Salat ve Kozmik Düzen
Kur’an’daki “salat” ifadesi, Pers dilinden dilimize “namaz” olarak geçmiştir. Ancak Kur’an’da emredilen şekliyle ifade “salatı ikame etmek”tir. Bu sebeple biz, kavramın orijinal hali olan “salat” terimini kullanacağız.
Salat, Hz. Âdem’den bu yana bütün ümmetlere farz kılınmış temel ibadetlerden biridir.
Allah, irade ettiklerini halk ettikleriyle gerçekleştirir. İnsanı halk etmiş, insanıyla da kâinatı halk etmiştir. Kâinatın sevk ve idaresini insana tevdi etmiştir.
İnsanın kâinat üzerindeki bu sevk ve idare görevi, salat ile yerine gelir.
İnsan ile kâinat arasındaki ilişki iki yönlüdür:
- İnsan gövdesi ile kâinat arasındaki ilişki,
- Mücerred insan varlığı ile insanın gövdesi arasındaki ilişki.
Salat, bu iki ilişki biçimine de bir nizam ve düzen kazandırır.
İnsanın gövdesiyle kâinata nizam verme ilişkisi, belirli bir ritüele dayanır. Bu ritüel, insan var olduğundan beri farklı biçimlerde de olsa sürmüştür. İnsanın belirli bir düzen içinde yerine getirdiği bu ritüel, kâinata düzen verme görevinin fiilî tezahürüdür; insanın kâinata olan borcudur.
Salat ritüelinin şekli ve vakitleri, Hz. Muhammed’e (sav) Cebrail tarafından iki kez öğretilmiştir. İlki vakitlerin evvelinde, diğeri vakitlerin ahirinde olmak üzere salat fiilen birlikte ikame edilmiş; ardından Allah Rasûlü tarafından ümmetine tebliğ edilmiştir.
İnsanın kâinat üzerinde nizam kurabilmesi için, önce kendi gövdesinin kendi mücerred varlığı tarafından nizama getirilmesi gerekir. Bu nizam; inanç, ahlak, duygu ve kalbin tüm halleriyle süreklilik kazanan bir yaşantıdır.
Gövdesinde şerefli insanın zuhur etmesi ve İslam’ın gerçekleşmesi, salatın sonucudur.
Böylece insan, salat ile hem Allah’ın iradesine uyum göstererek O’nun davasını dava edinir hem de Allah adına mahlukat üzerindeki vekalet görevini ifa eder ve böylece Allah’a rücu eder.
Nasıl ki her şeyin aslı Allah ise, insanın da aslı Allah’tır. İnsan, salat ile O’na yönelmekle miracını gerçekleştirir.
Salatı ikame etmek, hem mücerred yapıyla gövdeyi hem de gövdeyle kâinatı tanzim eden ikili bir sistemdir. Salat ikame edilirken gövde hem nizam bulur hem de nizam kurar.
Mücerred yapısının farkında olmayan kimsenin salatı, yalnızca kâinata karşı yerine getirilen bir görev olarak kalır. Allah yine muradını gerçekleştirir; ancak gövdenin sahibi olan kişi, bu halin zevkine erişemez.
Mücerred yapısıyla birlikte salat ikame eden kimse ise, sorumluluklarını eksiksiz yerine getirirken sahipliğin ve yetkinin tüm zevklerini tadar.
Salatın Şartları
- Necesten Taharet
- Hadesten Taharet
- Setr-i Avret
- İstikbal-i Kıble
- Vakit
- Niyet
Salatın Rükunları
- İftidah Tekbiri
- Kıyam
- Kıraat
- Rüku
- Sücud
- Kaide-i ahire’de teşehhüt miktarı oturmak.
Salatın Vakitleri
- Sabah Salatı
- Öğle Salatı
- İkindi Salatı
- Akşam Salatı
- Yatsı Salatı
Diğer Vakitler
- Vitr Salatı
- Cum’a Salatı
- Cenaze Salatı
- Teravih Salatı
- Bayram Salatı
- Nafile Salatlar
Yazı Özeti
İnsanın kainata düzen verebilmesi için; öncelikle kendi gövdesinin, kendi mücerred varlığı tarafından nizama getirilmesi gerekir. Bu nizam; inanç, ahlak, duygu ve kalbin tüm halleriyle süreklilik kazanan bir yaşantıdır.


Geri bildirim: İslam'ın Gerekleri ve Şartları - DuruVizyon
Geri bildirim: Günün Kısımları ve Salat Vakitleri - DuruVizyon