Kelam-ı Kadim için Duru Sözlük

Duru Sözlük'te... KÖK Ara: KELİME Ara: ANLAM içinde Ara:
BLD etiketli kayıtlar

KELİMEANLAM
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
DuruMeal'de toplam 19 kayıtta geçiyor.
Çoğul.beledÇoğul.biladÇoğul.büldan
Aynı Kökten Türeyen:belde beled bilad büldan Beledi belediye
##belde##beled##bilad##büldan##BLD-belde##BLD-beled##BLD-bilad##BLD-büldan##
Beledi
ب ل دBLD
Şehir veya kasaba ahalisinden olan, şehirli. Şehir ve kasabaya ait. Belediye İdaresine mensub. Mahalli, yerli.
Aynı Kökten Türeyen:belde beled bilad büldan Beledi belediye
##beledi##BLD-beledi##
belediye
ب ل دBLD
Bir şehir veya kasabanın temizliği, bayındırlığı ve nizamiyle ilgilenen daire.
Aynı Kökten Türeyen:belde beled bilad büldan Beledi belediye
##belediye##BLD-belediye##
18 Kayıt Listeleniyor...
BLD kelime kökünün geçtiği -18- ayet listesi
SURE
2. BAKARA / 126
İbrahim demişti ki:
"Rabbim!
Bu beldeyi emin kıl. Ehlini... kendilerinden ALLAH'a ve ahir yevmine iman edenlerin semerelerinden rızıklandır."
Dedi ki:
"Kafir kimseleri... artık onları biraz metalandırır sonra nar azabına muztar ederim.
Orası ne de beis masirdir!"
İbrahim Kıssası.01AhiretDua K:VL BRH!M RBB CA:L BLD eMN RZK: eH!L S!MR eMN YVM eH:R K:VL KFR MTA: K:LL D:RR A:Z!B NVR BeS S:YR .mid121.ss2.as126.ssBAKARA.ns87.nyMEDİNE.cs1.syf18.sure.2.xxxİbrahim Kıssası.01xAhiretxDuaxxyevmxcehennemximanxxkissa.008x#mta:-meta#||#eh:r-ahir#||#eh!l-ehil#||#k:ll-kalil#||#bld-belde#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#d:rr-muztar#||#a:z!b-azab#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#bes-beis#||#s:yr-masir#||#nvr-nar#||#s!mr-semere#||#brh!m-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BRH!M#||#RBB#||#CA:L#||#BLD#||#eMN#||#RZK:#||#eH!L#||#S!MR#||#eMN#||#YVM#||#eH:R#||#K:VL#||#KFR#||#MTA:#||#K:LL#||#D:RR#||#A:Z!B#||#NVR#||#BeS#||#S:YR#||#mta:-meta#||#eh:r-ahir#||#eh!l-ehil#||#k:ll-kalil#||#bld-belde#||#yvm-yevm#||#emn-iman#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#d:rr-muztar#||#a:z!b-azab#||#kfr-kafir#||#rzk:-rızk#||#bes-beis#||#s:yr-masir#||#nvr-nar#||#s!mr-semere#||#brh!m-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَل۪يلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ
Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzâ beleden âminen verzuk ehlehu mines semerâti men âmene minhum billâhi vel yevmil âhir(âhiri), kâle ve men kefere fe umettiuhu kalîlen summe adtarruhu ilâ azâbin nâr(nâri), ve bi’sel masîr(masîru).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
beis
ب ا سBeS
Azab, şiddet. Korku. Zarar, ziyan. Zorluk, meşakkat, zahmet. Fenalık. Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fena durumda olmak.
Aynı kökten:beis
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Hz. İbrahim
BRH!M
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
Muztar
Müztar
ض ر رD:RR
Çaresiz kalmış, zorlanmış. Cebr olunmuş. Mecbur kalış. Çaresiz kalıp başı sıkılan.
Çğl.Muztarrîn
Aynı kökten:azarr Darr Izrar Idrar mazrur Mutazarrır Muzırrîn Muztar Müztar Muztarrîn Tadarr Tazarrur Tazrir zarar zarr Azrar Zaruret Zarurat
ehl
ehil
ا ه لeH!L
Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli. Halk, umum, nâs. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
Çğl.Ahali
Aynı kökten:ehl ehil Ahali Ehliyyet ehliyet Müste'hil
Ahir
ا خ رeH:R
Sonra gelen. Sonraki. Son, en son. El Ahir : Sonu olmayan.
Aynı kökten:Ahar Aher Ahir ahir yevm ahiret bilahere Bi-l-ahire İlâ-âhir İstihar Mateahhar Mâ-teahhar Muahharen Muahhir muahhar Müste'hir Müste'hire Müteahhir Müteahhirîn Teehhür Te'hir Te'hirât uhra
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
iman
ا م نeMN
Şahit olunmayan birşeye, bir kaynağa güvenerek itimat etmek.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
kalil
ق ل لK:LL
Az. Bodur kimse.
Çğl.Kalail
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
meta'
meta
م ت عMTA:
Fayda. Menfaat. Kıymetli eşya. Dünya geçimliği. Tüccar malı.
Çğl.Emtia
Aynı kökten:meta' meta Emtia Temettu' Temettuât
nar
ن و رNVR
Ateş. Bir meyve adı. Yakıcı, azab verici her şey.
Çğl.NiranÇğl.envarÇğl.niyâr
Aynı kökten:inare minare menare Menair Minarat münevver münir nar Niran envar niyâr neyyir Neyyirat nur Envar Niran nuri nuriye
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
Semer
ث م رS!MR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
Masîr
ص ي رS:YR
Sürüp giden. Karargâh. Suyun aktığı yer. Rücu etmek, dönüp gitmek. Dönüp varılacak yer.
Çğl.Masâyi
Aynı kökten:Masîr Masâyi Sare Sayruret Sayr
Yevm
ي و مYVM
Gün. Yirmidört saatlik zaman. Sene. Asır. Devir. Devre. Süreç.
Çğl.eyyam
Aynı kökten:El yevm Eyyam EYYAMÜL USBÜ' Külle yevm Müyaveme Yevm eyyam Yevme-izin Yevmî Yevmiye
Diyanet Meali:
Hani İbrahim, “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Allah da, “İnkâr edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
3. ALİ İMRAN / 196
Kafirlerin beldelerde takallüb etmeleri seni garr etmesin.
Ahiret G:RR K:LB KFR BLD .mid484.ss3.as196.ssALİ İMRAN.ns89.nyMEDİNE.cs4.syf75.sure.3.xxxAhiretxxxvaadxxhaberxxx#bld-belde#||#k:lb-takallüb#||#kfr-kafir#||#g:rr-garr#x#G:RR#||#K:LB#||#KFR#||#BLD#||#bld-belde#||#k:lb-takallüb#||#kfr-kafir#||#g:rr-garr#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فِي الْبِلَادِۜ
Lâ yegurranneke tekallubelluzîne keferû fîl bilâd(bilâdi).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Garr
غ ر رG:RR
Beyhude ve bâtıl şey. Gafil adam. Aldatan. Kuyu kazan. Aldatmak. Hırsa düşmek. Alnında dirhemden büyücek beyazlık bulunan at.
Aynı kökten:Garr Garre Garur Gurur İgrar İgtirar Magrur Mağrur Tagrir Tagrirât Tegarrür
takallüb
Tekallüb
ق ل بK:LB
Bir taraftan diğer tarafa dönmek. Bir halden başka bir hale değişmek. Başka kalıba girmek.
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Diyanet Meali:
Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
7. ARAF / 57
O, rahmet elinin arasında, beşir olarak rihleri irsal edendir. Hatta, sikal sehabı azalttığında, onu mevt olmuş beldeye sevk ederiz ve ardından onunla su inzal ederiz.
Ardından onunla bütün semerelerden ihrac ederiz.
Mevt olanları böyle ihrac edeceğiz.
Umulur ki tezekkür edersiniz.
Doğa/Yaşam RSL RVH BŞR BYN YDY RHM K:LL SHB S!K:L SVK: BLD MVT NZL MVH! H:RC KLL S!MR H:RC MVT Z!KR .mid1064.ss7.as57.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf156.sure.7.xxxDoğa/Yaşamx#kll-külli#||#k:ll-ekall#||#bld-belde#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzl-inzal#||#bşr-beşir#||#rsl-irsal#||#z!kr-tezekkür#||#mvt-meyyit#||#h:rc-ihrac#||#shb-sehab#||#s!k:l-sikal#||#rvh-rih#||#s!mr-semere#||#mvh!-ma#||#svk:-sevk#x#RSL#||#RVH#||#BŞR#||#BYN#||#YDY#||#RHM#||#K:LL#||#SHB#||#S!K:L#||#SVK:#||#BLD#||#MVT#||#NZL#||#MVH!#||#H:RC#||#KLL#||#S!MR#||#H:RC#||#MVT#||#Z!KR#||#kll-külli#||#k:ll-ekall#||#bld-belde#||#rhm-rahmet#||#ydy-yed#||#byn-beyn#||#nzl-inzal#||#bşr-beşir#||#rsl-irsal#||#z!kr-tezekkür#||#mvt-meyyit#||#h:rc-ihrac#||#shb-sehab#||#s!k:l-sikal#||#rvh-rih#||#s!mr-semere#||#mvh!-ma#||#svk:-sevk#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاء فَأَخْرَجْنَا بِهِ مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذَلِكَ نُخْرِجُ الْموْتَى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ve huvellezî yursilur riyâha buşren beyne yedey rahmetih(rahmetihi), hattâ izâ ekallet sehâben sikâle suknâhu li beledin meyyitin fe enzelnâ bihil mâe fe ahrecnâ bihîmin kullissemerât(semerâti), kezâlikenuhricul mevtâ leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
beyn
beyne
ب ي نBYN
Arası, arasında, aralık. İki şeyin arası. İkisinin ortası. Firkat. Ayrılık. Beyan. Burnu ve ayakları uzun karga.
