DuruMeal - Orjinal Kelimeleri ile Kelam-ı Kadim Okuma
Sıra Numarası... Sure: Ayet: DuruMeal'de Ara: Açıklamalı DuruMeal Sayfası
Kadın ve Aile Hukuku

SUREMEAL
2. BAKARA / 83
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 11
Cüz: 1
Nüzul Yeri: MEDİNE
BİZ, İsrailoğullarına misak ahz etmiştik:
• "ALLAH'tan başkasına abd olmayın!
• Ana-babanıza ve kurb sahiblerine ve yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun!
• Nas için hüsn konuşun!
• Salatı ikame edin!
• Zekat verin!"
Sonra, sizden azınızdan başkası, tevella ettiniz. Siz muriz olanlarsınız.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-Kadın ve Aile Hukuku eH:Zé VSéK: BNY SRY A:BD VLD HSN K:RB YTM SKN K:VL NVS HSN K:VM S:LV eTY ZKV VLY K:LL A:RD: .mid70.ss2.as83.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf11.sure.2.xxxxxkissa-musa-030xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -3-xKadın ve Aile Hukukuxxsalatxzekatxikrarxxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eH:Zé#||#VSéK:#||#BNY#||#SRY#||#A:BD#||#VLD#||#HSN#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#K:VL#||#NVS#||#HSN#||#K:VM#||#S:LV#||#eTY#||#ZKV#||#VLY#||#K:LL#||#A:RD:#||#k:vm-ikame-i salat#||#bny-beni#||#nvs-nas#||#k:ll-kalil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#k:rb-kurb#||#vly-tevella#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#hsn-hüsn#||#zkv-zekat#||#a:rd:-muriz#||#skn-miskin#||#vsék:-misak#||#sry-israiloğulları#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَل۪يلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ
Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Hüsn
Hüsün
ح س نHSN
Güzellik. İyilik. Eksiksizlik.
Çğl.Hüsniyyat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
ikame-i salat
ق و مK:VM
xoxox
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
İsrailoğulları
Benî İsrâil
إِسْرَائِيلَSRY
İsrâil oğulları. Yahudiler. Yahudi.
Aynı kökten:İsrâ israil İsrailoğulları Benî İsrâil Sari Sâriye Seriyy Seriyy Esriye Seryân Seriyye Seraya Sery Serye seryâ Sirayet Suriye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
tevelli
Tevella
و ل يVLY
Birisini dost edinme. Bir işi üzerine alma. Dönme, yönelme, i'raz etme. Ehl-i Beyt'e tam sevgi. Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek.
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Zekât
ز ك وZKV
(Bir gayeye kesin olarak hedeflenerek, amacı ve davası dışında ki tüm duygu ve olumlardan) Temizlenme, arınma./ (Amaca dönük duygu ve olumları) Ziyade etme, artırma, artma. / Bir kimsenin, amacı, davası uğruna, aynı yolda beraber olduğu kardeşlerine, malik olduğu (mal, imkan, ilim, kabiliyet vs) herşeyden katkı sağlaması. / Nisab miktarı mala yada paraya sahib olan kimsenin, kırkta birini kurallara uygun olarak vermesi ve bu verilen.
Çğl.Zekevat
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
Diyanet Meali:
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
2. BAKARA / 187
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 28
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Oruç günlerinin gecelerinde, kadınlarınıza refes size helal kılındı.
Onlar sizin için libastır... siz de onlar için libassınız!

ALLAH alim oldu ki... muhakkak siz, nefsinize ihanet eden oldunuz!... ve ardından size tevbe etti... ve sizden afv etti.
Artık şimdi... onlara başir olun... ve ALLAH'ın sizin için ketb ettiği şeyi ibtiga edin.

Fecrde, beyaz iplik siyah iplikten belli oluncaya kadar yeyin ve şürb edin!
Sonra leyle kadar orucu tamam edin... ve onlara başir olmayın!... ve siz, mescidlerde akiflersiniz (olun)!

İşte bunlar ALLAH'ın hudududur!... artık buna karib olmayın!
Böyledir!... ALLAH, ayetlerini nas için beyan eder!
Umulur ki ittika edersiniz!
Kadın ve Aile Hukuku HLL LYL S:VM RFSé NSV LBS LBS A:LM KVN H:VN NFS TVB A:FV BŞR BG:Y KTB eKL ŞRB BYN H:YT: BYD: H:YT: SVD FCR TMM S:VM LYL BŞR A:KF SCD HDD K:RB BYN eYY NVS VK:Y .mid157.ss2.as187.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf28.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxoruçxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#ktb-ketb#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#s:vm-savm#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#tmm-tamam#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#tvb-tevbe#||#bşr-başir#||#k:rb-karib#||#vk:y-ittika#||#scd-mescid#||#fcr-fecr#||#hdd-hudud#||#şrb-şürb#||#a:kf-akif#||#lbs-libas#||#hll-helal#||#bg:y-ibtiga#||#h:vn-ihanet#||#rfsé-refes#||#byd:-beyaz#||#h:yt:-hayt#||#svd-esved#||#a:fv-afv#||#kvn-xxoxx#x#HLL#||#LYL#||#S:VM#||#RFSé#||#NSV#||#LBS#||#LBS#||#A:LM#||#KVN#||#H:VN#||#NFS#||#TVB#||#A:FV#||#BŞR#||#BG:Y#||#KTB#||#eKL#||#ŞRB#||#BYN#||#H:YT:#||#BYD:#||#H:YT:#||#SVD#||#FCR#||#TMM#||#S:VM#||#LYL#||#BŞR#||#A:KF#||#SCD#||#HDD#||#K:RB#||#BYN#||#eYY#||#NVS#||#VK:Y#||#ktb-ketb#||#lyl-leyl#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#s:vm-savm#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#tmm-tamam#||#ekl-ekl#||#byn-beyan#||#tvb-tevbe#||#bşr-başir#||#k:rb-karib#||#vk:y-ittika#||#scd-mescid#||#fcr-fecr#||#hdd-hudud#||#şrb-şürb#||#a:kf-akif#||#lbs-libas#||#hll-helal#||#bg:y-ibtiga#||#h:vn-ihanet#||#rfsé-refes#||#byd:-beyaz#||#h:yt:-hayt#||#svd-esved#||#a:fv-afv#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Uhılle lekum leyletes sıyâmir refesu ilâ nisâikum hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun(lehunne) alîmallâhu ennekum kuntum tahtânûne enfusekum fe tâbe aleykum ve afâ ankum, fel âne bâşirûhunne vebtegû mâ keteballâhu lekum, ve kulû veşrabû hattâ yetebeyyene lekumul haytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri, summe etimmus sıyâme ilel leyli, ve lâ tubâşirûhunne ve entum âkifûne fîl mesâcid(mesâcidi), tilke hudûdullâhi fe lâ takrabûhâ kezâlike yubeyyinullâhu âyâtihî lin nâsi leallehum yettekûn(yettekûne).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
Âkif
ع ك فA:KF
Meyl eden. Eğilen. İbadetinde devamlı olan. Bir şeyde sebat eden. Teveccüh, yönelme.
Aynı kökten:Akf Âkif İsti'kaf İ'tikâf Mu'tekif
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
beyaz
Ebyaz
ب ي ضBYD:
Beyaz. / Aklık, beyazlık. Aydınlık. / Ağarmak. / Yumurta akı. / Müsveddenin temize çekilmesi.
Dşl.Beyzâ
Aynı kökten:Bayız beyaz Ebyaz Beyzâ
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Başir
ب ش رBŞR
Müjdeci, müjde veren. Mutlu, mesut.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
fecr
fecir
ف ج رFCR
Çatlama, yarılma. (Su) Akma. (Tanyeri) Ağarma. Bir şeyi genişçe ikiye ayırmak. Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. İsyan ve muhalefet eylemek. Haktan sapmak. Meyletmek. Söğmek. Bühtan eylemek.
Aynı kökten:fecr fecir İfcar İnficar mütefeccir Salatül fecr tefeccür Tefeccürât Facir Facire Fecere Füccar Fücur
ihanet
خ و نH:VN
Hainlik. Haksızlık. Kötülük.
Aynı kökten:hain hıyanet ihanet muhin muhtan mütehavin tahvin Tahvinât Tehavün
Hayt
خ ي طH:YT:
İp. Kalın ip. / İplik. Bağ. Tel. Lif. / İki şeyi birbirine bağlayan. / Dikiş dikmek.
Çğl.Huyut
Aynı kökten:Hayt Huyut Hiyat Hiyata
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Ketb
ك ت بKTB
(İlmi ve yaşanmışları) Toplama, bir araya getirme, cem'etme. Dikme.
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Libas
ل ب سLBS
Giyilecek şey. Elbise. Karı ve koca. Şübhe kabul eden söz.
Çğl.Lübus
Aynı kökten:İlbas Lebs Libas Lübus Libs Libse Lübs Lübse Melbus Melbusât Mülabeset Mülabis Mülebbes Mütelebbis Telbis Telbisât Telebbüs
Leyl
Leyle
ل ي لLYL
Gece.
Çğl.LeyalÇğl.Leyail
Aynı kökten:Leyl Leyle Leyal Leyail Leyla Leyle-nehara
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
Refes
Rüfâs
ر ف ثRFSé
Kinayesi icab eden şeyi açık söylemek. / Cinsel ilişki. / Çirkin ve fahiş söz söyleme. / Kadınların yanında cinsel ilişkiden bahsetme.
Aynı kökten:Refes Rüfâs Refs Refse Rifas Rufse Tarfes
savm
ص و مS:VM
Oruç. / Sakınmak, korunmak, uzak durmak, el çekmek, hareket etmemek, terk etmek, / Men etmek. / Suyun akışı, akması.
Çğl.Sıyam
Aynı kökten:Saim Saimîn Suvvam savm Sıyam Savmaa Savmea Savâmi'
mescid
س ج دSCD
Secde edilen yani bir gücün tasarrufu altına girilen mekan, durum, hal.
Çğl.Mesacid
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
Esved
س و دSVD
Siyah. Çok siyah. kara renkli olan.
Aynı kökten:Esved Esvedeyn İsvidad Müsevved Müsevvid Müsevvidîn Müsvedde Müsveddat Sevad Esvide Sevda Sud Sevde Tesvid Müteseyyid Seyda Seyyid Seyyide Sade Siyadet Teseyyüd
Tamam
ت م مTMM
Bitme, bitirme, son, nihayet. Tam, eksiksiz, noksansız. Ne eksik ne fazla. Münasib, uygun.
Aynı kökten:istitmam itmam Tamam Tamamen tamamiyet Temme Tetimme Tetümme Tetümmat Tetmim
tevbe
Tövbe
ت و بTVB
Bir halden yada durumdan vaz geçmek veya geçirmek. / Caymak, vazgeçmek. Dönüş yapmak.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
şürb
ش ر بŞRB
İçme, içirilme. Bir şeyi durumu dolaylı olarak ortaya koyma. Huy, ahlak (sahibi olma).
Aynı kökten:İstişrab İşrab Meşreb Meşarib Meşrub Meşrubat Meşrube Müşarebe şarab Eşribe Şarib Şerbe şerbet Şerib Şirb Şirrib şurub şürb Teşerrüb Tişrab
Diyanet Meali:
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
2. BAKARA / 215
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 32
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Sana, ne infak edeceklerini sual ediyorlar.
De ki:
"Hayr olandan infak edeceğiniz şey;
• ana-babanız için
• ve akrabanız için
• ve yetimler için
• ve miskinler için
• ve sebil çocukları (yolcu) içindir.
Hayr olandan fail olduğunuz şey... artık muhakkak ki ALLAH ona alimdir."
İnfakKadın ve Aile Hukuku SeL NFK: K:VL NFK: H:YR VLD K:RB YTM SKN BNY SBL FA:L H:YR A:LM .mid180.ss2.as215.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf32.sure.2.xxxİnfakxKadın ve Aile Hukukuxxinfakxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#bny-beni#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#h:yr-hayr#||#sel-sual#||#k:rb-akraba#||#nfk:-infak#||#skn-miskin#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#NFK:#||#K:VL#||#NFK:#||#H:YR#||#VLD#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#BNY#||#SBL#||#FA:L#||#H:YR#||#A:LM#||#bny-beni#||#sbl-sebil#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#h:yr-hayr#||#sel-sual#||#k:rb-akraba#||#nfk:-infak#||#skn-miskin#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلْ مَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ
Yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne), kul mâ enfaktum min hayrin fe lil vâlideyni vel akrabîne vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîl(sebîli), ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”
2. BAKARA / 221
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 34
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Müşrik kadını, iman edinceye kadar nikahlamayın. Elbette mü'min kadın emet, müşrik kadından hayr olandır.
Şayet size acayib olsa bile, iman edinceye kadar, müşrik erkekler ile nikahlamayın. Elbette mü'min erkek abd (köle), müşrik erkekten hayr olandır. Şayet size acayib gelse bile... işte onlar, nara davet ederler.
ALLAH, kendi izni ile cennete ve mağfirete davet eder ve ayetlerini nas için beyan eder.
Umulur ki tezekkür ederler.
Kadın ve Aile Hukuku NKH ŞRK eMN eMV eMN H:YR ŞRK A:CB NKH ŞRK eMN A:BD eMN H:YR ŞRK A:CB DA:V NVR DA:V CNN G:FR eZéN BYN eYY NVS ZéKR .mid186.ss2.as221.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf34.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxcennetximanxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#da:v-davet#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#byn-beyan#||#cnn-cennet#||#a:bd-abd#||#zékr-tezekkür#||#g:fr-mağfiret#||#emv-emet#||#a:cb-acayib#||#nvr-nar#||#şrk-müşrik#||#ezén-izin#x#NKH#||#ŞRK#||#eMN#||#eMV#||#eMN#||#H:YR#||#ŞRK#||#A:CB#||#NKH#||#ŞRK#||#eMN#||#A:BD#||#eMN#||#H:YR#||#ŞRK#||#A:CB#||#DA:V#||#NVR#||#DA:V#||#CNN#||#G:FR#||#eZéN#||#BYN#||#eYY#||#NVS#||#ZéKR#||#da:v-davet#||#nvs-nas#||#eyy-ayet#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#byn-beyan#||#cnn-cennet#||#a:bd-abd#||#zékr-tezekkür#||#g:fr-mağfiret#||#emv-emet#||#a:cb-acayib#||#nvr-nar#||#şrk-müşrik#||#ezén-izin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟
Ve lâ tenkihûl muşrikâti hattâ yu’minn(yu’minne), ve le emetun mu’minetun hayrun min muşriketin ve lev a’cebetkum, ve lâ tunkihûl muşrikîne hattâ yu’minû ve le abdun mu’minun hayrun min muşrikin ve lev a’cebekum, ulâike yed’ûne ilen nâr(nâri), vallâhu yed’û ilel cenneti vel magfireti bi iznih(iznihi), ve yubeyyinu âyâtihî lin nâsi leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
aceb
acayib
ع ج بA:CB
Şaşırmak. Beğenmek. Hoşuna gitmek. Çok acayib. Pek tuhaf olan. Taaccüb, şaşma, hayret. Garib, hoş, latif ve nadir-ül vücud olduğundan bir şey için inkar ve istiğrab etme hali.
Aynı kökten:aceb acayib isti'cab mu'cib müsta'ceb müsta'cib taaccüb
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Eme
Emet
ا م وeMV
Câriye, kadın köle.
Çğl.İmâÇğl.İmât
Aynı kökten:Eme Emet İmâ İmât Teemmi
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
mağfiret
Magfiret
غ ف رG:FR
Cenab-ı Hakk'ın kullarının günahlarını örtmesi. Günah hanesindekileri sevab hanesine aktarması.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
tezekkür
ذ ك رZéKR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
müşrik
ش ر كŞRK
Allah'a ortak kabul eden, şirk işleyen. Allah'tan başkasına ibadet eden.
Çğl.Müşrikîn
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
Diyanet Meali:
İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
2. BAKARA / 222
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 34
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Sana kadınların (mahiz) hayz zamanından sual ediyorlar.
De ki:
"O bir ezadır. Mahizde (hayz zamanında) kadınları azil edin. Tahir oluncaya kadar onlara karib olmayın.
Tahir olduklarında... artık ALLAH'ın size emir ettiği şekilde onlara yaklaşın.
Muhakkak ki ALLAH, tevvab olanlara muhabbet duyar ve de kendini tahir etmiş olanlara muhabbet duyar."
Kadın ve Aile Hukuku SeL HYD: K:VL eZéY A:ZL NSV HYD: K:RB T:HéR T:HéR eTY HYSé eMR HBB TVB HBB T:HéR .mid187.ss2.as222.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf34.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxtaharetxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#hysé-haysü#||#nsv-nisa#||#emr-emir#||#tvb-tevvab#||#k:rb-karib#||#sel-sual#||#hbb-muhabbet#||#a:zl-azil#||#t:hér-tahir#||#ezéy-eza#||#hyd:-mahiz#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#SeL#||#HYD:#||#K:VL#||#eZéY#||#A:ZL#||#NSV#||#HYD:#||#K:RB#||#T:HéR#||#T:HéR#||#eTY#||#HYSé#||#eMR#||#HBB#||#TVB#||#HBB#||#T:HéR#||#hysé-haysü#||#nsv-nisa#||#emr-emir#||#tvb-tevvab#||#k:rb-karib#||#sel-sual#||#hbb-muhabbet#||#a:zl-azil#||#t:hér-tahir#||#ezéy-eza#||#hyd:-mahiz#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْمَح۪يضِۜ قُلْ هُوَ اَذًىۙ فَاعْتَزِلُوا النِّسَٓاءَ فِي الْمَح۪يضِۙ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتّٰى يَطْهُرْنَۚ فَاِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ اَمَرَكُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّاب۪ينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّر۪ينَ
Ve yes’elûneke anil mahîd(mahîdi), kul huve ezen, fa’tezilûn nisâe fîl mahîdi, ve lâ takrabûhunne hattâ yathurn(yathurne) fe izâ tetahherne fe’tûhunne min haysu emerekumullâh(emerekumullâhu) innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn(mutetahhirîne).
Azl
azil
ع ز لA:ZL
Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.
Aynı kökten:Azl azil Ma'zil Ma'zul Mün'azilen Müteazzil
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
eza
ا ذ يeZéY
Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. / İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. / Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. / Tetavül etmek. / Ticarette kaybetme, zarar etme. / Kibir ve gururunu bıraktırma.
Aynı kökten:eza Eziyet İza Mu'zî Mu'ziyat Müezzi Müteezzi Mü'zi Te'ziye
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Mahîz
Mahid
ح ي ضHYD:
Hayız hali zamanı.
Aynı kökten:Hayize Hayz Hayız Hiyaz Hayza Hıyaz Mahîz Mahid Mahîza Mehâyız Mehîz Mütehayyiz Tahayyüz
haysü
ح ي ثHYSé
Hangi? Hangi yer? / Nerde olursa olsun./ Kadar. / Şekilde.
Aynı kökten:haysü
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
sual
س ا لSeL
Sormak. İstemek. Dilenmek.
Çğl.SualâtÇğl.Es'ile
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Tahir
ط ه رT:HéR
Temiz. Pâk. Abdesti bozacak veya guslü icab ettirecek şeylerden birisiyle özürlü olmayan. Müzikte: Makam ismi.
Dşl.TahireÇğl.TahiratÇğl.Athar
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
tevvab
ت و بTVB
Dönüş yapanın, kime dönüş yaptığının idrakin de olması. Bu idarake sahip olan. / Tevbe ettiren. (tevbe ettiren, tevbeyi kabul edecek olandır.) Et Tevvab : Dönüş etmesiyle dönüş etmesi, sonra da kime dönüş ettiğini bilmesine tevvap derler. Bunun esas yaşantısını insanlar yaşar.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Diyanet Meali:
Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”
2. BAKARA / 223
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 34
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlarınız sizin için harstır.
Harsınıza, dilediğinizi ekin!... ve nefsinize takdim edin!
ALLAH'a ittika edin!
Alim olun ki; muhakkak siz, O'na mülaki olacaksınız.
Mü'minlere ibşar olsun.
Kadın ve Aile Hukuku NSV HRSé eTY HRSé eNY ŞYe K:DM NFS VK:Y A:LM LK:Y BŞR eMN .mid188.ss2.as223.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf34.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#şye-şae#||#eny-ani#||#nsv-nisa#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#lk:y-mülaki#||#vk:y-ittika#||#hrsé-hars#||#bşr-ibşar#||#k:dm-takdim#||#ety-xxoxx#x#NSV#||#HRSé#||#eTY#||#HRSé#||#eNY#||#ŞYe#||#K:DM#||#NFS#||#VK:Y#||#A:LM#||#LK:Y#||#BŞR#||#eMN#||#şye-şae#||#eny-ani#||#nsv-nisa#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#lk:y-mülaki#||#vk:y-ittika#||#hrsé-hars#||#bşr-ibşar#||#k:dm-takdim#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
نِسَٓاؤُ۬كُمْ حَرْثٌ لَكُمْۖ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ اَنّٰى شِئْتُمْۘ وَقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ مُلَاقُوهُۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ
Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İbşar
ب ش رBŞR
Müjdeleme, tebşir etme, sevinçli bir haber bildirme.
Çğl.İbşarât
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Ani
ا ن يeNY
Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. Tam da. Nasıl da. Son derece kızgın. Olgunlaşmış, kemale erişmiş.
Çğl.Ânâ
Aynı kökten:Ani Ânâ Aniye İna' İnâ Aniye
Hars
ح ر ثHRSé
Yarmak, yırtmak. (tarla) Ekmek. Ekin. (toprak) Sürmek. Mal toplamak. Maarif. Teftiş ve tedbir.
Aynı kökten:Hâris Hars
takdim
ق د مK:DM
Arzetmek. Sunmak. Küçük bir kimseyi yaş, amel, mevki ve takva itibariyle büyük bir kimse ile tanıştırmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önde tutmak. Bir büyüğün önüne geçip bir şey vermek.
Çğl.Takdimât
Aynı kökten:Akdem İkdam İkdamat İstikdam kadem akdam Kademe Kademiyye kadim kudema kıdem Kuddam Kudum Kudumiyye Makdem Makadim Mâtekaddem Mikdam Makadim Mukaddema Mukaddemat Mukaddeme mukaddim Mukaddime Mukaddimat Mukdim Müstakdim Mütekaddim Mütekaddimîn mütekadim Takadüm Tekadüm takdim Takdimât Takdime Tekadim tekaddüm Takaddüm
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele.
2. BAKARA / 226-227
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 35
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlarından alüv edenler için, dört ay tarabbus vardır.
Ardından, eğer fey ederlerse... artık, muhakkak ki ALLAH, gafurdur, rahimdir.
