Taharetlenmek
Taharet kavramını anlamak için önce insanın varlık yapısına bakmak gerekir.
İnsan varlığı, Hayatın; birisi doğa üzerinden diğeri doğa ötesi üzerinden olmak üzere iki yönden tezahürüdür. Hayat, doğaya Saf Enerji olarak tezahür etmektedir. Dolayısıyla İnsan denilen varlık, bir bütün olarak enerji ile doğrudan ilişkilidir ve bu enerji ile hem doğal olarak hem de nakli olarak büyük bir güç sahibidir.
Kişinin sahip olduğu gücü açığa çıkarabilmesi ve amacı doğrultusunda kullanabilmesi için hem gövdesinde hem de düşüncelerinde temiz ve pak olması, yüklerinden arınması zorunludur. İşte bu arınma haline taharet denilir.
Arap dilinde (ط-ه-ر / tı-he-ra) kökünden gelen taharet kelimesi, temizlenmek, arınmak, üzerinde barındırmamak, pak olmak anlamındadır. Bunun sonucu olarak aynı zamanda “yüksek enerji sahibi olmak” anlamını da taşımaktadır.
Taharetin ifade ettiği arınma, iki yönlüdür:
- Hadesten Taharet: Hadiselerden, etkilerden, olaylardan kaynaklanan düşünsel kirlerden arınma halidir. Sanal Ben varlığın etkisiz hale getirilmesidir. Zihinsel, duygusal ve farkındalık boyutunda bir temizliktir.
Hades; olay, hadise, vuku bulan şeylerin tamamı demektir. Allah’ın tecelli ettiği, tebarüz ettiği, izhar olduğu şeylerdir.
Hadesten taharet; olayların, hadisatın, vuku bulan şeylerin tümünün Allah’tan geldiğine iman ederek, her şeyin Allah’ın tecellileri olduğuna kani olarak, bunların etkilerinden kurtulmak; zihnimizi arıtmak ve pak olmak demektir. Olan bitenden ötürü karışan niyetlerimizi ve düşüncelerimizi sadeleştirmek, zihnimizi dolduran yüklerden boşalmaktır.
- Necasetten Taharet: Bedenimizi, derimizi, kıllarımızı, kıllarımızın diplerini, üstümüz ve başımızdaki elbiselerimizi temizlemek, temiz tutmak demektir. Bedensel temizliği ifade eder.
Bu iki temizlik beraberce yapılmadığı sürece, taharet tam manasıyla gerçekleşmiş sayılmaz.
Pers dilinden dilimize geçen abdest sözcüğü; “ab” (su) ve “dest” (el) sözcüklerinin birleşiminden türemiştir; “el suyu” ya da “el yıkama suyu” anlamında kullanılır. Kavramsal olarak abdest terimi, sadece bedensel temizliği ifade etmektedir. Ayrıca, taharetlenmek sözcüğü, halk kullanımında, hacet giderdikten (dışkıladıktan) sonra yapılan hususi temizlik anlamında kullanılmıştır. Bu kullanımlar, taharet kavramının itikadi derinliğini gölgede bırakmıştır.
Taharetin şekli, Kelam-ı Kadim’de açıkça izah edilmektedir: 4/43 ve 5/6.
Kur’an okumak, salat ikame etmek, manevi seviyesi yüksek ortamlarda bulunmak gibi yüksek enerji alanlarına girmek için taharetli olmak gereklidir. Zira bu hallerde, ciddi bir enerji aktarımı gerçekleşir. Taharetli değilken beden veya zihin, yüksek enerjiye dayanamaz; niteliklerini kaybeder. Taharetlenmek, insanı bu enerji aktarımına hazırlar. Taharetli bir kimse hem bedeninde hafiflik hem düşüncesinde ferahlık hisseder.
Bilimsel gözlemlerde de taharetli kişilerin çevresinde bir enerji yumağı oluştuğu ölçümlenerek tespit edilmiştir.
Taharetlenmek için üç şekil vardır. Bunlardan birisi genel olarak taharet olarak anılırken, diğerleri gusl ve teyemmümdür. Taharetlenmeyi Allah Rasulü’nden (sav) görerek öğrendiğimiz gibi yaparız.
Maide Suresi 6. Ayette, salat ikame etmeye hazırlanmak için gereken taharetlenme şu şekilde ifade edilmektedir: “Yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi gusledin, başınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı mesh edin.”
Bu noktada, gusl ve mesh terimlerinin anlam farkının ortaya konulması gerekliliği vardır.
- Gusl: Deride hiç kuru yer kalmamak üzere ovalayarak yıkamaktır.
- Mesh: Islak el ile sıvazlayarak silmek ve temizlemektir.
Görüldüğü gibi ayette açık bir şekilde yüz ve kolların gusledilmesi, baş ve ayakların mesh edilmesi emredilmektedir.
Ancak günümüzde genel olarak, taharetlenirken, yüz mesh eder gibi yıkamakta; ayaklar ise gusleder gibi yıkamaktadır. Bu ters uygulama, maalesef, toplumsal yapıda “başların ayak, ayakların baş olmasına” yol açmaktadır.
Ayrıca, yüz yıkanırken, eğer sakal varsa, tende kuru yer kalmayacak şekilde sakal diplerine kadar yüzün yıkanması icap eder. Ayette geçen gusletmek ifadesinin karşılığı budur. Sadece sakalları sıvazlamakla taharet gerçekleşmiş olmaz. Sakal bırakmış olmak taharetten taviz gerektirmez.
