Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
A:VN etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
avan
ع و نA:VN
Esir.
DuruMeal'de toplam 4 kayıtta geçiyor.
Çoğul.AvineÇoğul.Avân
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##avan##avine##avan##A:VN-avan##A:VN-avine##A:VN-avan##
avan
ع و نA:VN
Her şeyin orta yaşlısı.
DuruMeal'de toplam 2 kayıtta geçiyor.
Çoğul.Uven
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##avan##uven##A:VN-avan##A:VN-uven##
avan
avane
ع و نA:VN
Yardımcı, nâsır.
DuruMeal'de toplam 4 kayıtta geçiyor.
Çoğul.A'van
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##avan##avane##avan##A:VN-avan##A:VN-avane##A:VN-avan##
avn
ع و نA:VN
Yardım. İmdad. Yardım eden. Yardımcı. Zahir.
DuruMeal'de toplam 3 kayıtta geçiyor.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##avn##A:VN-avn##
Avnî
ع و نA:VN
Yardıma ait, yardıma dair.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##avni##A:VN-avni##
Esteîn
ع و نA:VN
"Yardım isterim, istiane ederim"… mealinde.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##estein##A:VN-estein##
iane
ع و نA:VN
Yardım. İmdat. Yardım için istenen, toplanan şey. Orta yaşlı.
DuruMeal'de toplam 3 kayıtta geçiyor.
Çoğul.İanat
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##iane##ianat##A:VN-iane##A:VN-ianat##
İanet
ع و نA:VN
Yardım.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##ianet##A:VN-ianet##
istiane
ع و نA:VN
Yardım istemek. İane istemek.
DuruMeal'de toplam 2 kayıtta geçiyor.
Çoğul.İstianat
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##istiane##istianat##A:VN-istiane##A:VN-istianat##
muavin
ع و نA:VN
Yardımcı. Yardım eden. Vekil. Mekteblerde ve resmi dairelerde müdürden sonra gelen idare memuru.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##muavin##A:VN-muavin##
Muîn
ع و نA:VN
Yardımcı. Muavin. İane eden.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##muin##A:VN-muin##
Müstain
ع و نA:VN
Yardım isteyen, istiane eden.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##müstain##A:VN-müstain##
Müstainen
ع و نA:VN
Birinin yardımına sığınarak, istiane ederek, yardım dileyerek.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##müstainen##A:VN-müstainen##
Müstean
ع و نA:VN
Kendisinden yardım beklenen, yardım istenen.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##müstean##A:VN-müstean##
Müteavin
ع و نA:VN
Yardımlaşan. Birbirine yardım eden.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##müteavin##A:VN-müteavin##
Nesteinu
ع و نA:VN
"Biz senden yardım, inayet dileriz, istiane ederiz"… mealinde.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##nesteinu##A:VN-nesteinu##
Tav'an
ع و نA:VN
İsteyerek. Zorlanmadan. Kendi isteğiyle. Yardımcı olmak üzere.
Aynı Kökten Türeyen:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
##tavan##A:VN-tavan##

A:VN kelime kökünün geçtiği -10- ayet listesi
1. FATİHA / 5
Biz yalnızca SANA abd oluruz... ve yalnızca SEN'den iane isteriz.
Burada ifade edilen ALLAH'a abd olmak, bir tercih değil, bir mecburiyettir. Başka türlüsünün imkan dahilinde olmadığının ifadesidir. Aynı şekilde ALLAH'tan iane istemek de mecburi bir akıştır. Bir tercih değildir.
EYY A:BD EYY A:VN .mid3.ss1.as5.saFATİHA.ns5.nyMEKKE.cs1.syf1.sure.1.xx**xx#a:bd-abd#||#a:vn-iane#||#eyy-iyya#x#EYY#||#A:BD#||#EYY#||#A:VN#||#a:bd-abd#||#a:vn-iane#||#eyy-iyya#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ
iyyâ-ke na’budu ve iyyâ-ke nestaînu.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
iane
ع و نA:VN
Yardım. İmdat. Yardım için istenen, toplanan şey. Orta yaşlı.
Çğl.İanat
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
2. BAKARA / 45-46
Sabır ve salat ile iane dileyin!
Muhakkak bu,
• Rabblerine mülaki olacaklarını
• ve O'na muhakkak rücu edeceklerini zann ederek huşu duyanlardan başkasına kebir gelir.
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-Huşu A:VN S:BR S:LV KBR H:ŞA: Z:NN LK:Y RBB RCA: .mid39.ss2.as45.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf6.sure.2.xxxxxkissa-musa-010xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -1-xHuşuxxsalatxx.ss2.as46.xxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#s:lv-salat#||#h:şa:-huşu#||#a:vn-iane#||#kbr-kebir#||#lk:y-mülaki#||#rca:-rücu#||#z:nn-zann#x#A:VN#||#S:BR#||#S:LV#||#KBR#||#H:ŞA:#||#Z:NN#||#LK:Y#||#RBB#||#RCA:#||#rbb-rabb#||#s:br-sabr#||#s:lv-salat#||#h:şa:-huşu#||#a:vn-iane#||#kbr-kebir#||#lk:y-mülaki#||#rca:-rücu#||#z:nn-zann#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَاسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ * اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne). * Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
iane
ع و نA:VN
Yardım. İmdat. Yardım için istenen, toplanan şey. Orta yaşlı.