Eğer boşanmaya azim ederlerse… artık muhakkak ki ALLAH, semidir, alimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku eLV NSV RBS: RBA: ŞHéR FYe G:FR RHM A:ZM T:LK: SMA: A:LM .mid190.ss2.as226.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxx.ss2.as227.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#sma:-semi#||#rba:-erbaa#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#t:lk:-talak#||#şhér-şehr#||#g:fr-gafur#||#elv-alüv#||#rbs:-tarabbus#||#a:zm-azim#||#fye-fey#x#eLV#||#NSV#||#RBS:#||#RBA:#||#ŞHéR#||#FYe#||#G:FR#||#RHM#||#A:ZM#||#T:LK:#||#SMA:#||#A:LM#||#sma:-semi#||#rba:-erbaa#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#t:lk:-talak#||#şhér-şehr#||#g:fr-gafur#||#elv-alüv#||#rbs:-tarabbus#||#a:zm-azim#||#fye-fey#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لِلَّذ۪ينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ تَرَبُّصُ اَرْبَعَةِ اَشْهُرٍۚ فَاِنْ فَٓاؤُ۫ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ * وَاِنْ عَزَمُوا الطَّلَاقَ فَاِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ
Lillezîne yu’lûne min nisâihim terabbusu erbaati eşhur(eşhurin), fe in fâû fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun). * Ve in azemût talâka fe innallâhe semîun alîm(alîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Âzim
azm
ع ز مA:ZM
Kasd, niyet. Sağlam ve kat'i karar. Bir iş hakkında kat'i karar ve niyet sahibi. Sebat.
Aynı kökten:Âzim azm Azimet İ'tizam
alüv
ا ل وeLV
Nimet. Lütuf. İhsan. geri durma, başaramama.
Çğl.âlâ
Aynı kökten:alüv âlâ
Fey'
ف ي اFYe
Ganimet. Harbde elde edilen mal. / Haraç. / Rücu'. Dönmek. / Zeval vaktinden sonraki gölge.
Aynı kökten:Fey'
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Erbaa
Erbea
ر ب عRBA:
Dört.
Aynı kökten:Erbaa Erbea Erbain Erbia Merbaa murabbaa Rabi' Rabia Rabi'ul evvel Rabi'us sani rubai Rübaî
Terabbus
Tarabbus
ر ب صRBS:
Durup bekleme.
Aynı kökten:Müterabbıs Terabbus Tarabbus xoxox
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
semi'
س م عSMA:
İşitme. İşiten, duyan. Es Semi : İşitme fiili. HERŞEYİ İŞİTEN
Aynı kökten:Esma' Hz. İsmail İsma' İstima' Misma' Mesami' Müstemian Sami' Samia Samiîn Samiûn Samit Samite Sem' Sema' semi' Sima' Tesamu' Tesmi' Tesmiât
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
şehr
ش ه رŞHéR
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
Diyanet Meali:
Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
2. BAKARA / 228
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 35
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Mutallaka kadınlar, kendi nefsleri ile üç kur tarabbus ederler.
ALLAH'a ve ahir yevme iman etmişlerse, ALLAH'ın rahimlerinde halk ettiği şeyi ketm etmeleri kendileri için helal değildir.
Eğer ıslah olmayı irade ederlerse, kocaları, kendilerini redd etmeye (geri dönmeye) bunda daha hakk sahibidirler. Kadınların da maruf ile üzerlerine olanın mislince kendileri için (hakkları) vardır. Erkekler için karıları üzerine bir derece fazladır.
ALLAH, azizdir, hakimdir.
AhiretEsma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku T:LK: RBS: NFS SéLSé K:Re HLL KTM H:LK: RHM KVN eMN YVM eH:R BA:L HK:K: RDD RVD S:LH MSéL A:RF RCL DRC A:ZZ HKM .mid191.ss2.as228.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxAhiretxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxyevmxsayıximanxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#rvd-irade#||#sélsé-selase#||#eh:r-ahir#||#rdd-redd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#rhm-erham#||#nfs-enfüs#||#t:lk:-mutallaka#||#rcl-recül#||#drc-derece#||#hk:k:-ehakk#||#h:lk:-halk#||#ktm-ketm#||#ba:l-bal#||#s:lh-ıslah#||#hkm-hakim#||#msél-misl#||#a:zz-aziz#||#k:re-kur#||#rbs:-tarabbus#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#kvn-xxoxx#x#T:LK:#||#RBS:#||#NFS#||#SéLSé#||#K:Re#||#HLL#||#KTM#||#H:LK:#||#RHM#||#KVN#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#BA:L#||#HK:K:#||#RDD#||#RVD#||#S:LH#||#MSéL#||#A:RF#||#RCL#||#DRC#||#A:ZZ#||#HKM#||#rvd-irade#||#sélsé-selase#||#eh:r-ahir#||#rdd-redd#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#rhm-erham#||#nfs-enfüs#||#t:lk:-mutallaka#||#rcl-recül#||#drc-derece#||#hk:k:-ehakk#||#h:lk:-halk#||#ktm-ketm#||#ba:l-bal#||#s:lh-ıslah#||#hkm-hakim#||#msél-misl#||#a:zz-aziz#||#k:re-kur#||#rbs:-tarabbus#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪ٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحًاۜ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذ۪ي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
Vel mutallakâtu yeterabbasne bi enfusihinne selâsete kurûin, ve lâ yahıllu lehunne en yektumne mâ halakallâhu fî erhâmihinne in kunne yu’minne billâhi vel yevmil âhır(âhıri), ve buûletuhunne ehakku bi reddihinne fî zâlike in erâdû ıslâhâ(ıslâhan), ve lehunne mislullezî aleyhinne bil ma’rûf(ma’rûfi), ve lir ricâli aleyhinne dereceh(derecetun), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
Ba'l
ب ع لBA:L
Cahiliyet devrine mahsus bir put. Güneş Tanrısı. Karı ve kocadan herbiri. Yılda bir kez yağmur yağan yüksek yer. Hayret. Zaaf, zayıflık.
Dşl.Ba'leÇğl.Buûl
Aynı kökten:Ba'l Ba'le Buûl Buule Buulet
Derece
د ر جDRC
Yukarıya çıkacak basamak. Tam bir dairenin bölündüğü 360 kısmın her biri. Termometrenin bölündüğü kısımların her biri. Mertebe, paye. Miktar, rütbe.
Çğl.Derecât
Aynı kökten:Derc Derece Derecât İstidrac Müdrec Münderic Mütederric Tederrüc Tedric Tedricen Tedricî Tedriciyye
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Ehakk
ح ق قHK:K:
Daha haklı, pek haklı. Daha doğrusu. En hakiki.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
kur'
ق ر اK:Re
Cem'etmek, toplamak. Okumak, kıraat.
Çğl.Ekrâ
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Ketm
ك ت مKTM
Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.
Aynı kökten:Ektem İktam İktiman İktitam İstiktam Kâtim Ketm Ketum Kitman Mektum Mektume Mektumat Mükâteme Tektim
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Terabbus
Tarabbus
ر ب صRBS:
Durup bekleme.
Aynı kökten:Müterabbıs Terabbus Tarabbus xoxox
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
redd
ر د دRDD
Geri döndürmek, kabul etmemek. Çevirmek, def etmek. Bir şeyin karşılığını icra etmek.
Aynı kökten:İrtida' İrtidad Mürted Mürtedi' müsteredd mütereddid Mütereddidîn Râdd redd reddiye Terad tereddüd Tereddüdât
Erham
ر ح مRHM
En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Selase
ث ل ثSéLSé
Üç.
Aynı kökten:Mesles Mesâlis Selase Selasin Sulasa Teslis
Mutallaka
ط ل قT:LK:
Boşanılmış kadın. Bırakılmış, nikâhı bozulmuş.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2. BAKARA / 229
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 35
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Boşanma iki merredir.
Artık ondan sonra, maruf ile imsak edin veya ihsan ile tesrih edin.
Onlara verdiğiniz şeylerden ahz etmeniz size helal değildir. ALLAH'ın hududuna ikame edemeyeceklerinden korkmaları müstesna.
Eğer siz de, onların ALLAH'ın hududunu ikame edemeyeceklerinden korkarsanız... artık, kadının fidye vermesinde o ikisine cünah yoktur.
İşte bunlar, ALLAH'ın hudududur... artık bunlara düşmanlık etmeyin.
ALLAH'ın hududuna düşmanlık eden kimse... artık işte o, o zalimlerdendir.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: MRR MSK A:RF SRH HSN HLL eH:Zé eTY ŞYe H:VF K:VM HDD H:VF K:VM HDD CNH FDY HDD A:DV A:DV HDD Z:LM .mid192.ss2.as229.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#k:vm-ikame#||#şye-şey#||#h:vf-havf#||#z:lm-zalim#||#a:dv-adüvv#||#t:lk:-talak#||#fdy-fidye#||#msk-imsak#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#srh-tesrih#||#mrr-merre#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#ety-xxoxx#x#T:LK:#||#MRR#||#MSK#||#A:RF#||#SRH#||#HSN#||#HLL#||#eH:Zé#||#eTY#||#ŞYe#||#H:VF#||#K:VM#||#HDD#||#H:VF#||#K:VM#||#HDD#||#CNH#||#FDY#||#HDD#||#A:DV#||#A:DV#||#HDD#||#Z:LM#||#k:vm-ikame#||#şye-şey#||#h:vf-havf#||#z:lm-zalim#||#a:dv-adüvv#||#t:lk:-talak#||#fdy-fidye#||#msk-imsak#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#eh:zé-ahz#||#hsn-ihsan#||#srh-tesrih#||#mrr-merre#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلطَّلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَأْخُذُوا مِمَّٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا اِلَّٓا اَنْ يَخَافَٓا اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ف۪يمَا افْتَدَتْ بِه۪ۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَعْتَدُوهَاۚ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Et talâku merratân(merratâni), fe imsâkun bi ma’rûfin ev tesrîhun bi ihsân(ihsânin), ve lâ yahıllu lekum en te’huzû mimmâ âteytumûhunne şey’en illâ en yehâfâ ellâ yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), fe in hıftum ellâ yukîmâ hudûdallâhi, fe lâ cunâha aleyhimâ fî meftedet bih(bihî), tilke hudûdullâhi fe lâ ta’tedûhâ, ve men yeteadde hudûdallâhi fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Fidye
ف د يFDY
Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.
Çğl.İftida'
Aynı kökten:Fidye İftida'
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Merre
م ر رMRR
Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre.
Çğl.Merrat
Aynı kökten:Emerr İmrar Merr Merre Merrat Mirre Mürur Müruriye Müstemirr Müstemirre Mütemerrin
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
Tesrih
س ر حSRH
Talâk. Boşanma, ayrılma. Halâs etme, kurtarma. Bırakma, salıverme. Kıl tarama. Asan etme, kolaylaştırma.
Aynı kökten:Mesrah Mesârih Müsrah Serh Serah Tesrih
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
2. BAKARA / 230
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 35
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer erkek, zevcesini bir daha boşarsa... artık sonrasında zevce, gayrı nikahlanıncaya kadar kendisine helal olmaz.
Eğer bu da onu boşarsa ve eğer onlar ALLAH'ın hududunu ikame edeceklerini zann ederlerse... artık birbirlerine rücu etmelerinde o ikisine cünah yoktur.
Bunlar ALLAH'ın hudududur!
Bunları, alim olan kavim için beyan ediyor.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: HLL BA:D NKH ZVC G:YR T:LK: CNH RCA: Z:NN K:VM HDD HDD BYN K:VM A:LM .mid193.ss2.as230.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf35.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#k:vm-ikame#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#a:lm-alim#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyan#||#rca:-rücu#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#z:nn-zann#||#zvc-zevc#||#hll-helal#x#T:LK:#||#HLL#||#BA:D#||#NKH#||#ZVC#||#G:YR#||#T:LK:#||#CNH#||#RCA:#||#Z:NN#||#K:VM#||#HDD#||#HDD#||#BYN#||#K:VM#||#A:LM#||#k:vm-ikame#||#k:vm-kavim#||#g:yr-gayr#||#ba:d-bad#||#a:lm-alim#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyan#||#rca:-rücu#||#hdd-hudud#||#cnh-cünah#||#z:nn-zann#||#zvc-zevc#||#hll-helal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتّٰى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۜ فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يَتَرَاجَعَٓا اِنْ ظَنَّٓا اَنْ يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Fe in tallakahâ fe lâ tahıllu lehu min ba’du hattâ tenkiha zevcen gayrah(gayrahu), fe in tallakahâ fe lâ cunâha aleyhimâ en yeterâceâ in zannâ en yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), ve tilke hudûdullâhi yubeyyinuhâ li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
beyan
ب ي نBYN
İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. Öğretme. Fesahat ve belagat. Söz olsun, iş olsun; vuku bulan şeyden murad ne olduğunu o şey ile alakası ve münasebeti bulunan bir sözle veya bir fiil ile açıklamaktır.
Çğl.Beyanat
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hadid
ح د دHDD
Demir, çelik. Sert, kavi olan. Çabuk kavrayışlı, keskin, öfkeli, hiddetli, titiz. Sınır. Uçlar. Bucaklar. Hudut ve sınır komşusu.
Çğl.Hudud
Aynı kökten:Hadd hadid Hudud Hudud İhdad Mahdud Tahdid Tahdidât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
ikame
ق و مK:VM
Oturtmak. Mukim olmak. Yerleştirmek. İskan eylemek. Bulundurmak. Meydana koymak. Vücuda getirmek. Dava açmak. Ayağa kaldırmak. Kıyam etmek. Bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
zevc
ز و جZVC
İki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. Çift. Sınıf, cins, nev'. Karı ve kocanın herbiri. Koca, eş.
Dşl.zevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic zevc zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.
2. BAKARA / 231
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 36
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınları boşadığınızda, ecelleri baliğ olunca, artık onları maruf ile imsak edin veya maruf ile serh edin.
Düşmanlık etmek için darr ederek onları imsak etmeyin!
Buna fail olan kimse, artık muhakkak kendi nefsine zalim olmuş olur.
ALLAH'ın ayetlerini hüzüv ittihaz etmeyin!
ALLAH'ın üzerinizdeki nimetini ve size vaaz etmek için kitabtan ve hikmetten size inzal ettiği şeyi zikir edin.
ALLAH'a ittika edin.
Muhakkak ki ALLAH'ın herşeye alim olduğuna; alim olun!
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: NSV BLG: eCL MSK A:RF SRH A:RF MSK D:RR A:DV FA:L Z:LM NFS eH:Zé eYY HéZe ZéKR NA:M NZL KTB HKM VA:Z: VK:Y A:LM KLL ŞYe A:LM .mid194.ss2.as231.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf36.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#nsv-nisa#||#a:dv-adüvv#||#a:lm-alim#||#nfs-nefs#||#ecl-ecel#||#t:lk:-talak#||#d:rr-darr#||#héze-hüzüv#||#zékr-zikir#||#hkm-hikmet#||#eh:zé-ittihaz#||#vk:y-ittika#||#nzl-inzal#||#na:m-nimet#||#blg:-baliğ#||#a:rf-maruf#||#srh-serh#||#msk-imsak#||#va:z:-vaaz#||#fa:l-xxoxx#x#T:LK:#||#NSV#||#BLG:#||#eCL#||#MSK#||#A:RF#||#SRH#||#A:RF#||#MSK#||#D:RR#||#A:DV#||#FA:L#||#Z:LM#||#NFS#||#eH:Zé#||#eYY#||#HéZe#||#ZéKR#||#NA:M#||#NZL#||#KTB#||#HKM#||#VA:Z:#||#VK:Y#||#A:LM#||#KLL#||#ŞYe#||#A:LM#||#şye-şey#||#kll-külli#||#ktb-kitab#||#eyy-ayet#||#z:lm-zalim#||#nsv-nisa#||#a:dv-adüvv#||#a:lm-alim#||#nfs-nefs#||#ecl-ecel#||#t:lk:-talak#||#d:rr-darr#||#héze-hüzüv#||#zékr-zikir#||#hkm-hikmet#||#eh:zé-ittihaz#||#vk:y-ittika#||#nzl-inzal#||#na:m-nimet#||#blg:-baliğ#||#a:rf-maruf#||#srh-serh#||#msk-imsak#||#va:z:-vaaz#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍۖ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِتَعْتَدُواۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ وَلَا تَتَّخِذُٓوا اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًاۘ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَمَٓا اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُمْ بِه۪ۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟
Ve izâ tallaktumun nisâe fe belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin ev serrihûhunne bi ma’rûf(ma’rûfin), ve lâ tumsikûhunne dırâran li ta’tedû, ve men yef’al zâlike fe kad zaleme nefseh(nefsehu), ve lâ tettehızû âyâtillâhi huzuvâ(huzuven), vezkurû ni’metallâhi aleykum ve mâ enzele aleykum minel kitâbi vel hikmeti yeızukum bih(bihî), vettekûllâhe va’lemû ennallâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü
hikmet
ح ك مHKM
İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakimlik. Eşyanın ahvalinden, harici ve batini keyfiyetlerinden bahseden ilim (İlm-i Hikmet). Herkesin bilmediği gizli sebeb. Kainattaki ve yaradılıştaki İlahi gaye. Sır. Akıl, söz ve hareketteki uygunluk.
Çğl.hikem
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
hüzüv
ه ز اHéZe
Maskaralık. Alay, alay etmek, alaya almak. Eğlenmek.
Aynı kökten:hüzüv istihza müstehzi
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
Ni'met
ن ع مNA:M
Nimet. İyi hal. Güzel hayat, maddi ve manevi imkanlar. Hoş, güzel hal. İyilik, lütuf, ihsan. Saadet. Hidayet. Giyecek şeyler. Yiyecek faydalı şey, rızık. / Rahatlık. Refaha sebep olan şey.
Çğl.Neama'Çğl.En'ümÇğl.Niam
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Serh
Serah
س ر حSRH
Kıl taramak. Halâs etmek, kurtarmak. Uzun, büyük ağaç. Davar gütmek. Güdülen davar ve sığır sürüsü. Otlak, mera. İrsal etmek. Kıl taramak. Eşini boşamak, salıvermek.
Aynı kökten:Mesrah Mesârih Müsrah Serh Serah Tesrih
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Vaaz
Va'z
و ع ظVA:Z:
Öğüt vermek. Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
zalim
ظ ل مZ:LM
Zulmeden, haksızlık eden.
Dşl.ZâlimeÇğl.ZalemeÇğl.Zâlimîn
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
2. BAKARA / 232
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 36
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınları boşadığınızda ve ardından onların ecelleri baliğ olduğunda... aralarında maruf ile razı olduklarında, artık onları zevci ile nikahlanmaktan azil etmeyin.
Bu, içinizden ALLAH'a ve ahir yevmine iman etmiş olanlara, vaazdır.
Bu, sizin için en zekiyy ve en tahir olandır.
ALLAH alimdir. Siz alim değilsiniz.
AhiretEsma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku T:LK: NSV BLG: eCL A:D:L NKH ZVC RD:V BYN A:RF VA:Z: KVN eMN YVM eH:R ZKV T:HéR A:LM A:LM .mid195.ss2.as232.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf36.sure.2.xxxAhiretxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxyevmxtaharetximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#eh:r-ahir#||#nsv-nisa#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#ecl-ecel#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyn#||#zkv-zeki#||#a:d:l-azl#||#blg:-baliğ#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#t:hér-tahir#||#rd:v-rıza#||#va:z:-vaaz#||#kvn-kane#x#T:LK:#||#NSV#||#BLG:#||#eCL#||#A:D:L#||#NKH#||#ZVC#||#RD:V#||#BYN#||#A:RF#||#VA:Z:#||#KVN#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#ZKV#||#T:HéR#||#A:LM#||#A:LM#||#eh:r-ahir#||#nsv-nisa#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#ecl-ecel#||#t:lk:-talak#||#nkh-nikah#||#byn-beyn#||#zkv-zeki#||#a:d:l-azl#||#blg:-baliğ#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#t:hér-tahir#||#rd:v-rıza#||#va:z:-vaaz#||#kvn-kane#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ اَنْ يَنْكِحْنَ اَزْوَاجَهُنَّ اِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ ذٰلِكَ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكُمْ اَزْكٰى لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Ve izâ tallaktumun nisâe fe belagne ecelehunne fe lâ ta’dulûhunne en yenkıhne ezvâcehunne izâ terâdav beynehum bil ma’rûf(ma’rûfi), zâlike yûazu bihî men kâne minkum yu’minu billâhi vel yevmil âhır(âhıri), zâlikum ezkâ lekum ve ather(atheru), vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
adl
azl
ع ض لA:D:L
Engel olmak. Mâni olmak. Men etmek.
Aynı kökten:adl azl
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Tahir
ط ه رT:HéR
Temiz. Pâk. Abdesti bozacak veya guslü icab ettirecek şeylerden birisiyle özürlü olmayan. Müzikte: Makam ismi.
Dşl.TahireÇğl.TahiratÇğl.Athar
Aynı kökten:athar mutahhar Mutahhara mutahir Mutatahhir mütetahhir taharet Tahir Tahire Tahirat Athar tahur tathir Tetahhur Tetahhurât
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Vaaz
Va'z
و ع ظVA:Z:
Öğüt vermek. Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Zeki
Zekiyy
ز ك وZKV
Zekâ sahibi olan kimse. Zekatlı kimse. / (Amacından gayrı zihni unsurlardan) Hâlis. Temiz. Arınmış.
Dşl.ZekiyeÇğl.Ezkiya
Aynı kökten:Ezka Mütezekki Müzekka Müzekki Tezekki Tezkiye Zekâ Zekât Zekevat Zekâvet Zeki Zekiyy Zekiye Ezkiya
zevc
ز و جZVC
İki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. Çift. Sınıf, cins, nev'. Karı ve kocanın herbiri. Koca, eş.
Dşl.zevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic zevc zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
2. BAKARA / 233
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 36
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Anneler evladlarını kamil olan iki havl emzirirler. Bu, emzirmeyi tamamlamak irade eden içindir.
Onların rızkı ve kisvesi, maruf ile evlad kendisinden olan erkeğe aittir.
Nefs, sadece, vasi olduğuna mükellef edilir.
Ne anne evladı yüzünden, ne de baba evladı yüzünden darr edilmesin.
Varise düşen de bunun mislidir.
Eğer kendi aralarında anlaşarak ve teşavür ederek fisal irade ederlerse... artık o ikisine cünah yoktur.
Evladlarınızı emzirtmeyi irade ederseniz, maruf ile verdiğiniz şeyi selem ettiğinizde, artık size yine bir cünah yoktur.
ALLAH'tan ittika edin ve alim olun ki ALLAH, amel ettiklerinize basirdir.
