Muhammed’in Mana Olduğu Açıktır

Hikmet İmamoğlu, 6 Eylül 2005 

İnsan olarak halk edilmiş bir mahlukun kendi derinliğinde bu “MANA” vardır. İnsanlığın icap ettirdiğini yaptırır. İnsanlığa yakışmayanı yapma der.

Zihnimiz o kadar “hassas” olacak ki; içimizden aldığımız emre göre hareket edelim.

Peygamberimiz kendi derinliğimizde.

Öğrenmeye veya bir kitaptan okumaya ömür kafi gelmez. AMA KENDİ DERİNLİĞİMİZDEKİNİ duymaya başlarsak; hem REFAH ile hem zevk ile hem HUZUR ile yaşamış, hem de daima insanlığa yakışan işleri yapmış yakışmayanları yapmamış oluruz.

Önemle üzerinde duracağımız şey zihnimizin hassasiyetini kaybetmemek; zihnimizin hassasiyetini kaybedersek içimizden gelen “Muhammedi emirleri” duymuyoruz.

ALLAH, Muhammed ile emreder.

ALLAH – MANA

Muhammed de MANA

Görünmüyor diyoruz ama hislerimizle görüyoruz. Ama fiziksel olumla değil de, duyumsal olumla buna “ŞAHİT” oluyoruz.

Duygu derinliklerimizi idrak edersek insanız. İdrak edemez isek YA GÖLGEYİZ, YA EŞYAYIZ, YA BİTKİYİZ, YA HAYVANIZ.

İNSAN demek incelik demek.

İncelik hassasiyet; duygularına ve duyumlarına ehemmiyet vermek. Bunları seçebilmek insana mahsustur.

İnsan olup olmadığını, incelik-hassasiyet duyum ve duygularını seçip-seçemediğinden anlarız.

Bir adam ki içini duyamıyor, onu adam yerine koyup da, boşuna onun kusuruna bakmayalım.

Kusura bakmak için bir kere bak ki o insan mı? İnsan olsa zaten kusur işlemez. O ki duygularını hislerini seçemiyorsa, o adam insan değildir. Niye kusura bakıyorsun? Öğlece onu idare edeceksin.

ALETİN’dir KULLANABİLİRSEN KULLANACAKSIN…