Çğl.İanat
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
Huşu'
خ ش عH:ŞA:
Huşu. Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.
Aynı kökten:Hâşâ Haşi' Huşşa' Haşiîn Huşu' Mütehaşi' Mütehaşşi' Tahaşşu'
kebir
ك ب رKBR
Büyük. Bütün olarak büyük. Cüzlerinin hepisini kapsayarak tek ve büyük. El Kebir : Büyüklük fiili. ALLAH'ın tecellisinin insandaki büyüklüğü bambaşka büsbüyüklüktür. Bu büyüklüğü kendi küçük benliğine mal edene kibirli adam derler. ALLAH'ın varlığından tecelli eden tegabür varlığı haktır. Bunu nefsi envaresine mal etmek haramdır.
Dşl.kebireÇğl.kibarÇğl.küberaÇğl.kebair
Aynı kökten:Ekâbir ekber Kübra Ekâbir istikbar kebir kebire kibar kübera kebair Kiber kibr kibir kibriya Mükâbere Mükebbir Müstekbir Müstekbirîn Mütekâbir mütekebbir Mütekebbirîn tekbir Tekbirât Tekebbür
mülaki
ل ق يLK:Y
Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
Aynı kökten:İlka' İlkaat İltika İstilka' lika mülaki mülteki Mütelaki Mütelakki Telak telaki Telakki Telakkiyât Tilka'
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rücu
ر ج عRCA:
Cayma, vazgeçme. Geri dönme. Sözünden dönme.
Aynı kökten:İrca' İrtica İstirca' Merci' Mercu' müracaat mürteci raci' Rec'a Ric'at rücu teracu terci'
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Zann
ظ ن نZ:NN
Bir önermede, ihtimallerden birinin akıl yolu ile ağır basması ve bunun tercih edilmesi. Sübjektif kanaat. / Şüphe. / Zannetmek, sanmak. / Sezme. / Farkına varma.
Çğl.Zunun
Aynı kökten:Mazanne Mazınne Maznun Mutazanni Mutazannin Tazannün Zann Zunun Zânn Zannî
Diyanet Meali:
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
2. BAKARA / 68
"Bizim için Rabbini davet et... onun nasıl olduğunu beyan etsin." dediler.
Dedi ki:
"Muhakkak ki O diyor ki; fariz ve de bikr olmayan, bu ikisinin arasında avan bir dişi sığırdır.
Artık, emir olunduğunuzu yapın!"
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -2- K:VL DA:V RBB BYN K:VL K:VL BK:R FRD: BKR A:VN BYN FA:L eMR .mid56.ss2.as68.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf9.sure.2.xxxxxkissa-musa-020xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -2-x#da:v-davet#||#bk:r-bakara#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#byn-beyn#||#bkr-bikr#||#a:vn-avan#||#frd:-fariz#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#DA:V#||#RBB#||#BYN#||#K:VL#||#K:VL#||#BK:R#||#FRD:#||#BKR#||#A:VN#||#BYN#||#FA:L#||#eMR#||#da:v-davet#||#bk:r-bakara#||#emr-emir#||#rbb-rabb#||#byn-beyn#||#bkr-bikr#||#a:vn-avan#||#frd:-fariz#||#fa:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌۜ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَۜ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ
Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ hiy(hiye), kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun lâ fâridun ve lâ bikr(bikrun), avânun beyne zâlik(zalike) fef’alû mâ tu’merûn(tu’merune).
avan
ع و نA:VN
Esir.
Çğl.AvineÇğl.Avân
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
Bakar
ب ق رBK:R
Öküz. Dana. Sığır. (Bakr, yarmak demek olduğundan, bu hayvanlar da toprağı sürüp yarmak için kullanıldığından)
Dşl.BakaraÇğl.BukurÇğl.Bikar
Aynı kökten:Bakar Bakara Bukur Bikar Bakır Bakr Bakûre Bekr Bekre
Bikr
Bâkir
ب ك رBKR
Bekar. Taze. Temiz. El sürülmemiş. Bozulmamış. Erken. Her şeyin evveli. İlk defa. Henüz misli meydana gelmemiş her amel veya durum. Mc: Evvelce kimsenin söylemediği söz. Bakire: Kız. Kızlığı izale edilmemiş.
Dşl.BâkireÇğl.Ebkâr
Aynı kökten:Bekâr Bekâret Bekûrî Bekûriyyet Bikr Bâkir Bâkire Ebkâr Bekrî Bukre Bükre İbkar Mübakere Bakûre Bekre Bukkarî Ebkâr-ı Efkâr Tebakkur Tebkir
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
Da'vet
Dıayet
د ع وDA:V
Çağırma. / Ziyafet. / Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.