Miras HukukuKadın ve Aile Hukuku VLD RD:A: VLD HVL KML RVD TMM RD:A: VLD RZK: KSV A:RF KLF NFS VSA: D:RR VLD VLD VLD VLD VRSé MSéL RVD FS:L RD:V ŞVR CNH RVD RD:A: VLD CNH SLM eTY A:RF VK:Y A:LM A:ML BS:R .mid196.ss2.as233.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf36.sure.2.xxxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rvd-irade#||#a:lm-alim#||#a:ml-amil#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#tmm-tamam#||#d:rr-darr#||#rzk:-rızk#||#slm-selem#||#vk:y-ittika#||#msél-misl#||#bs:r-basir#||#fs:l-fisal#||#ksv-kisve#||#cnh-cünah#||#hvl-havl#||#a:rf-maruf#||#vrsé-varis#||#rd:v-rıza#||#kml-kamil#||#şvr-teşavür#||#klf-mükellef#||#rd:a:-irza#||#ety-xxoxx#x#VLD#||#RD:A:#||#VLD#||#HVL#||#KML#||#RVD#||#TMM#||#RD:A:#||#VLD#||#RZK:#||#KSV#||#A:RF#||#KLF#||#NFS#||#VSA:#||#D:RR#||#VLD#||#VLD#||#VLD#||#VLD#||#VRSé#||#MSéL#||#RVD#||#FS:L#||#RD:V#||#ŞVR#||#CNH#||#RVD#||#RD:A:#||#VLD#||#CNH#||#SLM#||#eTY#||#A:RF#||#VK:Y#||#A:LM#||#A:ML#||#BS:R#||#rvd-irade#||#a:lm-alim#||#a:ml-amil#||#nfs-nefs#||#vld-xoxox#||#tmm-tamam#||#d:rr-darr#||#rzk:-rızk#||#slm-selem#||#vk:y-ittika#||#msél-misl#||#bs:r-basir#||#fs:l-fisal#||#ksv-kisve#||#cnh-cünah#||#hvl-havl#||#a:rf-maruf#||#vrsé-varis#||#rd:v-rıza#||#kml-kamil#||#şvr-teşavür#||#klf-mükellef#||#rd:a:-irza#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ اَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يُتِمَّ الرَّضَاعَةَۜ وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ اِلَّا وُسْعَهَاۚ لَا تُضَٓارَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِه۪ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذٰلِكَۚ فَاِنْ اَرَادَا فِصَالًا عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَاۜ وَاِنْ اَرَدْتُمْ اَنْ تَسْتَرْضِعُٓوا اَوْلَادَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِذَا سَلَّمْتُمْ مَٓا اٰتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Vel vâlidâtu yurdı’ne evlâdehunne havleyni kâmileyni li men erâde en yutimmer radâah(radâate), ve alel mevlûdi lehu rızkuhunne ve kisvetuhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), lâ tukellefu nefsun illâ vus’ahâ, lâ tudârra vâlidetun bi veledihâ ve lâ mevlûdun lehu bi veledihî ve alel vârisi mislu zâlik(zâlike), fe in erâdâ fısâlen an terâdın min humâ ve teşâvurin fe lâ cunâha aleyhimâ ve in eradtum en testerdıû evlâdekum fe lâ cunâha aleykum izâ sellemtum mâ âteytum bil ma’rûf(ma’rûfi), vettekullâhe va’lemû ennellâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Âmil
ع م لA:ML
Amel edenler. Irgat, işçi. Yapan. İşleyen. Sebep. Vergi tahsiline memur kimse. Mütevelli. Vâli.
Çğl.amele
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Darr
ض ر رD:RR
Zarar, ziyan. Ed Darr : Sığınılacak nokta. sığınılan fiilidir. Sığınılacak her yer darr dır. Oturduğumuz yerde darrdır. rica etmek de darrdır.
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
Fasl
Fasıl
ف ص لFS:L
İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal. Hak ile bâtılın arasını fark. Ayrıcalık. Ayrılma. Çözme. Bölüm. Mevsim. Aynı makamda çalınan şarkı. Çocuğu memeden kesmek. Birini zemmetmek. Gıybet. Kısa duvar. İnsanların lehinde veya aleyhinde söz söyleyerek para toplıyan.
Çğl.FisalÇğl.Fusul
Aynı kökten:Fâsıla Fevasıl Fasîle Fesâil Fasl Fasıl Fisal Fusul Fussilet Fusul-ü Erbaa İnfisal İnfisalat mafsal Mefsil Mefâsıl Mufassal Mufassıl Munfasıl Müfasale Tafsil Tafsilât Fasîl Fisâl Fuslân Faysal Fisal Fısal Fassal Fesil Efsâl Fisâl
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
Mükellef
ك ل فKLF
Bir şeyi yapmağa mecbur olan. Vazifeli. Muvazzaf. Bir şeyi ödemeğe mecbur olan. Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. (Bak: Teklif)
Çğl.Mükellefîn
Aynı kökten:Kalafat Kalfa Külfet Mukallef Mükellef Mükellefîn Mükellefiyet Mükellif Mütekellif Mütekellifîn Tekellüf Tekellüfât Teklif Teklifât Tekâlif xoxox
Kâmil
ك م لKML
Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi. Yaşını başını almış, terbiyeli ve görgülü kimse. Âlim, bilgin kişi.
Aynı kökten:ikmal İstikmal Kâmil Kâmilen kemal Kemalât Mükemmel mükemmil Müstekmil Mütekâmil Mütekâmilîn Mütekemmil Mütekemmilîn tekamül tekmil Tekmile
Kisve
Kisvet
ك س وKSV
Elbise. Kılık. Hususi kıyafet. Küsve. Kisbet.
Aynı kökten:Kisve Kisvet
misl
misil
م ث لMSéL
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
İrza'
İrda'
ر ض عRD:A:
Meme vermek, süt emzirmek veya emzirilmek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza' İrda' Murazaa Murtazı' Murzı' Murzia Mürazaa
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
selem
Seleme
س ل مSLM
Emaneti sahibine hakkıyla iade etmek. / Peşin para ile veresiye mal alma. / Ayıplardan uzak olmak. / Kurtulmak. / Selef. / Ürem, faiz. / İm, işaret, belirti.
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
Tamam
ت م مTMM
Bitme, bitirme, son, nihayet. Tam, eksiksiz, noksansız. Ne eksik ne fazla. Münasib, uygun.
Aynı kökten:istitmam itmam Tamam Tamamen tamamiyet Temme Tetimme Tetümme Tetümmat Tetmim
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
Teşavür
ش و رŞVR
Danışma, müşâvere etme.
Aynı kökten:İstiş'ar İstiş'arat İstişare İstişarat İşar İş'ar İş'arat İşaret İşarat Meşveret Müşar Müşavere Müşavir Müşavirîn Müşir Müteşavir Şevr Şura Şure Teşavür
Diyanet Meali:
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın- (Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse, onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
2. BAKARA / 234
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 37
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Sizden vefat edenlerin geriye vezr ettikleri zevceler; kendi kendilerine dört ay ve aşr (on) yevm tarabbus ederler. Ecelleri baliğ olduğunda, maruf ile nefslerinde fail oldukları şeyde size cünah yoktur.
ALLAH, amel ettiklerinize habirdir.
Kadın ve Aile Hukuku VFY VZéR ZVC RBS: NFS RBA: ŞHéR A:ŞR BLG: eCL CNH FA:L NFS A:RF A:ML H:BR .mid197.ss2.as234.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxyevmxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rba:-erbaa#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#şhér-şehr#||#cnh-cünah#||#blg:-baliğ#||#a:şr-aşr#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vzér-vezr#||#rbs:-tarabbus#||#fa:l-xxoxx#x#VFY#||#VZéR#||#ZVC#||#RBS:#||#NFS#||#RBA:#||#ŞHéR#||#A:ŞR#||#BLG:#||#eCL#||#CNH#||#FA:L#||#NFS#||#A:RF#||#A:ML#||#H:BR#||#rba:-erbaa#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#şhér-şehr#||#cnh-cünah#||#blg:-baliğ#||#a:şr-aşr#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vzér-vezr#||#rbs:-tarabbus#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَعَشْرًاۚ فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ
Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcen yeterabbasne bi enfusihinne erbeate eşhurin ve aşrâ(aşran), fe izâ belagne ecelehunne fe lâ cunâhe aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne bil ma’rûf(ma’rûfi), vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Erbaa
Erbea
ر ب عRBA:
Dört.
Aynı kökten:Erbaa Erbea Erbain Erbia Merbaa murabbaa Rabi' Rabia Rabi'ul evvel Rabi'us sani rubai Rübaî
Terabbus
Tarabbus
ر ب صRBS:
Durup bekleme.
Aynı kökten:Müterabbıs Terabbus Tarabbus xoxox
vefat
و ف يVFY
Dünya yaşantısının kişiye yüklediği görevlerin tamamlanması ve kişinin bunun sorumluluğundan çıkması.
Çğl.Vefiyat
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
zevc
ز و جZVC
İki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. Çift. Sınıf, cins, nev'. Karı ve kocanın herbiri. Koca, eş.
Dşl.zevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic zevc zevce Zevceyn zevcat Ezvac
şehr
ش ه رŞHéR
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
Diyanet Meali:
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
2. BAKARA / 235
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 37
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlara hıtbe arz etmenizde veya nefsinizde kenn etmenizde size cünah yoktur.
ALLAH alimdir ki; muhakkak siz onları zikir edeceksiniz. Fakat onlara, maruf kavl söylemeniz dışında, sırr vaad etmeyin. Kitabın eceli iblağ oluncaya kadar, nikah akdine azim etmeyin.
Alim olun ki; muhakkak ALLAH, nefsinizde olana alimdir. Artık O'ndan hazer edin.
Alim olun ki; muhakkak ALLAH, gafurdur, halimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku CNH A:RD: H:T:B NSV KNN NFS A:LM ZéKR VA:D SRR K:VL K:VL A:RF A:ZM A:K:D NKH BLG: KTB eCL A:LM A:LM NFS HZéR A:LM G:FR HLM .mid198.ss2.as235.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxkitabxxx#ktb-kitab#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#nkh-nikah#||#va:d-vaad#||#blg:-iblağ#||#zékr-zikir#||#srr-sırr#||#a:rd:-arz#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#h:t:b-hıtbe#||#knn-kenn#||#a:k:d-akd#||#a:rf-maruf#||#hzér-hazer#||#a:zm-azim#||#hlm-halim#||#k:vl-xxoxx#x#CNH#||#A:RD:#||#H:T:B#||#NSV#||#KNN#||#NFS#||#A:LM#||#ZéKR#||#VA:D#||#SRR#||#K:VL#||#K:VL#||#A:RF#||#A:ZM#||#A:K:D#||#NKH#||#BLG:#||#KTB#||#eCL#||#A:LM#||#A:LM#||#NFS#||#HZéR#||#A:LM#||#G:FR#||#HLM#||#ktb-kitab#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#nfs-enfüs#||#ecl-ecel#||#nkh-nikah#||#va:d-vaad#||#blg:-iblağ#||#zékr-zikir#||#srr-sırr#||#a:rd:-arz#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#h:t:b-hıtbe#||#knn-kenn#||#a:k:d-akd#||#a:rf-maruf#||#hzér-hazer#||#a:zm-azim#||#hlm-halim#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا عَرَّضْتُمْ بِه۪ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَٓاءِ اَوْ اَكْنَنْتُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلٰكِنْ لَا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا اِلَّٓا اَنْ تَقُولُوا قَوْلًا مَعْرُوفًاۜ وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتّٰى يَبْلُغَ الْكِتَابُ اَجَلَهُۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَل۪يمٌ۟
Ve lâ cunâhe aleykum fîmâ arradtum bihî min hitbetin nisâi ev eknentum fî enfusikum, alimallâhu ennekum se tezkurûnehunne ve lâkin lâ tuvâıdûhunne sirran illâ en tekûlû kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen), ve lâ ta’zimû ukdeten nikâhı hattâ yeblugal kitâbu eceleh(ecelehu), va’lemû ennallâhe ya’lemu mâ fî enfusikum fahzerûh(fahzerûhu), va’lemû ennallâhe gafûrun halîm(halîmun).
Akd
ع ق دA:K:D
Anlaşma. Sözleşme. Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma.
Aynı kökten:Akd Akid akid Akide Akaid Mu'tekadat in'ikad İ'tikad itikat İ'tikadât İ'tikadî İ'tikadiyat Muakade Mu'tekid mün'akid Müteakıd Müteakkıd Taakkud Teakud Ukde ukad
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
arz
ع ر ضA:RD:
İzâh etmek. Açıklamak. Takdim etmek. Bir kimseye bir şeyi izhar etmek. Bir büyüğe bir şeyi hürmetle vermek. Bir işi büyüğüne hürmetle anlatmak. Kıymetli bir şeyi diğer bir şeyle değiştirmek. Bir şeyin birden, âniden meydana gelmesi. Altın ve paradan gayrı mal, metâ. Bir şeyin uzunluk mukabili olan genişliği. Bir muamelede aldanmak. Sağlam insanın hemen ölmesi. Delirmek. Coğ: Bir yerin yeryüzünde hatt-ı istivâdan (ekvatordan) olan uzaklığı. Koz: Bir yıldızın mıntıkatul bürucdan olan uzaklığı.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Âzim
azm
ع ز مA:ZM
Kasd, niyet. Sağlam ve kat'i karar. Bir iş hakkında kat'i karar ve niyet sahibi. Sebat.
Aynı kökten:Âzim azm Azimet İ'tizam
İblağ
ب ل غBLG:
Bildirmek. Yetiştirmek. Haberdar etmek. Göndermek.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecel
ا ج لeCL
Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. İleride olacağı şüphesiz olan.
Çğl.Acal
Aynı kökten:Ecel Acal Eceliyyet Ecl Müeccel Müste'cel Te'cil
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
hıtbe
خ ط بH:T:B
Huk: Bir kadının nikahına talib olmaktır. Evlenmeyi taleb eden erkeğe: "hatıb", evlenmesi taleb edilen kadına da "mahtube" denir.
Aynı kökten:hatb hatub hatib hıtbe hitab hutbe muhatab
Halîm
ح ل مHLM
Yumuşak huylu. Hoş muamele yapan. El Halim : Yumuşak muamele. YUMUŞAKLIK SAHİBİ. Suçluların cezalarını derhal vermek iktidarında olduğu halde sonraya bırakan ve yumuşak muamele eden
Dşl.Halîme
Aynı kökten:Halîm Halîme Halme Hilm Hilmiyyet Hulm Hulüm Ahlam Mütehallim Tahlim
Hazer
ح ذ رHZéR
Çekinme. Zarar verebilecek şeyden kaçınma. Korunma. Endişe. İhtiyat.
Çğl.Ahzar
Aynı kökten:Hazer Ahzar Hazır Hazir Hazur İhtiraz İhtizar Mahzur Mahzurat Mahzure Muhazere Mütehazzir Tahazzür
Kenn
ك ن نKNN
Örtülüp gizlenme.
Aynı kökten:İknan İstiknan Kânun Kanunulevvel Kanunussani Kenane kinâne Kenâyin Kenâin Kenin Kenn Kinan Eknan Ekinne Kinn Meknun Müstekinn Müstekinne Tekennüs
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Sırr
Sır
س ر رSRR
Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey. Müşâhedetullah'ın mahalli bulunan kalbdeki lâtife. İnsanın aklının ermediği şey. Allah'ın hikmeti.
Çğl.Serair
Aynı kökten:İsrar Serire Serâir Sırr Sır Serair Meserret Mesarr Meserrat Mesrur Mesruriyet Sarr Serra Sirr Esrar Esirre Sürur Tesrir Tesrirât Serir Sürur Surre Surer
Va'd
vaad
و ع دVA:D
Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.
Aynı kökten:ev'ide iad Mev'id Mev'ud Mev'ude Mevaid Miad Mevaid Muvaade Müvaade Va'd vaad Va'de Vaîd vaide
zikr
zikir
ذ ك رZéKR
Anmak, hatırlamak. Yad etmek. Anılmak. Anımsamak, akılda tutmak, aklına getirmek. Hatırlatmak, dile getirmek, adını söylemek. Bir şeyi zihinde hazır etme. Akıldan çıkarmamak, unutmamak.
Çğl.ezkar
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre zikr zikir ezkar zikra
Diyanet Meali:
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın. Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
2. BAKARA / 236
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 37
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Temas etmediğiniz veya kendilerine farzları farz etmediğiniz kadınları boşamışsanız, size cünah yoktur.
Musi kader üzre ve muktir kader üzre maruf meta ile o kadınları metalandırın.
Bu, muhsinler üzre hakktır.
Kadın ve Aile Hukuku CNH T:LK: NSV MSS FRD: FRD: MTA: VSA: K:DR K:TR K:DR MTA: A:RF HK:K: HSN .mid199.ss2.as236.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#mta:-meta#||#nsv-nisa#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#hk:k:-hakk#||#vsa:-musi#||#k:tr-muktir#||#k:dr-kader#||#cnh-cünah#||#hsn-muhsin#||#a:rf-maruf#||#frd:-farz#x#CNH#||#T:LK:#||#NSV#||#MSS#||#FRD:#||#FRD:#||#MTA:#||#VSA:#||#K:DR#||#K:TR#||#K:DR#||#MTA:#||#A:RF#||#HK:K:#||#HSN#||#mta:-meta#||#nsv-nisa#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#hk:k:-hakk#||#vsa:-musi#||#k:tr-muktir#||#k:dr-kader#||#cnh-cünah#||#hsn-muhsin#||#a:rf-maruf#||#frd:-farz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
لَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ اَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَر۪يضَةًۚ وَمَتِّعُوهُنَّۚ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُۚ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِۚ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِن۪ينَ
Lâ cunâha aleykum in tallaktumun nisâe mâ lem temessûhunne ev tefridû lehunne farîdâh(farîdâten) ve mettiûhunne alel mûsiı kaderuhu ve alel muktiri kaderuh(kaderuhu) metâan bil ma’rûf(ma’rûfi), hakkan alel muhsinîn(muhsinîne).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
muhsin
ح س نHSN
İhsan eden, iyilik eden. Kerim. Cömert. Allah'ı görür gibi O'na ibadet eden.
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Muktir
ق ت رK:TR
Dar hâlli, durumu sıkıntılı olan. / Kocasını nafaka bakımından sıkıştıran kadın. / Cimrilik eden.
Aynı kökten:Katere Katr Katura Maktur Muktir Taktir
Temass
temas
م س سMSS
Yan yana bulunma. Birbirine değme. Münasebette bulunma.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
Musi'
و س عVSA:
Genişlendiren. Ferahlık veren. Zengin. Muktedir.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Diyanet Meali:
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.
2. BAKARA / 237
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 37
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Temas etmenizden önce, onları boşarsanız... ve onlar için farzları farz etmişseniz... artık onlara farz ettiğiniz şeylerin yarısı onlarındır.
Ancak... kendileri afv etmişse... veya nikah akdi elinde bulunan kimse afv etmişse müstesna.
Sizin afv etmeniz, takva için daha karibtir.
Aranızdaki fazlı unutmayın!
Muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize basirdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku T:LK: K:BL MSS FRD: FRD: NS:F FRD: A:FV A:FV YDY A:K:D NKH A:FV K:RB VK:Y NSY FD:L BYN A:ML BS:R .mid200.ss2.as237.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf37.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:bl-kabl#||#nsy-nisyan#||#a:ml-amel#||#fd:l-fazl#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#nkh-nikah#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#bs:r-basir#||#k:rb-karib#||#vk:y-takva#||#a:k:d-akd#||#ns:f-nısf#||#frd:-farz#||#a:fv-afv#x#T:LK:#||#K:BL#||#MSS#||#FRD:#||#FRD:#||#NS:F#||#FRD:#||#A:FV#||#A:FV#||#YDY#||#A:K:D#||#NKH#||#A:FV#||#K:RB#||#VK:Y#||#NSY#||#FD:L#||#BYN#||#A:ML#||#BS:R#||#k:bl-kabl#||#nsy-nisyan#||#a:ml-amel#||#fd:l-fazl#||#t:lk:-talak#||#mss-temas#||#nkh-nikah#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#bs:r-basir#||#k:rb-karib#||#vk:y-takva#||#a:k:d-akd#||#ns:f-nısf#||#frd:-farz#||#a:fv-afv#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَر۪يضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذ۪ي بِيَدِه۪ عُقْدَةُ النِّكَاحِۜ وَاَنْ تَعْفُٓوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۜ وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Ve in tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne ve kadfaradtum lehunne farîdaten fe nısfu mâ faradtum illâen ya’fûne ev ya’fuvellezî bi yedihî ukdetun nikâh(nikâhı), ve en ta’fû akrabu lit takvâ ve lâ tensevul fadla beynekum innallâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
afv
ع ف وA:FV
Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. Ayakla basılmadık yer. Malın iyisi, helâli ve fazlası. Terketmek. Mahvetmek.
Aynı kökten:Afî Afüvv Afuv afv Muaf Muafat Muafiyyet Müsta'fi
Akd
ع ق دA:K:D
Anlaşma. Sözleşme. Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma.
Aynı kökten:Akd Akid akid Akide Akaid Mu'tekadat in'ikad İ'tikad itikat İ'tikadât İ'tikadî İ'tikadiyat Muakade Mu'tekid mün'akid Müteakıd Müteakkıd Taakkud Teakud Ukde ukad
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Basir
ب ص رBS:R
Gören, görme duyusu çalışan. Basiret sahibi. Anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. İt, köpek, kelp. El Basir : Her mahluk görür. Görme fiili.
Aynı kökten:basar Ebsâr Basir basiret Basair besaret İbsar İbtisar İstibsar Mubasara Mubsır Mubsırât Mütebassır Tabassur Tebsir
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
Kabl
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. İleride. Evvelki. / Hiçbir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
karib
ق ر بK:RB
Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. Yakın hısım.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Temass
temas
م س سMSS
Yan yana bulunma. Birbirine değme. Münasebette bulunma.
Aynı kökten:Emess Mass mess Misas Mümas Mümasse mütemass Temass temas
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nısf
ن ص فNS:F
Yarım, yarı. Orta.
Çğl.ensaf
Aynı kökten:muntasıf münasafa nısf ensaf
Nisyan
ن س يNSY
Unutmak, hatırdan çıkarmak.
Aynı kökten:İnsa Mensî Mensiyye Mensiyat Mensiyet Mensiyy Münasat Nasi Nesi' Nesy Ensa Nesyen Mensiyyen Nisyan Tenasi
Talâk
ط ل قT:LK:
Boşamak. Boşanmak. Bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikâhlı karısını bırakmak. (At) sıçramak ve kalkmak.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
takva
و ق يVK:Y
Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek. // korumak, esirgemek, muhafaza etmek, saklamak, önlemek, kötülük ve felaket karşısında korumak, güvende olmak, bir kalkan görevi görmek, göreve saygı duymak, sakınmak, saygı göstermek, korkmak, çekinmek. // Dinin emir ve tavsiyelerine uyma, haram ve günahlardan kaçınma hususunda gösterilen titizlik anlamında bir kavram. Fiilin kökü "korku" anlamını da içermekle birlikte bu korkunç bir şeyden çekinmeyi değil, seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaratanına karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade eder. “Allah bilinci, Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ifadeleri kavramın içeriğine daha uygun görünmektedir. Takva ve ittikā kelimelerinin içerdiği korku Allah’a duyulan saygıdan kaynaklanır. Takva; olumlu korkudur, sevgiyi yıpratma veya yitirme endişesidir.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
Diyanet Meali:
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
2. BAKARA / 240
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 38
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Sizden vefat edip de zevcelerini vezr edenler, bir seneye kadar zevcelerinin, havlinden ihrac edilmeksizin metalanmalarını vasiyet etmiş olmalıdır.
