Köy Enstitüleri

Köy Enstitüleri

Osmanlı döneminden 2345 ilkokul ve bunlarda görevli 3.061 öğretmen devralınmıştı.

1926 yılına gelindiğinde ilkokul sayısı 4.770’e, öğretmen sayısı da 9.062’ye yükseldi ama ilköğretim sorunu çözülemedi.

Özellikle köylerde ilkokul ve öğretmen gereksinimini giderilemiyordu. 1933-1934 yılında kent çocuklarının %75’i ilkokula gidebiliyorken, köy çocuklarının ancak %20’si bu olanaktan yararlanabiliyordu.

KÖY EĞİTMENİ PROJESİ

Mustafa Necati Bey’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 1926 yılında Denizli ve Kayseri’de birer Köy Öğretmen Okulu açılarak soruna çözüm bulunmaya çalışıldı. Ancak, bu okullardan olumlu sonuç alınmadı ve 1932’de kapatılmalarına karar verildi.

Eğitim alanında kırsal kesimde yaşayan halk ile kentliler arasındaki bozuk dengeyi eşitlemek ve köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla 1936’ta Saffet Arıkan’ın Vekilliği döneminde KÖY EĞİTMENİ PROJESİ uygulamasına başlanır.

İlk uygulama 1936’da başladı ve askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan 84 köylü genç Eskişehir’e bağlı Çifteler’de açılan, modern tarım tekniklerini uygulayan Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliği’nde, Ziraat Bakanlığı’nın işbirliğiyle, yetiştirilerek köy eğitmeni olarak köylere gönderildi.

Amaç, köye hem bir öğretmen hem de modern üretim araçları ve tarım yöntemleri sağlamak ve eğitimin mali yükünü hafifletmektir.

İsmail Hakkı Tonguç yönetiminde başlanan bu projenin başarılı olması üzerine 1937’de konu daha kapsamlı bir biçimde ele alındı ve Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın hazırlattığı bir program çerçevesinde

  • Eskişehir Çifteler’de (1937),
  • İzmir Kızılçullu’da (1937),
  • Edirne Kepirtepe’de (1938) ve
  • Kastamonu Gölköy’de (1939)

deneme niteliğinde dört Köy Öğretmen Okulu açıldı. Edirne’deki okul önce Karaağaç’ta öğretime başladı, sonra Kepirtepe’ye nakledildi.

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULMASI

Bu çalışma Hasan Ali Yücel’in milli eğitim bakanlığını üstlenmesiyle birlikte daha da genişletildi. Başlatılan yeni programın mimarı, dönemin ilköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç oldu.

Yücel, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmasında Enstitülerin özelliğini ve daha önceki kuruluşlardan farklılığını şöyle vurgular:

“Biz bu müesseselere köy öğretmen okulu demedik. Çünkü evvelce bu isimde müesseseler vardı. Bunları ona bağlamak istemedik. Bunlar yepyeni şeylerdir.”… “Enstitü kelimesini biz frenklerin telaffuz ettiği tarzda aldık ve buna alıştık. […] Biz köy enstitüsünü sadece içerisinde nazarî tedrisat yapılan bir müessese olarak almadık. İçerisinde ziraat sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi amelî bir takım faaliyetler de bulunduğu için okul adı ile anmadık, enstitü diye isimlendirmeyi muvafık gördük.”

KÖY ENSTİTÜLERİ; köy öğretmen ve eğitmenleriyle köylerde tarım ve sağlık görevlisi olarak çalışacakları yetiştirmek amacıyla kurulmuş eğitim kurumlarıdır.

17 Nisan 1940’ta çıkarılan 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu, önceki deneme okullarının enstitüye dönüştürülmesini ve ayrıca 17 yeni köy enstitüsü açılmasını öngörüyordu. Bunlar;

  • Akçadağ, Malatya (1940)
  • Akpınar-Ladik, Samsun (1940)
  • Aksu, Antalya (1940)
  • Arifiye, Sakarya (1940)
  • Beşikdüzü, Trbzon (1940)
  • Cılavuz, Kars (1940)
  • Düziçi, Adana (1940)
  • Gönen, Isparta (1940)
  • Pazarören, Kaysei (1940)
  • Savaştepe, Balıkesir (1940)
  • Hasanoğlan, Ankara (1941)
  • İvriz, Konya (1941)
  • Pamukpınar, Sivas (1941)
  • Pulur, Erzurum (1942)
  • Dicle, Diyarbakır (1944)
  • Ortaklar, Aydın (1944)
  • Erciş, Van (1948)

Bu okulların her birinin bir çevresi olacak ve bu çevre içinde yer alan illere, nüfusa göre öğrenci kontenjanı ayrılacaktı.