Aynı kökten:Bedduâ dai Duat Dâiye Da'vâ Deavi Da'vet Dıayet davetiye Dı've Dua duae Da'vat Ed'iye dua İddia İstid'a Med'uv Med'î Med'uvvîn Med'uvven Müddeâ Müddeayat Müddeî Tedaî
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Fariz
ف ر ضFRD:
Yaşlı.
Aynı kökten:Farîze Fariza Ferâiz farz Farza Farzen farzan Farzî Farziye Farziyyât İfraz Mefruz Tefriz Fariz Ferîz İfraz İstifraz Müteferriz Teferrüz
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Diyanet Meali:
“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”
2. BAKARA / 153
Ey iman edenler!
Sabır ve salat ile iane dileyin!
Muhakkak ki ALLAH, sabır edenlerle beraberdir.
eMN A:VN S:BR S:LV S:BR .mid133.ss2.as153.saBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs2.syf22.sure.2.xxxxxsalatximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxxxvaadxxhaberxxx#emn-iman#||#s:br-sabr#||#a:vn-iane#||#s:lv-salat#x#eMN#||#A:VN#||#S:BR#||#S:LV#||#S:BR#||#emn-iman#||#s:br-sabr#||#a:vn-iane#||#s:lv-salat#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ
Yâ eyyuhellezîne âmenustainû bis sabri ves salât(salâti), innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).
iane
ع و نA:VN
Yardım. İmdat. Yardım için istenen, toplanan şey. Orta yaşlı.
Çğl.İanat
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
salat
salah
ص ل وS:LV
Düzen vermek, düzenlemek. / Sineyi yok ederek ve benliğinden arınarak, Allah'ın kainata düzen vermesine katılmak.
Çğl.Salavat
Aynı kökten:musalla Musalli Musallîn salat salah Salavat salavat salli Salv
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
5. MAİDE / 2
Ey iman edenler!
ALLAH'ın şiarına
• ve haram aya
• ve hedyeye
• ve kıladelere
• ve Rabblerinden fazl ve rıdvan ibtiga eden Beyt-i Haram ümmetlerine halel getirmeyin.
Helal olduğunuzda (ihramdan çıktığınızda), artık sayd edebilirsiniz.
Sizi Mescid-i Haram'dan sadd etmelerinden, düşmanlıktan ötürü kavme karşı olan şaniniz, sakın ola size cürüm işletmesin!
Birr ve takva üzere avn edişin.
İsm ve düşmanlık üzre yardımlaşmayın.
ALLAH'a ittika edin.
Muhakkak ki ALLAH'ın, ikabı şedidtir.
Veda Haccı AyetiHacc ve Kurban eMN HLL ŞA:R ŞHéR HRM HéDY K:LD eMM BYT HRM BG:Y FD:L RBB RD:V HLL S:YD CRM ŞNe K:VM S:DD SCD HRM A:DV A:VN BRR VK:Y A:VN eSéM A:DV VK:Y ŞDD A:K:B .mid609.ss5.as2.saMAİDE.ns112.nyVeda Haccı.cs6.syf105.sure.5.xxxVeda Haccı AyetixHacc ve Kurbanxxhaccximanxxxxemirxxyasakxxxxibadetxxx#k:vm-kavim#||#şdd-şedid#||#emn-iman#||#a:dv-adüvv#||#rbb-rabb#||#fd:l-fazl#||#şhér-şehr#||#byt-beyt#||#k:ld-kılade#||#s:dd-sadd#||#şne-şani#||#a:k:b-ikab#||#a:vn-avn#||#crm-cürüm#||#scd-mescid-i haram#||#vk:y-takva#||#vk:y-ittika#||#s:yd-sayd#||#hll-halel#||#hrm-haram#||#şa:r-şiar#||#hédy-hedy#||#brr-birr#||#hll-helal#||#esém-ism#||#emm-ümmet#||#rd:v-rıdvan#||#bg:y-ibtiga#x#eMN#||#HLL#||#ŞA:R#||#ŞHéR#||#HRM#||#HéDY#||#K:LD#||#eMM#||#BYT#||#HRM#||#BG:Y#||#FD:L#||#RBB#||#RD:V#||#HLL#||#S:YD#||#CRM#||#ŞNe#||#K:VM#||#S:DD#||#SCD#||#HRM#||#A:DV#||#A:VN#||#BRR#||#VK:Y#||#A:VN#||#eSéM#||#A:DV#||#VK:Y#||#ŞDD#||#A:K:B#||#k:vm-kavim#||#şdd-şedid#||#emn-iman#||#a:dv-adüvv#||#rbb-rabb#||#fd:l-fazl#||#şhér-şehr#||#byt-beyt#||#k:ld-kılade#||#s:dd-sadd#||#şne-şani#||#a:k:b-ikab#||#a:vn-avn#||#crm-cürüm#||#scd-mescid-i haram#||#vk:y-takva#||#vk:y-ittika#||#s:yd-sayd#||#hll-halel#||#hrm-haram#||#şa:r-şiar#||#hédy-hedy#||#brr-birr#||#hll-helal#||#esém-ism#||#emm-ümmet#||#rd:v-rıdvan#||#bg:y-ibtiga#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحِلُّواْ شَعَآئِرَ اللّهِ وَلاَ الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلاَ الْهَدْيَ وَلاَ الْقَلآئِدَ وَلا آمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُواْ وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ أَن تَعْتَدُواْ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tuhıllû şe’âirallâhi veleş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ ammînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alel birri vet takva ve lâ teâvenû alel ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Adüvv
ع د وA:DV
Düşman, hasım.