Aynı kökten:bayin beyan Beyanat beyanname beyn beyne beyyine İstibane mabeyn mübeyyen mübeyyin mübin Müstebin Tebeyyün tibyan
beşir
ب ش رBŞR
Müjdelemek. Müjdeler vererek ikaz etmek. Müjde getiren. Güler yüzlü. Hub. Cemil. Hz.Muhammed'in bir vasfı.
Aynı kökten:Başir Beşaret Bişârettir Beşarat beşir Bişr Büşra İbşar İbşarât İstibşar Mübaşeret Mübaşir Mübeşşer mübeşşir Mübeşşirîn Mübeşşirat Mübşer Mübşir Müstebşir Tebaşir Tebşir Tebşirât Beşare Beşâir Beşer Beşere Beşerî Beşeriyyet Fevkalbeşer Fevk-al beşer Mebşure
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Ekall
Akall
ق ل لK:LL
Daha az, en az, pek az. En küçük.
Aynı kökten:Ekall Akall Ekall-i Kalil Ekalliyet Akalliyet İklal İstiklal kalil Kalail kalilen Kılle Kıllet kulal Laakall Müstakill Müstakillen Mütekallil Takallül
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
ma'
م و هMVH!
Su.
Çğl.Emvah
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
meyyit
Meyt
م و تMVT
Ölü. Cansız. Ölmüş. Cenaze.
Çğl.mevtaÇğl.emvat
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rahmet
ر ح مRHM
Merhamet, acımak, şefkat etmek. İhsan etmek. Esirgemek.
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
Sikal
ث ق لS!K:L
Ağır olan, ağır şeyler.
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
Semer
ث م رS!MR
Meyve. Yemiş. Verim. Netice. Fayda. Kâr.
Dşl.SemereÇğl.EsmarÇğl.SemerâtÇğl.Simar
Aynı kökten:İsmar Semar Semer Semere Esmar Semerât Simar Tesmir
sehab
Sehabe
س ح بSHB
Bulut. Karanlık. Bulut gibi uçuşan böcekler. Cazibeye kapılanlar, sürüklenenler. Etki altında kalanlar.
Çğl.SehâibÇğl.Suhub
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
sevk
س و قSVK:
Sevk etmek. Sürmek. Yollamak, göndermek. Neticeye bağlamak.
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik Seki sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
yed
ي د يYDY
El. Nimet. Mc: Kuvvet, kudret, güç. Yardım. (yedan: iki el) (eydi... eyâdi)
Çğl.yüdiÇğl.eydiÇğl.yedan
Aynı kökten:yed yüdi eydi yedan
tezekkür
ذ ك رZ!KR
Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. Birkaç kişi toplanıp iş üzerine görüşmek.
Çğl.Tezekkürât
Aynı kökten:İstizkâr Mezkûr mezkur Müstezkir Mütezekkir müzakere Müzakerat müzekker müzekkere Müzekkire Müzekkir Müztekir Müddekir tezekkür Tezekkürât tezkere Tezkire Tezakir Tezkir Zâkir zakir Zâkirûn Zâkire zeker Zükrân Zükur Zikâre Zekir zikr zikir ezkar zikra Zükr Zükre
Diyanet Meali:
O, rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.
7. ARAF / 58
Tayyib olan beldenin nebatı, Rabbinin izni ile ihrac olur. Habis olanda, sadece, nekd olanlar ihrac olur.
Böyledir!...
Şükür eden kavim için ayetleri sarf ederiz.
Doğa/Yaşam BLD T:YB H:RC NBT eZ!N RBB H:BS! H:RC NKD S:RF eYY K:VM ŞKR .mid1065.ss7.as58.ssARAF.ns39.nyMEKKE.cs8.syf157.sure.7.xxxDoğa/Yaşamx#k:vm-kavim#||#şkr-şükür#||#eyy-ayet#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#h:bs!-habis#||#ez!n-izin#||#h:rc-ihrac#||#nbt-nebat#||#s:rf-tasrif#||#t:yb-tayyib#||#nkd-nekd#x#BLD#||#T:YB#||#H:RC#||#NBT#||#eZ!N#||#RBB#||#H:BS!#||#H:RC#||#NKD#||#S:RF#||#eYY#||#K:VM#||#ŞKR#||#k:vm-kavim#||#şkr-şükür#||#eyy-ayet#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#h:bs!-habis#||#ez!n-izin#||#h:rc-ihrac#||#nbt-nebat#||#s:rf-tasrif#||#t:yb-tayyib#||#nkd-nekd#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَالَّذِي خَبُثَ لاَ يَخْرُجُ إِلاَّ نَكِدًا كَذَلِكَ نُصَرِّفُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ
Vel beledut tayyibu yahrucu nebâtuhu bi izni rabbih(rabbihi), vellezî habuse lâ yahrucu illâ nekidâ(nekiden), kezâlike nusarriful âyâti li kavmin yeşkurûn(yeşkurûne).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
izn
izin
ا ذ نeZ!N
Yasağı kaldırmak. Bir şeye ruhsat vermek. Yol vermek. Hizmetten çıkarmak.
Aynı kökten:ezan izan izn izin Me'zene Meâzin Me'zun Me'zunîn Me'zuniyet Müezzin Müezzinîn müste'zen müste'zin Te'zin üzn Azan
Habîs
Habes
خ ب ثH:BS!
Fesadcı. Hilekâr. Alçak tabiatlı. Kötü. Pis. Gusülsüz gezen.
Çğl.HabeseÇğl.Hubesa
Aynı kökten:Ahbes Habaset Habîs Habes Habese Hubesa Habs Hıbse Hubs Ihbas İhbas
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Kavm
Kavim
ق و مK:VM
Cemaat. Topluluk. Millet. / Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu. / Bir işe başlamak. / Pazar kurmak. Müşteri ile anlaşmak. // Doğru, dik, ayakta. Dürüst. İsabetli. Boyu düzgün ve güzel.
Çğl.akvam
Aynı kökten:ikame ikame-i salat ikamet istikamet kaim kaime Kavaim kamet Kavm Kavim akvam Kavvam kaymakam kayyime kayyum kıvam kıyam kıyamet kıymet Kıyem makam mukam mukim mustakim takvim Tekavim
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Nekd
Nekâde
ن ك دNKD
Hayırsız olmak. / sert, acı verici, isteneni reddetmek, çirkin bir şekilde, az su ile az ve dağınık ziraat
Çğl.Enkâd
Aynı kökten:İntikad Münekkid Münakkıd Nekad Nukyud Nikâd Nekd Nekâde Enkâd Nekda' Neked Nekkad Tenkid
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
tasrif
ص ر فS:RF
İstediği şekilde idare etmek. Maslahatta tasarrufa izin vererek mutasarrıf kılmak. Bir şeyi bozup değiştirerek türlü şekillere koymak, evirip çevirmek.
Aynı kökten:masraf masarif Masrif Masruf Munsarif Mutasarrıf sarf Asraf Süruf Sarfiyyat sarf-ı nazar sarfiye Sarif Sarraf tasarruf Tasarrufât tasrif
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Diyanet Meali:
(Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.
14. İBRAHİM / 35
İbrahim demişti ki:
"Rabbim!
Bu beldeyi emin kıl. Beni ve oğullarımı sanemlere abd olmaktan cenb et."
İbrahim Kıssası.05Dua K:VL BRH!M RBB CA:L BLD eMN CNB BNY A:BD S:NM .mid1919.ss14.as35.ssİBRAHİM.ns72.nyMEKKE.cs13.syf259.sure.14.xxxİbrahim Kıssası.05xDuaxximanxxkissa.047x#bny-beni#||#bld-belde#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#a:bd-abd#||#cnb-cenb#||#s:nm-sanem#||#brh!m-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#x#K:VL#||#BRH!M#||#RBB#||#CA:L#||#BLD#||#eMN#||#CNB#||#BNY#||#A:BD#||#S:NM#||#bny-beni#||#bld-belde#||#emn-emin#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#a:bd-abd#||#cnb-cenb#||#s:nm-sanem#||#brh!m-hz. ibrahim#||#ca:l-xxoxx#||#k:vl-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هَذَا الْبَلَدَ آمِنًا وَاجْنُبْنِي وَبَنِيَّ أَن نَّعْبُدَ الأَصْنَامَ
Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzel belede âminen vecnubnî ve beniyye en na’budel asnâm(asnâme).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
beni
ب ن يBNY
Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
Aynı kökten:bani beni benin benün benna bin Bina' bina Ebniye binaen binaenaleyh bint Bunni bünyan bünye ibn ibne benin benün ebna İbtina' Tebniye
Hz. İbrahim
BRH!M
İbranicede, "Baba, yüksek ve yüce"; Süryanicede "merhametli baba" demektir. Arapçada, "tüm dikkatini vererek ve incelemek, gözlemlemek maksadı ile gözünü kıpırdatmadan bir şeye bakıp durmak" / rahmet ile, rahmete, merhamete; / rahmetin başladığı yer, rahimiyete giriş yeri; / kişinin rahmaniyete ulaşıverdiği an.
