Peygamber ifadesindeki tehlike; Rasul ve Nebi kavramlarını birbirine katıştırıp, çok hassas olan manalarını örtmesindedir. Maalesef günümüz mealleri bu ayrımı yapabilecek kabiliyete ulaşamamıştır.
- Rasul sözcüğü, taşıyan, taşıyıcı anlamındadır.
Bu kelime ile aynı kökten türeyen;
- İrsal; göndermek, yollamak,
- İrsaliye; yol gönderi belgesi,
- Mursel; irsal edilen, gönderilen şey (ism-i mef’ul),
- Mursil; gönderen (ism-i fail)
Nebi sözcüğü, yeni haber getiren, bilinmeyen bir bilgiyi açıklayan, detaylarıyla izah eden demektir. Çoğulu enbiya sözcüğüdür.
Nebilerin getirdikleri bilgiye, bu bilgi ışında kurulan yeni düzene ve bu düzenin kurallar bütününe kitab denir. Her nebinin kitabı vardır.
Nebe sözcüğü, henüz bilim olarak ortaya çıkmamış, gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi kesin olan bilgidir. Nübüvvet ise; önceden bilinmeyen bilgiyi, bilinir hale getirerek insanlığın faydasına sunmaktır.
571 yılında beşeriyete tenezzül eden, 632 yılında gömlek değiştiren Hz. Muhammed (sav) efendimiz, Şahs-ı Beşeriyesiyle “Hatem-ul Enbiya“dır. Yani Nebilerin sonuncusudur. Allah’ın Dininin kemale ulaştığı ve Nebi Muhammed’in son nebi olduğu, Kitab-ı Kerim’de ifade ve beyan edilmektedir. Böylece anlaşılmaktadır ki, artık yeni bir kitab, yeni bir sistem, yeni bir yaşam şekli hasıl olmayacaktır.
Allah Rasulü Efendimiz bunu ayrıca Veda Hutbesinde de beyan etmişlerdir.
Nubuvvet görevi Hz. Muhammed (sav) Efendimizin şahs-ı beşerisine aittir.
Risalet görevi ise Efendimizin şahs-ı manevisinde, yani muhammediyet makamındadır. Bu maneviyat, kendisine ümmet olanlar ile birlikte hale sürmektedir ve sürecektir.
Peygamber İfadesindeki Tehlike
Peygamber ifadesi, Pers diline ait bir sözcüktür. Arap dilinde yoktur ve hiç kullanılmamıştır. Kur’an’da da geçmez. İslam Kültürüne sonradan ve özellikle katıştırılmıştır. Günümüzde, birbirinden apayrı manalara sahip olan Rasul ve Nebi ifadeleri, ortak olarak “peygamber” sözcüğü ile Türkçeleştirilmektedir. Bu çok ilginç bir oyundur!…
Rasul ve Nebi sözcük ve kavramlarını, tek bir terime yüklemek ve “son nebi” olan Hz. Muhammed hakkında “son peygamber” söylemi kullanmak, bu kavramların üzerini örtmek, manalarını ortadan kaldırmak amacını gütmektedir.
Algılarımıza yerleştirilen bu kavram karışıklığı, açık olarak iki büyük tehlike içermektedir.
- Birincisi, hitam bulan sadece nubuvvet olduğu halde, Son Peygamber ifadesi ile risaletin de son bulduğu algısı oluşturulmuştur.
- İkincisi ise, bu ifade ile nubuvvetin de risaletin de Hz. Muhammed’in (sav) şahs-ı beşeri’sinde olduğu algısı oluşturulmuştur. Halbuki, nubuvvet, Efendimizin şahs-ı beşerisinde olmasına karşın, risalet yetkisi şahs-ı manevisindedir.
Kelime-i şahadette geçen, “Muhammeden Rasulullah” ifadesindeki “Muhammeden” terimi, Allah Rasulünün şahs-ı manevisine işaret etmektedir. Bu sebeple, bu isim “tenvinli” olarak yazılmaktadır. Biz bu ifadeyi, “Muhammediyet” olarak tercüme etmeyi uygun görüyoruz. Şahs-ı manevi olan Muhammediyet, bir makamdır. Hz. Muhammed (sav) ise beşerdir. Şahsı-ı Maneviden bahsederken “hazret” denilmez. Hazret olan şahs-ı beşer olan Hz. Muhammed’dir.
Risaletin ve kelime-i şahadet emrinin, Hz. Muhammed’in beşeri yapısına atfedilmesiyle amaçlanan oyun; İslam’ı anlaşılamaz ve yaşanamaz hale getirmektir. Şöyle ki;
Kelime-i Şahadet emrine göre, bir kimsenin Müslüman olabilmesi için “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammediyet makamının Allah’ın Rasulü olduğuna” bizzat şahitlik edebilecek bir yaşantıya sahip olması şartı vardır. Söz konusu “Muhammeden” ifadesi, eğer, beşer olan Hz. Muhammed (sav) olarak yorumlanırsa, bu durumda şahadet imkansız hale gelecektir, zira Hz. Muhammed 14 asır önce bu dünyayı terk etmiştir. Ancak, Muhammeden ifadesi, şahs-ı manevisini kast ettiği için her iman sahibinin kendi varlığında ve kendi bünyesinde o maneviyatı, Muhammediyet makamını bulup açığa çıkarması mümkündür. Bu, bir karar, eğitim ve çaba işidir. İşte oynanan oyun, bu eğitim ve çabanın ortadan kaldırılmasıdır.
Yani İslam’ın en temel şartı ile en temelden oynanmış ve maalesef bugün itibari ile de başarılı olmuşlardır.
Selamlar…


Geri bildirim: Kur'an ve Kelam-ı Kadim - DuruVizyon
Geri bildirim: Ezan-ı Muhammedî - DuruVizyon
Geri bildirim: Nebi ve Rasul Ayrımı - DuruVizyon