Kur'an'ı kendimize Kerim etmek

Kur’an’ı Kerim Etmek ve Kelam-ı Kadim

Kur’an”, “kur” kökünden, kurma eylemini yapan, kurma işini yerine getiren manasınadır.

Arapçada, İslamiyet öncesinde böyle bir kelimenin olmadığı bilinmektedir. Kelam-ı Kadim’de geçen bu kelimenin Türkçeden Arapçaya geçtiği ve Kadim Kelam’da yer bulduğu değerlendirilmektedir.

Kur’an kelimesini şöylece örneklemeye çalışalım;

Elektronik olmayan, pille çalışmayan saatleri bilirsiniz. Genellikle arka taraflarında bir kurgu mandalı vardır. O mandalı bir miktar çevirdiğinizde, mekanizmanın içinde ki yay gerilerek saatin çalışmasını temin eder. Bu yaptığımız işe de saati “kurmak” denilir. Bu işi yapana da “kuran” denilir.

Yani Kur’an, bir sistemi, yönlendiren, yöneten, çalışmasını temin eden ve düzenleyen demektir.

 

İnsanlar emir ile, insan dışı varlıklar müsaade ile yaşarlar.

Bir hayvanın, yaratılışına uygun yaşamak dışında bir seçeneği yoktur. Koyun, koyun gibi; kurt, kurt gibi; tavuk, tavuk gibi yaşamak zorundadır. Başka türlüsünü isteyemez, istese de başaramaz.

Ancak, kainatta her şeyin sahibi ve yaratıcının temsilcisi ve büyük kainat olan İnsan, sahipliğini yaptığı her şeye hükmedebileceğinden, yaşamını belirli bir şekilde sürdüremez. İnsanın, yaşamını sürdürebilmesi için sürekli olarak kontrol ve emir altında olmasına bağlanmıştır.

Kişinin düşünce, söz ve eylemlerine, hal ve hareketlerine kaynak olarak, Allah’tan aldığı emirlerin tümüne “Kur’an” denilir.

 

KUR’AN’I, kendimize KERİM etmek…

Hürmet göstermek için veya ağırlamak için sunulan şeye “İKRAM” denilir. Bir büyüğün küçüğüne lütuf olarak sunduğu armağana da “İKRAM” denilir.

Takdir edilerek, kabul görmüş ikrama “KERİM” denilir.

Takdir edilmenin ve kabul görmenin mahiyetinde, ikramın ve ikram edenin, maddi yada manevi kıymetinin bilinmesi ve kabul edilen ikramın yerli yerinde değerlendirilmesi, ikrama ait gereklerin yerine getirilmesi vardır.

Allah’ın, insana emirlerinden oluşan Kur’an da, Allah’tan insana ikramdır, lütuftur, armağandır. İşte bu ikramın kıymeti, insan tarafından bilinirse ve bu ikramın yani emirlerin gerekleri yerine getirilirse, bu ikram, kerim olmuş olur. Bu halde ikram olunan Kur’an, Kerim olur.

Kişinin, Rasul noktasından aldığı ve takdir ederek tereddütsüz uyguladığı emirler, Kur’an-ı Kerim’dir.

Kur’an, Allah’ın insana verdiği emirleridir… her an insana neşredilir, inzal edilir. İnsan, ne zaman ve nerede olursa olsun, hangi çağın insanı olursa olsun Kur’an’a uygun olarak yaşamak zorundadır. Bu nedenle, sürekli olarak Kur’an kıraat eder, okur. Okuduğu Kur’an’a uygu gösterdiği sürece, Kur’an’ı kendisine Kerim etmiş olur. Okuduğu, Kur’an-ı Kerim olur.

Abd, emir üzere yaşayan demektir. Bu yaşantıya ibadet denilir.

İnsan, emir üzere yaşar.

Her eylem, her kelam, her düşünce Allah’ın emri iledir.

Sabah kalkıp işe gitmenizden tutup, karnınızın acıkıp yemek yemenize, aile ziyaretlerinize kadar her şey… Allah’ın emri iledir.

Allah’ın insana emretmediği bir şeyin, insandan gerçekleşmesi, vuku bulması mümkün değildir.

İnsanın, bu durumun farkında olamaması ve yaşantısını kendisine mal etmesi, kendisinden (aklından, kabiliyetlerinden yada kendi iradesinden) bilmesi; Allah’ı unutmasıdır. Rabbim muhafaza eylesin.

Hz. Muhammed(sav) Efendimiz de, yaşamının her detayını, her hareketini, her sözünü, bütün insan gibi Allah’ın emri ile gerçekleştirmiştir. Efendimizin bir üstünlüğü de bu durumun her an unutmadan farkında olmasıdır.

Allah Rasulü Efendimiz, beşer yaşantısı boyunca, her hareketi, her kararı, her sözü, her davranışı, her düşüncesi için sayısız emir almış, bu emirleri kabul ve itaat ile uygulamıştır.

Allah Rasulü Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, Kur’an üzere yaşamışlar ve tam bir uygu halinde Kur’an’ı kendilerine Kerim ederek insanlığa örnek olmuşlardır.

 

KELAM-I KADİM

Efendimizin, abd yaşantısı dışında, nübüvvet vazifesi vardır.

Sevgili Allah Rasulü, nübüvvetinin gereği olarak, yine Allah’ın emri ve iradesi ile insanlığa ve insan yaşantısına temel oluşturacak ana emirleri tebliğ buyurmuşlardır.

Efendimizin tebliğ ettikleri, bütün dönemleri, zamanları ve her türlü şartları kapsayacak şekilde İnsan yaşantısının ve Kur’an’ın temel unsurlarını içermektedir.

Efendimizin, kendisine Kerim ettiği Kur’an’dan insanlığa tebliğ ettiği kısmına, “KELAM-I KADİM” denilir.

Efendimizin bu tebligatı, kendi sağlığı döneminde yazılı hale getirilmiş ve mushaf olarak korunmuştur. Bugün kağıt üzerinden okuduğumuz bu mushaf, insan yaşantısının, bir nev’i anayasasıdır.

Bu tebliğ edilenler, tüm zamanlarda, insanlığın, bireysel ve toplumsal olarak kendisini kontrol altında tutabilmesi için ana kanun hükmünde tilavet edilmektedir.

Kur’an kıraat edilir… Kelam-ı Kadim tilavet edilir.

 

OKUMAK İKİ TÜRLÜDÜR

1- KIRAAT Etmek

2- TİLAVET Etmek

Tilavet; tali olana tabi olmak demektir. İkinci varlık söz konusudur. Başkası tarafından yazılmış olanı, idra maksadı ile okumaktır.

Kıraat; doğrudan okumaktır. İkinci varlık olmadan, okuyanla yazanın bir ve beraber olduğu okumadır.

İNSAN olana emir edilen “KIRAAT”tır…