Aynı kökten:Berheme Hz. İbrahim
cenb
ج ن بCNB
Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. Def'etmek, kovmak, uzaklaştırmak Müştak olmak. Bir yere gitmek için bir yere inmek. Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. Büyük ve çok olan. Engin taraf. Şetmetmek, söğmek.
Çğl.ecnab
Aynı kökten:Canib cenab cenabet cenb ecnab cenub Cünnab cünüb ictinab mütecanib
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sanem
ص ن مS:NM
Putperestlerin İlâhı. Kâfirlerin, önünde ibadet ettikleri heykel, put. Mc: Çok güzel olan kadın. Sevgili.
Çğl.EsnamÇğl.Asnım
Aynı kökten:Sanem Esnam Asnım
Diyanet Meali:
Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.”
16. NAHL / 7
Nefsinizin şakk ile olmadan baliğ olamayacağı beldelere, sekallerinize hamildirler.
Muhakkak ki Rabbiniz, elbette rauftur, rahimdir.
Doğa/Yaşam HML S!K:L BLD KVN BLG: ŞK:K: NFS RBB ReF RHM .mid2034.ss16.as7.ssNAHL.ns70.nyMEKKE.cs14.syf267.sure.16.xxxDoğa/Yaşamx#kvn-tekun#||#hml-haml#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#blg:-baliğ#||#şk:k:-şakk#||#s!k:l-sekal#||#ref-rauf#x#HML#||#S!K:L#||#BLD#||#KVN#||#BLG:#||#ŞK:K:#||#NFS#||#RBB#||#ReF#||#RHM#||#kvn-tekun#||#hml-haml#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#rhm-rahim#||#nfs-enfüs#||#blg:-baliğ#||#şk:k:-şakk#||#s!k:l-sekal#||#ref-rauf#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَى بَلَدٍ لَّمْ تَكُونُواْ بَالِغِيهِ إِلاَّ بِشِقِّ الأَنفُسِ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
Ve tahmilu eskâlekum ilâ beledin lem tekûnû bâlıgîhi illâ bi şıkkıl enfus(enfusi), inne rabbekum le raûfun rahîm(rahîmun).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Bâliğ
Bâliğa
ب ل غBLG:
Yetişmiş. Olgun yaşına gelmiş. Aklı kemal bulmuş, erişmiş, varmış.
Aynı kökten:Bâliğ Bâliğa Belâg belağ belağat beliğ Bülega Bülga Bülgat büluğ eblağ İblağ meblağ Mebaliğ Mübalaga Mübalağa Mübalagat Mübellag Mübellig Tebellüğ tebliğ Tebligat
Haml
ح م لHML
Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Ağır şey. Eşya, ağırlık. Kadının karnındaki çocuk. İsnad. Yüklenme.
Çğl.AhmalÇğl.Humul
Aynı kökten:Hâmil Hâmile Haml Ahmal Humul Hamle Hammal Hamul İhtimal Mahamil Muhtemel Müstahmil tahmil Tahmilât
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rauf
ر ا فReF
Merhamet sahibi. Şefkatli. Çok acıyan, esirgeyen. Er Rauf : Anlayış fiili. her mahlukatta müşahade edilir. İnsanlar anlayışlı olarak yaşar.
Aynı kökten:Er'ef rauf Re'fe refe Re'fet refet Refrefe Terefrüf
Rahim
ر ح مRHM
Rahmet edici, acıyan, merhamet eden. Döl yatağı, rahim. Yakın hısım, akraba. Er Rahim : ALLAH'ın halk ettiği şeyin şekillenmesine denir. Şah damarımızdan yakın oluşunun ispatıdır. Teşekkül ettirici, yoktan var etme, zahiren yok iken var olmak. Varedilen, var olan noktadaki feyl-i ilahi.
Çğl.Erham
Aynı kökten:Erham Erhamur Rahimin istirham İstirhamat merhamet merhum merhume Müsterham müsterhim müterahhim Rahim Erham rahm rahman erham Rahman-ir Rahim rahmaniyet rahmet
Sekal
ث ق لS!K:L
Ağır yük. Kalabalık ağırlık. Mal, mülk, meta. Ev eşyası. Misafir. İns ve cinnin bir ünvanı.
Çğl.Eskâl
Aynı kökten:Eskal Miskal Müskal Sakil Sükala' Sekal Eskâl Sekalan Sekaleyn Sikal Teskil
şakk
ش ق قŞK:K:
Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. / Yırtılma. Yırtma. / Kırma. Zorlanma, zorluk. / Eziyetli, zahmet verici, güç.
Aynı kökten:eşakk İnşikak iştikak Meşâkka meşakkat Meşâkk Münşakk şakk şık Şikak Teşakk teşakkuk teşkik
Diyanet Meali:
Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
25. FURKAN / 49
… mevt beldeyi onunla hayy etmek ve halk ettiğimiz çoğu enam ve ünası onunla iska etmek için.
Doğa/Yaşam HYY BLD MVT SK:Y H:LK: NA:M eNS KS!R .mid2988.ss25.as49.ssFURKAN.ns42.nyMEKKE.cs19.syf363.sure.25.xxxDoğa/Yaşamx#bld-belde#||#ks!r-kesir#||#h:lk:-halk#||#na:m-enam#||#sk:y-iska#||#ens-ünas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#x#HYY#||#BLD#||#MVT#||#SK:Y#||#H:LK:#||#NA:M#||#eNS#||#KS!R#||#bld-belde#||#ks!r-kesir#||#h:lk:-halk#||#na:m-enam#||#sk:y-iska#||#ens-ünas#||#hyy-hayy#||#mvt-mevt#
Orijinal Metin : Sözlük :
لِنُحْيِيَ بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَا أَنْعَامًا وَأَنَاسِيَّ كَثِيرًا
Li nuhyiye bihî beldeten meyten ve nuskıyehu mimmâ halaknâ en’âmen ve enâsiyye kesîrâ(kesîren).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
ins
ا ن سeNS
İnsanın dünya yaşamı dışında, diğer yaşamlarda ki adı. Allah indinde ki ezeli ve ebedi varlığı.
Çğl.Ünas
Aynı kökten:ins Ünas insan Enasi Enasiye Enes Enis Enise İnas İstinas Me'nus Me'nusiyet Muvaneset Muvanis Müanese Müste'nis Te'nis Üns Ünsî ünsiye ünsiyet Hz. Yunus
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Kesir
ك ث رKS!R
Çok. Bol. Kesret üzere olan. Türlü. Çeşitli. Artan parçalar, geri kalan adetler. Artık.
Çğl.küsurÇğl.küsurat
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
mevt
م و تMVT
Dünya yaşantısının yüklediği görevlerden paydos olma hali.
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
En'am
ن ع مNA:M
Nimet. / At, deve, sığır, koyun gibi dört ayaklı hayvanlar. / Davar, mal, sahipli hayvanlar. / Bütün mahlukat. (mecaz) / Develere mahsus "neam" isminin çoğulu "en'am" şeklindedir. Bu şekilde adlandırılmasının mantığı, devenin onların yanında en büyük nimet olarak kabul edilmiş olmasındandır. Bununla beraber, bu sözcük deve, sığır ve koyun cinsi karışık olduğunda da söylenebilir. Ama içinde deve yoksa onlara en'am denmez.
Aynı kökten:En'am En'amte İn'am İn'amat İname Min'am Müna'am Mün'am Mün'im Mütena'im Mütena'imîn Naim Naime Na'ma Na'me Nami Namiye Neam Niam Nu'man Neame Neamât Nemat Enmut Nimât Ne'me Nağme Nağamât Nı'me Niam Ni'me Ni'met Neama' En'üm Niam Nu’ame Nu'm Nu'man Nuumet Tan'im Ten'im
İska
س ق يSK:Y
Su vermek, sulamak. İçilecek şey sunmak.
Aynı kökten:İska İstika' İstiska Musakka Müsteskî Saki SAKİ' Saky Salat-ı İstiska Sikaye Sikayet Sukya Teskiye
27. NEML / 91-92
• Muhakkak bana, ancak, haram kılınan bu beldenin (Mekke) Rabbine abd olmam emir olundu... ki herşey O'nundur!
• Müslümanlardan olmam...
• ve Kur'an tilavet etmem... bana emir olundu!
İhtida olan kimse... artık muhakkak, ancak, kendi nefsi için ihtida olur!
