İçeriğe geç
Home » DuruVizyon Blog » Türk Dilinde Alfabeler

Türk Dilinde Alfabeler

Türk Dilinde Alfabeler

Öncelikle ve özellikle belirtmek gerekir ki, alfabe “dil” değildir. Dilin yazı şeklidir. Bir dil, bir çok yazı şekli yani alfabe ile yazılabilir. Bu durum toplumun seçimleri ile alakalıdır.

Bununla birlikte, “Osmanlıca” bir dil değil, Türk Dilinde bir dönem kullanılan Pers yazı şekline sonradan verilen isimdir.

Osmanlıca Meselesi

1400’lerin ikinci yarısından sonra Anadolu’da Pers alfabesinin kullanımı artmaya başlamış, 1517’de hilafetin Osmanlı Hanedanına geçmesiyle bu süreç hızlanmıştır. Kullanılan alfabe, “Arap alfabesi” değil, Pers alfabesidir.

Bu alfabe Anadolu’ya Persler tarafından taşınmış ve yerleştirilmiştir. Bunun sonucu olarak Persler, yalnızca alfabelerini değil, kendi kültürlerini ve düşünce akımlarını da Anadolu halkına dayatmışlardır. “Osmanlıca” tabiri de sonradan, özellikle 1800’lerin sonlarında, bu alfabe kullanımını ve Pers etkisinin, halk tarafından sahiplenilmiş gibi göstermek amacıyla ortaya atılmış bir propagandadır.

Osmanlıca olarak adlandırılan bu dönemde Türkçeye çok sayıda Pers kökenli kelime ve kavram girmiş, Türkçe kökenli kelimelerin yerini almıştır. Özellikle İslamiyet’e ait itikadi kavramlar Pers/Şii yorumlarıyla etkilenmiş, farklı din anlayışları Anadolu’da çeşitlenmiştir.

Ancak Osmanlıca gündelik dil olarak halk tarafından yoğun şekilde kullanılmamış; daha çok Pers dilinde eğitim görmüş alimler, yöneticiler, bürokrasi ve divan edebiyatı çevrelerinde etkin olmuştur. Bu nedenle Mevlana’nın eserleri Osmanlıca, Yunus Emre’nin eserleri ise saf Türkçe olarak nitelenmektedir.

Bugün Osmanlıca üzerinden toplum üzerinde baskı kurmaya çalışan kesimlerin yönlendirmeleri incelendiğinde, çoğunlukla etnik ve itikadi saiklerle hareket ettikleri görülmektedir.


Türkçenin Tarihî Seyri

Türk dili, insanlık tarihi boyunca varlığını korumuş ve farklı coğrafyalara yayıldıkça çeşitli varyantlara ayrılarak büyük bir dil ailesi halini almıştır. Türkçe için tarih boyunca farklı alfabeler kullanılmıştır:

  • En eski yazıtlar Göktürk/Orhun alfabesiyle yazılmıştır.
  • Daha önce resim yazıları da kullandığı yönünde bilimsel tahminler vardır.
  • Mani alfabesi
  • Uygur alfabesi
  • Kiril alfabesi (özellikle Rus etkisiyle)
  • Pers alfabesi (14. yüzyıldan itibaren, 1517 sonrası yaygınlaşarak)
  • Latin alfabesi (20. yüzyılda yaygın kabul)

Pers alfabesinin Türklerce kullanımı, İslamiyet’in tebliğinden yaklaşık 400 yıl sonra, 1050’lerden itibaren başlamış; Anadolu’da yaygınlaşması 1517’den itibaren hızlanmıştır.

Persler, Emevilerin fetihleriyle Arap alfabesi ile tanışmış, temel itikadı ve kültürü kendi kontrolleri altında tutabilmek için bu alfabeyi kendilerine mal etmişler; Yahudi-Şii etkileriyle birlikte İslam coğrafyasına yayılmasını da sağlamışlardır. Bu sayede gerek dini gerek kültürel yazılı kaynakların kendi hegemonyaları altında kalmasını sağlamışlardır.

1400’lerin sonlarına kadar Anadolu’da yaygın olarak kullanılan yazı dili Uygur alfabesi olmuştur. Nitekim Fatih Sultan Mehmed Han’ın fetihnamelerinin Uygur alfabesiyle yazıldığı bilinmektedir. Pers alfabesi Anadolu’da bilim ve edebiyat alanlarında 1900’lere kadar kısmen kullanılmıştır.

Aynı dönemde Türk Devleti egemenliği altında yaşayan azınlık toplulukları da Türkçeyi yazmak için kendi alfabelerini kullanmışlardır. Ermeni, Süryani, Rum alfabeleriyle kaleme alınmış Türkçe eserler buna örnektir.

