Hilafet Ne Zaman Yeniden Tesis Edilir?
Hilafet Kavramı
Rasul-u Ekrem Efendimiz’den sonra dönemin İslam Devleti başkanları için “halife” ifadesi kullanılmıştır.
Hz. Ömer devrinden itibaren “emir-ul mü’minîn” tabiri, “halife” yerine yaygınlaşmıştır.
İleri dönem kaynaklarında ise cemaatle kılınan namazlardaki imamlıktan ayırmak için devlet başkanlığı makamına “imâmet-i kübrâ” denildiği görülmektedir.
Buna karşılık, Hz. Muhammed (sav)’in risaletini kabul etmeyen bazı ayrılıkçı odaklar “halife” kelimesini, hak etmediği halde makam işgal etmiş (de facto) yönetici anlamında kullanmış, kendi kabullerindeki lideri ifade etmek için ise “imam” kelimesine yönelmişlerdir.
Hilafetin Tarihi Seyri
İslam Halifeleri
1. Kureyşoğulları Hilafeti
- Birinci Dönem (632 – 661)
-
- Halife Ebu Bekir es-Sıddık
- Halife Ömer-ul Faruk
- Halife Osman Zinnureyn (Emevîlerden)
- Halife Ali b. Ebu Talib (as) (Haşimoğullarından)
- Halife Hasan b. Ali (as) (Haşimoğullarından)
- Emevîler Dönemi (Abd-i Menaf b. Kusayy Oğulları, 661–750)
-
- Sufyânî Halifeler (661–684)
- Mervânî Halifeler (684–750)
- Endülüs Halifeleri
- Abbasîler Dönemi (Abbas b. Abdulmuttalib Oğulları, 750–1259) (Haşimoğullarındandır)
2. Türk Hilafeti
- Memlükler Dönemi (1259–1517)
- Osmanlılar Dönemi (1517–1922)
- Cumhuriyet Dönemi (1922– … )
-
- Abdulmecid Efendi (1922–1924)
- Türkiye Büyük Millet Meclisi (1924– … )
Hilafet, fiilen Abbasîler ile Emevîler arasındaki 750 Zap Suyu Savaşı’nda yaşanan soykırım ile sona ermiştir.
- Abbasî Hilafeti: Büyük ölçüde Yahudi/Siyonist odakların kontrolünde yürümüştür. Batı bu dönemi “İslam Rönesansı” olarak adlandırır.
- Memlük Türkleri’nin Hilafeti: Roma zihniyetinin baskısında sürmüştür.
- Osmanlı Hilafeti: İslami Dava anlayışı, esasen Türklüğün öz değerleri doğrultusunda yürütülmüştür.
Aryanî ve Avrupaî etkilerle Türklük öz yaşantısı Anadolu toplumundan aşındırılmış; Tanzimat döneminde ise Osmanlı siyasî idaresi, Beyaz Türklerin oluşturduğu paralel yapılar tarafından ele geçirilmişti. Bunun ardından hilafet makamının korunmaya alınması belki de tek çıkar yol olmuştu.
Hilafet Makamının İlgası
Hilafet makamı; art niyetli olarak düşman unsurların eline geçmesi riskinin çok yüksek olmasından ötürü, İslam toplumlarının sömürgeden kurtularak bağımsızlıklarını yeniden kazanmasının ardından günü geldiğinde ve şartları olgunlaştığında ehline ihdas edilmek üzere TBMM uhdesine alındı.
Urfa milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve 50 arkadaşının teklifiyle gündeme gelen kanun, 26 Recep 1342, 3 Mart (1340) 1924 tarihinde kabul edilmiş, 6 Mart 1924 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kanunun 1. maddesi şu şekildedir:
“Halife hal’edilmiştir. Hilafet, hükümet ve cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.”
Mündemiç Terimi
Mündemic sözcüğü; indimac sözcüğünün fail kalıbıdır. İndimac eden anlamındadır.
- İndimac; kenetlenme, dürülüp birbirine geçme, sıkı sıkıya bir arada olma anlamındadır. Dumuc sözcüğünün infial kalıbıdır.
- Dumuc, birbiri içine girme, iç içe sokulma anlamına gelmektedir.
Mülga sözcüğü, lagv sözcüğünün ifal kalıbının (ilga) mefulüdür.
- Etimolojik incelemeye göre mülga; bir anlama kavuşmamış, bir bağlama yerleştirilmemiş, anlamlandırılmamış olan şey demektir. Lügat ismi de aynı kökten gelmektedir.
Bu semantik incelemeden sonra kanun metninde;
“Hilafet makamının, Cumhuriyet yönetim şeklinin hükümetleri ile iç içe olması dolayısıyla henüz bir anlama, bir bağlama kavuşmamış olduğundan…” anlamı ortaya çıkmaktadır. Yani, cumhuriyet esasına dayalı olarak çalışan hükümetler, gerek doğması halinde, hilafet makamını bir bağlama yerleştirerek tekrar yürürlüğe sokabilirler.
Hilafetin Şartı
Liderlik, bir davanın önderi olmaktır. Bir dava yoksa, liderlik de oluşmaz!
Hilafet, İslamî Davanın riyasetidir.
İslamî Dava bilinci yeniden tesis edilmeden hilafet kurumu yeniden ihya edilirse, bu sadece küresel emperyalizmin amaç ve çıkarlarına hizmet edecektir.
Kur’an’da emredilen DAVA bilincinin üzeri, Abbasi döneminden beri “dua” anlayışı ile örtülmüştür.
Bugün:
- Dava’nın Allah’a ait olduğu bilinmemektedir.
- Dava sahibi olmanın Kur’an emri olduğu dahi hatırlanmamaktadır.
Dolayısıyla hilafetin yeniden tesisi, ancak ve ancak:
- Dua merkezli anlayıştan, İslami Dava bilincine dönüşle,
- Allah’ın Davası ile dertlenmekle mümkün olacaktır.
Yazı Özeti
Bir dava yoksa, riyaset de oluşmaz! Hilafet, İslamî Dava'nın riyasetidir.