Taharetlenmek ya da gusletmek gerektiği halde, su bulunamaması ya da suya ulaşılamaması gibi bir zorlukta, Müslümanlar için teyemmüm kolaylığı getirilmiştir. Teyemmüm edilirken, eller toprağın üst kısmında bulunan temiz ve kuru haldeki ince tabakaya vurularak, yüz ve kollar mesh edilir. Tahareti bozan haller teyemmümü de bozmakla birlikte, suya ulaşılabilir olduğunda da teyemmüm hükmünü kaybeder.
Gusletmek (halk arasında boy abdesti almak diye ifade edilir), cünüp haline düşüldüğünde, bütün bedeni tek seferde hiçbir kuru yer kalmayacak şekilde suyla ıslatarak ve ovalayarak yıkamayı gerektirir. Aynı zamanda ağız ve burun usulünce temizlenir (mazmaza ve istinşak).
Taharet evzaları üçtür: Baş, kollar (ellerle birlikte) ve ayaklar.
Taharetlenirken, saçlı derinin tamamını kapsayan başın üçte biri mesh edilir. Ayrıca yüz (alında saçlardan, çene altında sakal bitimine kadar) ve kulaklar (başın iki yanı) yıkanır. Bu öyle bir uygulamadır ki, başın tamamı (mesh veya gusl yöntemiyle) yıkanmış olur.
Başın mesh edilmesi gereken üçte bir kısmı (saçlı deri), beyin organının bulunduğu kısma denk gelmektedir. Bu bölge, insan gövdesinin doğa üstü alemle iletişim kurduğu alana nispettir. Yüz, genel olarak, kişinin sosyal çevresine kendisini ifade ettiği; duygularının ve iç enerjisinin dışa yansıdığı alandır. Yüzle birlikte yıkanan ağız, burun, yüzler ve ayrıca yıkanan el ve kulaklar, kişinin doğadan duyum aldığı organlarıdır. Böylece kişinin bütün iletişim sistemi temizlenmiş olur.
Ledün ilminde, eller ve kollar insanın kabullerini, ayaklar ise inançlarını temsil etmektedir. Bu bakımdan taharetlenmekle, insanın tüm ana enerji merkezleri temizlenmiş, kalibre edilmiş olur.
Taharetli kimsenin: duyuları daha açık, zihni berrak ve doğa üstü iletişimi güçlü olur. Çevresiyle her şekilde daha net ve dengeli iletişim kurar.
Taharet; insanın hem bedensel hem zihinsel hem de enerjik olarak saflaşma eylemidir. Sadece bir temizlik işlemi değil, Allah’ın sahipliğine vekalet bilincine hazırlıktır.
Salat ikame etmek yani kainata düzen vermek; büyük bir enerji eylemidir. Bu nedenle salat için taharetlenmek zorunludur. Kur’an okumak da Allah ile insan arasındaki doğrudan iletişimidir; yüksek miktarda enerji barındırır. Bu yüksek irtibat için taharetli olmak şarttır. Taharetli olmayan bilinç, ilahi mesajı saf şekilde alamaz. Enerji parazitleri, idraki bozar. Taharet, insanın hem kendi öz enerjisini hem de Allah’tan gelen kudreti olağan şekilde kullanılabilir hale getirir.
Taharet akan su ile yapılmalıdır; su durgun olsa bile tasla akıtılarak kullanılmalıdır.
Her uzvun yıkanması öncesinde ayrı ayrı niyet edilmelidir. Çünkü her uzva temas eden su, o uzvun enerjisini ayrı ayrı seviyelendirir.
Doğru olarak yapılan taharetlenmede:
- Su soğuk olsa bile beden üşüme hissetmez.
- Yıkanırken ıslanan yerler hızla kurur.
- Sağlık açısından hiçbir rahatsızlık oluşmaz.
Taharetlenirken, nasıl bedenimizin temizliğini yapıyorsak, aynı şekilde düşüncelerimizin de temizliğini yapmamız gerekir. Hadesten taharet yapılmadığı sürece taharetlenmiş olunmaz. Salatın şartlarından birisi eksik kalır. Taharetlenirken sürekli olarak istiğfar etmek, amentüyü okumak (ancak kalb ile okumak) gereklidir.
Kılık kıyafet temizliği necasetten taharetin bir parçasıdır.
Bir yandan taharet evzamızı temizlerken, diğer taraftan da aklımızı ve düşüncelerimizi temizleyerek sadeleşmek; hadesten taharet ve necasetten tahareti beraberce yapmamıza vesile olur.
Taharet, sadece temizlik değil; enerji denge sistemidir. Kişi, taharetlenerek enerjisini kontrol altına alır. Bu kontrolü bozan her eylem, tahareti de bozar.
İnsanda üç ana enerji düğümü bulunur:
- İdrar düğümü
- Makat düğümü
- Mide üst kapağı düğümü
Bu düğümler, bedenin enerji dengeleme merkezleri olarak düşünülebilir. Bu düğümlerin dışa doğru açılması tahareti bozar.
Hacet gidermek, yellenmek, kusmak ya da herhangi bir yerimizden kan ya da irin çıkması ile taharet bozulur. Yani bir şeyin bedenimizi terk etmesi durumu tahareti bozar.
Aynı şekilde, zihnimiz ya da düşüncelerimiz, uyuşukluğa ya da dünya hadiselerine kayarsa; farkındalığımız bulanır, iç iletişimimiz aksarsa yine taharet bozulur. Yani; uyumak, öfkelenmek, çok sevinmek gibi haller tahareti bozmaktadır. Büyük enerji deşarjları (örneğin cinsel enerji boşalması), gusletmeyi gerektirir.


Geri bildirim: Salatın Şartları ve Rükünleri - DuruVizyon