Çğl.A'daÇğl.Eadi
Aynı kökten:Adavet Âdiyât Âdiye Adüvv A'da Eadi Adv Adevân Adva Advan Mu'ted Mu'tedî Müteaddi Müteadi Udva' Udvan
İkab
ع ق بA:K:B
Şiddetli azab, eziyet, ceza.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
avn
ع و نA:VN
Yardım. İmdad. Yardım eden. Yardımcı. Zahir.
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
İbtiga
ب غ يBG:Y
Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek.
Aynı kökten:bagi bugat bagiyy Begâyâ bagaya bagy İbtiga mübagi tebagi yenbagi
birr
ب ر رBRR
Temizlik. Günahtan çekinmek. Takvâ. İn'âm ve ihsan etme. Salih amel. Koyunu sevketmek. Tilki yavrusu. Fare.
Aynı kökten:Berr barr Ebrâr Berere birr Eberr Meberre Meberrât Teberrü' Berranî Berren Berrî Berriye
beyt
ب ي تBYT
Ev, hane. Gecelemek.
Çğl.Büyût
Aynı kökten:Beyat beyit Ebyat beyt Büyût mebit
Cerm
ج ر مCRM
Bir cins Arap sandalı. Kat'. Kesme. Günahkâr olma, günah işleme. Koyun kırkma. Sıcak, sıcaklık.
Çğl.Cürüm
Aynı kökten:Carim Ceram Cerim Cirâm Cerame Cerem Cerim Ceraim Cerime Cereme Cerm Cürüm Cirm Ecram Cirman Cürm Cürüm İcram İctiram Lacerem Lacereme Mücrim Mücrimîn Tecrim
ümmet
ا م مeMM
Cemaat, kavim, taife. Bir hâkim milletin ashabından olan hey'et-i içtimaiye. Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir dille konuşan millet.
Çğl.Ümem
Aynı kökten:imam Eimme imame İmamet ümm ümmü Ümmehat ümmet Ümem ümmi Ümmiyet Ümmiyye Ümumet
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
ism
ا ث مeSéM
Günah. Büyük günah. Cürüm. Suç. / İyilikten ve iyi olmaktan uzaklaştıran herşey.
Çğl.Asam
Aynı kökten:Esam İsam Esim Asim İsam ism Asam Measim Me'sem Me'seme Te'sim
fazl
ف ض لFD:L
Bir şeyde çok iyi olmak. Seçmek, ayırt etmek, ayırmak. Üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak. Artmak. Kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak. Alimlere yakışır olgunluk. İman, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, inayet. Artmak. Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak. Fazla şey. Lüzumsuz söz. Ganimetten artıp taksimi mümkün olmayan şey.
Çğl.EfdalÇğl.fuzulÇğl.Efâzıl
Aynı kökten:fazıl Fâdıl Fudala Fazıle Fevâzıl fazilet fazl Efdal fuzul Efâzıl fazla Mefzul Mufazzal Mütefazıl Mütefazzıl Mütefazzılîn Tafazzul Tafdil
Halel
ح ل لHLL
Bozukluk. Eksiklik. Başkası tarafından verilen zarar. İki şeyin aralığı. Boşluk. Açıklık.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
Helal
ح ل لHLL
Allah'ın müsaade ettiği şey. Haram olmayan. İhramdan çıkan hacı. Bir erkeğe nizami olarak nikahlı kadın.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Hedy
ه د يHéDY
Rıza veya keffaret olarak, Harem-i Şerif'e götürülen veya kendisi veya parası gönderilen kurbanlık hayvan.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
Kılade
ق ل دK:LD
Gerdanlık. Boyna takılan kıymetli şey. / Akarsu.
Çğl.Kalaid
Aynı kökten:Kald Kılade Kalaid Maklud Mıklad Mekâlid Mukalled Mukalled Mukallid Mukallidîn Mütekallid Takallüd Tekallüd Takallüdât Taklid xoxox
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rıdvan
Rızvan
ر ض وRD:V
Memnunluk, razılık, hoşnudluk. Cennet'in kapıcısı olan büyük melek.