Eğer kendileri ihrac olurlarsa, artık onların maruftan nefslerine fail olacağı şeylerde size cünah yoktur.
ALLAH, azizdir, hakimdir.
Esma-ül HüsnaMiras HukukuKadın ve Aile Hukuku VFY VZéR ZVC VS:Y ZVC MTA: HVL G:YR H:RC H:RC CNH FA:L NFS A:RF A:ZZ HKM .mid202.ss2.as240.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf38.sure.2.xxxEsma-ül HüsnaxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#mta:-meta#||#nfs-enfüs#||#a:zz-aziz#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hvl-havl#||#h:rc-ihrac#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vzér-vezr#||#vs:y-vasiyet#||#fa:l-xxoxx#x#VFY#||#VZéR#||#ZVC#||#VS:Y#||#ZVC#||#MTA:#||#HVL#||#G:YR#||#H:RC#||#H:RC#||#CNH#||#FA:L#||#NFS#||#A:RF#||#A:ZZ#||#HKM#||#g:yr-gayr#||#mta:-meta#||#nfs-enfüs#||#a:zz-aziz#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#hvl-havl#||#h:rc-ihrac#||#zvc-zevc#||#a:rf-maruf#||#vfy-vefat#||#vzér-vezr#||#vs:y-vasiyet#||#fa:l-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجًاۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcâ(ezvâcen), vasıyyeten li ezvâcihim metâan ilel havli gayre ıhrâc(ıhrâcın), fe in harecne fe lâ cunâha aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne min ma’rûf(ma’rûfin), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Aziz
ع ز زA:ZZ
İzzetli. Çok izzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyaya alet etmeyen. Sireti temiz. Manevi kudret ve kuvvet sahibi. Hristiyanlıkta kudsi kabul edilen daimi reis. El Aziz : ALLAH'ın teceli eden bütün varlıkları azizdir. Aziz olmayan hiç bir şey yoktur. Zelil olan bir şeyin de başka birşeyin yanında azizleştiğine arif olunur.
Dşl.azizeÇğl.Eizze
Aynı kökten:Aziz azize Eizze Azze Eazz İ'tizaz İ'zaz izzet Muazzez Muazzezen Muizz Müteazziz Taazzüz Ta'ziz
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
havl
ح و لHVL
Güç, kuvvet. Muhit, etraf. Hile. Yıl, sene. Tahavvül, inkılâb. Bir hâlden bir hâle dönmek. Rücu etmek. Sıçramak.
Aynı kökten:Filhal Hâl Ahval Halbuki Hâlet havale Havali Havil Huvel havl Havle havâl Havlî hile Hiyel İhtilab İhtiyal Mahale Muhavvile Muhîlî Mumahele Mümahale müstehil Müstehile Müstehilat Mütemehhil Tahavvül Tahvil Tahvilât Temahhul
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
vefat
و ف يVFY
Dünya yaşantısının kişiye yüklediği görevlerin tamamlanması ve kişinin bunun sorumluluğundan çıkması.
Çğl.Vefiyat
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
Vasiyet
و ص يVS:Y
Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile temlik etmek.
Aynı kökten:musi muvassa mütevasi tavsiye tevasi vasi Vasiyet Vasiyy Vesayet Visâyet
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
zevc
ز و جZVC
İki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. Çift. Sınıf, cins, nev'. Karı ve kocanın herbiri. Koca, eş.
Dşl.zevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic zevc zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2. BAKARA / 241
Surede Toplam Ayet: 286
Kitap Sırası: 2
Nüzul Sırası: 87
Sayfa: 38
Cüz: 2
Nüzul Yeri: MEDİNE
Mutallaka kadınlar için maruf ile metalanmaları muttakiler üzre hakktır.
Kadın ve Aile Hukuku T:LK: MTA: A:RF HK:K: VK:Y .mid203.ss2.as241.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf38.sure.2.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#mta:-meta#||#t:lk:-mutallaka#||#hk:k:-hakk#||#vk:y-muttaki#||#a:rf-maruf#x#T:LK:#||#MTA:#||#A:RF#||#HK:K:#||#VK:Y#||#mta:-meta#||#t:lk:-mutallaka#||#hk:k:-hakk#||#vk:y-muttaki#||#a:rf-maruf#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلِلْمُطَلَّقَاتِ مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِۜ حَقًّا عَلَى الْمُتَّق۪ينَ
Ve lil mutallakâti metâun bil ma’rûf(ma’rûfi) hakkan alel muttekîn(muttekîne).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
Mutallaka
ط ل قT:LK:
Boşanılmış kadın. Bırakılmış, nikâhı bozulmuş.
Aynı kökten:İntılak Muntalik Mutallaka Talâk Talk Tulk
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Diyanet Meali:
Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur.
4. NİSA / 1
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 76
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ey nas!
• Sizi vahid nefsten halk eden
• ve ondan zevcesini halk eden
• ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar bess eden Rabbinize ittika edin!
KENDİSİNE ve rahimlere sail olduğunuz ALLAH'a ittika edin!
Muhakkak ki ALLAH, sizin üzerinize rakib olandır.
Doğa/YaşamKadın ve Aile Hukuku NVS VK:Y RBB H:LK: NFS VHD H:LK: ZVC BSéSé RCL KSéR NSV VK:Y SeL RHM KVN RK:B .mid434.ss4.as1.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf76.sure.4.xx*6xDoğa/YaşamxKadın ve Aile Hukukuxxalakxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#nvs-nas#||#nsv-nisa#||#rbb-rabb#||#rhm-erham#||#nfs-nefs#||#rcl-recül#||#ksér-kesir#||#h:lk:-halk#||#vhd-vahid#||#vk:y-ittika#||#sel-sail#||#bsésé-bess#||#rk:b-rakib#||#zvc-zevc#x#NVS#||#VK:Y#||#RBB#||#H:LK:#||#NFS#||#VHD#||#H:LK:#||#ZVC#||#BSéSé#||#RCL#||#KSéR#||#NSV#||#VK:Y#||#SeL#||#RHM#||#KVN#||#RK:B#||#kvn-kane#||#nvs-nas#||#nsv-nisa#||#rbb-rabb#||#rhm-erham#||#nfs-nefs#||#rcl-recül#||#ksér-kesir#||#h:lk:-halk#||#vhd-vahid#||#vk:y-ittika#||#sel-sail#||#bsésé-bess#||#rk:b-rakib#||#zvc-zevc#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يبًا
Yâ eyyuhân nâsuttekû rabbekumullezî halakakum min nefsin vâhidetin ve halaka minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîran ve nisââ(nisâen), vettekûllâhellezî tesâelûne bihî vel erhâm(erhâme). İnnallâhe kâne aleykum rakîbâ(rakîben).
bess
ب ث ثBSéSé
Neşretmek, yaymak. Parça parça dağılmak. İçindekini açığa vurmak. Ayırmak. Dert, keder. Merak.
Aynı kökten:bess İbsas İstibsas Mebsus Münbess
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
nas
ن و سNVS
Topluluk. İnsan topluluğu, halk, grup.
Aynı kökten:nas
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
Erham
ر ح مRHM
En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Rakib
Rakıb
ر ق بRK:B
Daima görüp kontrol eden, gözeten. Bekçi. Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri, Rakib. Rekabet eden. Gözeten, bekleyen. Er Rakib : ALLAH'ın her zuhuratı birbirine rakib olmak ile, sevginin tatlılaşmasını temin etmiş oluyor.
Çğl.RakibanÇğl.Rukaba'
Aynı kökten:İrtikab İstirkab Merkab Murakabe Murakıb Mürtekıb Müterakkıb Rakabe Rikab Rakabat Rakb Rakib Rakıb Rakiban Rukaba' Rekabet Rekub Rukba Terakkub Terakkubât
sail
س ا لSeL
Dilenci. Fakir. Soran. İsteyen. Akan, seyelan eden.
Dşl.SaileÇğl.Seele
Aynı kökten:İstis'al Mes'ul Mesule Mesulât Mes'uliyet sail Saile Seele sual Sualât Es'ile tesaül tese'ül
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
zevc
ز و جZVC
İki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. Çift. Sınıf, cins, nev'. Karı ve kocanın herbiri. Koca, eş.
Dşl.zevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic zevc zevce Zevceyn zevcat Ezvac
Diyanet Meali:
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
4. NİSA / 2
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 76
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Yetimlere mallarını verin!
Habisi, tayyib ile tebdil etmeyin! Onların mallarını kendi mallarınıza katıp da yemeyin!
Muhakkak o kebir havbdır.
Kadın ve Aile Hukuku eTY YTM MVL BDL H:BSé T:YB eKL MVL MVL KVN HVB KBR .mid435.ss4.as2.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf76.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#mvl-mal#||#ytm-yetim#||#bdl-tebdil#||#ekl-ekl#||#h:bsé-habis#||#hvb-havb#||#kbr-kebir#||#t:yb-tayyib#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#YTM#||#MVL#||#BDL#||#H:BSé#||#T:YB#||#eKL#||#MVL#||#MVL#||#KVN#||#HVB#||#KBR#||#kvn-kane#||#mvl-mal#||#ytm-yetim#||#bdl-tebdil#||#ekl-ekl#||#h:bsé-habis#||#hvb-havb#||#kbr-kebir#||#t:yb-tayyib#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاٰتُوا الْيَتَامٰٓى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَب۪يثَ بِالطَّيِّبِۖ وَلَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَب۪يرًا
Ve âtûl yetâmâ emvâlehum ve lâ tetebeddelûl habîse bit tayyîb(tayyîbi), ve lâ te’kulû emvâlehum ilâ emvâlikum. İnnehu kâne hûben kebîrâ(kebîran).
Tebdil
ب د لBDL
Değiştirmek. Tağyir etmek. Bir şeyi başka bir hâle veya şeye değiştirmek.
Çğl.Tebdilât
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Habîs
Habes
خ ب ثH:BSé
Fesadcı. Hilekâr. Alçak tabiatlı. Kötü. Pis. Gusülsüz gezen.
Çğl.HabeseÇğl.Hubesa
Aynı kökten:Ahbes Habaset Habîs Habes Habese Hubesa Habs Hıbse Hubs Ihbas İhbas
Havb
Hub
ح و بHVB
Günah, ma'siyet. Fakirlik. Fakir ve muhtaç olmak. Meşakkat. Maraz, ağrı, dert. Ana, baba. Havbet. Açlık, hâcet, meskenet. Çayırı, otlağı olmayan kır yer. ? Suç işlemek, günah işlemek, haram olanı yapmak, kötü durumda veya durumda olmak, öldürmek, günah veya suça götüren bir yol izlemek, keder ve keder içinde ağlamak veya haykırmak, ağıt yakmak veya şikayet etmek.
Aynı kökten:Havb Hub
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
4. NİSA / 3
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 76
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer yetimler hakkında kıst konusunda korkuya düşerseniz, size tayyib olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın.
Ancak, eğer aralarında tadil etmemekten korkuya düşerseniz... artık vahidtir veya melekesi yemininizde olandır.
Budur... adaletlik yapmamanız ednadır.
Kadın ve Aile Hukuku H:VF K:ST: YTM NKH T:YB NSV SéNY SéLSé RBA: H:VF A:DL VHD MLK YMN DNV A:VL .mid436.ss4.as3.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf76.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#h:vf-havf#||#dnv-edna#||#sélsé-sülase#||#sény-mesna#||#rba:-rubaa#||#nsv-nisa#||#ytm-yetim#||#nkh-nikah#||#vhd-vahid#||#ymn-yemin#||#a:dl-adil#||#k:st:-kıst#||#mlk-meleke#||#t:yb-tayyib#||#a:vl-xoxox#x#H:VF#||#K:ST:#||#YTM#||#NKH#||#T:YB#||#NSV#||#SéNY#||#SéLSé#||#RBA:#||#H:VF#||#A:DL#||#VHD#||#MLK#||#YMN#||#DNV#||#A:VL#||#h:vf-havf#||#dnv-edna#||#sélsé-sülase#||#sény-mesna#||#rba:-rubaa#||#nsv-nisa#||#ytm-yetim#||#nkh-nikah#||#vhd-vahid#||#ymn-yemin#||#a:dl-adil#||#k:st:-kıst#||#mlk-meleke#||#t:yb-tayyib#||#a:vl-xoxox#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۚ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَلَّا تَعُولُواۜ
Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe vâhideten ev mâ meleket eymânukum. Zâlike ednâ ellâ teûlû.
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
xoxox
ع و لA:VL
Adaletsizlik yapmak.
Aynı kökten:xoxox
dünya
د ن وDNV
Dünya (Denâet veya dünüvv. den) En yakın, en aşağı. Şimdiki âlemimiz.
Dşl.Ednâ
Aynı kökten:Daniye denaet Denavet Denes Ednas Deni' denî Deniyyat Denie dün Dünüvv dünya Ednâ dünyevî edna Ednanî madun Ma-dun
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Mesnâ
ث ن يSéNY
Bir şeyin tekrarı. İki. Çift. Mükerrer.
Çğl.Mesanî
Aynı kökten:İsnan İsneyn İstisna İstisnaat İstisnan Mesnâ Mesanî Müstesna sani saniye Seniyye Seniye Sine Sinet
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
Vahid
Evhad
و ح دVHD
Bir. Bir sayısı. Biricik, eşi ve benzeri olmayan. Tek. / Zatında hiç ortaklığa, çokluğa ihtimali olmayan, parçaları da parçacıkları da olmayan. El Vahid : ALLAH'ın tekleme, teklik fiili. teklikten gelmesi. Kendisi tekdir ve eşsizdir. Zuhuratları da tekdir ve eşsizdir. Hiç bir şey bir şeye benzemez. "Vahid-ül ehad", tek... teklikten gelmesi.
Aynı kökten:tevahhud Vahdaniyet vahdet Vahid Evhad
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
4. NİSA / 4
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 76
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlara sadukalarını, nihle olarak verin. Eğer, ondan birşeyinden, size kendi nefsi ile tayyib ederse, artık onu heni olarak riayetle yeyin.
Kadın ve Aile Hukuku eTY NSV S:DK: NHL T:YB ŞYe NFS eKL HéNe MRe .mid437.ss4.as4.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf76.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsadakaxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#şye-şey#||#nsv-nisa#||#nfs-nefs#||#mre-meri#||#ekl-ekl#||#héne-heni#||#s:dk:-saduka#||#nhl-nihle#||#t:yb-tayyib#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#NSV#||#S:DK:#||#NHL#||#T:YB#||#ŞYe#||#NFS#||#eKL#||#HéNe#||#MRe#||#şye-şey#||#nsv-nisa#||#nfs-nefs#||#mre-meri#||#ekl-ekl#||#héne-heni#||#s:dk:-saduka#||#nhl-nihle#||#t:yb-tayyib#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـًٔا مَر۪ٓيـًٔا
Ve âtûn nisâe sadukâtihinne nıhleh(nıhleten). Fe in tıbne lekum an şey’in minhu nefsen fe kulûhu henîen merîâ(merîan).
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
Henî
ه ن اHéNe
Hazmı kolay olan. / Faydalı ve sıhhate uygun. / Afiyetli. / deveyi zift ile yağlamak. / sağlıklı olmak, besinleri sağlıklı yapmak. / İyilik yapmak. / Sağlığı geliştirmek.
Aynı kökten:Henî
Mer'î
م ر اMRe
Riayet edilen, hükmü geçen. Makbul sayılan, hürmet edilen.
Çğl.Mer'iyye
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Nıhle
Nihle
ن ح لNHL
Bahşiş. Hediye. Dâva. Yol. Diyânet. Millet.
Çğl.Nihal
Aynı kökten:Nıhle Nihle Nihal Nuhl Nuhla nahl Nühul Nahle Nuhul
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Saduk
Saduka
ص د قS:DK:
Çok sâdık. Nikahta mehir.
Çğl.Sadukat
Aynı kökten:Esdak Masadak Masduk Mısdak Musadakat Musaddak musaddık Mutasaddık Mutasaddıkîn sadaka Sadakat sadık sadıka Asdika Saduk Saduka Sadukat sıddık sıdk Asdak Tasadduk tasdik Tasdikat
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
4. NİSA / 5
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 76
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
ALLAH'ın size kıyam kıldığı mallarınızı sefihlere vermeyin.
Onları onunla rızıklandırın ve kisveleyin ve onlar için maruf kavil söyleyin.
Kadın ve Aile Hukuku eTY SFHé MVL CA:L K:VM RZK: KSV K:VL K:VL A:RF .mid438.ss4.as5.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf76.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kıyam#||#mvl-mal#||#rzk:-rızk#||#sfhé-sefih#||#ksv-kisve#||#a:rf-maruf#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#eTY#||#SFHé#||#MVL#||#CA:L#||#K:VM#||#RZK:#||#KSV#||#K:VL#||#K:VL#||#A:RF#||#k:vm-kıyam#||#mvl-mal#||#rzk:-rızk#||#sfhé-sefih#||#ksv-kisve#||#a:rf-maruf#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّت۪ي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ ف۪يهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا
Ve lâ tu’tûs sufehâe emvâlekumulletî cealallâhu lekum kıyâmen verzukûhum fîhâ veksûhum ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
kıyam
ق و مK:VM
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. Dikilme. Ayaklanmak. İsyan. Karşı koyma, direnme. Ölümden sonra tekrar dirilmek. Başında durma, yönetme. Bir işe başlamak, devam etmek. Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. Canlanmak. Kıyamet günü manasına da gelir. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki, kainatta ki varlıkların uzay boşluğunda ki duruşlarının düzenlendiği, bununla beraber kıraat yapılan ayakta durma kısmı.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Kisve
Kisvet
ك س وKSV
Elbise. Kılık. Hususi kıyafet. Küsve. Kisbet.
Aynı kökten:Kisve Kisvet
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Sefih
س ف هSFHé
Zevk ve eğlenceye düşkün. Sefahete düşmüş. Malını düşünmeden harcayan. Akılsız.
Çğl.Süfeha
Aynı kökten:Müteseffih Sefahet Sefeh Sefeh Sefih Süfeha Tesfih
Diyanet Meali:
Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
4. NİSA / 6
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 76
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Yetimleri nikaha baliğ oluncaya kadar belv edin. Eğer onlardan rüşde ünsiyeti olan olurlarsa... artık mallarını kendilerine def edin.
Büyüyor olduklarından ötürü bedr ile ve israf ederek yemeyin.
Ganiy olan kimse, artık afif olmayı istesin. Fakir olan kimse, onu maruf ile yesin.
Onlara mallarını def ederken onlar üzerine şahid edinin.
ALLAH hasib olarak kafidir.
Kadın ve Aile Hukuku BLV YTM BLG: NKH eNS RŞD DFA: MVL eKL SRF BDR KBR KVN G:NY A:FF KVN FK:R eKL A:RF DFA: MVL ŞHéD KFY HSB .mid439.ss4.as6.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf76.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#mvl-mal#||#ytm-yetim#||#kfy-kafi#||#nkh-nikah#||#g:ny-ganiy#||#ekl-ekl#||#blg:-baliğ#||#rşd-rüşd#||#bdr-bedr#||#ens-ünsiyet#||#hsb-hasib#||#şhéd-şahid#||#blv-belv#||#dfa:-def#||#kbr-ekber#||#a:ff-afif#||#a:rf-maruf#||#srf-israf#||#fk:r-fakir#x#BLV#||#YTM#||#BLG:#||#NKH#||#eNS#||#RŞD#||#DFA:#||#MVL#||#eKL#||#SRF#||#BDR#||#KBR#||#KVN#||#G:NY#||#A:FF#||#KVN#||#FK:R#||#eKL#||#A:RF#||#DFA:#||#MVL#||#ŞHéD#||#KFY#||#HSB#||#kvn-kane#||#mvl-mal#||#ytm-yetim#||#kfy-kafi#||#nkh-nikah#||#g:ny-ganiy#||#ekl-ekl#||#blg:-baliğ#||#rşd-rüşd#||#bdr-bedr#||#ens-ünsiyet#||#hsb-hasib#||#şhéd-şahid#||#blv-belv#||#dfa:-def#||#kbr-ekber#||#a:ff-afif#||#a:rf-maruf#||#srf-israf#||#fk:r-fakir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰٓى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَۚ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُٓوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْۚ وَلَا تَأْكُلُوهَٓا اِسْرَافًا وَبِدَارًا اَنْ يَكْبَرُواۜ وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْۚ وَمَنْ كَانَ فَق۪يرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِۜ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا
Vebtelûl yetâmâ hattâ izâ belagûn nikâh(nikâha), fe in ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum, ve lâ te’kulûhâ isrâfen ve bidâren en yekberû. Ve men kâne ganiyyen felyesta’fif, ve men kâne fakîran felye’kul bil ma’rûf(ma’rûfi). Fe izâ defa’tum ileyhim emvâlehum fe eşhidû aleyhim. Ve kefâ billâhi hasîbâ(hasîben).
Afif
ع ف فA:FF
Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan. Müstakim.
Aynı kökten:Afaif Aff Afif İffet Müteaffif Müteaffifîn Taaffüf Teaffüf
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Bedr
Bedir
ب د رBDR
Dolunay. Ayın en parlak olduğu hâli. Mekke-i Mükerreme ile Medine-i Münevvere arasında bir yer ismi. Bir şeyin tamam olması. Sibâk ve sür'ât etmek. Bir işin ansızın zâhir olması. Tam ve münasib olan âzâ. Dolu şey. İyi hizmet eden köle.
Aynı kökten:Bedr Bedir Bedre Bider Leyle-i Bedr
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
Belv
Belva
ب ل وBLV
Dert, çile. Musibet. Zahmet. İmtihan, tecrübe.
Aynı kökten:Belâ Belâyâ Belv Belva Belve Bilv Mübtelâ
Def'
د ف عDFA:
Ortadan kaldırmak, Öteye itmek. Mâni' olmak. Savmak. Savunmak. Himaye etmek. Fık: Bir dâvayı müdafaa için başka bir dâva açmak.
Aynı kökten:Dafi' Dafia Def' İndifa Medfu' Müdafaa Müdafaat Müdafi' Mündefi' Tedafü'
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ünsiyet
ا ن سeNS
Alışkanlık, dostluk. / Birlikte düşüp kalkmak. Ahbablık. / Bir hale, bir olgunluğa ulaşma. / Çömezliğin, ürkekliğin kalkması.
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
Fakir
ف ق رFK:R
Biçâre, muhtaç, yoksul. İslâm dini, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılandıktan sonra yılda 96 gram altın alabilecek kadar geliri olmayanları fakir sayar.