Dall olan kimse... artık ona de ki:
"Muhakkak ben, ancak, inzar edicilerdenim!"
eMR A:BD RBB BLD HRM KLL ŞYe eMR KVN SLM TLV K:Re H!DY H!DY NFS D:LL K:VL NZ!R .mid3348.ss27.as91.ssNEML.ns48.nyMEKKE.cs20.syf384.sure.27.xxxxxmüslümanxxxkuranxx.ss27.as92.xxxharamxxhelalxxxxkitabxxx#şye-şey#||#kll-külli#||#bld-belde#||#emr-umur#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#slm-müslim#||#a:bd-abd#||#hrm-haram#||#nz!r-inzar#||#d:ll-dalalet#||#h!dy-ihtida#||#k:re-kuran#||#tlv-tilavet#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#x#eMR#||#A:BD#||#RBB#||#BLD#||#HRM#||#KLL#||#ŞYe#||#eMR#||#KVN#||#SLM#||#TLV#||#K:Re#||#H!DY#||#H!DY#||#NFS#||#D:LL#||#K:VL#||#NZ!R#||#şye-şey#||#kll-külli#||#bld-belde#||#emr-umur#||#rbb-rabb#||#nfs-nefs#||#slm-müslim#||#a:bd-abd#||#hrm-haram#||#nz!r-inzar#||#d:ll-dalalet#||#h!dy-ihtida#||#k:re-kuran#||#tlv-tilavet#||#k:vl-xxoxx#||#kvn-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ * وَأَنْ أَتْلُوَ الْقُرْآنَ فَمَنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَا أَنَا مِنَ الْمُنذِرِينَ
İnnemâ umirtu en a’bude rabbe hâzihil beldetillezî harremehâ ve lehu kullu şey’in ve umırtu en ekûne minel muslimîn(muslimîne). * Ve en etluvel kur’ân(kur’âne), fe menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe kul innemâ ene minel munzirîn(munzirîne).
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
dalalet
ض ل لD:LL
Kendine özüne geri dönüş yolunda kaybolmak. Yoldan çıkma. Sapma. Azma. Şaşırma. Şaşkınlık. İman ve İslâmiyetten ayrılmak.
Aynı kökten:Adall Edall Dalal dalalet Dall Dallîn Dâllûn dalle İstidlal madalle Tadlil
emr
emir
ا م رeMR
İş buyurma. Buyurulan şey. Madde, husus, hadise.
Çğl.EvamirÇğl.Umur
Aynı kökten:Âmir amir Âmire Emaret emir Ümera emr emir Evamir Umur imra Me'mur memur Teemmür Te'mir
İhtida
ه د يH!DY
Hidayet edilmek. Doğru yola erdirilmek.
Aynı kökten:Hâdî Hadiy Hüdat Hevadî Hidat hediye Hedaya Hedy Hidayet Huda Hüda İhda İhdaiyye İhtida İstihda' Mehdi Mihda Mühdî Mühtedî Müstehdî Temehdi
haram
ح ر مHRM
Helâl olmayan, İslâmiyetçe ve dince nehyedilen şeyler ve ameller. Allah'ın izin vermediği, men'ettiği şeyler. Helâlin zıddı olan şey.
Çğl.HurmatÇğl.HuremâtÇğl.Hurumât
Aynı kökten:haram Hurmat Huremât Hurumât haram ay Eşhür-ül Hurum Harami harem Ahram Haremeyn Harîm Ahram Harîme Harm Hurum hürmet İhram Mahrem Mahreman Maharim Mahremiyyet Mahrum Mahrumiyyet Muharrem Muharremât Na-mahrem Taharrüm tahrim Tahrime
Kur'an
ق ر اK:Re
Kuran. Yönlendiren, yöneten. / Allah'tan mahluka her an gelmeye devam eden emirler.
Aynı kökten:ikra karie Kariât kıraat kur' Ekrâ Kur'an
Küllî
ك ل لKLL
Külle mensub. Cüz'iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. Çok, ziyade, fazla.
Aynı kökten:İklil Kell Külul küll Küllî külliyat Külliyet külliye Külliyet Külliyen Mükellel
Nefs
Nefis
ن ف سNFS
Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. Göz. Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. Ruh, hayat, asıl. Maya. Hamiyet.
Çğl.NüfusÇğl.Enfüs
Aynı kökten:enfes Enafis Enfüsî Nefs Nefis Nüfus Enfüs Nefsani Nefsi Neseme Nesme Nüsüm Münafese Münafesat Mütenafis nefaset Nefsaniyet Nesis Tenafüs Tenâfüsât menfes Müneffis Müteneffis Nafis nefes Enfas Nesem teneffüs Teneffüsât Tenfis Tenfisât Nefsa Nefsâvât Nifâs Nevâfis
inzar
ن ذ رNZ!R
Neticenin kötü olacağını bildirerek fenalıktan sakındırmak. Azab ve ceza va'detmek.
Çğl.İnzârât
Aynı kökten:İntizar inzar İnzârât münzir nezr nezir nüzera Nuzur Nüzur
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Müslim
Müslüman
س ل مSLM
Silm olan. / Salim olan. / Teslimiyet halinde olan. / İslam yaşantısını yaşayan.
Dşl.MüslimeÇğl.Müslimûn
Aynı kökten:Darus Selam Eslem Hz. Süleyman İslam İstislam Müsaleme Müsellem Müselleme Müsellim Müslim Müslüman Müslime Müslimûn Müsteslim Müsteslimîn Mütesellim salim salime Sâlimîn selam selamet Selamun Aleykum selem Seleme selim Selime Silm Selm Tesalüm Tesellüm Teslim Teslimat Teslimiyet Derece-i Süllem Süllem Selalim
tilavet
ت ل وTLV
İkinci bir şeyden okumak. Tali olandan okumak. Takib etmek. Arkasına düşmek.
Aynı kökten:Tali tilavet tilv Tülüv
şey
ش ي اŞYe
Nesne, şey. İstemek, dilemek.
Çğl.Eşya
Aynı kökten:inşallah maşallah meşaet şae şey Eşya teşyie uşeyya
Diyanet Meali:
De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.”
34. SEBE / 15
Sebe halkı için, meskenlerinde ayet kılmıştık.
Yeminde ve şimalde iki cennet vardı. Onlara denilmişti ki:
"Rabbinizin rızkından yiyin... ve O'na şükür edin.
Tayyib belde... ve gafur Rabb!"
Sebe Halkı ve Arim Seli KVN SKN eYY CNN YMN ŞML eKL RZK: RBB ŞKR BLD T:YB RBB G:FR .mid3754.ss34.as15.ssSEBE.ns58.nyMEKKE.cs22.syf429.sure.34.xxxSebe Halkı ve Arim Selixxsayıxxkissa.107x#kvn-kane#||#şkr-şükür#||#eyy-ayet#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#rzk:-rızk#||#g:fr-gafur#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#skn-mesken#||#t:yb-tayyib#x#KVN#||#SKN#||#eYY#||#CNN#||#YMN#||#ŞML#||#eKL#||#RZK:#||#RBB#||#ŞKR#||#BLD#||#T:YB#||#RBB#||#G:FR#||#kvn-kane#||#şkr-şükür#||#eyy-ayet#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#ekl-ekl#||#cnn-cennet#||#rzk:-rızk#||#g:fr-gafur#||#şml-şimal#||#ymn-yemin#||#skn-mesken#||#t:yb-tayyib#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِي مَسْكَنِهِمْ آيَةٌ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ
Lekad kâne li sebein fî meskenihim âyeh(âyetun), cennetâni an yemînin ve şimâl(şimâlin), kulû min rızkı rabbikum veşkurû leh(lehu), beldetun tayyibetun ve rabbun gafûr(gafûrun).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
ekl
ا ك لeKL
Yemek yeme
Aynı kökten:Âkil Âkile Ekile ekl Ekul Me'kel Me'kul Teekkül Ükl Ükül Ükle Ükel
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
gafur
غ ف رG:FR
Çok mağfiret eden. Suçları afveden. El Gafur : Yürek ferahlatacak, derde derman olacak fiil. Duymak. Derinliğimizden ifraz eden bir manayı duymak. Ardından irade gelir. Hepimizde gafur fiili beraberimizde olduğu halde burada tembellik ederiz. Bazen ihmallikler ederiz. Gafura gafil olduğumuz zaman irademiz zayıflar.
Aynı kökten:gaffar gafur gufran istiğfar mağfiret Magfiret
kontrol-giriş
Aynı kökten:
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
mesken
س ك نSKN
Oturacak yer. Sâkin olunacak yer. Ev. Hâne.
Çğl.Mesakin
Aynı kökten:iskan mesken Mesakin meskenet Meskeniyet meskun miskin Mesakîn Müsekkin Mütemeskin sakin Sakinan Sevakin Sükkân Sekene Sekine Sekinet Sekn Sikkîn Sükûn Tesekkün teskin
tayyib
ط ي بT:YB
Bütün kainat yüzünde cemalleri görünen Esma-i Hüsna'nın cilveleri. / Hoş, temiz. / Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. / Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmı.
Dşl.TayyibeÇğl.tayyibat
Aynı kökten:mutayyeb mütetayyib tabe tayyib Tayyibe tayyibat Tıybe Tuba
yemin
ي م نYMN
Kasem. Yemin, and. Mübarek. Sağ, sağ taraf, sağ el. Sözü Allah'ı zikrederek kuvvetlendirmek. El tutuşarak, Allah'a bağlılıklarını bildirerek, Allah'a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. Fık: Zevcesi ölmüş er.
Çğl.EymanÇğl.Eymün
Aynı kökten:Eymen Eyamin Meymene Müsteymin Müteyemmen yemen yemin Eyman Eymün Yümn Yümün Yümna Yümnî
şükr
şükür
ش ك رŞKR
Nimetler karşısında duyulan memnunluk.
Aynı kökten:Meşkur müteşekkir şakir şekür şekur şükr şükür şükran teşekkür
Şimal
ش م لŞML
Huylar, ahlâklar, tabiatlar.