Aynı kökten:İrtiza' İrza İraza Marzî Marziyat Marziye Merzat marzat Müraza Mürazat Müterazi radi Râdiye Radiyen Rızaen razı rıdvan Rızvan rıza Tardiye Tarziye terazi
Sadd
ص د دS:DD
Yüz çevirmek. Men etmek. Bir şeyden birini vazgeçirmek. Fikir, niyet, kasd. Yakınlık, civar. Konuşulan husus.
Aynı kökten:Esadd Isdad Sadd Sadid sudud
Sayd
ص ي دS:YD
Av. Avlanmak. Ava gitmek.
Aynı kökten:Isadet Istıyad Mas'ad Mesaid Mısyed Mısyede Sayd Sayd-ı Mahî Sayyad Seyyad Tasayyud
mescid-i haram
س ج دSCD
xoxox
Aynı kökten:mescid Mesacid mescid-i aksa mescid-i haram Mescud Müteseccid sacid Secede Süccad Sücud secde Sücud Teseccüd Teseccüdât
ittika
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapmak. Takva ile amel etmek. / Sakınmak. Çekinmek. Günahlardan ve bütün kötülüklerden kendini çekmek.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
takva
و ق يVK:Y
Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek. // korumak, esirgemek, muhafaza etmek, saklamak, önlemek, kötülük ve felaket karşısında korumak, güvende olmak, bir kalkan görevi görmek, göreve saygı duymak, sakınmak, saygı göstermek, korkmak, çekinmek. // Dinin emir ve tavsiyelerine uyma, haram ve günahlardan kaçınma hususunda gösterilen titizlik anlamında bir kavram. Fiilin kökü "korku" anlamını da içermekle birlikte bu korkunç bir şeyden çekinmeyi değil, seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaratanına karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade eder. “Allah bilinci, Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ifadeleri kavramın içeriğine daha uygun görünmektedir. Takva ve ittikā kelimelerinin içerdiği korku Allah’a duyulan saygıdan kaynaklanır. Takva; olumlu korkudur, sevgiyi yıpratma veya yitirme endişesidir.
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
şiar
ش ع رŞA:R
İz, belirti, işaret, nişan, ayırt edici iyi adet. Üstünlük veren işaret. İnsanın gömleği. Ölüm.
Çğl.şeair
Aynı kökten:Meş'ar Meşâır meş'ur meş'urat müsteş'ar şair Şairât şuara şiar şeair şiare Şeâyir şiir şuur Eş'ar Şa'ar Şa'r Şüur Eşâr Meş'ar-ül Haram Şir'a Şeria Şi'ra
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
şehr
ش ه رŞHéR
Ayın bir tur zamanı, 30 günlük zaman. Bir şeyi izhar etmek. Teşhir etmek.
Çğl.eşhürÇğl.şühur
Aynı kökten:Fiş şehril kadim işhar meşhur müşahere şehr eşhür şühur şöhret teşhir
Şani'
ش ن اŞNe
Buğz eden veya kin tutan. (devam ve ısrar içerir)
Aynı kökten:Şani' Şenaat Şenan Şenia Şenayi'
Diyanet Meali:
Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
7. A'RAF / 128
Musa, kavmi için dedi ki: "ALLAH'a istiane edin ve sabır edin.
Muhakkak arz, ALLAH'ındır. O'na abd olanlardan dilediğini ona varis eder.
Akibet muttaki olanlar içindir."
Hz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -10 K:VL MVS K:VM A:VN S:BR eRD: VRSé ŞYe A:BD A:K:B VK:Y .mid1017.ss7.as128.saA'RAF.ns39.nyMEKKE.cs9.syf164.sure.7.xxxxxkissa-musa-103xHz. Musa ve İsrailoğulları Kıssası -10x#k:vm-kavim#||#şye-şae#||#erd:-arz#||#s:br-sabr#||#a:bd-abd#||#vk:y-muttaki#||#a:vn-istiane#||#a:k:b-akibet#||#vrsé-varis#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MVS#||#K:VM#||#A:VN#||#S:BR#||#eRD:#||#VRSé#||#ŞYe#||#A:BD#||#A:K:B#||#VK:Y#||#k:vm-kavim#||#şye-şae#||#erd:-arz#||#s:br-sabr#||#a:bd-abd#||#vk:y-muttaki#||#a:vn-istiane#||#a:k:b-akibet#||#vrsé-varis#||#mvs-hz. musa#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ اسْتَعِينُوا بِاللّهِ وَاصْبِرُواْ إِنَّ الأَرْضَ لِلّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ
Kâle mûsâ li kavmihisteînû billâhi vasbirû, innel arda lillâhi yûrisuhâ men yeşâu min ibâdih(ibâdihî), vel âkıbetu lil muttekîn(muttekîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
Âkibe
Âkibet
ع ق بA:K:B
Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
Aynı kökten:Akab A'kab Akabe Akabât akabinde Akib Âkibe Âkibet Hz. Yakub İkab Muakabe Muakkab Muakkib Muakkibîn Müteakıb müteakib Ta'kib Ta'kibât Teakub ukba Ukbe
istiane
ع و نA:VN
Yardım istemek. İane istemek.
