Beyaz Türk

Lümpen Ulusçuluk

Lümpen Ulusçuluk ve Sömürge Zihniyeti

Din mefhumunun, toplumların ortak paydası olduğu uzun yıllar boyunca, toplumların ayrıştırılması ve sömürülmesi, onlar adına çok zordu.

Bölmek, parçalamak, yönetmek ve sömürmek emellerine ulaşabilmek için belirli odaklar, önce 1500’lü yılların başında Hıristiyanlığa karşı PROTESTANLIĞI, ve sonra 1700’lü yılların ortalarında İslamiyet’e karşı VAHHABİLİĞİ tesis ettiler.

Artık dini değerler üzerinden birleşerek bir ve bütün olan toplumlar ULUSÇULUK görüntüsü adı altında parçalanabilir duruma getirilmiş oluyordu.

Amaçlarına giden yolda, en önemli ataklarından birisi de; Galyalıların aptallığı ve 1789 Devrimi oldu.

Oluşturdukları yapının, ULUSÇULUK adı ile kurdukları tuzaktan zarar görmeden, etkin kalabilmesi için Ulus ve Millet kavramlarından arındırılmış olarak AMERİKAN sistemi yapılanmayı kurdular.

Bu dönemde, 1800’lü yılların ikici yarısından itibaren Osmanlı toprakları içinde oluşturulan gizli ve hücre yapısına sahip örgütlenmeler ile önce Beyaz Türk / Genç Türk kavramlarını hayata geçirdiler, sonrasında da Devlet-i Ali’nin sonunu hazırladılar.

(Özellikle vurgulanmak zorundadır ki; Batının ULUSÇULUK kavramı ile Türklerin MİLLİYETÇİLİK kavramı aynı değildir.)

O gün kurulan oyun, bu gün de aynı kural ve zemin üzere devam etmektedir.

Lümpen Türkler

Beyaz Türk olmak, tıpkı Yahudilik gibi kalıtsal bir durumdur.

Sonradan Beyaz Türk olunamaz. Beyaz Türk’ler, 1865’de temeli atılmış ve kadrosu o dönemin Firavun’ları tarafından oluşturulmuş masonik bir örgütlenmedir.

Ana-Babadan çocuğa geçerek sürmektedir.

Bu gün CHP olarak tanıdığımız yapı, Atatürk Dönemi CHP’sinin, 1935 yılından sonra bir takım kirli eller tarafından ele geçirilmesi ile  projelendirilmiş halidir.

Zira, Atatürk’ün CHP’si, en son, 1938 yılı Kasım’ında son bulmuştur.

O güruhta bu gün etkin olanlar; geçmiş dönemlerde etkin olanların, bir dönem çocuklarıydı, bu gün de artık torunlarıdır.

Hatta sadece siyasetçiler değil, sanatçı, yazar, aydın olarak pazarlanıp, bize yutturulmaya çalışılanlar da böyledir. İsimler teker teker incelenerek, geçmişleri ve ailesel bağları incelendiğinde, gerçek açık olarak ortaya çıkmaktadır.

Ancak; Yahudilere, yozlaşmış (Evangelist) Hıristiyanların yaklaştıkları gibi, bunlara da, sonradan çeşitli nedenler ile, muhafazakar kesimden yaklaşanlar ve amelelik yapanlar olmuş, aldatılabilir kesimler buna yönlendirilmiştir. Bu durum kendileri açısından da elzemdir.

İşte, Lümpen tanımlaması, muhafazakar kesimde, dindar anne-babaların evlatları olarak yetişip, sonradan, özellikle Eğitim Sistemimizin planlı zaafları nedeniyle, öz niteliklerini kaybederek yolunu değiştirmiş, ancak Beyaz Türk vasfına sahip olması da kalıtsallıktan ötürü imkansız olan, tam da bu, kullanılan kesimi ifade etmektedir.