Çğl.Fukara
Aynı kökten:Efkar Fakıra Fakir Fukara Fakr İfkar' Mefkaret Müfkir Müftekir Tefakkur Tefkir
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Hasib
ح س بHSB
Hesab eden, hesab edici. El Hasib : Hesab edici fiili. Hesaba çeken.
Aynı kökten:Ahseb Hasb Haseb Hasbî Hasbüna Hasib hesab Hüsbân Husban İhsab İhtisab Mahsub Mahsubât Muhasebe Muhasib
ekber
ك ب رKBR
Daha kebir, en kebir.
Dşl.KübraÇğl.Ekâbir
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
Kâfi
ك ف يKFY
Kifayet eden. Vâfi, başka şeye ihtiyaç bırakmayan. Yeten, yetişen, elveren.
Aynı kökten:Adem-i Kifâyet İstikfa Kâfi kifayet Maal-kifaye Mükâfat Mükâfî Müktefî Mütekâfi Mütekâfiyye Tekâfi Tekâfü' Vâfi Ve Kâfi
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
rüşd
ر ش دRŞD
Doğru yol bulup bağlanmak. Büluğa ermek. İstikamette olmak. Kişinin akıl ve idraki kavi ve tedbiri metin olmak.
Aynı kökten:irşad merşed mürşid Raşid Raşide Reşad reşid rüşeda rüşd rüşdiye
israf
س ر فSRF
Lüzumsuz yere harcamak. Malı ve parayı lüzumsuz yere sarf etmek. İhtiyacından fazla harcamak.
Çğl.İsrafat
Aynı kökten:israf İsrafat israfil müsrif
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
4. NİSA / 8
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 77
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kurb sahibleri ve yetimler ve miskinler, kısmete hazır olduklarında... onları ondan rızıklandırın. Onlara maruf kavl söyleyin.
Kadın ve Aile Hukuku K:SM eVL K:RB YTM SKN RZK: K:VL K:VL A:RF .mid441.ss4.as8.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#evl-uli#||#ytm-yetim#||#hd:r-hazır#||#rzk:-rızk#||#k:sm-kısmet#||#k:rb-kurb#||#skn-miskin#||#a:rf-maruf#||#k:vl-xxoxx#x#K:SM#||#eVL#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#RZK:#||#K:VL#||#K:VL#||#A:RF#||#evl-uli#||#ytm-yetim#||#hd:r-hazır#||#rzk:-rızk#||#k:sm-kısmet#||#k:rb-kurb#||#skn-miskin#||#a:rf-maruf#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُو۬لُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا
Ve izâ hadaral kısmete ulûl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzukûhum minhu ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Uli
ا و لeVL
Sâhib. Ehil.
Aynı kökten:alet Evvel Evvelîn Evvela Evvelen Evveliyat Evveliyet Muli' Müevvel Müevvil Te'vil Evl Te'vilât Ula Uli
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
Kısmet
ق س مK:SM
Bölmek ve ayırmak. Bahşetmek. Taksim etmek. Düşecek olan payın taksim edilmeden önceki adı. Fık: Hisse-i şâyiayı, yani, taksim olunmamış maldaki hisseleri sahiplerine tahsis etmektir.
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.
4. NİSA / 9
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 77
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer halflerinden zürriyetlerini zayıf olarak terk etselerdi nasıl korkarlardı ise, öyle haşy etsinler.
Artık ALLAH'a ittika etsinler ve sedid kavl söylesinler.
Kadın ve Aile Hukuku H:ŞY TRK H:LF ZéRR D:A:F H:VF VK:Y K:VL K:VL SDD .mid442.ss4.as9.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#h:vf-havf#||#zérr-zürriyet#||#h:lf-half#||#trk-terk#||#sdd-sedid#||#vk:y-ittika#||#h:şy-haşy#||#d:a:f-zayıf#||#k:vl-xxoxx#x#H:ŞY#||#TRK#||#H:LF#||#ZéRR#||#D:A:F#||#H:VF#||#VK:Y#||#K:VL#||#K:VL#||#SDD#||#h:vf-havf#||#zérr-zürriyet#||#h:lf-half#||#trk-terk#||#sdd-sedid#||#vk:y-ittika#||#h:şy-haşy#||#d:a:f-zayıf#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلْيَخْشَ الَّذ۪ينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْۖ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًا
Velyahşellezîne lev terakû min halfihim zurriyeten dıâfen hâfû aleyhim, felyettekûllâhe velyekûlû kavlen sedîdâ(sedîdan).
zayıf
ض ع فD:A:F
xoxox
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
half
خ ل فH:LF
Ard. Arka. Ardıl. Kendinden sonra gelen. Arka taraf.
Aynı kökten:halef half halife Halaif Hulefâ Hilaf Hilafen Hilafet Hulf İhlaf ihtilaf İhtilafat istihlaf muhalefet muhalif Muhalifîn Muhtelef Muhtelif Muhtelife Müstahlef müstahlif Mütehalif tahlif
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
Sedid
س د دSDD
Doğru. Yanlış ve yalan olmayan. Müstakil. Muhkem. Metin.
Aynı kökten:Esedd İnsidad Münsedd Müseddid Sedd Seddad Sedid Tesdid
Terk
ت ر كTRK
Bırakma, salıverme, vazgeçme. Bakmama. İhmal etme.
Aynı kökten:metruk Metruke Metrukiyyet Tereke Terike Terekat Terk
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
zürriyet
ذ ر رZéRR
Soy, nesil, döl, kuşak.
Çğl.Zürriyat
Aynı kökten:Tezerruk zerr zerre Zirr Zürre zürriyet Zürriyat
Diyanet Meali:
Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
4. NİSA / 10
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 77
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Muhakkak yetimlerin mallarını zulümle yiyenler… muhakkak batınlarında nar yerler. Yakında seire saly edecekler.
Kadın ve Aile Hukuku eKL MVL YTM Z:LM eKL BT:N NVR S:LY SA:R .mid443.ss4.as10.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf77.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxcehennemxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#mvl-mal#||#z:lm-zulüm#||#ytm-yetim#||#ekl-ekl#||#sa:r-seir#||#s:ly-saly#||#nvr-nar#||#bt:n-batn#x#eKL#||#MVL#||#YTM#||#Z:LM#||#eKL#||#BT:N#||#NVR#||#S:LY#||#SA:R#||#mvl-mal#||#z:lm-zulüm#||#ytm-yetim#||#ekl-ekl#||#sa:r-seir#||#s:ly-saly#||#nvr-nar#||#bt:n-batn#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا۟
İnnellezîne ye’kulûne emvâlel yetâmâ zulmen innemâ ye’kulûne fî butûnihim nârâ(nâran). Ve se yaslevne seîrâ(seîran).
batn
batın
ب ط نBT:N
Karın. İç. Soy, nesil. İç yüz. Sır, esrar.
Çğl.ButunÇğl.Bütun
Aynı kökten:Bâtın Bevatın batn batın Butun Bütun Bitan Bitane Betâyin İstibtan Mebtun Mubattın Mubattıne Müstebtın Tebattun
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
Saly
ص ل يS:LY
Ateşe girmek. Tutuşturmak. Ateşte pişirmek. Sıkıntı çekerek yanmak.
Aynı kökten:Saly Tasalli
se'ir
س ع رSA:R
Tutuşmuş, alevli ateş.
Aynı kökten:Mütese'ir Sa'r Saur se'ir
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
Diyanet Meali:
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.
4. NİSA / 15
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 79
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlarınızdan fahiş olanı işleyenler… onlara karşı içinizden dört şahid getirin.
Eğer onlar şahidlik ederlerse, artık o kadınları, mevt vefa oluncaya kadar veya ALLAH onlar için sebil kılıncaya kadar, onları evlerde imsak edin.
Kadın ve Aile Hukuku eTY FHŞ NSV ŞHéD RBA: ŞHéD MSK BYT VFY MVT CA:L SBL .mid448.ss4.as15.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf79.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rba:-erbaa#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#byt-beyt#||#şhéd-şahid#||#fhş-fahiş#||#msk-imsak#||#mvt-mevt#||#vfy-vefa#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#FHŞ#||#NSV#||#ŞHéD#||#RBA:#||#ŞHéD#||#MSK#||#BYT#||#VFY#||#MVT#||#CA:L#||#SBL#||#rba:-erbaa#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#byt-beyt#||#şhéd-şahid#||#fhş-fahiş#||#msk-imsak#||#mvt-mevt#||#vfy-vefa#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالّٰت۪ي يَأْت۪ينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَٓائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَب۪يلًا
Vellâtî ye’tînel fâhişete min nisâikum festeşhidû aleyhinne erbaaten minkum, fe in şehidû fe emsikûhunne fîl buyûti hattâ yeteveffâhunnel mevtu ev yec’alallâhu lehunne sebîlâ(sebîlen).
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
İmsak
م س كMSK
Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme. Oruca başlama zamanı. Hapsetmek. Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek. Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.
Aynı kökten:İmsak İstimsak Masik Misk Missik Mümessek Mümsik Mümsike Müske Müstemsik Mütemessik Temessük xoxox
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Erbaa
Erbea
ر ب عRBA:
Dört.
Aynı kökten:Erbaa Erbea Erbain Erbia Merbaa murabbaa Rabi' Rabia Rabi'ul evvel Rabi'us sani rubai Rübaî
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
vefa
و ف يVFY
Ahdinde, sözünde durma. Sevgi ve dostlukta sebat ve devam. Ödeme. Yetişme. Dince ve akılca lazım gelen şeyi yerine getirip uhdesinden çıkma.
Aynı kökten:ifa İstivfa Mufî müstevfa Müstevfi müteveffa Müteveffat Teveffi Vâfi Vâfiye vefa vefat Vefiyat
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).
4. NİSA / 16
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 79
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
İçinizden fahş yapan iki kimse… artık ikisine de eza edin.
Eğer onlar tevbe ederlerse ve ıslah olurlarsa, artık onlardan iraz edin.
Muhakkak ki ALLAH, tevvab, rahim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku eTY eZéY TVB S:LH A:RD: KVN TVB RHM .mid449.ss4.as16.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf79.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#rhm-rahim#||#tvb-tevvab#||#s:lh-ıslah#||#fhş-fahiş#||#a:rd:-iraz#||#ezéy-eza#||#ety-xxoxx#x#eTY#||#eZéY#||#TVB#||#S:LH#||#A:RD:#||#KVN#||#TVB#||#RHM#||#kvn-kane#||#rhm-rahim#||#tvb-tevvab#||#s:lh-ıslah#||#fhş-fahiş#||#a:rd:-iraz#||#ezéy-eza#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَاۚ فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَوَّابًا رَح۪يمًا
Vellezâni ye’tiyânihâ minkum fe âzûhumâ, fe in tâbâ ve aslehâ fe a’rıdû anhumâ. İnnallâhe kâne tevvâben rahîmâ(rahîmen).
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
eza
ا ذ يeZéY
Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. / İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey. / Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. / Tetavül etmek. / Ticarette kaybetme, zarar etme. / Kibir ve gururunu bıraktırma.
Aynı kökten:eza Eziyet İza Mu'zî Mu'ziyat Müezzi Müteezzi Mü'zi Te'ziye
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
tevvab
ت و بTVB
Dönüş yapanın, kime dönüş yaptığının idrakin de olması. Bu idarake sahip olan. / Tevbe ettiren. (tevbe ettiren, tevbeyi kabul edecek olandır.) Et Tevvab : Dönüş etmesiyle dönüş etmesi, sonra da kime dönüş ettiğini bilmesine tevvap derler. Bunun esas yaşantısını insanlar yaşar.
Aynı kökten:İstitabe Metab Taib Tetvibe tevbe Tövbe tevvab
Diyanet Meali:
Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
4. NİSA / 19
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 79
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ey iman edenler!
Kadınlara kerhen ter'is olmanız size helal değildir. Kendilerine verdiklerinizin bazısını zehab etmek için onları azil etmeyin.
Mübeyyin olarak fahiş olanı işlemeleri müstesnadır.
Onlara maruf ile aşr olun.
Eğer onlardan ikrah ederseniz... belki, olabilir ki, sizin ikrah ettiğinize... ALLAH, onda çok hayr kılmıştır.
Miras HukukuKadın ve Aile Hukuku eMN HLL VRSé NSV KRHé A:D:L ZéHéB BA:D: eTY eTY FHŞ BYN A:ŞR A:RF KRHé A:SY KRHé ŞYe CA:L H:YR KSéR .mid452.ss4.as19.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf79.sure.4.xxxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#şye-şey#||#a:sy-asa#||#nsv-nisa#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#ksér-kesir#||#h:yr-hayr#||#byn-mübeyyin#||#fhş-fahiş#||#a:şr-aşr#||#krhé-ikrah#||#vrsé-teris#||#zéhéb-zehab#||#a:d:l-azl#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#krhé-kerh#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#x#eMN#||#HLL#||#VRSé#||#NSV#||#KRHé#||#A:D:L#||#ZéHéB#||#BA:D:#||#eTY#||#eTY#||#FHŞ#||#BYN#||#A:ŞR#||#A:RF#||#KRHé#||#A:SY#||#KRHé#||#ŞYe#||#CA:L#||#H:YR#||#KSéR#||#şye-şey#||#a:sy-asa#||#nsv-nisa#||#ba:d:-bazı#||#emn-iman#||#ksér-kesir#||#h:yr-hayr#||#byn-mübeyyin#||#fhş-fahiş#||#a:şr-aşr#||#krhé-ikrah#||#vrsé-teris#||#zéhéb-zehab#||#a:d:l-azl#||#a:rf-maruf#||#hll-helal#||#krhé-kerh#||#ca:l-xxoxx#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَٓاءَ كَرْهًاۜ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ خَيْرًا كَث۪يرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ yahıllu lekum en terisûn nisâe kerhâ(kerhen). Ve lâ ta’dulûhunne li tezhebû bi ba’dı mâ âteytumûhunne illâ en ye’tîne bi fâhışetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve âşirûhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), fe in kerihtumûhunne fe asâ en tekrahû şey’en ve yec’alallâhu fîhi hayran kesîrâ(kesîran).
adl
azl
ع ض لA:D:L
Engel olmak. Mâni olmak. Men etmek.
Aynı kökten:adl azl
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
Asâ
ع س يA:SY
(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder.
Aynı kökten:Asâ
aşr
Aşir
ع ش رA:ŞR
On. On adetten birisini almak. On etmek. Onluk, on tanelik bölüm. Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası. Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on ayetlik bir parçası. Refakatçi. Çokluk. Şirket. Dost, yardımcı, yardak. Koca. Kabile. Kötülükte yardımcılık eden. Sahip. Toz.
Aynı kökten:Aşir Aşiret aşr Aşir İşrin Mi'şar Muaşşer Muaşşir Öşür A'şar
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
mübeyyin
ب ي نBYN
Açıklayan. Beyan eden. Meydana koyan.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
İkrah
ك ر هKRHé
İğrenmek. Tiksinmek. Bir işi istemiyerek yapmak. Birine zorla iş yaptırmak veya muamele yapmak.
Aynı kökten:Ekreh İkrah İkrahen İstikrah Kerahe Kerâhiye Kerâhet Keraheten Kerahiyyet Kerh Kerih Kerihe Kerâih Kerihet Mekruh Mekruhat Mekruha Mekruhiyet Mükrih Müstekrih Mütekerrih Tekerrüh
Kerh
ك ر هKRHé
İğrenme, hoşlanmayıp tiksinme. Zorlama. Bir şey sonradan kerih olmak.
Aynı kökten:Ekreh İkrah İkrahen İstikrah Kerahe Kerâhiye Kerâhet Keraheten Kerahiyyet Kerh Kerih Kerihe Kerâih Kerihet Mekruh Mekruhat Mekruha Mekruhiyet Mükrih Müstekrih Mütekerrih Tekerrüh
Kesir
ك ث رKSéR
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Te'ris
و ر ثVRSé
Kandırma. Ateş yakma. Fitne düşürme.
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
zehab
ذ ه بZéHéB
Gitmek. Zihnen bir yola sapmak. Yanlış düşünce. Bir fikre uymak. Zan. Gidermek, ortadan kaldırmak.
Aynı kökten:İzhab mezheb tezhib Zahib zehab zeheb
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.
4. NİSA / 20
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 80
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer bir zevce yerine zevce istibdal etmek irade ederseniz ve onlardan tekine kantarla vermiş olsanız… artık ondan bir şey ahz etmeyin.
Bühtan ve mübin ismle mi ahz edeceksiniz!?
Kadın ve Aile Hukuku RVD BDL ZVC KVN ZVC eTY eHD K:NT:R eH:Zé ŞYe eH:Zé BHéT eSéM BYN .mid453.ss4.as20.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf80.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-mekan#||#şye-şey#||#rvd-irade#||#ehd-ehad#||#bdl-istibdal#||#byn-mübin#||#esém-ism#||#eh:zé-ahz#||#bhét-bühtan#||#zvc-zevc#||#k:nt:r-kantar#||#ety-xxoxx#x#RVD#||#BDL#||#ZVC#||#KVN#||#ZVC#||#eTY#||#eHD#||#K:NT:R#||#eH:Zé#||#ŞYe#||#eH:Zé#||#BHéT#||#eSéM#||#BYN#||#kvn-mekan#||#şye-şey#||#rvd-irade#||#ehd-ehad#||#bdl-istibdal#||#byn-mübin#||#esém-ism#||#eh:zé-ahz#||#bhét-bühtan#||#zvc-zevc#||#k:nt:r-kantar#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍۙ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔاۜ اَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا
Ve in eradtumustibdâle zevcin mekâne zevcin, ve âteytum ihdâhunne kıntâren fe lâ te’huzû minhu şey’â(şey’en). E te’huzûnehu buhtânen ve ismen mubînâ(mubînen).
İstibdal
ب د لBDL
Değiştirmek, değiştirilmek. Bir vakfı mülk ile mübadele etmek. Birşey verip yerine başka şey istemek. Askerliği biten erlere tezkere verip yenilerini almak.
Aynı kökten:Bedel Bedelât Ebdal Bedeleyn Bedil Bidal İstibdal Mübadil Mübeddel Mübeddil Müstebdel Müstebdele Müstebdil Mütebadil Mütebeddil Tebadül Tebadülât Tebdil Tebdilât Tebeddül Tebeddülât
Bühtan
ب ه تBHéT
İftira. Birisine yalandan bir şey isnad etme. Birisini suçlu gösterme. Dalgınlık. Medhûş ve mütehayyir olma.
Aynı kökten:Bühat Büht Bühtan
mübin
ب ي نBYN
Açık, aşikar. Ayan kılan, beyan ve izah eden. Dilediğine doğru yolu gösteren. Hak ile batılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Ehad
ahad
ا ح دeHD
Bir. Tek. // Pazar günü. El Ehad : Tek olması.
Dşl.İhda
Aynı kökten:Âhâd Ehad ahad İhda Ehadiyyet Ahadiyet
ism
ا ث مeSéM
Günah. Büyük günah. Cürüm. Suç. / İyilikten ve iyi olmaktan uzaklaştıran herşey.
Çğl.Asam
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
Kantar
ق ن ط رK:NT:R
Ağırlık ölçüsü âleti. Kırk okka. Çok ağır, çok fazla anlamında mecaz.
Aynı kökten:Kantar
mekan
ك و نKVN
Yer. Mahal. Mesken. Taraf, yan. Amaç, durum, yol, koşul, şart.
Aynı kökten:kain kainat kün yekün kevn Mükevvin Mütekevvin Tekevvün Tekevvünât tekvin mekan Mekânet
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
zevc
ز و جZVC
İki şeyden meydana gelen. Bunların her biri. Çift. Sınıf, cins, nev'. Karı ve kocanın herbiri. Koca, eş.
Dşl.zevceÇğl.ZevceynÇğl.zevcatÇğl.Ezvac
Aynı kökten:Mütezevvic Mütezevvicîn Müzavece Müzevvec Tezevvüc Tezevvücât Tezvic zevc zevce Zevceyn zevcat Ezvac
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?
4. NİSA / 21
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 80
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Nasıl ahz edersiniz!?
Bazınız bazınızla (birbirinizle) faza olmuşsunuz! Onlar sizden galiz misak almışlardı.
Kadın ve Aile Hukuku KYF eH:Zé FD:V BA:D: BA:D: eH:Zé VSéK: G:LZ: .mid454.ss4.as21.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf80.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kyf-keyfe#||#ba:d:-bazı#||#eh:zé-ahz#||#fd:v-faza#||#g:lz:-galiz#||#vsék:-misak#x#KYF#||#eH:Zé#||#FD:V#||#BA:D:#||#BA:D:#||#eH:Zé#||#VSéK:#||#G:LZ:#||#kyf-keyfe#||#ba:d:-bazı#||#eh:zé-ahz#||#fd:v-faza#||#g:lz:-galiz#||#vsék:-misak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا
Ve keyfe te’huzûnehu ve kad efdâ ba’dukum ilâ ba’dın ve ehazne minkum mîsâkan galîzâ(galîzan).
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
ahz
ا خ ذeH:Zé
Ele geçirmek. Elde etmek. Alma. Tutma. Esir alma. Kabul etme. Zorla alma. / İşkence etme. // türetilen-çıkarsanan, kabul edilmiş / bir antlaşmayı kabul etmek / sarsılmış-etkilenmiş / ustalık kazanmak, yok etmek, cezbetmek, büyülemek.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
Faza
ف ض وFD:V
Karışık. Karışmak. İçli-dışlı olmak.
Aynı kökten:Faza
Galîz
غ ل ظG:LZ:
Çirkin. Terbiye dışı. Yoğun. Kaba. Kokmuş madde.
Dşl.GalîzeÇğl.AglazÇğl.Gılaz
Aynı kökten:Aglez Galîz Galîze Aglaz Gılaz Gılzet İglaz İglazat İstiglaz Tagliz
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
Misak
و ث قVSéK:
Anlaşma. Sözleşme. Yeminleşme. Verilen söz.
Aynı kökten:İstisak Mevsuk Mevasik Misak Müstevsik Vesak vesika Vesaik Vuska Vüska
Diyanet Meali:
Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
4. NİSA / 22
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 80
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlardan, babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Selef olmuş olanlar müstesna.
Muhakkak bu, fahiş olur ve makt ve sui sebildir.
Kadın ve Aile Hukuku NKH NKH eBV NSV SLF KVN FHŞ MK:T SVe SBL .mid455.ss4.as22.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf80.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#sve-sui#||#sbl-sebil#||#ebv-eb#||#nsv-nisa#||#nkh-nikah#||#mk:t-makt#||#slf-selef#||#fhş-fahiş#x#NKH#||#NKH#||#eBV#||#NSV#||#SLF#||#KVN#||#FHŞ#||#MK:T#||#SVe#||#SBL#||#kvn-kane#||#sve-sui#||#sbl-sebil#||#ebv-eb#||#nsv-nisa#||#nkh-nikah#||#mk:t-makt#||#slf-selef#||#fhş-fahiş#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًاۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا۟
Ve lâ tenkihû mâ nekaha âbâukum minen nisâi, illâ mâ kad selef(selefe). İnnehu kâne fâhışeten ve maktâ(maktan). Ve sâe sebîlâ(sebîlen).
eb
Ebu
ا ب وeBV
(Ebâ, Ebu, Ebi) Baba. Ata.
