14 Şubat

Nedir Bu “Sevgililer Günü”?

Sömürgeci anlayışın batılılaşmak ve çağdaşlaşmak görünütüsü altında içimize yerleştirdiği alışkanlıklardan birisidir Aziz Valentine Günü.

İslam dışı inanışlarla, sömürü düzeninin nasıl birleştiğinin hikayesidir bu…

Türk gelenek ve görenekleri ile hiç bir alakası yok zaten!

Biz anlatalım, siz ister kutlayın, ister akıllanın!

İşte, Lupercalia Festivali  

yada Aziz Valentine Günü

yada Sevgililer Gününün TARİHÇESİ

 

SEVGİLİLER GÜNÜ TARİHÇESİ

Hristiyanlıktan önce Roma’ya bir çok tanrı hakim ve tüm tanrıların ve tanrıçaların kraliçesi Juno. Juno aynı zamanda kadınların ve evliliklerin tanrıçası. O dönemdeki Roma takvimine göre baharın başlangıcı Şubat’ın ortası. Baharın başlamasından bir gün önce yani 14 Şubat’ta Juno onuruna bir bayram düzenleniyor. Ertesi gün ise Lupercalia Festivali.

Bu festival de iki Roma tanrısının, Çobanların ve Sürülerin Tanrısı Lupercus’un ve Pan’a benzeyen bir tanrı olan, Bereket Tanrısı Faunus’un onuruna düzenleniyordu. Festivalin amacı, bir yıl boyunca işlenen günahlardan arınmak, böylelikle sürülerin, tarlaların verimini, insanların doğurganlığını arttırmak.

Lupercalia Festivali’nde, Büyük Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Romulus ve Remus kardeşlerin bir kurt tarafından evlat edinildiği söylenen Palatine Dağı’nda keçiler ve köpekler kurban edilirdi. Luperci adı verilen genç erkekler şehrin sokaklarında ellerinde keçi derisinden kırbaçlarla dolaşırlar kendilerini bekleyen kadınlara bu kırbaçlarla vurarak bir senelik hatalarının tanrılar tarafından affedilmesini sağlarlardı. Bu kırbaçlara “februa” ismi verilirdi. Şubat anlamına gelen Latince kökenli “February” bu kelimeden türemiştir.

Şubat, Pagan inancına göre arınma ayıydı. Kamçılama töreni sadece kadınların affedilmesini sağlamazdı. Bunun aynı zamanda doğurganlığı arttırdığına ve kolay doğum yapılmasını sağladığına inanılırdı.

HRİSTİYANLAR FESTİVALİ KENDİLERİNE UYARLAR

Roma İmparatorluğu genişledikçe bu kutlamaların yapıldığı alan da genişledi ve festivalde bir takım değişiklikler meydana geldi.

Sevgililer günü kartlarının ilk ortaya çıkışı bu döneme rastlar. Tabii o zamanlarda posta, günümüzdeki kadar gelişkin olmadığı için farklı bir yöntem uygulanıyordu. Festival günü genç kızlar, isimlerini yazdıkları bir kağıdı büyük bir kaba koyuyorlardı ve genç erkekler de bu kaptan birer kağıt seçerek o günkü eşlerini belirliyorlardı. Bu çekilişin sonucunda birbirlerine aşık olan gençler bir süre sonra evleniyorlardı. Bu çekilişlerin daha önceden ayarlandığı ve böylece birbirinden gerçekten hoşlanan gençlerin eşleştiğiyle ilgili söylentiler de var.

Roma, hristiyan kilisesinin merkezi haline geldikten sonra eski törenleri yasaklanmaya başladı.

Roma halkı arasındaki en popüler festivallerden biri olan Lupercalia’yı yasaklamak yerine bir hristiyan festivaline çevirmek fikri M.S. 496 yılında Papa Galasius’un aklına geldi.

Bundan böyle, yapılacak çekilişlerde genç erkekler, genç kızların isimleri yerine hristiyan azizlerinin isimlerini çekecekler, azizler de yıl boyunca onlara rehberlik edecekti. Genç hristiyan, ismini çektiği azizin hayatını ve yaptığı iyi şeyleri kendisine örnek alacak ve bir dahaki çekilişe kadar o azizin yaşadığı gibi yaşayacaktı.