Çğl.Şemail
Aynı kökten:Eşmel İştimal Meşmul Müştemel Şamil Şamile Şimal Şemail Şimal Şimalen Şimalî Şümul Teşmil
Diyanet Meali:
Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.”
35. FATIR / 9
Rihleri irsal eden ALLAH'tır.
Ardından sehabı havaya karıştırır. Onu meyyit beldeye sevk ederiz. Ardından onunla, mevtinden sonra arzı hayy ederiz.
Neşr, işte böyledir.
Doğa/Yaşam RSL RVH S!VR SHB SVK: BLD MVT HYY eRD: BA:D MVT NŞR .mid3807.ss35.as9.ssFATIR.ns43.nyMEKKE.cs22.syf434.sure.35.xxxDoğa/Yaşamx#ba:d-bad#||#bld-belde#||#erd:-arz#||#nşr-neşr#||#rsl-irsal#||#hyy-hayy#||#mvt-meyyit#||#shb-sehab#||#rvh-rih#||#s!vr-xoxox#||#svk:-sevk#x#RSL#||#RVH#||#S!VR#||#SHB#||#SVK:#||#BLD#||#MVT#||#HYY#||#eRD:#||#BA:D#||#MVT#||#NŞR#||#ba:d-bad#||#bld-belde#||#erd:-arz#||#nşr-neşr#||#rsl-irsal#||#hyy-hayy#||#mvt-meyyit#||#shb-sehab#||#rvh-rih#||#s!vr-xoxox#||#svk:-sevk#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَاللَّهُ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَاهُ إِلَى بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَلِكَ النُّشُورُ
Vallâhullezî, erseler rîyâha fe tusîru sehâben fe suknâhu ilâ beledin meyyitin fe ahyeynâ bihil arda ba’de mevtihâ, kezâliken nuşûr(nuşûru).
ba'd
Ba'de
ب ع دBA:D
Zaman zarfıdır ve tehir ifade eder. / Sonra. İtibaren. / Zaman yada meakan olarak uzak, mesafeli. / Umulmadık. / Helak olmak.
Aynı kökten:ba'd Ba'de Ba'de Bu'din baid Bu'd Eb'ad Eb'ad Ebaid Müba'id Müba'ide Mütebaid
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
arz
erz
ا ر ضeRD:
İnsanın Allah'tan aldığı emri uyguya aldığı nokta. Aşağı. Toprak. Zemin. Yeryüzü. Dünya. Memleket, ülke. Küre. İklim. Davarın ayağının altı.
Çğl.ArzînÇğl.ArâziÇğl.Eradîn
Aynı kökten:arz erz Arzîn Arâzi Eradîn Arzî Arziye
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
meyyit
Meyt
م و تMVT
Ölü. Cansız. Ölmüş. Cenaze.
Çğl.mevtaÇğl.emvat
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
irsal
ر س لRSL
Taşımak. / Göndermek, gönderilmek, yollamak, getirmek, götürmek. / Havale kılma. Elçi gönderme. / Salıvermek. Kendi haline koymak. / Sürü sahibi olmak.
Çğl.İrsalat
Aynı kökten:irsal İrsalat irsaliye mürsel Mürselat Mürselin mürsele Mürsil Rasul Resul Rüsül Rüsela resel Ersâl risale Resail risalet terasül Terasülât
Rih
ر و حRVH
Rüzgar, yel. Koku. Hoş ve iyi şey. Sızı, romatizma. Mc: Galebe, kuvvet. Rahmet. Devlet.
Çğl.Riyah
Aynı kökten:Erih Mirvaha Mervaha Merâvih Müsterhî Müterevvih Rayiha Riha Revâih Revayih Reha' Revah revan Revh Revha Reyhan Rih Riyah Ruh Ervah Ruha Ruhanî Ruhaniyyun Ruh-ul Kuds Teravih Terviha Terevvuh İrahe İstirahat Müsterih Rahat Rahi Ravh Ravvah
xoxox
ث و رS!VR
Havaya karışmak, yükselmek. / Toprak sürmek, havalandırmak. / Toz kaldırma. / Derin ve gizli mânayı araştırma. / Büyük derecelere çıkma, büyük işlere yükselme. / Koluna bilezik yapma.
Aynı kökten:İstisare Müsar Tesvir xoxox
sehab
Sehabe
س ح بSHB
Bulut. Karanlık. Bulut gibi uçuşan böcekler. Cazibeye kapılanlar, sürüklenenler. Etki altında kalanlar.
Çğl.SehâibÇğl.Suhub
Aynı kökten:Eshab sehab Sehabe Sehâib Suhub Sehb
sevk
س و قSVK:
Sevk etmek. Sürmek. Yollamak, göndermek. Neticeye bağlamak.
Aynı kökten:İnsiyak İsaka mesak Mesuk Müsevvik Saik Seki sevk sevkiyat Sıyk Siyak suk esvak tesvik xoxox
Diyanet Meali:
9. Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.
40. MUMİN / 4
ALLAH'ın ayetlerinde, sadece kafirler cedel eder.
Artık, beldelerde onların takallüb etmesi seni garr etmesin.
CDL eYY KFR G:RR K:LB BLD .mid4165.ss40.as4.ssMUMİN.ns60.nyMEKKE.cs24.syf466.sure.40.xxxx#eyy-ayet#||#bld-belde#||#k:lb-takallüb#||#kfr-kafir#||#g:rr-garr#||#cdl-cedel#x#CDL#||#eYY#||#KFR#||#G:RR#||#K:LB#||#BLD#||#eyy-ayet#||#bld-belde#||#k:lb-takallüb#||#kfr-kafir#||#g:rr-garr#||#cdl-cedel#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
مَا يُجَادِلُ فِي آيَاتِ اللَّهِ إِلَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ
Mâ yucâdilu fî âyâtillâhi illellezîne keferû fe lâ yagrurke tekallubuhum fîl bilâd(bilâdi).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
cedel
ج د لCDL
Konuşmada kavga etme. Niza. Hakkı bulmak için olmayıp, galib görünmek için çekişme.
Aynı kökten:cedel Cedelî Cedl Cidal mücadele Mücadelat Mücadil Mütecadil
ayet
ا ي يeYY
Eser. Kimsenin inkar edemiyeceği açık delil. Nişan. Alamet. İşaret. Menzil, mekan. Kur'an-ı Kerim'deki her bir cümle. Manen uyanmağa sebeb olan hadise.
Çğl.Âyât
Aynı kökten:ayet Âyât eyyü iyya
Garr
غ ر رG:RR
Beyhude ve bâtıl şey. Gafil adam. Aldatan. Kuyu kazan. Aldatmak. Hırsa düşmek. Alnında dirhemden büyücek beyazlık bulunan at.
Aynı kökten:Garr Garre Garur Gurur İgrar İgtirar Magrur Mağrur Tagrir Tagrirât Tegarrür
takallüb
Tekallüb
ق ل بK:LB
Bir taraftan diğer tarafa dönmek. Bir halden başka bir hale değişmek. Başka kalıba girmek.
Aynı kökten:İnkılâb İnkılâbât kalb Kulub Kallab kalpazan maklub mukallib Munkaleb Münkaleb Munkalib Münkalib takallüb Tekallüb Taklib Taklibât
Kâfir
ك ف رKFR
Gerçeklerin üzerini örterek kendisinin ve/veya başkasının, görmesini, incelemesini, tefekkür etmesini, iman etmesini engelleyen. Hakkı görmeyen ve örten. İyilik bilmeyen. Allah'ı inkar eden. Dinsiz. İmanın esaslarına veya bunlardan birine inanmayan. Mülhid. Hayvan tersi.
Çğl.KefereÇğl.KüffarÇğl.Kâfirûn
Aynı kökten:ikfar Kâfir Kefere Küffar Kâfirûn Kafur kufur keffar keffare keffaret kefr Küfur Kefur Küfr küfür Küfran Mekfere Mükeffer Mükeffire Tekfir Tekfur
Diyanet Meali:
Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.
43. ZUHRUF / 11
Semadan kader ile inzal ettiğimiz su… ardından onunla, meyyit beldeyi neşr ettik.
Böyledir!...
Siz de ihrac edileceksiniz!
Doğa/Yaşam NZL SMV MVH! K:DR NŞR BLD MVT H:RC .mid4351.ss43.as11.ssZUHRUF.ns63.nyMEKKE.cs25.syf489.sure.43.xxxDoğa/Yaşamx#bld-belde#||#smv-sema#||#k:dr-kader#||#nşr-neşr#||#nzl-inzal#||#mvt-meyit#||#h:rc-ihrac#||#mvh!-main#x#NZL#||#SMV#||#MVH!#||#K:DR#||#NŞR#||#BLD#||#MVT#||#H:RC#||#bld-belde#||#smv-sema#||#k:dr-kader#||#nşr-neşr#||#nzl-inzal#||#mvt-meyit#||#h:rc-ihrac#||#mvh!-main#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ
Vellezî nezzele mines semâi mâenbi kader(kaderin), fe enşernâ bihî beldetenmeyten, kezâlike tuhrecûn(tuhrecûne).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
ihrac
خ ر جH:RC
Çıkmak. Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak.
Çğl.ihracat
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
kader
ق د رK:DR
Tayin etmek. Kıymet biçmek. Belirlemek. İtibar vermek. Güç, kuvvet, takat vermek. / Olması gerekeni olması gerektiği şekilde yerine getirmek. / ALLAH'ın muradı, murad ettiği şey. Takdir-i İlâhî. Ezelî kısmet.