Köy Enstitüleri

KÖY ENSTİTÜLERİNİN PROGRAMI

Enstitülere, beş yıllık köy okullarını bitirenlerle, üç yıllık okulları bitirenlerden iki yıllık hazırlık sınıfını başarıyla tamamlayanlar alınacaktı. Karma öğretim sistemine dayanan enstitülerin öğretim süresi beş yıldı.

Öğrencilerin ilk üç yıllık başarı düzeylerine bakılarak en başarılılar öğretmenliğe, geri kalanlar öteki köy hizmetlerine yönlendirilecekti.

Okullar aynı zamanda birer tarım işliği, sağlık ocağı olarak işlev görecek, çeşitli tohum ve tarım araçlarının ilk denemeleri buralarda yapılacaktı.

Enstitülerin ilk resmî öğretim programı 1943 yılında yayımlanmıştır.

Toplam beş yıl süren Köy Enstitülerinde okutulan derslerin

  • yarısı kültür derslerine,
  • dörtte biri tarım dersleri ve çalışmalarına,
  • dörtte biri de sanat ya da teknik derslere ve çalışmalara ayrılmıştır.

Bütün derslerde ve çalışmalardaki temel yöntemin ‘yaparak öğrenme’ ilkesi olduğu söylenebilir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ayırdığı ödenekle, öngörülen 21 Köy Enstitüsü’nün kısa sürede kurulup tamamlanması olanaksız olduğundan, gerek yapım, gerekse öğretim ve uygulama harcamalarının karşılanmasında köy bütçelerine ve imeceye de başvuruldu.

Enstitülere alınan öğrenciler okulun yapım işlerinde ve örnek tarım uygulamalarında da görev aldılar.

YÜKSEK KÖY ENSTİTÜSÜ

1942-43 öğretim yılında, Köy Enstitüleri’ne öğretmen, bölge okullarına yönetici, gezici başöğretmen, ilköğretim müfettişi ve kesim müfettişi yetiştirmek amacıyla Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde YÜKSEK KÖY ENSTİTÜSÜ açıldı.

Köy Enstitülerinin en başarılı öğrencileri, öğretmenler kurulu kararı ve sınavla üç yıllık bu okula alındı. İlk yıl Kızılçullu ve Çifteler Köy Enstitülerini bitirenlerin tamamı Yüksek Köy Enstitüsü’ne alındı. Diğer Köy Enstitüleri henüz mezun vermemişti.

Köye yönelik bir araştırma enstitüsü olması da amaçlanan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde Türkiye’nin en seçkin eğitimcileri, üniversite öğretim üyeleri ve devlet yöneticileri görev aldı. Derslerin bir bölümü Ankara’daki bazı fakülte ve yükseköğretim kurumlarında görülüyor, bazı uygulamalı dersler ise ilgili devlet kuruluşlarında işleniyordu.

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kısa sürede başlı başına bir kültür çevresi durumuna geldi. Bu enstitü, kapatıldığı 1947 yılına değin 209 mezun verdi.

KÖY ENSTİTÜLERİNİN HEDEFLERİ

Zamanla sayıları 21’i bulan Köy Enstitüleri 1944’ten itibaren yılda ortalama 2000 öğretmen mezun etmeye başlar. Köylere gönderilen öğretmenlere tarım araç ve gereçleri ile üretimde bulunmak ve gelirinden yararlanmak üzere tarla ve irat hayvanları verildi.

Öğretmenlerin ödevleri, 1942 yılında çıkarılan 4274 sayılı ‘Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu’nda belirlenmiş ve ‘okul ve kurslarla ilgili işler’ ve ‘köy halkını yetiştirmekle ilgili işler’ diye ikiye bölünmüştür.