Bu fikre karşı Romalı gençlerin takındığı tavrı ve hissettikleri hayal kırıklığını tahmin edebilirsiniz. Böylesine büyük bir değişiklik yapmak içi Papa’nın daha sağlam bir dayanağa ihtiyacı vardı.

Bunun üzerine Papa Galasius kilise arşivlerine baş vurdu ve imdadına 200 yıl önce Roma’da rahiplik yapan Valentine yetişti.

PAPAYI KURTARAN 200 YILLIK HİKAYE

Rahip Valentine’ın kilise arşivlerinde yer alan hikayesi şöyle:

Roma İmparatoru II. Cladius (tarih kitaplarında Gaddar Cladius olarak geçiyor) zamanında imparatorluk birçok cephede savaş halindeydi. Cladius ordusuna katılacak asker bulmakta güçlük çekiyordu çünkü evli erkekler, ailelerini bırakarak savaşa gitmek istemiyorlardı.

Bu yüzden Cladius olağanüstü durum ilan etti ve tüm evlilikleri belirsiz bir tarihe erteledi. Cladius’un emirleri kesindi ve bu emirlere karşı gelenler, sorgusuz sualsiz en ağır şekilde cezalandırılıyordu.

Evliliklerin ertelenmesi nikahsız beraberliklerin artmasına yol açtı ve Rahip Valentine, zina büyük bir günah olduğu için, Cladius’un yeni yasasını çiğneyerek, evlenmek isteyen çiftleri gizlice evlendirmeye başladı. Cladius’un bunu öğrenmesi uzun sürmedi ve Valentine’in taşa tutulmasına, sonra da başı kesilerek idamına karar verildi. Valentine’in idam tarihi 14 Şubat 270 olarak belirlendi ve o tarihte de infaz edildi. (Tabii önce uzunca bir süre taşa tutuldu)

Papa Galasius, bu olaydan 200 yıl sonra festival tarihinde idam edilen Valentine’in, ileriyi görebilmesinden dolayı, Aziz olduğunu ilan etti ve bu güne Aziz Valentine Günü adını verdi.

Fakat gençler yine de bu günü aşkın ve sevginin günü olarak kutlamaya devam ettiler. Bir azizin hayatını yaşamaktansa sevgilileriyle birlikte daha mütevazi bir yaşamı tercih ettiler. 1969 yılında Aziz Valentine Günü Roma Kilisesi’nin özel günler listesinden çıkartıldı.

KURBANLIK GÜLLER

Ancak 1969 yılından çok önce Sevgililer Günü’nün ticari potansiyelini keşfeden atılımcılar iş başına geçmişti bile.

Anneler ve babalar gününün ticari başarısını büyük farkla geride bırakan Sevgililer Günü, çoktan, bir başka tüketim çılgınlığı gününe dönüşmüştü. Pastaneler kalp şeklinde çikolatar üretiyor, ambalajcılar kalp şeklinde kırmızı kutular yapıyorlardı.

Zamanında kurban edilen keçiler ve köpekler yerlerini güllere bırakmışlardı. Her yıl Sevgililer Günü’nde milyonlarca gül, dalından kopartılıyor, bir gün önceki fiyatının on katına alıcısıyla, daha doğrusu alıcısının sevgilisiyle, buluşuyordu.

Eskiler, sevgi ölçülemez derlerdi. Artık 14 Şubat’ta gül, sevgi ölçüm birimi olarak önümüze çıkıyor. Ne kadar çok gül, o kadar çok sevgi. Ne kadar çok para, o kadar çok gül. 2000 yılında bunları yaşadığımıza göre 3000 yılını siz hayal edin artık.

Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl Sevgililer Günü yazısı. Aşk nerede, romantizm nerede? Ağzımızın tadıyla bir Sevgililer Günü kutladık, bu yazıyı okuduktan sonra ona da pişman olduk.

Ne diyelim… Maalesef durum bu…