Aynı kökten:Akder İkdar İktidar kader kadir Kadr Kıdr Kudur kudret Akdar Makderet makdur Makdurat Mikdar mukadder Mukadderat Mukaddir Mukaddirîn muktedir Muktedirîn takdir Tekadir
Main
م و هMVH!
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
kontrol-giriş
Aynı kökten:
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
Neşr
ن ش رNŞR
Neşretmek, yaymak, bir haberi fâşetmek, herkese duyurmak, şâyi kılmak. Başıboş cemaat. Bir yerden ayrılarak dağılmak. Bulutlu günde yel esmek. İzhar etmek. Katetmek. Mecnun veya hastaya duâ yazmak veya okumak.
Çğl.Nüşur
Aynı kökten:İnşar İntişar Menşar Menşer Menşur Menşure Münteşir Müteneşşir Naşir Naşire Nevâşir Neşer Neşir Neşr Nüşur Neşren Neşrî Neşriyât Neşur Nüşre Tenaşür Tenşir
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Diyanet Meali:
O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.
50. KAF / 9-10-11
Semadan mübarek su inzal ettirdik.
Ardından onunla, ibadet edenler için rızk olarak... cennetler ve habbeli hasad ve nazid talları olan basik hurma ağaçları nebat ettik.
Onunla meyyit beldeyi hayy ettik.
Huruc bunun gibidir.
Doğa/Yaşam NZL SMV MVH! BRK NBT CNN HBB HS:D NH:L BSK: T:LA: ND:D RZK: A:BD HYY BLD MVT H:RC .mid4653.ss50.as9.ssKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf517.sure.50.xxxDoğa/Yaşamx.ss50.as10.ss50.as11.xxxibadetxxx#smv-sema#||#cnn-cennet#||#nzl-inzal#||#hbb-habbe#||#brk-mübarek#||#nbt-nebat#||#mvh!-main#||#hs:d-hasad#||#t:la:-tal#||#nh:l-nahl#||#nd:d-nazid#||#bsk:-basık#||#bld-belde#||#rzk:-rızk#||#a:bd-abd#||#hyy-hayy#||#mvt-meyyit#||#h:rc-huruc#x#NZL#||#SMV#||#MVH!#||#BRK#||#NBT#||#CNN#||#HBB#||#HS:D#||#NH:L#||#BSK:#||#T:LA:#||#ND:D#||#RZK:#||#A:BD#||#HYY#||#BLD#||#MVT#||#H:RC#||#smv-sema#||#cnn-cennet#||#nzl-inzal#||#hbb-habbe#||#brk-mübarek#||#nbt-nebat#||#mvh!-main#||#hs:d-hasad#||#t:la:-tal#||#nh:l-nahl#||#nd:d-nazid#||#bsk:-basık#||#bld-belde#||#rzk:-rızk#||#a:bd-abd#||#hyy-hayy#||#mvt-meyyit#||#h:rc-huruc#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء مُّبَارَكًا فَأَنبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ * وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَّهَا طَلْعٌ نَّضِيدٌ * رِزْقًا لِّلْعِبَادِ وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ الْخُرُوجُ
Ve nezzelnâ mines semâi mâen mubâreken fe enbetnâ bihî cennâtin ve habbel hasîdi. * Ven nahle bâsikâtin lehâ tal’un nadîdun. * Rızkan lil ibâdi ve ahyeynâ bihî beldeten meytâ(meyten), kezâlikel hurûcu.
abd
abid
ع ب دA:BD
Emir alan ve aldığı emri yerine getiren. Buna mecbur olan. / Hareketlerini belirleyecek emirleri almak üzere mabuda bağlantılı olmak. / Köle.
Dşl.abideÇğl.a'bideÇğl.ibad
Aynı kökten:abd abid abide a'bide ibad İ'bad ibadet İbadat İsti'bad ma'bed maabid ma'bud ma'bude Ta'bid übeyd
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
mübarek
mubarek
ب ر كBRK
İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
Aynı kökten:barek Barekte bereket Berekât Ebrek mübarek mubarek Mübarekât Müteberrik Müteberrike tebarek teberrük Teberrüken tebrik Tebrikât
Basık
ب س قBSK:
Yükselmiş. Uzamış. Çıkmış. / Eli açık. Cömert. Dolup taşan.
Aynı kökten:Basık Basik Basika Besek Besk Busak Büsuk
Cennet
ج ن نCNN
Etrafı çevrilerek ve kapatılarak korumaya alınmış bahçe.
Çğl.CennâtÇğl.Cinan
Aynı kökten:Can Canan Cann Cenan Cenin Ecinne Cenn Cünün Cennân Cennet Cennât Cinan Cinnet Cünun Cinnî Cinn Cinnet Cünnet Cünun Mecane Mecenne Micenn Mecnun Mecanin Mütecenni Mütecennin Tecanün Tecennün
huruc
خ ر جH:RC
Çıkma. Dışarı çıkma, çıkış. Açığa çıkma. Yukarı çıkma, yükselme. Ayaklanma, isyan etmek.
Aynı kökten:harc Hâric Hırrîc huruc ihrac ihracat İstihrac İstihracat Maharic Mahrec muhrec Muhrice Müstahrec Müstahric Taharrüc tahric Muharric
Habb
Habbe
ح ب بHBB
Tane, çekirdek. Tohum. / Yuvarlak olarak hazırlanmış ilaç, hap. / Buğday tanesi veya buna benzer tohum. / Sivilce. / İhtiyaç. Parça. Dirhemin 1/48 kadarı.
Çğl.habbatÇğl.hububÇğl.hububat
Aynı kökten:Ehabb Habb Habbe habbat hubub hububat habib Habibe Ahbab hibab Hubab hubb hubbe hubban hubbe Mahbub Mahbubat Mahabib mahbube Mahbubiyyet muhabbet Muhibb Muhibbe Muhibban Müstehab mütehabb Mütehabbe tahabbüb Tehabb tahab
Hasad
ح ص دHS:D
Ekin biçmek. Ekin biçme mevsimi.
Aynı kökten:Hasad Hasıd Hasîd Hasâyıd İhsad İhtisad İstihsad Muhtasıd
hayy
ح ي يHYY
Nefes alıp vermeler, hareketler, dirilikler. Diri, canlı, sağ. Bir şeyi cem' ve ihraz eylemek. El Hayy : Hayatın umumiyeti, hayat fiili.
Çğl.Ahyâ
Aynı kökten:hayat Hayatiyet hayvan Hayevan Hayvanat hayy Ahyâ Hayyâkallah Hayye Hayy-ul Kayyum Hz. Yahya ihya İstihya mahya muhyi tahiyyatü Tahiyye Tehiyye Tahiyyat Haya İstihya Müstahyi Hayyat Hayyatîn Hayye Hayyât
Main
م و هMVH!
Saf, akar su. Göz önünde akan su. Cennet şerbeti. Zâhir, görünen. Göz değmiş, nazar değmiş.
Aynı kökten:ma' Emvah mai Main
meyyit
Meyt
م و تMVT
Ölü. Cansız. Ölmüş. Cenaze.
Çğl.mevtaÇğl.emvat
Aynı kökten:İmate memat Memut Men'a Men'at Menaî Menie Meniyye Mevat mevt meyyit Meyt mevta emvat muvat Müvat mümit Temavüt
Nebat
ن ب تNBT
Topraktan yetişen, biten her çeşit şey. Verimli olan, verimi bol olan. Bitki. Yemen diyarında bir kabile adı.
Çğl.Nebatât
Aynı kökten:İnbat Menbit Münbit Nabit Nebat Nebatât Nebatî Nebt Tenebbüt
Nazid
Nazide
ن ض دND:D
Tertibli, nizamlı, yerli yerinde. Minder yastık vs. gibi ev eşyası.
Aynı kökten:Manzud Nazad Enzâd Nazd Nazid Nazide Tanzid
nahl
nahil
ن خ لNH:L
Sövmek, iftira etmek. / Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey. / Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. / Un elemek. / Hurma ağacı. / Bal arısı.
Çğl.Nahliye
Aynı kökten:nahl nahil Nahliye Nahle
inzal
ن ز لNZL
İndirme. İndirilme. Nüzul ettirme. / Birden bire inme. / Tenasül aletinden meninin çıkması.
Aynı kökten:enzele inzal menzil Menazil münezzil Münzil mütenezzil nazil nazile nezle nüzul tenezzül Tenezzülât tenzil Tenzilat
rızk
ر ز قRZK:
Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet. Yiyip içecek şey. Maddi manevi ihtiyaca lazım nimet. // (rızık: doyuran, beslenen, eklenen varlık demek.)
Dşl.RızıkÇğl.Erzak
Aynı kökten:İrtizak İstirzak Mürtezik Mürtezika Müsterzık Razık rezzak rızk Rızık Erzak Terzik
sema
س م وSMV
Gök yüzü. Asuman. Gök. / Her şeyin sakfı. / Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. / İnsanda duygu merkesinin derinlikleri. İnsanın Allah ile irtibat kurduğu nokta.
Çğl.semavat
Aynı kökten:adına isim esma esami İsma müsemma Müsemmeyat Mütesemmi sema semavat Semave semavi Semaviyyât Semiy Semiyye Semüvv sümüv Tesemmi
Tal'
ط ل عT:LA:
Tomurcuk. Miktar. Kadar. Çiçeklerin üremelerine sebep olan sarı tozları.