Çğl.İstianat
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Hz. Musa
م و سMVS
Suyla gelen ikram, suyun getirdiği hazine, suyun koruduğu, sakladığı değer.
Aynı kökten:Hz. Musa Mevs Mevs
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
muttaki
و ق يVK:Y
Kendisini takva sahibi yapan. Ehl-i takva. İttika eden. / Haramdan ve günahtan çekinen. // Kötülüklere, kendisinde zarara ve yaralanmalara sebep olacak şeylere karşı korunarak, insanlığa ve Allah’a karşı görevlerini saygılı bir şekilde yerine getiren kişi.
Çğl.Müttakîn
Aynı kökten:ittika muttaki Müttakîn takva Etka Taka Takıyye Takke Taki Tevkıye Tukat Vâkî Vıky Vaky Vika Veka vikaye
Vâris
و ر ثVRSé
Mirasçı. Kendisine miras düşen. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî veya manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa salâhiyetli olan. El Varis : İntikal etmek, intikalen malolmak. ALLAH'ın veraset kabul etme fiili.
Çğl.Vârisîn
Aynı kökten:İras İrs A'râs İrsen İrsî Mevarîs Mevrus Mevruse Mevrusat Miras Muris Muvarese Müvarese Mütevaris Te'ris Tevarüs Teverrüs Tevris Türas Vâris Vârisîn Veraset Verese
şae
ش ي اŞYe
Diledi, istedi, murad eyledi.
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
Mûsâ, kavmine, “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi.
12. YUSUF / 18
Kizble, kamisini, üzeri kanla ile getirdiler.
Dedi ki: "Bilakis!
Nefsleriniz sizi emre tesvil etti. Artık bana düşen, cemil sabırdır. Vasf ettiğiniz şeyler üzre, ALLAH avandır."
Hz. Yusuf Kıssası CYe K:MS: DMV KZéB K:VL SVL NFS eMR S:BR CML A:VN VS:F .mid1547.ss12.as18.saYUSUF.ns53.nyMEKKE.cs12.syf236.sure.12.xxxxxkissa-yusufxHz. Yusuf Kıssasıx#emr-emir#||#nfs-enfüs#||#s:br-sabr#||#dmv-dem#||#svl-tesvil#||#vs:f-vasf#||#kzéb-kizb#||#a:vn-avan#||#k:ms:-kamis#||#cml-cemil#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#CYe#||#K:MS:#||#DMV#||#KZéB#||#K:VL#||#SVL#||#NFS#||#eMR#||#S:BR#||#CML#||#A:VN#||#VS:F#||#emr-emir#||#nfs-enfüs#||#s:br-sabr#||#dmv-dem#||#svl-tesvil#||#vs:f-vasf#||#kzéb-kizb#||#a:vn-avan#||#k:ms:-kamis#||#cml-cemil#||#cye-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَجَآؤُوا عَلَى قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَاللّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).
avan
ع و نA:VN
Esir.
Çğl.AvineÇğl.Avân
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
Cemil
ج م لCML
Güzel. Hoşa gitmek için yapılan hareket.
Dşl.cemile
Aynı kökten:Cemal Cemel Cimal Ecmal Cemil cemile Ecmel Mücemmil Mütecemmil Mütecemmilîn Tecemmül Tecemmülât Tecmil Tecmilât Cümle Cümel Cümleten Filcümle Ezcümle İcmal Mücmel Cümmel Cümel
dem
demy
د م وDMV
Kan.
Çğl.Dima'
Aynı kökten:dem demy Dima' demrag İdma' Müdemma Müfdem
emir
ا م رeMR
Emredici olan. Seyyid. Şerif. Yüksek rütbeli zabit. Bir memleketin, bir aşiretin veya kabilenin reisi. Büyük ve meşhur bir soydan gelen. Hz.Peygamber'in (A.S.M.) soyundan gelen. Zengin.
Çğl.Ümera
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
Kamis
ق م صK:MS:
Gömlek. Uzun gömlek. Döl yatağını kaplayan ince deri. Bâzı nebatlardaki ince zar.
Çğl.Akmise
Aynı kökten:Kamis Akmise Kams kımâs Takmis
kizb
ك ذ بKZéB
Yalan. Yalan söyleme. Uydurma söz, asılsız kelam.
Çğl.Ekazib
Aynı kökten:Ekzeb Kâzib Kâzibe kezub Kezeb kezzab kizb Ekazib Mekzebe Mekzube Mükâzebe Mükezzib Tekâzüb tekzib Ükzube
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
Sabr
Sabır
ص ب رS:BR
Acıya ve zorluğa katlanmak. Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. Muharebede şecaat gösterme. Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.
Aynı kökten:Musaberet Mustabır sabbar Sabr Sabır sabur tasabbur
Tesvil
س و لSVL
Kötü bir şeyi güzel göstererek aldatma. Tezyin etmek, süslemek.