Aynı kökten:eb Ebu
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Makt
م ق تMK:T
Kin, hiddet. İğrençlik. Şiddetli buğz. Nefret.
Aynı kökten:Makît Makt Memkut Mümkut
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
Self
Selef
س ل فSLF
Eskiden olan. / Evvelce bulunmuş olan. / Yerine geçilen. / Önde olmak, ileri geçmek. / Eski adam.
Çğl.EslâfÇğl.Süllaf
Aynı kökten:İslaf İstislaf Maselef Meslufe Selefiye Self Selef Eslâf Süllaf Sülfe Teslif
sui
س و اSVe
Kötü, kötülük. Fenalık. Suç. Kötü olmak.
Çğl.Mesavi
Aynı kökten:seyyi' seyyie seyyiat sui Mesavi
Diyanet Meali:
Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
4. NİSA / 23
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 80
Cüz: 4
Nüzul Yeri: MEDİNE
Size şunlarla evlenmek haram kılındı:
• Anneleriniz
• ve kızlarınız
• ve kız kardeşleriniz
• ve halalarınız
• ve teyzeleriniz
• ve erkek kardeş kızları
• ve kız kardeş kızları
• ve sizi emziren süt anneleriniz
• ve süt kız kardeşleriniz
• ve karılarınızın anneleri
• ve hacerlerinizde (oda) olan kadınlarınızdan dahilde olan üvey kızlarınız -eğer onlarla dahil olmamışsanız size cünah yoktur-
• ve sülbünüzden olan oğullarınızın helalleri
• ve iki kız kardeşi bir araya cem etmeniz.
Selef olmuş olanlar müstesna.
Muhakkak ki ALLAH, gafur, rahim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku HRM eMM BNY eH:V A:MM H:VL BNY eH:V BNY eH:V eMM RD:A: eH:V RD:A: eMM NSV RBB HCR NSV DH:L KVN DH:L CNH HLL BNY S:LB CMA: BYN eH:V SLF KVN G:FR RHM .mid456.ss4.as23.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs4.syf80.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#bny-beni#||#eh:v-ahi#||#nsv-nisa#||#rbb-rebibe#||#rhm-rahim#||#cma:-cem#||#dh:l-dahil#||#byn-beyn#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#hrm-haram#||#hcr-hacer#||#hll-helal#||#emm-ümm#||#slf-selef#||#s:lb-sulb#||#a:mm-amme#||#h:vl-hale#||#rd:a:-irza#x#HRM#||#eMM#||#BNY#||#eH:V#||#A:MM#||#H:VL#||#BNY#||#eH:V#||#BNY#||#eH:V#||#eMM#||#RD:A:#||#eH:V#||#RD:A:#||#eMM#||#NSV#||#RBB#||#HCR#||#NSV#||#DH:L#||#KVN#||#DH:L#||#CNH#||#HLL#||#BNY#||#S:LB#||#CMA:#||#BYN#||#eH:V#||#SLF#||#KVN#||#G:FR#||#RHM#||#kvn-kane#||#bny-beni#||#eh:v-ahi#||#nsv-nisa#||#rbb-rebibe#||#rhm-rahim#||#cma:-cem#||#dh:l-dahil#||#byn-beyn#||#cnh-cünah#||#g:fr-gafur#||#hrm-haram#||#hcr-hacer#||#hll-helal#||#emm-ümm#||#slf-selef#||#s:lb-sulb#||#a:mm-amme#||#h:vl-hale#||#rd:a:-irza#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ
Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve halâtukum ve benâtul ahi ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdâ’nekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn(bihinne), fe in lem tekûnû dehaltum bihinne fe lâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum, ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ kad selef(selefe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
amm
ع م مA:MM
Babanın kardeşi.
Dşl.amme
Aynı kökten:amm amme
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Cem'
ج م عCMA:
Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Farklı şeyleri bir yere getirmek. Az cemaat. Yığma. Hurmanın iyi olmayanı.
Çğl.Cümu
Aynı kökten:cami Cevâmi' Camia Cem' Cümu cemaat Cemi' cemian cem'iyyet Cemiyet cem'iyyat Cum'a Cum'at Cumhur Cemahir Ecamire İcma' İctima' İctimaat Mecmua mecmuat Mecami'
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
dahil
د خ لDH:L
İçeri. İç. İçinde. İçeri girmiş. Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.
Aynı kökten:dahil dahl Dehal Dehalet duhul İddihal İdhal İdhalât Medhal Medahil Medhul müdahil Müdahilîn Müdahilan Müdhal Müdhil Mütedahil
ahi
ا خ وeH:V
kardeş
Çğl.ihvan
Aynı kökten:ahi ihvan Uht Ahvat
ümm
ümmü
ا م مeMM
Ana, anne, vâlide. Nine. Asıl, esas. Başlıca olan şey.
Çğl.Ümmehat
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Hâle
خ و لH:VL
Ananın kız kardeşi. Teyze.
Çğl.Halat
Aynı kökten:Hâle Halat Havl Muhavvile Müstehîl Müstehîle Müstehilât
hacer
ح ج رHCR
Taş. Kaya. Oda. Hücre.
Çğl.AhcarÇğl.HaceratÇğl.Hicar
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Rebib
ر ب بRBB
Üvey oğul. Evde beslenen koyun. (Müe: Rebibe)
Dşl.RebibeÇğl.Rebâib
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
İrza'
İrda'
ر ض عRD:A:
Meme vermek, süt emzirmek veya emzirilmek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza' İrda' Murazaa Murtazı' Murzı' Murzia Mürazaa
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sulb
ص ل بS:LB
Sert, katı. Taş gibi olan. Omurga kemiği. Sülâle, zürriyet. Bel.
Çğl.Aslâb
Aynı kökten:Musalleb Mutasallib Sulb Aslâb Sulbî Sulbiye Sulbiyet Tasallub Taslib Mütesalib Mütesalibe Salb Salben Taslib
Self
Selef
س ل فSLF
Eskiden olan. / Evvelce bulunmuş olan. / Yerine geçilen. / Önde olmak, ileri geçmek. / Eski adam.
Çğl.EslâfÇğl.Süllaf
Aynı kökten:İslaf İstislaf Maselef Meslufe Selefiye Self Selef Eslâf Süllaf Sülfe Teslif
Diyanet Meali:
Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
4. NİSA / 24
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 81
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
... melekesi yemininizde olanların dışında, kadınlardan muhsan olanlar.
ALLAH'ın kitabı üzerinizedir.
Müsafeha gayrısında, muhsin olarak mallarınız ile ibtiga ettiğiniz, bunlardan verası size helal kılındı.
Artık o kadınlardan metalanın ve artık onlara farz olan ecirlerini verin. Farz olandan sonra, rızalaşmanızda size cünah yoktur.
Muhakkak ki ALLAH alim, hakim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku HS:N NSV MLK YMN KTB HLL VRY BG:Y MVL HS:N G:YR SFH MTA: eTY eCR FRD: CNH RD:V BA:D FRD: KVN A:LM HKM .mid457.ss4.as24.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf81.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxkitabxxx#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#mta:-meta#||#mvl-mal#||#ba:d-bad#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#ecr-ecir#||#vry-vera#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#hs:n-muhsan#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#sfh-müsafeha#||#bg:y-ibtiga#||#hll-helal#||#rd:v-rıza#||#frd:-farz#||#ety-xxoxx#x#HS:N#||#NSV#||#MLK#||#YMN#||#KTB#||#HLL#||#VRY#||#BG:Y#||#MVL#||#HS:N#||#G:YR#||#SFH#||#MTA:#||#eTY#||#eCR#||#FRD:#||#CNH#||#RD:V#||#BA:D#||#FRD:#||#KVN#||#A:LM#||#HKM#||#kvn-kane#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#mta:-meta#||#mvl-mal#||#ba:d-bad#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#ecr-ecir#||#vry-vera#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#hs:n-muhsan#||#cnh-cünah#||#hkm-hakim#||#sfh-müsafeha#||#bg:y-ibtiga#||#hll-helal#||#rd:v-rıza#||#frd:-farz#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۚ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۘ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَٓاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَۜ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِه۪ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَر۪يضَةًۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا تَرَاضَيْتُمْ بِه۪ مِنْ بَعْدِ الْفَر۪يضَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًا
Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn(musâfihîne). Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah(farîdaten). Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah(farîdati). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
farz
ف ر ضFRD:
Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. Takdir veya beyan eylemek. Bir şeyi delmek, gedik açmak. Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. Addetmek, saymak, tutmak.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
muhsan
ح ص نHS:N
Akıl. Büluğ. Hürriyet. Nikah-ı sahih ile teehhül (evlilik) vasıflarını cami olan kimse.
Aynı kökten:Hasan Hasanet Hasna Hısan hısn husun Hisan .Hısan muhassan muhsan mütehassın tahassun tahsin
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Müsafeha
س ف حSFH
Zinâ etmek.
Aynı kökten:Mesfuh Sefh Süfuh Müsafeha Sifah
Vera
Very
و ر يVRY
Arkadan gelen. / Öte. / Başka taraf. / Arka, geri. / Torun. / Çakmaktan ateş çıkması. // Ateş yakmak. / Müphem olarak, müphem bir şekilde, bir şeyin başka bir şeymiş gibi yapılması. / Gizlemek, örtmek, bir şeyin arkasına örtmek, gizlemek. / Yardımcı, takipçi. / Hz. Musaya inzal olan Kanun Kitabı. // Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar. Halk. Mahluk. // Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Aynı kökten:ira Mütevari Tevari Vera Very
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Diyanet Meali:
(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. NİSA / 25
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 81
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Sizden, muhsan, mü'min kandınlarla nikahlanmaya tavl olarak istitaat etmeyen kimse, melekesi yemininizde olandan ve iman etmiş delikanlı kızlarınızdan...
ALLAH, sizin imanınıza alimdir.
Bazınız bazınızdansınız (birbirinizdensiniz).
Artık ehlinin izniyle onları nikahlayın.
Müsafeha gayrısında muhsan olanlara, maruf ile ecirlerini verin. Uhsin olmuşken hıdn ittihaz eden olmayın. Artık eğer fahiş olanı işlerlerse... ardından onlara, muhsan kadınların azabının nısfıdır.
Bu, içinizden, anetten haşy edenler içindir. Sabır etmeniz sizin için hayrdır.
ALLAH, gafurdur, rahimdir.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku T:VA: T:VL NKH HS:N eMN MLK YMN FTY eMN A:LM eMN BA:D: BA:D: NKH eZéN eHéL eTY eCR A:RF HS:N G:YR SFH eH:Zé H:DN HS:N eTY FHŞ NS:F HS:N A:ZéB H:ŞY A:NT S:BR H:YR G:FR RHM .mid458.ss4.as25.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf81.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#g:yr-gayr#||#t:va:-istitaat#||#ehél-ehil#||#ba:d:-bazı#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#s:br-sabr#||#nkh-nikah#||#a:zéb-azab#||#h:yr-hayr#||#ecr-ecir#||#sfh-müsafeha#||#h:dn-hıdn#||#fhş-fahiş#||#ns:f-nısf#||#a:nt-anet#||#h:şy-haşy#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#fty-feta#||#g:fr-gafur#||#eh:zé-ittihaz#||#hs:n-muhsan#||#t:vl-tavl#||#ezén-izin#||#a:rf-maruf#||#ety-xxoxx#x#T:VA:#||#T:VL#||#NKH#||#HS:N#||#eMN#||#MLK#||#YMN#||#FTY#||#eMN#||#A:LM#||#eMN#||#BA:D:#||#BA:D:#||#NKH#||#eZéN#||#eHéL#||#eTY#||#eCR#||#A:RF#||#HS:N#||#G:YR#||#SFH#||#eH:Zé#||#H:DN#||#HS:N#||#eTY#||#FHŞ#||#NS:F#||#HS:N#||#A:ZéB#||#H:ŞY#||#A:NT#||#S:BR#||#H:YR#||#G:FR#||#RHM#||#g:yr-gayr#||#t:va:-istitaat#||#ehél-ehil#||#ba:d:-bazı#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:lm-alim#||#rhm-rahim#||#s:br-sabr#||#nkh-nikah#||#a:zéb-azab#||#h:yr-hayr#||#ecr-ecir#||#sfh-müsafeha#||#h:dn-hıdn#||#fhş-fahiş#||#ns:f-nısf#||#a:nt-anet#||#h:şy-haşy#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#fty-feta#||#g:fr-gafur#||#eh:zé-ittihaz#||#hs:n-muhsan#||#t:vl-tavl#||#ezén-izin#||#a:rf-maruf#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِكُمْۜ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍۚ فَاِذَٓا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْۜ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟
Ve men lem yestetı’ minkum tavlen en yenkıhal muhsanâtil mu’minâti fe min mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mu’minât(mu’minâti). Vallâhu a’lemu bi îmânikum. Ba’dukum min ba’d(ba’dın), fenkihûhunne bi izni ehlihinne ve âtûhunne ucûrehunne bil ma’rûfi muhsanâtin gayra musâfihâtin ve lâ muttehızâti ahdân(ahdânin), fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb(azâbi). Zâlike li men haşiyel anete minkum. Ve en tasbirû hayrun lekum. Vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
anet
ع ن تA:NT
Sıkıntı çekmek. Günah. Zina. Helak. Fesad. Meşakkat. Kalb darlığı. Hata. Galat. Tıb: Kırılan bir kemiğin sarıldıktan sonra tekrar kırılması.
Aynı kökten:anet
Ma'ruf
ع ر فA:RF
Arifin irfan sahibi olduğu mevzu. Arif olunan irfan, ilim, malumat, bilgi, beceri, hüner. / Bilinen, tanınmış, meşhur. / Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele.
Çğl.Ma'rufat
Aynı kökten:Arafat Arefe Arf A'raf Arif Urefa Avarif İrfan İtiraf maarif Ma'rifet Ma'ruf Ma'rufat Mütearefe Mütearife Mütearif Mütearrif Örf A'raf Ta'rif Ta'rife
azab
ع ذ بA:ZéB
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem. Dünyada işlenen suç ve kabahate karşılık olarak âhirette çekilecek ceza.
Aynı kökten:azab Azb Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
izn
izin
ا ذ نeZéN
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Fahiş
ف ح شFHŞ
Haddi tecavüz eden. Mübalâğalı. Ahlaksız ve hayasız. Ahlâka uymaz ve terbiyesiz olan. Nekir ve yaramaz şey. Bozuk, kötü ve haram olan iş, amel.
Dşl.FahişeÇğl.Fevahiş
Aynı kökten:Fahhaş Fahiş Fahişe Fevahiş Fahşa Fuhş fuhuş Fuhşiyyat İfhaş Müfhiş Tefahhuş
feta
ف ت يFTY
Genç. Delikanlı. Cömert.
Çğl.fityeÇğl.fityan
Aynı kökten:feta fitye fityan fetva feteva ifta efta istifta müfti müstefti
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hıdn
خ د نH:DN
Dost, yoldaş. / Koltuk altından yan başına varana kadar, kucak. / Nahiye. / Canip, taraf. / Şirket kurmak. / Gizlilik içinde ilişki kurmak, gayrı meşru dost edinmek.
Çğl.ahdan
Aynı kökten:hıdn ahdan muhadene
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Haşy
خ ش يH:ŞY
Korkmak
Aynı kökten:Haşiye Haşy Haşyet Muhaşşî Mütehaşi Tahaşi Tahaşşi Tahşiye Tehaşi
muhsan
ح ص نHS:N
Akıl. Büluğ. Hürriyet. Nikah-ı sahih ile teehhül (evlilik) vasıflarını cami olan kimse.
Aynı kökten:Hasan Hasanet Hasna Hısan hısn husun Hisan .Hısan muhassan muhsan mütehassın tahassun tahsin
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nısf
ن ص فNS:F
Yarım, yarı. Orta.
Çğl.ensaf
Aynı kökten:muntasıf münasafa nısf ensaf
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Müsafeha
س ف حSFH
Zinâ etmek.
Aynı kökten:Mesfuh Sefh Süfuh Müsafeha Sifah
İstitaat
ط و عT:VA:
İtaat etmenin gereklerini yerine getirmek, bunu dilemek ve şartlarına uymak.
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
tul
Tavl
ط و لT:VL
Boy. Uzunluk. Ömür ve hayat. Uzamak. Zaman çokluğu. Çokluk, bolluk.
Aynı kökten:atvel istitale Mattal Mattâle Mıtla Metâli mustatil mutavele tavil tetavül tul Tavl tula
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
Diyanet Meali:
Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
4. NİSA / 29
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 82
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ey iman edenler!
Mallarınızı aranızda batıl ile yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Nefslerinizi katl etmeyin.
Muhakkak ki ALLAH, size rahim olandır.
Kadın ve Aile Hukuku eMN eKL MVL BYN BT:L KVN TCR RD:V K:TL NFS KVN RHM .mid462.ss4.as29.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf82.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#k:tl-katl#||#mvl-mal#||#emn-iman#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#ekl-ekl#||#byn-beyn#||#tcr-ticaret#||#rd:v-rıza#||#bt:l-batıl#x#eMN#||#eKL#||#MVL#||#BYN#||#BT:L#||#KVN#||#TCR#||#RD:V#||#K:TL#||#NFS#||#KVN#||#RHM#||#kvn-kane#||#k:tl-katl#||#mvl-mal#||#emn-iman#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#ekl-ekl#||#byn-beyn#||#tcr-ticaret#||#rd:v-rıza#||#bt:l-batıl#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı, illâ en tekûne ticâraten an terâdın minkum, ve lâ taktulû enfusekum. İnnallâhe kâne bikum rahîmâ(rahîmen).
batıl
ب ط لBT:L
Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan.
Aynı kökten:batıl battal butlan bütul ibtal iptal mubtil
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
katl
ق ت لK:TL
Öldürmek.
Aynı kökten:İstiktal katil katl katliam Kıtal Maktel maktul Maktulîn mukatele mukatil mukatilun Müstaktil taktil tekatül Takatül
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
rıza
ر ض وRD:V
Memnunluk, hoşluk, razı olmak. İstek, arzu. Kendi isteği.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Ticaret
ت ج رTCR
Alım-Satım.
Aynı kökten:İtticar Mütacere Tacir Tüccar Tecr Ticaret Ticari Ticariyye
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
4. NİSA / 34
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 83
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
ALLAH'ın bazısını bazısına fazl ettiği ile ve mallarından infak ettikleri ile erkek kimseler, kadınlara kavvamdır.
Salih kadınlar, ALLAH'ın hıfz ettiği şeyle, kanit olurlar, gayb için hıfz edici olurlar.
Nüşuz etmelerinden korktuğunuz kadınlara... artık vaaz edin ve mazcalarda onları hicr edin ve onları darb edin. Eğer itaat ederlerse, artık üzerlerine sebil ibtiga etmeyin.
Muhakkak ki ALLAH, aliyy, kebir olandır.
İnfakEsma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku RCL K:VM NSV FD:L BA:D: BA:D: NFK: MVL S:LH K:NT HFZ: G:YB HFZ: H:VF NŞZ VA:Z: HéCR D:CA: D:RB T:VA: BG:Y SBL KVN A:LV KBR .mid467.ss4.as34.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf83.sure.4.xxxİnfakxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxinfakxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#k:vm-kavvam#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#mvl-mal#||#t:va:-itaat#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#ba:d:-bazı#||#fd:l-fazl#||#rcl-recül#||#k:nt-kanit#||#nşz-nüşuz#||#d:ca:-mazca#||#bg:y-ibtiga#||#g:yb-gayb#||#s:lh-salih#||#nfk:-infak#||#d:rb-darb#||#hécr-hicr#||#hfz:-hıfz#||#kbr-kebir#||#a:lv-aliyy#||#va:z:-vaaz#x#RCL#||#K:VM#||#NSV#||#FD:L#||#BA:D:#||#BA:D:#||#NFK:#||#MVL#||#S:LH#||#K:NT#||#HFZ:#||#G:YB#||#HFZ:#||#H:VF#||#NŞZ#||#VA:Z:#||#HéCR#||#D:CA:#||#D:RB#||#T:VA:#||#BG:Y#||#SBL#||#KVN#||#A:LV#||#KBR#||#k:vm-kavvam#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#mvl-mal#||#t:va:-itaat#||#sbl-sebil#||#nsv-nisa#||#ba:d:-bazı#||#fd:l-fazl#||#rcl-recül#||#k:nt-kanit#||#nşz-nüşuz#||#d:ca:-mazca#||#bg:y-ibtiga#||#g:yb-gayb#||#s:lh-salih#||#nfk:-infak#||#d:rb-darb#||#hécr-hicr#||#hfz:-hıfz#||#kbr-kebir#||#a:lv-aliyy#||#va:z:-vaaz#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَٓاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُۜ وَالّٰت۪ي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّۚ فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَب۪يلًاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيًّا كَب۪يرًا
Er ricâlu kavvâmûne alân nisâi bi mâ faddalallâhu ba’dahum alâ ba’dın ve bi mâ enfekû min emvâlihim. Fes sâlihâtu kânitâtun hâfizâtun lil gaybi bi mâ hafizallâh(hafizallâhu). Vellâtî tehâfûne nuşûzehunne fe ızûhunne vahcurûhunn (vahcurûhunne) fîl medâcıı vadrıbûhunne, fe in ata’nekum fe lâ tebgû aleyhinne sebîlâ(sebîlen). İnnallâhe kâne aliyyen kebîrâ(kebîran).
Âli
Aliyy
ع ل وA:LV
Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib. Şerif, celil, aziz olan. Büyük, yüksek, meşhur, namdar, ünlü. Cennetin en yüksek tabakası. El Aliy : Büyüklük toplamı. Toplu olduğu halde yok görünen durum. YÜCE, YÜCELTİCİ.
Çğl.İlliyyunÇğl.İlliyyîn
Aynı kökten:A'lâ Eali Âli Aliyy İlliyyun İlliyyîn Aliyy-ül A'la İsti'la Mualla Müteali teala tealev Teali Ulüvv Ulvi Ulviye Ulviyet Vâlâ
Ba'z
Bazı
ب ع ضBA:D:
Bir şeyin bir kısmı. Bir parça. Bâzısı. Biraz. Diğer.
Aynı kökten:Baûda Baûza Ba'z Bazı Ba'ziyet
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
Madca'
Mazca'
ض ج عD:CA:
Yatılan yer. Kabir. Mezar.