Aynı kökten:ıstıtla' İstıtlâât ıtla' ıttıla' matla meteali Muttali' müteala Tal' tali' talia talih tulu' tuluat
Diyanet Meali:
9,10,11. Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.
50. KAF / 36
BİZ, onlardan öncesinde karin olanlardan nicesini helak ettik! Onlar, batş etmek yönünden kendilerinden daha şedidti... ve ardından, mahisden var mı diye, beldelerde nakb eden oldular!
H!LK K:BL K:RN ŞDD BT:Ş NK:B BLD HYS: .mid4676.ss50.as36.ssKAF.ns34.nyMEKKE.cs26.syf519.sure.50.xxxx#k:bl-kabl#||#şdd-şedid#||#bld-belde#||#k:rn-karin#||#h!lk-helak#||#bt:ş-batş#||#hys:-mahis#||#nk:b-nakb#x#H!LK#||#K:BL#||#K:RN#||#ŞDD#||#BT:Ş#||#NK:B#||#BLD#||#HYS:#||#k:bl-kabl#||#şdd-şedid#||#bld-belde#||#k:rn-karin#||#h!lk-helak#||#bt:ş-batş#||#hys:-mahis#||#nk:b-nakb#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَشَدُّ مِنْهُم بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِ هَلْ مِن مَّحِيصٍ
Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabû fîl bilâd(bilâdi), hel min mahîsin.
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
batş
ب ط شBT:Ş
Şiddetli ve çok kaba şekilde tutmak. Şiddetle tutup kapma. Kuvvet. Şiddet. Hastalık geçtikten sonraki zayıflık.
Aynı kökten:batiş batş
helak
ه ل كH!LK
Yıkılma, bitme, mahvolma. Harislik ve pek düşkünlük. Azab. Korku, havf.
Aynı kökten:helak helik ihlak mühlik tehalük tehlike
Mahîs
ح ي صHYS:
Kaçacak yer. Kaçamak. Kurtulmak.
Aynı kökten:Hîs Mahîs
Kabl
Kablî
ق ب لK:BL
Ön. Önce. Evvel. / Öndeki. İlerideki. Evvelki. (hem mekan hem de zaman olarak kullanılır.) // Hiç bir tecrübeye dayanmayan… sadece akıl yoluyla.
Aynı kökten:ikbal istikbal kabala Kabil kabila kabile kabail kabiliyet Kabl Kablî Kablî kabul kıble kibla Kubul makbul Makbule Mukabbel mukabele mukabil Mukbil Mukbilan Mukbilîn müstakbel Müstakbil Müstakbilîn mütekabil Tekabbel tekabül
Karn
Karin
ق ر نK:RN
Yakın. Bağlılığı olan. Bir şeyi elde eden, nail olan. Bir şeye ulaştıran iz, bağ. Birbirlerine derece, sınıf, liyakat ciheti ile benzeyen. Emsal. Yakınlık. Asır. Devir. Çağ. Zaman, devre. Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene. Yüz yıllık zaman. Asır. Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç.
Çğl.AkranÇğl.Kurun
Aynı kökten:Hz. Zü-l Karneyn Hz. Zülkarneyn İktiran karine Karn Karin Akran Kurun Karun mukarin Mukarren Mukarrin Mukrin Mukterin mütekarin takrin tekarün
Nakb
ن ق بNK:B
Delmek, delik açmak. Girmek. Dağ içindeki yol. Bir ülkeyi geçmek.
Çğl.Enkâb
Aynı kökten:Nakb Enkâb Nakib Nakıb Nakibe Nakkab Nekib Nukabâ Nikab Nikabe nekabe Tenekkub Tenakkub
şedid
ش د دŞDD
Sert, sıkı, şiddetli. Musibet, belâ.
Dşl.ŞedideÇğl.Şidad
Aynı kökten:Eşedd iştidad Müşedded Müşeddid Müşeddide Müştedd Müteşeddid Şedaid Şedâyid Şedd şedde şedid Şedide Şidad şiddet Şided Teşeddüd
Diyanet Meali:
Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?
89. FECR / 5-6-7-8-9-10
Bunda hicr sahibleri için kasem yok mu!?
Görmedin mi!?
Rabbin, beldeler içinde, onun misli halk edilmemiş olan... amedlerin zatı İrem şehrine... Ad kavmine nasıl da fail oldu!
Vadide sahrları cevb eden Semud kavmine!?
Vetedlerin zatı firavuna!?
K:SM HCR ReY KYF FA:L RBB A:VD eRM Z!VT A:MD H:LK: MS!L BLD S!MD CVB S:H:R VDY Z!VT VTD .mid5627.ss89.as5.ssFECR.ns10.nyMEKKE.cs30.syf592.sure.89.xxxx.ss89.as6.ss89.as7.ss89.as8.ss89.as9.ss89.as10.x#kyf-keyfe#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#a:vd-ad kavmi#||#h:lk:-halk#||#hcr-hicr#||#k:sm-kasem#||#a:md-amed#||#ms!l-misl#||#erm-irem#||#cvb-cevb#||#s:h:r-sahr#||#vdy-vadi#||#s!md-semud kavmi#||#vtd-veted#||#z!vt-zi#||#fa:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#x#K:SM#||#HCR#||#ReY#||#KYF#||#FA:L#||#RBB#||#A:VD#||#eRM#||#Z!VT#||#A:MD#||#H:LK:#||#MS!L#||#BLD#||#S!MD#||#CVB#||#S:H:R#||#VDY#||#Z!VT#||#VTD#||#kyf-keyfe#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#a:vd-ad kavmi#||#h:lk:-halk#||#hcr-hicr#||#k:sm-kasem#||#a:md-amed#||#ms!l-misl#||#erm-irem#||#cvb-cevb#||#s:h:r-sahr#||#vdy-vadi#||#s!md-semud kavmi#||#vtd-veted#||#z!vt-zi#||#fa:l-xxoxx#||#rey-xxoxx#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ * أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ * إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ * الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ * وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ * وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ
Hel fî zâlike kasemun lizî hicr(hicrin). * E lem tere keyfe feale rabbuke bi âd(âdin). * İreme zâtil ımâd(ımâdi). * Elletî lem yuhlak misluhâ fîl bilâd(bilâdi). * Ve semûdelleziyne câbûssahre bil vâd(vâdi). * Ve fir avne zîl evtâd(evtâdi).
Amed
ع م دA:MD
Sütunlar. Birşeye devam üzere olma. Mülâzemet etme.
Aynı kökten:Amd Amden Amed Taammüd Teammüd Taammüdât Taammüden
Ad Kavmi
ع و دA:VD
Ad Kavmi
Aynı kökten:Ad Kavmi Avd Eyd Avdet Avdetî İade Îd i'da İstiade Maad Meâd Muad Muavede Muavedet Muavid Muîd Müveddi Ta'yid Tuyur
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Cevb
ج و بCVB
Kesmek. Yırtmak. Mesafe almak.
Aynı kökten:cevab cevabat ecvibe icabet İcabe İsticabe İsticâbet isticvab Mucib Mücavebe Mücavebet müstecvib Cevb Micveb
İrem
eRM
xoxox
Aynı kökten:İrem
halk
halak
خ ل قH:LK:
Yaratmak. İcad. Örneği ve benzeri olmayan bir şeyi yaratmak, ibdâ' eylemek. Bir şeyi yumuşatıp düzleştirmek. Halk, toplum.
Aynı kökten:Halak Halık Halıkıyyet halkiyet halk halak Hallak Haluk hilkat Hulk Ahlak Ihtilak Tahlik
Hicr
Hacr
ح ج رHCR
Hicir. Men'etmek. Birisine bir şeyi yasak etmek. Malını kullanmaktan men'etmek. Şer'an haram olan şey. Kucak. Ağuş. Semud Kavmi'nin bulundukları vadinin ismi. ? Mahrum bırakmak, sertleştirmek, saklanmak, direnmek, yasaklamak, engellemek, engellemek, erişimi yasaklamak (bir yere). Bir kişiyi veya bir şeyi önlemek / engellemek / alıkoymak, sınırlamak veya bir şeyi çevrelemek, bir deve veya canavarın gözünün etrafına bir işaret yakmak, kuşatmak, bir şey yapmak bir kimsenin boğazını keserek kesime cesaretlendirilmesi veya cesaretlendirilmesi için kanuna aykırı veya izin verilemez.
Aynı kökten:Haccar hacer Ahcar Hacerat Hicar Hicr Hacr Hicr Kavmi hücre Hucer Hucerât hücre Hüceyre hücrat hucurat Mahcur müstahcer
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
keyfe
ك ي فKYF
Nasıl? Sağlık, afiyet. Memnuniyet.
Aynı kökten:keyf keyif keyfe keyfiyyet mükeyyif Mükeyyifât
misl
misil
م ث لMS!L
Benzer. Eş. Nazır. Tıpkısı. Aynısı kadar. Bire-bir.
Çğl.Emsel
Aynı kökten:İmtisal İstimsal mesel Emsal Emsile Mesela Meselen Mesil Mesulat misal Müsül Emsal misl misil Emsel Mümessel mümessil Temessül temsil Temsilât Timsal Temasil Ümsüle
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Semud Kavmi
S!MD
xoxox
Aynı kökten:Semud Kavmi
Sahr
Sahret
ص خ رS:H:R
Kaya. Büyük taş. Maden kütlesi. Hazret-i Süleyman (A.S) 'in mühürünü çalan ifrit.