Çğl.Tesvilât
Aynı kökten:Tesvil Tesvilât xoxox
Vasf
و ص فVS:F
Sıfat. Bir kimsenin veya şeyin taşıdığı hâl. Tarif etmek, vasıflandırmak, atfetmek.
Çğl.Evsâf
Aynı kökten:Vasf Evsâf Vasıf Vassaf
Diyanet Meali:
18. Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”
18. KEHF / 95
"Rabbimin beni onda temekkün ettiği şeyler hayrdır. Artık, siz de bana kuvvet ile avn edin… sizin ve onların arasına redma kılayım" dedi.
Zülkarneyn Kıssası K:VL MKN RBB H:YR A:VN K:VY CA:L BYN BYN RDM .mid2138.ss18.as95.saKEHF.ns69.nyMEKKE.cs16.syf302.sure.18.xxxxxkissa-zulkarneynxZülkarneyn Kıssasıx#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#k:vy-kuvve#||#byn-beyn#||#a:vn-avn#||#mkn-temekkün#||#rdm-redma#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#MKN#||#RBB#||#H:YR#||#A:VN#||#K:VY#||#CA:L#||#BYN#||#BYN#||#RDM#||#rbb-rabb#||#h:yr-hayr#||#k:vy-kuvve#||#byn-beyn#||#a:vn-avn#||#mkn-temekkün#||#rdm-redma#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ مَا مَكَّنِّي فِيهِ رَبِّي خَيْرٌ فَأَعِينُونِي بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا
Kâle mâ mekkennî fîhi rabbî hayrun fe eînûnî bi kuvvetin ec’al beynekum ve beynehum redmâ(redmen).
avn
ع و نA:VN
Yardım. İmdad. Yardım eden. Yardımcı. Zahir.
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
hayr
hayır
خ ي رH:YR
Hayy olana rücu etmek. Emre amede ve itaatkar olmak. Meşru davranış. En iyi, seçkin. Seçmek.
Çğl.HayratÇğl.HıyarÇğl.Ahyar
Aynı kökten:hayr hayır Hayrat Hıyar Ahyar Hayre Hayrât hayri Hayriye Hayriyet Hıyar Hıyârât Hıyere ihtiyar ihtiyari İstihare Lâhayr Muhayyer Muhtar Tahayyür
Kuvve
Kuvvet
ق و يK:VY
Kuvvet. Güç. Salâhiyyet. İktidar. Fikir. Niyet. Hasse. His. Duygu. Meleke. Kabiliyyet. Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb.
Çğl.Kuvâ
Aynı kökten:Evked kavi kaviy Kaviyyen Kuvvad Kuvve Kuvvet Kuvâ mukavemet Mukavim Mukavimîn Mukavva Mukavvî Takavvi Mukvin
Temekkün
م ك نMKN
Sultan yanında rütbe sahibi olmak. / Vakar ve temkin sahibi olmak.
Aynı kökten:Mekîn Mükena' Mekînet Mekânet Temekkün Temkin Emken İmkan Mekîn Mükena' Mekn Mekâne Emkine Emâkin Mümkin Mümkün Mümkinât Mütemekkin Temekkün Umkan
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
Zülkarneyn, “Rabbimin bana verdiği (imkân ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi.
21. ENBİYA / 112
Dedi ki:
"Rabbim, bi-hakkın hüküm verir.
Rabbimiz Rahmandır... ve vasıfladığınız üzre istiane edilendir."
Dua K:VL RBB HKM HK:K: RBB RHM A:VN VS:F .mid2463.ss21.as112.saENBİYA.ns73.nyMEKKE.cs17.syf330.sure.21.xxxDuax#rbb-rabb#||#rhm-rahman#||#hk:k:-hakk#||#a:vn-istiane#||#hkm-hüküm#||#vs:f-vasf#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#RBB#||#HKM#||#HK:K:#||#RBB#||#RHM#||#A:VN#||#VS:F#||#rbb-rabb#||#rhm-rahman#||#hk:k:-hakk#||#a:vn-istiane#||#hkm-hüküm#||#vs:f-vasf#||#k:vl-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
قَالَ رَبِّ احْكُم بِالْحَقِّ وَرَبُّنَا الرَّحْمَنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
Kâle rabbıhkum bil hakk(hakkı), ve rabbuner rahmânul musteânu alâ mâ tasıfûn(tasıfûne).
istiane
ع و نA:VN
Yardım istemek. İane istemek.
Çğl.İstianat
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
Hakk
hak
ح ق قHK:K:
Batılın zıddı. Gerçek. Her sabit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki malikiyyeti. Dava ve iddia. Hakikate uygunluk. Pay, hisse. Münasib. Vukuu vacib, geleceği şüphesiz olan. Yapacağını yalansız yapan kimse. El Hakk : Doğruluk fiili.