Çğl.Medaci'
Aynı kökten:xoxox Daci' Idca' Izca' Madca' Mazca' Medaci' Muzacea Mutazaccı' Tazaccu' Edac Da'ca' Zac Dacia İz'ac
darb
ض ر بD:RB
Vurmak, vuruş, çarpmak. Beyan etmek. Seyretmek. Nev, cins. Benzer, nazir. Eti hafif olan.
Çğl.DurubÇğl.Edrub
Aynı kökten:darb Durub Edrub darbe Darabât İdrab Madreb madrıb Madarib Mızrab Medârib Mudarebe Mudarib Muztarib Muzdarib Mütedarib Tedarub
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
gayb
gaib
غ ي بG:YB
Gizli olan. Görünmeyen. Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Görünmeyen alem. Belirsiz. Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey. Kaybolmuş olan. Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
Çğl.Guyub
Aynı kökten:gayb gaib Guyub Gaybet Gaybî Gaybubet gayyib Gayub Gayâb Gaybe gıyab Gıybet İgtiyab Magib Mugayebe Mugayyeb Mugayyebât Mugtab Mütegayyib Mütegayyibe Tagayyüb Tegayyüm Tegayyümât
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
Hıfz
ح ف ظHFZ:
Saklama. Koruma. Siyanet. Muhafaza. Ezber etmek. Hatırda tutmak. Kur'an'ı ezberde tutmak.
Aynı kökten:Hâfız Huffaz Hafaza Hâfıza Hafîziyyet Hıfz İstihfaz Mahfaza Mahfuz Muhafaza Muhafazat Muhafız Muhafızîn Müstahfaz Müstahfazin Mütehaffız Mütehaffızîn
Hicr
ه ج رHéCR
Ayrılık. Başkalarından ayrı fâzıl ve üstün kimse. Sayıklama.
Aynı kökten:Hecr Hicr hicran hicret Mehcur Mehcure muhacir tehcir
kanit
ق ن تK:NT
Kunut ve duâ eden. İtaatlı. Sükût eden.
Çğl.kanitin
Aynı kökten:kanit kanitin kunut
Kavvam
ق و مK:VM
Nezaret ve muhafaza eden kimse. İşlerin mes'uliyetini üzerine alıp iyi idare eden.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
kontrol-giriş
Aynı kökten:
mal
م و لMVL
Tasarrufuna sahib olunan şey.
Çğl.Emval
Aynı kökten:İmale İstimale mal Emval Malî Maliye Temevvül Temvil
infak
ن ف قNFK:
Nafaka sağlama. Harcama. Besleme. Geçindirme. İsraf etmeden, masrafları yerine getirme. Ekonomik hareket sağlama.
Aynı kökten:infak İstinfak Minfak Münafaka münafık Münafıkîn münfik nafak nafaka Nafakat Nafıka Nafika Nevâfık Nüfeka nifak
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Nüşuz
Nüşuze
ن ش زNŞZ
Yüksek olmak, yücelmek. Kadının, kocasından nefret edip kaçması. Fık: Kocasına karşı üstünlük iddia eden kadın.
Aynı kökten:İnşaz Neşz Enşâz Nişâz Nüşuz Nüşuze
recül
ر ج لRCL
Erkek, er kişi. Mevki sahibi kimse, devlet adamı. Yaya olan.
Çğl.rical
Aynı kökten:ircal İrtical İrticalen recale recül rical ricalen ricl ercül
salih
ص ل حS:LH
İşe yarar, elverişli, uygun, iyi. / Haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan. Faziletli, ehl-i takva olan. / Safi gümüş.
Dşl.SalihaÇğl.Suleha
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
Vaaz
Va'z
و ع ظVA:Z:
Öğüt vermek. Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma.
Aynı kökten:Mev'iza Mev'ize Muvaaza Vaaz Va'z Vâiz Vu'az
Diyanet Meali:
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.
4. NİSA / 35
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 83
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer aralarının şikak etmesinden korkuya düşerseniz, artık erkeğin ehlinden bir hakem ve kadının ehlinden bir hakem baas edin. Eğer ıslah üzre irade ederlerse, onların aralarını ALLAH vefk eder.
Muhakkak ki ALLAH, alim, habir olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku H:VF ŞK:K: BYN BA:Sé HKM eHéL HKM eHéL RVD S:LH VFK: BYN KVN A:LM H:BR .mid468.ss4.as35.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf83.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxsayıxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#rvd-irade#||#h:br-habir#||#ehél-ehil#||#a:lm-alim#||#byn-beyn#||#ba:sé-baas#||#vfk:-vefk#||#s:lh-ıslah#||#hkm-hakem#||#şk:k:-şikak#x#H:VF#||#ŞK:K:#||#BYN#||#BA:Sé#||#HKM#||#eHéL#||#HKM#||#eHéL#||#RVD#||#S:LH#||#VFK:#||#BYN#||#KVN#||#A:LM#||#H:BR#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#rvd-irade#||#h:br-habir#||#ehél-ehil#||#a:lm-alim#||#byn-beyn#||#ba:sé-baas#||#vfk:-vefk#||#s:lh-ıslah#||#hkm-hakem#||#şk:k:-şikak#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا خَب۪يرًا
Ve in hıftum şıkâka beynihimâ feb’asû hakemen min ehlihî ve hakemen min ehlihâ, in yurîdâ ıslâhan yuveffikıllâhu beynehumâ. İnnallâhe kâne alîmen habîrâ(habîren).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
Ba's
Bais
ب ع ثBA:Sé
Köklü bir değişimle yeniden başlatma. / Yeniden hayatlandırma, diriltme. İhya. / Uykudan uyandırma. / Diriliş. / Gönderme, gönderilme. / Rönesans. El Bais : Beraberliğinde, birleşmesinde ortak, sebep. Karışma, herşey birbirine karışıktır. Mevtten sonra hayy eden. Köklü değişimler için Nebi irsal eden.
Dşl.baas
Aynı kökten:Ba's Bais baas ib'as meb'as Mebâis
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
ehl
ehil
ا ه لeHéL
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hakem
ح ك مHKM
İki tarafın anlaşmak üzere hükmüne rıza göstermek için seçtikleri kimse. Haklı ve haksızın ayrılmasında aracılık eden. El Hakem : Haklıyı haksızı ayıran fiili. herkesin hakkını kendi hududunda koruyan. ALLAH'ın hakem fiili insanda cari olmasına rağmen bu icraya mazhar olamıyoruz. Çünkü insanda devşirme olan akıl, etkiler buna mani oluyor. bundan randıman alınmıyor. olmaya çalışmalı. HÜKMEDİCİ, İYİYİ KÖTÜDEN AYIRT EDİCİ.
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
irade
ر و دRVD
İstek, arzu, talep. Dilemek. Emir. Ferman. Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Çğl.iradat
Aynı kökten:irade iradat iradet Murad mürid rivad
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
Vefk
و ف قVFK:
Uygun gelme. Uyma. Mutabakat. Muvafık olma. İşi iyi gitme. Tesirli dua.
Aynı kökten:Evfak ittifak İttifakat Muvafakat Muvafat Muvaffak Muvaffakiyet Muvaffakiyât Muvaffık Muvafık Müstevfik Mütevafık Müteveffık Müttefik Tevaffuk Tevâfuk Tevafukat Teveffuk Tevfik Vefik Vefk Vifak
Şikak
ش ق قŞK:K:
Nifak, ikilik, ittifaksızlık.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.
4. NİSA / 36
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 83
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
ALLAH'a abd olun!
O'na hiçbir şey şirk koşmayın!
• Ana-babaya
• ve kurb sahiblerine
• ve yetimlere
• ve miskinlere
• ve kurb sahibi civara
• ve cünüb civara
• ve cenbdeki sahibe
• ve sebil çocuğuna (yolcu)
• ve melekesi yemininizde olanlara ihsanda bulunun.
Muhakkak ki ALLAH, muhtal olanlara, fahur olanlara muhabbet duymaz.
Kadın ve Aile Hukuku A:BD ŞRK ŞYe VLD HSN K:RB YTM SKN CVR K:RB CVR CNB S:HB CNB BNY SBL MLK YMN HBB KVN H:YL FH:R .mid469.ss4.as36.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf83.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxsadaka-duruxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#kvn-kane#||#şye-şey#||#bny-beni#||#sbl-sebil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#cnb-cenb#||#h:yl-muhtal#||#fh:r-fahur#||#s:hb-sahib#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#k:rb-kurb#||#hsn-ihsan#||#hbb-muhabbet#||#cvr-civar#||#cnb-cünüb#||#şrk-şirk#||#skn-miskin#x#A:BD#||#ŞRK#||#ŞYe#||#VLD#||#HSN#||#K:RB#||#YTM#||#SKN#||#CVR#||#K:RB#||#CVR#||#CNB#||#S:HB#||#CNB#||#BNY#||#SBL#||#MLK#||#YMN#||#HBB#||#KVN#||#H:YL#||#FH:R#||#kvn-kane#||#şye-şey#||#bny-beni#||#sbl-sebil#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#a:bd-abd#||#cnb-cenb#||#h:yl-muhtal#||#fh:r-fahur#||#s:hb-sahib#||#mlk-meleke#||#ymn-yemin#||#k:rb-kurb#||#hsn-ihsan#||#hbb-muhabbet#||#cvr-civar#||#cnb-cünüb#||#şrk-şirk#||#skn-miskin#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ
Va’budûllâhe ve lâ tuşrikû bihî şeyen ve bil vâlideyni ihsânen ve bizil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vel câri zil kurbâ vel câril cunubi ves sâhıbi bil cenbi vebnis sebîli, ve mâ meleket eymânukum. İnnallâhe lâ yuhıbbu men kâne muhtâlen fehûrâ(fehûran).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
cünüb
ج ن بCNB
Cenabetlik. Şer'an yıkanıp temizlenmeye mecburiyet hali. Irak, uzak, baid.
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
Civâr
Cüvar
ج و رCVR
Çevre, yöre, etraf. Yakın yer, yakın komşu.Yakınlık. Komşuluk. Himâyet, korumak. Riâyet. Süt emen deve yavrusu. Karga sesi. Öküz avazı.
Aynı kökten:Ciret Civâr Cüvar Civariyyet İctivar Mücaveret Mücavir Müctevir Mütecavir Tecavür Cair Câr Cayir Cevr Cevir İsticare Mücevver Mücîr Tecvir
Fahur
ف خ رFH:R
Çok övünen, çok iftihar eden. Mütekebbir. Tekebbür ve taazzum edici.
Aynı kökten:Fahhar Fehhar Fahhari Fahir Fâhire Fahr Fahrî Fahr-i Kâinat Fahr-i Âlem Fahriye Fahur İftihar İftihariyyat Mefahir Mefhar Mefharet Müfahare Müfaharet Müfahir Müftehir Mütefahir Mütefahhir Tefahur Tefahhur
Muhtal
خ ي لH:YL
Mütekebbir. Kibirli.
Aynı kökten:Hayl Huyul Ahyal Hayyal Hayal Hayâlât Hayalet Heyula Hulya Mahile Mahayil Muhayyel Muhayyele Muhayyelat Muhayyil Muhayyile Mütehayyel Mütehayyelât Mütehayyil Mütehayyile Mütemahhil Tahayyül Tahayyülât Tahyil Tahyilât Muhtal
muhabbet
ح ب بHBB
Sevgi, sevme. Tohumun ekilmesi, ekilen tohumdan semere elde edilmesi, doğanın döngüsünün sağlanması, doğanın insanlığa faydalı hale gelmesi anlamlarındadır. Var olan her şeyden, İnsanlık için fayda üretmek demektir. Sohbet. Haz duyulan şeye meyletmek.
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
ihsan
ح س نHSN
İyilik, lütuf, bağışlamak. Sahilik etmek, cömertlik yapmak. Allah'ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
Çğl.İhsanat
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kurb
ق ر بK:RB
Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kontrol-giriş
Aynı kökten:
melek
Meleke
م ل كMLK
Yetenek, kabiliyet, tasarruf etme gücü. / Tekrar tekrar yapılan bir iş veya tecrübeden sonra hasıl olan bilgi ve mehâret. Meleke. / Madde ile mananın kesiştiği yer. / İnsan duyuları tarafından algılanamayan, nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk. / Güzel huylu ve güzel olan kimse. / "ülûk" mastarından "elçi, sefir" anlamı olduğu da iddia edilmiştir.
Çğl.MelekâtÇğl.Melaike
Aynı kökten:İmlak İstimlak malik Malik-ül Mülk melek Meleke Melekât Melaike melekut melik melike Mülûk Melk Memleket Memâlik Memluk mülk milk Emlak Mülket Mülkiye Mülkiyet Mümellek Müstemlek Müstemleke Mütemalik Mütemellik Temellük Temlik
Sâhib
Sahıb
ص ح بS:HB
Sohbet edilen kimse. Bir şeyi koruyan ve ona malik olan. Bir iş yapmış olan. Bir vasfı olan. Eş. Yakın arkadaş. Yoldaş. Yakın dost. Yoldaş, yol arkadaşı. Gözcü.
Dşl.SâhibeÇğl.SahbÇğl.EshabÇğl.Esâhıb
Aynı kökten:Ishab İstishab Mashub Mesâhib Musahebe Musahabat Musahib Müstashab Müstashib sahabe sahabi Sahabiye sahabet Sâhib Sahıb Sâhibe Sahb Eshab Esâhıb sohbet Tesahub
sebil
س ب لSBL
Büyük ve açık yol, cadde. Dağıtılan su, su dağıtma.
Çğl.Sübül
Aynı kökten:İsbal sebil Sübül Sebilullah Selsebil tesbil
miskin
س ك نSKN
Ziyadesiyle fakir olan. Uyuşuk. Zavallı, fakir kimse.
Çğl.Mesakîn
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
şirk
ش ر كŞRK
Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Aynı kökten:işrak iştirak müşarik müşrik Müşrikîn Müşterek şerik şirk şirket teşrik
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
4. NİSA / 127
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 97
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar.
De ki:
"Onlar hakkında size fetvayı ALLAH veriyor.
• Kendileri için yazılmış olanı vermediğiniz yetim kadınlara
• ve nikahlamaya rağbet ettiğiniz kadınlara
• ve velidlerden istizaf edilenlere
• ve yetimlere
kıst ile olmanız hakkında size kitabta tilavet ediliyor."
Hayrdan fail olacağınız şeye... muhakkak ki ALLAH, ona alim olandır.
Miras HukukuKadın ve Aile Hukuku FTY NSV K:VL FTY TLV KTB YTM NSV eTY KTB RG:B NKH D:A:F VLD K:VM YTM K:ST: FA:L H:YR KVN A:LM .mid559.ss4.as127.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf97.sure.4.xxxMiras HukukuxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxxxkitabxxx#k:vm-kum#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#k:st:-kıst#||#tlv-tilavet#||#fty-fetva#||#rg:b-ragbet#||#d:a:f-istizaf#||#ety-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#FTY#||#NSV#||#K:VL#||#FTY#||#TLV#||#KTB#||#YTM#||#NSV#||#eTY#||#KTB#||#RG:B#||#NKH#||#D:A:F#||#VLD#||#K:VM#||#YTM#||#K:ST:#||#FA:L#||#H:YR#||#KVN#||#A:LM#||#k:vm-kum#||#kvn-kane#||#ktb-kitab#||#nsv-nisa#||#a:lm-alim#||#vld-xoxox#||#ytm-yetim#||#nkh-nikah#||#h:yr-hayr#||#k:st:-kıst#||#tlv-tilavet#||#fty-fetva#||#rg:b-ragbet#||#d:a:f-istizaf#||#ety-xxoxx#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاء قُلِ اللّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ فِي يَتَامَى النِّسَاء الَّلاتِي لاَ تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْوِلْدَانِ وَأَن تَقُومُواْ لِلْيَتَامَى بِالْقِسْطِ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِهِ عَلِيمًا
Ve yesteftûneke fîn nisâi. Kulillâhu yuftîkum fîhinne, ve mâ yutlâ aleykum fîl kitâbi fî yetâmen nisâillâtî lâ tu’tûnehunne mâ kutibe lehunne ve tergabûne en tenkihûhunne vel mustad’afîne minel vildâni, ve en tekûmû lil yetâmâ bil kıst(kıstı). Ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe kâne bihî alîmâ(alîmen).
alim
ع ل مA:LM
İlim sahibi. Bilen, bilgili. / Çok bilen. El Alim : İlim, bilme fiili. İnsanda tabii ilim vardır. Bunu, etkiler yüzünden kaybeder. Sonra bu tabii ilmine ulaşmak için, dışarıdan aşılama ilimler alır. Öğrenme denir ismine. Bunların hepsi ALLAH'ın alim fiilidir.
Aynı kökten:alim ilm ilim Ulum isti'lam Ma'lum Ma'lumat muallim müteallim taallüm talim Tealüm alem Alemin alamet a'lem A'lam ma'lem Maâlim mu'lem
İstiz'af
ض ع فD:A:F
Zayıf ve âdi görme, küçümseme.
Aynı kökten:İstiz'af iz'af muzaaf muza'af tezauf za'f zaaf zayıf zı'f
fetva
ف ت يFTY
Bir hadise, bir muamele hakkındaki hükm-ü şer'îyi ehli olanın haber vermesi ve o hükme dair verilen malumat, bilgi.
Çğl.feteva
Aynı kökten:feta fitye fityan fetva feteva ifta efta istifta müfti müstefti
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
kontrol-giriş
Aynı kökten:
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
kontrol-giriş
Aynı kökten:
nikah
ن ك حNKH
Nikah.
Aynı kökten:nikah
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Rağbet
Ragbet
ر غ بRG:B
İstek, arzu. İyi sayılmak. Bir şeyi çok iştiyakla istemek. İhlasla dua etmek, teveccüh etmek.
Çğl.Ragabat
Aynı kökten:İrgab İrtigab Mergub Mergube Muragabet Muragıb Mürtagib Ragba' Ragıb Râgıbe Ragib Ragibe Regaib Rağbet Ragbet Ragabat Rugba' Tergib
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
kontrol-giriş
Aynı kökten:
yetim
Yütm
ي ت مYTM
Babası ölmüş olan çocuk. / Nesebini inkar etmiş kişi. / Gayrı meşru. / Tek, eşsiz, yalnız.
Dşl.YetimeÇğl.EytamÇğl.Yetama
Aynı kökten:yetim Yütm Yetime Eytam Yetama
Diyanet Meali:
Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.
4. NİSA / 128
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 98
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer bir kadın, kocasının nüşuz etmesinden veya iraz olmasından korkarsa, aralarını sulh ile ıslah etmelerinde o ikisine cünah yoktur.
Sulh hayrdır.
Nefsler şuhha ihzar edilmiştir.
Eğer ahsen olursanız ve ittika ederseniz... artık muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize habir olandır.
Kadın ve Aile Hukuku MRe H:VF BA:L NŞZ A:RD: CNH S:LH BYN S:LH S:LH H:YR NFS ŞHH HSN VK:Y KVN A:ML H:BR .mid560.ss4.as128.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf98.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#h:yr-hayr#||#byn-beyn#||#s:lh-ıslah#||#cnh-cünah#||#vk:y-ittika#||#hsn-ahsen#||#a:rd:-iraz#||#s:lh-sulh#||#şhh-şuhh#||#hd:r-ihzar#||#nşz-nüşuz#||#ba:l-bal#x#MRe#||#H:VF#||#BA:L#||#NŞZ#||#A:RD:#||#CNH#||#S:LH#||#BYN#||#S:LH#||#S:LH#||#H:YR#||#NFS#||#ŞHH#||#HSN#||#VK:Y#||#KVN#||#A:ML#||#H:BR#||#kvn-kane#||#h:vf-havf#||#h:br-habir#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#mre-imree#||#hd:r-hazır#||#h:yr-hayr#||#byn-beyn#||#s:lh-ıslah#||#cnh-cünah#||#vk:y-ittika#||#hsn-ahsen#||#a:rd:-iraz#||#s:lh-sulh#||#şhh-şuhh#||#hd:r-ihzar#||#nşz-nüşuz#||#ba:l-bal#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِن بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلاَ جُنَاْحَ عَلَيْهِمَا أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَالصُّلْحُ خَيْرٌ وَأُحْضِرَتِ الأَنفُسُ الشُّحَّ وَإِن تُحْسِنُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
Ve in imraetun hâfet min ba’lihâ nuşûzen ev ı’râdan fe lâ cunâha aleyhimâ en yuslıhâ beynehumâ sulhâ(sulhan). Ves sulhu hayr(hayrun). Ve uhdıratil enfusuş şuhh(şuhha). Ve in tuhsinû ve tettekû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
İ'raz
ع ر ضA:RD:
Yüz çevirmek. Başka tarafa dönmek. İctinab, çekinmek.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
Ba'l
ب ع لBA:L
Cahiliyet devrine mahsus bir put. Güneş Tanrısı. Karı ve kocadan herbiri. Yılda bir kez yağmur yağan yüksek yer. Hayret. Zaaf, zayıflık.
Dşl.Ba'leÇğl.Buûl
Aynı kökten:Ba'l Ba'le Buûl Buule Buulet
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
cünah
ج ن حCNH
Baskı uygulayarak meylettiren sıkıntı. Günah.
Aynı kökten:Canih Caniha Caniha Cenah Ecniha Cenh Cinh cünah Cünh Cünha Cünuh İctinah Mücennah Müctenih
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
havf
خ و فH:VF
Korku.
Aynı kökten:haif havf havfen ihafe Mahafet Tahavvüf Tahvif
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Hazır
ح ض رHD:R
Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan. Müstaid olan.
Çğl.HazirînÇğl.Huzzâr
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
İhzar
ح ض رHD:R
Hazır etmek. Hazırlamak. Huzura getirmek. Derpiş etmek. Mahkemeye gelmeyenleri cebren getirme müzekkeresi.
Çğl.İhzarat
Aynı kökten:Hadaret Hazır Hazirîn Huzzâr Hazırûn Hazret Hızır huzur İhtizar İhtidar İhzar İhzarat İhzarî İstihzar Mâhazar Mahzar Mahazır Muhazara Muhazarât Muhdar Muhzar Muhtazar Muhzır Müstahzar Müstahzır Mütehazzır Tahazzur
ahsen
ح س نHSN
En güzel. Çok güzel. İyi zan. Pek güzel. İyi amel ve haslet. Daha iyi.
Dşl.hüsna
Aynı kökten:ahsen hüsna hasan Hasen hasene Hasenat Hasna Hüsn Hüsün Hüsniyyat ihsan İhsanat İstihsan Mahasin Mehâsin muhsin Müstahsen Müstahsin tahsin Tahsinat
kontrol-giriş
Aynı kökten:
İmree
İmreet
م ر اMRe
Kadın. Hâtun. Avrat.
Aynı kökten:İmree İmreet Mer' Müru' Mer'e Mer'et Mer'î Mer'iyye Mürüvvet
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Nüşuz
Nüşuze
ن ش زNŞZ
Yüksek olmak, yücelmek. Kadının, kocasından nefret edip kaçması. Fık: Kocasına karşı üstünlük iddia eden kadın.