Çğl.SaharÇğl.SaharatÇğl.Suhur
Aynı kökten:Sahr Sahret Sahar Saharat Suhur Sahr Suhre Suhar
vadi
و د يVDY
İki dağ arasındaki uzun çukur. Dere. Bir nehrin aktığı yer. Nehir yatağı. Yol, tarz, usül. Saha.
Çğl.Evdiye
Aynı kökten:Diyet Diyat İyalet vadi Evdiye
Veted
و ت دVTD
Çadır kazığı. Ağaç kazık. Demir mıh. Edb: Aruzda üç harfden meydana gelen nazım.
Çğl.Evtad
Aynı kökten:Cezr-i Vetedî Veted Evtad
Zu
Zi
ذ و تZ!VT
Kendi. Öz, asıl. / Hürmete layık kimse. / Ehil. Erbab. Sahib. Malik. // sahip olan şey, özne, şahıs, / özlenme, bazı iltihaplara verilen ad. // Zevata: İki zat. İki sahib. Çift. (müen: zevatey) // Zevat: Üzüm, buğday gibi şeylerin kabuğu. // (Zİ : Zu : Za : Zat : Zevat)
Dşl.ZâtÇğl.Zevat
Aynı kökten:Zâten Zu Zi Zât Zevat
Diyanet Meali:
Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.
89. FECR / 11-12-13-14
Bunlar; beldelerinde tuğyan edenlerdi… ve ardından orada fesadı daha çoğaltanlardı…
Artık Rabbin onlara azab savtını sabb etti!
Muhakkak ki Rabbin, elbette, mirsad iledir.
T:G:Y BLD KS!R FSD S:BB RBB SVT: A:Z!B RBB RS:D .mid5628.ss89.as11.ssFECR.ns10.nyMEKKE.cs30.syf592.sure.89.xxxx.ss89.as11.ss89.as12.ss89.as13.ss89.as14.x#bld-belde#||#rbb-rabb#||#ks!r-ekser#||#a:z!b-azab#||#t:g:y-tuğyan#||#fsd-fesad#||#s:bb-sabb#||#svt:-savt#||#rs:d-mirsad#x#T:G:Y#||#BLD#||#KS!R#||#FSD#||#S:BB#||#RBB#||#SVT:#||#A:Z!B#||#RBB#||#RS:D#||#bld-belde#||#rbb-rabb#||#ks!r-ekser#||#a:z!b-azab#||#t:g:y-tuğyan#||#fsd-fesad#||#s:bb-sabb#||#svt:-savt#||#rs:d-mirsad#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ * فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ * فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ * إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ
Ellezîne tagav fîl bilâd(bilâdi). * Fe ekserû fîhel fesâd(fesâde). * Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azâb(azâbin). * İnne rabbeke le bil mirsâd(mirsâdi).
azab
ع ذ بA:Z!B
Eziyet. Büyük sıkıntı. Şiddetli elem.
Aynı kökten:azab Azb Iztırab Muazzeb Muazzib Mu'zib Ta'zib
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
fesad
ف س دFSD
Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek.
Çğl.Fesadat
Aynı kökten:fesad Fesadat ifsad İfsadat İnfisad İstifsad Mifsad müfsid Müfsidîn
Ekser
ك ث رKS!R
Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.
Aynı kökten:Ekser iksar İstiksar Kâsir Kesir küsur küsurat kesr kesir kesret kevser Meksur Mükesser Müksir Müsteksir Mütekasir Mütekessir Mütekessir Tekâsür tekasür Teksir
rabb
ر ب بRBB
Yetiştiren, eğiten. Terbiye eden. Vicdan.
Çğl.erbab
Aynı kökten:murabba mürebbi rabb erbab Rabbanî Rabbaniye Rabbaniyyun Rabbaniyyîn Rebib Rebibe Rebâib Rebub ribbiyyun rububiyet terbiye
Mirsad
Mersad
ر ص دRS:D
Gözetleme yeri. Rasad yeri. Gözetleme âleti. Suçluları gözleyip duran. Pusu. Suçlular için hazır bekleyen.
Çğl.Merasid
Aynı kökten:İrsad Mirsad Mersad Merasid Murasade Rasad Tarassud
Sabb
ص ب بS:BB
Dökmek, akıtmak, boşaltmak. Dökülmek. Aşık, tutkun.
Aynı kökten:Munsabb Sabb Sabeb Asbâb Tasabbüb
Savt
س و طSVT:
Kamçı, kırbaç. Bir şeyi diğerine karıştırmak.
Çğl.SiyâtÇğl.Esvât
Aynı kökten:Savt Siyât Esvât
tuğyan
tugvan
ط غ يT:G:Y
Taşkınlık. Azgınlık. Haddi aşmak. Hadde tecavüz etmek. Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Taşkın mizaçlılık. Resmi devlet kuvvetlerine karşı durmak. Asi olmak. Su baskını.
Aynı kökten:Itga Tagıye Tagut Tavagi Tagva Tagy Tagi Tagun tuğyan tugvan
Diyanet Meali:
Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.
90. BELED / 1-2
Hayır!
Sen, bu belde ile hallenirken… Kasem olsun, bu beldeye!
Yemin K:SM BLD HLL BLD .mid5635.ss90.as1.ssBELED.ns35.nyMEKKE.cs30.syf593.sure.90.xxxYeminx.ss90.as2.xxxvaadxxhaberxxx#bld-belde#||#k:sm-kasem#||#bld-belde#||#hll-hall#x#K:SM#||#BLD#||#HLL#||#BLD#||#bld-belde#||#k:sm-kasem#||#bld-belde#||#hll-hall#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ * وَأَنتَ حِلٌّ بِهَذَا الْبَلَدِ
Lâ uksimu bi hâzel beled(beledi). * Ve ente hıllun bi hâzel beled(beledi).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
Hâll
ح ل لHLL
Çözme, bağlı olan bir şeyi açma. Çözülme. Çözüm. Karışık bir mes'elenin içinden çıkma. Anlayıp karar vermek. Neticelendirmek. Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. Cezbe. Dert, keder, elem. Mecâl. Kuvvet. Susam yağı. Ezmek. Açmak. Dühul etmek, girmek. Giren, dâhil olan. İnen.
Aynı kökten:Helal Hill Hıll İhlal İstihlal Müstahill Müstehil Hal' Halel Ihtilal İhtilal İhlal Muhill Muhtell Tahallül Hâll Hulul Hulule İnhilal Münhal Münhallât Tahlil Mahall Mahâll Mahalle Mahallât
Kasem
ق س مK:SM
Yemin. Ahdetme.
Çğl.Kasemât
Aynı kökten:iksam İstiksam Kasame Kasem Kasemât Maksum Muksem Muksim Müstaksim İktisam İstiksam Kısm Kısım Aksam Kısmet Mukassim Münkasım Müstaksim Mütekasim Taksim Tekasüm Takasüm Uksume Ekasim
Diyanet Meali:
1,2,3,4. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
95. TİN / 1-2-3
İncire ve Zeytine yemin olsun!
Tur'u Sina'ya yemin olsun!
Bu emin Beldeye yemin olsun!
Yemin TYN ZYT T:VR SNV BLD eMN .mid5675.ss95.as1.ssTİN.ns28.nyMEKKE.cs30.syf596.sure.95.xxxYeminxximanxx.ss95.as2.ss95.as3.x#bld-belde#||#emn-emin#||#zyt-zeytin#||#tyn-tin#||#snv-tur-u sina#x#TYN#||#ZYT#||#T:VR#||#SNV#||#BLD#||#eMN#||#bld-belde#||#emn-emin#||#zyt-zeytin#||#tyn-tin#||#snv-tur-u sina#
Orijinal Metin : Sözlük : Diğer Meal :
وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ * وَطُورِ سِينِينَ * وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
Vet tîni vez zeytûn(zeytûni). * Ve tûri sînîn(sînîne). * Ve hâzel beledil emîn(emîni).
belde
ب ل دBLD
Memleket, şehir. Büyük köy. Yer, arz. Göğüs, sadır. İki kaş arasında kıl olmayıp açık olması.
Çğl.beledÇğl.biladÇğl.büldan
Aynı kökten:belde beled bilad büldan Beledi belediye
emin
ا م نeMN
Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz. Kendisinden korkulmayan. Kendine inanılan. İtimat edilen. İnanan, güvenen. Çok iyi bilen, şüphe etmeyen.
Aynı kökten:amenna amentü amin eman emanet emin emniyet iman istiman i'timan me'men me'mun mü'min Mü'minin müste'min ümman Ümena
Tur-u Sina
Sinin
س ن وSNV
Sina Dağı. / Sinenin tavrı, sureti. / İnsanda, düşünce ve benlik kısımlarını da içeren sine varlığına teşbih edilir.
Aynı kökten:Sena sene Sünun Sinin Senevat seneteyn Sina Tur-u Sina Sinin
tin
ت ي نTYN
İncir.
Aynı kökten:tin
kontrol-giriş
Aynı kökten:
Diyanet Meali:
1. Tîn’e ve zeytûn’a andolsun. 2. Sinâ dağına andolsun, 3. Bu güvenli şehre (Mekke’ye) andolsun ki,
Arama Kriterleri: (Sure: ) (Ayet: ) (Aranan: )