Türkler ve Yafes b. Nuh
Bilim dünyası, maneviyat kaynağından uzak kaldığı için, fenni ilimle açıklayamadığı şeyleri sıkıştığı zaman “uzaylılar”a ithaf etmeyi tercih eder.
“Uzay”, maneviyatsız bilimin kaçış noktasıdır.
Bir yerde “uzaylılar” lafı varsa bilinmelidir ki:
- ya uydurmalar üzerinden algı operasyonu vardır,
- ya da bilgileri yetmiyordur.
Uzay, dünyaya veren değil; dünyadan alandır.
İnsanlığın Başlangıcı
İnsanlık, Allah tarafından ilk yaratıldığında inanç ve itikat yönünden tam ve kusursuz olarak halk edilmiştir.
Fakat dünya yaşamında dünyevi ve enani duygular öne çıkınca, manevi kabiliyetler kaybolmaya başlamıştır.
Bu kayıp, Türk kavimlerinde en az boyutta gerçekleşmiştir.
Belki de manevi değerlerindeki bu sağlamlıktan ötürü adımız Türk (Türük) olarak kalmıştır.
Türklerin gittiği her yerde bu orijinallik yansımış ve yayılmıştır.
Sümerler ve Ortadoğu
Sümerler, kuzeyden Ortadoğu–Mezopotamya–Babil coğrafyasına göç ederek yerleşen Türk kavimlerinin ortak adıdır.
Bu kavimler beraberlerinde Semavi Dinin ilahi kurallarını da getirmiş, karıştıkları toplumlara örnek olmuşlardır.
Ortadoğu’da Semavi dinin yayılımı Sümerlerle başlamıştır. Zamanla kültür, zenginlik ve enaniyet sebebiyle bozulmalar yaşanmış, Allah da elçiler göndererek toplumları uyarmıştır.
Hz. Nuh ve Oğulları
Hz. Nuh (as), oğullarını farklı görevlerle vazifelendirmiştir:
- Sam: Ortadoğu’da kalıp Hz. Adem’in soyunu sürdürmekle.
- Ham: Afrika kıtasındaki kavimlere karışıp tebliğ etmekle.
- Yafes: Türk kavimlerine karışıp tebliğ etmekle.
Yafes, Türk kavimlerine karışmış, çocuklarını da Türklerle birlikte yetiştirip görevlendirmiştir.
Zamanla Ortadoğu’dan kuzeye ve kuzeydoğuya göç etmiş, Hunlarla birlikte Tanrı Dağları’nda yaşamıştır.
Her çocuğuna karıştığı kavimlerin isimlerini vermiştir. Bir oğlunun adı Türk idi; bu soy Hun, Sabir, Avar, Bulgar gibi boylara ayrılmıştır.
Doğru Anlayış
“Türkler, Yafes’ten türedi” iddiası doğru değildir.
Doğru olan: Yafes, Türk kavimlerine karışmış ve onlara tebliğde bulunmuştur.
Aynı şekilde Ham da Afrika kavimlerine karışmıştır. Buradaki “soy” biyolojik değil, manevi soy anlamındadır.
Adem, Şit ve Yafes
- Yahudilerin “ata” kabul ettiği Adem, aslında Müslüman-Türk neslindendir.
- “İlk insan” uydurması bu gerçeği gizlemek için ortaya atılmıştır.
- Adem’in oğlu Şit, Mısır’daki Türk halklarına emanetleri ulaştırmakla görevlendirilmiştir.
- Yafes de Tanrı Dağları’ndaki Türklere emanet edilenleri güvenceye almıştır.
Yani, Yafes Türklerin atası değil; o da Adem gibi Türk zürriyetindendir.
Tarih Yazımı Üzerine
Türklerin Yafes’ten geldiği iddiası, Yahudilerin Türklere karşı açık bir düşmanlık beyanıdır.
Bu iddia ile:
- Türklerin “Sami” ırktan olmadığı,
- dolayısıyla Yahudilere “köle” olmaları gerektiği savunulmuştur.
Bugün de aynı iddia, Türkler aleyhine sürdürülmektedir.
Aslında:
- Nuh ve Yafes, kendilerinden çok daha önce var olan Türklere rasul olarak gönderilmiştir.
- Yafes, Türk topluluklarının birliğini sağlamak ve itikadlarını İslam ile kuvvetlendirmekle görevli kılınmıştır.
Hakikat
- Dünyevi yaşantının başından beri Allah’ın davası İslam’dır.
- Bu davanın yaşantıdaki adı Türktür.
Notlar
- Dinler diye bir şey yoktur; din tektir: İslam.
- Anlatılan kavimler ve olaylar geçmişte değil, bugün bizim zihniyetlerimizde aranmalıdır.
- Türkler yapıcı tarafı, Yahudiler ise yıkıcı tarafı temsil eder.
- “Türk” ve “Yahudi” ifadeleri dünyevi varlıklar olarak değil, özümüzdeki zihniyetler olarak anlaşılmalıdır.