Aynı kökten:Ehakk Hakîk hakikat Hakaik Hakikî Hakk hak muhakkak Muhakkik Muhakkikîn tahakkuk
hükm
hüküm
ح ك مHKM
Karar. Emir. Kuvvet. Hakimlik. Amirlik. İrade. Kumanda. Nüfuz. Kadılık etmek. Tesir. Cari olmak. Makam. Bir davanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan karar. Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki rabıtayı tasdik veya inkar etmek.
Çğl.Ahkâm
Aynı kökten:hakem hakim Hâkim Hâkime Hükkâm Hâkimiyyet hekim Hükemâ hikmet hikem hükm hüküm Ahkâm hükümet Hükûmat Hükümlü Hükümran İhkâm istihkam İstihkâmat mahkeme Mahakim mahkum muhakeme Muhakemât muhkem Muhkemat Müstahkem Müstahkim Tahakküm Tahkim
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rahman
ر ح مRHM
Bütün yaratıklara rızıklarını veren, her an bütün mahlukat hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, bütün mahlukatına sayısız nimetler veren. Nizam ve adalet sahibi. Er Rahman : ALLAH'ın düzelticiliğinin, terbiye ediciliğinin, eğiticiliğinin ismidir. Olumsuzlukların olumluya dönmesi, düzelmesi, her şeyin olması gereken düzene kavuşması ALLAH'ın Rahmetidir. İkaz edilen toplumların, yanlış olan hallerden Sırat-ı müstakime yani her an ALLAH'ın emrini duyarak ve uygu ile yaşamaya yönelmeleri ALLAH'ın Rahmetiyle olacaktır.
Çğl.erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Vasf
و ص فVS:F
Sıfat. Bir kimsenin veya şeyin taşıdığı hâl. Tarif etmek, vasıflandırmak, atfetmek.
Çğl.Evsâf
Aynı kökten:Vasf Evsâf Vasıf Vassaf
Diyanet Meali:
(Peygamber), “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi.
25. FURKAN / 4
Kafirler, "Eğer bu onun iftirası olan ifkten başka bir şey değilse... başka bir kavim kendisine avn etmiş olmalı." dediler. Böylece zulüm ve zur etmiş oldular.
eFK FRY A:VN K:VM eH:R CYe Z:LM ZVR .mid2665.ss25.as4.saFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs18.syf359.sure.25.xxxx#k:vm-kavim#||#eh:r-ahar#||#z:lm-zulüm#||#zvr-zur#||#a:vn-avn#||#efk-ifk#||#fry-iftira#||#cye-xxoxx#x#eFK#||#FRY#||#A:VN#||#K:VM#||#eH:R#||#CYe#||#Z:LM#||#ZVR#||#k:vm-kavim#||#eh:r-ahar#||#z:lm-zulüm#||#zvr-zur#||#a:vn-avn#||#efk-ifk#||#fry-iftira#||#cye-xxoxx#
Orjinal Metin - Sözlük - İlgili Ayetler - Diyanet Meali
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا إِفْكٌ افْتَرَاهُ وَأَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ آخَرُونَ فَقَدْ جَاؤُوا ظُلْمًا وَزُورًا
Ve kâlellezîne keferû in hâzâ illâ ifkunifterâhu ve eânehu aleyhi kavmun âharûn(âharûne), fe kad câû zulmen ve zûrâ(zûran).
avn
ع و نA:VN
Yardım. İmdad. Yardım eden. Yardımcı. Zahir.
Aynı kökten:avan Avine Avân avan Uven avan avane A'van avn Avnî Esteîn iane İanat İanet istiane İstianat muavin Muîn Müstain Müstainen Müstean Müteavin Nesteinu Tav'an
İfk
ا ف كeFK
Bühtan. Bir suçu birisine yüklemek. İftira.
Aynı kökten:Effak efk üfuk İfk Mü'tefik Mü'tefike Mü'tefikat Te'fik Te'fikât Üfkuhe
Ahar
Aher
ا خ رeH:R
Gayrı, başkası. Diğeri.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
İftira
ف ر يFRY
Birinin üzerine suç atmak. İfk. Yalan yere birisini suçlu göstermek. Asılsız isnat.
Çğl.İftiraat
Aynı kökten:Fery Firye İftira İftiraat Müftera-aleyh Müftereyat Müfterî Müfterun
Kavim
ق و مK:VM
Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavim Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
zulüm
ظ ل مZ:LM
Haksızlık. Eziyet, işkence. Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.
Dşl.Zulm
Aynı kökten:mazlum Mazlumîn mezalim munzalim Mutazallim Mutazallimîn Muzlim Tazlim Tezalüm zalim Zâlime Zaleme Zâlimîn Zallam Zalûm Zıllîm zulmet Zulümat zulüm Zulm
zur
ز و رZVR
Ziyaret. Yalan. Asılsız. Uydurma. İftira.
Aynı kökten:mezar mütezavir Mütezavirîn tezavür Tezâvürat tezvir ziyaret zur
Diyanet Meali:
4. İnkâr edenler, “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.