şimdi bana emir böyle. Seni malınla, mülkünle ya yerin dibine sokarım, ya iman edersin!”

Diyor; “işi büyüttün sen. Tehdit de ediyorsun haa…”

Hala şaka geliyor Karun’a. Musa (as)’a asabiyet geliyor.

“Yaaa yer!” dediği zaman, yerler sallanıyor…

“Allah’ın izniyle, bu Karun’u malıyla beraber yut” diyor.

Elini böyle bir vuruyor… göbeğine kadar Karun yere gömülüyor.

“Böyle şeylerle beni korkutamazsın diyor, sen sihirbazlığını da öğrenmişsin…”

“Ulan oğlum akıllı ol…”

Yine davetini, telkinatını yapıyor.

Bakıyor ki yok:

“Ya yer! Bu Karun’u malıyla, mülküyle yut!” diyor, bir daha vuruyor, göğsüne kadar gömülüyor.

“Bak” diyor, “son ihtarımı dinle ki, seni çıkarayım.”

Yine iddia edince:

“Yut… yut” diye, veriyor dumanı, gömüyor malıyla mülküyle yere…!

Karun Olayı Hakkında Ayetler