Ulaşılmak istenen hedef;

  • Atatürk’ün halkçılık ilkelerine uygun olarak,
  • geniş halk kitlelerinin eğitim düzeyini yükseltmek,
  • böylece reformların yerleşmesi için gerekli koşulları yaratmak,
  • halkın politik, ekonomik ve kültürel yaşama aktif olarak katılmasını sağlamak
  • ve aynı zamanda kendi hakları konusunda bilinçlendirmektir.

Köy Enstitüsü mezunu ilk 1941 öğretmen 1944 yılında köy okullarında görev aldı. 1948’de Van’a bağlı Erciş’te açılanla birlikte toplam sayısı 21’e ulaşan köy enstitülerinden kapatıldıkları 1953 yılına kadar 1.398’i bayan, 15.943’ü erkek olmak üzere toplam 17.341 köy öğretmeni diploma aldı.

1936-1947 yılları arasında faaliyet gösteren eğitmen kurslarında ise 8.675 eğitmen,  Sağlık bölümlerinde 1.248 sağlık memuru yetiştirildi.

Köy Enstitüleri

Mezunlar arasında
Mehmet Başaran (doğ. 1926),
Talip Apaydın (doğ. 1926),
Fakir Baykurt (doğ. 1929) ve
Mahmut Makal (doğ. 1933) gibi yazarlar da bulunmaktadır.

Şiir, hikaye ve romanlarında köy sorunlarını işleyen bu yazarlar, sosyal, kültürel ve siyasal etkinlikler de göstererek köy insanının dünyası için bilinç yaratmışlardır.

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILMASI

İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında, 1945’te Sovyetler Birliği Türkiye’den Kars, Artvin, Ardahan’ı istedi ve boğazlarda askeri üs talebinde bulunması üzerine İsmet İnönü, ABD’den askeri yardım talebinde bulundu. Destek talebini kabul eden ABD, Truman Doktrini ile yardımlara başladı. Fakat bunun karşılığında, Türkiye’de demokrasi düzeninin tesisi için çok partili siyasal yaşama geçmek ve 5 yıllık kalkınma planı uygulamak gibi taleplerin yanında, Köy Enstitüsü gibi Sovyetler Birliği’ndeki sistemlere benzer uygulamaların da kaldırılması talebinde bulundu.

ABD’ye, o dönemde  verilen genel tavizlerin içinde, Türk Milli Eğitim Sisteminin, tamamen ABD kontrolüne bırakılması da vardır. Bu çerçevede Köy Enstitüleri de İnönü tarafından ABD’ye verilen tavizlere kurban edilmiştir.

Köy Enstitüleri, 1946 yılında Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı görevinden ayrılmasına kadar işlev görmeye devam etti.

Hasan Ali Yücel’den sonra Milli eğitim Bakanlığına getirilen Reşat Şemsettin Sirer’in döneminde, ABD’nin talepleri doğrultusunda, önce Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.

Aynı yıl, Köy Enstitülerinin yönetici ve öğretmenleri değiştirildi. İbrahim Hakkı Tonguç görevden alındı. Aynı yıl, eğitmen kurslarına son verildi ve Köy Enstitüleri, KÖY ÖĞRETMEN OKULLARI‘na dönüştürüldü.

Köy Öğretmen Okulları da 27 Ocak 1954 tarihinde kapatıldı.

Köy Enstitüleri’nin kapatılması bazı Köy Enstitüsü müdürlerince bir tür karşı devrim olarak nitelendirilmiştir. Enstitüler, geniş bir halk kütlesine ulaşan bir eğitim ve kalkınma etkinliği olması dolayısıyla ülkenin gelişmesinde en büyük katalizör olarak görülebilir.

Çok sayıda öğretmen ve eğitmen yetiştirmenin ve köy çocuklarına öğrenim olanağı sağlamanın yanı sıra, modern ve batılı kültür yaşamının Türkiye’ye yerleşmesine damga vuran bir “aydın kuşağı” yaratan Köy Enstitüleri, toplumun siyasi yapılanmasında da kalıcı izler bırakmıştır.