Aynı kökten:İnşaz Neşz Enşâz Nişâz Nüşuz Nüşuze
sulh
ص ل حS:LH
Barış. Uyuşma. Muharebeyi terk için anlaşma. Rahatlık.
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Şuhh
şıhh
ش ح حŞHH
Cimrilik.
Aynı kökten:Müteşehhi Şahih Şihah Şuh Şıh Şuhh şıhh Teşehhi
Diyanet Meali:
Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
4. NİSA / 129
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 98
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ne kadar haris olsanız da kadınlar arasında adil olarak itaat edemezsiniz. Artık külli meyl ile meyl etmeyin ve diğerini de muallak gibi vezr etmeyin.
Eğer ıslah olur ve ittika ederseniz, muhakkak ki ALLAH, gafur, rahim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku T:VA: A:DL BYN NSV HRS: MYL KLL MYL VZéR A:LK: S:LH VK:Y KVN G:FR RHM .mid561.ss4.as129.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf98.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kvn-kane#||#kll-külli#||#t:va:-itaat#||#nsv-nisa#||#rhm-rahim#||#byn-beyn#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adil#||#s:lh-ıslah#||#g:fr-gafur#||#a:lk:-muallak#||#vzér-vezr#||#myl-meyl#||#hrs:-haris#x#T:VA:#||#A:DL#||#BYN#||#NSV#||#HRS:#||#MYL#||#KLL#||#MYL#||#VZéR#||#A:LK:#||#S:LH#||#VK:Y#||#KVN#||#G:FR#||#RHM#||#kvn-kane#||#kll-külli#||#t:va:-itaat#||#nsv-nisa#||#rhm-rahim#||#byn-beyn#||#vk:y-ittika#||#a:dl-adil#||#s:lh-ıslah#||#g:fr-gafur#||#a:lk:-muallak#||#vzér-vezr#||#myl-meyl#||#hrs:-haris#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَلَن تَسْتَطِيعُواْ أَن تَعْدِلُواْ بَيْنَ النِّسَاء وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلاَ تَمِيلُواْ كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Ve len testatîû en ta’dilû beynen nisâi ve lev harastum fe lâ temîlû kullel meyli fe tezerûhâ kel muallakah(muallakati). Ve in tuslihû ve tettekû fe innallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
Muallak
ع ل قA:LK:
Askıda. Hakkında karar verilmemiş, hallolunmamış. Havada boşta duran. Sürüncemede kalmış iş.
Aynı kökten:Alak Alaka Ilk Alâk İ'lak İ'tilak Milak Muallak
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
Harîs
ح ر صHRS:
Bir şeye fazlası ile düşkün. Son derece hırslı.
Aynı kökten:Harîs Hars Hırs İhtiras Mahrus Tahris Tahrisât
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Meyl
م ي لMYL
Ortadan bir tarafa eğik olmak. İstek. Yönelme. Arzu. Sevme, tutulma, âşık olma. Gönül akışı.
Çğl.MeyliyatÇğl.Müyulat
Aynı kökten:Meyelan Meyl Meyliyat Müyulat Meyla Meyyal Mümal
nisa
ن س وNSV
Kadınlar.
Çğl.Nisvân
Aynı kökten:müennes nisa Nisvân nisai Nisaiye Nisvî Teennüs
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
ıslah
ص ل حS:LH
İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek.
Çğl.Islahat
Aynı kökten:Aslah Eslah Hz. Salih ıslah Islahat İstıslah Munsalih Musalaha Musalahat Musalih Muslih Muslihîn Müsalaha Mütesalih salah Salahat salahiyet salih Saliha Suleha salih amel sulh
itaat
ط و عT:VA:
Alınan emre uymak. Söz dinlemek. / Boyun eğmek. / Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek. / (meşruiyet ve isteklilik içerir)
Aynı kökten:İstitaat itaat muta' Mutatavvı' mutavi' muti taa taat Tatavvu' Tav'
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
vezr
و ذ رVZéR
Bırakmak. Geriye bırakmak. Ortaya bırakmak. Terk etmek. Vazgeçmek.
Aynı kökten:vezr
Diyanet Meali:
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
4. NİSA / 130
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 98
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Eğer tefrik olurlarsa, ALLAH kendi bolluğu ile onların her birini ganiy eder.
ALLAH, vasi, hakim olandır.
Esma-ül HüsnaKadın ve Aile Hukuku FRK: G:NY KLL VSA: KVN VSA: HKM .mid562.ss4.as130.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf98.sure.4.xxxEsma-ül HüsnaxKadın ve Aile Hukukuxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#kll-külli#||#g:ny-ganiy#||#hkm-hakim#||#frk:-tefrik#||#vsa:-vasi#||#kvn-xxoxx#x#FRK:#||#G:NY#||#KLL#||#VSA:#||#KVN#||#VSA:#||#HKM#||#kll-külli#||#g:ny-ganiy#||#hkm-hakim#||#frk:-tefrik#||#vsa:-vasi#||#kvn-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللّهُ كُلاًّ مِّن سَعَتِهِ وَكَانَ اللّهُ وَاسِعًا حَكِيمًا
Ve in yeteferrekâ yugnillâhu kullen min seatihî. Ve kânallâhu vâsian hakîmâ(hakîmen).
Tefrik
ف ر قFRK:
Birbirinden ayırmak, seçmek, ayırdetmek, ayrı kılmak. Korkutmak. Tefrik Ovdurmak.
Aynı kökten:Alamet-i Farika Hassa-i Farika Efrak Fârık Fârika Farıkat fark füruk faruk Ferîk fırka Firk Firkat Fürkat Furkan Fürkat Firâk İftirak İnfirak İstifrak Mefrak Mefrik Mefarik Mefruk Müfarık Müferrak Müferrik Müfterik Münferik Mütefarik Müteferrik Tefarik Tefarik-ul Asa Teferruk Tefrik Tefrika
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
hakim
Hâkim
ح ك مHKM
Galib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden. Başkasını müdahale ettirmeden idare eden. Memleketi idare eden. Mahkeme reisi.
Dşl.HâkimeÇğl.Hükkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Vâsi'
Vasia
و س عVSA:
Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana kafi ve bol bol ihsan eden. El Vasi : Geniş, genişlik fiili.
Aynı kökten:Hz. Elyasa Musi' Müttesi' Tevessü' Tevessüât Vâsi' Vasia Vesi' Vesia vesia Vüs' Vüs'at
Diyanet Meali:
Eğer ayrılırlarsa, Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Allah, lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. NİSA / 135
Surede Toplam Ayet: 176
Kitap Sırası: 4
Nüzul Sırası: 92
Sayfa: 99
Cüz: 5
Nüzul Yeri: MEDİNE
Ey iman edenler!
ALLAH için kıst ile kavvam şüheda olun, velev ki nefsiniz veya ana-babanız veya akrabanız aleyhinde bile olsa.
Ganiy veya fakir de olsalar... ALLAH, ikisine de evladır.
Adil oluyorsunuz diye hevanıza tâbi olmayın.
Eğer levy ederseniz veya muriz olursanız, muhakkak ki ALLAH, amel ettiklerinize habir olandır.
Kadın ve Aile Hukuku eMN KVN K:VM K:ST: ŞHéD NFS VLD K:RB KVN G:NY FK:R VLY TBA: HéVY A:DL LVY A:RD: KVN A:ML H:BR .mid567.ss4.as135.saNİSA.ns92.nyMEDİNE.cs5.syf99.sure.4.xxxKadın ve Aile Hukukuxximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kavvam#||#kvn-kane#||#h:br-habir#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#k:rb-akraba#||#vly-evla#||#a:dl-adil#||#k:st:-kıst#||#şhéd-şüheda#||#lvy-levy#||#a:rd:-muriz#||#hévy-heva#||#fk:r-fakir#x#eMN#||#KVN#||#K:VM#||#K:ST:#||#ŞHéD#||#NFS#||#VLD#||#K:RB#||#KVN#||#G:NY#||#FK:R#||#VLY#||#TBA:#||#HéVY#||#A:DL#||#LVY#||#A:RD:#||#KVN#||#A:ML#||#H:BR#||#k:vm-kavvam#||#kvn-kane#||#h:br-habir#||#tba:-tabi#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#nfs-enfüs#||#vld-xoxox#||#g:ny-ganiy#||#k:rb-akraba#||#vly-evla#||#a:dl-adil#||#k:st:-kıst#||#şhéd-şüheda#||#lvy-levy#||#a:rd:-muriz#||#hévy-heva#||#fk:r-fakir#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاء لِلّهِ وَلَوْ عَلَى أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقَيرًا فَاللّهُ أَوْلَى بِهِمَا فَلاَ تَتَّبِعُواْ الْهَوَى أَن تَعْدِلُواْ وَإِن تَلْوُواْ أَوْ تُعْرِضُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû kavvamîne bil kıstı şuhedâe lillâhi ve lev alâ enfusıkum evil vâlideyni vel akrabîn(akrabîne), in yekun ganiyyen ev fakîran fallâhu evlâ bihimâ fe lâ tettebiûl hevâ en ta’dilû, ve in telvû ev tu’rıdû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).
Adil
ع د لA:DL
Eş, denk, akran, benzeri. Ölçüde, miktarda eşit olan.
Çğl.Udul
Aynı kökten:adalet A'del Adil Udul Âdil Âdile Adl Adlî adliye Muadele Muadelat Muadelet Muadil Müteadil Ta'dil Ta'dilat Teadül Teâdülât
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Mu'riz
ع ر ضA:RD:
İ'raz eden. Yüz çeviren. Başka tarafa dönen. Ta'riz eden. Dokunaklı konuşan.
Aynı kökten:Ârız arz Ma'rız Ma'ruz Ma'ruzât Urz Urza Ârıza Avarız Ârızan Ârızî Muaraza Muarız Muarızîn mütearrız taarruz Tearuz İ'raz Muarraz Maarız meâriz Mu'riz Ta'riz Ta'rizât Irz
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Fakir
ف ق رFK:R
Biçâre, muhtaç, yoksul. İslâm dini, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılandıktan sonra yılda 96 gram altın alabilecek kadar geliri olmayanları fakir sayar.
Çğl.Fukara
Aynı kökten:Efkar Fakıra Fakir Fukara Fakr İfkar' Mefkaret Müfkir Müftekir Tefakkur Tefkir
gani
ganiy
غ ن يG:NY
Zengin, kimseye muhtaç olmayan, elindekinden fazla istemiyen. Varlıklı, bol. El Ganiy : Verimi. ALLAH'ın ağası, bol bol ikram edişi.
Dşl.GaniyeÇğl.Agniya
Aynı kökten:Agna gani ganiy Ganiye Agniya İgna' İstigna Mugnat Mugnî müstağni
Habir
خ ب رH:BR
Haberli. Haberdar. Taze ve yeni şey. El Habir : Her varlık haberlidir. ALLAH'ın haber fiili. Bütün zerrelerde bile mevcuttur. Bizde de haber alma haber verme fiili gönlümüzde hazır olduğu halde bundan gafil oluyoruz. Daima dışarıdaki haberlerden medet umuyoruz. Bazen de duyuyoruz da buna "his-el kalb-i vuku" diyoruz. Biraz daha üzerine gitsek ALLAH'ın kalbiyle beraber olduğumuzu yaşayıp, bunun zevkini tadacağız.
Aynı kökten:haber Ahbar Habir Hıbre Hibre Hibret Hubr ihbar İhbarat İhbarî İhbariyyat İhbariyye ilmuhaber istihbar istihbarat muhabere Muhaberat muhabir muhbir Müstahbir Mütehabbir Tahbir Tehabbür
Hava
Hevâ
ه و يHéVY
Dünyayı çeviren atmosfer. Yer ile gök arası. Hafif yel. Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. Müzikte ezgili ses, sadâ.
Aynı kökten:Ehva Hava Hevâ Havaî Havâiyât Haviye Heva Ehviye Ehva Hevahî Hüvve Hevvât İstihva Tehviye
akraba
ق ر بK:RB
Aralarında soyca, nesebce yakınlık olanlar. Yakınlar.
Çğl.Ekarib
Aynı kökten:akraba Ekarib iktirab İstikrab karib Kerrubî Kerrubiyyun Mukarrebûn Kırban kurb Kurban Karabin kurbet kurbiyyet Mukarebet Mukarib mukarreb Mukarrebun Mukarrib Müstakrib mütekarib Mütekarrib Mütekarribe Mütekarribîn Takarrüb Takrib Takriben Takribî
kıst
ق س طK:ST:
Pay. Hisse. Nasib. Kısım. Mizan. Rızık. Kısım kısım verilen bir hediyenin, borcun her defada verilen bir parçası. Tartı ve ölçüde doğruluk. Adalet etmek.
Çğl.aksat
Aynı kökten:Aksat Iksat İksat Kasit Kasıtîn kıst aksat Kustar kıstâr Kustas Mukasat mukassat muksit Muksitîn taksit Tekasit
Kavvam
ق و مK:VM
Nezaret ve muhafaza eden kimse. İşlerin mes'uliyetini üzerine alıp iyi idare eden.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Levy
ل و يLVY
Bükmek. Eğmek, meylettirmek. Karın ağrısı. Mide fesadı.
Aynı kökten:Levy
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Tabi'
ت ب عTBA:
Birinin arkası sıra giden, ona uyan. Boyun eğen. İtaat eden. Gr: Kendinden evvelki kelimeye göre hareke alan. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş olanları, ashabını görüp, onlardan hadis dinlemiş olan.
Çğl.Tebea
Aynı kökten:İstitba' İtba' İttiba' İttibaen Metbu' Metbuiyyet Mütabi' Mütabiîn Mütetabi' Tabi' Tebea Tabiat Tabia Tabii Tabiûn Tâbiîn tabiiyyet Teba' Tebaa Tetbi'
kontrol-giriş
Aynı kökten:
evla
و ل يVLY
Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
Çğl.Evali
Aynı kökten:evla Evali istila mevla Mevalî müstevli Müstevliye mütevelli Müvella tevelli Tevella vali velayet veli veliy Evliya Veliyy Veliyye Evliyâ Velâyâ vilayet
şahid
ش ه دŞHéD
Şahitlik yapan. Bilen, tanıyan. Senet yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören. Hazır. Veled yatağı denilen ve çocuk ile birlikte çıkan deri.
Dşl.ŞahideÇğl.ŞühedaÇğl.ŞevâhidÇğl.Şühud
Aynı kökten:istişhad İstişhadat işhad meşhed Meşahid meşhud Meşhudat Meşhudiyyet Müsteşhed Müsteşhedât Müşahed Müşahedat müşahede müşahid Müşahidin şahadet Şehâdet şahid Şahide Şüheda Şevâhid Şühud şehid Şüheda
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
5. MAİDE / 5
Surede Toplam Ayet: 120
Kitap Sırası: 5
Nüzul Sırası: 112
Sayfa: 106
Cüz: 6
Nüzul Yeri: MEDİNE
Bu yevmde,
tayyib olanlar sizin için helal kılındı.
Kitab verilenlerin taamı size helaldir
ve sizin taamınız onlara helaldir.
ve mü'minlerden muhsan kadınlar
ve öncenizden kitab verilenlerden muhsan kadınlar,
ecirlerini verdiğinizde müsafeha edenlerin gayrısında muhsan olanlar
ve hıdn ittihaz etmeyenler.

İmana kafir kimse ise... artık onun ameli habt olmuştur. O, ahirette hasar alanlardandır.
AhiretKadın ve Aile Hukuku YVM HLL T:YB T:A:M eTY KTB HLL T:A:M HLL HS:N eMN HS:N eTY KTB K:BL eTY eCR HS:N G:YR SFH eH:Zé H:DN KFR eMN HBT: A:ML eH:R H:SR .mid613.ss5.as5.saMAİDE.ns112.nyMEDİNE.cs6.syf106.sure.5.xxxAhiretxKadın ve Aile Hukukuxxyevmximanxxximan-duruxxxxemirxxyasakxxxxharamxxhelalxxxxibadetxxxxkitabxxx#k:bl-kabl#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#eh:r-ahiret#||#yvm-yevm#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#h:sr-hasir#||#kfr-küfr#||#ecr-ecir#||#eh:zé-ittihaz#||#hs:n-muhsan#||#sfh-müsafeha#||#hll-helal#||#t:a:m-taam#||#t:yb-tayyib#||#hbt:-habt#||#h:dn-hıdn#||#ety-xxoxx#x#YVM#||#HLL#||#T:YB#||#T:A:M#||#eTY#||#KTB#||#HLL#||#T:A:M#||#HLL#||#HS:N#||#eMN#||#HS:N#||#eTY#||#KTB#||#K:BL#||#eTY#||#eCR#||#HS:N#||#G:YR#||#SFH#||#eH:Zé#||#H:DN#||#KFR#||#eMN#||#HBT:#||#A:ML#||#eH:R#||#H:SR#||#k:bl-kabl#||#g:yr-gayr#||#ktb-kitab#||#eh:r-ahiret#||#yvm-yevm#||#emn-mümin#||#emn-iman#||#a:ml-amel#||#h:sr-hasir#||#kfr-küfr#||#ecr-ecir#||#eh:zé-ittihaz#||#hs:n-muhsan#||#sfh-müsafeha#||#hll-helal#||#t:a:m-taam#||#t:yb-tayyib#||#hbt:-habt#||#h:dn-hıdn#||#ety-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
الْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ حِلٌّ لَّكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلُّ لَّهُمْ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ إِذَا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ وَلاَ مُتَّخِذِي أَخْدَانٍ وَمَن يَكْفُرْ بِالإِيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ
El yevme uhılle lekumut tayyibât(tayyibâtu) ve taâmullezîne ûtûl kitâbe hıllun lekum ve taâmukum hıllun lehum vel muhsanâtu minel mu’minâti vel muhsanâtu min ellezîne utûl kitâbe min kablikum izâ âteytumûhunne ucûrehunne muhsınîne gayra musâfihîne ve lâ muttehızî ehdân(ehdânin) ve men yekfur bil îmâni fe kad habita ameluhu ve huve fîl âhıreti minel hâsirîn(hâsirîne).
amel
ع م لA:ML
İş. Çalışma. Bir emri veya vazifeyi yerine getirme. Bir bilginin iş olarak tatbiki. Kar, iş işleme.
Çğl.AmeliyyatÇğl.A'mal
Aynı kökten:amel Ameliyyat A'mal Âmil amele amile Avâmil İsti'mal Ma'mul mamul muamele Muâmelât Muamil Taammül
Ecir
ا ج رeCR
Ücretle çalışan, nefsini kiraya veren. Gündelikçi.
Aynı kökten:Ecir ecr ecir Ücur Acar İcar İcarat İcare İcaret İsticar Mucer Mucir Mücir Müste'cir
ahiret
ا خ رeH:R
Devamiyet. Yaşam-ı ilahinin devamlılığı.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
ittihaz
ا خ ذeH:Zé
Ahz edinmek. Kendi kendine ahz etmek. Kabullenmek. / "Öyle" diye bakmak.
Aynı kökten:ahiz Âhize Âhiz ahz huz ittihaz Me'haz muaheze Muahezat muahiz Sehl-ül Me'haz
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
mü'min
ا م نeMN
İman eden. Allah'a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. Allah'a, ahirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. Emniyete kavuşan. Korkulardan emniyet veren. El Mu'min : İnanış, inanma, inanıp öylece mutmain olma. ALLAH herşeyi bilerek inanarak yaratır ve bizimle beraber öylece inanır.
Çğl.Mü'minin
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Gayr
Gayrı
غ ي رG:YR
Diğer. Başka, başkası. Rakib. Yabancı. Artık. (kıskançlık içerir) (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Çğl.Agyar
Aynı kökten:Agyer Gayr Gayrı Agyar Gayret Gayriyet Gayur Gayyir Gayyür Gıyer Mugayeret Mugayyer Mugayyir Mütegayyir Tagayyür Tegayyür Tagayyürat Tagyir Tagyirât
hıdn
خ د نH:DN
Dost, yoldaş. / Koltuk altından yan başına varana kadar, kucak. / Nahiye. / Canip, taraf. / Şirket kurmak. / Gizlilik içinde ilişki kurmak, gayrı meşru dost edinmek.
Çğl.ahdan
Aynı kökten:hıdn ahdan muhadene
Hasîr
خ س رH:SR
Hüsranda olan. Sapıtan, dalâlete giden. Azgın. / Eli boş. Müdafaasız. Çaresiz.
Aynı kökten:hasar hasaret Hasarat Hasaret Hasîr husr hüsr husran hüsran Muhassir Muhassirîn Tahsir ya hasret
Habt
ح ب طHBT:
Boşa gitmek, heba olmak. Yanlış hareket. Maktulün kanının heder olması. Bozma, ibtâl etme, muteberliğini kaybettirme. Bir bahis veya münazarada karşısındakinin hatasını isbat ile onu ilzam edip susturma.
Aynı kökten:Habt İhbat Mehbut
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
muhsan
ح ص نHS:N
Akıl. Büluğ. Hürriyet. Nikah-ı sahih ile teehhül (evlilik) vasıflarını cami olan kimse.
Aynı kökten:Hasan Hasanet Hasna Hısan hısn husun Hisan .Hısan muhassan muhsan mütehassın tahassun tahsin
Kabl
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. İleride. Evvelki. / Hiçbir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Küfr
küfür
ك ف رKFR
Örtmek. Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık. Nankörlük, dinsizlik, günah, kaba ve ayıp söz.
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
kitab
ك ت بKTB
Ketb edilmiş olan.
Çğl.Kütüb
Aynı kökten:iktab İktab İstiktab katib Ketebe Ketb kitab Kütüb kitabe kitabet Kitbe mekteb Mekâtib mektub Mekâtîb Mektubat Mukteb Mekâtib Mükâtebe Mükâtib
Müsafeha
س ف حSFH
Zinâ etmek.
Aynı kökten:Mesfuh Sefh Süfuh Müsafeha Sifah
taam
ط ع مT:A:M
Yenilen şey. Aş. (hak edilmiş olmak, sahiplik içerir.) Lezzet.
Çğl.tuum
Aynı kökten:it'am mat'um Mat'umat mut'im taam tuum
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.
6. EN'AM / 151
Surede Toplam Ayet: 165
Kitap Sırası: 6
Nüzul Sırası: 55
Sayfa: 147
Cüz: 8
Nüzul Yeri: MEDİNE
De ki:
"Gelin!... Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri tilavet edeyim:
O'na asla bir şey şirk koşmayın!
• Ana-babaya ihsanlı olun!
• İmlaktan evladlarınızı katl etmeyin! Sizi ve onları rızıklandıran BİZ'iz.
• Fahiş olanlara karib olmayın; zahir olana da, batın olana da!
• Hakk ile olmadan, ALLAH'ın haram kıldığı nefsi katl etmeyin!
Bunları size böyle vasiyet ettirdi.
Umulur ki akıl edersiniz."