Uygur Alfabesi

Latin Alfabesine Geçiş ve Türk Birliği

Tanzimat Fermanı’ndan sonra (1839) Türkçe dilini yazmak için Latin alfabesinin kullanımı ilk kez yüksek sesle gündeme gelmiştir. 1850’lerden itibaren bazı batılı tarzda açılan okullarda, elçiliklerde ve diplomasi alanında Latin harfleri kullanılmaya başlanmıştır. 19. yüzyılın sonlarında alfabe tartışmaları yoğunlaşmış; Namık Kemal, Ali Suavi, Şemsettin Sami gibi aydınlar Pers alfabesinin ıslahını dile getirmiş; Ziya Gökalp ise ilk kez bu alfabenin Türkçeye uygun olmadığını açıkça belirtmiştir.

Dil tarihçileri tarafından, sonradan Maarif Vekili olacak Münif Paşa’nın, azası olduğu “Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye”de 12 Mayıs 1862’de katıldığı bir konferanstaki nutku, Türkçe alfabe hakkında ıslahat hareketinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Fransız Devrimi ile başlayan ve toplumların ayrıştırılarak bölündüğü, Dünya siyasi yapısının özellikle ulus-devlet yapılanmasıyla şekillendirildiği süreç Türk Milleti için çok büyük bedellere mal olmuştu. Bu dönemde, farklı ve uzak coğrafyalarda yerleşik Türk Toplumlarının birlik ve beraberliği çok daha önemli hale gelmişti.

26 Şubat 1926’da Bakü’de toplanan 1. Türkoloji Kurultayı, bütün Türk topluluklarının ortak bir alfabe kullanması kararını almış ve “Birleştirilmiş Yeni Türk Alfabesi (Yanalif)” adıyla bir alfabe oluşturulmuştur.

Bu süreçte:

  • 1927’de Azerbaycan ve Karaçay-Balkar,
  • 1928’de Nogay ve Özbekler,
  • 1929’da Kırım,
  • 1930’da Kumuk Türkleri Latin harflerine geçmiştir.

Türkiye’de ise 1 Kasım 1928’de Latin harfleri resmen kabul edilmiştir.

Göktürk Alfabesinde “Türk” Sözcüğü

Her ne kadar 1940’lardan sonra Sovyet baskısıyla birçok Türk toplumu Kiril alfabesine zorlanmış olsa da, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeniden ortak alfabe çalışmalarına başlanmış ve bu çaba bugün Türk Keneşi çatısı altında devam etmektedir.

Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu’nca 11 Eylül 2024 tarihinde imzalanan kararla, “Ortak Türk alfabesi” ilan edilmiştir. Resmi adıyla Birleştirilmiş Türkçe Alfabesi, şeklen Latin harflerinden oluşsa da aslında Latin alfabesinden farklı olarak oluşturulmuş, dünya üzerinde kullanılmakta olan tüm Türk dilleri için uyarlanmış 34 harfli bir alfabedir.

Her Türk Toplumu, 34 harfli bu alfabeden, kendi ihtiyacı olan harfleri seçerek kullanacaktır. Türkiye Türkçesinin mevcut halinde herhangi bir harf ilave edilmesine ihtiyaç duyulmamaktadır.

Sonuç ve Değerlendirme

  • Türkçe, Türkçedir. “Osmanlıca” diye bir dil yoktur. Değişen, kullanılan alfabelerdir.
  • Osmanlı Hanedanı döneminde kullanılan alfabe Arap değil, Pers alfabesidir.
  • Pers alfabesi 1500’lerden itibaren Anadolu’ya asimilasyon politikalarıyla birlikte sokulmuştur. Divan Edebiyatı bu çabanın ürünüdür.
  • Türkçe, tarih boyunca eşzamanlı olarak farklı alfabelerle yazılmıştır; Orhun, Uygur, Pers, Kiril, Latin gibi.
  • 1926 Bakü Kurultayı ile Latin esaslı Birleştirilmiş Türk Alfabesi bütün Türk dünyasının ortak kararı olmuştur.
  • Bugün kullanılan Türk alfabesi de bu kararın Türkiye’deki uygulamasıdır.

Ek Notlar

  • Lehçe, ağız, aksan veya ifade farklılıkları, dil farkı değildir.
  • Bir kişinin kaç kelime ile konuştuğu veya düşündüğü, yazı ve alfabe ile doğrudan ilişkili değildir.
  • Bugünkü tazyikler, çoğunlukla alfabe üzerinden yürütülmektedir; Pers/Şii/Siyon etkisiyle Türk dil ve kültüründe, itikadi konularda yapılan yozlaştırma çabaları göz ardı edilmemelidir.


Yazı Özeti

Türk Dili'nde pek çok farklı yazı kullanılmış; bugünkü alfabeye, Dünya Türklerinin 1926'da Bakü Kurultayı'nda aldığı karar ile geçilmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir